Düğün Günü Evlenmekten Vazgeçti, Manevi Tazminat İsteyebilir miyim?
Evlenmekten son anda vazgeçmek, yani düğün günü ya da düğüne günler kala nişanı bozmak, terk edilen tarafa manevi tazminat isteme hakkı verebilir. Ancak bunun için yalnızca nişanın bozulmuş olması yetmez. Yargıtay, vazgeçme davetiyeler dağıtıldıktan, salon tutulduktan, çevre düğünü beklemeye başladıktan sonra ve haklı bir sebep olmadan gerçekleşmişse bunu kişilik hakkına saldırı sayıyor. Aynı Yargıtay, mesajla bozulan, hastalık yüzünden ertelenen ya da üzüntüsü ispat edilemeyen dosyalarda talebi reddediyor. Ekim 2026’nın ilk haftasında “Yargıtay’dan emsal karar, düğün günü vazgeçen tazminat ödeyecek” başlığıyla yayılan haberin arkasında Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 11 Şubat 2026 tarihli kararı var (E.2025/10282, K.2026/1556). Bu kararın kurduğu ölçüt ise yeni değil.
Bu yazı, düğün hazırlığı sürerken nişanlısı tarafından terk edilen kişinin ve ailesinin sorduğu soruları cevaplıyor: Manevi tazminat hangi durumda istenir, hangi durumda reddedilir? Masraflar ve takılar ne olur? Dava nerede ve ne zamana kadar açılır? Yazının bir bölümü de karşı tarafın sorusuna ayrıldı: Evlenmekten vazgeçen taraf neyi göze almış olur? Dayanak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu‘nun 118-123. maddeleri ile tam metinleri tek tek okunan 2011-2026 tarihli Yargıtay kararlarıdır. Nişanın bozulmasının bütün sonuçlarını, özellikle hediye ve takıların iadesini ayrıntılı olarak nişanın bozulması ve nişan hediyelerinin iadesi yazımızda ele aldık.
Beş maddede karar
- Nişan bozulduğunda duyulan doğal üzüntü manevi tazminat için yetmez. Kişilik hakkının saldırıya uğradığı ayrıca ispat edilmelidir (TMK m.121).
- Düğün tarihi belli, davetiyeler dağıtılmış, düğüne çok kısa süre kalmışken nişan haklı sebep olmadan bozulursa Yargıtay bunu kişilik hakkına saldırı kabul ediyor.
- Haberlere konu 2026 kararı Yargıtay’ın tazminat ödettiği bir karar değil. Yargıtay manevi tazminatın reddini bozdu, miktarı belirlemedi, dosyayı bölge adliye mahkemesine gönderdi.
- Kural yeni değil. Aynı gerekçe cümleleri 2011’den beri Yargıtay kararlarında geçiyor. Yargıtay 2026’daki ikinci kararında 1963 tarihli bir karara da dayandı.
- Dava aile mahkemesinde açılır ve nişanın bozulduğu tarihten itibaren bir yıllık zamanaşımı süresi işler.
Haberlerdeki Dosyada Gerçekte Ne Oldu?
Kararın tam metnine göre taraflar 26 Temmuz 2020’de evlenmek üzere gün almıştı. 25 Temmuz 2020’de kına gecesi yapıldı. Kına gecesinde erkeğin eline de altın konulması konusunda taraflar arasında tartışma çıktı. Ertesi gün kız tarafı düğün hazırlığı içindeyken erkek evlenmekten caydı. Kararını telefonla, “ben evlilikten korkuyorum, yapamayacağım” diyerek bildirdi ve düğüne gelmeyeceğini söyledi.
Haberlerde pek görünmeyen ilk ayrıntı şudur: Davayı ilk açan erkekti. Bakırköy 13. Aile Mahkemesi’nde görülen asıl dava “nişanın bozulması nedeniyle tazminat ve hediyelerin iadesi” davasıydı. Kadın buna karşı dava açarak maddi ve manevi tazminat istedi. Aile mahkemesi hediye ziynetlerin bir bölümünün iadesine karar verdi, iki tarafın manevi tazminat taleplerini reddetti. Dosya ardından İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 56. Hukuk Dairesi’nin incelemesinden geçti (E.2023/1632, K.2024/1828).
Yargıtay önüne iki ayrı temyiz geldi. Erkek; iadesine karar verilen ziynetlerin değeri, faiz hükmü kurulmaması, reddedilen hediye talepleri, kendi manevi tazminat talebinin reddi ve vekâlet ücreti yönünden temyiz etti. Kadın ise yalnız manevi tazminat talebinin reddedilmesini temyize taşıdı.
Sonuç iki parçalıdır. Erkeğin temyiz itirazlarının tamamı reddedildi. Kadının temyizi kabul edildi ve bölge adliye mahkemesi kararı manevi tazminat talebinin reddi yönünden kadın yararına bozuldu. Bozma dışında kalan bölümler onandı. Karar oybirliğiyle verildi.
Yargıtay Bu Kararda Ne Dedi, Ne Demedi?
Kararın gerekçesi, Türk Medeni Kanunu’nun 121. maddesiyle başlıyor: “Nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.” Ardından Yargıtay iki sınır çiziyor. Birincisi, bir nişanın bozulmasının taraflarda üzüntü yaratması doğaldır ve “doğal olan bu üzüntü ve menfaat ihlali manevi tazminata esas alınmaz.” İkincisi, nişanın bozulması yüzünden fahiş bir zarar doğmuş ve kişilik hakları da saldırıya uğramışsa, bunun ispatı hâlinde manevi tazminata hükmedilebilir.
Somut olaya geçince karar şu cümleyi kuruyor: “Erkeğin düğün günü olan bu söylemleri kadının kişilik haklarını ihlal sonucunu doğurur.” Mahkemeye verilen görev de açık: Tazminatın niteliği gözetilerek hakkaniyete uygun, ceza niteliğine bürünmeyen ve zenginleşme aracı olmayacak ölçüde manevi tazminata karar verilecek.
Kararın söylemediği şeyler de en az bunlar kadar önemli:
- Yargıtay tazminat ödetmedi. Bir rakam belirlemedi. Kararın son satırı “Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine” diyor. Miktarı bozmadan sonraki yargılamada mahkeme belirleyecek.
- “Evlilikten korkmak” kusur sayılmadı. Gerekçenin ağırlığı vazgeçmenin sebebinde değil, zamanında ve biçiminde: Düğün günü, hazırlıklar sürerken, telefonla.
- Kararda “emsal” ifadesi yok. Metinde içtihat değişikliğine ya da yerleşik uygulamadan dönüldüğüne işaret eden bir cümle bulunmuyor. Yargıtay, eksik inceleme gerekçesiyle sıradan bir bozma kararı verdi.
- Erkek davayı tamamen kaybetmedi. Verdiği takıların bir bölümünü geri almasına karar verilmişti ve bu bölüm onandı. Hediyelerin geri istenmesinde kusur aranmadığı için nişanı bozan taraf da takılarını isteyebiliyor.
Bu Karar Neden Yeni Değil?
Gerekçedeki iki kalıp cümle Yargıtay karar arama sisteminde ayrı ayrı arandı. “Doğal olan bu üzüntü ve menfaat ihlali manevi tazminata esas alınmaz” ifadesi 21 kararda geçiyor; bunlardan biri 3. Hukuk Dairesi’nin 21 Mart 2012 tarihli kararı (E.2012/3327, K.2012/7378). “Fahiş bir zarara uğramış ve bu nedenle kişilik hakları” ifadesi ise 15 kararda yer alıyor ve listede 3. Hukuk Dairesi’nin 29 Kasım 2011 tarihli kararı da bulunuyor (E.2011/9920, K.2011/19012). Yani 2026 kararındaki gerekçe, Yargıtay’ın nişan davalarında en az on beş yıldır kullandığı kalıbın tekrarıdır.
Düğüne yakın bozulan nişan için özel ölçüt de eskidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, haberlere konu kararından iki buçuk ay sonra verdiği 28 Nisan 2026 tarihli kararında bu ölçütü açıkça yazdı (E.2025/10904, K.2026/4780). Karara göre davetiyeler dağıtılıp düğün çevreye duyurulduktan ya da düğün günü belirlenip düğüne çok kısa bir süre kaldıktan sonra nişanın haklı bir sebep olmadan bozulması hâlinde “kişinin toplum içindeki saygınlığı ve manevi huzuru zedeleneceğinden” kişilik hakkının saldırıya uğradığı kabul edilmelidir. Daire bu cümlenin dayanağı olarak iki karar gösteriyor: 3. Hukuk Dairesi’nin 2012 kararı ve 6. Hukuk Dairesi’nin 19 Aralık 1963 tarihli kararı (E.1963/2582, K.1963/5267).
Haberlerin “artık bir bedeli var” çerçevesi bu nedenle yanıltıcıdır. Düğüne yakın bozulan nişanın manevi tazminat doğurabileceği, Yargıtay’ın 1963’ten beri kabul ettiği bir kuraldır. 2026’da değişen bir şey yok. Bir ilk derece mahkemesinin ve bir bölge adliye mahkemesinin bu kuralı uygulamadığı bir dosya bozuldu.
Evlenmekten Son Anda Vazgeçmek Neden Kişilik Hakkına Saldırı Sayılıyor?
Kanun, nişanlanmayı evlenmeye zorlayan bir sözleşme olarak kurmamıştır. Türk Medeni Kanunu’nun 119. maddesine göre nişanlılık, evlenmeye zorlamak için dava hakkı vermez. Yargıtay da birçok kararında bu sınırı manevi tazminata taşır: “Bir kere nişanlandıktan sonra tazminat ödeme tehdidi altında bulunmak suretiyle evlenmeyi taraflar için zorunlu hale getirebilecek şekilde manevi tazminata hükmedilemez.” Bu cümle, örneğin 3. Hukuk Dairesi’nin 6 Mayıs 2013 tarihli (E.2013/4954, K.2013/7356) ve 26 Eylül 2018 tarihli (E.2016/21191, K.2018/9145) kararlarında yer alır.
Evlenmekten son anda vazgeçmek bu sınırı aşmaz, başka bir şeye dokunur. Kişi vazgeçme hakkını kullanmış olur, ama bunu çevrenin düğünü beklediği, davetlilerin çağrıldığı, salonun hazırlandığı bir anda yaparak karşı tarafı toplum önünde zor durumda bırakır. Yargıtay’ın 2026 kararlarında öne çıkan unsurlar şunlardır:
- Düğün tarihinin belli olması ve düğüne çok kısa süre kalması. 2026/1556 sayılı kararda düğün günü, 2026/4780 sayılı kararda kına gecesinin ertesi günü.
- Düğünün çevreye duyurulmuş olması. Davetiyelerin basılıp dağıtılması, tarafların evleneceğinin sosyal çevrede bilinmesi.
- Haklı bir sebebin bulunmaması. “Korkuyorum, yapamayacağım” demek, kararda haklı sebep olarak tartışılmadı bile; nişanı haksız bozan taraf erkek kabul edildi.
- Bozmanın biçimi. Haber vermeden, telefonla ya da karşı tarafın dolaylı yoldan öğrenmesine yol açarak.
Son unsurun eski bir örneği 3. Hukuk Dairesi’nin 2012 kararıdır. O dosyada düğün için bir otelle anlaşılmıştı. Düğüne yaklaşık 20 gün kala taraflar evlilikten sonra çocuk sahibi olma konusunda tartıştı, ardından davalı karşı tarafı aramadı. Davacı, düğünün yapılacağı oteli arayınca düğünün iptal edildiğini öğrendi. Yargıtay, düğünü haber vermeden iptal ederek karşı tarafın bunu “haricen” öğrenmesine yol açan tarafın kusurlu olduğunu, davacının şiddetli üzüntü duyduğunun kabulü gerektiğini söyledi ve manevi tazminat talebini reddeden kararı bozdu.
Manevi Tazminat Hangi Dosyalarda Reddedildi?
Aynı ölçüt, birçok dosyada talebin reddine de götürdü. “Doğal olan bu üzüntü” cümlesinin geçtiği 21 kararın en az 10’unda Yargıtay, ilk derece mahkemesinin hükmettiği manevi tazminatı bozdu. Yani bu ölçüt tazminatın yalnız kapısını açmıyor, sık sık kapatıyor da.
Mesajla bozma tek başına yetmedi. 3. Hukuk Dairesi’nin 17 Aralık 2014 tarihli kararında (E.2014/8509, K.2014/16672) nişan, davalının hiçbir sebep göstermeden telefon mesajıyla bozulmuştu. İlk derece mahkemesi davacının kusursuz olduğunu ve çektiği üzüntüyü gözeterek manevi tazminata hükmetti. Yargıtay bunu bozdu: Mesaj atarak nişanı bozmak, davacının kişilik haklarına saldırı teşkil etmez.
Olağan erteleme saldırı sayılmadı. 26 Eylül 2018 tarihli kararda (E.2016/21191, K.2018/9145) düğün, davalının babasının düğünden önce kalp krizi geçirmesi üzerine ertelenmişti. Davalı taraf düğün mekânıyla ileri bir tarih için ek sözleşme de yapmıştı. Yargıtay, düğünün “olağan bir şekilde” ertelendiğini, doğal üzüntüyü aşan bir manevi zarardan söz edilemeyeceğini söyleyerek manevi tazminatı bozdu.
Sudan sebep de her zaman yetmedi. 14 Aralık 2017 tarihli kararda (E.2016/10803, K.2017/17635) büyük nişan törenine bir hafta kala davalı taraf nişandan vazgeçmişti. Davacının anlatımına göre gösterilen sebep nişan tepsisindeki muzların renginin bozulmasıydı. İlk derece mahkemesi 5.000 TL manevi tazminata hükmetti. Yargıtay, kişilik değerlerinde “objektif eksilme” noktasına ulaşıldığının kabul edilemeyeceğini söyleyerek kararı bozdu. Bu dosyada beklenen tören düğün değil, büyük nişandı.
İspat edilemeyen üzüntü reddedildi. 26 Mayıs 2015 tarihli kararda (E.2014/16315, K.2015/9516) düğün tarihi belirlenmişti ve dosyadaki anlatıma göre nişan düğüne az bir süre kala bozulmuştu. Manevi tazminat isteyen taraf kişilik haklarının etkilendiğini, büyük acı ve ıstırap duyduğunu ileri sürdü, ama dinlettiği tanıklarla bunu ispat edemedi. Hükmedilen manevi tazminat bozuldu. 5 Aralık 2019 tarihli kararda da (E.2019/2076, K.2019/9756) düğün eğlencesi yapılmış olmasına rağmen davacı nişanın karşı tarafın kusuruyla bozulduğunu ve kişilik haklarının fahiş zarara uğradığını ispat edemedi; hem maddi hem manevi tazminat bozuldu.
Kimin bozduğu belirsizse sonuç değişmiyor. 17 Aralık 2014 tarihli bir başka kararda (E.2014/8425, K.2014/16714) taraflardan biri nişanın düğün günü, diğeri kına gecesi bozulduğunu ve bozanın karşı taraf olduğunu ileri sürdü. İlk derece mahkemesi iki tarafın manevi tazminat talebini de reddetti. Yargıtay hediyelerin iadesindeki ispat yükü nedeniyle kararı bozdu; manevi tazminat talepleri yönünden temyiz itirazlarını yerinde görmedi.
Düğüne Yakın Bozulan Nişanlarda Yargıtay Kararları
Aşağıdaki tablo, tam metinleri okunan kararlardan düğün ya da büyük tören öncesinde bozulan nişanlara ilişkin olanları özetliyor. “Sonuç” sütunu, Yargıtay’ın manevi tazminat yönünden verdiği kararı gösterir.
| Karar | Olay | Sonuç |
|---|---|---|
| 2. HD E.2025/10282, K.2026/1556 (11.02.2026) | Düğün günü, kına gecesinin ertesi sabahı telefonla “evlilikten korkuyorum, yapamayacağım” | Manevi tazminatın reddi kadın yararına bozuldu |
| 2. HD E.2025/10904, K.2026/4780 (28.04.2026) | Davetiyeler dağıtılmış, kadının gelinlik giydiği kına töreninde erkeğin kardeşleri takıları zorla almaya çalıştı, erkek sessiz kaldı; gelin alma yapılmadı | Manevi tazminatın reddi kadın yararına bozuldu |
| 3. HD E.2016/17785, K.2018/4632 (26.04.2018) | Davetiye basılmış, salon kiralanmış, düğüne 9 gün kala; erkek, iş çıkışı kadın müdiresiyle çay içtiği için ahlaksızlıkla suçlandı | Manevi tazminatın reddi erkek yararına bozuldu |
| 3. HD E.2012/3327, K.2012/7378 (21.03.2012) | Düğüne yaklaşık 20 gün kala, düğün haber verilmeden iptal edildi, karşı taraf otelden öğrendi | Manevi tazminatın reddi bozuldu |
| 3. HD E.2015/18038, K.2017/4352 (30.03.2017) | Düğün günü ve yeri belliyken “düğün olmayacak” denilerek araçtan indirildi; davacı depresyona girdi | Tazminat yerinde, 13.000 TL fazla bulundu |
| 3. HD E.2016/21191, K.2018/9145 (26.09.2018) | Babanın kalp krizi nedeniyle düğün ertelendi, mekânla yeni tarih için sözleşme yapıldı | Hükmedilen manevi tazminat bozuldu |
| 3. HD E.2014/8509, K.2014/16672 (17.12.2014) | Nişan mesajla, sebep gösterilmeden bozuldu | Hükmedilen manevi tazminat bozuldu |
| 3. HD E.2016/10803, K.2017/17635 (14.12.2017) | Büyük nişana bir hafta kala vazgeçildi | Hükmedilen manevi tazminat bozuldu |
| 3. HD E.2014/16315, K.2015/9516 (26.05.2015) | Düğüne az süre kala bozulma iddiası, tanıklarla ispat edilemedi | Hükmedilen manevi tazminat bozuldu |
| 3. HD E.2014/8425, K.2014/16714 (17.12.2014) | Düğün günü ya da kına gecesi bozulma; kimin bozduğu tartışmalı | İki tarafın manevi tazminat talebinin reddine ilişkin itirazlar yerinde görülmedi |
Tablodan çıkan sonuç şudur: Belirleyici olan takvim tek başına değildir. Düğüne yakınlık, haklı bir sebebin yokluğu ve bozmanın karşı tarafı toplum önünde küçük düşüren biçimi bir araya geldiğinde Yargıtay kişilik hakkına saldırı görüyor. Bunlardan biri eksikse ya da ispat edilemiyorsa talep düşüyor.
Nişanı Kimin Bozduğu, Kimin Kusurlu Olduğuyla Aynı Şey Değil
2026/4780 sayılı kararın en öğretici yanı burada. O dosyada düğünden vazgeçtiklerini erkeğin babasına telefonla bildiren kadının babasıydı. Yani nişanı fiilen kız tarafı bozdu. Buna rağmen Yargıtay manevi tazminatı kadın yararına açtı. Gerekçeye göre kına töreninde erkeğin kız kardeşleri geline takılan altınları zorla almaya çalışmış, kadını itmiş, erkek bunlara yeterli müdahalede bulunmayıp birkaç sözle yetinmiş, erkeğin babası ve kız kardeşi kadının ailesini tehdit etmişti. Erkek, gelin alma töreni yapılmadan ailesiyle birlikte döndü ve balayı için ayarlanan otele arkadaşıyla gidip tatil fotoğrafları paylaştı.
Daire, kuralı da buna göre yazdı: Düğüne çok kısa süre kala nişanın haklı bir sebep olmadan bozulması veya bir tarafın haklı sebeple nişanı bozması durumlarında kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf manevi tazminat isteyebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 120. maddesi de aynı ayrımı yapar: Tazminat yükümlülüğü yalnız nişanı haksız bozan için değil, nişanın kendisine “yükletilebilen bir sebeple” bozulduğu taraf için de doğar.
2018 kararı ise kuralın yalnız kadınlar lehine işlemediğini gösteriyor. O dosyada tazminat isteyen erkekti. Kız tarafı, erkeğin iş çıkışı ailesinin bilgisi dahilinde bayan müdiresiyle çay içmesini “dul bir bayanla nasıl zaman geçirirsin?” diye karşılamış ve düğüne 9 gün kala nişanı bozmuştu. Yargıtay, davetiyesi basılmış, salonu kiralanmış bir düğün öncesinde erkeğin ahlaksızlıkla suçlanarak küçük düşürüldüğünü kabul etti.
Manevi Tazminat Miktarı Nasıl Belirlenir?
Kanun bir tavan ya da tarife koymaz. Yargıtay’ın nişan kararlarında tekrar ettiği ölçütler şunlardır: saldırı oluşturan eylemin ve olayın özelliği, tarafların kusur oranı, sosyal ve ekonomik durumları. Hâkim takdirini etkileyen nedenleri kararda “objektif olarak” göstermelidir. Hükmedilecek para bir ceza değildir, malvarlığındaki bir eksilmeyi de karşılamaz; miktar, “elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar” olmalıdır.
Yargıtay miktarı da denetler. 2017 tarihli kararda (E.2015/18038, K.2017/4352) yaklaşık üç ay nişanlı kalan ve nişanın bozulması nedeniyle depresyona giren taraf için hükmedilen 13.000 TL, o yılın koşullarında fazla bulundu ve daha düşük bir miktar için bozuldu. 2013 tarihli kararda (E.2013/4954, K.2013/7356) 5.000 TL için aynı sonuca varıldı. 14 Ekim 2014 tarihli kararda ise (E.2014/6297, K.2014/13198) aleyhine manevi tazminata hükmedilen tarafın ekonomik ve sosyal durumu araştırılmadan hüküm kurulduğu için karar bozuldu. Bu rakamlar kendi yıllarına aittir ve bugünkü bir dava için gösterge olarak kullanılamaz. Gösterdikleri tek şey, miktarın Yargıtay denetiminde olduğudur.
Usul yönünden iki not önemlidir. Manevi tazminat talebinin dava dilekçesinde baştan ve tam olarak belirlenmesi en güvenli yoldur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu‘nun belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesi 31 Temmuz 2026’da yürürlükten kaldırıldı. Yerine gelen kısmi davada bir defaya mahsus artırım imkânının bölünemez kabul edilen manevi tazminata nasıl uygulanacağı ise içtihatla henüz netleşmedi. İkincisi, aynı Kanun’un 341. maddesinin ikinci fıkrasına göre manevi tazminat davalarında miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yolu açıktır.
Masraflar, Takılar ve Hediyeler Ayrı Hesaplanır
Manevi tazminat, nişanın bozulmasından doğan taleplerin yalnızca biridir. Kanun her talebi ayrı şarta bağlar ve bir talebin reddi ötekini etkilemez.
Maddi tazminat (TMK m.120). Nişanı haklı bir sebep olmadan bozan ya da nişanın kendisine yükletilebilen bir sebeple bozulduğu taraf, diğerine evlenme amacıyla yaptığı harcamalar ve katlandığı maddi fedakârlıklar karşılığında uygun bir tazminat öder. Aynı kural nişan giderleri için de uygulanır. Bu talepte de kusurun ispatı gerekir. 2019 tarihli kararda davacı kusuru ispat edemediği için orkestra, davetiye ve yemekli davet masraflarını kapsayan maddi tazminat talebi de reddedilmeliydi. Düğün salonuna ödenen kaporanın işletmeden geri istenip istenemeyeceği ise ayrı bir sözleşme meselesidir ve düğün salonu kapora iadesi yazımızda ele alınmıştır.
Hediyelerin geri verilmesi (TMK m.122). Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirine ve ana-babanın diğer nişanlıya verdiği alışılmışın dışındaki hediyeler geri istenebilir. Bu talepte kusur aranmaz. Haberlere konu dosyada erkeğin, nişanı bozan taraf olmasına rağmen takılarının bir bölümünü geri alabilmesinin sebebi budur. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında nişan yüzüğü dışındaki altın, takı ve ziynet eşyaları alışılmışın dışında sayılır. Hangi hediyelerin geri istenebileceği, üçüncü kişilerin taktığı takılar ve ispat konusu nişan hediyelerinin iadesi başlıklı yazımızda ayrıntılı olarak yer alıyor.
Ana-babanın masrafları (TMK m.120/2). Tazminat isteme hakkı olan tarafın ana ve babası veya onlar gibi davranan kimseler de aynı koşullar altında kendi yaptıkları harcamalar için uygun bir tazminat isteyebilir. Bu hak maddi tazminatla sınırlıdır.
Anne ve Baba da Manevi Tazminat İsteyebilir mi?
İsteyemez. Türk Medeni Kanunu’nun 121. maddesi manevi tazminatı yalnız “kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf”a, yani nişanlıya tanır. 3. Hukuk Dairesi’nin 12 Şubat 2014 tarihli kararında (E.2013/17223, K.2014/2072) ilk derece mahkemesi nişanı bozulan kadınla birlikte annesi ve babası lehine de manevi tazminata hükmetmişti. Yargıtay, anne ve babanın nişanın bozulması nedeniyle manevi tazminat isteyemeyeceğini söyleyerek kararı bozdu.
27 Haziran 2012 tarihli karar (E.2012/11315, K.2012/16191) aynı sınırı bir adım öteye taşıyor. O dosyada nişanlı, düğünden önce başka biriyle kaçmıştı. Yargıtay, nişanlı davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığının “ortada” olduğunu kabul etti. Ancak nişan ilişkisinin yalnız nişanlanan taraflar arasında kurulduğunu, bu nedenle davacının anne ve babasının salt üzüntü nedeniyle manevi tazminat isteyemeyeceğini ve nişanlının birlikte kaçtığı kişinin de manevi tazminatla sorumlu tutulamayacağını söyledi.
Düğün masrafını üstlenen ailenin elindeki yol bu nedenle maddi tazminattır. Ailenin yaptığı harcamaları kimin dava edeceği ve hangi belgelerin gerektiği, nişanın bozulmasına ilişkin ana yazımızdaki ilgili bölümde anlatılıyor.
Evlenmekten Vazgeçen Taraf Neyi Göze Almış Olur?
Vazgeçme hakkı kanunla korunur. Kimse nişanlandı diye evlenmeye zorlanamaz; nişanlanırken “vazgeçen şu kadar öder” diye kararlaştırılan cayma tazminatı ya da ceza şartı dava edilemez (TMK m.119). Ancak aynı madde, bu şekilde gönüllü olarak yapılmış ödemelerin de geri istenemeyeceğini söyler.
Vazgeçme hakkının kullanılması ise sonuçsuz değildir. Evlenmekten son anda vazgeçmek, haklı bir sebebe dayanmıyorsa üç ayrı talebin kapısını açar: karşı tarafın ve ailesinin evlilik için yaptığı harcamalar (m.120), kişilik hakkı saldırıya uğrayan nişanlının manevi tazminatı (m.121) ve alışılmışın dışındaki hediyelerin karşılıklı iadesi (m.122). Son talep kusurdan bağımsızdır; vazgeçen taraf da kendi verdiği takıları geri isteyebilir.
Evlenmekten vazgeçen erkek tazminat öder mi?
Kanun bu konuda cinsiyet ayrımı yapmaz; ölçüt kusurdur. Haberlere konu iki 2026 kararında tazminat yükümlülüğü erkekte doğdu, ama 2018 kararında tazminat isteyen ve haklı bulunan taraf erkekti. Vazgeçen kişinin kadın ya da erkek olması değil, vazgeçmenin haklı bir sebebe dayanıp dayanmadığı, hangi aşamada ve nasıl gerçekleştiği belirleyicidir.
Haklı sebep sayılabilecek durumlar nelerdir?
Kanun haklı sebepleri saymaz, her dosyada hâkim takdir eder. Kararlardan çıkan örnekler, karşı tarafın ya da ailesinin aşağılayıcı, tehditkâr veya şiddet içeren davranışları ile iffet ve namus üzerine asılsız suçlamalardır. Ailenin bir ferdinin ağır hastalığı gibi tarafların iradesi dışındaki bir sebeple düğünün ertelenmesi ise Yargıtay’ın 2018 kararında manevi tazminat doğurmadı. Evlilikten korkmak ya da son anda tereddüt etmek, 2026 kararında nişanı haksız bozmanın önüne geçmedi.
Dava Nerede ve Ne Zamana Kadar Açılır?
Görevli mahkeme: Nişanın bozulmasından doğan davalar Türk Medeni Kanunu’nun aile hukuku kitabından kaynaklanır ve 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun‘un 4. maddesine göre aile mahkemesinde görülür; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu davalara asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar. Bir istisnaya dikkat edilmelidir: Taraflar arasında bir evlenme vaadi kurulmamış, ilişki gayriresmî görüşmelerden ibaret kalmışsa Yargıtay nişanlılık hükümlerini uygulamayıp davayı genel hükümlere göre haksız fiil davası saymış ve görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini söylemiştir (3. HD E.2016/12231, K.2018/2059). Öte yandan 2. Hukuk Dairesi’nin 17 Eylül 2025 tarihli kararına göre nişanlanma şekle bağlı değildir; tören, yüzük ve çevreye duyurma yalnız nişanın ispatını kolaylaştırır, karşılıklı evlenme vaadi yeterlidir (E.2025/6945, K.2025/7429).
Süre: Türk Medeni Kanunu’nun 123. maddesine göre nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları, sona ermenin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Süre nişan töreninden değil, nişanın bozulduğu günden başlar. Düğün günü vazgeçilmişse süre o gün başlar. Zamanaşımı bir def’idir; karşı taraf ileri sürmezse mahkeme kendiliğinden dikkate almaz. Yine de süreyi kaçırmamak gerekir.
Arabuluculuk: Nişanın bozulmasından doğan tazminat ve hediye iadesi davaları, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu‘nun 18/B maddesinde sayılan dört uyuşmazlık türü arasında değildir. Dava açmadan önce arabulucuya başvurmak bu davalar için dava şartı olarak öngörülmemiştir.
Karşılıklı dava: Haberlere konu dosyada olduğu gibi bir taraf hediyelerin iadesini, diğer taraf tazminatı isteyebilir. Karşı dava aynı dosyada görülür. Her iki tarafın talebi ayrı şartlara bağlı olduğundan, birinin kabul edilmesi ötekinin reddi anlamına gelmez.
Hangi Deliller Hazırlanmalı?
Manevi tazminatta ispat yükü, kişilik hakkının saldırıya uğradığını ileri süren taraftadır (TMK m.6). Kararlarda reddin en sık görülen gerekçesi bu ispatın yapılamamasıdır. Bu nedenle davayı açmadan önce şu soruların her biri belgeyle ya da tanıkla cevaplanabilmelidir:
- Düğün tarihi ne zaman belirlendi? Salon, otel veya organizasyon sözleşmesi; kapora dekontu; nikâh başvurusu.
- Düğün çevreye duyurulmuş muydu? Basılan ve dağıtılan davetiye örnekleri, davetli listesi, kına ve nişan fotoğrafları.
- Nişan nasıl ve ne zaman bozuldu? Telefon görüşmesine tanık olan kişiler, mesajlar, sesli notlar. Bu tarih aynı zamanda zamanaşımının başlangıcıdır; bir kararda tanıkların üç ayrı tarih vermesi zamanaşımı incelemesini zorlaştırmıştı.
- Bozmanın sebebi neydi? Karşı tarafın kusurunu gösteren olaylar ve bunlara tanık olanlar. Kusur ispat edilemezse hem maddi hem manevi tazminat düşebilir.
- Etkisi neydi? Çevrede yaşanan dedikodu, sosyal medyadaki paylaşımlar, gerekiyorsa psikolojik destek ve sağlık kayıtları. Yargıtay depresyonun ortaya çıktığı iki dosyada tazminatı kaldırmadı, ama birinde miktarı fazla buldu, ötekinde karşı tarafın ekonomik ve sosyal durumu araştırılmadan hüküm kurulduğu için miktarın yeniden belirlenmesini istedi.
Ses kaydı ve ekran görüntüsü kullanılacaksa nasıl elde edildiğine dikkat edilmelidir; bu konuyu ses kaydı suç mu yazımızda ele aldık. 2026 tarihli iki kararın gerekçesinde sağlık raporundan söz edilmiyor; iki dosyada da belirleyici olan, düğünün hangi aşamada ve nasıl bozulduğuydu.
Bir yıllık süre nişanın bozulduğu gün işlemeye başlar; davetiye, salon sözleşmesi ve mesajlar gibi deliller ise zamanla dağılır. Düğün tarihinin, duyurunun ve bozulma biçiminin dosyanızda nasıl ispat edileceğini bu sürenin başında değerlendirmek için aile hukuku çalışma alanımızı anlatan Ankara boşanma avukatı sayfasına bakabilir, randevu için iletişim bilgilerimizi kullanabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Düğün günü evlenmekten vazgeçen tazminat öder mi?
Haklı bir sebep yoksa ve vazgeçme karşı tarafı toplum önünde zor durumda bırakmışsa manevi tazminat ödemesine karar verilebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 11 Şubat 2026 tarihli kararında, düğün günü telefonla vazgeçmenin kadının kişilik haklarını ihlal ettiğini söyledi. Miktarı ise yerel mahkeme belirleyecek.
Yargıtay’ın düğün günü vazgeçme kararı yeni bir kural mı?
Hayır. Kararın gerekçesindeki cümleler 2011-2012’den beri Yargıtay kararlarında geçiyor. Aynı Daire 28 Nisan 2026 tarihli kararında düğüne yakın bozulan nişanla ilgili kuralı 1963 tarihli bir karara dayandırdı. Kararda “emsal” ya da içtihat değişikliği ifadesi yoktur.
Nişan bozulunca her durumda manevi tazminat alınır mı?
Alınmaz. Yargıtay’a göre nişanın bozulmasının yarattığı doğal üzüntü manevi tazminata esas alınmaz. Kişilik hakkının saldırıya uğradığı ve karşı tarafın kusurlu olduğu ayrıca ispat edilmelidir.
Mesajla nişanı bozmak manevi tazminat sebebi midir?
Tek başına değildir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2014 tarihli bir kararında, sebep gösterilmeden mesajla bozulan nişanda bu davranışın kişilik haklarına saldırı teşkil etmediğini söyleyerek manevi tazminatı bozdu. Mesajın içeriği hakaret veya iftira taşıyorsa değerlendirme değişebilir.
Nişanı bozan taraf maddi tazminat da öder mi?
Nişanı haklı sebep olmadan bozan ya da bozulmaya kendi kusuruyla yol açan taraf, karşı tarafın evlenme amacıyla yaptığı harcamalar için maddi tazminat öder (TMK m.120). Karşı tarafın ana-babası da kendi harcamaları için tazminat isteyebilir.
Nişanı bozan taraf takıları geri isteyebilir mi?
İsteyebilir. Alışılmışın dışındaki hediyelerin geri istenmesinde kusur aranmaz (TMK m.122). Haberlere konu dosyada nişanı bozan erkek de verdiği ziynetlerin bir bölümünü geri almıştır. Nişan yüzüğü, yerleşik uygulamada alışılmış hediye sayılır.
Düğün için masraf yapan anne ve baba manevi tazminat isteyebilir mi?
İsteyemez. Manevi tazminat hakkı yalnız nişanlıya aittir. Anne ve baba yalnız kendi yaptıkları harcamalar için maddi tazminat isteyebilir.
Nişan bozulma davası ne kadar sürede açılmalı?
Nişanın bozulduğu tarihten itibaren bir yıl içinde. Bu süre kanunda zamanaşımı olarak düzenlenmiştir (TMK m.123). Süre nişan töreninden değil, bozulma tarihinden başlar.
Nişan davası için önce arabulucuya gitmek gerekir mi?
Gerekmez. Nişanın bozulmasından doğan davalar, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun dava öncesi arabuluculuğu zorunlu tuttuğu uyuşmazlıklar arasında değildir. Dava doğrudan aile mahkemesinde açılır.
Evlenmekten son anda vazgeçmek haklı sebebe dayanıyorsa ne olur?
Haklı sebep varsa vazgeçen taraf tazminat ödemez. Hatta 2026 tarihli bir kararda, nişanı karşı tarafın davranışları yüzünden bozan kadın tarafı manevi tazminat isteyebildi. Haklı sebebin varlığını ileri süren taraf onu ispat etmelidir.
Bu yazıdaki bilgiler 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, 4787 sayılı Kanun, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun Ekim 2026 itibarıyla yürürlükteki metinlerine ve Yargıtay’ın 2011-2026 yılları arasında verdiği, tam metni incelenen kararlara dayanır. Yazı genel bilgilendirme amacı taşır. Bir nişanın bozulmasında manevi tazminatın şartlarının oluşup oluşmadığı, olayın tarihleri, bozulmanın biçimi ve mevcut delillerle birlikte değerlendirilir.