Yargıtay’da Bekleyen Dosya Zaman Aşımı Kaç Yıldır?
Yargıtay’da bekleyen dosya zaman aşımı kaç yıldır konusunda tek bir sayı vermek mümkün değildir: süre, yargılanan suçun kanundaki cezasının üst sınırına göre sekiz yıldan otuz yıla kadar değişir ve kesilme hâlinde bu sürenin yarısı kadar uzar. Kanun yolu aşamasında işleyen zamanaşımı türü de ayrıca önem taşır; burada işleyen dava zamanaşımıdır, ceza zamanaşımı değil.
Bu ayrım göründüğünden daha belirleyicidir. Dava zamanaşımı, hüküm kesinleşene kadar işlemeye devam eder; dolayısıyla dosya istinafta veya Yargıtay’da beklerken de süre akmaktadır. Süre dolduğunda kamu davası düşer ve bu sonuç, tarafların talebi olmasa bile mahkemece kendiliğinden gözetilir.
Özetle
Kanun yolu aşamasında işleyen süre dava zamanaşımıdır ve suçun cezasına göre değişir.
- Olağan süreler: Beş yıla kadar cezayı gerektiren suçlarda 8 yıl, 5-20 yıl arasında 15 yıl, 20 yıldan fazla cezalarda 20 yıl (TCK m.66).
- Uzamış süre: Kesilme hâlinde süre en fazla yarısı kadar uzar (TCK m.67/4).
- Ceza zamanaşımı ayrıdır: Hükmün kesinleştiği günden itibaren işler (TCK m.68/5).
- Re’sen uygulanır: Şüpheli, sanık ve hükümlü zamanaşımından vazgeçemez (TCK m.72/2).
- Hukuk davasında durum farklı: Her usul işlemi zamanaşımını yeniden başlatır (TBK m.157).
Yargıtay’da Bekleyen Dosya Zaman Aşımı Kaç Yıldır?
Süre, dosyanın Yargıtay’da bekliyor olmasına göre değil, yargılanan suça göre belirlenir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 66. maddesi kamu davasının düşmesine yol açan süreleri sayar. Ağırlaştırılmış müebbet hapsi gerektiren suçlarda otuz yıl, müebbet hapiste yirmi beş yıl, yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl, beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda on beş yıl, beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda ise sekiz yıl geçmesiyle kamu davası düşer.
Bu süreler suçun işlendiği günden itibaren işlemeye başlar. Teşebbüs hâlinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı gün, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği gün, zincirleme suçlarda son suçun işlendiği gün esas alınır. Çocuklara karşı üstsoy tarafından veya çocuk üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda süre, çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden itibaren başlar.
Dosyanın hangi aşamada bulunduğu süreyi durdurmaz. Soruşturma, kovuşturma, istinaf veya temyiz aşamasında olmasının zamanaşımının işleyişine etkisi yoktur. Belirleyici olan tek şey, hükmün kesinleşip kesinleşmediğidir.
Kanun Yolunda İşleyen Zamanaşımı Hangisidir?
Bu başlıkta yaygın bir kavram karışıklığı vardır. Türk Ceza Kanunu iki ayrı zamanaşımı düzenler: dava zamanaşımı (m.66) ve ceza zamanaşımı (m.68). Bunlar birbirinin yerine kullanılabilecek terimler değildir; süreleri de farklıdır, başlangıç anları da.
Dava zamanaşımı, kamu davasının açılabilmesi ve yürütülebilmesiyle ilgilidir; suçun işlendiği günden başlar ve hüküm kesinleşinceye kadar işler. Ceza zamanaşımı ise TCK m.68/5’in açık ifadesiyle hükmün kesinleştiği veya infazın herhangi bir suretle kesintiye uğradığı günden itibaren işlemeye başlar ve kalan ceza miktarı esas alınarak hesaplanır.
