Hukuk

Ev Hapsi Nedir? Şartlar ve Haklar Hakkında Bilgi

Ev Hapsi Nedir? Şartlar ve Haklar Hakkında Bilgi

Ev hapsi, hukuktaki adıyla “konutu terk etmeme” tedbiri, kişinin cezaevine konulmadan mahkemece belirlenen konutta kalmasını öngören bir uygulamadır. Uygulamada iki farklı anlamda kullanılır: yargılama sürerken uygulanan bir adli kontrol tedbiri (5271 sayılı CMK m.109) ve kesinleşmiş bir cezanın belirli koşullarda evde çektirildiği konutta infaz (5275 sayılı İnfaz Kanunu m.110). Bu yazıda ev hapsinin ne olduğunu, kimlere ve hangi suçlara verildiğini, şartlarını, ne kadar sürdüğünü, elektronik kelepçe ve kelepçesiz uygulamayı, ev hapsinde nelerin yasak olduğunu, hakları, itiraz yolunu ve ihlal hâlindeki yaptırımları uçtan uca ele alıyoruz.

Makale İçeriği

ÖZET

Ev hapsi tek bir kurum değildir; üç ayrı hukuki zeminde karşımıza çıkar: yargılama sürerken adli kontrol (CMK m.109/3-j), ceza kesinleştikten sonra konutta infaz (5275 s.K. m.110) ve denetimli serbestlikte konutta denetim (5275 s.K. m.105/A).

  • Adli kontrol olarak ev hapsi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde en çok 2 yıl, giren işlerde en çok 3 yıl uygulanır; çocuklarda bu süreler yarı oranındadır (CMK m.110/A).
  • Konutunu terk etmeme yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün sayılır (CMK m.109/6).
  • Konutta infazda sınır yaşa göre değişir: kadın, çocuk ve 65 yaşını bitirenlerde 3 yıl, 70 yaşta 4 yıl, 75 yaşta 5 yıl, 80 yaşını bitirenlerde 6 yıla kadar hapis cezası evde çektirilebilir.
  • Asıl yasak izinsiz olarak evden ayrılmaktır; misafir kabul etmek, telefon ve internet kullanmak kural olarak serbesttir.
  • Karara, öğrenildiği günden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir (CMK m.268); tedbirin devam edip etmeyeceği ayrıca en geç dört aylık aralıklarla yeniden değerlendirilir.

Ev Hapsi Nedir? Temel Tanım ve Kapsam

Ev hapsi, diğer bir deyişle “konutu terk etmeme” tedbiri, kişinin mahkeme kararıyla belirlenen konutu izinsiz terk edememesi esasına dayanan bir gözetim ve denetim uygulamasıdır. Temel mantığı, kişiyi özgürlüğünden tamamen mahrum bırakmadan (yani cezaevine koymadan) hem yargılama sürecini hem de toplum düzenini korumaktır. Uygulama çoğunlukla elektronik izleme sistemleriyle yürütülür ve Denetimli Serbestlik Müdürlükleri tarafından takip edilir.

Ev hapsi terimi günlük dilde iki ayrı hukuki durumu birden karşılar; bu ayrım hakların ve sürelerin belirlenmesinde kritik önemdedir:

  • Adli kontrol tedbiri olarak ev hapsi: Henüz hüküm kesinleşmeden, soruşturma veya kovuşturma aşamasında, tutuklama yerine uygulanan “konutu terk etmeme” yükümlülüğüdür (CMK m.109/3-j).
  • Konutta infaz (cezanın evde çektirilmesi): Kesinleşmiş bir hapis cezasının, kanunda sayılan hâllerde (örneğin ağır hastalık, ileri yaş, küçük çocuğu olan kadın hükümlüler veya kısa süreli cezalar) cezaevi yerine konutta infaz edilmesidir (5275 sayılı Kanun m.110).

Ev Hapsinin Hukuki Tanımı

Adli kontrol tedbiri olarak ev hapsi, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi uyarınca tutuklamaya alternatif bir koruma tedbiridir. Bu tedbir özü itibarıyla şu unsurları içerir:

  • Kişinin belirlenmiş bir konutta kalma zorunluluğu,
  • Yargı organı izni olmaksızın konuttan ayrılamama yükümlülüğü,
  • Elektronik cihazlar veya denetim ekipleri aracılığıyla hareketlerin izlenmesi,
  • Denetimli Serbestlik Müdürlüğü ve mahkemeye karşı yükümlülüklerin yerine getirilmesi.

Ev Hapsinin Kapsamı

Ev hapsi yalnızca konutun iç sınırlarını değil, kararın içeriğine bağlı olarak konuta bağlı eklentileri (bahçe, balkon, garaj gibi) de kapsayabilir. Bu sınırlar mahkeme tarafından belirlenir ve kararda açıkça gösterilir. Uygulamada:

  • Kişi kural olarak yalnızca kararda belirtilen ikamet adresinde bulunabilir.
  • Acil sağlık hizmeti veya zorunlu ihtiyaçlar için mahkeme kararında izin öngörülebilir.

Ev Hapsinde Denetim ve İzleme Süreci

Ev hapsindeki kişinin kararın sınırlarına uyup uymadığı düzenli olarak denetlenir. Bu denetim ağırlıklı olarak elektronik izleme (elektronik kelepçe) ile sağlanır; kişi belirlenen sınırların dışına çıktığında izleme merkezine anında uyarı gider. Süreç, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından yürütülür ve gerektiğinde adrese fiziki kontrol ziyareti de yapılabilir. İzlemenin nasıl işlediğine dair ayrıntılar bu yazının ilerleyen bölümlerinde ve ilgili elektronik kelepçe içeriğimizde ele alınmaktadır.

Ev Hapsi Kimlere ve Hangi Suçlara Verilir?

Ev hapsi belirli bir suç listesine bağlı değildir; kural olarak her suç tipinde uygulanabilir. Belirleyici olan suçun adı değil, kişi hakkında tutuklama nedenlerinin bulunması ancak tutuklama yerine daha hafif bir tedbirin yeterli görülmesidir. Yani mahkeme, “bu kişi kaçabilir ya da delilleri karartabilir” diye düşünüyor ama tutuklamayı ölçüsüz buluyorsa ev hapsine karar verebilir.

Ev Hapsi Hangi Durumlarda Verilir?

Adli kontrol tedbiri olarak ev hapsine karar verilebilmesi için genellikle şu koşullar birlikte değerlendirilir:

  1. Kuvvetli suç şüphesi: Kişinin suçu işlediğine dair somut delillere dayanan kuvvetli bir şüphenin bulunması gerekir. Bu delil olmadan ev hapsi gibi özgürlüğü kısıtlayan bir tedbir uygulanamaz.
  2. Tutuklama nedeninin varlığı: Kaçma şüphesi, delilleri karartma ya da tanık/mağdur üzerinde baskı kurma ihtimali gibi CMK’da sayılan tutuklama nedenlerinden en az birinin bulunması aranır.
  3. Ölçülülük: Tutuklama gibi ağır bir tedbir yerine ev hapsinin amaca ulaşmak için yeterli görülmesi gerekir. Kişinin özgürlüğü, gereğinden fazla kısıtlanamaz.
  4. Sağlık ve kişisel durum: Ciddi sağlık sorunu, ileri yaş, hamilelik ya da bakmakla yükümlü olunan kişilerin varlığı gibi durumlar, cezaevi yerine ev hapsini öne çıkaran gerekçeler arasındadır.
  5. Denetimli serbestlik ve infaz bağlantısı: Ev hapsi, bazı hâllerde cezanın denetimli serbestlik ya da konutta infaz aşamasında da gündeme gelebilir; bu durumda dayanak, adli kontrolden çok infaz mevzuatıdır.

Görüldüğü gibi ev hapsine yalnızca hafif suçlarda değil; uyuşturucu ticareti, kasten yaralama veya cinsel suçlar gibi ağır ve katalog suçlarda da, kişinin durumu tutuklamayı ölçüsüz kılıyorsa başvurulabilir. Bu yönüyle ev hapsi, “hangi suça verilir” sorusundan çok “hangi koşullarda tutuklama yerine tercih edilir” sorusuyla ilgilidir.

Ev Hapsi Kimlere Verilir?

