Ceza Hukuku, Hukuk

Kavgada Kemiğini Kıran Kişiye Ne Ceza Verilir?

Kavgada Kemiğini Kıran Kişiye Ne Ceza Verilir

Silahla kemik kırığı cezası, 4 Haziran 2025’te Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun değişikliğinden sonra en az 2 yıl 3 ay hapisten başlar ve kırığın ağırlığına göre 6 yıl 9 aya kadar çıkabilir. Kavgada yumrukla kemik kıran kişi için başlangıç noktası 1 yıl 6 ay hapistir; sopa, taş, şişe ya da bıçak gibi bir şeyin kullanılması cezayı yarı oranında artırır, kırık ise bu cezanın üzerine ayrıca yarısına kadar ekleme yaptırır.

Kanun bu üç basamağı ayrı maddelerde düzenler: temel ceza Türk Ceza Kanunu m.86/1’de, silah artırımı m.86/3-e’de, kemik kırığı artırımı m.87/3’tedir. Mahkemenin sonunda vereceği ceza, haksız tahrik ve takdiri indirim uygulanıp uygulanmamasına göre değişir; bu indirimler aynı zamanda hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme kapısının açılıp açılmayacağını da belirler.

Kısaca

  • Yumrukla kemik kırma: Temel ceza 1 yıl 6 ay – 3 yıl hapis (TCK m.86/1), kırık nedeniyle yarısına kadar artar (m.87/3).
  • Sopa, taş, bıçak gibi bir şeyle: Temel ceza yarı oranında artar, 2 yıl 3 ay – 4 yıl 6 ay olur (m.86/3-e); kırık artırımı bunun üzerine yapılır.
  • Şikâyet ve barışma: Kemik kırığı olan yaralamada dosya şikâyete bağlı değildir ve uzlaştırma kapsamı dışındadır.
  • Tutuklama: Silahla yaralama ve kemik kırığı, CMK m.100/3’teki katalog suçlar arasındadır; tutuklama yine de ölçülülük şartına bağlıdır.
  • HAGB ve erteleme: Sonuç ceza 2 yılı aşarsa ikisi de mümkün değildir; haksız tahrik indirimi çoğu dosyada bu eşiğin hangi tarafında kalınacağını belirler.
  • Olay 4 Haziran 2025’ten önceyse: Lehe olan eski aralık (1 – 3 yıl) uygulanır (TCK m.7/2).

Silahla Kemik Kırığı Cezası Ne Kadar?

Silahla kemik kırığı cezası, kanundaki üç basamak üst üste konunca 2 yıl 3 aydan 6 yıl 9 aya kadar uzanan bir aralık verir. Alt uç, temel cezanın en azı (1 yıl 6 ay) ile silah artırımının (yarı oranında) birleşmesinden, üst uç ise temel cezanın en çoğuna (3 yıl) silah artırımı ve kırık artırımının tamamının (yarısı) eklenmesinden çıkar. Bu aralık indirimler uygulanmadan önceki tablodur.

TCK m.86/3, kasten yaralamanın silahla işlenmesi hâlinde “şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında” artırılacağını söyler. Buradaki oran sabittir; hâkim yarıdan az ya da çok artırım yapamaz. Kırık artırımında ise kanun yalnız üst sınır koyar: m.87/3’e göre ceza “kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılır.”

Olay Temel ceza (m.86/1) Silah artırımı (m.86/3-e) Kırık artırımı (m.87/3) İndirimsiz aralık
Yumruk veya tekmeyle kemik kırma 1 yıl 6 ay – 3 yıl Yok Yarısına kadar 1 yıl 6 ay + kırık payı – 4 yıl 6 ay
Sopa, taş, şişe, bıçakla kemik kırma 1 yıl 6 ay – 3 yıl Yarı oranında Yarısına kadar 2 yıl 3 ay + kırık payı – 6 yıl 9 ay
Kırık yok, silahla yaralama 1 yıl 6 ay – 3 yıl Yarı oranında Yok 2 yıl 3 ay – 4 yıl 6 ay

Tablodaki “kırık payı”, raporda yazan dereceye göre mahkemenin seçeceği orandır ve sıfır olamaz: kırık tespit edilmişse artırım yapılması zorunludur. Kanunda alt sınır yazılı olmadığından oran uygulamada 1/12 ile 1/2 arasında değişir.

