Karbonmonoksit Zehirlenmesi Tazminat Davası: Baca, Kombi ve Tüp Ayrımı
Karbonmonoksit zehirlenmesi tazminat davasında tek bir sorumlu adresi yoktur; sorumluluk, gazın hangi kaynaktan geldiğine ve yapının hukuki durumuna göre değişir. Baca kaynaklı bir olayda muhatap kat malikleri ve yönetici olurken, kombi ya da şofben arızasında satıcı ve servis, doğalgaz tesisatındaki kusurda tesisatı yapan sertifikalı firma ile dağıtım şirketi, tüpten kaynaklanan olaylarda ise zorunlu sigortası bulunan LPG firması gündeme gelir. Kiralık konutta bunların üstüne kiraya verenin kanundan doğan ve sözleşmeyle hafifletilemeyen yükümlülüğü eklenir.
Bu ayrım dosyanın kaderini belirler. Yanlış kişiye açılan dava husumet yokluğundan reddedilir, doğru sorumluluk sebebine dayandırılmayan talep ise ispat yükünü gereksiz biçimde davacının üzerine yıkar. Bölümler, her kaynak için sorumluluğun kanuni dayanağını ve ispat yolunu ayrı ayrı ele alıyor.
Öne çıkanlar
Zehirlenmenin kaynağı hem sorumluyu hem de arkasında sigorta bulunup bulunmadığını değiştirir.
- Baca ortak yerdir: Kat Mülkiyeti Kanunu m.4/c bacaları “her hâlde ortak yer” sayar; bakımı kat maliklerinin ve yöneticinin borcudur.
- Yılda iki kez temizlik zorunlu: Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik m.58, temizlik sorumluluğunu bina sahibi ve yöneticisine yükler ve yılda en az iki defa yetkili kişilere temizlettirilmesini arar.
- Kirada sözleşme kalkan olmaz: Kiraya verenin kiralananı kullanıma elverişli durumda bulundurma borcu, konut kiralarında kiracı aleyhine değiştirilemez.
- Tüpte zorunlu sigorta var: LPG tüplerinin gaz kaçırması sonucu doğan bedensel zararlar, firmanın kusuru olmasa dahi Tüpgaz Zorunlu Sorumluluk Sigortası kapsamındadır.
- Sözleşme yolu süre kazandırır: Haksız fiilde iki yıllık süre işlerken, kiraya verene karşı sözleşmeye dayanan talep on yıllık zamanaşımına tabidir.
Karbonmonoksit Zehirlenmesi Tazminat Davasında Sorumlu Nasıl Belirlenir?
Karbonmonoksit zehirlenmesi tazminat dosyasında sorumlu üç soruyla belirlenir: gaz hangi cihazdan çıktı, o cihazın bağlı olduğu baca kimin bakım borcu altındadır ve olay hangi hukuki statüdeki bir yapıda gerçekleşti. Bu üç sorunun cevabı değiştikçe sorumlu da değişir. Aynı apartmanda aynı gün yaşanan iki olaydan biri kat maliklerinin ortak yer bakımı borcunu, diğeri kombi üreticisinin ürün sorumluluğunu gündeme getirebilir.
Talep genellikle birden çok kişiye birlikte yöneltilir. Borçlar Kanunu m.61, birden çok kişinin birlikte zarara sebebiyet vermesi ya da aynı zarardan çeşitli sebeplerle sorumlu olması hâlinde müteselsil sorumluluk hükümlerinin uygulanacağını belirtir. Bu, zarar görene tazminatın tamamını sorumlulardan herhangi birinden isteme imkânı verir ve tahsil riskini dağıtır.
Sorumluluk sebebinin seçimi de dosyanın gücünü etkiler. Borçlar Kanunu m.60, bir kişinin sorumluluğu birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkimin, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sebebe göre karar vereceğini düzenler. Bu nedenle dilekçede kusur sorumluluğu, yapı malikinin kusursuz sorumluluğu ve varsa sözleşmeye aykırılık birlikte gösterilir.
Gazın Kaynağı Sorumluyu Değiştirir: Soba, Kombi, Şofben ve Tüp
Karbonmonoksit, yakıtın eksik yanmasıyla oluşur. Kömür ya da odun sobasında sorun genellikle bacanın tıkanması, çekiş yetersizliği veya sobanın kurallara aykırı bağlanmasıdır. Doğalgazlı kombide ve şofbende ise hatalı montaj, bakımsızlık, havalandırmanın kapatılması ve baca gazının geri tepmesi öne çıkar. Tüplü cihazlarda buna tüpün ve hortumun durumu eklenir.
Hukuki sonuç bakımından en keskin fark teminat tarafındadır. Soba ve doğalgaz kaynaklı olaylarda zarar görenin karşısına çıkacak zorunlu bir sorumluluk sigortası bulunmaz; talep doğrudan sorumlu kişilere yöneltilir. LPG tüpü kaynaklı olaylarda ise firmanın zorunlu sigortası devreye girebilir. Aynı tıbbi tablo, kaynağa göre bambaşka bir tahsil imkânı doğurur.
