Ceza Hukuku, Hukuk

Duruşma Mazeret Dilekçesi Kabul Edilmezse Ne Olur?

Duruşma Mazeret Dilekçesi Kabul Edilmezse Ne Olur

Duruşma mazeret dilekçesi, belirlenen gün ve saatte duruşmaya katılamayacak olan tarafın ya da vekilinin bu durumu mahkemeye bildirerek duruşmanın ertelenmesini istediği dilekçedir. Uygulamada en sık kullanılan gerekçe avukatın aynı saatte başka bir mahkemede duruşmasının bulunmasıdır ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2025 yılında verdiği bir kararla bu gerekçenin doğruluğunun mahkemece UYAP üzerinden görülebileceğini, dilekçeye ayrıca belge eklenmesinin gerekmediğini kabul etmiştir.

Makale İçeriği

Ancak bu tek cümle, mazeretin kaderini belirleyen kuralların tamamı değildir. Mazeretin geçerli sayılması için bildirim ve belge dışında üçüncü bir şart daha aranır, karşı tarafın duruşmadaki beyanı sonucu doğrudan değiştirir, sonuçlar yargı koluna göre birbirinden ayrılır ve reddedilen bir mazeret bazı davalarda tek celsede hak kaybına yol açar. Aşağıdaki bölümler bu zinciri kanun metinleri ve Yargıtay kararlarıyla adım adım kurar.

Kısa değerlendirme

Mazeret, kanunun kendi terimiyle geçerli özürdür ve üç ayaklı bir yükümlülüğe bağlıdır: bildirmek, belgelemek ve yeni duruşma gününün tebliği için gerekli gideri yatırmak.

  • Aynı saatte başka duruşma: Yargıtay 4. HD E.2024/14417 K.2025/9144 kararına göre iddia edilen duruşma UYAP’tan görülebildiği için dilekçeye belge eklenmesi gerekmez.
  • Gider ayağı düşmedi: Hukuk Genel Kurulu E.2010/9-491 K.2010/593 kararındaki tebliğ gideri şartı, Yargıtay 3. HD E.2025/2776 K.2026/1213 kararında 2026 yılında da aynen tekrarlanmıştır.
  • Mazeret reddedilirse: yazılı yargılamada dosya işlemden kaldırılır, üç ay içinde yenilenmezse dava açılmamış sayılır; basit yargılamada yenilemeden sonraki tek takipsizlik yeterlidir.
  • Ceza ve icra ceza tarafı ayrıdır: CMK m.188 uyarınca duruşmaya devam edilir, İİK m.349 uyarınca ise şikâyetçi gelmezse şikâyet hakkı düşer.
  • Alternatif yol: e-duruşma talebi duruşma gününden en az iki iş günü önce yapılırsa avukat bulunduğu yerden duruşmaya katılabilir.

Duruşma Mazeret Dilekçesi Nedir?

Duruşma mazeret dilekçesi, usulüne uygun biçimde duruşmaya çağrılmış olan tarafın veya vekilinin, o gün mahkemede hazır bulunamayacağını sebebiyle birlikte bildirdiği ve duruşmanın başka bir güne bırakılmasını istediği yazılı başvurudur. Dilekçenin işlevi duruşmaya katılmamayı meşru hâle getirmek, yani katılmamanın kanunda öngörülen olumsuz sonuçlarını engellemektir.

Bu dilekçe yalnızca avukatların kullandığı bir araç değildir. Davayı bizzat takip eden taraf da hastalık, tutukluluk, yurt dışında bulunma veya ulaşım engeli gibi sebeplerle aynı yola başvurabilir. Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 05.03.2026 tarihli kararında, duruşma günü ceza infaz kurumunda bulunan davacının katılamamasını geçerli mazeret saymış ve davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararı bozmuştur.

Dilekçenin hukuki değeri, mahkemenin takdirine bağlı olmasından gelir. Mazeret bildirmek tek başına duruşmayı otomatik olarak ertelemez; hâkim mazereti değerlendirir, karşı tarafın görüşünü alır ve kabul edip etmediğini tutanağa geçirir. Bu nedenle dilekçenin içeriği kadar zamanlaması ve ekleri de sonucu belirler.

Mazeret Dilekçesi Hangi Kanunda Düzenlenmiştir?

Şaşırtıcı olan şudur: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun tamamında mazeret dilekçesi diye bir kurum düzenlenmemiştir. Kanun metninde mazeret kelimesi yalnızca beş yerde geçer ve bunların hiçbiri duruşmaya gelmeyen tarafın dilekçesine ilişkin değildir. Terim, belge ibraz etmeyen tarafın gösterdiği kabul edilebilir mazeret için m.220/3’te, çağrıya uymayan tanık için m.245’te, görevi kabulden kaçınan bilirkişi için m.275/1’de ve istinaf duruşmasına gelemeyen başvuran için m.358/2’de kullanılır.

Kanunun ilk derece duruşmaları için kullandığı kavram mazeret değil, geçerli özürdür. HMK m.147/2, taraflara gönderilecek davetiyede belirlenen gün ve saatte geçerli bir özrü olmadan hazır bulunmadıkları takdirde duruşmaya yokluklarında devam edileceğinin bildirileceğini düzenler. Aynı kavram m.150/2’de tekrarlanır: geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.

Mazeret dilekçesi bu boşlukta, yani kanunun geçerli özür kavramını uygulamaya çevirme ihtiyacından doğmuş bir uygulama kurumudur. Kurumun şartlarını kanun değil, Yargıtay içtihadı belirlemiştir. Bu ayrım pratikte önemlidir: kanunda yazılı olmayan bir şartın varlığı tartışılırken dayanak kanun maddesi değil, o şartı kuran karar zinciri gösterilir.

Kanunun ilgili hükümlerinin güncel metnine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu üzerinden ulaşılabilir.

Mazeret ile Geçerli Özür Arasındaki Fark Nedir?

Geçerli özür, kanunun duruşmaya katılmama sonucuna bağladığı ölçüttür ve kişinin iradesi dışında gelişen, o gün mahkemede bulunmayı imkânsız veya aşırı güç kılan durumları anlatır. Mazeret ise bu özrün mahkemeye bildirilme biçimidir. Yani özür maddi olay, mazeret dilekçesi ise usuli araçtır.

Ayrımın sonucu şudur: geçerli bir özrü bulunduğu hâlde bunu mahkemeye bildirmeyen taraf, özrünün varlığından yararlanamaz. Duruşma tutanağına yalnızca tarafın gelmediği yazılır ve hâkim önündeki tabloya göre karar verir. Tersi de doğrudur; bildirilmiş ama geçerli olmayan bir sebep, dilekçe usulüne uygun olsa bile duruşmayı erteletmez.

Bu nedenle mazeret dilekçesinde sebebin kendisi kadar, sebebin kişinin elinde olmayan bir engel niteliği taşıdığının anlaşılır biçimde ortaya konması gerekir. Aynı saatte başka bir duruşmanın bulunması, iki mahkemede aynı anda hazır bulunmak fiilen mümkün olmadığı için tipik bir geçerli özür örneğidir.

Mazeret Dilekçesi Kimler Verebilir?

Dilekçeyi davacı, davalı, bunların vekilleri, davaya katılan üçüncü kişiler ve kanuni temsilciler verebilir. Duruşmaya çağrılan tanık ve bilirkişi de gelemeyeceğini bildirebilir; ancak onların durumunda uygulanacak hükümler ve yaptırımlar farklıdır ve aşağıda ayrı bir başlıkta ele alınmıştır.

Vekille takip edilen davalarda dilekçeyi vekilin sunması yeterlidir, ayrıca müvekkilin imzası aranmaz. Buna karşılık vekâletnamesi dosyaya sunulmamış bir avukatın verdiği dilekçe, davaya vekâlet ehliyetine ilişkin dava şartı bakımından eksik kabul edilebilir. Genel vekâletname vermenin sakıncaları yazısında bu belgenin kapsamına ilişkin ayrıntılar yer almaktadır.

Birden fazla vekili bulunan tarafta vekillerden birinin duruşmaya katılması yeterli olduğundan, mazeret ancak vekillerin tamamı için engel bulunduğunda anlamlı sonuç doğurur. Aynı büroda çalışan başka bir avukatın duruşmaya girebilecek olması, mahkemenin mazereti reddetme gerekçesi olarak kullanabildiği bir durumdur.

Mazeretin Kabul Edilmesi İçin Aranan Üç Şart

Yargıtay içtihadı mazeretin kabulünü üç şarta bağlar: mazeretin bildirilmesi, belgelendirilmesi ve yeni duruşma gününün karşı tarafa ve mazeret bildirene tebliği için gerekli giderin yatırılması. Bu üçlü, Hukuk Genel Kurulu’nun 10.11.2010 tarihli E.2010/9-491 K.2010/593 sayılı kararında kurulmuş ve on altı yıl boyunca tekrarlanmıştır.

Kararın cümlesi şöyledir: mazereti bulunduğunu bildiren tarafın, bunu belgelendirmesi gerektiği gibi yargılamada devamlılığı sağlamak üzere duruşma gününün bildirilmesi için gerekli giderleri de yatırması gereklidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 05.03.2026 tarihli kararında aynı üçlüyü kelimesi kelimesine tekrarlamıştır; yani kural 2026 yılı itibarıyla da yürürlüktedir.

Üç şartın kaderi aynı olmamıştır. Belgelendirme şartı, aşağıda ayrıntılı ele alınan UYAP içtihadıyla belirli mazeret türleri bakımından esnemiştir. Bildirim ve gider şartlarında ise böyle bir yumuşama yoktur; hatta Hukuk Genel Kurulu, gider eksikliğinin devlet hazinesinden karşılanması yönündeki azınlık görüşünü açıkça reddetmiştir.

ŞartDayanakEksikliğin sonucu
Mazeretin duruşmadan önce bildirilmesiHMK m.147/2 ve m.150/2 (geçerli özür)Taraf hiç gelmemiş sayılır, hâkim mevcut tabloya göre karar verir
Mazeretin belgelendirilmesiHGK E.2010/9-491 K.2010/593Mazeret reddedilebilir; UYAP’tan görülebilen sebeplerde belge aranmaz
Tebliğ giderinin yatırılmasıHGK E.2010/9-491 K.2010/593; 3. HD E.2025/2776 K.2026/1213Mahkeme yeni günü bildiremez, mazeret usulen eksik sayılır

Mazeretin Belgelendirilmesi Ne Anlama Gelir?

Belgelendirme, dilekçede ileri sürülen sebebin gerçekliğini gösteren bir kaydın dilekçeye eklenmesidir. Hukuk Genel Kurulu kararında bu belgelere örnek olarak duruşma zaptı ve doktor raporu sayılmıştır. Sağlık sebebine dayanan mazerette rapor, yolculuk engelinde bilet veya seyahat kaydı, resmî görevde görevlendirme yazısı bu işlevi görür.

Aynı kararda dikkat çeken bir cümle daha vardır: mazeret dilekçesinde bildirilen nedenin var olup olmadığı konusunda mahkemenin araştırma yapma gibi bir mükellefiyeti bulunmamaktadır. Bu cümle, belgelendirme yükünün neden tarafta olduğunu açıklar ve UYAP içtihadının neden bir istisna niteliği taşıdığını anlamak bakımından da önemlidir.

Belgenin dilekçe ile birlikte sunulması esastır. Duruşmadan sonra temyiz aşamasında dosyaya eklenen belgeler, ilk derece mahkemesinin kararını kendiliğinden sakatlamaz; nitekim Hukuk Genel Kurulu’nun incelediği olayda belgeler temyiz dilekçesine eklenmiş, buna rağmen direnme kararı onanmıştır.

Duruşma Gününün Tebliği İçin Gider Neden Yatırılır?

Mazeret kabul edildiğinde mahkeme yeni bir duruşma günü belirler ve bu günü, duruşmada bulunmayan tarafa bildirmek zorundadır. Bildirimin masrafı posta ve tebligat giderleridir ve bu gideri, duruşmaya gelmeyerek erteleme isteyen tarafın karşılaması beklenir. Hukuk Genel Kurulu’nun ifadesiyle mazeretin kabul edildiğinin bildirilmesi konusunda gerekli giderleri yatırma yükümü davacıdadır.