Ev hapsi bakımından yaş, cinsiyet veya meslek yönünden kesin bir sınırlama yoktur; hakkında kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedeni bulunan her şüpheli veya sanık için gündeme gelebilir. Bununla birlikte özellikle şu kişiler açısından tutuklama yerine ev hapsi daha çok tercih edilir:

  • Ciddi sağlık sorunu bulunan veya ileri yaştaki kişiler,
  • Hamile veya yeni doğum yapmış kadınlar,
  • Bakmakla yükümlü olduğu küçük çocuğu ya da yakını bulunan kişiler,
  • Toplum için ağır bir güvenlik riski taşımayan, kaçma ihtimali sınırlı sanıklar.

Ev Hapsi Hangi Suçlara Verilir?

Hafif suçlardan katalog suçlara kadar geniş bir yelpazede ev hapsi uygulanabilir. Uygulamada en sık karşılaşılan suç grupları şunlardır:

  • Uyuşturucu madde ticareti gibi katalog suçlarda, tutuklama koşulları oluşsa dahi kişisel durum nedeniyle ev hapsi bir ara çözüm olabilir.
  • Kasten yaralama, cinsel saldırı, gasp gibi şiddet suçlarında mağdurun korunması ve kişinin denetim altında tutulması amacıyla,
  • Hırsızlık, dolandırıcılık gibi mal varlığına yönelik suçlarda delil karartma veya tanığa müdahale riskini azaltmak için.

Ev hapsi kararı soruşturma aşamasında Sulh Ceza Hâkimliği, kovuşturma aşamasında ise davaya bakan mahkeme tarafından verilir ve CMK m.109/3-j kapsamında değerlendirilir. Kişinin hukuki durumuna göre değişen bu değerlendirmede, bir ceza avukatından destek almak tedbir talebinin ve savunmanın doğru kurgulanması bakımından önemlidir.

Ev Hapsi Şartları Nelerdir?

Ev hapsi (konutu terk etmeme) tedbirine karar verilebilmesi için aranan temel şartlar, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100 ve 109. maddelerindeki ölçütlere dayanır. Kısaca özetlemek gerekirse ev hapsinin şartları şunlardır:

  • Kuvvetli suç şüphesi: Kişinin suçu işlediğine dair somut delillerle desteklenen kuvvetli şüphenin bulunması gerekir.
  • Tutuklama nedeninin bulunması: Kaçma, delilleri karartma ya da tanık üzerinde baskı kurma gibi bir tutuklama nedeninin varlığı aranır.
  • Ölçülülük ilkesi: Tutuklama yerine daha az kısıtlayıcı olan ev hapsinin, amaca ulaşmak için yeterli görülmesi gerekir.
  • Kişisel durumun değerlendirilmesi: Sağlık durumu, yaş, aile yükümlülükleri gibi kişisel koşullar mahkemece göz önünde bulundurulur.

Burada sık yapılan bir çıkarım hatasına değinmek gerekir: kanunda tutuklama yasağı öngörülen hâllerde dahi adli kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir (CMK m.109/2). Yani “bu suçtan tutuklama yapılamıyor” demek, “ev hapsi de verilemez” anlamına gelmez; tersine, tutuklamanın mümkün olmadığı hâllerde adli kontrol asıl başvurulan yol hâline gelir.

Bu şartların birlikte gerçekleşmesi hâlinde mahkeme, tutuklama yerine ev hapsine hükmedebilir. Failin ve mağdurun aynı konutta yaşadığı durumlarda mahkeme, mağdurun güvenliği için farklı bir konut belirlenmesi gibi ek tedbirler de öngörebilir.

Ev Hapsi Ne Kadar Sürer ve Ne Zaman Başlar?

Ev hapsinin (konutu terk etmeme tedbirinin) süresi, suçun niteliğine ve yargılamanın aşamasına göre değişir; kanunda azami süreler belirlenmiştir. Tedbir, mahkeme kararının kişiye tebliğ edilip Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından uygulamaya alınmasıyla (çoğunlukla elektronik kelepçenin takıldığı gün) başlar. Aşağıdaki tablo, adli kontrol tedbiri olarak ev hapsinde uygulamada dikkate alınan azami süreleri genel hatlarıyla özetler:

Durum Azami süre (genel çerçeve)
Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen suçlar En çok 2 yıl; zorunlu hâlde gerekçe gösterilerek 1 yıl daha uzatılabilir
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlar En çok 3 yıl; zorunlu hâlde gerekçe gösterilerek uzatılabilir, uzatma toplam 3 yılı geçemez
Devletin güvenliğine, anayasal düzene, millî savunmaya ve devlet sırlarına karşı suçlar ile terör suçları En çok 3 yıl; uzatma süresi toplam 4 yılı geçemez
Çocuklar (suça sürüklenen çocuk) Yukarıdaki süreler yarı oranında uygulanır
Kaynak: CMK m.110/A (8/7/2021 tarihli 7331 sayılı Kanunla eklenmiştir). Somut dosyadaki süre, kararın kendisinde gösterilir.

Konutta infaz (cezanın evde çektirilmesi) hâlinde ise süre, hükmedilen ceza miktarına ve infaz mevzuatındaki koşullara göre belirlenir. Tedbir; yargılamanın sona ermesi, kararın kaldırılması ya da tutuklamaya çevrilmesi hâllerinde biter.

Ev hapsi en az ne kadar sürer? Kanun bir alt sınır öngörmemiştir. Adli kontrol tedbirinde süre, tedbire ihtiyaç duyulduğu sürece devam eder; birkaç haftalık uygulamalar da, yıllara yayılan uygulamalar da mümkündür. Buna karşılık tedbirin süresiz biçimde sürüncemede kalmasını önleyen bir güvence vardır: hâkim ya da mahkeme, adli kontrolün devam edip etmeyeceğini en geç dört aylık aralıklarla yeniden değerlendirmek zorundadır (CMK m.110/4). Soruşturma aşamasında bu değerlendirme Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimliğince, kovuşturma aşamasında ise mahkemece resen yapılır.

Ev hapsi cezadan düşer (mahsup edilir) mi? Adli kontrol kapsamında konutta geçirilen süre, belirli koşullarda ve kanunun öngördüğü ölçüde sonradan verilecek cezadan indirilebilir (mahsup). Ancak mahsubun kapsamı her dosyada aynı değildir; ev hapsinin cezadan ne kadar düşeceği, tedbirin türüne ve mahkemenin değerlendirmesine göre belirlendiğinden bu konunun karar dosyası üzerinden incelenmesi gerekir.

Ev Hapsi Cezadan Düşer mi? Mahsup Nasıl İşler?

Düşer. Konutunu terk etmeme yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır (CMK m.109/6, son cümle). Yani adli kontrol kapsamındaki ev hapsinde geçirilen 60 gün, sonradan hükmedilecek hapis cezasından 30 gün düşer. Bu oran doğrudan kanunda yazılıdır; mahkemenin takdirine bırakılmış ya da dosyadan dosyaya değişen bir konu değildir.

Kuralın arka planı şudur: CMK m.109/6’ya göre adli kontrol altında geçen süre, kural olarak şahsi hürriyeti sınırlama sebebi sayılıp cezadan mahsup edilemez. Kanun bu kurala yalnızca iki istisna tanımıştır — bağımlılıktan arınma amacıyla uygulanan tedavi ve muayene tedbiri (m.109/3-e) ile konutunu terk etmeme yükümlülüğü (m.109/3-j). 8/7/2021 tarihli 7331 sayılı Kanunla eklenen son cümle ise ev hapsi bakımından mahsubun ölçüsünü iki güne bir gün formülüyle netleştirmiştir. Bu düzenlemeden önce oran tartışmalıydı; bugün tartışma kanun metniyle kapanmıştır.

Hangi statüde geçen sürenin cezadan ne kadar düşeceği aşağıdaki tabloda karşılaştırılmıştır:

Geçirilen süre Cezadan düşen Dayanak
Tutuklulukta (cezaevinde) geçen süre Bire bir TCK m.63
Ev hapsi – konutunu terk etmeme (adli kontrol) İki güne bir gün CMK m.109/6
Bağımlılıktan arınma amaçlı tedavi/muayene tedbiri Mahsup edilir CMK m.109/6
Diğer adli kontrol yükümlülükleri (imza, yurt dışı yasağı, güvence vb.) Mahsup edilmez CMK m.109/6
Konutta infaz (özel infaz usulü) Geçen süre infaz aşamasında mahsup edilir 5275 s.K. m.110/7
Adli para cezasına hükmedilmesi hâlinde mahsup, TCK m.63 uyarınca gün–para karşılığı üzerinden yapılır.

