Genel Vekaletname Vermenin Sakıncaları ve Yapılamayacak İşlemler
Genel vekaletname vermenin sakıncaları, belgenin adından sanıldığı gibi “her işi kapsaması” değil, tam tersine kapsamının sınırlarının belirsiz kalması ve kanunun özel yetki aradığı işlemlerde belgenin işe yaramamasıdır. Buna karşılık bazı hükümler genel vekaletnameye somut ve geniş sonuçlar bağlar: örneğin tevkil yetkisi genel biçimde verilmişse avukat, sizden ayrıca izin almadan dosyanızı başka bir avukata devredebilir.
Uygulamada bir yanlış kabul de yerleşmiştir: “genel vekaletname” ile “özel vekaletname” iki ayrı belge türü sanılır. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.56’nın son fıkrası bunun aksini söyler; vekaletnameler Türkiye için tek tiptir. Fark belgenin türünde değil, içine yazılan özel yetki satırlarındadır. Aşağıda hangi işlemler için hangi kanun maddesinin özel yetki aradığını, tevkil ve azil hükümlerinin sonuçlarını ve vekaletname verirken alınabilecek somut önlemleri ele alıyoruz.
Öne çıkanlar
Genel vekaletname vermenin sakıncaları iki başlıkta toplanır: kanunun özel yetki aradığı işlemleri kapsamaması ve tevkil gibi bazı yetkileri geniş biçimde açmasıdır.
- Tek tip belge: Vekaletnameler Türkiye için tek tiptir; ayrım belgenin türünde değil yetki satırlarındadır (Av.K. m.56/son).
- İki ayrı özel yetki listesi: Usul işlemleri için HMK m.74, maddi hukuk işlemleri için TBK m.504/3.
- Tevkil riski: Genel şekilde tevkil yetkisi verilmişse avukat ayrıca izin almadan işi başka avukata devredebilir (Av.K. m.171/2).
- Süre: Kanunda geçerlilik süresi yok; vekalet ölüm, ehliyet kaybı veya iflasla kendiliğinden sona erer (TBK m.513).
- Ücret: Kapsamın geniş olması ücret ilişkisini genişletmez; her iş ayrı ücrete tabidir (Av.K. m.173/1).
Genel Vekaletname Vermenin Sakıncaları Nelerdir?
Genel vekaletname vermenin sakıncaları iki yönlüdür. Birinci yön eksikliktir: belge, kanunun açık yetki aradığı işlemleri kapsamaz ve o işlemler yapılmak istendiğinde işlem reddedilir. İkinci yön fazlalıktır: belge, gerekmediği hâlde geniş yetkiler taşıyorsa vekil bu yetkileri kullanabilir ve siz her adımdan haberdar olmadan sonuçlar doğabilir.
Eksiklik yönünün kaynağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.504’ün ilk iki fıkrasıdır. Buna göre vekaletin kapsamı sözleşmede açıkça gösterilmemişse görülecek işin niteliğine göre belirlenir ve vekalet, özellikle vekilin üstlendiği işin görülmesi için gerekli hukuki işlemleri yapma yetkisini de kapsar. Yani kapsam, belgede yazılı olanla değil işin gerektirdiğiyle sınırlıdır.
Fazlalık yönü ise yetkinin kötüye kullanılması riskinden çok, kanunun bazı yetkilere doğrudan sonuç bağlamasından doğar. Tevkil yetkisinin genel şekilde verilmesi, avukatın işi başka bir avukata devretmesi için ayrıca vekaletname almasına gerek bırakmaz; rüçhan hakkının sırası vekaletnamenin umumi olup olmamasına göre değişir. Bu iki sonuç aşağıda ayrı başlıklarda ele alınmıştır.
Bu nedenle doğru soru “genel mi özel mi vereyim” değil, “hangi yetkileri yazdırmam gerekiyor, hangilerini yazdırmamam gerekiyor” sorusudur. Belirli bir uyuşmazlıkla sınırlı vekaletname örneğinin nasıl kurulduğunu değer kaybı vekaletname örneği yazımızda somut metinle gösterdik.
Genel Vekaletname İle Yapılamayacak İşlemler
Genel vekaletname ile yapılamayacak işlemler tek bir listede değil, iki ayrı kanunda düzenlenmiştir. Yargılamaya ilişkin usul işlemleri için ölçüt HMK m.74, maddi hukuka ilişkin işlemler için ölçüt TBK m.504’ün üçüncü fıkrasıdır. Uygulamada bu iki liste birbirine karıştırılır veya tek liste hâlinde ve dayanaksız biçimde verilir.
