Ceza Hukuku

Nitelikli Dolandırıcılıkla Suçlanıyorum: Haklar ve Süreç

Nitelikli Dolandırıcılıkla Suçlanıyorum: Haklar ve Süreç

Nitelikli dolandırıcılıkla suçlanıyorum diyen kişinin ilk günlerde vereceği kararlar, dosyanın bütün seyrini belirler. Bu suçlamada iki nokta belirleyicidir: fiilin TCK m.158’in hangi bendine girdiği ve şüphelinin katkısının niteliği. 2026 yılında yürürlüğe giren bir değişiklikle, suça katkısı yalnızca hesap veya kart bilgisi vermekle sınırlı kalan kişiler bakımından cezada yarı oranında indirim öngörülmüştür; bu, çok sayıda dosyanın hukuki niteliğini değiştirmiştir.

Makale İçeriği

İkinci belirleyici nokta tutukluluktur. Dolandırıcılık, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun tutuklama nedeni varsayılan katalog suçları arasında sayılmamıştır; bu, tutuklamanın imkânsız olduğu anlamına gelmez ama somut gerekçe zorunluluğunu doğurur. Aşağıda ifade aşamasından infaza kadar sürecin her adımı, dayandığı madde numarasıyla birlikte ele alınıyor.

Kısa değerlendirme

Nitelikli dolandırıcılıkla suçlanıyorum diyen kişinin dosyasında sonucu belirleyen üç değişken vardır: bendin tespiti, katkının niteliği ve zararın giderilip giderilmediği.

  • Ceza aralığı bende bağlıdır: genel kural üç yıldan on yıla; (e), (f), (j), (k), (l) bentlerinde alt sınır dört yıldan az olamaz.
  • 2026 yarı indirimi: katkı yalnızca hesap veya kart bilgisi vermekle sınırlıysa ceza yarı oranında indirilir (TCK m.158/4, 31.07.2026).
  • Tutuklama otomatik değildir: dolandırıcılık CMK m.100/3 kataloğunda yer almaz; somut tutuklama nedeni gösterilmelidir.
  • Zararı gidermek ölçülebilir sonuç doğurur: kovuşturma öncesi tamamen giderilirse cezanın üçte ikisine kadarı indirilir (TCK m.168/1).
  • Kesinleşmiş dosyalar da kapsamda: 7589 sayılı Kanun’un geçici maddesi, infaz aşamasındaki belirli hükümlüler için altı aylık bir imkân tanımıştır.

Nitelikli dolandırıcılıkla suçlanıyorum, ilk aşamada ne yapılmalı?

İlk aşamada yapılacak en önemli iş, dosyanın hangi olguya dayandığını öğrenmektir. Şüpheliye yöneltilen suçlama çoğu zaman genel bir başlıkla bildirilir; oysa savunmanın kurulabilmesi için hangi işlemin, hangi tarihte, hangi mağdura karşı yapıldığının bilinmesi gerekir. Müdafi aracılığıyla dosyaya erişim talebi bu nedenle ilk günlerde yapılır.

İkinci iş, kişinin dosyadaki konumunu netleştirmektir. Aynı olayda para gönderen mağdur, hesabı kullandıran kişi, aracılık eden kişi ve hileyi kuran kişi farklı hukuki konumlardadır. Bu ayrım yapılmadan verilen bir ifade, sonradan düzeltilmesi güç bir çerçeve oluşturabilir.

Üçüncü iş, elde bulunan belgelerin toplanmasıdır. Banka hareketleri, mesajlaşma kayıtları, iş ilişkisini gösteren sözleşmeler ve varsa hesabın nasıl kullanıldığına dair kayıtlar, katkının sınırını göstermek bakımından belirleyicidir. Bu belgeler sonradan değil, ifadeden önce derlenmelidir.

İfade ve sorgu aşamasındaki haklar

Şüphelinin müdafi yardımından yararlanma hakkı soruşturmanın her aşamasında vardır ve bu hak, ifadenin alınmasından önce hatırlatılır. Müdafi bulundurmak zorunlu olmadığı hâllerde de talep edilebilir; ekonomik durumu elverişli olmayanlar barodan müdafi görevlendirilmesini isteyebilir.

Susma hakkı, kendini suçlamama ilkesinin bir uzantısıdır ve kullanılması aleyhe delil sayılmaz. Bununla birlikte susmak her dosyada doğru strateji değildir; katkının sınırlı olduğunu gösteren belgeler varsa, bunların erken sunulması dosyanın niteliğini baştan değiştirebilir. Bu tercih dosyanın içeriğine göre yapılır.

