Araç Değer Kaybı Davası Cevap Dilekçesi (2026 Güncel Örnek)
Araç değer kaybı cevap dilekçesi, aleyhine değer kaybı davası açılan sürücü, işleten veya sigorta şirketinin savunmasını mahkemeye sunduğu ilk ve çoğu zaman tek fırsattır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu, dilekçeler aşamasını kapalı bir sistem olarak kurar: yetki itirazı gibi bazı savunmalar sadece bu dilekçede ileri sürülebilir, zamanaşımı gibi bazıları ise ileri sürülmedikçe hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz. Bu nedenle dilekçenin içeriği kadar, hangi savunmanın hangi aşamada ve hangi kanun hükmüne dayanılarak yapıldığı da sonucu belirler. Aşağıda usul ve esas savunmalarını kanun maddeleriyle birlikte ele alıyor; 1 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları değişikliğinin ve 31 Temmuz 2026’da belirsiz alacak davasını kaldıran düzenlemenin savunmaya etkisini gösteriyor; sigorta şirketinin davalı olduğu dosyalarda uygulanan basit yargılama usulünün süreleri nasıl değiştirdiğini açıklıyor, sonunda da sigorta şirketi ve sürücü/işleten için hem değer kaybı hem de mahrumiyet talebine cevap veren iki ayrı örnek dilekçe metni sunuyoruz.
Özet — Araç değer kaybı cevap dilekçesi, davalı tarafın savunmasını tek seferde ve eksiksiz ortaya koyduğu belgedir; süresi kaçırıldığında yalnız gecikme değil, geri alınamayan hak kaybı doğar.
- Süre iki haftadır (HMK m.127, m.317). Ek süre bir defaya mahsus istenir: yazılı yargılamada en çok bir ay, sigorta şirketinin davalı olduğu ve basit yargılamaya tabi dosyalarda en çok iki hafta. Basit yargılamada cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi yoktur; bütün savunmalar ilk dilekçeye yazılır (m.317/3, m.319).
- Yetki itirazı ve tahkim itirazı yalnızca cevap dilekçesinde ileri sürülebilir (HMK m.116-117, m.131). Sigortacıya karşı davada yetkili yerler KTK m.110/2 ile sınırlı değildir; Genel Şartlar C.7 sigortacının merkezini ve zarar görenin ikametgâhını da sayar.
- Araç mahrumiyet bedeli zorunlu trafik sigortası teminatının dışındadır (KTK m.92/k). Sigorta şirketi davalıysa bu kalem yönünden husumet itirazı yapılır; sürücü davalıysa savunma makul onarım süresi ve emsal bedel üzerine kurulur, araç kiralanmamış olması tek başına savunma değildir.
- 1 Temmuz 2026’dan itibaren değer kaybı, katsayı tablosuyla değil, aracın kaza öncesi ve onarım sonrası ikinci el satış değeri arasındaki farkla belirlenir (A.5/a); değer kaybının hesap eki olan Ek-1 kaldırılmış, ekspertiz raporu 2025/25 sayılı Genelgeyle piyasa analiz yöntemine geçmiştir. Eksper raporuna itiraz süresi 3 iş günüdür (2022/12 m.6/1).
- Belirsiz alacak davası kaldırıldı (HMK m.107, 7589 s.K. m.19, RG 31.07.2026). Bu tarihten sonra açılan davalarda talep artırımı, kısmi davaya eklenen m.109/4 rejimine göre yapılır.
- Zamanaşımı, öğrenmeden itibaren iki yıl ve kaza gününden itibaren on yıldır (KTK m.109); def’i niteliğinde olduğu için ileri sürülmezse hâkim kendiliğinden dikkate almaz. Sigortacıya yazılı başvuru zamanaşımını kesmez; yalnız maddi hasarlı kazada uzamış ceza zamanaşımı kural olarak uygulanmaz.
Araç Değer Kaybı Davasında En Sık Yapılan Savunmalar
Araç değer kaybı davasında savunmalar iki ayrı katmanda kurulur: davanın esasına girilmeden sonuç doğurabilecek usule ilişkin savunmalar ve talebin miktarına yönelen esasa ilişkin itirazlar. Uygulamada en çok yapılan hata, dilekçeyi yalnızca ikinci katmanla, yani “bedel fahiştir” savunmasıyla sınırlı tutmaktır. Oysa usul savunmalarının bir kısmı yalnızca cevap dilekçesinde ileri sürülebildiği için, atlanan bir satır bütün bir savunma hattını kapatabilir.
Aşağıdaki tablo, davalı sıfatına göre hangi savunmanın hangi hükme dayandığını ve ne zaman ileri sürülmesi gerektiğini bir arada gösterir.
| Savunma | Dayanak | Ne zaman ileri sürülür? |
|---|---|---|
| Yetki itirazı | HMK m.116/1-a, m.117, m.19/2 · KTK m.110 · ZMSS Gen. Şart. C.7 | Yalnızca cevap dilekçesinde ve yetkili mahkeme gösterilerek; sonradan ileri sürülemez |
| Tahkim itirazı | HMK m.116/1-b, m.117 | Yalnızca cevap dilekçesinde; zorunlu trafik sigortasında Sigorta Tahkim Komisyonu hak sahibinin tercihine bağlı olduğundan nadiren işlev görür |
| Görev itirazı | HMK m.114/1-c, m.115 · TTK m.5 | Dava şartıdır; hâkim kendiliğinden inceler, her aşamada ileri sürülebilir |
| Arabuluculuk dava şartının yerine getirilmemesi | TTK m.5/A | Dava şartıdır; yalnız ticari davada (sigortacı davalıysa) aranır |
| Sigortacıya başvuru yapılmadan dava açılması | KTK m.97 | Sigortacı davalıysa dava şartı olarak ileri sürülür |
| Zamanaşımı | KTK m.109 · HMK m.141, m.319 | Def’idir; hâkim kendiliğinden dikkate almaz. Basit yargılamada cevap dilekçesinde, yazılı yargılamada en geç ikinci cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir |
| Mahrumiyet/kâr kaybının teminat dışı olması | KTK m.92/k | Sigortacı davalıysa esasa ilişkin husumet savunması |
| Kusur oranına itiraz | KTK m.86, m.92/g · TBK m.51-52 | Esasa ilişkin; zarar görenin kusurunu ispat yükü davalıdadır, bilirkişi raporuna karşı beyanla sürdürülür |
| Değer kaybı miktarına itiraz | ZMSS Gen. Şart. A.5/a (1/7/2026) | Esasa ilişkin; ikinci el değer farkı ölçütü üzerinden |
| Aracın hurdaya çıkarılmış/trafikten çekilmiş olması | KTK m.92/l | Sigortacı davalıysa teminat dışılık savunması |
Tablodaki ayrımın pratik sonucu şudur: yetki ve tahkim itirazı bir kez kaçırılırsa geri gelmez, görev itirazı ise dava şartı olduğu için her aşamada gündeme getirilebilir. Zamanaşımı ise ikisinden de farklıdır; hâkim kendiliğinden araştırmaz, davalı ileri sürmezse süresi dolmuş bir alacak dahi hüküm altına alınır. Sigorta şirketinin davalı olduğu dosyaların çoğu basit yargılama usulüne tabi olduğundan (TTK m.4/2), bu dosyalarda savunmayı genişletme yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlar (HMK m.319); zamanaşımı def’i dahil bütün savunmaların ilk dilekçeye yazılması bu yüzden zorunlu hâle gelir.
Araç Değer Kaybı Davasına Cevap Verme Süresi Kaç Gündür?
Cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır (HMK m.127/1). Bu süre gün değil hafta üzerinden işler; tebliğ zarfında da davalının iki hafta içinde cevap verebileceği açıkça gösterilir (HMK m.122). Resmî tatil günleri süreye dahildir; sürenin son günü resmî tatile denk gelirse süre, tatili takip eden ilk iş günü çalışma saati sonunda biter (HMK m.93).
İki haftalık süre her iki yargılama usulünde aynıdır; değişen, ek sürenin uzunluğu ve dilekçeler aşamasının kaç turdan oluştuğudur. Hangi usulün uygulanacağını davalının kim olduğu belirler. Sigorta şirketine karşı açılan dava ticari davadır (TTK m.4/1-a) ve miktar veya değeri TTK m.4/2’deki parasal sınırı geçmiyorsa basit yargılama usulüne tabidir. Kanundaki bir milyon Türk lirası sınırı HMK ek m.1 uyarınca her yıl yeniden değerleme oranında artırılır; sigortacıdan istenebilecek hasar ve değer kaybı ise poliçedeki maddi zarar teminatıyla sınırlı olduğundan (SEDDK’nın açıkladığı 2026 tutarı araç başına 400.000 TL), sigortacıya karşı açılan değer kaybı davalarının büyük bölümü bu sınırın altında kalır. Yalnızca kusurlu sürücüye veya işletene karşı açılan haksız fiil davası ise kural olarak asliye hukuk mahkemesinde yazılı yargılama usulüyle görülür.
Dilekçenin iki hafta içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olduğu hâllerde ek süre istenebilir. Kanun bu imkânı üç şartla sınırlar: talep iki haftalık süre dolmadan yapılmalı, ek süre bir defaya mahsus verilmeli ve azami süre aşılmamalıdır. Azami süre yazılı yargılamada bir ay (HMK m.127/1), basit yargılamada iki haftadır (HMK m.317/2). Ek süre, asıl sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlar. Süre dolduktan sonra yapılan ek süre talebi sonuç doğurmaz.
| Süre | Yazılı yargılama (sürücü/işleten davalı) | Basit yargılama (sigortacı davalı, sınır altı) |
|---|---|---|
| Cevap süresi | 2 hafta, tebliğden itibaren (HMK m.127/1) | 2 hafta, tebliğden itibaren (HMK m.317/2) |
| Ek cevap süresi | Bir defaya mahsus, en çok 1 ay (m.127/1) | Bir defaya mahsus, en çok 2 hafta (m.317/2) |
| Eksiklik giderme | 1 hafta (m.130): mahkeme adı, taraf kimliği, adres, temsilci ve imza eksikliği; giderilmezse cevap dilekçesi verilmemiş sayılır | Aynı kural (m.322 yollamasıyla m.130) |
| Cevaba cevap ve ikinci cevap | Her biri 2 hafta (m.136); savunma bu dilekçelerle serbestçe genişletilebilir (m.141) | Verilemez (m.317/3) |
| Savunmayı genişletme yasağı | Dilekçelerin karşılıklı verilmesiyle başlar (m.141/1) | Cevap dilekçesinin verilmesiyle başlar (m.319) |
Süresinde cevap dilekçesi verilmemesi davanın kaybedilmesi anlamına gelmez. HMK m.128’e göre süresi içinde cevap vermeyen davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır. Yani davalı yargılamada kalır ve delil sunabilir; ancak zamanaşımı def’i, yetki itirazı, tahkim itirazı gibi ileri sürülmeye bağlı savunmalarını kaybeder. Bu ayrım, “cevap dilekçesi verilmezse dava otomatik kaybedilir” yaygın bilgisinin neden yanlış, buna rağmen cevap vermemenin neden ağır bir risk olduğunun da açıklamasıdır.
Basit Yargılamada Cevaba Cevap Dilekçesi Verilir mi?
Hayır. Basit yargılama usulünde taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi veremez (HMK m.317/3); savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı da cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar (HMK m.319). Sigorta şirketinin davalı olduğu ve TTK m.4/2’deki sınırın altında kalan dosyalarda bunun anlamı şudur: yazılı yargılamada ikinci cevap dilekçesine bırakılabilecek zamanaşımı def’i, poliçe limiti savunması veya mahrumiyet kaleminin teminat dışı olduğu itirazı, basit yargılamada ilk ve tek dilekçeye yazılmazsa sonradan ancak karşı tarafın açık muvafakati ya da ıslah yoluyla ileri sürülebilir (HMK m.141/2).
Basit yargılamanın duruşma takvimi de daha sıkıdır: mahkeme mümkünse dosya üzerinden karar verir, ilk duruşmada dava şartları, ilk itirazlar, hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında tarafları dinler; tahkikat bu duruşma hariç iki duruşmada tamamlanır ve duruşmalar arası süre kural olarak bir ayı geçemez (HMK m.320). Bu nedenle delillerin, özellikle kamera kayıtları ve servis belgelerinin celbi, cevap dilekçesiyle birlikte istenmelidir.
Araç Değer Kaybı Davası Kaybedilir mi?
Evet. Araç değer kaybı davaları hem davacı hem de davalı açısından kaybedilebilir. Davacının değer kaybını ispat edememesi, talep edilen tutarın gerçeği yansıtmaması veya kusur durumunun yanlış değerlendirilmesi hâlinde dava reddedilebilir. Aynı şekilde davalı tarafın süresi içinde cevap dilekçesi sunmaması, gerekli itirazları yapmaması veya savunmasını yeterli delillerle destekleyememesi de aleyhine karar verilmesine neden olabilir.
Davanın tamamen reddine yol açan hâllerin bir kısmı esasa değil, dava şartlarına ilişkindir: sigortacı davalıysa dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmamış olması (TTK m.5/A) ya da sigorta kuruluşuna yazılı başvuru yapılmamış olması (KTK m.97) davanın usulden reddi sonucunu doğurur. Bu tür sonuçlar davalı bakımından kesin bir kazanç sayılmaz; davacı eksikliği giderip yeniden dava açabilir. Buna karşılık zamanaşımı def’inin kabulü ya da talebin teminat dışı bir kalem olduğunun (KTK m.92) tespiti, uyuşmazlığı esastan sonlandırır.
Davalı Araç Sahibi Nelere İtiraz Edebilir?
Davalı araç sahibi ya da işleten, kendisine yöneltilen talebin hem sorumluluk temeline hem de miktarına itiraz edebilir. Sorumluluk temeline yönelen itirazlar kusur oranı, illiyet bağı ve işleten sıfatı üzerinde yoğunlaşır; miktara yönelen itirazlar ise aracın kaza öncesi ikinci el değeri, hasarın niteliği, onarımın kapsamı ve geçmiş hasar kayıtları üzerinden kurulur.
- İşleten sıfatının bulunmaması: Araç kaza tarihinde noter satışıyla devredilmişse veya uzun süreli kiraya verilmişse işleten sıfatı tartışmalıdır; KTK m.3 ve m.85 çerçevesinde husumet itirazı yapılır.
- Kusur oranının hatalı belirlenmesi: Kolluğun düzenlediği kaza tespit tutanağında kusur oranı yazmaz; tutanak yalnızca hangi tarafın hangi trafik kuralını ihlal ettiğini gösterir (KTY m.156/a-3). Yalnız maddi hasarlı kazada taraflarca doldurulan tutanakta ise sigorta şirketleri sorumluluğu Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi üzerinden yüzde 0, 50 veya 100 olarak belirler (2017/18 sayılı Genelge). Her iki durumda da mahkemedeki oran bilirkişi incelemesiyle belirlenir; işleten, zarar görenin kusurunu ispat ederse tazminatın indirilmesini isteyebilir (KTK m.86/2).
- Tek taraflı ekspertiz raporunun bağlayıcı olmaması: Davacının kendi başvurusuyla aldırdığı rapor, HMK m.293 anlamında bir uzman görüşüdür; mahkemeyi bağlamaz ve denetime elverişli bilirkişi raporunun yerine geçmez.
- Önceki hasar kayıtlarının hesaba katılmaması: Aracın kaza öncesinde de hasar kaydı bulunuyorsa, ikinci el değerindeki azalmanın tamamı bu kazaya yüklenemez. Geçmiş hasar durumu Genel Şartlar A.5/a’da sayılan bir tespit ölçütüdür; talebi ortadan kaldırmaz, tutarı etkiler.
- Faiz başlangıcının hatalı gösterilmesi: Sürücü ve işleten bakımından faiz haksız fiil (kaza) tarihinden, sigortacı bakımından ise KTK m.99’daki sekiz iş günlük ödeme süresinin dolmasıyla işlemeye başlar. Bu ayrım yapılmadan talep edilen faiz fazladır.
Davalı Sürücü Davayı Sigorta Şirketine İhbar Etmeli mi?
Evet; değer kaybı davası yalnızca sürücüye veya işletene açılmışsa, cevap dilekçesiyle birlikte davanın aracın zorunlu trafik sigortacısına ihbar edilmesi istenmelidir. Davayı kaybettiği takdirde üçüncü kişiye rücu edeceğini düşünen taraf, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı o kişiye ihbar edebilir (HMK m.61); ihbar yazılı yapılır, sebebi ve yargılamanın hangi aşamada olduğu açıklanır (HMK m.62). İhbarın pratik değeri zorunlu trafik sigortası genel şartlarından gelir: dava açılması hâlinde sigortalının ihbarı ile sigortacı davayı takip ve idare etmek üzere her aşamada davaya dahil olur, sigortalı da sigortacının göstereceği avukata vekâletname vermekle yükümlüdür (ZMSS Gen. Şart. B.2.4).
Aynı hüküm, davalı sürücü bakımından masraf riskini de sınırlar: sigortacı, karşı taraf lehine hükmedilen dava masraflarını ve mahkemece hükmedilen karşı taraf avukatlık ücretini ödemekle yükümlüdür; hükmedilen tazminat sigorta bedelini aşarsa bu giderleri sigorta bedelinin tazminata oranı dahilinde öder (B.2.4). Dolayısıyla “poliçe limiti doldu, vekâlet ücreti hiç ödenmez” düşüncesi doğru değildir; kural oranlamadır. Davalının kendi seçtiği avukatın ücreti ise bu hükmün kapsamında değildir. Mahrumiyet bedeli gibi teminat dışı kalemler için sigortacının ödeme yükümlülüğü doğmayacağından, bu kalemlerde sürücü ve işletenin kendi savunması ayrıca önem taşır.
Sigorta Şirketi Hangi Savunmaları Yapabilir?
Sigorta şirketinin savunma cephanesi, sürücü ve işletenin savunmasından farklıdır; çünkü sigortacının sorumluluğu poliçeyle ve kanunla çizilmiş bir teminat alanıyla sınırlıdır. Karayolları Trafik Kanunu m.92, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında kalan hâlleri tek tek sayar. Bu maddede sayılan bir kalem talep edilmişse, savunma “bedel fahiştir” değil, doğrudan “bu kalem teminat dışıdır” biçiminde kurulur.
| Teminat dışı kalem (KTK m.92) | Değer kaybı davasındaki karşılığı |
|---|---|
| (e) Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar | Araçta bulunan yük, bagaj, elektronik cihaz bedelleri |
| (f) Manevi tazminata ilişkin talepler | Dilekçeye eklenen manevi tazminat kalemi |
| (g) Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri | Davacının kusur oranına isabet eden kısım |
| (k) Gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi dolaylı zararlar | Araç mahrumiyet bedeli, ikame araç kirası, kazanç kaybı (Yargıtay 17. HD 21.12.2020, E.2019/4815 K.2020/8743: mahrumiyet bedelinden trafik sigortacısı sorumlu değildir) |
| (l) Trafikten çekme veya hurdaya çıkarılma işlemi görmüş araçların değer kaybı talepleri | “Trafikten çekilmiştir” kaşeli tescil belgesi alınmış ya da hurdaya ayrılmış araç için istenen değer kaybı; salt hasar kaydı bu bende girmez |
Bu savunmaların ortak özelliği, takdire değil kanun lafzına dayanmasıdır. Bilirkişi raporu ne yönde gelirse gelsin, teminat dışı bir kalem sigortacıdan tahsil edilemez. Buna karşılık aynı kalem, kusurlu sürücü ve işletenden genel hükümlere göre istenebilir; teminat dışılık savunması talebi tamamen ortadan kaldırmaz, yalnızca muhatabı değiştirir. Sigortacı bakımından ikinci savunma hattı ise poliçe limitidir: zorunlu mali sorumluluk sigortasında maddi zarar teminatı poliçede yazılı üst sınırla kayıtlıdır ve bu sınırı aşan kısımdan sigortacı sorumlu tutulamaz. Maddi zararlar teminatı hasar bedelini ve değer kaybını birlikte karşıladığından (Gen. Şart. A.5/a), hasar dosyasında daha önce ödenen onarım bedeli kalan limitten düşülür; limit savunması kurulurken bu ödeme dökümü dosyaya konulmalıdır.
