Askerde İntihar Tazminat Davası: Ailenin Hakları ve Süreç
Askerde intihar tazminat davası, askerlik hizmetini yerine getirirken yaşamına son verdiği tespit edilen askerin yakınlarının, idarenin sorumluluğu bulunduğu iddiasıyla idare mahkemesinde açtığı tam yargı davasıdır. Ölümün intihar olarak nitelendirilmesi, tek başına devletin tazminat sorumluluğunu ortadan kaldırmaz: asker, hareket serbestisi kısıtlanmış biçimde devletin gözetimi ve denetimi altında bulunduğu için, idarenin o kişiyi kendisine yönelen riske karşı koruma yükümlülüğü devam eder.
Uygulamada iki ayrı talep sürekli birbirine karıştırılıyor. Biri, Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan istenen vazife malullüğü aylığı ve şehitlik statüsüdür; diğeri, idareye karşı açılan maddi ve manevi tazminat davasıdır. Bu iki yol farklı mevzuata, farklı mercilere ve farklı sürelere tabidir; birinden gelen ret kararı diğerini kendiliğinden sonuçsuz bırakmaz.
Ana hatlarıyla
Askerde meydana gelen intihar olaylarında ailenin önünde birbirinden bağımsız işleyen dört ayrı hukuki yol bulunur.
- Görevli mahkeme: Askerî Yüksek İdare Mahkemesi 2017’de kaldırıldı; dava artık idare mahkemesinde açılır.
- Zorunlu ön adım: Tam yargı davasından önce idareye yazılı başvuru yapılması dava şartıdır (İYUK m.13).
- Süre: Öğrenmeden itibaren 1 yıl, her hâlde eylemden itibaren 5 yıl içinde idareye başvurulmalıdır.
- Vazife malullüğü: Kanun, intihara teşebbüsten doğan malullükte vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmayacağını söyler; ayrım, ölümün doğrudan fiilden mi yoksa görevin yol açtığı ruhsal hastalıktan mı kaynaklandığındadır.
- Şüpheli ölüm: Otopsi, kriminal inceleme ve tanık ifadeleri alınmadan kapatılan soruşturma, Anayasa Mahkemesi’nce yaşam hakkı ihlali sayılabiliyor.
Askerde İntihar Tazminat Davası Nedir ve Kime Karşı Açılır?
Askerde intihar tazminat davası, idari yargıda görülen bir tam yargı davasıdır. Dayanağı Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrasıdır: idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Burada dava konusu olan şey bir idari işlem değil, idari bir eylem ya da eylemsizliktir; yani askerin korunması için alınması gereken tedbirin hiç alınmamış, geç alınmış veya yetersiz alınmış olmasıdır.
Davanın muhatabı olan idare, ölen kişinin bağlı bulunduğu kuvvet komutanlığına göre değişir. Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri ile bağlı birliklerde meydana gelen olaylarda husumet Millî Savunma Bakanlığı’na; Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı bünyesindeki olaylarda ise İçişleri Bakanlığı’na yöneltilir. Yanlış idareye yöneltilen dava, mahkemece husumet yönünden reddedilmez; İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca doğru idareye tebligat yapılarak sürdürülür, ancak bu durum davayı uzatır.
Davacı sıfatı yalnızca mirasçılara ait değildir. Anne, baba, eş, çocuk ve kardeşler, ölüm nedeniyle kendi malvarlıklarında ve manevi dünyalarında doğan zararı talep ederler. Bu, miras yoluyla intikal eden bir alacak değil, her yakının kendi şahsında doğan bağımsız bir taleptir; bu nedenle aile üyeleri tek dilekçeyle birlikte dava açabileceği gibi ayrı ayrı da dava açabilir.
Askerde İntihar Davası Hangi Mahkemede Açılır? AYİM Kaldırıldı
Bu davaların görüleceği yer idare mahkemesidir. İnternetteki içeriklerin önemli bir bölümü hâlâ Askerî Yüksek İdare Mahkemesi’ni (AYİM) adres göstermeye devam ediyor; oysa bu mahkeme kaldırılalı yıllar oldu. 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle Anayasa’nın 156. maddesi (Askerî Yargıtay) ve 157. maddesi (Askerî Yüksek İdare Mahkemesi) yürürlükten kaldırılmış; aynı Kanun’la Anayasa’ya eklenen geçici 21. maddenin (E) bendinde “Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve askerî mahkemeler kaldırılmıştır” hükmüne yer verilmiştir.