Uygulamada bu gider çoğu dosyada zaten yatırılmış olan gider avansından karşılanır. HMK m.120/1 uyarınca davacı, her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılan gider avansı tarifesinde belirlenen tutarı dava açarken yatırmak zorundadır ve m.114/1-g bu avansı dava şartı sayar. Avansın yetmediği anlaşılırsa m.120/2 uyarınca tamamlanması için iki haftalık kesin süre verilir.

Dosyada tebligat yapmaya yetecek avans kalmamışsa mazeret dilekçesine posta gideri eklemek gerekir. Hukuk Genel Kurulu görüşmelerinde, giderin HUMK m.415 uyarınca hazineden karşılanabileceği ileri sürülmüş, çoğunluk bu görüşe katılmayarak resen icrası emrolunan işlem bulunmadığı gerekçesiyle eksikliği usuli eksiklik saymıştır.

Mazeret Dilekçesi Kaç Kere Verilebilir?

Kanunda mazeret dilekçesinin sayısına ilişkin bir sınır yoktur. Sınır dolaylı olarak dosyanın takipsiz bırakılma sayısından doğar: yazılı yargılama usulünde dosya bir kez işlemden kaldırılıp yenilendikten sonra ikinci kez takipsiz bırakılırsa dava açılmamış sayılır, basit yargılama usulünde ise yenilemeden sonraki tek takipsizlik aynı sonucu doğurur.

Buna karşılık kabul edilen mazeretler dosyayı takipsiz bırakmaz; duruşma ertelenir ve yargılama devam eder. Bu nedenle art arda kabul edilen mazeretlerin sayısı teorik olarak sınırsızdır. Ancak 16 Temmuz 2026 tarihli değişiklikle HMK m.147’ye eklenen üçüncü fıkra, duruşmalar arasındaki sürenin üç ayı aşamayacağını düzenleyerek erteleme pratiğine dolaylı bir sınır getirmiştir.

Uygulamada hâkimler, aynı tarafın üst üste sunduğu mazeretleri daha sıkı değerlendirir ve özellikle belgelendirilmemiş tekrar mazeretlerini reddedebilir. Bu değerlendirme takdir yetkisi kapsamındadır; kanunda üçüncü mazerette otomatik ret gibi bir kural bulunmamaktadır.

Avukatın Aynı Saatte Başka Duruşması Varsa Belge Eklemesi Gerekir mi?

Gerekmez. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 03.06.2025 tarihli E.2024/14417 K.2025/9144 sayılı kararında, avukatın mahkeme adını ve esas numarasını belirterek aynı tarih ve saatte başka bir duruşmasının bulunduğunu bildirdiği mazeret dilekçesinde, iddia edilen duruşmanın varlığının UYAP sisteminden kontrol edilebileceği gerekçesiyle belge eklenmesine gerek olmadığını kabul etmiştir.

Kararın dayandığı mantık teknik bir gerçeğe oturur. HMK m.445/1, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’ni adalet hizmetlerinin elektronik ortamda yürütülmesi amacıyla oluşturulan bilişim sistemi olarak tanımlar ve yargılama işlemlerinin elektronik ortamda gerçekleştirildiği hâllerde verilerin UYAP kullanılarak kaydedilip saklanacağını düzenler. Türkiye’deki tüm mahkemelerin duruşma günleri aynı sistemde tutulduğuna göre, hâkimin başka bir mahkemedeki duruşmanın varlığını görmesi birkaç saniyelik bir sorgudan ibarettir.

Bu, belgelendirme şartının tamamen kalktığı anlamına gelmez. İstisna yalnızca UYAP kayıtlarında görünen olgular bakımından işler. Sağlık raporu, ölüm, yurt dışı seyahati veya trafik kazası gibi sistemde iz bırakmayan sebeplerde belge sunma yükü tarafta kalmaya devam eder.

Bu Kural 2025 Yılında mı Ortaya Çıktı?

Hayır. Aynı yaklaşım Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 08.09.2014 tarihli E.2012/33085 K.2014/25514 sayılı kararında kurulmuştur. O dosyada davalı vekili başka yer mahkemelerindeki dosyaların esas numaralarını vererek mazeret bildirmiş, yerel mahkeme mazereti delillendirilmediği gerekçesiyle reddetmiş, Daire ise bu mazeretlerin UYAP ortamından yapılacak bir araştırma ile öğrenilebilecek nitelikte olduğunu belirterek kararı savunma hakkının kısıtlanması sebebiyle bozmuştur.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 08.04.2014 tarihli E.2014/6309 K.2014/7300 sayılı kararında ise bir adım daha ileri gidilmiş, mazeretin kabulüyle birlikte takip eden duruşma gününün UYAP üzerinden öğrenilmesine karar verilmiştir. Yani sistem, yalnızca mazeretin doğruluğunun denetlenmesinde değil, yeni duruşma gününün taraflara ulaştırılmasında da kullanılmaktadır.

Dolayısıyla 2025 tarihli karar yeni bir kural koymamış, on bir yıllık bir yaklaşımı güncel bir olayda tekrarlamıştır. Bunun pratik önemi vardır: mahkeme mazereti belgesizlik gerekçesiyle reddederse, itiraz yalnızca tek bir karara değil, süreklilik gösteren bir içtihat çizgisine dayandırılabilir.

Kararın Asıl Bozma Sebebi Neydi?

Kararın en çok alıntılanan cümlesi UYAP’a ilişkin olsa da bozmanın birinci sebebi başkadır. Dosyada yargılama on birinci celseye kadar bir sulh hukuk mahkemesinde sürmüş, mahkemenin bölünmesi üzerine on ikinci celse başka bir sulh hukuk mahkemesinin esasına kaydedilmiş ve bu değişiklik davacı vekiline hiçbir tebligat veya bildirim yapılmadan gerçekleşmiştir. Daire, bu şekilde verilen işlemden kaldırma kararının usul ve yasaya uygun olmadığını tespit etmiştir.

UYAP değerlendirmesi kararda kaldı ki ifadesiyle başlayan ikinci gerekçedir. Yani mahkeme birinci hatayı yapmamış olsaydı bile, ikinci mazeret dilekçesinin belgesizlik gerekçesiyle reddedilmesi tek başına bozma sebebi sayılmıştır. İki gerekçenin birbirinden bağımsız olması kararın değerini artırır; çünkü UYAP değerlendirmesi olaya özgü bir ayrıntı değil, kendi başına yeterli bir hukuka aykırılık tespitidir.

Kararda ayrıca usul kurallarının işlevine dair genel bir değerlendirme yer alır. Hukuk Genel Kurulu’nun 26.01.2014 tarihli E.2013/3-1238 K.2014/957 sayılı ilamına atıfla, davaların uzatılmasını engellemek için getirilen usul kurallarının kanunun amacına uygun kullanılması ve davanın reddi için bir araç sayılmaması gerektiği vurgulanmıştır. Aynı paragrafta mahkemelerin amacının uyuşmazlıkları ne olursa olsun ortadan kaldırmak değil, hakkı belirleyerek sonuca ulaşmak olduğu belirtilir.

Kararın tam metnine Yargıtay Karar Arama sisteminden esas ve karar numarasıyla ulaşılabilir.

Dilekçede Diğer Duruşmanın Bilgileri Nasıl Yazılır?

UYAP istisnasından yararlanmak için dilekçenin, mahkemenin sorgulama yapmasına imkân verecek kadar somut olması gerekir. Hem 4. Hukuk Dairesi hem de 9. Hukuk Dairesi kararlarında vurgulanan ortak nokta, avukatın diğer duruşmanın mahkemesini ve esas numarasını dilekçede belirtmiş olmasıdır. Yalnızca başka bir duruşmam olduğu için katılamayacağım şeklindeki genel bir beyan, denetlenebilir bir bilgi taşımadığı için aynı korumadan yararlanmaz.

Bu nedenle dilekçede diğer dosyanın mahkeme adı, esas numarası ve duruşma saati birlikte yazılmalıdır. Saat bilgisi, iki duruşmanın gerçekten çakıştığını göstermesi bakımından önemlidir; farklı saatlerde görülecek iki duruşma arasında mesafe engeli yoksa mazeretin geçerliliği tartışmalı hâle gelir.

Duruşmaların farklı şehirlerde olması hâlinde şehir bilgisinin de eklenmesi yerinde olur. Aynı adliyede art arda iki duruşması bulunan avukat için mazeret gerekçesi zayıfken, farklı illerdeki duruşmalar arasında ulaşım süresinin fiilen imkânsızlığı ortaya koyduğu durumlarda mazeret güçlenir.

Mahkemeye Mazeret Dilekçesi Nasıl Verilir?

Mazeret dilekçesi, davanın görüldüğü mahkemeye hitaben yazılır ve dosyaya sunulur. Avukatlar bakımından en yaygın yol UYAP Avukat Portal üzerinden elektronik imzayla gönderimdir; bu yolla sunulan dilekçe anında dosyaya düşer ve hâkim duruşma öncesinde ekranda görebilir. Taraflar ise e-Devlet üzerindeki vatandaş portalını, mahkeme kalemini veya başka bir yerdeki nöbetçi mahkeme aracılığıyla gönderim usulünü kullanabilir.

Dilekçenin fiziken kaleme verilmesi hâlinde havale işlemi yaptırılması ve dilekçenin duruşma saatinden önce dosyaya girmesinin takip edilmesi gerekir. Uygulamada mazeret dilekçelerinin kalemde bekleyip duruşma saatinde dosyaya ulaşmadığı görülmektedir; nitekim 4. Hukuk Dairesi’nin incelediği olayda davacı vekili, mazeret dilekçesinin dosya arasına girmediğini ertesi gün ayrı bir dilekçeyle bildirmek zorunda kalmıştır.

Elektronik ortamda yapılan işlemlerde sürenin gün sonunda biteceğini düzenleyen HMK m.445/4 hükmü, dilekçenin son gün gece yarısına kadar gönderilebileceği anlamına gelir. Ne var ki bu kural süreye bağlı işlemler içindir; duruşma saatinden sonra dosyaya düşen bir mazeret dilekçesi, duruşma çoktan yapıldığı için pratik olarak sonuç doğurmaz.

Mahkemeye Mazeret Dilekçesi Nasıl Gönderilir?

Gönderim kanalları arasında elektronik ortam, posta ve başka bir mahkeme aracılığıyla iletim bulunur. Posta yolu tercih edilecekse dilekçenin duruşmadan makul süre önce gönderilmesi zorunludur, çünkü belirleyici olan postaya veriliş tarihi değil dosyaya ulaşma anıdır. Faks yoluyla gönderim de uygulamada kullanılmakla birlikte, Hukuk Genel Kurulu kararına konu olayda faksla gönderilen mazeret dilekçesinin ekleri ve pulu bulunmadığı için reddedildiği görülmektedir.

Elektronik gönderimde dikkat edilmesi gereken teknik nokta, dilekçenin doğru dosyaya eklenmesidir. Aynı taraf için birden fazla derdest dosya bulunduğunda yanlış esasa gönderilen dilekçe, hedef dosyada hiç sunulmamış sayılır. Bu hata, mahkemenin bölünmesi veya dosyanın devri gibi hâllerde esas numarasının değişmesiyle de ortaya çıkabilir.

Dilekçe gönderildikten sonra dosya hareketlerinin kontrol edilmesi, dilekçenin dosyaya işlenip işlenmediğinin görülmesi bakımından yararlıdır. Duruşma öncesinde tensip zaptı ve ara kararlarının incelenmesi, o celsede hangi işlemin yapılacağının anlaşılmasını da sağlar.

Mahkeme Mazeret Dilekçesi Nereye Verilir?