Araç Mahrumiyet Bedeli Cevap Dilekçesi Nasıl Hazırlanır?
Araç mahrumiyet bedeli, aracın onarımda kaldığı süre boyunca kullanılamamasından doğan zarardır ve uygulamada çoğunlukla değer kaybı talebiyle aynı dilekçede istenir. Buna karşılık iki kalemin hukuki rejimi aynı değildir: değer kaybı doğrudan zarar, mahrumiyet ise dolaylı zarardır. Bu ayrım, mahrumiyet talebine verilecek cevabın omurgasını oluşturur.
Karayolları Trafik Kanunu m.92/k, “gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi dolaylı zararları” zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında bırakır. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5/a maddesi de maddi zararlar teminatını “zarar gören araçta meydana gelen değer kaybı dahil doğrudan mallar üzerindeki azalma” ile sınırlar. İki hüküm birlikte okunduğunda sonuç açıktır: sigorta şirketi davalıysa mahrumiyet bedelinden sorumlu değildir.
Bu nedenle mahrumiyet talebine verilecek cevap, davalının sıfatına göre iki farklı biçimde kurulur.
| Davalı | Mahrumiyet talebine cevap | Dayanak |
|---|---|---|
| Sigorta şirketi | Talebin teminat dışı olduğu, bu kalem yönünden husumetin sigortacıya yöneltilemeyeceği ileri sürülür | KTK m.92/k · ZMSS Gen. Şart. A.5/a |
| Sürücü / işleten | Talep esastan tartışılır: onarım süresinin gerçekten zorunlu olup olmadığı, ikame araç kullanılıp kullanılmadığı, bedelin belgelenip belgelenmediği çekişme konusu yapılır | TBK m.49 vd. · KTK m.85 |
Sürücü veya işleten davalıysa mahrumiyet talebi teminat savunmasıyla karşılanamaz; bu kez zararın varlığı ve miktarı üzerinde durulur. Cevap dilekçesinde şu noktalar somutlaştırılır:
- Onarım süresi makul müydü? Ölçüt aracın serviste fiilen kaldığı gün sayısı değil, benzer bir hasarın onarımı için gereken makul süredir. Servisin iş yoğunluğundan, parça tedarikinin geciktirilmesinden veya aracın onarım bittikten sonra teslim alınmamasından doğan günler davalıya yüklenemez. Servis giriş-çıkış kayıtları ve parça sipariş tarihleri istenir; makul sürenin bilirkişi marifetiyle belirlenmesi talep edilir.
- İkame araç sağlandı mı? Kasko poliçesindeki ikame araç klozu, servis ya da başka bir kaynak tarafından davacıya araç tahsis edilmişse, o günler için ayrıca mahrumiyet bedeli istenemez. Buna karşılık davacının araç kiralamamış olması tek başına savunma değildir: Yargıtay, sırf kullanımdan mahrum kalmanın zarar olduğunu ve kiralama belgesi sunulmasa da hâkimin zararı TBK m.50/2 uyarınca belirleyebileceğini kabul etmektedir. Savunma bu nedenle “kiralama yapılmadı” yerine süre ve emsal bedel üzerine kurulmalıdır.
- Bedel belgelendi mi? Ticari araçlarda talebin karşılığı kazanç kaybıdır ve gün sayısı ile net kazancın defter, fatura ve vergi kayıtlarıyla ispatı gerekir. Özel araçlarda ise emsal kira bedeli, aracın segmentiyle uyumlu olmalıdır; lüks segmentten emsal alınarak yapılan hesaplar itiraza açıktır.
- Kusur oranı düşüldü mü? Davacının kusuru varsa hâkim tazminatı indirebilir (TBK m.52, KTK m.86/2); uygulamada bilirkişinin belirlediği kusur oranı esas alınır. Davacının kendi kusuruna rağmen talebin tamamını istemesi bu yönüyle fazladır.
Mahrumiyet Bedeli Yargıtay Kararları Cevap Dilekçesinde Nasıl Kullanılır?
Mahrumiyet talebine verilen cevapta Yargıtay kararları iki yönlü okunmalıdır: bir kısmı davalının elini güçlendirir, bir kısmı ise sık kurulan savunmaların sonuç vermeyeceğini gösterir. Aşağıdaki kararlar tam metinden doğrulanmıştır; 17. Hukuk Dairesi 2021’de kapatıldığından bu dairenin dosyaları bugün 4. Hukuk Dairesi tarafından incelenmektedir.
| Karar | Ne söylüyor? | Cevap dilekçesindeki işlevi |
|---|---|---|
| Yargıtay 17. HD 10.07.2014, E.2014/11679 K.2014/11070 | Tamir süresince mahrum kalınan kazanç veya araç mahrumiyeti gibi dolaylı zararlar zorunlu trafik sigortası teminatı dışındadır; tutar likit olmadığından icra inkâr tazminatı koşulları oluşmaz | Sigortacı davalıysa husumet savunması; icra takibine itirazda inkâr tazminatına karşı savunma |
| Yargıtay 17. HD 21.12.2020, E.2019/4815 K.2020/8743 | Mahrumiyet bedelinden trafik sigortacısı sorumlu değildir | Teminat dışılık savunmasının içtihat dayanağı |
| Yargıtay 17. HD, E.2015/18869 K.2016/7691 | Araç serviste kaldığı gün sayısı değil, makul onarım süresi esas alınır | Uzun servis süresine dayanan hesaba itiraz |
| Yargıtay 17. HD, E.2015/18700 K.2016/4193 | Makul süre bilirkişi tarafından belirlenmelidir | Bilirkişi incelemesi talebinin dayanağı |
| Yargıtay 4. HD 22.10.2025, E.2025/8637 K.2025/14493 | Hesap, makul tamir süresi ile aynı vasıftaki bir aracın kira bedelinin çarpımıyla yapılır | Segmentle uyumsuz emsale itiraz |
| Yargıtay 4. HD 29.09.2022, E.2021/26777 K.2022/11236 (kanun yararına bozma) | Kiralama belgesi sunulmasa da hâkim zararı TBK m.50/2 ile belirler | “Araç kiralanmadı, zarar yok” savunmasının sonuç vermeyeceğini gösterir |
| Yargıtay 4. HD 29.09.2022, E.2021/26464 K.2022/11237 (kanun yararına bozma) | Aracın ticari olması şart değildir; sırf kullanımdan mahrum kalmak zarardır | Özel araçta talebin tümden reddi beklenmemeli; savunma miktara yöneltilmeli |
Pert araçlarda sürenin nasıl hesaplandığı ve daha geniş karar listesi için Pert Araç Mahrumiyet Bedeli 2026 | Kaç Gün, Nasıl Hesaplanır? Yargıtay Kararları yazımıza, sigortanın bu kalemi hangi hâllerde karşılamadığının ayrıntısı için Sigorta Araç Mahrumiyet Bedelini Karşılar Mı? yazımıza bakabilirsiniz.
İkame Araç Bedeli Talebine Cevap Dilekçesinde Ne Yazılır?
İkame araç bedeli, mahrumiyet bedelinin araç kiralanarak somutlaştırılmış hâlidir; hukuki rejimi aynıdır. Sigorta şirketi davalıysa talep KTK m.92/k uyarınca teminat dışıdır ve bu kalem yönünden husumet itirazı yapılır. Sürücü veya işleten davalıysa cevap üç noktaya yöneltilir: kiralama süresinin makul onarım süresini aşıp aşmadığı, kiralanan aracın davacının aracıyla aynı vasıfta olup olmadığı ve kasko ikame klozu gibi başka bir kaynaktan ücretsiz araç sağlanıp sağlanmadığı. “İkame araç” ifadesinin mevzuatta geçmemesi talebi ortadan kaldırmaz; kalem TBK m.49 ve m.50 uyarınca tazmin edilir. Kiralama faturası sunulmuşsa faturadaki günlük bedel emsal rayiçle karşılaştırılır; fatura tek başına bağlayıcı değildir. Konunun ispat boyutu İkame Araç Bedeli Talebinde Bulunmak İçin Araç Kiralamak Şart Mı? yazımızda ele alınmıştır.
Mahrumiyet Bedeli İçin Başlatılan İcra Takibine İtiraz Edilirse Ne Olur?
Mahrumiyet bedeli bazen dava yerine ilamsız icra takibiyle istenir. Bu durumda davalı konumundaki borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine itiraz eder (İİK m.62) ve itirazla takip durur (İİK m.66). Alacaklı takibe devam etmek için kural olarak itirazın iptali davası açar (İİK m.67); itirazın kaldırılması yolu borç ikrarını içeren bir belge gerektirdiğinden (İİK m.68) bu alacakta çoğu zaman kapalıdır; bu dava sigortacıya karşıysa ticari dava olduğundan TTK m.5/A uyarınca arabuluculuk dava şartı da aranır. Mahrumiyet bedelinin tutarı bilirkişi incelemesi olmadan belirlenemediği için alacak likit sayılmaz ve itirazın iptali davasında icra inkâr tazminatı kural olarak hüküm altına alınmaz (Yargıtay 17. HD 10.07.2014, E.2014/11679 K.2014/11070). İtiraz dilekçesinde borcun tamamına mı yoksa miktara mı itiraz edildiğinin açıkça yazılması, sonraki davada savunmanın sınırını da belirler.
Değer Kaybı ve Araç Mahrumiyet Bedeli Birlikte İstenmişse Cevap Dilekçesi Nasıl Yazılır?
Değer kaybı ve araç mahrumiyet bedeli aynı dava dilekçesinde talep edilmişse, cevap dilekçesi bu iki kalemi ayrı başlıklar altında karşılamalıdır. İki talebin teminat kapsamı, muhatabı ve ispat yükü farklı olduğu için tek bir “davanın reddi” beyanıyla geçiştirilen dilekçe, mahkemenin ayrım yapmasını da güçleştirir.
Sigorta şirketi ile sürücü/işleten birlikte davalı gösterilmişse, cevap dilekçesinde her davalı bakımından ayrı sonuç talebi kurulur: sigortacı yönünden mahrumiyet kalemi teminat dışılık nedeniyle reddedilmeli, sürücü/işleten yönünden ise miktar tartışmasına girilmelidir. Faiz talebi de aynı şekilde bölünür; sigortacı bakımından temerrüt KTK m.99’daki sekiz iş günlük sürenin dolmasıyla, sürücü ve işleten bakımından ise kaza tarihinde doğar.
Bu iki kalemin bir arada istendiği davalarda sıkça karşılaşılan bir başka nokta, dava değerinin ve harcın doğru hesaplanıp hesaplanmadığıdır. Talep kalemleri toplanarak tek bir değer üzerinden harç yatırılmışsa ve kalemlerden biri teminat dışı çıkıyorsa, yargılama gideri ile vekâlet ücretinin kabul ve ret oranına göre paylaştırılmasını cevap dilekçesinde ayrıca talep etmek gerekir.
Araç Değer Kaybı Davasında Deliller Nelerdir?
Araç değer kaybı davalarında mahkeme kararını taraf beyanlarına göre değil, dosyaya sunulan delillere göre verir. Cevap dilekçesinde delil bildirirken HMK m.129/1-e’nin aradığı ölçüt gözden kaçırılmamalıdır: savunmanın dayanağı olan her bir vakıanın hangi delille ispat edileceği tek tek gösterilmelidir. Uygulamada en sık yapılan eksiklik, delillerin dilekçe sonuna toplu bir liste hâlinde yazılıp hangi iddiaya karşılık geldiğinin belirtilmemesidir.
| Savunulan vakıa | Karşılık gelen delil |
|---|---|
| Kusur oranı hatalı belirlenmiştir | Kaza tespit tutanağı, kamera kayıtları, tanık beyanları, bilirkişi incelemesi |
| Araçta önceden hasar vardır | Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi hasar kayıt sorgusu, önceki eksper raporları |
| Onarım usulüne uygun yapılmıştır | Servis kayıtları, parça faturaları, onarım fotoğrafları |
| Talep edilen bedel gerçek zararı aşmaktadır | Kaza öncesi ve sonrası ikinci el satış değerine ilişkin emsal araştırması, bilirkişi raporu |
| Mahrumiyet süresi fiilen doğmamıştır | Servis giriş-çıkış kayıtları, parça sipariş tarihleri, araç teslim tutanağı |
| Dava zamanaşımına uğramıştır | Kaza tarihi, hasar dosyası açılış tarihi, sigortacıya başvuru evrakı |
Delillerin dilekçelerde gösterilmesine rağmen sunulmaması da sonuç doğurur: HMK m.140/5 uyarınca, yapılan ihtara rağmen belgelerini sunmayan veya getirtilmesi için gerekli açıklamayı yapmayan tarafın o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilir.
Eksper Raporuna Karşı Nasıl Savunma Yapılır?
1 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları değişikliğiyle birlikte eksper raporu, değer kaybı uyuşmazlıklarının merkezine yerleşti. Yeni A.5/a maddesine göre değer kaybı, Kurum tarafından belirlenecek usul ve esaslara göre atanacak sigorta eksperi tarafından tespit edilir ve araç hasarına ilişkin eksper atanması hâlinde eksper, değer kaybı tutarına ilişkin tespitine de raporunda yer verir.
Raporun bu merkezî konumu, ona yöneltilecek itirazın da teknik değil ölçüt temelli olmasını gerektirir. Genel şartlar hesabın hangi verilere dayanacağını saymıştır; rapor bu verilerden birini atlamışsa itiraz, “rakam yüksektir” demekten çok daha güçlü bir zemine oturur:
- Aracın kaza tarihinden önceki ikinci el satış değeri belirlenmiş mi, yoksa rapor tarihindeki güncel piyasa değeri mi esas alınmış?
- Onarımdan sonraki ikinci el satış değeri gerçek emsallerle mi hesaplanmış, yoksa varsayımsal bir oran mı uygulanmış?
- Aracın geçmiş hasar durumu hesaba katılmış mı? Önceden hasar kaydı bulunan bir araçta azalmanın tamamı bu kazaya yüklenemez.
- Aracın kullanılmışlık düzeyi, yaşı ve kilometresi değerlendirmeye girmiş mi?
- Hasar gören kısımlar ayrı ayrı belirtilmiş mi, yoksa toplu bir “yapısal hasar” nitelemesiyle mi yetinilmiş?
Davacının kendi başvurusuyla, karşı taraf hazır bulunmaksızın aldırdığı özel ekspertiz raporu ise bağlayıcı değildir; bu tür raporlar HMK m.293 anlamında uzman görüşü niteliğindedir, hâkim tarafından serbestçe değerlendirilir ve denetime elverişli bir bilirkişi raporunun yerini tutmaz. Cevap dilekçesinde bu husus açıkça belirtilerek, değer kaybının mahkemece atanacak bilirkişi marifetiyle tespiti talep edilir (HMK m.266).
Eksper raporuna dava açılmadan önce itiraz edilip edilmediği de cevap dilekçesinde önem taşır. SEDDK’nın 2022/12 sayılı Genelgesine göre atanan eksperin raporuna, Eksper Atama Sistemi (EKSİST) üzerinden yapılan bildirimden itibaren 3 iş günü içinde taraflarca itiraz edilebilir; itiraz üzerine listeden sırayla yeni eksper atanır ve bu eksper raporunu 2 iş günü içinde düzenler (m.6/1). Bu rapora da itiraz edilirse sırayla atanan hakem eksperin raporu nihai rapordur (m.7). Hasar dosyasında itiraz süresinin kaçırılması mahkemede rapora itiraz edilmesini engellemez; ancak sigortacı vekili, dosyadaki rapor zincirini ve hangi aşamada itiraz edildiğini dilekçeye ekleyerek tespitin hangi usulle kesinleştiğini göstermelidir.
Değer Kaybı Ekspertiz Raporunda Hesap Hangi Basamaklarla Kurulur?
Değer kaybı ekspertiz raporunun şablonu, SEDDK’nın 5/11/2025 tarihli 2025/25 sayılı Genelgesiyle değiştirildi. Eski şablon hesabı Genel Şartların Ek-1 “Değer Kaybı Hesaplaması” maddesine bağlarken yeni şablon piyasa analiz yöntemini esas alır: rayiç değer TSB ve SEİK listelerinin kaza tarihli ve güncel değerleri ile eksperin kendi tespitiyle birlikte gösterilir, çevrim içi platformlardaki güncel satış ilanlarının ekran görüntüsü rapora eklenir, değer kaybına konu her parça için onarım, değişim, boya veya boyasız onarım ayrı satırda işaretlenir ve geçmiş hasar bilgileri Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi sorgusuyla ayrı bir bölümde sayılır. Raporun hesap özeti beş basamaktan oluşur:
- Poliçe teminat limiti,
- Hasar onarımı için ödenen tutar,
- Piyasa analiz yöntemine göre değer kaybı tespit tutarı,
- Kusur oranı nispetinde değer kaybı tutarı,
- Sigorta şirketinin sorumluluğu.
Bu yapı cevap dilekçesi için üç sonuç doğurur. Birincisi, onarım için ödenen tutar ile değer kaybı tespit tutarı ayrı satırlardır; değer kaybı onarım faturasının bir yüzdesi olarak hesaplanamaz, davacının raporu böyle bir oranla kurulmuşsa yöntem itirazı yapılır. İkincisi, kusur indirimi değer kaybının tespitinde değil, tespit edilen tutara uygulanır; bu nedenle “eksper kusuru gözetmedi” itirazı yerine kusur oranının dördüncü basamağa doğru yansıtılıp yansıtılmadığı denetlenir. Üçüncüsü, ödenen hasar bedeli ile değer kaybı aynı poliçe limitinden karşılandığından, sigortacının sorumluluğu limit ile önceki ödeme arasındaki farkla sınırlıdır.
Araç Değer Kaybı Davasında Zamanaşımı Savunması
Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, KTK m.109/1 uyarınca zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her hâlde kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. İki yıllık süre öğrenmeye bağlı olduğu için, hangi tarihte işlemeye başladığı çoğu zaman çekişme konusudur; zararın ve sorumlunun bilindiğini gösteren hasar dosyasının açıldığı tarih ya da eksper raporunun tebliğ edildiği tarih bu yönde somut dayanak oluşturur. Sigortacının ret yazısı ise zararın değil talebin reddedildiğinin öğrenildiği tarihi gösterdiğinden, öğrenme tarihi olarak kendiliğinden kabul edilmez.
Zamanaşımı savunmasının üç ayrıntısı, cevap dilekçesinde çoğunlukla gözden kaçar:
- Ceza zamanaşımı daha uzunsa o uygulanır. KTK m.109/2 uyarınca dava cezayı gerektiren bir fiilden doğuyorsa ve ceza kanunu daha uzun bir süre öngörüyorsa, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Yaralanmalı kazalarda iki yıllık sürenin dolduğu düşünülerek yapılan zamanaşımı savunması bu nedenle sonuçsuz kalabilir. Buna karşılık yalnızca maddi hasarla sonuçlanan kazada uzamış ceza zamanaşımı kural olarak işlemez; Türk Ceza Kanunu mala zarar vermeyi yalnızca kasten işlendiğinde suç saydığından, taksirle verilen araç hasarı cezayı gerektiren bir fiil değildir.
- Kesilme her iki davalıya birden etki eder. KTK m.109/3’e göre zamanaşımı tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse sigortacıya karşı da kesilmiş olur; sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı da tazminat yükümlüsü bakımından kesilmiş sayılır. Hangi işlemin zamanaşımını kestiği ise TBK m.154’te sayılmıştır: borcun ikrarı (özellikle faiz ödenmesi veya kısmi ifa), dava ya da def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvuru, icra takibi ve iflas masasına başvuru. Sigortacıya yapılan yazılı başvuru ya da ihtarname bu listede yer almaz; buna karşılık sigortacının hasar veya değer kaybı için kısmi ödeme yapması borcun ikrarı niteliğindedir ve m.109/3 gereği sürücü ile işleten bakımından da süreyi keser.
