
İnternet bankacılığı dolandırıcılığında bankanın sorumluluğu, mobil ve internet bankacılığı üzerinden gerçekleşen dolandırıcılıkların hızla artmasıyla birlikte en çok merak edilen hukuki konuların başında gelmektedir. Çünkü banka, hukuk düzeninde sıradan bir taraf değil; kendisine güvenilen bir güven kurumu olarak kabul edilir ve bu nedenle çok daha ağır bir sorumluluk taşır. Konu, özellikle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu‘nun bankaların şüpheli işlem mekanizmasını etkin biçimde işletmesi gerektiğine dikkat çeken yakın tarihli bir kararıyla yeniden gündeme gelmiştir. Söz konusu değerlendirmede Kurul, işlemi olağan dışı bulan ve müşteriden teyit alamayan bankanın transferi durdurup ek güvenlik önlemlerini devreye alması gerektiğini vurgulamıştır. Peki hesabınızdan izniniz olmadan para çekilirse zarardan banka mı sorumludur?
Şifrenizi elinizde olmadan kaptırmışsanız kusur size mi geçer? Telefonunuza zararlı yazılım bulaşmışsa suç sizin midir? İspat yükü kimdedir, tazminat ve faiz nasıl talep edilir? Bu yazımızda, hesabınızdan izinsiz para çekilmesi hâlinde bankanın hukuki sorumluluğunu, güven kurumu olmaktan doğan objektif özen yükümlülüğünü, şüpheli işlem yükümlülüğünü, müterafik kusur meselesini ve zararınızı geri almak için izlemeniz gereken yolları güncel içtihat ışığında adım adım açıklıyoruz.
Özet
İnternet veya mobil bankacılık yoluyla hesabınızdan izinsiz para çekilirse, kural olarak zarardan banka sorumludur. Bankanın sorumluluktan kurtulabilmesi için, dolandırıcılığın gerçekleşmesinde sizin kusurunuz olduğunu kendisinin ispatlaması gerekir.
- Banka bir güven kurumudur; objektif özen yükümlülüğü nedeniyle hafif kusurundan bile sorumludur.
- Olağan dışı/şüpheli işlemleri fark edip durdurmak, teyit almak bankanın güvenlik yükümlülüğüdür.
- İspat yükü bankadadır: müşterinin kusuru kanıtlanamazsa banka zararın tamamından sorumlu olur.
- Şifrenizi paylaşmak veya ihmal göstermekle kusurlu bulunursanız, tazminat müterafik kusur oranında azalabilir.
- Zarar, haksız işlem tarihinden itibaren faiziyle birlikte talep edilebilir.
Hesabımdan iznim olmadan para çekildi; banka ödemek zorunda mı?
Kural olarak evet. İnternet veya mobil bankacılık üzerinden gerçekleşen dolandırıcılıklarda, müşterinin kusuru banka tarafından ispatlanmadıkça hesaptan çekilen paradan banka sorumlu tutulur. Bunun temelinde basit ama güçlü bir hukuki mantık vardır: paranızı bankaya yatırdığınız anda o paranın mülkiyeti bankaya geçer. Yani dolandırıcı teknik olarak “sizin” paranızı değil, bankanın sorumluluğundaki bir mevduatı hedef alır. Banka, size aynı tutarı geri ödemekle yükümlü olduğu için, bu tutar hukuka aykırı biçimde hesabınızdan çıktığında zarar öncelikle bankanın üzerinde doğar.
Bu nedenle “dolandırıldım, artık param gitti” düşüncesiyle süreci kapatmak çoğu zaman hatalıdır. Doğru kurgulanan bir başvuru ve gerektiğinde açılacak bir tazminat davası ile zararın tamamının veya önemli bir kısmının geri alınması mümkün olabilir.
İnternet bankacılığı dolandırıcılığında bankanın sorumluluğu neden bu kadar ağır?
Çünkü banka, hukuk düzeninde sıradan bir sözleşme tarafı değil, kendisine güvenilen bir güven kurumu olarak kabul edilir. Milyonlarca kişi birikimini, maaşını ve işletme sermayesini bankalara emanet eder. Bu güven ilişkisi, bankanın sorumluluğunu ağırlaştırır ve onu objektif özen yükümlülüğü altına sokar.