Dilekçe, duruşmanın görüleceği mahkemeye verilir. Başka bir şehirde bulunan taraf, bulunduğu yerdeki nöbetçi mahkeme veya adliye aracılığıyla dilekçesini ilgili mahkemeye iletebilir. Elektronik gönderimde ise mahkeme seçimi doğrudan dosya üzerinden yapıldığı için ayrıca bir aracıya ihtiyaç duyulmaz.

Dosyanın bir üst dereceye taşındığı hâllerde muhatap da değişir. İstinaf incelemesi duruşmalı yapılıyorsa dilekçe bölge adliye mahkemesinin ilgili hukuk dairesine, temyizde duruşma yapılacaksa Yargıtay’ın ilgili dairesine sunulur. Yanlış mercie verilen dilekçenin ilgili mahkemeye ulaşması zaman aldığından, duruşma tarihine yakın günlerde bu ayrıntı belirleyici olur.

Dosya işlemden kaldırılmış ve yenileme aşamasına geçilmişse muhatap yine aynı mahkemedir; ancak bu aşamada verilecek dilekçenin niteliği farklıdır. 4. Hukuk Dairesi’nin incelediği olayda davacı vekilinin sehven yapılan işlemden dönülmesini isteyen dilekçesi, mahkemece yenileme talebi olarak değerlendirilmiştir. Bu nedenle dilekçenin talep kısmının açık yazılması gerekir.

Duruşma Mazeret Dilekçesi Ne Zaman Verilir?

Kanunda mazeret dilekçesi için belirlenmiş bir süre bulunmadığından ölçüt tek başına zaman değil, dilekçenin duruşma açılmadan önce hâkimin önüne gelmiş olmasıdır. Bu nedenle mümkün olan en erken tarihte, engel öğrenilir öğrenilmez sunulması esastır. Duruşma günleri aylar öncesinden belli olduğundan, aynı saatte başka duruşma bulunması hâlinde dilekçe genellikle günler öncesinden verilebilir.

Ani gelişen engellerde dilekçenin duruşma günü sabahı sunulması da mümkündür. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 23.02.2021 tarihli E.2021/1454 K.2021/1915 sayılı kararı bu noktada ölçüyü göstermektedir: saat 12.48’de sunulan mazeret dilekçesi, saat 12.50’de açılan duruşmada dikkate alınmamış, Daire ise vekilin geçerli bir mazeretinin bulunduğunu belirterek kararı bozmuştur. Yani duruşmanın açılmasından iki dakika önce dosyaya giren dilekçe bile hüküm ifade etmektedir.

Buna karşılık geç sunumun riski yalnızca hukuki değil fiilidir. Duruşma listesindeki dosyalar sırayla açıldığından, dilekçenin sisteme düşmesi ile hâkimin dosyayı ekranda açması arasındaki birkaç dakika sonucu değiştirebilir. Bu yüzden erken sunum her hâlde daha güvenlidir.

Mazeret Dilekçesi Kaç Gün Önceden Verilir?

Gün olarak bir zorunluluk yoktur; ancak uygulamada duruşmadan en az bir gün önce sunulması beklenir. Bunun sebebi, mahkemenin mazereti değerlendirip yeni duruşma gününü belirlemesi ve gerekiyorsa karşı tarafa bilgi vermesi için zamana ihtiyaç duymasıdır. Erken sunulan dilekçe, tebligat giderinin eksik olduğunun anlaşılması hâlinde tamamlanmasına da fırsat verir.

E-duruşma talebi bakımından ise açık bir süre kuralı vardır ve bu süre mazeretten farklıdır. Ses ve görüntü nakli yoluyla duruşmaya katılma talebinin duruşma gününden en az iki iş günü önce yapılması gerekir. Bu ayrım, çakışan duruşmalarda hangi yolun seçileceğini de belirler: mazeret son ana kadar sunulabilirken, e-duruşma için planlama zorunludur.

Ön inceleme duruşmasında mazeret ayrı bir dikkat gerektirir. Bu celsede tarafların sulhe teşviki, uyuşmazlık konularının tespiti gibi yargılamanın seyrini belirleyen işlemler yapıldığından, ertelenmesi yargılamayı geriye atar. Hâkimlerin bu duruşmadaki mazeretleri daha dikkatli değerlendirdiği bilinmelidir.

Mazeret Dilekçesi Ne Zamana Kadar Verilir?

Kesin sınır duruşmanın açıldığı andır. O ana kadar dosyaya girmiş her dilekçe hâkimin önündedir ve değerlendirilmesi gerekir; duruşma açıldıktan ve tutanak düzenlendikten sonra ulaşan dilekçe ise o celse bakımından sonuç doğurmaz. 12. Hukuk Dairesi’nin iki dakikalık farkı esas alan kararı bu sınırın ne kadar dar olduğunu göstermektedir.

Duruşma saatinden sonra sunulan dilekçe tümüyle işlevsiz de değildir. Dosya işlemden kaldırılmışsa aynı dilekçe, üç aylık süre içinde verilmiş bir yenileme talebi olarak değerlendirilebilir. Ancak bu değerlendirme mahkemeye aittir ve talep kısmı açık yazılmamışsa istenmeyen sonuçlar doğurabilir.

Duruşma günü sabahı gönderilen dilekçelerde hâkimin dosyayı ekranda ne zaman açacağı bilinemez. Bu belirsizlik nedeniyle çakışan duruşmalarda dilekçenin bir gün önceden sunulması, e-duruşma talebinde ise iki iş günlük sürenin gözetilmesi güvenli yoldur.

Duruşma Gününü Öğrenmek Tarafın Görevi mi?

Kural olarak evet. Yargılamaya usulüne uygun biçimde dahil olmuş taraf, dosyayı takip etmek ve duruşma günlerini izlemekle yükümlüdür. HMK m.147/2 uyarınca sözlü yargılama için duruşmanın ertelenmesi hâlinde taraflara ayrıca davetiye gönderilmez; yani bir kez usulüne uygun davet edilen taraf, sonraki celseleri kendisi takip eder.

Bu kuralın istisnası, dosyanın tarafın bilgisi dışında değişmesidir. 4. Hukuk Dairesi kararında mahkemenin bölünmesi nedeniyle dosyanın başka bir mahkemeye geçmesi ve bunun vekile bildirilmemesi, işlemden kaldırma kararını tek başına hukuka aykırı kılmıştır. Aynı şekilde dosyanın işlemden kaldırılmasından sonra yenilenmesi hâlinde HMK m.150/4 uyarınca yenileme dilekçesi duruşma gün, saat ve yeriyle birlikte taraflara tebliğ edilir.

Adli tatil de takip yükümlülüğünü etkiler. Tatil süresince görülmeyen dava türlerinde duruşma günleri tatil bitimine bırakılır ve süreler işlemez. Adli tatil tarihleri ve tatilde görülen dava türleri, duruşma takviminin planlanması bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

Mazeret Dilekçesi Kabul Edilmezse Ne Olur?

Mazeret reddedildiğinde taraf o duruşmaya hiç katılmamış sayılır ve mahkeme, önündeki tabloya göre hareket eder. Sonuç, mazereti reddedilen tarafın davacı mı davalı mı olduğuna, karşı tarafın duruşmada bulunup bulunmadığına ve o tarafın beyanına göre değişir. Bu üç değişken, aynı ret kararının bir dosyada erteleme, başka bir dosyada davanın açılmamış sayılmasıyla sonuçlanmasını açıklar.

Tarafların ikisi de gelmemişse HMK m.150/1 uygulanır ve dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. Taraflardan biri gelmiş, diğeri gelmemişse m.150/2 devreye girer: gelen tarafın talebi üzerine yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Seçim gelen tarafın iradesine bağlıdır.

Aynı fıkranın ikinci cümlesi ayrı bir sonuç doğurur: geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez. Yani mazereti reddedilen taraf, o celsede alınan bilirkişi raporu, dinlenen tanık veya yapılan keşif bakımından sonradan usule aykırılık ileri süremez. Mazeretin geçerli sayılmasının değeri burada da ortaya çıkar.

Davacı Duruşmaya Katılmazsa Ne Olur?

Davacı bakımından risk en yüksektir, çünkü davayı takip etme yükü ondadır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2026 tarihli kararındaki ifadeyle, usulüne uygun davet edilen davacı davasını takip etmek istiyorsa bizzat ya da vekili aracılığıyla duruşmaya katılmalı; katılma imkânı yoksa mazeretini bildirmeli, belgelemeli ve duruşma gününün kendisine bildirilmesi için gerekli giderleri de yatırmalıdır.

Bu üç adımdan biri eksikse ve karşı taraf davayı takip edeceğini açıkça beyan etmemişse dosya işlemden kaldırılır. Dosyanın işlemden kaldırılması davanın reddi değildir; dava dosyası hareketsiz bir dosya hâline gelir ve yenilenmesi beklenir. Ancak yenileme süresi kaçırıldığında dava açılmamış sayılır ve zamanaşımı bakımından ciddi bir risk doğar.

Davacının duruşmaya katılmaması tek başına davanın reddi sonucunu doğurmaz. Karşı taraf yargılamaya devam edilmesini isterse dava esastan görülmeye devam eder ve davacının yokluğunda karar verilebilir. Bu ihtimalde davacı, o celsede yapılan işlemlere itiraz hakkını kaybetmiş olarak yargılamaya devam eder.

Davalı Duruşmaya Katılmazsa Ne Olur?

Davalının konumu farklıdır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin aynı kararında belirtildiği üzere davalı, yargılamaya katılmak istemiyorsa ve savunma yapmayacaksa katılmak zorunda değildir; bu durumda davayı inkâr etmiş sayılır. Katılmama davalı için doğrudan bir yaptırım doğurmaz, ancak savunma ve delil sunma imkânının fiilen kaybedilmesi anlamına gelir.

Davalı davayı takip etmek istiyor ama duruşmaya katılamıyorsa, davacıyla aynı yükümlülüklere tabidir: durumu dilekçeyle bildirmeli, belgelemeli ve tebliğ giderlerini yatırmalıdır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2014 tarihli kararı, mazereti reddedilen davalının ıslah dilekçesine karşı savunma hakkının kısıtlandığını tespit ederek kararı bozmuştur.

Davalının duruşmadaki beyanı ayrıca kritik önem taşır. Gelen davalı davayı takip edeceğini açıkça söylerse dosya işlemden kaldırılmaz; hiçbir şey söylemez veya takdiri mahkemeye bırakırsa dosya işlemden kaldırılır. Bu ayrım aşağıda ayrı bir başlıkta ele alınmaktadır.

Duruşmaya Katılmama Cezası Var mı?

Hukuk yargılamasında tarafın duruşmaya katılmaması için öngörülmüş bir para cezası veya adli yaptırım bulunmamaktadır. Yaptırım, usuli kayıptır: dosyanın işlemden kaldırılması, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edememe ve nihayetinde davanın açılmamış sayılması. Ceza kavramı burada teknik anlamda kullanılmaz.

Tanık bakımından ise durum tersidir. HMK m.245/1 uyarınca usulüne uygun olarak çağrıldığı hâlde mazeret bildirmeksizin gelmeyen tanık zorla getirtilir, gelmemesinin sebep olduğu giderlere ve beş yüz Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına hükmolunur. Aynı fıkra, zorla getirtilen tanık gelmeme sebeplerini sonradan bildirirse giderler ve disiplin para cezasının kaldırılacağını da düzenler.

Bu tutarın HMK Ek m.1 kapsamındaki yeniden değerlemeye tabi olmadığı gözden kaçmamalıdır. Ek m.1 yalnızca senetle ispat, istinaf, temyiz ve temyizde duruşma sınırlarına ilişkin m.200, m.201, m.341, m.362 ve m.369’daki parasal sınırları artırır; m.245’teki disiplin para cezası bu listede yer almaz.

Dosyanın İşlemden Kaldırılması Ne Demek?

Dosyanın işlemden kaldırılması, taraflarca takip edilmeyen davanın yargılamasının durdurularak dosyanın hareketsiz hâle getirilmesidir. Karar bir hüküm değildir, davayı sona erdirmez ve kesin hüküm oluşturmaz. Dosya, yenilenmesi hâlinde kaldığı yerden devam eder.

