Tazminat Davası Nasıl Açılır?
Tazminat davası nasıl açılır sorusunun tek bir cevabı yoktur: dava, zararın hangi olaydan doğduğuna göre farklı bir mahkemede, farklı bir süre içinde ve bazen dava açmadan önce zorunlu bir arabuluculuk aşamasından geçilerek açılır. Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi çerçeveyi kurar — kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Geri kalan her şey, bu yükümlülüğü mahkeme kararına dönüştürmenin usulüdür.
2026 yılı bu usulde iki sert kırılma getirdi: 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Kanun belirsiz alacak davasını kaldırdı ve bedensel zarar ile destekten yoksun kalma tazminatlarında faizin ne zaman başlayacağını kanun metnine yazdı. Her iki değişiklik de 2026 öncesinde hazırlanmış kaynakları eskitmiştir; tazminat davası nasıl açılır anlatılırken artık bu yeni hükümler esas alınmalıdır. Dava açma sürecinin tamamı — görevli ve yetkili mahkemeden harca, zamanaşımından tahsilata kadar — aşağıda kanun maddeleriyle birlikte adım adım ele alınmıştır.
Özet
Tazminat davası, haksız fiil veya sözleşmeye aykırılık nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın giderilmesi için açılan bir eda davasıdır; dava dilekçesinin görevli ve yetkili mahkemeye verilmesiyle başlar.
- Görevli mahkeme kural olarak asliye hukuk mahkemesidir (HMK m.2); iş ilişkisinde iş mahkemesi, ticari işte asliye ticaret, tüketici işleminde tüketici mahkemesi, idari eylemde idare mahkemesi görevlidir.
- Yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri (HMK m.6) yanında haksız fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği yer ve zarar görenin kendi yerleşim yeridir (HMK m.16) — davacı bu seçenekler arasından birini seçer.
- Süre haksız fiilde zararı ve sorumluyu öğrenmeden itibaren 2 yıl, her hâlde fiil tarihinden itibaren 10 yıldır (TBK m.72); fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa daha uzun olan ceza zamanaşımı uygulanır.
- Arabuluculuk her tazminat davasında dava şartı değildir: iş, ticari ve tüketici uyuşmazlıklarında zorunludur; iş kazası ve meslek hastalığından doğan tazminat davaları ile genel haksız fiil davalarında zorunlu değildir.
- Peşin harç nispi karar ve ilam harcının dörtte biridir; ancak ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında bu oran yirmide bire iner (Harçlar K. m.28/1-a).
Tazminat Davası Nedir?
Tazminat davası, bir kişinin veya kurumun hukuka aykırı bir işlemi ya da eylemi sonucunda başkasına verdiği zararın giderilmesi amacıyla açılan bir hukuk davasıdır. Dava türü bakımından eda davasıdır: mahkemeden bir miktar paranın ödenmesine hükmetmesi istenir. Hukuki temeli Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesindeki genel kuraldır — kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Aynı maddenin ikinci fıkrası daha az bilinen bir kapıyı açar: zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille kasten zarar veren de bu zararı gidermekle yükümlüdür. Yani her tazminat talebinin arkasında ihlal edilmiş yazılı bir yasak aranmaz; kasıtlı ve ahlaka aykırı davranış tek başına sorumluluk doğurabilir.
Tazminat davaları temelde iki kategoride incelenir:
- Maddi Tazminat Davası: Hukuka aykırı bir davranış sonucunda kişinin malvarlığında meydana gelen somut kayıpları gidermek amacıyla açılır. Örneğin trafik kazasında araca gelen hasarın karşılanması talebiyle maddi tazminat davası açılabilir. Kalemleri TBK m.53 ve m.54’te sayılmıştır.
- Manevi Tazminat Davası: Bir kişinin psikolojik, duygusal ya da sosyal itibarına gelen zararları telafi etmeyi hedefler. Bedensel bütünlüğün zedelenmesinde TBK m.56, kişilik hakkının zedelenmesinde TBK m.58 dayanak oluşturur. Örneğin hakaret ya da iftira gibi olaylarda kişinin itibarını korumak adına manevi tazminat talep edilebilir.
Tazminat davalarının temel amacı, zarar görenin eski durumuna getirilmesi ya da en azından zararının uygun bir şekilde giderilmesidir. Kural olarak davalının kusurlu olması aranır; ancak kanunun kusursuz sorumluluk öngördüğü hâllerde (TBK m.65-71) kusur aranmaksızın da tazminat hükmedilir. Kusur, zarar ve illiyet bağı unsurlarının tamamı Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiştir.
İspat yükü konusunda TBK m.50 nettir: zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Bununla birlikte aynı madde bir yumuşatma getirir — uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun biçimde belirler. Bu hüküm, özellikle kazanç kaybı gibi belgelenmesi güç kalemlerde davacının elini güçlendirir.
Tazmin Talebi Nedir, Tazminat Davasından Farkı Var mı?
Tazmin talebi ne demek diye soranlar için kısa cevap: tazmin talebi, uğranılan zararın giderilmesi istemidir. Tazminat talebi nedir diye sorulduğunda da aynı şey anlatılır; iki ifade eş anlamlıdır ve kanun metinlerinde bu istem “tazminat istemi” olarak geçer (örneğin TBK m.72). Talep, mahkemeye taşınmadan önce karşı tarafa yöneltilen bir ihtarname ya da sigortacıya yapılan bir başvuru biçiminde de ileri sürülebilir. Talebin karşılanmaması hâlinde açılan dava tazminat davasıdır. Kısacası tazmin talebi hakkın kendisini, tazminat davası ise o hakkın mahkeme yoluyla kullanılmasını anlatır.
Mağduriyet Davası Diye Bir Dava Türü Var mı?
Türk hukukunda mağduriyet davası adında bağımsız bir dava türü bulunmaz. Bu nedenle mağduriyet davası nasıl açılır diye arayan kişi aslında tazminat davasının usulünü aramaktadır: halk arasında bu ifadeyle anlatılmak istenen, uğranılan mağduriyetin giderilmesi için açılan tazminat davasıdır. Mağduriyetin kaynağına göre dava; haksız fiile dayalı tazminat davası, sözleşmeye aykırılıktan doğan tazminat davası, tüketici mahkemesinde açılan bir dava ya da idareye karşı tam yargı davası biçimini alır. Dilekçede davanın adını “mağduriyet davası” olarak yazmak yerine, talebin hukuki sebebini kanun maddesiyle göstermek gerekir (HMK m.119/1-g).
Tazminat davaları; iş kazaları, trafik kazaları, sözleşme ihlalleri, doktor hataları (malpraktis), iftira veya hakaret gibi pek çok farklı hukuki nedene dayalı olarak açılabilir. Hukuki sürecin başarıya ulaşması için davaya konu olan zararın belgelerle ispatlanması oldukça önemlidir. Zarar gören taraf, mahkemeye sunduğu delillerle birlikte bu zararların davalı tarafından telafi edilmesini talep eder. Tüm bu unsurlar dikkate alındığında, tazminat davaları hem bireylerin hem de toplumun haklarının korunmasında önemli bir yere sahiptir.
Tazminat Davası Açmak İçin Şartlar Nelerdir?
Bir tazminat davası açabilmek için belirli şartların sağlanması gerekmektedir. Bu şartlar, davanın geçerli bir hukuki temele dayanması ve mahkemeye sunulan taleplerin yasal doğruluğunu desteklemesi açısından oldukça önemlidir. Tazminat davası açmak için gerekenler ve tazminat davası için gerekli şartlar aşağıda maddeler hâlinde sıralanmıştır; tazminat davası nasıl açılır şartları birlikte değerlendirilmeden dilekçe yazılmamalıdır. Tazminat davası açılacak olan durumlarda dikkat edilmesi gereken şartlar aşağıdaki gibi sıralanabilir:
- Haksız Fiilin Gerçekleşmesi: Tazminat davası açılabilmesi için bir haksız fiilin gerçekleşmiş olması şarttır. Haksız fiil; hukuka aykırı bir eylem veya ihmal sonucu bir kişinin maddi ya da manevi zarar görmesi durumunda söz konusu olur. Bu fiilin hukuka aykırılığı net bir şekilde kanıtlanmalıdır.
- Zararın Ortaya Çıkması: Haksız fiil sonucunda zarar oluşması, tazminat talebinin temelini oluşturur. Zarar, maddi kayıplar (örneğin gelir kaybı, tedavi masrafları) veya manevi kayıplar (örneğin yaşanan psikolojik travma, itibar kaybı) şeklinde ortaya çıkabilir.
- Nedensellik Bağı: Tazminat talebi için haksız fiil ile oluşan zarar arasında doğrudan bir bağlantı bulunmalıdır. Bu bağlantı, “fiil nedeniyle zarar meydana geldi” şeklinde açıkça ispatlanmalıdır. Aksi durumda, talebin hukuki temeli zayıflar.
- Kusur Unsuru: Davalının, zarar verici fiili gerçekleştirirken kusurlu olması gerekir. Kusur, kasıtlı bir davranış ya da ihmal şeklinde olabilir. Ancak kusursuz sorumluluk hâllerinde davalının kusurlu olup olmadığı aranmaz; bu hâller aşağıda ayrıca ele alınmıştır.
- Zamanaşımı Süresine Uyulması: Tazminat davaları için belirlenen zamanaşımı sürelerine riayet etmek kritiktir. Haksız fiillerde zamanaşımı süresi, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl, her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıldır (TBK m.72). Fiil aynı zamanda ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü bir suç oluşturuyorsa, o daha uzun süre uygulanır.
- Dava Açmaya Yetkili Kişinin Belirlenmesi: Tazminat davası, haksız fiilden veya zarar oluşturan durumdan doğrudan etkilenen kişiler tarafından açılabilir. Ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan yakınları da kendi zararları için dava açma hakkına sahiptir (TBK m.53/3).
- Gerekli Belgelerin Hazırlanması: Mahkemeye başvurulmadan önce, olaya ilişkin delil niteliği taşıyan tüm belgelerin düzgün bir şekilde düzenlenmesi ve hazırlanması gerekir. Faturalar, sağlık raporları, tanık ifadeleri gibi belgeler bu süreçte büyük önem taşır.
Bu şartların yanında usul hukukunun kendi ön koşulları vardır. HMK m.114’te sayılan dava şartları — mahkemenin görevli olması, tarafların dava ehliyeti, gider avansının yatırılmış olması, davacının hukuki yararının bulunması ve aynı davanın daha önce kesin hükme bağlanmamış olması gibi — mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılır (HMK m.115). Eksiklik giderilebilir nitelikteyse mahkeme kesin süre verir; giderilmezse dava usulden reddedilir.