- Zamanaşımı def’idir, itiraz değildir. Hâkim kendiliğinden dikkate almaz; açıkça ileri sürülmesi gerekir. Yazılı yargılamada savunma en geç ikinci cevap dilekçesine kadar serbestçe genişletilebildiğinden def’i bu aşamaya kadar ileri sürülebilir (HMK m.141); basit yargılamada ise savunmanın genişletilmesi yasağı cevap dilekçesiyle başladığından def’i ilk dilekçeye yazılmalıdır (HMK m.319). Süresi içinde cevap dilekçesi vermeyen davalı ise def’iyi sonradan ancak karşı tarafın açık muvafakati veya ıslahla ileri sürebilir.
2026 Güncel Araç Değer Kaybı Cevap Dilekçesi
Araç değer kaybı davalarında kullanılacak cevap dilekçesinin güncel mevzuata ve 1 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren yeni uygulamaya uygun hazırlanması gerekir. 2026 yılı içinde birbirini izleyen iki düzenleme, bu alanda hazırlanan dilekçelerin içeriğini doğrudan değiştirmiştir: 1 Temmuz 2026’da değer kaybının hesaplanma ölçütü, 31 Temmuz 2026’da ise talebin dava içinde artırılma usulü yeniden kurulmuştur.
| Konu | Önceki rejim | Bugün |
|---|---|---|
| Değer kaybının hesabı | Genel Şartlar Ek-1 “Değer Kaybı Hesaplaması” (4.12.2021’den itibaren piyasa değeri ile rayiç, kullanılmışlık, hasar ve genel katsayıların çarpımı) | Ek-1 yürürlükten kaldırıldı (aynı tebliğ Ek-2 destekten yoksun kalma ve Ek-3 sürekli sakatlık hesabı ile Ek-7’yi de kaldırdı; değer kaybının hesap eki yalnızca Ek-1’di); ölçüt kaza öncesi ve onarım sonrası ikinci el satış değeri farkı (A.5/a) |
| Ekspertiz raporu şablonu | 2022/12 sayılı Genelge eki; hesap Ek-1’e göre | 5/11/2025 tarihli 2025/25 sayılı Genelge eki; piyasa analiz yöntemi, parça bazlı işlem satırları ve geçmiş hasar bölümü |
| Değer kaybı talebinin ileri sürülmesi | Ayrı bir talep gerektiği yönünde uygulama | Araç hasarı için başvuran hak sahibi, değer kaybı talebinde de bulunmuş sayılır (A.5/a) |
| Miktarı belirsiz alacak | HMK m.107 belirsiz alacak davası | m.107 mülga (31.07.2026); talep artırımı kısmi davada m.109/4’e göre, bir defaya mahsus |
| Eşdeğer parça belgelendirmesi | Hazine ve Maliye Bakanlığı 2015/2 sayılı Genelge | Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca 5684 sayılı Kanun m.11/6 uyarınca belirlenecek esaslar |
Bu tablo cevap dilekçesinde iki yönlü kullanılır. Davacının hesabı mülga Ek-1 katsayılarına dayanıyorsa, dayanağın yürürlükten kaldırıldığı belirtilerek raporun yenilenmesi istenir. 12 Haziran 2026 tarihli tebliğde 1 Temmuz 2026’dan önceki kazalar için bir geçiş hükmü bulunmadığından, eski kazalarda hangi yöntemin uygulanacağı tartışmalıdır; bu dosyalarda dahi ekspertiz şablonunun 5/11/2025’ten beri piyasa analiz yöntemine dayandığı hatırlatılabilir. Davacı talebini “belirsiz alacak” olarak nitelendirmişse ve dava 31 Temmuz 2026’dan sonra açılmışsa, davanın hukuki niteliğinin kısmi dava olarak belirlenmesi talep edilir.
Cevap Dilekçesinde Yer Verilmesi Gereken Temel Unsurlar
Araç değer kaybı davaları kapsamında hazırlanan cevap dilekçeleri, etkili bir savunma için kritik öneme sahiptir. Araç değer kaybı cevap dilekçesi, sadece hukuki bir metin değil; aynı zamanda iddialara karşı çıkarılan bir stratejik savunma aracıdır. Doğru bir cevap dilekçesi hazırlanabilmesi için aşağıdaki temel unsurlara dikkat edilmelidir:
1. Davaya Hakimiyet ve Olay Özeti:
Cevap dilekçesinde ilk olarak, davacının talep ettiği zarar ve olayın özeti üzerinde durulmalıdır. Davanın esaslarına uygun bir şekilde olayın detayları aktarılmalı, kazanın oluş şekline ve tarafların durumuna ilişkin net bilgiler verilmelidir. Bu sayede, iddiaların hukuki temelden yoksun olduğu vurgulanabilir.
2. Kusur Oranına İtiraz:
Değer kaybı davalarının temel dayanaklarından biri kusur oranıdır. Kusur oranına yöneltilen itiraz, savunmanın parasal sonucu en doğrudan etkileyen adımıdır. Eğer kazanın oluşumunda davalıya yüklenen kusur oranı hatalı tespit edilmişse, buna dair açık beyan ve ilgili belgeler dilekçeye eklenmelidir.
3. Bilirkişi Raporlarına Karşı Görüş:
Dosyaya sunulan bilirkişi raporlarının objektifliğine ve içerdiği teknik bulgulara karşılık, dilekçede kendi iddialarınızı desteklemek üzere karşı görüşlerinizi açıkça ifade etmelisiniz. Savunma dilekçesi, bu raporların eksikliklerini somut delillerle gösterebilmelidir.
4. Teknik Dayanakların ve Kriterlerin İncelenmesi:
Değer kaybının hesaplanmasında kullanılan yöntemlerin doğruluğuna itiraz edilmelidir. Aracın yaşı, kullanım durumu, kilometresi, piyasa değeri ve geçmişteki hasar kayıtları gibi veriler analitik bir biçimde değerlendirilmeli ve dilekçeye dahil edilmelidir.
5. Zamanaşımı Def’i ve Yetki İtirazı Gibi Usule İlişkin Savunmalar:
Talep, KTK m.109’daki süreler geçtikten sonra ileri sürülmüşse zamanaşımı def’i dilekçeye mutlaka yazılmalıdır; bu savunma hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz. Aynı zamanda mahkemenin yetki ve görev alanına uygunluk durumu da sorgulanmalı; usule ilişkin eksiklikler açıkça ortaya konulmalıdır.
6. Delil ve Tanık Beyanları:
Cevap dilekçesi, davaya ışık tutacak delillerle desteklenmelidir. Trafik kazası tespit tutanağı, ekspertiz raporu, araç resimleri ve varsa tanık ifadeleri gibi belgeler liste halinde dilekçeye eklenmelidir. Bu unsurlar iyi bir savunma için olmazsa olmazdır.
Bu altı başlık uygulamadan gelir; kanunun aradığı zorunlu unsurlar ise HMK m.129’da bentler hâlinde sayılmıştır. Dilekçe bu bentlerden birini taşımıyorsa sonucu, eksik olan bendin hangi grupta yer aldığına göre değişir.
| HMK m.129 unsuru | Eksikliğin sonucu |
|---|---|
| (a) Mahkemenin adı | Hâkim bir haftalık süre verir; giderilmezse cevap dilekçesi verilmemiş sayılır (m.130) |
| (b) Tarafların adı, soyadı, adresleri | |
| (c) Davalının T.C. kimlik numarası | |
| (ç) Kanuni temsilci ve vekilin bilgileri | |
| (ğ) Davalının veya vekilinin imzası | |
| (d) Savunmanın dayanağı bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri | Ek süre verilmez; eksiklik doğrudan savunmanın zayıflaması sonucunu doğurur |
| (e) Her bir vakıanın hangi delille ispat edileceği | |
| (f) Dayanılan hukuki sebepler | |
| (g) Açık bir şekilde talep sonucu | Talep sonucu belirsizse mahkeme neye karar vereceğini saptayamaz |
Uygulamada en sık boş bırakılan bent (e)’dir: deliller dilekçenin sonuna toplu bir liste hâlinde yazılır, hangi vakıayı ispat ettiği gösterilmez. Oysa vakıa ile delilin eşleştirilmesi, ön inceleme duruşmasında uyuşmazlık konularının tespitini doğrudan etkiler (HMK m.140).
Sonuç olarak, etkili bir araç değer kaybı cevap dilekçesi, hem davanın esası hem de usul yönünden detaylı bir değerlendirmeyi kapsamalıdır. Bu, haksız taleplerin reddedilmesi ve davalı lehine karar verilmesi açısından ciddi önem taşır.
Belirsiz Alacak Davası İtirazı 31 Temmuz 2026 Sonrasında Nasıl Değişti?
Değer kaybı davalarının büyük bölümü, talep edilecek miktar bilirkişi incelemesi yapılmadan tam olarak bilinemediği için yıllarca belirsiz alacak davası olarak açıldı. Davalı vekilinin klasik savunmalarından biri de bu davanın belirsiz alacak davası olarak açılma şartlarını taşımadığı, alacağın baştan belirlenebilir olduğu itirazıydı. Bu tartışmanın zemini 2026 yazında ortadan kalktı.
7589 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesi yürürlükten kaldırıldı (RG 31 Temmuz 2026, Sayı 33326). Aynı Kanun’un 20. maddesiyle kısmi davayı düzenleyen m.109’a dördüncü fıkra eklendi: “Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.”
| 31 Temmuz 2026 öncesi açılan dava | 31 Temmuz 2026 sonrası açılan dava | |
|---|---|---|
| Dava türü | Belirsiz alacak davası açılabilirdi (mülga m.107) | Kısmi dava (m.109) |
| Talep artırımı | Hâkimin vereceği iki haftalık kesin süre içinde | Tahkikatın sonuna kadar, bir defaya mahsus (m.109/4) |
| Zamanaşımının kesilmesi | Dava tarihinde tamamı için | Artırılan kısım için de dava tarihinden itibaren (m.109/4) |
| Islah ihtiyacı | Gerekmezdi | Artırım için gerekmez; ikinci bir artırım için ıslah yolu değerlendirilir |
Geçiş hükmü, hangi rejimin uygulanacağını olay tarihine değil dava tarihine bağlar. Bu hüküm HMK’da değil, 7589 sayılı Kanun’un kendi geçici 1. maddesinin 10. fıkrasındadır: “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 6100 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırılan 107 nci maddesi, yürürlükten kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam olunur.” Yani 2024’te meydana gelen bir kaza için 2026 Ağustos’unda açılan dava artık belirsiz alacak davası olarak nitelendirilemez; buna karşılık 2026 Mayıs’ında açılmış derdest bir dosyada mülga hüküm uygulanmaya devam eder.
Cevap dilekçesi bakımından pratik sonuç ikilidir. Dava 31 Temmuz 2026’dan sonra açılmış ve dilekçede “belirsiz alacak davası” nitelemesi yapılmışsa, davanın hukuki niteliğinin kısmi dava olarak belirlenmesi talep edilir. Talep artırımı yapılırsa, artırımın bir defaya mahsus olduğu ve tahkikat sona erdikten sonra ikinci bir artırım yapılamayacağı hatırlatılır. Buna karşılık zamanaşımı def’i kurulurken m.109/4’ün son cümlesi gözden kaçırılmamalıdır: artırılan kısım bakımından da zamanaşımı dava tarihinde kesilmiş sayılır; bu nedenle “artırılan kısım için zamanaşımı dolmuştur” savunması yeni rejimde sonuç doğurmaz.
Sigortacıya Başvurulmadan Açılan Değer Kaybı Davasına Nasıl Cevap Verilir?
Sigorta şirketi davalıysa, esasa girilmeden önce kontrol edilmesi gereken bir dava şartı daha vardır. Karayolları Trafik Kanunu m.97 açıktır: “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.”
Bu hüküm iki ayrı savunma imkânı verir. Birincisi, hiç başvuru yapılmadan dava açılmışsa dava şartı yokluğu ileri sürülür. İkincisi, başvuru yapılmış ancak on beş günlük cevap süresi dolmadan dava açılmışsa yine şart gerçekleşmemiştir. Uygulamada bu iki süre sık karıştırıldığı için ayrımın dilekçede net kurulması gerekir.
| Süre | Dayanak | Neyi ifade eder? |
|---|---|---|
| 8 iş günü | KTK m.99 | Sigortacının, genel şartlarla belirlenen belgeler kendisine ulaştıktan sonra ödeme yapma süresi. Sonunda temerrüt doğar; faiz bu tarihten işler. |
| 15 gün | KTK m.97 | Sigortacının başvuruyu yazılı olarak cevaplama süresi. Dava veya tahkim yolu bu sürenin sonunda açılır. |
| 15 iş günü / trafikte 15 gün | 5684 s.K. m.30/13 · KTK m.97 | Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuru için genel kural 15 iş günü cevapsızlıktır; zorunlu trafik sigortasında KTK m.97 özel hüküm olduğundan eşik 15 gündür. Eksper süresinde atanmış ve rapor sigortacıya yüklenemeyecek bir sebeple tamamlanamamışsa salt cevapsızlık uyuşmazlık sayılmaz (SEDDK Kurum Sirküleri 2026/02). |
| 1 iş günü | ZMSS Gen. Şart. A.5/a | Nihai eksper raporu ulaştıktan sonra hesaplanan değer kaybı tutarının hak sahibine bildirilmesi. |
Bu ayrım, faiz savunması bakımından da belirleyicidir. Sık rastlanan bir hata, “sigorta on beş gün içinde ödeme yapmak zorundadır” varsayımıyla faizin başvuru tarihinden itibaren istenmesidir. Oysa on beş gün cevap, sekiz iş günü ödeme süresidir ve temerrüt ancak belgelerin eksiksiz teslim edilmesinden sonraki sekizinci iş gününün sonunda doğar. Cevap dilekçesinde faiz başlangıç tarihi bu ölçüte göre tartışılır. Eksik belge savunması kurulurken Genel Şartların B.2.1 hükmü gözetilmelidir: sigortacı iletilen belgelere haklı olarak itiraz eder veya haklı olarak yeni bir belge isterse sekiz iş günü o belgenin iletilmesinden sonra başlar; ancak sigortacı yalnızca hak sahibinin tazminat hakkını etkileyen belgeleri isteyebilir. Değer kaybı için istenebilecek belgeler Ek-6’nın (A) bölümünde sayıldığından, bu listede yer almayan bir belgenin eksikliğine dayanan temerrüt savunması zayıf kalır. Dava öncesinde hiç başvuru yapılmamışsa ise sigortacı bakımından temerrüt ancak dava veya takip tarihinde doğar.
Bir başka nokta, 1 Temmuz 2026 sonrası uygulamada başvurunun kapsamıdır. Genel Şartlar A.5/a’ya göre “bu teminat kapsamında araç hasarı için başvuruda bulunan hak sahibi, değer kaybı talebinde de bulunmuş kabul edilir.” Bu nedenle “hasar başvurusu yapıldı ama değer kaybı için ayrı başvuru yapılmadı” biçimindeki dava şartı itirazı, 1 Temmuz 2026’dan sonraki başvurular bakımından sonuç doğurmaz.
Değer Kaybı Davasında Kusur Oranına İtiraz Nasıl Yapılır?
Araç değer kaybı davalarında, kusur oranı tespitinin doğruluğu büyük önem taşır. Bu tespit, yalnızca kazaya karışan tarafların sorumluluğunu değil; aynı zamanda talep edilen tazminat miktarını ve dava sürecini de doğrudan etkiler. Peki, kusur oranına nasıl itiraz edilebilir?
İtiraza başlamadan önce kusur oranının hangi belgeden geldiğini doğru saptamak gerekir. Kolluk tarafından düzenlenen trafik kazası tespit tutanağında kusur oranı yer almaz: Karayolları Trafik Yönetmeliği m.156/a-3, tutanak düzenleyenlerin taraflar için kusur oranı belirtmeksizin yalnızca kimin hangi trafik kuralını ihlal ettiğini yazmasını öngörür. Oran, yargılamada bilirkişi incelemesiyle belirlenir. Bu nedenle “tutanakta bana yüzde şu kadar kusur verilmiş” biçimindeki itirazlar hedefini şaşırır; itirazın muhatabı tutanak değil, tutanaktaki ihlal tespitine dayanarak oran biçen bilirkişi raporudur. Buna karşılık tutanağın maddi içeriği (çarpışma noktası, araç konumları, yol ve hava durumu, taraf beyanları) eksik ya da hatalıysa, bu eksiklik bilirkişi raporuna itirazın gerekçesi yapılır. Cevap dilekçesinde izlenecek temel stratejiler şunlardır:
- Trafik Kazası Tespit Tutanaklarının İncelenmesi: Tutanakta yer alan bilgiler, kazanın nasıl gerçekleştiğine dair eksik ya da hatalı olabilir. Örneğin, olay yerindeki trafik işaretleri, yol durumu veya hava şartları göz ardı edilmiş olabilir. Bu tür eksiklikler, itiraz gerekçesi olarak gösterilebilir.
- Olay Yeri Fotoğrafları ve Kamera Kayıtları: İtiraz sürecinde, kazanın olduğu bölgeye ait görüntüler önemli bir delil kaynağıdır. Trafik ışık durumu, hız limitleri veya kazaya neden olan diğer çevresel faktörler gibi unsurlar, görsellerle desteklenerek kusur oranının yanlış belirlendiği savunulabilir.
- Ek Bilirkişi Raporlarının Talep Edilmesi: Eğer mevcut bilirkişi raporunda objektif bir değerlendirme yapılmadığı düşünülüyorsa, mahkemeden yeni bir bilirkişi incelemesi talep edilmelidir. Özellikle araç hasar durumu, çarpışma açısı ve fren mesafesi gibi teknik detaylar göz önünde bulundurularak doğru bir kusur oranı belirlenmesi sağlanabilir.
- Kusurun Dağılımına İtiraz Edilmesi: Bazı durumlarda taraflardan yalnızca birinin tamamen kusurlu olduğu sonucuna varılsa da, olayın gerçek akışı birden fazla tarafın kusurunu içerebilir. Bu kapsamda kazanın birden fazla etkenden kaynaklandığı ve karşı tarafın da kısmen sorumlu olduğu savunulur. Kusurun bölüşülmesi davalı bakımından doğrudan parasal sonuç doğurur: KTK m.92/g uyarınca hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen kısım sigortacı bakımından kendiliğinden teminat dışıdır; işleten ve sürücü bakımından ise hâkim, zarar görenin kusurunu gözeterek tazminatı indirebilir (KTK m.86/2, TBK m.52). İndirim mahkemede takdirlidir ve zarar görenin kusurunu ispat yükü, indirimi isteyen davalıdadır.
Anlaşmalı Tutanaktaki Yüzde 0, 50 veya 100 Kusur Oranı Davada Bağlayıcı mı?
Hayır. Yalnızca maddi hasarla sonuçlanan kazalarda taraflar kolluğu beklemeden tutanağı kendileri düzenleyebilir; bu tutanaklarda sigorta şirketlerinin sorumluluk oranları Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi bünyesindeki değerlendirmeyle yüzde 0, 50 ve 100 kademelerinde belirlenir (Yalnız Maddi Hasarla Sonuçlanan Trafik Kazalarında Taraflarca Doldurulacak Kaza Tespit Tutanaklarına İlişkin 2017/18 sayılı Genelge). Bu oran sigortacılar arasındaki hasar ödemesinin işleyişine ilişkindir; yargılamada kusur yine bilirkişi incelemesiyle belirlenir ve ara oranlar da mümkündür.