Kemik kırma cezası hangi maddeye göre verilir?

Ayrı bir “kemik kırma suçu” yoktur. Fiil kasten yaralamadır (TCK m.86), kırık ise bu suçun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlidir (m.87/3). Hükümde de “kemik kırığına neden olacak şekilde kasten yaralama” ya da silah varsa “kemik kırılmasına neden olacak şekilde silahla kasten yaralama” ifadesi kullanılır ve uygulanan maddeler 86/1, 86/3-e ve 87/3 olarak birlikte gösterilir.

Kavgada Kemik Kırığı Cezası Adım Adım Nasıl Hesaplanır?

Mahkeme cezayı tek kalemde belirlemez; TCK m.61’deki sırayı izler. Önce temel ceza alt ve üst sınır arasında seçilir, sonra artırımlar, en son indirimler uygulanır. Kanun bu sırayı açıkça yazar: birden fazla nitelikli hâl varsa “temel cezada önce artırma sonra indirme yapılır” (m.61/4); haksız tahrik ve takdiri indirim ise en sona kalır (m.61/5).

  • 1. Temel ceza (m.86/1): 1 yıl 6 ay ile 3 yıl arasında seçilir. Kullanılan araç, zararın ağırlığı ve failin kastı burada değerlendirilir (m.61/1).
  • 2. Silah artırımı (m.86/3-e): Temel ceza yarı oranında artırılır.
  • 3. Kırık artırımı (m.87/3): Bulunan ceza, raporda yazan dereceye göre yarısına kadar artırılır.
  • 4. Haksız tahrik (m.29): Kavgayı karşı taraf başlatmışsa ceza dörtte birden dörtte üçe kadar indirilir.
  • 5. Takdiri indirim (m.62): Failin geçmişi, pişmanlığı ve cezanın geleceği üzerindeki etkisi gözetilerek altıda bire kadar indirim yapılabilir.

Hesapta bir ay otuz gün sayılır, gün kesri atılır (m.61/6). Aşağıdaki örnekler kanunun bu sırasını göstermek için kurulmuştur; her basamakta mahkemenin seçtiği oran dosyaya göre farklı olabilir.

Örnek hesap: sopayla orta dereceli kırık

Kavgada sopayla vurulan kişinin kolunda hayat fonksiyonlarını orta (2) derecede etkileyen bir kırık oluştuğunu, temel cezanın alt sınırdan belirlendiğini ve kavgayı kimin başlattığının anlaşılamadığını varsayalım.

Basamak Uygulanan Sonuç
Temel ceza m.86/1 alt sınır 1 yıl 6 ay
Silah artırımı m.86/3-e, 1/2 2 yıl 3 ay
Kırık artırımı m.87/3, orta (2) için 1/6 2 yıl 7 ay 15 gün
Haksız tahrik m.29, ilk hareket belirsiz, 1/4 1 yıl 11 ay 18 gün
Takdiri indirim m.62, 1/6 1 yıl 7 ay 20 gün

Aynı olayda tahrik indirimi uygulanmazsa takdiri indirimden sonra ceza 2 yıl 2 ay 7 gün olur. Fark yalnız birkaç aydır ama sonucu değiştirir: ilk hesapta ceza 2 yılın altında kaldığı için hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme tartışılabilir, ikincisinde bu iki imkân da kapanır. Orta (2) derecede 1/6 oranı, Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin “1/6 yerine 1/3” artırımı fazla bulduğu 29.12.2025 tarihli kararına (E.2024/3983, K.2025/9709) dayanır.