Kusur Aranmayan Hâller: Kusursuz Sorumluluk
Tazminat hukukunun en çok atlanan tarafı, davalının kusuru ispat edilmeden de tazminata hükmedilebilen hâllerdir. Türk Borçlar Kanunu bu hâlleri ayrı ayrı sayar. Bu bölümlerde davacının ispat yükü hafifler; kusuru değil, sorumluluğu doğuran ilişkiyi ve zararı göstermek yeterli olur.
| Sorumluluk türü | Dayanak | Kim sorumlu, hangi şartla |
|---|---|---|
| Hakkaniyet sorumluluğu | TBK m.65 | Ayırt etme gücü bulunmayan kişinin verdiği zarar, hakkaniyet gerektiriyorsa tamamen veya kısmen giderilir. |
| Adam çalıştıranın sorumluluğu | TBK m.66 | Çalışanın işin görülmesi sırasında başkasına verdiği zarardan işveren sorumludur; seçme, talimat, gözetim ve denetimde gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse kurtulur. |
| Hayvan bulunduranın sorumluluğu | TBK m.67 | Hayvanın bakımını ve yönetimini sürekli veya geçici olarak üstlenen kişi zararı giderir; gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumlu olmaz. |
| Yapı malikinin sorumluluğu | TBK m.69 | Bina veya yapı eserinin maliki, yapımdaki bozukluk veya bakımdaki eksiklikten doğan zarardan sorumludur; kurtuluş kanıtı yoktur. |
| Tehlike sorumluluğu | TBK m.71 | Önemli ölçüde tehlike arz eden işletmenin faaliyetinden doğan zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumludur. |
Aradaki fark pratikte belirleyicidir. TBK m.69’daki yapı maliki sorumluluğunda kanun bir kurtuluş kanıtı öngörmemiştir; malik “gereken özeni gösterdim” diyerek sorumluluktan kurtulamaz. Buna karşılık m.66 ve m.67’de kurtuluş kanıtı vardır, ancak ispat yükü davalıdadır. Bu ayrım, dilekçede hangi maddeye dayanılacağını ve delil listesinin nasıl kurulacağını doğrudan etkiler.
Bu şartların eksiksiz bir şekilde yerine getirilmesi, mahkemeye sunulacak talebin hukuk çerçevesinde değerlendirilmesini sağlar. Tüm bu süreçte bir avukattan hukuki destek almak, davanın etkin yönetilmesine ve hak kayıplarının önlenmesine yardımcı olur.
Hangi Durumlarda Tazminat Davası Açılabilir?
Tazminat davaları, hukuka aykırı fiil veya sözleşme ihlali gibi durumların sonucunda hem maddi hem de manevi zararlar için açılabilmektedir. Bu davaların amacı, mağdurun zararını telafi etmek ve uğradığı haksızlıkları gidermektir. Bir tazminat davası açılabilmesi için öncelikle hukuka aykırı bir eylemin mevcut olması ve bu eylemin bir zarar doğurması gerekir. Tazminat davası hangi durumlarda açılır sorusu, aslında tazminat davası ne için açılır sorusunun karşılığıdır: dava, kanunun sorumluluk yüklediği her zarar hâlinde açılabilir. İşte tazminat davası açılabilecek başlıca durumlar:
1. İş Kazaları
Bir çalışanın görevini yerine getirirken yaşadığı kazalar, hem maddi kayıplar hem de manevi üzüntüler yaratabilir. İşverenin ihmalinden veya yetersiz güvenlik önlemlerinden kaynaklanan bu tür durumlarda, mağdur çalışan tazminat talep edebilir. İş tazminat davası nasıl açılır sorusunda ikili bir ayrım vardır: kıdem, ihbar ve fazla mesai gibi işçilik alacakları için arabuluculuk dava şartıdır; iş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat için değildir. Bu davalarda görevli mahkeme iş mahkemesidir ve önemli bir usul ayrıntısı vardır: iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları arabuluculuk dava şartının dışındadır (7036 sayılı Kanun m.3/3). Ayrıntı için iş kazası ve meslek hastalığı tazminat davası yazımızı inceleyebilirsiniz.
2. Trafik Kazaları
Trafik kazaları, ölüm, yaralanma veya malvarlığında meydana gelen zararlar nedeniyle en sık karşılaşılan tazminat davalarındandır. Kusurlu tarafın belirlenmesi, tazminat talebinin temelini oluşturur. Trafik kazalarında zamanaşımı Karayolları Trafik Kanunu m.109’a tabidir ve kaza aynı zamanda suç oluşturuyorsa süre uzar. Sürecin tamamı için trafik kazası sonrası tazminat davası nasıl açılır ve trafik kazası tazminat zamanaşımı yazılarımıza bakabilirsiniz.
3. Sözleşme İhlalleri
Taraflar arasında yapılan bir sözleşmenin ihlali, maddi kayıplara yol açtığında tazminat davası açılabilir. Örneğin bir alıcının mal teslim alamaması veya bir işin eksik ya da geç yapılması gibi durumlar bu kapsamdadır. Sözleşmeye aykırılıktan doğan alacaklarda zamanaşımı kural olarak on yıldır (TBK m.146); haksız fiildeki iki yıllık süre burada uygulanmaz. Bu ayrım, geç fark edilen zararlarda davacı lehine sonuç doğurur.
4. Doktor Hataları (Tıbbi Malpraktis)
Hatalı tıbbi müdahaleler, kişilerin sağlığını olumsuz yönde etkileyebilir. Bu durumlar, tazminat davası açılarak hukuki olarak telafi edilebilir. Hastaneye dava nasıl açılır sorusunda kritik ayrım hastanenin niteliğidir: özel sağlık kuruluşuna karşı adli yargıda dava açılırken, kamu hastanesinde gerçekleşen tıbbi hatada idari yargıda tam yargı davası açılır ve öncesinde idareye başvuru zorunludur. Ayrıntı için malpraktis davası nedir ve hangi durumlarda açılır yazımıza bakabilirsiniz.
5. Hakaret ve Kişilik Haklarına Saldırı
Bireylerin kişilik haklarının yazılı, görsel ya da dijital yollarla ihlal edilmesi tazminat talebi doğurabilir. Özellikle sosyal medya üzerinden yapılan saldırılar, bu kapsamda önemli bir yer tutmaktadır. Dayanak TBK m.58’dir ve madde hâkime tazminat dışında bir giderim biçimi belirleme yetkisi de verir: özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir. Ayrıntı için hakaret nedeniyle manevi tazminat davası yazımızı inceleyebilirsiniz.
6. Boşanma ve Aile Hukuku Sebepleri
Boşanma davası sırasında haksız bir tutum nedeniyle kişilik hakları zedelenen taraf, manevi tazminat talep edebilir. Ayrıca nafaka veya mal rejimiyle bağlantılı maddi tazminat da gündeme gelebilir. Burada süre farklıdır: evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TMK m.178). Ayrıntı için boşanmada maddi ve manevi tazminat yazımıza bakabilirsiniz.
7. Dolandırıcılık ve Malvarlığına Yönelik Suçlar
Dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma veya hırsızlık gibi fiiller ceza yargılamasının yanında ayrı bir tazminat davasının da konusudur. Ceza davasının açılmış olması hukuk davasını gereksiz kılmaz; ceza mahkemesi kural olarak zararın tazminine hükmetmez. Burada zamanaşımı bakımından TBK m.72’nin son cümlesi devreye girer: fiil suç oluşturduğu için ceza kanunlarındaki daha uzun zamanaşımı hukuk davasında da uygulanır. Ayrıntı için dolandırıcıya tazminat davası açılır mı yazımızı inceleyebilirsiniz.
8. Tüketici İşlemlerinden Doğan Zararlar
Ayıplı mal veya hizmet, abonelik sözleşmeleri, paket tur, konut satışı ve benzeri tüketici işlemlerinden doğan zararlar tüketici mahkemesinde ileri sürülür. Belirli parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvuru zorunludur; bu sınırın üzerindeki uyuşmazlıklarda ise dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır (6502 sayılı Kanun m.73/A). Gıda zehirlenmesi gibi hem sözleşmeye hem haksız fiile dayandırılabilen olaylar için gıda zehirlenmesi tazminat davası yazımıza bakabilirsiniz.
Yukarıdaki durumların yanı sıra ölüm, yaralanma, telif hakkı ihlalleri, komşuluk hukukundan doğan zararlar ve idarenin hizmet kusuru gibi birçok farklı senaryoda da tazminat davaları açılabilir. Aşağıdaki tablo, en sık karşılaşılan zarar türlerinin hangi mahkemede görüleceğini ve dava öncesinde zorunlu bir aşama bulunup bulunmadığını bir arada gösterir.
| Zararın kaynağı | Görevli mahkeme | Dava öncesi zorunlu aşama |
|---|---|---|
| Trafik kazası (sürücü/işletene karşı) | Asliye hukuk | Yok |
| Trafik kazası (sigorta şirketine karşı) | Asliye ticaret | Sigortacıya yazılı başvuru; ticari dava olduğu için arabuluculuk (TTK m.5/A) |
| İş kazası / meslek hastalığı | İş mahkemesi | Yok (7036 m.3/3 istisnası) |
| İşçilik alacağı ve tazminatı | İş mahkemesi | Arabuluculuk dava şartı (7036 m.3) |
| Özel hastanede tıbbi hata | Asliye hukuk / tüketici mahkemesi | Tüketici mahkemesi görevliyse arabuluculuk (6502 m.73/A) |
| Kamu hastanesinde tıbbi hata | İdare mahkemesi | İdareye başvuru zorunlu (İYUK m.13) |
| Hakaret, kişilik hakkı ihlali | Asliye hukuk | Yok |
| Boşanmadan doğan tazminat | Aile mahkemesi | Yok |
| Ayıplı mal/hizmet | Tüketici hakem heyeti veya tüketici mahkemesi | Hakem heyeti sınırının üstünde arabuluculuk |
| Kat mülkiyeti, komşu hakkı, kira ilişkisi | Sulh hukuk | Arabuluculuk dava şartı (HUAK m.18/B) |
Bir dava açmadan önce hukuki zeminin uygun olup olmadığı, delillerin yeterli şekilde toplanıp toplanmadığı ve mağduriyetin net bir şekilde ortaya konulması kritik öneme sahiptir. Bu süreçte hukuki danışmanlık almak, hakların korunması için etkili bir adım olacaktır.
Tazminat Davası Açma Süreci ve Yasal Adımlar
Tazminat davası açmak, bazı hukuki adım ve gereklilikleri yerine getirmeyi gerektiren bir süreçtir. Bu sürecin doğru bir şekilde yürütülmesi hem hak kaybı yaşanmamasını sağlar hem de davanın daha hızlı sonuçlanmasına olanak tanır. İşte tazminat davası açma süreci ile ilgili temel aşamalar ve dikkat edilmesi gereken yasal adımlar:
1. Dava Sebebinin Tespiti ve Hukuki Değerlendirme
Tazminat davası açmadan önce, dava konusunun hukuki boyutları değerlendirilmelidir. Bu aşamada şu sorular yanıtlanmalıdır:
- Hak kaybı ya da zarar bir haksız fiil, sözleşmenin ihlali veya başka bir hukuki gerekçe ile mi meydana gelmiştir?
- Zarar ya da hak kaybı somut delillerle ispatlanabilir mi?
- Talep haksız fiile mi, sözleşmeye mi dayandırılacak? İki hukuki sebep de mümkünse hangisinin zamanaşımı süresi daha uzundur?
- Zarar veren tek kişi mi, yoksa müteselsil sorumlu birden fazla kişi mi vardır?
Bu değerlendirme, davanın kaderini belirleyen ilk adımdır. Aynı olay hem sözleşmeye aykırılık hem haksız fiil olarak nitelenebiliyorsa, davacının seçim hakkı vardır ve seçim doğrudan zamanaşımı süresini etkiler.