İfade tutanağının okunmadan imzalanmaması gerekir. Uygulamada en sık karşılaşılan sorun, sözlü anlatımın tutanağa farklı bir vurguyla geçirilmiş olmasıdır. Tutanakta düzeltme talebi, imzadan önce yapıldığında sonuç doğurur.

Nitelikli dolandırıcılıktan tutuklananlar hangi şartlarda tutuklanıyor?

Tutuklama CMK m.100’de düzenlenmiştir ve iki koşulun birlikte bulunmasını gerektirir: kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller ve bir tutuklama nedeni. Ayrıca maddenin birinci fıkrası ölçülülük şartı koyar; işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiriyle ölçülü olmayan hâllerde tutuklama kararı verilemez.

Tutuklama nedenleri ikinci fıkrada sayılmıştır: şüphelinin kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların bulunması; ya da davranışlarının delilleri yok etme, gizleme, değiştirme veya tanık, mağdur ve başkaları üzerinde baskı yapma girişimi hususunda kuvvetli şüphe oluşturması. Bunların soyut ifadelerle değil, dosyadaki somut olgularla gösterilmesi gerekir.

Pratikte tutukluluğu artıran etkenler bellidir: mağdur sayısının çokluğu, örgütlü yapı iddiası, yurt dışı bağlantısı ve şüphelinin sabit ikametgâhının bulunmaması. Buna karşılık zararın giderilmiş olması, sabit iş ve ikamet, dosyaya kendiliğinden başvurma gibi olgular adli kontrol lehine değerlendirilir. Tutukluluk rejimi hakkında genel çerçeve için tutuklama nedir yazısına bakılabilir.

Dolandırıcılık katalog suç değildir: bunun anlamı

CMK m.100/3, bazı suçlar bakımından tutuklama nedeninin var sayılabileceğini düzenler. Bu listede kasten öldürme, nitelikli yaralama, işkence, cinsel saldırı, hırsızlık, yağma, uyuşturucu imal ve ticareti, örgüt kurma ve devletin güvenliğine karşı suçlar gibi suçlar sayılmıştır. Dolandırıcılık suçu bu listede yer almaz.

Bunun somut sonucu şudur: nitelikli dolandırıcılık suçlamasında tutuklama nedeni kanun gereği varsayılmaz; savcılığın ve hâkimliğin m.100/2’deki nedenlerden birini dosyadaki somut olgularla ortaya koyması gerekir. Tutuklamaya itirazda ileri sürülecek ilk argüman çoğu zaman budur.

Bu tespitin bir istisnası vardır. Fiil, suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlendiği iddiasıyla soruşturuluyorsa, örgüt suçu bakımından katalog devreye girebilir. Bu nedenle örgüt isnadının dosyada gerçekten karşılığı olup olmadığı ayrıca tartışılmalıdır.

Adli kontrol: tutuklamanın yerine geçen tedbirler

Adli kontrol, tutuklama sebeplerinin varlığı hâlinde tutuklama yerine uygulanabilen tedbirlerdir. Yurt dışına çıkış yasağı, belirli aralıklarla kolluğa başvurma, konutu terk etmeme, güvence yatırma ve belirli yerlere gitmeme gibi yükümlülükler bu kapsamdadır. Talep hem soruşturma hem kovuşturma aşamasında yapılabilir.

Adli kontrol talebinin gerekçelendirilmesi önemlidir. Kaçma şüphesine karşı sabit ikamet ve iş belgesi, delil karartma şüphesine karşı delillerin zaten toplanmış olduğunun gösterilmesi işlevseldir. Talep reddedilirse karara itiraz yolu açıktır.

Tutukluluğun devamı kararları da düzenli aralıklarla incelenir ve her incelemede itiraz hakkı doğar. Dosyaya yeni giren bir belge, örneğin zararın giderildiğini gösteren bir ödeme kaydı, tutukluluğun değerlendirilmesinde yeni bir unsur oluşturur.

Banka hesaplarına bloke ve elkoyma kararları

Dolandırıcılık soruşturmalarında sık karşılaşılan tedbir, hesaplara elkoymadır. CMK m.128, suçtan elde edildiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe bulunan hâllerde banka veya diğer malî kurumlardaki her türlü hesaba elkonulabileceğini düzenler; dolandırıcılık, maddenin ikinci fıkrasındaki katalogda sayılmıştır.

Maddenin şüpheli lehine işleyen bir yönü de vardır: elkoyma kararı alınabilmesi için ilgisine göre BDDK, SPK, MASAK gibi kurumlardan suçtan elde edilen değere ilişkin rapor alınması gerekir. Bu rapor en geç üç ayda hazırlanır, özel sebepler zorunlu kıldığında iki ay daha uzatılabilir. Raporun kapsamı, elkoymanın sınırını da belirler.

Elkoymanın suçla bağlantısı kurulamayan malvarlığını kapsaması hâlinde kaldırılması talep edilebilir. Özellikle ortak kullanılan hesaplarda, hesaba giren meşru gelirlerin ayrıştırılması istenmelidir; maaş, kira ve ticari gelir kayıtları bu ayrıştırmanın dayanağıdır.

Nitelikli dolandırıcılıktan ceza alanlar hangi aralıkta ceza alıyor?

TCK m.158/1, maddede sayılan nitelikli hâllerin varlığında üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası öngörür. Aynı fıkranın son cümlesi bir istisna getirir: (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adlî para cezasının miktarı ise suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.

Ceza artırıcı sebepler ayrıca işler. Maddenin üçüncü fıkrasına göre suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde bir kat artırılır. Bu fıkra, m.157’deki temel hâl için de uygulanır.

Sonuç ceza, bu aralıktan başlanarak hesaplanır ve indirim sebepleriyle azalır. Etkin pişmanlık, yeni eklenen dördüncü fıkra ve mahkemenin takdirine bağlı indirim sebepleri hesaba katıldığında, aynı bende giren iki dosyada çok farklı sonuçlar çıkabilir.

DurumEtkiDayanak
Nitelikli hâl (genel)3-10 yıl hapisTCK m.158/1
(e), (f), (j), (k), (l) bentleriAlt sınır 4 yıl; APC menfaatin 2 katından az olamazTCK m.158/1 son cümle
Üç veya daha fazla kişiyle birlikteYarı oranında artırımTCK m.158/3
Örgüt faaliyeti çerçevesindeBir kat artırımTCK m.158/3
Katkı yalnızca hesap/kart bilgisi vermekYarı oranında indirimTCK m.158/4 (31.07.2026)
Kovuşturmadan önce zararın tamamen giderilmesiÜçte ikisine kadar indirimTCK m.168/1

2026’da eklenen yarı indirim kimleri kapsıyor?

7589 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle TCK m.158’e eklenen dördüncü fıkra, 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe girmiştir. Fıkraya göre m.158 ve m.157’deki suçlara iştirakin, kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlamak amacıyla kart, ödeme aracı ya da hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması hâlinde verilecek ceza yarı oranında indirilir.

Fıkranın kapsamı IBAN ile sınırlı değildir. Metin, banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarının yanında banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesapları da saymıştır. Uygulama şartı, kişinin suça katkısının yalnızca bu fiille sınırlı kalmasıdır.

Bu hüküm bir etkin pişmanlık düzenlemesi değildir; zararın giderilmesini şart koşmaz. Yeni bir suç tipi de getirmez. Yaptığı şey, iştirak hâlindeki sorumluluğun ağırlığını katkının niteliğine göre ayrıştırmaktır. Hesabını kullandıranların hukuki durumu hakkında ayrıntı için IBAN kullandırma cezası yazısına bakılabilir.

Devam eden ve kesinleşmiş dosyalarda durum

Kanun koyucu geçiş rejimini kendisi düzenlemiştir. 7589 sayılı Kanun’un geçici birinci maddesinin altıncı fıkrasına göre, yeni fıkranın uygulanacağı sanıkların bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerinde bulunan dosyaları hakkında bozma kararı verilir ve dosya ilk derece mahkemelerine gönderilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar ise gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir.

Yedinci fıkra infaz aşamasındaki hükümlüler içindir ve süre içerir. Haklarında TCK m.168 uygulanmamış olan ve yeni dördüncü fıkranın uygulanacağı hükümlüler, mağdurun uğradığı zararı mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen giderirlerse, TCK m.168’in ikinci fıkrasındaki etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilir.

Aynı fıkra bir sınır da koyar: bu süre içinde mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez. Hüküm, kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle sonradan kesinleşen hükümler bakımından da uygulanır. Bu nedenle dosyası kesinleşmiş kişilerin de ihtar tebliğini takip etmesi gerekir.

Zararı gidermenin cezaya etkisi

TCK m.168, dolandırıcılığın da aralarında bulunduğu malvarlığına karşı suçlarda etkin pişmanlığı düzenler. Suç tamamlandıktan sonra ancak kovuşturma başlamadan önce failin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi hâlinde verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.

Zaman kaybı doğrudan indirim kaybıdır. Etkin pişmanlık kovuşturma başladıktan sonra ve hüküm verilmezden önce gösterilirse indirim yarıya kadar iner. İki aşama arasındaki fark, aynı ödeme için verilecek cezada belirgin bir değişiklik yaratır.

Kısmi ödeme tek başına yetmez. Maddenin dördüncü fıkrası, kısmen geri verme veya tazmin hâlinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için ayrıca mağdurun rızasının arandığını söyler. Bu nedenle kısmi ödeme planlanıyorsa mağdurla mutabakat ayrıca sağlanmalı ve dosyaya yansıtılmalıdır.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması mümkün mü?

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu 2026’da yeniden düzenlenmiştir. CMK m.231/5’in yeni hâline göre hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezası ise mahkeme bu karara hükmedebilir. Nitelikli dolandırıcılığın temel cezası bu sınırın üzerindedir; ancak indirim sebepleri uygulandıktan sonra sonuç ceza iki yılın altına inebilir.

Şartlar m.231/6’da sayılmıştır: sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması ve suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi. Üçüncü şart dolandırıcılık dosyalarında pratikte belirleyici olandır.

Yeni metnin getirdiği önemli bir imkân dokuzuncu fıkradadır: zararı derhal gideremeyen sanık hakkında, zararı denetim süresince aylık taksitler hâlinde ödemek koşuluyla da karar verilebilir. Denetim süresi beş yıldır. Onbirinci fıkraya göre yükümlülüklere aykırılık hâlinde mahkeme hükmü açıklar; ancak sanığın durumunu değerlendirerek cezanın yarısına kadar bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşulları varsa erteleme veya seçenek yaptırıma çevirmeye karar vererek yeni bir hüküm kurabilir.

Nitelikli dolandırıcılıktan 5 yıl ceza alan ne kadar yatar?

İnfaz hesabının çerçevesi 5275 sayılı Kanun’da yer alır. Kanun’un 107. maddesinin ikinci fıkrasına göre süreli hapis cezalarına mahkûm edilenler, kural olarak cezalarının yarısını infaz kurumunda çektiklerinde koşullu salıverilmeden yararlanabilir. Aynı fıkrada oranın üçte ikiye çıktığı suçlar tek tek sayılmıştır ve dolandırıcılık bu listede yer almaz.

Buna göre beş yıl hapis cezasında koşullu salıverilme için kural olarak cezanın yarısının infaz kurumunda çekilmesi aranır. Bunun üzerine denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın son bölümünün kurum dışında geçirilmesi gündeme gelebilir; bu sürenin uzunluğu ayrı bir düzenlemeye tabidir ve kişinin durumuna göre değişir.

Hesabın kesin sonucu her dosyada aynı çıkmaz: tutuklulukta geçen sürenin mahsubu, iyi hâl değerlendirmesi, birden fazla mahkûmiyetin toplanması ve suç tarihi gibi etkenler sonucu değiştirir. Yıl bazında ayrıntılı infaz tablosu için hapis cezası alan ne kadar yatar yazısına bakılabilir.

Haksız yere dolandırıcılıkla suçlanmak

Ticari bir uyuşmazlığın ceza şikâyetine dönüşmesi sık görülür. Borcunu ödeyemeyen kişi hakkında dolandırıcılık şikâyeti yapılması bunun tipik örneğidir. Ayrım şuradadır: dolandırıcılık, sözleşme kurulurken var olan bir hileyi gerektirir. Sözleşme dürüst kurulmuş ve sonradan ifa edilememişse ortada suç değil, borca aykırılık vardır.

Bu savunmanın belgeye dayandırılması gerekir. Sözleşme öncesi yazışmalar, ödeme planı, kısmi ödemeler, iş ilişkisinin geçmişi ve ifanın neden gerçekleşemediğini gösteren kayıtlar dosyaya sunulmalıdır. Kısmi ödemelerin varlığı, baştan hile bulunmadığı yönünde güçlü bir göstergedir.

