Nitelikli Dolandırıcılık Şikayete Tabi mi? (TCK 158)
Nitelikli dolandırıcılık şikayete tabi mi? Hayır — Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesinde “şikâyet üzerine” ifadesi hiç geçmez. Suç resen soruşturulur; savcılık olaydan haberdar olduğu anda kendiliğinden harekete geçer, mağdurun şikâyeti bir dava şartı değildir. Aynı şey basit dolandırıcılık için de geçerli.
Kanunun tamamı içinde “şikâyet üzerine” ibaresi malvarlığına karşı suçlar bakımından yalnızca üç yerde karşımıza çıkıyor ve üçü de nitelikli dolandırıcılık değil. Karışıklık büyük ölçüde bu üç istisnanın genelleştirilmesinden doğuyor.
Doğrudan cevap
- Şikâyete tabi mi: Hayır. TCK m.157 ve m.158 resen soruşturulur.
- Şikâyetten vazgeçme: Dosyayı düşürmez; kamu adına takip sürer.
- Şikâyet süresi: Altı aylık süre şikâyete bağlı suçlar içindir; burada uygulanmaz.
- Dava zamanaşımı: Basit hâlde 8 yıl, nitelikli hâlde 15 yıl.
- Görevli mahkeme: Kural olarak asliye ceza mahkemesi.
- Uzlaştırma: m.157 kapsamda, m.158 kapsam dışı.
Nitelikli dolandırıcılık şikayete tabi mi? Kanun metni ne diyor
Bir suçun şikâyete bağlı olup olmadığı, kanunun o suçu düzenleyen maddesinde açıkça yazar. Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesinin dört fıkrasının hiçbirinde “şikâyet” kelimesi geçmiyor. 157. maddede de geçmiyor. Kanun bir suçu şikâyete bağlı kılmak istediğinde bunu açıkça söyler; söylemediği yerde suç resen kovuşturulur.
Bunun pratik anlamı şu: bankaya, savcılığa ya da kolluğa yapılan bildirim teknik olarak “şikâyet” değil ihbardır. İkisi arasındaki fark, sonradan geri alınıp alınamayacağında ortaya çıkıyor.
Kanunun bu tercihi tesadüf değil. Dolandırıcılık, yalnızca bireysel bir zarar değil ekonomik düzene yönelen bir ihlal olarak görüldüğü için takibi mağdurun iradesine bırakılmamış. Aynı sebeple fail, mağduru vazgeçmeye ikna ederek dosyadan kurtulamıyor — bu, mağdur üzerindeki baskı ihtimalini de azaltan bir koruma.
Kanun metnini doğrudan görmek isterseniz: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu.
“Şikâyet üzerine” ifadesi kanunda nerede geçiyor?
Dolandırıcılıkla ilişkili hükümler içinde üç yerde. Aşağıdaki tablo, hangi durumda şikâyetin gerçekten şart olduğunu gösteriyor — ve bu üçünün hiçbiri nitelikli dolandırıcılık değil.
| Madde | Konu | Şikâyete bağlı mı | Ceza |
|---|---|---|---|
| TCK m.157 | Dolandırıcılık | Hayır | 1-5 yıl hapis + adlî para |
| TCK m.158 | Nitelikli dolandırıcılık | Hayır | 3-10 yıl hapis + adlî para |
| TCK m.159 | Hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla dolandırıcılık | Evet | 6 ay-1 yıl hapis veya adlî para |
| TCK m.160 | Hata sonucu ele geçen eşya üzerinde tasarruf | Evet | 1 yıla kadar hapis veya adlî para |
| TCK m.167/2 | Belirli yakınlar zararına işlenme | Evet (ceza yarı oranında indirilir) | — |
Üçüncü satır özellikle önemli. Gerçek bir alacağınız varsa ve onu tahsil etmek için hileye başvurduysanız, fiil dolandırıcılık sayılır ama daha az ceza gerektiren hâl olarak değerlendirilir ve şikâyete bağlıdır. Bu ayrımın nasıl işlediğini dolandırıcılıkta tazminat ve şikâyet süreci yazımızda da ele almıştık.
Dördüncü satır ise hatalı para transferlerinde gündeme geliyor; bu senaryonun ayrıntısı yanlış IBAN’a gönderilen paranın iadesi yazımızda.