Örnek hesap: yumrukla burun kırığı

Silah kullanılmadan, yumrukla hafif (1) derecede burun kırığına yol açıldığında hesap daha kısadır: 1 yıl 6 ay temel ceza, 1/6 kırık artırımıyla 1 yıl 9 ay olur; takdiri indirimle 1 yıl 5 ay 15 gün hapse iner. Silah artırımı devreye girmediği için ceza baştan HAGB ve erteleme sınırının altında başlar.

Yumrukla Kırmak ile Sopayla Kırmak Arasındaki Fark

İkisi arasındaki fark, kullanılan şeyin kanun anlamında silah sayılıp sayılmamasıdır ve bu fark cezayı yarı oranında değiştirir. TCK m.6/1-f silahı geniş tanımlar: ateşli silahlar ve bıçak gibi saldırı ve savunma için yapılmış aletlerin yanında, “saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler” de silahtır.

Bu tanım bir eşyaya, bir “şey”e bakar. Çıplak elle, yumrukla, tekmeyle ya da kafa atarak yapılan yaralamada vücut dışında bir araç kullanılmadığı için m.86/3-e uygulanmaz. Buna karşılık kavgada eline aldığı sopayı, taşı, şişeyi, sandalyeyi, demir çubuğu ya da kemeri kullanan kişi, bu eşyalar o amaçla üretilmemiş olsa da silahla yaralamadan yargılanır.

Yargıtay bu konuda iki noktada katıdır:

  • Eşyanın ele geçirilememesi silah niteliğini ortadan kaldırmaz. 3. Ceza Dairesi, olay yerinde bulunamayan bir haşere ilacı pompasıyla yapılan yaralamada mahkemenin “eşya ele geçirilmedi, yaralanma da hafif” diyerek silahı kabul etmemesini “yasal olmayan gerekçe” saymış ve düşme kararını bozmuştur (E.2013/14824, K.2014/2797, 27.01.2014).
  • Yaralanmanın hafif kalması da tek başına yeterli değildir. Aynı daire, bastonla yapılan yaralamada “sopanın özellikleri ve raporda yarattığı etki dikkate alındığında silah olarak kabul edilemeyeceği” gerekçesini yasal ve yeterli bulmamıştır (E.2019/15653, K.2019/22259, 04.12.2019).

Sopa ile yaralama cezası

Sopa ile yaralama cezası, yaralanmanın ağırlığına göre üç ayrı aralıktan birine düşer. Yaralanma basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek kadar hafifse m.86/2 ve 86/3-e birlikte uygulanır; kırık yoksa ama yaralanma basit değilse 2 yıl 3 ay – 4 yıl 6 ay hapis söz konusudur; kırık varsa bu aralığın üzerine m.87/3 artırımı eklenir. Üç durumda da silah artırımı yüzünden suç şikâyete bağlı olmaktan çıkar. Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 14.09.2020 tarihli kararında (E.2020/15957, K.2020/10609) sopa, hükmün kendisinde “silahtan sayılan sopa” olarak nitelendirilmiştir.

Kırığın Derecesi Cezayı Nasıl Etkiler?

Kırığın derecesi, kırık artırımının oranını belirler. Adli Tıp raporu kırığın hayat fonksiyonlarına etkisini hafif (1) ile ağır (6) arasında bir dereceyle yazar; kanun en fazla yarı oranında artırım öngördüğü için Yargıtay, dereceyle orantılı olmayan oranı hem sanık aleyhine hem lehine bozar. Hangi derecede hangi oranın kabul edildiğini, birden fazla kırıkta derecenin nasıl hesaplandığını ve kararların tablosunu kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisi derecesi yazımızda ayrıntılı olarak anlattık.