Tablodaki ayrımın pratik sonucu şudur: ev hapsi, tutukluluğa göre daha hafif bir tedbir sayıldığından mahsupta da tutukluluk kadar avantajlı değildir; ancak hiç sayılmadığı yönündeki yaygın kanı yanlıştır. Mahsupta yalnızca tedbirin fiilen ve usulüne uygun biçimde uygulandığı dönem dikkate alınır; kararın verildiği tarih değil, elektronik kelepçenin takıldığı ya da denetimin fiilen başladığı tarih esas alınır. Bu nedenle denetimli serbestlik kayıtlarındaki başlangıç ve bitiş tarihlerinin dosyaya doğru yansıtılması önemlidir.

  • Hangi tarihten itibaren: Kararın tebliği değil, tedbirin fiilen uygulanmaya başladığı gün esas alınır.
  • Kesintiler: Tedbirin kaldırıldığı ya da uygulanmadığı dönemler mahsuba dâhil edilmez.
  • Tek gün artığı: Kanun yalnızca iki güne bir gün oranını verir; toplam sürenin tek sayı çıkması hâlinde artan günün ne olacağı konusunda CMK m.109/6’da açık bir hüküm bulunmaz, bu nokta mahsup hesabı yapılırken mahkemece değerlendirilir.

Mahsup, kişinin lehine somut ve ölçülebilir bir sonuç doğurur; buna karşılık uygulamada en sık yapılan hata, ev hapsinde geçen sürenin hiç talep edilmemesi ya da eksik hesaplanmasıdır. Cezanın infazına başlanmadan önce mahsup hesabının karar dosyası üzerinden bir ceza avukatıyla kontrol edilmesi, bu kayıpların önüne geçer.

Adli Kontrol mü, Konutta İnfaz mı? Ev Hapsinin Üç Türü

Günlük dilde “ev hapsi” denilen uygulama, hukuken birbirinden farklı üç kuruma karşılık gelir. Bunları karıştırmamak, hangi hakların, hangi sürelerin ve hangi ihlal sonuçlarının geçerli olduğunu anlamak için önemlidir; internetteki pek çok içerik ilk iki kurumu birbirine karıştırdığı, üçüncüsünü ise hiç saymadığı için yanlış beklenti oluşturur.

  Adli kontrol (konutu terk etmeme) Konutta infaz Denetimli serbestlikte konutta denetim
Aşama Yargılama devam ederken (hüküm kesinleşmeden) Ceza kesinleştikten sonra Cezanın son bölümünde, koşullu salıverilmeye kalan sürede
Dayanak CMK m.109/3-j 5275 sayılı Kanun m.110 5275 sayılı Kanun m.105/A
Amaç Tutuklamaya alternatif koruma tedbiri Cezanın cezaevi yerine evde çektirilmesi Tahliye öncesi topluma uyumun denetimli biçimde sağlanması
Kararı veren Sulh ceza hâkimi veya davaya bakan mahkeme İnfaz hâkimi Yükümlülüğü denetimli serbestlik müdürlüğü belirler
Tipik kişiler Şüpheli/sanık Ağır hasta veya engelli hükümlüler, ileri yaştakiler, kadın ve çocuk hükümlüler, kısa süreli cezalar Koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az kalan iyi hâlli hükümlüler
İhlalin sonucu Tutuklama (CMK m.112) Usule son verilir, ceza kurumda infaz edilir Açık ceza infaz kurumuna gönderilme

Konutta infaz, kesinleşmiş cezası bulunan hükümlülerin cezalarını belirli koşullarda cezaevi yerine evlerinde çekmesine imkân tanır. “Hasta mahkûmlara ev hapsi”, “65 yaş üstü ev hapsi” veya “evde infaz şartları” gibi aramaların hukuki karşılığı çoğunlukla bu kurumdur. Kimin ne kadarlık cezasını evde çekebileceği kanunda sayı sayı gösterilmiştir; aşağıdaki tablo 5275 sayılı Kanun m.110’un 4/6/2025 tarihli 7550 sayılı Kanunla değişik hâlini esas alır:

Kim Evde çektirilebilecek toplam ceza Fıkra
Kadın, çocuk veya 65 yaşını bitirmiş hükümlüler 3 yıl veya daha az m.110/2-a
70 yaşını bitirmiş hükümlüler 4 yıl veya daha az m.110/2-b
75 yaşını bitirmiş hükümlüler 5 yıl veya daha az m.110/2-c
80 yaşını bitirmiş hükümlüler 6 yıl veya daha az m.110/2-d (2025’te eklendi)
Ağır hastalık veya engellilik nedeniyle cezaevi koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyecek hükümlüler Süre sınırı yok (ağırlaştırılmış müebbet hariç) m.110/3
Doğurduğu tarihten itibaren 6 ay geçen kadın hükümlüler (doğumdan itibaren 1 yıl 6 ay içinde talep şartıyla) 5 yıl veya daha az m.110/4
Yaşa bağlı hâllerde aranan ortak şart, suçtan doğan zararın aynen iade, eski hâle getirme veya tazmin yoluyla giderilmesine ilişkin hukuki sorumluluğun saklı tutulmasıdır.

Bu grupların dışında, kasten işlenen suçlarda toplam 3 yıl, taksirle işlenen suçlarda (taksirle öldürme hariç) toplam 5 yıl veya daha az hapis cezalarının hafta sonları ya da geceleri ceza infaz kurumunda çektirilmesine karar verilebilir (m.110/1). Bu, evde değil kurumda infaz edilen ayrı bir özel infaz usulüdür; 2025 değişikliğiyle hafta sonu usulünün, süresi aynı kalmak kaydıyla hafta içi günlerde de uygulanabilmesine imkân tanınmıştır.

Konutta infazdan kimler yararlanamaz? Ağır hastalık/engellilik ve doğum yapan kadın hükümlülere ilişkin hâller saklı kalmak üzere, kanun bazı hükümlüleri açıkça kapsam dışında bırakmıştır (m.110/9):

  • Terör suçları ile örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçlarından ya da örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlardan mahkûm olanlar.
  • Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkûm olanlar.
  • Adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilenler.
  • Koşullu salıverilme kararının geri alınması nedeniyle cezası aynen infaz edilenler.

Kanunda ayrıca sayılan gruplar için aranan ek koşullar da vardır:

  • Ağır hastalık ve engellilik hâlinde: Durum, 5275 sayılı Kanun m.16/3’teki usule göre (Adli Tıp Kurumu ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastane sağlık kurulu raporu) tespit edilir; ayrıca kişinin toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağı değerlendirilir. Hükümlünün durumu Cumhuriyet başsavcılığınca birer yıllık dönemlerde yeniden incelettirilir; iyileştiği tespit edilirse karar kaldırılır.
  • Toplam cezası 10 yıldan fazla olanlarda: Ağır hastalık/engellilik nedeniyle konutta infaza karar verilen hükümlünün elektronik cihazlarla takibi zorunludur; hükümlü ayrıca denetimli serbestlik müdürlüğü ve bulunduğu yer kolluk makamlarınca izlenir.
  • Doğum yapan kadın hükümlülerde: Talepte bulunabilmek için doğumdan itibaren en az 6 ay geçmiş, en çok 1 yıl 6 ay geçmiş olması gerekir. Konutta infaza karar verildikten sonra çocuk ölür veya anasından başka birine verilirse karar kaldırılır.
  • Karara itiraz: Bu madde kapsamında verilen kararlara karşı itiraz yolu açıktır (m.110/8); talep reddedilirse karar kesin değildir.

Somut olayda konutta infazdan yararlanılıp yararlanılamayacağı, hükmün ve güncel infaz mevzuatının dosya bazında değerlendirilmesini gerektirir; özellikle yaş ve ceza miktarı sınırlarına yakın dosyalarda talebin zamanlaması sonucu doğrudan etkiler. Bu değerlendirme için bir avukattan destek almak, başvurunun doğru zemine oturtulması açısından önemlidir.

Denetimli Serbestlikte Ev Hapsi Nedir, Adli Kontrolden Farkı Nedir?