Şikâyet ile ihbar arasındaki fark
Günlük dilde ikisi de “şikâyet” deniyor, ama hukuken farklı sonuçlar doğuruyorlar. Şikâyet, kanunun aradığı hâllerde soruşturmanın başlaması için zorunlu olan ve geri alınabilen bir irade beyanıdır. İhbar ise resen soruşturulan bir suçun yetkili makama bildirilmesidir; geri alınması soruşturmayı durdurmaz.
Dolandırıcılıkta yaptığınız başvuru — savcılığa dilekçe, karakolda tutanak ya da elektronik ortamdan bildirim — teknik olarak ihbar niteliğindedir. Bu, mağdurun konumunu zayıflatmıyor; tam tersine, soruşturmanın sizin iradenize bağlı olmadan yürümesini sağlıyor.
Farkın pratikte görüldüğü an, tarafların anlaşmaya vardığı an oluyor. Şikâyete bağlı bir suçta anlaşma dosyayı bitirebilirken, resen soruşturulan bir suçta anlaşma yalnızca zararın giderilmesi olarak kayda geçiyor ve failin cezasında indirim sebebi hâline geliyor.
Bu ayrım, nitelikli dolandırıcılık şikayete tabi mi sorusunun neden bu kadar sık sorulduğunu da açıklıyor: mağdurlar çoğu zaman “başvurumu geri çekersem her şey biter” beklentisiyle hareket ediyor, failler ise “şikâyetten vazgeçilirse dosya kapanır” varsayımıyla anlaşma arıyor. İki taraf da yanlış bir öncülden yola çıktığı için sonuçta hayal kırıklığı doğuyor.
Bildirimin nereye yapılacağı da sonucu etkilemiyor: savcılık, kolluk ya da elektronik kanallardan hangisi kullanılırsa kullanılsın, bilgi savcılığa ulaştığı anda soruşturma yükümlülüğü doğuyor. Doğru dilekçe örneği ve içeriği için savcılığa verilecek şikâyet dilekçesi örneği yazımıza bakabilirsiniz.
Nitelikli Dolandırıcılıkta Şikayetten Vazgeçme: Dosya Kapanır mı?
Kapanmaz. Resen soruşturulan suçlarda mağdurun beyanı delil değeri taşır, ama takibi sona erdirmez. Savcılık, mağdur vazgeçse bile soruşturmayı sürdürür ve yeterli şüphe varsa iddianame düzenler; mahkeme aşamasında da vazgeçme tek başına düşme sebebi olmaz.
Bu, çoğu mağdurun beklemediği bir sonuç doğuruyor: zarar giderildiği için şikâyetten vazgeçilse de dosya yürümeye devam ediyor. Zararın giderilmesinin karşılığı dosyanın kapanması değil, fail bakımından etkin pişmanlık indirimi oluyor.
Vazgeçmenin sonuç doğurduğu tek hâller, tablodaki şikâyete bağlı maddeler: m.159, m.160 ve m.167/2 kapsamındaki durumlar.
Altı aylık şikâyet süresi burada işler mi?
İşlemez. TCK m.73/1 şöyle diyor: “Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.” Cümlenin şartı açık — süre yalnızca şikâyete bağlı suçlar için var.
Dolayısıyla dolandırıcılıkta “altı ayı geçirdim, artık başvuramam” endişesi yersiz. Sınır, şikâyet süresi değil dava zamanaşımıdır; o da yıllarla ölçülür. Buna karşılık geç başvurmanın pratik bir bedeli var: delillerin toplanması zorlaşıyor, banka kayıtları ve iletişim verileri zamanla erişilemez hâle gelebiliyor.
Dava zamanaşımı 8 yıl mı 15 yıl mı?
İkisi de doğru, ama farklı fıkralar için. Karışıklığın kaynağı, iki rakamın hangi hâle ait olduğunun söylenmemesi. TCK m.66 süreyi suçun cezasının üst sınırına göre belirliyor:
| Suç | Cezanın üst sınırı | Uygulanan fıkra | Zamanaşımı |
|---|---|---|---|
| Dolandırıcılık (m.157) | 5 yıl | m.66/1-e (“beş yıldan fazla olmamak”) | 8 yıl |
| Nitelikli dolandırıcılık (m.158) | 10 yıl | m.66/1-d (“beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az”) | 15 yıl |
Maddenin üçüncü fıkrası ayrıca şunu söylüyor: süre belirlenirken “dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur.” Yani dosyada nitelikli hâl ihtimali varsa on beş yıllık süre esas alınır. Zamanaşımı, kural olarak suçun işlendiği günden itibaren işlemeye başlar.