Ayrımın pratik önemi şudur: bir işlem her iki listede birlikte yer alabilir (sulh olmak, tahkim, iflas talebi gibi), yalnız birinde yer alabilir (haczi kaldırmak yalnız HMK m.74’te; taşınmazı devretmek yalnız TBK m.504/3’te) ya da hiçbirinde bulunmayıp özel kanunlarda düzenlenmiş olabilir. Bu yüzden dayanağı görmeden verilen listeler eksik kalır.
Ortak nokta ise açıktır: her iki hükümde de yetkinin “açıkça” veya “özel olarak” verilmesi aranır. Yetkinin varlığı yorumla veya belgenin genel niteliğinden çıkarılamaz. Vekaletnamede o işlem adıyla yazılı değilse, vekil o işlemi yapamaz.
Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar bakımından HMK m.74 ek bir koşul getirir. Vekil, “hangileri hakkında yetki verildiği açıklanmadıkça” kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili davaları açamaz ve takip edemez. Yani bu tür davalarda genel bir yetki ifadesi yetmez; hangi hakka ilişkin olduğunun belirtilmesi gerekir.
Türkiye’de Vekaletname Tek Tiptir: Ayrımın Gerçek Anlamı
Avukatlık Kanunu m.56’nın son fıkrası, 2001 yılında eklenen hükümle açık bir kural koyar: “Vekâletnameler Türkiye için tek tip olup, vekâletnamenin biçim ve içeriği Türkiye Barolar Birliği ile Türkiye Noterler Birliği tarafından hazırlanır.” Dolayısıyla noterde “genel vekaletname” ve “özel vekaletname” adında iki ayrı belge bulunmaz.
Günlük dilde “genel vekaletname” denen şey, matbu metnin geniş yetki ifadeleriyle ve konu sınırlaması olmadan düzenlenmesidir. “Özel vekaletname” denen şey ise aynı matbu metnin belirli bir uyuşmazlıkla sınırlandırılması ve gerekli özel yetkilerin tek tek yazdırılmasıdır. Fark belgenin cinsinde değil, içeriğindeki yetki satırlarındadır.
Bu tespit, yaygın bir yanlış beklentiyi de ortadan kaldırır: “özel vekaletname çıkartırım, hiçbir riski olmaz” ya da “genel vekaletname her işi kapsar” ifadelerinin ikisi de yanlıştır. Riski belirleyen, belgeye hangi yetkilerin yazıldığı ve konunun sınırlandırılıp sınırlandırılmadığıdır.
Kapsamın sınırlandırılması hem eksiklik hem fazlalık riskini birlikte yönetmenin yoludur. Vekaletnameye işin konusu (örneğin belirli bir dosya, belirli bir taşınmaz, belirli bir alacak) yazıldığında, o konu için gerekli özel yetkiler verilmiş, konu dışındaki işlemler ise kapsam dışında bırakılmış olur.
HMK m.74’e Göre Özel Yetki Gerektiren Usul İşlemleri
HMK m.74 davaya vekâlette özel yetki gerektiren hâlleri tek fıkrada sayar. Hüküm “Açıkça yetki verilmemiş ise vekil…” diye başlar ve ardından yapamayacağı işlemleri sıralar. Bu liste yargılama içindeki tasarrufları kapsar; dava dışındaki işlemler için TBK m.504/3 devreye girer.
Maddede sayılan işlemler şunlardır: sulh olmak, hâkimi reddetmek, davanın tamamını ıslah etmek, yemin teklif etmek, yemini kabul, iade veya reddetmek, başkasını tevkil etmek, haczi kaldırmak, müvekkilin iflasını istemek, tahkim ve hakem sözleşmesi yapmak, konkordato veya sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması teklifinde bulunmak ve bunlara muvafakat vermek.