Denetimli serbestlikte ev hapsi, cezanın son bölümünün cezaevi dışında infaz edildiği dönemde uygulanan “bir konut veya bölgede denetim ve gözetim altında bulundurulma” yükümlülüğüdür (5275 sayılı Kanun m.105/A/5-b). Adli kontroldeki ev hapsinden farkı, henüz yargılanmakta olan bir şüpheli/sanığa değil, cezası kesinleşmiş ve koşullu salıverilmesine yaklaşmış bir hükümlüye uygulanmasıdır. Halk arasında “denetimli serbestlik ev hapsi” denilen uygulama çoğunlukla budur.

Bu infaz usulünden yararlanabilmek için kural olarak açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitimevinde bulunmak, iyi hâlli olmak ve koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalmış olmak gerekir. Karar, hükmün infazına ilişkin işlemleri yapan Cumhuriyet başsavcılığının bulunduğu yer infaz hâkimi tarafından verilir (m.105/A/1); talebin denetimli serbestlik müdürlüğünün bulunduğu yere göre yöneltilmesi yaygın bir hatadır ve süre kaybına yol açar. 4/6/2025 tarihli 7550 sayılı Kanunla eklenen şarta göre hükümlünün, koşullu salıverilme tarihine kadar kurumda geçirmesi gereken sürenin en az onda birini — beş günden az olmamak üzere — ceza infaz kurumunda geçirmiş olması da aranır. Ayrıntılar için Denetimli Serbestlik Kaç Yıl, Şartları Nelerdir? ve Açık Cezaevine Ayrılma Şartları yazılarımıza bakabilirsiniz.

Kanun iki grup için daha uzun süre tanımıştır: sıfır–altı yaş grubunda çocuğu bulunan ve koşullu salıverilmesine iki yıl veya daha az kalan kadın hükümlüler ile ağır hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyen ve koşullu salıverilmesine üç yıl veya daha az kalan hükümlüler (m.105/A/3). Buradaki “0–6 yaş çocuk” ölçütünün konutta infazla (m.110) ilgisi yoktur; ikisi sık karıştırılır. Adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle cezası hapse çevrilen hükümlüler ise bu usulden yararlanamaz.

Denetimli serbestlik müdürlüğü; kamuya yararlı bir işte ücretsiz çalışma, belirlenen yer veya bölgelere gitmeme, belirli programlara katılma ve konutta denetim yükümlülüklerinden bir veya birkaçını birlikte uygulayabilir, hükümlünün risk ve ihtiyaçlarına göre bunları sonradan değiştirebilir. Yani buradaki ev hapsi, mahkemenin baştan sabitlediği bir tedbir değil, infaz sürecinde ayarlanabilen bir yükümlülüktür.

Denetimli serbestlikte ev hapsi ihlal edilirse ne olur? Hükümlü, kurumdan ayrıldıktan sonra beş gün içinde müdürlüğe müracaat etmezse, yükümlülüklere ve denetim planına uymamakta ısrar ederse ya da kendisi kuruma dönmek isterse, müdürlüğün talebi üzerine infaz hâkimi kalan cezanın açık ceza infaz kurumunda infazına karar verir. Müracaat süresinin bitiminden itibaren iki gün geçmesine rağmen başvurmayanlar ile iade kararına rağmen iki gün içinde Cumhuriyet başsavcılığına teslim olmayanlar hakkında ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun 292 ve 293. maddeleri (infaz kurumundan kaçma) uygulanır. İhlalin nasıl işlediğine dair örnek için Denetimli Serbestlik İmza İhlali Cezası yazımızı inceleyebilirsiniz.

Konutta İnfaz Nasıl Alınır? Başvuru Süreci ve Gerekli Belgeler

Kesinleşmiş cezanın evde çektirilmesi (konutta infaz) kendiliğinden başlamaz; kanunda sayılan koşulları taşıyan hükümlünün ya da avukatının, cezayı infaz eden Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı taleple başvurması gerekir. Özellikle “hasta mahkûma ev hapsi”, “65 yaş üstü ev hapsi” veya “engelli hükümlü evde infaz” gibi durumlarda süreç, sağlık ve kişisel durumu belgeleyen resmî raporlarla desteklenmelidir.

Başvuru Nereye ve Nasıl Yapılır?

Konutta infaz talebi, hükümlünün cezasını infaz eden Cumhuriyet Başsavcılığı infaz bürosuna yazılı olarak yapılır; başsavcılık, sağlık raporları ve güncel infaz mevzuatına göre değerlendirme yaparak karar verir. Bu karara karşı infaz hâkimliğine itiraz edilebilir. Talep; hükümlünün kendisi, yasal temsilcisi ya da avukatı tarafından yapılabilir. Başvurunun hangi mercie ve hangi usulle yapılacağı, konutta infaza dayanak oluşturan hükme (hastalık, ileri yaş, kısa süreli ceza vb.) göre değişebileceğinden, sürecin bir avukatla yürütülmesi önemlidir.

Sık İstenen Belgeler

  • Sağlık durumu için: Tam teşekküllü bir hastaneden veya Adli Tıp Kurumu’ndan alınan, hükümlünün cezaevi koşullarında yaşamını tek başına sürdüremeyeceğini gösteren rapor.
  • İleri yaş için: Nüfus kaydı ile birlikte, kanuni koşulların karşılandığını gösteren belgeler.
  • Çocuklu kadın hükümlüler için: Çocuğun yaşını ve velayet/bakım durumunu gösteren nüfus ve varsa mahkeme kayıtları.
  • Genel olarak: Kimlik, ikamet ve infazın yürütüleceği konuta ilişkin bilgiler.

Başvurunun doğru gerekçelendirilmesi ve eksiksiz belgeyle desteklenmesi, talebin kabul şansını doğrudan etkiler. Her hükümlü grubunun koşulları ayrı olduğundan, konutta infaz başvurusunun bir avukat aracılığıyla hazırlanması için hukuki destek ve dava takibi almanız süreci kolaylaştıracaktır.

Ev Hapsinde Elektronik Kelepçe ve Kelepçesiz Ev Hapsi

Ev hapsi her zaman elektronik kelepçe ile uygulanmak zorunda değildir; mahkeme gerekli görmediğinde kelepçesiz ev hapsine de karar verebilir. Ancak uygulamada ev hapsi çoğunlukla, kişinin konutunu terk edip etmediğini gerçek zamanlı izleyen elektronik kelepçe (elektronik izleme cihazı) ile birlikte yürütülür. Cihaz genellikle ayak bileğine takılır ve Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’ne bağlı izleme merkezi tarafından takip edilir. Elektronik izleme uygulamasının teknik ayrıntıları için Ceza Hukukunda Elektronik Kelepçe Uygulaması yazımızı inceleyebilirsiniz.

Kelepçesiz Ev Hapsi Mümkün mü?

Evet. Elektronik kelepçe, ev hapsinin zorunlu bir unsuru değil, denetimi kolaylaştıran bir araçtır. Kaçma riskinin düşük olduğu ya da kişisel koşulların uygun olduğu durumlarda mahkeme, cihaz takılmaksızın (kolluk ve denetimli serbestlik kontrolüyle) kelepçesiz ev hapsine karar verebilir. Bu tercih, dosyanın özelliklerine ve mahkemenin takdirine bağlıdır.

Kanun bu esnekliği açıkça kurmuştur: 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu’nun 15/A maddesine göre şüpheli, sanık ve hükümlülerin toplum içinde izlenmesi, gözetimi ve denetimi elektronik cihazların kullanılması suretiyle “de” yerine getirilebilir. Yani elektronik izleme bir zorunluluk değil, seçeneklerden biridir. Aynı maddeye 2020 yılında eklenen cümle bir adım daha ileri gider: izleme, rızası alınmak koşuluyla kişinin kendi elektronik cihazları kullanılarak da yapılabilir. Bu nedenle kelepçesiz ev hapsi, denetimsiz ev hapsi anlamına gelmez; ayak bileğine cihaz takılmadığı hâllerde de adres kontrolü, telefonla arama ve kişinin kendi cihazı üzerinden konum doğrulaması gündeme gelebilir.

Konutta infazda ise bir istisna vardır: ağır hastalık veya engellilik nedeniyle cezasını evinde çeken hükümlünün toplam cezası 10 yıldan fazlaysa elektronik cihazlarla takibi kanunen zorunludur (5275 sayılı Kanun m.110/3). Bu hâlde kelepçesiz uygulama mümkün değildir.

Elektronik Kelepçe Ne Zaman Takılır, Nasıl Çalışır?