Genelgeye göre sigortalı, bildirimden itibaren 5 iş günü içinde ve bir defaya mahsus olmak üzere, ilave bilgi ve belge sunarak yeniden değerlendirme isteyebilir. Bu süre kaçırılsa bile uyuşmazlığın Sigorta Tahkim Komisyonu veya özel hukuk yollarıyla çözülmesi mümkündür (Genelge m.4/3). Cevap dilekçesinde bu nedenle “tutanak değerlendirmesinde %100 kusurlu bulundum, itiraz süresi de geçti” düşüncesiyle savunmadan vazgeçilmemeli; kazanın oluşuna ilişkin vakıalar ve deliller ayrıca gösterilmelidir. Arkadan çarpma, kırmızı ışıkta geçme veya park edilmiş araca çarpma gibi hâller Karayolları Trafik Yönetmeliği m.157’de asli kusur sayılır; aşırı hız ise bu listede yer almaz. Eşit kusur hâlinde tazminatın nasıl paylaşıldığı Trafik Kazası Yüzde 50 Kusur: Sigorta, Tazminat ve Hasar Ödeme Süreci yazımızda anlatılmıştır.
Kusur oranına itiraz, teknik olduğu kadar usule ilişkin bir konudur. Cevap dilekçesi hazırlanırken tutanaktaki tespite itirazın yanı sıra bu itirazın somut gerekçelerle desteklenmesi gerekir. İtiraza dayanak olan delillerin eksiksiz biçimde mahkemeye sunulması da savunmanın başarısı açısından kritik önem taşır.
Sonuç olarak, doğru bir kusur oranı tespit edilmeden elde edilen bilirkişi raporları ya da diğer delillerle karara varılmaya çalışılması, hatalı sonuçlara yol açabilir. Bu yüzden kusur oranına itirazın somut vakıalar ve delillerle, cevap dilekçesinde ve ardından bilirkişi raporuna karşı beyanda tutarlı biçimde kurulması gerekir.
Hasar Tutarı ve Onarım Kalitesine Yönelik Savunmalar
Bir araç değer kaybı davasında, hasar tutarı ve onarım kalitesi, savunmanın en kritik noktalarını oluşturur. Özellikle, davacının talep ettiği zarar tutarının haklılığını sorgulamak ve onarım işlemlerinin yeterliliğini zayıflatmak, savunma stratejisinde etkili sonuçlar doğurabilir. Peki, bu unsurlar savunmada nasıl kullanılabilir?
Hasar Tutarına Yönelik Savunma Stratejileri
Davacı tarafından ileri sürülen hasar tutarının, fahiş veya gerçek dışı olma ihtimali bulunduğunda, detaylı bir inceleme talep edilmelidir. Bu noktada dilekçe hazırlanırken bilirkişi raporunun kalem kalem çözümlenmesi gerekir. Özellikle şu kriterler göz önünde bulundurulmalıdır:
- Hasarın Boyutu ve Niteliği: Aracın hangi parçalarının zarar gördüğü, bunların değişen mi boyanan mı onarılan mı olduğu ve hasarın taşıyıcı yapıya ulaşıp ulaşmadığı ayrı ayrı gösterilmelidir. Yalnızca boya veya plastik tampon düzeyinde kalan bir hasar için yapısal hasar seviyesinde bedel istenmesi, savunmada bu ayrımla çürütülür.
- Onarım Bedeli ile Değer Kaybı Karıştırılmamalıdır: Değer kaybı davasının konusu onarım faturası değil, aracın onarıldıktan sonra ikinci el piyasasında uğradığı değer azalmasıdır. Davacı onarım bedelini de aynı dosyada istiyorsa bu ayrı bir kalemdir ve sigortacı tarafından hasar dosyası kapsamında ödenmişse mükerrer talep oluşturur. Cevap dilekçesinde iki kalemin ayrıştırılması, ödenen onarım bedelinin onarım kalemine ilişkin talepten ve kalan poliçe limitinden düşülmesi, mükerrerlik varsa bu yönde itiraz ileri sürülmesi gerekir. Ödenen hasar bedeli değer kaybı tutarından düşülmez; ekspertiz raporu şablonunda da onarım için ödenen tutar ile değer kaybı tespit tutarı ayrı satırlarda gösterilir.
Onarım Kalitesine Yönelik Savunma
Onarım kalitesi, davacının araç değer kaybı talebini etkileyen bir diğer önemli husustur. Eğer onarım, yetkili servis tarafından yapılmamışsa veya doğru malzemeler kullanılmamışsa bu durum, savunmada güçlü bir argüman olarak kullanılabilir. İddialara karşı şu unsurlara dikkat edilmelidir:
- Servis Seçimi: Onarımın yetkili bir servis tarafından mı, yoksa kayıt dışı çalışan bir atölyede mi yapıldığı değerlendirilmeli; iş emri, fatura ve parça listesi gibi belgeler talep edilmelidir.
- Parça Tercihinin Kime Yükleneceği: Onarımda orijinal parça yerine eşdeğer ya da ikinci el parça kullanılması aracın ikinci el değerini daha çok düşürür; yani değer kaybını sınırlamaz, artırır. Bu yüzden davalı bakımından mesele parçanın niteliği değil, tercihin kimden kaynaklandığıdır. Onarım davacının kendi seçtiği serviste, sigortacının yönlendirmesi olmaksızın yapılmış ve orijinal parça kullanılabilecekken kullanılmamışsa, bu tercihten doğan ek azalmanın davalıya yüklenemeyeceği savunulur. Eşdeğer parçanın belgelendirilmesine ilişkin esaslar, 5684 sayılı Kanun m.11/6 uyarınca belirlenir. Ancak bu savunma 1 Temmuz 2026’dan sonra daha dar bir alanda kurulabilmektedir: Genel Şartların B.2 bölümü yeniden yazılmış, hasar gören orijinal parçanın onarımı mümkün değilse kural orijinal parça ile değiştirilmesi olarak belirlenmiştir. Eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parçaya geçiş, ancak hak sahibinin onayı alınmışsa ya da orijinalle değişim imkânı yoksa mümkündür ve bu iki hâli ispat yükü açıkça sigortacıya yüklenmiştir. Dolayısıyla “davacı eşdeğer parçayı kendi tercih etti” savunması, artık salt iddia olarak ileri sürülemez; onayın alındığının dosyaya konulması gerekir. Aynı hükmün ikinci paragrafı ise sigortacı lehine bir sınır içerir: hasar gören parça zaten orijinal değilse ve eşdeğer ya da yeniden kullanılabilir parçayla değişim imkânı varken orijinal parçayla onarım yapılmışsa, sigortacının sorumluluğu eşdeğer parça bedeliyle sınırlıdır; bu imkânın varlığını ispat yükü yine sigortacıdadır. Parça bazlı tartışmaların ayrıntısı Parça Değişimi Araç Değer Kaybı yazımızda yer alıyor.
- Kıymet Artışı Savunmasının Kapanması: Uygulamada sık kurulan “onarımla birlikte araca yeni parçalar takıldı, bu da bir değer artışı doğurdu; tazminattan indirilmelidir” savunması zorunlu trafik sigortasında sonuç doğurmaz. Eski metin bu yasağı yalnızca model yılından itibaren üç yılı geçmeyen araçlar için öngörüyordu; 1 Temmuz 2026’dan itibaren B.2/2.1’in iki paragrafı da aynı cümleyle biter: bu fıkranın uygulanması sonucu araçta bir kıymet artışı meydana gelmiş olsa dahi bu fark tazminat miktarından indirilemez. Cevap dilekçesinde bu yönde bir indirim talebi ileri sürülmesi, karşı tarafa hükmün lafzına dayanan hazır bir cevap vermek anlamına gelir.
- Onarımın Usulüne Uygunluğu: Onarımın niteliği tek başına talebi ortadan kaldırmaz; garanti belgesinin bulunmaması da değer kaybı talebini dayanaksız hâle getirmez. Buna karşılık usulüne uygun ve tam yapılmış bir onarım, azalmanın miktarını doğrudan etkiler. Bu nedenle servis iş emri, kullanılan parça listesi, boya kalınlığı ölçümü ve teslim tutanağı dosyaya getirtilerek, hesabın onarım sonrası gerçek durum üzerinden yapılması talep edilir.
Son olarak, onarım sonrası aracın piyasa değerine etkisinin, tutanağa geçirilmeyen teknik unsurlarla detaylandırılması oldukça önemlidir. Bilirkişi raporundaki eksiklikler, rapora karşı beyan aşamasında davalı lehine sonuç doğurabilir. Bu nedenle, davacı tarafından beyan edilen tutarların ve onarım kalitesinin objektif kriterlerle desteklenip desteklenmediği titizlikle incelenmelidir.
Ekspertiz Raporuna Karşı İtiraz Gerekçeleri
Değer kaybı davalarında ekspertiz raporları, davanın çözümünde önemli bir yere sahiptir. Ancak, bu raporlar her zaman objektif ya da kesin doğru sonuçlar içermeyebilir. Bu nedenle davalının savunmasında ekspertiz raporunun dayanaklarını tek tek denetlemek ve eksik yönlerini göstermek önemli bir yer tutar. Cevap dilekçesinde ekspertiz raporuna yönelik itirazlar net biçimde ortaya konmalıdır. İşte bu itirazlarda dikkat edilmesi gereken temel noktalar:
1. Rapor Dayanaklarının Yetersizliği: Ekspertiz raporunda sunulan değerlendirmelerin teknik veri ve dayanaklardan yoksun olması, bu rapora itiraz gerekçesi olarak kullanılabilir. Örneğin, aracın önceki hasar geçmişi dikkate alınmadan yapılan bir değer kaybı değerlendirmesi eksik ve yanıltıcı sonuçlara yol açabilir.
2. Teknik Hatalar ve Yanlış Hesaplamalar: Raporun hazırlanmasında kullanılan ölçüm yöntemleri ya da araç değerinin belirlenmesine ilişkin formüllerde hatalar bulunabilir. Bu durumda, rapordaki teknik yanlışlıkların düzeltilmesini talep etmek için mahkemeden yeni bir bilirkişi incelemesi istenmesi gereklidir.
3. Aracın Piyasa Değerinin Yanlış Hesaplanması: Ekspertiz raporunda aracın ikinci el piyasasındaki değeri gerçeği yansıtmıyorsa, bu değerlerin hangi kaynaklardan alındığının sorgulanması mümkündür. 2025/25 sayılı Genelge ekindeki şablon, TSB ve SEİK listelerinin kaza tarihli ve güncel değerlerinin ayrı ayrı yazılmasını ve emsal ilanların rapora eklenmesini istediğinden, bu satırları boş bırakan rapor denetime elverişli sayılmaz. Özellikle kilometre, yaş ve marka değerlerinin göz ardı edilmesi, raporu tartışılır hâle getirebilir.
4. Kusur Oranının Hesaba Yansıtılması: Eksper, değer kaybının tutarını tespit eder; kusur oranı bu tutarın belirlenmesinde değil, tespit edilen tutardan sorumlu tarafın ne kadarını ödeyeceğinin hesabında rol oynar. Ekspertiz şablonunun hesap özetinde “kusur oranı nispetinde değer kaybı tutarı” ayrı bir basamak olarak yer alır. Bu nedenle itiraz, eksperin kusuru gözetmediği yönünde değil, davacının kusur payının talep sonucuna yansıtılıp yansıtılmadığı yönünde kurulmalıdır; sigortacı bakımından bu pay KTK m.92/g uyarınca teminat dışıdır.
5. Raporun Kim Tarafından Alındığı: Burada 1 Temmuz 2026 sonrası için ikili bir ayrım yapmak gerekir. Genel Şartlar A.5/a uyarınca değer kaybı, Kurumca belirlenen usul ve esaslara göre atanan sigorta eksperince tespit edilir; bu rapora yöneltilecek itiraz “taraflı hazırlanmıştır” değil, “A.5/a’da sayılan kriterleri karşılamamaktadır” biçiminde kurulmalıdır. Buna karşılık davacının kendi başvurusuyla, karşı taraf hazır bulunmaksızın aldırdığı özel ekspertiz raporu bağlayıcı değildir; HMK m.293 kapsamında uzman görüşü niteliğindedir ve denetime elverişli bir bilirkişi raporunun yerini tutmaz. İkinci hâlde değer kaybının mahkemece atanacak bilirkişi marifetiyle tespiti talep edilir.
Ekspertiz raporuna yönelik yukarıdaki gerekçeleri süresinde ileri sürmek, davanın sonucunu etkileyebilir ve davalı tarafın haklarını koruma noktasında stratejik bir avantaj sağlayabilir. Ekspertiz raporundaki detaylı eksikliklerin profesyonel bir şekilde incelenmesi ve dilekçede doğru argümanlarla ifade edilmesi bu süreçte büyük önem taşır.
Araç Kilometresi, Yaşı ve Piyasa Değeri Savunmada Nasıl Kullanılır?
Bir araç değer kaybı davasında savunma stratejisi oluştururken, aracın kilometresi, yaşı ve piyasa değeri kritik unsurlar arasında yer alır. Bu faktörler, davacının iddialarına karşı savunma yaparken kullanılabilecek önemli argümanları oluşturur. Bu noktada doğru ve teknik bilgiyle hareket etmek, etkili bir savunma sunmanın temelidir.
Kilometre, aracın kullanım yoğunluğunu gösterir ve Genel Şartlar A.5/a maddesinde “kullanılmışlık düzeyi” olarak sayılan tespit kriterlerinden biridir. Burada 1 Temmuz 2026 öncesi ile sonrası arasındaki fark savunma açısından belirleyicidir: mülga Ek-1’de kilometre, hesabı doğrudan aşağı çeken bir katsayıydı (2021 sürümünde “kullanılmışlık katsayısı”; 2021 öncesi sürümde yaklaşık 165.000 kilometrede tazminatı matematiksel olarak sıfırlayan formül). Ek-1, 12 Haziran 2026 tarihli değişiklikle 1 Temmuz 2026’dan itibaren yürürlükten kaldırıldığından bugün kilometre bir çarpan değil, emsal seçiminde dikkate alınacak bir ölçüttür. Pratik sonucu şudur: yüksek kilometre “değer kaybından şu kadar indirim yapılsın” demek için değil, kaza öncesi ve onarım sonrası değerin aynı kilometredeki emsallerle karşılaştırıldığını denetlemek için ileri sürülür. Emsal araştırması aracın kilometresine uymayan ilanlar üzerinden yapılmışsa, hesap bu yönüyle sakattır.
Araç yaşı da aynı mantıkla değerlendirilir. Yaşlanan araçların piyasa değerinde zaten doğal bir düşüş yaşandığı için, kaza öncesi değer bu düşüş içerilmiş hâliyle belirlenmelidir; aksi hâlde aracın yıllar içinde uğradığı olağan değersizleşme kazaya yüklenmiş olur. Cevap dilekçesinde model yılı ile tescil (trafiğe çıkış) tarihinin ayrı ayrı dikkate alınıp alınmadığı sorgulanır, çünkü ikisi arasındaki fark emsal fiyatını doğrudan değiştirir. Yaş, mülga Ek-1’in hiçbir sürümünde ayrı bir katsayı ya da talebi engelleyen bir eşik değildi; bu nedenle “araç on yaşın üzerinde, değer kaybı istenemez” savunmasının mevzuatta dayanağı yoktur. Yaşlı araçlarda tartışma çoğu zaman farkın büyüklüğünde değil, kaza öncesi değerin gerçekçi belirlenip belirlenmediğindedir.
Aracın piyasa değeri de savunmada güçlü bir dayanak oluşturur. Burada, kaza öncesi değer olarak alınan tutarın aracın genel durumu ve güncel ikinci el piyasa koşullarıyla uyumlu olup olmadığı detaylandırılmalıdır. Özellikle aracın önceden gerçekleşmiş hasarları ve bu hasarların aracın piyasa değeri üzerindeki etkileri, değer kaybının gerçekte ne kadar olduğu noktasında mahkemeyi yönlendirebilir. Bu nedenle, güncel araç piyasa değerinin eksiksiz bir şekilde hesaplandığı bir ekspertiz raporu sunmak faydalı olacaktır.
Sonuç olarak, araç kilometresi, yaşı ve piyasa değeri unsurları, doğru bir şekilde kullanıldığında, araç değer kaybı savunmasında etkin bir rol oynayabilir. Bu veriler teknik gerekçelerle desteklenmeli, somut veriler ve bilirkişi raporlarıyla mahkemeye sunulmalıdır. Böylece, haksız taleplerin önlenmesi veya tazminat miktarının düşürülmesi mümkün olabilir.
Değer Kaybı Hesaplamasında Dikkate Alınması Gereken Kriterler
Değer kaybı davalarında, doğru ve adil bir hesaplama yapmak, hem tarafların hakkaniyetli sonuçlara ulaşmasını sağlamak hem de hukuki süreçlerin netliğini artırmak adına kritik bir öneme sahiptir. Cevap dilekçesi hazırlanırken bu hesaplamada dikkate alınması gereken kriterlerin tek tek ele alınması gerekir. Peki, bu kriterler nelerdir?
1. Araç Kilometresi ve Yaşı:
Aracın kilometresi ve yaşı, Genel Şartlar A.5/a’da sayılan tespit kriterleri arasındadır. Yeni ve düşük kilometreli araçlarda kaza kaydının ikinci el fiyatına etkisi tipik olarak daha büyüktür; eski ve yüksek kilometreli araçlarda ise fark daralır. Buradaki farkın bir oran değil, iki ikinci el değeri arasındaki tutar farkı olarak ölçüldüğünü vurgulamak gerekir: 1 Temmuz 2026’dan itibaren kilometre, mülga Ek-1’deki gibi hesabı çarpan bir katsayı değil; yaşla birlikte emsal seçimini belirleyen bir ölçüttür.
2. Hasar Türleri ve Onarım Kalitesi:
Aracın tamir edilen hasar türü de rapora yansımalıdır. Taşıyıcı yapıda (şasi, direk, tavan, taban) meydana gelen hasar ikinci el değerini belirgin biçimde düşürürken, boya veya plastik parça düzeyinde kalan hasarlarda fark çok daha sınırlıdır. Genel Şartlar A.5/a “hasar gördüğü kısımlar”ı ayrı bir kriter olarak saydığı için, cevap dilekçesinde değişen, boyanan ve onarılan parçaların rapor içinde ayrı ayrı gösterilip gösterilmediği denetlenir. Onarımın kalitesi de hesaba girer; usulüne uygun yapılmamış bir onarım aracın onarım sonrası değerini daha da düşürür.
3. Aracın Modeli ve Markası:
Bazı araçların marka ve modelleri, ikinci el piyasasında daha yüksek talep görmekte ve bu durum değer kaybı hesaplamalarına da yansımaktadır. Örneğin, lüks segmentteki araçlarda, kazadan sonra oluşabilecek değer kaybı, daha yaygın araçlara göre daha fazla olabilir.
4. Daha Önceki Kaza ve Hasar Kayıtları:
Araç geçmişindeki diğer hasar kayıtları da değer kaybı belirlenirken hesaba katılır. Davalı taraf, önceki kazaları ve aracın hasar geçmişini gündeme getirerek talep edilen tutarın şişirilmiş olduğunu ileri sürebilir. Bu nedenle, aracın önceki durumu ve hasar kaydı, hesaplamalarda büyük önem taşır.
5. Piyasa Şartları ve İkinci El Değerleme Kriterleri:
Dönemin ekonomik şartları, araç piyasasındaki talep durumu ve ikinci el araç fiyatlarındaki dalgalanmalar da hesaplamalarda başvurulan diğer kriterlerdir. Bu nedenle, piyasa analizi uzman raporları ile desteklenmeli ve bu raporlar cevap dilekçesine dahil edilmelidir.