İkinci fark ispat kolaylığıdır. Bacaya ilişkin yükümlülük mevzuatta sayısal bir ölçüte bağlanmıştır; cihaz bakımı ise çoğu zaman sözleşme ve teamüle göre değerlendirilir. Bu yüzden baca kaynaklı dosyalarda kusur, belge yokluğuyla ortaya konabilirken cihaz kaynaklı dosyalarda bilirkişi incelemesi ağırlık kazanır.
| Gazın kaynağı | Öncelikli sorumlu | Kanuni dayanak | Zorunlu sigorta |
|---|---|---|---|
| Ortak baca (tıkanma, çekiş yok) | Kat malikleri ve yönetici | KMK m.4/c, 19, 20, 35 | Yok |
| Bina/yapı kusuru, kötü bakım | Yapı maliki | TBK m.69 | Yok |
| Kiralık konutta tesisat ayıbı | Kiraya veren | TBK m.301, 305 | Yok |
| Doğalgaz iç tesisatı hatası | Sertifikalı firma, dağıtım şirketi | Doğal gaz piyasası mevzuatı | Yok |
| Cihaz arızası, hatalı montaj | Üretici, satıcı, servis | TBK m.66, tüketici mevzuatı | Yok |
| LPG tüpünün gaz kaçırması | Tüpü dolduran/pazarlayan firma | Tüpgaz Zorunlu Sorumluluk Sigortası | Var |
| İşyerinde zehirlenme | İşveren | 5510 m.13, iş sağlığı mevzuatı | SGK rejimi |
Baca Ortak Yerdir: Kat Maliklerinin ve Yöneticinin Sorumluluğu
Kat Mülkiyeti Kanunu m.4, ortak yerlerin sözleşmeyle belirlenebileceğini söyledikten sonra bazı yerleri “her hâlde ortak yer” saymıştır. Maddenin (c) bendi çatılar, dam terasları ve yağmur oluklarıyla birlikte bacaları bu kategoriye koyar. Buradaki “her hâlde” ifadesi belirleyicidir: yönetim planına ya da kat malikleri kararına bakılmaksızın baca ortak yerdir; aksine bir düzenleme bu niteliği değiştirmez.
Ortak yer olmanın sonucu bakım borcudur. Kanun’un 19. maddesi kat maliklerini anagayrimenkulün bakımına ve sağlamlığını titizlikle korumaya mecbur kılar; 20. maddenin (b) bendi ortak yerlerin bakım, koruma, güçlendirme ve onarım giderlerini arsa payı oranında kat maliklerine yükler. 35. madde ise ortak yerlerin bakımı ve onarımı için gereken tedbirlerin alınmasını yöneticinin görevleri arasında sayar ve 38. madde yöneticiyi kat maliklerine karşı aynen bir vekil gibi sorumlu tutar.
Sık karşılaşılan bir savunma da burada karşılığını bulur. Yöneticisi bulunmayan binalarda sorumluluğun kimseye ait olmadığı ileri sürülür; oysa 35. maddeye 2015 yılında eklenen fıkra, kanuni şartları taşımasına rağmen yönetici atanmamış anagayrimenkulde maddede sayılan işlerin yaptırılmasından kat maliklerinin müştereken sorumlu olduğunu belirtir. Yönetici atamamak, sorumluluğu ortadan kaldırmaz; doğrudan maliklere yükler. Aynı mantığın asansör bakımındaki uygulamasını asansör kazası tazminat davası yazısında ele aldık.
Kanun metnini incelemek isteyenler için: 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu.
Bacalar Yılda İki Kez Temizletilmek Zorundadır
Bu yükümlülük, Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik’in bacalara ayrılmış 58. maddesinde düzenlenmiştir. Madde, baca tesisatının ilgili Türk Standartlarındaki esaslara uygun olmasını şart koşar, her kazan için ayrı baca kullanılmasını arar ve soba ile şofben borularının kazan bacalarına bağlanmasını yasaklar. Kazan dairesi için ayrıca havalandırma bacası yapılması da aynı maddede öngörülmüştür.
Maddenin tazminat dosyaları bakımından en değerli kısmı temizlik hükmüdür: “Bacaların temizliğinden bina sahibi ve yöneticisi sorumludur” ve bacaların yılda en az iki defa yetkili kişilere temizlettirilmesi gerekir. Yükümlülük hem sayısal hem de kişisel olarak belirlenmiş olduğundan, ihlalin ispatı çoğu zaman tek bir soruya iner: son bir yıl içinde yapılmış iki temizliğin kaydı var mı?