HMK m.150 üç ayrı işlemden kaldırma sebebi sayar. Birinci fıkra tarafların duruşmaya gelmemesini, ikinci fıkra taraflardan yalnız birinin gelmesi hâlinde gelen tarafın talebini, üçüncü fıkra ise duruşma gününün belli edilmesi için tarafların başvurması gereken hâllerde son işlem tarihinden başlayarak bir ay geçmesini düzenler.

İşlemden kaldırma kararı ara karar niteliğinde olduğundan tek başına istinaf veya temyize konu edilmez. Karara karşı itiraz, ancak davanın açılmamış sayılmasına ilişkin nihai karar verildikten sonra bu karar temyiz edilirken ileri sürülebilir. Nitekim 4. Hukuk Dairesi’nin incelediği dosyada da işlemden kaldırma kararının hukuka aykırılığı, açılmamış sayılma kararının temyizinde değerlendirilmiştir.

Hukuk Davasında Dosyanın İşlemden Kaldırılması Hangi Hâllerde Gündeme Gelir?

Kurum, tarafların yargılamayı yürütme yükünü taşıdığı davalara özgüdür. Delillerin taraflarca hazırlanması ilkesinin uygulandığı alacak, tazminat, kira, ortaklığın giderilmesi ve boşanma gibi davalarda taraf duruşmaya gelmediğinde hâkim kendiliğinden yargılamayı sürdüremez. Hukuk Genel Kurulu 2010 tarihli kararında bu noktayı açıkça vurgulamış, hâkimin davacının yapmadığı işlemi kendiliğinden tamamlamasının mümkün olmadığını belirtmiştir.

Resen araştırma ilkesinin uygulandığı dava ve işlerde ise durum farklıdır. Kamu düzenine ilişkin uyuşmazlıklarda hâkim, tarafların hazırlamadığı delilleri kendiliğinden toplayabilir ve yargılamayı sürdürebilir. Bu nedenle işlemden kaldırma kurumunun uygulanma alanı, davanın tabi olduğu ilkeye göre daralır.

Boşanma davaları HMK m.316’da sayılmadığı için yazılı yargılama usulüne tabidir ve m.150 bu davalarda da uygulanır. Buna karşılık nafaka, velayet ve vesayete ilişkin dava ve işler m.316/1-ç uyarınca basit yargılama usulüne tabi olduğundan m.320/4’ün daha sert kuralı devreye girer.

İcra Hukuk Mahkemesi Dosyanın İşlemden Kaldırılması Kararı Verir mi?

İcra mahkemesinde tablo tersine döner. İİK m.18/3 uyarınca icra mahkemesi, duruşma yapılmasını uygun gördüğü takdirde ilgilileri en kısa zamanda duruşmaya çağırır ve gelmeseler bile gereken kararı verir. Yani tarafların gelmemesi dosyanın hareketsiz kalmasına değil, işin karara bağlanmasına yol açar.

Aynı fıkra erteleme bakımından da sınır koyar: duruşmalar ancak zorunluluk hâlinde ve otuz günü geçmemek üzere ertelenebilir. Bu, mazeret kabul edilse bile verilecek yeni günün en fazla bir ay sonrasına bırakılabileceği anlamına gelir. İcra mahkemesine arz edilen hususlar m.18/1 uyarınca ivedi işlerden sayılır ve basit yargılama usulüne tabidir.

Bu düzen, imzaya itiraz, kıymet takdirine itiraz veya itirazın kaldırılması gibi icra hukuk mahkemesinde görülen işlerde mazeretin işlevini değiştirir. Duruşmaya katılamamak talebin reddine yol açmaz, ancak beyanda bulunma ve delil sunma imkânı kaybedilir. İtirazın kaldırılması talebinde de m.70 uyarınca m.18 hükmü uygulanır.

Aile Mahkemesi Dosyanın İşlemden Kaldırılması Bakımından Farklı mı?

Aile mahkemelerinde görülen davalarda uygulanacak kural, davanın türüne göre belirlenir. Boşanma ve buna bağlı tazminat talepleri yazılı yargılama usulüne tabi olduğundan m.150’nin iki aşamalı düzeni işler; dosya bir kez işlemden kaldırılıp yenilendikten sonra ikinci takipsizlikte dava açılmamış sayılır.

Nafaka ve velayet talepleri bağımsız bir dava olarak açıldığında ise basit yargılama usulü uygulanır ve yenileme sonrasındaki tek takipsizlik davayı bitirir. Aynı mahkemede görülen iki dava türü için farklı kuralların geçerli olması, mazeretin önemini dava türüne göre değiştirir.

Boşanma davalarında duruşma trafiği yoğun olduğundan mazeret dilekçesi uygulaması da sık görülür. Yargılamanın ilk celsesinde hangi işlemlerin yapılacağı ve hangi ara kararların kurulduğu tensip zaptının içeriğinden izlenebilir.

Dosyanın İşlemden Kaldırılması Hâlinde Yenileme Nasıl Yapılır?

HMK m.150/4 uyarınca dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurusu üzerine yenilenebilir. Yenileme dilekçesi, duruşma gün, saat ve yeri ile birlikte taraflara tebliğ edilir. Bu tebligat, yenilemeden sonraki duruşmanın taraflarca bilinmesini sağlayan güvencedir.

Yenileme harcı bakımından bir aylık eşik önemlidir. Aynı fıkraya göre dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenileme talebinde bulunulursa yeniden harç alınır, bu harç yenileyen tarafça ödenir ve karşı tarafa yüklenemez. Bir ay içinde yapılan yenilemede ise ek harç aranmaz.

Harç verilerek yenilenen dava, eski davanın devamı sayılır. Bu cümle davanın açıldığı tarihin korunması bakımından belirleyicidir; zamanaşımı ve hak düşürücü süre hesabında dava, ilk açıldığı tarihte açılmış kabul edilir. Tazminat davalarında zamanaşımı hesabı bu nedenle yenileme tarihine göre değil ilk dava tarihine göre yapılır.

Yenileme Dilekçesi ile Mazeret Dilekçesi Karıştırılır mı?

Karıştırılabilir ve bunun sonuçları ağırdır. 4. Hukuk Dairesi’nin incelediği olayda davacı vekili, mazeret dilekçesinin dosyaya girmediğini ve sehven yapılan işlemden dönülmesini talep eden bir dilekçe vermiş; mahkeme bu dilekçeyi yenileme talebi olarak kabul etmiştir. Böylece dosya bir kez yenilenmiş sayılmış ve sonraki takipsizlik doğrudan davanın açılmamış sayılması sonucunu doğurmuştur.

Ayrım şuradadır: mazeret dilekçesi duruşmanın ertelenmesini, işlemden dönme talebi kararın hatalı olduğunun tespitini, yenileme dilekçesi ise işlemden kaldırılmış dosyanın yeniden ele alınmasını amaçlar. Üçünün talep sonuçları farklı olduğu için dilekçenin talep kısmının açık ve tek anlamlı yazılması gerekir.

Uygulamada güvenli yol, işlemden kaldırma kararının hatalı olduğu düşünülüyorsa hem hatanın gerekçesini açıklamak hem de talep kısmında ihtiyaten yenileme istemine yer vermektir. Böylece mahkeme dilekçeyi hangi nitelikte değerlendirirse değerlendirsin üç aylık süre korunmuş olur.

Davanın Açılmamış Sayılması Hâlinde Yeniden Dava Açılabilir mi?

Açılabilir. Davanın açılmamış sayılması kesin hüküm oluşturmadığı için aynı talep yeni bir davayla yeniden ileri sürülebilir. Buradaki tek gerçek engel zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerdir; çünkü HMK m.150/7 uyarınca hangi sebeple olursa olsun açılmamış sayılan davadaki talep dahi vaki olmamış sayılır.

Bu cümlenin sonucu ağırdır: ilk davanın açılmasıyla kesilen zamanaşımı, dava hiç açılmamış sayıldığı için kesilmemiş kabul edilir. Zamanaşımı süresi dolmuşsa yeni dava zamanaşımı defiyle karşılaşır ve esasa girilmeden reddedilebilir. Mazeretin geçerli sayılmasının neden bu kadar önemli olduğu en açık biçimde burada görülür.

Açılmamış sayılma kararı nihai karar olduğundan istinaf ve koşulları varsa temyiz yoluna tabidir. Nitekim incelediğimiz üç Yargıtay kararının üçü de bu nitelikte kararların temyizi üzerine verilmiştir ve üçünde de karar bozulmuştur.

Davanın Açılmamış Sayılması Şartları Nelerdir?

Yazılı yargılama usulünde iki yol vardır. Birincisi HMK m.150/5’tir: işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır. İkincisi m.150/6’dır: işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz, aksi hâlde dava açılmamış sayılır.

Bu iki yolun farkı sürenin işleyişindedir. Birinci yolda üç aylık sürenin geçmesi beklenirken, ikinci yolda ikinci kez takipsiz bırakma anında sonuç doğar. Mahkeme, ikinci takipsizlikte üç ay beklemeden davanın açılmamış sayılmasına karar verir.

Kararın kendiliğinden verilmesi de önemlidir; tarafların talebi aranmaz. Bu nedenle üç aylık süre yaklaşırken dosyanın takibi tamamen tarafın sorumluluğundadır ve süre kaçırıldıktan sonra yenileme dilekçesi vermek sonuç doğurmaz.

Davanın Açılmamış Sayılmasında Vekâlet Ücreti ve Giderler Kime Yüklenir?

HMK m.331/3 açık hüküm getirir: davanın açılmamış sayılmasına karar verilen hâllerde yargılama giderleri davacıya yükletilir. Bu, davanın esasında haklı olup olmadığından bağımsız bir kuraldır ve dosyanın takipsiz bırakılmasının maddi sonucudur.

Yargılama giderlerinin kapsamı HMK m.323’te sayılır ve vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti de bu kalemler arasındadır. Bu nedenle davanın açılmamış sayılması hâlinde davalı yararına vekâlet ücretine hükmedilmesi ve bunun davacıdan tahsili gündeme gelir.

Hükmedilecek vekâlet ücretinin nispi mi maktu mu olacağı, davanın esasına girilmeden karar verilmiş olması nedeniyle uygulamada tartışılmıştır. Avukatlık ücret tarifesi esaslarının dava türüne ve karar aşamasına göre nasıl uygulandığı ayrıca değerlendirilmelidir.

Basit Yargılama Usulünde Takipsizlik Kuralı Daha Serttir

Basit yargılama usulünde yenilemeden sonraki tek takipsizlik davanın açılmamış sayılması için yeterlidir. HMK m.320/4, basit yargılama usulüne tabi davalarda işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosyanın yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa davanın açılmamış sayılacağını düzenler. Yazılı yargılamadaki bir defadan fazla ölçütü burada yoktur.

Fark, mazeretin değerini iki usulde farklı kılar. Yazılı yargılamada reddedilen bir mazeret dosyayı ikinci kez takipsiz bırakmadıkça açılmamış sayılma doğmazken, basit yargılamada yenileme sonrasındaki tek ret kararı davayı bitirebilir. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2014 tarihli kararında, iş mahkemesindeki bir dosyada mahkemenin m.150/6’ya atıf yapmasına rağmen fiilen m.320/4 uyarınca işlem yaptığını tespit etmiştir.

Hangi davanın hangi usule tabi olduğu HMK m.316’da sayılır. Sulh hukuk mahkemelerinin görevine giren dava ve işler, her çeşit nafaka davaları ile velayet ve vesayete ilişkin dava ve işler, hizmet ilişkisinden doğan davalar, ihtiyati tedbir ve delil tespiti gibi geçici hukuki koruma talepleri ve konkordato davaları basit yargılama usulüne tabidir.