Bu kriterlerin bir kısmı 1 Temmuz 2026’dan itibaren yalnızca uygulama tercihi olmaktan çıkıp genel şartların lafzında yer almaya başladı. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5/a maddesi, değer kaybının hangi verilere bakılarak tespit edileceğini tek tek sayar. Cevap dilekçesinde ekspertiz raporuna itiraz edilirken, raporun bu kriterlerden hangisini karşılamadığı madde madde gösterilir.
| A.5/a kriteri | Cevap dilekçesinde sorulacak soru |
|---|---|
| Aracın markası | Emsal araştırması aynı marka üzerinden mi yapılmış? |
| Yaşı | Model yılı ile tescil tarihi ayrı ayrı dikkate alınmış mı? |
| Modeli | Donanım paketi ve motor seçeneği emsalle uyumlu mu? |
| Kullanılmışlık düzeyi | Kilometre bir kriter olarak mı değerlendirilmiş, yoksa hesabı sıfırlayan bir eşik olarak mı kullanılmış? |
| Hasar gördüğü kısımlar | Değişen, boyanan ve onarılan parçalar ayrı ayrı gösterilmiş mi? |
| Geçmiş hasar durumu | Önceki hasarlar SBM sorgusuyla tek tek gösterilmiş ve aynı parçanın tekrar hasar görüp görmediği açıklanmış mı? |
| Kaza öncesi ikinci el satış değeri | Kaza tarihindeki değer mi, rapor tarihindeki güncel piyasa değeri mi esas alınmış? |
| Onarım sonrası ikinci el satış değeri | Gerçek emsal ilanlarla mı, yoksa varsayımsal bir oranla mı bulunmuş? |
Bu listenin en önemli sonucu, hesabın artık sabit bir katsayı formülüyle yapılamayacak olmasıdır. 12 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikle Genel Şartların Ek-1, Ek-2, Ek-3 ve Ek-7 sayılı ekleri 1 Temmuz 2026’dan itibaren yürürlükten kaldırıldı. Değer kaybının hesap eki bunlardan yalnızca Ek-1’di; hasar ve kilometre katsayılarına dayanan hesaplar onunla birlikte dayanaksız kaldı. Ekspertiz raporu şablonu ise daha önce, 5/11/2025 tarihli 2025/25 sayılı Genelgeyle piyasa analiz yöntemine geçmişti. İnternette hâlâ dolaşan “piyasa değeri × hasar katsayısı × kilometre katsayısı” biçimindeki formüller bu nedenle iki kez eskimiştir ve 1 Temmuz 2026’dan sonraki kazalarda kullanılamaz. Ekspertiz raporu bu tür bir formüle dayanıyorsa, cevap dilekçesinde dayanağın yürürlükten kaldırıldığı belirtilerek hesabın A.5/a ölçütüne göre yenilenmesi talep edilir.
Bu kriterler ışığında hazırlanan değer kaybı hesaplaması, hem doğru savunma stratejisi geliştirmek hem de tarafların mahkeme sürecinden en iyi şekilde sonuç almasını sağlamak için temel teşkil eder. Doğru bir araç değer kaybı cevap dilekçesi, bu kriterlerin detaylı ve somut bir şekilde ele alınmasını gerektirir.
Sigorta Şirketinin Sorumluluğu ve Poliçe Limitleri
Araç değer kaybı davalarında sigorta şirketlerinin sorumluluğu, poliçe limitleri ve sigorta teminatlarının kapsamı üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Trafik kazasından kaynaklanan değer kayıplarında, sigorta şirketi, sigortalının mali sorumluluk poliçesi kapsamında belirlenen limitler doğrultusunda bir ödeme yükümlülüğü taşır. Ancak bu sorumluluğun sınırları ve poliçe limiti bağlamında dikkat edilmesi gereken birçok detay bulunur.
Sigorta poliçesinin kapsamı, kazaya karışan araç sahibinin üçüncü kişilere verdiği zararları belli bir limit dahilinde karşılamak üzere düzenlenmiştir. Bu nedenle, araç değer kaybı talepleri de bu kapsama girer. Zorunlu mali sorumluluk sigortası, işletenin KTK m.85/1’e göre olan sorumluluğunu karşılamak için yaptırılır (KTK m.91/1); sigortacının sorumluluğu da işletenin sorumluluğuna bağlıdır. İşletenin sorumluluğu kusura dayanmaz; işleten ancak kendisinin ve eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru bulunmadığını, araçtaki bir bozukluğun kazayı etkilemediğini ve kazanın mücbir sebepten ya da zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur (KTK m.86/1). Bu kurtuluş kanıtı getirilirse sigortacının da ödeme yükümlülüğü doğmaz; getirilemezse zarar görenin kusuru tazminattan indirim sebebi olarak tartışılır (KTK m.86/2, m.92/g).
Poliçe limitleri, araç değer kaybı ödemelerinin sigorta şirketi tarafından gerçekleştirilebileceği üst sınırı belirler. Zorunlu mali sorumluluk sigortasında maddi zarar teminatının asgari tutarı, sigortacılık mevzuatının düzenleyici otoritesi olan Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) tarafından belirlenir ve kaza tarihindeki poliçede yazılı olan tutar esas alınır; SEDDK’nın açıkladığı 2026 tutarı maddi zararlarda araç başına 400.000 TL, kaza başına 800.000 TL’dir. Bu teminat hasar bedelini ve değer kaybını birlikte karşılar (Gen. Şart. A.5/a). Sigortacının sorumluluğu bu tutarla sınırlıdır; limiti aşan kısımdan kusurlu sürücü ve işleten kendi malvarlığıyla sorumlu olur. Bu nedenle cevap dilekçesinde poliçe fotokopisinin dosyaya sunulması ve teminat tutarının açıkça gösterilmesi, savunmanın sayısal sınırını da belirler.
Poliçe limiti savunmasından önce gelen bir soru daha vardır: talep edilen kalem hiç teminat kapsamında mı? Karayolları Trafik Kanunu m.92’de sayılan hâllerden birine giren bir talep, poliçe limiti ne olursa olsun sigortacıdan tahsil edilemez. Bu yüzden sigortacı vekilinin cevap dilekçesinde izlemesi gereken sıra şudur: önce teminat kapsamı (m.92), sonra poliçe limiti, en sonda miktara ilişkin itirazlar.
Değer kaybı davalarında sigorta şirketlerinin sorumluluğunu azaltmak veya reddetmek amacıyla sık sık poliçe hükümlerine dayanıldığı görülür. Özellikle, araç değer kaybının poliçe kapsamına dahil olmadığı veya talep edilen tutarın makul bulunmadığı argümanları öne sürülür. İşte bu noktada savunmayı kuran tarafın poliçe detaylarını dikkatle incelemesi ve itiraz gerekçelerini belgelerle desteklemesi büyük önem taşır.
Sonuç olarak, araç değer kaybı davalarında sigorta şirketlerinin sorumluluğu yalnızca poliçenin kapsamı ve limitleri ölçüsünde şekillenir. Poliçe kapsamı ve teminat sınırına ilişkin bu bilgiler, savunmanın sayısal çerçevesini belirler. Sigorta hukuku kapsamındaki poliçe hükümlerini ve teminat sınırlarını dosya özelinde incelemek, savunmanın hem hukuki hem de sayısal çerçevesini belirler.
Zamanaşımı İtirazı Değer Kaybı Davasında Nasıl İleri Sürülür?
Uygulamada “zamanaşımı itirazı” denilse de bu savunma teknik olarak bir def’idir: hâkim kendiliğinden dikkate almaz, cevap dilekçesinde açıkça ileri sürülmesi gerekir. Aradaki fark sonuç doğurur; ileri sürülmeyen def’i, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra savunmayı genişletme yasağına takılır (HMK m.141). Bu nedenle savunmanın nasıl yazıldığı, hangi tarihlerin dilekçeye geçirildiği kadar önemlidir.
Sürenin başlangıcı iki ayrı tarihe bağlıdır ve ikisi sık karıştırılır. KTK m.109/1 uyarınca talep, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl, her hâlde kaza gününden başlayarak on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Yani on yıllık süre öğrenmeye değil, doğrudan kaza tarihine bağlıdır; iki yıllık süre ise öğrenmeye bağlı olduğu için çekişme çoğunlukla bu tarih üzerinde çıkar. Dilekçede öğrenme tarihinin somut bir belgeye dayandırılması gerekir: hasar dosyasının açıldığı tarih, eksper raporunun tebliğ edildiği tarih ya da sigortacının ret bildirimi bu yönde dayanak oluşturur.
| Süre | Ne zaman işlemeye başlar? | Dayanak |
|---|---|---|
| 2 yıl | Zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarih | KTK m.109/1 |
| 10 yıl | Kaza günü (öğrenmeden bağımsız üst sınır) | KTK m.109/1 |
| Uzamış ceza zamanaşımı | Fiil cezayı gerektiriyor ve ceza kanunu daha uzun süre öngörüyorsa o süre uygulanır | KTK m.109/2 |
Def’iyi dilekçeye geçirirken şu noktalar somutlaştırılır:
- Kazanın Tarihi ve Öğrenme Tarihi: On yıllık süre kaza tarihinden, iki yıllık süre zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten işler. Sigorta şirketine bildirim tarihi, davacının zararı ve sorumluyu en geç o tarihte bildiğini gösteren bir karine olarak kullanılabilir. Dilekçede bu tarihler net bir şekilde belirtilmelidir.
- Delil ve Belgeler: Zamanaşımı sürecini kanıtlamak için kaza tutanağı, bilirkişi raporu ve sigorta başvurusu gibi belgeler sunulmalıdır.
- Arabuluculuk Süreci: Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez (6325 sayılı Kanun m.18/A-15). Bu nedenle def’i kurulurken arabuluculuk başvuru ve bitiş tarihleri dilekçeye yazılır; bu süre hesaba katılmadan yapılan “süre dolmuştur” beyanı çürütülmeye açıktır.
- Kesilmenin İki Taraflı Etkisi: KTK m.109/3 uyarınca zamanaşımı tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse sigortacıya karşı da kesilmiş sayılır; tersi de geçerlidir. Bu nedenle sürücüye karşı yapılan bir işlem, sigortacı adına ileri sürülecek def’iyi de etkiler ve dosyadaki tüm başvuru tarihleri birlikte değerlendirilir.
Def’i ileri sürülürken hangi sürenin dolduğu (iki yıllık mı, on yıllık mı) ve bunun hangi tarihten hesaplandığı açıkça yazılır; “dava zamanaşımına uğramıştır” biçimindeki soyut bir beyan, tarih gösterilmediği için çoğu zaman sonuç doğurmaz. Süreyi ispat yükü def’iyi ileri süren davalıdadır; bu nedenle kaza tarihi, hasar dosyası açılış tarihi ve sigortacıya başvuru evrakı dilekçe ekinde sunulur. Kazada yaralanma varsa uzamış ceza zamanaşımının devrede olup olmadığı da mutlaka kontrol edilmelidir; iki yılın dolduğu düşünülerek yapılan def’i bu nedenle sonuçsuz kalabilir. Yalnızca maddi hasarla sonuçlanan kazada ise taksirle mala zarar verme suç olmadığından uzamış ceza zamanaşımı kural olarak gündeme gelmez ve KTK m.109/1’deki süreler uygulanır.
Davacının Talep Ettiği Değer Kaybı Tutarına Karşı Savunma
Araç değer kaybı davalarında, davacının talep ettiği tazminat miktarına itiraz etmek, hukuki açıdan son derece önemlidir. Savunma yaparken, incelenmesi gereken noktalardan ilki talep edilen tutarın nasıl hesaplandığı ve bunun gerçekçi olup olmadığıdır. Davacının talep ettiği değer kaybı tutarına ilişkin, bilirkişi raporları, araç özellikleri ve piyasa şartları detaylı şekilde incelenmelidir.
Öncelikle davacının ileri sürdüğü değer kaybı tutarının dayandığı bilirkişi raporuna dikkatlice bakılmalıdır. Burada, raporu hazırlayan kişinin uzmanlığı, kullanılan yöntemler ve hesaplama kriterleri detaylandırılmalıdır. Eğer hesaplama yöntemi eksik veya yanlışsa, bu durum net bir biçimde mahkemeye sunulabilir. Ayrıca, bilirkişi raporunda inceleme yapılırken aracın kilometresi, yaşı, önceki hasar kayıtları ve piyasa değeri gibi unsurlar da kritik bir rol oynar.
Davacının talebi, aracın gerçek piyasa koşullarıyla uyuşmayan bir şekilde fahiş miktarlarda belirlenmiş olabilir. Bu durumda, aracın kazadan önceki ve sonraki durumunu gösteren belgeler, ekspertiz raporları ve ikinci el araç piyasasına dair veriler sunularak haksız talep çürütülebilir. Özellikle araçtaki hasarın niteliği ve onarım süreci göz önüne alınarak, talep edilen tutarın hukuki dayanaktan yoksun olduğu savunulabilir.
Bunun yanı sıra sigorta poliçelerinde belirlenen limitler ve davanın zamanaşımı süresi gibi savunma noktaları hesaba katılmalıdır. Eğer talep edilen değer kaybı tutarı, poliçe limitlerini aşıyorsa veya zamanaşımı süresi dolmuşsa, bu durum muhakkak dilekçede belirtilmelidir. Ayrıca karşı tarafın eksik bilgi veya yanlış hesaplama yaptığını ispatlamak adına tüm detaylar delillerle desteklenmelidir.
Son olarak, talebin hukuki ve maddi gerçeklerle örtüşmediğini somut verilerle ortaya koymak en etkili savunma yöntemidir. Davacının talebine karşı her itirazın hangi hukuki dayanağa ve hangi delile bağlandığını gösteren bir dilekçe, mahkemenin miktar tartışmasını doğru zeminde yürütmesini kolaylaştırır.
Kazanın Oluş Şekline Göre Savunma Stratejisi Belirleme
Trafik kazalarında kazanın oluş şekli, araç değer kaybı davalarında en önemli savunma unsurlarından biridir. Mahkeme huzurunda ileri sürülecek argümanların gücü, kazanın detaylı bir şekilde analiz edilmesine dayanmaktadır. Savunma stratejisi belirlerken, olayın meydana gelme tarzını net bir şekilde ortaya koymak önceliklidir. Bu süreçte, kazanın oluş şekli üzerinde yapılacak her bir itirazın, somut kanıtlarla desteklenmesi gerekmektedir.
Kaza tespit tutanağı, bu değerlendirmede temel belgelerden biridir; ancak tutanakta kusur oranı değil, yalnızca hangi tarafın hangi trafik kuralını ihlal ettiği yazar (Karayolları Trafik Yönetmeliği m.156/a-3). Tutanağın savunmadaki işlevi de buradan gelir: kusur oranını değil, oranın dayandığı maddi vakıayı gösterir. Tutanakta yazılan ihlal, kazanın gerçek oluş biçimini eksik yansıtıyorsa (görüşü kapatan bir engel, arızalı sinyalizasyon, yol kusuru, karşı sürücünün hız ihlali gibi), bu eksiklik doğrudan bilirkişinin kuracağı orana yansır. Bu noktada kaza anına dair kamera görüntüleri, sinyalizasyon kayıtları ve olay yeri fotoğraflarını dosyaya kazandırmak, savunmanın en etkili yoludur.
Ayrıca, kazadan sonra hazırlanan bilirkişi raporlarının incelenmesi kritik öneme sahiptir. Bilirkişi raporunda, kusur oranlarının hatalı ya da yetersiz belirlenmiş olması durumunda, bu rapora yönelik itirazlar için gerekçeler oluşturulmalıdır. Örneğin, araçların kaza anındaki hareket yönü, fren izleri, olay yeri mesafeleri gibi teknik veriler ışığında farklı bir bilirkişi incelemesi talep edilebilir.
Savunma stratejisinde etkili bir yaklaşım da davanın tüm taraflarının kusur oranlarının detaylandırılmasıdır. Kusurun yalnızca davalının aracı üzerinde olmaması durumunda, kazanın diğer taraflarının sorumluluğunun vurgulanması ve bunu destekleyen gerekçelerin cevap dilekçesiyle birlikte mahkemeye sunulması gereklidir.
Sonuç olarak, araç değer kaybı davalarında savunma stratejisinin başarıyla uygulanabilmesi için kazanın oluş şeklinin her yönüyle analiz edilmesi ve bu analizin kapsamlı kanıtlarla desteklenmesi büyük önem taşımaktadır. Bu noktada, olayın tüm unsurlarının dikkate alındığı bir savunma metni oluşturulmalıdır. Mahkemenin dikkatine sunulacak bu ayrıntılar, davalının haklarının korunmasında belirleyici bir rol oynayacaktır.
Trafik Kazası Tespit Tutanağına İtiraz Edilebilir mi?
Sorunun kısa cevabı şudur: kaza tespit tutanağı, kendisine karşı ayrı bir itiraz yolu bulunan idari bir işlem değildir; yargılamada takdiri bir delildir ve içeriği açılmış olan davanın içinde çürütülür. Bu nedenle “tutanağa itiraz” uygulamada bir merciye başvurmayı değil, tutanaktaki tespitin hatalı olduğunu cevap dilekçesi ve delillerle ortaya koymayı anlatır. Konuyla ilgili en yaygın yanlış beklenti de buradan doğar: tutanakta kusur oranı zaten yazmaz (Karayolları Trafik Yönetmeliği m.156/a-3), dolayısıyla “tutanaktaki oranı düzelttirmek” diye bir yol yoktur.
Tutanaktaki Tespit Nasıl Çürütülür?
Kolluğun düzenlediği tutanak, kazanın oluş biçimine, olay yerindeki iz ve delillere ve tarafların beyanlarına dayanır. Bu tespit hâkimi bağlamaz; tutanağın aksi her türlü delille ispatlanabilir. Değer kaybı davalarının önemli bir kısmında ise kolluk tutanağı hiç bulunmaz: önceden meydana gelmiş veya olay yerinden kaldırılmış araçların karıştığı, yalnız maddi hasarlı kazalarda kolluk hasar tespitine ilişkin tutanak düzenlemez (KTY m.156/a-5) ve taraflar tutanağı kendileri doldurur. Bu tutanak da bir taraf beyanı niteliğinde delil olup aksi ispatlanabilir. Değer kaybı davasında izlenecek doğru yol şudur:
- Cevap dilekçesinde açıkça itiraz edin: Tutanaktaki ihlal tespitinin kazanın gerçek oluş biçimini yansıtmadığı, savunmanın dayandığı vakıalarla birlikte HMK m.129/1-d uyarınca sıra numarası altında açıklanır. Bu yapılmazsa, tespit tartışmasız kabul edilmiş sayılma riski doğar.
- Bilirkişi incelemesi talep edin: Kusur oranı yargılamada bilirkişi marifetiyle belirlendiği için asıl itiraz mercii burasıdır. Rapor geldikten sonra, tebliğinden itibaren iki hafta içinde rapora karşı beyanda bulunulabilir (HMK m.281/1); süresinde beyanda bulunulmazsa rapora dayalı tespit güçlenir.
- Karşı delilleri dosyaya kazandırın: Güvenlik ve araç içi kamera kayıtları, sinyalizasyon kayıtları, olay yeri fotoğrafları, tanık beyanları ve varsa ceza soruşturması dosyası mahkemeden getirtilir. Kayıtların silinme süresi kısa olduğu için bunların celbi cevap dilekçesiyle birlikte istenmelidir.
- Maddi hata varsa düzenleyen birime başvurun: Plaka, tarih, araç veya sürücü bilgisi gibi yazım hatalarında tutanağı düzenleyen trafik birimine başvurularak düzeltme istenebilir. Bu yol yalnızca maddi hataya ilişkindir; kusur değerlendirmesini değiştirmez.
Uygulamada iki nokta özellikle karıştırılır. Birincisi, sigorta şirketine yapılan başvuru tutanağa itiraz değildir; sigortacıya başvuru KTK m.97 kapsamında bir dava şartıdır ve hasar/değer kaybı talebine ilişkindir, kusur tespitini değiştirmez. İkincisi, kabahat niteliğindeki trafik ihlali nedeniyle kesilen idari para cezasına karşı sulh ceza hâkimliğine başvurulabilir; ancak bu başvuru cezaya ilişkindir, hukuk davasındaki kusur oranını doğrudan belirlemez. Bu ayrımların cevap dilekçesinde net kurulması, savunmanın hedefi şaşırmasını önler.