Buradan çıkan sonuç nettir: dosya istinafta veya Yargıtay’da bekliyorsa hüküm henüz kesinleşmemiştir, dolayısıyla işleyen süre dava zamanaşımıdır. Ceza zamanaşımı bu aşamada henüz başlamamıştır. “İstinafta ceza zamanaşımı işliyor” biçimindeki anlatımlar bu iki kavramın karıştırılmasından doğar.
Dava Zamanaşımı Süreleri Tablosu
Aşağıdaki tablo, olağan ve uzamış dava zamanaşımı sürelerini bir arada gösterir. Uzamış süre, kesilme hâlinde uygulanan üst sınırdır ve olağan sürenin yarısının eklenmesiyle bulunur.
| Suçun gerektirdiği ceza | Olağan süre | Uzamış süre (üst sınır) |
|---|---|---|
| Ağırlaştırılmış müebbet hapis | 30 yıl | 45 yıl |
| Müebbet hapis | 25 yıl | 37 yıl 6 ay |
| 20 yıldan aşağı olmamak üzere hapis | 20 yıl | 30 yıl |
| 5 yıldan fazla, 20 yıldan az hapis | 15 yıl | 22 yıl 6 ay |
| 5 yıldan fazla olmayan hapis veya adli para cezası | 8 yıl | 12 yıl |
Tablodaki kategoriler cezanın türüne göre değil, kanunda o suç için öngörülen cezanın ağırlığına göre belirlenir. Yani sanığa hükmedilen ceza değil, suçun kanuni cezası esas alınır. Bu ayrım, uygulamada en sık yapılan hesap hatasının kaynağıdır.
Süre Hangi Cezaya Göre Hesaplanır?
TCK m.66/4 uyarınca sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur. Seçimlik cezaları gerektiren suçlarda ise zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır. Bu nedenle mahkemenin verdiği cezanın miktarı zamanaşımı hesabını değiştirmez.
Nitelikli hâller de hesaba katılır. TCK m.66/3, dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâllerinin de göz önünde bulundurulacağını düzenler. Yani iddianamedeki niteleme değil, dosyadaki delillerin işaret ettiği ihtimal esas alınır.
Çocuklar bakımından süreler indirilir. Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmuş olup on beş yaşını doldurmamış olanlar hakkında bu sürelerin yarısının, on beş yaşını doldurmuş olup on sekiz yaşını doldurmamış olanlar hakkında ise üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer.
Zamanaşımını Kesen Sebepler Nelerdir?
TCK m.67/2 dört kesme sebebi sayar: şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması ya da sorguya çekilmesi, şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararı verilmesi, suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi ve sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa mahkûmiyet kararı verilmesi.
Kesilme gerçekleştiğinde zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Birden fazla kesme sebebi varsa süre, son kesme sebebinin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden işler. Bu, sürenin baştan alınması anlamına gelir; geçen süre silinir.
Ancak kesilmenin bir üst sınırı vardır. TCK m.67/4 uyarınca kesilme hâlinde zamanaşımı süresi, ilgili suça ilişkin olarak kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar. Uygulamada “olağanüstü zamanaşımı” veya “uzamış zamanaşımı” denilen süre budur ve aşılması mümkün olmayan mutlak sınırdır.
Kanun Yolundaki Dosyada Son Kesme Hangisidir?
Dosyası istinafta veya Yargıtay’da bulunan bir sanık bakımından hesap genellikle şu noktadan yapılır: ilk derece mahkemesinin verdiği mahkûmiyet kararı, m.67/2-d uyarınca zamanaşımını kesen son işlemdir. Bu tarihten itibaren süre yeniden işlemeye başlar; ancak toplam süre, uzamış zamanaşımı sınırını aşamaz.
Kanun yolu aşamasındaki işlemler kesme sebebi değildir. İstinaf dilekçesinin verilmesi, dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilmesi, tebligatlar veya duruşma günü verilmesi zamanaşımını kesmez. Kesme sebepleri m.67/2’de sayılanlarla sınırlıdır ve bu liste genişletilemez.
