Ceza Hukuku, Genel, Hukuk

Suça Sürüklenen Çocuk SSÇ Nedir? Ceza Sorumluluğu ve 12. Yargı Paketi

Suça Sürüklenen Çocuk SSÇ Nedir? Ceza Sorumluluğu ve 12. Yargı Paketi

Suça sürüklenen çocuk SSÇ, kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiasıyla hakkında soruşturma veya kovuşturma yürütülen 18 yaşından küçük kişidir. Bu tanımın yasadaki karşılığı 18 Ağustos 2026’da değişti: 7593 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (Resmî Gazete: 18.08.2026, Sayı: 33344) hem kavramın yasadaki adını hem de çocuklara verilecek ceza sınırlarını yeniden düzenledi. Kanun, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu başta olmak üzere on beş maddede geçen “suça sürüklenen” ibaresini “adli süreçteki” şeklinde değiştirdi; TCK m.31’deki yaş küçüklüğü indirimlerinin karşılığı olan ceza aralıklarını yükseltti ve on beş yaşını doldurmuş çocuklar bakımından indirimi belirli hâllerde uygulanmayabilir hâle getirdi.

Makale İçeriği

Kavramın özü ise aynı kaldı; değişen, çocuk hakkında uygulanacak ceza ve tedbir rejimidir. Bu yazıda SSÇ kavramını, TCK m.31 kapsamında yaşa göre ceza sorumluluğunu, 7593 sayılı Kanun’un getirdiği yeni ceza sınırlarını, çocuğun ifadesinin nasıl alınacağını, çocuk mahkemesinin hangi davalara baktığını ve yargılamanın nasıl yürüdüğünü, tutuklama yasağını, çocuğa verilen cezanın ertelenmesini ve zamanaşımını, yönlendirme tedbirlerini ve çocuk hükümlünün infaz rejimini güncel mevzuata göre ele alıyoruz.

Özet

7593 sayılı Kanun, çocuk ceza hukukunda 2026 yılının en kapsamlı değişikliğini yaptı ve 18 Ağustos 2026’da yürürlüğe girdi.

  • Terim değişti: Kanun metninde artık “suça sürüklenen çocuk” değil “adli süreçteki çocuk” ifadesi kullanılıyor.
  • Cezalar yükseldi: 12-15 yaş grubunda ağırlaştırılmış müebbet karşılığı 12-15 yıldan 13-18 yıla; 15-18 yaş grubunda 18-24 yıldan 19-27 yıla çıktı.
  • İndirim koşullu hâle geldi: Kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarında, TCK m.31/4’teki dört ölçütten biri varsa 15-18 yaş indirimi uygulanmayabilir.
  • Aileye sorumluluk, çocuğa yeni tedbir: Tedbir kararına aykırı davranan anne, baba veya vasiye 3 ilâ 10 gün tazyik hapsi, silahını özensiz saklayana 1-3 yıl hapis öngörüldü; ceza sorumluluğu olmayan çocuklar için yönlendirme tedbirleri getirildi.
  • Yargılama güvenceleri sürüyor: Dava çocuk mahkemesinde veya çocuk ağır ceza mahkemesinde, kapalı duruşmayla ve zorunlu müdafiyle görülür; 15 yaş altında beş yıla kadar suçlarda tutuklama yasaktır, daha önce hapis cezası almamış çocuğa verilen bir yıla kadar hapis seçenek yaptırıma çevrilir, zamanaşımı yetişkinlerden kısadır.

Suça Sürüklenen Çocuk Hakkında Kısa Soru- Cevaplar

SSÇ nedir? Suç işlediği iddia edilen veya hakkında adli işlem yapılan 18 yaşından küçük kişidir. 7593 sayılı Kanun’dan sonra kanun metinlerinde bu kişi için “adli süreçteki çocuk” ifadesi kullanılır.

12 yaşından küçük çocuk ceza alır mı? Hayır. 12 yaşından küçük çocukların ceza sorumluluğu yoktur; haklarında koruyucu, destekleyici ve yönlendirme tedbirleri uygulanır.

12-15 yaş arası çocuk ceza alır mı? Ancak fiilin anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneği varsa ceza sorumluluğu doğar. Bu durumda ceza indirilerek uygulanır.

15-18 yaş arası çocuk hapse girer mi? Evet, işlenen suçun niteliğine göre hapis cezası verilebilir. Cezada kural olarak indirim uygulanır; ancak kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarında TCK m.31/4 uyarınca indirim uygulanmayabilir.

Çocuğun ifadesi kollukta alınabilir mi? Adli süreçteki çocuğun ifadesi kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından bizzat alınır; müdafi bulunması zorunludur.

SSÇ ile suçlu çocuk aynı şey midir? Hayır. SSÇ, çocuğu damgalamayan ve rehabilitasyon odaklı bir hukuki kavramdır; suçluluk ancak kesinleşmiş mahkûmiyetle sabit olur.

Yaşa Göre Ceza Sorumluluğu Tablosu

Yaş GrubuCeza SorumluluğuUygulanabilecek Sonuç
0-12 yaşCeza sorumluluğu yokturCeza verilmez; koruyucu, destekleyici ve yönlendirme tedbirleri uygulanır
12-15 yaşAlgılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğine göre belirlenirYeteneği yoksa ceza verilmez; varsa indirimli ceza uygulanır (ağırlaştırılmış müebbet karşılığı 13-18 yıl)
15-18 yaşCeza sorumluluğu vardırKural olarak indirimli ceza (ağırlaştırılmış müebbet karşılığı 19-27 yıl); TCK m.31/4 hâllerinde indirim uygulanmayabilir

Suça Sürüklenen Çocuk SSÇ Nedir? Ceza Alır mı?

Suça sürüklenen çocuk, kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiasıyla hakkında soruşturma veya kovuşturma yürütülen 18 yaşından küçük kişidir. Türk hukukunda “suçlu çocuk” ifadesi yerine bu kavram tercih edilmiştir. Kavram, çocuğun yalnızca cezalandırılacak bir kişi olarak değil; aile, çevre, eğitim, ekonomik koşullar, ihmal, istismar ve sosyal çevre gibi birçok etkenden etkilenebilen bir birey olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade eder.

Çocukların ceza sorumluluğu yaşa göre farklılık gösterir. 12 yaşından küçük çocukların ceza sorumluluğu yoktur. 12-15 yaş aralığındaki çocuklarda, işlenen fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneği araştırılır. 15-18 yaş aralığındaki çocuklar bakımından ise ceza sorumluluğu vardır; kural olarak yetişkinlere göre cezada indirim uygulanır. 18 Ağustos 2026’dan itibaren bu indirimin miktarı yükselmiş, belirli suçlarda ise indirimin uygulanıp uygulanmayacağı hâkimin değerlendirmesine bırakılmıştır.

7593 Sayılı Kanun Suça Sürüklenen Çocuk Düzenlemesinde Neyi Değiştirdi?

7593 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 8 Ağustos 2026’da kabul edilmiş ve 18 Ağustos 2026 tarihli 33344 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanun tek bir metinde toplam yedi ayrı kanunu değiştirmiştir: 6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanunu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu.

Aşağıdaki tablo, değişikliklerin çocuk ceza hukuku bakımından doğrudan sonuç doğuran başlıklarını bir arada gösterir:

KonuÖnceki rejim18.08.2026’dan itibaren
Kanundaki terim“Suça sürüklenen çocuk”“Adli süreçteki çocuk” (5395, CMK m.253, 2828 s.K.)
12-15 yaş, ağırlaştırılmış müebbet karşılığı12-15 yıl hapis13-18 yıl hapis
12-15 yaş, müebbet karşılığı9-11 yıl hapis10-12 yıl hapis
12-15 yaş, diğer suçlarda üst sınır7 yıldan fazla olamaz9 yıldan fazla olamaz
15-18 yaş, ağırlaştırılmış müebbet karşılığı18-24 yıl hapis19-27 yıl hapis
15-18 yaş, müebbet karşılığı12-15 yıl hapis15-18 yıl hapis
15-18 yaş, diğer suçlarda üst sınır12 yıldan fazla olamaz15 yıldan fazla olamaz
Yaş küçüklüğü indiriminin niteliğiKanuni, otomatikKasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamada koşullu (TCK m.31/4)
Aile yükümlülüğünün ihmali (TCK m.233/1)1 yıla kadar hapis3 aydan 2 yıla kadar hapis
Çocuğun sağlığını tehlikeye sokma (TCK m.233/3)3 aydan 1 yıla kadar hapis1 yıldan 3 yıla kadar hapis
Silahın özensiz muhafazasıAyrı suç tipi yok6136 m.13/A: 1-3 yıl hapis
Tedbir kararına aykırılık (ana-baba/vasi)Yaptırım öngörülmemişti3-10 gün tazyik hapsi (5395 m.45/5)
Ceza sorumluluğu olmayan çocuğa tedbirKoruyucu ve destekleyici tedbirler+ Yönlendirme tedbirleri (5395 m.5/A)
15 yaş altında sosyal incelemeTakdire bağlıydıZorunlu; yapılmazsa iddianame iade edilir (CMK m.174/1-e)

Kanunun tek bir hükmü sonraya bırakılmıştır: Kabahatler Kanunu’na eklenen 43/C maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, yani ruhsatsız yerlerde bıçak satışı ve sergilenmesi yasağı, 1 Aralık 2026 tarihinde yürürlüğe girer. Diğer bütün hükümler yayım tarihi itibarıyla uygulanmaktadır.

Suça Sürüklenen Çocuk İbaresi Kaldırıldı mı? Adli Süreçteki Çocuk Ne Demek?

Evet, kanun metinlerinden kaldırıldı. 7593 sayılı Kanun’un 11 ve 15’inci maddeleri, “suça sürüklenen” ibaresini toplam üç ayrı kanunda “adli süreçteki” şeklinde değiştirmiştir. Değişiklik yalnızca 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 1, 2, 3, 11, 12, 13, 15, 20, 24, 26, 30, 31, 34, 37 ve 39’uncu maddelerini değil; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun uzlaştırmayı düzenleyen 253’üncü maddesini ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu’nun 3’üncü maddesini de kapsar.

Bazı maddelerde ise düz bir ibare değişimi yerine daha uzun bir ifade tercih edilmiştir. 5395 sayılı Kanun’un 11, 13 ve 39’uncu maddelerinde ibare, “hakkında adli süreç yürütülen” şeklinde düzenlenmiştir. Bu ayrım tesadüfi değildir: söz konusu maddeler çocuğun yaşının belirlenmesi, kimlik ve suç kaydı ile kurumlar arası bildirimle ilgilidir; yani çocuğun sıfatını değil, hakkında yürüyen usulü tanımlar.

Peki bu değişiklik uygulamada ne anlama gelir? Terim değişikliği çocuğun hukuki statüsünü, hakkında uygulanacak tedbirleri veya ceza sorumluluğunu tek başına değiştirmez. Amaç, “sürüklenme” kelimesinin içerdiği ve çocuğu baştan bir suç bağlamına yerleştiren çağrışımı kaldırmaktır. Buna karşılık dilekçe, karar ve tutanaklarda kullanılacak doğru ifade artık kanuni terimdir. Uygulamada “suça sürüklenen çocuk” ve kısaltması olan “SSÇ” bir süre daha yaygın biçimde kullanılmaya devam edecektir; ancak mevzuata atıf yapılan metinlerde güncel ibarenin tercih edilmesi gerekir.

İbareyi 5395 sayılı Kanun’un 15’inci maddesinde değiştiren 7593 sayılı Kanun’un 11’inci maddesi, aynı maddeye terminolojiden bağımsız yeni bir dördüncü fıkra da eklemiştir:çocuk hakkında kamu davası açılması hâlinde durum, gerekli idari tedbirlerin alınması amacıyla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı il veya ilçe müdürlüklerine bildirilir. Böylece adli süreç ile eğitim ve sosyal hizmet mekanizması arasında zorunlu bir bilgi akışı kurulmuştur.

Suça Sürüklenen Çocuk Kavramı

Suça sürüklenen çocuk (SSÇ), 18 yaşından küçük olup, kanunlarda suç olarak belirtilen bir eylemi gerçekleştirdiği iddia edilen ya da bu eylemler sebebiyle hakkında hukuki işlem yapılan bireyleri ifade eder. Kavram, yalnızca bir çocuğun işlediği fiil üzerinden değil, çocuğun suça yönelmesindeki sosyal, ekonomik ve psikolojik faktörlerin de değerlendirilmesini zorunlu kılar. Böylelikle, çocukları “suçlu” gibi damgalamaktan kaçınılarak, onları rehabilite etme ve topluma kazandırma çabalarına odaklanılır.

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’na göre bu çocuklar özel bir hukuki statü altındadır. Bu bağlamda, çocukların suç işleme nedenleri, içinde bulundukları koşullar ve davranışlarını etkileyen durumlar kapsamlı bir şekilde değerlendirilir. Kanunun amacı çocuğun cezalandırılmasından çok, suç oluşumunu teşvik eden şartların giderilmesi ve çocuğa sosyal destek sağlanmasıdır.