Bu nedenle dosyanın ilk adımı yönetimden kayıt istemektir: baca temizliği faturaları, hizmet alınan firmanın belgesi, karar defterindeki ilgili karar ve varsa daha önce yapılmış “baca çekmiyor” şikâyetlerinin yazılı izi. Kayıt bulunmaması, yükümlülüğün hiç yerine getirilmediğini gösteren doğrudan bir olgudur. Buna karşılık yönetmelikte karbonmonoksit dedektörü bulundurma zorunluluğu öngörülmemiştir; dedektör takmamış olmak bu nedenle zarar görene yüklenebilecek bir kural ihlali değildir.
Yönetmeliğin resmî metni: Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik. Zehirlenmenin belirtileri ve alınması gereken önlemler için Sağlık Bakanlığı’nın karbonmonoksit zehirlenmesi bilgi sayfası da başvurulabilir bir kaynaktır.
Kiralık Evde Zehirlenmede Ev Sahibi mi Kiracı mı Sorumlu?
Ayrım, borcun niteliğine göre yapılır. Borçlar Kanunu m.301 kiraya vereni, kiralananı sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişli durumda teslim etmek ve sözleşme süresince bu durumda bulundurmakla yükümlü kılar. Kombi, şofben, soba bağlantısı ve baca çekişi doğrudan konutun oturmaya elverişliliğiyle ilgili olduğundan, bu unsurlardaki yapısal kusur kiraya verenin borcuna girer.
Kiralanan sonradan ayıplı hâle gelirse m.305 kiracıya ayıbın giderilmesini, kira bedelinden indirim yapılmasını ya da zararının giderilmesini isteme hakkı verir; zararın giderilmesi istemi diğer seçimlik hakların kullanılmasını da engellemez. Zehirlenme olayında talep bu son seçenek üzerinden kurulur ve sözleşmeye aykırılığa dayandığı için kiracının konumunu güçlendirir.
Kiracının da yükümlülükleri vardır ve bunlar dosyada karşı argüman olarak çıkar. Kanun’un 317. maddesi kiracıyı kiralananın olağan kullanımı için gerekli temizlik ve bakım giderlerinden sorumlu tutar; 318. madde ise kendisinin gidermekle yükümlü olmadığı ayıpları kiraya verene gecikmeksizin bildirmekle yükümlü kılar ve bildirmemesi hâlinde bundan doğan zarardan sorumlu olacağını belirtir. Baca gazı kokusunu fark edip bildirmemek, tazminattan indirim tartışmasını açar.
Sözleşmedeki “Bakım Kiracıya Aittir” Kaydı Geçerli mi?
Kısmen geçerlidir, ancak sanıldığı kadar geniş değil. Borçlar Kanunu m.301’in son cümlesi açık bir emredici kural içerir: kiralananı kullanıma elverişli durumda bulundurma yükümlülüğüne ilişkin hüküm, konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı aleyhine değiştirilemez. Yani sözleşmeye konulan bir kayıtla bu borç kiracıya devredilemez, sınırlandırılamaz.
Bu çerçevede iki tür bakım ayrılır. Kombinin yıllık periyodik bakımı, filtre temizliği gibi kullanımın gerektirdiği işler m.317 kapsamında kiracıya bırakılabilir. Bacanın yapısal kusuru, tesisatın standarda aykırı kurulmuş olması, cihazın havalandırmasız bir hacme monte edilmesi gibi konutun elverişliliğini etkileyen durumlar ise m.301’in emredici alanındadır ve sözleşmeyle kiracıya yüklenemez.
Ayrıca baca, kat mülkiyetine tabi binalarda ortak yer olduğu için kiracının hukuken müdahale yetkisi de bulunmaz. Kiracıya, üzerinde tasarruf yetkisi olmayan bir ortak yerin bakımından sorumluluk yükleyen kayıt, bu nedenle uygulama alanı bulmaz. Sözleşmede böyle bir kayıt bulunması, kiraya verenin sorumluluğunu tartışmasız hâle getiren bir savunma değildir.
Yapı Malikinin Kusursuz Sorumluluğu Ne Zaman Devreye Girer?
Borçlar Kanunu m.69, bir binanın veya diğer yapı eserlerinin malikini, yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlü kılar. Bu bir kusursuz sorumluluk hâlidir: malikin dikkatsizliği ayrıca ispat edilmez, yapıdaki bozukluk ya da bakım eksikliği ile zarar arasındaki nedensellik bağının gösterilmesi yeterlidir.
Standarda aykırı yapılmış baca, çatı seviyesine kadar yükseltilmemiş baca çıkışı, çürümüş baca gövdesi, kapatılmış havalandırma menfezi bu kapsamda değerlendirilebilir. Maddenin ikinci fıkrası intifa ve oturma hakkı sahiplerini de binanın bakımındaki eksikliklerden doğan zararlardan malikle birlikte müteselsilen sorumlu tutar; üçüncü fıkra ise sorumluların kendilerine karşı sorumlu olan kişilere rücu hakkını saklı tutar.
