
Markette kayan bir ayak, saniyeler içinde bir omuz kırığına, bel fıtığına ya da haftalarca süren iş göremezliğe dönüşebilir. Çoğu insan bu anda ilk aklına geleni yapar: utanır, hızla ayağa kalkar, “kendi dikkatsizliğimdi” diyerek olayı unutmaya çalışır. Oysa markette düşüp yaralanma tazminat davası açma hakkı, çoğu zaman tam da bu ilk anda kaybedilir — çünkü kimse kamerayı, tanığı, ıslak zemini fotoğraflamayı düşünmez. Gerçek şu ki bir işletme, kapısından giren her müşteriye güvenli bir zemin sunmakla yükümlüdür; bu yükümlülük ihmal edildiğinde sorumluluk kural olarak müşteride değil, işletmededir.
Özetle: Markette Düşüp Yaralanma Tazminat Davası
- İşletmenin (market, AVM, mağaza) müşteriye karşı güvenli alan sağlama ve özen gösterme yükümlülüğü vardır; bu ihlal edilirse yaralanan müşteri veya ölüm halinde yakınları tazminat talep edebilir.
- Zemini ıslak/kaygan bırakan temizlik personelinin hatası, Türk Borçlar Kanunu m.66 uyarınca işletmeyi “adam çalıştıran” sıfatıyla sorumlu kılar ve bu durumda özeni gösterdiğini ispat yükü işletmeye geçer.
- Talep edilebilecek kalemler arasında tedavi gideri, iş göremezlik/gelir kaybı, kalıcı maluliyet tazminatı ve manevi tazminat; ölüm halinde ise cenaze gideri ile destekten yoksun kalma tazminatı bulunur.
- Uyarı levhası bulunması tek başına işletmeyi sorumluluktan kurtarmaz; buna karşılık müşterinin kendi dikkatsizliği (telefonla ilgilenme, koşma) tazminatı azaltan bir müterafik kusur sebebi olabilir.
- Görevli mahkeme dava dayanağının nasıl kurgulandığına göre değişebilir, zamanaşımı ise kural olarak zararın öğrenilmesinden itibaren 2, her hâlde olaydan itibaren 10 yıldır — güncel içtihatla bu süreler değişebileceğinden somut olayda mutlaka bir avukata danışılmalıdır.
Markette düşüp yaralanma tazminat davası açılabilir mi, müşteri tazminat alabilir mi?
Evet, işletmenin özen ve güvenli alan sağlama yükümlülüğünü ihlal ettiği kanıtlanabiliyorsa markette düşüp yaralanma tazminat davası açılabilir. Türk hukukunda bir işletme, kapısını müşteriye açtığı andan itibaren o kişinin bedensel bütünlüğünü tehlikeye atmayacak bir ortam sunmakla yükümlüdür. Bu yükümlülük yazılı bir sözleşme maddesi değildir; işletme faaliyetinin doğasından, yani “müşteri çağırma” fiilinden doğar. Dava hakkı yalnızca doğrudan yaralanan kişiye ait değildir. Kaza ağır yaralanma veya kalıcı sakatlıkla sonuçlanmışsa mağdurun kendisi; kaza ölümle sonuçlanmışsa mirasçıları ve destek gördükleri kişiler ayrı bir tazminat kalemi olarak dava açabilir. Küçük çocuğun düşmesi halinde velisi, kısıtlı bir kişinin düşmesi halinde ise vasisi davayı takip eder. Burada belirleyici olan tek kriter “kim haklıydı” değil, “işletme gerekli özeni gösterdi mi” sorusudur. Zemin gerçekten kaygansa, bu durum makul bir süre önlenmemişse ve müşteri bunu önceden görüp kaçınamayacak durumdaysa, sorumluluk büyük ölçüde işletmeye kayar. Bu noktada benzer bir mantığın işlediği asansör kazası tazminat davası sürecine de göz atmak, işleten/malik sorumluluğunun nasıl kurgulandığını anlamak açısından faydalı olabilir.İşletmenin müşteriye karşı sorumluluğunun hukuki dayanağı nedir?