Bunun pratik sonucu şudur: asker kişilerin idari nitelikteki uyuşmazlıkları artık genel idari yargı düzeninde çözülür. İlk derece mahkemesi idare mahkemesi, kanun yolu ise bölge idare mahkemesi nezdinde istinaf ve parasal sınırı aşan dosyalarda Danıştay nezdinde temyizdir. Kanun yolu aşamasının işleyişini tazminat davasında istinaf süreci yazımızda ayrıntılı anlattık.
Yetkili mahkemenin belirlenmesinde ise zararı doğuran eylemin gerçekleştiği yer esas alınır; İdari Yargılama Usulü Kanunu, tam yargı davalarında zararı doğuran eylemin yapıldığı yer mahkemesini yetkili kılar. Olay doğu illerindeki bir birlikte gerçekleşmiş olsa dahi ailenin ikametgâhının bulunduğu şehirde dava açılabilmesi, ancak kanunun tanıdığı seçimlik yetki kurallarının kapsamına giriyorsa mümkün olur; bu nedenle dilekçe hazırlanmadan önce yetki noktası mutlaka değerlendirilmelidir.
İdare Hangi Hâllerde Sorumlu Tutulur? Hizmet Kusuru Ölçütü
İdarenin sorumluluğu, hizmetin kurulmasında veya işleyişinde bir kusur bulunduğunun ortaya konmasıyla doğar. Hizmet kusuru üç görünümde karşımıza çıkar: hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi ve kötü işlemesi. Askerlik hizmetinde bu üç görünüm de somut olarak izlenebilir; çünkü yükümlü asker, uyku düzeninden silah zimmetine, sağlık başvurusundan izin talebine kadar hemen her davranışı idarenin iznine ve denetimine bağlı biçimde yaşar.
Bu denetim ilişkisi, ispat yükünün pratikte nasıl işlediğini de değiştirir. Kişinin sağlık kayıtları, sevk evrakı, muayene talepleri, nöbet çizelgeleri, disiplin işlemleri ve birlik içi yazışmalar davacının değil idarenin elindedir. Bu nedenle mahkemeler, ölümün kendi gözetimi altında gerçekleştiği idareden, olayın nasıl meydana geldiğine ve hangi tedbirlerin alındığına ilişkin tatmin edici bir açıklama bekler; belgeler sunulmadığında bu durum idare aleyhine değerlendirilir.
Sorumluluğun sınırını nedensellik bağı çizer. Ölüm ile idarenin eylemi ya da eylemsizliği arasında bir bağ kurulamıyorsa, örneğin olay tamamen kişinin askerlik hizmetiyle ilgisi bulunmayan özel yaşamına ilişkin bir nedenden kaynaklanıyor ve idarenin bu riski bilmesi beklenemiyorsa, dava reddedilebilir. İdarenin kusursuz sorumluluğunun genel çerçevesini ve risk ilkesinin nasıl uygulandığını görevi başında ölen kamu görevlisinin ailesinin hakları yazımızda ayrıca ele aldık.
Psikolojik Rahatsızlığı Bilinen Askere Nöbet ve Silah Verilmesi
Bu davaların kaderini belirleyen soru şudur: idare, o askere yönelik gerçek ve yakın bir riskin varlığını biliyor muydu ya da bilmesi gerekiyor muydu? Kişinin kendi eylemine karşı korunması yükümlülüğü sınırsız değildir; insan davranışının öngörülemezliği nedeniyle idareye taşıyamayacağı bir yük yüklenemez. Ancak riskin idarenin bilgisine ulaştığı andan itibaren, alınması gereken tedbir de somutlaşır.