Bilirkişi Raporuna Karşı Beyan ve İtiraz Süreci
Bu bölümdeki rapor, dava dosyasında mahkemece atanan bilirkişinin düzenlediği rapordur; sigortacının hasar dosyasında atanan eksperin raporundan hem işlevi hem de itiraz usulü bakımından ayrılır. Eksper raporuna itiraz hasar dosyası içinde, EKSİST bildiriminden itibaren 3 iş günü içinde yapılır ve itiraz eksperi ile hakem eksper aşamalarıyla sonuçlanır (SEDDK 2022/12 sayılı Genelge m.6-7); bu süre kaçırılsa bile eksper raporu mahkemeyi bağlamadığından yargılamada tartışılabilir. Mahkeme bilirkişisinin raporuna itiraz ise HMK’da öngörülen iki haftalık kanuni süreye bağlıdır. Bu ayrım gözden kaçtığında, esasa ilişkin en güçlü savunma dahi usulden değerini yitirir.
Süre şudur: taraflar, bilirkişi raporunun kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içinde raporda eksik gördükleri hususların tamamlattırılmasını, belirsiz noktaların açıklığa kavuşturulmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden isteyebilir (HMK m.281/1). Talebin bu süre içinde hazırlanması çok zor veya imkânsızsa yahut özel ya da teknik bir çalışma gerektiriyorsa, yine bu süre içinde başvurmak koşuluyla bir defaya mahsus ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir. Mahkeme ayrıca kendiliğinden de bilirkişiden ek rapor alabilir ya da duruşmada sözlü açıklama isteyebilir (m.281/2). Süresinde beyanda bulunulmaması raporu kesin hüküm hâline getirmez; ancak rapordaki tespitin dosyada tartışmasız kalmasına ve hükme esas alınmasına yol açar. Bu nedenle cevap dilekçesinde kurulan savunma hattı, rapor geldikten sonra bu iki haftalık süre içinde aynı gerekçelerle yenilenmelidir.
Beyan neye yöneltilir? Rapora karşı beyan, sonuca değil sonucun kuruluşuna yöneltildiğinde etkili olur. Denetime elverişli bir rapor, hangi verinin hangi kaynaktan alındığını ve hesabın hangi adımlarla kurulduğunu gösterir; bunu göstermeyen rapor, varılan rakam doğru olsa bile denetlenemez niteliktedir. Bilirkişi değer kaybını hesaplarken aracın yaşı, kilometresi, marka ve modeli ile hasar gören kısımları değerlendirmeli, kusur oranını ve hasarın boyutunu ayrı ayrı ortaya koymalıdır. Bu unsurlardan biri eksikse ya da hesap yürürlükten kaldırılmış katsayı cetvellerine dayandırılmışsa, beyanda bu eksiklik madde madde gösterilir.
Bu süreci etkin yönetmek için, bilirkişi raporunun uzman kişilerce detaylı bir şekilde analiz edilmesi önemlidir. İtiraz dilekçesi hazırlanırken raporun teknik veya hukuki eksiklikleri açıkça belirtilmeli ve somut gerekçelerle desteklenmelidir. Örneğin değer kaybını etkileyen kriterlerin eksik ya da yetersiz değerlendirilmesi, rapora karşı beyanda mutlaka vurgulanmalıdır. Bunun yanı sıra, raporun hangi hesaplama yöntemlerine dayandığı ve bu yöntemlerin doğruluğu da detaylı bir şekilde incelenmelidir.
Bilirkişi raporuna itiraz için adımlar:
- Rapordaki spesifik hataların tespiti (araç yaşı, kilometresi, hasar geçmişi vb.).
- Tebliğden itibaren iki hafta içinde (HMK m.281/1) mahkemeye yazılı beyan sunularak hataların tek tek açıklanması.
- Eksikliğin giderilebilir olduğu hâllerde aynı bilirkişiden ek rapor, giderilemez olduğu hâllerde yeni bilirkişi atanmasını talep etmek (HMK m.281/1-2).
- Teknik karşı argümanlar ve delillerle mevcut değerlendirmenin yanlış olduğunu kanıtlama.
Unutulmamalıdır ki, bilirkişi raporuna karşı yapacağınız beyan ve itiraz, dava sürecini belirleyici bir şekilde etkileyebilir. Bu nedenle beyanların, dosyadaki teknik veriyle ve dayanılan kanun hükmüyle birlikte kurulması gerekir. Rapora karşı beyanda ileri sürülecek teknik ve hukuki gerekçeler, hüküm altına alınacak tazminat miktarını önemli ölçüde değiştirebilir. Bu da, bilirkişi raporuna itirazın araç değer kaybı davalarındaki stratejik önemini bir kez daha göstermektedir.
Değer Kaybı Talebinde İspat Yükü Kime Aittir?
Değer kaybı davalarında, talep edilen tazminatın dayanağı olan zarar miktarının belirlenebilmesi için ispat yükü kritik bir öneme sahiptir. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, iddia ettiği olgunun varlığını ispatla yükümlü olan, o olgudan kendi lehine hak çıkaran taraftır (TMK m.6, HMK m.190/1). Bu bağlamda, trafik kazası nedeniyle oluşan değer kaybı talebini ileri süren davacı, söz konusu talebini hukuki ve teknik açıdan desteklemek için sorumludur.
Davacının İspat Yükümlülüğü:
Davacı taraf, aracında meydana geldiğini iddia ettiği değer kaybını ispat etmekle yükümlüdür. Bunun için genellikle şu belgeler ve deliller sunulmalıdır:
- Trafik kazası tespit tutanağı,
- Onarım faturaları,
- Ekspertiz raporu ve değer kaybı hesaplamaları,
- Araç fotoğrafları.
Özellikle bilirkişi raporunda dikkat çekilen hususlar, talebin doğruluğunu ispatlama açısından büyük önem taşır. Değer kaybının oluşup oluşmadığı, olayda kusur oranlarının isabetli şekilde belirlenip belirlenmediği gibi detaylar, davacının davasını güçlendiren unsurlardır.
Davalının Savunmasına Yönelik İspat Yükü:
Buna karşılık, davalı taraf da iddialara karşı savunmasını desteklemek için kendi delillerini sunmak durumundadır. Örneğin, kazanın davacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmediğini veya araç değer kaybı hesaplamalarının yanlış olduğunu ileri süren bir savunma yapılacaksa, buna ilişkin teknik veriler ve süresinde verilmiş bir cevap dilekçesi belirleyici olacaktır. Ayrıca, kusur oranına veya aracın geçmiş hasar durumuna dair belgeler, savunmayı güçlendiren diğer araçlardır.
Kanunun İspat Yükünü Davalıya Yüklediği Hâller:
Değer kaybı davasında ispat yükü her konuda davacıda değildir. Davalının cevap dilekçesinde dikkate alması gereken üç istisna şunlardır:
- Zarar görenin kusuru: Tazminatın indirilmesini isteyen işleten, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat etmelidir (KTK m.86/2). Sorumluluktan tamamen kurtulmak isteyen işleten ise mücbir sebebi veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurunu ve kendi tarafında kusur ile araç bozukluğu bulunmadığını ispat eder (KTK m.86/1).
- Parça tercihi: Eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parçaya geçiş için hak sahibinin onayının alındığını ya da orijinal parçayla değişim imkânı bulunmadığını ispat yükü sigortacıdadır (ZMSS Gen. Şart. B.2/2.1).
- Zamanaşımı: Sürenin dolduğunu ve hangi tarihten başladığını, def’iyi ileri süren davalı ispat eder.
Mahkemede İspatın Değerlendirilmesi:
Mahkeme, tarafların sunduğu belgeler ve raporlar ışığında, talebin haklı olup olmadığını değerlendirir. Eğer davacı taraf, iddiasını somut kanıtlarla ortaya koyamaz ve talebini destekleyecek belgeleri getiremezse, değer kaybı talebinin reddi söz konusu olabilir.
Sonuç olarak, değer kaybı taleplerinde ispat yükü, doğru belgelerin ve kanıtların sağlanmasıyla kritik bir hal alır. Bu süreçte, gerek davacı gerekse de davalı tarafın teknik ve hukuki dayanaklarını etkili bir şekilde sunmaları, davanın seyrinde belirleyici bir rol oynar.
Aracın Önceki Hasar Kayıtlarının Savunmaya Etkisi
Araç değer kaybı davalarında etkili bir savunma sunabilmek için, aracın geçmişteki hasar kayıtlarının dikkatle incelenmesi kritik bir öneme sahiptir. Bilindiği üzere, bir aracın daha önce kazaya karışıp karışmadığı, onarımlarının nasıl yapıldığı ve genel durumu, cevap dilekçesinde güçlü bir savunma aracına dönüşebilir. Bu bağlamda, geçmiş hasar kayıtlarının detaylı bir şekilde sunulması ve değerlendirilmesi, talep edilen tazminat miktarını düşürmek ya da haksız taleplerin reddedilmesini sağlamak için hukuki olarak stratejik bir yaklaşım sağlar.
Öncelikle, aracın daha önce yaşadığı kazalara ilişkin hasar tutarları ve tamir geçmişi, davanın esasını doğrudan etkileyebilir. Eğer araç, davaya konu olan kazadan önce de ciddi bir hasar geçirmişse, bu durum aracın mevcut tazminat talebinin geçerliliğini sorgulama noktasında temel bir argüman oluşturur. Örneğin, araca daha önce yapılan onarımlarda orijinal parçalar yerine yan sanayi parçalar kullanılmışsa veya aracın boyası ve kaporta işlemleri profesyonel standartların altında gerçekleştirilmişse, bu hususlar talep edilen bedelin fahiş olduğunu gösterme açısından dayanak sağlar. Ancak önceki hasar talebi kendiliğinden ortadan kaldırmaz: geçmiş hasar durumu Genel Şartlar A.5/a’da tutarı belirleyen ölçütlerden biridir ve 2025/25 sayılı Genelge ekindeki rapor şablonu geçmiş hasarları elemek için değil, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi sorgusuyla tek tek saymak için ayrı bir bölüm açar. Şablon, aynı parçanın tekrar hasar görmesi gibi hususların değer kaybına konu edilip edilmeyeceğinin raporda açıklanmasını ister. Savunmanın hedefi bu nedenle “araçta zaten hasar kaydı vardı, değer kaybı oluşmaz” değil, aynı parçadaki önceki hasarın ve eski onarımların kaza öncesi değere doğru yansıtılıp yansıtılmadığıdır. Mevcut mevzuatta bir araç için talep edilebilecek değer kaybı sayısını sınırlayan bir hüküm de bulunmamaktadır; konunun ayrıntısı için Hasar Kaydı Olan Araçta Tekrar Değer Kaybı Talep Edilebilir Mi? yazımıza bakabilirsiniz.
İkinci olarak, geçmiş hasarlara dair teknik raporlar ve servis belgeleriyle birlikte, aracın piyasa değerine etkisi kapsamlı bir şekilde incelenmelidir. Çünkü daha önceki hasarlar, aracın ikinci el değerini zaten önemli ölçüde düşürmüş olabilir. Bu noktada, savunmayı güçlendirmek adına talep edilen değer kaybının eski zarar geçmişiyle bağlantılı olduğunun ortaya konulması gereklidir.
Ekspertiz raporu, önceki hasarlar ile değer kaybı talebi arasındaki bağlantıyı saptamada önemli bir rol oynar. Ayrıca, mahkemeye sunulacak belgeler arasında, aracın sigorta geçmişine ve hasar geçmişine ilişkin belgeler yer almalıdır. Bu belgeler, hem aracın mevcut değer kaybının hesaplanmasında hem de davacının talebine karşı efektif bir itirazda bulunulmasında mahkemeye güçlü deliller sunar.
Özetle, aracın geçmişteki hasar durumunun detayları, değer kaybı talebinin dayanaklarını çürütmek açısından oldukça önemlidir. Talebin reddini ya da hüküm altına alınacak bedelin düşürülmesini sağlamak için savunma aşamasında bu bilgiler mutlaka değerlendirilmeli ve etkili bir dilekçeyle mahkemeye sunulmalıdır. Bu sayede, savunmanın sağlam temellere oturtulması ve haklılığın ortaya konması mümkün olacaktır.
Yetkisizlik ve Görevsizlik İtirazlarının Değerlendirilmesi
Araç değer kaybı davalarında yetkisizlik ve görevsizlik itirazlarının değerlendirilmesi, hukuki sürecin doğru şekilde yönetilebilmesi açısından büyük önem taşır. Cevap dilekçesi hazırlanırken mahkemenin yetkili ve görevli olup olmadığına ilişkin ayrı bir inceleme yapılmalı ve hukuka uygun şekilde iddialar dile getirilmelidir.
Yetkisizlik itirazı, davanın o mahkemenin yetki sınırları dışında açıldığını ifade eder. Trafik kazasından doğan sorumluluk davalarında yetkili mahkemeler Karayolları Trafik Kanunu m.110/2’de ayrıca sayılmıştır: dava, sigortacının şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın meydana geldiği yer mahkemesinde de açılabilir. Bu özel yetki kuralı, HMK m.6’daki davalının yerleşim yeri mahkemesine ilişkin genel kuralın yanında yer alır; davacı bu seçeneklerden birini serbestçe kullanabilir.
Sigortacıya karşı açılan davada liste kanunla da sınırlı değildir. Poliçenin ayrılmaz parçası olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları C.7 maddesi, yetkili yerler arasına sigortacının merkezini ve zarar görenin ikametgâhının bulunduğu yer mahkemesini de ekler. Davacı kendi yerleşim yerinde dava açmışsa, KTK m.110/2’de bu seçenek bulunmadığı gerekçesiyle sigortacı adına yapılan yetki itirazı bu nedenle sonuç doğurmaz.
Yetkisizlik itirazı yaparken bu geniş seçenek listesinin gözden kaçırılması, itirazın reddine yol açan en sık nedendir. İtirazın kabul edilebilmesi için davanın sayılan yerlerin hiçbirinde açılmamış olması gerekir. HMK m.19/2 uyarınca yetki itirazının cevap dilekçesinde ileri sürülmesi ve itiraz eden tarafın yetkili mahkemeyi bildirmesi gerekir; birden fazla yetkili mahkeme varsa, itiraz eden taraf seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi hâlde yetki itirazı dikkate alınmaz ve davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir (HMK m.19/4).
Görev ise mahkemenin türüne ilişkindir ve değer kaybı davalarında görevli mahkemeyi belirleyen ölçüt davanın değeri değil, davalının kim olduğudur. Sigorta şirketine karşı açılan dava, TTK m.4/1-a uyarınca mutlak ticari dava sayıldığından asliye ticaret mahkemesinde görülür. Buna karşılık yalnızca kusurlu sürücüye ya da işletene karşı açılan haksız fiil davası kural olarak ticari dava değildir ve asliye hukuk mahkemesinde görülür. İstisnası, kazanın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olmasıdır; bu durumda sürücü veya işletene karşı açılan dava da TTK m.4/1’in ilk cümlesi uyarınca ticari dava sayılır. “Değer kaybı davaları genellikle asliye ticaret mahkemesinde görülür” biçimindeki yaygın ifade, bu nedenle yalnızca sigortacının davalı olduğu dosyalar ve bu istisna için doğrudur.
Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişki bir görev ilişkisidir ve göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır (TTK m.5/3). Ancak asliye ticaret mahkemesi bulunmayan bir yargı çevresinde ticari davanın asliye hukuk mahkemesinde açılmış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez; asliye hukuk mahkemesi davaya devam eder (TTK m.5/4). Görevsizlik kararı verilen dosyalarda ise taraflardan birinin, kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini istemesi gerekir; aksi hâlde dava açılmamış sayılır (HMK m.20). Davalı bakımından görevsizlik itirazının pratik ağırlığı, bu sürenin kaçırılması hâlinde davacının davayı yeniden açmak zorunda kalmasıdır.
İki itirazın hukuki rejimi aynı değildir ve uygulamada en çok karıştırılan nokta budur. Kesin yetki kuralının bulunmadığı hâllerde yetki itirazı, HMK m.116/1-a uyarınca ilk itirazdır; m.117/1’e göre ilk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır, aksi hâlde dinlenmez. Dahası m.131 uyarınca cevap dilekçesi verildikten sonra, cevap süresi dolmamış olsa bile ilk itirazlar artık ileri sürülemez. Yani yetki itirazı bakımından belirleyici olan sürenin dolması değil, cevap dilekçesinin verilmiş olmasıdır.
Görev ise HMK m.114/1-c uyarınca dava şartıdır. Dava şartları hâkim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir ve yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir; cevap dilekçesinde belirtilmemiş olması hak kaybına yol açmaz. Aynı şekilde arabuluculuk dava şartının yerine getirilmemesi ve sigortacıya başvuru şartının (KTK m.97) atlanması da dava şartı eksikliği olarak her aşamada gündeme getirilebilir.
Ayrıca, mahkemenin yetkisiz ya da görevli olmadığı iddialarını desteklemek için deliller sağlanmalıdır. Örneğin kazanın meydana geldiği yere, sigortacının merkez, şube ve acentesinin bulunduğu yere, davacının yerleşim yerine ya da davalının yerleşim yerine ilişkin belgeler sunulabilir. Yetki itirazı kabul edilirse mahkeme yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir (HMK m.19/3).
Usul itirazlarının pratik sonucu şudur: yetki itirazı kabul edilirse dosya yetkili mahkemeye gönderilir, görevsizlik kararı verilirse görevli mahkemede görülür; her iki hâlde de gönderme talebi süresinde yapıldıkça dava sona ermez, yalnızca yer değiştirir (HMK m.20). Buna karşılık dava şartı eksikliğinin giderilmemesi hâlinde dava usulden reddedilir. Bu nedenle usul itirazları esas savunmanın yerine değil, yanında ileri sürülür ve cevap dilekçesinde “kabul anlamına gelmemek kaydıyla” esasa ilişkin beyanlara da yer verilir.
Cevap Dilekçesinde Delillerin Sunulması ve Tanık Beyanları
Araç değer kaybı davalarında hazırlanan cevap dilekçesinde delillerin sunulması, davanın seyri açısından kritik bir önem taşır. İlgili tarafın iddialarına yanıt verirken güçlü bir savunma oluşturabilmek için hukuki ve maddi delillerin eksiksiz şekilde hazırlanması gerekir. Özellikle, haksız taleplerin çürütülmesi ve dilekçede ortaya konan savunmanın güçlendirilmesi adına delillerin doğru seçilmesi ve doğru gerekçeyle sunulması büyük titizlik gerektirir.
Delillerin Kapsamı
Cevap dilekçesinde sunulacak deliller, yalnızca olayın teknik detaylarını değil, aynı zamanda yasal dayanaklarını da kapsamalıdır. Örneğin:
- Trafik kazası tespit tutanakları, araçta meydana gelen hasarın boyutlarını ve kazanın oluş şekline dair bilgileri detaylandırır.
- Ekspertiz raporları, aracın geçmişteki hasar durumlarını ve kazaya bağlı olarak oluşan değer kaybını inceler.
- Fotoğraflar ve kamera kayıtları ise kazanın nasıl meydana geldiğini görsel olarak destekleyen delillerdir.
Bu tür belgeler, mahkemeye sunulduğunda davalının kusur oranını düşürebilecek veya talep edilen değer kaybı miktarının gereksiz yüksek olduğunu gösterebilecektir.
Tanık Beyanlarının Önemi
Tanık beyanları, cevap dilekçelerindeki en önemli unsurlardan biri olarak öne çıkar. Tanıklar, kazanın meydana geliş anını veya araçtaki hasarın geçmişte farklı olaylardan kaynaklandığını açıklayabilir. Örneğin, kazanın oluş anını gören şahıslar, kazanın muhtemel sebebini tarafsız bir şekilde ifade edebilir. Bu durum, hem kusur dağılımına hem de talep edilen tazminatın gerçekçiliğine doğrudan etki eder.
Tanık beyanı takdiri delil olduğundan, ifadelerin içeriği kusur tartışmasına doğrudan yön verebilir. Ancak, tanıkların olayı bizzat görmüş ve olay hakkında doğrudan bilgiye sahip olması gerekmektedir. Türk yargılama hukukunda Anglosakson tipi bir çapraz sorgu yoktur: duruşmaya katılan taraf vekilleri tanıklara doğrudan, taraflar ise hâkim aracılığıyla soru yöneltebilir ve soruya itiraz edilirse sorulup sorulmayacağına hâkim karar verir (HMK m.152). Tanığın hangi vakıa için gösterildiği cevap dilekçesinde belirtilmelidir.