Liste burada bitmez ve devamı en az ilk kısmı kadar önemlidir: alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurmak, davadan veya kanun yollarından feragat etmek, karşı tarafı ibra ve davasını kabul etmek, yargılamanın iadesi yoluna gitmek, hâkimlerin fiilleri sebebiyle Devlet aleyhine tazminat davası açmak ve kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili davaları açıp takip etmek.
| İşlem | Yetkisiz vekilin durumu |
|---|---|
| Sulh olmak | Yapamaz |
| Hâkimi reddetmek | Yapamaz |
| Davanın tamamını ıslah etmek | Yapamaz |
| Yemin teklif etmek, kabul, iade veya reddetmek | Yapamaz |
| Başkasını tevkil etmek | Yapamaz |
| Haczi kaldırmak | Yapamaz |
| Müvekkilin iflasını istemek | Yapamaz |
| Tahkim ve hakem sözleşmesi yapmak | Yapamaz |
| Konkordato veya yeniden yapılandırma teklifi | Yapamaz, muvafakat da veremez |
| Alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurmak | Yapamaz |
| Davadan veya kanun yollarından feragat | Yapamaz |
| Karşı tarafı ibra, davayı kabul | Yapamaz |
| Yargılamanın iadesi yoluna gitmek | Yapamaz |
| Hâkimlerin fiilleri sebebiyle Devlet aleyhine dava | Yapamaz |
| Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklara ilişkin davalar | Hangi hak olduğu açıklanmadıkça açamaz ve takip edemez |
Bu listedeki işlemlerin çoğu dava sonucunu doğrudan sona erdirir. Feragat, kabul, sulh ve ibra gibi tasarruflar dosyayı kapatan işlemlerdir; kanun bu yüzden vekilin bunları müvekkilin açık iradesi olmadan yapmasını engellemiştir. Sulh ve feragatin vekalet ücretine etkisini kaybedilen davada karşı vekalet ücreti yazımızda ele aldık.
TBK m.504’e Göre Özel Yetki Gerektiren Maddi Hukuk İşlemleri
TBK m.504’ün üçüncü fıkrası, vekilin özel olarak yetkili kılınmadıkça yapamayacağı işlemleri sayar. Bu liste dava içi tasarruflarla değil, malvarlığı üzerindeki tasarruflarla ilgilidir ve noterde düzenlenen vekaletnamelerin en çok tartışma doğuran kısmıdır.
Fıkraya göre vekil, özel olarak yetkili kılınmadıkça dava açamaz, sulh olamaz, hakeme başvuramaz, iflas, iflasın ertelenmesi ve konkordato talep edemez, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, bağışlama yapamaz, kefil olamaz, taşınmazı devredemez ve bir hak ile sınırlandıramaz.
| İşlem | Niteliği |
|---|---|
| Dava açmak | Usul işlemi, ayrıca HMK hükümlerine tabi |
| Sulh olmak | Hem maddi hem usul boyutu var |
| Hakeme başvurmak | Uyuşmazlığın çözüm yolunu değiştirir |
| İflas, iflasın ertelenmesi, konkordato talebi | Malvarlığının tümünü etkiler |
| Kambiyo taahhüdünde bulunmak | Senetle borç doğurur |
| Bağışlama yapmak | Karşılıksız kazandırma |
| Kefil olmak | Üçüncü kişinin borcundan sorumluluk |
| Taşınmazı devretmek | Tapuda mülkiyet değişikliği |
| Taşınmazı bir hakla sınırlandırmak | İpotek, intifa, irtifak gibi yükler |
Taşınmaz işlemleri bu listenin en riskli kalemidir, çünkü sonucu geri döndürmek güçtür. Fıkra iki ayrı fiili birlikte sayar: devretmek ve bir hak ile sınırlandırmak. İkincisi ipotek tesisi, intifa veya irtifak hakkı kurulması gibi işlemleri kapsar; yani taşınmaz satılmasa bile üzerine yük konulabilmesi için özel yetki gerekir.
Kefalet ve kambiyo taahhüdü de aynı mantıkla listeye alınmıştır. Bu işlemler vekaleti verenin malvarlığında doğrudan borç doğurur ve iş görme yetkisinin doğal kapsamı içinde sayılamaz. Vekaletnamenizde bu kalemler yazılı değilse vekil bunları yapamaz.
Tevkil Yetkisi: Dosyanızın Başka Bir Avukata Geçmesi
Genel vekaletnamenin en somut sonucu Avukatlık Kanunu m.171’in ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Hükme göre avukata verilen vekaletnamede başkasını tevkile yetki tanınmışsa, yazılı sözleşmede aksine açık bir hüküm olmadıkça avukat işi başka bir avukatla birlikte veya başka bir avukata vererek takip ettirebilir.