Kelepçe, ev hapsi kararının uygulamaya alınması aşamasında Denetimli Serbestlik Müdürlüğü personeli tarafından takılır. Genellikle ayak bileğine takılan cihaz (ayak kelepçesi), kişinin kararda belirlenen konut ve çevresinden çıkıp çıkmadığını sinyalle takip eder; belirlenen alanın dışına çıkıldığında izleme merkezine otomatik uyarı gider. “Kelepçe kaç metre” veya “mesafe ne kadar” gibi sorular çoğunlukla, aileye/mağdura yaklaşmama gibi uzaklaştırma kararlarıyla ilgilidir; konutu terk etmeme tedbirinde ise ölçü, kararda gösterilen konut sınırıdır.

Cihazın çıkarılmaması, zarar verilmemesi ve çalışır durumda tutulması kişinin sorumluluğundadır. Uygulamada cihaz suya dayanıklı olacak şekilde tasarlandığından duş/banyo gibi günlük ihtiyaçlar kural olarak sorun oluşturmaz; ayrıca cihazın şarjının düzenli yapılması, sinyal kesintisinin ihlal olarak değerlendirilmemesi için önemlidir. Cihazda teknik bir sorun fark edilirse derhal Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’ne bildirilmelidir.

Ev Hapsinde Kaç Metre Sınır Var? Kelepçenin Mesafesi Ne Kadar?

Konutu terk etmeme tedbirinde metre cinsinden sabit bir sınır yoktur; sınır, kararda gösterilen konuttur. Elektronik izleme sisteminde bu konut ve — karara alınmışsa — eklentileri harita üzerinde kapalı bir alan olarak tanımlanır; kişi bu alanın dışına çıktığında izleme merkezine otomatik uyarı gider. Dolayısıyla “kelepçe kaç metre çeker”, “100 metre mi 200 metre mi” biçimindeki yaygın sorular, ev hapsi bakımından yanlış bir soru kalıbıdır: ölçü mesafe değil, sınırı çizilmiş alandır.

Metre kavramının kaynağı başka bir tedbirdir. Mağdura veya belirli kişilere yaklaşmama, konut ya da işyerine belirli bir uzaklıktan fazla yaklaşmama gibi tedbirlerde — özellikle 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruyucu ve önleyici tedbirlerde — kararda gerçekten mesafe belirlenebilir ve elektronik izleme bu mesafeyi denetlemek için kullanılabilir. İki uygulamanın karıştırılması, ev hapsindeki kişinin “bana şu kadar metre hakkı var” sanmasına ve farkında olmadan ihlale düşmesine yol açar.

Pratikte en çok sorulan üç durumun cevabı da buradan çıkar:

  • Bahçe, balkon, teras: Kararda konutun eklentileri kapsama alınmışsa serbesttir; alınmamışsa kapı dışına çıkmak dahi ihlal riski taşır. Tereddüt hâlinde denetimli serbestlik müdürlüğünden yazılı teyit istenmelidir.
  • Apartman girişi, otopark, ortak alanlar: Bunlar kural olarak konut dışıdır; kararda ayrıca gösterilmedikçe kapsama girmez.
  • Sinyal zayıflaması: Bodrum kat, kalın betonarme yapı veya kapsama sorunu nedeniyle sinyal kesilirse bu, kişinin evden ayrıldığı anlamına gelmez; ancak durumun müdürlüğe bildirilmesi, kesintinin ihlal kaydına dönüşmemesi için önemlidir.

Elektronik Kelepçe Çıkarılırsa veya Zarar Görürse Ne Olur?

Cihazı yalnızca denetimli serbestlik müdürlüğü personeli takar ve çıkarır; kişinin kendi başına cihazı çıkarması ihlaldir. Kayışın kesilmesi, cihazın sökülmesi ya da sinyalin kasten engellenmesi izleme merkezine anında düşer ve doğrudan tedbir ihlali sayılır. Bunun sonucu, adli kontrolde tutuklama kararına kadar gidebilen bir süreçtir.

İhlalin ötesinde ayrı bir ceza sorumluluğu da doğabilir. Cihaz, kamu hizmetine tahsis edilmiş bir eşyadır; kasten kırılması veya tahrip edilmesi, mala zarar verme suçunun nitelikli hâli olarak değerlendirilebilir (TCK m.152/1-a). Bu suçun cezası bir yıldan dört yıla kadar hapistir ve tedbirin ihlalinden bağımsız olarak ayrıca yargılama konusu yapılabilir. Cihazın kaza sonucu hasar görmesi ya da arızalanması hâlinde ise yapılması gereken tek şey vardır: durumu gecikmeksizin müdürlüğe bildirmek ve bildirimin kaydını almak.

Ev Hapsinde Neler Yasak? Misafir, Telefon ve Dışarı Çıkma Kuralları

Ev hapsinin temel ve değişmez kuralı, mahkemece belirlenen konutu izinsiz terk etmemektir. Bunun dışındaki günlük yaşama dair kısıtlamalar kararın içeriğine göre değişebilir; ancak uygulamadaki genel çerçeve aşağıdaki gibidir. Kişinin özel durumuna göre farklılık olabileceğinden, tereddüt hâlinde kararın metni ve denetimli serbestlik talimatları esas alınmalıdır.

Konu Genel uygulama
Evden dışarı çıkmak Kural olarak yasak; yalnızca mahkeme/denetimli serbestlik izniyle (ör. zorunlu sağlık) mümkün
Misafir kabul etmek Kural olarak serbest; yasak olan çıkmak, içeri misafir almak değil
Telefon, internet kullanmak Kural olarak serbest; iletişimin kötüye kullanımı hâlinde ek tedbir gelebilir
Markete, hastaneye gitmek Ancak önceden alınmış izinle; izinsiz çıkış ihlaldir
Bahçe/balkona çıkmak Kararda konut eklentileri kapsama alınmışsa mümkün, aksi hâlde sınır konutla belirlenir
İşe gitmek Kural olarak evden ayrılmayı gerektirdiği için yasak; istisnalar karara bağlıdır

Özetle ev hapsinde asıl yasak izinsiz olarak evden ayrılmaktır; eve misafir gelmesi, telefon ve internet kullanımı çoğu zaman serbesttir. Zorunlu bir sebeple (sağlık, resmi işlem vb.) dışarı çıkılması gerektiğinde mutlaka önceden yazılı izin alınmalıdır; mazeret sonradan ileri sürülse dahi izinsiz çıkış ihlal olarak değerlendirilir.

Kararda gün boyu ev hapsi öngörülebileceği gibi, yalnızca belirli saat aralığında konutta bulunma yükümlülüğü de getirilebilir. “Ev hapsi saat kaçta başlar” sorusunun tek bir cevabı bu yüzden yoktur; bağlayıcı olan, kararda ve denetimli serbestlik talimatında yazan saat aralığıdır. Aralık belirtilmemişse yükümlülük gün boyu geçerlidir.

Ev Hapsinde Polis Gelir mi, Denetim Nasıl Yapılır?

Evet, gelebilir. Denetimli Serbestlik Müdürlüğü personeli veya kolluk, kişinin konutta bulunup bulunmadığını denetlemek amacıyla adrese kontrol ziyareti yapabilir. Elektronik kelepçe uygulamasında denetim ağırlıklı olarak izleme merkezi üzerinden yürütülür; ancak sinyal kesintisi veya ihlal şüphesi hâlinde doğrudan adrese gelinmesi mümkündür. Konutta infazda ise kanun bunu açıkça yazar: hükümlü, denetimli serbestlik müdürlüğü ve bulunduğu yer kolluk makamlarınca izlenir (5275 sayılı Kanun m.110/3).

Denetim ziyaretinin belirli bir saati ya da sıklığı yoktur; gündüz veya gece, önceden haber verilmeksizin yapılabilir. Ziyaret sırasında kapının açılmaması, kişinin evde bulunmadığı yönünde tutanağa geçebileceğinden, uyku, duş gibi sebeplerle kapıya gidilememesi durumu sonradan açıklamayı zorlaştırır. Ev halkının da denetimin niteliğini bilmesi, gereksiz ihlal kaydı oluşmasını önler. Denetim ekipleriyle iş birliği yapılması ve kararda öngörülen saatlerde evde bulunulması, ihlal kaydının önüne geçen en pratik tedbirdir.

Ev Hapsinde İzin Var mı, Nasıl Alınır?