Türk Ceza Kanunu kapsamında ise yaşa göre cezai sorumluluk farklılık gösterir. Daha açık bir ifadeyle:

  • 0-12 yaş arası çocukların cezai sorumluluğu tamamen yoktur; bu durumda çocuğun rehabilitasyonu için koruyucu, destekleyici ve yönlendirme tedbirleri uygulanır.
  • 12-15 yaş arası çocuklar için hukuki anlamda suçun farkına varma ve davranışlarını yönlendirebilme yeteneği araştırılır.
  • 15-18 yaş arası çocuklar ise eylemlerinin sonuçlarını algılayabilecek bir olgunlukta kabul edilir; cezaları kural olarak yetişkinlere kıyasla indirimli uygulanır, ancak bu indirim artık her hâlde otomatik değildir.

Bu düzenlemeler, çocuğun gelişim düzeyi, toplumsal faktörler ve suça itilme nedenlerinin dikkate alınmasını sağlar. Özellikle sosyoekonomik sebepler, aile yapısındaki bozukluklar veya organize suç şebekeleri tarafından istismar edilme durumları gibi hususlar, çocuğun bir “fail” olarak değil, korunmaya muhtaç bir birey olarak değerlendirilmesini gerektirir. Bu anlayış, çocuğun gelecekte suçtan uzak bir yaşam sürdürebilmesi için kritik bir adım olarak görülmektedir.

Unutulmamalıdır ki bu kavram, çocuğu başına buyruk bir suçlu olarak damgalamak yerine, onun suça itilmesine neden olan şartları belirleyip çözüm üretmede bir başlangıç noktası sunar. Bu hem hukuki hem de toplumsal bir sorumluluğu beraberinde getirir.

Çocuklar için cezai sorumluluk yaşı nasıl düzenlenmiştir?

Türk Ceza Kanunu’na göre 12 yaşından küçük çocukların cezai sorumluluğu yoktur ve bu çocuklar hakkında ceza kovuşturması yapılamaz. 12-15 yaş aralığındaki çocukların ise işledikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğine sahip olup olmadıklarına ilişkin bir değerlendirme yapılır. 15-18 yaş aralığındaki çocuklar için cezai sorumluluk, kural olarak indirim yapılmak suretiyle uygulanır. Ceza sorumluluğunun başladığı yaş sınırı 7593 sayılı Kanun ile değiştirilmemiştir; değişen, sorumluluk doğduğunda uygulanacak ceza miktarları ve indirimin şartlarıdır.

Suça sürüklenen çocuklarla ilgili düzenlemelerde hangi sosyal destekler ön plandadır?

Yeni düzenlemelerde, çocuğun yeniden suç işleme riskini azaltmak amacıyla rehabilitasyon programları, psikolojik destek, eğitim ve mesleki eğitim olanakları gibi sosyal destek mekanizmaları güçlendirilmiştir. 7593 sayılı Kanun bu alanda somut bir adım atarak yönlendirme tedbirlerini kanuna eklemiştir: spor kulüpleri ve gençlik merkezlerinde görev alma, kütüphane ve okuma salonlarında çalışma, çevre temizliği ve ağaçlandırma faaliyetlerine katılma, bağımlılık tedavi programlarını tamamlama ve dijital risklerden korunma tedbirleri artık kanunda sayılı tedbir türleridir. Ayrıca koruyucu ve destekleyici tedbirlerin yerine getirilmesinde kurumlar arası koordinasyon merkezde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na, il ve ilçelerde vali ve kaymakama verilmiştir.

SSÇ ile Suçlu Çocuk Aynı Şey midir?

Ceza hukukunda sıkça karşılaşılan bir kavram karmaşası olan “suça sürüklenen çocuk (SSÇ)” ile “suçlu çocuk” terimlerinin aynı anlama gelip gelmediği konusunda birçok kişi yanılgıya düşebilmektedir. SSÇ ile suçlu çocuk aynı şey midir? sorusuna yanıt verirken, hukuki terminoloji ve kavramların arka planına dikkat etmek gerekir.

Öncelikle, “suçlu çocuk” ifadesi bir damgalama niteliği taşır ve hukuki metinlerde kullanılmaz. Kanun koyucu bu ifadeyi hiçbir zaman benimsememiş; 2005 yılında “suça sürüklenen çocuk” kavramını, 2026 yılında ise “adli süreçteki çocuk” ifadesini tercih etmiştir. Her iki terim de çocuğun suç işlediği iddiasıyla adli sisteme dâhil olduğu durumu anlatır. Ancak bu, çocuğun gerçekten suçlu olduğu anlamına gelmez; terim yalnızca şüphe, soruşturma veya kovuşturma aşamasını işaret eden hukuki bir nitelemedir.

Hukuki açıdan temel fark şudur: “suçlu” nitelemesi ancak yargılama sonunda kesinleşen mahkûmiyetle doğar. Çocuk bakımından kullanılan kanuni terimler ise çocuğu failden çok, korunması gereken ve rehabilitasyona ihtiyaç duyan bir birey olarak görme perspektifine dayanır. Örneğin bir suça karıştığı iddiasıyla eğitim tedbirine, sosyal destek çalışmalarına veya denetim tedbirlerine yönlendirilen bir çocuk, mahkemede suçluluğu sabit görülmeden önce koruyucu ve önleyici tedbirlere tabi tutulur.

Bu ayrımın toplumsal algıda da önemli bir karşılığı vardır. Kanuni terimler, çocuğun içinde bulunduğu çevresel ve sosyal koşulların onu bu noktaya getirdiğini vurgular; ceza değil, koruma ve rehabilitasyon yoluyla topluma yeniden kazandırma hedefini öne çıkarır. “Suçlu çocuk” ifadesi ise kesin bir yargıyı içinde barındırır ve çocuğun işlediği fiilin yargılama sonucunda sabit hâle geldiği anlamını taşır.

Sonuç olarak, kanunun kullandığı terim şüphe, süreç ve rehabilitasyon vurgusunu içerirken, “suçlu çocuk” kavramı kesin hükme bağlanmış bir cezalandırma sürecini temsil eder. Bu nedenle hem hukuki sistem hem de toplumsal sorumluluk açısından kanuni terim, çocukların yararını ön planda tutan çok daha doğru bir yaklaşımı yansıtır.

Çocuklarda Ceza Sorumluluğu Yaşa Göre Nasıl Belirlenir?

Çocuklarda ceza sorumluluğu, Türk Ceza Kanunu’nun 31’inci maddesi kapsamında yaş gruplarına göre belirlenir. Çocuğun yaşı, ceza sorumluluğunun olup olmadığını ve uygulanacak ceza miktarını doğrudan etkiler. Belirleyici an, fiilin işlendiği andır; yargılama sırasında 18 yaşın doldurulmuş olması bu değerlendirmeyi değiştirmez.

Genel olarak çocuklar bakımından üç yaş grubu dikkate alınır:

Yaş GrubuCeza SorumluluğuUygulanabilecek Sonuç
0-12 yaşCeza sorumluluğu yokturCeza verilmez; koruyucu, destekleyici ve yönlendirme tedbirleri uygulanır
12-15 yaşAlgılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğine göre belirlenirYeteneği yoksa ceza verilmez; varsa TCK m.31/2’deki indirimli ceza uygulanır
15-18 yaşCeza sorumluluğu vardırKural olarak TCK m.31/3’teki indirimli ceza; m.31/4 hâllerinde indirim uygulanmayabilir

Bu ayrımın amacı, çocuğun yaşına, gelişim düzeyine ve olayın sonuçlarını kavrama kapasitesine göre adil bir değerlendirme yapılmasını sağlamaktır. Çocuk ceza hukukunda temel amaç, yetişkinlerde olduğu gibi yalnızca ceza vermek değil; çocuğun korunması, eğitilmesi ve yeniden topluma kazandırılmasıdır. 7593 sayılı Kanun bu amacı korumakla birlikte, ağır suçlar bakımından cezanın caydırıcılığını da artırmıştır.

12 Yaşından Küçük Çocuk Ceza Alır Mı?

Hayır. Türk Ceza Kanunu’nun 31’inci maddesine göre, fiili işlediği sırada 12 yaşını doldurmamış olan çocukların cezai sorumluluğu bulunmaz. Bu yaş grubundaki çocuklar hakkında ceza kovuşturması yapılamaz; ancak bu, çocuk hakkında hiçbir işlem yapılmayacağı anlamına gelmez. Kanunun ifadesiyle çocuk hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir (TCK m.31/1). Bu kural 7593 sayılı Kanun ile değişmemiştir.

Uygulanabilecek Tedbirler: 12 yaşından küçük çocuklar hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık ve barınma tedbirleri uygulanabilir. 18 Ağustos 2026’dan itibaren bu listeye yönlendirme tedbirleri de eklenmiştir. Kanun bu tedbirleri açıkça “ceza sorumluluğu olmayan adli süreçteki çocuklar bakımından, çocuklara özgü güvenlik tedbiri” olarak nitelemiştir. Amaç, çocuğun suça sürüklenmesine neden olan olumsuz çevre veya aile faktörlerini ortadan kaldırarak rehabilitasyonunu sağlamaktır.

Suç Örgütlerinin Kötüye Kullanımı: Ceza sorumluluğu taşımayan bu yaş grubu, kötü niyetli kişiler veya suç örgütleri tarafından suistimal edilebilmektedir. “Nasıl olsa ceza almaz” anlayışıyla 12 yaş altı çocukların suçlarda kullanılması, düzenleme tartışmalarının başlıca gerekçelerinden biri olmuştur. 7593 sayılı Kanun bu soruna iki yönden yanıt vermiştir: bakım ve gözetim yükümlülüğünü ihmal ederek çocuğun kasten öldürme veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu işlemesine yol açan anne-babanın cezası artırılmış (TCK m.233/4), silahını özensiz saklayarak çocuğun ele geçirmesine sebep olan kişi için ayrı bir suç tipi oluşturulmuştur (6136 m.13/A).

Uluslararası Hukuki Temel: Türk hukuku, 12 yaşından küçük çocuklara ceza verilmemesi ilkesini çocuk hakları bağlamında uluslararası normlarla uyumlu biçimde düzenlemiştir. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ve ilgili belgeler, çocuğun “üstün yararının” her zaman ön planda tutulmasını gerektirir. Bu çerçevede 12 yaş altındaki çocuklar ne suçlu olarak nitelendirilir ne de cezai bir yaptırımla karşılaşır.

Çocuk ceza adaletinin uluslararası çerçevesi üç belgeye dayanır. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, çocuğu ilgilendiren bütün işlemlerde üstün yararın gözetilmesini (m.3), çocuğun özgürlüğünden ancak son çare olarak ve mümkün olan en kısa süre için yoksun bırakılmasını (m.37/b) ve devletlerin ceza sorumluluğu için bir asgari yaş belirlemesini (m.40/3) öngörür. Birleşmiş Milletler’in 1985 tarihli Çocuk Adaletinin Yönetimine İlişkin Asgari Standart Kuralları (Pekin Kuralları) yargılama ve yaptırım aşamasına, 1990 tarihli Çocuk Suçluluğunun Önlenmesine İlişkin Rehber İlkeleri (Riyad İlkeleri) ise suçun önlenmesine yöneliktir. TCK m.31’deki yaş basamakları, 5395 sayılı Kanun’daki tutuklama yasağı ve tedbir önceliği bu belgelerin iç hukuktaki karşılığıdır.

12 Yaşından Küçük Çocuk Karakola Götürülebilir mi?

Suç nedeniyle yakalanamaz, ancak kimlik tespiti için kısa bir süre tutulabilir. Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği’nin 19’uncu maddesine göre fiili işlediği sırada 12 yaşını doldurmamış çocuk suç nedeniyle yakalanamaz ve hiçbir suretle suç tespitinde kullanılamaz. Kolluk yalnızca kimlik ve suç tespiti amacıyla işlem yapabilir; kimlik tespitinden hemen sonra çocuk serbest bırakılır ve tespit edilen kimlik ile olay, tedbir kararı alınmasına esas olmak üzere derhâl Cumhuriyet başsavcılığına bildirilir. Aynı kural, fiili işlediği sırada 15 yaşını doldurmamış sağır ve dilsizler için de geçerlidir.

Bu nedenle 12 yaşından küçük bir çocuğun suç nedeniyle gözaltında tutulması veya başka bir şüphelinin teşhisi gibi suç tespiti işlemlerinde kullanılması, yönetmeliğin açık yasağına girer. Sürecin devamında dosya çocuk hâkimine gider ve hâkim, çocuğun durumuna göre koruyucu, destekleyici veya yönlendirme tedbirlerinden birine karar verebilir.

12-15 Yaş Arası Çocuklarda Ceza Sorumluluğu Nasıl Belirlenir?

12-15 yaş arasındaki çocukların cezai sorumluluğu, Türk Ceza Kanunu’nun 31’inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında değerlendirilir. Bu gruptaki çocuklar ceza adalet sistemi açısından özel bir konuma sahiptir ve cezai sorumluluklarının varlığı hukuki, tıbbi ve sosyal bir değerlendirmeyle belirlenir.