Zincirleme biçimde işlenen fiillerde başlangıç anı kayıyor: aynı suç işleme kararıyla farklı zamanlarda gerçekleştirilen eylemlerde süre, son eylemin işlendiği günden itibaren hesaplanır. Aynı failin aynı mağdura karşı aylara yayılan ödemeler aldığı dosyalarda bu kural, zamanaşımını fiilen ileri taşıyor.
Davaya hangi mahkeme bakar?
Kural olarak asliye ceza mahkemesi. Bu, uygulamada en sık yanlış bilinen noktalardan biri; pek çok kaynak nitelikli dolandırıcılık için doğrudan ağır ceza mahkemesini gösteriyor.
Görev kuralı şöyle işliyor: 5235 sayılı Kanun’un 12. maddesi ağır ceza mahkemesini, ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla görevli kılıyor. Aynı Kanun’un 14. maddesi ise görev belirlenirken “ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanunda yer alan suçun cezasının üst sınırı“nın esas alınacağını söylüyor.
TCK m.158/1’in üst sınırı tam olarak on yıl; on yıldan fazla değil. Üçüncü fıkradaki artırım nedenleri (üç veya daha fazla kişiyle birlikte işleme, örgüt faaliyeti çerçevesinde işleme) ise birer ağırlaştırıcı neden olduğundan, 14. madde gereği görev belirlenirken hesaba katılmaz. Sonuç: nitelikli dolandırıcılık davası kural olarak asliye ceza mahkemesinde görülür. Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller ve suçun örgüt suçlarıyla birlikte yargılandığı durumlar saklıdır.
Verilen karara karşı başvurulacak yol ve süreler için mahkeme kararının üst mahkemeye taşınması yazımıza bakabilirsiniz.
Uzlaştırmaya tabi mi?
Nitelikli dolandırıcılık uzlaştırma kapsamında değil. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesi uzlaştırmaya tabi suçları iki grupta sayıyor: şikâyete bağlı suçlar ve maddede tek tek listelenen suçlar. Listede dolandırıcılık bakımından yalnızca m.157 yer alıyor; m.158 listede yok.
Buna karşılık gözden kaçan bir sonuç var: m.159 şikâyete bağlı olduğu için birinci grup üzerinden uzlaştırmaya tabidir. Yani hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenen dolandırıcılıkta uzlaştırma yolu açık. Bu ayrımı yapmayan metinler, “dolandırıcılıkta uzlaşma sadece basit hâlde olur” diyerek üçüncü ihtimali görmüyor.
Hangi hâller nitelikli sayılıyor, ceza ne kadar artıyor?
TCK m.158/1 on iki bent sayıyor. Temel ceza üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası. Ancak maddenin son cümlesi belirli bentler için tabanı yükseltiyor:
“Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.”
- (e) kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak
- (f) bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle
- (j) tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla
- (k) sigorta bedelini almak maksadıyla
- (l) kendini kamu görevlisi ya da banka, sigorta veya kredi kurumu çalışanı olarak tanıtmak suretiyle
Bu listenin pratik önemi büyük: internet ve telefon üzerinden işlenen dolandırıcılıkların çoğu (f) ya da (l) bendine giriyor ve ceza dört yıldan başlıyor. Ayrıca m.158/3 uyarınca suç üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenirse ceza yarı oranında, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenirse bir kat artırılıyor.
Kalan bentler de günlük hayatta sık karşılaşılan durumları kapsıyor: dinî inanç ve duyguların istismarı (a), kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durumdan veya zor şartlardan yararlanma (b), algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanma (c), kamu kurumu, meslek kuruluşu, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliğinin araç kılınması (d), basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanma (g), tacir veya şirket yöneticisinin ticari faaliyeti sırasında ya da kooperatif yöneticisinin kooperatif faaliyeti kapsamında işlemesi (h), serbest meslek sahibinin mesleğine duyulan güveni kötüye kullanması (i).