Vardır; ancak izin önceden ve yazılı olarak alınır. Zorunlu bir sebeple konuttan ayrılması gereken kişi, kararı veren mercie ya da infazı yürüten denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurarak izin talep eder. Talepte ayrılma sebebi, tarihi, saat aralığı ve gidilecek yer açıkça belirtilir; izin verilirse bunlar izin kaydına işlenir. Sonradan yapılan bildirim ya da sözlü mazeret, gerçekleşmiş bir ihlali kural olarak ortadan kaldırmaz.

Uygulamada izin talebine en sık konu olan hâller şunlardır:

  • Sağlık: Hastane randevusu, ameliyat, düzenli tedavi (diyaliz, kemoterapi gibi). Randevu belgesi talebe eklenir.
  • Ölüm ve cenaze: Yakının ölümü hâlinde cenazeye katılma talebi. Belgelendirme (ölüm belgesi, defin izni) beklenmeden başvurulup evrak sonradan tamamlanabilir.
  • Zorunlu resmî işlem: Duruşma, karakolda imza, kimlik/pasaport işlemi, sınav gibi ertelenemez işler.
  • Doğum ve refakat: Eşin doğumu ya da bakıma muhtaç yakının zorunlu refakati.

Acil sağlık durumunda ne yapılmalı? Hayati tehlike varsa önce 112 aranır ve tıbbi müdahale önceliklidir; kişi ambulansla ya da en yakın acil servise ulaşarak tedavi olur. Bu durumda yapılması gereken, olay biter bitmez denetimli serbestlik müdürlüğüne bildirimde bulunmak ve hastane kaydı, acil servis raporu, ambulans kaydı gibi belgeleri dosyaya sunmaktır. Belgeyle desteklenen zorunlu hâller, ihlal değerlendirmesinde mazeret olarak dikkate alınır.

Sıkça sorulan bir konuya da açıklık getirmek gerekir: ev hapsinde bayram izni ya da düzenli “çıkış izni” diye ayrı bir kurum yoktur. Ceza infaz kurumundaki hükümlülere tanınan mazeret izni, özel izin ve iş arama izni (5275 sayılı Kanun m.94–96) kurumda bulunanlar için düzenlenmiştir; evinde bulunan kişi bakımından uygulanmaz. Evden her ayrılış, yukarıdaki usulle alınacak ayrı bir izne bağlıdır.

Ev Hapsindeyken Şehir Dışına veya Yurt Dışına Çıkılabilir mi?

Ev hapsinin özü konutu terk etmemek olduğundan, kural olarak ne şehir dışına ne de yurt dışına çıkmak mümkündür; izinsiz her ayrılış ihlal sayılır. “Ev hapsinde tatile gidilir mi”, “başka şehre gidebilir miyim” gibi sorular uygulamada sık sorulsa da, tedbirin mantığı kişinin belirlenen konutta bulunmasını gerektirir. Kısa mesafeli zorunlu ihtiyaçlar bile (örneğin hastane) ancak önceden alınmış izinle karşılanabilir.

Yurt dışına çıkış bakımından ise iki ayrı durumu karıştırmamak gerekir:

  • Ev hapsi (konutu terk etmeme): Kişi zaten konutunda kalmakla yükümlü olduğu için yurt dışına çıkış fiilen söz konusu olamaz.
  • Ayrı bir yurt dışına çıkış yasağı: Adli kontrol kapsamında “yurt dışına çıkamama” da ayrı bir tedbir olarak uygulanabilir; bu durumda pasaporta tedbir şerhi konulabilir ve yasak, ev hapsi sona erse dahi ayrıca kaldırılmadıkça sürebilir.

Zorunlu bir sebeple (ağır sağlık durumu, yakının vefatı gibi) geçici çıkış gerekiyorsa, mazereti belgeleyerek önceden mahkemeden veya denetimli serbestlik müdürlüğünden izin talep edilmelidir. İzin alınmadan yapılan çıkışlar, sonradan mazeret gösterilse bile ihlal olarak değerlendirilir.

Ev Hapsindekilerin Hakları ve Yükümlülükleri

Ev hapsindeki kişi bazı kısıtlamalara tabi olsa da temel hakları korunmaya devam eder; buna karşılık denetim sürecinin düzenli işlemesi için belirli yükümlülüklere uyması beklenir.

Ev Hapsinde Bulunanların Hakları

  • Konutta yaşama hakkı: Kişi, tutuklunun aksine kendi konutunda yaşamına devam eder ve temel ihtiyaçlarını karşılayabilir.
  • Sağlık hizmetine erişim: İhtiyaç hâlinde, mahkeme iznine bağlı olarak tedavi için konut dışına çıkabilir.
  • Aile bağlarını koruma: Aile bireyleriyle aynı konutta kalmaya ve görüşmeye devam edebilir.
  • Avukata erişim ve savunma hakkı: Hukuki destek alma ve karara itiraz etme hakkı saklıdır.
  • İletişim özgürlüğü: Telefon, internet ve yazışma gibi araçları kural olarak kullanabilir.

Ev Hapsindekilerin Yükümlülükleri

  • Konutu terk etmeme: Kararda belirlenen konut (ve varsa eklentileri) izinsiz terk edilemez.
  • Elektronik kelepçeyi koruma: Cihaza müdahale edilemez, çıkarılamaz, çalışır durumda tutulması gerekir.
  • Denetime uyum: Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nün talimatlarına ve kontrollerine uyulması zorunludur.
  • İzin usulüne uyma: Evden ayrılmayı gerektiren her durumda önceden yazılı izin alınmalıdır.

Ev Hapsi Kararının Hukuki Dayanakları

Adli kontrol tedbiri olarak ev hapsi, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesinde “konutunu terk etmeme” yükümlülüğü olarak düzenlenmiştir. İlgili temel dayanaklar şunlardır:

  • CMK m.109/1: Tutuklama nedenleri bulunmakla birlikte, tutuklama yerine adli kontrol tedbirlerinin uygulanabileceği hâlleri düzenler.
  • CMK m.109/3-j: Şüpheli veya sanık hakkında “konutunu terk etmeme” yükümlülüğü getirilebileceğini öngören benttir.
  • 5275 sayılı Kanun m.110: Kesinleşmiş cezanın belirli hâllerde konutta infazına ilişkin düzenlemedir.
  • Denetimli Serbestlik mevzuatı: Tedbirin nasıl uygulanacağını ve elektronik izlemenin usulünü belirler.

Kanun metinlerinin güncel hâline Mevzuat Bilgi Sistemi (mevzuat.gov.tr) üzerinden ulaşabilirsiniz. Somut olayda hangi düzenlemenin uygulanacağı ve kararın gerekçesi, dosyanın içeriğine göre değişir.

Ev Hapsi Nasıl Alınır ve Karara Nasıl İtiraz Edilir?

Tutuklama yerine ev hapsi (konutu terk etmeme) talebi, savunma tarafından soruşturma veya kovuşturma aşamasında ileri sürülebilir. Talep, kişinin sağlık durumu, aile yükümlülükleri, kaçma riskinin bulunmadığı gibi somut gerekçelerle desteklendiğinde daha güçlü olur. Bu nedenle talebin bir ceza avukatı aracılığıyla, dosyadaki delil durumuna uygun biçimde hazırlanması önemlidir.

Ev Hapsi Kararına İtiraz

İtiraz yolu, ev hapsinin hangi rejim altında uygulandığına göre değişir; üç rejimin süresi de mercii de birbirinden farklıdır. Bu ayrım yapılmadan verilen “ev hapsine iki hafta içinde itiraz edilir” bilgisi, konutta infaz ve denetimli serbestlik hâllerinde okuyucuyu yanlış mercie ve yanlış süreye yönlendirir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun itiraz hükümleri (m.268 vd.) infaz aşamasına uygulanmaz; orada 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu işler.

Ev hapsi hangi rejimde Başvuru yolu ve süre Hangi mercie
Adli kontrol — konutu terk etmeme (CMK m.109/3-j) İtiraz — kararı öğrendiği günden itibaren iki hafta (CMK m.268/1) Dilekçe kararı veren mercie verilir; itirazı asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler (m.268/3-b)
Konutta infaz (5275 s.K. m.110) İtiraz — tebliğden itibaren iki hafta (m.110/8 → 4675 s.K. m.6/5) İnfaz hâkimliğinin yargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesi
Denetimli serbestlikte konutta denetim (5275 s.K. m.105/A) Şikâyet — öğrenildiği tarihten itibaren 15 gün, her hâlde işlemin yapıldığı tarihten itibaren 30 gün (4675 s.K. m.5) İnfaz hâkimliği; dilekçe doğrudan verilebileceği gibi Cumhuriyet başsavcılığı veya kurum müdürlüğü aracılığıyla da verilebilir
İnfaz hâkimi şikâyet üzerine duruşma yapmaksızın dosya üzerinden bir hafta içinde karar verir (4675 s.K. m.6/2). Şikâyet yoluna başvurulması, karar veya işlemin yerine getirilmesini kural olarak durdurmaz (m.5/son).