Derece yalnız artırım oranında değil, temel cezanın seçiminde de rol oynar. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, hayat fonksiyonlarını ağır (4) derecede etkileyen kırığın yanında mağdurun hayati tehlike de geçirdiği bir olayda, birden fazla ağırlaştırıcı sonuç doğduğu için temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiğini belirtmiştir (E.2017/16430, K.2018/10589, 05.06.2018). Kırığın yanında hayati tehlike, yüzde sabit iz veya bir organın işlevinin zayıflaması gibi bir sonuç da varsa m.87/1 ve 87/2’deki daha ağır artırımlar gündeme gelir; bu hâllerin cezası ayrı bir hesaptır.

Burun Kırma Cezası Ne Kadar?

Burun kırma cezası, diğer kemik kırıklarıyla aynı kurala bağlıdır: yumrukla kırılmışsa 1 yıl 6 ay – 3 yıl temel cezanın üzerine kırık artırımı yapılır, bir eşyayla kırılmışsa önce silah artırımı uygulanır. Kanun burun kemiği için ayrı bir oran öngörmez. Artırımın oranını burada da kesin rapordaki derece belirler.

Burun kırığında asıl tartışma, yaralanmanın “basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir” sayılıp sayılamayacağıdır. Adli Tıp Kurumu’nun yaralama rehberine göre kemik kırığı veya çıkık oluşan bütün durumlarda yaralanma basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif sayılmaz. Acil serviste grafi çekilmeden yazılan ilk raporla sonradan çekilen tomografinin çeliştiği dosyalarda kesin rapor belirleyicidir; raporun nasıl alındığını darp raporu nasıl alınır yazımızda anlattık.

Kasten burun kırma cezası açısından fark yaratan bir başka nokta, yüzde kalıcı bir iz ya da şekil bozukluğunun oluşup oluşmadığıdır. Burun eğriliği yüzde sabit iz olarak raporlanırsa m.87/1-c, kalıcı şekil değişikliği olarak raporlanırsa m.87/2-d devreye girer ve bu durumda alt sınırlar dört ve altı yıldan başlar.

Burun kırma para cezası ne kadar?

Burun kırma için kanunda ayrı bir para cezası tutarı yoktur; kanundaki ceza yalnız hapistir ve seçimlik adli para cezası öngörülmemiştir. Para cezası ancak hapis cezası indirimlerle bir yıla veya daha aşağıya inerse gündeme gelir: kısa süreli hapis cezası TCK m.50/1-a uyarınca adli para cezasına çevrilebilir. Silah kullanılmayan, kavgayı karşı tarafın başlattığı ve yüksek oranda tahrik indirimi uygulanan dosyalarda bu mümkündür; silahla yapılan yaralamada ise indirimsiz alt sınır 2 yıl 3 ay olduğu için bu eşiğe ancak yarıyı aşan bir tahrik indirimiyle inilebilir.

18 yaş altı burun kırma cezası

Fiili işlediğinde 15 yaşını doldurmuş ama 18 yaşını doldurmamış olan kişinin cezası üçte bir, 12 ile 15 yaş arasındaki ve fiilin anlamını algılayabilen çocuğun cezası yarı oranında indirilir (TCK m.31/2-3). Ayrıca 18 yaşından küçükken işlenen suçta daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, kanun gereği seçenek yaptırımlardan birine çevrilir (m.50/3). Çocuklar hakkındaki dosyalar çocuk mahkemesinde görülür.

Kemik Kırığı Uzlaşmaya Tabi mi?

Değildir. Ceza Muhakemesi Kanunu m.253/1-b, şikâyete bağlı olmasa da uzlaştırmaya giren suçları tek tek sayar ve kasten yaralamayı “üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88” olarak gösterir. Bu listede ne silahla yaralamayı düzenleyen m.86/3 ne de kemik kırığını düzenleyen m.87 vardır. Silah kullanılmamış olsa bile kemik kırığı olan yaralama uzlaştırma kapsamı dışında kalır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 13.12.2018 tarihli kararı (E.2018/3-112, K.2018/635) bu yönde yerleşik bir çizgi oluşturmuştur. 3. Ceza Dairesi, bu karara atıf yaptığı 03.06.2020 tarihli kararında (E.2020/1701, K.2020/5676) suçu “uzlaşma kapsamında bulunmayan kemik kırığı meydana getirecek şekilde kasten yaralama” diye nitelendirmiştir.