Maddenin ikinci fıkrası ise ayrı bir hâli düzenliyor: kamu görevlileriyle ilişkisi olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak menfaat temin etmek. Bu fıkra da birinci fıkradaki ceza aralığına tabi.
Zararı gidermek cezayı nasıl etkiliyor?
Dosyayı düşürmez, ama cezayı belirgin biçimde azaltır. TCK m.168 etkin pişmanlığı iki aşamaya ayırıyor: zarar kovuşturma başlamadan önce tamamen giderilirse verilecek cezanın üçte ikisine kadarı, kovuşturma başladıktan sonra hüküm verilmeden önce giderilirse yarısına kadarı indiriliyor.
Kısmi ödeme de mümkün, ancak bir şartla: maddenin dördüncü fıkrası, kısmen geri verme veya tazmin hâlinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için mağdurun rızasını arıyor. Mağdur kabul etmezse kısmi ödeme indirim sağlamıyor.
Zamanlama da belirleyici. İndirim oranı, ödemenin hangi aşamada yapıldığına göre değişiyor: kovuşturma başlamadan önce üçte ikiye kadar, kovuşturma başladıktan sonra hüküm verilene kadar yarıya kadar. Hüküm verildikten sonra yapılan ödeme ise m.168 kapsamında bir indirim sağlamıyor. Bu yüzden zararın giderilmesi kararı, dosyanın hangi aşamada olduğuna bakılarak alınmalı.
Mağdur açısından da aynı takvim geçerli: alacağın erken tahsili için en elverişli pencere, iddianame düzenlenmeden önceki dönem oluyor. Bu dönemde yapılan görüşmelerin tutanağa geçirilmesi, sonradan doğabilecek tartışmaları önlüyor.
Bu düzenleme mağdur açısından da bir kaldıraç oluşturuyor: zararın giderilmesi failin lehine sonuç doğurduğu için, tahsil çoğu zaman ceza dosyası üzerinden gerçekleşiyor.
Aile içinde işlenirse ne olur?
TCK m.167 bu durum için özel bir düzenleme getiriyor. Suç, haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, üstsoy veya altsoyun, bu derecedeki kayın hısımlarının, evlat edinen veya evlatlığın ya da aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin zararına işlenmişse cezaya hükmolunmuyor.
İkinci fıkradaki daha uzak yakınlarda — ayrılık kararı verilmiş eşler, aynı konutta yaşamayan kardeşler, aynı konutta yaşayan amca, dayı, hala, teyze, yeğen ve ikinci derece kayın hısımları — ceza tamamen kalkmıyor; şikâyet üzerine verilecek ceza yarı oranında indiriliyor. Nitelikli dolandırıcılık şikayete tabi mi sorusunun “evet” cevabı aldığı tek hâllerden biri işte burası.
2026’da ne değişti?
31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Kanun ile TCK m.158’e dördüncü bir fıkra eklendi. Düzenleme, dolandırıcılık suçlarına iştirakin yalnızca ödeme araçlarını veya hesabın kullanılmasını sağlayan bilgileri başkasına vermek fiiliyle sınırlı kalması hâlinde cezanın yarı oranında indirilmesini öngörüyor.
Bu değişiklik, suçun şikâyete tabi olup olmadığını etkilemiyor — m.158 resen soruşturulan bir suç olmaya devam ediyor. Düzenlemenin kimleri kapsadığını, devam eden ve kesinleşmiş dosyalara etkisini IBAN kullandırma cezası ve yeni düzenleme yazımızda ayrıntısıyla anlattık.
Soruşturmadan hükme dosyanın seyri
Resen soruşturulan bir suçta süreç, mağdurun iradesinden bağımsız bir çizgi izliyor. Bildirimin ardından savcılık delilleri topluyor: banka kayıtları, iletişim verileri, varsa kamera görüntüleri ve tanık beyanları. Bu aşamada mağdurun katkısı belge sunmakla sınırlı görünse de, dosyanın gücünü çoğu zaman bu belgeler belirliyor.
Yeterli şüphe oluşursa iddianame düzenleniyor ve dosya mahkemeye gidiyor; oluşmazsa kovuşturmaya yer olmadığına karar veriliyor. Bu kararın ne anlama geldiğini ve nasıl itiraz edildiğini kovuşturmaya yer olmadığına dair karar yazımızda anlattık. İddianamenin kabulüyle birlikte süreç kamu davası aşamasına geçiyor.