Başvuru çevresi de iki aşamada aynı değildir. Adli kontrol kararına itirazı şüpheli/sanık, müdafi, kanuni temsilci, eş ve Cumhuriyet savcısı yapabilir (CMK m.260/1, m.261, m.262); anne-baba ve kardeş, kanuni temsilci sıfatı taşımıyorsa bu aşamada itiraz edemez. İnfaz aşamasında çevre genişler: hükümlü veya tutuklunun eşi, anası, babası, ayırt etme gücüne sahip çocuğu, kardeşi, müdafii, kanuni temsilcisi ve izleme kurulu şikâyet yoluna başvurabilir (4675 s.K. m.5/3).

Adli kontrol olarak verilen ev hapsi kararına, kararın öğrenildiği günden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir (CMK m.268/1). İtiraz dilekçesi kararı veren mercie verilir; bu merci itirazı yerinde görürse kararını kendisi düzeltir, görmezse en çok üç gün içinde dosyayı itirazı incelemeye yetkili mercie gönderir (m.268/2). İtirazı inceleyecek merci 8/7/2021 tarihli 7331 sayılı Kanunla değişmiştir: sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin kararlarına yapılan itirazı artık yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler (m.268/3-b); sulh ceza hâkimliği işleri asliye ceza hâkimi tarafından görülüyorsa yetki ağır ceza mahkemesi başkanındadır. Yayında hâlâ sık rastlanan “numara olarak kendisini izleyen sulh ceza hâkimliği” kuralı, hâkimliğin diğer kararları bakımından geçerlidir (m.268/3-a), tutuklama ve adli kontrol kararları bakımından değil. Merciin itiraz üzerine verdiği karar kesindir; tek istisna, ilk defa merci tarafından verilen tutuklama kararıdır (m.271/4) — yani “üst mahkemeye taşırız” beklentisinin kanuni karşılığı yoktur. İki haftalık süre 2/3/2024 tarihli 7499 sayılı Kanunla getirilmiştir ve 1/6/2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar bakımından uygulanır; bu tarihten önce verilmiş bir karara itiraz söz konusuysa eski yedi günlük süre işlemeye devam eder (CMK Geçici m.6/1-c). Adli kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebileceği ayrıca CMK m.111/2’de de belirtilmiştir. İtirazın yanı sıra kişi, tedbirin kaldırılmasını veya değiştirilmesini her aşamada talep edebilir; kaldırma talebi (m.111/1) süreye bağlı değildir ve tekrarlanabilir, itiraz ise iki haftalık süreyle sınırlıdır — iki yol birbirinin yerine geçmez. İtiraz sürecinin ayrıntıları için Ev Hapsi Kararına İtiraz: Nasıl Başvurulur? ve Adli Kontrol Kararına İtiraz Süreci Nasıl İşler? yazılarımızı inceleyebilirsiniz.

İtirazda en sık yapılan hata, dilekçenin “haksızım/mağdurum” çerçevesinde yazılmasıdır. Etkili itiraz, tedbirin dayandığı ölçütü hedef alır: kuvvetli suç şüphesinin ya da tutuklama sebeplerinin bulunmadığı, kaçma riskinin somut olarak yok olduğu (sabit ikamet, düzenli iş, aile bağı, sağlık durumu), tedbirin artık ölçülü olmadığı ya da daha hafif bir yükümlülüğün yeterli olacağı gösterilerek kurulur.

Ev Hapsi Nasıl Kaldırılır, Ne Zaman Kalkar?

Ev hapsi birden çok yoldan sona erer: sürenin dolması, tedbirin kaldırılması, başka bir tedbire dönüştürülmesi ya da yargılamanın sona ermesi. Kaldırma için kişinin ya da müdafiinin talebi üzerine hâkim veya mahkeme, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra beş gün içinde karar verir (CMK m.111/1). Talep reddedilirse bu karara da itiraz edilebilir.

Talep olmasa bile tedbir kendiliğinden gözden geçirilir: adli kontrolün devam edip etmeyeceği hususunda en geç dört aylık aralıklarla karar verilmesi zorunludur (CMK m.110/4). Soruşturmada bu değerlendirme Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimliğince, kovuşturmada mahkemece resen yapılır. Ayrıca CMK m.110/A’daki azami süre dolduğunda tedbir kendiliğinden sona erer. Beraat, kovuşturmaya yer olmadığı, düşme kararı ya da hükmün kesinleşmesi hâllerinde de tedbir ortadan kalkar.

Konutta infazda ise durum farklıdır: karar, infaz hâkimi tarafından talep üzerine kaldırılabileceği gibi, ağır hastalık hâlinde yapılan yıllık incelemede hükümlünün iyileştiğinin tespit edilmesi üzerine de kaldırılır (5275 sayılı Kanun m.110/3, m.110/7). Bu hâlde cezanın kalan kısmı ceza infaz kurumunda çektirilir.

Beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı çıkarsa ev hapsinde geçen süre tazminat hakkı doğurur. 2/3/2024 tarihli 7499 sayılı Kanunla CMK m.141/1’e eklenen (l) bendi uyarınca, konutunu terk etmemek yükümlülüğü uygulandıktan sonra hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatine karar verilen kişi, maddi ve manevi her türlü zararını Devletten isteyebilir; tedbirin hukuka aykırı olması aranmaz. Kararı veren merci, tazminat hakkının bulunduğunu bildirmek ve bu hususu karara geçirmek zorundadır (m.141/2). İstem, kararın kesinleştiğinin tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşmeyi izleyen bir yıl içinde yapılır (m.142/1). Bu bent kapsamındaki istemler 7499 sayılı Kanunla getirilen düzenleme gereği 6384 sayılı Kanun uyarınca kurulan Tazminat Komisyonu tarafından karara bağlanır (m.142/2); ağır ceza mahkemesine yapılan istem Komisyona gönderilir ve ağır ceza mahkemesine başvuru tarihi esas alınır.

Ev hapsi kararı; talep edilmesi ya da itiraz sürecinin doğru yürütülmesi hâlinde kişinin lehine önemli sonuçlar doğurabilir. Soruşturma ve kovuşturma aşamasında tutuklama yerine ev hapsi talebi, ihlal ve infaz süreçlerinin usulüne uygun yönetilmesi için deneyimli bir avukattan hukuki destek ve dava takibi almanız faydalı olacaktır.

Ev Hapsinin İhlali ve Karşılaşılacak Yaptırımlar

İhlalin sonucu, ev hapsinin hangi rejim altında uygulandığına göre değişir; adli kontrolde tutuklama, konutta infazda cezaevine dönüş, denetimli serbestlikte açık kuruma gönderilme gündeme gelir. Konuttan izinsiz ayrılmak, elektronik kelepçeye müdahale etmek veya denetim yükümlülüklerine uymamak her üç rejimde de ihlal oluşturur. Aşağıdaki tablo sonuçları karşılaştırır:

Rejim İhlalin sonucu Dayanak
Adli kontrol (konutu terk etmeme) Hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun tutuklama kararı verilebilir CMK m.112/1
Azami tutukluluk süresinin dolması üzerine verilen adli kontrolün ihlali Tutuklama mümkün; ancak süre ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde 9 ayı, diğerlerinde 2 ayı geçemez CMK m.112/2
Konutta infaz (özel infaz usulü) Geçerli mazeret olmaksızın uyulmazsa usule son verilir, infaza kurumda devam edilir; evde geçen süre mahsup edilir 5275 s.K. m.110/7
Denetimli serbestlikte konutta denetim Kalan cezanın açık ceza infaz kurumunda infazına karar verilir 5275 s.K. m.105/A/6

İhlal hâlinde uygulanabilecek başlıca yaptırımlar şunlardır:

  1. Tutuklama: İhlal hâlinde mahkeme, ev hapsini kaldırıp kişi hakkında tutuklama kararı verebilir; bu durumda kişi doğrudan cezaevine gönderilebilir.
  2. Daha ağır adli kontrol tedbirleri: Günlük imza yükümlülüğü, ek güvenlik tedbirleri gibi daha sıkı tedbirler getirilebilir.
  3. İnfaz ve tahliye süreçlerine olumsuz etki: İhlal geçmişi; denetimli serbestlik, koşullu salıverme gibi lehe düzenlemelerde aleyhe değerlendirilebilir.
  4. Ayrı suç sorumluluğu: Elektronik cihazın kasten kırılması mala zarar verme (TCK m.152/1-a), denetimli serbestlikte iade kararına rağmen teslim olmama ise TCK m.292–293 kapsamında ayrıca değerlendirilebilir.

