10, 11 veya 12 Yaşındaki Çocuk Suç İşlerse Ne Olur?
Çocuk suç işlerse ne olur, her şeyden önce çocuğun fiili işlediği gün kaç yaşında olduğuna göre belirlenir. On ve on bir yaşındaki çocuk ceza almaz; hakkında ceza davası açılamaz, yalnızca çocuk hâkiminin vereceği koruyucu ve eğitici tedbirler gündeme gelir. On iki yaşındaki çocukta ise tablo tek bir tarihe, doğum gününe bağlıdır: doğum yılına göre on iki yaşında sayılan ama on ikinci doğum günü henüz gelmemiş çocuk aynı korumadan yararlanır; doğum gününü geçirmiş çocuk ise artık bu korumanın dışındadır ve ceza sorumluluğu, fiilin anlamını kavrayıp kavrayamadığına göre belirlenir.
Bu yazıda on iki yaşın altındaki bir çocuğun karıştığı olayda polisin, savcılığın ve çocuk hâkiminin sırasıyla ne yaptığını, dava yanlışlıkla açılırsa mahkemenin hangi kararı vermesi gerektiğini, doğum tarihi hatalı kayıtlı çocukların durumunu ve çocuğu suçta kullanan yetişkinin neden daha ağır ceza aldığını Yargıtay kararlarıyla birlikte anlatıyoruz.
Bir bakışta
On iki yaş sınırı bir yaş grubu değil, bir tarihtir; o tarihten önce işlenen fiil için ceza yolu kapalıdır.
- 10 ve 11 yaşında: Ceza sorumluluğu yoktur, ceza kovuşturması yapılamaz (TCK m.31/1). Çocuk yakalanamaz; kimliği tespit edilip bırakılır (Yönetmelik m.19/a).
- Tedbir: Çocuk hâkimi danışmanlık, eğitim, sağlık gibi koruyucu tedbirlere ve 18.08.2026’dan beri yönlendirme tedbirlerine karar verebilir (5395 s.K. m.5, 5/A).
- 12 yaşında: Fiil günü on iki yaş doldurulmuşsa çocuk 12-15 yaş grubuna girer; algılama yeteneği varsa indirimli ceza, yoksa tedbir uygulanır (TCK m.31/2).
- Dava açılmışsa: Fiil tarihinde on iki yaşını doldurmadığı anlaşılan çocuk için doğru karar düşmedir (CMK m.223/8); Yargıtay mahkûmiyet kararlarını bozuyor.
- Çocuğu kullanan yetişkin: Ceza sorumluluğu olmayan çocuğu suçta araç olarak kullanan kişinin cezası üçte birden yarısına kadar artırılır (TCK m.37/2).
- Aile: Çocuğun fiili yüzünden anne babaya kendiliğinden ceza verilmez; ama tedbir kararına uymayan veya bakım yükümlülüğünü ihmal eden ebeveyn için yaptırım vardır.
Çocuk Suç İşlerse Ne Olur, Hangi Yaşta Ne Değişir?
Türk Ceza Kanunu çocukluğu tek bir kategori olarak görmez. Türk Ceza Kanunu‘nun 31. maddesi on sekiz yaşın altını üç basamağa ayırır ve her basamakta sorulan soru farklıdır. İlk basamakta soru “ceza verilebilir mi” değildir, çünkü cevap kanunda baştan verilmiştir: “Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmamış olan çocukların ceza sorumluluğu yoktur. Bu kişiler hakkında, ceza kovuşturması yapılamaz; ancak, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir” (TCK m.31/1).
Başlıktaki üç yaşı yan yana koyduğumuzda fark şöyle görünür:
| Fiil günündeki yaş | Ceza sorumluluğu | Ceza davası | Olası sonuç |
|---|---|---|---|
| 10 yaşında | Yok | Açılamaz | Çocuk hâkiminin tedbir kararı |
| 11 yaşında | Yok | Açılamaz | Çocuk hâkiminin tedbir kararı |
| Doğum yılına göre 12, doğum günü gelmemiş | Yok | Açılamaz | Çocuk hâkiminin tedbir kararı |
| 12. doğum gününü geçirmiş | Algılama yeteneğine bağlı | Açılabilir | Yetenek yoksa tedbir, varsa indirimli ceza |
Tablonun son iki satırı, başlıktaki sorunun asıl püf noktasıdır. Günlük hayatta yaş çoğu zaman doğum yılından hesaplanır; “2014 doğumlu, 12 yaşında” denir. Kanun ise yıla değil güne bakar ve on iki yaşını doldurmuş olmayı arar, yani on ikinci doğum gününün gelmiş olmasını. Dolayısıyla “12 yaşından küçük çocuk ceza almaz” cümlesi, on iki yaşındaki çocuk için ancak fiil doğum gününden önce işlendiyse doğrudur. Bu ayrıntıyı aşağıda “12 Yaşındaki Çocuk Suç İşlerse Ne Olur?” başlığında ayrıca ele alıyoruz.
Çocuklarda Cezai Ehliyet Yaşı Ne Demek?
Cezai ehliyet, kişinin işlediği fiilden dolayı cezalandırılabilme yeteneğidir. Kanun bu kavramı “kusur yeteneği” ve “ceza sorumluluğu” kelimeleriyle anlatır; cezai ehliyet ise halkın ve uygulamanın kullandığı karşılıktır. Cezai ehliyet yaşı denildiğinde kastedilen, bu yeteneğin hangi yaştan itibaren kabul edildiğidir. Türkiye’de bu eşik on iki yaştır: fiil anında on iki yaşını doldurmamış kişi için kanun, fiilin anlamını kavrayıp kavramadığına bakmaz; sorumluluğu toptan kaldırır.
Burada önemli bir ayrım vardır. Cezai ehliyetin bulunmaması, olayın hiç yaşanmamış sayılması anlamına gelmez. Zarar gören kişi vardır, kolluk ve savcılık olaydan haberdar olur, çocuk hakkında tedbir düşünülür ve olaya yetişkinler karışmışsa onlar hakkında soruşturma yürür. Yalnızca çocuğu cezalandırma yolu kapanır.