Bu nedenle uzamış zamanaşımı süresinin dolmasına yaklaşan bir dosyada, kanun yolu aşamasında geçen zaman doğrudan sonuca etki eder. Dosyanın istinafta ne kadar bekleyeceğine dair genel tabloyu istinaf dosya durumu açık ne kadar sürer yazımızda ele aldık.
Zamanaşımını Durduran Sebepler
Durma, kesilmeden farklıdır: durma hâlinde süre silinmez, yalnızca işlemez ve engel ortadan kalkınca kaldığı yerden devam eder. TCK m.67/1 uyarınca soruşturma ve kovuşturma yapılmasının izin veya karar alınmasına yahut başka bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı bulunduğu hâllerde zamanaşımı durur.
Aynı fıkra, hakkında kaçak olduğuna dair karar verilmiş suç faili bakımından da durma öngörür; bu karar kaldırılıncaya kadar zamanaşımı işlemez. Bekletici mesele yapılan bir başka dava veya yargılama izni beklenen dosyalar da bu kapsamdadır.
Bir başka özel hüküm m.66/5’tedir: aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hâllerde, mahkemece bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı süresi yeni baştan işlemeye başlar. Yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulü bu sonucu doğurur.
Zamanaşımı Dolarsa Ne Olur, Kim Karar Verir?
Dava zamanaşımının dolması, kamu davasının düşmesi sonucunu doğurur. Bu bir beraat kararı değildir; suçun işlenip işlenmediği hakkında bir tespit içermez. Dosya hangi aşamadaysa, düşme kararını o aşamadaki mercii verir. Dosya istinaftaysa bölge adliye mahkemesi ceza dairesi, temyizdeyse Yargıtay ilgili ceza dairesi bu sonucu gözetir.
Zamanaşımının uygulanması için taraflardan birinin talepte bulunması gerekmez. TCK m.72/2 açıktır: dava ve ceza zamanaşımı re’sen uygulanır ve bundan şüpheli, sanık ve hükümlü vazgeçemezler. Yani sanık “yargılansın, beraat etmek istiyorum” dese bile zamanaşımı dolduğunda düşme kararı verilir.
Sürelerin hesabında TCK m.72/1 uygulanır: dava ve ceza zamanaşımı süreleri gün, ay ve yıl hesabıyla belirlenir; bir gün yirmi dört saat, bir ay otuz gündür, yıl ise resmî takvime göre hesap edilir. Bu hesap yöntemi, gün farkıyla sonuç değişen dosyalarda belirleyici olabilir.
Zamanaşımı Kanun Yolu Dilekçesinde İleri Sürülmeli mi?
Hukuken zorunlu değildir, çünkü zamanaşımı re’sen gözetilir. Buna karşılık uygulamada dilekçede açıkça ileri sürülmesi yararlıdır: hesabın hangi tarihten başlatıldığı, hangi işlemin son kesme sayıldığı ve uzamış sürenin ne zaman dolacağı gösterildiğinde inceleme bu yönde yoğunlaşır.
Dilekçede suçun nitelendirilmesine de değinmek gerekir. Zamanaşımı süresi kanuni cezanın üst sınırına bağlı olduğundan, suç vasfının değişmesi süreyi de değiştirir. Nitelikli hâlin uygulanmaması gerektiği yönündeki bir itiraz, aynı zamanda daha kısa bir zamanaşımı süresi anlamına gelebilir.
Kanun yolu başvurusunda hangi sebeplerin nasıl gösterileceği ve merciin hangi kararları verebileceği ayrı bir konudur; bunu istinaf mahkemesinin verebileceği kararlar yazımızda ayrıntılı biçimde inceledik. İdari uyuşmazlıklarda dava sürerken işlemin durdurulup durdurulmayacağı sorusu için yürütmeyi durdurma kararı kaç günde çıkar yazımıza bakabilirsiniz.
Hüküm Kesinleşince Ceza Zamanaşımı Nasıl Hesaplanır?