İkinci sık senaryo, kimliği veya hesabı kullanılan kişinin şüpheli konumuna düşmesidir. Hesabın rıza dışı kullanıldığı ya da bilgilerin ele geçirildiği hâllerde izlenecek adımlar ve hangi suçun oluştuğu banka hesabım boşaltıldı ne yapmalıyım yazısında ele alınmıştır. Kimliğin çalınması veya hesabın rıza dışı kullanılması hâlinde savunma, kişinin fiilden haberdar olmadığını gösteren delillere dayanır. Kimlik bilgileri kullanılarak kredi çekilmesi durumunda izlenecek hukuki yol için haberim olmadan adıma kredi çekilmiş yazısı ayrıca incelenebilir.

Zamanaşımı ve dosyanın seyri

Dava zamanaşımı TCK m.66’da cezanın üst sınırına göre belirlenir. Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda süre on beş yıl, beş yıldan fazla olmayan hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıldır. Nitelikli dolandırıcılığın üst sınırı on yıl olduğundan on beş yıllık süre uygulanır.

Sürenin başlangıcı tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği gündür; zincirleme suçlarda son suçun işlendiği gün esas alınır. Maddenin üçüncü fıkrasına göre zamanaşımı süresi belirlenirken dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur.

Ceza dosyasının yanında ayrı bir hukuk davasıyla karşılaşmak da mümkündür. Mağdur, ceza yargılamasının sonucunu beklemeden tazminat davası açabilir ve ihtiyati haciz talep edebilir. Bu davanın süresi de ceza zamanaşımına bağlanmıştır; ayrıntı için dolandırıldım paramı nasıl geri alabilirim yazısındaki zamanaşımı tablosuna bakılabilir.

Savunmanın erken kurulması neden belirleyici

Nitelikli dolandırıcılıkla suçlanıyorum diyerek başlayan süreçte anlatılan imkânların çoğu süreye bağlıdır. Etkin pişmanlık indirimi kovuşturma başlamadan önce daha yüksektir; infaz aşamasındaki geçiş hükmü altı aylık bir süre öngörür; tutukluluğa itiraz ve adli kontrol talebi ilk günlerde en etkilidir. Geç kalınan her aşama, elde edilebilecek sonucu daraltır.

Dosyanızın hangi bende girdiği, katkınızın 2026’da eklenen fıkra kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve hangi tedbirlerin talep edilebileceği somut belgelere göre belirlenir. Bu değerlendirme için Ankara ceza avukatı sayfasındaki çalışma alanları incelenebilir.

Kanun metinlerine birincil kaynaktan ulaşmak için: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu; 7589 sayılı Kanun’un tam metni 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete‘de yayımlanmıştır.

Sıkça Sorulan Sorular

Nitelikli dolandırıcılıkla suçlanıyorum, tutuklanır mıyım?

Tutuklama otomatik değildir. Dolandırıcılık CMK m.100/3’teki katalog suçlar arasında sayılmadığı için tutuklama nedeni varsayılmaz; kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller yanında kaçma veya delil karartma gibi bir tutuklama nedeninin dosyadaki olgularla ortaya konması gerekir. Ölçülülük şartı da ayrıca aranır.

Nitelikli dolandırıcılıktan ceza alanlar kaç yıl alıyor?

TCK m.158/1 üç yıldan on yıla kadar hapis öngörür; (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde alt sınır dört yıldan az olamaz ve adlî para cezası menfaatin iki katından aşağı belirlenemez. Üç veya daha fazla kişiyle birlikte işlenirse ceza yarı oranında, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenirse bir kat artırılır.

Nitelikli dolandırıcılıktan 5 yıl ceza alan ne kadar yatar?

5275 sayılı Kanun m.107/2 uyarınca süreli hapis cezalarında kural, cezanın yarısının infaz kurumunda çekilmesidir; dolandırıcılık, oranın üçte ikiye çıktığı suçlar arasında sayılmamıştır. Bunun üzerine denetimli serbestlik uygulaması gündeme gelebilir. Tutuklulukta geçen süre mahsup edilir.

Hesabımı kullandırdım, cezam ne olur?

TCK m.158/4, 31 Temmuz 2026’dan itibaren geçerli olmak üzere, suça katkının yalnızca kart veya hesap bilgisi vermekle sınırlı kalması hâlinde cezanın yarı oranında indirileceğini öngörür. Kapsamda banka ve kredi kartları, ödeme hizmeti sağlayıcıları ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesaplar da vardır.

Dosyam kesinleşti, yeni düzenlemeden yararlanabilir miyim?

7589 sayılı Kanun’un geçici birinci maddesinin yedinci fıkrası, infaz aşamasındaki ve haklarında TCK m.168 uygulanmamış olan belirli hükümlüler için imkân tanır: mağdurun zararı, mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde tamamen giderilirse m.168/2’deki etkin pişmanlıktan yararlanılabilir.