ÖlçütYazılı yargılama (m.150)Basit yargılama (m.320/4)
İlk takipsizlikDosya işlemden kaldırılırDosya işlemden kaldırılır
Yenileme süresiÜç ayÜç ay
Yenileme sonrası takipsizlikBir defa daha mümkün, ikincisinde dava açılmamış sayılırTek takipsizlik davanın açılmamış sayılması için yeterli
Tipik dava türleriAsliye hukuk davaları, alacak ve tazminat davalarıİş, nafaka, velayet, sulh hukuk, kira uyuşmazlıkları

İhtiyati Tedbir Taleplerinde Duruşma Mazereti Nasıl Değerlendirilir?

Geçici hukuki koruma talepleri m.316/1-c uyarınca basit yargılama usulüne tabidir ve bu taleplerde duruşma çoğu zaman ivedilikle yapılır. Talebin niteliği gereği erteleme, korumanın amacını ortadan kaldırabileceğinden mahkemeler bu duruşmalarda mazereti dar yorumlar.

Tedbir kararına itiraz duruşmasına katılamama hâlinde de aynı dikkat gösterilmelidir. İhtiyati tedbir şartları ve itiraz usulü, mazeretin hangi aşamada hangi sonucu doğuracağını belirler.

Delil tespiti taleplerinde ise duruşma yapılmadan dosya üzerinden karar verilebildiğinden mazeret sorunu genellikle doğmaz. Buna karşılık tespit sırasında yapılacak keşfe katılmama, delilin oluşumuna müdahale imkânının kaybı anlamına gelir ve bunun telafisi güçtür.

Karşı Tarafın Beyanı Mazeretin Kabulünü Etkiler mi?

Etkiler ve çoğu dosyada sonucu doğrudan belirler. Hukuk Genel Kurulu’nun 2010 tarihli kararına göre mazeret bildirilmişse ve diğer taraf hazırsa, bu mazeret konusundaki düşüncesi mutlaka sorulmalıdır. Gelen tarafın cevabı üç ayrı sonuca yol açar.

Gelen taraf mazereti kabul ederse yargılamaya devam olunur ve yeni duruşma günü, yatırılan giderlerden karşılanarak gelmeyen tarafa bildirilir. Gelen taraf davayı takip edeceğini açıkça bildirirse yargılama gelmeyen tarafın yokluğunda sürdürülür. Gelen taraf hiçbir şey söylemez veya takdiri mahkemeye bırakırsa dosya işlemden kaldırılır.

Üçüncü ihtimalin gerekçesi kararda açıkça yazılıdır: gelen tarafın herhangi bir beyanda bulunmamak yönündeki davranışı, davayı takip etmek istemediğini gösterir. Hukuk Genel Kurulu bu değerlendirmeyi yaparken davalının kendi menfaatinden hareket etmiştir; davalı için aleyhine açılmış bir davanın takipsiz kalması kural olarak lehedir ve takip etmek istiyorsa bunu açıkça ifade etmesi beklenir.

Karşı Taraf Duruşmaya Gelmemişse Mazeret Ne Olur?

İki tarafın da gelmediği celsede mazeretin kabul edilip edilmemesi pratikte sonucu değiştirmez, çünkü HMK m.150/1 uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına zaten karar verilir. Ancak mazeretin kabulü hâlinde mahkeme, dosyayı işlemden kaldırmak yerine yeni duruşma günü belirleyebilir.

Bu ihtimalde mazeretin belgelenmiş ve giderinin yatırılmış olması daha da önem kazanır, çünkü mahkemenin yeni duruşma gününü karşı tarafa da tebliğ etmesi gerekecektir. Gider yoksa mahkeme tebligat yapamaz ve dosyayı işlemden kaldırmak dışında bir seçenek kalmaz.

Uygulamada bu durumdaki dosyalarda hâkimlerin mazereti kabul edip yeni gün verdiği de görülmektedir. Bu, m.150/1’in emredici olmadığı anlamına gelmez; kabul edilen mazeret, tarafın duruşmaya gelmemiş sayılmasını önlediği için m.150/1’in şartı olan taraflarca takip edilmeme durumu oluşmamış kabul edilir.

İstinaf Duruşmasında Mazeret ve Gider Avansı

İstinaf aşamasında mazeret, ilk derecenin aksine kanunda açık hükme bağlanmıştır. HMK m.358/2 uyarınca başvuran, kabul edilebilir bir mazerete dayanarak duruşmaya gelemediğini bildirdiği takdirde yeni bir duruşma günü tayin edilerek taraflara bildirilir. Bu, ilk derece yargılamasında bulunmayan doğrudan bir güvencedir.

Buna karşılık aynı maddenin birinci ve üçüncü fıkraları başvurana ek bir yük getirir. Başvurana çıkarılacak davetiyede, yapılacak tahkikatla ilgili olarak bölge adliye mahkemesince belirlenen giderin iki haftadan az olmamak üzere verilecek kesin süre içinde avans olarak yatırılması gerektiği açıkça belirtilir. Belirlenen gider süresi içinde yatırılmış olmak kaydıyla taraflar mazeretsiz olarak duruşmaya katılmazlarsa tahkikat yokluklarında yapılarak karar verilir.

Gider yatırılmadığında sonuç daha ağırdır. Belirlenen gider süresi içinde yatırılmazsa dosyanın mevcut durumuna göre karar verilir; öngörülen tahkikat yapılmaksızın karar verilmesine olanak bulunmayan hâllerde ise başvuru reddedilir. Yani istinafta mazeretin değil, gider avansının eksikliği başvurunun esastan incelenmemesine yol açabilir.

İnceleme usulünün ayrıntıları ve dairenin verebileceği kararlar için istinaf mahkemesinin verebileceği kararlar ile istinaf başvurusu ve süresi yazıları incelenebilir.

İstinafta Dosya İşlemden Kaldırılır mı?

İstinaf incelemesinin çoğu dosya üzerinden yapıldığı ve duruşma istisna olduğu için, ilk derecedeki gibi bir işlemden kaldırma mekanizması burada işlemez. Duruşmaya katılmamanın sonucu tahkikatın yoklukta yapılmasıdır; dosya hareketsiz bırakılmaz, inceleme devam eder ve karar verilir.

Bu fark, mazeretin işlevini de değiştirir. İlk derecede mazeret davanın hayatta kalmasını sağlarken, istinafta çoğunlukla yalnızca sözlü açıklama imkânını korur. Dolayısıyla istinafta mazeretin reddedilmesi, ilk derecedeki kadar ağır bir hak kaybı doğurmaz.

Yine de duruşmalı incelenen dosyalarda sözlü açıklama, dosyada eksik kalan hususların dairenin dikkatine sunulması bakımından değerlidir. Dosya durumu ve duruşma günü takibi için istinaf dosya durumu yazısındaki aşamalar izlenebilir.

Yargıtay Duruşmasında Mazeret ve Gider Kuralı

Temyiz incelemesi kural olarak dosya üzerinden yapılır. HMK m.369/2, sayılan dava türlerinde ve parasal sınırı aşan alacak ile ayın davalarında taraflardan biri duruşma talep etmişse Yargıtayca gün belirlenerek taraflara davetiye gönderileceğini düzenler. Parasal sınır Ek m.1 uyarınca her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında artırılır ve davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır.

Duruşmaya katılmamanın sonucu burada da yumuşaktır. Aynı maddenin beşinci fıkrasına göre Yargıtay, tarafları veya gelen tarafı dinledikten sonra, taraflardan hiçbiri gelmemiş ise dosya üzerinde inceleme yaparak kararını verir. Duruşmaya gelmemek temyiz istemini düşürmez.

Asıl risk gider tarafındadır. Tebligat gideri verilmemişse duruşma talebi dikkate alınmaz; duruşma gideri eksik ödenmişse daire başkanının vereceği bir haftalık kesin süre içinde tamamlanmaması hâlinde duruşma talebinden vazgeçilmiş sayılır. Görüldüğü gibi gider yükümlülüğü mazeret kurumunun her aşamasında karşımıza çıkmaktadır.

Ceza Mahkemesinde Mazeret Dilekçesi Nasıl Sonuç Doğurur?

Ceza yargılamasında mazeretin sonucu hukuk yargılamasından tamamen farklıdır. Ceza davasında dosyanın işlemden kaldırılması veya davanın açılmamış sayılması diye bir kurum yoktur; kamu davası devam eder. Mazeret burada davanın kaderini değil, o celsedeki savunma imkânını etkiler.

Müdafi bakımından CMK m.188/1 açıktır: duruşmada hükme katılacak hâkimler ve Cumhuriyet savcısı ile zabıt kâtibinin ve kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hâllerde müdafiin hazır bulunması şarttır; ancak müdafiin mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi veya duruşmayı terk etmesi hâlinde duruşmaya devam edilebilir. Bu ek cümle 2016 yılında getirilmiş ve 2018’de kanunlaşmıştır.

Sanık bakımından ise CMK m.193/1 kural koyar: kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz ve gelmemesinin geçerli nedeni olmayan sanığın zorla getirilmesine karar verilir. Yani sanık için mazeretin yokluğu, hukuk davasındaki gibi bir kayıp değil doğrudan bir zorlama tedbiri doğurur.

Sanık Duruşmaya Katılmazsa Ne Olur?

Ana kural zorla getirmedir; fakat kanun bu kuralın istisnalarını ayrıntılı olarak düzenlemiştir. CMK m.195/1 uyarınca suç yalnız veya birlikte adli para cezasını ya da müsadereyi gerektirmekteyse sanık gelmese bile duruşma yapılabilir; bu hâlde davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır.

CMK m.194/2, mahkemeye gelen sanığın savuşması veya ara vermeyi izleyen oturuma gelmemesi hâlinde, önceden sorguya çekilmiş ve hazır bulunmasına gerek görülmezse davanın yokluğunda bitirilebileceğini düzenler. CMK m.196/1 ise sorgusu yapılmış sanığın veya yetkili kılınmışsa müdafiinin istemi üzerine mahkemenin sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabileceğini öngörür.

Sanığın yurt dışında olması, hastalık veya disiplin tedbiri nedeniyle başka bir kuruma nakledilmiş olması gibi hâller m.196’nın diğer fıkralarında ayrıca ele alınmıştır. Aynı maddenin dördüncü fıkrası, hâkim veya mahkemenin zorunlu gördüğü durumlarda görüntülü ve sesli iletişim tekniği kullanılarak yurt içindeki sanığın sorgusunun yapılabileceğini veya duruşmalara katılmasına karar verilebileceğini düzenler.

Tanık Duruşmaya Katılmazsa Ne Olur?

Ceza yargılamasında tanığın gelmemesi CMK m.44/1 ile yaptırıma bağlanmıştır. Usulüne uygun olarak çağrılıp da mazeretini bildirmeksizin gelmeyen tanıklar zorla getirilir ve gelmemelerinin sebep olduğu giderler takdir edilerek kamu alacaklarının tahsili usulüne göre ödettirilir. Tanık sonradan haklı sebeplerini bildirirse aleyhine hükmedilen giderler kaldırılır.

2021 yılında eklenen cümleyle zorla getirme kararının telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi iletişim araçlarıyla da bildirilebileceği kabul edilmiştir. Aynı düzenleme mantığı iddianame ve duruşma tarihinin bildirimi için CMK m.176/1’e de eklenmiş, ancak çağrı kâğıdına bağlanan sonuçların bu bildirimde uygulanmayacağı açıkça belirtilmiştir.

Hukuk yargılamasında tanığa uygulanacak yaptırım ise HMK m.245/1’de düzenlenmiştir ve zorla getirme ile birlikte beş yüz Türk Lirasına kadar disiplin para cezası öngörür. Tanık dinlenmesi usulünün ayrıntıları dava türüne göre değişir.

İcra Ceza Mahkemesinde Mazeret: Şikâyet Hakkı Düşer mi?

İcra ceza mahkemesinde duruşmaya katılmamanın sonucu tüm yargı kolları içinde en serttir. İİK m.349/6, şikâyetçi muayyen zamanda gelmez ve vekil de göndermezse şikâyet hakkının düşeceğini düzenler. Burada dosyanın işlemden kaldırılması, üç aylık yenileme süresi veya ikinci bir şans yoktur.