Bu hüküm, kat mülkiyetine tabi binalarda ortak yer sorumluluğuyla birleşerek güçlü bir zincir kurar: baca ortak yerdir, bakımı maliklerin borcudur, bakım eksikliğinden doğan zarardan yapı maliki kusursuz sorumludur. Zarar gören açısından bu, kusuru ispat etme yükünün önemli ölçüde hafiflemesi anlamına gelir.
Doğalgaz Tesisatı Kusurluysa Dağıtım Şirketi Sorumlu Olur mu?
Doğal gaz mevzuatı iç tesisat işini serbest bırakmamıştır. Tesisat yalnızca dağıtım şirketi nezdinde yeterliliği bulunan sertifikalı firmalarca yapılabilir; projenin onaylanması, yapım uygunluk kontrolü ve tesisatın işletmeye alınması dağıtım şirketinin yükümlülüğündedir. Şirket bu kontrolü kendi teknik personeliyle ya da sorumluluğu kendisinde kalmak kaydıyla adına çalışan sertifika sahipleri aracılığıyla yerine getirir.
Buradan iki sorumluluk hattı doğar. Tesisatı standarda aykırı kuran, bacalı cihazı havalandırması olmayan bir hacme bağlayan firma kendi kusurundan sorumlu olur. Kontrol ve onay aşamasında bu aykırılığı görmesi gerekirken görmeyip gaz veren dağıtım şirketinin sorumluluğu ise denetim yükümlülüğünün ihlali üzerinden tartışılır. Sorumluluğun kendisinde kaldığına ilişkin mevzuat hükmü, şirketin “denetimi başkasına yaptırdım” savunmasını zayıflatır.
Dosyada istenecek belgeler bellidir: onaylı iç tesisat projesi, tesisatı yapan firmanın sertifikası, gaz açma öncesi yapılan kontrol ve test tutanakları, cihazın montaj belgesi ve varsa sonradan yapılan tadilatın kaydı. Tesisatın projesiz veya sertifikasız yapıldığının ortaya çıkması, kusur tartışmasını büyük ölçüde kapatır.
Tüpten Kaynaklanan Zehirlenmede Zorunlu Sigorta Devreye Girer
Bu, damardaki en önemli ayrımdır. Tüpgaz Zorunlu Sorumluluk Sigortası, likit petrol gazı firmalarının kendi markaları altında doldurdukları veya doldurttukları ve bayileri aracılığıyla pazarladıkları tüplerin, kullanılmak üzere bulunduruldukları yerlerde infilak etmesi, gaz kaçırması veya yangın çıkarması sonucu başkalarına verecekleri bedensel ve maddi zararlara karşı firmanın sorumluluğunu teminat altına alır. Teminat, firmanın kusuru olsun veya olmasın işler.
Bir nüansı atlamamak gerekir. Teminatın konusu tüpün infilakı, gaz kaçırması veya yangın çıkarmasıdır. Tüpten sızan gazın birikmesiyle ortaya çıkan boğulma ve patlama olaylarında bu tanım doğrudan karşılanır. Buna karşılık tüplü bir şofbenin eksik yanması sonucu oluşan karbonmonoksitte zarar, tüpün gaz kaçırmasından değil cihazın ya da bacanın kusurundan doğar; teminatın kapsayıp kapsamayacağı olayın nasıl nitelendirildiğine bağlıdır.
Pratik sonuç şudur: tüp bulunan bir olayda dosya kurulurken hem sigorta hattı hem sorumluluk hattı birlikte açılmalıdır. Sigortaya başvuru, tüpü dolduran ve pazarlayan firmanın tespiti ile başlar; tüp üzerindeki marka, dolum tesisi bilgisi ve satın alma kaydı bu tespitin dayanağıdır. Firmadan tahsil imkânı bulunmayan hâllerde teminatın varlığı, dosyanın sonucunu tümüyle değiştirebilir.
Cihaz Arızası ve Yetkisiz Montaj: Üretici, Satıcı ve Servis
Zehirlenme cihazın kendisinden kaynaklanıyorsa sorumluluk üretim ve satış zincirine kayar. Güvenli olmayan bir ürünün piyasaya arz edilmesi, üretici ve dağıtıcı bakımından ürün güvenliği mevzuatından doğan yükümlülüklerin ihlalidir; ayıplı mal ve ayıplı hizmet hükümleri de tüketici lehine ayrı bir hat açar. Cihazın garanti kapsamında olması, tazminat talebini ortadan kaldırmaz.
Montaj ve bakımın yetkisiz kişilerce yapılmış olması ayrı bir kusurdur. Borçlar Kanunu m.66, adam çalıştıranı çalışanının verdiği zarardan sorumlu tutar; maddenin üçüncü fıkrası bir işletmede adam çalıştıranı, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe o işletmenin faaliyetlerinden doğan zarardan sorumlu kılar. Servis kayıtlarının tutulmaması, teknisyenin yetki belgesinin bulunmaması bu ispatı imkânsızlaştırır.
