Aile Hukuku, Boşanma Hukuku, Hukuk

Çalışan Kadına Nafaka Verilir mi? Emekli Maaşı ve Gelir Denkliği Ölçütü

Çalışan Kadına Nafaka Verilir mi? Emekli Maaşı ve Gelir Denkliği Ölçütü

Çalışan kadına nafaka bağlanıp bağlanmayacağını belirleyen ölçüt, Türk Medeni Kanunu’nda gelirin varlığı değil, boşanmadan sonra yoksulluğa düşülüp düşülmeyeceğidir. Kanun metni “çalışıyor”, “emekli” veya “maaşı var” gibi eşikler tanımaz; madde yalnızca “boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf” der. Bu yüzden aynı gelir tutarı, dosyanın diğer koşullarına göre nafakayı kimi zaman engeller kimi zaman engellemez.

Makale İçeriği

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin, emekli kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakasını bozan kararı basında geniş yer buldu ve “gelirleri denk olan eşe nafaka verilemez” biçiminde duyuruldu. Kararın tam metni bu okumadan üç noktada ayrılıyor: karar yeni bir kural koymuyor, nafakayı ortadan kaldırmıyor ve yalnızca yoksulluk nafakasını ilgilendiriyor. Aşağıda kararın künyesi, gerekçesi ve aynı dairenin ters yöndeki kararları yan yana konularak ölçütün gerçekte ne olduğu gösterilmiştir.

Ana hatlarıyla

Yoksulluk nafakasının ölçütü TMK m.175’te “boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf” olarak kurulmuştur. Gelir sahibi olmak nafakayı kendiliğinden engellemez; Hukuk Genel Kurulu asgari ücret ve hatta “asgari ücretin biraz üzerindeki” gelirin nafakayı imkânsız kılmadığını söylemiştir. Habere konu 2. Hukuk Dairesi kararında nafaka, kadının emekli olması ve tarafların gelirlerinin birbirine denk olması birlikte gerçekleştiği için bozulmuştur. Aynı daire aynı gün, gelirler denk olmadığı için nafaka reddini bozan bir karar da vermiştir. Gelir denkliği bağımsız bir kural değil, iki taraflı yoksulluk testinin sonucudur.

Çalışan Kadına Nafaka Verilmesinin Üç Koşulu

Sorunun kısa cevabı şudur: çalışmak nafakayı engellemez, ancak tek başına da hak doğurmaz. Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için üç koşul birlikte gerçekleşmelidir.

Birinci koşul, isteyen tarafın boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olmasıdır. Burada bakılan şey gelirin varlığı değil yeterliliğidir; Hukuk Genel Kurulu bu yeterliliği yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür ve eğitim harcamalarını karşılayıp karşılamadığı üzerinden ölçer. İkinci koşul, isteyen tarafın kusurunun daha ağır olmamasıdır; eşit kusur bu eşiği karşılar. Üçüncü koşul, karşı tarafın nafaka ödeyebilecek ekonomik gücünün bulunmasıdır; madde “malî gücü oranında” der.

Habere konu kararda nafakanın bozulma sebebi üçüncü koşulla birinci koşulun kesiştiği noktadır: kadının düzenli ve sabit geliri vardı ve bu gelir erkeğin geliriyle denk düzeydeydi. İki tarafın ekonomik durumu eşitlenince, birinin diğerini geçindirmesini gerektiren tablo ortadan kalkmış sayılmıştır. Buna karşılık taraflar arasında belirgin bir fark varsa çalışan eş de nafaka alabilir; aşağıda bunun örnekleri künyeleriyle verilmiştir.

Habere Konu Karar: Künye ve Kararın Niteliği

Haberlerin hiçbirinde karar künyesi yer almadığı için karar, ilk derece ve istinaf mahkemesi bilgileri üzerinden Yargıtay Karar Arama’dan doğrulanmıştır.

Başlık İçerik
Mahkeme Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Künye E.2026/3950, K.2026/6480
Karar tarihi 11.06.2026 (oy birliği)
İstinaf İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 56. Hukuk Dairesi, 2025/444 E., 2026/35 K.
İlk derece Bakırköy 13. Aile Mahkemesi, 2023/490 E., 2024/868 K.
Dava türü Boşanma
Uyuşmazlık Emekli ve düzenli geliri olan kadın lehine yoksulluk nafakasına hükmedilebilir mi
Sonuç Yoksulluk nafakası yönünden bozma; kararın kalan bölümleri onama
Dayanak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.175
Kararın niteliği Daire kararı — yalnız o dosyayı bağlar, benzer dosyalarda emsal gösterilebilir
Basında 19-20 Eylül 2026

Kararın niteliği satırı önemlidir. Daire kararı içtihadı birleştirme kararı değildir; tüm mahkemeleri bağlamaz. Aynı meselede Hukuk Genel Kurulu’nun kararı bulunduğunda ağırlık onda olur.

İlk Derece ve İstinaf Ne Karar Verdi?

Bakırköy 13. Aile Mahkemesi tarafların boşanmasına karar vermiş ve kadın lehine yoksulluk nafakası bağlamıştır. Erkek bu hükmü istinaf etmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 56. Hukuk Dairesi istinaf başvurusunu esastan reddederek ilk derece kararını yerinde bulmuştur. Böylece iki derece mahkemesi de nafakayı kabul etmiştir.

Erkek, Bölge Adliye Mahkemesi kararını hükmün tamamı yönünden temyiz etmiştir. Daire, kesinlik, süre ve temyiz şartı yönünden yaptığı ön incelemeden sonra temyiz dilekçesini kabul etmiş; temyiz itirazlarının yoksulluk nafakası dışındaki kısmını yerinde görmemiştir.

Yargıtay’ın Gerekçesi Kararın Kendi Lafzıyla

Daire gerekçeyi tek paragrafta kurmuştur:

“Dosya kapsamı itibari ile davacı kadın emekli olup düzenli ve sabit bir gelirinin olduğu, tarafların gelir durumlarının ise birbirlerine yakın veya denk olduğu anlaşılmıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında, davacı kadın yararına 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175 inci maddesinde düzenlenen yoksulluk nafakası koşulları oluşmamıştır. Davacı kadının yoksulluk nafakası talebinin reddi gerekirken, kabulü doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.”

Gerekçede iki olgu birlikte sayılmıştır: kadının emekli ve düzenli gelir sahibi olması ile tarafların gelir durumlarının birbirine yakın veya denk olması. Karar bu ikisini ayrı ayrı yeterli saymamış, birlikte değerlendirmiştir.

Bozmadan Sonra Dosya Ne Olur?

Daire, Bölge Adliye Mahkemesi kararını yoksulluk nafakası yönünden kaldırmış, ilk derece kararını aynı yönden bozmuş, bozma kapsamı dışındaki bölümleri HMK m.370/1 uyarınca onamıştır. Dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.

Bu, nafakanın kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmez. Bakırköy 13. Aile Mahkemesi bozmaya uyarsa yoksulluk nafakası talebini reddeder; bozmaya direnirse dosya Hukuk Genel Kurulu’nun önüne gider. Nafaka miktarını ve akıbetini belirleyen merci, her hâlde ilk derece mahkemesidir.