Fıkranın ikinci cümlesi doğrudan genel vekaletnameyi hedef alır: vekâletnamede, bunun düzenlendiği tarihten sonra açılacak veya takip edilecek bütün dava ve işlerde vekâlete ve başkasını tevkile genel şekilde yetki verilmişse, avukat bu tarihten sonraki dava ve işlerde müvekkilinden ayrıca vekâlet almaya lüzum kalmaksızın işi başka bir avukatla birlikte veya başka bir avukata vererek takip ettirebilir.
Bu, sakıncaların en görünür olanıdır: bir kez genel yetkiyle imzalanan vekaletname, yalnız mevcut dosya için değil sonradan doğacak işler için de devir imkânı yaratır ve her devirde yeniden onayınız aranmaz. Buna karşılık avukatın sorumluluğu ortadan kalkmaz.
Maddenin üçüncü fıkrası sorumluluk rejimini kurar: bu hâllerde avukatın müvekkile karşı sorumluluğu devam eder ve birlikte takip ettiği veya işi tamamen devrettiği avukatların kusurlarından ve meydana getirdikleri zarardan dolayı müvekkile karşı hem şahsen hem diğer avukatla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olur. İstisna, m.12’de yazılı bir iş sebebiyle başka yerde çalışmak zorunda olduğu için işi tamamen devreden avukatlardır.
Vekaletname Örneğinin Kaç Yerde Kullanılabileceği
Avukatlık Kanunu m.56’nın birinci fıkrası, usulüne uygun düzenlenen ve avukata verilmiş olan vekaletnamenin baro dosyasında saklanacağını, avukatın bu vekaletnamenin örneğini çıkarıp aslına uygunluğunu imzasıyla onaylayarak kullanabileceğini düzenler. Yani tek bir vekaletname birden çok işlemde kullanılabilir.
Aynı fıkranın son cümlesi bu örneklerin hukuki gücünü belirler: avukatın çıkardığı vekaletname örnekleri bütün yargı mercileri, resmi daire ve kurumlar ile gerçek ve tüzel kişiler için resmi örnek hükmündedir. Bu nedenle noterden aldığınız vekaletnamenin nüsha sayısı, kaç yerde kullanılabileceğini sınırlamaz.
Bu yetki, genel vekaletnamede kapsamın neden dikkatle belirlenmesi gerektiğini de açıklar. Konu sınırlaması olmayan bir vekaletnamenin onaylı örneği, belgeye yazılmış yetkiler çerçevesinde farklı kurumlarda ve farklı işlerde kullanılabilir hâle gelir.
Maddenin ikinci fıkrası aynı yetkiyi diğer belgelere de taşır: asıllarının verilmesi kanunda açıkça gösterilmeyen hâllerde avukatlar, takip ettikleri işlerde aslı kendilerinde bulunan her türlü kâğıt ve belgelerin örneklerini kendileri onaylayarak yargı mercileri ile diğer adalet dairelerine verebilirler.
Yetki Belgesi Nedir, Vekaletnameden Farkı Nedir?
Avukatlık Kanunu m.56’ya 2001’de eklenen bir fıkra, tevkilin pratikte nasıl yürüdüğünü gösterir. Avukatlar veya avukatlık ortaklığı, başkasını tevkil etme yetkisini haiz oldukları bütün vekaletnamelerini kapsayacak şekilde bir başka avukata veya avukatlık ortaklığına vekaletname yerine geçen yetki belgesi verebilir; bu yetki belgesi vekaletname hükmündedir.
Bu düzenlemenin sonucu şudur: devir için notere gitmek gerekmez. Tevkil yetkisi bulunan avukat, kendi imzasıyla düzenlediği yetki belgesiyle dosyayı başka bir avukata aktarabilir ve bu belge vekaletname gücünde sayılır. Süreç sizin bilginize bağlı değildir.
Yetki belgesinin kapsamı da dikkat çekicidir; hüküm “bütün vekaletnamelerini kapsayacak şekilde” ifadesini kullanır. Yani belge tek bir dosyaya özgü olmak zorunda değildir, avukatın tevkil yetkisini taşıdığı vekaletnamelerin tümünü kapsayacak biçimde düzenlenebilir.
Tevkil yetkisini vekaletnameden çıkarmak isteyen kişi için yol açıktır: yetkinin belgeye yazılmaması ya da yazılı sözleşmede aksine açık hüküm konulması gerekir. Avukatlık Kanunu m.171/2 bu ikinci imkânı açıkça saklı tutmuştur.
Genel Vekaletname Ücret İlişkisini Genişletir mi?