2. Yetkili ve Görevli Mahkemenin Belirlenmesi
Her dava, belirli bir mahkemede görülmek zorundadır. Tazminat davalarında görevli mahkeme kural olarak asliye hukuk mahkemesidir; uyuşmazlığın niteliğine göre iş, ticaret, tüketici, aile veya idare mahkemesi görevli olabilir. Yetki bakımından davacının seçenekleri vardır: davalının yerleşim yeri, haksız fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği yer ve zarar görenin kendi yerleşim yeri mahkemeleri yetkilidir. Görev ve yetki konusu aşağıda ayrı başlıklar altında ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
3. Zorunlu Arabuluculuk Aşamasının Kontrolü
Dava dilekçesi yazılmadan önce mutlaka kontrol edilmesi gereken aşama budur. Uyuşmazlık iş, ticari veya tüketici uyuşmazlığıysa, arabulucuya başvurulmadan açılan dava dava şartı yokluğundan usulden reddedilir ve dilekçe karşı tarafa tebliğe bile çıkarılmaz (7036 m.3/2). Bu ret kararı, dava harcını ve geçen süreyi boşa çıkarır. Hangi uyuşmazlıkta arabuluculuğun zorunlu olduğu aşağıdaki ilgili bölümde tablo hâlinde verilmiştir.
4. Dava Dilekçesinin Hazırlanması
Dava açma sürecinde en kritik adımlardan biri, dava dilekçesinin hazırlanmasıdır. HMK m.119, dilekçede bulunması gereken hususları sayar: mahkemenin adı; davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri; davacının T.C. kimlik numarası; varsa kanuni temsilcilerin ve vekilin bilgileri; davanın konusu ve dava konusunun değeri; iddianın dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri; her bir vakıanın hangi delille ispat edileceği; dayanılan hukuki sebepler; açık şekilde talep sonucu ve imza.
Eksiklik hâlinde ne olacağı sıkça yanlış bilinir. Mahkeme dilekçeyi doğrudan “reddetmez”: HMK m.119/2 uyarınca mahkemenin adı, davanın konusu ve değeri, vakıaların özetleri, delil gösterimi ve hukuki sebepler dışında kalan hususların eksikliğinde hâkim davacıya bir haftalık kesin süre verir; bu süre içinde eksiklik tamamlanmazsa dava açılmamış sayılır. Sayılan beş unsurun eksikliği ise kesin süreyle giderilemez.
Maddi ve manevi tazminat talepleri dilekçede ayrı ayrı gösterilmelidir. Her kalem için ayrı miktar yazılması, hem harcın doğru hesaplanması hem de kısmen kabul hâlinde vekâlet ücreti ve yargılama giderinin doğru paylaştırılması bakımından önemlidir. Faiz talebi de dilekçede açıkça ileri sürülmelidir; talep edilmeyen faize hükmedilmez.
5. Gerekli Belgelerin Toplanması
Dava açmadan önce, iddiaları destekleyecek belgelerin hazırlanması gerekir. Örnek olarak:
- Kazalarda tutulan kaza tespit tutanakları ve olay yeri fotoğrafları,
- Doktor raporu, epikriz ve sağlık giderlerini gösteren belgeler,
- İş kazaları için SGK kayıtları ve iş kazası bildirim belgeleri,
- Tanık beyanları veya yazılı deliller,
- Gelir kaybının ispatı için ücret bordroları, SGK hizmet dökümü veya vergi kayıtları.
Delillerin kaybolma tehlikesi varsa dava açılmadan önce delil tespiti talep edilebilir. Kaza yerindeki izlerin silinmesi, hasarlı aracın onarılacak olması ya da tanıkların ulaşılamaz hâle gelmesi gibi durumlarda bu yol hayati önem taşır. Ayrıntı için iş kazası davasında delil tespiti yazımızı inceleyebilirsiniz.
6. Harç ve Gider Avansının Ödenmesi
Davayı başlatmak için başvurma harcı, peşin karar ve ilam harcı ile gider avansının mahkeme veznesine yatırılması gerekir. HMK m.120 bunu açıkça düzenler: davacı, yargılama harçları ile Adalet Bakanlığınca her yıl çıkarılan gider avansı tarifesinde belirlenen tutarı dava açarken yatırmak zorundadır. Gider avansının yatırılmış olması HMK m.114/1-g uyarınca bir dava şartıdır. Harç oranları ve ödeme gücü olmayanlar için adli yardım yolu aşağıda ayrıca ele alınmıştır.
7. Dava Dosyasının Mahkemeye Teslim Edilmesi
Hazırlanan dilekçe ve ekler, adliyedeki tevzi bürosuna teslim edilir. Tevzi bürosu dosyayı sisteme kaydeder, hangi mahkemeye düştüğünü belirler ve dava harçlarını hesaplayarak ödeme için vezneye yönlendirir. Ödeme yapıldıktan sonra dosya esas numarası alır ve dava resmen açılmış olur. Mahkeme dilekçeyi karşı tarafa tebliğ eder; davalının iki hafta içinde cevap dilekçesi verme hakkı doğar.
8. Dilekçeler Aşaması ve Ön İnceleme
Dava dilekçesi ve cevap dilekçesinin ardından cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleriyle dilekçeler aşaması tamamlanır. Bu aşama bittikten sonra mahkeme tarafları ön inceleme duruşmasına davet eder. Ön incelemede dava şartları ve ilk itirazlar incelenir, tarafların üzerinde anlaşamadıkları hususlar tespit edilir ve delillerin toplanması için süre verilir. İddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı da bu aşamadan sonra devreye girer.
9. Tahkikat, Duruşma ve Delil Toplama Süreci
Tahkikat aşamasında tarafların iddiaları ve savunmaları değerlendirilir. Mahkeme, tarafların sunduğu delilleri inceler, tanıkları dinler ve gerekli görürse bilirkişi görevlendirir. Özellikle maddi zararların boyutunun hesaplanması sıklıkla bilirkişi raporlarına dayanır. Duruşma takvimi bakımından 2026’da önemli bir kural eklendi: HMK m.147’ye eklenen üçüncü fıkraya göre duruşmalar arasındaki süre üç aydan daha uzun olamaz; bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe gibi zorunlu hâllerde hâkim gerekçesini belirterek daha uzun bir süre belirleyebilir.
10. Karar, Gerekçeli Karar ve Kanun Yolu
Tahkikat tamamlandıktan sonra sözlü yargılamaya geçilir ve mahkeme hükmünü kurar. Duruşmada açıklanan kısa kararın ardından gerekçeli karar yazılır ve taraflara tebliğ edilir. İstinaf süresi, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftadır. Karar kesinleşince ya da kanun yolu incelemesi tamamlanınca alacaklı, ilamı icra dairesine koyarak tahsile geçebilir.
Bu aşamaların her biri, titizlikle yürütülmesi gereken adımlardır. Hukuki bilgi ve deneyim eksikliği sebebiyle hak kayıplarının önüne geçmek için bir avukattan destek almak faydalı olacaktır. Dava sürecinin başından sonuna kadar doğru bir strateji izlemek, davanın usulüne uygun yürütülmesine katkı sağlar.
Tazminat Davası Hangi Mahkemeye Açılır?
Tazminat davaları hangi mahkemeye açılır sorusunun kısa cevabı asliye hukuk mahkemesidir. Tazminat davası kural olarak asliye hukuk mahkemesine açılır; tazminat davaları hangi mahkemede açılır diye sorulduğunda da cevap değişmez, yalnızca uyuşmazlığın niteliği özel bir mahkemeyi görevli kılıyorsa dosya oraya gider. HMK m.2 bunu açıkça söyler: dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Aynı madde ikinci fıkrada bu mahkemeyi genel görevli ilan eder; başka bir kanun özel bir mahkemeyi görevlendirmedikçe dosya asliye hukuka gider.
Burada eskimiş bir bilgiye dikkat etmek gerekir. HMK’nın “ölüm veya vücut bütünlüğünün yitirilmesinden doğan zararların tazmini davalarında görev” başlıklı 3. maddesi, Anayasa Mahkemesi’nin 16/2/2012 tarihli E.2011/35, K.2012/23 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Bu maddeye dayanarak “ölüm ve bedensel zarar davalarında asliye hukuk mahkemesi kesin görevlidir, idari yargı yolu kapalıdır” biçiminde kurulan cümleler dayanaksız kalmıştır; idari eylemden doğan bedensel zararlarda görev yine idari yargıdadır.
Özel kanunlar aşağıdaki hâllerde asliye hukukun genel görevini bertaraf eder:
| Uyuşmazlık | Görevli mahkeme | Dayanak |
|---|---|---|
| Genel haksız fiil, sözleşmeye aykırılık | Asliye hukuk mahkemesi | HMK m.2 |
| İşçi-işveren ilişkisi, iş kazası, meslek hastalığı | İş mahkemesi | 7036 s.K. m.5 |
| Ticari dava niteliğindeki tazminat (sigorta şirketine karşı talepler dâhil) | Asliye ticaret mahkemesi | TTK m.4-5 |
| Tüketici işleminden doğan zarar | Tüketici mahkemesi / tüketici hakem heyeti | 6502 s.K. m.73 |
| Boşanma ve aile hukukundan doğan tazminat | Aile mahkemesi | 4787 s.K. m.4 |
| İdari eylem ve işlemden doğan zarar | İdare mahkemesi (tam yargı davası) | İYUK m.2/1-b |
| Kira ilişkisi, ortaklığın giderilmesi, zilyetliğin korunması | Sulh hukuk mahkemesi | HMK m.4 |
Görev kuralı kamu düzenindendir; taraflar anlaşarak değiştiremez, mahkeme kendiliğinden gözetir ve davanın her aşamasında ileri sürülebilir (HMK m.114/1-c, m.115). Görevsiz mahkemede açılan dava usulden reddedilir; ancak bu durumda dosya tamamen kaybedilmez. HMK m.20 uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurularak dosyanın görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesi talep edilmelidir; aksi takdirde dava açılmamış sayılır. Zamanaşımı bakımından da TBK m.158, görev veya yetki yönünden ret hâlinde altmış günlük ek süre öngörür.
Tazminat Davası Nerede Açılır? Yetkili Mahkeme
Tazminat davası nereye açılır ya da tazminat davası için nereye başvurulur diye sorulduğunda cevap tek bir yer değildir: yetkili mahkeme konusunda davacının dört ayrı seçeneği vardır ve bu, sıkça atlanan bir avantajdır. Başvuru, seçilen yer mahkemesinin bulunduğu adliyedeki tevzi bürosuna yapılır. Genel kural HMK m.6’dır: dava, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesinde açılır. Ancak haksız fiilden doğan davalarda HMK m.16 bu kuralı genişletir:
“Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.” (HMK m.16)
Maddenin son kısmı pratikte en değerli seçenektir: zarar gören, davayı kendi yaşadığı şehirde açabilir. Başka bir ilde meydana gelen bir trafik kazasında ya da başka şehirde ikamet eden bir davalıya karşı, mağdurun aylarca yol gitmesi gerekmez. Konuyu anlatan pek çok kaynak yalnızca “davalının yerleşim yeri veya haksız fiilin işlendiği yer” der ve zarar görenin yerleşim yerini atlar; oysa kanun bu seçeneği açıkça tanımıştır.
| Yetkili yer | Dayanak | Not |
|---|---|---|
| Davalının yerleşim yeri | HMK m.6 | Genel kural; davalı birden fazlaysa birinin yerleşim yeri yeterlidir (HMK m.7) |
| Haksız fiilin işlendiği yer | HMK m.16 | Kazanın, saldırının veya ihlalin gerçekleştiği yer |
| Zararın meydana geldiği yer | HMK m.16 | Fiil ile zarar farklı yerlerde gerçekleşmişse ayrı bir seçenek doğar |
| Zarar görenin yerleşim yeri | HMK m.16 | Davacının kendi şehrinde dava açabilmesini sağlar |
| Sözleşmenin ifa edileceği yer | HMK m.10 | Sözleşmeye aykırılıktan doğan tazminatta ek seçenek |
| Şubenin bulunduğu yer | HMK m.14 | Uyuşmazlık bir şubenin işleminden doğmuşsa |
Bu yetki kuralları kesin yetki değildir; davacı seçeneklerden birini kullanır. Yetkisiz mahkemede dava açılırsa, davalı süresinde ilk itiraz olarak yetki itirazında bulunmadıkça mahkeme yetkili hâle gelir. Boşanmadan sonra ayrı bir dava olarak açılan tazminat taleplerinde ise özel bir yetki kuralı yoktur: TMK m.177 yalnızca nafaka davalarında alacaklının yerleşim yerini yetkili kılar, tazminattan söz etmez; bu nedenle genel kural (davalının yerleşim yeri) uygulanır.