İşletmenin sorumluluğu iki ana hukuki dayanağa yaslanır ve bu iki dayanak birbirini dışlamaz, davada birlikte ileri sürülebilir. Hangi dayanağın öne çıkarılacağı, kazanın kim tarafından ve nasıl meydana geldiğine göre değişir. Türk Borçlar Kanunu m.49 (haksız fiil) genel kusur sorumluluğunu düzenler. İşletmenin kendisi, örneğin zemin döşemesini kayganlaşacak şekilde seçmiş veya bariz bir bakım eksikliğini haftalarca gidermemişse, bu madde üzerinden doğrudan kusur sorumluluğu doğar. Bu dayanakta ispat yükü kural olarak zarar görende, yani müşteridedir; müşteri zeminin kaygan olduğunu, uyarı bulunmadığını ve bu ihmalle yaralanması arasında illiyet bağı olduğunu göstermek zorundadır. Türk Borçlar Kanunu m.66 (adam çalıştıranın sorumluluğu) ise çoğu markette düşme olayında çok daha güçlü ve stratejik olarak daha avantajlı bir dayanaktır. Kaza, işletmenin çalıştırdığı bir temizlik personelinin zemini ıslak ve işaretsiz bırakmasından kaynaklanıyorsa, işletme bu personelin “adam çalıştıran”ıdır ve kusursuz sorumluluk esasına tabi tutulur. 2012’de yürürlüğe giren yeni TBK ile birlikte bu sorumluluğa “organizasyon kusuru” boyutu da eklenmiştir: yetersiz personel sayısı, kötü kurulmuş bir temizlik/denetim düzeni de işletmenin kendi kusuru olarak değerlendirilebilir. Bu ayrımın pratikte en kritik sonucu ispat yükünün yön değiştirmesidir; bu konuyu aşağıda ayrı bir başlıkta detaylı ele alıyoruz. Bazı doktrin görüşlerinde, işletmenin müşteriyi çağırırken zımnen bir “koruma yükümlülüğü” üstlendiği ve bunun sözleşme benzeri bir güven ilişkisi doğurduğu da savunulur; ancak bu, Yargıtay uygulamasında henüz tek başına ana dayanak olarak değil, haksız fiil ve adam çalıştıran sorumluluğunu destekleyici bir yorum olarak kullanılmaktadır.| Hukuki Dayanak | Uygulandığı Durum | İspat Yükü |
|---|---|---|
| TBK m.49 (Haksız Fiil) | İşletmenin kendi kusuru/ihmali (bakım, tasarım, gözetim eksikliği) | Kural olarak müşteride |
| TBK m.66 (Adam Çalıştıran) | Personelin (temizlikçi, reyon görevlisi) hatası veya organizasyon kusuru | İşletmede — kurtuluş kanıtı gösteremezse sorumludur |
| TBK m.69 (Bina/Yapı Maliki) | Zemin malzemesi kalıcı olarak kaygan veya yapısal/bakım kusuru varsa gündeme gelebilir | Duruma göre değişir |
Markette veya AVM’de düşme davası kime karşı açılır: AVM mi, mağaza mı?
Bu sorunun cevabı düşmenin gerçekleştiği alana göre değişir. Kaza bir mağazanın, marketin veya zincir markanın kendi satış alanı içinde gerçekleştiyse davalı taraf o işletmedir; kaza AVM’nin ortak kullanım alanında (yürüyüş yolu, tuvalet koridoru, asansör önü, food court) meydana geldiyse davalı AVM yönetimi/işleticisidir. Otoparkta yaşanan düşmelerde de aynı mantık işler; otoparktan ayrıca ücret alınmaması, AVM yönetimini bu alandaki güvenlik yükümlülüğünden kurtarmaz. Otopark buzlanması, çukur, kırık zemin plakası gibi nedenlerle düşme yaşandığında sorumluluk yine alanın işleteni olan AVM’ye aittir. Zincir marketlerde sıkça karşılaşılan bir soru da “dava merkeze mi, şubeye mi açılır” sorusudur. Uygulamada dava, kazanın gerçekleştiği şubeyi işleten tüzel kişiye (çoğu zaman aynı zamanda merkez şirkettir) yöneltilir; şube ayrı bir tüzel kişilik değilse merkez şirket doğrudan muhataptır. Bir kiracı mağazanın, AVM’nin kendi kusuruyla oluşan bir zemin sorunundan (örneğin çatı akıntısı, ortak alan bakımsızlığı) etkilenmesi gibi karma durumlarda ise hem kiracı işletme hem AVM yönetimi birlikte davalı gösterilebilir; sorumluların birden fazla olduğu hallerde müteselsil sorumluluk söz konusu olur, yani zarar gören tazminatın tamamını sorumlulardan herhangi birinden talep edebilir. Kimin davalı olacağının doğru belirlenmesi, davanın en başında telafisi güç zaman kaybını önler. Bu noktada bir tazminat avukatı ile görüşmek, olay yerinin işletme yapısının (kiracı mı, AVM ortak alanı mı, franchise mı) doğru tespit edilmesini sağlar.İşletmenin kusuru ve ispat yükü nasıl belirlenir?