Genişletmez. Avukatlık Kanunu m.173’ün birinci fıkrası, sözleşmede aksine bir hüküm yoksa kararlaştırılan avukatlık ücretinin yalnızca avukatın üzerine almış olduğu işin karşılığı olduğunu; mukabil dava, bağlantı ve ilişki bulunsa bile başka dava ve icra kovuşturmaları veya her türlü hukuki yardımların ayrı ücrete tabi olduğunu düzenler.
Bu, sık rastlanan bir yanılgıyı ortadan kaldırır: “genel vekaletname verdim, artık bütün işlerimi tek ücretle takip eder” beklentisi kanuna uymaz. Vekaletnamenin kapsamı temsil yetkisini belirler, ücret ilişkisini ise sözleşme belirler. İki ilişki birbirinden bağımsızdır.
Masraflar da ayrı kalemdir. Maddenin ikinci fıkrası, işin yapılması veya sonucunun alınması için gerekli bütün vergi, resim, harç ve giderlerin iş sahibinin sorumluluğunda olduğunu ve avukat tarafından ilk istekte ödeneceğini; bu harcamaların yapılabilmesi için yeterli avansın iş sahibi tarafından verilmiş olması gerektiğini belirtir.
Ücretin kime ait olduğu ise ayrı bir konudur. Kararla karşı tarafa yüklenen vekalet ücretinin aidiyetini ve tahsil yolunu kazanılan davada vekalet ücretini kim alır yazımızda, dava türlerine göre tutarları ise güncel vekalet ücreti rehberimizde ele aldık.
Rüçhan Hakkının Sırasında Genel Vekaletnamenin Etkisi
Avukatlık Kanunu m.166’nın ikinci fıkrası, avukatın ücret alacağı için diğer alacaklılara nazaran rüçhan hakkı bulunduğunu düzenler ve bu hakkın sırasını belirlerken vekaletnamenin niteliğine göre iki ayrı ölçüt kullanır.
Hükme göre rüçhan hakkı, vekâletnamenin düzenlenme tarihine göre sıra alır; vekâletname umumi ise iş sahibi adına ücret konusu işten dolayı ilk yapılan resmi başvurma tarihine göre belirlenir. Yani genel vekaletnamede ölçüt belgenin tarihi değil, o iş için yapılan ilk resmi başvurunun tarihidir.
Bu ayrım alacaklılar arasındaki yarışta sonuç doğurur. Yıllar önce alınmış genel bir vekaletname, sıra bakımından kendi tarihinden değil ilgili işteki ilk başvurudan yararlanır; buna karşılık belirli bir işe özgü düzenlenmiş vekaletnamede düzenleme tarihi esas alınır.
Bu hüküm, vekaletnamenin türünün yalnızca yetki kapsamını değil mali sıralamayı da etkilediğini gösterir. Avukatın hapis hakkı ve rüçhan hakkının kapsamını ilam vekalet ücretinin icraya konulması yazımızda icra süreci içinde ele aldık.
Genel Vekaletname Kaç Yıl Geçerlidir?
Kanunda vekaletname için belirlenmiş bir geçerlilik süresi yoktur. Vekaletname, üzerine süre yazılmadıkça kendiliğinden sona ermez; sona erme, kanunda sayılan sebeplerin gerçekleşmesine bağlıdır. Bu yüzden vekaletnamenin geçerliliğini bir yıl sayısı değil, sona erme sebeplerinin listesi belirler.
TBK m.513’ün birinci fıkrası bu sebepleri gösterir: sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme, vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona ermiş olur. Aynı hüküm taraflardan birinin tüzel kişi olması durumunda tüzel kişiliğin sona ermesinde de uygulanır.
Fıkranın ikinci cümlesi bir istisna getirir: vekâletin sona ermesi vekâlet verenin menfaatlerini tehlikeye düşürüyorsa, vekâlet veren veya mirasçısı ya da temsilcisi işleri kendi başına görebilecek duruma gelinceye kadar, vekil veya mirasçısı ya da temsilcisi vekâleti ifaya devam etmekle yükümlüdür.
Süre sınırı istenmesi hâlinde bunu belgeye yazdırmak mümkündür. Vekaletnameye konu sınırlaması eklemek gibi, süre sınırlaması eklemek de kapsamı daraltan bir önlemdir ve genel vekaletnamenin belirsizliğini azaltır.
Vekaletnameyi Nasıl İptal Edersiniz, Sonuçları Nedir?