12 Yaş Altı Çocukların Cezai Sorumluluğu Neden Hiç Yok?
On iki yaşın altında kanun, çocuğun fiilin hukuki anlamını kavrayıp kavrayamadığını tek tek araştırmayı bile gereksiz görür ve bir karine koyar: bu yaştaki çocuğun kusur yeteneği yoktur. On iki ile on beş yaş arasında bu karine kalkar ve yerine araştırma gelir. On beş ile on sekiz yaş arasında ise sorumluluk vardır, yalnızca ceza indirimlidir (TCK m.31/2 ve 31/3).
Bu karinenin sonucu yalnız çocuk için değil, çocuğu kullanan yetişkin için de önemlidir. Yargıtay, on iki yaşından küçük çocuğu “kusur yeteneği olmayan” kişi olarak kabul eder ve bu çocuğu suçta kullanan yetişkinin cezasını artırır. Bunu aşağıda ayrı bir başlıkta anlatıyoruz.
Tam Cezai Ehliyet Yaşı Kaçtır?
Tam cezai ehliyet, on sekiz yaşın doldurulmasıyla başlar. On sekiz yaşından itibaren kişi, yaş küçüklüğü indirimi olmaksızın suçun kanundaki cezasıyla sorumlu olur. On beş ile on sekiz yaş arasındaki kişinin ceza sorumluluğu vardır ama kanun bu yaş grubuna indirimli ceza öngörür. Bu indirimin oranları ve 2026’da ağır suçlar için getirilen istisnalar ayrı bir konudur; sitemizde ayrıca ele alınacaktır.
12 Yaşından Küçük Çocuk Suç İşlerse Ne Olur?
On iki yaşından küçük çocuk suç işlerse süreç, bir ceza davası gibi değil, bir koruma dosyası gibi ilerler. Adımları sırasıyla şöyle özetleyebiliriz:
| Aşama | Ne olur? | Dayanak |
|---|---|---|
| Olay yeri | Çocuk suç nedeniyle yakalanamaz; yalnızca kimliği ve olay tespit edilir, ardından bırakılır | Yönetmelik m.19/a |
| Kolluk | Kimlik ve olay, tedbir kararına esas olmak üzere derhâl Cumhuriyet başsavcılığına bildirilir | Yönetmelik m.19/a-2 |
| Savcılık | Çocuk hakkında kovuşturma yapılamayacağı için dosya çocuk yönünden kapatılır; gerekirse çocuk hâkiminden tedbir istenir | TCK m.31/1, 5395 s.K. m.7/1 |
| Çocuk hâkimi | Kural olarak duruşma yapmadan tedbir kararı verir; çocuğun görüşü alınır | 5395 s.K. m.13 |
| Takip | Tedbir en geç üç ayda bir incelenir, on sekiz yaşında kendiliğinden sona erer | 5395 s.K. m.7/6, 8/2 |
Bu tablodaki hiçbir aşama çocuk için bir ceza, bir sicil kaydı ya da bir mahkûmiyet üretmez. Ama aile bakımından süreç yine de ciddiyetle takip edilmesi gereken bir süreçtir; çünkü tedbir kararları çocuğun eğitimine, sağlığına, hatta kullandığı telefona kadar uzanabilir.
Olay Yerinde Kolluk Ne Yapabilir?
Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği’nin çocuklarla ilgili özel hükmü açıktır: fiili işlediği zaman on iki yaşını doldurmamış olanlar “suç nedeni ile yakalanamaz ve hiçbir suretle suç tespitinde kullanılamaz.” Kolluk yalnızca kimlik ve suç tespiti amacıyla işlem yapabilir, kimlik tespitinden hemen sonra çocuğu serbest bırakır ve tespit edilen kimlik ile olayı derhâl Cumhuriyet başsavcılığına bildirir (Yönetmelik m.19/a).
Bu kural, anne babanın en çok merak ettiği iki soruya da cevap verir. Birincisi, on veya on bir yaşındaki çocuk gözaltına alınamaz. İkincisi, çocuk başka bir şüphelinin teşhisi, olayın canlandırılması gibi suç tespiti işlemlerinde kullanılamaz. Çocuğun karakola götürülmesi, polisin tutumu ve kimlik tespitinin sınırları hakkında daha geniş bilgiyi suça sürüklenen çocuk SSÇ nedir yazımızda bulabilirsiniz.
Savcılık Dosyayı Nasıl Kapatır?
Kanunun kullandığı ifade dikkat çekicidir: on iki yaşın altındaki çocuk hakkında “ceza kovuşturması yapılamaz” (TCK m.31/1). Kovuşturma, iddianamenin kabulüyle başlayan dava aşamasıdır. Bu nedenle savcılık olayı ve varsa yetişkin şüphelileri araştırır, ama çocuk hakkında iddianame düzenleyemez.
Uygulamada savcılık, çocuğun yaşının on ikiden küçük olduğunu tespit ettiğinde çocuk yönünden kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Yargıtay kararlarına yansıyan dosyalarda bu karar açıkça görülür: marketten deterjan çalınan bir olayda sanığın yanındaki kız çocuğu için “12 yaşından küçük olması nedeniyle hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen kızı” ifadesi kullanılmıştır (Y. 6. CD E.2012/1454 K.2014/8725, 29.04.2014). Aynı karar, Çorum’daki bir elektrikli bisiklet hırsızlığında 10 ve 11 yaşlarındaki çocuklar için de verilmiştir (Y. 2. CD E.2025/14869 K.2025/22332, 09.12.2025).
Savcılık ayrıca çocuk hakkında koruyucu ve destekleyici tedbir alınmasını çocuk hâkiminden isteyebilir. Kanun bu istemi yapabilecek kişileri sayar: çocuğun anası, babası, vasisi, bakım ve gözetiminden sorumlu kimse, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (bugün bu görevi Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yürütür) ve Cumhuriyet savcısı. Hâkim re’sen de karar verebilir (5395 s.K. m.7/1).
Dava Yanlışlıkla Açılırsa Mahkeme Ne Karar Verir?
Uygulamada en sık karşılaşılan hata, çocuğun yaşının geç fark edilmesidir. Olay birkaç kişi tarafından birlikte işlenmişse, çocukların doğum tarihleri tek tek kontrol edilmeden hepsi hakkında dava açılabilir. Dava sırasında çocuklardan birinin fiil tarihinde on iki yaşını doldurmadığı anlaşılırsa, mahkemenin vereceği karar tartışmalı görünse de Yargıtay’ın cevabı yerleşiktir: davanın düşmesi.