Tazminat Davası Açmadan Önce Arabulucuya Başvurmak Zorunlu mu?
Hayır, her tazminat davasında zorunlu değildir. Arabuluculuk dava şartı, uyuşmazlığın türüne göre değişir ve genel haksız fiilden doğan tazminat davaları bu kapsamın dışındadır. Yani bir trafik kazasında kusurlu sürücüye, hakaret eden kişiye ya da köpeğini serbest bırakan komşuya karşı açılacak tazminat davasında arabulucuya gitme zorunluluğu yoktur; doğrudan dava açılabilir. Zorunluluk dört ayrı kanundan doğar ve her birinin kendi kapsamı vardır.
| Uyuşmazlık türü | Arabuluculuk | Dayanak ve kapsam |
|---|---|---|
| İşçi veya işveren alacağı ve tazminatı, işe iade | Zorunlu | 7036 m.3/1; itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları da dâhil |
| İş kazası ve meslek hastalığından doğan maddi/manevi tazminat | Zorunlu değil | 7036 m.3/3 — tespit, itiraz ve rücu davaları da kapsam dışı |
| Ticari dava niteliğinde, konusu para olan tazminat | Zorunlu | TTK m.5/A; arabulucu altı hafta içinde sonuçlandırır, zorunlu hâlde iki hafta uzatılabilir |
| Tüketici mahkemesinde görülen uyuşmazlıklar | Zorunlu | 6502 m.73/A; hakem heyetinin görev kapsamındakiler ve heyete itirazlar hariç |
| Kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti, komşu hakkı | Zorunlu | HUAK m.18/B (7445 s.K. ile eklendi) |
| Genel haksız fiil tazminatı (trafik kazası, hakaret, malpraktis) | Zorunlu değil | Hiçbir kanunda dava şartı olarak sayılmamıştır; ihtiyari başvuru mümkündür |
İki noktanın altını çizmek gerekir. Birincisi, iş kazası istisnası yaygın biçimde yanlış bilinir. “İş davası açıyorsam mutlaka arabulucuya gitmeliyim” cümlesi iş kazası tazminatı için geçerli değildir; 7036 m.3/3 bu davaları açıkça kapsam dışında bırakmıştır. İkincisi, trafik kazasında muhatabın kim olduğu sonucu değiştirir: talep kusurlu sürücüye veya işletene yöneltiliyorsa dava genel haksız fiil davasıdır ve arabuluculuk zorunlu değildir; talep sigorta şirketine yöneltildiğinde dava ticari dava niteliği kazanır ve TTK m.5/A devreye girer.
Zorunlu olduğu hâlde arabulucuya başvurulmadan dava açılırsa sonuç ağırdır: mahkeme herhangi bir işlem yapmaksızın davayı dava şartı yokluğundan usulden reddeder ve dilekçe karşı tarafa tebliğe bile çıkarılmaz. Son tutanağın dilekçeye eklenmemiş olması hâlinde ise önce bir haftalık kesin süre verilir. Sigorta rücu davalarında arabuluculuk sorusunun ayrıntısı için sigorta rücu davası açmadan önce arabuluculuk zorunlu mu yazımıza bakabilirsiniz.
Tazminat Davası Ne Zaman ve Kaç Yıl İçinde Açılır?
Tazminat davası ne zaman açılır sınırını zamanaşımı süreleri çizer; tazminat dava açma süresi zararın kaynağına göre değişir. Haksız fiilden doğan tazminat davasında süre iki yıl ve on yıl olmak üzere ikilidir. TBK m.72’nin lafzı şöyledir: tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. İki sürenin başlangıcı farklıdır: iki yıl öğrenmeyle, on yıl fiille işlemeye başlar.
Maddenin ikinci cümlesi çoğu kaynakta atlanır ve tam da bu yüzden hak kaybına yol açar:
“Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.” (TBK m.72/1)
Yani zarar veren fiil aynı zamanda bir suç oluşturuyorsa — taksirle yaralama, taksirle ölüme neden olma, hakaret, dolandırıcılık, kasten yaralama — hukuk davasındaki süre iki yıl değil, o suçun dava zamanaşımı süresidir. Bu süre TCK m.66’da düzenlenmiştir ve suçun cezasının üst sınırına göre belirlenir. Ceza davasının açılmamış olması, takipsizlik kararı verilmiş olması ya da beraatle sonuçlanması uzamış süreyi ortadan kaldırmaz; TBK m.74 uyarınca hukuk hâkimi ceza hâkiminin beraat kararıyla bağlı değildir.
| Talebin kaynağı | Süre | Başlangıç | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Haksız fiil (genel) | 2 yıl | Zararı ve sorumluyu öğrenme | TBK m.72/1 |
| Haksız fiil (üst sınır) | 10 yıl | Fiilin işlendiği tarih | TBK m.72/1 |
| Fiil aynı zamanda suç ise | Ceza dava zamanaşımı | Fiil tarihi | TBK m.72/1 son cümle + TCK m.66 |
| Sözleşmeye aykırılık | 10 yıl | Alacağın muaccel olması | TBK m.146, m.149 |
| Rücu istemi | 2 yıl / 10 yıl | Tazminatın tamamının ödenmesi | TBK m.73 |
| Boşanmadan doğan tazminat | 1 yıl | Boşanma hükmünün kesinleşmesi | TMK m.178 |
| Trafik kazası | 2 yıl / 10 yıl, suç varsa uzamış süre | Öğrenme / kaza günü | KTK m.109 |
| İdari eylemden doğan zarar | 1 yıl / 5 yıl (idareye başvuru) | Eylemi öğrenme / eylem tarihi | İYUK m.13 |
Zamanaşımının hukuki niteliği de sonucu etkiler. TBK m.161’e göre zamanaşımı bir def’idir, itiraz değildir: davalı ileri sürmedikçe hâkim kendiliğinden dikkate alamaz. Ayrıca TBK m.72/2 uyarınca zamanaşımına uğramış bir tazminat alacağı yok olmaz; borç eksik borca dönüşür ve zarar gören, haksız fiilden doğan bir borcu ifadan her zaman kaçınabilir. “Süre geçtiyse dava açma hakkı sona erer” cümlesi bu nedenle eksiktir. Zamanaşımından önceden feragat edilemez (TBK m.160).
Tazminat Davası Kime Karşı Açılır?
Tazminat davası, zararı doğuran fiilden sorumlu olan kişi veya kişilere karşı açılır. Davalının doğru belirlenmesi davanın en kritik teknik kararıdır: yanlış kişiye açılan dava husumet yokluğundan reddedilir, harç ve süre kaybedilir. Sorumluluk çoğu zaman tek kişide toplanmaz.
- Fiili işleyen kişi: Zararı doğrudan doğuran kişi her hâlde sorumludur (TBK m.49).
- İşveren / adam çalıştıran: Çalışanın işin görülmesi sırasında verdiği zarardan işveren de sorumludur (TBK m.66). Çalışanın kusuru ispatlansa bile davacı doğrudan işverene başvurabilir.
- Araç işleteni ve sigortacı: Trafik kazalarında sürücünün yanında aracın işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da sorumludur. Sigortacının sorumluluğu poliçe limitiyle sınırlıdır.
- Yapı maliki: Bina veya yapı eserinden doğan zararlarda malik, kurtuluş kanıtı olmaksızın sorumludur (TBK m.69); intifa ve oturma hakkı sahipleri bakım eksikliğinden malikle birlikte müteselsilen sorumlu olur.
- İdare: Kamu hizmetinin kurulmasında veya işletilmesindeki aksaklıktan doğan zararlarda ilgili idareye karşı tam yargı davası açılır.
- Mirasçılar: Sorumlu kişi ölmüşse tazminat borcu terekeye dâhildir; mirası reddetmeyen mirasçılara karşı dava açılabilir.
Birden fazla kişi aynı zarardan sorumluysa aralarındaki ilişki kural olarak müteselsil sorumluluktur: davacı tazminatın tamamını bunlardan herhangi birinden isteyebilir, hepsini birlikte dava etmek zorunda değildir. Ödeme yapan sorumlunun diğerlerine rücu hakkı saklıdır. Bu tercih davacı açısından pratik bir avantajdır — ödeme gücü en yüksek sorumluya yönelmek mümkündür.
Ölüm hâlinde davacı çevresi genişler. TBK m.53/3 uyarınca ölenin desteğinden yoksun kalan kişiler kendi zararları için dava açar; bu kişilerin mirasçı olması şart değildir, fiilen destek ilişkisinin varlığı yeterlidir. Ayrıntı için destekten yoksun kalma tazminatı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Maddi Tazminat Davasında Hangi Zararlar İstenir?
Maddi tazminat davası şartları genel şartlarla aynıdır — zarar, hukuka aykırılık, illiyet bağı ve kural olarak kusur; ayrıca aranan bir maddi tazminat şartları listesi yoktur. Fark, istenebilecek kalemlerdedir: bu kalemler kanunda tek tek sayılmıştır ve bu sayım sınırlı değil, örnekleyicidir — her iki madde de “özellikle şunlardır” ifadesiyle başlar. Dilekçede kalemleri bu maddelere göre ayırmak, bilirkişi hesabının doğru kurulmasını sağlar.
| Zarar türü | İstenebilecek kalemler | Dayanak |
|---|---|---|
| Ölüm hâlinde | Cenaze giderleri; ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar; ölenin desteğinden yoksun kalanların kayıpları | TBK m.53 |
| Bedensel zararda | Tedavi giderleri; kazanç kaybı; çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar; ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar | TBK m.54 |
| Malvarlığı zararında | Malın değer kaybı, onarım gideri, kullanımdan yoksun kalma zararı, yoksun kalınan kâr | TBK m.49-51 |
Ekonomik geleceğin sarsılması kalemi en az bilinen ve en çok atlanan başlıktır. Bedensel zarar görenin çalışma gücü tıbben azalmamış olsa bile, mesleğini eskisi gibi icra edememesi, iş bulma şansının azalması ya da aynı işi daha çok çabayla yapması bu kalem kapsamında değerlendirilir. Dilekçede ayrıca talep edilmezse hükmedilmesi güçtür.
Zararın belirlenmesinde TBK m.55 bağlayıcı bir çerçeve çizer: destekten yoksun kalma ve bedensel zararlar, Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır; kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacı taşımayan ödemeler bu zararların belirlenmesinde gözetilemez, zarardan indirilemez. Aynı fıkra hesaplanan tazminatın “miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesiyle” artırılıp azaltılmasını da yasaklar. Maddenin ikinci fıkrası uyarınca bu hükümler, idari eylem ve işlemlerden doğan ölüm ve vücut bütünlüğü zararlarında da uygulanır.