TBK m.512’nin birinci fıkrası, vekâlet veren ve vekilin her zaman sözleşmeyi tek taraflı olarak sona erdirebileceğini düzenler. Yani vekaletnameyi geri almak için karşı tarafın onayı gerekmez; azil tek taraflı bir işlemdir ve noter aracılığıyla yapılması ispat kolaylığı sağlar.
Ancak aynı fıkranın ikinci cümlesi bir sorumluluk kurar: uygun olmayan zamanda sözleşmeyi sona erdiren taraf, diğerinin bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Duruşma öncesi ya da süre içinde yapılan azil, bu bakımdan tartışma doğurabilir.
Ücret bakımından sonuç Avukatlık Kanunu m.174’ün ikinci fıkrasındadır: avukatın azli hâlinde ücretin tamamı verilir; ancak avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmişse ücretin ödenmesi gerekmez. Dolayısıyla azil, ücret borcunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Bildirimin önemi TBK m.514’te ortaya çıkar. Bu hükme göre vekilin, sözleşmenin sona erdiğini öğrenmeden önce yaptığı işlerden vekâlet veren ya da mirasçıları sözleşme devam ediyormuş gibi sorumludur. Azil kararının vekile fiilen ulaşması bu yüzden kritiktir; ulaşmadan önce yapılan işlemler sizi bağlar.
Vekilin Talimata Uyma ve Özen Borcu
Vekaletnamenin geniş olması, vekilin dilediği gibi hareket edebileceği anlamına gelmez. TBK m.505’in birinci fıkrası, vekilin vekâlet verenin açık talimatına uymakla yükümlü olduğunu düzenler. Talimat verilmişse vekil onunla bağlıdır.
Talimattan ayrılma yalnız sınırlı bir hâlde mümkündür: vekâlet verenden izin alma imkânı bulunmadığında ve durumu bilseydi onun da izin vereceği açık olan hâllerde vekil talimattan ayrılabilir. Bunun dışındaki durumlarda vekil talimattan ayrılırsa, bundan doğan zararı karşılamadıkça işi görmüş olsa bile vekâlet borcunu ifa etmiş olmaz.
Bu hüküm, yetkinin varlığı ile kullanımının farklı şeyler olduğunu gösterir. Vekaletnamede bir yetki yazılı olsa dahi, o yetkinin talimata aykırı kullanılması vekilin sorumluluğunu doğurur. Yazılı talimat vermek, geniş vekaletnamenin yaratacağı riski azaltan pratik bir önlemdir.
Giderler bakımından da denge kurulmuştur. TBK m.510’un birinci fıkrasına göre vekâlet veren, vekâletin gereği gibi ifası için vekilin yaptığı giderleri ve verdiği avansları faiziyle birlikte ödemek ve yüklendiği borçlardan onu kurtarmakla yükümlüdür.
Vekaletname Aslı Sunulmazsa Dava Ne Olur?
HMK m.77’nin birinci fıkrası kuralı net koyar: vekâletnamesinin aslını veya onaylı örneğini vermeyen avukat, dava açamaz ve yargılamayla ilgili hiçbir işlem yapamaz. Bu, usul bakımından işlemin geçerliliğini doğrudan etkileyen bir eksikliktir.
Aynı fıkra bir esneklik tanır: gecikmesinde zarar doğabilecek hâllerde mahkeme, vereceği kesin süre içinde vekâletname getirmek koşuluyla avukatın dava açmasına veya usul işlemlerini yapmasına izin verebilir. Bu süre içinde vekâletname verilmez veya asıl taraf yapılan işlemleri kabul ettiğini dilekçeyle bildirmezse dava açılmamış, işlemler yapılmamış sayılır.
Yaptırım avukat bakımından da düzenlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrasına göre vekâletnamesiz işlem yapmasına izin verilen ancak haklı bir sebep olmaksızın süresi içinde vekâletname ibraz etmeyen avukat, celse harcı ile diğer yargılama giderleri ve karşı tarafın uğradığı zararları ödemeye mahkûm edilir; bunu kötüniyetle yapan avukat için Cumhuriyet başsavcılığına ve baro başkanlığına bildirim yapılır.
Maddenin son iki fıkrası yargılamanın hızını korur: bir tarafın avukat tutmak istemesi sebebiyle yargılama başka bir güne bırakılamaz; avukatın istifa etmesi, azledilmesi veya dosyayı incelememiş olması da erteleme sebebi değildir. Bu nedenle azil kararı verirken yeni vekilin dosyaya girme süresini hesaba katmak gerekir.
Aslı Olmayan Vekaletname Örneği: Ağır Bir Yaptırım
Avukatlık Kanunu m.56’nın üçüncü fıkrası, örnek onaylama yetkisinin kötüye kullanılmasına ağır bir yaptırım bağlar. 2008 yılında değiştirilen fıkraya göre aslı olmayan vekâletname veya diğer kâğıt ve belgelerin örneğini onaylayan yahut aslına aykırı örnek veren avukat, üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Bu hüküm, m.56/1’deki yetkinin dengesidir. Avukatın kendi imzasıyla onayladığı örneğin resmi örnek hükmünde sayılması güçlü bir yetkidir; kanun bu yetkiyi kötüye kullanımı suç saymak suretiyle güvenceye almıştır.
Vekaletnamenin baro dosyasında saklanması da aynı sistemin parçasıdır. m.56/1, usulüne uygun düzenlenen vekaletnamenin m.52’de yazılı dosyada saklanacağını belirtir; böylece onaylı örneğin dayandığı asıl belge her zaman denetlenebilir durumda kalır.
Vekaletnamenin geçerliliğine ilişkin bir tereddüt doğduğunda izlenecek yol, önce belgenin noterdeki aslı ile baro dosyasındaki nüshanın karşılaştırılmasıdır. Bu karşılaştırma hem yetki kapsamını hem belgenin gerçekliğini birlikte ortaya koyar.
Genel Vekaletname Verirken Alınacak Somut Önlemler
Genel vekaletname vermenin sakıncaları karşısında riski azaltmanın yolu belgeyi reddetmek değil, kapsamını bilinçli kurmaktır. Aşağıdaki önlemler kanun hükümlerinden doğrudan çıkar ve noterde belge düzenlenirken uygulanabilir.
- Konuyu sınırlandırın: Vekaletnameye işin konusunu (dosya, taşınmaz, alacak) yazdırmak, kapsamı o işle sınırlar.
- Tevkil yetkisini gözden geçirin: İstemiyorsanız yazdırmayın; Av.K. m.171/2 yazılı sözleşmede aksine hüküm konulmasına da izin verir.
- Taşınmaz yetkilerini ayrı değerlendirin: TBK m.504/3 devretme ile hakla sınırlandırmayı ayrı sayar; yalnız gerekeni verin.
- Kambiyo ve kefalet yetkisi vermekten kaçının: Bu iki kalem malvarlığınızda doğrudan borç doğurur.
- Süre yazdırmayı düşünün: Kanun süre öngörmez; belgeye süre eklemek kapsamı daraltır.
- Talimatlarınızı yazılı verin: TBK m.505 vekili açık talimatla bağlar.
- Azil kararını tebliğ ettirin: TBK m.514 uyarınca vekil sona ermeyi öğrenmeden yaptığı işlerden siz sorumlu olursunuz.
Bu önlemlerin ortak mantığı, kapsamı belgeye yazılanla belirlemektir. TBK m.504/1 kapsamın açıkça gösterilmemesi hâlinde işin niteliğine bakılacağını söylediği için, yazılmayan her ayrıntı sonradan yorum tartışmasına açık kalır.
Belirli bir uyuşmazlık için vekaletname düzenlenecekse, hangi yetkilerin zorunlu olduğu o uyuşmazlığın türüne göre değişir. Örneğin sigorta uyuşmazlıklarında tahkime başvurma yetkisi, tapu işlemlerinde devir yetkisi ayrıca aranır.
Vekaletname Kapsamının Belirlenmesinde Destek
Genel vekaletname vermenin sakıncaları, belge düzenlenmeden önce hangi yetkilerin gerekli olduğunu belirlemekle büyük ölçüde giderilir; bu adım sonradan doğacak kapsam tartışmalarını da önler. Bu belirleme, uyuşmazlığın türüne, izlenecek yola ve tarafların sayısına göre yapılır.
Mevcut bir vekaletnamenin kapsamı tartışmalıysa, belgedeki yetki satırlarının HMK m.74 ve TBK m.504/3 listeleriyle karşılaştırılması gerekir. Eksik yetki, işlemin reddine; gereksiz geniş yetki ise istenmeyen sonuçlara yol açabilir.
Takip ve alacak süreçlerine ilişkin çalışmalarımızı icra hukuku sayfamızda, kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar için kira hukuku sayfamızda paylaştık. Kanunun güncel metni 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun resmî sayfasından izlenebilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Genel vekaletname ile taşınmaz satışı yapılabilir mi?
TBK m.504/3 uyarınca vekil, özel olarak yetkili kılınmadıkça taşınmazı devredemez ve bir hakla sınırlandıramaz. Bu yetkinin vekaletnamede açıkça yazılı olması gerekir.
Genel vekaletname ile dava açılabilir mi?
TBK m.504/3 dava açmayı özel yetkiye bağlar. Avukata verilen davaya vekâlette ise HMK hükümleri uygulanır; m.74’teki tasarruf işlemleri için ayrıca açık yetki aranır.
Genel vekaletname ve özel vekaletname iki ayrı belge midir?
Değildir. Av.K. m.56 son fıkrasına göre vekaletnameler Türkiye için tek tiptir; fark belgenin türünde değil içine yazılan özel yetkilerde ve konu sınırlamasındadır.
Avukatım dosyamı başka bir avukata devredebilir mi?
Vekaletnamede tevkil yetkisi varsa devredebilir. Genel şekilde yetki verilmişse Av.K. m.171/2 uyarınca sonradan doğan işlerde de ayrıca vekâlet almasına gerek kalmaz.
Dosya devredilirse ilk avukatın sorumluluğu kalkar mı?
Kalkmaz. Av.K. m.171/3 uyarınca avukat, devrettiği avukatın kusur ve zararlarından müvekkile karşı şahsen ve müteselsilen sorumlu olmaya devam eder.
Vekaletname kaç yıl geçerlidir?
Kanunda süre öngörülmemiştir. TBK m.513 uyarınca vekalet, tarafların ölümü, ehliyetini kaybetmesi veya iflası ile kendiliğinden sona erer; belgeye süre yazdırmak mümkündür.
Vekaletnameyi tek taraflı iptal edebilir miyim?
TBK m.512 uyarınca her iki taraf sözleşmeyi her zaman tek taraflı sona erdirebilir. Uygun olmayan zamanda sona erdiren taraf diğerinin zararını gidermekle yükümlüdür.
Azil kararı vekile ulaşmadan yapılan işlemler beni bağlar mı?
TBK m.514 uyarınca vekilin sözleşmenin sona erdiğini öğrenmeden önce yaptığı işlerden vekâlet veren veya mirasçıları sözleşme devam ediyormuş gibi sorumludur.
Avukatı azledince ücret ödemekten kurtulur muyum?
Kurtulmazsınız. Av.K. m.174/2 uyarınca azil hâlinde ücretin tamamı verilir; yalnız kusur veya ihmalden azil hâlinde ücret ödenmesi gerekmez.
Genel vekaletname bütün işlerimi tek ücretle kapsar mı?
Kapsamaz. Av.K. m.173/1 uyarınca ücret yalnız üzerine alınan işin karşılığıdır; bağlantı bulunsa bile başka dava ve icra takipleri ayrı ücrete tabidir.
Vekaletnamenin kaç nüsha alınması gerekir?
Av.K. m.56/1 uyarınca avukat vekaletnamenin örneğini kendi imzasıyla onaylayarak kullanabilir ve bu örnekler resmi örnek hükmündedir; nüsha sayısı kullanım yerini sınırlamaz.
Yetki belgesi vekaletname yerine geçer mi?
Geçer. Av.K. m.56’ya eklenen fıkraya göre tevkil yetkisini haiz avukatın düzenlediği yetki belgesi vekaletname hükmündedir ve notere gitmeyi gerektirmez.
Vekaletname aslı sunulmazsa dava ne olur?
HMK m.77/1 uyarınca aslını veya onaylı örneğini vermeyen avukat işlem yapamaz. Kesin süre verilmiş ve süre içinde ibraz edilmemişse dava açılmamış sayılır.
Vekaletnamede yazılı olmayan bir işlemi vekil yapabilir mi?
Kanunun özel yetki aradığı işlemlerde yapamaz. Diğer hâllerde TBK m.504/1-2 uyarınca kapsam işin niteliğine göre belirlenir ve işin görülmesi için gerekli işlemleri içerir.
Bu içerik genel nitelikte bilgilendirme sağlar; belirli bir vekaletname veya uyuşmazlık hakkında hukuki tavsiye yerine geçmez. Hangi yetkilerin verilmesi gerektiği işin türüne göre değiştiğinden, belge düzenlenmeden önce avukata danışmanız tavsiye edilir.