Mahkemeler bazen bu durumda “ceza verilmesine yer olmadığına” karar veriyordu. Bu karar, algılama yeteneği olmayan 12-15 yaş grubundaki çocuk için doğru karardır; ama on iki yaşından küçük çocuk için kovuşturma şartı hiç oluşmamıştır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, hırsızlık dosyasında tam bu hatayı düzeltti: “haklarında kovuşturma şartı gerçekleşmemiş sanıklar hakkında 5271 sayılı Yasanın 223/8.maddesine göre düşme kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılması” bozmayı gerektirmiş, Daire hükmü kendisi düzelterek “kamu davasının düşürülmesine” cümlesini yazmıştır (Y. 6. CD E.2008/4894 K.2012/3723, 21.02.2012). Aynı yaklaşım, konut dokunulmazlığının ihlali suçundan yargılanan bir çocuk için de uygulanmıştır (Y. 2. CD E.2011/2771 K.2012/43410, 10.10.2012).
Mahkeme mahkûmiyet kararı vermişse sonuç daha net: bozma. Yargıtay 17. Ceza Dairesi, suç tarihinde on iki yaşını doldurmamış çocuk hakkında kurulan hırsızlık mahkûmiyetini, “5237 sayılı TCK’nın 31/1. maddesine göre ceza sorumluluğu olmadığı gözetilmeden” kurulduğu için bozdu ve hükmün diğer yönlerini incelemeye bile gerek görmedi (Y. 17. CD E.2016/5440 K.2017/757, 30.01.2017). İki dosyada durum daha da çarpıcıydı: savcılık iddianamede çocuk için zaten yalnızca tedbir istemişti, mahkeme buna rağmen mahkûmiyet kurmuştu (Y. 13. CD E.2014/8151 K.2014/32807, 20.11.2014; Y. 2. CD E.2019/5231 K.2019/10940, 19.06.2019).
Çocuk Hâkimi Hangi Tedbirlere Karar Verebilir?
On iki yaşından küçük çocuk için ceza yolunun yerini tedbir yolu alır. Çocuk Koruma Kanunu, kendi düzenlediği koruyucu ve destekleyici tedbirlerin, “hakkında adli süreç yürütülen ve ceza sorumluluğu olmayan çocuklar bakımından, çocuklara özgü güvenlik tedbiri olarak anlaşılır” olduğunu söyler (5395 s.K. m.11). Yani TCK’nın “çocuklara özgü güvenlik tedbiri” dediği şey, uygulamada Çocuk Koruma Kanunu’ndaki tedbirlerdir.
Bu tedbirler iki gruba ayrılır. Birinci grup, kanunun ilk hâlinden beri var olan koruyucu ve destekleyici tedbirlerdir (5395 s.K. m.5/1):
- Danışmanlık: Anne babaya çocuk yetiştirme konusunda, çocuğa ise eğitim ve gelişim sorunlarında yol gösterme.
- Eğitim: Çocuğun bir eğitim kurumuna gündüzlü veya yatılı devamı, bir meslek kursuna ya da bir ustanın yanına yerleştirilmesi.
- Bakım: Bakımdan sorumlu kişi görevini yapamıyorsa çocuğun resmî veya özel bir kuruluşta ya da koruyucu ailede bakılması.
- Sağlık: Çocuğun fiziksel ve ruhsal sağlığı için tedavi ve rehabilitasyon, bağımlılık varsa tedavi.
- Barınma: Barınma yeri olmayan çocuklu kişilere uygun barınma yeri sağlanması.
İkinci grup, 7593 sayılı Kanun’la 18 Ağustos 2026’dan itibaren eklenen yönlendirme tedbirleridir. Kanun bunları da açıkça “ceza sorumluluğu olmayan adli süreçteki çocuklar bakımından, çocuklara özgü güvenlik tedbiri” olarak tanımlar (5395 s.K. m.5/A-1). Bu tedbirler arasında 20 saatten 300 saate kadar spor kulübü, gençlik merkezi veya kütüphanede görev alma, çevre temizliği ve ağaçlandırma faaliyetlerine katılma, bağımlılık programlarını tamamlama ve dijital risklerden korunma tedbiri bulunur. Yönlendirme tedbirlerinin ayrıntıları için yönlendirme tedbirleri yazımıza bakabilirsiniz.
Tedbir Kararında Aile Dinlenir mi, Karara İtiraz Edilebilir mi?
Ceza sorumluluğu olmayan çocuk hakkında tedbir kararı kural olarak duruşma yapılmadan verilir; hâkim zaruret görürse duruşma yapabilir. Kararın verilmesinden önce yeterli idrak gücüne sahip çocuğun görüşü alınır, ilgililer dinlenebilir ve çocuk hakkında sosyal inceleme raporu istenebilir (5395 s.K. m.13). Çocuk Koruma Kanunu’nun 7593 sayılı Kanun’la değişen hükmü ise on beş yaşını doldurmamış çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmasını zorunlu hâle getirmiştir (5395 s.K. m.35/3). Bu yeni hükmün, iddianame aşaması dışında kalan tedbir dosyalarında nasıl uygulanacağı henüz yerleşmemiştir; aile, sosyal incelemenin yapılmasını dilekçeyle talep edebilir.
Tedbirin türü kararda gösterilir ve birden fazla tedbire birlikte karar verilebilir (5395 s.K. m.7/3). Karara karşı itiraz yolu açıktır; itiraz, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun itiraza ilişkin hükümlerine göre en yakın çocuk mahkemesine yapılır (5395 s.K. m.14). Genel itiraz süresi, kararın öğrenildiği günden itibaren iki haftadır (CMK m.268/1).
Tedbir bir kez verilip unutulmaz. Kararı veren hâkim uygulamayı en geç üç aylık aralıklarla incelettirir ve tedbiri kaldırabilir, süresini uzatabilir ya da değiştirebilir (5395 s.K. m.8/2-3). Tedbirin uygulanması on sekiz yaşın doldurulmasıyla kendiliğinden sona erer (5395 s.K. m.7/6).
Tedbirin gereklerine aykırı davranan anne baba için 7593 sayılı Kanun’la yeni bir yaptırım da getirildi: çocuk hâkimi, ihlalin ağırlığına göre üç günden on güne kadar tazyik hapsine karar verebilir (5395 s.K. m.45/5). Ailenin ceza ve tazminat sorumluluğunun bütün hâllerini çocuğun suçundan ailenin sorumluluğu yazımızda ayrıntılı olarak anlattık.