Bu sonucun kavgada gözden kaçan bir yansıması vardır. CMK m.253/3’e göre uzlaştırma kapsamındaki bir suç, kapsam dışındaki bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmişse uzlaşma hükümleri o suç için de uygulanmaz. Kavga sırasında kemik kırarken bir de tehdit eden kişi, tek başına uzlaşmaya tabi olan basit tehdit suçu (TCK m.106/1) için de uzlaşma yoluna gidemez; 3. Ceza Dairesi aynı kararda tehdit suçu için uzlaştırma yapılmamasını bu gerekçeyle yerinde bulmuştur. Aynı daire bu görüşü 11.09.2019 tarihli kararında (E.2019/13420, K.2019/15632) da tekrarlamıştır.

Uzlaştırmanın olmaması, mağdurun şikâyetinin de dosyayı bitirmeyeceği anlamına gelir. Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek hafif yaralama dışındaki kasten yaralamalar zaten şikâyete bağlı değildir; m.86/3 de silahla işlenen yaralamanın “şikâyet aranmaksızın” kovuşturulacağını açıkça yazar. Taraflar barışsa da savcılık soruşturmayı sürdürür, mahkeme hüküm kurar. Barışmanın etkisi, takdiri indirim ve zararın giderilmesi koşulları üzerinden cezaya yansır.

Kavgada Haksız Tahrik ve Meşru Müdafaa Cezayı Nasıl Değiştirir?

Kavgada kemik kırmanın cezası, olayın nasıl başladığına göre büyük ölçüde değişir. TCK m.29’a göre haksız bir fiilin yarattığı hiddet veya şiddetli elemin etkisiyle suç işleyen kişinin cezası dörtte birden dörtte üçe kadar indirilir. Oranı, karşı tarafın davranışının ağırlığı belirler: önce saldıran ya da ağır hakaret eden mağdur karşısında yüksek oran, karşılıklı itişmede düşük oran uygulanır.

Kavgalarda sık görülen durum, kavgayı kimin başlattığının tanık ve kamera kayıtlarından anlaşılamamasıdır. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, ilk haksız hareketin kimden geldiği belirlenemediği için tahrik indirimi uygulanan bir dosyada orantılılık ilkesi gereği indirimin dörtte bir oranında yapılması gerektiğini belirtmiş, aynı dosyada yarı oranında yapılan indirimi eksik ceza saymıştır (E.2017/16430, K.2018/10589, 05.06.2018). Tersine, ilk haksız hareketin mağdurdan geldiği önceki hükümde belirlenmişken bozmadan sonra “belli değil” denilerek indirimin dörtte bire düşürülmesi de bozma sebebidir (E.2019/5473, K.2019/12239, 10.06.2019).

Tahrik indirimin kaç olacağını, hangi davranışların haksız fiil sayıldığını haksız tahrik indirimi yazımızda, kavgada iki tarafın birlikte yargılandığı durumları ise karşılıklı kavga cezası yazımızda anlattık.

Meşru müdafaa ise indirim değil, cezasızlık sebebidir. Kendisine ya da başkasına yönelen, gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda saldırıyla orantılı biçimde defetmek zorunluluğuyla kemik kıran kişiye ceza verilmez (TCK m.25/1). Sınırın mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan aşılması hâlinde de ceza verilmez (m.27/2). Kanun saldırının “o anda” defedilmesini aradığı için saldırı sona erdikten sonra vurmaya devam etmek bu şartı karşılamaz; şartlarını meşru müdafaa yazımızda ele aldık.

Kemik Kırığında Tutuklama Kararı Verilebilir mi?