İspat yükünün kime ait olduğu, davanın hangi hukuki dayanak üzerine kurulduğuna göre değişir ve bu fark davanın kazanılma ihtimalini doğrudan etkiler. TBK m.49’a dayanan bir davada müşteri; zeminin ıslak/kaygan olduğunu, bunun makul bir süre önce oluştuğunu, işletmenin bunu bilebilecek veya bilmesi gerekecek durumda olduğunu ve buna rağmen önlem almadığını ispatlamak zorundadır. TBK m.66’ya dayanan bir davada ise tablo tersine döner. Müşterinin sadece zararın bir çalışanın (temizlik personeli, reyon görevlisi, güvenlik) hizmeti sırasında/dolayısıyla oluştuğunu göstermesi yeterlidir; bundan sonra işletmenin “zararın doğmasını engellemek için gerekli tüm özeni gösterdiğini” (kurtuluş kanıtı) ispatlaması gerekir. Bu ispatı yapamayan işletme, kusursuz sorumluluk esasına göre tazminat ödemekle yükümlü olur. Bu nedenle davayı hazırlarken kazanın kaynağının bir çalışan hatasına (örneğin yeni paspaslanmış zemini işaretlemeden bırakma) bağlanabilmesi, davacı lehine önemli bir stratejik avantajdır. Uygulamada işletmelerin sık başvurduğu “zeminin temizliğinden taşeron firma sorumludur, biz değiliz” savunması da kural olarak tutmaz; adam çalıştıran sorumluluğu taşeron ilişkilerinde de devam eder ve işleten, taşeronla birlikte müteselsilen sorumlu tutulur.Islak zemin uyarı levhası varsa işletme sorumluluktan kurtulur mu?
Hayır, bir uyarı levhasının varlığı tek başına işletmeyi otomatik olarak sorumluluktan kurtarmaz. Mahkemeler levhanın varlığından çok, o levhanın kaza anında gerçekten görülebilir, doğru konumda ve müşterinin geçtiği güzergâhı yeterince kapsayacak şekilde yerleştirilmiş olup olmadığına bakar. Uygulamada sıkça karşılaşılan bazı zayıf savunma örnekleri şunlardır:- Levhanın ıslak alandan birkaç metre uzağa, yalnızca temizlik personelinin geçtiği koridora konulmuş olması
- Levhanın kalabalık, görüş açısını kapatan reyonların arkasında kalması
- Islaklığın levha koyulduktan çok sonra da (kuruma süresi aşılmasına rağmen) kaldırılmamış olması
- Levhanın devrilmiş, düşmüş veya görünmez hale gelmiş olması
Müşterinin kendi dikkatsizliği tazminatı düşürür mü?
Evet, müşterinin kazada payı olan bir dikkatsizliği varsa tazminat miktarı TBK m.52 uyarınca indirilebilir, hatta bazı durumlarda tamamen ortadan kalkabilir. Buna hukukta müterafik kusur (birlikte kusur) denir ve işletme savunmasının neredeyse her davada başvurduğu ana argümandır. Mahkemenin müşteri aleyhine değerlendirebileceği tipik durumlar şunlardır: telefonla ilgilenirken önüne bakmadan yürümek, markette koşmak, açıkça görülebilir bir uyarı levhasına ve kordona rağmen o alandan geçmeyi tercih etmek, uygun olmayan (örneğin tabanı aşırı düz, topuklu) ayakkabıyla hızlı hareket etmek. Bu unsurlardan biri veya birkaçı ispatlanırsa mahkeme, toplam tazminattan belirli bir oranda indirim yapar. Önemli olan, müterafik kusurun davayı tamamen ortadan kaldıran bir savunma olmadığıdır; işletmenin kendi özen yükümlülüğünü ihmal ettiği tespit edildiği sürece kısmi kusur, tazminat hakkını genellikle sıfırlamaz, yalnızca oranını azaltır. Bu nedenle “biraz dikkatsizdim” düşüncesiyle dava açmaktan vazgeçmek, çoğu zaman hak kaybına yol açan gereksiz bir çekincedir.Düşme kazasından sonra ne yapılmalı? Delil toplama adımları
Kazadan sonraki ilk saatler ve günler, davanın kazanılıp kaybedilmesinde belirleyici olabilir; çünkü güvenlik kamerası kayıtları çoğu işletmede kısa sürede silinir ve zeminin durumu hızla değişir. Aşağıdaki checklist, sık karşılaşılan bir markette düşme olayı sonrası izlenebilecek pratik adımları özetler.- Tutanak tutturun: Olay yerindeki yetkiliden veya güvenlik görevlisinden tutanak düzenlenmesini isteyin; tutanağa tarih, saat ve zeminin durumunun açıkça yazılmasına dikkat edin.