12 Yaşındaki Çocuk Suç İşlerse Ne Olur?
12 yaşındaki çocuk suç işlerse ne olacağı, tek bir sorunun cevabına bağlıdır: fiil, çocuğun on ikinci doğum gününden önce mi sonra mı işlendi? Kanun “on iki yaşından küçük” demez, “oniki yaşını doldurmamış” der. On iki yaşını doldurmak, on ikinci doğum gününe ulaşmak demektir.
- Fiil doğum gününden önce işlendiyse: Çocuk, 10 ve 11 yaşındaki çocukla aynı konumdadır. Ceza sorumluluğu yoktur, kovuşturma yapılamaz.
- Fiil doğum gününden sonra işlendiyse: Çocuk 12-15 yaş grubundadır. Artık kovuşturma mümkündür ve ceza sorumluluğu, çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığına ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediğine bağlıdır (TCK m.31/2).
Bu nedenle dosyada ilk bakılması gereken belge, çocuğun nüfus kaydındaki doğum tarihi ile olay tutanağındaki tarih ve saattir. Arada birkaç gün, hatta birkaç saat bile sonucu değiştirebilir.
Cezai Ehliyet Yaşının Başlangıcı Doğum Günü mü?
Evet. Belirleyici olan fiilin işlendiği andır; çocuğun ifade verdiği, dava açıldığı ya da karar verildiği tarih değildir. Kanun her basamakta aynı ifadeyi kullanır: “fiili işlediği sırada” (TCK m.31/1-3). Yargılama sürerken çocuğun on iki, hatta on sekiz yaşını doldurması, fiil tarihindeki yaşa göre yapılacak değerlendirmeyi değiştirmez.
Birden fazla eylemden oluşan olaylarda bu kural ayrıca önem kazanır. Örneğin haftalar boyunca süren bir dizi hırsızlıkta, doğum gününden önceki eylemler için çocuğun ceza sorumluluğu yokken, sonraki eylemler için 12-15 yaş kuralları uygulanır. Suç tarihinin her eylem için ayrı ayrı belirlenmesi, savunmanın ilk işlerinden biridir.
Nüfus Kaydındaki Doğum Tarihi Yanlışsa Ne Olur?
Özellikle geç kayıt yaptırılan çocuklarda nüfus kaydındaki doğum tarihi gerçeği yansıtmayabilir. Nüfus kaydının düzeltilmesi ancak kesinleşmiş mahkeme hükmüyle mümkündür (5490 s.K. m.35/1) ve bu davalar asliye hukuk mahkemesinde görülür (5490 s.K. m.36). Ceza dosyası sürerken doğum tarihi mahkeme kararıyla düzeltilirse, Yargıtay yeni tarihe göre değerlendirme yapılmasını istemektedir.
İki karar bunu açıkça gösterir. Birinci dosyada Mardin 1. Asliye Hukuk Mahkemesi çocuğun doğum tarihini 27.03.1993’ten 27.03.1995’e düzeltmişti; buna göre çocuk, 09.02.2007 tarihli olayda on iki yaşını doldurmamıştı ve 17. Ceza Dairesi mahkûmiyeti bozdu (Y. 17. CD E.2016/19735 K.2017/5748, 15.05.2017). İkinci dosyada düzeltme, UYAP’tan alınan güncel nüfus kaydında görülmüştü; Daire yine “12 yaşını doldurmadığı ve 5237 sayılı TCK’nun 31/1. maddesine göre ceza sorumluluğu olmadığı belirlenmiş” diyerek hükmü bozdu (Y. 17. CD E.2019/3073 K.2019/5915, 24.04.2019).
Burada iki uyarı yapmak gerekir. Birincisi, yaş düzeltme davası bir savunma aracı olarak düşünülmemelidir; mahkeme bu davalarda tıbbi yaş tayini ve tanık beyanları gibi delillere dayanır ve sonuç her zaman beklenen yönde çıkmaz. İkincisi, düzeltme kararının ceza dosyasına sunulması gerekir; kesinleşmiş bir düzeltme kararı dosyaya girmezse mahkeme eski kayda göre karar verebilir.
On İki Yaşını Dolduran Çocuk İçin Algılama Yeteneği Nasıl Belirlenir?
On iki yaşını dolduran çocuk hakkında kovuşturma mümkün hâle gelir, ama ceza verilip verilmeyeceği bir tespite bağlıdır. Mahkeme, çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğini, sağlık kuruluşlarından alınan rapor ve sosyal inceleme raporuyla birlikte değerlendirir. Sosyal inceleme raporu bu takdirde göz önünde bulundurulur (5395 s.K. m.35/1). 18 Ağustos 2026’dan itibaren on beş yaşını doldurmamış çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmadan düzenlenen iddianame mahkemece iade edilir (CMK m.174/1-e).
Yetenek yoksa çocuk yine ceza almaz, hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur. Yetenek varsa indirimli ceza uygulanır; kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarında ise 7593 sayılı Kanun’dan sonra mahkeme 12-15 yaş grubundaki çocuk için ikinci fıkra yerine daha ağır olan üçüncü fıkrayı uygulayabilir (TCK m.31/4). Bu yaş grubunun yargılamasının genel çerçevesini suça sürüklenen çocuk yazımızda anlattık. On iki yaşını doldurmuş çocuk ifadeye veya duruşmaya gitmezse zorla getirme ve yakalama emri gündeme gelir; bu süreci ayrı bir yazıda ele aldık.
Suçun Türü 12 Yaş Altında Sonucu Değiştirmez
On iki yaşından küçük çocuk için suçun ağırlığı ceza sorumluluğunu değiştirmez. Marketten çikolata çalmak ile bir insanı yaralamak arasında, ceza sorumluluğu bakımından fark yoktur; ikisinde de çocuk hakkında kovuşturma yapılamaz. Değişen, çocuk hâkiminin tedbir seçimi ve olaya karışan yetişkinlerin durumudur.
Çocuk Hırsızlık Yaparsa Ne Olur?
Çocuk hırsızlık yaparsa ve on iki yaşını doldurmamışsa, hırsızlık suçundan ceza almaz. Mağaza veya ev sahibi yine de şikâyette bulunabilir; kolluk olayı tespit eder, çalınan eşya varsa sahibine iade edilir, dosya savcılığa gider. Savcılık çocuk yönünden kovuşturmaya yer olmadığına karar verir ve gerekiyorsa tedbir ister.
Hırsızlık dosyalarında asıl soru çoğu zaman şudur: çocuk bu işi tek başına mı yaptı, yoksa bir yetişkin mi yaptırdı? Yargıtay’a gelen hırsızlık dosyalarının önemli bir kısmında on iki yaşından küçük çocuk, kalabalık bir pazarda çanta çalmak, bir dükkânda kasadan para almak ya da camı kırılmış bir işyerine girmek için kullanılmıştır. Bu durumda yetişkin hakkında ağırlaştırılmış bir sorumluluk doğar.
Çocuk Siber Suç İşlerse Ne Olur?
Çocuk siber suç işlerse, örneğin başkasının sosyal medya hesabına izinsiz girerse, bir arkadaşının fotoğrafını izinsiz paylaşırsa ya da internette tehdit içerikli mesaj gönderirse, yaş kuralı aynen uygulanır. On iki yaşını doldurmamış çocuk bu fiillerden dolayı ceza almaz.
7593 sayılı Kanun’la getirilen yönlendirme tedbirlerinden biri bu durumlar için özellikle önemlidir: dijital risklerden korunma tedbiri. Bu tedbirle çocuğun kullandığı telefon, hat, bilgisayar veya tablet bildirilir ve cihazın tedbir kararından sonraki hareketleri, üç aydan az iki yıldan fazla olmamak üzere takip yazılımlarıyla ilgili kurumların denetimine açılabilir; riskli dijital mecralara erişim engellenebilir (5395 s.K. m.5/A-2-b). Akran zorbalığının internete taşındığı hâllerde okul ve aile açısından atılacak adımları akran zorbalığı mahkemeye verilir mi yazımızda anlattık.
10 Yaşındaki Çocuk Birini Öldürürse Ne Olur?
Bu, ailelerin en çok korktuğu ve kamuoyunda en çok tartışılan sorudur. Hukuki cevap açıktır: on yaşındaki çocuk birini öldürse dahi ceza sorumluluğu yoktur ve hakkında ceza kovuşturması yapılamaz (TCK m.31/1). Çocuk hakkında, olayın ağırlığına uygun tedbirlere karar verilir; bu tedbirler bakım, sağlık ve rehabilitasyon tedbirlerini de kapsayabilir.
Ailenin durumu ise farklıdır. 7593 sayılı Kanun’la TCK’nın 233. maddesine eklenen dördüncü fıkraya göre, bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünün ihlali ya da çocuğun ahlak, güvenlik ve sağlığını ağır şekilde tehlikeye sokma fiilleri nedeniyle çocuk kasten öldürme veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu işlerse, anne babaya verilecek ceza şikâyet aranmaksızın yarısından iki katına kadar artırılır (TCK m.233/4). Bu artırım çocuğun yaşına bağlı değildir; ama anne babanın kendi yükümlülüğünü ihlal etmiş olmasını şart koşar. Yani çocuğun fiili tek başına aileye ceza doğurmaz.
Çocuğu Suçta Kullanan Yetişkinin Cezası Artırılır
On iki yaş sınırının en az bilinen, ama uygulamada en sık karşılaşılan sonucu budur. Türk Ceza Kanunu, “suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi”yi fail sayar ve devam eder: “Kusur yeteneği olmayanları suçun işlenmesinde araç olarak kullanan kişinin cezası, üçte birden yarısına kadar artırılır” (TCK m.37/2). Buna dolaylı faillik denir. On iki yaşından küçük çocuk, kanunun karinesi gereği kusur yeteneği olmayan kişidir.
Yargıtay kararlarında bu artırım farklı olaylarda karşımıza çıkar:
- Pazarda çocuk arabasına asılı çantayı, sanığın perdeleme yaptığı sırada 12 yaşından küçük kızının alması (Y. 6. CD E.2011/12766 K.2013/25676, 18.12.2013).
- Sanığın büfe sahibini oyalayıp dışarı çıkardığı sırada 12 yaşından küçük kuzeninin kasadaki parayı alması (Y. 2. CD E.2014/4698 K.2015/6026, 24.03.2015).
- Cezaevindeki eşini 12 yaşından küçük kızıyla ziyarete giden sanığın, içeriye cep telefonu sokmaya çalışırken 10 yaşındaki çocuğu araç olarak kullanması (Y. 16. CD E.2016/2015 K.2016/4456, 27.06.2016).
- Uyuşturucu ticaretinde 12 yaşından küçük bir çocuğun aracı olarak kullanılması (Y. 9. CD E.2016/967 K.2016/7392, 27.06.2016).
- Sanığın evin önünde gözcülük yaptığı sırada 10 ve 11 yaşlarındaki çocuklarının bahçedeki elektrikli bisikleti çalması (Y. 2. CD E.2025/14869 K.2025/22332, 09.12.2025).
Son dosya, konunun güncelliğini gösterir. Yerel mahkeme sanığın cezasını azmettirmeyi düzenleyen TCK’nın 38/2. maddesine göre artırmıştı. Dosya kanun yararına bozma yoluyla Yargıtay’a taşındı ve 2. Ceza Dairesi istemi kabul etti: azmettirmede artırım yapılabilmesi için “azmettirilenin kusur yeteneğinin bulunması gerektiği de izahtan varestedir”; kusur yeteneği olmayan çocuklarını suçta araç olarak kullanan sanık hakkında uygulanacak hüküm 37/2’dir (Y. 2. CD E.2025/14869 K.2025/22332).
Dolaylı Faillik ile Azmettirme Arasındaki Fark Neden Önemli?
Azmettirme, suç işleme fikri olmayan bir kişiye bu kararı verdirmektir. TCK’nın 38. maddesinin ikinci fıkrası, çocukların suça azmettirilmesi hâlinde de cezanın üçte birden yarısına kadar artırılmasını öngörür. Artırım oranı aynı olduğu için iki hükmün karıştırılması ilk bakışta önemsiz görünebilir; ama Yargıtay bu ayrımı titizlikle yapar ve iki hükmün birlikte uygulanmasına izin vermez. Kuzenini büfede kullanan sanık hakkında mahkeme hem 37/2 hem de 38/2 ile artırım yapmıştı; 2. Ceza Dairesi bunu fazla ceza tayini sayarak bozdu (Y. 2. CD E.2014/4698 K.2015/6026).