Bu hatta ilerlerken cihazın olay yerinden alınıp saklanması kritik önemdedir. Cihaz onarılır, değiştirilir veya atılırsa bilirkişi incelemesi yapılamaz ve üretim kusuru iddiası ispatsız kalır. Kolluk incelemesi sırasında cihazın muhafaza altına alınmasını istemek, sonradan telafisi olmayan bir eksiği baştan önler.
İşyerinde Zehirlenme İş Kazası Sayılır mı?
Sayılır. 5510 sayılı Kanun m.13, sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olayı iş kazası olarak tanımlar. Isıtıcıdan, kazan dairesinden ya da şantiye barakasındaki sobadan kaynaklanan karbonmonoksit zehirlenmesi bu tanıma girer; olayın ani olması ve işyeri sınırları içinde gerçekleşmesi yeterlidir.
Bildirim yükümlülüğü işverendedir. Aynı madde, iş kazasının işveren tarafından o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde bildirilmesini zorunlu kılar. Kaza işverenin kontrolü dışındaki bir yerde meydana gelmişse süre, kazanın öğrenildiği tarihten başlar. Bildirimin yapılmaması, işverenin kusur değerlendirmesinde aleyhine bir olgudur.
İş kazası niteliği, zarar görene iki ayrı hat sağlar: Kurum tarafından yapılan ödemeler ile bunları aşan zararlar için işverene karşı açılan maddi ve manevi tazminat davası. Bu hattın nasıl kurulduğunu iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat ve iş gücü kaybı tazminatı hesaplama yazılarında ayrıntılı biçimde anlattık.
Otel, Pansiyon ve Kiralık Tatil Evinde Zehirlenme
Konaklama tesislerinde sorumluluk işletmecide toplanır. İşletmeci hem yapı maliki ya da kiracısı olarak tesisin fiziki güvenliğinden, hem de sunduğu hizmetin ayıpsız olmasından sorumludur. Bacalı şofben bulunan odalar, havalandırması yetersiz banyolar ve bakımı yapılmamış ısıtma sistemleri bu sorumluluğun tipik konularıdır.
Günlük ya da sezonluk kiralanan evlerde tablo kira hükümlerine yaklaşır: kiraya veren, konutu amaçlanan kullanıma elverişli durumda bulundurmakla yükümlüdür. Kısa süreli kiralamada bu yükümlülüğün hafiflediği yönündeki kabul mevzuatta karşılık bulmaz. Aracı platform üzerinden yapılan kiralamalarda platformun konumu ayrıca değerlendirilir.
Delil bakımından konaklama dosyalarının kendine özgü bir zorluğu vardır: olay yerinden ayrılmak zorunda kalınır ve tesis kısa sürede müdahale eder. Bu nedenle odanın, cihazın ve havalandırmanın fotoğraflanması, tesis kaydının ve rezervasyon belgelerinin saklanması, aynı tesiste daha önce benzer bir olay yaşanıp yaşanmadığının araştırılması ilk günlerde yapılmalıdır.
Karbonmonoksit Zehirlenmesi Tazminat Kalemleri Nelerdir?
Yaralanmayla sonuçlanan olaylarda tedavi giderleri, hastane ve ilaç masrafları, hiperbarik oksijen tedavisi gibi özel tedavi bedelleri, çalışılamayan dönemin kazanç kaybı ve kalıcı sağlık kaybı hâlinde iş gücü kaybından doğan tazminat istenir. Karbonmonoksitin sinir sistemi üzerindeki gecikmeli etkileri nedeniyle maluliyet oranının erken değil, tablo yerleştikten sonra tespit edilmesi önemlidir.
Manevi tazminatın dayanağı Borçlar Kanunu m.56’dır. Madde, bedensel bütünlüğün zedelenmesi durumunda hâkimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak uygun bir miktara hükmedebileceğini; ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde zarar görenin ya da ölenin yakınlarına da manevi tazminat verilebileceğini belirtir. Maddi ve manevi tazminat arasındaki ayrımı maddi ve manevi tazminat farkı yazısında ele aldık.
Ölümle sonuçlanan olaylarda destekten yoksun kalma tazminatı ile cenaze ve defin giderleri gündeme gelir. Destekten yoksun kalma, ölenin mirasçısı olmaktan değil fiilen destek görmekten doğan bağımsız bir haktır; bu yüzden mirasın reddi bu talebi etkilemez. Kimlerin talep edebileceğini destekten yoksun kalma tazminatı kimlere ödenir yazısında açıkladık; maluliyet oranının tespit sürecini ise maluliyet raporu nasıl alınır yazısı gösteriyor.
Cezai Boyut: Taksirle Ölüm, Bilinçli Taksir ve Şikâyet Şartı
Ölümle sonuçlanan olaylarda Türk Ceza Kanunu m.85 uygulanır: taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi iki yıldan altı yıla kadar hapisle cezalandırılır; fiil birden fazla kişinin ölümüne ya da ölüm ile birlikte yaralanmaya neden olmuşsa ceza iki yıldan on beş yıla kadardır. Aynı bacaya bağlı birden çok daireyi etkileyen olaylarda ikinci fıkra gündeme gelir.