Delillerin Etkili Sunumu
Delillerin mahkemeye sunulması sırasında belirli bir strateji izlenmelidir. Öne çıkarılmak istenen noktalara uygun olarak her bir delilin davada ne anlama geldiği açıklanmalıdır. Örneğin, bilirkişi raporundaki eksiklikleri göstermek için trafik kaza tutanağıyla çelişen noktalar vurgulanabilir.
Sonuç olarak, savunmanın dayandığı her vakıa için delilin doğru seçilmesi ve hangi vakıayı ispat ettiğinin gösterilmesi, davalıya yöneltilen taleplerin miktar ve sorumluluk yönünden doğru değerlendirilmesini sağlar. Verileri net, tutarlı ve usule uygun biçimde sunmak, mahkemenin uyuşmazlık noktalarını isabetle belirlemesine yardımcı olur.
Araç Değer Kaybında Arabuluculuk ve Dava Şartı Süreci
Araç değer kaybı uyuşmazlıklarında arabuluculuk her davada zorunlu değildir; dava şartı olup olmadığı kime karşı dava açıldığına göre değişir. Dayanak da 6325 sayılı Kanun değil, Türk Ticaret Kanunu m.5/A’dır: “Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” Sigorta şirketine karşı açılan dava TTK m.4/1-a uyarınca ticari dava sayıldığından bu şart aranır; yalnızca kusurlu sürücü ya da işletene karşı açılan haksız fiil davasında ise aranmaz. Sigorta Tahkim Komisyonu’na yapılan başvuru da dava olmadığı için arabuluculuk gerektirmez.
| Kime karşı dava açılmış? | Arabuluculuk dava şartı | Görevli mahkeme |
|---|---|---|
| Sigorta şirketi (tek başına veya diğerleriyle birlikte) | Aranır (TTK m.5/A) | Asliye ticaret mahkemesi (TTK m.5) |
| Yalnız kusurlu sürücü / işleten | Aranmaz (kaza her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgiliyse dava ticari sayılır ve aranır) | Asliye hukuk mahkemesi (istisnai hâlde asliye ticaret) |
| Sigorta Tahkim Komisyonu başvurusu | Aranmaz (dava değildir) | Uygulanmaz |
Arabuluculuk şartı aranan bir davada bu adım atlanmışsa, cevap dilekçesinde dava şartı yokluğu ileri sürülür ve davanın usulden reddi talep edilir. Arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren başvuruyu altı hafta içinde sonuçlandırır; bu süre zorunlu hâllerde en fazla iki hafta uzatılabilir (TTK m.5/A-2). Süreç anlaşmazlıkla sonuçlanırsa son tutanağın aslı veya arabulucunun onayladığı örneği dava dilekçesine eklenir. Kanun burada iki durumu ayırır (6325 sayılı Kanun m.18/A-2): arabulucuya başvurulmuş ama son tutanak dilekçeye eklenmemişse mahkeme bir haftalık kesin süre verir ve tutanak sunulmazsa dava usulden reddedilir; arabulucuya hiç başvurulmadan dava açılmışsa herhangi bir işlem yapılmaksızın dava şartı yokluğundan usulden ret kararı verilir. Cevap dilekçesinde hangisinin söz konusu olduğu açıkça belirtilmelidir.
Arabuluculuk süreci nasıl işler? Başvuru, uyuşmazlığın konusuna göre yetkili mahkemenin bulunduğu yerdeki arabuluculuk bürosuna yapılır; arabulucuyu taraflar listedeki bir isim üzerinde anlaşmadıkça büro belirler (6325 sayılı Kanun m.18/A-4, 18/A-5). Karşı taraf, büronun yetkisine en geç ilk toplantıda itiraz edebilir (m.18/A-8). Görüşmelerde kazanın oluş şekli, araçta meydana gelen hasar ve tarafların yazılı savunmaları birlikte değerlendirilir. Eğer bu süreçte taraflar uzlaşma sağlayabilirse, arabuluculuk anlaşmasıyla problem çözülür ve mahkemeye gitme zorunluluğu ortadan kalkar. Ancak anlaşma sağlanamazsa, tutanak düzenlenir ve davacı taraf, dava şartını yerine getirdiğini gösterir belgeyle dava açma hakkını elde eder.
Burada bir diğer önemli nokta, arabuluculuk sürecinin etkili bir şekilde işletilmesidir. Arabuluculuğa davet edilen taraf olarak dikkat edilmesi gereken hususlar; itiraz gerekçelerinin doğru temellendirilmesi ve arabuluculuk görüşmesine yazılı bir savunma metniyle gidilmesidir. Bu savunmalar arasında araç yaşına, kilometresine, teknik durumuna ilişkin veriler ve sigorta poliçesi kapsamında sunulan bilgiler yer alabilir.
Arabuluculuk aşamasında çözülmeyen uyuşmazlıklar mahkeme safhasına taşınır. Davalı bakımından bu aşamanın ayrı bir önemi vardır: arabuluculuk görüşmesinde taraflarca ileri sürülen görüş ve teklifler, bir vakıanın kabulü niteliğindeki beyanlar ve yalnızca arabuluculuk için hazırlanan belgeler, sonradan açılan davada delil olarak ileri sürülemez; sunulmuş olsalar bile hükme esas alınamaz (6325 sayılı Kanun m.5). Davalı, masada uzlaşma amacıyla önerdiği bir tutarın davada aleyhine “kabul” olarak kullanılmasından bu nedenle çekinmemelidir. Buna karşılık anlaşma sağlanır ve anlaşma belgesi kanunda öngörülen şekilde düzenlenirse ilam niteliğinde belge hâline gelir. Bu nedenle arabuluculuk masasında kabul edilen tutar kural olarak sonradan tartışılmaz; tutarın kabul edilmeden önce kusur oranı ve teminat kapsamı yönünden değerlendirilmesi gerekir. Şu kadar ki, tazminat miktarına ilişkin olup yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşma ve uzlaşmalar, yapıldıkları tarihten itibaren iki yıl içinde iptal edilebilir (KTK m.111/2).
Arabuluculuk Toplantısına Katılmayan Davalı Hangi Riske Girer?
Dava şartı arabuluculukta ilk toplantıya geçerli bir mazeret göstermeden katılmayan taraf son tutanakta belirtilir ve davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile, karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur; ayrıca katılmayan taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir (6325 sayılı Kanun m.18/A-11). Her iki taraf da ilk toplantıya katılmamışsa yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır. Sigorta şirketinin davalı olduğu bir dosyada savunma ne kadar güçlü olursa olsun, ilk toplantıya katılmamak bu nedenle doğrudan masraf riski doğurur.
Sigortacı bakımından ayrıca bir ihtiyari arabuluculuk kapısı vardır. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları C.7 maddesine göre sigortacı, başvuru tarihinden itibaren on beş gün içinde tazminat tutarında anlaşma sağlayamazsa anlaşamadığı tutar için arabulucuya başvurabilir; hak sahibi de başvurabilir ve sigortacıya karşı dava açılmış olması arabulucuya müracaata engel değildir. Bu usulde hak sahibi vekille temsil edilmişse vekâlet ücretini ilgili mevzuat dahilinde sigortacı öder. Dava şartı arabuluculukta ise taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşme sonunda anlaşılamaması hâlinde iki saatlik arabuluculuk ücreti Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir; bu ücret de yargılama giderlerinden sayılır (6325 sayılı Kanun m.18/A-13).
Değer Kaybı Davasında Örnek Cevap Dilekçesi
Değer kaybı davalarında hazırlanacak cevap dilekçesi, davalı tarafın savunmasını usul ve esas yönünden eksiksiz yansıtacak biçimde kurulmalıdır. Araç değer kaybı cevap dilekçesi, yalnızca davacının taleplerine itiraz eden bir metin değil, yargılamanın hangi sınırlar içinde yürüyeceğini de belirleyen belgedir: ilk itirazlar ve basit yargılamada bütün savunmalar bu dilekçeyle sınırlanır. Bu nedenle doğru hukuki dayanakların dilekçede yer alması, davanın seyrini değiştirebilir.
Bir cevap dilekçesi şu temel unsurları içermelidir:
1. Usule İlişkin Beyanlar: Zamanaşımı def’i, yetki itirazı, görev itirazı ve dava şartı eksiklikleri bu başlık altında toplanır. Yetki itirazı yapılacaksa KTK m.110/2’de sayılan yerlerin (sigortacının şubesi, poliçeyi düzenleyen acente, kazanın olduğu yer) yanında, sigortacı davalıysa Genel Şartlar C.7’de sayılan sigortacı merkezi ile zarar görenin ikametgâhının da hiçbirinde dava açılmamış olması ve HMK m.19/2 uyarınca yetkili mahkemenin dilekçede gösterilmesi gerekir. Yetki itirazının poliçe limitiyle ilgisi yoktur; limit esasa ilişkin bir sınırdır ve ayrı başlıkta ileri sürülür.
2. Esasa İlişkin İtirazlar: Değer kaybı hesaplamalarında kusur oranları, onarım kalitesi veya aracın geçmiş hasar durumu gibi unsurlar üzerinden savunma yapılabilir. Aracın piyasa değeri düşüşüne yönelik sunulan bilirkişi raporundaki eksiklikler ve hatalar mutlaka dile getirilmelidir.
3. Delillerin Sunulması: Davacının taleplerine karşı çıkmayı destekleyecek deliller, hangi vakıayı ispat ettikleri belirtilerek sunulmalıdır (HMK m.129/1-e). Bunlar arasında trafik kazası tutanağı, kaza anına ait görüntüler, araç geçmişine ait hasar kayıtları ve ekspertiz raporlarının detayları yer alabilir.
Aşağıdaki örnek, sigorta şirketinin davalı olduğu ve vekil aracılığıyla cevap verdiği bir dosya için kurulmuştur. Davalı yalnızca sürücü veya işletense, bir sonraki başlıktaki örnek kullanılmalıdır. Köşeli parantez yerine üç nokta ile bırakılan alanlar dosya bilgileriyle doldurulur; dosyaya uymayan maddeler çıkarılır.
… ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ’NE
DOSYA NO: …
DAVALI: … Sigorta A.Ş. (MERSİS No: …)
ADRES: …
VEKİLİ: Av. … (adres ve UYAP bilgileri)
DAVACI: … (T.C. Kimlik No: …)
ADRES: …
KONU: Davacının araç değer kaybı ve araç mahrumiyet bedeli taleplerine ilişkin dava dilekçesine karşı cevaplarımızın sunulmasından ibarettir.
AÇIKLAMALAR
USULE İLİŞKİN İTİRAZLARIMIZ
1. Yetki itirazımız (ilk itiraz): İşbu dava, 2918 sayılı Kanun m.110/2’de ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları C.7 maddesinde sayılan yerlerin hiçbirinde açılmamıştır. Kaza … ilinde meydana gelmiş; müvekkil şirketin merkezi … ilinde, poliçeyi düzenleyen acente … ilinde bulunmakta, davacının ikametgâhı ise … ilindedir. HMK m.116/1-a, m.117 ve m.19/2 uyarınca yetki itirazımızı bu dilekçeyle ileri sürüyor, seçtiğimiz yetkili mahkemenin … Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu bildiriyoruz.
2. Dava şartı yokluğu: Müvekkil sigorta şirketine 2918 sayılı Kanun m.97 uyarınca yazılı başvuru yapılmamış / yapılan başvurunun üzerinden on beş günlük yasal cevap süresi dolmadan dava açılmıştır. Ayrıca TTK m.5/A uyarınca dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır; dosyada arabulucuya başvurulduğuna ilişkin son tutanak bulunmamaktadır. Arabulucuya hiç başvurulmadan dava açılmışsa davanın 6325 sayılı Kanun m.18/A-2 uyarınca doğrudan usulden reddi, başvurulmuş ancak tutanak eklenmemişse davacıya kesin süre verilmesi ve tutanağın sunulmaması hâlinde usulden ret kararı verilmesi gerekir.
3. Zamanaşımı def’imiz: Kaza … tarihinde meydana gelmiş, davacı zararı ve tazminat yükümlüsünü en geç hasar dosyasının açıldığı … tarihinde öğrenmiştir. Kaza yalnızca maddi hasarla sonuçlandığından uzamış ceza zamanaşımı uygulanmaz. 2918 sayılı Kanun m.109/1 uyarınca iki yıllık zamanaşımı süresi … tarihinde dolduğundan davanın reddini talep ederiz.
4. Davanın hukuki niteliği: Dava dilekçesinde talep belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmiştir. Ancak 6100 sayılı Kanun’un 107. maddesi 7589 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle 31/07/2026 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmış olup, 7589 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin 10. fıkrası uyarınca mülga hüküm yalnızca bu tarihten önce açılan davalarda uygulanır. İşbu dava bu tarihten sonra açıldığından davanın kısmi dava olarak nitelendirilmesini, talep artırımının HMK m.109/4 uyarınca bir defaya mahsus yapılabileceğinin tespitini talep ederiz.
ESASA İLİŞKİN BEYANLARIMIZ
5. Davacı tarafından açılan işbu dava, aşağıda açıklanan nedenlerle kabul edilebilir nitelikte olmayan ve gerçek zararı aşan talepler içermektedir.
6. Teminat dışı kalemler yönünden: Davacı, değer kaybının yanında araç mahrumiyet bedeli de talep etmektedir. 2918 sayılı Kanun m.92/k uyarınca “gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi dolaylı zararlar” zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatının dışındadır. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5/a maddesi de teminatı “doğrudan malları üzerindeki azalma” ile sınırlamıştır. Müvekkil şirket bu kalemden sorumlu olmadığından, mahrumiyet talebinin husumet yokluğundan reddi gerekir.
7. Poliçe limiti ve önceki ödemeler yönünden: Müvekkil şirketin sorumluluğu, kaza tarihindeki poliçede yazılı maddi zararlar teminatıyla sınırlıdır. Bu teminat hasar bedeli ile değer kaybını birlikte karşıladığından, hasar dosyasında … tarihinde ödenen … TL onarım bedeli kalan limitten düşülmelidir. Ödeme dökümü ekte sunulmuştur.
8. Hesabın dayanağı yönünden: Davacının sunduğu ekspertiz raporu, yürürlükten kaldırılmış olan Genel Şartlar Ek-1 “Değer Kaybı Hesaplaması” katsayılarına dayanmaktadır. Anılan ek 12/6/2026 tarihli tebliğle 1/7/2026’dan itibaren yürürlükten kaldırılmış olup, değer kaybı aracın markası, yaşı, modeli, kullanılmışlık düzeyi, hasar gördüğü kısımları, geçmiş hasar durumu ile kaza tarihinden önceki ve onarılmasından sonraki ikinci el satış değeri arasındaki fark dikkate alınarak tespit edilir (Gen. Şart. A.5/a). Ekspertiz raporu şablonu da 5/11/2025 tarihli 2025/25 sayılı SEDDK Genelgesiyle piyasa analiz yöntemine geçmiştir. Hesabın bu ölçütlere göre yenilenmesini talep ederiz.
9. Davacının iddia ettiği değer kaybı miktarı gerçeği yansıtmamaktadır. Araçta meydana gelen hasarın niteliği, değişen, boyanan ve onarılan parçalar, aracın yaşı, kilometresi, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi kayıtlarındaki önceki hasarları ve kaza tarihindeki piyasa değeri dikkate alınmadan soyut ve yüksek bir bedel talep edilmiştir.
10. Kusur yönünden: Kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu iddiasını kabul etmiyoruz. Kaza tespit tutanağında kusur oranı yazmaz; taraflarca doldurulan tutanak üzerine yapılan yüzde 0, 50, 100 değerlendirmesi de yargılamada bağlayıcı değildir. Davacının kendi kusuruna denk gelen kısım 2918 sayılı Kanun m.92/g uyarınca teminat dışıdır. Kusur oranının kaza tespit tutanağı, kamera kayıtları, tanık beyanları ve bilirkişi incelemesiyle belirlenmesini talep ederiz.
11. Davacı aracında oluştuğu iddia edilen değer kaybının varlığı ve miktarı usulüne uygun, objektif ve denetime elverişli bir bilirkişi raporu ile tespit edilmelidir (HMK m.266). Davacı tarafından sunulan özel ekspertiz raporu tek taraflı olarak alınmış bir uzman görüşü niteliğinde olup (HMK m.293) bağlayıcı değildir.
12. Onarımda eşdeğer parça kullanılmışsa, bunun davacının onayıyla veya orijinal parçayla değişim imkânı bulunmadığından yapıldığı müvekkil şirketçe belgelenecektir (Gen. Şart. B.2/2.1). Hasar gören parça zaten orijinal değilse ve eşdeğer parçayla değişim imkânı varken orijinal parça kullanılmışsa, müvekkilin sorumluluğu eşdeğer parça bedeliyle sınırlıdır.
13. Davacı tarafın faiz talebi de yerinde değildir. Müvekkil sigorta şirketi bakımından temerrüt, 2918 sayılı Kanun m.99 uyarınca Genel Şartlar Ek-6’da sayılan belgelerin müvekkile iletildiği tarihten itibaren sekiz iş günlük sürenin dolmasıyla doğar; başvuru tarihinden itibaren faiz istenemez. Yargılama gideri ve vekâlet ücretinin de kabul ve ret oranına göre paylaştırılması gerekir.
HUKUKİ NEDENLER: 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.85, m.86, m.91, m.92, m.97, m.99, m.109, m.110, m.111; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.19, m.109, m.114, m.115, m.116, m.117, m.129, m.131, m.266, m.293, m.317-322; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.49 vd., m.51-52; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.4, m.5, m.5/A; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A; 7589 sayılı Kanun m.19, m.20 ve geçici m.1; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5/a, B.2, C.7, Ek-6 ve ilgili sair mevzuat.
DELİLLER: (Her delil, ispatladığı vakıayla birlikte gösterilmiştir — HMK m.129/1-e) Sigorta poliçesi ve teminat tutarı (teminat sınırı savunmamıza ilişkin), hasar dosyası ödeme dökümü (önceki ödemenin limitten düşülmesine ilişkin), 2918 sayılı Kanun m.97 kapsamındaki başvuru evrakı ve tebliğ tarihleri (dava şartı itirazımıza ve faiz başlangıcına ilişkin), arabuluculuk bürosu kayıtları (arabuluculuk dava şartına ilişkin), müvekkil şirketin merkez ve acente kayıtları (yetki itirazımıza ilişkin), trafik kazası tespit tutanağı ve kamera kayıtları (kusur oranına ilişkin), Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi hasar kayıt sorgusu (önceki hasar savunmamıza ilişkin), EKSİST eksper raporları ve itiraz kayıtları (değer kaybı tutarına ilişkin), servis giriş-çıkış kayıtları ve parça sipariş tarihleri (mahrumiyet süresine ilişkin), onarım faturaları, parça listesi ve fotoğraflar (onarım ve parça niteliğine ilişkin), bilirkişi incelemesi, tanık beyanları ve her türlü yasal delil.
SONUÇ VE TALEP: Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; 1. Dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, 2. Bu talebimiz kabul görmezse yetki itirazımızın kabulüyle mahkemenizin yetkisizliğine ve dosyanın yetkili … Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine, 3. Mahrumiyet bedeli talebinin müvekkil şirket yönünden husumet yokluğundan reddine, 4. Zamanaşımı def’imizin kabulüyle davanın reddine, 5. Aksi kanaatte olunması hâlinde kusur oranı ve değer kaybı miktarının denetime elverişli bir bilirkişi raporuyla belirlenmesine ve müvekkilin sorumluluğunun poliçe limitinden önceki ödemeler düşüldükten sonra kalan tutarla sınırlandırılmasına, 6. Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederim. Tarih: … / … / 20…
Davalı Vekili Av. … (e-imza)
Yukarıdaki metin bir şablondur; her dosyada kusur durumu, teminat kapsamı ve süre hesapları farklı olduğu için maddelerin somut olaya göre yeniden kurulması gerekir. Cevap dilekçesi hazırlarken karşı tarafın dava dilekçesinde hangi unsurları taşıması gerektiğini bilmek işinizi kolaylaştırır; davacı tarafın dilekçesinin HMK m.119’a göre nasıl kurulduğunu araç değer kaybı dava dilekçesi örneği yazımızda, talep hesabının nasıl çıkarıldığını ise araç değer kaybı hesaplama yazımızda inceleyebilirsiniz.