Basında Nasıl Duyuruldu, Kararın Gerçek Niteliği Nedir?

Karar haberlerde “dikkat çeken karar”, “milyonları ilgilendiren emsal karar” ve “eşit gelire nafaka ödenmeyecek” başlıklarıyla duyuruldu. Kararın tam metni bu çerçeveyi dört noktada doğrulamıyor.

Birincisi, karar yeni bir kural koymuyor. Kararın kullandığı “gelirlerinin birbirine yakın” ifadesi Yargıtay Karar Arama’da 140 kararda geçmektedir ve bu kararların en eskisi 2. Hukuk Dairesi’nin E.2009/15664, K.2010/17225 sayılı 20.10.2010 tarihli kararına kadar gitmektedir. Dahası aynı daire, habere konu karardan beş ay önce, E.2025/5659 K.2026/58 sayılı 12.01.2026 tarihli kararında aynı ilkeyi kurmuş ve orada da kadının emekli olup sürekli ve düzenli gelirinin bulunduğunu, gelirlerin birbirine denk olduğunu tespit ederek nafakayı bozmuştur. Kararın değeri yeni bir kural koyması değil, mevcut kuralın bu hâlde nasıl uygulandığını göstermesidir.

İkincisi, Yargıtay nafakayı kaldırmadı. Temyiz mercii nafaka takdir etmez; hükmü bozar. Doğru kuruluş “Yargıtay bozdu, dosya ilk derece mahkemesine döndü” biçimindedir.

Üçüncüsü, “gelirler denkse nafaka yok” genellemesi aynı dairenin aynı gün verdiği kararla çelişiyor. 2. Hukuk Dairesi 12.01.2026 tarihinde E.2025/5581 K.2026/52 sayılı kararıyla, markette satış elemanı olarak sosyal güvenceli çalışan kadının yoksulluk nafakası talebini reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararını kadın yararına bozmuştur. Gerekçe açıktır: kadının geliri asgari ücret düzeyindedir, erkeğin geliri asgari ücretin üzerindedir ve “gelirlerin birbirlerine denk olmadığı” tespit edilmiştir. Aynı daire, aynı gün, denklik ölçütünü iki ters sonuca da uygulamıştır.

Dördüncüsü, karar yalnızca yoksulluk nafakasını ilgilendiriyor. Tedbir nafakası ve çocuk için hükmedilen iştirak nafakası bu kararın kapsamı dışındadır; ölçütleri de farklıdır. Halk dilinde “nafaka” denince çoğu kez çocuk nafakası kastedildiği için bu ayrım pratikte en çok yanlış anlaşılan noktadır.

Kanun Ne Diyor: TMK 175 ve Yoksulluğa Düşecek Taraf Ölçütü

Yoksulluk nafakasının tek dayanağı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesidir:

“Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.”

Maddenin üç yönü ayrı ayrı okunmalıdır. Birinci yön yoksulluğa düşme şartıdır; bu, gelirin varlığına değil yeterliliğine bakan bir ölçüttür. İkinci yön kusur eşiğidir: isteyen tarafın kusuru daha ağır olmamalıdır. Bu ölçüt, maddi tazminatta aranan ölçütten farklıdır. TMK m.174/1 maddi tazminat için “kusursuz veya daha az kusurlu taraf” der; m.175 ise yalnızca “kusuru daha ağır olmamak” koşulunu getirir. Fark pratikte şu sonucu doğurur: eşit kusurlu eş yoksulluk nafakası isteyebilir, ancak maddi tazminat isteyemez. Kusur ölçütünün ayrıntısı ve boşanma tazminatıyla ilişkisi Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminat yazısında ele alınmıştır.

Üçüncü yön ödeyecek tarafın malî gücüdür. Madde “malî gücü oranında” der; yükümlünün kusuru aranmaz. Nafaka bir ceza değildir, bu yüzden kusursuz eş dahi nafaka ödemekle yükümlü olabilir.

Maddenin tam metni mevzuat.gov.tr üzerinden okunabilir.

Yoksul Sayılmanın Ölçütü: Yedi Kalemlik Harcama Listesi

Kanun “yoksulluğa düşecek” kavramını tanımlamaz. Tanım, Hukuk Genel Kurulu içtihadıyla kurulmuştur. Kurul, E.2022/764 K.2023/532 sayılı 31.05.2023 tarihli kararında bu tanımı şöyle aktarmıştır:

“‘yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür, eğitim’ gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların ‘yoksul’ kabul edilmesi gerektiği benimsenmiştir. Başka bir ifadeyle, geçimini kendi malî kaynakları ve çalışma gücüyle sağlama imkânından yoksun olan taraf diğer koşulları da varsa yoksulluk nafakası talep edebilecektir.”

Aynı karar, tanımın dayandığı üç Hukuk Genel Kurulu kararını da sayar: 07.10.1998 tarihli 1998/2-656 E. 1998/688 K.; 16.05.2007 tarihli 2007/2-275 E. 275 K.; 20.06.2019 tarihli 2017/2-2424 E. 2019/751 K.

Listenin yedi kalemli olması tesadüf değildir. Yoksulluk, asgari geçim tutarı gibi tek bir sayıya indirgenmemiş; barınma, sağlık ve eğitim gibi kalemleri kapsayan bir yeterlilik değerlendirmesine bağlanmıştır. Bu yüzden aynı tutarda gelire sahip iki kişiden biri yoksul sayılabilirken diğeri sayılmayabilir.

Kurul aynı kararda testin iki taraflı olduğunu da vurgulamıştır:

“Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için nafaka talep eden eşin boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olmasının yanı sıra, nafaka talep edilen eşin de nafaka ödeyebilecek ekonomik gücünün bulunması gerekmektedir. (…) hiçbir surette nafaka yükümlüsüne yükletilen bir ceza veya tazminat niteliğinde olmamalıdır.”

Gelir Denkliği Ölçütü Kanunda Yazıyor mu?

Yazmıyor. Türk Medeni Kanunu’nun tam metni üzerinde yapılan tarama bunu açıkça gösterir. Kanunda “denk” kökü 32 kez geçmektedir, ancak bu geçişlerin 31’i denkleştirme kurumuna aittir: m.230 ve m.231’de edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi, m.273’te paylaşmalı mal ayrılığı, kalanlar ise mirasta denkleştirme. Nafaka bölümünde gelir denkliğine dair tek bir ibare yoktur.

Aynı taramada şu kelimeler de kanunda hiç geçmiyor: emekli (0), maaş (0), asgari ücret (0), eşit gelir (0).

Bunun pratik sonucu şudur: “gelirler denkse nafaka verilmez” bir kanun hükmü değil, mahkemelerin yoksulluk testini uygularken kullandığı bir değerlendirme aracıdır. Kanunun terimi tek başına “yoksulluğa düşecek taraf”tır. Bu ayrım, kararı okurken de önemlidir — daire “denklik kuralı” koymuyor, TMK m.175’in koşullarının somut olayda gerçekleşmediğini tespit ediyor.