Objektif özen yükümlülüğünün pratikteki anlamı şudur: bankadan, kendi alanında uzman, tedbirli ve basiretli bir kurumdan beklenen en yüksek dikkat beklenir. Bu ölçü o kadar yüksektir ki, banka hafif kusurundan dahi sorumlu tutulur. Yani “biz elimizden geleni yaptık ama yine de olmuş” savunması çoğu zaman bankayı kurtarmaya yetmez; asıl soru, bankanın kendisinden beklenen güvenlik altyapısını ve dikkatini eksiksiz gösterip göstermediğidir.
“Şüpheli işlem” yükümlülüğü nedir, banka işlemi ne zaman durdurmalı?
İnternet bankacılığı dolandırıcılığının önlenmesindeki en kritik halka, bankaların olağan dışı ve şüpheli işlemleri tespit edip önleme yükümlülüğüdür. Bunun için kurdukları otomatik izleme sistemlerine genellikle “şüpheli işlem tespit mekanizması” (fraud monitoring) denir. Bu sistemlerin amacı, bir hesabın alışılmış davranışından sapan işlemleri yakalamaktır.
Örneğin şu durumlar tipik “şüpheli işlem” işaretleridir:
- Müşterinin daha önce hiç işlem yapmadığı kişi veya şirketlere ard arda para gönderilmesi,
- Çok kısa süre içinde alışılmadık sayıda ve tutarda transfer yapılması,
- Hesabın tüm bakiyesinin ya da döviz varlıklarının bir anda boşaltılması,
- İşlemin, müşterinin olağan kullanım saatleri veya lokasyonu dışında gerçekleşmesi.
Bir işlem bu filtrelere takıldığında bankadan beklenen; işlemi geçici olarak durdurmak, müşteriye ulaşıp teyit almak ve teyit alınamıyorsa ek güvenlik önlemlerini devreye sokmaktır. Banka, olağan dışı olduğunu fark ettiği bir işleme müdahale etmeden izin vermişse, bu ihmal başlı başına bir güvenlik zafiyeti sayılır ve sorumluluğunu doğurur.
Banka hangi güvenlik önlemlerini almak zorundadır?
Bankaların dijital işlemlerde alması gereken güvenlik tedbirleri keyfî değil; düzenleyici ve denetleyici otorite olan BDDK tarafından belirlenen asgari standartlara tabidir. Bu tedbirlerin amacı, hem yetkisiz erişimi engellemek hem de gerçekleşmiş bir dolandırıcılığı erken aşamada durdurmaktır. Bankadan beklenen başlıca önlemler şunlardır:
- Güçlü kimlik doğrulama: Tek şifreyle yetinmeyip işlem sırasında ikinci bir doğrulama katmanı (tek kullanımlık şifre, cihaz onayı gibi) uygulamak.
- Şüpheli işlem izleme: Hesabın olağan davranışından sapan işlemleri otomatik olarak yakalayan sistemleri etkin biçimde çalıştırmak.
- Anlık bilgilendirme: Yeni alıcıya transfer, yüksek tutarlı işlem veya cihaz değişikliği gibi riskli hareketlerde müşteriyi anında uyarmak.
- Müdahale ve durdurma: Teyit alınamayan şüpheli işlemleri tamamlanmadan durdurmak ve gerektiğinde ek güvenlik adımı istemek.
Banka bu tedbirlerden birini hiç almamış ya da etkin biçimde işletmemişse, doğan zararda kusuru bulunduğu kabul edilir. Çünkü bu önlemler, güven kurumu olmanın ve objektif özen yükümlülüğünün doğrudan gereğidir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu konuda ne diyor?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, internet bankacılığı yoluyla gerçekleşen bir dolandırıcılık olayında, bankaların şüpheli işlem mekanizmasını etkin biçimde işletmesi gerektiğine dikkat çeken önemli bir değerlendirme yapmıştır. Karara konu olayın özü şu şekildedir:
- Bir banka müşterisinin TL ve döviz hesaplarındaki paralar, mobil bankacılık üzerinden daha önce hiç işlem yapmadığı iki şirkete gönderilir.
- Müşteri, telefonunun başka bir numaraya yönlendirildiğini, SMS ile gelen tek kullanımlık şifrelerin kendisine ulaşmadığını ve transferlerin bilgisi dışında yapıldığını ileri sürerek zararının tazminini ister.
- İlk derece mahkemesi, bankanın işlemleri olağan dışı bulduğunu, müşteriyi aramasına rağmen aramanın başka bir numaraya yönlendirilmesi nedeniyle teyit alamadığını, buna rağmen transferlere izin verdiğini belirleyerek bankayı büyük oranda kusurlu bulur; müşteriye ise kişisel bilgilerini korumada yeterli özeni göstermediği gerekçesiyle daha düşük oranda kusur yükler.
- Bölge Adliye Mahkemesi ise, müşterinin şifre ve bilgilerini üçüncü kişilerle paylaştığının ya da zararlı yazılımın telefona yüklenmesine kusuruyla sebep olduğunun ispatlanamadığını belirterek, müşteriye kusur yüklenemeyeceği ve zararın tamamından bankanın sorumlu olduğu sonucuna ulaşır.
Uyuşmazlık burada da bitmez. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, işlemlerin müşterinin telefonuna bulaştırılan zararlı yazılımla gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini ve bankanın bu duruma doğrudan müdahale imkânının bulunmadığını belirterek, müşteriyi tamamen kusursuz sayan Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozar ve kusur oranları gözetilerek yeniden karar verilmesini ister.
Ancak Bölge Adliye Mahkemesi, müşterinin telefonuna zararlı yazılım engelleyici bir program yüklemesini zorunlu kılan herhangi bir mevzuat ya da sözleşme hükmü bulunmadığını belirterek bozma kararına uymaz ve ilk kararında direnir. Bir mahkeme, Yargıtay’ın bozma kararına uymayıp önceki kararında ısrar ettiğinde buna “direnme kararı” denir; bu durumda uyuşmazlık, en üst değerlendirme mercilerinden biri olan Hukuk Genel Kurulu‘nun önüne gelir ve mesele tek bir dairenin değil, geniş bir kurulun kararıyla nihai olarak çözülür.
Bu tür uyuşmazlıklarda tartışmanın düğümlendiği kritik nokta, müşteriye “müterafik kusur” (birlikte kusur) yüklenip yüklenemeyeceğidir. Bir görüşe göre, telefonuna zararlı yazılım bulaşmasına izin veren müşteri bir ölçüde kusurludur; buna karşılık, müşterinin cihazına zararlı yazılım engelleyici program yüklemesini zorunlu kılan açık bir mevzuat ya da sözleşme hükmü bulunmadığı için ona kusur yüklenemeyeceği de savunulur. Yerleşik yaklaşım, bankanın olağan dışı işlemi fark ettiği hâlde etkili bir müdahalede bulunmamasını ağır bir güvenlik zafiyeti olarak değerlendirmekte ve sorumluluğu ağırlıklı olarak bankaya bırakmaktadır.
Not: Her dosya kendine özgüdür; kusur oranı, olayın somut koşullarına ve sunulan delillere göre mahkemece takdir edilir.
Telefonuma zararlı yazılım (virüs) bulaştıysa suç benim mi?
Zorunlu olarak değil. Telefona zararlı yazılım bulaşmış olması, tek başına müşterinin kusurlu olduğu anlamına gelmez. Çünkü sıradan bir tüketiciden, siber güvenlik uzmanı düzeyinde teknik tedbir alması beklenemez. Bir kişinin cihazına antivirüs programı yüklemesini ya da her bağlantıyı teknik olarak denetlemesini zorunlu kılan genel bir yasa veya sözleşme hükmü bulunmadığı sürece, sırf zararlı yazılım bulaştı diye tüm sorumluluğu müşteriye yüklemek çoğu zaman kabul görmez.
Buna karşılık banka, bu tür teknik saldırıları öngörmesi, sistemlerini buna göre kurgulaması ve şüpheli hareketi zamanında yakalaması beklenen profesyonel taraftır. Bu nedenle “virüs müşterinin telefonundaydı, biz ne yapalım” savunması, bankanın kendi güvenlik yükümlülüğünü tek başına ortadan kaldırmaz.
Müşteri hangi durumlarda “kusurlu” sayılır?
Bankanın sorumluluğu ağır olsa da sınırsız değildir. Müşterinin kendi kusuruyla zarara katkıda bulunduğu ispatlanırsa, tazminat bu oranda azalabilir. Buna hukukta müterafik kusur (birlikte kusur) denir. Uygulamada müşteri aleyhine değerlendirilebilecek tipik durumlar şunlardır:
- Banka şifresini, tek kullanımlık SMS kodunu veya kart bilgilerini bir başkasına bilerek vermek,
- Sahte olduğu açıkça belli olan bir siteye bilgileri girmek konusunda bariz bir dikkatsizlik göstermek,
- Bankanın açık uyarılarına rağmen güvenlik adımlarını atlamak,
- Durumu fark ettikten sonra bankayı ve yetkilileri bilgilendirmede gecikerek zararın büyümesine katkıda bulunmak.
Ancak burada da kritik nokta şudur: bu kusurun varlığını ve oranını banka ispatlamak zorundadır. Müşterinin sadece “dikkatsiz olabileceği” yönündeki soyut ihtimaller, tazminatı azaltmak için tek başına yeterli görülmez.
İspat yükü kimde? Kusursuz olduğumu ben mi kanıtlamalıyım?
Hayır. Bu, dolandırıcılık mağdurlarının en çok yanıldığı noktalardan biridir. Kural olarak müşterinin “ben kusursuzum” diye bir şey ispatlaması gerekmez; tam tersine, müşterinin kusurlu olduğunu banka ispatlamak zorundadır. Banka bu kusuru somut delillerle ortaya koyamazsa, zararın tamamından sorumlu tutulur.
Bu ispat dengesi, mağdur açısından büyük bir avantajdır. Zira dolandırıcılık işlemlerinin teknik altyapısı, log kayıtları, işlem geçmişi ve güvenlik sistemlerinin çıktıları bankanın elindedir. Bu nedenle sürecin başında bu delillerin talep edilmesi ve dosyaya kazandırılması büyük önem taşır. Gerektiğinde mahkeme, işlemin nasıl gerçekleştiğini ve bankanın güvenlik altyapısının yeterli olup olmadığını değerlendirmek için bilirkişi incelemesine başvurabilir; bu inceleme çoğu zaman sorumluluğun belirlenmesinde belirleyici rol oynar.
Bankanın sorumluluğu hangi hâllerde azalır veya kalkar?
Bankanın sorumluluğu ağır olsa da mutlak değildir. Somut olayın koşullarına göre sorumluluk paylaştırılabilir ya da istisnaen ortadan kalkabilir. Aşağıdaki tablo, uygulamada sık karşılaşılan senaryolarda sorumluluğun kural olarak kimde olduğunu özetlemektedir:
| Durum | Sorumluluk (kural olarak) |
|---|---|
| Banka şüpheli/olağan dışı işlemi fark edip durdurmadı | Banka |
| Müşterinin kusuru banka tarafından ispatlanamadı | Banka (zararın tamamı) |
| Müşteri şifre/bilgi paylaştı, banka da güvenlik zafiyeti gösterdi | Paylaşımlı (müterafik kusur) |
| Müşterinin ağır ve münhasır kusuru ispatlandı | Ağırlıklı olarak müşteri |
Görüldüğü gibi belirleyici olan, bankanın kendi güvenlik yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği ve müşteri kusurunun somut delillerle ortaya konup konulamadığıdır. Soyut ihtimaller ya da genel “dikkatli olmalıydınız” savunmaları, sorumluluğu tek başına müşteriye geçirmeye yetmez.
Ne kadar tazminat alabilirim, faiz işler mi?
Talep edilebilecek tutarın çekirdeğini, hesabınızdan hukuka aykırı biçimde çıkan paranın kendisi, yani maddi zararınız oluşturur. Buna ek olarak, paranın hesabınızdan çıktığı tarihten itibaren işleyecek faiz de talep edilebilir. Faizin türü ve oranı, işlemin ve tarafların niteliğine (tüketici işlemi mi, ticari iş mi) göre değişir.
Bazı durumlarda, yaşanan mağduriyetin ağırlığına göre manevi tazminat talebi de gündeme gelebilir. Maddi ve manevi tazminatın hangi koşullarda birlikte istenebileceğini merak ediyorsanız maddi ve manevi tazminat arasındaki fark yazımızı; talep edilebilecek tutarın nasıl belirlendiğini ise tazminat davasında ne kadar para talep edilebilir yazımızı inceleyebilirsiniz.
Kredi kartı, EFT ve havale dolandırıcılığında durum değişir mi?
Temel ilke tüm dijital bankacılık işlemlerinde aynıdır: banka, güven kurumu olarak objektif özen yükümlülüğü altındadır ve şüpheli işlemleri durdurmakla görevlidir. Bununla birlikte işlem türüne göre bazı ayrıntılar farklılık gösterebilir:
- Kredi kartı işlemleri: Kartın izinsiz kullanımında, özellikle kayıp veya çalıntı bildirimi yapıldıktan sonra gerçekleşen işlemlerden banka sorumlu tutulur. 3D Secure gibi bir doğrulama olsa bile, banka şüpheli hareketi durdurmamışsa sorumluluğu doğabilir.
- EFT ve havale: Yeni bir alıcıya, alışılmadık tutarda ve ard arda yapılan transferler tipik şüpheli işlem işaretleridir; bankanın bunları izleyip gerektiğinde durdurması beklenir.
- Hesabın tümüyle boşaltılması: TL ve döviz varlıklarının kısa sürede topluca gönderilmesi, en güçlü şüpheli işlem sinyallerinden biridir ve bankadan derhal müdahale beklenir.
İşlem ister kredi kartı, ister EFT veya havale yoluyla yapılmış olsun; belirleyici olan, bankanın kendi güvenlik ve izleme yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğidir. Ayrıca birçok işlem türünde, kaybı fark ettiğiniz anda bankaya yaptığınız bildirim kritik bir dönüm noktasıdır: bildirimin ardından gerçekleşen yetkisiz işlemlerden bankanın sorumluluğu daha da belirginleşir. Bu nedenle dolandırıcılığı fark ettiğiniz anı ve bankaya ulaştığınız saati kayıt altına almanız, ileride sorumluluğun tespiti açısından önemlidir.
Param çekildi, ilk saatlerde ne yapmalıyım?
Dolandırıcılıkta zaman en kritik unsurdur; ilk saatlerde atılan doğru adımlar hem paranın bir kısmının bloke edilmesini sağlayabilir hem de ileride açılacak davanın delillerini güçlendirir. Önerilen adımlar şunlardır:
- Bankayı derhal arayın ve işlemleri durdurtun. Hesabınızı ve kartlarınızı bloke ettirin; transferlerin iadesi veya bloke edilmesi için resmi talepte bulunun.
- Yazılı başvuru yapın. Şubeye veya bankanın resmi kanallarına, olayı anlatan yazılı bir başvuru bırakın; başvurunuzun tarih ve kaydını saklayın.
- Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunun. Dolandırıcılık bir suçtur; şikâyetiniz hem ceza soruşturması başlatır hem de hukuk davanız için önemli bir delil oluşturur.
- Tüm delilleri saklayın. İşlem dekontları, SMS ve arama kayıtları, ekran görüntüleri, bankayla yazışmalar ve varsa yönlendirilen numaraya ilişkin kayıtlar dosyanızı güçlendirir.
- Bir avukata danışın. Banka başvurunuzu reddederse ya da eksik ödeme teklif ederse, tazminat sürecini doğru yürütmek için hukuki destek almak faydalı olur.
Bankaya karşı dava nerede ve ne zaman açılır?
Banka başvurunuzu reddederse ya da zararınızı karşılamazsa, uyuşmazlığı doğrudan dava yoluna taşımadan önce Türkiye Bankalar Birliği bünyesindeki bireysel müşteri hakem heyetine başvurmak da değerlendirilebilir. Sonuç alınamazsa uyuşmazlık dava yoluna taşınır. Davanın hangi mahkemede görüleceği, işlemin niteliğine göre belirlenir: birey olarak, bireysel ihtiyaçlarınız kapsamındaki bir bankacılık işlemi söz konusuysa uyuşmazlık genellikle tüketici mahkemelerinin; işlem ticari nitelikteyse ticaret mahkemelerinin görev alanına girer.
Bankaya karşı tazminat talebinde, çoğu durumda doğrudan dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak gerekebilir; ticari ya da tüketici nitelikli birçok uyuşmazlıkta arabuluculuk, davanın açılabilmesi için bir ön şart (dava şartı) olarak öngörülmüştür. Dava açma süresi (zamanaşımı) de olayın hukuki niteliğine göre değişebildiğinden, hak kaybı yaşamamak için zararı fark ettiğiniz anda harekete geçmek önemlidir. Sürecin nasıl işlediğine dair genel bir çerçeve için tazminat davası nasıl açılır yazımızdan yararlanabilirsiniz. Somut sürenizi ve görevli mahkemeyi netleştirmek için ise dosyanızı bir avukatla değerlendirmeniz en sağlıklısıdır.

Sıkça Sorulan Sorular
Şifremi dolandırıcıya kendim söyledim; yine de banka sorumlu olur mu?
Olabilir. Şifrenin dolandırıcıya kaptırılmış olması müşteri açısından bir kusur oluşturabilir; ancak bu, bankanın sorumluluğunu tek başına ortadan kaldırmaz. Banka, olağan dışı ve şüpheli işlemleri yine de fark edip durdurmakla yükümlüdür. Bu durumda çoğunlukla kusur her iki taraf arasında paylaştırılır ve tazminat müterafik kusur oranında belirlenir.
3D Secure / SMS onayı ile yapılan işlemde banka sorumlu tutulur mu?
İşlemin SMS onayı veya 3D Secure gibi bir doğrulamayla yapılmış olması, bankayı otomatik olarak sorumluluktan kurtarmaz. Asıl bakılan, işlemin şüpheli işlem filtrelerine takılıp takılmadığı ve bankanın gerekli müdahaleyi yapıp yapmadığıdır. Doğrulama adımı geçilmiş olsa bile, banka olağan dışı hareketi durdurmamışsa sorumluluğu doğabilir.
Banka “işlem sizin şifrenizle yapıldı” diyerek talebimi reddetti; ne yapabilirim?
Bu tür ret cevapları sürecin sonu değildir. Bankanın bu savunması, kusurun size ait olduğunu ispatlama yükünü ortadan kaldırmaz. Ret cevabını yazılı olarak alıp, işlem kayıtlarını ve şüpheli işlem verilerini talep ederek uyuşmazlığı dava yoluna taşıyabilirsiniz.
Hesabımı dolandırıcıya kullandırdım; bu yazı beni de kapsıyor mu?
Hayır, bu iki durum farklıdır. Bu yazı, parası izinsiz çekilen mağdur hesap sahibini konu alır. Hesabını ya da IBAN’ını başkasına kullandıran kişinin hukuki durumu ayrı bir konudur; bu konuyu IBAN kullandırma cezası yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık.
Dolandırıcı yakalanamazsa param yanar mı?
Hayır. Bankaya karşı açılan tazminat davası, dolandırıcının yakalanmasına bağlı değildir. Bankanın sorumluluğu kendi güvenlik ve özen yükümlülüğünden doğar; dolayısıyla fail bulunamasa bile bankadan tazminat talep etmek mümkündür.
Bankadan zararımı geri almak için ne kadar sürede harekete geçmeliyim?
Mümkün olan en kısa sürede. Erken hareket etmek hem paranın bir kısmının bloke edilmesi şansını artırır hem de delilleri tazeyken korumanızı sağlar. Ayrıca dava açma süresi (zamanaşımı) olayın niteliğine göre değişebildiğinden, gecikmek hak kaybına yol açabilir. Bu nedenle zararı fark ettiğiniz anda bankaya başvurmanız ve bir avukata danışmanız önerilir.
Bankaya karşı dava açmadan önce arabulucuya gitmek zorunda mıyım?
Çoğu durumda evet. Ticari veya tüketici nitelikli birçok uyuşmazlıkta, dava açabilmek için önce arabuluculuğa başvurmak dava şartıdır. Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa, düzenlenen tutanakla birlikte mahkemede dava açma yolu açılır. Somut durumunuzda arabuluculuğun zorunlu olup olmadığını bir avukatla netleştirmeniz en sağlıklısıdır.
Sonuç: Zararı kabullenmeden önce dosyanı değerlendir
İnternet bankacılığı dolandırıcılığında en büyük hata, “param gitti, yapacak bir şey yok” diyerek süreci kapatmaktır. Oysa hukuk, bu tabloda mağduru güçlü bir konumda tutar: banka bir güven kurumu olarak ağır bir özen yükümlülüğü altındadır, şüpheli işlemleri durdurmakla görevlidir ve sizin kusurunuzu ispatlayamadığı sürece zarardan sorumludur.
Zararın failden istenmesi ise ayrı bir yoldur; dolandırıcının kendisine karşı açılacak dava, şikâyet süreci ve paranın tahsili için dolandırıcıya tazminat davası yazımıza bakabilirsiniz. Bu nedenle hesabınızdan izinsiz para çekildiğinde vakit kaybetmeden delillerinizi toplayın, bankaya yazılı başvurunuzu yapın ve dosyanızı bir uzmanla değerlendirin. Sürecin doğru kurgulanması için Ankara’da tazminat davası avukatı desteği alarak, zararınızın tamamını ya da önemli bir kısmını geri alma şansınızı ciddi biçimde artırabilirsiniz.
Yetkisiz işlem yalnızca mevcut hesabınız üzerinden değil, kimlik bilgilerinizle açılan yeni bir kredi üzerinden de gerçekleşebilir. Bu ihtimalde izlenecek yolu ve bankanın sorumluluğunun sınırını haberim olmadan adıma kredi çekilmişse yapılacaklar yazımızda ayrıntılı anlattık.