Verilebilir. CMK m.100/3-a-4, “Kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent b, e ve f) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87)” suçlarını, kuvvetli şüphe varsa tutuklama nedeninin var sayılabileceği katalog suçlar arasında sayar. Silahla yaralama (86/3-e) da kemik kırığı (87/3) da bu listededir. Üst sınırı iki yılı geçmeyen suçlarda tutuklama yasağı da vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçları kapsamaz (m.100/4).

Katalog suç olması, tutuklamanın kendiliğinden verileceği anlamına gelmez. CMK m.100/1, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller ile bir tutuklama nedeninin birlikte bulunmasını ister ve tutuklamanın “işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde” verilemeyeceğini söyler. Sabit adresi olan, olaydan kaçmayan ve sonuç cezası hesapta 2 yılın altına inebilecek bir şüpheli için hâkimlik yurt dışına çıkış yasağı veya karakola imza gibi adli kontrol tedbirlerini yeterli bulabilir. Kırığın ağırlığı, silahın türü, mağdura veya tanıklara baskı ihtimali ise tutuklama yönünde ağırlık kazanır.

HAGB, Erteleme ve Paraya Çevirme Hangi Durumlarda Mümkün?

Üç imkânın kapısını da sonuç cezanın süresi açar; silahla kemik kırığı cezası indirimsiz hâliyle bu sınırların hepsinin üzerinde başlar. Kanun her biri için ayrı bir sınır koyar ve bu sınırlar indirimler uygulandıktan sonra ortaya çıkan cezaya göre değerlendirilir:

İmkân Sınır Dayanak Kemik kırığında durum
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) 2 yıl veya daha az hapis CMK m.231/5 İndirimlerle 2 yılın altına inilirse ve diğer şartlar varsa mümkün
Hapis cezasının ertelenmesi 2 yıl veya daha az (18 yaş altı ve 65 yaş üstü için 3 yıl) TCK m.51/1 Aynı eşik
Adli para cezasına veya seçenek yaptırıma çevirme 1 yıl veya daha az TCK m.50/1 Ancak yüksek oranlı indirimlerle
Kamu davasının açılmasının ertelenmesi Kanundaki üst sınır 3 yıl veya daha az CMK m.171/2 Uygulanmaz; silah ya da kırık artırımıyla üst sınır 3 yılı aşar

HAGB için cezanın süresi yetmez. Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması, mahkemenin yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varması ve mağdurun zararının aynen iade, eski hâle getirme veya tazmin yoluyla tamamen giderilmesi de gerekir (CMK m.231/6). Zarar hemen ödenemiyorsa denetim süresi içinde aylık taksitlerle giderilmesi koşuluyla da HAGB kararı verilebilir (m.231/9). Karar verilirse sanık beş yıl denetim süresine tabi tutulur; bu süre kasten yeni bir suç işlenmeden geçerse dava düşer (m.231/8, 231/10).

Kemik kırığında zarar giderimi tedavi giderleri, iş göremezlik kaybı ve manevi zarar kalemlerini kapsar. Mağdurun alabileceği tazminatın nasıl hesaplandığını kemik kırığı tazminat tutarı hesaplama yazımızda anlattık.

Olay 4 Haziran 2025’ten Önceyse Hangi Ceza Uygulanır?

Olay 4 Haziran 2025’ten önce gerçekleşmişse eski ve daha hafif aralık uygulanır. 7550 sayılı Kanun’la kasten yaralamanın temel cezası “bir yıldan üç yıla” yerine “bir yıl altı aydan üç yıla”, basit yaralamanın cezası “dört aydan bir yıla” yerine “altı aydan bir yıl altı aya” çıkarıldı; m.87/1 ve 87/2’deki alt sınırlar birer yıl, kasten yaralama sonucu ölümü düzenleyen m.87/4’teki sınırlar iki yıl yükseltildi. TCK m.7/2’ye göre suçun işlendiği zaman yürürlükte olan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanun farklıysa failin lehine olan uygulanır.

Bu yüzden silahla kemik kırığı cezası hesaplanmadan önce olay tarihi tespit edilir. Değişiklikten önce işlenen bir yaralamada, dava 2026’da görülse bile temel ceza 1 yıldan başlar; aynı örnekte silah artırımıyla alt sınır 1 yıl 6 ay olur. İnternette dolaşan ve “1 yıldan 3 yıla” diyen hesap tablolarının bir kısmı bu eski metne dayanır; 4 Haziran 2025’ten sonraki bir olay için o rakamlar geçerli değildir.

Görevli Mahkeme, Zamanaşımı ve İnfaz Süresi

Kemik kırığına neden olan kasten yaralama davası asliye ceza mahkemesinde görülür. Ağır ceza mahkemesi on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlara bakar (5235 sayılı Kanun m.12); silah ve kırık artırımlarının tamamı uygulansa bile ceza on yılı aşmadığı için dosya bu görev alanına girmez; kırığın yanında daha ağır bir netice ya da ölüm varsa durum değişir. Fail suçu işlediğinde 18 yaşından küçükse dava çocuk mahkemesinde görülür.

Dava zamanaşımı, silahla kemik kırığı cezası dahil, kanundaki cezanın üst sınırına göre hesaplanır ve dosyadaki delillere göre suçun nitelikli hâlleri de hesaba katılır (TCK m.66/3-4). Silah kullanılmadan kemik kırılan bir olayda olası en yüksek ceza 4 yıl 6 ay olduğu için zamanaşımı sekiz yıl, silahla kemik kırılan bir olayda olası en yüksek ceza 6 yıl 9 ay olduğu için on beş yıldır (m.66/1-d, e). Şikâyet süresi ise bu suçlarda söz konusu değildir; suç şikâyete bağlı olmadığından savcılık olayı öğrendiği anda harekete geçer.

Hapis cezası verilip ertelenmezse infazda koşullu salıverilme oranı kural olarak cezanın yarısıdır (5275 sayılı Kanun m.107/2). Hükümlünün cezaevinde geçireceği süre ise iyi hâl, tutuklulukta geçen sürenin mahsubu ve denetimli serbestlik koşullarına göre ayrıca hesaplanır.

Kemiği Kırılan Kişi Ne Yapmalı?

Kemiği kırılan kişinin ilk işi, kırığı ve derecesini resmî olarak belgelemektir. Polis veya savcılık yönlendirmesiyle alınan ilk adli rapor çoğu zaman yalnız kırığın varlığını gösterir; derece ve hayat fonksiyonlarına etkisi tedavi bittikten sonra düzenlenen kesin raporda yazılır. Kesin rapor için tedavi evrakı, grafi ve tomografi görüntüleri saklanmalıdır.

Olayın görüntüleri mümkün olan en kısa sürede istenmelidir. İşyeri, site ve belediye kameraları kayıtları belirli bir süre sonra siler; kavgayı kimin başlattığı sorusu çoğu dosyada yalnız bu görüntülerle cevaplanabilir. Tanıkların adları da olay günü not edilmelidir.

Ceza davasıyla tazminat talebi birbirinden bağımsızdır. Barışma veya uzlaşma yolu kapalı olduğu için faille yapılan bir ödeme ceza dosyasını bitirmez; ancak ödenen miktar, faile tanınabilecek HAGB ve erteleme imkânında zarar giderimi olarak değerlendirilir.

Silah iddiası, kırığın derecesi ya da kavgayı kimin başlattığı dosyanızda tartışmalıysa, hesap basamaklarının her birinde savunmanın ya da katılan tarafın söyleyeceği söz ceza süresini değiştirebilir. Bu konudaki çalışma alanımızı Ankara ceza avukatı sayfamızda anlattık; dosyanızı değerlendirmemizi isterseniz iletişim sayfamızdan bize yazabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Kemik kırığı cezası ne kadar?

Yumrukla kemik kırmanın temel cezası 1 yıl 6 ay – 3 yıl hapistir ve kırığın derecesine göre yarısına kadar artırılır (TCK m.86/1, 87/3). Silah kullanılmışsa temel ceza önce yarı oranında artırılır ve 2 yıl 3 ay – 4 yıl 6 ay olur.

Silahla kemik kırığı cezası paraya çevrilir mi?

İndirimsiz alt sınırı 2 yıl 3 ay olduğu için ancak yüksek oranlı tahrik indirimiyle ceza bir yılın altına inerse çevrilebilir. Adli para cezasına çevirme ancak sonuç ceza bir yıl veya daha az olursa mümkündür (TCK m.50/1).

Kavgada kemik kırmanın cezası kavgayı kimin başlattığına göre değişir mi?

Değişir. Kavgayı karşı taraf başlatmışsa ceza haksız tahrik nedeniyle dörtte birden dörtte üçe kadar indirilir; kimin başlattığı belirlenemiyorsa Yargıtay dörtte bir oranında indirim yapılmasını orantılı bulur.

Kavgada burun kırma cezası ne kadar?

Yumrukla kırılmışsa 1 yıl 6 ay – 3 yıl temel ceza, kırığın derecesine göre yarısına kadar artırılır; burun bir eşyayla kırılmışsa temel ceza önce yarı oranında artar. Kavgayı karşı taraf başlatmışsa sonuçtan haksız tahrik indirimi yapılır.

Kemik kırığı uzlaşmaya tabi mi?

Değildir. CMK m.253, kasten yaralamada yalnız m.86’nın üçüncü fıkra dışındaki hâllerini ve m.88’i sayar; kemik kırığını düzenleyen m.87 listede yoktur.

Kemik kırığında taraflar barışırsa dava düşer mi?

Düşmez. Kemik kırığı olan yaralama şikâyete bağlı değildir; barışma veya ödeme, ancak takdiri indirim ve HAGB’deki zarar giderimi şartı üzerinden sanığın lehine değerlendirilir.

Kemik kırığı ağır ceza mahkemesinde mi görülür?

Hayır, asliye ceza mahkemesinde görülür. Silah ve kırık artırımlarının tamamı uygulandığında bile olası en yüksek ceza 6 yıl 9 aydır ve ağır ceza mahkemesinin görev sınırına ulaşmaz.

Yumruk ve tekme silah sayılır mı?

Sayılmaz. TCK m.6/1-f’deki silah tanımı bir eşyaya bakar; vücut dışında bir araç kullanılmadan yapılan yaralamada m.86/3-e artırımı uygulanmaz.

Ele geçirilemeyen sopa silah sayılır mı?

Sayılabilir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, eşyanın olay yerinde bulunamamasını silah niteliğini reddetmek için yeterli bir gerekçe saymamaktadır; kullanıldığı tanık ve rapor gibi delillerle anlaşılan eşya silah kabul edilir.

Kemik kırığında tutuklanma ihtimali var mı?

Vardır. Silahla yaralama ve kemik kırığı CMK m.100/3’teki katalog suçlardandır; ancak hâkim tutuklamanın beklenen cezayla ölçülü olup olmadığını ayrıca değerlendirir ve adli kontrolle yetinebilir.

Kemik kırığı cezasında HAGB alınabilir mi?

Sonuç ceza 2 yıl veya daha az olursa ve sanık daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamışsa, mağdurun zararı da giderilmişse alınabilir. Silahla işlenen yaralamada bu çoğu zaman haksız tahrik indirimine bağlıdır.

Olay 2025’ten önceyse yeni cezalar uygulanır mı?

Uygulanmaz. 4 Haziran 2025’ten önce işlenen yaralamada lehe olan eski aralık geçerlidir; temel ceza 1 yıldan başlar (TCK m.7/2).

Bu yazı, 20.10.2026 itibarıyla yürürlükte olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile künyesi verilen Yargıtay kararlarına dayanan genel bir bilgilendirmedir; somut dosyadaki rapor, deliller ve olay tarihi sonucu değiştirebileceğinden hukuki görüş yerine geçmez.