Kanun yolu tamamlanıp hüküm kesinleştiğinde devreye ceza zamanaşımı girer. TCK m.68/1’e göre ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarında kırk yıl, müebbet hapiste otuz yıl, yirmi yıl ve daha fazla süreli hapis cezalarında yirmi dört yıl, beş yıldan fazla hapis cezalarında yirmi yıl, beş yıla kadar hapis ve adli para cezalarında on yıl geçmekle ceza infaz edilemez.
Bu sürelerin hesabında hükmedilen ceza esas alınır; dava zamanaşımındaki gibi kanuni cezanın üst sınırına bakılmaz. Ayrıca m.68/5 uyarınca süre, hükmün kesinleştiği veya infazın herhangi bir suretle kesintiye uğradığı günden itibaren işler ve kalan ceza miktarı üzerinden hesaplanır. Türleri başka başka cezaları içeren hükümlerde ise en ağır ceza için konulan süre uygulanır.
Ceza zamanaşımının kesilme sebepleri de farklıdır. TCK m.71 uyarınca infaz için yetkili merci tarafından hükümlüye kanuna göre yapılan tebligat veya bu amaçla hükümlünün yakalanması ceza zamanaşımını keser. Ayrıca hükümlü, üst sınırı iki yıldan fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlerse ceza zamanaşımı yine kesilir.
Zamanaşımı Yaklaşan Dosyada Tutukluluk Ne Olur?
Tutukluluk ile zamanaşımı ayrı kurumlardır, ancak aynı dosyada kesişebilir. Dava zamanaşımının dolması hâlinde kamu davası düşeceğinden, tutukluluğun devamı için hukuki dayanak kalmaz. Bu nedenle zamanaşımı savunması, tutukluluğa itiraz dilekçelerinde de ileri sürülen bir sebeptir.
Tutuklama kararı verilmesinin zamanaşımı bakımından ayrı bir sonucu daha vardır: TCK m.67/2-b uyarınca şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararı verilmesi zamanaşımını keser. Yani tutuklama, süreyi baştan başlatan bir işlemdir.
Kaçaklık kararı verilen sanık bakımından ise tablo tersine döner. Bu hâlde zamanaşımı m.67/1 uyarınca durur; kaçak sanığın süre kazanması engellenmiş olur. Dosyadan uzak durmanın zamanaşımı bakımından yarar sağlamadığını gösteren en açık hüküm budur.
Hukuk Davasında Bekleyen Dosyada Zamanaşımı İşler mi?
Hukuk davalarında tablo tamamen farklıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.154 uyarınca alacaklının dava veya def’i yoluyla mahkemeye başvurması zamanaşımını keser. Kesilmeyle birlikte yeni bir süre işlemeye başlar; borç bir mahkeme kararına bağlanmışsa bu yeni süre her zaman on yıldır.
Asıl belirleyici hüküm TBK m.157’dir: dava veya def’i yoluyla kesilmiş olan zamanaşımı, dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hâkimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlar. Yani duruşma yapılması, dilekçe verilmesi, ara karar kurulması gibi her adım süreyi baştan başlatır.
Bu nedenle hukuk davası yıllarca sürse bile zamanaşımının dolması pratikte söz konusu olmaz. Ceza dosyasındaki durumla karıştırılmaması gereken nokta budur: ceza davasında geçen süre sanık lehine işlerken, hukuk davasında geçen süre alacaklının hakkını zamanaşımı bakımından tehlikeye atmaz.
Dosya Yıllardır Bekliyorsa Başvurulabilecek Yol
Yargılamanın makul sürede tamamlanması Anayasa’nın 36. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi kapsamında güvence altındadır. Dosyanın kanun yolu aşamasında olağandışı biçimde uzun süre beklemesi, bu hakkın ihlali iddiasını gündeme getirebilir.
Bu iddia için öngörülen idari başvuru yolu Tazminat Komisyonu’dur. 6384 sayılı Kanun, uzun süren yargılamalar ile mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edilmesinden doğan taleplerin bu komisyonca karara bağlanmasını düzenler. Kanunun adı, 7499 sayılı Kanunla “Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun” olarak değiştirilmiştir. Başvuru koşulları ve süreleri komisyonun kendi düzenlemelerine tabi olduğundan, başvurudan önce güncel usulün kontrol edilmesi gerekir.