- Kamera kaydını yazılı olarak talep edin: İşletmeye kaydın silinmemesi için yazılı bir başvuru (dilekçe, e-posta) yapın; gerekirse bir avukat aracılığıyla delil tespiti talebiyle mahkemeden kayıtların korunmasını isteyin.
- Fotoğraf ve video çekin: Islak zeminin, uyarı levhasının (var/yok), döşemenin durumunun, giysinizin/ayakkabınızın anlık halini kaydedin.
- Tanık bilgisi toplayın: Olayı gören diğer müşterilerin isim ve iletişim bilgilerini alın.
- Sağlık kuruluşuna başvurun: Aynı gün acil servise gidin, aldığınız raporu ve tüm tetkik sonuçlarını saklayın; belirtiler geç ortaya çıksa bile ilk müracaatın tarihi önemlidir.
- Gider belgelerini biriktirin: Hastane faturaları, ilaç, fizik tedavi, yol ve bakım giderlerine ilişkin tüm fişleri saklayın.
- Sosyal medya paylaşımına dikkat edin: Kaza sonrası “iyiyim, sorun yok” gibi paylaşımlar, ileride işletme savunmasında aleyhinize kullanılabilir.
Markette düşme kazasında hangi tazminatlar talep edilebilir?
Markette düşme sonucu yaralanan bir müşteri, biri maddi biri manevi olmak üzere iki ayrı tazminat türü talep edebilir; bu iki kalem birbirinden bağımsız hesaplanır ve aynı davada birlikte istenebilir. Maddi ve manevi tazminatın hangi zararları karşıladığına dair genel çerçeveyi maddi ve manevi tazminat arasındaki fark yazısında daha ayrıntılı bulabilirsiniz. Maddi tazminat (TBK m.54) şu kalemleri kapsar:- Tedavi giderleri (hastane, ameliyat, ilaç, fizik tedavi, protez/ortez)
- Geçici iş göremezlik nedeniyle oluşan gelir kaybı
- Kalıcı maluliyet/iş gücü kaybı tazminatı (sürekli sakatlık halinde, ömür boyu gelir kaybı hesaplanarak)
- Bakıcı gideri (kişi kendi ihtiyaçlarını karşılayamaz durumdaysa)
- Estetik zarar ve ek giderler (varsa)
Islak zemin, dökülen ürün, otopark buzlanması: farklı senaryolarda sorumluluk
Markette düşme kazaları tek bir kalıba girmez; kazanın nedenine göre sorumluluğun dayanağı ve ağırlığı da değişir. Aşağıda sık görülen senaryolar ve bu senaryolarda öne çıkan hukuki değerlendirmeler yer alır.- Yeni paspaslanmış/temizlenmiş ıslak zemin: En sık görülen senaryo. Zemin işaretlenmeden veya kurumadan açık bırakılmışsa, çoğu zaman TBK m.66 kapsamında adam çalıştıran sorumluluğu doğrudan devreye girer.
- Dökülen/kırılan ürün (yoğurt, yağ, cam şişe): Ürünün dökülmesinden sonra makul bir süre içinde fark edilip temizlenmemesi işletme aleyhine değerlendirilir; dökülmenin çok yeni olduğu (örneğin başka bir müşterinin saniyeler önce düşürdüğü) ispatlanabilirse işletmenin kusuru azalabilir.
- Yağmur suyu, giriş kapısı önü: Yağışlı havalarda giriş bölgesine paspas serilmemesi veya birikmiş suyun uzun süre giderilmemesi, öngörülebilir bir tehlikenin önlenmemesi olarak değerlendirilir.
- Otopark buzlanması/çukur: AVM veya market otoparkında buzlanma, tuzlama/kum serme gibi önlemlerin alınmamış olması halinde AVM/işletme yönetiminin sorumluluğu gündeme gelir.
- Bozuk/yükselmiş zemin plakası, halı kenarı: Kalıcı yapısal bir kusur söz konusuysa, bu durum TBK m.69 kapsamında bina/yapı maliki sorumluluğu ile de değerlendirilebilir; ancak bunun için kusurun geçici değil süreklilik arz eden bir bakım/yapı eksikliği olması gerekir.
- Reyon rafından düşen ürün nedeniyle kayma: Hem düşen ürünün istifleme kusuru hem de zeminin temizlenmemesi birlikte değerlendirilebilir; genellikle her iki unsur da işletme aleyhine yorumlanır.