TCK m.31/2’ye göre değerlendirme süreci. Bu yaş grubunda öncelikli olarak “fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama” ve “davranışlarını yönlendirme yeteneği” dikkate alınır. Yani çocuğun işlediği fiilin hukuki anlamını ve sonuçlarını anlayıp anlamadığı ve bu anlayış doğrultusunda davranışlarını kontrol edebilme yeteneğine sahip olup olmadığı araştırılır. Bu araştırma, çocuğun cezalandırılıp cezalandırılmayacağının temel belirleyicisidir. Kanun, bu takdirde sosyal inceleme raporunun göz önünde bulundurulacağını açıkça söyler (5395 m.35/1); buna karşılık tıbbi bir rapor türü saymaz. Uygulamada mahkemeler sosyal inceleme raporunun yanında ilgili uzmanlık dalından alınan sağlık kurulu raporuna da dayanarak karar verir.

Sosyal inceleme raporu. 7593 sayılı Kanun’un 13’üncü maddesiyle 5395 sayılı Kanun’un 35’inci maddesi değiştirilmiş ve 15 yaşını doldurmamış çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılması zorunlu hâle getirilmiştir. Bu grup, 12-15 yaş aralığındaki çocukları tümüyle kapsar. Rapor alınmadan iddianame düzenlenirse iddianame iade edilir. Raporda çocuğun aile yapısı, eğitim durumu, sosyal çevresi ve kişisel gelişimi incelenir. Eğer çocuğun davranışlarını yönlendirme yeteneğine sahip olmadığı sonucuna varılırsa, hakkında ceza verilmeden çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanır.

Cezai ehliyet varsa ceza nasıl şekillenir? Çocuğun işlediği fiilin farkında olduğu ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunduğu belirlenirse, hakkında ceza uygulanır; ancak TCK m.31/2 gereğince ceza indirilerek belirlenir. 18 Ağustos 2026’dan itibaren geçerli sınırlar şunlardır:

  • Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren bir suç işlenmişse, ceza 13 yıldan 18 yıla kadar hapis (önceki düzenlemede 12-15 yıl).
  • Müebbet hapis cezası gerektiren suçlarda 10 yıldan 12 yıla kadar hapis (önceki düzenlemede 9-11 yıl).
  • Diğer suçlarda cezanın yarısı indirilir ve bu hâlde her fiil için verilecek hapis cezası 9 yıldan fazla olamaz (önceki düzenlemede 7 yıl).

Dikkat edilmesi gereken yeni bir ihtimal: TCK’ya eklenen dördüncü fıkra, 12-15 yaş grubu bakımından da bir istisna getirmiştir. Kasten öldürme (m.81, 82) veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama (m.87/2 ve 87/4) suçlarında, kanunda sayılan dört ölçütten biri ya da birkaçı varsa, ceza sorumluluğu bulunan 12-15 yaş grubundaki çocuk hakkında ikinci fıkra yerine üçüncü fıkra hükümleri uygulanabilir. Yani daha az indirim yapılabilir; ceza 15-18 yaş grubunun sınırlarına göre belirlenebilir.

Koruyucu ve destekleyici yaklaşımlar. Yargılama boyunca mahkeme, çocuğun eğitimi, sosyal ilişkileri ve rehabilitasyonuna öncelik verir. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında çocuğa yönelik danışmanlık, eğitim veya bakım tedbirleri alınabilir; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi hâlinde yönlendirme tedbirleri denetimli serbestlik tedbiri olarak uygulanabilir.

Suistimalin önlenmesi için tedbirler. Bu yaş grubundaki çocuklar özellikle suç örgütleri tarafından istismar edilebildiği için adli makamlar korunmaları adına ek hassasiyet gösterir. Adli süreçler sırasında çocuğun damgalanmasının önlenmesi ve toplum içerisinde yeniden sağlıklı bir birey olarak yer alabilmesi için azami özen gösterilir. Uyuşturucu madde imal ve ticareti suçu gibi örgütlü işlenen suçlarda çocuğun kullanılması, hem çocuk hem de onu kullanan kişi bakımından ayrı sonuçlar doğurur.

15-18 Yaş Arası Çocuk Hapse Girebilir mi?

Evet, girebilir. 15-18 yaş grubundaki çocukların cezai ehliyeti kural olarak tamdır; işledikleri suçun mahiyetine ve ağırlığına göre hapis cezasına hükmedilebilir. Ancak bu cezalar TCK m.31/3 uyarınca indirimli uygulanır. 18 Ağustos 2026’dan itibaren geçerli sınırlar şunlardır: ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren suçlarda ceza 19 yıldan 27 yıla kadar; müebbet hapis cezası gerektiren suçlarda 15 yıldan 18 yıla kadar hapistir. Diğer suçlarda cezanın üçte biri indirilir ve bu hâlde her fiil için verilecek hapis cezası 15 yıldan fazla olamaz.

Bu üç sınır da 7593 sayılı Kanun ile yükseltilmiştir. Önceki düzenlemede ağırlaştırılmış müebbet karşılığı 18-24 yıl, müebbet karşılığı 12-15 yıl, süreli hapiste üst sınır ise 12 yıldı. Yani 2026 Ağustos’undan önce işlenmiş bir fiil bakımından eski sınırlar, sonrasında işlenmiş fiiller bakımından yeni sınırlar geçerlidir. Lehe kanun uygulaması gereği, fiilin işlendiği tarih bu noktada belirleyicidir.

Hapis cezalarının uygulanış şekli de bu yaş grubunda farklıdır. Çocuk hükümlüler yetişkinlerin bulunduğu cezaevlerinde tutulmaz; cezalarını çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında veya çocuk eğitimevlerinde çekerler. Yaş sınırının infazda da bir sonucu vardır: kurum içinde veya dışında bir eğitim ve öğretim programına devam ederken on sekiz yaşını dolduran hükümlünün, eğitimini tamamlayabilmesi için yirmi bir yaşını bitirinceye kadar çocuk eğitimevinde kalmasına izin verilebilir (5275 m.15/2). Yani on sekiz yaş, eğitimevinden çıkışı kendiliğinden gerektirmez. Bu uygulama, çocukların rehabilite edilerek topluma kazandırılmasını ve yeniden suç işlemelerini önlemeyi hedefler. 7593 sayılı Kanun bu alanda da değişiklik yapmış, doğrudan çocuk eğitimevinde infaz edilecek hâlleri kanunda saymıştır.

Tutuklama son çaredir. 5395 sayılı Kanun’un 20’nci maddesine göre çocuk hakkında önce adli kontrol tedbirleri uygulanır; tutuklama ancak bu tedbirlerden sonuç alınamaması, sonuç alınamayacağının anlaşılması veya tedbirlere uyulmaması hâlinde gündeme gelir. 15-18 yaş grubunda kasten öldürme, yağma veya uyuşturucu ticareti gibi CMK m.100/3’te sayılan katalog suçlarda tutuklama kararı verilebilmektedir. 15 yaşını doldurmamış çocuklar için ise ayrıca bir yasak vardır: üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiillerden dolayı tutuklama kararı verilemez (5395 m.21). Bu süreçte çocuğun psikolojik durumu ve topluma kazandırılma potansiyeli göz önünde bulundurulur.

Sonuç olarak 15-18 yaş arası çocuklar suç işlediklerinde hapse girebilir; ancak bu süreçte çocuğun yaşı, işlediği suçun türü ve kişisel koşulları dikkate alınarak cezalandırma süreci yetişkinlerden farklı işler. Cezanın ne kadarının infaz kurumunda geçirileceği ise ayrı bir hesaptır; ayrıntı için hapis cezası alan ne kadar yatar başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.

Yaş Küçüklüğü İndirimi Artık Otomatik mi? TCK 31/4 Ne Getirdi?

Hayır, her hâlde otomatik değil. 7593 sayılı Kanun’un ikinci maddesiyle TCK m.31’e eklenen dördüncü fıkra, çocuk ceza hukukunda uzun süredir tartışılan bir kırılmayı gerçekleştirmiştir: belirli suçlarda yaş küçüklüğü indirimi hâkimin değerlendirmesine bağlanmıştır. Bu, rakip kaynakların çoğunun hâlâ yansıtmadığı bir değişikliktir; birçok metinde 15-18 yaş grubunda indirimin her hâlde uygulanacağı yazılıdır.

Fıkra yalnızca iki suç grubunda uygulanır: kasten öldürme (TCK m.81 ve m.82) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama (TCK m.87’nin ikinci ve dördüncü fıkraları). Hâkim, somut olayda şu dört husustan biri ya da birkaçını göz önünde bulundurur:

  1. Kasta dayalı kusurun ağırlığı,
  2. Güdülen amaç ve saik,
  3. Suçun işleniş şekli,
  4. Daha önceden kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm edilmiş olma.

Bu ölçütler iki yönde sonuç doğurur. 15 yaşını doldurmuş olup 18 yaşını doldurmamış çocuklar bakımından üçüncü fıkra hükümleri uygulanmayabilir; yani indirim yapılmaksızın yetişkinlere uygulanacak ceza hükmedilebilir. 12 yaşını doldurmuş olup 15 yaşını doldurmamış ve ceza sorumluluğu bulunan çocuklar bakımından ise ikinci fıkra yerine üçüncü fıkra hükümleri uygulanabilir; yani indirim daha az olur.

Yaş grubuKuralTCK m.31/4 devreye girerse
12-15 yaş (ceza sorumluluğu olan)m.31/2 indirimi (13-18 yıl / 10-12 yıl / üst sınır 9 yıl)m.31/3 uygulanabilir → 19-27 yıl / 15-18 yıl / üst sınır 15 yıl
15-18 yaşm.31/3 indirimi (19-27 yıl / 15-18 yıl / üst sınır 15 yıl)İndirim uygulanmayabilir → yetişkin cezası (ağırlaştırılmış müebbet dâhil)

Fıkranın lafzında “uygulanmayabilir” ve “uygulanabilir” ifadeleri yer aldığı için hüküm bir zorunluluk değil, takdir yetkisi getirmektedir. Bu, kararın gerekçelendirilmesi bakımından belirleyicidir: hâkim indirimi kaldırıyorsa, dört ölçütten hangisine dayandığını kararında göstermek durumundadır. Savunma açısından da bu fıkra yeni bir tartışma alanı açar; dosyada kasta dayalı kusurun ağırlığı, saik ve işleniş şeklinin somut delillerle tartışılması önem kazanır.

Çocuğun İşlediği Suçtan Anne Baba Ceza Alır mı?

Evet, belirli hâllerde alır ve 7593 sayılı Kanun bu sorumluluğu üç ayrı noktada ağırlaştırmıştır. Önceki dönemde ailenin sorumluluğu esas olarak TCK m.233’teki “aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali” suçuyla sınırlıydı ve cezalar düşüktü. Yeni düzenleme hem ceza miktarlarını yükseltmiş hem de iki yeni yaptırım eklemiştir.

  • TCK m.233 cezaları arttı. Aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişiye verilecek ceza “bir yıla kadar hapis” iken 3 aydan 2 yıla kadar hapis olmuştur. Çocuğun ahlak, güvenlik ve sağlığını ağır şekilde tehlikeye sokan ana veya babanın cezası ise 3 aydan 1 yıla kadar hapis iken 1 yıldan 3 yıla kadar hapis hâline gelmiştir.
  • Şikâyet şartı kalktı, ceza artırıldı. Maddeye eklenen dördüncü fıkraya göre, bu fiiller nedeniyle çocuğun kasten öldürme veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu işlemesi hâlinde şikâyet aranmaksızın soruşturma yapılır ve faile verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır.
  • Silahın özensiz saklanması artık suç. 6136 sayılı Kanun’a eklenen 13/A maddesi uyarınca, ateşli silahın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde muhafaza edilmesi suretiyle çocuk tarafından ele geçirilmesine neden olan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
  • Tedbir kararına uymayan aileye tazyik hapsi. 5395 sayılı Kanun’un 45’inci maddesine eklenen beşinci fıkraya göre, çocuk hakkında verilen koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarının gereklerine aykırı hareket eden ana, baba, vasi veya bakım ve gözetiminden sorumlu kimse, fiil suç teşkil etse dahi, ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre çocuk hâkimi kararıyla 3 günden 10 güne kadar tazyik hapsi ile cezalandırılır. Bu kararlara karşı 5395 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesi uyarınca itiraz yoluna gidilebilir.

Tazyik hapsi bir ceza değil, tedbire uyulmasını sağlamaya yönelik zorlama hapsidir; adli sicile işlenmez ve kesinleşmesinin ardından Cumhuriyet başsavcılığınca yerine getirilir. Buna karşılık kişi özgürlüğünü doğrudan kısıtladığı için tedbir kararının içeriğinin ve tebliğinin usulüne uygun olması büyük önem taşır. Ailenin cezai ve hukuki sorumluluğunun tüm boyutları için çocuğun suçundan ailenin sorumluluğu yazımıza bakabilirsiniz.

Suça Sürüklenen Çocuğun İfadesi Nasıl Alınır?