Riskin idare tarafından bilinebilir hâle geldiğini gösteren tipik veriler şunlardır:
- Askere alma öncesi veya sonrasında alınmış psikiyatrik tanı, rapor ya da ilaç kullanımı kaydı
- Birlikte revire veya hastaneye yapılmış başvurular, sevk talepleri ve bu taleplerin akıbeti
- Daha önce gerçekleşmiş bir teşebbüs, kendine zarar verme davranışı veya bunu bildiren tanık beyanları
- Askerin ailesinin komutanlığa yaptığı sözlü veya yazılı uyarılar
- Uyum sorunu, disiplin cezaları, akran zorbalığı veya kötü muamele iddialarına ilişkin kayıtlar
- Bu bilgilere rağmen kişiye zimmetli silahla tek başına nöbet görevi verilmesi
Askerliğe elverişlilik değerlendirmesinin hangi usulle yapılacağı 25/6/2019 tarihli ve 7179 sayılı Askeralma Kanunu ile Türk Silahlı Kuvvetleri sağlık yeteneği mevzuatında düzenlenir. Bu noktada sık rastlanan bir hata, konuyu hâlâ 1111 sayılı Askerlik Kanunu üzerinden anlatan içeriklerdir; oysa 1111 sayılı Kanun, 7179 sayılı Kanun’un 63. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır ve mevzuatta 1111’e yapılan atıflar 7179 sayılı Kanun’a yapılmış sayılır. Ruhsal rahatsızlıkların maluliyet değerlendirmesindeki yerine ilişkin ayrıntılar için ruhsal ve davranışsal bozukluklarda maluliyet oranı yazımıza bakılabilir.
Askerde İntihar Eden Asker Şehit Sayılır mı?
Şehitlik statüsü, her asker ölümünde kendiliğinden doğan bir sonuç değildir. Mevzuatımızda şehitlik, esas olarak 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki terör eylemleri ile kanunlarda tek tek sayılan görev hâllerinde hayatını kaybedenler bakımından tanınır. İntihar olayları kural olarak bu tanımın dışında kalır; bu nedenle “askerde ölen herkes şehit sayılır” biçimindeki genelleme hukuken doğru değildir.
Aile açısından kritik olan nokta, şehitlik statüsünün başka haklardan bağımsız değerlendirilmesi gerektiğidir. Şehitlik statüsü ayrı, vazife malullüğü aylığı ayrı, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamındaki nakdi tazminat ayrı, idareye karşı açılan tazminat davası ise bambaşka bir yoldur. Bunlardan birine “hayır” cevabı verilmiş olması, diğerlerinin de reddedileceği anlamına gelmez.
Nakdi tazminat bakımından da yaygın bir yanılgı vardır. 2330 sayılı Kanun’un 2. maddesi, kapsamı iç güvenlik ve asayişin korunması, kaçakçılığın men ve takibi, trafik ve yol güvenliğinin sağlanması gibi belirli görevlerle sınırlandırmıştır. Bu görevlendirmelerle ilgisi bulunmayan bir olayda, yalnızca “asker olmak” nakdi tazminata hak kazandırmaz. Aynı Kanun’un 3. maddesi ölüm hâlinde ödenecek tutarı, en yüksek Devlet memuru brüt aylığının (ek gösterge dâhil) yüz katı olarak belirler; yani tutar sabit bir rakam değil, karar tarihindeki katsayılara bağlı bir hesaptır.
İntihar Eden Asker Vazife Malulü Sayılır mı?
Kanun bu soruya doğrudan cevap verir ve cevabı kural olarak olumsuzdur. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 47. maddesi, vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmayacağı hâlleri sayarken (d) bendinde “İntihara teşebbüsten” doğan malullüğü açıkça bu listeye koymuştur. Aynı listede keyif verici madde kullanımı, mevzuat ve emir dışında hareket, yasak fiiller ve kendisine veya başkasına menfaat sağlama ya da zarar verme amacı da yer alır.
Ancak bu hükmü “her intihar olayında SGK kapısı kapalıdır” biçiminde okumak eksik olur. Değerlendirmede belirleyici olan, ölümün hukuki sebebinin nasıl kurulduğudur. Ölüm doğrudan fiilin kendisine bağlanıyorsa yukarıdaki istisna devreye girer; buna karşılık ölümün, askerlik görevinin sebep ve etkisiyle ortaya çıkan ya da ağırlaşan bir ruhsal hastalığın sonucu olduğu ortaya konabiliyorsa, olay “görev nedeniyle maruz kalınan hastalık sonucu ölüm” başlığı altında değerlendirilebilir. Yargı kararlarında ailelerin lehine sonuç doğuran dosyalar, hemen istisnasız bu ikinci kurgunun kanıtlandığı dosyalardır.