Bu yol tüketildikten sonra Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru gündeme gelebilir. Başvurunun nasıl yapıldığını ve hangi koşullara bağlı olduğunu Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru nasıl yapılır yazımızda anlattık.
Düşme Kararı Verilirse Mağdurun Tazminat Hakkı Ne Olur?
Kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesi, mağdurun tazminat talebini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ceza davası ile hukuk davası ayrı süre rejimlerine tabidir ve haksız fiilden doğan tazminat talebi kendi zamanaşımına göre değerlendirilir. Ceza davasının düşmesi, hukuk mahkemesindeki davanın reddini gerektirmez.
Burada uzamış ceza zamanaşımı kuralı önem taşır: haksız fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa, tazminat talebi ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımına tabi olur. Bu nedenle ceza dosyasında düşme kararı verilmiş olsa bile, tazminat talebi bakımından süre henüz dolmamış olabilir.
Düşme kararının bir diğer sonucu delil bakımındandır. Ceza dosyasında toplanan deliller, hukuk mahkemesinde de kullanılabilir. Ancak ceza mahkemesinin fiilin işlendiğine dair bir tespiti bulunmadığından, hukuk mahkemesi olayı bağımsız olarak değerlendirir.
Zamanaşımını Beklemek Bir Yöntem Olabilir mi?
Uygulamada bazen dosyanın uzamasının sanık lehine olacağı düşünülür. Bu yaklaşımın hukuki karşılığı sınırlıdır ve ciddi riskler taşır. Her şeyden önce uzamış zamanaşımı sürelerinin çoğu, dosyanın kanun yolunda geçireceği süreden çok daha uzundur; beş yıla kadar cezayı gerektiren suçlarda bile üst sınır on iki yıldır.
İkinci olarak, süreci uzatmaya yönelik davranışlar başka sonuçlar doğurabilir. Duruşmalara katılmama, tebligattan kaçınma gibi tutumlar tutuklama veya adli kontrol tedbirlerinin gündeme gelmesine yol açabilir. Kaçaklık kararı verilmesi hâlinde ise zamanaşımı m.67/1 uyarınca durur; yani beklenen sonuç tersine döner.
Üçüncü olarak, düşme kararı beraat değildir. Suç isnadı hakkında bir aklanma sağlamaz ve tazminat, ruhsat, güvenlik soruşturması gibi alanlarda doğurduğu sonuçlar beraat kararından farklıdır. Savunmanın esastan kurulması, çoğu dosyada zamanaşımı beklemekten daha güçlü bir yoldur.
Yargıtay’da Bekleyen Dosya Zaman Aşımı Kaç Yıldır Sorusu İçin Dosya Nasıl Takip Edilir?
Hesabın doğru yapılabilmesi için dosyadaki üç tarihin bilinmesi gerekir: suç tarihi, iddianame tarihi ve ilk derece mahkemesinin hüküm tarihi. Bu üç veri, gerekçeli karar örneğinde ve UYAP üzerinden görüntülenen dosya safahatında yer alır. Vatandaşlar e-Devlet üzerinden, vekiller ise UYAP Avukat Portalı üzerinden dosyanın hangi mercide ve hangi tarihten beri beklediğini görebilir.
Safahat kayıtlarında dikkat edilmesi gereken nokta, hangi işlemin zamanaşımı bakımından anlam taşıdığıdır. Dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilmesi, tevzi edilmesi, tebligat çıkarılması gibi kayıtlar süreyi etkilemez. Hesap yalnızca TCK m.67/2’de sayılan dört işlemden sonuncusu üzerinden yapılır ve bu, kanun yolundaki dosyalarda genellikle ilk derece mahkûmiyet kararıdır.