Tazminatın miktarını belirlerken hâkimin iki yönlü takdir yetkisi vardır. TBK m.51 uyarınca kapsam ve ödenme biçimi, durumun gereği ve özellikle kusurun ağırlığı göz önüne alınarak belirlenir. TBK m.52 ise indirim sebeplerini sayar: zarar gören zararı doğuran fiile razı olmuş, zararın doğmasında veya artmasında etkili olmuş ya da tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmışsa hâkim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Bu, uygulamada müterafik kusur indirimi olarak karşımıza çıkar. Ne kadar tazminat istenebileceği konusunda tazminat davasında ne kadar para talep edilebilir yazımıza bakabilirsiniz.
Manevi Tazminat Davası Nasıl Açılır?
Manevi tazminat davası nasıl açılır sorusunun usulü maddi tazminatla aynıdır; fark, talebin dayanağında ve miktarın belirlenme biçimindedir. Maddi ve manevi tazminat davası nasıl açılır diye soranlar için de cevap tektir: iki talep aynı dilekçede birlikte ileri sürülebilir. Manevi tazminat davası, maddi tazminatla aynı dilekçede veya ayrı bir dava olarak açılabilir. Dayanak, zararın türüne göre iki ayrı maddedir ve bu ayrım dilekçede doğru kurulmalıdır:
- TBK m.56 — bedensel bütünlüğün zedelenmesi: Hâkim, olayın özelliklerini göz önünde tutarak zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde zarar görenin ya da ölenin yakınlarına da manevi tazminat ödenmesine hükmedilebilir.
- TBK m.58 — kişilik hakkının zedelenmesi: Hakaret, iftira, özel hayatın ihlali, görüntü veya ses kaydının izinsiz yayılması gibi hâllerde uygulanır. Hâkim para ödenmesi yerine başka bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya buna ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verip yayımlanmasına hükmedebilir.
Manevi tazminatta miktarın belirlenmesi maddi tazminattan farklı işler: hesaplanabilir bir zarar yoktur, hâkim olayın özelliklerine göre takdir eder. Bu nedenle dilekçede talep edilen miktarın baştan ve tam olarak belirlenmesi gerekir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında manevi tazminat bölünemez nitelikte kabul edilir; talebin sonradan artırılması bu nedenle tartışmalıdır. Güvenli yol, dilekçede istenen manevi tazminat miktarını en baştan belirlemektir.
Kanun yolu bakımından manevi tazminat davalarına özgü önemli bir kural vardır. HMK m.341/2’ye eklenen cümle uyarınca manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir. Yani düşük miktarlı bir manevi tazminat kararı, parasal kesinlik sınırının altında kalsa bile istinafa götürülebilir. Bu istisna maddi tazminat için geçerli değildir.
Belirsiz Alacak Davası Kaldırıldı: Tazminat Talebi Nasıl Artırılır?
Tazminat davası açarken en çok karşılaşılan sorun, zararın miktarının dava açılırken tam olarak bilinememesidir. Maluliyet oranı belli değildir, tedavi sürmektedir, bilirkişi hesabı henüz yapılmamıştır. Bu sorun uzun yıllar belirsiz alacak davası (HMK m.107) ile çözülüyordu. 2026’da bu yol kapandı.
31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Kanun’un 19. maddesi, HMK m.107’yi yürürlükten kaldırmıştır. Aynı Kanun’un 20. maddesiyle HMK m.109’a dördüncü fıkra eklenerek yerine yeni bir mekanizma getirilmiştir:
“Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.” (HMK m.109/4)
Yeni düzenlemenin pratik sonuçları şunlardır: tazminat davası artık kısmi dava olarak açılır; bilirkişi raporu geldikten sonra talep bir kez artırılır; artırılan kısım için zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Bu son kural davacı lehinedir — artırım tarihinde zamanaşımı dolmuş olsa bile talep zamanaşımına uğramaz. Buna karşılık artırım hakkı bir defaya mahsustur; iki kez artırım yapılamaz, bu nedenle artırımın zamanlaması ve miktarı doğru seçilmelidir.
Geçiş hükmü de nettir. 7589 sayılı Kanun’la eklenen geçici maddenin onuncu fıkrası uyarınca yürürlükten kaldırılan m.107, kaldırılma tarihinden önce açılan davalarda uygulanmaya devam olunur. Yani 31 Temmuz 2026’dan önce belirsiz alacak davası olarak açılmış ve hâlen görülmekte olan dosyalar eski hükümlere tabidir; ölçüt karar tarihi değil, dava tarihidir. Konunun tüm ayrıntısı için belirsiz alacak davası ve kısmi dava farkı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Talep artırımı ile ıslahı karıştırmamak gerekir. Islah, tarafın yaptığı usul işlemlerini düzeltmesidir; aynı davada ancak bir kez başvurulabilir ve tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir (HMK m.176-177). Islah eden taraf, ıslah nedeniyle geçersiz hâle gelen işlemlerin giderleri ile karşı tarafın uğrayacağı zararlar için hâkimin takdir edeceği teminatı bir hafta içinde yatırmak zorundadır (HMK m.178). HMK m.109/4’teki artırım ise ayrı bir imkândır ve teminat şartına bağlanmamıştır.
Tazminat Davası Açmak Ne Kadar Para Gerektirir? Harç ve Masraflar
Dava açarken ödenecek tutar üç kalemden oluşur: başvurma harcı, peşin karar ve ilam harcı ve gider avansı. Bunlardan yalnızca ikincisi dava değerine bağlıdır; diğer ikisi maktu ya da tarifeye bağlı tutarlardır.
Nispi karar ve ilam harcının oranı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarifede binde 68,31 olarak belirlenmiştir; harç, hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden hesaplanır. Bu harcın tamamı dava açılırken alınmaz. Harçlar Kanunu m.28/1-a uyarınca karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir.
Aynı fıkranın devamı, tazminat davaları bakımından çok önemli bir istisna içerir ve uygulamada sıkça gözden kaçar:
“Şu kadar ki, ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında peşin alınan harcın oranı yirmide bir olarak uygulanır.” (492 sayılı Harçlar Kanunu m.28/1-a)
Bu istisna, trafik kazası, iş kazası, malpraktis ve benzeri bedensel zarar davalarında dava açma maliyetini beşte bire indirir. Örneğin dava değeri aynı olan iki dosyadan biri ticari alacak, diğeri iş kazası nedeniyle bedensel zarar tazminatıysa, ikincisinde peşin ödenecek harç birincisinin beşte biri kadardır. Aynı fıkra ayrıca bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğini belirtir.
Bir uyarı: dava sırasında tespit edilen değerin dilekçede bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, eksik harç tamamlanmadıkça davaya devam edilmez (Harçlar K. m.30). Peşin alınan harç işin sonunda ödenmesi gerekenden fazlaysa fazlalık istek üzerine geri verilir (m.31).
Maktu tutarlar — başvurma harcı, vekâlet suret harcı, gider avansı kalemleri — her yıl 1 Ocak’tan itibaren güncellenir; başvurma harcı Harçlar Kanunu Genel Tebliği ile, gider avansı ise Adalet Bakanlığının o yıl için yayımladığı Gider Avansı Tarifesi ile belirlenir. Bu nedenle dava açmadan önce güncel tarifeye bakmak gerekir. Avukatlık ücreti bu kalemlerden ayrıdır ve tazminat davası avukat ücretleri yazımızda ayrıca ele alınmıştır.
Ödeme Gücü Yoksa: Adli Yardım
Harç ve gider avansını ödeyecek durumda olmayanlar için kanun ayrı bir yol açar. HMK m.334 uyarınca, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken yargılama giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilir.
Adli yardım kararı HMK m.335 uyarınca şunları sağlar: yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici muafiyet; teminat göstermekten muafiyet; yargılama sırasında yapılması gereken giderlerin Devlet tarafından avans olarak ödenmesi; davanın avukatla takibi gerekiyorsa ücreti sonradan ödenmek üzere avukat temini. Mahkeme bu haklardan yalnız bir kısmından yararlanmaya da karar verebilir. Adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder.
Talep, davanın karara bağlanacağı mahkemeden istenir (HMK m.336). Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte delillerini ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durum belgelerini mahkemeye sunmak zorundadır. Uygulamada bu belgeler nüfus kayıt örneği, gelir durumunu gösteren SGK ve vergi kayıtları, tapu ve araç kaydı sorgusu ile muhtarlıktan alınan fakirlik belgesidir.
Avukatsız Tazminat Davası Açılabilir mi?
Evet, açılabilir. Türk hukuk yargılamasında avukatla temsil zorunluluğu yoktur; dava ehliyeti bulunan herkes davasını kendisi açabilir ve takip edebilir. HMK m.114’te sayılan dava şartları arasında “vekille temsil” yer almaz; yalnızca vekil aracılığıyla takip edilen davalarda vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun vekâletnamesinin bulunması aranır.
Bununla birlikte tazminat davası, usul kurallarının hak kaybına en çabuk dönüştüğü dava türlerindendir. Kesin sürelerin kaçırılması, delil listesinin süresinde verilmemesi, bilirkişi raporuna iki hafta içinde itiraz edilmemesi ya da talep artırımının tahkikat kapandıktan sonra yapılmaya çalışılması, esasen haklı bir talebi sonuçsuz bırakabilir. Bu nedenle kararın ekonomik boyutu, dosyanın karmaşıklığı ve karşı tarafın vekille temsil edilip edilmediği birlikte değerlendirilmelidir.
Avukatla çalışılacaksa ücret konusundaki iki kural bilinmelidir. Avukatlık Kanunu m.164/2 uyarınca dava veya hükmolunacak şeyin değerinin ya da paranın belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabilir; ancak bu oran yüzde yirmi beşi aşamaz. Bu bir tavandır, sabit oran değildir — “avukatlar tazminatın yüzde yirmi beşini alır” biçimindeki yaygın ifade yanlıştır. Ayrıca Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin altında ücret kararlaştırılamaz.
İkincisi, karşı tarafa yüklenen vekâlet ücretiyle ilgilidir. Av.K. m.164 son fıkrası açıktır: dava sonunda kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir; bu ücret iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez. Yani davayı kazandığınızda karşı taraftan tahsil edilen vekâlet ücreti müvekkile değil, avukata ait bir kalemdir; müvekkille yapılan ücret sözleşmesi bundan ayrıdır.
e-Devlet veya UYAP Üzerinden Tazminat Davası Açılır mı?
Elektronik ortamda dava açmak mümkündür, ancak e-Devlet şifresi bunun için yeterli değildir. HMK m.445/2 şartı açıkça koyar:
“Elektronik ortamda, güvenli elektronik imza kullanılarak dava açılabilir, harç ve avans ödenebilir, dava dosyaları incelenebilir.” (HMK m.445/2)
Buna göre UYAP Vatandaş Portal üzerinden dava açmak için güvenli elektronik imza (e-imza) veya mobil imza gerekir. e-Devlet şifresiyle portala giriş yapılabilir, taraf olunan dosyalar görüntülenebilir, duruşma günleri takip edilebilir; ancak dava dilekçesi göndermek, yani davayı açmak için elektronik imza zorunludur. “e-Devletten tazminat davası açtım” ifadesi bu nedenle teknik olarak doğru değildir.
Elektronik ortamda dava açmanın iki pratik üstünlüğü vardır. Birincisi, güvenli elektronik imzayla oluşturulan tutanak ve belgeler ayrıca fizikî olarak gönderilmez ve belge örneği aranmaz (HMK m.445/2 son cümle). İkincisi, süre hesabı bakımından HMK m.445/4 açık bir kolaylık getirir: elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda biter. Yani son gün mesai bitimine yetişemeyen bir dilekçe, gece yarısına kadar elektronik ortamda gönderilebilir. Fizikî başvuruda ise adliye mesaisi belirleyicidir.
Tazminat Davası İçin Gerekli Belgeler ve Dokümanlar
Tazminat davası açabilmek için hazırlık aşamasında bazı önemli belgelerin ve dokümanların tamamlanması gerekir. Bu belgeler, davanın türüne ve kapsamına bağlı olarak değişiklik göstermekle birlikte, mahkemeye sunulacak doğru ve eksiksiz belgeler hukuk sürecinde büyük önem taşır. İşte bir tazminat davası için genel olarak talep edilen belgeler:
- Dava Dilekçesi: Davanın açılabilmesi için HMK m.119’daki unsurları taşıyan dava dilekçesi temel belgedir. Vakıaların sıra numarası altında özetlenmesi ve her vakıanın hangi delille ispat edileceğinin gösterilmesi zorunludur.
- Maddi Zararları Gösteren Belgeler: Faturalar, makbuzlar veya maddi kaybı gösteren diğer belgeler; sağlık masraflarını destekleyen hastane faturaları veya SGK dökümleri; zarar gören malın tamir faturaları.
- Gelir Durumunu Gösteren Belgeler: Çalışma gücü kaybı ve kazanç kaybı hesabının yapılabilmesi için ücret bordroları, SGK hizmet dökümü, vergi levhası veya meslek odası kayıtları. Bu belgeler yoksa hesap asgari ücret üzerinden yapılır; bu da tazminatı doğrudan düşürür.
- Manevi Tazminat Durumunda Belge: Manevi tazminat taleplerinde zorunlu bir belge sistemi bulunmamakla birlikte, psikolojik raporlar veya ruh sağlığına yönelik alınmış tedavi belgeleri mahkemeye sunulabilir.
- Tanık Listesi ve İfadeler: Dava konusuna ilişkin görgü tanıklarının isimleri, adresleri ve hangi vakıayı ispat için dinletileceği. Tanık listesi süresinde verilmezse tanık dinletme hakkı düşer.
- Fotoğraf, Video veya Yazılı Deliller: Olay anına ait fotoğraf ve video kayıtları ya da yazılı deliller (e-posta, mesaj) etkili delillerdendir. Dijital delillerin kaynağının ve bütünlüğünün gösterilebilmesi önemlidir.
- Hukuki İlişkinin Kanıtlanması: Tazminat davası bir sözleşmenin ihlali nedeniyle açılıyorsa sözleşme örneği, ödeme dekontları ve yazışmalar sunulmalıdır.
- Resmi Raporlar: Trafik kazasında kaza tespit tutanağı ve alkol raporu; iş kazası davalarında SGK iş kazası tespit dosyası ve iş müfettişi raporu; malpraktis davalarında sağlık kurulu raporu, hasta dosyası ve varsa Adli Tıp raporu.
- Maluliyet Raporu: Bedensel zarar davalarında sürekli iş göremezlik oranını gösteren rapor, tazminat hesabının temelidir. Rapor yoksa mahkeme yargılama sırasında yetkili sağlık kuruluşundan rapor aldırır.
- Kimlik ve Nüfus Kayıt Belgeleri: Davacı ve davalıya ilişkin kimlik bilgileri; ölüm hâlinde veraset ilamı ve destek ilişkisini gösteren nüfus kayıt örneği.
Bu belgelerin eksiksiz hazırlanması, dava sürecinde hem zamandan tasarruf sağlar hem de başvurunun usule uygun şekilde değerlendirilmesini sağlar. Elde bulunmayan resmî belgeler için dilekçede ilgili kurumdan celbi talep edilmelidir; HMK m.221 uyarınca mahkeme, tarafın elinde bulunmayan belgenin getirtilmesine karar verebilir.
Tazminat Davası Süresi ve Mahkeme İşleyişi
Tazminat mahkeme süresi konusunda artık tahmine dayanmayan bir veri vardır. Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’nün yayımladığı Adalet İstatistikleri 2025 verilerine göre hukuk mahkemelerinde tazminat davalarının ortalama görülme süresi 509 gündür — yaklaşık bir yıl beş ay. Bu rakam, o yıl içinde karara bağlanan tüm tazminat dosyalarının ortalamasıdır.
| Aşama | Ortalama süre (2025) |
|---|---|
| Tazminat davası (ilk derece) | 509 gün |
| Asliye hukuk mahkemeleri geneli | 374 gün |
| Asliye ticaret mahkemeleri | 383 gün |
| İş mahkemeleri | 505 gün |
| Bölge adliye mahkemeleri (hukuk) | 393 gün |
| Yargıtay hukuk daireleri ve HGK | 186 gün |
Yıllara göre bakıldığında tazminat davalarının süresi 2020’de 786 güne kadar çıkmış, 2024’te 453 güne inmiş, 2025’te 509 gün olarak gerçekleşmiştir. Dosya istinafa ve temyize giderse toplam süre uzar; ancak her dosya üç aşamadan geçmez. Bu rakamlar bir taahhüt değil, referanstır: delil durumu, bilirkişi incelemesinin sayısı ve tarafların usul davranışı süreyi belirgin biçimde değiştirir. Konunun ayrıntısı için tazminat davası ne kadar sürer ve tazminat davası istinaf mahkemesi ne kadar sürer yazılarımıza bakabilirsiniz.
Süreyi kısaltmaya yönelik yeni bir kanun hükmü de bulunuyor. 7589 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle HMK m.147’ye eklenen üçüncü fıkra uyarınca duruşmalar arasındaki süre üç aydan daha uzun olamaz; işin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde hâkim, gerekçesini belirterek daha uzun bir süre belirleyebilir. Bu hüküm, uzun duruşma aralıklarına karşı taraflara dayanabilecekleri açık bir kural verir.
Mahkeme işleyişi belirli aşamalardan oluşur. Dava dilekçesinin görevli ve yetkili mahkemeye sunulmasının ardından dilekçeler aşaması başlar: davalının cevabı, davacının cevaba cevabı ve davalının ikinci cevabı ile bu aşama tamamlanır. Ardından mahkeme tarafları ön inceleme duruşmasına davet eder; burada dava şartları ve ilk itirazlar incelenir, anlaşmazlık konuları tespit edilir, taraflar sulhe teşvik edilir ve delillerin toplanması için süre verilir.
Tahkikat aşamasında mahkeme, tarafların sunduğu belgeleri, tanıkları ve delilleri inceler; gerek duyulması hâlinde bilirkişi raporu alır. Bilirkişi incelemesi, özellikle maddi tazminat davalarında zararın boyutunun belirlenmesinde belirleyici bir role sahiptir. Tahkikatın sona ermesiyle sözlü yargılamaya geçilir ve hüküm kurulur. Tahkikatın kapanma anı ayrıca önemlidir: HMK m.109/4’teki talep artırımı ve HMK m.177’deki ıslah, bu ana kadar yapılabilir.
Tazminat Davasında Faiz Ne Zaman Başlar?
Faiz, tazminat davasında hükmedilen tutarı belirgin biçimde değiştiren bir kalemdir ve 2026’da bu konuda kanun değişikliği yapıldı. 7589 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle TBK m.55’e eklenen fıkra, bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatlarında faizin başlangıcını ikiye ayırarak kanun metnine yazdı:
“Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar nedeniyle, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten; kazancının bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir.” (TBK m.55)
Aynı maddeye eklenen ikinci fıkra da önemlidir: bu tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir. Sigorta şirketinin ya da sorumlunun dava öncesinde yaptığı kısmi ödemeler bu kural uyarınca hesaba katılır.
Geçiş hükmü ayrıdır ve dikkat gerektirir: 7589 sayılı Kanun’la eklenen geçici maddenin dokuzuncu fıkrası uyarınca TBK m.55’teki bu değişiklik, yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanır. 31 Temmuz 2026’dan önce gerçekleşen olaylarda maddenin değişiklikten önceki hâli geçerliliğini korur. Yani ölçüt dava tarihi değil, olay tarihidir.
Faiz oranı konusunda da 2026’da bir değişiklik yapıldı. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 1. maddesi 7589 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle değiştirildi; kanuni faiz artık sabit bir yüzde değil, TCMB’nin önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni olarak belirleniyor. Bu oran, 30 Haziran günü uygulanan reeskont oranından beş puan veya daha fazla farklıysa, yılın ikinci yarısında 30 Haziran’da belirlenen oranın yüzde sekseni geçerli oluyor. Bu nedenle “yasal faiz yıllık yüzde şu kadardır” biçimindeki sabit rakamlı ifadeler artık geçerli değildir. Güncel oran için yasal faiz oranı yazımıza ve yasal faiz hesaplama aracımıza bakabilirsiniz.
Bir usul kaydı: faiz talep edilmeden faize hükmedilmez. Dava dilekçesinde faizin türü (kanuni faiz, avans faizi), başlangıç tarihi ve talep edildiği açıkça yazılmalıdır. Talep artırımı yapılırken artırılan kısım için de faiz talebinin yenilenmesi gerekir.
Tazminat Davasında Bilirkişi Raporuna İtiraz Nasıl Edilir?
Tazminat davalarının kaderi çoğu zaman bilirkişi raporunda belirlenir: kusur oranı, maluliyet derecesi ve tazminat hesabı bu raporlarla ortaya konur. Rapor taraflara tebliğ edildikten sonra itiraz için iki haftalık süre vardır; bu süre içinde itiraz edilmezse rapordaki tespitlere karşı sonradan ileri sürülen iddialar dikkate alınmayabilir.
Etkili bir itiraz dilekçesi genel beyanlarla değil, rapordaki somut hatalarla kurulur: hesaplamada kullanılan kazanç tutarının yanlış alınması, maluliyet oranının hangi cetvele göre belirlendiğinin gösterilmemiş olması, bakiye ömür tablosunun yanlış seçilmesi, rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemelerinin indirilmiş olması (TBK m.55’e aykırılık) ya da kusur dağılımının dosyadaki delillerle çelişmesi gibi. İtiraz üzerine mahkeme ek rapor alabilir veya yeni bir bilirkişi heyeti görevlendirebilir. Bilirkişi raporundaki kusur oranının değiştirilip değiştirilemeyeceği konusunda bilirkişi raporuyla kusur oranı değiştirilebilir mi yazımıza bakabilirsiniz.
Tazminat Davası Ceza Davasını Bekler mi?
Zorunlu değildir. Aynı olaydan hem ceza davası hem tazminat davası doğduğunda, hukuk mahkemesi ceza dosyasının sonucunu bekletici mesele yapabilir; ancak buna mecbur değildir. TBK m.74 bu ilişkiyi net biçimde düzenler:
“Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hâkimini bağlamaz.” (TBK m.74)
Bunun pratik anlamı şudur: sanığın beraat etmesi ya da soruşturmanın takipsizlikle sonuçlanması, tazminat davasının reddedileceği anlamına gelmez. Ceza yargılamasında aranan ispat ölçüsü ile hukuk yargılamasındaki ölçü farklıdır. Hukuk hâkimini bağlayan tek nokta, ceza mahkemesinin maddi olgunun varlığına ilişkin kesinleşmiş tespitleridir — örneğin kazanın gerçekleştiği, çarpmanın kim tarafından yapıldığı gibi. Bu ayrım, ceza dosyası olumsuz sonuçlansa bile tazminat davasının sürdürülebileceğini gösterir.
Ceza dosyasının beklenmesi bazen davacının lehinedir: ceza dosyasındaki bilirkişi raporları, olay yeri inceleme tutanakları ve tanık ifadeleri hukuk davasında delil olarak kullanılabilir. Ancak bekleme kararı süreyi uzatır; zamanaşımı bakımından ise ceza dosyasını beklemek gerekli değildir, çünkü uzamış zamanaşımı ceza davasının açılmasına bağlı değildir.
İdareye Karşı Tazminat: Tam Yargı Davası Nasıl Açılır?
Zarar bir kamu kurumunun eyleminden veya işleminden doğmuşsa — kamu hastanesindeki tıbbi hata, belediyenin bakımsız bıraktığı yoldaki kaza, okul bahçesindeki kaza, kamu binasında meydana gelen zarar — dava adli yargıda değil idare mahkemesinde tam yargı davası olarak açılır. Bu davanın en kritik özelliği, dava açmadan önce zorunlu bir idari başvuru aşamasının bulunmasıdır.
“İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir.” (İYUK m.13/1)
Başvurunun kısmen veya tamamen reddi hâlinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren; idare otuz gün içinde cevap vermezse bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabilir. İdare mahkemelerinde dava açma süresi ise kural olarak altmış gündür (İYUK m.7/1). Yani zincir şöyle işler: eylem → bir yıl içinde idareye başvuru → ret veya otuz gün sessizlik → altmış gün içinde dava.
| Aşama | Süre | Dayanak |
|---|---|---|
| İdareye başvuru (öğrenmeden itibaren) | 1 yıl | İYUK m.13/1 |
| İdareye başvuru (eylem tarihinden itibaren üst sınır) | 5 yıl | İYUK m.13/1 |
| İdarenin cevap süresi (zımni ret) | 30 gün | İYUK m.13/1 |
| İdare mahkemesinde dava açma | 60 gün | İYUK m.7/1 |
Bir güvenlik kapısı da vardır: İYUK m.13/2 uyarınca görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi hâlinde, sonradan idari yargıda açılacak davada idareye başvuru şartı aranmaz. Yani yanlışlıkla asliye hukuk mahkemesinde dava açılmış ve görevsizlik kararı verilmişse, idari yargıda dava açmak için baştan idareye başvurmak gerekmez.
Tazminatın hesabı bakımından ise idari yargı ile adli yargı arasındaki fark 2011’den bu yana kapanmıştır: TBK m.55’in ikinci fıkrası uyarınca bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlem ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün yitirilmesine ya da ölüme bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır. İdari işlemin iptali ile tazminat talebinin birlikte ileri sürülmesi konusunda idari işlemin iptali davası yazımıza bakabilirsiniz.
Tazminat Davası Kaybedilirse Ne Olur?
Dava reddedilirse davacı, kendi yaptığı yargılama giderlerini kaybetmesinin yanında karşı taraf lehine hükmedilen vekâlet ücretini ve yargılama giderlerini ödemekle yükümlü olur. Bu, tazminat davasının başlıca mali riskidir ve dava değerinin gereksiz yere yüksek tutulmaması gerektiğinin başlıca sebebidir.
Dava kısmen kabul edilirse yargılama giderleri ve vekâlet ücreti kabul ve ret oranına göre paylaştırılır. Örneğin 100 birim istenip 40 birime hükmedilmişse, reddedilen 60 birim üzerinden davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilir ve bu tutar davacının alacağından mahsup edilebilir. Bu nedenle “ne kadar çok istersem o kadar iyi” yaklaşımı yanlıştır; talep, delillerle desteklenebilecek makul bir düzeyde tutulmalıdır. Yeni HMK m.109/4 tam da bu riski azaltmak için vardır: dava düşük bir miktarla kısmi dava olarak açılır, bilirkişi raporundan sonra talep bir kez artırılır.
Kötüniyetle dava açılması hâlinde ek yaptırım vardır. HMK m.329 uyarınca kötüniyetli davalı veya hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan taraf, yargılama giderlerinden başka, diğer tarafın vekiliyle aralarında kararlaştırılan vekâlet ücretinin tamamını veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebilir; ayrıca disiplin para cezasına da hükmedilebilir. Bu hüküm, dayanaksız taleplerin caydırıcısıdır ancak haklı olduğuna inanılan bir talebin reddedilmesi tek başına kötüniyet sayılmaz.
Tazminat Davası Kazanılırsa Para Ne Zaman ve Nasıl Ödenir?
Mahkemenin tazminata hükmetmesi, paranın kendiliğinden yatacağı anlamına gelmez. Karar bir ilamdır ve borçlu kendiliğinden ödemezse alacaklının ilamı icra dairesine koyması gerekir. Buna ilamlı icra takibi denir.
Süreç şöyle işler: icra dairesine ilam ve takip talebi sunulur, borçluya icra emri gönderilir ve borçluya ödeme için yedi gün süre verilir. Bu süre içinde ödeme yapılmazsa haciz işlemlerine geçilir. İlamların icrası bakımından yer sınırlaması yoktur: ilamlı takip, alacaklının seçeceği herhangi bir icra dairesinde başlatılabilir; davanın görüldüğü yerde takip başlatma zorunluluğu bulunmaz.
Kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerekip gerekmediği dava türüne göre değişir. Para alacağına ilişkin ilamlar kural olarak kesinleşmeden icraya konulabilir; kanun yoluna başvurulması icrayı kendiliğinden durdurmaz. Borçlu icranın durmasını istiyorsa teminat göstererek icranın geri bırakılması (tehir-i icra) kararı almalıdır. Buna karşılık aile ve şahsın hukukuna ilişkin ilamlar ile taşınmazın aynına ilişkin ilamlar kesinleşmeden icra edilemez.
Tahsil edilen para, alacaklının icra dairesine bildirdiği banka hesabına aktarılır. Ödemenin ne kadar sürede yapılacağı borçlunun malvarlığına ve haciz işlemlerinin seyrine bağlıdır. Uygulamada icra ve iflas dairelerinde dosyaların elden çıkarılma süresi, Adalet İstatistikleri 2025 verilerine göre tüm yargı birimleri içinde en uzun olanıdır — bu nedenle tahsilat aşaması, dava süresinden bağımsız olarak ayrıca planlanmalıdır.
Tazminat Davasında İstinaf ve Temyiz
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde bölge adliye mahkemesine istinaf başvurusu yapılabilir. Ancak her karar istinafa götürülemez: HMK m.341/2 uyarınca miktar veya değeri kanunda belirlenen sınırı geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.
Bu genel kuralın tazminat davaları bakımından üç önemli istisnası ve ayrıntısı vardır:
- Manevi tazminatta parasal sınır uygulanmaz. HMK m.341/2’ye eklenen cümle uyarınca manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir.
- Kısmi davada sınır alacağın tamamına göre belirlenir. HMK m.341/3 uyarınca alacağın bir kısmının dava edilmiş olması hâlinde kesinlik sınırı, dava edilen kısma göre değil alacağın tamamına göre hesaplanır. Bu kural, düşük miktarla açılan kısmi davalarda kanun yolunu açık tutar.
- Sınır dava tarihine göre belirlenir. HMK Ek m.1’in 4/6/2025 tarihli 7550 sayılı Kanun’la değiştirilen ikinci fıkrası uyarınca istinaf ve temyiz sınırlarının uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır — karar tarihindeki değil.
Parasal sınırların tutarı her yıl değişir. HMK Ek m.1/1 uyarınca bu sınırlar, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere önceki yıl uygulanan tutarların Vergi Usul Kanunu’na göre ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılmasıyla belirlenir; bu şekilde bulunan tutarların bin Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz. Bu nedenle dava açmadan önce o yıl için geçerli sınırın teyit edilmesi gerekir. İstinaf usulünün ayrıntısı için istinaf nedir, istinaf başvurusu ve süresi yazımızı inceleyebilirsiniz.
Bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz yolu ise HMK m.362’deki sınırlara tabidir ve tazminat davaları bakımından bu sınır istinaf sınırından çok daha yüksektir. 7589 sayılı Kanun’la yapılan bir ekleme uyarınca, bölge adliye mahkemesinin yeniden esas hakkında verdiği kararın sadece yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin olması hâlinde bu karara karşı temyiz yoluna başvurulamaz.
Tazminat Davasında Hakların Korunması ve Tavsiyeler
Tazminat davalarında, hakların en etkin şekilde korunması ve sürecin adil bir sonuca ulaşması için bazı önlemler ve stratejiler izlenmelidir. Tazminat davasının sonucu, yalnızca davanın hukuka uygun açılmasına değil, aynı zamanda sürecin doğru yönetilmesine de bağlıdır. Bu noktada aşağıdaki hususlar dikkate alınmalıdır:
Hakların Korunması İçin Öneriler
- Avukat ile Çalışma: Tazminat davası karmaşık usul kuralları içerir. Bir avukatla çalışmak, kesin sürelerin takibini ve dilekçelerin usule uygun hazırlanmasını kolaylaştırır.
- Delillerin Toplanması: Davanın ispatı için gerekli olan tüm belge, görsel, yazışma ya da tanık beyanlarının eksiksiz biçimde toplanması gereklidir. Özellikle maddi zarar durumunda faturalar, ödemeler ve hesap dökümleri tutarlılık sağlar. Delillerin kaybolma tehlikesi varsa dava öncesinde delil tespiti istenmelidir.
- Zamanaşımı Süresine Dikkat Edin: Tazminat davası açma süresi zararın kaynağına göre değişir; haksız fiilde öğrenmeden itibaren iki yıl, her hâlde on yıldır. Fiil suç oluşturuyorsa süre uzar, sözleşmeye aykırılıkta on yıl, boşanmadan doğan tazminatta bir yıldır. Hangi sürenin geçerli olduğu erken belirlenmelidir.
- Zorunlu Ön Aşamayı Atlamayın: Uyuşmazlık iş, ticari veya tüketici uyuşmazlığıysa arabuluculuk; idari eylemden doğuyorsa idareye başvuru zorunludur. Bu aşama atlanırsa dava esasa girilmeden reddedilir.
- Makul Tazminat Talebi: Talep edilen miktar delillerle desteklenebilecek düzeyde olmalıdır. Fazla talep davanın tümden reddine yol açmaz; ancak reddedilen kısım üzerinden karşı taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmesine ve yargılama giderlerinin paylaştırılmasına neden olur.
- Hukuki Bilgilendirme: Dava açmadan önce haklar ve yükümlülükler hakkında bilgi edinmek, bilinçli hareket etmeye olanak tanır.
Süreç İçinde Dikkat Edilmesi Gerekenler
- Kesin Sürelere Uyum: Bilirkişi raporuna itiraz, delil listesi sunumu ve kanun yolu başvurusu kesin sürelere bağlıdır. Kaçırılan kesin süre çoğu zaman geri alınamaz.
- Mahkeme Sürecine Zamanında Katılım: Duruşma ve keşiflere eksiksiz katılarak sürece etkin biçimde dâhil olun; katılınamayacaksa mazeret dilekçesi süresinde ve usulüne uygun sunulmalıdır.
- Talep Artırımının Zamanlaması: HMK m.109/4’teki artırım hakkı bir defaya mahsustur ve tahkikat kapanana kadar kullanılmalıdır. Bilirkişi raporu beklenmeden yapılan erken artırım, bu hakkın boşa harcanmasına yol açabilir.
- İlerleme Hakkında Güncel Kalma: Dosya UYAP Vatandaş Portal üzerinden takip edilebilir; duruşma günleri, ara kararlar ve gelen raporlar buradan görülebilir.