Eyleme Bizzat Katılan Yetişkin İçin Artırım Tartışması
Bu konuda Yargıtay’ın çizgisi zaman içinde değişti. 2013 yılının ilk yarısında 6. Ceza Dairesi, çocuğun yanında bizzat eyleme katılan yetişkini müşterek fail sayıyor ve ayrıca 37/2 artırımı yapılmasını bozma sebebi görüyordu. Perdeleme yapan sanığın yanında 12 yaşından küçük kızının cüzdanı aldığı olayda Daire, “sanığın müşterek fail olarak eylemden 5237 sayılı TCY’nın 37/1. maddesi uyarınca sorumlu bulunduğu gözetilmeden, aynı Yasanın 37/2.maddesi uyarınca cezasında artırım yapılması”nı bozdu (Y. 6. CD E.2010/7204 K.2013/6153, 25.03.2013). Aynı gerekçe, dükkân sahibini oyalayan ve mağduru sıkıştırıp dikkatini dağıtan sanıklar için de tekrarlandı (Y. 6. CD E.2010/20502 K.2013/13801, 10.06.2013; E.2010/25540 K.2013/18260, 19.09.2013).
Aynı yılın sonunda ise tablo tersine döndü. Pazarda perdeleme yaparak kızına hırsızlık yaptıran sanığın eyleminin “5237 sayılı TCK’nın 141/1, 37/2. maddesine uyduğu gözetilmeden” hüküm kurulması bozma sebebi sayıldı (Y. 6. CD E.2011/12766 K.2013/25676, 18.12.2013). 2. Ceza Dairesi de büfe dosyasında, sanığın eyleme asli fail olarak katıldığını ve aynı zamanda kusur yeteneği olmayan çocuğu araç olarak kullandığını kabul ederek 37/2 uygulamasını isabetli buldu (Y. 2. CD E.2014/4698 K.2015/6026). 2025 tarihli kanun yararına bozma kararı da gözcülük yapan sanığın 37/1 uyarınca katıldığını söyleyip 37/2’nin uygulanması gerektiğini belirtiyor. Bugünkü çizgi şudur: yetişkinin eyleme katılması, çocuğu araç olarak kullanmasından doğan artırımı ortadan kaldırmaz. Ancak artırımın gerekçesi, kararda denetime elverişli biçimde gösterilmelidir; aksi hâlde hüküm bozulabilir (Y. 6. CD E.2012/23727 K.2014/21476, 04.12.2014).
Suça Sürüklenen Çocuk da Bu Artırımı Alabilir mi?
Evet. Artırım yalnız yetişkinlere özgü değildir. On iki yaşını doldurmuş ve ceza sorumluluğu bulunan bir çocuk, kendisinden küçük ve kusur yeteneği olmayan bir çocuğu suçta kullanırsa, onun cezası da TCK’nın 37/2. maddesine göre artırılır. Yargıtay 2. Ceza Dairesi, çocuk mahkemesinde yargılanan bir çocuk hakkında bu artırımın yapılmamasını bozma sebebi saydı (Y. 2. CD E.2020/19576 K.2021/2517, 15.02.2021).
Araç Olarak Kullanılan Çocuk 12-15 Yaş Arasındaysa
Artırımın uygulanabilmesi için araç olarak kullanılan kişinin gerçekten kusur yeteneğinden yoksun olması gerekir. On iki yaşından küçük çocukta bu kanunen kabul edilir; 12-15 yaş arasındaki çocukta ise ayrıca tespit edilmelidir. Yargıtay 17. Ceza Dairesi, beyanlarda adı geçen kişilerin cezai ehliyetinin olup olmadığı saptanmadan yapılan artırımı bozdu ve kanunun bu hükmü “akıl hastası, 12 yaşından küçükler veya 12-15 yaş arası olup da işlediği fiilin hukuki anlamını ve sonuçlarını kavrama yeteneği gelişmemiş” kişiler için öngördüğünü vurguladı (Y. 17. CD E.2015/1562 K.2015/4345, 23.06.2015).
Zarar Gören Taraf Ne Yapabilir?
Çocuğun ceza almayacak olması, zarar gören kişinin elinin kolunun bağlı olduğu anlamına gelmez. İzlenebilecek yollar şunlardır:
- Şikâyet: Olay kolluğa veya savcılığa bildirilir. Çocuk hakkında kovuşturma yapılamasa da olay kayda geçer, tedbir süreci başlar ve olaya yetişkinler karışmışsa onlar hakkında soruşturma yürür.
- Yetişkinin tespiti: Kamera kayıtları, tanıklar ve çocuğun yanındaki kişilerin kimliği özellikle önemlidir; çünkü cezalandırılabilecek kişi çoğu zaman çocuğun arkasındaki yetişkindir.
- Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz: Suçtan zarar gören, kararın kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir (CMK m.173/1). Çocuk yönünden bu itiraz sonucu değiştirmez, ama kararın yetişkin şüphelileri de kapsadığı dosyalarda anlam taşır.
- Tazminat: Ceza sorumluluğunun yokluğu, maddi zararın karşılanmayacağı anlamına gelmez; bu talep ceza dosyasından bağımsız olarak hukuk mahkemesinde ileri sürülür.
Tazminat konusunda bir ayrıntıyı özellikle belirtmek gerekir: ceza hukukundaki on iki yaş karinesi hukuk davasına otomatik olarak taşınmaz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin incelediği bir trafik kazası dosyasında, 10 yaşındaki yaya çocuğun vekili “TCK’da dahi 12 yaşından küçük çocukların mutlak surette kusur yeteneğinden yoksun olduğu” savunmasını ileri sürmüş, ama çocuğun kazada tam kusurlu kabul edildiği karar onanmıştı (Y. 4. HD E.2024/5405 K.2025/13254, 29.09.2025). Hukuk davasında çocuğun ayırt etme gücü ve ailenin gözetim sorumluluğu, kendi kurallarıyla ayrıca değerlendirilir.
Cezai Ehliyet Yaşı 10 Yaşa İniyor mu?