Emekli Maaşı Olan Kadına Nafaka Bağlanır mı?

Emeklilik tek başına bir ret sebebi değildir. Belirleyici olan, emekli aylığının yoksulluğa düşmeyi engelleyip engellemediği ve karşı tarafın ekonomik durumuyla ilişkisidir. İki karar bu farkı gösterir.

Habere konu kararda kadının emekli olup düzenli ve sabit geliri bulunması ile tarafların gelir durumlarının birbirine yakın veya denk olması birlikte tespit edilmiş, nafaka koşulları gerçekleşmemiş sayılmıştır.

  1. Hukuk Dairesi’nin E.2025/10349 K.2026/6249 sayılı 08.06.2026 tarihli kararında ise Bölge Adliye Mahkemesi, kadının emekli maaşı dışında düzenli gelirinin tespit edilemediğini ve emekli maaşının kadını yoksulluktan kurtarmayacağını gerekçe göstererek nafaka bağlamıştı. Daire bu kararı bozdu; gerekçe emeklilik değil malvarlığıydı: kadının üzerine kayıtlı birden fazla konut ve mesken niteliğinde taşınmaz ile aracı bulunduğu, bu hâliyle boşanma sebebiyle yoksulluğa düşmeyeceği tespit edilmiştir.

İki karar birlikte okunduğunda emekli maaşının kendisinin ölçüt olmadığı görülür. Bir dosyada emekli aylığının yoksulluğu gidermediği kabul edilirken başka bir dosyada aynı aylık, taşınmaz ve araç varlığıyla birleşince yoksulluğu gideren bir bütün oluşturmuştur.

Emekli kadına nafaka ödenir mi?

Ödenebilir. Emekliliğin nafakayı engellediği yönünde bir kanun hükmü yoktur; Türk Medeni Kanunu’nda “emekli” kelimesi hiç geçmez. Belirleyici olan, emekli aylığının tutarı, varsa diğer gelir ve malvarlığı kalemleri ile karşı tarafın ekonomik durumudur. Hukuk Genel Kurulu’nun E.2017/1283 K.2019/1149 sayılı kararında her iki taraf da emekliydi; nafaka, alan tarafın emekli aylığına eklenen kira geliriyle toplam gelirinin ödeyen tarafın gelirini geçmesi üzerine kaldırılmıştır.

Asgari Ücretle Çalışan Kadın Nafaka Alabilir mi?

Bu sorunun cevabı, habere konu kararla en çok karıştırılan noktadır. Hukuk Genel Kurulu, E.2017/1283 K.2019/1149 sayılı 07.11.2019 tarihli kararında yerleşik uygulamayı şöyle özetlemiştir:

“Yargıtay’ın yerleşik kararlarında ‘asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması’ yoksulluk nafakasının bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu olarak kabul edilmemektedir. (…) Hatta, asgari ücretin biraz üzerinde gelire sahip olunması dahi yoksulluk nafakasının bağlanmasını imkânsız kılmaz.”

Kurul bu tespiti yedi ayrı Hukuk Genel Kurulu kararına dayandırmıştır: 26.12.2001 tarihli 2001/2-1158 E. 1185 K.; 01.08.2002 tarihli 2002/2-397 E. 339 K.; 28.02.2007 tarihli 2007/3-84 E. 95 K.; 16.05.2007 tarihli 2007/2-275 E. 275 K.; 11.03.2009 tarihli 2009/2-73 E. 2009/118 K.; 13.05.2009 tarihli 2009/3-165 E. 2009/186 K.; 04.05.2011 tarihli 2011/2-155 E. 2011/278 K.

Uygulamada bu formül 2. Hukuk Dairesi kararlarında sürmektedir. E.2024/1211 K.2024/9201 sayılı 27.11.2024 tarihli kararda ilk derece mahkemesi kadının çalışıyor olmasını gerekçe yapıp nafaka talebini reddetmiş; daire bozmuştur. Gerekçede kadının asgari ücret düzeyinde geliri olduğu, erkeğin ise asgari ücret düzeyindeki gelirinin yanında dinlenme günlerinde ek iş olarak yaptığı taksicilikten de geliri bulunduğu belirlenmiş ve “asgari ücret seviyesindeki gelir kişiyi yoksulluktan kurtarmaz” denmiştir. Aynı formül E.2025/5581 K.2026/52 sayılı 12.01.2026 tarihli kararda da tekrarlanmıştır.

Bu noktada içtihatta bir gerilim bulunduğu da söylenmelidir. Hukuk Genel Kurulu, E.2022/764 K.2023/532 sayılı kararında asgari ücret düzeyinde geliri, bir evi ve aylık kira geliri bulunan kadın bakımından nafaka koşullarının oluşmadığı sonucuna varmıştır. Kurul görüşmelerinde “kadının asgari ücret düzeyinde ücret almasının boşanma yüzünden kendisini yoksulluktan kurtarmaya yetmeyeceği” görüşü ileri sürülmüş, ancak bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. Karar oy çokluğuyla ve kesin olarak verilmiştir. Dolayısıyla “asgari ücret yoksulluktan kurtarmaz” formülü mutlak bir kural gibi okunamaz; dosyaya giren kira geliri, taşınmaz ve araç gibi unsurlar sonucu değiştirebilmektedir.

Çalışan kadına yoksulluk nafakası verilir mi?

Verilebilir. Çalışmanın kendisi TMK m.175’te bir ret sebebi olarak sayılmaz. Mahkemenin bakacağı şey, çalışmadan elde edilen gelirin yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür ve eğitim kalemlerini karşılamaya yetip yetmediğidir. E.2024/1211 K.2024/9201 sayılı kararda ilk derece mahkemesinin yalnızca “çalışıyor olması” gerekçesiyle kurduğu ret hükmü bozulmuştur.

Sigortalı çalışan kadına nafaka ödenir mi?

Sigortalılık ayrı bir ölçüt değildir. E.2025/5581 K.2026/52 sayılı kararda kadın markette satış elemanı olarak sosyal güvenceli çalışıyordu ve Bölge Adliye Mahkemesi bunu ret gerekçesi yapmıştı; Daire kararı bozdu. Sigortalı çalışmak gelirin düzenli olduğunu gösterir, ancak tek başına yoksulluğun giderildiği anlamına gelmez.

Boşanmada çalışan kadına nafaka nasıl değerlendirilir?

İki aşamalı değerlendirme yapılır. Önce isteyen tarafın boşanmadan sonra yoksulluğa düşüp düşmeyeceğine bakılır; burada gelirin yeterliliği ölçülür. Sonra karşı tarafın ödeme gücü incelenir. Her iki tarafın geliri, malvarlığı ve yükümlülükleri birlikte tartılır; “çalışıyor” tespiti bu incelemenin yerine geçmez.

Çalışan kadına nafaka yargıtay kararı var mı?