Sonucun geri alınamaz olmasının sebebi şikâyet süresidir. İİK m.347 uyarınca bu bapta yer alan fiillerden dolayı şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer. Düşen şikâyetin süresi içinde yeniden kullanılması çoğu dosyada fiilen imkânsızdır.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2021 tarihli kararı bu sertliğin nasıl dengelendiğini göstermektedir. İstanbul’daki bir icra ceza mahkemesi, vekilin mazeret bildirmediği gerekçesiyle davayı düşürmüş; Daire, saat 12.48’de sunulan mazeret dilekçesi karşısında müşteki vekilinin geçerli bir mazeretinin bulunduğunun gözetilmediğini belirterek kararı bozmuştur. Yani mazeretin varlığı hâlinde düşme kararı verilemez.

Aynı fıkranın devamında maznun bakımından farklı bir düzen kurulmuştur: şikâyeti alan veya istinabe edilen icra mahkemesinin huzuruna gelmeyen ya da müdafi göndermeyen maznun zabıta marifetiyle getirilir, bu suretle de bulundurulamazsa muhakeme gıyabında görülür. İcra takibi sürecinde açılan şikâyet davalarında bu ayrım gözetilmelidir.

Müşteki Duruşmaya Katılmazsa Ne Olur?

İcra ceza mahkemesinde şikâyetçi sıfatını taşıyan kişi, kendisi gelmez ve vekil de göndermezse şikâyet hakkını kaybeder. Bu sonuç, genel ceza yargılamasındaki katılan sıfatından farklıdır; kamu davasının yürümesi savcılığa bağlı olmadığı için şikâyetin düşmesi doğrudan davayı bitirir.

Genel ceza mahkemelerinde ise müştekinin gelmemesi kamu davasını etkilemez. Kovuşturma iddia makamı tarafından yürütüldüğünden yargılama devam eder; müşteki yalnızca beyanda bulunma ve katılan sıfatıyla usul işlemi yapma imkânını o celse için kaybeder. Şikâyete bağlı suçlarda şikâyetten vazgeçme iradesinin açıkça ortaya konması gerekir, gelmemek tek başına vazgeçme sayılmaz.

Bu ayrım, aynı sıfatın iki farklı mahkemede iki farklı sonuç doğurduğunu gösterir. İcra ceza dosyalarında duruşma takibinin bu nedenle çok daha sıkı yapılması gerekir.

İdari Yargıda Duruşmaya Katılmamanın Sonucu Farklıdır

İdari yargıda duruşma kural değil istisnadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.17/1 uyarınca iptal davaları ile kanunda belirtilen parasal sınırı aşan tam yargı ve vergi davalarında duruşma, taraflardan birinin isteği üzerine yapılır. Talep dava dilekçesi ile cevap ve savunmalarda ileri sürülebilir.

Katılmamanın sonucu ise İYUK m.18/3’te düzenlenmiştir: taraflardan yalnız biri gelirse onun açıklamaları dinlenir, hiçbiri gelmezse duruşma açılmaz ve inceleme evrak üzerinde yapılır. Yani idari yargıda duruşmaya gelmemek davayı sona erdirmez, yalnızca sözlü açıklama hakkının kullanılmaması anlamına gelir.

Bu yapısal fark, mazeret dilekçesinin idari yargıda neden daha az gündeme geldiğini açıklar. Duruşma davetiyelerinin duruşma gününden en az otuz gün önce gönderilmesini öngören m.17/5 hükmü de tarafa planlama için geniş bir zaman tanır.

E-Duruşma Talebi Mazeretin Yerine Geçer mi?

Geçebilir ve çakışan duruşmalarda çoğu zaman daha güvenli bir yoldur. HMK m.149/1, mahkemenin taraflardan birinin talebi üzerine talep eden tarafın veya vekilinin aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmalarına ve usul işlemleri yapabilmelerine karar verebileceğini düzenler. Uygulamanın usul ve esasları, maddenin beşinci fıkrasına dayanılarak çıkarılan ve 30 Haziran 2021 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelikte gösterilmiştir.

Mazeretten farkı şudur: mazeret duruşmayı erteler, e-duruşma ise duruşmanın yapılmasını sağlar. Yargılamanın uzamaması, karşı tarafın itirazına maruz kalınmaması ve tarafın o celsede beyanda bulunabilmesi bakımından ikinci yol daha avantajlıdır. Aynı gün iki farklı mahkemede duruşması olan avukat, birine fiziken katılıp diğerine bulunduğu yerden bağlanabilir.

Ancak e-duruşma bir hak değil, mahkemenin takdirine bağlı bir imkândır. Talep reddedilebilir ve bu ret kararı kesindir. Bu nedenle e-duruşma talebiyle birlikte, talebin reddi ihtimaline karşı mazeret bildirimi de planlanmalıdır.

E-Duruşma Nasıl Talep Edilir?

Talep, gerekçesiyle birlikte davanın görüldüğü mahkemeye yöneltilir. Avukatlar UYAP Avukat Portal, taraflar ise vatandaş portalı ve UYAP mobil uygulamaları üzerinden başvurabilir. Talebin duruşma gününden en az iki iş günü önce yapılması gerekir.

Hâkim, talep hakkında duruşma gününden en az bir iş günü önce kabul veya ret yönünde karar verir. Böylece talep sahibi, duruşmadan önce hangi yolu izleyeceğini bilir; reddedilmişse ya fiziken katılır ya da mazeret dilekçesi sunar.

Yönetmelik, hastalık ve yaşlılık gibi durumlarda taleplerin öncelikle kabul edilmesini öngörür. Bu, e-duruşmanın yalnızca yoğunluk yönetimi için değil, fiili engellerin aşılması için de tasarlandığını gösterir.

E-Duruşma Talebi Ne Zamana Kadar Yapılır?

Son an, duruşma gününden iki iş günü öncesidir. İş günü ifadesi hafta sonu ve resmî tatilleri hesaba katmayı gerektirir; salı günü görülecek bir duruşma için cuma günü yapılan başvuru sınırda kalır. Süre kaçırıldığında talep incelenmeden reddedilebilir.

Bu süre, mazeret dilekçesindeki esnekliğin tam tersidir. Mazeret duruşma açılana kadar sunulabilirken e-duruşma için planlama zorunluluğu vardır. Duruşma günleri aylar öncesinden belirlendiğine göre, çakışma tespit edilir edilmez talebin yapılması en güvenli yoldur.

Talep sonrasında hâkimin kararı da bir iş günü öncesine kadar verilir. Böylece talep sahibi, duruşmadan önce sonucu öğrenir ve reddedilmişse mazeret dilekçesini hazırlamak için zaman bulur.

E-Duruşma Şartları Nelerdir?

İlk şart taleptir. HMK m.149/1 uyarınca mahkeme, taraflardan birinin talebi üzerine talep eden tarafın veya vekilinin bulundukları yerden duruşmaya katılmasına karar verebilir; hâkim kendiliğinden bu yola başvurmaz. İkinci şart, talebin süresinde ve gerekçeli olarak yapılmasıdır.

Üçüncü şart teknik altyapıdır. Katılım, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’ne entegre olarak kurulan ve güvenliği sağlanan e-duruşma sistemi üzerinden gerçekleşir; kimlik tespiti elektronik imza, sistem kayıtları veya adliye görevlileri aracılığıyla yapılır. Dördüncü şart, katılımın yönetmelikte sayılan yerlerden birinden yapılmasıdır.

Tanık, bilirkişi ve uzmanın aynı yolla dinlenmesi ise ayrı bir hükme dayanır. HMK m.149/2 uyarınca mahkeme resen veya taraflardan birinin talebi üzerine bu kişilerin bulundukları yerden dinlenmesine karar verebilir; tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işlerde m.149/3 ilgililerin resen dinlenmesine imkân tanır.

E-Duruşma Talebi Reddedilirse Ne Olur?

Ret kararı kesindir ve ayrıca bir kanun yoluna tabi değildir. Bu durumda duruşmaya fiziken katılmak ya da mazeret bildirmek dışında bir seçenek kalmaz. Ret kararı duruşmadan en az bir iş günü önce verildiğinden, mazeret dilekçesinin hazırlanması için kısa da olsa bir zaman bulunur.

Reddedilen e-duruşma talebinin mazeret olarak ileri sürülmesi tek başına yeterli değildir. Mazeretin dayanağı yine fiili engelin kendisidir; yani aynı saatteki diğer duruşma, sağlık durumu veya benzeri sebep dilekçede ayrıca açıklanmalıdır.

Teknik aksaklıklar da ayrıca düzenlenmiştir. Ses ve görüntü naklinin aynı anda sağlanamaması durumunda e-duruşma yenilenir; sorun devam ederse e-duruşma sonlandırılır ve duruşmaya olağan usulle devam edilir.

E-Duruşmaya Nereden Katılınır?

Yönetmelik katılım yerlerini sayar. Avukatlar bürolarından, baro tarafından bu iş için belirlenen bölümden, adliyede tahsis edilen yerden veya uygun görülen başka bir yerden bağlanabilir. Taraflar bulundukları yerdeki adliyeden, tutuklu ve hükümlüler ise ceza infaz kurumunda tahsis edilen alandan katılır.

Hastalık veya engel hâlinde meskenden ya da bulunulan kurumdan katılım da mümkündür. Kimlik tespiti elektronik imza, UYAP kayıtları veya adliye görevlileri aracılığıyla yapılır ve tutanak, HMK m.154’teki usul ve esaslara göre zabıt kâtibi tarafından yazılır.

Katılım ortamının niteliği avukatlar için ayrıca önemlidir. Avukatlık Kanunu m.135’in uyarma cezası öngören listesine, ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla uzaktan yapılan duruşmalara yargılamanın saygınlığına ve mesleğin onuruna uygun olmayan ortamda katılmak da eklenmiştir.

Hangi Sebepler Geçerli Mazeret Sayılır?

Kanunda geçerli özrün tanımı yapılmadığı için değerlendirme hâkimin takdirindedir. İçtihatta ortaya çıkan ortak ölçüt, sebebin kişinin iradesi dışında gelişmesi ve o gün mahkemede bulunmayı fiilen imkânsız veya aşırı güç kılmasıdır. Öngörülebilir ve önlenebilir engeller bu ölçütü karşılamaz.

Uygulamada en çok kabul gören sebep, avukatın aynı gün ve saatte başka bir mahkemede duruşmasının bulunmasıdır. Hukuk Genel Kurulu’nun 2010 tarihli kararına konu olayda da davacı vekili yedi ayrı duruşma zaptı sunmuş ve bu mazeret ilk celsede kabul edilmiştir. Sağlık sebepleri, yakının ölümü, doğum, zorunlu resmî görev ve olağanüstü hava koşullarından kaynaklanan ulaşım engelleri de kabul edilen sebepler arasındadır.

Buna karşılık iş yoğunluğu, dosyanın hazırlanamamış olması veya planlanmış tatil gibi sebepler kural olarak geçerli özür sayılmaz. Bu tür gerekçelerle sunulan dilekçeler, mahkemenin karşı tarafın beyanını da alarak reddettiği en tipik hâllerdir.

Mazeret sebebiBelge gerekir miNot
Aynı saatte başka mahkemede duruşmaGerekmezMahkeme UYAP’tan görebilir; mahkeme adı ve esas numarası yazılmalıdır
HastalıkGerekirRapor veya sağlık kuruluşu kaydı eklenmelidir
Yakının ölümüGerekirÖlüm belgesi veya nüfus kaydı sunulur
Tutukluluk veya hükümlülükKurum kaydından anlaşılır3. HD E.2025/2776 K.2026/1213 kararında geçerli mazeret sayılmıştır
Yurt dışında bulunmaGerekirSeyahat kaydı veya giriş çıkış belgesi eklenir
Zorunlu resmî görevGerekirGörevlendirme yazısı sunulur
İş yoğunluğuKabul edilmezKişinin iradesi dışında gelişen engel sayılmaz

Gerekçesiz Mazeret Dilekçesi Kabul Edilir mi?