Yükümlü askerler bakımından mevzuatın işleyişi ayrıca özellik taşır. 5510 sayılı Kanun’un 6. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine göre askerlik hizmetini er ve erbaş olarak yapmakta olanlar ile yedek subay ve yedek astsubay okulu öğrencileri sigortalı sayılmaz. Erlerin vazife malullüğü aylığı, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun hâlen yürürlükte olan 56. maddesine dayanır; bu madde muvazzaf, yedek ve gönüllü erlerin silah altında bulundukları sırada vazife malulü olmaları hâlini düzenler. Sözleşmeli erbaş ve erler ile uzman erbaşların hukuki konumu bundan farklıdır ve dosyanın kurgusu buna göre değişir. Olayın ölümle değil yaralanma veya kalıcı engellilikle sonuçlandığı hâllerde ise askerin kendi adına talep edebileceği kalemler devreye girer; nakdi tazminat oranları, vazife malullüğü aylığının hesabı ve gazilik statüsünün şartları için askerde yaralanan askerin hakları yazımıza bakılabilir.
Kanun metinleri için resmî kaynak: 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu
Ailenin Önündeki Dört Ayrı Yol ve Farkları
Askerde intihar olaylarında aileler çoğu zaman tek bir “dava” olduğunu düşünerek hareket ediyor ve birbirinden bağımsız işleyen yolları kaçırıyor. Oysa dört ayrı süreç söz konusudur ve bunların üçü aynı anda yürütülebilir. Süreçlerin birbirinden farkı, dayandıkları mevzuatta değil, sonuçta elde edilen şeyde ortaya çıkar: biri para, biri statü, biri aylık, biri ise ölümün nasıl gerçekleştiğinin resmen aydınlatılmasıdır.
| Yol | Başvuru mercii | Ne sağlar |
|---|---|---|
| Tam yargı davası | İlgili bakanlığa başvuru → idare mahkemesi | Maddi ve manevi tazminat |
| Vazife malullüğü / şehitlik | SGK ve ilgili bakanlık → idare mahkemesi | Aylık bağlanması ve statü |
| Nakdi tazminat (2330 s. K.) | İlgili komutanlık ve bakanlık | Kanunda öngörülen tek seferlik ödeme |
| Ceza soruşturması | Cumhuriyet başsavcılığı | Ölümün aydınlatılması, sorumluların tespiti |
Bu yolların birlikte yürütülmesinin pratik bir faydası daha vardır. Ceza soruşturması dosyasında toplanan otopsi raporu, olay yeri inceleme tutanağı, kriminal inceleme sonuçları ve tanık ifadeleri, tazminat davasında delil olarak kullanılır. Bu nedenle soruşturma aşamasında pasif kalıp yalnızca sonucunu beklemek, tazminat davasının delil temelini de zayıflatır.
Tazminat Davasından Önce İdareye Başvurmak Zorunlu mu?
Evet, zorunludur ve bu adım atlanırsa dava esasa girilmeden reddedilir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesi, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemelerini şart koşar. Bu, davanın esasına girilmeden önce aranan bir usul şartıdır; uygulamada “ön karar alma” ya da “idari merci tecavüzü” başlığıyla karşılaşılır.
Başvurudan sonraki takvim de aynı maddede kurulmuştur. İdare talebi kısmen veya tamamen reddederse, ret işleminin tebliğini izleyen günden itibaren dava süresi işlemeye başlar. İdare hiç cevap vermezse, otuz günün dolmasıyla istek reddedilmiş sayılır ve dava süresi bu tarihten itibaren hesaplanır. Dava dilekçesine, idareye yapılan başvurunun ve varsa ret cevabının eklenmesi gerekir.
Aynı maddenin ikinci fıkrasında, bilinmediği için sık sık hak kaybına yol açan bir istisna vardır: görevli olmayan adli yargı mercilerinde açılan tam yargı davasının görev yönünden reddedilmesi hâlinde, sonradan idari yargıda açılacak davada idareye başvurma şartı aranmaz. Yani dosya yanlışlıkla asliye hukuk mahkemesinde açılmış ve görevsizlik kararıyla dönmüşse, ön başvuru aşaması yeniden işletilmek zorunda değildir. İdari başvuru ve dava dilekçelerinin nasıl kurgulanacağına ilişkin genel çerçeveyi idari işlemin iptali davası yazımızda anlattık.