Adli süreçteki çocuğun ifade alma süreci, yetişkinlerden farklı kurallara tabidir. Çocuğun üstün yararı, savunma hakkı ve psikolojik gelişimi bu süreçte korunmalıdır.

Dayanak, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 15’inci maddesi ile Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği’nin 19’uncu maddesidir. Kanuna göre adli süreçteki çocuk hakkındaki soruşturma çocuk bürosunda görevli Cumhuriyet savcısı tarafından bizzat yapılır. Yönetmelik bunu somutlaştırır: 12-18 yaş arasındaki çocuk, yakınlarına ve müdafiye haber verilerek derhâl Cumhuriyet başsavcılığına sevk edilir; soruşturma savcı tarafından bizzat yürütülür ve çocuğun ifadesi müdafi hazır bulundurulmak şartıyla alınır. Bu nedenle uygulamada çocuğun ifadesi kollukta değil, savcılıkta alınır. Müdafi, yani avukat görevlendirilmesi çocuğun talebine bağlı değildir.

Müdafi olmadan alınan beyanlar, hukuka aykırılık tartışmasına konu olur. Ayrıca ifade sırasında çocuğun baskı altında kalmaması, kendisini doğru ifade edebilmesi ve olayın sonuçlarını anlayabilecek şekilde bilgilendirilmesi gerekir.

Çocukların ifade işlemlerinde pedagog, psikolog veya sosyal çalışma görevlisi gibi uzmanların desteği de önemlidir. Özellikle yaşı küçük, travma yaşamış veya istismar mağduru olabilecek çocuklarda ifade süreci daha hassas yürütülmelidir. Çocuğun aynı zamanda mağdur konumunda olduğu dosyalarda, örneğin çocuğun çocuğa cinsel istismarı gibi hâllerde, hem fail hem mağdur çocuk bakımından ayrı usul kuralları devreye girer.

Çocuğun İfadesi Kolluk Tarafından Alınabilir mi?

Kural olarak hayır. Adli süreçteki çocuğun ifadesini alma yetkisi 5395 sayılı Kanun’un 15’inci maddesi uyarınca Cumhuriyet savcısına aittir. Kolluğun görevi, çocuğu savcıya sevk edene kadar geçen sürede sınırlıdır ve şunları kapsar:

  • Çocuğun güvenliğini sağlamak,
  • Çocuğun kimlik tespitini yapmak,
  • Çocuğu gecikmeden Cumhuriyet savcısına veya çocuk bürosuna yönlendirmek.

Bu süreçte kolluğun çocukla gerçekleştirdiği görüşme yalnızca çocuğun fiziksel veya psikolojik ihtiyacına yönelik olabilir. Çocuğun ifadesini alma yetkisi kolluğa tanınmamıştır.

Çocuğun ifadesinin alınmasında şu güvenceler geçerlidir:

  1. Müdafi bulunması: Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150’nci maddesine göre çocuk şüpheli veya sanık için istemi aranmaksızın müdafi görevlendirilir. Müdafisiz alınan ifade hukuka aykırılık tartışmasına konu olur.
  2. Kanuni temsilcinin bilgilendirilmesi: Çocuğun gözaltına alındığı ana-babasına veya vasisine bildirilir; çocuğun yararına aykırı olduğu saptanmadıkça veya kanuni bir engel bulunmadıkça ana-baba ya da vasi ifade alınırken hazır bulunabilir (Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği m.19/b).
  3. Uzman desteği: Çocuğun ifadesinin alınması veya çocuk hakkındaki diğer işlemler sırasında çocuğun yanında sosyal çalışma görevlisi bulundurulabilir (5395 m.15/2). Hüküm zorunluluk değil imkân tanır; çocuğun yaşı ve ruhsal durumu gerektiriyorsa müdafi bu imkânın kullanılmasını talep edebilir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 148’inci maddesine göre, yasak usullerle elde edilen beyanlar rıza olsa dahi delil olarak değerlendirilemez; 217’nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca da hükmün ancak hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillere dayandırılması gerekir. Bu nedenle çocuğun ifadesinin usulüne aykırı biçimde alınması, o beyanın hükme esas alınmasına engel oluşturur.

Çocuk Dosyasında Sosyal İnceleme Raporu Zorunlu mu?

15 yaşını doldurmamış çocuklar bakımından zorunludur ve bu zorunluluk 7593 sayılı Kanun ile getirilmiştir. Kanun bu konuda birbirini tamamlayan iki değişiklik yapmıştır.

Birincisi, 5395 sayılı Kanun’un 35’inci maddesinin üçüncü fıkrası değiştirilmiştir: 15 yaşını doldurmamış çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılması zorunludur. 15 yaşını doldurmuş çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmaması hâlinde ise Cumhuriyet savcısı, mahkeme veya çocuk hâkimi bunun gerekçesini iddianamede veya kararda göstermek zorundadır.

İkincisi, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun iddianamenin iadesini düzenleyen 174’üncü maddesinin birinci fıkrasına yeni bir bent eklenmiştir. Buna göre mahkeme, 15 yaşını doldurmamış çocuklar hakkında sosyal inceleme yaptırılmaksızın düzenlenen iddianameyi iade eder. Bu, kâğıt üzerinde kalan bir kuralı gerçek bir usul yaptırımına bağlayan düzenlemedir: rapor alınmadan açılan bir kamu davası artık mahkemece kabul edilmez, dosya soruşturma aşamasına geri döner.

Sosyal inceleme raporu, çocuğun aile yapısını, eğitim durumunu, sosyal çevresini ve kişisel gelişimini değerlendiren bir uzman raporudur. Rapor, çocuğun ceza sorumluluğunun tespitinde, hakkında uygulanacak tedbirin seçilmesinde ve cezanın bireyselleştirilmesinde belirleyici rol oynar. Raporun olumsuz gelmesi hâlinde izlenecek yol ve itiraz imkânları için sosyal inceleme raporu olumsuz gelirse ne olur başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Çocuk Mahkemesi Hangi Davalara Bakar?

Çocuk mahkemesi, asliye ceza ve sulh ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda adli süreçteki çocuklar hakkında açılan davalara bakan, özel olarak kurulmuş bir ceza mahkemesidir. Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda ise dava çocuk ağır ceza mahkemesinde görülür. Görev ayrımı 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 26’ncı maddesinde yapılmıştır; aynı madde, mahkemelerin ve çocuk hâkiminin kanunlarda öngörülen tedbirleri almakla da görevli olduğunu belirtir. Dolayısıyla çocuk mahkemesi bir aile veya hukuk mahkemesi değil, genel ceza mahkemelerinin çocuklar için ihtisaslaşmış karşılığı olan bir ceza mahkemesidir; yargılamayı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre, 5395 sayılı Kanun’un çocuklara özgü kurallarıyla birlikte yürütür.

Çocukla ilgili dosyalarda üç ayrı yargısal makam karşımıza çıkar ve görevleri birbirine karıştırılmamalıdır:

MakamBaktığı işlerHeyetDayanak
Çocuk mahkemesiAsliye ceza ve sulh ceza görev alanındaki suçlar (ör. basit hırsızlık, basit kasten yaralama, tehdit)Tek hâkim; duruşmada Cumhuriyet savcısı bulunmaz5395 m.25/1, m.26/1
Çocuk ağır ceza mahkemesiAğır ceza görev alanındaki suçlar (ör. yağma, kasten öldürme, uyuşturucu ticareti, nitelikli cinsel suçlar)Bir başkan ve iki üye; duruşmada savcı bulunur5395 m.25/2, m.26/2
Çocuk hâkimiHakkında kovuşturma başlatılmamış adli süreçteki çocuklar ile korunma ihtiyacı olan çocuklar hakkındaki tedbir kararlarıÇocuk mahkemesi hâkimi5395 m.3/1-c

Çocuk mahkemeleri her il merkezinde kurulur; ilçelerde ise coğrafi durum ve iş yoğunluğu gözetilerek Hâkimler ve Savcılar Kurulunun olumlu görüşüyle kurulabilir. Çocuk ağır ceza mahkemeleri de aynı ölçütlerle belirlenen yerlerde kurulur (5395 m.25). Bu mahkemelere atanacak hâkim ve savcıların tercihen çocuk hukuku alanında uzmanlaşmış, çocuk psikolojisi ve sosyal hizmet alanlarında eğitim almış olması aranır (5395 m.28).

Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinde Savcı Bulunur mu?

Evet. Duruşmada Cumhuriyet savcısının bulunmaması yalnızca çocuk mahkemesine özgü bir kuraldır: 5395 sayılı Kanun’un 25’inci maddesinin birinci fıkrası “Çocuk mahkemelerinde yapılan duruşmalarda Cumhuriyet savcısı bulunmaz” der. Çocuk ağır ceza mahkemesi için böyle bir istisna öngörülmemiştir; bu mahkemede, duruşmada hükme katılacak hâkimler ile Cumhuriyet savcısının hazır bulunmasını şart koşan genel kural (CMK m.188/1) uygulanır. Savcının duruşmada bulunmadığı çocuk mahkemesinde bile savcılık hükme karşı kanun yoluna başvurabilir; kanun bunu açıkça saklı tutmuştur.

Çocuk ile Yetişkin Birlikte Suç İşlerse Dava Nerede Görülür?

Kural olarak ayrı ayrı görülür. 5395 sayılı Kanun’un 17’nci maddesine göre çocukların yetişkinlerle birlikte suç işlemesi hâlinde soruşturma ve kovuşturma ayrı yürütülür; çocuk hakkındaki dava çocuk mahkemesinde veya çocuk ağır ceza mahkemesinde, yetişkin hakkındaki dava genel mahkemede görülür. Bu durumda çocuk mahkemesi, gerek görürse çocuk hakkındaki yargılamayı genel mahkemedeki davanın sonucuna kadar bekletebilir.

Davaların birlikte yürütülmesi zorunlu görülürse, yargılamanın her aşamasında ve mahkemelerin uygun bulması şartıyla birleştirme kararı verilebilir; bu takdirde birleştirilen davalar genel mahkemede görülür. Birleştirme, çocuğa tanınan güvenceleri ortadan kaldırmaz: sanık on sekiz yaşından küçükse duruşmanın kapalı yapılması ve zorunlu müdafilik gibi kurallar genel mahkemede de uygulanır.

Çocuk Mahkemesi Olmayan Yerlerde Görevli Mahkeme Hangisidir?

Önce yargı çevresine bakılır. Çocuk mahkemesinin yargı çevresi kurulduğu il ve ilçenin mülki sınırlarıdır; çocuk ağır ceza mahkemesininki ise bulunduğu il merkezi ile ilçeler ve bunlara adli yönden bağlanan ilçelerdir. Hâkimler ve Savcılar Kurulu, coğrafi durum ve iş yoğunluğuna göre bu yargı çevrelerini genişletebilir veya değiştirebilir (5395 m.27). Yani bir ilçede çocuk mahkemesi bulunmaması, dosyanın genel mahkemede görüleceği anlamına gelmez; ilçe, il merkezindeki çocuk mahkemesinin yargı çevresine bağlanmış olabilir.

Çocuk mahkemesi ve çocuk ağır ceza mahkemesinin bulunmadığı ve yargı çevresine de dâhil edilmediği yerlerde, bu mahkemeler kurulup göreve başlayıncaya kadar çocuklar tarafından işlenen suçlara ait soruşturma ve kovuşturmalar Cumhuriyet başsavcılığı ve görevli genel mahkemelerce, ancak 5395 sayılı Kanun hükümlerine göre yürütülür (5395 Geçici m.1/3). Kapalı duruşma, sosyal inceleme, tutuklama yasağı ve tedbir hükümleri bu mahkemelerde de uygulanır. Korunma ihtiyacı olan çocuklar hakkındaki tedbir kararlarını ise böyle yerlerde görevli aile veya asliye hukuk mahkemesi verir (Geçici m.1/4).

Çocuk Mahkemesinde Yargılama Nasıl Yapılır?

Çocukların ceza sorumluluğu ve yargılanması, yetişkin yargılamasından birkaç temel noktada ayrılır: duruşma kapalıdır, müdafi zorunludur, sosyal çalışma görevlisi sürece katılabilir ve 15 yaşından küçükler için sosyal inceleme raporu olmadan dava açılamaz. Bu farkların amacı, çocuğun yargılama sırasında damgalanmasını önlemek ve kararın çocuğun kişisel durumuna göre bireyselleştirilmesini sağlamaktır.