Her iki yönde de vardır ve bu yazıda altı tanesi künyeleriyle ele alınmıştır. Çalışmasına rağmen nafaka bağlanmasını gerektiren kararlara E.2024/1211 K.2024/9201 ve E.2025/5581 K.2026/52; gelirin yoksulluğu giderdiği kabul edilen kararlara ise E.2026/3950 K.2026/6480 ve Hukuk Genel Kurulu E.2022/764 K.2023/532 örnek gösterilebilir. Tek bir karara dayanarak sonuç çıkarmak, aynı dairenin aynı gün ters yönde karar verebildiği bir alanda yanıltıcı olur.

Altı Karar Yan Yana: Nafaka Hangi Hâlde Verildi, Hangi Hâlde Kaldırıldı?

Aşağıdaki tablo, yukarıda anılan kararların sonuçlarının tek tek okunmasıyla hazırlanmıştır. Aynı ölçütün iki yöne de işlediği görülmektedir.

Karar Tarih Nafaka isteyenin durumu Karşı tarafın durumu Sonuç
2. HD E.2026/3950 K.2026/6480 11.06.2026 Emekli, düzenli ve sabit gelir Gelirler birbirine yakın veya denk Nafaka bozuldu
2. HD E.2025/10349 K.2026/6249 08.06.2026 Emekli + birden fazla konut, mesken, araç — Nafaka bozuldu
2. HD E.2025/5659 K.2026/58 12.01.2026 Emekli, sürekli ve düzenli gelir Gelirler denk Nafaka bozuldu
2. HD E.2025/5581 K.2026/52 12.01.2026 Asgari ücret düzeyinde gelir (markette satış elemanı) Asgari ücretin üzerinde, denk değil Nafaka reddi bozuldu
2. HD E.2024/1211 K.2024/9201 27.11.2024 Asgari ücret düzeyinde gelir Asgari ücret + hafta sonu ek iş Nafaka reddi bozuldu
HGK E.2022/764 K.2023/532 31.05.2023 Asgari ücret + bir ev + kira geliri Kamyon şoförü, arsa ve köyde ev Nafaka reddi onandı (oy çokluğu)

Tablodan çıkan ölçüt tek cümleyle şudur: belirleyici olan gelirin varlığı değil, iki tarafın ekonomik durumunun karşılaştırılması sonucunda isteyen tarafın boşanmadan sonra yoksulluğa düşüp düşmeyeceğidir. Gelir denkliği bu karşılaştırmanın sonucudur.

Malvarlığı Hesaba Katılır mı? Konut, Araç ve Kira Geliri

Değerlendirme yalnız aylık gelirle sınırlı değildir. Yukarıdaki kararlarda hesaba katılan unsurlar şunlardır: emekli aylığı, ücret, ek işten elde edilen gelir, kira geliri, üzerine kayıtlı konut ve mesken niteliğindeki taşınmazlar, araç, arsa ve maaş üzerindeki kesintiler.

Hukuk Genel Kurulu’nun E.2017/1283 K.2019/1149 sayılı kararında bu unsurların hepsi birlikte tartılmıştır. Nafaka ödeyen tarafın emekli aylığı ile ayda beş gün çalıştığı petrol istasyonundan aldığı ücret toplanmış, maaşındaki kesinti düşülmüş; nafaka alan tarafın emekli aylığına kiraya verilen dükkândan elde ettiği kira geliri eklenmiştir. Sonuçta alan tarafın aylık geliri ödeyen tarafın gelirini geçmiş ve nafakanın kaldırılmasına karar verilmiştir.

Kurul aynı kararda “yoksulluk durumu günün ekonomik koşulları ile birlikte, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve yaşam tarzları değerlendirilerek takdir edilmelidir” demiştir. Bu yüzden dosyaya sunulan sosyal ve ekonomik durum araştırması, tapu ve trafik kaydı sorguları ile banka hareketleri değerlendirmenin çekirdeğini oluşturur. Nafakanın miktarının belirlenmesinde hangi unsurların tartıldığı Boşanmalarda Nafaka Neye Göre Belirlenir? yazısında ayrıntılı ele alınmıştır.

Gelir Nafakayı Engellemiyorsa Miktarı Nasıl Etkiler?

Hukuk Genel Kurulu bu soruyu açıkça cevaplamıştır: “asgari ücret seviyesinde veya biraz üzerinde gelir elde edilmesi yoksulluk nafakası bağlanmasına engel değilse de bu durumun nafaka miktarının tespitinde esas alınacağı da unutulmamalıdır.”

Yani gelir iki aşamada iki ayrı işlev görür. Birinci aşamada nafaka hakkının doğup doğmadığı belirlenir; burada gelirin yoksulluğu giderip gidermediğine bakılır. İkinci aşamada miktar belirlenir; burada isteyen tarafın kendi geliri, nafaka tutarını aşağı çeken bir unsur olur. Madde “malî gücü oranında” dediği için ödeyecek tarafın geliri de üst sınırı belirler.

Bu ayrım, nafakanın sonradan artırılması veya azaltılması taleplerinde de belirleyicidir; TMK m.176/4 tarafların malî durumlarının değişmesini veya hakkaniyetin gerektirmesini şart koşar. Artırım davasının şartları ve yetki kuralları Nafaka Artırım Davası Şartları ve Yetkili Mahkeme yazısında incelenmiştir.

Nafaka Ödeyen Taraf Yoksullaşırsa Ne Olur?

Yoksulluk testi iki taraflı olduğu için ödeyen tarafın durumunun kötüleşmesi de sonuç doğurur. TMK m.176/3 nafakanın mahkeme kararıyla kaldırılacağı hâlleri sayarken borçlunun yoksullaşmasını saymaz. Hukuk Genel Kurulu bu boşluğu şöyle doldurmuştur:

“nafaka borçlusunun kendi kusuru bulunmaksızın yoksulluğa düşmesi hâlinde, hâkim Yasa metninde açıkça belirtilmese dahi 4721 sayılı TMK’nın 1. maddesine göre yoksulluk nafakasının koşulları ve kabul ediliş amacını göz önünde bulundurarak, nafakanın 4721 sayılı TMK’nın 176. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince tamamen kaldırılmasına da karar verebilecektir.”

Kurul bu sonucu Anayasa Mahkemesi’nin 25.06.2009 tarihli E.2005/56 K.2009/94 sayılı kararına dayandırmıştır. İki şart birlikte aranır: borçlunun yoksulluğa düşmesi ve bu durumun kendi kusurundan kaynaklanmaması. Kendi iradesiyle işten ayrılan veya gelirini gizleyen borçlu bu hükümden yararlanamaz.

Eşim Çalışmaya Başladı, Nafakayı Kaldırabilir miyim?

Bağlanmış bir yoksulluk nafakası, alacaklının ekonomik durumu düzeldiğinde kendiliğinden sona ermez. TMK m.176/3 iki ayrı mekanizma kurar ve bunlar karıştırılmamalıdır.

Kendiliğinden kalkan hâller iki tanedir: alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ve taraflardan birinin ölümü. Bu iki hâlde nafaka için karar gerekmez.