Bilinçli taksir cezayı ağırlaştırır. Kanun’un 22. maddesinin üçüncü fıkrası, kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın neticenin meydana gelmesi hâlinde bilinçli taksirin bulunduğunu ve cezanın üçte birden yarısına kadar artırılacağını belirtir. Baca çekmediği kendisine bildirilmiş olmasına rağmen tedbir almayan yönetici ya da uyarıya rağmen cihazı kullanmaya devam eden kişi bakımından bu değerlendirme yapılabilir.
Şikâyet şartında sık yapılan bir yanlış vardır. Taksirle ölüm suçu şikâyete bağlı değildir, savcılık kendiliğinden soruşturma yürütür. Taksirle yaralamada ise m.89’un beşinci fıkrası soruşturma ve kovuşturmayı şikâyete bağlar; ancak birinci fıkra kapsamındaki yaralama hariç olmak üzere, suçun bilinçli taksirle işlenmesi hâlinde şikâyet aranmaz. Yani basit yaralamada bilinçli taksir bulunsa bile şikâyet gerekir; netice kemik kırığı, organ işlevinin zayıflaması gibi ağır sonuçlardan biriyse ve bilinçli taksir varsa şikâyet şartı ortadan kalkar.
İspat: Otopsi, Kan Değerleri ve Delil Tespiti
Karbonmonoksit zehirlenmesi tazminat talebinde zehirlenmenin tıbbi olarak ortaya konması davanın ilk şartıdır. Kanda karboksihemoglobin düzeyinin ölçülmesi, maruziyetin varlığını ve şiddetini gösteren ana bulgudur; bu nedenle hastaneye başvuruda ölçümün yapılıp kayda geçmesi büyük önem taşır. Ölüm hâlinde ölüm sebebinin adli tıp incelemesiyle belirlenmesi, olayın karbonmonoksit kaynaklı olduğunu ortaya koyan resmî dayanağı oluşturur.
İkinci ayak yapının ve cihazın durumunun sabitlenmesidir. Bacanın tıkalı olduğu, havalandırmanın kapatıldığı, cihazın standarda aykırı bağlandığı ancak olaydan hemen sonra yapılan bir tespitle belgelenebilir. Kolluk ve itfaiye incelemesi yapılmışsa raporun bir örneği istenir; yapılmamışsa mahkemeden delil tespiti talep edilerek durum bilirkişi eliyle kayda geçirilir.
Üçüncü ayak yükümlülüğün ihlalini gösteren belgelerdir: baca temizliği kayıtları, kombi bakım fişleri, servis raporları, apartman karar defteri, yönetime yapılan yazılı şikâyetler ve doğalgaz tesisatı onay belgeleri. Yönetimin ya da kiraya verenin bu belgeleri sunamaması, yükümlülüğün yerine getirilmediğini destekleyen bir olgu olarak değerlendirilir. Benzer bir belge zincirinin idari sorumlulukta nasıl kurulduğunu yangında itfaiyenin geç gelmesi yazısında inceledik.
Hangi Mahkeme, Hangi Süre? Sözleşme Yolu On Yıl Kazandırır
Karbonmonoksit zehirlenmesi tazminat davası, haksız fiile dayandırıldığında Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.2 gereği genel görevli asliye hukuk mahkemesinde açılır. Buna karşılık iki özel görev kuralı devrededir: Kat Mülkiyeti Kanunu Ek m.1, bu Kanun’un uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlığı sulh hukuk mahkemesine bırakır; Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.4/1-a ise kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları sulh hukuk mahkemesinin görevine verir.
Bu tablo, talebin hangi sebebe dayandırıldığının yalnızca zamanaşımını değil mahkemeyi de değiştirdiği anlamına gelir. Kiracının kiraya verene karşı sözleşmeye aykırılıktan doğan talebi sulh hukukta ve on yıllık süreye tabi görülürken, aynı kişinin haksız fiile dayanan talebi asliye hukukta ve iki yıllık süreyle sınırlı kalır. Görev itirazıyla zaman kaybetmemek için dayanağın dilekçede açıkça gösterilmesi gerekir. Konaklama ve cihaz alımı gibi tüketici işlemlerine dayanan talepler ise tüketici mahkemesinin alanına girer ve bu davalarda arabuluculuk dava şartıdır.
Süre farkı dosyanın en kritik noktalarından biridir. Haksız fiil zamanaşımı Borçlar Kanunu m.72 uyarınca zararın ve failin öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde fiil tarihinden itibaren on yıldır; fiil daha uzun ceza zamanaşımı öngören bir suç oluşturuyorsa o süre uygulanır. Buna karşılık kiracının kiraya verene karşı sözleşmeye aykırılığa dayanan talebi, m.146’daki genel kural gereği on yıllık zamanaşımına tabidir.