Kabul edilmesi beklenmemelidir. Mahkemenin değerlendireceği şey sebebin kendisi olduğuna göre, sebep gösterilmeyen bir dilekçe değerlendirmeye elverişli değildir. Hukuk Genel Kurulu kararında mahkemenin mazeret sebebini araştırma yükümlülüğü bulunmadığının belirtilmesi de bu sonucu destekler.

Uygulamada mazeretin bildirilmesine rağmen sebebin soyut kalması sık görülen bir eksikliktir. Yoğunluk, dosyanın çokluğu veya kişisel işler gibi ifadeler bir olguyu değil bir durumu anlatır ve engel niteliği taşımaz. Buna karşılık belirli bir mahkemede belirli saatte duruşma bulunduğunun yazılması, doğrulanabilir bir olgudur.

Sebep gösterilmiş ama belgelendirilmemişse tablo değişir. Bu hâlde mahkeme, karşı tarafın beyanını da alarak takdir yetkisini kullanır; sebep UYAP’tan doğrulanabiliyorsa belgesizlik tek başına ret gerekçesi olamaz.

Hâkimin İzinli Olması Mazeret Sayılır mı?

Bu durum tarafın mazereti değil, mahkemenin kendi işleyişine ilişkin bir engeldir. Hâkim izinli veya raporluysa duruşma zaten yapılmaz ve tutanağa mahkemece not düşülerek yeni gün verilir. Böyle bir günde adliyeye gidip duruşmanın yapılmadığını gören tarafın dosyaya bir beyan sunması, sonraki tartışmalarda kaydın oluşması bakımından yararlıdır.

Nitekim 4. Hukuk Dairesi’nin incelediği olayda davacı vekili, mahkemenin bölünmesinden habersiz olarak eski mahkemeye gittiğini ve hâkimin o tarihte izinli olması nedeniyle dosyaya mazeret dilekçesi sunduğunu ileri sürmüştür. Bu beyan, işlemden kaldırma kararının hukuka aykırılığının tespitinde dikkate alınmıştır.

Benzer biçimde dosyanın başka bir mahkemeye devri, mahkemenin bölünmesi veya esas numarasının değişmesi hâllerinde tarafın kusuru aranmaz. Bu tür değişikliklerin taraflara bildirilmesi mahkemenin görevidir.

Mazeret Dilekçesinde Neler Bulunmalıdır?

Dilekçenin taşıması gereken unsurlar, mahkemenin mazereti değerlendirebilmesi için gereken asgari bilgilerden oluşur. Bunlar mahkemenin adı, dosya esas numarası, tarafların ad ve sıfatları, duruşmanın tarihi ve saati, mazeretin sebebi, sebebe ilişkin ekler ve duruşmanın başka bir güne bırakılmasına yönelik açık talep şeklinde sıralanabilir.

Mazeret sebebi olarak başka bir duruşma gösteriliyorsa o duruşmanın mahkemesi, esas numarası, tarihi ve saati mutlaka yazılmalıdır. Yargıtay kararlarında belgesizliğin kabul edilebilir sayılmasının dayanağı, tam da bu bilgilerin UYAP’tan doğrulanabilir olmasıdır. Bilgi eksikse doğrulama imkânı ortadan kalkar ve dilekçe genel bir beyana dönüşür.

Talep kısmı da açık olmalıdır. Duruşmanın ertelenmesi mi, verilecek yeni günün tebliği mi, yoksa işlemden kaldırılmış dosyanın yenilenmesi mi istendiği tek anlamlı biçimde yazılmazsa mahkeme dilekçeyi başka bir talep olarak değerlendirebilir ve bu değerlendirme geri alınamaz sonuçlar doğurabilir.

Mazeret Dilekçesi Nasıl Yazılır?

Metin, mahkemeye hitapla başlar ve dosya esas numarasıyla devam eder. Ardından tarafın sıfatı, duruşmanın tarih ve saati, katılamama sebebi ve sebebin dayandığı olgular yazılır. Anlatım tek paragrafta toplanabilecek kadar kısa olmalı, sebep yorum değil olgu olarak ifade edilmelidir.

Sebep bölümünden sonra ekler sayılır. Çakışan duruşmada ek gerekmez ama diğer dosyanın mahkemesi ve esas numarası bu bölümde tekrar edilir; sağlık sebebinde rapor, resmî görevde görevlendirme yazısı ek olarak gösterilir. Tebligat giderinin dosyadaki avanstan karşılanmasının talep edildiği de burada belirtilir.

Talep bölümü tek cümle olmalıdır: duruşmanın başka bir güne bırakılması ve yeni günün bildirilmesi. Davayı takip etme iradesinin sürdüğünün açıkça yazılması, karşı tarafın beyanı sorulduğunda hâkimin değerlendirmesini kolaylaştırır. Dilekçenin altına ad, soyad, baro sicil numarası ve imza eklenir.

Tebligat Gideri Dilekçeye Nasıl Eklenir?

Gider, dosyadaki avanstan karşılanabiliyorsa dilekçede bu husus belirtilir ve avanstan mahsup edilmesi talep edilir. Avans tükenmişse ya da yetersizse duruşma gününün tebliğine yetecek tutarın vezneye yatırılıp makbuzun dilekçeye eklenmesi gerekir. Hukuk Genel Kurulu kararına konu ilk celsede davacı vekili dilekçeye posta pulu eklemiş ve mazereti kabul edilmiştir.

Gider avansı zaten dava şartıdır. HMK m.114/1-g davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olmasını dava şartı sayar; m.120/2 ise avansın yetersiz kaldığının anlaşılması hâlinde tamamlanması için iki haftalık kesin süre verileceğini düzenler. Bu nedenle mazeret aşamasına gelindiğinde çoğu dosyada kullanılabilir bir avans bulunur.

Yine de dosyanın gider durumu duruşma öncesinde kontrol edilmelidir. Avansın tükendiği bir dosyada mazeret kabul edilse bile mahkeme yeni günü tebliğ edemez ve süreç tıkanır.

Mahkeme Duruşma Mazeret Dilekçesi Örneği Aramak Doğru mu?

Hazır bir metnin doldurularak kullanılması, dilekçenin dosyaya özgü bilgileri taşımaması riskini doğurur. Mazeretin kabulü sebebin somutluğuna bağlı olduğundan, esas numarası ve saat bilgisi eksik bir örnek metin, doğrulanabilir olma niteliğini kaybettirir ve UYAP istisnasından yararlanmayı engeller.

Ayrıca her mazeret sebebi farklı ek gerektirir. Sağlık sebebinde rapor, resmî görevde görevlendirme yazısı, seyahat engelinde bilet kaydı aranırken, çakışan duruşmada bu belgelerin hiçbiri gerekmez. Tek bir kalıp metin bu farkları taşıyamaz.

Dilekçenin dosyanın aşamasına göre de değişmesi gerekir. Tahkikat celsesi, ön inceleme duruşması ve sözlü yargılama celsesi için sunulacak dilekçelerin talep kısımları aynı olamaz; çünkü ertelemenin yargılamaya etkisi her aşamada farklıdır.

Mazeretsiz Duruşmaya Katılmamak Avukat İçin Disiplin Suçu mu?

Evet ve bu artık doğrudan kanunda yazılıdır. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 24 Aralık 2025 tarihli 7571 sayılı Kanun’la yeniden yazılan 135. maddesi, uyarma cezasını gerektiren hâlleri tek tek saymakta ve bu listenin (o) bendinde mazeretsiz olarak duruşmaya katılmamak fiiline yer vermektedir.

Değişiklikten önce fiilin karşılığı kanunda açık biçimde gösterilmemiş, uygulama disiplin kurullarının takdirine bırakılmıştı. Yeni düzenleme, hangi fiilin hangi ceza türünü gerektirdiğini kanun düzeyinde belirlediği için mazeret bildirimini yalnızca dosya menfaati değil, meslek hukuku bakımından da bir yükümlülük hâline getirmiştir.

Aynı maddede kınama cezasını gerektiren hâller arasında yer alan, takip ettiği işlerde özen yükümlülüğünü ihlal ederek hak kaybına sebebiyet vermek fiili de bu bağlamda önemlidir. Mazeret bildirilmemesi sonucunda davanın açılmamış sayılması ve zamanaşımının dolması hâlinde ortaya çıkan sonuç, uyarmanın ötesinde bir değerlendirmeye konu olabilir.

Disiplin Cezasında Tekerrür Nasıl Uygulanır?

Avukatlık Kanunu m.136, hakkında disiplin cezası verilen avukatın cezanın kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde disiplin cezası gerektiren yeni bir fiil işlemesi hâlinde, bu fiil için kanunda öngörülen cezanın bir derece ağır olanının uygulanacağını düzenler. Yani ikinci kez mazeretsiz duruşmaya katılmama, uyarma değil kınama olarak sonuçlanabilir.

Maddenin son fıkrası ters yönde bir imkân da tanır: meslekten çıkarmayı gerektiren hâller hariç olmak üzere, ilk defa disiplin cezası verilmesini gerektiren bir fiil işleyen avukata verilecek cezadan bir derece hafif olanı uygulanabilir. Aynı hüküm, önceki cezasının kesinleşmesinden itibaren beş yıl geçenler için de geçerlidir.

Kanunda para cezası, kanun metnindeki tutarıyla yirmi bin ila iki yüz bin Türk Lirası arasında belirlenir ve her yıl Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298. maddesi uyarınca ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılır. Duruşmaya katılmama fiili bu ceza türünün listesinde yer almaz.

Disiplin Soruşturmasında Savunma Süresi Nedir?

Avukatlık Kanunu m.137, avukatlar hakkında yapılacak kovuşturmalarda isnat olunan hususun avukata açıkça ve yazılı olarak bildirilmesini, yazılı savunmasının istenmesini ve bu savunma için en az on günlük bir süre tanınmasını zorunlu kılar. Süre kanunda asgari olarak belirlendiğinden daha uzun süre verilmesi mümkündür.

Uygulamada mazeretsiz duruşmaya katılmama iddiası çoğu zaman müvekkil şikâyetiyle gündeme gelir. Bu tür dosyalarda duruşma tutanağı, UYAP kayıtları ve varsa sunulmuş mazeret dilekçesi belirleyici delil niteliği taşır.

Kanunun tamamında UYAP terimi hiç geçmez; disiplin hukuku bakımından sistemin işlevi, fiilin ispatında kullanılan bir kayıt kaynağı olmaktan ibarettir. Buna karşılık aynı kayıtların mazeretin doğruluğunu göstermek için de kullanılabileceği, yargılama hukuku bakımından yukarıda açıklanmıştır.

Kanunun güncel metnine 1136 sayılı Avukatlık Kanunu üzerinden ulaşılabilir.

Mazeret Reddedildikten Sonra Eski Hâle Getirme Mümkün mü?

Eski hâle getirme, elde olmayan sebeplerle kanunda belirtilen veya hâkimin kesin olarak belirlediği süre içinde bir işlemi yapamayan kimseye tanınan bir imkândır ve HMK m.95’te düzenlenmiştir. Ancak aynı maddenin ikinci fıkrası önemli bir sınır koyar: süresinde yapılamayan işlemle ulaşılmak istenen aynı sonuca başka bir hukuki yoldan ulaşılabiliyorsa eski hâle getirme talebinde bulunulamaz.

Bu sınır, mazeret sonrası tabloda belirleyicidir. Dosya işlemden kaldırılmışsa üç aylık yenileme yolu açıktır ve aynı sonuca bu yolla ulaşılabildiği için eski hâle getirmeye başvurulamaz. Eski hâle getirme, daha çok yenileme süresinin de elde olmayan bir sebeple kaçırıldığı hâllerde gündeme gelir.

Talep, HMK m.96/1 uyarınca işlemin süresinde yapılamamasına sebep olan engelin ortadan kalkmasından itibaren iki hafta içinde yapılmalıdır. İlk derece ve istinaf yargılamalarında en geç nihai karar verilinceye kadar talepte bulunmak mümkündür; nihai karar bir tarafın yokluğunda verilmişse tahkikat aşamasında kaçırılan süreler için kararın verilmesinden sonra da talep edilebilir.