Bir noktayı vurgulamak gerekir: kanunda “şu kadar ihlalde tedbir bozulur” biçiminde sayısal bir eşik yoktur. CMK m.112/1, adli kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen kişi hakkında tutuklama kararı verilebileceğini söyler. Belirleyici olan ihlalin sayısı değil, kasıtlı olup olmadığı ve ağırlığıdır: belgelenmiş bir sağlık zorunluluğuyla evden ayrılmakla, kelepçeyi kesip adresi terk etmek aynı sonucu doğurmaz.

Elektronik Kelepçe İhlalinde Teknik Süreç

Kişi belirlenen sınırın dışına çıktığında ya da cihaza müdahale ettiğinde izleme merkezine otomatik uyarı gider. Genellikle önce düşük şiddetli ihlallerde uyarı/ihtar yapılır; tekrarlayan veya ağır ihlallerde durum mahkemeye iletilir ve kolluk kişinin adresine yönlendirilerek tutuklamaya kadar gidebilecek işlemler başlatılır. “Kaç ihlal hakkı var” sorusunun kesin bir sayısal karşılığı yoktur; sonuç, ihlalin niteliğine ve mahkemenin değerlendirmesine bağlıdır.

Ev hapsi ile adli kontrolün diğer yükümlülükleri arasındaki ayrım mahsup oranı, azami süre, itiraz mercii ve haksız tedbir hâlinde tazminat bakımından sonuç doğurur; maddeye dayalı karşılaştırmalı döküm için adli kontrol ve ev hapsi arasındaki farklar başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.

Ev Hapsi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Ev hapsinde misafir gelebilir mi?

Kural olarak evet. Ev hapsinde yasak olan, kişinin konutu izinsiz terk etmesidir; eve misafir gelmesi çoğu zaman engellenmez. Ancak kararda özel bir kısıtlama (örneğin belirli kişilerle temas yasağı) varsa buna uyulması gerekir.

Ev hapsinde telefon ve internet serbest mi?

Kural olarak serbesttir. Ev hapsindeki kişi telefon, internet ve yazışma araçlarını kullanabilir. İletişimin suç amacıyla kötüye kullanılması hâlinde mahkeme ek tedbir öngörebilir.

Ev hapsinde dışarı çıkılırsa ne olur?

İzinsiz olarak evden çıkmak tedbirin ihlali sayılır. Elektronik kelepçe varsa çıkış anında izleme merkezine uyarı gider. İhlalin sonucu, uyarıdan tutuklamaya kadar değişebilir; bu nedenle zorunlu hâllerde önceden yazılı izin alınmalıdır.

Kelepçesiz ev hapsi olur mu?

Olur. Elektronik kelepçe zorunlu değildir; mahkeme, kaçma riskinin düşük olduğu veya kişisel koşulların uygun olduğu durumlarda kelepçesiz ev hapsine de karar verebilir.

Ev hapsi ne kadar sürer?

Süre, suçun niteliğine ve yargılamanın aşamasına göre değişir; kanunda azami süreler belirlenmiştir. Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen suçlarda kural olarak daha kısa, katalog suçlarda daha uzun süreler söz konusu olabilir. Kesin süre için karar dosyasının incelenmesi gerekir.

Ev hapsi sabıka kaydına (adli sicile) işler mi?

Adli kontrol tedbiri olarak ev hapsi başlı başına bir mahkûmiyet değildir; adli sicile işleyen, yargılama sonunda verilen kesinleşmiş mahkûmiyet hükmüdür. Bu konudaki kesin değerlendirme, dosyanın sonucuna göre yapılır.

Ev hapsi ile adli kontrol aynı şey mi?

Ev hapsi (konutu terk etmeme), adli kontrol tedbirlerinden yalnızca biridir. Adli kontrol; imza atma, yurt dışına çıkış yasağı, belirli yerlere gitmeme gibi çok sayıda tedbiri kapsayan üst bir başlıktır. Yani her ev hapsi bir adli kontroldür, ancak her adli kontrol ev hapsi değildir.

Ev hapsindeyken işe veya okula gidilebilir mi?

Kural olarak hayır; ev hapsi evden ayrılmayı yasakladığı için işe veya okula gidiş de bu kapsamdadır. Ancak mahkeme, kararında belirli saatlerde iş/eğitim için çıkışa izin verebilir. Böyle bir izin yoksa çalışmak amacıyla evden ayrılmak da ihlal sayılır.

Ev hapsi kaç ihlalde bozulur, ihlal hakkı var mı?

Kanunda “şu kadar ihlalde bozulur” şeklinde sabit bir sayı ya da tanınmış bir “ihlal hakkı” yoktur. Konutu izinsiz terk etmek veya elektronik kelepçeye müdahale etmek gibi tek bir ciddi ihlal dahi, mahkemenin ev hapsini kaldırıp kişi hakkında tutuklama kararı vermesine yol açabilir. İhlalin sonucu; ihlalin niteliğine, sıklığına ve mahkemenin değerlendirmesine göre belirlenir.

Ev hapsindeyken hastaneye veya markete gidilebilir mi?

Kural olarak evden ayrılmak yasak olduğundan, hastane veya market gibi ihtiyaçlar için çıkış da ancak önceden alınmış izinle mümkündür. Acil sağlık durumları bakımından karar veya denetimli serbestlik talimatı çoğunlukla bir esneklik öngörür; ancak rutin alışveriş gibi ihtiyaçlarda izinsiz çıkış ihlal sayılır. Tereddüt hâlinde, çıkış öncesinde denetimli serbestlik müdürlüğünden bilgi alınması en güvenli yoldur.

Ev hapsinde geçen süre cezadan düşer mi, ne kadar?

Düşer. Konutunu terk etmeme yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır (CMK m.109/6). Örneğin altı ay ev hapsinde kalan kişinin cezasından üç ay düşer. Konutta infazda ise özel infaz usulüyle geçirilen süre infaz aşamasında mahsup edilir.

Ev hapsinde kaç metre sınır var?

Konutu terk etmeme tedbirinde metre cinsinden bir sınır yoktur; sınır, kararda gösterilen konut ve kapsama alınmışsa eklentileridir. Elektronik izleme sisteminde bu alan harita üzerinde tanımlanır ve dışına çıkıldığında uyarı üretilir. Metre ölçüsü, mağdura yaklaşmama gibi uzaklaştırma tedbirlerinde gündeme gelir.

Ev hapsi nasıl kaldırılır?

Kişinin veya müdafiinin talebi üzerine hâkim ya da mahkeme, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra beş gün içinde karar verir (CMK m.111). Talep olmasa bile tedbirin devam edip etmeyeceği en geç dört aylık aralıklarla yeniden değerlendirilir; kanundaki azami süre dolduğunda tedbir kendiliğinden sona erer.

Kaç yaşından sonra hapis cezası evde çekilir?

Kadın, çocuk ve 65 yaşını bitirmiş hükümlüler 3 yıl, 70 yaşını bitirenler 4 yıl, 75 yaşını bitirenler 5 yıl, 80 yaşını bitirenler 6 yıl veya daha az süreli hapis cezalarını konutlarında çekebilir (5275 sayılı Kanun m.110/2). Terör ve örgüt suçları ile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlardan mahkûm olanlar bu kapsamın dışındadır.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Ev hapsi, itiraz ve infaz süreçleri kişinin somut durumuna göre değişir; sağlıklı bir değerlendirme için bir ceza avukatına danışmanız önerilir.

Denetimli serbestlik ve ev hapsi dönemlerinin cezanın toplam infaz süresi içindeki yerini, suç gruplarına göre değişen oranlarla birlikte yatar hesaplama ve infaz süreleri yazımızda örnek hesaplarla gösterdik.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir