Hukuk, Ticaret Kanunu

Rakip Firmaya Haksız Rekabet Davası Açacağım, Önce Arabulucuya mı Gideceğim, Hangi Mahkemede?

Rakip Firmaya Haksız Rekabet Davası Açacağım, Önce Arabulucuya mı Gideceğim, Hangi Mahkemede

Haksız rekabet davası görevli mahkeme bakımından kural açıktır: dava, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinde açılır; o yerde ticaret mahkemesi yoksa asliye hukuk mahkemesi ticaret mahkemesi sıfatıyla bakar. Arabulucuya önce gidip gitmeyeceğiniz ise ne istediğinize bağlıdır. Yalnızca para, yani maddi veya manevi tazminat istiyorsanız arabuluculuk dava şartıdır; fiilin tespiti, durdurulması ve sonuçlarının kaldırılması için arabulucuya gitmeniz gerekmez.

Makale İçeriği

Kararlarda dosyayı çoğu zaman hukuki iddianın zayıflığı değil usul hatası düşürüyor: yanlış mahkemeye açılan dava, iki haftalık gönderme süresinin kaçırılması, tazminat için arabulucuya hiç başvurulmamış olması ya da bir yıllık sürenin dolması. Aşağıda görev, yetki, arabuluculuk, zamanaşımı ve ihtiyati tedbiri, tam metnini okuduğumuz Yargıtay kararlarıyla adım adım ele alıyoruz.

Bir bakışta

  • Görevli mahkeme: Asliye ticaret mahkemesi (TTK m.4/1-a ve m.5). Uyuşmazlık tescilli marka, tasarım, patent veya fikir ve sanat eseri üzerineyse fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi.
  • Yetkili mahkeme: Davalının yerleşim yeri veya merkezi; haksız rekabet bir haksız fiil türü olduğu için fiilin işlendiği yer, zararın doğduğu yer ve sizin yerleşim yeriniz de yetkilidir (HMK m.6 ve m.16).
  • Arabuluculuk: Tazminat talebi için dava şartıdır; tespit, men ve sonuçların kaldırılması talepleri için değildir. Hepsini aynı rakibe karşı tek davada isterseniz Yargıtay 11. Hukuk Dairesi arabuluculuk aramıyor, ama davalılar farklıysa tazminat kısmı ayrılıyor.
  • Süre: Öğrenmeden itibaren bir yıl, her hâlde fiilden itibaren üç yıl. Fiil aynı zamanda suç ise sekiz yıllık ceza zamanaşımı hukuk davasına da uygulanır.
  • Acele gerekiyorsa: Dava açmadan önce ihtiyati tedbir istenebilir; tedbir uygulandıktan sonra iki hafta içinde dava açılmazsa tedbir kendiliğinden kalkar.

Haksız Rekabet Davası Görevli Mahkeme: Asliye Ticaret Mahkemesi

Haksız rekabet davası görevli mahkeme, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu‘nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5. maddesi uyarınca asliye ticaret mahkemesidir. Haksız rekabet, TTK’nın 54 ilâ 63. maddelerinde düzenlendiği için bu hükümlerden doğan davalar “mutlak ticari dava” sayılır; tarafların tacir olup olmadığına, aralarında bir sözleşme bulunup bulunmadığına ve davanın değerine bakılmaz.

Bu nokta pratikte sık karıştırılır. Bir esnafın, serbest meslek sahibinin ya da hiç tacir olmayan bir kişinin haksız rekabet fiili nedeniyle dava edilmesi, davayı asliye hukuk mahkemesine taşımaz. Bir spor tesisi işletmesi, kendi müşterisi olan bir kişiyle onun sahibi olduğu ileri sürülen reklam şirketine karşı, ticari itibarını zedeleyen eylemler nedeniyle haksız rekabete dayalı tazminat davası açmıştı. Mahkeme, davalı kişinin davacıyla tüketici sözleşmesi bulunduğu gerekçesiyle onun yönünden görevsizlik kararı verdi. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bu kararı bozdu: uyuşmazlık TTK’nın 4. maddesi gereğince ticari davadır ve ticaret mahkemelerinin görevine girer (Yargıtay 11. HD, E.2016/11694, K.2018/3396, 09.05.2018).

Görev kuralı kamu düzenine ilişkindir. Mahkeme kendi görevli olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden inceler ve taraflar da bunu her zaman ileri sürebilir. TTK’nın 5. maddesinin üçüncü fıkrası, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin bir görev ilişkisi olduğunu açıkça söyler. Yanlış mahkemeye açılan dava bu yüzden usulden reddedilir ve bu ret, dosyanın aylarca geri gitmesi demektir.

Görevli mahkeme belirlendikten sonra yargılama usulü de önem taşır. TTK’nın 4. maddesinin ikinci fıkrası, miktar veya değeri kanunda yazılı sınırı geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulünün uygulanacağını söyler. Kanun metni bu sınırı bir milyon Türk lirası olarak yazar ve sınırın HMK’nın ek 1. maddesine göre her yıl artırılacağını belirtir; bu yüzden dava tarihindeki güncel tutara bakılmalıdır.

Asliye ticaret mahkemesi olmayan yerde dava nerede açılır?

Bir yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi kurulmamışsa ticari davalara asliye hukuk mahkemesi bakar. TTK’nın 5. maddesinin dördüncü fıkrasına göre bu durumda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez; asliye hukuk mahkemesi davaya devam eder. Karar başlıklarında “Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)” ifadesi bu yüzden görülür.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024 ve 2025 yıllarında onadığı haksız rekabet kararları arasında Göksun ve Çumra asliye hukuk mahkemelerinin ticaret mahkemesi sıfatıyla verdiği kararlar da vardır (Yargıtay 11. HD, E.2024/958, K.2024/8927 ve E.2023/236, K.2024/3929). Bu yüzden ilçede ticaret mahkemesi olmaması, davayı il merkezine taşımanız gerektiği anlamına gelmez; yetkili yer neresiyse dava oradaki asliye hukuk mahkemesine ticaret mahkemesi sıfatıyla açılır.

Yanlış mahkemeye açılan dava kaybedilir mi?

Kaybedilmez, ama bundan sonra işleyen iki haftalık süreyi kaçırmamak gerekir. Görevsizlik veya yetkisizlik kararı kesinleştikten sonra taraflardan birinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu‘nun 20. maddesine göre iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurup dosyanın görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesini istemesi gerekir. Bu yapılmazsa dava açılmamış sayılır.

Bu sürenin kaçırılması yalnız davayı değil, aynı dosyada alınmış ihtiyati tedbiri de götürür. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, yetkisizlik kararının kesinleşmesinden sonra iki hafta içinde gönderme talebinde bulunmayan davacının davasının açılmamış sayılmasını ve tedbirin hükümsüz kalmasını yerinde bulmuştur (Yargıtay 11. HD, E.2023/4110, K.2024/6053, 05.09.2024).

Marka, Tasarım veya Eser Varsa Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi Görevlidir

Haksız rekabet iddiası tescilli bir marka, tasarım, patent veya fikir ve sanat eseri üzerinden kuruluyorsa görev fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesine geçer. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 156. maddesi sınai mülkiyet haklarından doğan davaları, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 76. maddesi de bu Kanunun düzenlediği hukuki ilişkilerden doğan davaları bu ihtisas mahkemesine bırakır. SMK’nın 156. maddesine göre fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi kurulmamış yerlerde bu davalara asliye hukuk mahkemesi bakar; hangi asliye hukuk mahkemesinin bakacağını Hâkimler ve Savcılar Kurulu belirler. Sınai mülkiyet hakkı sahibinin açacağı davalarda yetki de ayrıca düzenlenmiştir: davacının yerleşim yeri ile hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği veya etkilerinin görüldüğü yer mahkemesi yetkilidir (SMK m.156/3).

Sınır her zaman kolay çizilmiyor. Bir haber sitesinin içeriklerinin rakip siteler tarafından izinsiz yayımlanması üzerine açılan davalarda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin daireleri farklı sonuçlara varmıştı: bir kısım daire davacının TTK’nın 54. maddesine dayanmasını esas alıp asliye ticaret mahkemesini görevli saydı, diğer daire fikri ve sınai haklar mahkemesini. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bu uyuşmazlığı 5235 sayılı Kanun’un 35. maddesi uyarınca giderdi: hukuki nitelendirme hâkime aittir; haberin eser niteliği, iktibas serbestisi ve kaynak gösterme zorunluluğu tartışılacağı için başkasına ait haberlerin izinsiz kullanılmasına dair uyuşmazlıklara FSEK’in 76. maddesi uyarınca fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi bakar (Yargıtay 11. HD, E.2025/4292, K.2025/5784, 29.09.2025). Karar oy çokluğuyla verildi; karşı oyda, eser iddiası olmayan ve yalnız TTK’ya dayanan davada asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu savunuldu.

Bu kararın dersi şudur: dava dilekçesinde yalnızca “TTK 54 ve devamı” demek, haksız rekabet davası görevli mahkeme sorusunu kendi başına çözmez. Hâkim, anlattığınız olaylara hangi kanunun uygulanacağına bakar. Tescilli markanızın taklit edildiğini, tasarımınızın kopyalandığını ya da yazınızın, fotoğrafınızın, yazılımınızın izinsiz kullanıldığını anlatıyorsanız davanın fikri ve sınai haklar mahkemesinde açılması gerekebilir.

Tersi de doğrudur. Bir akaryakıt istasyonu işletmecisi, aynı güzergâhtaki rakip istasyonun ruhsata ve mesafe kurallarına aykırı açıldığını ileri sürerek haksız rekabetten doğan kâr kaybını istemişti. Mahkeme “haksız rekabete ilişkin davalarda fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesinin görevli olduğu” gerekçesiyle görevsizlik kararı verdi. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bu kararı bozdu: haksız rekabete ilişkin davalar ticari davadır, genel mahkemelerin görevine girer ve görevsizlik kararı verilmesi doğru değildir (bozma kararı ve bozmaya uyularak verilen karar: Yargıtay 11. HD, E.2022/558, K.2023/4016, 22.06.2023).

Uyuşmazlığın dayanağı Görevli mahkeme Dayanak
Kötüleme, yanıltıcı reklam, müşteri ayartma, iş sırrının kullanılması gibi TTK m.55 hâlleri Asliye ticaret mahkemesi TTK m.4/1-a, m.5
Aynı uyuşmazlık, ticaret mahkemesi olmayan yerde Asliye hukuk mahkemesi (ticaret mahkemesi sıfatıyla) TTK m.5/4
Tescilli marka, tasarım, patent veya coğrafi işaretin taklidi Fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi SMK m.156
Fikir ve sanat eserinin veya haber içeriğinin izinsiz kullanılması Fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi FSEK m.76; Yargıtay 11. HD 2025/4292
Eski çalışanın rekabet yasağı sözleşmesine aykırılığı Asliye ticaret mahkemesi Yargıtay İBBGK 2023/1 E., 2025/3 K.

Eski Çalışanınız Rakip Olduysa: İş Mahkemesi mi, Ticaret Mahkemesi mi?

Yanınızdan ayrılan bir çalışanın müşterilerinizi götürmesi ya da rakip firmada çalışmaya başlaması, aynı anda hem haksız rekabet hem de iş sözleşmesindeki rekabet yasağının ihlali iddiası doğurabilir. Bu davaların hangi mahkemede görüleceği yıllarca tartışmalıydı; iş mahkemeleri ile ticaret mahkemeleri arasında çelişkili kararlar verildi.

Tartışmayı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kapattı. 13.06.2025 tarihli ve 2023/1 Esas, 2025/3 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararıyla Türk Borçlar Kanunu’nun 444 ilâ 447. maddeleri uyarınca rekabet yasağına aykırılık sebebiyle açılacak davalarda asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğuna karar verildi. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi bu karardan sonra iş mahkemelerinde görülen rekabet yasağı davalarını görev yönünden bozmaya başladı (Yargıtay 9. HD, E.2025/3401, K.2025/5394 ve E.2023/19276, K.2025/5538).

Rekabet yasağının geçerlilik şartları ve işçi ayrıldıktan sonra yasağın ne zaman sona erdiği bu yazının konusu değil. Ayrılan çalışanın rekabet yasağı ve ayrılış biçimine göre yasağın devam edip etmediğini işten ayrılmak isteyen çalışanın adımlarını anlattığımız rehberimizde ele aldık. Burada akılda tutulması gereken şudur: rekabet yasağına aykırılıktan doğan talepler bu içtihadı birleştirme kararı uyarınca asliye ticaret mahkemesinde, işçilik alacakları ve işe iade talepleri ise iş mahkemesinde görülür. İş sözleşmesi henüz devam ederken işlenen eylemlerde görev, talebin rekabet yasağına, haksız rekabete ya da doğrudan iş sözleşmesindeki sadakat borcuna dayanmasına göre ayrıca değerlendirilir; dava dilekçesinde talebin dayanağının açıkça gösterilmesi bu yüzden önemlidir.

Haksız Rekabet Davası Yetkili Mahkeme: Davalının Yeri mi, Zararın Doğduğu Yer mi?

Haksız rekabet davası yetkili mahkeme konusunda davacının elinde birden fazla seçenek vardır. Genel kural HMK’nın 6. maddesindeki davalının yerleşim yeri, şirketlerde ise merkezidir. Haksız rekabet bir haksız fiil türü olduğu için HMK’nın 16. maddesi de uygulanır: haksız fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği veya gelme ihtimalinin bulunduğu yer ve zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, haksız rekabet olgusunun gerçekleştiği ve zararın meydana geldiği yeri dikkate almadan yalnızca davalının yerleşim yerine göre yetkisizlik kararı veren mahkemenin kararını bozmuştur. Kararda haksız rekabetin “esasen haksız fiilin bir türü” olduğu vurgulanmış ve yetki itirazının reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir (Yargıtay 11. HD, E.2016/2967, K.2016/3418, 28.03.2016).

Bu seçimlik yetki davacıya pratik bir avantaj sağlar. Rakibiniz başka bir ilde yerleşik olsa bile, kötüleyici açıklamaların müşterilerinize ulaştığı, satış kaybının yaşandığı yer ya da kendi merkezinizin bulunduğu yer mahkemesinde dava açabilirsiniz. İnternet üzerinden yürütülen kötüleme ve yanıltıcı reklam eylemlerinde fiilin işlendiği yer belirsizleşebilir; bu yüzden dava dilekçesinde zararın hangi yerde, hangi müşteri ilişkisinde ve hangi satış kaybıyla ortaya çıktığının somut olarak anlatılması, yetki itirazına karşı en sağlam dayanaktır.

Rakip yetki itirazı yaparsa ne olur?

Haksız rekabet davalarında yetki kesin değildir. Yetki itirazı bir ilk itirazdır ve HMK’nın 116 ve 117. maddelerine göre cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi hâlde dinlenmez. HMK’nın 19. maddesinin ikinci fıkrasına göre itiraz eden, yetkili mahkemeyi ve birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirmek zorundadır.

Bu seçim mahkemeyi bağlar. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, davalıların yetki itirazında kendi yerleşim yerleri olan Manisa mahkemelerini seçtiği bir dosyada, mahkemenin kendiliğinden davacının yerleşim yerindeki İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemesini yetkili saymasını bozmuştur (Yargıtay 11. HD, E.2014/1204, K.2014/3680, 27.02.2014). Yani dava gerçekten yetkisiz yerde açılmışsa, dosya davalının gösterdiği yetkili mahkemeye gider.

Tacirler arasında yetki sözleşmesi varsa

Tacirler, aralarında doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıklar için HMK’nın 17. maddesine göre yazılı bir yetki sözleşmesi yapabilir. Distribütörlük, bayilik ya da franchise sözleşmelerinde sıkça görülen bu şart, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça davanın yalnızca sözleşmede gösterilen mahkemede açılmasını gerektirir. Eski bayinizin sözleşme sona erdikten sonra markanızı kullanmaya devam etmesi gibi sözleşmeyle bağlantılı bir haksız rekabet iddiasında, sözleşmedeki yetki şartının bu uyuşmazlığı kapsayıp kapsamadığı dava açılmadan önce okunmalıdır.

Haksız Rekabet Tazminat Davası Arabuluculuk Şartı: Hangi Talepte Zorunlu?

Yalnızca tazminat istediğiniz bir haksız rekabet davasında arabuluculuk zorunludur; tazminatın tespit ve men talepleriyle birlikte istendiği durumu bir sonraki bölümde ayrıca ele alıyoruz. TTK’nın 5/A maddesi, ticari davalardan “konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında” dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasını dava şartı sayar. Maddi ve manevi tazminat ile TTK’nın 56. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesindeki davalının elde ettiği menfaatin karşılığı talebi, konusu para olan talepler olduğu için bu kapsama girer.

TTK’nın 56. maddesinde sayılan diğer davalar ise para talebi değildir. Fiilin haksız olup olmadığının tespiti, haksız rekabetin men’i, maddi durumun ortadan kaldırılması, yanlış beyanların düzeltilmesi ve haksız rekabette kullanılan malların imhası için arabuluculuk aranmaz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, ticaret unvanının dürüstlüğe aykırı kullanılmasının tespiti, yasaklanması ve silinmesi istenen bir davada, dava konusu bir miktar para olmadığı için zorunlu arabuluculuğun söz konusu olmadığı gerekçesini onamıştır (Yargıtay 11. HD, E.2021/8345, K.2023/2360, 24.04.2023).

Talep Arabuluculuk dava şartı mı? Not
Fiilin haksız olduğunun tespiti (m.56/1-a) Hayır Konusu para değil
Haksız rekabetin men’i (m.56/1-b) Hayır Konusu para değil
Maddi durumun ortadan kaldırılması, beyanların düzeltilmesi, imha (m.56/1-c) Hayır Konusu para değil
Maddi tazminat (m.56/1-d) ve menfaat karşılığı Evet TTK m.5/A
Manevi tazminat (m.56/1-e) Evet TTK m.5/A
Kararın ilanı (m.59) Hayır Diğer taleplere bağlı

Arabulucuya başvurmadan yalnızca tazminat davası açarsanız sonuç serttir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesinin ikinci fıkrasına göre arabulucuya başvurulmadan dava açıldığı anlaşılırsa herhangi bir işlem yapılmaksızın dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilir. Başvurulmuş ama son tutanak dilekçeye eklenmemişse mahkeme bir haftalık kesin süre verir; tutanak bu sürede sunulmazsa dava yine usulden reddedilir.

Tespit, Men ve Tazminat Birlikte İstenirse Arabulucuya Gitmek Gerekir mi?

Aynı rakibe karşı tespit, men ve tazminatı tek dava dilekçesinde birlikte isterseniz Yargıtay 11. Hukuk Dairesi arabuluculuk aramıyor. Daire, aralarında bağlantı bulunan, miktara tabi olan ve olmayan talepleri bir arada içeren davalarda kanunda bir hüküm bulunmadığını, Anayasa gereği uyuşmazlığın çözümünde asıl olanın mahkeme yargısı olduğunu belirterek bu davaların “arabuluculuğa tabi olmaksızın mahkemece çözüme kavuşturulması” gerektiğine hükmetti (Yargıtay 11. HD, E.2020/933, K.2020/5776, 09.12.2020). Karar oy çokluğuyla verildi; karşı oyda, tazminat taleplerinin yine arabuluculuğa tabi olduğu ve tefrik edilmesi gerektiği savunuldu.

Daire bu çizgiyi haksız rekabet davalarında sürdürdü. Haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, malların imhası ve zararın tazmini birlikte istenen bir davada ilk derece mahkemesi tazminat talebini arabuluculuk yokluğundan usulden reddetmiş, bölge adliye mahkemesi bu kararı talep yığılması gerekçesiyle kaldırmış, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de bölge adliye mahkemesinin kararını onamıştır (Yargıtay 11. HD, E.2021/6300, K.2023/1795, 23.03.2023). Aynı ilke 2026 yılında da tekrarlandı (Yargıtay 11. HD, E.2025/5093, K.2026/1800, 30.03.2026).

Hukuk Genel Kurulunun koyduğu sınır

Bu kural her birleşik dava için geçerli değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 05.11.2025 tarihli kararında, davaların yığılabilmesinin ön koşulunun taleplerin aynı davalıya karşı ileri sürülmesi olduğunu vurguladı. Bir şirkete karşı genel kurul kararının iptali ile o şirketin yöneticilerine karşı tazminat aynı dilekçede istenmişti; Kurul, talepler aynı kişilere yöneltilmediği için yığılmadan söz edilemeyeceğine, davaların ayrılması gerektiğine ve arabulucuya gidilmeden açılan tazminat davasının usulden reddinin doğru olduğuna oy birliğiyle karar verdi (Yargıtay HGK, E.2025/40, K.2025/689, 05.11.2025).

Kararın onuncu paragrafı ayrıca bir uyarı içerir: kanundaki şartları taşımadığı hâlde arabuluculuğa tabi olan ve olmayan talepleri birlikte dava ederek dava şartı arabuluculuğu bertaraf etmeye çalışmak, Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesindeki dürüstlük kuralına aykırılık oluşturur. Haksız rekabet davasında bunun pratik karşılığı şöyledir: tespit ve men talebi rakip şirkete, tazminat talebi ise ayrıca şirketin yöneticisine veya çalışanına yöneltiliyorsa, yöneticiye karşı tazminat talebi için arabuluculuk aranabilir.

En güvenli yol, tazminat isteyeceğiniz her davalı için dava açmadan önce arabulucuya başvurmaktır. Arabuluculuk süreci tespit ve men talebini bekletmez; acil durum varsa ihtiyati tedbir arabuluculuk sürerken de istenebilir ve aşağıda göreceğiniz gibi bu süre içinde dava açma süresi işlemez.

Ticari Arabuluculuk Nasıl İşler, Kaç Hafta Sürer?

Başvuru, uyuşmazlığın konusuna göre yetkili mahkemenin bulunduğu yerdeki arabuluculuk bürosuna yapılır; büro kurulmamış yerlerde görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne gidilir (HUAK m.18/A-4). Yani haksız rekabet davasını hangi yerde açabiliyorsanız, arabuluculuk başvurusunu da o yerin bürosuna yapabilirsiniz. Karşı taraf büronun yetkisine en geç ilk toplantıda itiraz edebilir; itiraz sulh hukuk mahkemesince bir hafta içinde kesin olarak karara bağlanır.

Süre konusunda ticari uyuşmazlıklar için özel bir hüküm vardır. HUAK’ın 18/A maddesi genel olarak üç haftalık, en fazla bir hafta uzatılabilen bir süre öngörür; ancak TTK’nın 5/A maddesinin ikinci fıkrası ticari davalar için bu süreyi altı hafta olarak belirler ve zorunlu hâllerde en fazla iki hafta uzatılmasına izin verir. Haksız rekabet tazminatı ticari dava olduğu için arabulucunun dosyayı görevlendirilmesinden itibaren altı hafta, uzatmayla en fazla sekiz hafta içinde sonuçlandırması gerekir.

Arabuluculuk sürecinde dikkat edilecek üç sonuç vardır:

  • Zamanaşımı durur. Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı işlemez ve hak düşürücü süreler akmaz (HUAK m.18/A-15). Bir yıllık sürenin son günlerinde başvuruyorsanız, son tutanaktan sonra kalan günleri hesaplayarak dava açmalısınız.
  • İlk toplantıya gelmemenin bedeli vardır. Geçerli mazereti olmadan ilk toplantıya katılmayan taraf son tutanakta belirtilir; davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur ve lehine vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir (HUAK m.18/A-11).
  • Son tutanak dava dilekçesine eklenir. Anlaşmaya varılamadığını gösteren son tutanağın aslı veya arabulucu onaylı örneği dilekçeye eklenmezse mahkeme bir haftalık kesin süre verir.

Haksız Rekabet Davası Zamanaşımı: Bir Yıl, Üç Yıl ve Ceza Zamanaşımı

Haksız rekabet davası zamanaşımı TTK’nın 60. maddesinde düzenlenmiştir. 56. maddede sayılan bütün davalar, davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her hâlde hakkın doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bu süreler, Türk Borçlar Kanunu’nun 72. maddesindeki genel haksız fiil süresinden (iki yıl ve on yıl) belirgin biçimde kısadır. Haksız rekabet tazminatı için genel haksız fiil süresine güvenerek beklemek, bir yıllık sürenin kaçırılmasına yol açabilir.

Maddenin ikinci cümlesi önemli bir istisna içerir: haksız rekabet fiili aynı zamanda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu gereğince daha uzun dava zamanaşımına tabi bir suç niteliğindeyse, bu süre hukuk davaları için de geçerli olur. TTK’nın 62. maddesi, 55. maddedeki haksız rekabet fiillerinden birini kasten işleyeni iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırır. TCK’nın 66. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendine göre bu suçta dava zamanaşımı sekiz yıldır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, çalışanların eski işyerinden kopyaladıkları grafik ve klişeleri rakip firmada kullanmasından doğan davada, haksız rekabetin aynı zamanda cezayı gerektiren bir fiil olduğunu, bu nedenle ceza zamanaşımının uygulanabileceğini ve davalıların zamanaşımı itirazlarının reddinin doğru olduğunu belirtmiştir (Yargıtay 11. HD, E.2019/3888, K.2021/3083, 30.03.2021).

Ceza zamanaşımından yararlanmak için rakip hakkında ceza davası açılmış olması da gerekmiyor. Bir şirketin ürünlerindeki iki boyutlu tasarımların taklit edildiği davada ilk derece mahkemesi, ıslahla artırılan tazminatı bir ve üç yıllık süre dolduğu için reddetmişti. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bu kararı bozdu: uyuşmazlık TTK’nın 62. maddesi kapsamında cezai sorumluluğu gerektiriyor ve 63. madde uyarınca bu sorumluluk tüzel kişinin temsilcisi hakkında da uygulanıyordu (Yargıtay 11. HD, E.2016/5603, K.2017/3363, 05.06.2017). Bozmaya uyan mahkeme; davacının şikâyetçi olup olmamasının, ceza soruşturma dosyası bulunup bulunmamasının ya da kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olmasının ceza zamanaşımının uygulanması sonucunu değiştirmeyeceğini belirterek zamanaşımı itirazını reddetti. Daire bu kararı da onadı (Yargıtay 11. HD, E.2022/6907, K.2023/6601, 09.11.2023). Uzun sürenin uygulanabilmesi için yine de fiilin suçun unsurlarını, özellikle kastı taşıdığının dosyada gösterilmesi gerekir.

Haksız rekabet davası süresi ne zaman başlar?

Bir yıllık süre, zararın ve zarar verenin öğrenildiği günden işlemeye başlar. Rakibin bir ihaleyi kazandığının size bildirilmesi, o ihalede haksız rekabet yapıldığını öğrendiğiniz anlamına gelmeyebilir. Bir ihale uyuşmazlığında bölge adliye mahkemesi, öğrenmeden kastedilenin zararın ve failin öğrenilmesi olduğunu, ihalenin davalı üzerinde kaldığının tebliğinin zararın öğrenildiği tarih sayılamayacağını ve haksız rekabet fiili veya etkileri devam ettiği sürece tespit davası açılabileceğini kabul etmiş; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bu kararı onamıştır (Yargıtay 11. HD, E.2022/5830, K.2024/2078, 13.03.2024).

Süre hesabını gösteren basit bir örnek:

Olay Tarih Sonuç
Rakip, broşürlerinde ürününüzü gerçeğe aykırı biçimde kötülüyor 10.03.2025 Üç yıllık süre başlar, 10.03.2028’de dolar
Bir bayiniz broşürü size gösteriyor, rakibi ve satış kaybını öğreniyorsunuz 02.06.2025 Bir yıllık süre başlar, 02.06.2026’da dolar
Tazminat için arabulucuya başvuruyorsunuz, son tutanak 40 gün sonra düzenleniyor 20.05.2026 Bu 40 gün süreye eklenir; bir yıllık süre 12.07.2026’ya kayar
Fiil kasten işlenmiş ve TTK m.62 suçunu oluşturuyorsa 10.03.2025 Sekiz yıllık ceza zamanaşımı uygulanabilir: 10.03.2033

Tablodaki tarihler yalnızca hesap yöntemini göstermek içindir; arabuluculukta sürenin durması nedeniyle eklenen günler, son tutanağın gerçek tarihine göre yeniden hesaplanmalıdır. Devam eden bir fiilin tespiti ve men’i için ise fiil veya etkileri sürdükçe dava açılabilir.

Tazminat artırılırsa zamanaşımı sorun olur mu?

Bu konuda 2026’da önemli bir değişiklik oldu. Eski uygulamada dava kısmi açılıp sonradan ıslahla artırıldığında, davalı artırılan kısım için ayrıca zamanaşımı itirazında bulunabiliyordu; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi böyle bir dosyada, ıslahla artırılan kısım bakımından zamanaşımı değerlendirmesi yapılmadan karar verilmesini bozdu (Yargıtay 11. HD, E.2025/5204, K.2026/2040, 15.04.2026).

7589 sayılı Kanun ile HMK’nın 109. maddesine eklenen dördüncü fıkra bu riski 31.07.2026’dan sonra açılan davalar için büyük ölçüde ortadan kaldırdı. Alacağın yalnızca bir kısmının dava edildiği durumlarda talep, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir ve zamanaşımı artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.

Davadan Önce İhtiyati Tedbir ve Delil Tespiti

Rakibin taklit ürünleri piyasaya sürmeye devam ettiği, kötüleyici ilanların her gün yayımlandığı durumlarda davanın sonunu beklemek zararı büyütür. TTK’nın 61. maddesi, dava açma hakkı olan kişinin talebiyle mahkemenin mevcut durumun korunmasına, haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabetin önlenmesine ve yanlış beyanların düzeltilmesine ihtiyati tedbir yoluyla karar verebileceğini düzenler. İhtiyati tedbirin genel çerçevesini ihtiyati tedbir nedir, şartları ve türleri yazımızda anlattık; haksız rekabet dosyalarında öne çıkan süreler şunlardır:

  • Nereden istenir: Dava açılmadan önce esas hakkında görevli ve yetkili mahkemeden, yani asliye ticaret veya fikri ve sınai haklar mahkemesinden; dava açıldıktan sonra ancak davanın görüldüğü mahkemeden (HMK m.390/1).
  • Ne ispatlanır: Tedbir sebebi ve türü açıkça belirtilir, davanın esası yönünden haklılık yaklaşık olarak ispat edilir (HMK m.390/3).
  • Teminat: Haksız çıkılması hâlinde karşı tarafın uğrayacağı zarara karşı teminat istenir; talep resmî belgeye veya kesin bir delile dayanıyorsa mahkeme gerekçesini göstererek teminat almayabilir (HMK m.392).
  • Bir hafta: Tedbir kararının uygulanması, tefhim veya tebliğden itibaren bir hafta içinde istenmezse tedbir kendiliğinden kalkar (HMK m.393).
  • İki hafta: Tedbir dava açılmadan önce verilmişse, uygulanmasının istendiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas davanın açılması gerekir; aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar (HMK m.397/1).
  • Arabuluculuk: Tazminat için arabulucuya başvurulmuşsa bu iki haftalık süre, başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar işlemez (HUAK m.18/A-16).

Kaçak veya taklit ürünler ithalat ya da ihracat aşamasındaysa TTK’nın 61. maddesinin ikinci fıkrası gümrük idaresinin hak sahibinin talebiyle bu mallara ihtiyati tedbir niteliğinde el koymasına imkân verir; el koyma kararının tebliğinden itibaren on gün içinde esas hakkında dava açılmaz veya mahkemeden tedbir kararı alınmazsa idarenin el koyma kararı ortadan kalkar.

Delillerin kaybolma ihtimali varsa dava açılmadan önce delil tespiti de istenebilir. HMK’nın 400 ve 401. maddelerine göre delil tespiti esas davaya bakacak mahkemeden veya incelenecek şeyin bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinden talep edilir. İnternet sitelerindeki ilanlar, sosyal medya paylaşımları ve pazar yeri sayfaları için noter tespiti de sık başvurulan bir yoldur; içerik kaldırıldığında elinizde tarihli bir kayıt kalmasını sağlar.

Haksız Rekabet Davası Kimlere Açılır?

Davanın kime karşı açılacağı, fiili kimin işlediğine ve hangi talepte bulunduğunuza göre değişir. Haksız rekabet fiilini işleyen kişi ya da şirket her zaman davalı gösterilebilir; kanun bunun yanında üç ayrı sorumluluk düzenler.

  • Çalıştıran: Haksız rekabet fiili, hizmetlerini veya işlerini gördükleri sırada çalışanlar tarafından işlenmişse tespit, men ve sonuçların kaldırılması davaları çalıştırana karşı da açılabilir. Tazminat talepleri bakımından ise Türk Borçlar Kanunu’nun adam çalıştıranın sorumluluğuna ilişkin hükümleri uygulanır (TTK m.57).
  • Basın, yayın ve internet: Haksız rekabet bir yayın, iletişim veya bilişim işletmesi aracılığıyla işlenmişse tespit, men ve sonuçların kaldırılması davaları kural olarak içeriğin sahibine ve ilan verene karşı açılır; içerik onların haberi olmadan yayımlanmışsa, kim oldukları bildirilmiyorsa ya da bunlara karşı Türkiye’de dava açılamıyorsa dava yazı işleri müdürü, genel yayın yönetmeni, program yapımcısı veya ilan servisi şefi gibi sorumlulara, bunlar da gösterilemiyorsa işletme sahibine karşı açılır (TTK m.58/1).
  • Hizmet sağlayıcı: İletimi başlatmamış, alıcıyı veya içeriği seçmemiş ya da değiştirmemiş hizmet sağlayıcıya karşı bu davalar açılamaz; ancak mahkeme zararın büyük olacağı durumlarda hizmet sağlayıcıyı da dinleyerek ona karşı tedbir kararı verebilir (TTK m.58/4).

Tespit ve men hükmünün gücü davalıyla sınırlı kalmaz. TTK’nın 56. maddesinin dördüncü fıkrasına göre men ve sonuçların kaldırılması yönünde verilen hüküm, haksız rekabete konu malları davalıdan doğrudan veya dolaylı olarak ticari amaçla elde etmiş kişiler hakkında da icra olunur. Taklit ürünleri satan bayiler için bu yüzden her zaman ayrı bir dava açmak gerekmez.

Davacı tarafında yalnızca rakip firma yoktur. Kanun, haksız rekabetten ekonomik çıkarları zarar gören müşterilere, ticaret ve sanayi odalarına, meslek birliklerine ve tüketici kuruluşlarına da dava hakkı tanır; ancak bunların hangi davaları açabileceği farklıdır. Haksız rekabet davasının şartları ve dava açma hakkı ayrı bir yazımızın konusu olduğu için burada ayrıntıya girmiyoruz.

Haksız Rekabet Tazminat Dava Dilekçesinde Neler Yer Almalı?

Haksız rekabet tazminat dava dilekçesi, TTK’nın 56. maddesindeki talepleri ayrı ayrı ve birbirinden bağımsız olarak saymalıdır; çünkü her talebin dava şartı, ispat yükü ve zamanaşımı değerlendirmesi farklıdır. Dilekçede bulunması gereken başlıca unsurlar şunlardır:

  • Mahkeme: Asliye ticaret mahkemesi (ticaret mahkemesi yoksa asliye hukuk mahkemesi ticaret mahkemesi sıfatıyla) veya uyuşmazlık marka, tasarım ya da eserle ilgiliyse fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi; yetkinin dayanağı (HMK m.6, m.16 veya SMK m.156/3).
  • Arabuluculuk: Tazminat talebi varsa son tutanak; yoksa talebin neden arabuluculuğa tabi olmadığının açıklaması.
  • Olaylar: Fiilin TTK’nın 55. maddesindeki hangi hâle girdiği (kötüleme, karıştırılmaya yol açma, müşteriyi sözleşmeyi bozmaya yöneltme, iş sırrının kullanılması gibi), tarihleri ve öğrenme tarihi.
  • Talepler: Tespit, men, maddi durumun ortadan kaldırılması ve gerekiyorsa imha, beyanların düzeltilmesi, maddi tazminat, manevi tazminat, davalının elde ettiği menfaatin karşılığı ve kararın ilanı.
  • Deliller: Noter tespitleri, ihtarname ve cevabı, faturalar, müşteri yazışmaları, satış kayıtları, varsa ceza soruşturması dosyası ve bilirkişi incelemesi talebi.

Haksız rekabet maddi manevi tazminat dava dilekçesinde talep nasıl yazılır?

31.07.2026’dan itibaren yeni davalar belirsiz alacak davası olarak açılamaz; HMK’nın 107. maddesi 7589 sayılı Kanun’la yürürlükten kaldırıldı. Bu tarihten önce açılmış belirsiz alacak davalarında eski hüküm uygulanmaya devam eder (7589 sayılı Kanun geçici m.1/10). Haksız rekabet zararının miktarı dava açılırken çoğu zaman bilinmediği için bugün izlenecek yol, alacağın bir kısmını dava edip kalan kısmı saklı tutmak ve bilirkişi raporundan sonra HMK’nın 109. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca talebi bir defaya mahsus artırmaktır.

Manevi tazminat talebi TTK’nın 56. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesindeki şartlara bağlıdır; ticari itibarın zedelendiği durumlarda şirketler lehine de manevi tazminata hükmedilebilmektedir. Yukarıda zamanaşımı bölümünde andığımız tasarım taklidi dosyasında mahkeme, ürünlerin taklit edilmesi nedeniyle davacı şirketin ticari itibarının zedelendiğini kabul ederek manevi tazminata hükmetmiş; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bu kararı onamıştır (Yargıtay 11. HD, E.2022/6907, K.2023/6601, 09.11.2023).

Haksız rekabet tazminat hesaplama yöntemleri

Haksız rekabet tazminat hesaplamasında üç yöntem öne çıkar. Birincisi, davacının fiili zararı ve yoksun kaldığı kârdır: satışlardaki düşüş, kaybedilen müşteriler, iptal edilen sözleşmeler. İkincisi, TTK’nın 56. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesindeki özel yoldur: hâkim, tazminat olarak haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir. Bu yol, kendi zararınızı rakamla ispat edemediğiniz ama rakibin kazancının ölçülebildiği dosyalarda önem taşır.

Üçüncüsü, zararın tam ispat edilemediği durumda hâkimin takdiridir. Türk Borçlar Kanunu’nun 50. maddesinin ikinci fıkrasına göre zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararı hakkaniyete uygun biçimde belirler. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin onadığı bir kararda, satılan ürün adedi tespit edilemediği için bilirkişi hesapları doğrudan esas alınmamış ve zarar bu hükme göre takdiren belirlenmiştir; Daire ayrıca faizin dava tarihinden değil haksız fiilin gerçekleştiği tarihten başlatılması gerektiğini belirterek kararı bu yönden düzelterek onamıştır (Yargıtay 11. HD, E.2024/2970, K.2025/1648, 10.03.2025).

Yargıtay Kararlarında Usulden Dönen Haksız Rekabet Davaları

Aşağıdaki kararların tamamını tam metninden okuduk. Tablo, esasa girmeden önce görev, yetki, arabuluculuk ve süre yüzünden dosyanın nasıl geri döndüğünü gösteriyor.

Karar Uyuşmazlık Sonuç
Yargıtay 11. HD, E.2016/11694, K.2018/3396 Tüketici olan davalı yönünden görevsizlik Bozma: haksız rekabet davası ticari dava, ticaret mahkemesi görevli
Yargıtay 11. HD, E.2022/558, K.2023/4016 Akaryakıt istasyonları arası haksız rekabette FSHHM’ye görevsizlik Önceki bozma: genel (ticaret) mahkeme görevli
Yargıtay 11. HD, E.2025/4292, K.2025/5784 Haber içeriğinin izinsiz kullanılması FSHHM görevli (oy çokluğu)
Yargıtay İBBGK, E.2023/1, K.2025/3 Rekabet yasağına aykırılık Asliye ticaret mahkemesi görevli
Yargıtay 11. HD, E.2016/2967, K.2016/3418 Yalnız davalının yerleşim yerine göre yetkisizlik Bozma: HMK m.16 uygulanır
Yargıtay 11. HD, E.2014/1204, K.2014/3680 Davalının seçtiği yer yerine başka mahkemeye gönderme Bozma: itirazda seçilen yer bağlar
Yargıtay 11. HD, E.2023/4110, K.2024/6053 Yetkisizlikten sonra iki hafta içinde gönderme talebi yok Dava açılmamış sayıldı, tedbir hükümsüz (onama)
Yargıtay 11. HD, E.2020/933, K.2020/5776 Tespit, ref ve tazminat birlikte; arabuluculuk yokluğundan tümden ret Bozma: talep yığılmasında arabuluculuk aranmaz (oy çokluğu)
Yargıtay 11. HD, E.2021/6300, K.2023/1795 Tespit, önleme, imha ve tazminat birlikte Onama: arabuluculuk aranmadı
Yargıtay HGK, E.2025/40, K.2025/689 Farklı davalılara karşı iptal ve tazminat Onama: tefrik, tazminat için arabuluculuk şart
Yargıtay 11. HD, E.2019/3888, K.2021/3083 Kopyalanan grafiklerin rakip firmada kullanılması Ceza zamanaşımı uygulanır
Yargıtay 11. HD, E.2022/6907, K.2023/6601 Islahla artırılan tazminatın bir yıllık süreyle reddi Onama: şikâyet ve ceza dosyası olmasa da ceza zamanaşımı
Yargıtay 11. HD, E.2022/5830, K.2024/2078 İhale sonucunun bildirilmesi ve öğrenme tarihi Onama: tebliğ tek başına öğrenme değil
Yargıtay 11. HD, E.2025/5204, K.2026/2040 Islahla artırılan kısımda zamanaşımı itirazı Bozma: ayrıca değerlendirilmeli

Dava Dilekçesini Yazmadan Önce Dosyanızda Dört Şeyi Netleştirin

Rakibinize karşı dava açmadan önce, haksız rekabet davası görevli mahkeme ve arabuluculuk sırasını belirleyen dört sorunun cevabı hazır olmalı: uyuşmazlık tescilli bir hakka mı yoksa yalnızca TTK’daki haksız rekabet hâllerine mi dayanıyor; tazminat isteyecek misiniz ve isteyecekseniz kime karşı; fiili ve rakibi ilk ne zaman öğrendiniz; delilleriniz kaybolma riski taşıyor mu. Bu dört cevap, mahkemenin, arabuluculuk sırasının, sürenin ve tedbir ihtiyacının ne olduğunu belirler.

Şirketler arasındaki ticari uyuşmazlıklarda nasıl çalıştığımızı Ankara şirket avukatı sayfasında anlattık. Elinizdeki ihtarname, yazışma ve tespit belgeleriyle dosyanızı birlikte değerlendirmek için iletişim sayfasındaki kanalları kullanabilirsiniz. Aynı fiil için ceza şikâyeti de düşünüyorsanız, altı aylık şikâyet süresini ve uzlaştırma aşamasını haksız rekabet suçunda savcılığa şikâyet yazımızda ele aldık.

Sıkça Sorulan Sorular

Haksız rekabet davası nedir?

Rakibin dürüstlük kuralına aykırı davranışları nedeniyle zarar gören ya da zarar tehlikesiyle karşılaşan kişinin, TTK’nın 56. maddesine göre fiilin tespitini, durdurulmasını, sonuçlarının kaldırılmasını ve tazminat ödenmesini istediği davadır. Ticari dava olduğu için asliye ticaret mahkemesinde görülür.

Haksız rekabet davası hangi mahkemede açılır?

Asliye ticaret mahkemesinde açılır; haksız rekabet davası görevli mahkeme kuralı TTK’nın 4 ve 5. maddelerinden gelir. Haksız rekabet TTK’da düzenlendiği için bu davalar mutlak ticari davadır ve tarafların tacir olup olmadığına bakılmaz. Uyuşmazlık tescilli marka, tasarım, patent veya fikir ve sanat eseri üzerineyse fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi görevlidir.

Haksız rekabet davası nerede açılır, kendi şehrimde açabilir miyim?

Açabilirsiniz. Davalının yerleşim yeri genel yetkili yerdir, ama haksız rekabet bir haksız fiil türü olduğu için fiilin işlendiği yer, zararın doğduğu yer ve zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir (HMK m.16). Sözleşmenizde tacirler arası geçerli bir yetki şartı varsa önce o şarta bakılmalıdır.

Asliye ticaret mahkemesi olmayan ilçede dava nereye açılır?

O yerdeki asliye hukuk mahkemesine açılır; mahkeme davaya ticaret mahkemesi sıfatıyla bakar ve görevsizlik kararı vermez (TTK m.5/4).

Haksız rekabet davası arabuluculuk şartı her talepte aranır mı?

Yalnızca para talepleri için zorunludur. Maddi ve manevi tazminat ile davalının menfaatinin karşılığı arabuluculuğa tabidir; tespit, men, maddi durumun ortadan kaldırılması ve imha talepleri değildir. Aynı rakibe karşı hepsini birlikte isterseniz Yargıtay 11. Hukuk Dairesi arabuluculuk aramıyor; tazminatı farklı bir davalıdan istiyorsanız arabuluculuk aranır.

Ticari arabuluculuk ne kadar sürer?

Arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde süreci sonuçlandırır; zorunlu hâllerde en fazla iki hafta uzatabilir (TTK m.5/A/2). Bu süre boyunca zamanaşımı işlemez.

Haksız rekabet tazminat davası zamanaşımı ne kadar?

Öğrenmeden itibaren bir yıl, her hâlde fiilden itibaren üç yıldır (TTK m.60). Fiil kasten işlenmiş ve TTK’nın 62. maddesindeki suçu oluşturuyorsa sekiz yıllık ceza zamanaşımı hukuk davasına da uygulanır.

Haksız rekabet davası açma süresi devam eden fiilde nasıl hesaplanır?

Fiil veya etkileri sürdüğü müddetçe tespit ve men davası açılabilir. Tazminat talebinde ise zararın ve failin ne zaman öğrenildiği belirleyicidir; fiil tekrarlanıyorsa her fiilin öğrenilme tarihi ayrıca önem taşıyabileceği için tarihleri belgelerle saklamak gerekir.

Haksız rekabet manevi tazminat şirket tarafından istenebilir mi?

İsteyebilir. TTK’nın 56. maddesi Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesindeki şartlarla manevi tazminata izin verir; Yargıtay kararlarında ticari itibarı zedelenen şirketler lehine manevi tazminat kabul edilmiştir.

Haksız rekabet maddi tazminat nasıl hesaplanır?

Davacının fiili zararı ve yoksun kaldığı kâr, davalının haksız rekabetle elde ettiği menfaat ya da zararın tam ispat edilemediği durumda hâkimin hakkaniyete göre takdiri esas alınır. Hesap çoğu zaman bilirkişi incelemesiyle yapılır.

Belirsiz alacak davası olarak haksız rekabet tazminatı istenebilir mi?

31.07.2026’dan sonra açılan davalarda istenemez; HMK’nın 107. maddesi yürürlükten kaldırıldı. Bunun yerine kısmi dava açılıp talep tahkikat sonuna kadar bir defaya mahsus artırılabilir ve zamanaşımı artırılan kısım için de dava tarihinden kesilmiş sayılır (HMK m.109/4).

Yanlış mahkemeye dava açtım, ne yapmalıyım?

Görevsizlik veya yetkisizlik kararı kesinleştikten sonra iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurup dosyanın gönderilmesini isteyin (HMK m.20). Bu süre kaçarsa dava açılmamış sayılır ve aynı dosyada alınan ihtiyati tedbir de düşebilir.

Rakibin taklit ürünlerine dava sonuçlanmadan el koydurabilir miyim?

İhtiyati tedbir yoluyla ürünlerin muhafaza altına alınması, satışın durdurulması veya ilanların kaldırılması istenebilir (TTK m.61). İthalat veya ihracat aşamasındaki mallara gümrük idaresi de el koyabilir; bu durumda on gün içinde dava açılması ya da mahkemeden tedbir alınması gerekir.

Haksız rekabet için hem dava açıp hem savcılığa şikâyette bulunabilir miyim?

Bulunabilirsiniz; hukuk davası ve ceza şikâyeti birbirinden bağımsız yürür. Ancak ceza şikâyeti için fiili ve faili öğrendiğiniz tarihten itibaren altı aylık bir süre vardır ve bu süre hukuk davasının bir yıllık süresinden daha kısadır.


Bu yazı ne değildir?

  • Bir dava dilekçesi örneği değildir; dilekçede yer alacak unsurları gösterir, sizin dosyanızın olaylarını ve delillerini içermez.
  • Anılan Yargıtay kararlarının sizin dosyanızda da aynı sonucu vereceğine dair bir taahhüt değildir; her kararın sonucu kendi olaylarına bağlıdır.
  • Kişiye özel bir hukuki görüş değildir. Anlattıklarımız Ekim 2026 itibarıyla yürürlükteki TTK, HMK, HUAK, TBK ve 7589 sayılı Kanun hükümlerine dayanır ve genel bilgilendirme içindir; süreler kaçırıldığında telafisi çoğu zaman mümkün olmadığından, dava veya arabuluculuk başvurusundan önce dosyanızı bir avukata inceletmeniz yerinde olur.