Askerde İntihar Tazminat Davası Açma Süresi Ne Kadar?
Süre iki katmanlıdır ve ikisi birlikte işler. İlgili kişiler, eylemi yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurmak zorundadır. Buradaki “öğrenme” ölüm haberinin alınmasıyla sınırlı bir kavram değildir; zararın ve idarenin sorumluluğunun ortaya çıktığı an, örneğin bir bilirkişi raporunun veya soruşturma belgesinin tebliği de öğrenme anı olarak değerlendirilebilir.
| Aşama | Süre | Başlangıç anı |
|---|---|---|
| İdareye başvuru | 1 yıl | Eylemin öğrenildiği tarih |
| İdareye başvuru (üst sınır) | 5 yıl | Eylem tarihi |
| İdarenin cevap süresi | 30 gün | Başvurunun idareye ulaşması |
| Dava açma | 60 gün | Ret tebliği veya 30 günün dolması |
En sık yapılan hata, ceza soruşturmasının sonucunu beklemektir. Savcılığın kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı ya da açılan davanın sonuçlanması, idari yargıdaki süreleri kendiliğinden durdurmaz. Bu nedenle ceza dosyası devam ederken idareye başvurunun yapılması ve gerekiyorsa tam yargı davasının açılıp ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasının talep edilmesi çok daha güvenli bir yoldur.
Sürelerin kaçırılması hâlinde geriye kalan tek ihtimal, zamanaşımının işlemeye başladığı anın farklı belirlenmesini gerektiren somut bir delil bulunmasıdır. Bunun dışında süre aşımı, mahkemenin re’sen dikkate aldığı ve esasa hiç girilmeden davayı bitiren bir sebeptir.
Ölümün İntihar Olduğu Şüpheliyse Aile Ne Yapmalı?
Ailelerin en çok dile getirdiği itiraz, olayın gerçekten intihar olup olmadığının yeterince araştırılmamasıdır. Bu itiraz hukuken karşılıksız değildir: yaşam hakkı, devlete yalnızca yaşamı koruma değil, şüpheli her ölümde etkili bir soruşturma yürütme yükümlülüğü de yükler. Soruşturmanın bağımsız yürütülmemesi veya temel delillerin toplanmaması, tek başına bir ihlal sebebidir.
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, Mehmet Köktaş başvurusunda (B. No: 2018/35775, karar tarihi 10/3/2021) askerlik görevi sırasında meydana gelen bir ölüm olayında yaşam hakkının usul yönünün ihlal edildiğine karar verdi. Mahkeme, soruşturma kapsamında hiçbir tanık beyanının alınmamış olmasını ve birliğin kendi idari tahkikatındaki tutanaklarla yetinilmesini bağımsızlık bakımından önemli bir eksiklik saydı; otopsi yapılmamasını, ölüm nedeninin silahla ilgili teknik uyumunun araştırılmamasını, kriminal inceleme ve canlandırma raporu temin edilmemesini ise delillerin toplanması yükümlülüğünün ihlali olarak değerlendirdi.
Bu karar, ailelerin soruşturma aşamasında hangi taleplerde bulunması gerektiğini de göstermektedir. Savcılıktan otopsi yapılması, olay yerinin bağımsız uzmanlarca incelenmesi, silah ve kıyafetler üzerinde kriminal inceleme yapılması, birlikteki askerlerin tanık sıfatıyla ayrı ayrı dinlenmesi, nöbet çizelgesi ile kamera kayıtlarının dosyaya alınması yazılı olarak istenmelidir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilirse, karara sulh ceza hâkimliği nezdinde itiraz edilmesi ve gerektiğinde iç hukuk yolları tükendikten sonra Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yoluna gidilmesi mümkündür.
Ailenin Talep Edebileceği Tazminat Kalemleri Nelerdir?