Bu nedenle iki yıllık süreyi geçirmiş kiracı için dosya kapanmış sayılmaz; talebin sözleşmeye dayandırılması yolu açık kalabilir. Aynı şekilde olay taksirle ölüm ya da ağır yaralama suçunu oluşturuyorsa ceza zamanaşımı üzerinden süre uzar. Süre değerlendirmesi, hangi sorumluya hangi sebeple gidileceği kararıyla birlikte yapılmalıdır.
| Talebin dayanağı | Muhatap | Mahkeme | Zamanaşımı |
|---|---|---|---|
| Haksız fiil | Kat malikleri, yönetici, yapı maliki, servis | Asliye hukuk | 2 yıl / 10 yıl |
| Kira sözleşmesine aykırılık | Kiraya veren | Sulh hukuk (kira ilişkisinden doğan) | 10 yıl |
| Tüketici işlemi (cihaz, konaklama) | Satıcı, üretici, işletmeci | Tüketici mahkemesi (arabuluculuk dava şartı) | Kural olarak 10 yıl |
| İş kazası | İşveren | İş mahkemesi | 10 yıl |
| Fiilin suç oluşturması | Kusurlu kişiler | Hukuk mahkemesi (ceza dosyası delil) | Ceza zamanaşımı süresi |
Zehirlenme Dosyasında İlk Görüşmede Neler Netleşir?
İlk görüşmenin işlevi sorumluluk haritasını çıkarmaktır: gazın kaynağı, yapının hukuki durumu, kira ilişkisinin varlığı, cihazın kim tarafından monte edildiği ve arkasında bir sigorta bulunup bulunmadığı. Bu harita çıkmadan yazılan dilekçe, çoğu zaman yanlış davalıya yöneltilmiş ya da zayıf sorumluluk sebebine dayandırılmış olur.
İkinci iş delil kaybını durdurmaktır. Cihazın muhafazası, baca ve havalandırmanın tespiti, hastane kayıtlarının ve kan değerlerinin temini, yönetimden bakım belgelerinin istenmesi ilk günlerde yapılmalıdır. Bu adımlar geciktiğinde bilirkişi incelemesinin dayanağı ortadan kalkar.
Ankara ve çevresinde yürütülen bedensel zarar dosyalarında bu haritanın çıkarılması ve süre değerlendirmesi ilk görüşmede yapılır; kapsam ve çalışma başlıkları için Ankara tazminat avukatı sayfası incelenebilir. Hayvan saldırısı gibi diğer özel sorumluluk hâllerinin nasıl kurulduğunu görmek isteyenler köpek ısırması tazminat davası yazısına bakabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Karbonmonoksit zehirlenmesi tazminat davası kime karşı açılır?
Gazın kaynağına göre değişir. Ortak bacadan kaynaklanan olaylarda kat maliklerine ve yöneticiye, yapı kusurunda yapı malikine, kiralık konutta kiraya verene, doğalgaz tesisatı hatasında sertifikalı firma ile dağıtım şirketine, cihaz arızasında üretici ve satıcıya, tüp kaynaklı olaylarda ise LPG firmasına yöneltilir. Birden çok sorumluya birlikte dava açılabilir.
Baca temizliğinden kim sorumludur?
Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik m.58 uyarınca bacaların temizliğinden bina sahibi ve yöneticisi sorumludur. Aynı hüküm bacaların yılda en az iki defa yetkili kişilere temizlettirilmesini arar. Bu kayıtların bulunmaması, yükümlülüğün yerine getirilmediğini gösterir.
Baca ortak yer midir, kiracı temizletmek zorunda mıdır?
Kat Mülkiyeti Kanunu m.4/c bacaları “her hâlde ortak yer” sayar; bu nitelik yönetim planıyla değiştirilemez. Ortak yerin bakımı kat maliklerinin ve yöneticinin borcu olduğundan, üzerinde tasarruf yetkisi bulunmayan kiracıya bu yükümlülüğün yüklenmesi uygulama alanı bulmaz.
Kiralık evde kombiden zehirlendim, ev sahibi sorumlu olur mu?
Kusur konutun kullanıma elverişliliğini etkileyen yapısal bir sorundan kaynaklanıyorsa evet. Borçlar Kanunu m.301 kiraya vereni kiralananı sözleşme süresince kullanıma elverişli durumda bulundurmakla yükümlü kılar; m.305 kiracıya zararının giderilmesini isteme hakkı verir. Kombinin olağan periyodik bakımı ise m.317 kapsamında kiracıya bırakılabilir.
Sözleşmede “bakım kiracıya aittir” yazıyorsa ev sahibi kurtulur mu?
Kurtulmaz. Borçlar Kanunu m.301’in son cümlesi, kiralananı kullanıma elverişli durumda bulundurma yükümlülüğünün konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı aleyhine değiştirilemeyeceğini belirtir. Bu emredici hüküm nedeniyle yapısal kusur sözleşmeyle kiracıya devredilemez.
Apartmanın yöneticisi yoksa kim sorumlu olur?