Mahkeme kararıyla kaldırılan hâller üç tanedir: alacaklının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ve haysiyetsiz hayat sürmesi. Alacaklının işe girmesi, emekli olması veya gelirinin artması bu üçüncü gruptaki “yoksulluğun ortadan kalkması” hâline girer ve nafakanın kaldırılması davası açılmasını gerektirir. Ödemeyi tek taraflı kesmek, kaldırma kararı alınmadıkça nafaka borcunu sona erdirmez; birikmiş nafaka icra takibine konu olur. İcra aşamasının işleyişi Nafaka Kesinleşmeden İcraya Konulabilir mi? yazısında anlatılmıştır.

Nafakanın kaldırılması davası görevli mahkeme hangisidir?

Görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde davaya, aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesi bakar. Görev kuralı kamu düzenindendir; yetkiden farklı olarak taraflar anlaşarak değiştiremez ve hâkim yargılamanın her aşamasında re’sen gözetir.

Nafakanın Kaldırılması Davası Yetkili Mahkeme Hangisidir?

Yetki bakımından TMK m.177 “boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir” der. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin E.2022/11168 K.2022/14437 sayılı 24.10.2022 tarihli merci tayini kararı bu hükmün niteliğini açıklığa kavuşturmuştur:

“Madde boşanmadan sonra açılacak yeni nafaka davaları ya da hükmedilmiş nafakanın artırılması veya azaltılması davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemelerini yetkili kılmaktadır. Kanun koyucu genel yetki kuralı getirmekle davacıya seçimlik hak tanımıştır.”

Aynı karar iki pratik sonuç daha ortaya koymuştur. Birincisi, bu bir kesin yetki kuralı değildir: “Kesin yetki kuralı bulunmadığı durumlarda, hâkim resen yetkisizlik kararı veremez.” İkincisi, yetki itirazı cevap dilekçesiyle birlikte ileri sürülmelidir (HMK m.116 ve 117); süresinde itiraz edilmezse dava ilk açıldığı mahkemede görülüp sonuçlandırılır. Somut olayda davalı cevap dilekçesinde yetki itirazı yapmamış, yalnızca ifadesinin başka yerde alınmasını istemişti; Daire davanın ilk açıldığı mahkemede görülmesine karar vermiştir.

Nafakanın Kaldırılması Davası Harç Hesaplama Nasıl Yapılır?

492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (1) sayılı tarife, karar ve ilam harcında “nafaka verilmesine dair hükümler” için bir senelik nafaka bedeli üzerinden nispi harç öngörür; tarifedeki güncel oran binde 11,38‘dir. Tarifenin bu kalemi nafakaya hükmedilmesine ilişkindir; nafakanın kaldırılması istemi nafaka verilmesine dair bir hüküm doğurmadığı için aynı kalemin doğrudan uygulanması söz konusu olmaz. Başvuru harcı ve gider avansı ise her yıl yeniden değerlemeyle değiştiği için tutarı dava açılacağı sırada ilgili mahkeme veznesinden öğrenilmelidir.

Kanun ayrıca bir muafiyet hükmü içerir: 492 sayılı Kanun’un 13. maddesinin (c) bendi “ayda 100 Yeni Türk Lirasını geçmeyen nafakalara ait dava ve takipler”i harçtan müstesna tutar ve birden fazla kişi lehine nafakaya hükmedilen ilamlarda her kişi lehine hükmedilen miktarın müstakil olarak nazara alınacağını söyler. Bentteki tutar 30.12.1980 tarihli değişiklikten bu yana güncellenmemiştir; dolayısıyla muafiyet bugün fiilen işlevsizdir.

Kaldırma Davası Reddedilirse Yeniden Açılabilir mi?

Açılabilir. Hukuk Genel Kurulu’nun E.2017/1283 K.2019/1149 sayılı kararına konu olan dosyada nafaka borçlusu daha önce de kaldırma davası açmış, o dava reddedilmiş ve ret kararı 2. Hukuk Dairesi’nin E.2014/1485 K.2014/9098 sayılı kararıyla onanmıştı. İlk davanın gerekçesinde alacaklının kira gelirinin bulunmadığı belirtilmişti. İkinci davada alacaklının aylık kira geliri tespit edilince sonuç değişmiş ve nafakanın kaldırılmasına karar verilmiştir.

Buradaki ölçüt, ilk kararın gerekçesine göre durumun değişip değişmediğidir. Aynı olgularla ikinci kez dava açmak sonuç doğurmaz; değişen olgunun ortaya konulması gerekir.

Nafakanın kaldırılması davası karşı vekalet ücreti nasıl belirlenir?

Nafaka davalarında vekalet ücreti maktu değil, hükmolunan nafakanın bir yıllık tutarı üzerinden hesaplanır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin E.2018/1927 K.2018/2724 sayılı 20.03.2018 tarihli kararında Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin ilgili maddesi şöyle aktarılmıştır:

“kira tespiti ve nafaka davalarında tespit olunan kira bedeli farkının veya hükmolunan nafakanın bir yıllık tutarı üzerinden Tarifenin üçüncü kısmı gereğince hesaplanacak miktarın tamamı, avukatlık ücreti olarak hükmolunur. (…) Nafaka davalarında reddedilen kısım için avukatlık ücretine hükmedilemez.“

Aynı kararda ikinci bir kural daha vardır: “nafaka davalarında miktarı takdir hâkime aittir. Bu nedenle iki tarafın da kısmen haklı çıkması hâlinde yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılacağına ilişkin HMK’nun 326/2 maddesi hükmü nafaka davalarında uygulanmaz.” Tarife her yıl yenilendiği için hesaplamada dava tarihinde yürürlükte olan tarife esas alınır.

Nafakanın kaldırılması davası vekalet ücreti kime yüklenir?

Kural, davayı kaybeden tarafın karşı tarafın vekalet ücretini ödemesidir. Kaldırma talebi kabul edilirse ücret nafaka alacaklısına, reddedilirse borçluya yüklenir. Hesap maktu değil, nafakanın bir yıllık tutarı üzerinden yapılır. Tarifenin nafaka davalarında reddedilen kısım için ücrete hükmedilmesini yasaklayan hükmü ile yargılama giderlerinin paylaştırılmasına ilişkin HMK m.326/2’nin nafaka davalarında uygulanmaması, bu davalarda gider yükünü diğer dava türlerinden ayırır.

Yoksulluk nafakası itiraz yolu nedir?

Nafakaya ilişkin karara karşı başvurulacak yol, kararın verildiği aşamaya göre değişir. İlk derece mahkemesinin kararı istinaf edilir; bölge adliye mahkemesi kararına karşı da koşulları varsa temyiz yolu açıktır. Habere konu dosya tam bu sırayı izlemiş, erkek önce istinafa, istinaf başvurusunun esastan reddi üzerine temyize gitmiştir. Süresi içinde başvurulmazsa karar kesinleşir ve aynı olgularla yeniden tartışma imkânı kalmaz; sonradan değişen durumlar ise ayrı bir dava konusu olur.

Nafakanın kaldırılması davası yargıtay kararları neyi ölçüyor?