Kovuşturma aşamasında mağdur katılan sıfatıyla dosyaya dahil olabiliyor. Katılan olmak, kararlara karşı kanun yoluna başvurma imkânı sağladığı için pratikte önemli bir adım.
Mağdurun parasına ulaşma yolları
Ceza dosyası failin cezalandırılmasına yönelik; paranın iadesi ayrı bir eksende yürüyor. Uygulamada üç yol birlikte kullanılıyor.
- Etkin pişmanlık üzerinden iade. Fail indirimden yararlanmak için zararı gidermek istediğinde tahsil ceza dosyasının içinde gerçekleşiyor. Pratikte en hızlı yol bu.
- Hukuk davası. Haksız fiile dayalı tazminat davasıyla maddi ve manevi zarar isteniyor; ceza dosyasının sonucu burada güçlü bir delil oluşturuyor.
- Elkoyma ve iade. Suçtan elde edilen değere soruşturma sırasında elkonulmuşsa, hak sahibi olduğunuz belirlendiğinde iade gündeme geliyor.
Tazminat davasının nasıl kurulacağını ve hangi kalemlerin istenebileceğini dolandırıcıya tazminat davası yazımızda ayrıntılandırdık.
Nitelikli Dolandırıcılıkta Emsal Kararlar Neden Tek Başına Yol Göstermez?
“Emsal karar” başlığıyla paylaşılan metinlerin çoğunda dosyanın hangi bende dayandığı yazmaz; karar tarihi ile sayısı verilse bile hangi fıkranın uygulandığı görülmediği sürece o karar başka bir dosya için ölçü olmaz. Nitelikli dolandırıcılıkta sonucu belirleyen şey benzer bir kararın varlığı değil, fiilin madde 158’in hangi bendine girdiğidir: bilişim sistemi ya da banka araç kılınarak işlenen bir fiil ile serbest meslek sahibinin mesleğine duyulan güveni kötüye kullanması aynı maddede sayılsa da ayrı bentlerdir ve dosyanın seyri buna göre değişir.
Buna bir de artırım katmanı eklenir. Suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde ceza yarı oranında, suç işlemek için kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde bir kat artırılır (m.158/3). Aynı görünen iki olaydan biri tek kişinin fiiliyken diğeri üç kişinin birlikte hareketiyse, ortaya çıkan ceza aralığı artık karşılaştırılabilir olmaktan çıkar.
Pratik ölçüt şudur: bir kararın kendi dosyanıza uyup uymadığını anlamak için iddianamedeki sevk maddesine, zararın giderilip giderilmediğine ve fiilin kaç kişiyle işlendiğine bakılır. Bu üç unsurdan biri değiştiğinde aynı daireden çıkmış iki karar birbirinin emsali olmaktan çıkar. Dosyanıza en yakın içtihadı bulmanın yolu karar numarası aramaktan değil, kendi dosyanızın sevk maddesini netleştirmekten geçer.
Sık karşılaşılan yanlış bilgiler
- “Altı ay içinde şikâyet etmezsem hakkım düşer.” Altı aylık süre yalnızca şikâyete bağlı suçlar için; dolandırıcılıkta sınır dava zamanaşımıdır.
- “Zamanaşımı sekiz yıl.” Bu rakam basit hâle ait. Nitelikli dolandırıcılıkta süre on beş yıldır.
- “Davaya ağır ceza bakar.” Görev, artırım nedenleri gözetilmeksizin üst sınıra göre belirlenir; m.158/1’in üst sınırı on yıldır.
- “Uzlaşırsak dosya kapanır.” Nitelikli dolandırıcılık uzlaştırma kapsamında değildir.
- “Parayı geri verdi, dava düşer.” Düşmez; yalnızca ceza indirilir.
Mağdur veya şüpheli olarak ne yapmalısınız?
Mağdursanız: bildirimi geciktirmeyin, dekont ve yazışmaları eksiksiz toplayın, zararın giderilmesi talebini dosyaya açıkça yazdırın. Şüpheli konumundaysanız: ilk ifade dosyanın seyrini belirler; hangi bendin isnat edildiği ve dört yıllık alt sınırın devrede olup olmadığı en başta netleşmelidir.