Kat malikleri müştereken sorumlu olur. Kat Mülkiyeti Kanunu m.35’e eklenen fıkra, kanuni şartları taşımasına rağmen yönetici atanmamış anagayrimenkulde maddede sayılan işlerin yaptırılmasından kat maliklerinin müştereken sorumlu olduğunu düzenler.
Tüpten kaynaklanan zehirlenmede sigorta öder mi?
Tüpgaz Zorunlu Sorumluluk Sigortası, tüplerin bulundurulduğu yerlerde infilak etmesi, gaz kaçırması veya yangın çıkarması sonucu doğan bedensel ve maddi zararları firmanın kusuru olmasa dahi teminat altına alır. Zararın bu rizikolardan hangisine dayandığı, teminatın kapsamı bakımından ayrıca değerlendirilir.
Karbonmonoksit dedektörü takmamak tazminatı azaltır mı?
Mevzuatta konutlar için karbonmonoksit dedektörü bulundurma zorunluluğu öngörülmemiştir; Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik’te de böyle bir hüküm yer almaz. Bu nedenle dedektör takmamış olmak, zarar görene yüklenebilecek bir kural ihlali sayılmaz.
İşyerinde karbonmonoksit zehirlenmesi iş kazası mıdır?
Evet. 5510 sayılı Kanun m.13, sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen ve onu bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olayı iş kazası sayar. İşveren olayı kolluğa derhal, Kuruma ise en geç üç iş günü içinde bildirmek zorundadır.
Zehirlenmede hangi tazminat kalemleri istenebilir?
Tedavi giderleri, kazanç kaybı, kalıcı sağlık kaybı hâlinde iş gücü kaybı tazminatı ve manevi tazminat istenebilir. Ölüm hâlinde destekten yoksun kalma tazminatı ile cenaze ve defin giderleri gündeme gelir; Borçlar Kanunu m.56 ölenin yakınlarına da manevi tazminat verilebileceğini öngörür.
Zehirlenme olayında ceza davası açılır mı?
Ölüm varsa taksirle öldürme suçu yönünden savcılık kendiliğinden soruşturma yürütür ve şikâyet gerekmez. Yaralama hâlinde soruşturma kural olarak şikâyete bağlıdır; ancak basit yaralama dışındaki neticelerde fiil bilinçli taksirle işlenmişse şikâyet aranmaz.
Zehirlenmeyi nasıl ispatlayabilirim?
Kanda karboksihemoglobin ölçümünün kayda geçmesi, ölüm hâlinde adli tıp incelemesi, bacanın ve cihazın olaydan hemen sonra tespit edilmesi, itfaiye ve kolluk raporları ile baca temizliği ve bakım kayıtlarının toplanması gerekir. Tespit gecikirse bilirkişi incelemesinin dayanağı kaybolur.
Zehirlenme tazminatında zamanaşımı ne kadardır?
Haksız fiilde zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde olay tarihinden itibaren on yıldır. Fiil daha uzun ceza zamanaşımı öngören bir suç oluşturuyorsa o süre uygulanır. Kiracının kiraya verene karşı sözleşmeye dayanan talebi ise on yıllık zamanaşımına tabidir.
İki yıl geçtiyse dava hakkım tümüyle bitti mi?
Zorunlu olarak bitmez. Olay suç oluşturuyorsa ceza zamanaşımı süresi uygulanabilir; kira ilişkisi varsa talep sözleşmeye aykırılığa dayandırılarak on yıllık süreden yararlanılabilir. Bu nedenle süre değerlendirmesi, hangi sorumluya hangi sebeple gidileceğiyle birlikte yapılmalıdır.
Zehirlenme yaşadığım kiralık evden çıkabilir miyim?
Borçlar Kanunu m.306, ayıbın kiralananın öngörülen kullanıma elverişliliğini ortadan kaldırması ya da önemli ölçüde engellemesi ve kiraya verene verilen uygun sürede giderilmemesi hâlinde kiracıya sözleşmeyi fesih hakkı verir. Fesih, tazminat talebini ortadan kaldırmaz; iki hak birlikte kullanılabilir.
Ölen kişinin mirasçısı değilim, destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilir miyim?
İsteyebilirsiniz. Destekten yoksun kalma tazminatı mirasçılıktan değil, ölenden fiilen ve düzenli destek görmekten doğan bağımsız bir haktır. Bu nedenle mirasçı olmayan kişiler de desteği ispatlayabildiği ölçüde talepte bulunabilir; mirasın reddedilmiş olması da bu hakkı etkilemez.
Buradaki açıklamalar genel bilgilendirme niteliğindedir ve somut bir olaya doğrudan uygulanamaz; sorumluluk değerlendirmesi gazın kaynağına, yapının durumuna ve toplanan delillere göre değişir. Mevzuat ile idari uygulamalar zaman içinde değişebileceğinden, adım atmadan önce dosyanızı bir avukatla görüşerek değerlendirmeniz yerinde olur. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.