  1. Duruşma kapalıdır. Sanık on sekiz yaşını doldurmamışsa duruşma kapalı yapılır ve hüküm de kapalı duruşmada açıklanır (CMK m.185). Bu kural takdire bağlı değildir; çocuk yetişkinle birlikte genel mahkemede yargılansa bile uygulanır.
  2. Müdafi zorunludur. Müdafii bulunmayan çocuk şüpheli veya sanığa talebi aranmaksızın müdafi görevlendirilir (CMK m.150/2); zorunlu müdafilik hâllerinde müdafiin duruşmada hazır bulunması şarttır (CMK m.188/1).
  3. Aile ve sosyal çalışma görevlisi. Çocuk, velisi, vasisi, mahkemece görevlendirilen sosyal çalışma görevlisi, çocuğun bakımını üstlenen aile ve çocuk bir kurumda kalıyorsa kurumun temsilcisi duruşmada hazır bulunabilir. Mahkeme, çocuğun sorgusu sırasında yanında sosyal çalışma görevlisi bulundurabilir (5395 m.22/1-2).
  4. Çocuk salondan çıkarılabilir. Duruşmada hazır bulunan çocuk, yararı gerektirdiği takdirde duruşma salonundan çıkarılabilir; sorgusu yapılmış çocuğun sonraki duruşmalarda hazır bulundurulmasına gerek görülmeyebilir (5395 m.22/3).
  5. Sosyal inceleme şarttır. 15 yaşını doldurmamış çocuk hakkında sosyal inceleme zorunludur; rapor olmadan düzenlenen iddianame iade edilir (5395 m.35/3, CMK m.174/1-e). 15 yaşını doldurmuş çocukta rapor alınmazsa gerekçesi iddianamede veya kararda gösterilir.
  6. Uzlaştırmanın kapsamı daha geniştir. Mağdur veya suçtan zarar gören gerçek kişi ya da özel hukuk tüzel kişisiyse, adli süreçteki çocuklar bakımından üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar da uzlaştırma kapsamındadır (CMK m.253/1-c, 5395 m.24). Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, ısrarlı takip ve hakaret suçu ise şikâyete bağlı olsa bile uzlaştırma dışındadır (CMK m.253/3).

Aşağıdaki tablo, yetişkin yargılaması ile adli süreçteki çocuğun yargılaması arasındaki kanuni farkları tek yerde gösterir:

KonuYetişkinAdli süreçteki çocukDayanak
Duruşmanın aleniyetiKural olarak açıkKapalı; hüküm de kapalı duruşmada açıklanırCMK m.185
MüdafiTalep hâlinde (alt sınırı 5 yıldan fazla suçlarda zorunlu)Talep aranmaksızın zorunluCMK m.150/2-3
Uzlaştırma kapsamıKanunda sayılan suçlar+ üst sınırı 3 yılı geçmeyen suçlarCMK m.253/1-c
Kamu davasının açılmasının ertelenmesi5 yıl erteleme süresi3 yıl erteleme süresiCMK m.171/2, 5395 m.19
HAGB denetim süresi5 yıl3 yılCMK m.231/8, 5395 m.23/1
Hapis cezasının ertelenebileceği üst sınır2 yıl3 yılTCK m.51/1
TutuklamaGenel şartlar15 yaş altında üst sınırı 5 yılı aşmayan suçlarda yasak; önce adli kontrol5395 m.20-21
Dava zamanaşımıTam süre12-15 yaşta yarısı, 15-18 yaşta üçte ikisiTCK m.66/2
Yetişkin ve adli süreçteki çocuk yargılamasının karşılaştırması (28.09.2026 itibarıyla yürürlükteki metinler)

Çocuk Mahkemesi Kararına İtiraz Nasıl Yapılır?

Kararın türüne göre değişir. Çocuk hâkiminin verdiği tedbir kararlarına karşı itiraz yolu açıktır; itiraz, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun itiraza ilişkin hükümlerine göre en yakın çocuk mahkemesine yapılır (5395 m.14). CMK m.268 uyarınca itiraz, kararı öğrenme tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren merciye dilekçeyle veya zabıt kâtibine beyanla yapılır. Tutuklama ve adli kontrol kararlarına karşı da CMK’daki itiraz yolu işler; itiraz mercii, kararı veren hâkimlik veya mahkemeye göre CMK m.268/3’te belirlenmiştir.

Yargılama sonunda verilen hükümlere karşı ise genel hükümlere göre istinaf ve temyiz yoluna gidilir; bu konuda çocuk dosyasına özgü ayrı bir kanun yolu yoktur. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı da istinaf yolu açıktır (CMK m.231/12). Çocuğun kanuni temsilcisi ve müdafii kanun yoluna başvurabilir; savcılık da duruşmaya katılmadığı çocuk mahkemesi kararlarına karşı kanun yoluna başvurma yetkisini korur.

15 Yaşından Küçük Çocuk Tutuklanabilir mi?

Üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren bir fiil söz konusuysa hayır. 5395 sayılı Kanun’un 21’inci maddesi, 15 yaşını doldurmamış çocuklar hakkında bu suçlardan dolayı tutuklama kararı verilemeyeceğini açıkça düzenler. Örneğin basit hırsızlık (TCK m.141, bir yıldan üç yıla kadar) veya basit kasten yaralama (TCK m.86/1, bir yıldan üç yıla kadar) nedeniyle 15 yaşından küçük bir çocuk tutuklanamaz. Üst sınırı beş yılı aşan suçlarda, örneğin yağma veya nitelikli hırsızlıkta, tutuklama kanunen mümkündür; ancak bu hâlde de aşağıdaki sıra izlenir.

Çocuğun yaşıSuçun cezasının üst sınırıTutuklama
12 yaşından küçükFark etmezSuç nedeniyle yakalanamaz bile; tutuklama söz konusu olmaz
12-15 yaş5 yıl veya daha azVerilemez (5395 m.21)
12-15 yaş5 yıldan fazlaMümkün; önce adli kontrol (5395 m.20)
15-18 yaş2 yıl veya daha azKural olarak verilemez (CMK m.100/4; vücut dokunulmazlığına karşı kasıtlı suçlar hariç)
15-18 yaş2 yıldan fazlaMümkün; önce adli kontrol (5395 m.20)

Önce adli kontrol. Çocuklar hakkında soruşturma ve kovuşturma evrelerinde CMK m.109’da sayılan adli kontrol tedbirlerine ek olarak belirlenen çevre sınırları dışına çıkmama, belirlenen yerlere gitmeme veya yalnızca bazı yerlere gidebilme ve belirlenen kişi ve kuruluşlarla ilişki kurmama tedbirlerine karar verilebilir. Tutuklama ancak bu tedbirlerden sonuç alınamaması, sonuç alınamayacağının anlaşılması veya tedbirlere uyulmaması durumunda gündeme gelir (5395 m.20/1-2). Denetimli serbestlik müdürlüğünce takip edilen çocuğa adli kontrol süresince rehberlik edecek bir uzman da görevlendirilir (5395 m.20/3).

Gözaltı koşulları. Gözaltına alınan çocuklar kolluğun çocuk biriminde, çocuk birimi bulunmayan yerlerde ise gözaltına alınan yetişkinlerden ayrı bir yerde tutulur (5395 m.16). Çocuğun gözaltına alındığı ana-babasına veya vasisine bildirilir, çocuğa kural olarak kelepçe ve benzeri aletler takılamaz ve işlemler mümkün olduğunca sivil kıyafetli görevlilerce yapılır (Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği m.19/b). Tutuklama kararı verilirse çocuk, yetişkinlerden ayrı olarak çocuk kapalı ceza infaz kurumunda veya böyle bir kurum yoksa kapalı kurumların çocuklara ayrılan bölümünde barındırılır (5275 m.11). Tutuklama kararına karşı CMK m.268 uyarınca iki hafta içinde itiraz edilebilir.

Suça Sürüklenen Çocuklar Hakkında Hangi Tedbirler Uygulanır?

Adli süreçteki çocuklar hakkında yalnızca ceza verilmesi değil, çocuğun korunması ve rehabilite edilmesi de amaçlanır. Bu nedenle çocuklar hakkında koruyucu ve destekleyici tedbirler ile 18 Ağustos 2026’dan itibaren yönlendirme tedbirleri uygulanabilir.

Çocuk Koruma Kanunu kapsamında uygulanabilecek başlıca tedbirler şunlardır:

Tedbir TürüDayanakAçıklama
Danışmanlık tedbiri5395 m.5/1-aÇocuğa veya ailesine rehberlik ve psikolojik destek sağlanmasıdır
Eğitim tedbiri5395 m.5/1-bÇocuğun eğitim hayatına devam etmesini veya meslek edinmesini amaçlar
Bakım tedbiri5395 m.5/1-cÇocuğun ailesi yanında kalmasının uygun olmadığı durumlarda uygulanır
Sağlık tedbiri5395 m.5/1-dFiziksel veya ruhsal tedavi ihtiyacı olan çocuklar için uygulanır
Barınma tedbiri5395 m.5/1-eKalacak yeri olmayan veya güvenli ortamda bulunmayan çocuklar için uygulanır
Yönlendirme tedbirleri5395 m.5/ACeza sorumluluğu olmayan çocuklar için beş ayrı tedbir türü (18.08.2026’dan itibaren)

Bu tedbirler, çocuğun yeniden suça sürüklenmesini önlemek ve sağlıklı bir sosyal çevre içinde gelişimini sürdürmesini sağlamak amacıyla uygulanır. Mahkeme, çocuğun durumuna göre bir veya birden fazla tedbire karar verebilir. Tedbirlerin yerine getirilmesinde gerekmesi hâlinde kolluktan yardım istenebilir; koordinasyon merkezde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, il ve ilçelerde ise vali ve kaymakam tarafından sağlanır.

Yönlendirme Tedbirleri Nedir? Hangi Çocuklara Uygulanır?

Yönlendirme tedbirleri, 7593 sayılı Kanun’un dokuzuncu maddesiyle 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’na eklenen 5/A maddesinde düzenlenen yeni bir tedbir türüdür. Kanunun ifadesiyle bu tedbirler, ceza sorumluluğu olmayan adli süreçteki çocuklar bakımından çocuklara özgü güvenlik tedbiri olarak anlaşılır. Yani ceza sorumluluğu bulunmayan bir çocuk hakkında ceza verilemez, ancak bu tedbirlere hükmedilir.

Kanun beş tedbir türü saymıştır:

  • Sosyal ve toplumsal hizmetler tedbiri: Spor kulüpleri, gençlik merkezleri ve spor tesislerinde 20 saatten 300 saate kadar psikososyal gelişime katkı sağlayacak görev alma.
  • Dijital risklerden korunma tedbiri: Çocuğun kullandığı telefon, bilgisayar, tablet ve benzeri cihazların bildirilerek 3 aydan az, 2 yıldan fazla olmamak üzere takip yazılımlarıyla kurum denetimine açılması ve riskli dijital platformlara erişimin engellenmesi.
  • Kitap ve kütüphane tedbiri: Kütüphane ve okuma salonlarında 20 saatten 300 saate kadar görev alma veya belirlenen eserleri okuma.
  • Çevreye saygı ve çevre temizliği tedbiri: Park, bahçe, sahil gibi belirlenecek bir bölgede 20 saatten 300 saate kadar çevre temizliği, bitki bakımı, ağaçlandırma ve çiçeklendirme faaliyetlerine katılma.
  • Bağımlılık tedbiri: Tütün, nikotin, alkol, kumar, uyuşturucu ve uyarıcı madde ile davranışsal bağımlılıklar bakımından belirlenecek tedavi ve rehabilitasyon programlarını tamamlama.

Beş tedbirin içeriği, süreleri, hangi kurum tarafından yerine getirileceği ve karara itiraz yolu için yönlendirme tedbirleri nedir başlıklı yazımız ayrıntılı bir çerçeve sunar. Tedbirlerin uygulanmasında 5395 sayılı Kanun’un 45’inci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları geçerlidir; usul ve esaslar Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nca çıkarılacak yönetmelikle belirlenecektir. Ayrıca yönlendirme tedbirleri yalnızca ceza sorumluluğu olmayan çocuklarla sınırlı kalmaz: 5395 sayılı Kanun’un 23’üncü maddesine eklenen ikinci fıkra uyarınca, adli süreçteki çocuk hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi hâlinde bu tedbirlerden uygun görülen biri veya birkaçı denetimli serbestlik tedbiri olarak uygulanır.

Çocuklarda HAGB İçin Zararın Giderilmesi Şart mı?

Yetişkinlerde hükmün açıklanmasının geri bırakılması için mağdurun veya kamunun uğradığı zararın giderilmesi kural olarak aranır. 7593 sayılı Kanun, çocuklar bakımından bu kurala bir esneklik getirmiştir. 5395 sayılı Kanun’un 23’üncü maddesine eklenen üçüncü fıkraya göre, suçun işlenmesi nedeniyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın az olması hâlinde, adli süreçteki çocuklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için zararın giderilmesi şartı aranmayabilir.

Bu hüküm uygulamada önemli bir sorunu çözmeye yöneliktir: ödeme gücü bulunmayan bir ailenin çocuğu, yalnızca küçük bir maddi zararı karşılayamadığı için HAGB’den yararlanamıyor ve hükümlü hâline gelebiliyordu. Fıkra hâkime takdir yetkisi tanımaktadır; “az olma” ölçütü somut olayın koşullarına göre değerlendirilir. HAGB kararının sonuçları, denetim süresi ve ihlal hâlinde ne olacağı konusunda HAGB kararına uyulmaması ve HAGB kararı sicile işler mi başlıklı yazılarımız ayrıntı sunar.

Çocuğa Verilen Hapis Cezası Ertelenir mi?