“Cezai ehliyet yaşı 10’a iniyor” başlıklı haberler 2026 baharında yoğun biçimde yayımlandı. Bu haberlerin kaynağı, TBMM Suça Sürüklenen Çocukları Araştırma Komisyonu’nun çalışmalarıydı. Nisan 2026’daki haberlerde 10-12 yaş grubu için doğrudan hapis yerine kademeli bir yaptırım modeli ve ağır suçlarda indirimin sınırlandırılması taslak başlıklar olarak aktarıldı; 20 Mayıs 2026 tarihli haberlerde ise komisyon raporunda ceza sorumluluğu yaşının 12’den 10’a düşürülmesinin önerildiği yazıldı.
Ancak rapor bir kanun değildir. Çocuk ceza hukukunda 2026’da yürürlüğe giren düzenleme, 18 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7593 sayılı Kanun’dur. Bu Kanun TCK’nın 31. maddesine dördüncü fıkrayı ekledi ve ceza sınırlarını yükseltti, ama birinci fıkraya dokunmadı. Yürürlükteki metin hâlâ “Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmamış olan çocukların ceza sorumluluğu yoktur” demektedir. Bugün itibarıyla 10 ve 11 yaşındaki çocuk için ceza yolu kapalıdır; ileride yapılabilecek bir değişiklik ise ceza hukukunun genel kuralı gereği, yürürlüğünden önce işlenen fiillere aleyhe uygulanamaz.
Çocuğun Kaydına Bir Şey İşler mi?
Ailelerin en çok sorduğu sorulardan biri, olayın çocuğun geleceğini etkileyip etkilemeyeceğidir. Adli sicile kaydedilecek kararlar kanunda tek tek sayılmıştır ve bunların merkezinde kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri vardır (5352 s.K. m.4). On iki yaşından küçük çocuk hakkında mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı için adli sicil kaydı da oluşmaz. Çocuk hakkında verilen koruyucu ve destekleyici tedbir kararları da bu listede yer almaz; listede sayılan güvenlik tedbiri kararları, akıl hastalığı nedeniyle hükmedilenlerdir.
Bu, olayın hiçbir yerde görünmeyeceği anlamına gelmez. Savcılık dosyası, tedbir dosyası ve kolluk tutanakları yargı sisteminde kayıtlı kalır. Ancak bu kayıtlar bir mahkûmiyet değildir ve adli sicil belgesinde görünmez. Güvenlik soruşturması gibi özel incelemelerde savcılık kayıtlarının nasıl değerlendirileceği ise ayrı bir konudur ve ilgili mevzuata göre ayrıca ele alınmalıdır.
Yargıtay Kararlarında 12 Yaş Sınırı
Bu yazıda andığımız kararları tek tabloda topladık:
| Karar | Olay | Sonuç |
|---|---|---|
| Y. 6. CD E.2008/4894 K.2012/3723 | 12 yaşından küçük sanıklara “ceza verilmesine yer olmadığı” kararı | Düzeltilerek onama: CMK 223/8 düşme |
| Y. 2. CD E.2011/2771 K.2012/43410 | Konut dokunulmazlığı, 12 yaşından küçük çocuk | Düzeltilerek onama: düşme |
| Y. 17. CD E.2016/5440 K.2017/757 | Suç tarihinde 12 yaşını doldurmamış çocuğa hırsızlık mahkûmiyeti | Bozma |
| Y. 13. CD E.2014/8151 K.2014/32807 | İddianame tedbir istemişken mahkûmiyet | Bozma |
| Y. 2. CD E.2019/5231 K.2019/10940 | İddianame tedbir istemişken mahkûmiyet | Bozma |
| Y. 17. CD E.2016/19735 K.2017/5748 | Doğum tarihi hukuk mahkemesince iki yıl geri alındı | Bozma |
| Y. 17. CD E.2019/3073 K.2019/5915 | Doğum tarihi UYAP kaydında düzeltilmiş | Bozma |
| Y. 2. CD E.2025/14869 K.2025/22332 | Ebeveyn, 10 ve 11 yaşındaki çocuklarıyla bisiklet hırsızlığı | Kanun yararına bozma: 38/2 değil 37/2 |
| Y. 6. CD E.2010/7204 K.2013/6153 | Perdeleme yapan sanık, cüzdanı alan küçük kız | Bozma: müşterek fail, 37/2 yok (eski çizgi) |
| Y. 6. CD E.2011/12766 K.2013/25676 | Pazarda perdeleme, çantayı alan küçük kız | Bozma: 141/1 ve 37/2 uygulanmalı (yeni çizgi) |
| Y. 2. CD E.2014/4698 K.2015/6026 | 37/2 ve 38/2 birlikte uygulanmış | Bozma: fazla ceza |
| Y. 17. CD E.2015/1562 K.2015/4345 | Araç kişilerin cezai ehliyeti saptanmamış | Bozma |
| Y. 2. CD E.2020/19576 K.2021/2517 | Suça sürüklenen çocuk, küçük çocuğu kullanmış | Bozma: 37/2 artırımı yapılmalı |
| Y. 16. CD E.2016/2015 K.2016/4456 | Cezaevine 10 yaşındaki kızla telefon sokma | Bozma: 37/2 düşünülmeli |
| Y. 4. HD E.2024/5405 K.2025/13254 | 10 yaşındaki yaya, trafik kazası | Onama: hukukta tam kusur |
Tablodan çıkan tablo tutarlıdır. Yargıtay, on iki yaş sınırını hem çocuğun lehine hem de çocuğu kullananın aleyhine aynı kesinlikle uygular: sınırın altındaki çocuk yargılanamaz, sınırın altındaki çocuğu kullanan yetişkin ise ağırlaştırılmış cezayla karşılaşır.
Ailenin İlk Günlerde Atması Gereken Adımlar
Çocuğunuzun karıştığı bir olayın ardından atılacak adımlar, çocuğun yaşı on ikinin altında olsa bile önemlidir:
- Doğum tarihini ve olay tarihini yan yana koyun. Çocuk on iki yaşına yakınsa, olay tutanağındaki tarih ve saat belirleyicidir.
- Çocuk şüpheli gibi çağrılırsa avukata danışın. On iki yaşından küçük çocuk suç nedeniyle yakalanamaz ve hiçbir surette suç tespitinde kullanılamaz (Yönetmelik m.19/a); bu sınırın aşıldığını düşünüyorsanız itiraz yolunu avukatınızla birlikte değerlendirin.