Birden fazla sanığın bulunduğu dosyalarda hesap sanık bazında yapılır. TCK m.67/2 kesme sebeplerinin “şüpheli veya sanıklardan biri” hakkında gerçekleşmesini yeterli saydığından, bir sanık hakkındaki tutuklama kararı veya sorgu, diğerleri bakımından da sonuç doğurabilir. Bu nedenle çok sanıklı dosyalarda tek bir tarih üzerinden yapılan hesap yanıltıcı olur.
Kanun Yolu Aşamasında Lehe Kanun Çıkarsa Ne Olur?
Dosya kanun yolunda beklerken suçun cezasını değiştiren bir kanun yürürlüğe girebilir. Cezanın üst sınırı düşürülmüşse, dava zamanaşımı süresi de buna bağlı olarak kısalabilir; çünkü süre, kanunda yazılı cezanın üst sınırına göre belirlenir. Bu ihtimal, zamanaşımı hesabının dosya boyunca sabit kalmadığını gösterir.
Suç vasfının değişmesi de aynı sonucu doğurur. İstinaf mercii fiili daha hafif cezayı gerektiren bir suç olarak nitelendirdiğinde, zamanaşımı süresi yeni nitelendirmeye göre hesaplanır. Bu nedenle nitelendirmeye yönelik itirazlar, aynı zamanda zamanaşımı savunmasının bir parçasıdır.
Fiilin suç olmaktan çıkarılması hâlinde ise zamanaşımı tartışması gündeme dahi gelmez; bu durumda ceza verilmesine yer olmadığı sonucu doğar. Kanun değişikliklerinin derdest dosyalara nasıl uygulanacağı çoğu zaman geçiş hükümlerinde ayrıca düzenlenir; bu yüzden değişikliğin yürürlük maddesi ve varsa geçici maddesi birlikte okunmalıdır.
Hesapta Sık Yapılan Üç Hata
Birincisi, hükmedilen ceza üzerinden hesap yapmaktır. Zamanaşımı süresi kanundaki cezanın üst sınırına göre belirlenir; sanık iki yıl ceza almış olsa bile suçun kanuni cezası on yıla kadar hapsi gerektiriyorsa süre buna göre hesaplanır.
İkincisi, olağan süreyi uzamış süreyle karıştırmaktır. Dosyada iddianame düzenlenmiş ve mahkûmiyet kararı verilmişse zamanaşımı en az iki kez kesilmiştir; artık geçerli olan sınır, olağan süre değil uzamış süredir. Uzamış sürenin başlangıcı da son kesme tarihidir.
Üçüncüsü, dava ve ceza zamanaşımını aynı sanmaktır. Kesinleşmemiş dosyada ceza zamanaşımı işlemez; kesinleşmiş hükümde ise dava zamanaşımı artık gündeme gelmez. Yargıtay’da bekleyen dosya zaman aşımı kaç yıldır hesabı yapılırken bu üç hata birlikte kontrol edilmelidir; biri gözden kaçtığında sonuç yıllarca yanılabilir.
Dosyanızın hangi aşamada olduğunu, hangi sürenin işlediğini ve hesabın hangi tarihten başlatılması gerektiğini birlikte değerlendirmek için ceza hukuku alanındaki çalışmalarımıza göz atabilir, iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Yargıtay’da bekleyen dosya zaman aşımı kaç yıldır?
Süre dosyanın Yargıtay’da bulunmasına göre değil, suçun kanundaki cezasına göre belirlenir. Beş yıla kadar cezayı gerektiren suçlarda sekiz yıl, beş ile yirmi yıl arasındakilerde on beş yıl, yirmi yıldan fazla cezalarda yirmi yıldır. Kesilme hâlinde bu süreler yarısı kadar uzar.
İstinafta bekleyen dosyada zamanaşımı işler mi?
Evet. Hüküm kesinleşmediği sürece dava zamanaşımı işlemeye devam eder. Dosyanın istinafta veya temyizde olması süreyi durdurmaz.
Dava zamanaşımı ile ceza zamanaşımı arasındaki fark nedir?