İstinaftaki dosyalar ne olacak?

Aynı geçici maddenin altıncı fıkrasına göre, yeni fıkranın uygulanacağı sanıkların bölge adliye mahkemesi ceza dairelerindeki dosyaları hakkında bozma kararı verilir ve dosya ilk derece mahkemesine gönderilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığındaki dosyalar da ilk derece mahkemelerine gönderilir.

Parayı geri ödersem dava düşer mi?

Dava düşmez, ceza indirilir. Kovuşturma başlamadan önce zararın tamamen giderilmesi hâlinde verilecek cezanın üçte ikisine kadarı, kovuşturma başladıktan sonra hüküm verilmeden önce giderilirse yarısına kadarı indirilir. İndirim oranını mahkeme belirler.

Zararın bir kısmını ödesem yeterli olur mu?

Tek başına yeterli olmaz. TCK m.168/4, kısmen geri verme veya tazmin hâlinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için ayrıca mağdurun rızasının arandığını düzenler. Mağdur kabul etmezse kısmi ödeme indirim doğurmaz.

HAGB alabilir miyim?

Sonuç ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezası ise mümkündür. Ayrıca daha önce kasıtlı suçtan mahkûm olmamış olmak, yeniden suç işlemeyeceği kanaatinin oluşması ve zararın tamamen giderilmesi aranır. Zarar derhal giderilemiyorsa denetim süresince aylık taksitlerle ödemek koşuluyla da karar verilebilir.

HAGB’de denetim süresi ne kadar?

Beş yıldır. Bu süre içinde kasıtlı bir suç nedeniyle yeniden HAGB kararı verilemez ve dava zamanaşımı durur. Denetim süresi içinde kasten yeni suç işlenmez ve yükümlülüklere uyulursa hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilir.

Yükümlülüğü ihlal edersem hüküm aynen mi açıklanır?

Zorunlu değildir. CMK m.231/11’e göre mahkeme hükmü açıklar; ancak sanığın durumunu değerlendirerek cezanın yarısına kadar bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşulları varsa hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.

Haksız yere dolandırıcılıkla suçlanmak durumunda ne yapmalıyım?

Sözleşmenin dürüst kurulduğunu ve ifanın sonradan imkânsızlaştığını gösteren belgeleri toplayın: yazışmalar, ödeme planı, kısmi ödemeler ve iş ilişkisinin geçmişi. Dolandırıcılık, sözleşme kurulurken var olan bir hileyi gerektirir; sonradan ödenemeyen borç tek başına suç oluşturmaz.

Hesabıma bloke kondu, kaldırtabilir miyim?

Elkoymanın suçla bağlantısı kurulamayan malvarlığını kapsaması hâlinde kaldırılması talep edilebilir. CMK m.128 elkoyma için ilgili kurumlardan suçtan elde edilen değere ilişkin rapor alınmasını şart koşar; bu raporun kapsamı elkoymanın sınırını da belirler. Maaş ve meşru gelir kayıtları ayrıştırma talebinin dayanağıdır.

Nitelikli dolandırıcılıkta zamanaşımı kaç yıl?

On beş yıldır. TCK m.66/1-d, beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda dava zamanaşımını on beş yıl olarak belirler; nitelikli dolandırıcılığın üst sınırı on yıldır. Süre, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden işlemeye başlar.

İfadede susmak aleyhime olur mu?

Susma hakkının kullanılması aleyhe delil sayılmaz. Ancak her dosyada doğru strateji değildir; katkının sınırlı olduğunu gösteren belgeler varsa bunların erken sunulması dosyanın niteliğini baştan etkileyebilir. Tercih dosyanın içeriğine göre yapılır.

Örgüt iddiası dosyayı nasıl değiştirir?

İki yönden değiştirir: TCK m.158/3 uyarınca ceza bir kat artırılır ve örgüt suçu CMK m.100/3 kataloğunda yer aldığı için tutuklama değerlendirmesi farklılaşır. Bu nedenle örgüt isnadının dosyada somut karşılığı bulunup bulunmadığı ayrıca tartışılmalıdır.

Bu metin genel nitelikte bilgilendirme sunar; hiçbir bölümü somut bir dosyaya ilişkin hukuki tavsiye olarak okunmamalıdır. Ceza mevzuatı 2026 yılında önemli değişiklikler geçirmiştir ve uygulama mahkemeden mahkemeye farklılaşabilir; adım atmadan önce mutlaka bir avukata danışın. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.