- Tedbir sürecine katılın. Çocuk hâkimi ailenin görüşünü alabilir; çocuğunuzun ihtiyaçlarına uygun tedbirin seçilmesi için bilgi ve belge sunun.
- Yetişkin bağlantısını araştırın. Çocuğunuz birileri tarafından yönlendirildiyse, bu kişilerin tespiti hem çocuğunuzu korur hem de asıl sorumluların hesap vermesini sağlar.
- Zararı gidermeyi düşünün. Çalınan eşyanın iadesi veya zararın karşılanması, mağdurla ilişkiyi yumuşatır ve ayrı bir tazminat davasının önüne geçebilir.
- Tedbir kararına uyun. Kararın gereklerine aykırı davranmak, anne baba için tazyik hapsi sonucunu doğurabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
10 yaşında çocuk suç işlerse ne olur?
On yaşındaki çocuğun ceza sorumluluğu yoktur ve hakkında ceza kovuşturması yapılamaz (TCK m.31/1). Kolluk çocuğu yakalayamaz, yalnızca kimliğini tespit edip bırakır. Savcılık çocuk yönünden kovuşturmaya yer olmadığına karar verir, çocuk hâkimi ise gerekirse danışmanlık, eğitim, sağlık veya yönlendirme tedbirlerine hükmeder.
11 yaşındaki çocuk suç işlerse ne olur?
On bir yaşındaki çocuk da on iki yaşını doldurmadığı için ceza almaz; süreç on yaşındaki çocukla aynıdır. Suçun türü veya ağırlığı bu sonucu değiştirmez. Olaya bir yetişkin karışmışsa, o yetişkin hakkında soruşturma ayrıca yürür ve cezası artırılabilir.
12 yaş altı çocuk ceza alır mı?
Hayır. Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmamış çocuğun ceza sorumluluğu yoktur. Yanlışlıkla dava açılmışsa mahkemenin vermesi gereken karar düşmedir (CMK m.223/8); Yargıtay bu çocuklar hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerini bozmaktadır.
Cezai ehliyet kaç yaşında başlar?
Cezai ehliyet on iki yaşın doldurulmasıyla, yani on ikinci doğum gününden itibaren başlayabilir. Ancak 12-15 yaş arasında ceza sorumluluğu otomatik değildir; çocuğun fiilin anlamını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğine bakılır (TCK m.31/2).
Cezai ehliyet kaç yaşında biter?
Soru genellikle “yaş küçüklüğü indirimi kaç yaşında biter” anlamında sorulur. On sekiz yaş doldurulduktan sonra işlenen fiillerde yaş küçüklüğü indirimi uygulanmaz ve kişi tam cezai ehliyete sahip sayılır.
TCK cezai ehliyet yaşı Türkiye’de değişti mi?
Hayır. 7593 sayılı Kanun ceza sınırlarını yükseltti ve TCK 31. maddeye yeni bir fıkra ekledi, ama on iki yaş sınırını değiştirmedi. Cezai ehliyet yaşının 10’a indirilmesi bir meclis komisyonu raporunda önerilmiş, bugüne kadar kanunlaşmamıştır.
Çocuk hırsızlık yaparsa ne yapmalı?
Önce çocuğun yaşını ve olay tarihini netleştirin, çalınan eşya varsa iade edin ve zararın giderilmesi için mağdurla iletişime geçin. Çocuğun bu işi birinin yönlendirmesiyle yapıp yapmadığını öğrenin. Savcılık veya çocuk hâkimliğinden gelen bildirimleri takip edin ve tedbir sürecine katılın.
Çocuk hırsızlık yaparsa cezası nedir?
On iki yaşından küçük çocuk için hırsızlık suçunun cezası uygulanmaz; yalnızca tedbir gündeme gelir. On iki yaşını doldurmuş çocuk için ise algılama yeteneği varsa hırsızlık suçunun cezası yaş küçüklüğü indirimiyle uygulanır. Çocuğu hırsızlıkta kullanan yetişkinin cezası ise üçte birden yarısına kadar artırılır (TCK m.37/2).
Suç işleyen çocukların ailelerine ceza verilir mi?
Çocuğun fiili tek başına anne babaya ceza doğurmaz; ceza sorumluluğu kişiseldir. Ancak anne baba bakım ve gözetim yükümlülüğünü ihlal etmişse TCK m.233, tedbir kararına aykırı davranmışsa 5395 s.K. m.45/5 kapsamında sorumluluk doğabilir. Çocuğu suçta bizzat kullanan ebeveyn ise dolaylı fail olarak artırımlı cezayla yargılanır.
Çocuğunu hırsızlıkta kullanan anneye veya babaya ne ceza verilir?
Hırsızlık suçunun cezası, çocuk kusur yeteneği olmayan yaşta olduğu için üçte birden yarısına kadar artırılır (TCK m.37/2). Yargıtay, annenin veya babanın kendi çocuğunu araç olarak kullandığı çok sayıda dosyada bu artırımın yapılmasını istemiştir.
Tedbir kararı çocuğun siciline işler mi?
Hayır. Adli sicile kaydedilecek kararlar kanunda sayılmıştır ve çocuk hakkında verilen koruyucu ve destekleyici tedbir kararları bu listede yer almaz (5352 s.K. m.4). Tedbir kararı ceza değildir ve mahkûmiyet sonucu doğurmaz.
Tedbir kararına itiraz edilebilir mi?
Evet. Çocuk hâkiminin verdiği tedbir kararlarına karşı en yakın çocuk mahkemesine itiraz edilebilir (5395 s.K. m.14). İtiraz süresi, kararın öğrenildiği günden itibaren iki haftadır (CMK m.268/1).
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır ve somut bir olay için hukuki görüş yerine geçmez. Çocuğun yaşı, olayın tarihi ve olaya yetişkinlerin karışıp karışmadığı, sonucu doğrudan değiştiren ayrıntılardır. Anılan mevzuat 30 Eylül 2026 itibarıyla yürürlükteki metinlere göre yazılmıştır. Çocuğunuz hakkında başlayan bir soruşturma, tedbir dosyası veya ceza yargılaması varsa, sürelerin kaçırılmaması için bir ceza avukatından destek almanız yerinde olur. Çalışma alanlarımız için Ankara Ceza Avukatı sayfamızı inceleyebilir, bize iletişim sayfamızdan ulaşabilirsiniz. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.