Evet, ve çocuklar için sınır yetişkinlerden daha geniştir. TCK m.51/1’e göre iki yıl veya daha az süreli hapis cezası ertelenebilir; fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış kişiler bakımından bu sınır üç yıldır. Ertelemenin iki şartı vardır: çocuğun daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması ve yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık nedeniyle tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede kanaat oluşması. Ertelenen cezada bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere bir denetim süresi belirlenir ve bu süre mahkûm olunan cezadan az olamaz (TCK m.51/3). Mahkeme, on sekiz yaşından küçük hükümlünün denetim süresince bir meslek veya sanat edinmesi için, gerektiğinde barınma imkânı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmesine karar verebilir (TCK m.51/4-c).

Bir yıla kadar hapis cezası seçenek yaptırıma çevrilir. Çocuklar için en güçlü güvencelerden biri TCK m.50/3’tedir: daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, fiili işlediği tarihte on sekiz yaşını doldurmamış kişinin mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, adli para cezası, zararın giderilmesi, eğitim kurumuna devam, belirli yerlere gitmeme veya kamuya yararlı işte çalışma gibi seçenek yaptırımlardan birine çevrilir. On sekiz ile altmış beş yaş arasındaki yetişkinlerde bu zorunluluk yalnızca otuz gün ve daha az süreli hapis cezaları için geçerlidir; bir yıla kadar olan diğer cezalarda çevirme hâkimin takdirindedir. Kanunun “çevrilir” demesi, çocuk bakımından mahkemeye takdir bırakmaz.

Mahkeme, cezayı belirledikten sonra hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ve seçenek yaptırım yolları arasında seçim yapar. Bunlar birlikte uygulanmaz: açıklanması geri bırakılan hükümdeki hapis cezası ertelenemez ve seçenek yaptırıma çevrilemez (CMK m.231/7). Çocuklar için uygulanabilecek kurumların yetişkinlerle karşılaştırması şöyledir:

KurumYetişkinAdli süreçteki çocukDayanak
UzlaştırmaKanunda sayılan suçlarAyrıca üst sınırı 3 yılı geçmeyen suçlar (mağdur gerçek veya özel hukuk tüzel kişisiyse)CMK m.253/1-c
Kamu davasının açılmasının ertelenmesiÜst sınırı 3 yıla kadar suçlar; erteleme süresi 5 yılErteleme süresi 3 yıl; 15 yaş altında suçun üst sınırı 5 yıla kadar olabilirCMK m.171/2, 5395 m.19
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması2 yıla kadar hapis veya adli para cezası; denetim 5 yılAynı ceza sınırı; denetim 3 yıl; zarar azsa giderme şartı aranmayabilir; yönlendirme tedbirleri denetimli serbestlik olarak uygulanabilirCMK m.231, 5395 m.23
Zorunlu seçenek yaptırıma çevirme30 gün ve daha az hapis1 yıl ve daha az hapis (önceden hapis mahkûmiyeti yoksa)TCK m.50/3
Hapis cezasının ertelenmesi2 yıla kadar3 yıla kadarTCK m.51/1

Dava hiç açılmadan da sonuçlanabilir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi, soruşturma evresinde savcının verebileceği bir karardır. CMK m.171/2’ye göre uzlaştırma ve önödeme kapsamı dışındaki, üst sınırı üç yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda, kamu davasının açılması ertelenebilir. 5395 sayılı Kanun’un 19’uncu maddesi çocuklar için iki farklılık getirir: erteleme süresi beş değil üç yıldır ve 15 yaşını doldurmamış çocuklar bakımından suçun üst sınırı beş yıla kadar olabilir. Şüphelinin daha önce kasıtlı bir suçtan hapis cezasıyla mahkûm olmaması ve zararın giderilmesi gibi CMK m.171/3’teki şartlar ise çocuklar için de aranır. Örgüt suçları, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen suçlar ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda bu kurum uygulanmaz (CMK m.171/6). Erteleme süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmezse kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir ve bu süre boyunca zamanaşımı işlemez.

Çocuk Hükümlü Cezasını Nerede Çeker? Eğitimevi ve Kapalı Kurum

Çocuk hükümlüler cezalarını çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında veya çocuk eğitimevlerinde çeker. 7593 sayılı Kanun, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 15’inci maddesini yeniden düzenleyerek bu iki kurum arasındaki geçişi kurala bağlamıştır.

Eğitimevine ayırma kararı nasıl verilir? Çocuk hükümlülerin çocuk kapalı ceza infaz kurumundan çocuk eğitimevine ayrılmalarına, idare ve gözlem kurulu tarafından en geç üç ayda bir yapılan değerlendirme sonucunda karar verilir. Değerlendirmeye psikolog, pedagog, çocuk gelişimcisi, sosyal çalışmacı, psikolojik danışman, rehberlik uzmanı, öğretmen veya Türkiye Barolar Birliği’nin çocuk hakları komisyonundan görevlendireceği avukat gibi en az bir uzman görevlinin katılması gerekir. Tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen çocuk hükümlünün yeniden değerlendirmeye tabi tutulma süresi altı ayı geçemez.

Doğrudan eğitimevinde infaz. Maddeye eklenen dördüncü fıkra, iki hâlde cezanın doğrudan çocuk eğitimevinde yerine getirileceğini düzenlemiştir:

  • Kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,
  • Taksirli suçlardan toplam beş yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olanlar.

Kapalı kuruma gönderilme. Doğrudan eğitimevine alınanlar dâhil olmak üzere bu kurumlarda bulunan çocuk hükümlülerden firar edenler, başka bir fiilden dolayı haklarında tutuklama kararı verilenler ya da kapalı ceza infaz kurumuna iade veya odaya kapatma disiplin cezası alıp bu cezası kesinleşenler, idare ve gözlem kurulu kararıyla çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilir. Asayiş ve düzenin sağlanması amacıyla, disiplin cezası kesinleşmemiş olsa bile eylemi kurum düzeni ya da kişi güvenliği bakımından tehlike oluşturanlar hakkında da aynı işlem yapılır.

Ayrıca 5275 sayılı Kanun’un 11’inci maddesinde yapılan değişiklikle, kurumlara yerleştirmede daha önce yalnızca çocuk tutuklular için öngörülen ayırma rejimi çocuk hükümlüleri de kapsayacak şekilde genişletilmiş ve ayırma ölçütlerine “suç türleri” eklenmiştir.

Suç İşleyen Çocuk Nereye Gider?

“Çocuk suçlular nereye gider” diye aranan sorunun cevabı, sürecin hangi aşamasında olunduğuna ve çocuğun yaşına göre değişir. Kanun “suçlu çocuk” ifadesini kullanmaz; ancak aşamalar şöyle sıralanır:

  1. 12 yaşından küçükse: Hiçbir kuruma gitmez. Kimlik tespitinden hemen sonra serbest bırakılır, dosya çocuk hâkimine gönderilir ve gerekirse koruyucu, destekleyici veya yönlendirme tedbirine karar verilir.
  2. Gözaltı aşaması: Kolluğun çocuk biriminde, yoksa yetişkinlerden ayrı bir yerde tutulur; ardından yakınlarına ve müdafiye haber verilerek derhâl Cumhuriyet başsavcılığına sevk edilir (5395 m.16; Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği m.19/b).
  3. Tutuklanırsa: Çocuk kapalı ceza infaz kurumuna, böyle bir kurum yoksa kapalı kurumların çocuklara ayrılan bölümüne yerleştirilir. 12-18 yaş grubundaki çocuklar suç türü, cinsiyet ve fiziki gelişim durumuna göre ayrı bölümlerde barındırılır (5275 m.11).
  4. Mahkûm olursa: Kasıtlı suçlarda toplam üç yıl veya daha az, taksirli suçlarda toplam beş yıl veya daha az hapis cezasında doğrudan çocuk eğitimevine gider; diğer hâllerde çocuk kapalı ceza infaz kurumunda başlar ve üç ayda bir yapılan değerlendirmeyle eğitimevine ayrılabilir (5275 m.15).
  5. Cezası seçenek yaptırıma çevrilir veya ertelenirse: Hiçbir kuruma girmez; eğitim kurumuna devam veya denetim yükümlülükleri dışarıda yerine getirilir.

Cezanın ne kadarının kurumda geçirileceğini hesaplamak için infaz (yatar) hesaplama aracımızı kullanabilirsiniz; aracın sonucu, aşağıda açıklanan çocuklara özgü “bir gün iki gün” kuralıyla birlikte değerlendirilmelidir.

Çocukta Koşullu Salıverilme Hesabında Bir Gün İki Gün Sayılır mı?

Evet, ancak dört suç grubu bunun dışında tutulmuştur. 5275 sayılı Kanun’un 107’nci maddesinin beşinci fıkrası 7593 sayılı Kanun’un yedinci maddesiyle yeniden yazılmıştır. Yeni hükme göre koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında, hükümlünün on beş yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir gün, iki gün olarak dikkate alınır.

Bu avantajın uygulanmayacağı suçlar şunlardır:

  • Kasten öldürme suçları (TCK m.81, 82 ve 83),
  • Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar (TCK m.102 ve 103),
  • Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu (TCK m.188),
  • Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu (TCK m.220).

Önceki düzenlemede bu istisna listesi yer almıyordu; dolayısıyla değişiklik, sayılan ağır suçlar bakımından çocuk hükümlünün infaz kurumunda kalacağı süreyi fiilen uzatmaktadır. Koşullu salıverilme oranı, denetimli serbestlik süresi ve mükerrirlik gibi başlıklar cezanın ne kadarının infaz edileceğini birlikte belirler; denetimli serbestlik kaç yıl ve mükerrirlere özgü infaz rejimi yazılarımız bu hesabın diğer ayaklarını açıklar.

Çocuk Suçlarında Zamanaşımı Kaç Yıldır?

Çocuklar için zamanaşımı süreleri yetişkinlerden kısadır. TCK m.66/2’ye göre fiili işlediği sırada 12-15 yaş arasında olanlar hakkında dava zamanaşımı süresinin yarısının, 15-18 yaş arasında olanlar hakkında ise üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer. Belirleyici olan, yargılama tarihindeki değil fiilin işlendiği tarihteki yaştır. Süre, suçun kanunda yazılı cezasının üst sınırına göre belirlenir (TCK m.66/4) ve dosyadaki delillere göre suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de hesaba katılır (TCK m.66/3).

Suçun kanundaki cezasıYetişkin (TCK m.66/1)12-15 yaş (yarısı)15-18 yaş (üçte ikisi)
Ağırlaştırılmış müebbet hapis30 yıl15 yıl20 yıl
Müebbet hapis25 yıl12 yıl 6 ay16 yıl 8 ay
20 yıldan aşağı olmamak üzere hapis20 yıl10 yıl13 yıl 4 ay
5 yıldan fazla, 20 yıldan az hapis15 yıl7 yıl 6 ay10 yıl
5 yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezası8 yıl4 yıl5 yıl 4 ay
Dava zamanaşımı süreleri (TCK m.66/1-2). Kesilme ve durma sebepleri ayrıca hesaba katılır.

Tablodaki süreler temel sürelerdir. Savcı huzurunda ifade alınması, tutuklama kararı, iddianame düzenlenmesi veya mahkûmiyet kararı gibi kesme sebeplerinden biri gerçekleşirse zamanaşımı yeniden işlemeye başlar ve kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısı kadar uzar (TCK m.67/2-4). Kamu davasının açılmasının ertelenmesi süresince zamanaşımı işlemez (CMK m.171/4); hükmün açıklanmasının geri bırakılması hâlinde de denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur (CMK m.231/8).

Aynı indirim ceza zamanaşımı için de geçerlidir. Kesinleşmiş bir cezanın infaz edilemez hâle gelmesi için gereken süre, TCK m.68/1’deki sürelerin 12-15 yaş grubunda yarısı, 15-18 yaş grubunda üçte ikisidir (TCK m.68/2). Örneğin beş yıla kadar hapis cezasında yetişkin için on yıl olan ceza zamanaşımı, fiili 12-15 yaşında işleyen için beş yıl, 15-18 yaşında işleyen için altı yıl sekiz aydır. Ceza zamanaşımı, hükmün kesinleştiği veya infazın herhangi bir suretle kesintiye uğradığı günden itibaren işler (TCK m.68/5).

Bıçak Taşıyan Çocuğa Ne Olur? Kabahatler Kanunu 43/C

7593 sayılı Kanun, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’na “amaç dışı bıçak taşıma” başlıklı 43/C maddesini eklemiştir. Madde, 6136 sayılı Kanun kapsamı dışında kalan her tür bıçak ile diğer kesici, delici veya bereleyici aletler bakımından iki yasak getirir:

  • Ruhsatlandırılan yerler ve işyerleri dışında satışı ve sergilenmesi (bu bent 1 Aralık 2026’da yürürlüğe girer),
  • On sekiz yaşından küçük çocuklara satılması, çocuklar tarafından satın alınması veya taşınması (18 Ağustos 2026’dan itibaren yürürlükte).