Tam yargı davasında talep edilecek zarar, maddi ve manevi olmak üzere iki başlıkta toplanır. Maddi zararın başlıca kalemi destekten yoksun kalma tazminatıdır; ölen kişinin sağ kalsaydı yakınlarına sağlayacağı düzenli desteğin parasal karşılığını ifade eder. Yükümlü askerlik döneminde henüz çalışma hayatına başlamamış bir gencin ailesine destek sağlayacağı kabul edilir ve hesaplama, ölüm tarihindeki asgari ücret ile yaşam tablosu verileri esas alınarak yapılır.
Manevi tazminatta ise ölçü, yakınlık derecesi ile duyulan elem ve üzüntünün ağırlığıdır. Anne, baba, eş ve çocuklar bakımından talep tereddütsüz kabul edilirken kardeşler bakımından somut ilişkinin ortaya konması beklenir. Manevi tazminatın zenginleşme aracı olmaması ilkesi gereği miktar mahkemece takdir edilir; talep edilen rakamın tamamının hüküm altına alınmaması olağandır. Destekten yoksun kalma tazminatının kimlere ve hangi ölçüde ödendiğini destekten yoksun kalma tazminatı yazımızda ayrıntılı işledik.
Bunların yanına cenaze ve defin giderleri ile varsa tedavi masrafları eklenir. Faiz başlangıcı bakımından da dikkatli olunmalıdır: idari yargıda faiz, kural olarak idareye başvuru tarihinden itibaren istenir ve dilekçede açıkça talep edilmemişse hükmedilmez. Dava dilekçesinde belirtilen miktarın sonradan artırılması ise idari yargıda özel kurallara tabidir; bu nedenle bilirkişi incelemesi öncesinde miktarın gerçekçi biçimde belirlenmesi önem taşır.
Dava Reddedilirse Aile Ne Ödemek Zorunda Kalır?
Bu başlık, konuyu anlatan içeriklerin neredeyse tamamında atlanıyor; oysa aileler açısından en somut risk burada. İdari yargıda da yargılama giderleri ve vekâlet ücreti haksız çıkan tarafa yüklenir. Dava tamamen reddedilirse davacı aile, kendi ödediği harç ve gider dışında, idare lehine hükmedilecek vekâlet ücretinden de sorumlu olur. Kısmen kabul hâlinde bu yük, kabul ve ret oranına göre paylaştırılır.
Karşı vekâlet ücreti, reddedilen tazminat miktarı üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre hesaplanır. Bunun pratik sonucu şudur: gerçekçi olmayan yüksek bir miktarla açılan dava, reddedildiğinde ailenin borcunu da büyütür. Yürürlükteki tarife üzerinden ücretlerin nasıl hesaplandığını avukatlık vekâlet ücreti rehberimizde görebilirsiniz.
Ödeme gücü bulunmayan aileler için adli yardım kurumu vardır. Dava harç ve giderlerinden geçici muafiyet sağlayan bu talep, dava dilekçesiyle birlikte mahkemeye sunulur ve maddi durumu gösteren belgelerle desteklenir. Adli yardım talebinin kabulü, davanın kaybedilmesi hâlinde karşı taraf vekâlet ücretinden sorumluluğu tümüyle ortadan kaldırmaz; bu ayrım baştan bilinerek karar verilmelidir.
İç Hukuk Tükendiğinde Bireysel Başvuru Yolu
İdare mahkemesi kararı istinaf ve temyiz aşamalarından geçerek kesinleştiğinde süreç zorunlu olarak bitmez. Yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapılabilir. Başvuru süresi, nihai kararın tebliğinden itibaren otuz gündür ve bu süre hak düşürücüdür; kesinleşmiş kararın tebliğ tarihi bu nedenle mutlaka kayıt altına alınmalıdır.
Bireysel başvuruda iki ayrı ihlal iddiası birlikte ileri sürülebilir. Birincisi maddi boyuttur: idarenin, bilinen bir riske karşı koruma yükümlülüğünü yerine getirmemesi. İkincisi usul boyutudur: ölümün etkili biçimde soruşturulmaması. Yukarıda değinilen kararda olduğu gibi, maddi boyuttan ihlal bulunmasa dahi usul boyutundan ihlal kararı verilmesi mümkündür ve bu karar, yeniden soruşturma yapılmasının önünü açar.