Bu davalarda Yargıtay’ın aradığı şey, boşanma ya da son nafaka kararından sonra olağanüstü bir değişikliğin gerçekleşip gerçekleşmediğidir. Alacaklının işe girmesi, emekli olması, kira geliri elde etmeye başlaması veya taşınmaz edinmesi bu kapsamda değerlendirilir. Buna karşılık paranın alım gücündeki olağan düşüş tek başına kaldırma değil, en çok artırım sebebi sayılır. Kararlarda ölçüt daima iki tarafın güncel ekonomik durumunun karşılaştırılmasıdır.

Yoksulluk nafakası nasıl kalkar?

İki yoldan kalkar. Alacaklı yeniden evlenirse veya taraflardan biri ölürse nafaka kendiliğinden kalkar, ayrıca karar gerekmez. Fiilen evliymiş gibi yaşama, yoksulluğun ortadan kalkması ve haysiyetsiz hayat sürme hâllerinde ise nafakanın kalkması için aile mahkemesinde dava açılıp karar alınması gerekir.

Yoksulluk nafakası nasıl iptal edilir?

Hukuki terimle “iptal” değil, kaldırma söz konusudur ve tek yolu davadır. Nafaka yükümlüsü, TMK m.176/3’teki sebeplerden birine dayanarak nafakanın kaldırılmasını ister. Borçlu kendi kusuru olmaksızın yoksullaşmışsa, Hukuk Genel Kurulu’nun kabulüne göre TMK m.1 ile m.176/4 birlikte uygulanarak nafaka tamamen kaldırılabilir. Kaldırma kararı verilmedikçe ödeme yükümlülüğü sürer.

Yoksulluk nafakası kalktı mı?

Yoksulluk nafakası yürürlükten kaldırılmış bir kurum değildir; TMK m.175 yürürlüktedir ve süresiz nafaka rejimi devam etmektedir. Kamuoyunda bu yönde tartışma bulunması, kanun metninde bir değişiklik yapıldığı anlamına gelmez. Tek tek dosyalarda nafakanın kaldırılması ise yukarıda anlatılan dava yoluyla olur.

Nafaka Kendiliğinden Kesilir mi, Mahkeme Kararı Şart mı?

Yukarıda anılan iki mekanizma bu sorunun cevabıdır. Nafaka yalnızca alacaklının yeniden evlenmesi ve taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar. Bunun dışındaki bütün hâllerde — nişanlanma, birlikte yaşama, işe girme, emekli olma, gelirin artması — nafakanın sona ermesi için mahkeme kararı gerekir.

Nişanlanma bu listede yer almaz; kendiliğinden kalkma sebebi evlenmedir. Ancak nişanlılık fiilen evliymiş gibi yaşama biçiminde sürüyorsa bu, mahkeme kararıyla kaldırma sebeplerinden birine girebilir ve ispatı davacıya düşer.

Evlenince nafaka kesilir mi?

Kesilir. Alacaklı tarafın yeniden evlenmesi, kanunun kendiliğinden kalkma olarak saydığı iki hâlden biridir. Bu hâlde mahkeme kararı aranmaz; evlenme tarihinden sonrası için nafaka borcu doğmaz. Buna rağmen icra takibi sürüyorsa borçlu, evlenme olgusunu belgeleyerek takibe karşı hukuki yollara başvurabilir.

Evlenince nafaka kalkar mı?

Yoksulluk nafakası bakımından kalkar. Ancak bu kural yalnızca nafaka alan eşin kendi nafakasına ilişkindir; çocuk için hükmedilen iştirak nafakası, velayet kendisinde bulunan tarafın yeniden evlenmesiyle sona ermez. İştirak nafakası çocuğun hakkıdır ve şartları ayrıca değerlendirilir.

Çalışınca nafaka kesilir mi?

Kendiliğinden kesilmez. Alacaklının işe girmesi, kanunun saydığı kendiliğinden kalkma hâllerinden değildir; “yoksulluğun ortadan kalkması” başlığına girer ve mahkeme kararı gerektirir. Üstelik işe girmiş olmak tek başına yetmez: elde edilen gelirin yoksulluğu gidermeye yeterli olduğu gösterilmelidir. Asgari ücret düzeyindeki bir gelirin bu sonucu doğurmadığı yönünde yerleşik Hukuk Genel Kurulu içtihadı bulunmaktadır.

Yoksulluk nafakası ne zaman kesilir?

Kendiliğinden kalkma hâllerinde kesilme anı, evlenme veya ölüm tarihidir. Mahkeme kararıyla kaldırma hâllerinde ise nafakanın hangi tarihten itibaren sona ereceğini mahkeme kararında gösterir; uygulamada bu tarih kural olarak dava tarihiyle bağlantılıdır. Kaldırma kararı olmadan geçmişe dönük kendiliğinden bir sona erme söz konusu olmaz.

Yoksulluk nafakası nasıl kesilir?

Ödemenin tek taraflı durdurulmasıyla değil, dava yoluyla. Kaldırma kararı alınmadan yapılan kesinti, borcun işlemeye devam etmesine ve birikmiş nafakanın icra takibine konu olmasına yol açar. Nafaka alacaklarına ilişkin takiplerde ödenmemenin ayrıca cezai sonuçları da bulunduğundan, ödemeyi durdurmadan önce dava açılması gerekir.

Nafaka otomatik kesilir mi?

Yalnızca iki hâlde: alacaklının yeniden evlenmesi ve taraflardan birinin ölümü. Bunların dışında hiçbir olgu nafakayı otomatik olarak sona erdirmez. Alacaklının işe girmesi, emekli olması, birlikte yaşamaya başlaması veya gelirinin artması, ancak dava açılıp karar alınırsa sonuç doğurur.

Emekli Maaşından Nafaka Kesilir mi?

Kesilir. Kural, sosyal güvenlik ödemelerinin haczedilemez olmasıdır; nafaka bu kuralın istisnasıdır. 5510 sayılı Kanun’un 93. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Bu Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri (…) devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler; 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez.”

Fıkra iki ayrı sonuç doğurur. Emekli aylığı hiçbir hâlde devir ve temlik edilemez; haciz bakımından ise Kurum alacakları ile nafaka borçları istisnadır. Fıkra ayrıca haczi yasaklanan aylıkların haczine ilişkin taleplerin, borçlunun muvafakati yoksa icra müdürü tarafından reddedileceğini söyler.

Emekliden nafaka kesilir mi?

Kesilir. Emeklilik nafaka yükümlülüğünü sona erdirmez ve emekli aylığı nafaka alacağı bakımından haczedilebilir. Emekli borçlunun yapabileceği şey, gelirindeki düşüşü ileri sürerek nafakanın azaltılmasını veya koşulları varsa kaldırılmasını dava etmektir. Talep edilmedikçe mahkeme kendiliğinden indirim yapmaz.

Nafaka maaştan kesilir mi?

Kesilir. Nafaka alacağı için borçlunun ücreti veya aylığı üzerine haciz konulabilir; bu, sosyal güvenlik ödemelerindeki haciz yasağının istisnasıdır. Kesintinin oranı ve borçlunun geçimi için ayrılacak pay icra dairesince belirlenir. Nafaka alacağının icra aşamasındaki işleyişi Nafaka Kesinleşmeden İcraya Konulabilir mi? yazısında ayrıntılı ele alınmıştır.