Her iki durumda da dosyanın hangi maddeye oturduğu sonucu değiştiriyor. Bu değerlendirme için ceza hukuku alanındaki çalışmalarımıza göz atabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Nitelikli dolandırıcılık şikayete tabi mi?
Hayır. TCK m.158’de “şikâyet üzerine” ifadesi geçmez; suç resen soruşturulur. Savcılık olaydan haberdar olduğunda kendiliğinden harekete geçer.
Basit dolandırıcılık şikâyete bağlı mı?
Hayır. TCK m.157 de resen soruşturulur. Şikâyete bağlı olan hâl m.159’dur: dolandırıcılığın hukuki ilişkiye dayanan bir alacağı tahsil amacıyla işlenmesi.
Şikâyetimden vazgeçersem dava düşer mi?
Düşmez. Resen soruşturulan suçlarda vazgeçme takibi sona erdirmez. Vazgeçme yalnızca m.159, m.160 ve m.167/2 kapsamındaki hâllerde sonuç doğurur.
Dolandırıcılıkta altı aylık şikâyet süresi var mı?
Yoktur. TCK m.73’teki altı aylık süre yalnızca şikâyete bağlı suçlar için geçerlidir. Dolandırıcılıkta sınır dava zamanaşımıdır.
Nitelikli dolandırıcılıkta zamanaşımı kaç yıl?
On beş yıl. Cezanın üst sınırı on yıl olduğundan TCK m.66/1-d uygulanır. Basit dolandırıcılıkta üst sınır beş yıl olduğu için süre sekiz yıldır.
Nitelikli dolandırıcılık davasına ağır ceza mı bakar?
Kural olarak hayır. 5235 sayılı Kanun m.12 ağır ceza mahkemesini on yıldan fazla hapis gerektiren suçlarla görevli kılar; m.158/1’in üst sınırı tam on yıldır. Görev belirlenirken artırım nedenleri hesaba katılmaz.
Nitelikli dolandırıcılık uzlaşmaya tabi mi?
Değildir. CMK m.253’ün listesinde dolandırıcılık bakımından yalnızca m.157 sayılmıştır. Buna karşılık m.159 şikâyete bağlı olduğundan uzlaştırma kapsamına girer.
Cezanın alt sınırı neden bazen dört yıl?
TCK m.158/1’in son cümlesi (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde alt sınırı dört yıla çıkarır ve adlî para cezasının suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağını belirtir.
İnternet üzerinden yapılan dolandırıcılık hangi bende girer?
Bilişim sistemlerinin ya da banka ve kredi kurumlarının araç olarak kullanılması hâli (f) bendine girer; bu bentte alt sınır dört yıldır.
Üç kişi birlikte işlerse ceza ne olur?
TCK m.158/3 uyarınca suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır; örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde bir kat artırılır.
Parayı geri verirsem ceza almaz mıyım?
Ceza kalkmaz, indirilir. Kovuşturma başlamadan önce zararın tamamen giderilmesi hâlinde cezanın üçte ikisine kadarı, hüküm öncesinde giderilmesi hâlinde yarısına kadarı indirilir.
Kısmi ödeme etkin pişmanlık sayılır mı?
Ancak mağdur rıza gösterirse. TCK m.168/4, kısmen geri verme veya tazmin hâlinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması için mağdurun rızasını arar.
Kardeşim beni dolandırdı, şikâyetçi olabilir miyim?
Aynı konutta beraber yaşayan kardeş bakımından TCK m.167/1 uyarınca cezaya hükmolunmaz. Aynı konutta yaşamayan kardeşte ise şikâyet üzerine ceza yarı oranında indirilir.
2026’daki değişiklik şikâyet kuralını değiştirdi mi?
Hayır. 7589 sayılı Kanun’la eklenen dördüncü fıkra belirli bir iştirak biçimi için ceza indirimi getirir; suçun resen soruşturulması kuralına dokunmaz.
Bu yazı genel bilgi vermek için hazırlanmıştır ve somut bir dosyaya ilişkin hukuki görüş yerine geçmez. Hangi bendin uygulanacağı, cezanın miktarı ve görevli mahkeme dosyadaki delillere göre belirlenir; kanun hükümleri de değişebilir. Mağdur ya da şüpheli sıfatıyla taraf olduğunuz bir dosya varsa bir avukatla görüşmenizi öneririz. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.