Anayasa Mahkemesi’nden de sonuç alınamaması hâlinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru gündeme gelir. Bu aşamada da başvuru süresi ve iç hukuk yollarının usulüne uygun tüketilmiş olması kritik önemdedir; iç hukukta yapılan usul hataları, uluslararası başvuruyu kabul edilemez hâle getirebilir.
Dosyayı Doğru Kurmak Neden Baştan Belirleyici?
Askerde intihar tazminat davası, delillerin tamamına yakınının karşı tarafın elinde bulunduğu bir dava türüdür. Ailenin elindeki tek gerçek avantaj zamandır: soruşturma sıcakken talep edilen otopsi, kriminal inceleme ve tanık beyanları sonradan telafi edilemiyor. Bu nedenle sürecin ilk günlerinde atılan adımlar, yıllar sonra verilecek kararın içeriğini fiilen belirliyor.
Dosyanın kurgusu da tek yönlü olmamalıdır. İdareye yapılacak başvuruda tazminat talebi ile vazife malullüğü talebinin birlikte ve doğru mercilere yöneltilmesi, ceza soruşturmasındaki taleplerin yazılı olarak dosyaya girmesi, sürelerin ayrı ayrı takip edilmesi gerekir. Bu üç hattın herhangi birinde yapılan gecikme, diğerlerini de zayıflatır.
Ankara’da yürütülen idari tazminat dosyalarında sürecin baştan kurulması konusunda destek almak isterseniz tazminat hukuku çalışma alanımız üzerinden bize ulaşabilir, olayın belgelerini birlikte değerlendirebiliriz.
Kayıp yaşayan yakınlar için: ruhsal destek ihtiyacında 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ulaşabilir, Sağlık Bakanlığı’na bağlı toplum ruh sağlığı merkezlerinden ücretsiz psikososyal destek alabilirsiniz.
Olayın ölümle sonuçlandığı hâllerde hak sahiplerine yapılan ödemelerin tamamı ve paylaşım oranları askerde ölen askerin ailesinin hakları yazısında ele alındı.
Sıkça Sorulan Sorular
Askerde intihar eden askerin ailesi tazminat alabilir mi?
Alabilir. Belirleyici olan, ölümün intihar olarak nitelendirilmesi değil, idarenin askerin korunması için gereken tedbirleri alıp almadığıdır. Riskin idare tarafından bilinebilir olduğu ve buna rağmen gerekli tedbirin alınmadığı ortaya konabiliyorsa maddi ve manevi tazminata hükmedilebilir.
Askerde intihar eden asker şehit sayılır mı?
Kural olarak sayılmaz. Şehitlik statüsü esas olarak 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki eylemler ile kanunlarda sayılan görev hâlleriyle sınırlıdır. Statü talebinin reddi hâlinde bu işleme karşı idare mahkemesinde dava açılabilir; ayrıca şehitlik talebinin reddi, tazminat davasının da reddedileceği anlamına gelmez.
İntihar eden asker vazife malulü sayılır mı?
5510 sayılı Kanun’un 47. maddesi, intihara teşebbüsten doğan malullükte vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmayacağını düzenler. Buna karşılık ölümün, görevin sebep ve etkisiyle ortaya çıkan bir ruhsal hastalıktan kaynaklandığı ortaya konabiliyorsa değerlendirme değişebilir; bu ayrım sağlık kayıtları ve birlik içi belgelerle kurulur.
Askerde intihar tazminat davası hangi mahkemede açılır?
İdare mahkemesinde açılır. Askerî Yüksek İdare Mahkemesi, 6771 sayılı Kanun’la yapılan Anayasa değişikliği sonucunda 2017’de kaldırılmıştır. Karara karşı bölge idare mahkemesinde istinaf, parasal sınırı aşan dosyalarda Danıştay’da temyiz yoluna gidilir.
Dava açmadan önce Millî Savunma Bakanlığı’na başvurmak şart mı?
Şarttır. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesi uyarınca idari eylemden doğan zarar için önce ilgili idareye yazılı başvuru yapılması gerekir. Bu adım atlanarak açılan dava, idari merci tecavüzü nedeniyle esasa girilmeden reddedilir ve dosya idareye gönderilir.
Askerde intihar tazminat davası açma süresi ne kadar?
Eylemin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl, her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurulmalıdır. İdare otuz gün içinde cevap vermezse istek reddedilmiş sayılır ve bu tarihten itibaren altmış gün içinde dava açılır.