İkramiyeden nafaka kesilir mi?

İkramiye gibi tek seferlik ödemeler de nafaka alacağı bakımından aynı istisna kapsamında değerlendirilir. Haczin kapsamı ve borçluya bırakılacak pay her dosyada icra müdürlüğünce takdir edildiğinden, kesinti oranı dosya üzerinden öğrenilmelidir.

Erkek Eş Çalışan Kadından Nafaka İsteyebilir mi?

İsteyebilir. TMK m.175 cinsiyete göre ayrım yapmaz; “boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf” der. Ölçüt her iki taraf için aynıdır: isteyenin yoksulluğa düşecek olması, kusurunun daha ağır olmaması ve karşı tarafın ödeme gücünün bulunması.

Uygulamada taleplerin çoğunun kadın tarafından gelmesi kanundan değil, tarafların ekonomik durumlarının fiilî dağılımından kaynaklanır. Habere konu kararda da bozmadan yararlanan taraf erkektir; karar, gelirleri denk olan eşler arasında nafaka yükümlülüğünün doğmayacağını göstermektedir ve bu tespit her iki yöne de işler.

Bu Karar Tedbir ve İştirak Nafakasını Kapsar mı?

Kapsamaz. Üç nafaka türünün dayanağı ve ölçütü farklıdır; habere konu karar yalnızca birincisini ilgilendirir.

Nafaka türü Dayanak Ne zaman işler Ölçüt
Tedbir nafakası TMK m.169 Dava süresince, hükmün kesinleşmesine kadar Hâkim geçici önlemleri re’sen alır; yoksulluk şartı aranmaz
Yoksulluk nafakası TMK m.175 Boşanma hükmünün kesinleşmesinden sonra İsteyenin yoksulluğa düşecek olması + kusuru daha ağır olmaması
İştirak nafakası TMK m.182, m.329 Velayet kendisine verilmeyen tarafın çocuk için katkısı Çocuğun bakım ve eğitim giderleri; eşlerin gelir denkliği belirleyici değil

Çalışan kadına tedbir nafakası verilir mi?

Verilebilir. Tedbir nafakasının dayanağı TMK m.169’dur ve madde hâkimin evlilik birliğinden doğan yükümlülükler için gerekli geçici önlemleri re’sen almasını öngörür; talep şartı bile aranmaz. Yoksulluk nafakasındaki “yoksulluğa düşme” eşiği burada bulunmadığından, tarafın çalışıyor olması tedbir nafakasını kendiliğinden engellemez. Çalışmanın etkisi hakkın doğumunda değil, takdir edilecek miktarda görülür.

Tedbir nafakasında yoksulluk şartı bulunmadığı için, gelirleri denk olan eşler arasında dava süresince tedbir nafakasına hükmedilmesi mümkündür. İştirak nafakası ise çocuğun hakkıdır; annenin veya babanın geliri nafakanın miktarını etkiler, ancak gelirlerin denk olması iştirak nafakasını ortadan kaldırmaz. Tedbir nafakasının başlangıç tarihi ve yoksulluk nafakasına dönüşümü Çekişmeli Boşanma Davasında Nafaka Ne Zaman Başlar? yazısında ele alınmıştır.

Karar Okurken Nelere Dikkat Edilmeli?

Yoksulluk nafakası yargıtay kararları nasıl okunur?

Üç şey birlikte okunmalıdır. Birincisi kararın niteliği: daire kararı yalnız o dosyayı bağlar, Hukuk Genel Kurulu kararı daha ağır basar, içtihadı birleştirme kararı tüm mahkemeleri bağlar. İkincisi karşı kutup: aynı meselede ters yönde karar bulunup bulunmadığına bakılmadan ölçüt kurulamaz; bu yazıdaki altı kararın üçü bozma, üçü ters yöndedir. Üçüncüsü somut olgular: kararın sonucunu belirleyen şey soyut formül değil, dosyadaki gelir, malvarlığı ve kesinti kalemleridir. Bir haberde aktarılan tek cümle, kararın dayandığı olgular okunmadan kural hâline getirilemez.

Yoksulluk nafakası anayasa mahkemesi kararı var mı?

Var. Hukuk Genel Kurulu, borçlunun kendi kusuru olmaksızın yoksullaşması hâlinde nafakanın tamamen kaldırılabileceği sonucunu Anayasa Mahkemesi’nin 25.06.2009 tarihli E.2005/56 K.2009/94 sayılı kararına dayandırmıştır. Süresiz nafaka rejiminin anayasaya uygunluğu bu çerçevede denetlenmiş ve TMK m.175 yürürlükte kalmıştır. Kararın pratik sonucu, kanunda sayılmayan bir hâlin — borçlunun yoksullaşmasının — kaldırma sebebi olarak kabul edilmesidir.

Nafaka Dosyasında Sık Yapılan Beş Hata

Birinci hata, karar haberlerini kural sanmak. Daire kararı yalnız o dosyayı bağlar. Aynı meselede Hukuk Genel Kurulu kararı varsa ağırlık ondadır ve yukarıda görüldüğü gibi aynı daire aynı gün ters yönde de karar verebilmektedir.

İkinci hata, gelirin varlığını yeterli saymak. “Çalışıyor” ya da “emekli” tespiti tek başına ret gerekçesi olarak kurulduğunda bozma sebebi olmaktadır; E.2024/1211 K.2024/9201 sayılı karar tam bu gerekçeyi bozmuştur.

Üçüncü hata, karşı tarafın durumunu dosyaya koymamak. Test iki taraflıdır. Karşı tarafın ek işi, kira geliri veya taşınmazı ortaya konulmazsa denklik değerlendirmesi eksik yapılır.

Dördüncü hata, ödemeyi tek taraflı kesmek. Yoksulluğun ortadan kalkması kendiliğinden kalkma sebebi değildir; kaldırma kararı alınmadıkça borç işlemeye devam eder.

Beşinci hata, kusur ölçütlerini karıştırmak. Yoksulluk nafakasında “kusuru daha ağır olmamak” yeterlidir; maddi tazminatta “kusursuz veya daha az kusurlu” olmak aranır. Eşit kusur hâlinde nafaka istenebilirken tazminat istenemez.

Nafaka Talebinizde Ne Yapmalısınız?

Dosyanın sonucunu belirleyen şey, iki tarafın ekonomik durumunun eksiksiz ortaya konulmasıdır. Sosyal ve ekonomik durum araştırmasının kapsamı, tapu ve trafik kayıtlarının sorgulanması, kira gelirinin ve ek işlerin ispatı ile maaş kesintilerinin belgelenmesi, hem talep hem savunma yönünden belirleyici olur. Gelirin yoksulluğu gidermediği iddiası ileri sürülecekse harcama kalemlerinin — barınma, sağlık, eğitim — somut olarak ortaya konulması gerekir.