Yasağa uymayan kişiye beş bin Türk lirası; kabahate konu bıçak veya aletlerin sayı ya da nitelik bakımından vahim olması hâlinde on bin Türk lirası idari para cezası verilir. Kabahatin işlendiğini öğrendiği hâlde yetkili makamlara bildirimde bulunmayan işletici veya sorumluya ayrıca beş bin Türk lirası idari para cezası uygulanır. Kabahatin konusunu oluşturan veya işlenmesi suretiyle elde edilen eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir.

İdari para cezasına ve el koymaya kolluk görevlileri, mülkiyetin kamuya geçirilmesine ise mülki amir karar verir. Kabahati işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuk hakkında ise idari para cezası yerine, çocuğun üstün yararı gözetilerek 5395 sayılı Kanun uyarınca koruyucu, destekleyici ve yönlendirme tedbirlerine karar verilmesi amacıyla mülki amir tarafından çocuk hâkiminden tedbir talebinde bulunulur. Madde hükümleri internet satışları ve mesafeli satışlar için de uygulanır. Bir sanat veya mesleğin icrası ve eğitim için gerekli bıçak, şiş ve benzerlerinin icra yerinde ve icra eden kişilerce kullanılması, bulundurulması ve taşınması bu madde kapsamı dışındadır.

Acil Korunma Kararı Nedir? Süreler Nasıl İşler?

7593 sayılı Kanun’un onuncu maddesiyle 5395 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesine üç yeni fıkra eklenmiş ve sağlık kurumuna gelen ya da getirilen riskli çocuklar için hızlı işleyen bir acil korunma mekanizması kurulmuştur.

Mekanizma şu hâllerde devreye girer: akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol, uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlılığı, davranışsal bağımlılık ya da ağır tehlike arz eden bulaşıcı hastalık nedeniyle kendisi veya başkaları açısından ciddi tehlike oluşturduğu değerlendirilen çocuk, Sağlık Bakanlığına veya üniversitelere bağlı yataklı sağlık kurumlarına geldiğinde ya da getirildiğinde.

AşamaSüreKim yapar
Tedavi ihtiyacının tespiti ve rapor düzenlenmesi24 saat içindeİlgili uzman hekim
Çocuk hâkimine başvuruRapor tarihinden itibaren en geç 24 saat içindeSağlık kurumu
Sağlık kurulu raporunun mahkemeye sunulmasıBaşvurudan itibaren en geç 48 saat içindeÜç uzman hekimden oluşan resmî sağlık kurulu
KararEn geç 48 saat içindeÇocuk hâkimi

Çocuğun sağlık kuruluşuna gelmesinden hâkim kararının tebliğine kadar geçen sürede çocuğa gerekli görülen tıbbi müdahale ve tedavi uygulanır; ihtiyaç hâlinde kolluktan yardım istenebilir. Hâkim, çocuğun üstün yararını gözeterek bulunduğu yerin gizli tutulmasına ve gerekli görmesi hâlinde kişisel ilişkinin kurulmasına veya sınırlandırılmasına karar verebilir. Hâkim sağlık kurulu raporunu dikkate alarak acil korunma kararının kaldırılmasına, devamına veya çocuğun durumuna uygun başka bir koruyucu ve destekleyici tedbire karar verir.

Suça Sürüklenen Çocuk Dosyalarında Avukat Desteği Neden Önemlidir?

Adli süreçteki çocuk dosyalarında ifade alma, sosyal inceleme raporu, adli kontrol, tutuklama, çocuk mahkemesi süreci ve uygulanabilecek koruyucu tedbirler birbirine bağlı biçimde ilerler. Çocuğun hak kaybı yaşamaması, usule aykırı işlemlerin önlenmesi ve rehabilitasyon odaklı bir savunma stratejisi kurulması için çocuk ceza hukuku alanında çalışan bir avukattan hukuki destek alınması önem taşır.

Suça Sürüklenen Çocuk Dosyalarında Avukatın Rolü

Çocuk dosyalarında müdafi bulunması zorunludur. Avukat, çocuğun haklarının korunmasını, usule aykırı işlem yapılmamasını ve çocuğun kendisini doğru şekilde ifade edebilmesini sağlar. Özellikle ifade alma sürecinde çocuğun baskı altında kalmaması ve beyanlarının hukuka uygun şekilde alınması önem taşır.

Avukatın rolü yalnızca savunma yapmakla sınırlı değildir. Aynı zamanda çocuğun eğitim, aile, sosyal çevre, psikolojik durum ve rehabilitasyon ihtiyaçlarının mahkeme önünde doğru şekilde değerlendirilmesine katkı sağlar. 7593 sayılı Kanun sonrasında bu rol genişlemiştir: sosyal inceleme raporunun alınıp alınmadığının denetlenmesi, TCK m.31/4 kapsamında indirimin kaldırılması ihtimaline karşı savunmanın kurulması ve yönlendirme tedbirlerinin çocuğun durumuna uygun biçimde belirlenmesi bu sürecin parçasıdır.

Erken aşamada hukuki destek alınması, çocuğun hak kaybı yaşamasını önleyebilir ve yargılama sürecinin daha sağlıklı ilerlemesine yardımcı olur. Dosyanızdaki adımların hangi sırayla atılması gerektiğini konuşmak isterseniz Ankara ceza avukatı sayfamızda iletişim bilgilerimiz yer alıyor.

Suça Sürüklenen Çocuklar Konusunda Mevcut Hukuki Tedbirler

Adli süreçteki çocuklar, hukuki açıdan özel bir desteğe ihtiyaç duyan, adalet sisteminin rehabilitasyon ve koruma odaklı yaklaşımını gerektiren bir grubu temsil eder. Türk hukuk sistemi, bu çocukların ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla çeşitli hukuki düzenlemeler ve uygulamalar geliştirmiştir. Bu tedbirler, çocuğun üstün yararını ilke edinerek, cezalandırma yerine yeniden topluma kazandırmayı hedefler.

5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun Rolü

Mevcut uygulamaların temel dayanaklarından biri 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’dur. Bu kanun, adli süreçteki çocukların rehabilitasyonu ve haklarının korunması amacıyla çeşitli koruma ve destek tedbirlerini öngörür: danışmanlık, eğitim, sağlık, bakım ve barınma tedbirleri bu kanun çerçevesinde uygulanır. 7593 sayılı Kanun ile buna yönlendirme tedbirleri eklenmiş, acil korunma kararı süreleri netleştirilmiş ve tedbir kararlarının uygulanmasında kurumlar arası koordinasyon kurala bağlanmıştır. Kanun, çocukların adli süreçlerde zarar görmesini engellemek ve suça yönelimlerinin önüne geçmek için yapılandırılmıştır.

Ceza ve İnfazda Farklılıklar

Türk Ceza Kanunu’nun 31’inci maddesi, çocukların cezai ehliyet durumlarını yaşlarına göre belirler. 12 yaşından küçük çocukların cezai sorumluluğu bulunmazken, 12-15 yaş grubundaki çocuklar için “fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama” kapasitesine bağlı olarak işlem yapılır. 15-18 yaş grubundaki çocuklar ise belirli bir cezai sorumluluğa tabidir. Yaş gruplarına göre cezaların indirilmesi ve infaz sisteminde özel uygulamaların devreye girmesi, çocuklara yönelik farklı bir yaklaşım benimsenmesini sağlar. 2026 değişikliğiyle indirim oranları (12-15 yaşta yarı, 15-18 yaşta üçte bir) aynı kalmış, ancak ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet karşılığı cezalar ile süreli hapisteki üst sınırlar yükseltilmiş; ağır suçlar bakımından indirimin uygulanıp uygulanmayacağı ise hâkimin takdirine bırakılmıştır.

Adli Süreçlerin Hassasiyeti

Adli süreçlerde çocukların korunması büyük önem taşır. Koruma tedbirlerinin hayata geçirilmesi ve ikincil mağduriyetlerin önlenmesi için zorunlu müdafi görevlendirilmesi, ifadelerin çocuk bürosunda görevli Cumhuriyet savcısı tarafından alınması ve sosyal inceleme raporlarının hazırlanması gibi prosedürler uygulanır. 15 yaşını doldurmamış çocuklar bakımından sosyal inceleme artık zorunlu olduğundan, bu prosedür usul yaptırımıyla desteklenmiş durumdadır.

Toplumu Katkıya Davet Eden Tedbirler

Adli süreçteki çocuklara yönelik mevcut tedbirler arasında yalnızca hukuki önlemler değil, toplumsal destek mekanizmalarını güçlendirme çalışmaları da bulunur. Çocukların ailelerine danışmanlık hizmetleri verilmesi, okula devam konusunda denetim yapılması ve çocuk hakkında kamu davası açıldığında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı’na bildirim yapılması bu yaklaşımın uzantılarıdır.

Sonuç olarak Türkiye’deki mevcut hukuki tedbirler, adli süreçteki çocukların cezalandırılmasının ötesine geçerek, çocukların süreçteki mağduriyetlerini azaltmayı ve onları topluma kazandırmayı esas alır. Rehabilitasyon süreçlerinin etkin yürütülmesi, bu çocukların gelecekte toplumda sağlıklı bireyler olarak yer almasına katkı sağlar.

Suça Sürüklenen Çocuklar Konusunda Güncel Gelişmeler (28.09.2026)

Bu alandaki en güncel gelişme, 18 Ağustos 2026 tarihli ve 33344 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7593 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’dur. Kanun, uzun süredir kamuoyunda tartışılan başlıkların önemli bir kısmını yasalaştırmıştır: ceza sınırlarının yükseltilmesi, yaş küçüklüğü indiriminin ağır suçlarda koşullu hâle getirilmesi, ailenin sorumluluğunun ağırlaştırılması, yeni tedbir türlerinin kanuna eklenmesi ve terminoloji değişikliği.

Düzenlemenin yaklaşımı iki yönlüdür. Bir yandan ağır suçlar bakımından cezanın caydırıcılığı artırılmış; diğer yandan ceza sorumluluğu olmayan çocuklar için rehabilitasyon araçları çeşitlendirilmiştir. Örneğin 12-15 yaş grubunda ceza sorumluluğu yetkinlik değerlendirmesi sonucu belirlenmeye devam ederken, bu değerlendirmenin dayanağı olan sosyal inceleme raporu zorunlu hâle getirilmiş ve raporsuz iddianame iade sebebi sayılmıştır.

Çocukların suça itilmesine yol açan kök nedenlerin ortadan kaldırılması adına eğitim ve danışmanlık tedbirleri genişletilmiştir. Aile içi rehberlik, bağımlılıkla mücadele programları ve dijital risklerden korunma tedbiri artık kanunda sayılı tedbirler arasındadır. Öte yandan çocuğu suça yönelten yetişkinlere ilişkin yaptırımlar da ağırlaştırılmış; TCK m.233’teki cezalar yükseltilmiş, ateşli silahın özensiz muhafazası ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir.

Uygulamada takip edilmesi gereken iki nokta bulunmaktadır. Birincisi, yönlendirme tedbirlerinin usul ve esaslarını belirleyecek Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yönetmeliği (5395 m.5/A-4), bu yazının güncellendiği 28 Eylül 2026 itibarıyla Bakanlığın Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü yönetmelik listesinde yer almamaktadır. Yönetmelik çıkmadan önce de kanun hükmü yürürlüktedir; ancak tedbirin hangi kurumda ve hangi program içeriğiyle yerine getirileceği gibi ayrıntılar yönetmelikle netleşecektir. Aynı şekilde çocuk hükümlülerin eğitimevine ayrılmasına ve eğitimevinde geçirecekleri sürelere ilişkin usul ve esaslar da 5275 sayılı Kanun’un 15’inci maddesinin altıncı fıkrasıyla yönetmeliğe bırakılmıştır. İkincisi, Kabahatler Kanunu 43/C maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi 1 Aralık 2026’da yürürlüğe girecektir; bu tarihe kadar ruhsatsız yerlerde bıçak satışı ve sergilenmesi bakımından yeni yasak uygulanmaz, buna karşılık on sekiz yaşından küçüklere satış yasağı 18 Ağustos 2026’dan itibaren geçerlidir.

Suça Sürüklenen Çocuklar Konusunda 12. Yargı Paketindeki Değişiklikler

Kamuoyunda 12. Yargı Paketi başlığıyla tartışılan düzenlemelerin çocuk ceza hukukuna ilişkin bölümü 7593 sayılı Kanun ile yasalaşmış ve 18 Ağustos 2026’da yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla bu başlık altında bir süre “taslak” olarak anılan hükümler artık yürürlükteki hukuktur ve uygulanmaktadır.

Ceza politikası. Düzenlemenin merkezinde, çocukların işlediği ağır suçlarda yaş küçüklüğü indiriminin daralması yer alır. Ceza aralıkları yükseltilmiş, kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarında indirimin uygulanmayabileceği hâller kanunda sayılmıştır. Buna karşılık ceza artırımı tek başına benimsenmemiş; rehabilitasyon araçları da genişletilmiştir.

Çocuğu suça yönelten kişiler. Suç organizasyonlarında ve aile içinde çocuğun araç olarak kullanılmasına karşı yaptırımlar ağırlaştırılmıştır. TCK m.233’e eklenen dördüncü fıkra, çocuğun kasten öldürme veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu işlemesi hâlinde ana-babanın şikâyet aranmaksızın ve artırımlı cezayla sorumlu tutulmasını öngörmektedir.