- Psikolojik Hazırlık: Özellikle ölüm ve bedensel zarar davalarında süreç duygusal yük taşıyabilir ve ortalama bir buçuk yılı bulabilir. Sürece hem hukuki hem duygusal açıdan hazırlıklı olmak gerekir.
Tazminat davası sürecinin sağlıklı yürütülmesi, yukarıda belirtilen adımlar ve özenli bir yaklaşımla mümkündür. Dosyanızın hangi mahkemede görüleceği, hangi süreye tabi olduğu ve dava öncesinde zorunlu bir aşama bulunup bulunmadığı dosyaya özgü sorulardır; bu değerlendirme için Ankara tazminat avukatı sayfamıza göz atabilirsiniz.
Kaynaklar ve Yasal Uyarı
Bu yazıda yer alan kanun hükümleri, mevzuat.gov.tr üzerindeki güncel konsolide metinlerden alınmıştır. Dava süreleriyle ilgili sayısal veriler, T.C. Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’nün yayımladığı Adalet İstatistikleri 2025 kitabındaki hukuk mahkemelerine ilişkin tablolara dayanmaktadır.
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya vekillik hizmeti niteliği taşımaz. Tazminat davası nasıl açılır başlığı altında anlatılan usul her dosyada aynı işlemez: zararın kaynağı, tarafların sıfatı, olay tarihi ve talebin hukuki sebebi sonucu doğrudan değiştirir. Somut bir uyuşmazlıkta adım atmadan önce bir avukata danışılması ve dosyaya özgü değerlendirme yapılması gerekir. Mevzuatta yapılacak değişiklikler yazıdaki bilgileri etkileyebilir.
Tam yargı davası idareye başvuru süresi ne kadar?
İdareye karşı tazminat talebinde dava doğrudan açılmaz; önce idareye başvurulması gerekir. Bu başvuru için İdari Yargılama Usulü Kanunu iki süreyi birlikte arar: zararın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl. İki süreden biri dolmuşsa başvuru yapılamaz.
Bu ikili yapının pratik sonucu şudur: zararı geç öğrenmiş olmak beş yıllık dış sınırı esnetmez. Buna karşılık zarar erken öğrenilmişse bir yıllık süre beş yılı beklemeden işlemeye başlar. Sürelerin başlangıcı bu nedenle dosyada ayrıca belgelenmelidir.
Başvurudan sonraki aşama da süreye bağlıdır. İdare talebi reddederse ya da başvuruya altmış gün içinde cevap vermezse — ki cevapsızlık ret sayılır — bu tarihten itibaren dava açma süresi işlemeye başlar. Bu nedenle idareye başvuru bir formalite değil, dava hakkının doğduğu andır.
Tazminat Davası Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Tazminat davası nasıl açılır?
Tazminat davası, HMK m.119’daki unsurları taşıyan bir dava dilekçesinin görevli ve yetkili mahkemeye verilmesi, başvurma harcı ile peşin karar ve ilam harcının ve gider avansının yatırılmasıyla açılır. Dilekçe adliyedeki tevzi bürosuna teslim edilir ve dosya esas numarası alır. Uyuşmazlık iş, ticari veya tüketici uyuşmazlığıysa dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
Tazminat davası hangi durumlarda açılır?
Kanunun sorumluluk yüklediği her zarar hâlinde açılabilir: iş kazası ve meslek hastalığı, trafik kazası, sözleşmenin ihlali, tıbbi hata, hakaret ve kişilik hakkı ihlali, boşanmada kusurlu davranış, dolandırıcılık gibi malvarlığına yönelik suçlar, ayıplı mal ve hizmet ile idarenin hizmet kusuru. Kusursuz sorumluluk hâllerinde (TBK m.65-71) davalının kusuru ispat edilmeden de dava açılabilir.
Mağduriyet davası nasıl açılır?
Türk hukukunda mağduriyet davası adında ayrı bir dava türü yoktur; bu ifadeyle anlatılmak istenen tazminat davasıdır ve aynı usulle açılır. Dilekçede davanın adını mağduriyet davası olarak yazmak yerine, talebin hukuki sebebini kanun maddesiyle göstermek gerekir (HMK m.119/1-g).
Maddi ve manevi tazminat davası nasıl açılır?
İki talep tek bir dava dilekçesiyle birlikte açılır. Dilekçede maddi ve manevi tazminat miktarları ayrı ayrı gösterilir; maddi tazminat kalemleri TBK m.53 ve m.54’e, manevi tazminat ise bedensel zararda TBK m.56’ya, kişilik hakkı ihlalinde TBK m.58’e dayandırılır. Görevli mahkeme ve zamanaşımı bakımından ikisi arasında fark yoktur.
Tazminat davası hangi mahkemeye açılır?
Kural olarak asliye hukuk mahkemesine açılır (HMK m.2). İşçi-işveren ilişkisinden ve iş kazasından doğan tazminatta iş mahkemesi, ticari davalarda asliye ticaret mahkemesi, tüketici işlemlerinde tüketici mahkemesi, boşanmadan doğan tazminatta aile mahkemesi, idari eylem ve işlemden doğan zararlarda ise idare mahkemesi görevlidir.
Tazminat davası nerede açılır?
Davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılabileceği gibi (HMK m.6), haksız fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği yer veya zarar görenin kendi yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir (HMK m.16). Davacı bu seçenekler arasından birini seçer; yetki kesin değildir.
Tazminat davası kaç yıl içinde açılır?
Haksız fiilde zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrenmeden itibaren iki yıl, her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl içinde açılır (TBK m.72). Fiil aynı zamanda ceza kanunlarının daha uzun zamanaşımı öngördüğü bir suç oluşturuyorsa, o daha uzun süre uygulanır. Sözleşmeye aykırılıktan doğan tazminatta süre on yıl, boşanmadan doğan tazminatta boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıldır.
Tazminat davası açmak için arabulucuya gitmek zorunlu mu?
Her davada zorunlu değildir. İşçi-işveren alacak ve tazminatlarında (7036 m.3), konusu para olan ticari davalarda (TTK m.5/A), tüketici mahkemesinde görülen uyuşmazlıklarda (6502 m.73/A) ve kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ile komşu hakkı uyuşmazlıklarında (HUAK m.18/B) zorunludur. Genel haksız fiilden doğan tazminat davalarında ve iş kazası ile meslek hastalığından kaynaklanan tazminat davalarında zorunlu değildir.
Avukatsız tazminat davası açılabilir mi?
Evet. Türk hukukunda avukatla temsil zorunluluğu bulunmaz; dava ehliyeti olan herkes davasını kendisi açabilir ve takip edebilir. Ancak kesin sürelerin ve usul kurallarının yoğunluğu nedeniyle hak kaybı riski yüksektir.
e-Devletten tazminat davası açılır mı?
e-Devlet şifresiyle UYAP Vatandaş Portal’a giriş yapılıp dosyalar görüntülenebilir, ancak dava açmak için yeterli değildir. HMK m.445/2 uyarınca elektronik ortamda dava açmak, harç ve avans ödemek için güvenli elektronik imza gerekir. Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda biter (HMK m.445/4).
Tazminat davası açmak ne kadar para gerektirir?
Başvurma harcı, peşin karar ve ilam harcı ile gider avansı ödenir. Nispi karar ve ilam harcı oranı binde 68,31’dir ve bunun dörtte biri peşin alınır. Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında peşin harç oranı yirmide bire iner (Harçlar K. m.28/1-a). Maktu tutarlar her yıl 1 Ocak’tan itibaren güncellenir.
Harç ve masrafları ödeyecek durumda değilsem ne yapabilirim?
Adli yardım talep edebilirsiniz. HMK m.334 uyarınca, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olanlar, talepleri açıkça dayanaktan yoksun değilse adli yardımdan yararlanır. Adli yardım kararı giderlerden geçici muafiyet, giderlerin Devletçe avans olarak ödenmesi ve gerekiyorsa ücreti sonradan ödenmek üzere avukat temini sağlar (HMK m.335).
Tazminat davası ne kadar sürer?
Adalet İstatistikleri 2025 verilerine göre hukuk mahkemelerinde tazminat davalarının ortalama görülme süresi 509 gündür. Asliye hukuk mahkemeleri genelinde ortalama 374 gün, iş mahkemelerinde 505 gündür. Dosya istinafa giderse bölge adliye mahkemesi aşaması için ortalama 393 gün, temyiz aşaması için Yargıtay hukuk dairelerinde 186 gün eklenir.
Belirsiz alacak davası olarak tazminat davası açılabilir mi?
Hayır. Belirsiz alacak davasını düzenleyen HMK m.107, 7589 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış ve değişiklik 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe girmiştir. Bunun yerine HMK m.109’a eklenen dördüncü fıkra gelmiştir: kısmi dava açılır ve talep, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere tahkikat sona erene kadar artırılabilir. Bu tarihten önce açılmış davalarda mülga m.107 uygulanmaya devam eder.
Tazminat davasında faiz ne zaman başlar?
Bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatında TBK m.55’e 2026’da eklenen fıkra uyarınca, kazancın bilindiği döneme ilişkin tazminata haksız fiil tarihinden, kazancın bilinemediği döneme ilişkin tazminata ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir. Bu düzenleme, 31 Temmuz 2026’dan sonra meydana gelen olaylara uygulanır.
Tazminat davası ceza davasının sonucunu bekler mi?
Zorunlu değildir. Hukuk mahkemesi ceza dosyasını bekletici mesele yapabilir, ancak buna mecbur değildir. TBK m.74 uyarınca hukuk hâkimi, ceza hâkiminin beraat kararıyla ve kusur değerlendirmesiyle bağlı değildir. Beraat veya takipsizlik kararı, tazminat davasının reddedileceği anlamına gelmez.
Tazminat davası kaybedilirse ne olur?
Davacı kendi yargılama giderlerini kaybetmesinin yanında karşı taraf lehine hükmedilen vekâlet ücreti ve yargılama giderlerini ödemekle yükümlü olur. Dava kısmen kabul edilirse bu kalemler kabul ve ret oranına göre paylaştırılır. Kötüniyetle dava açılması hâlinde HMK m.329 uyarınca karşı tarafın vekâlet ücretinin tamamına ve disiplin para cezasına hükmedilebilir.
Tazminata hükmedildi, para ne zaman yatar?
Karar bir ilamdır ve borçlu kendiliğinden ödemezse alacaklının ilamı icra dairesine koyması gerekir. Borçluya gönderilen icra emriyle ödeme için yedi gün süre verilir; ödenmezse haciz aşamasına geçilir. Para alacağına ilişkin ilamlar kural olarak kesinleşmeden icraya konulabilir; borçlu icranın durmasını istiyorsa teminat göstererek icranın geri bırakılması kararı almalıdır.
Düşük miktarlı manevi tazminat kararına itiraz edilebilir mi?
Evet. HMK m.341/2’ye eklenen cümle uyarınca manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir. Parasal kesinlik sınırı manevi tazminat kararlarında uygulanmaz. İstinaf süresi, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftadır.
Maddi ve manevi tazminat aynı davada birlikte istenebilir mi?
Evet, aynı dilekçede birlikte istenebilir. Ancak iki talep dilekçede ayrı ayrı ve miktarları gösterilerek ileri sürülmelidir. Bu ayrım harcın doğru hesaplanması, kısmen kabul hâlinde vekâlet ücretinin doğru paylaştırılması ve kanun yolu sınırlarının doğru uygulanması bakımından önemlidir.