Sürücü veya İşleten Davalıysa Örnek Cevap Dilekçesi Nasıl Olur?
Dava yalnızca kusurlu olduğu ileri sürülen sürücüye veya aracın işletenine açılmışsa cevap dilekçesinin ağırlık merkezi değişir. Teminat dışılık ve KTK m.97 başvuru şartı gibi sigortacıya özgü savunmalar bu davalıya ait değildir; buna karşılık işleten sıfatı, kusur, makul onarım süresi ve davanın sigortacıya ihbarı öne çıkar. Dava kural olarak asliye hukuk mahkemesinde yazılı yargılama usulüyle görülür ve arabuluculuk dava şartı aranmaz; kaza her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgiliyse dava ticari sayılacağından bu iki nokta ayrıca kontrol edilmelidir. Aşağıdaki örnek bu dosya tipi için kurulmuştur:
… ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE
DOSYA NO: …
DAVALI: … (T.C. Kimlik No: …) — ADRES: …
VEKİLİ (varsa): Av. …
DAVACI: … — ADRES: …
İHBAR OLUNAN: … Sigorta A.Ş. (… plakalı aracın … numaralı zorunlu trafik sigortası poliçesini düzenleyen şirket) — ADRES: …
KONU: Davacının araç değer kaybı ve araç mahrumiyet bedeli taleplerine karşı cevaplarımızın sunulması ve davanın zorunlu trafik sigortacısına ihbarı talebinden ibarettir.
AÇIKLAMALAR
1. Davanın ihbarı: Davanın aleyhimize sonuçlanması hâlinde zorunlu trafik sigortacısına başvurma hakkımız bulunduğundan, HMK m.61 ve m.62 uyarınca davanın ihbar olunan sigorta şirketine ihbarını talep ederiz. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.2.4 uyarınca sigortacı, sigortalının ihbarı ile davayı takip ve idare etmek üzere davaya dahil olur.
2. İşleten sıfatı: (Varsa) Kaza tarihinde araç … tarihli noter satış sözleşmesiyle … adlı kişiye devredilmiş / uzun süreli kiraya verilmiş olup bu tarihten itibaren işleten sıfatımız bulunmamaktadır (KTK m.3, m.85). Bu nedenle davanın husumet yokluğundan reddi gerekir.
3. Zamanaşımı: Kaza … tarihinde meydana gelmiş, davacı zararı ve sorumluyu en geç … tarihinde öğrenmiştir. Kaza yalnızca maddi hasarla sonuçlandığından uzamış ceza zamanaşımı uygulanmaz; KTK m.109/1’deki iki yıllık süre dolmuştur.
4. Kusur: Kaza, davacı aracının … (ör. kırmızı ışıkta geçmesi / şerit ihlali) sonucu meydana gelmiştir. Tutanakta yalnızca kural ihlali yer alır, kusur oranı yer almaz. Davacının kusurunun bulunduğu ispatlanacak olup tazminatın KTK m.86/2 ve TBK m.52 uyarınca indirilmesini, kazanın tamamen davacının ağır kusurundan doğduğunun anlaşılması hâlinde KTK m.86/1 uyarınca davanın reddini talep ederiz.
5. Değer kaybı miktarı: Davacının dayandığı özel ekspertiz raporu tek taraflı alınmış bir uzman görüşüdür (HMK m.293). Değer kaybı, aracın kaza öncesi ve onarım sonrası ikinci el satış değeri farkı esas alınarak, geçmiş hasarları ve hasar gören parçaları gösterilerek bilirkişi marifetiyle belirlenmelidir.
6. Mahrumiyet bedeli: Talep edilen … günlük süre makul onarım süresini aşmaktadır; servis giriş-çıkış kayıtları ve parça sipariş tarihleri celp edilmelidir. Davacıya bu süre içinde … tarafından ikame araç sağlanmış olup bu günler için ayrıca bedel istenemez. Günlük bedel, davacının aracıyla aynı vasıftaki bir aracın emsal kira bedeli üzerinden bilirkişice belirlenmelidir.
7. Faiz: Faiz başlangıcı ve talep edilen faiz türü yönünden itirazlarımız saklıdır; değer kaybı ve mahrumiyet kalemleri bakımından faizin ayrı ayrı belirlenmesi gerekir.
HUKUKİ NEDENLER: KTK m.3, m.85, m.86, m.109; TBK m.49 vd., m.50-52; HMK m.61-62, m.127, m.129, m.141, m.266, m.293; Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.2.4 ve ilgili mevzuat.
DELİLLER: Noter satış veya kira sözleşmesi (işleten sıfatına ilişkin), kaza tespit tutanağı, kamera kayıtları ve tanıklar (kusura ilişkin), Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi hasar kayıtları (geçmiş hasara ilişkin), servis kayıtları ve ikame araç belgeleri (mahrumiyet süresine ilişkin), sigorta poliçesi (ihbara ilişkin), bilirkişi incelemesi ve her türlü yasal delil.
SONUÇ VE TALEP: Davanın ihbar olunan sigorta şirketine ihbarına; husumet yokluğu ve zamanaşımı nedenleriyle davanın reddine; aksi kanaatte olunması hâlinde kusur oranı, değer kaybı ve makul onarım süresinin bilirkişi incelemesiyle belirlenerek davacının kusuru oranında indirim yapılmasına; yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederim. Tarih: … / … / 20…
Davalı / Davalı Vekili Ad Soyad İmza
Bu örnekte mahrumiyet kalemi ayrıntılı tutulmuştur; çünkü sigortacının bu kalemden sorumluluğu bulunmadığından, mahrumiyet bedeli hüküm altına alınırsa ödeme yükü doğrudan sürücü ve işletene kalır. Mahrumiyet dava dilekçesinin davacı tarafından nasıl kurulduğunu görmek için Araç Mahrumiyet Tazminatında Dilekçe Örneği Ve Dava Açma, bilirkişi raporuna karşı beyan aşaması için Araç Mahrumiyet Bedeli Bilirkişi Raporuna Nasıl İtiraz Edilir? yazılarımıza bakabilirsiniz. Arabuluculuğa başvurma gibi alternatif uyuşmazlık çözüm yolları için vekâletnamede özel yetki aranması (HMK m.74) ise Değer Kaybı Vekaletname Örneği 2026 yazımızda anlatılmıştır.
Aleyhinize açılmış bir değer kaybı davasında cevap dilekçesinin hazırlanması, teminat kapsamı ile süre hesaplarının dosya özelinde değerlendirilmesini gerektirir; dosyanızın durumunu araç değer kaybı davalarında hukuki destek sayfamız üzerinden görüşebilirsiniz.
Bu yazıda atıf yapılan hükümlerin tam metnine 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu üzerinden, belirsiz alacak davasını kaldıran düzenlemeye ise 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete nüshasından ulaşabilirsiniz.
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kusur durumu, teminat kapsamı ve süreleri farklı olduğundan, işlem yapmadan önce bir avukata danışmanız gerekir.
Sıkça Sorulan Sorular
Araç değer kaybı davasında cevap dilekçesi neden önemlidir?
Cevap dilekçesi, davalı tarafın tüm hukuki ve teknik savunmalarını mahkemeye sunduğu temel belgedir. Yetki ve tahkim itirazı gibi ilk itirazlar yalnızca bu dilekçede ileri sürülebilir; sigorta şirketinin davalı olduğu basit yargılamaya tabi dosyalarda ise savunmayı genişletme yasağı da bu dilekçeyle başlar. Süresi içinde sunulmayan veya eksik hazırlanan cevap dilekçesi bu nedenle savunma haklarının kaybedilmesine yol açabilir.
Araç değer kaybı davasına cevap verme süresi kaç gündür?
Cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin tebliğinden itibaren iki haftadır (HMK m.127/1, m.317/2). Dilekçenin bu sürede hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olduğu hâllerde, süre dolmadan mahkemeye başvurularak bir defaya mahsus ek süre istenebilir. Ek süre yazılı yargılamada en çok bir ay, sigorta şirketinin davalı olduğu ve basit yargılamaya tabi dosyalarda en çok iki haftadır; iki haftalık asıl sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlar.
Araç mahrumiyet bedeli cevap dilekçesi nasıl hazırlanır?
Mahrumiyet talebine verilecek cevap, davalının sıfatına göre değişir. Sigorta şirketi davalıysa talep KTK m.92/k uyarınca teminat dışıdır ve bu kalem yönünden husumet itirazı ileri sürülür. Sürücü veya işleten davalıysa talep esastan tartışılır: talep edilen sürenin makul onarım süresini aşıp aşmadığı, ikame araç sağlanıp sağlanmadığı ve günlük bedelin aynı vasıftaki bir aracın emsal kira bedeliyle uyumlu olup olmadığı çekişme konusu yapılır. Araç kiralanmamış olması tek başına savunma değildir; Yargıtay sırf kullanımdan yoksun kalmayı da zarar saymaktadır.
Değer kaybı ve araç mahrumiyet bedeli birlikte istenirse cevap dilekçesi nasıl yazılır?
İki kalem ayrı başlıklar altında karşılanır. Değer kaybı doğrudan zarar olduğu için zorunlu trafik sigortası teminatındadır; mahrumiyet ise dolaylı zarar olduğu için teminat dışıdır. Sigorta şirketi ve sürücü birlikte davalıysa, her davalı bakımından ayrı sonuç talebi kurulur ve faiz başlangıcı da ayrı belirlenir.
Mahrumiyet bedeli zorunlu trafik sigortasından alınabilir mi?
Hayır. KTK m.92/k, “gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi dolaylı zararları” teminat kapsamı dışında bırakır; Yargıtay da mahrumiyet bedelinden trafik sigortacısının sorumlu olmadığını kabul eder. Mahrumiyet bedeli yalnızca kusurlu sürücü ve işletenden genel hükümlere göre istenebilir.
Belirsiz alacak davası kaldırıldı mı?
Evet. HMK m.107, 7589 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle yürürlükten kaldırıldı (RG 31.07.2026). Bu tarihten sonra açılan davalarda talep artırımı, kısmi davaya eklenen m.109/4 uyarınca bir defaya mahsus olmak üzere tahkikatın sonuna kadar yapılabilir. 7589 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin 10. fıkrası uyarınca kaldırılma tarihinden önce açılmış davalarda mülga m.107 uygulanmaya devam eder.
Sigortaya başvurulmadan açılan değer kaybı davasına nasıl cevap verilir?
KTK m.97 uyarınca dava açılmadan önce sigorta kuruluşuna yazılı başvuru yapılması ve on beş günlük cevap süresinin beklenmesi gerekir. Bu adım atlanmışsa cevap dilekçesinde dava şartı yokluğu ileri sürülür ve davanın usulden reddi talep edilir. 1 Temmuz 2026’dan sonra araç hasarı için yapılan başvuru değer kaybı talebini de kapsadığından, “değer kaybı için ayrıca başvurulmadı” itirazı sonuç doğurmaz.
Değer kaybı davasında arabuluculuk her zaman zorunlu mu?
Hayır. Arabuluculuk dava şartı, TTK m.5/A uyarınca yalnızca ticari davalarda aranır. Sigorta şirketine karşı açılan dava ticari dava sayıldığından şart aranır; yalnızca kusurlu sürücü ya da işletene karşı açılan haksız fiil davasında kural olarak aranmaz. Kaza her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgiliyse sürücüye karşı dava da ticari sayılır. Sigorta Tahkim Komisyonu başvurusu da dava olmadığı için arabuluculuk gerektirmez.
Kaza tespit tutanağında kusur oranı yazar mı?
Kolluğun düzenlediği tutanakta yazmaz. Karayolları Trafik Yönetmeliği m.156 uyarınca tutanak düzenleyenler, tutanakta taraflar için kusur oranı belirtmeksizin yalnızca kazanın oluşumunda kimin hangi trafik kuralını ihlal ettiğini yazar. Yalnız maddi hasarlı kazada taraflarca doldurulan tutanakta ise sigortacılar sorumluluğu yüzde 0, 50 veya 100 olarak belirler; bu değerlendirme de mahkemeyi bağlamaz ve kusur oranı yargılamada bilirkişi incelemesiyle belirlenir.
Araç değer kaybı davası kaybedilebilir mi?
Evet. Davacı değer kaybını ispat edemezse veya davalı güçlü hukuki ve teknik savunmalar ortaya koyarsa dava tamamen veya kısmen reddedilebilir.
Hangi durumlarda araç değer kaybı talebi reddedilebilir?
Kazanın tamamen davacının ağır kusurundan doğduğunun ispatlanması, gerçek bir değer kaybının oluşmaması, zamanaşımı süresinin dolması, aracın trafikten çekilmiş veya hurdaya ayrılmış olması (sigortacı bakımından KTK m.92/l) ya da dava şartlarının yerine getirilmemesi hâlinde dava reddedilebilir. Davacının sunduğu özel ekspertiz raporu talebi desteklemese bile mahkeme bilirkişi incelemesi yaptırabileceğinden, tek başına bu rapor ret sebebi değildir.
Davalı araç sahibi nelere itiraz edebilir?
Davalı; işleten sıfatına, kusur oranına, eksper raporuna, talep edilen değer kaybı miktarına, aracın piyasa değerine, önceki hasar kayıtlarına, mahrumiyet süresine, faiz talebine ve zamanaşımına itiraz edebilir. Dava yalnızca sürücüye veya işletene açılmışsa, davanın aracın trafik sigortacısına ihbar edilmesi de istenmelidir.
Eksper raporuna itiraz edilebilir mi?
Evet. Hasar dosyasında atanan eksperin raporuna, EKSİST üzerinden yapılan bildirimden itibaren 3 iş günü içinde itiraz edilebilir; itiraz üzerine yeni eksper, ona da itiraz edilirse hakem eksper atanır ve hakem eksperin raporu nihaidir (SEDDK 2022/12 sayılı Genelge m.6-7). Eksper raporu mahkemeyi bağlamadığından, davada da rapordaki teknik hata ve eksiklikler ileri sürülerek bilirkişi incelemesi istenebilir.
1 Temmuz 2026 sonrası cevap dilekçesinde nelere dikkat edilmelidir?
Üç noktaya dikkat edilmelidir. Birincisi, değer kaybı artık katsayı cetveliyle değil, aracın kaza öncesi ve onarım sonrası ikinci el satış değeri arasındaki farkla belirlenir; değer kaybı hesabının dayanağı olan Ek-1, 12 Haziran 2026 tarihli değişiklikle (Ek-2, Ek-3 ve Ek-7 ile birlikte) yürürlükten kaldırılmıştır. İkincisi, araç hasarı için başvuran hak sahibi değer kaybı talebinde de bulunmuş sayıldığından, “ayrı başvuru yapılmadı” biçimindeki dava şartı itirazı bu tarihten sonraki başvurularda sonuç doğurmaz. Üçüncüsü, değer kaybı tespiti Kurumca belirlenen usule göre atanan sigorta eksperinin raporuna dayandığı için itiraz, rapordaki hesabın A.5/a’da sayılan kriterleri ve 2025/25 sayılı Genelgedeki piyasa analiz yöntemini karşılayıp karşılamadığı üzerinden kurulmalıdır.
Sigorta şirketi hangi savunmaları yapabilir?
Sigorta şirketi önce talep edilen kalemin teminat içinde olup olmadığını tartışır: mahrumiyet bedeli, manevi tazminat, davacının kendi kusuruna denk gelen kısım ve trafikten çekilmiş araçların değer kaybı KTK m.92 uyarınca teminat dışıdır. Ardından KTK m.97 başvurusu ve TTK m.5/A arabuluculuğu gibi dava şartları, Genel Şartlar C.7’yi de gözeten yetki itirazı, poliçe limiti ve önceki ödemeler, kusur oranı, gerçek zarar miktarı, önceki hasarlar, zamanaşımı ve eksper raporundaki teknik değerlendirmeler savunma konusu yapılabilir.
Araç değer kaybı davasında bilirkişi veya eksper incelemesi yapılır mı?
Evet. Çözümü özel veya teknik bilgi gerektirdiğinden mahkeme, taraflardan birinin talebi üzerine ya da kendiliğinden bilirkişi incelemesine karar verir (HMK m.266). Hasar dosyasındaki eksper raporu ile mahkemenin atadığı bilirkişinin raporu farklıdır; bilirkişi raporuna tebliğden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir (HMK m.281).
Aracın daha önce hasarlı olması davayı etkiler mi?
Evet. Geçmiş hasar durumu Genel Şartlar A.5/a’da sayılan bir tespit ölçütüdür; aracın ikinci el piyasa değeri ve talep edilen değer kaybı miktarının belirlenmesinde dikkate alınır. Ancak önceki hasar kaydı talebi kendiliğinden ortadan kaldırmaz, tutarı etkiler.
Zamanaşımı savunması yapılabilir mi?
Evet. KTK m.109/1 uyarınca süre, öğrenmeden itibaren iki yıl ve kaza gününden itibaren on yıldır. Bu savunma teknik olarak bir def’idir: hâkim kendiliğinden dikkate almaz, açıkça ileri sürülmesi gerekir; basit yargılamada cevap dilekçesinde, yazılı yargılamada en geç ikinci cevap dilekçesinde. Kazada yaralanma varsa uzamış ceza zamanaşımı devreye girebileceğinden, iki yılın dolduğu varsayımıyla kurulan def’i sonuçsuz kalabilir; yalnız maddi hasarlı kazada ise uzamış ceza zamanaşımı kural olarak uygulanmaz.
Cevap dilekçesi verilmezse ne olur?
Dava kendiliğinden kaybedilmez. Süresi içinde cevap dilekçesi vermeyen davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır (HMK m.128); ancak yetki itirazı gibi ilk itirazları ve zamanaşımı def’ini kural olarak kaybeder.
Araç değer kaybı davasında avukatla temsil zorunlu mudur?
Hayır. Avukatla temsil zorunlu değildir. Ancak teknik ve hukuki değerlendirmeler içeren bu davalarda profesyonel hukuki destek alınması hak kaybı yaşanmasını önleyebilir.
Örnek cevap dilekçesi kullanmak yeterli olur mu?
Hayır. Her trafik kazasının kusur durumu, hasarı ve delilleri farklıdır. Bu nedenle örnek dilekçeler yol gösterici olsa da somut olaya göre düzenlenmeleri gerekir; sigorta şirketinin davalı olduğu dosyayla sürücünün davalı olduğu dosyada savunmalar da farklıdır.
Basit yargılamada ikinci cevap dilekçesi verilebilir mi?
Hayır. Basit yargılama usulünde cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi verilemez (HMK m.317/3) ve savunmanın genişletilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlar (HMK m.319). Sigorta şirketine karşı açılan ve TTK m.4/2’deki parasal sınırın altında kalan değer kaybı davaları bu usule tabi olduğundan, bütün savunmalar ilk dilekçeye yazılmalıdır.
Davalı sürücü değer kaybı davasını sigorta şirketine ihbar etmeli mi?
Evet. Davayı kaybetmesi hâlinde rücu edeceği kişiye davayı ihbar etme imkânı HMK m.61’de düzenlenmiştir. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.2.4’e göre sigortalının ihbarı ile sigortacı davayı takip ve idare etmek üzere davaya dahil olur; karşı taraf lehine hükmedilen dava masrafları ile vekâlet ücretini de, tazminat sigorta bedelini aşarsa oranlama yaparak öder.
Arabuluculuk toplantısına katılmamanın davalı için sonucu nedir?
Dava şartı arabuluculukta ilk toplantıya geçerli mazereti olmadan katılmayan taraf, davada haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur ve katılmayan taraf lehine vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir (6325 sayılı Kanun m.18/A-11).