Dava zamanaşımı suçun işlendiği günden başlar ve kamu davasının düşmesine yol açar. Ceza zamanaşımı ise TCK m.68/5 uyarınca hükmün kesinleştiği veya infazın kesintiye uğradığı günden itibaren işler ve cezanın infaz edilememesi sonucunu doğurur.
Zamanaşımı hangi cezaya göre hesaplanır?
Suçun kanunda yazılı cezasının üst sınırına göre. Mahkemenin hükmettiği ceza miktarı hesabı değiştirmez. Seçimlik cezalı suçlarda hapis cezası esas alınır.
Zamanaşımını hangi işlemler keser?
Savcı huzurunda ifade alınması veya sorguya çekilme, tutuklama kararı verilmesi, iddianame düzenlenmesi ve mahkûmiyet kararı verilmesi. Bu dört sebep TCK m.67/2’de sayılmıştır ve liste genişletilemez.
Uzamış zamanaşımı ne demek?
Kesilme hâlinde zamanaşımı süresinin, kanunda o suç için belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzamasıdır. Sekiz yıllık süre on iki yıla, on beş yıllık süre yirmi iki buçuk yıla çıkar. Bu, aşılamayan mutlak sınırdır.
İstinaf dilekçesi vermek zamanaşımını keser mi?
Hayır. Kanun yolu başvurusu, tebligatlar ve duruşma günü verilmesi kesme sebebi değildir. Kesme sebepleri TCK m.67/2’de sayılanlarla sınırlıdır.
Zamanaşımı dolarsa hangi karar verilir?
Kamu davasının düşmesine karar verilir. Bu bir beraat kararı değildir; suçun işlenip işlenmediği konusunda tespit içermez.
Zamanaşımını talep etmek gerekir mi?
Hayır. TCK m.72/2 uyarınca dava ve ceza zamanaşımı re’sen uygulanır ve şüpheli, sanık ile hükümlü bundan vazgeçemez. Yine de dilekçede hesabın açıkça gösterilmesi incelemeyi kolaylaştırır.
Çocuklarda zamanaşımı süresi nasıl hesaplanır?
Fiil sırasında on iki yaşını doldurmuş olup on beş yaşını doldurmamış olanlarda sürelerin yarısı, on beş yaşını doldurmuş olup on sekiz yaşını doldurmamış olanlarda üçte ikisi geçtiğinde kamu davası düşer.
Kaçak sanıkta zamanaşımı işler mi?
Hakkında kaçak olduğuna dair karar verilen suç faili bakımından, bu karar kaldırılıncaya kadar dava zamanaşımı durur. Durma hâlinde geçen süre silinmez, engel kalkınca süre kaldığı yerden devam eder.
Hukuk davasında bekleyen dosyada zamanaşımı dolar mı?
Pratikte dolmaz. TBK m.157 uyarınca dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hâkimin her kararından sonra zamanaşımı yeniden işlemeye başlar.
Yargılamanın yenilenmesi zamanaşımını etkiler mi?
Evet. TCK m.66/5 uyarınca aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hâllerde, talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı süresi yeni baştan işlemeye başlar.
Dosya çok uzun süredir bekliyorsa ne yapılabilir?
Makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiasıyla 6384 sayılı Kanun kapsamında Tazminat Komisyonu’na başvurulabilir. Bu yol tüketildikten sonra Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru gündeme gelebilir.
Zamanaşımı süresi gün hesabıyla mı yıl hesabıyla mı belirlenir?
TCK m.72/1 uyarınca gün, ay ve yıl hesabıyla belirlenir. Bir gün yirmi dört saat, bir ay otuz gündür; yıl ise resmî takvime göre hesaplanır.
Buradaki açıklamalar genel nitelikte olup somut dosyanıza ilişkin hukuki tavsiye sayılmaz. Zamanaşımı hesabı suç vasfına ve dosyadaki işlem tarihlerine göre değişir; hesabı dosyanız üzerinden bir avukatla birlikte yapmanız önerilir. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.