Nafaka hakkının kapsamı, süresi ve miktarına ilişkin genel çerçeve için Boşanmada Kadının Nafaka Hakkı Ne Kadar? yazısı okunabilir. Boşanma davasının kurulması ve kusur ispatı bakımından ise Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Nedeniyle Boşanma Davası yazısında ayrıntılı bilgi bulunmaktadır. Dosyanızın kendi koşullarına göre değerlendirilmesi için iletişim sayfasından başvurabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Çalışan kadına nafaka olur mu?

Olabilir. Çalışmak tek başına ret sebebi değildir. Hukuk Genel Kurulu asgari ücret düzeyindeki ve hatta asgari ücretin biraz üzerindeki gelirin yoksulluk nafakasını imkânsız kılmadığını belirtmiştir. Belirleyici olan, gelirin yoksulluğu gidermeye yetip yetmediği ve karşı tarafın ekonomik durumuyla karşılaştırılmasıdır.

Çalışan kadına nafaka ödenir mi?

Şartları gerçekleşiyorsa ödenir. Çalışmak nafakayı engelleyen bir olgu olarak kanunda sayılmamıştır. Ödeme yükümlülüğünün doğması için çalışan tarafın gelirinin yoksulluğu gidermemesi ve karşı tarafın ödeme gücünün bulunması gerekir; iki tarafın geliri birbirine denk çıkarsa yükümlülük doğmaz.

Kadına nafaka zorunlu mu?

Zorunlu değil, şarta bağlıdır. Boşanan her kadına nafaka bağlanmaz; TMK m.175’in üç koşulu birlikte aranır. İsteyen taraf boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olmalı, kusuru daha ağır olmamalı ve karşı tarafın malî gücü bulunmalıdır. Madde cinsiyete göre ayrım yapmadığından aynı koşullar erkek eş için de geçerlidir.

Emekli maaşı alan kadına nafaka alabilir mi diye sorulduğunda cevap neye bağlıdır?

Üç unsura bağlıdır: emekli aylığının yoksulluğu giderip gidermediği, isteyenin kusurunun daha ağır olmaması ve karşı tarafın nafaka ödeyebilecek ekonomik gücünün bulunması. Aylığın yanında kira geliri, taşınmaz ve araç gibi unsurlar da değerlendirmeye girer.

Gelirleri denk olan eşlere nafaka verilmez diye bir kanun hükmü var mı?

Yok. Türk Medeni Kanunu’nda gelir denkliğine dair bir ibare bulunmaz; kanunun ölçütü “boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf”tır. Kanunda “denk” kökü 32 kez geçer, bunların 31’i mal rejimi ve mirasta denkleştirmeye ilişkindir. Denklik, mahkemelerin yoksulluk testini uygularken kullandığı bir değerlendirme aracıdır.

Yargıtay kararı nafakayı kendiliğinden kaldırır mı?

Kaldırmaz. Temyiz mercii nafaka takdir etmez, hükmü bozar. Habere konu kararda dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiştir; mahkeme bozmaya uyarsa talebi reddeder, direnirse dosya Hukuk Genel Kurulu’na gider.

Nafaka kalkar mı, hangi hâllerde sona erer?

İki hâlde kendiliğinden kalkar: alacaklının yeniden evlenmesi ve taraflardan birinin ölümü. Üç hâlde mahkeme kararıyla kaldırılır: fiilen evliymiş gibi yaşama, yoksulluğun ortadan kalkması ve haysiyetsiz hayat sürme. Ayrıca borçlu kendi kusuru olmaksızın yoksullaşırsa nafaka tamamen kaldırılabilir.

Nişanlanınca nafaka kesilir mi?

Nişanlanma kendiliğinden kalkma sebebi değildir; kanun evlenmeyi sayar. Nişanlılık fiilen evliymiş gibi yaşama biçiminde sürüyorsa bu, mahkeme kararıyla kaldırma sebeplerinden birine girebilir ve ispat yükü davacıdadır.

Nafakanın kaldırılması davası şartları nelerdir?

TMK m.176/3’te sayılan hâllerden birinin gerçekleşmesi gerekir. En sık dayanılan hâl yoksulluğun ortadan kalkmasıdır; alacaklının gelirinin yoksulluğu giderecek düzeye çıktığının ortaya konulması aranır. Daha önce açılıp reddedilmiş bir dava varsa, ilk ret gerekçesine göre durumun değiştiğinin gösterilmesi gerekir.

Yoksulluk nafakası nedir?

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşe, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, diğer eşin malî gücü oranında bağlanan süresiz nafakadır. Amacı alacaklıyı zenginleştirmek değil, asgari yaşam gereksinimlerini karşılamaktır; yükümlüye yüklenen bir ceza ya da tazminat niteliği taşımaz. Miktarı, süresi ve kapsamına ilişkin ayrıntılar için Boşanmada Kadının Nafaka Hakkı Ne Kadar? yazısına bakılabilir.

Eşim çalışıyor nafaka öder miyim?

Karşı tarafın çalışması sizi kendiliğinden nafaka yükümlülüğünden kurtarmaz. Çalışıyor olmasına rağmen geliri yoksulluğu gidermiyorsa ve sizin ödeme gücünüz varsa nafakaya hükmedilebilir. Gelirlerin birbirine denk olduğu tespit edilirse nafaka koşulları oluşmaz.

Eşit kusurlu eş yoksulluk nafakası alabilir mi?

Alabilir. TMK m.175 “kusuru daha ağır olmamak” koşulunu getirir; eşit kusur bu koşulu karşılar. Maddi tazminatta ise m.174/1 “kusursuz veya daha az kusurlu” olmayı aradığından eşit kusurlu eş maddi tazminat isteyemez.

Yoksulluk nafakası talebi için boşanmadan sonra ne kadar süre vardır?

TMK m.178 uyarınca boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmekle dava hakları zamanaşımına uğrar. Bu süre bir def’i olup hâkim tarafından re’sen gözetilmez.

Kaynaklar

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.1, m.169, m.174, m.175, m.176, m.177, m.178, m.182, m.230, m.231, m.273, m.329 · 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.88, m.93 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.19, m.116, m.117, m.370 · 492 sayılı Harçlar Kanunu m.13 ve (1) sayılı tarife · Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2026/3950 K.2026/6480; E.2025/10349 K.2026/6249; E.2025/5659 K.2026/58; E.2025/5581 K.2026/52; E.2024/1211 K.2024/9201; E.2009/15664 K.2010/17225; E.2014/1485 K.2014/9098 · Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2022/11168 K.2022/14437 · Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2022/764 K.2023/532; E.2017/1283 K.2019/1149; 24.12.2014 tarihli 2013/2-1364 E. 2014/1082 K.; 07.10.1998 tarihli 1998/2-656 E. 1998/688 K.; 16.05.2007 tarihli 2007/2-275 E. 275 K.; 20.06.2019 tarihli 2017/2-2424 E. 2019/751 K. · Anayasa Mahkemesi E.2005/56 K.2009/94.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Her dosya kendi koşulları içinde değerlendirilir; somut uyuşmazlığınız için bir avukata başvurmanız gerekir.