Eski Hâle Getirme Talebi Nereye Yapılır?

HMK m.98/1 uyarınca yapılamayan işlem için eski hâle getirme, bu işlem hakkında hangi mahkemede inceleme yapılacak idiyse o mahkemeden talep edilir. İkinci fıkra ise kanun yolu başvurularına ilişkindir: istinaf yoluna başvuru hakkının düşmesi hâlinde bölge adliye mahkemesinden, temyiz yoluna başvuru hakkının düşmesi hâlinde Yargıtaydan talep edilir.

Talep dilekçeyle yapılır ve m.97/1 uyarınca dilekçede talebin dayandığı sebepler ile bunların delil veya emareleri gösterilir. Aynı fıkra, süresinde yapılamayan işlemin de eski hâle getirme talebi için öngörülen süre içinde yapılmasını zorunlu kılar; yani sadece talep etmek yetmez, kaçırılan işlem de aynı sürede yerine getirilmelidir.

Talep sebebiyle ortaya çıkan giderler m.101/1 uyarınca talepte bulunan tarafa yükletilir. Karşı taraf asılsız itirazlar ileri sürerek giderlerin artmasına sebep olmuşsa hâkim, giderlerin tümünün veya bir kısmının karşı tarafa yükletilmesine karar verebilir.

Duruşmalar Arasındaki Üç Aylık Süre Sınırı

16 Temmuz 2026 tarihli 7589 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle HMK m.147’ye eklenen üçüncü fıkra, duruşmalar arasındaki sürenin üç aydan daha uzun olamayacağını düzenlemiştir. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde hâkim, gerekçesini belirterek daha uzun bir süre belirleyebilir.

Bu düzenleme mazeret uygulamasını dolaylı olarak etkiler. Kabul edilen her mazeret duruşmayı ileri atacağından, hâkimlerin üç aylık sınırı gözeterek daha yakın tarihlere gün vermesi beklenir. Uzun erteleme taleplerinin karşılanma ihtimali azalmıştır.

Basit yargılama usulünde sınır zaten daha dardı. HMK m.320/3, tahkikat işlemlerinin ilk duruşma hariç iki duruşmada tamamlanacağını ve duruşmalar arasındaki sürenin bir aydan uzun olamayacağını öngörür; zorunlu hâllerde hâkim gerekçesini belirterek bir aydan sonrası için de gün belirleyebilir ve ikiden fazla duruşma yapabilir.

Duruşma Takibi ve Dava Yönetiminde Profesyonel Destek

Mazeret dilekçesi küçük bir usul işlemi gibi görünse de yanlış yönetildiğinde davanın tamamını kaybettirebilen bir mekanizmanın parçasıdır. Üç aylık yenileme süresinin kaçırılması, zamanaşımının dolmasıyla birleştiğinde esasta haklı bir talebin dahi sonuçsuz kalmasına yol açar.

Duruşma takvimi, gider avansı durumu ve dosya hareketlerinin düzenli izlenmesi bu riski büyük ölçüde ortadan kaldırır. Devam eden bir dosyanızda duruşma çakışması, mazeretin reddi veya dosyanın işlemden kaldırılması gibi bir sorunla karşılaştıysanız süreci birlikte değerlendirmek için Ankara tazminat avukatı sayfasındaki iletişim bilgilerini kullanabilirsiniz.

Dosyanın hangi yargılama usulüne tabi olduğu, kaç kez takipsiz bırakıldığı ve yenileme süresinin ne zaman dolacağı, atılacak adımı belirleyen üç temel veridir. Bu üç veri netleşmeden verilen kararlar çoğu zaman süre kaybına yol açar.

Sıkça Sorulan Sorular

Mazeret dilekçesi kime verilir?

Dilekçe, duruşmanın görüleceği mahkemeye verilir. Avukatlar UYAP Avukat Portal üzerinden elektronik imzayla, taraflar vatandaş portalı veya mahkeme kalemi aracılığıyla sunabilir. Başka şehirde bulunan taraf, bulunduğu yerdeki nöbetçi mahkeme aracılığıyla da iletebilir. İstinaf ve temyiz aşamasında muhatap, dosyanın bulunduğu bölge adliye mahkemesi dairesi veya Yargıtay dairesidir.

Mahkemeye mazeret dilekçesi kaç kere verilebilir?

Kanunda sayı sınırı yoktur. Kabul edilen mazeretler dosyayı takipsiz bırakmadığı için tekrarlanabilir. Sınır dolaylıdır: yazılı yargılamada dosya yenilendikten sonra ikinci kez takipsiz bırakılırsa dava açılmamış sayılır, basit yargılamada yenileme sonrasındaki tek takipsizlik aynı sonucu doğurur. Ayrıca duruşmalar arasındaki süre kural olarak üç ayı aşamaz.

Mazeret dilekçesi verilirse duruşma otomatik ertelenir mi?

Ertelenmez. Dilekçe yalnızca talep içerir; hâkim mazereti değerlendirir, duruşmada hazır bulunan tarafın görüşünü sorar ve kabul edip etmediğine karar verir. Karşı taraf davayı takip edeceğini bildirirse yargılama gelmeyen tarafın yokluğunda devam edebilir. Mazeret reddedilirse taraf o duruşmaya hiç katılmamış sayılır.

Duruşma saatleri çakışırsa avukat hangisine gitmelidir?

Kanunda öncelik kuralı yoktur; tercih avukata aittir. Karar verilirken duruşmanın aşaması belirleyicidir. Ön inceleme duruşması, tanık dinlenecek celse veya sözlü yargılama gibi yargılamanın seyrini belirleyen oturumlara katılmak, ara kararların yerine getirildiği rutin celselere göre daha önceliklidir. Katılınamayacak duruşma için mazeret bildirilir veya e-duruşma talep edilir.

Duruşma mazeret dilekçesi sağlık sebebiyle verilirken rapor şart mı?

Şarttır. UYAP üzerinden doğrulanabilen çakışan duruşma gibi hâller dışında belgelendirme yükü tarafta kalır. Hukuk Genel Kurulu kararında belge örneği olarak doktor raporu ve duruşma zaptı sayılmıştır. Rapor dilekçeyle birlikte sunulmalıdır; sonradan temyiz aşamasında eklenen belgeler ilk derece kararını kendiliğinden sakatlamaz.

Avukat duruşmaya gelmezse ne olur?

Vekilin gelmemesi taraf gelmemiş sayılmasına yol açar ve mazeret bildirilmemişse dosya işlemden kaldırılabilir. Bunun yanında Avukatlık Kanunu m.135’in uyarma cezasını gerektiren hâlleri arasında mazeretsiz olarak duruşmaya katılmamak fiili sayılmıştır. Aynı fiilin beş yıl içinde tekrarı hâlinde m.136 uyarınca bir derece ağır ceza uygulanır.

İlk duruşmaya katılmamak dosyayı nasıl etkiler?

İlk duruşma çoğu davada ön inceleme duruşmasıdır ve bu celsede dava şartları, ilk itirazlar, hak düşürücü süre ve zamanaşımı görüşülür, uyuşmazlık konuları tespit edilir. Katılmamak bu tespitlere katkı imkânını ortadan kaldırır. Ayrıca tarafların ikisi de gelmezse dosya doğrudan işlemden kaldırılır.

Dosyanın işlemden kaldırılması kararına itiraz edilebilir mi?

Bu karar ara karar niteliğinde olduğu için tek başına kanun yoluna götürülemez. Hukuka aykırılık iddiası, davanın açılmamış sayılmasına ilişkin nihai karar verildikten sonra bu kararın kanun yolu incelemesinde ileri sürülür. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi de 2025 tarihli kararında işlemden kaldırma kararının usulsüzlüğünü bu aşamada değerlendirmiştir.

Davanın açılmamış sayılması kararına karşı hangi yola başvurulur?

Bu karar nihai karar olduğundan istinaf, koşulları varsa temyiz yoluna tabidir. Karar kesin hüküm oluşturmadığı için aynı talep yeni bir davayla ileri sürülebilir; ancak HMK m.150/7 uyarınca açılmamış sayılan davadaki talep dahi vaki olmamış sayıldığından zamanaşımı kesilmemiş kabul edilir ve bu risk ayrıca değerlendirilmelidir.

Yenileme dilekçesi verilirken harç ödenir mi?

Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren bir ay içinde yenileme yapılırsa yeniden harç alınmaz. Bir ay geçtikten sonra yapılan yenilemede harç alınır, bu harç yenileyen tarafça ödenir ve karşı tarafa yüklenemez. Harç verilerek yenilenen dava eski davanın devamı sayılır ve dava tarihi korunur.

E-duruşma kaç gün önceden talep edilir?

Talebin duruşma gününden en az iki iş günü önce yapılması gerekir. Hâkim, talep hakkında duruşma gününden en az bir iş günü önce kabul veya ret kararı verir ve bu karar kesindir. Süre kaçırıldığında geriye kalan tek yol duruşmaya fiziken katılmak veya mazeret bildirmektir.

E-duruşma hangi davalarda yapılabilir?

Hukuk yargılamasında dayanak HMK m.149’dur ve mahkeme, talep eden tarafın veya vekilinin bulundukları yerden duruşmaya katılmasına karar verebilir. Uygulamanın kapsamı ve teknik şartları, maddenin beşinci fıkrasına dayanılarak çıkarılan ve 30 Haziran 2021 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelikte belirlenmiştir. Ceza yargılamasında ise CMK m.196/4 ayrı bir imkân öngörür.

E-duruşmaya evden katılmak mümkün mü?

Yönetmelik katılım yerlerini belirlemiştir. Avukatlar bürolarından, baronun tahsis ettiği bölümden veya adliyeden bağlanabilir; taraflar bulundukları adliyeden, tutuklu ve hükümlüler ceza infaz kurumunda ayrılan alandan katılır. Hastalık veya engel hâlinde meskenden katılım da mümkündür. Katılım ortamının yargılamanın saygınlığına uygun olması aranır.

Mazeret dilekçesi ceza mahkemesinde nasıl sonuç doğurur?

Ceza yargılamasında dosyanın işlemden kaldırılması veya davanın açılmamış sayılması söz konusu değildir. Müdafiin mazeretsiz gelmemesi hâlinde CMK m.188 uyarınca duruşmaya devam edilebilir. Sanık bakımından m.193 zorla getirme öngörür; ancak suç yalnız adli para cezası veya müsadereyi gerektiriyorsa m.195 uyarınca sanık gelmese de duruşma yapılabilir.

İcra ceza mahkemesinde duruşmaya gitmemenin sonucu nedir?

İİK m.349 uyarınca şikâyetçi belirlenen zamanda gelmez ve vekil de göndermezse şikâyet hakkı düşer. Yenileme imkânı bulunmadığından ve şikâyet süresi fiilin öğrenilmesinden itibaren üç ay, her hâlde bir yıl olduğundan sonuç çoğu dosyada geri alınamaz. Geçerli mazeret bildirilmişse düşme kararı verilemez.

Duruşmaya katılmama dilekçesi ile mazeret dilekçesi aynı şey mi?

Aynı değildir. Mazeret dilekçesi duruşmanın ertelenmesini ister ve tarafın davayı takip etme iradesini gösterir. Davayı takip etmeyeceğini bildiren dilekçe ise dosyanın işlemden kaldırılması sonucunu doğurur. Davalı bakımından katılmamak savunma yapmama anlamına gelir ve dava inkâr edilmiş sayılır. Bu nedenle dilekçenin talep kısmı tek anlamlı yazılmalıdır.

Bu yazı, duruşma mazeret dilekçesine ilişkin mevzuat ve Yargıtay kararlarının genel nitelikte değerlendirilmesinden oluşur; belirli bir dosya hakkında hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Usul kuralları ve parasal sınırlar değişebildiğinden, devam eden bir yargılamada adım atmadan önce dosyanızın aşamasına göre bir avukatla görüşmeniz gerekir. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.