Askerde intihar eden askerin ailesine maaş bağlanır mı?
Aylık bağlanması, olayın vazife malullüğü kapsamında değerlendirilmesine bağlıdır. Yükümlü erler bakımından dayanak, 5434 sayılı Kanun’un yürürlükteki 56. maddesidir. Kurum talebi reddederse ret işlemine karşı idare mahkemesinde dava açılabilir; tazminat davası ile bu sürecin sonucu birbirine bağlı değildir.
Askerde ölen askerin ailesine ne kadar tazminat ödenir?
Sabit bir tutar yoktur. Maddi tazminat, ölüm tarihindeki gelir verileri ve yaşam tablosu esas alınarak bilirkişi hesabıyla belirlenir; manevi tazminat mahkemenin takdirindedir. 2330 sayılı Kanun kapsamına giren hâllerde ödenecek nakdi tazminat ise en yüksek Devlet memuru brüt aylığının yüz katı olarak hesaplanır.
Ceza soruşturması takipsizlikle biterse tazminat davası açılabilir mi?
Açılabilir. Ceza sorumluluğu ile idarenin tazminat sorumluluğu farklı ölçütlere tabidir; kimse hakkında suç isnadı bulunmaması, hizmet kusurunun yokluğu anlamına gelmez. Takipsizlik kararına karşı sulh ceza hâkimliğine itiraz edilmesi ayrıca mümkündür.
Otopsi yapılmadıysa aile ne yapabilir?
Soruşturma devam ederken savcılıktan otopsi yapılması yazılı olarak talep edilebilir; defin gerçekleşmişse mezar açılarak otopsi istenebilir. Anayasa Mahkemesi, otopsi yapılmamasını ve kriminal inceleme eksikliğini delillerin toplanması yükümlülüğünün ihlali saymıştır.
Sözleşmeli erbaş ve erler için durum farklı mı?
Farklıdır. Yükümlü erler sigortalı sayılmazken sözleşmeli erbaş ve erler ile uzman erbaşlar sosyal güvenlik mevzuatı bakımından farklı bir statüdedir. İdarenin tazminat sorumluluğu bakımından ölçü aynı olsa da aylık ve statü talepleri farklı hükümlere göre değerlendirilir.
Anne, baba ve kardeşler ayrı ayrı dava açabilir mi?
Açabilir. Her yakın, kendi şahsında doğan maddi ve manevi zararı talep eder. Aynı dilekçeyle birlikte dava açmak usul ekonomisi bakımından tercih edilse de, kardeşlerin manevi tazminat talebinde ölen kişiyle olan ilişkinin somut biçimde ortaya konması beklenir.
Askerde intihar davası reddedilirse aile ne öder?
Ret hâlinde yargılama giderleri davacıda kalır ve reddedilen miktar üzerinden idare lehine vekâlet ücretine hükmedilir. Bu nedenle talep edilen miktarın gerçekçi belirlenmesi önemlidir. Ödeme gücü bulunmayanlar dava dilekçesiyle birlikte adli yardım talebinde bulunabilir.
Terhis olduktan sonra intihar eden askerin ailesi dava açabilir mi?
Açabilir, ancak ispat yükü ağırlaşır. Bu dosyalarda ölümle askerlik hizmeti arasındaki nedensellik bağının, hizmet sırasında başlayan ya da ağırlaşan bir ruhsal rahatsızlık üzerinden kurulması gerekir. Askerlik dönemine ait sağlık kayıtları ve birlik belgeleri bu nedenle dosyanın merkezindedir.
Askerde intihar tazminat davası ne kadar sürer?
Süre dosyanın içeriğine göre değişir; bilirkişi incelemesi, ceza dosyasının bekletici mesele yapılması ve istinaf aşaması toplam süreyi belirleyen başlıca unsurlardır. Kesin bir süre vermek mümkün değildir, ancak idareye başvurunun geciktirilmemesi toplam süreyi doğrudan kısaltır.
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; her dosyanın koşulları farklı olduğundan hukuki tavsiye yerine geçmez. Mevzuat ve yargı kararları değişebilir, işlem yapmadan önce bir avukata danışmanız yerinde olur. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.