Çocuklara özgü hukuki süreçler ve rehabilitasyon. Cezai sorumluluğun yaş ve algılama yeteneğine göre değerlendirilmesi ilkesi korunmuştur. 12-15 yaş grubunda algılama yeteneğinin tespiti ve 15 yaş altında sosyal inceleme raporu alınması usul güvencesine bağlanmıştır. Çocukların rehabilitasyon programlarına, sosyal hizmet merkezlerine veya aile destek sistemlerine yönlendirilmesi ise yönlendirme tedbirleri aracılığıyla kanuni bir çerçeveye kavuşmuştur.

Çocuk ceza infaz sistemi. Çocuk kapalı ceza infaz kurumu ile çocuk eğitimevi arasındaki geçiş kurala bağlanmış, doğrudan eğitimevinde infaz edilecek hâller kanunda sayılmış ve koşullu salıverilme hesabındaki “bir gün iki gün” uygulaması dört ağır suç grubu bakımından kaldırılmıştır.

Eğitim ve sosyal destek yükümlülükleri. Çocuk hakkında kamu davası açıldığında Millî Eğitim Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı il veya ilçe müdürlüklerine bildirim yapılması zorunlu hâle getirilmiş; böylece çocuğun okuldan kopmasını engelleyecek idari tedbirlerin zamanında alınması amaçlanmıştır.

12. Yargı Paketine Göre SSÇ Ceza Alt ve Üst Sınırı

Aşağıdaki tablo, 12. Yargı Paketi kapsamında gündeme gelen ve 7593 sayılı Kanun ile yasalaşan ceza sınırlarını, önceki düzenlemeyle karşılaştırmalı olarak gösterir. Tablodaki yeni sınırlar 18 Ağustos 2026 tarihinden itibaren yürürlüktedir.

Ceza TürüYaş grubuÖnceki düzenleme18.08.2026’dan itibaren
Ağırlaştırılmış müebbet yerine uygulanacak ceza12-15 yaş12-15 yıl13-18 yıl
Müebbet yerine uygulanacak ceza12-15 yaş9-11 yıl10-12 yıl
Süreli hapis cezaları (yarı indirim)12-15 yaşÜst sınır 7 yılÜst sınır 9 yıl
Ağırlaştırılmış müebbet yerine uygulanacak ceza15-18 yaş18-24 yıl19-27 yıl
Müebbet yerine uygulanacak ceza15-18 yaş12-15 yıl15-18 yıl
Süreli hapis cezaları (1/3 indirim)15-18 yaşÜst sınır 12 yılÜst sınır 15 yıl

Tabloya ek olarak dikkate alınması gereken iki husus vardır. Birincisi, bu sınırlar yaş küçüklüğü indiriminin uygulandığı hâller içindir; TCK m.31/4 kapsamında indirimin uygulanmaması hâlinde 15-18 yaş grubundaki çocuk hakkında suçun karşılığı olan ceza doğrudan hükmedilebilir. İkincisi, hangi sınırların uygulanacağını fiilin işlendiği tarih belirler; 18 Ağustos 2026’dan önce işlenmiş fiiller bakımından lehe olan önceki sınırlar geçerlidir.

On beş yaşın altındaki çocukların sosyal ağ hesabı açmasına getirilen kısıtlamanın kapsamı, yürürlük tarihi ve yaptırımı için 15 yaş altı sosyal medya yasağı yazımıza bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

SSÇ ne demek?

SSÇ, “suça sürüklenen çocuk” ifadesinin kısaltmasıdır. Kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddia edilen 18 yaşından küçük kişiyi ifade eder. 7593 sayılı Kanun ile kanun metinlerindeki ibare “adli süreçteki çocuk” olarak değiştirilmiştir.

Suça sürüklenen çocuk ibaresi kalktı mı?

Kanun metinlerinden kalktı. 7593 sayılı Kanun, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun on beş maddesinde, CMK m.253’te ve 2828 sayılı Kanun’da geçen “suça sürüklenen” ibaresini “adli süreçteki” şeklinde değiştirmiştir. Bazı maddelerde ibare “hakkında adli süreç yürütülen” biçimini almıştır.

12 yaşından küçük çocuk ceza alır mı?

Hayır. TCK m.31’e göre 12 yaşından küçük çocukların ceza sorumluluğu bulunmaz. Ancak çocuk hakkında koruyucu, destekleyici ve yönlendirme tedbirleri uygulanabilir.

12-15 yaş arası çocuk hapse girer mi?

12-15 yaş grubunda ceza sorumluluğu, fiilin anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğine göre belirlenir. Bu yetenek varsa indirimli ceza uygulanır: ağırlaştırılmış müebbet karşılığı 13-18 yıl, müebbet karşılığı 10-12 yıl, diğer suçlarda üst sınır 9 yıldır.

15-18 yaş arası çocuğa verilecek ceza ne kadar?

18 Ağustos 2026’dan itibaren ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren suçlarda 19-27 yıl, müebbet hapis cezası gerektiren suçlarda 15-18 yıl hapis cezası verilir. Diğer suçlarda cezanın üçte biri indirilir ve verilecek ceza 15 yıldan fazla olamaz.

Çocuğa yaş indirimi her zaman uygulanır mı?

Hayır. TCK m.31/4 uyarınca kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarında; kasta dayalı kusurun ağırlığı, güdülen amaç ve saik, suçun işleniş şekli veya önceden kasıtlı suçtan mahkûmiyet hususlarından biri ya da birkaçı dikkate alınarak 15-18 yaş grubunda indirim uygulanmayabilir.

Suça sürüklenen çocuğun ifadesini polis alabilir mi?

Kural olarak hayır. 5395 sayılı Kanun m.15 uyarınca çocuğun ifadesi çocuk bürosunda görevli Cumhuriyet savcısı tarafından bizzat alınır. İfade sırasında müdafi bulunması zorunludur.

Çocuk dosyasında sosyal inceleme raporu zorunlu mudur?

15 yaşını doldurmamış çocuklar bakımından zorunludur. Rapor alınmadan düzenlenen iddianame, CMK m.174/1-e uyarınca mahkemece iade edilir. 15 yaşını doldurmuş çocuklarda rapor alınmazsa gerekçesi iddianamede veya kararda gösterilir.

Çocuğun suçundan anne baba sorumlu olur mu?

Belirli hâllerde olur. Aile hukukundan doğan yükümlülüğün ihlali TCK m.233 uyarınca 3 aydan 2 yıla kadar hapisle cezalandırılır; çocuğun kasten öldürme veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu işlemesi hâlinde şikâyet aranmaz ve ceza artırılır. Tedbir kararına aykırı davranan ana, baba veya vasi hakkında 3 günden 10 güne kadar tazyik hapsi uygulanır.

Yönlendirme tedbiri nedir?

5395 sayılı Kanun m.5/A ile getirilen ve ceza sorumluluğu olmayan çocuklara uygulanan tedbirlerdir. Sosyal ve toplumsal hizmet, dijital risklerden korunma, kitap ve kütüphane, çevre temizliği ile bağımlılık tedbiri olmak üzere beş türü vardır. Süre 20 saatten 300 saate kadar belirlenir; dijital cihaz denetimi 3 aydan az, 2 yıldan fazla olamaz.

Çocuk hükümlü doğrudan eğitimevine alınır mı?

Evet. Kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az, taksirli suçlardan toplam beş yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olan çocuk hükümlülerin cezaları doğrudan çocuk eğitimevinde yerine getirilir. Firar, tutuklama veya kesinleşmiş disiplin cezası hâllerinde çocuk kapalı ceza infaz kurumuna gönderilir.

Bıçak taşıyan çocuğa ne yapılır?

Kabahatler Kanunu m.43/C uyarınca 18 yaşından küçüklerin bıçak taşıması yasaktır ve idari para cezası öngörülmüştür. Ancak kabahati işlediği sırada 15 yaşını doldurmamış çocuk hakkında para cezası yerine, mülki amirin talebiyle çocuk hâkimi tarafından koruyucu, destekleyici ve yönlendirme tedbirlerine karar verilir.

Suça sürüklenen çocuk tutuklanabilir mi?

Kanuni şartlar varsa verilebilir, ancak iki sınır vardır. 15 yaşını doldurmamış çocuk hakkında üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiillerden dolayı tutuklama kararı verilemez (5395 m.21). Diğer hâllerde de önce adli kontrol uygulanır; tutuklama, adli kontrolden sonuç alınamaması veya tedbire uyulmaması hâlinde gündeme gelir (5395 m.20).

Çocuk mahkemesi hangi davalara bakar?

Çocuk mahkemesi, asliye ceza ve sulh ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda adli süreçteki çocuklar hakkında açılan davalara bakar. Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda ise çocuk ağır ceza mahkemesi görevlidir (5395 m.26). Çocuk yetişkinle birlikte suç işlemişse davalar ayrı yürütülür; birleştirme kararı verilirse dava genel mahkemede görülür (5395 m.17).

Çocuk mahkemesinde savcı bulunur mu?

Çocuk mahkemesinde yapılan duruşmalarda Cumhuriyet savcısı bulunmaz (5395 m.25/1); savcılık yine de karara karşı kanun yoluna başvurabilir. Çocuk ağır ceza mahkemesinde ise genel kural uygulanır ve duruşmada savcı hazır bulunur.

Çocukların duruşması kapalı mı yapılır?

Evet. Sanık on sekiz yaşını doldurmamışsa duruşma kapalı yapılır ve hüküm de kapalı duruşmada açıklanır (CMK m.185). Kural, çocuk yetişkinle birlikte genel mahkemede yargılansa bile geçerlidir.

Çocuğa verilen hapis cezası ertelenir mi?

Ertelenebilir. On sekiz yaşından küçükler için erteleme sınırı üç yıldır (TCK m.51/1). Daha önce hapis cezası almamış çocuğa verilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezası ise seçenek yaptırımlardan birine çevrilir (TCK m.50/3).

Çocuk suçlarında zamanaşımı kaç yıldır?

Fiili 12-15 yaşında işleyenler için yetişkin sürelerinin yarısı, 15-18 yaşında işleyenler için üçte ikisidir (TCK m.66/2). Örneğin beş yıla kadar hapis gerektiren suçta sekiz yıl olan dava zamanaşımı, 12-15 yaşta dört yıl, 15-18 yaşta beş yıl dört aydır.

Suç işleyen çocuklar nereye gider?

Gözaltında kolluğun çocuk birimine, tutuklanırsa çocuk kapalı ceza infaz kurumuna gider. Mahkûmiyette kasıtlı suçlarda üç yıla, taksirli suçlarda beş yıla kadar ceza doğrudan çocuk eğitimevinde çekilir. 12 yaşından küçükler hiçbir kuruma gönderilmez; haklarında yalnızca tedbir uygulanabilir.

Sonuç

Suça sürüklenen çocuk kavramı, çocuk ceza hukukunun en önemli kavramlarından biridir ve 18 Ağustos 2026’da yürürlüğe giren 7593 sayılı Kanun’la hem adı hem de içeriği bakımından yenilenmiştir. Kanun metinlerinde artık “adli süreçteki çocuk” ifadesi kullanılmakta; ceza sorumluluğu yine yaşa göre belirlenmekte, ancak sorumluluk doğduğunda uygulanacak ceza sınırları yükselmiş ve ağır suçlarda yaş küçüklüğü indirimi hâkimin takdirine bırakılmış bulunmaktadır.

Buna karşılık düzenleme yalnızca cezayı ağırlaştırmamış; ceza sorumluluğu olmayan çocuklar için yönlendirme tedbirlerini kanuna eklemiş, 15 yaş altında sosyal inceleme raporunu zorunlu kılmış, acil korunma kararı sürelerini netleştirmiş ve ailenin sorumluluğunu ağırlaştırmıştır. Yargılamanın çocuklara özgü güvenceleri ise değişmemiştir: dava çocuk mahkemesinde veya çocuk ağır ceza mahkemesinde kapalı duruşmayla görülür, 15 yaşından küçükler için tutuklama yasağı sürer, daha önce hapis cezası almamış çocuğa verilen bir yıla kadar hapis cezası seçenek yaptırıma çevrilir ve zamanaşımı süreleri yetişkinlerden kısadır. Çocuğun korunması, eğitilmesi, rehabilite edilmesi ve yeniden topluma kazandırılması çocuk adalet sisteminin temel hedefi olmaya devam etmektedir. Somut dosyalarda fiilin işlendiği tarihin hangi rejime tabi olduğu belirleyici olduğundan, hukuki destek alınması önem taşır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Çocuk ceza dosyaları, fiilin tarihi ve çocuğun yaşı gibi değişkenlere göre farklı sonuçlar doğurduğundan somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir. Yazıda anılan hükümlerin güncel metni için 7593 sayılı Kanun’un Resmî Gazete’de yayımlanan tam metnine bakılabilir.

Son güncelleme 28.09.2026 tarihinde, Av. Arb. Handan Sayan Özgül tarafından yapılmış ve incelenmiştir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir