Hukuk

Değer Kaybı Davalarında Uzamış (Ceza) Zaman Aşımı Uygulanabilir Mi?

Değer Kaybı Davalarında Uzamış (Ceza) Zaman Aşımı Uygulanabilir Mi

Değer kaybı zamanaşımı kural olarak iki yıldır; kazanın üzerinden on yıl geçmişse talep her hâlde sona erer. Ancak kazaya yol açan davranış aynı zamanda bir suç oluşturuyorsa, aracınızdaki değer kaybı için de ceza kanunundaki daha uzun süre işler. Bu, uygulamada uzamış (ceza) zaman aşımı diye anılır ve iki yılı sekiz yıla, kimi hâllerde on beş yıla kadar çıkarır.

Makale İçeriği

Buradaki asıl mesele, sürenin kaç yıl olduğu değil, hangi kazada hangi sürenin işlediğidir. Yalnızca sac ve boya hasarı doğuran kazalarda uzamış süre devreye girmez; aynı çarpışmada yolculardan biri yaralanmışsa, aracı hasar gören malik hiç yaralanmamış olsa bile değer kaybı talebi sekiz yıllık süreye tabi olur. Aşağıda bu ayrımın kanuni dayanağını, sürenin ne zaman başladığını, hangi işlemin süreyi kestiğini ve hangisinin kesmediğini madde madde ele alıyoruz.

Özet

Değer kaybı talebinde temel süre iki yıl, üst sınır on yıldır; kaza suç oluşturuyorsa bu süre ceza kanunundaki süreye yükselir.

  • Kural: KTK m.109/1 — zararı ve sorumluyu öğrenmeden itibaren 2 yıl, kaza gününden itibaren her hâlde 10 yıl.
  • İstisna: KTK m.109/2 — fiil suç oluşturuyorsa ceza kanunundaki daha uzun süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir: taksirle yaralamada 8 yıl, taksirle ölümde 15 yıl.
  • Sınır: Salt maddi hasarlı kazada uzamış süre işlemez. Taksirle mala zarar verme Türk Ceza Kanunu’nda suç değildir; ortada yaralanma, ölüm ya da alkollü araç kullanma gibi ayrı bir suç yoksa süre iki yıldır.
  • Ölçüt fiildir, mağdur sıfatı değildir: Kazada başkası yaralandıysa, hiç yaralanmayan araç malikinin değer kaybı talebi de uzamış süreye tabidir.
  • Sık yapılan hata: Sigortaya yazılı başvuru zamanaşımını kesmez. Kesen şey dava, tahkim başvurusu, icra takibi ya da sigortacının kısmi ödemesidir (TBK m.154).
  • Süre dolsa bile dava reddedilmez: Zamanaşımı def’idir; karşı taraf ileri sürmezse hâkim kendiliğinden dikkate alamaz (TBK m.161).

Değer Kaybı Zamanaşımı Kaç Yıldır?

Değer kaybı talebinin temel zamanaşımı süresi iki yıldır. Bu süre 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesinin birinci fıkrasından gelir: “Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.”

Fıkrada iki ayrı süre vardır ve ikisi birlikte işler. İki yıllık süre öğrenmeye bağlıdır, on yıllık süre ise kaza gününe. Hangisi önce dolarsa talep o anda zamanaşımına uğrar. Yani zararı üçüncü yılda öğrendiyseniz iki yıllık süreniz o tarihte başlar, ama toplamda kaza gününden itibaren on yılı aşamazsınız.

DurumSüreBaşlangıçDayanak
Maddi hasarlı kaza (yaralanma/ölüm yok)2 yılZararı ve sorumluyu öğrenme tarihiKTK m.109/1
Aynı kazada üst sınır10 yılKaza günüKTK m.109/1
Kazada yaralanma varsa8 yılKaza günüKTK m.109/2 + TCK m.66/1-e
Kazada ölüm varsa15 yılKaza günüKTK m.109/2 + TCK m.66/1-d
Alkollü / uyuşturucu etkisinde araç kullanma8 yılKaza günüKTK m.109/2 + TCK m.179/3
Sigortacının rücu talebi2 yılÖdemenin tamamlanması ve rücu edilecek kişinin öğrenilmesiKTK m.109/4

Tablodaki sekiz ve on beş yıl rakamları doğrudan Karayolları Trafik Kanunu’nda yazmaz; Türk Ceza Kanunu’nun 66. maddesindeki dava zamanaşımı sürelerinden gelir. KTK m.109/2 yalnızca köprüyü kurar: fiil suç oluşturuyor ve ceza kanunu daha uzun bir süre öngörüyorsa, o süre maddi tazminat talepleri için de geçerli olur.

Değer Kaybı ve Zaman Aşımı Kavramları

Değer kaybı, kaza sonrası onarılan bir aracın, onarım kusursuz yapılmış olsa dahi ikinci el piyasasında kaza öncesine göre daha düşük bedelle alıcı bulmasıdır. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın 1 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren metni bu zararı, aracın “kaza tarihinden önceki ikinci el satış değeri ile onarılmasından sonraki ikinci el satış değerinin arasındaki fark” olarak tanımlar ve tespiti atanacak sigorta eksperine bırakır. Hesapta aracın markası, yaşı, modeli, kullanılmışlık düzeyi, hasar gören kısımları ve geçmiş hasar durumu birlikte değerlendirilir.

Zamanaşımı ise bir alacağın talep edilebilirliğini süreyle sınırlayan kurumdur. Burada çok yaygın bir yanlış anlama vardır: zamanaşımı hakkı ortadan kaldırmaz, dava açma hakkını da sona erdirmez. Süre dolduğunda alacak eksik borç hâline gelir; borçlu isterse yine ödeyebilir ve ödediğini geri isteyemez. Türk Borçlar Kanunu m.78/2 bunu açıkça düzenler: “Zamanaşımına uğramış bir borcun ifasından veya ahlaki bir ödevin yerine getirilmiş olmasından kaynaklanan zenginleşmeler geri istenemez.”

İkinci yaygın hata, zamanaşımının itiraz sanılmasıdır. Zamanaşımı bir def’idir. Türk Borçlar Kanunu m.161 şöyle der: “Zamanaşımı ileri sürülmedikçe, hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz.” Aradaki fark pratikte belirleyicidir: itiraz hâkim tarafından re’sen dikkate alınır, def’i ise yalnızca karşı taraf ileri sürerse sonuç doğurur. Sigorta şirketi ya da sürücü cevap dilekçesinde zamanaşımına dayanmazsa, süre dolmuş olsa bile dava esastan görülmeye devam eder.

ÖlçütZamanaşımıHak düşürücü süre
Hâkim re’sen dikkate alır mı?Hayır (TBK m.161)Evet
Süre dolunca hakka ne olur?Hak durur, dava edilebilirliği düşer (eksik borç)Hak tümüyle sona erer
Durur/kesilir mi?Evet (TBK m.153-154)Hayır
Önceden feragat edilebilir mi?Hayır (TBK m.160)Konu dışı
Değer kaybı talebindeki karşılığıKTK m.109 süreleriYok — değer kaybı talebi hak düşürücü süreye tabi değildir

Değer kaybı ile zamanaşımının kesiştiği noktalar pratikte şöyle görünür:

  • Trafik kazaları: Aracınız maddi hasarlı bir kazaya karıştıysa ve değer kaybı yaşadıysanız, bu kaybı talep etmek için zamanaşımı sürelerini kaçırmamalısınız.
  • Hukuki süreçler: Kazaya yol açan davranış suç oluşturuyorsa uzamış ceza zaman aşımı devreye girer ve talep süresini belirgin biçimde uzatır.
  • Onarımın gecikmesi: Değer kaybının somut olarak ortaya çıkması onarımın tamamlanmasına bağlı olduğundan, iki yıllık sürenin başlangıcı çoğu dosyada kaza gününden sonraya kayar.
  • Mağduriyetin önlenmesi: Özellikle uzun süren hukuki süreçlerde hak kayıplarını önlemek adına, zarar gören tarafların zamanında başvuruda bulunması büyük önem taşır.

Uzamış Zamanaşımı Nedir?

Uzamış zamanaşımı, haksız fiilden doğan tazminat talebinin, o fiil aynı zamanda suç oluşturduğunda ceza kanunundaki daha uzun süreye tabi olmasıdır. Mantığı şudur: fail hakkında yıllarca ceza soruşturması yürütülebilirken, aynı olaydan zarar görenin tazminat hakkının iki yılda sönmesi adil görülmemiştir. Kanun koyucu bu nedenle tazminat alacağını ceza davasının süresine bağlamıştır.

Kurumun iki ayrı dayanağı vardır ve ikisi aynı sonuca varır. Türk Borçlar Kanunu m.72/1’in son cümlesi genel kuralı koyar: “Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.” Trafik kazaları bakımından özel hüküm ise KTK m.109/2’dir: “Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.”

İki metin arasındaki fark ince ama önemlidir. KTK m.109/2 uzamış süreyi lafzen maddi tazminat talepleri bakımından düzenler; değer kaybı da tam olarak maddi bir zarar olduğu için bu fıkranın kapsamındadır. Manevi tazminat talepleri ise m.109/5’teki “Diğer hususlarda, genel hükümler uygulanır” yollamasıyla TBK m.72 üzerinden değerlendirilir.

Bir noktanın altını çizmek gerekir: uzamış zamanaşımının uygulanması için failin cezalandırılmış olması gerekmez. Aranan tek şey, fiilin nitelik olarak suç oluşturmasıdır. Ceza davası hiç açılmamış, açılmış da düşmüş, hatta beraatle sonuçlanmış olabilir. Türk Borçlar Kanunu m.74 bunu destekler: hukuk hâkimi, kusurun varlığı konusunda ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkiminin verdiği beraat kararıyla da bağlı değildir.

Değer Kaybında Ceza Zaman Aşımı Nedir?

Günlük dilde “ceza zaman aşımı” denilen şey, değer kaybı davaları bakımından aslında dava zamanaşımıdır ve Türk Ceza Kanunu’nun 66. maddesinde düzenlenir. Türk Ceza Kanunu’nda “ceza zamanaşımı” başlığını taşıyan hüküm m.68’dir ve o, mahkûm olunmuş bir cezanın infaz edilememesiyle ilgilidir. Tazminat talebinizin süresini belirleyen madde m.68 değil, m.66’dır. Bu ayrımı yapmayan kaynaklar, sekiz yıllık süreyi yanlış maddeye bağladıkları için hesabı da yanlış kurar.

Dava zamanaşımı (TCK m.66)Ceza zamanaşımı (TCK m.68)
Neyi süreye bağlar?Kamu davasının açılması ve sürdürülmesiKesinleşmiş cezanın infazı
Ne zaman işlemeye başlar?Suçun işlendiği gün (m.66/6)Hükmün kesinleştiği gün (m.68/5)
Tazminat talebine etkisiVar — uzamış sürenin kaynağı budurYok
Taksirle yaralamada8 yıl10 yıl (infaz süresi)

Peki sekiz ve on beş yıl rakamları nereden geliyor? Türk Ceza Kanunu m.66/4’e göre süre, suçun kanunda yazılı cezasının üst sınırına bakılarak belirlenir. Buna göre:

  • Taksirle yaralama (TCK m.89): Temel ceza dört aydan iki yıla kadar hapis ya da adli para cezasıdır. Nitelikli hâllerde ceza yarı oranında veya bir kat artırılsa, birden fazla kişi yaralandığında dokuz aydan beş yıla kadar hapse çıksa dahi üst sınır beş yılı aşmaz. TCK m.66/1-e bu suçlar için sekiz yıl öngörür.
  • Taksirle öldürme (TCK m.85): Ceza iki yıldan altı yıla kadar hapistir; birden fazla ölüm ya da ölümle birlikte yaralanma hâlinde iki yıldan on beş yıla kadar. Üst sınır beş yılı aştığı ve yirmi yılın altında kaldığı için TCK m.66/1-d uyarınca süre on beş yıldır.
  • Trafik güvenliğini tehlikeye sokma (TCK m.179): Alkol veya uyuşturucu etkisiyle emniyetli biçimde araç kullanamayacak hâlde olmasına rağmen araç kullanan kişi için ceza altı aydan iki yıla kadar hapistir; süre yine sekiz yıldır.

Dikkate alınması gereken önemli bir husus, zarar verici eylemin suç sayılması durumunda ceza zaman aşımının tüm sorumlulara uygulanmasıdır. Yalnızca kazaya neden olan sürücü değil, aracın işleteni ve zorunlu trafik sigortasını sağlayan sigorta şirketi de bu süreye tabi olur. Bunun kanuni dayanağı KTK m.109/3’tür ve fıkra sorumluları birbirine bağlar. Sonuç olarak mağdur, talebini daha geniş bir zaman diliminde gündeme getirebilir.

Sürenin bir de uzayabilen yüzü vardır. TCK m.67/2’ye göre şüphelinin savcı huzurunda ifadesinin alınması, tutuklama kararı verilmesi, iddianame düzenlenmesi veya mahkûmiyet kararı verilmesi dava zamanaşımını keser; m.67/4 ise kesilme hâlinde sürenin “ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar” uzayacağını söyler. Ceza dosyası bakımından sekiz yıllık süre böylece on iki yıla kadar çıkabilir. Buna karşılık tazminat talebinizi bu ihtimale göre planlamak risklidir; güvenli olan, m.66’daki asıl süreyi esas alıp dosyayı beklemeden hareket etmektir.

Uzamış Ceza Zaman Aşımının Değer Kaybı Davalarına Uygulanabilirliği

Uzamış ceza zaman aşımının değer kaybı talebine uygulanıp uygulanmayacağı tek bir soruya bağlıdır: kazaya yol açan fiil suç oluşturuyor mu? KTK m.109/2 ölçütü fiile bağlar, zarar görenin sıfatına değil. Fıkra “zarar gören suçun mağduruysa” demez; “dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar” der. Bu lafız, uygulamada çok karıştırılan bir sonucu doğurur.

Somutlaştıralım. Kavşakta kırmızı ışıkta geçen bir sürücü size çarpsın; sizin bir şeyiniz olmasın ama yanınızdaki koltukta oturan yolcu kolunu kırsın. Bu durumda sürücünün fiili taksirle yaralama suçunu oluşturur ve dava zamanaşımı sekiz yıldır. Siz o kazada yaralanmadınız, suçun mağduru değilsiniz; ama aracınızdaki değer kaybı da aynı fiilden doğduğu için sekiz yıllık süreye tabidir. İki yıl geçmiş olması talebinizi sona erdirmez.

Aynı mantık kazada hiç kimsenin yaralanmadığı ama sürücünün ayrı bir suç işlediği hâllerde de geçerlidir. Alkollü araç kullanma TCK m.179/3 kapsamında bağımsız bir suçtur; kazada yalnızca maddi hasar olsa bile fiil suç oluşturduğu için değer kaybı talebinde sekiz yıllık süre uygulanır. Kaza tespit tutanağındaki alkol tespiti ya da düzenlenen alkol raporu, bu noktada zamanaşımı bakımından da belirleyici bir belgeye dönüşür.

Mahkeme süreçlerinde uzamış ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için olayın cezai bir niteliğe sahip olması şarttır; ancak fail hakkında ceza davası açılmış olması veya mahkûmiyet kararı bulunması gibi bir koşul aranmaz. Ceza dosyası takipsizlikle kapanmış, şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşmüş ya da beraatle sonuçlanmış olabilir — bunların hiçbiri tazminat talebinizin süresini iki yıla geri çekmez. Fiilin suç tipine uyup uymadığını hukuk hâkimi kendisi değerlendirir.

Şikâyet konusunda bir ayrımı doğru kurmak gerekir. Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması kural olarak şikâyete bağlıdır; yalnızca temel hâl dışındaki yaralamalar bilinçli taksirle işlenmişse şikâyet aranmaz (TCK m.89/5). Yaralanan kişinin şikâyetçi olmaması ya da şikâyetinden vazgeçmesi ceza davasını sonlandırır; fakat bu, fiilin suç niteliğini geçmişe etkili biçimde ortadan kaldırmaz ve hukuk davasındaki uzamış süreyi kendiliğinden sekiz yıldan iki yıla indirmez. Bu ayrım, kaza sonrası “şikâyetçi olmadım, artık geç kaldım” düşüncesiyle talebinden vazgeçen çok sayıda araç sahibinin gözden kaçırdığı noktadır.

Sadece Aracım Hasar Gördü, Kimse Yaralanmadı: Süre Kaç Yıl?

Bu hâlde süre iki yıldır ve uzamış ceza zaman aşımı devreye girmez. Sebebi çoğu kaynakta atlanır: Türk Ceza Kanunu’nda taksirle mala zarar verme diye bir suç yoktur. Mala zarar verme suçunu düzenleyen m.151, fiili “yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hâle getiren veya kirleten” biçiminde tanımlar; bunların tamamı kasten işlenen davranışlardır. Dikkatsizlikle önündeki araca çarpan sürücü, kimseyi yaralamamışsa ceza kanunu bakımından suç işlemiş sayılmaz.

Ortada suç yoksa KTK m.109/2’nin köprüsü kurulmaz ve geriye m.109/1’deki iki yıl ile on yıl kalır. Salt maddi hasarlı kazalarda uzamış süreye dayanan talepler bu nedenle karşılık bulmaz. Bu, damardaki en yaygın yanlış beklentidir: “kaza oldu, demek ki sekiz yılım var” varsayımı çoğu dosyada geçersizdir.

Buna karşılık, kazayı yalnızca kendi aracınızdaki hasarla değerlendirmeyin. İki yıllık süreye takılmadan önce şu üç ihtimali dosyanız bakımından tek tek kontrol edin:

  • Kazada herhangi bir kişi yaralandı mı? Karşı araçtaki sürücü, yolcu, yaya ya da sizin yanınızdaki kişi fark etmez. En hafif yaralanma dahi fiili TCK m.89 kapsamına sokar ve süre sekiz yıla çıkar.
  • Kusurlu sürücü alkollü ya da uyuşturucu etkisinde miydi? Bu durumda kimse yaralanmasa bile fiil TCK m.179/3 kapsamında bağımsız bir suçtur.
  • Kazaya yol açan başka bir suç var mı? Ulaşımı güven içinde sağlamaya yönelik işaretlerin kaldırılması veya yola cisim bırakılması gibi hâller TCK m.179/1 kapsamına girer ve on beş yıllık süreyi gündeme getirebilir.

Bu üç sorunun cevabı da olumsuzsa hesabınızı iki yıl üzerinden kurmanız gerekir. Aracınızın değer kaybı tutarının nasıl hesaplandığı ile talebin süresi ayrı meselelerdir; tutar ne kadar yüksek olursa olsun süresinde ileri sürülmeyen talep karşı tarafın def’iyle karşılaşır.

Değer Kaybı Zamanaşımı Ne Zaman İşlemeye Başlar?

İki yıllık süre kaza gününde değil, zarar görenin hem zararı hem de tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihte işlemeye başlar. KTK m.109/1 iki unsuru birlikte arar; biri eksikse süre başlamaz. On yıllık üst sınır ise öğrenmeden bağımsızdır ve kaza gününden itibaren işler.

Değer kaybında “zararın öğrenilmesi” çoğu zaman kaza günüyle aynı tarihe düşmez. Aracın ne kadar değer yitirdiği, hangi parçaların değiştiği ve onarımın kapsamı belli olmadan somutlaşmaz. Bu nedenle sürenin başlangıcı, pratikte onarımın tamamlandığı ve hasarın kapsamının belirlendiği ana kayar. Ekspertiz raporunun düzenlendiği tarih bu bakımdan güçlü bir dayanak oluşturur.

“Tazminat yükümlüsünün öğrenilmesi” ise kusurlu sürücünün ve zorunlu trafik sigortacısının kimliğinin belirlenmesidir. Kaçan aracın plakası sonradan tespit edilmişse süre o tarihten işler. Aynı şekilde, kusur dağılımı bilirkişi incelemesiyle netleşmişse, sorumlunun kim olduğunun öğrenildiği an geriye değil ileriye kayar.

Olay2 yıllık süreye etkisi
Kaza günü10 yıllık üst sınırı başlatır
Onarımın tamamlanması / ekspertiz raporuZararın öğrenildiği an olarak kabul edilir; 2 yıl buradan işler
Kaçan aracın plakasının tespitiTazminat yükümlüsünün öğrenilmesi; süre bu tarihte başlar
Sigorta şirketinin ret yazısıSüreyi başlatmaz ve kesmez; dava/tahkim yolunu açar
İkinci bir kazanın olmasıHer kaza kendi süresine tabidir; süreler birleşmez

Uygulamada sık karşılaşılan bir başka durum, aynı araçta arka arkaya iki kazanın olmasıdır. Bu hâlde iki ayrı haksız fiil, iki ayrı zarar ve iki ayrı zamanaşımı süresi vardır. İlk kazanın süresi dolmuş olsa bile ikinci kazadan doğan değer kaybı talebi ayakta kalır.

Değer Kaybı Davalarında Zaman Aşımı Sürelerinin Hukuki Dayanakları

Değer kaybı davalarında zamanaşımı süreleri, Türk Borçlar Kanunu ile Karayolları Trafik Kanunu‘nun birlikte oluşturduğu bir çerçeveden çıkar. Trafik kazaları söz konusu olduğunda özel hüküm olan KTK m.109 uygulanır; TBK m.72 ise hem genel kural olarak arka planda durur hem de KTK’nın düzenlemediği noktalarda devreye girer. Bu sıralamayı kurmak önemlidir, çünkü iki metin aynı süreleri verse de kapsamları birebir örtüşmez.

Türk Borçlar Kanunu’na göre zaman aşımı: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 72. maddesi, haksız fiilden doğan tazminat taleplerinin zamanaşımını düzenler. Bu maddeye göre:

  • Zarar gören, zararını ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl içinde dava açmalıdır.
  • Fiilin işlendiği tarihten itibaren ise, zararın öğrenilmesinden bağımsız olarak, on yıl içinde dava açılabilir.
  • Tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa o zamanaşımı uygulanır. Madde bu noktada maddi ve manevi tazminat ayrımı yapmaz.
  • Ayrıca m.72/2 uyarınca zarar gören, tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile, haksız fiil dolayısıyla kendisine doğmuş bir borcu ifadan her zaman kaçınabilir.

Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesi: 2918 sayılı Kanun’un 109. maddesi, araç kazalarından doğan maddi tazminat taleplerine yönelik zaman aşımı hükümlerini beş fıkra hâlinde ortaya koyar:

  • Birinci fıkra: Zarar gören kişinin, zararını ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki yıl, kaza gününden itibaren her hâlde on yıl.
  • İkinci fıkra: Dava cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu daha uzun bir süre öngörürse, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.
  • Üçüncü fıkra: Zamanaşımı tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse sigortacıya karşı da kesilmiş olur; sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır.
  • Dördüncü fıkra: Tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar.
  • Beşinci fıkra: Diğer hususlarda genel hükümler, yani Türk Borçlar Kanunu’nun zamanaşımına ilişkin kuralları uygulanır.

Uzamış ceza zaman aşımı ve hukuki etki: Uzamış süre yalnızca fiilin suç oluşturması hâlinde uygulanabilir. Türk Ceza Kanunu m.66’ya göre süre, suçun kanunda yazılı cezasının üst sınırına göre belirlenir: beş yılı aşmayan hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl, beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda on beş yıl. Trafik kazaları bakımından bu, taksirle yaralamada sekiz, taksirle ölümde on beş yıl demektir.

Bir usul notu: eski değer kaybı içtihatlarına atıf yapılırken Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2021’de kapatıldığı ve dosyalarının 4. Hukuk Dairesi’ne devredildiği gözden kaçırılmamalıdır. Kararlar geçerliliğini korur, değişen şey temyiz merciidir.

Sigorta Şirketine Başvuru Değer Kaybı Zamanaşımını Keser mi?

Hayır. Sigorta şirketine gönderilen yazılı başvuru, tek başına zamanaşımını kesmez. Bu, konuyla ilgili kaynaklarda en sık tekrarlanan yanlıştır; üstelik pek çok metinde “başvuru zamanaşımını keser ve durmasına neden olur” biçiminde, iki farklı kurumu aynı cümlede birleştiren bir hata olarak geçer. Kesme ile durma ayrı sonuçlar doğurur ve bir olay ikisini birden yapamaz.

Türk Borçlar Kanunu m.154 zamanaşımını kesen hâlleri sınırlı sayıda ve iki bent hâlinde sayar: “1. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse. 2. Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa.” Sigortacıya gönderilen talep yazısı bu listede yer almaz.

Bu, başvurunun gereksiz olduğu anlamına gelmez — tam tersine zorunludur. KTK m.97, zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde dava yoluna gitmeden önce sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunulmasını şart koşar ve şirketin on beş gün içinde yazılı cevap vermemesi ya da cevabın talebi karşılamaması hâlinde dava veya tahkim yolunun açılacağını belirtir. Yani başvuru kapıyı açan işlemdir; süreyi durduran ya da sıfırlayan işlem değildir.

Buna karşılık başvurunun ardından gelen bazı davranışlar süreyi keser. Bunların en önemlisi sigortacının kısmi ödeme yapmasıdır. Şirket araç hasar bedelini ödeyip değer kaybını reddettiğinde, yaptığı ödeme TBK m.154/1 anlamında borcun ikrarı sayılır ve zamanaşımı kesilir; kesilmeyle birlikte TBK m.156/1 uyarınca yeni bir süre baştan işlemeye başlar. Ödeme dekontunun tarihi bu nedenle dosyada saklanması gereken bir belgedir.

Pratik sonuç şudur: 1 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren Genel Şartlar uyarınca araç hasarı için başvuran hak sahibi değer kaybı talebinde de bulunmuş sayılsa da, bu karine talebin doğduğunu gösterir, süreyi durdurmaz. Süreyi güvenceye almanın yolu başvuruyu yapıp sonucu beklemek değil, cevap süresi dolduğunda tahkim veya dava yoluna geçmektir. Sigortanın eksik ödeme yapması hâlinde izlenecek yol da aynı takvime bağlıdır.

Zamanaşımı Hangi Hâllerde Kesilir, Hangi Hâllerde Durur?

Kesilme ile durma birbirine benzeyen ama sonuçları taban tabana zıt iki kurumdur. Durma hâlinde saat bir süreliğine askıya alınır ve engel kalkınca kaldığı yerden devam eder. Kesilme hâlinde ise işlemiş olan süre tamamen silinir ve sıfırdan yeni bir süre başlar. Değer kaybı dosyalarında pratik değeri olan kurum, neredeyse her zaman kesilmedir.

İşlemSonuçDayanak
Sigortacıya yazılı başvuru (KTK m.97)Etki yokTBK m.154’te sayılmamıştır
Sigortacının kısmi ödeme yapmasıKeser — yeni süre baştan işlerTBK m.154/1, m.156/1
Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuruKeser (hakeme başvurma)TBK m.154/2
Mahkemede dava açılmasıKeserTBK m.154/2
İcra takibi başlatılmasıKeserTBK m.154/2
Sürücü veya işletene karşı davaSigortacıya karşı da keserKTK m.109/3
Hakem veya mahkeme kararına bağlanmasıKeser; yeni süre 10 yıl olurTBK m.156/2
Alacağı Türk mahkemelerinde ileri sürme imkânının bulunmamasıDurdururTBK m.153/6
İhtarname gönderilmesiEtki yok — temerrüt doğurur, süreyi kesmezTBK m.154

Kesilmeden sonra sürecin nasıl işlediği de kurala bağlıdır. TBK m.157’ye göre dava yoluyla kesilen zamanaşımı, yargılama sürerken tarafların her usul işleminden ve hâkimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlar. Dolayısıyla uzun süren bir davada zamanaşımı “donmaz”; her işlemle birlikte yeniden kurulur. İcra takibiyle kesilmişse aynı mantık takip işlemleri için geçerlidir.

Bir de kesilmenin kime karşı sonuç doğurduğu meselesi vardır. TBK m.155 uyarınca zamanaşımı müteselsil borçlulardan birine karşı kesilince diğerlerine karşı da kesilmiş olur. Değer kaybı dosyalarında kusurlu sürücü, aracın işleteni ve zorunlu trafik sigortacısı çoğu zaman birlikte sorumlu olduğundan, bu hüküm KTK m.109/3 ile birleşerek zarar gören lehine geniş bir koruma yaratır.

Sürücüye Karşı Açılan Dava Sigortaya Karşı da Zamanaşımını Keser mi?

Evet, keser. Bunu düzenleyen hüküm KTK m.109/3’tür ve bağlantıyı çift yönlü kurar: “Zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olur. Sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır.” Fıkra kısa olmasına rağmen değer kaybı dosyalarında en çok işe yarayan hükümlerden biridir ve içerik taramalarında neredeyse hiç geçmez.

Pratikte şu tabloyu doğurur. Kaza sonrası kusurlu sürücüye karşı asliye hukuk mahkemesinde dava açtınız; sigorta şirketini davaya dahil etmediniz. Yargılama sürerken sigortacıya karşı ayrı bir talep gündeme geldiğinde, karşı taraf “iki yıl geçti” savunmasını kuramaz — çünkü sürücüye karşı açılan dava, sigortacı bakımından da zamanaşımını kesmiştir. Aynı şey tersinden de geçerlidir: Sigorta Tahkim Komisyonu’na yapılan başvuru, kusurlu sürücü ve işleten bakımından da süreyi keser.

Bu kural, talebin muhatabını seçerken de rahatlık sağlar. Değer kaybı sigortadan istenebildiği gibi kusurlu sürücü ve işletenden de istenebilir; buna karşılık araç mahrumiyet bedeli gibi dolaylı zararlar KTK m.92/k uyarınca zorunlu trafik sigortasının teminatı dışındadır ve yalnızca sürücü ile işletenden talep edilir. Muhatapları farklı olan bu iki kalemin zamanaşımı bakımından birbirine bağlanması, dosyayı parça parça yürütmek zorunda kalan hak sahibini korur.

Sigorta Tahkim Komisyonu’na Başvuru Süreyi Nasıl Etkiler?

Sigorta Tahkim Komisyonu’na yapılan başvuru zamanaşımını keser. Dayanak TBK m.154/2’deki “hakeme başvurmuşsa” ifadesidir; tahkim, mahkeme dışı da olsa bir yargılama faaliyetidir ve kanun kesme sonucunu doğrudan buna bağlar. Bu yönüyle tahkim başvurusu, sigortacıya gönderilen yazılı talepten tamamen farklı bir hukuki değere sahiptir.

Komisyona başvurabilmek için KTK m.97 uyarınca önce sigortacıya yazılı başvuru yapılmış olması gerekir. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m.30/13, talebin kısmen ya da tamamen olumsuz sonuçlandığının belgelenmesini arar; şirket cevap vermiyorsa on beş iş günü beklemek yeterlidir. Sıralama bu nedenle önemlidir: başvuru süreyi kesmez ama tahkimin ön şartıdır, tahkim başvurusu ise süreyi keser.

Hakem kararı verildiğinde tablo bir kez daha değişir. TBK m.156/2 uyarınca borç bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmışsa yeni süre her zaman on yıldır. Yani lehinize verilmiş bir hakem kararının icraya konulması bakımından iki yıllık kısa süre değil, on yıllık süre işler. Tahkim başvurusunun nasıl yapılacağı ve karara itiraz süreci ayrı ayrı ele alınmayı gerektiren konulardır.

Bir uyarı: 5684 sayılı Kanun m.30/14 uyarınca tüketici hakem heyetine intikal etmiş uyuşmazlıklarda Komisyona başvuru yapılamaz. Süreyi kesmek amacıyla önce tüketici hakem heyetine gitmek, tahkim yolunu kapatan bir tercihe dönüşür.

Kısmi Dava Açtım, Bedeli Sonradan Artırırsam Zamanaşımı Sorun Olur mu?

Bu soru 2026’da yeni bir cevaba kavuştu ve konuyla ilgili metinlerin büyük bölümü hâlâ eski düzeni anlatıyor. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesi, 7589 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle yürürlükten kaldırıldı (Resmî Gazete: 31.07.2026). Değer kaybı gibi tutarı dava açılırken kesin olarak bilinemeyen alacaklarda yıllardır kullanılan yol artık mevcut değil.

Yerine aynı Kanun’un 20. maddesiyle HMK m.109’a dördüncü fıkra eklendi: “Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.”

Zamanaşımı bakımından sonuç son cümlede saklı ve hak sahibi lehinedir. Bilirkişi raporuyla değer kaybının başlangıçta talep ettiğinizden yüksek çıktığını öğrendiğinizde talebinizi artırabilirsiniz; artırılan kısım için zamanaşımı, artırım tarihinden değil dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Eski düzende kısmi dava açanların en büyük riski olan “artırılan kısım zamanaşımına uğradı” savunması, bu fıkra ile kanun düzeyinde karşılanmış oldu.

İki sınır var. Birincisi, artırım bir defaya mahsustur; ikincisi, tahkikat sona erdikten sonra yapılamaz. Islah yolu (HMK m.176-177) varlığını sürdürür, fakat talep artırımı için artık zorunlu değildir. Geçiş hükmü bakımından ölçüt dava tarihidir: mülga m.107, kaldırılma tarihinden önce açılmış davalarda uygulanmaya devam eder. Belirsiz alacak davası ile kısmi dava arasındaki farkın bu değişiklikten sonra nasıl kurulduğu ayrıca değerlendirilmelidir.

Görevsiz Mahkemede Dava Açtım, Süre Doldu mu?

Hayır — kanun bu ihtimal için ek süre tanır. Türk Borçlar Kanunu m.158’e göre dava, mahkemenin yetkili veya görevli olmaması ya da düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması nedeniyle reddedilmiş ve bu arada zamanaşımı dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir.

Bu hüküm değer kaybı davalarında sanılandan çok daha sık işe yarar, çünkü görevli mahkeme davalıya göre değişir. Sigorta şirketine karşı açılan dava Türk Ticaret Kanunu m.4/1-a uyarınca mutlak ticari dava sayılır ve asliye ticaret mahkemesinde görülür; yalnızca kusurlu sürücü ya da işletene karşı açılan haksız fiil davası ise asliye hukuk mahkemesinin görev alanındadır. Yanlış mahkemede açılan dava görev yönünden reddedilir ve arada iki yıl dolmuş olabilir.

Yetki bakımından KTK m.110 seçimlik imkânlar sunar: dava sigortacının şubesinin veya sözleşmeyi yapan acentenin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi kazanın olduğu yer mahkemesinde de açılabilir. Buna davalının yerleşim yeri mahkemesi de eklenir. Altmış günlük ek süre bir emniyet kemeridir; hesabı buna göre kurmak yerine görevli ve yetkili mahkemeyi baştan doğru belirlemek gerekir.

Sigorta şirketine karşı açılacak davalarda ayrıca Türk Ticaret Kanunu m.5/A uyarınca arabuluculuk dava şartıdır; arabulucuya başvurulmadan açılan dava usulden reddedilir. Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuruda ise böyle bir şart aranmaz, çünkü tahkim bir dava değildir.

Zamanaşımı Dolduysa Değer Kaybı Davası Tamamen Kaybedilir mi?

Otomatik olarak hayır. Zamanaşımı bir def’i olduğundan, karşı taraf ileri sürmedikçe hâkim kendiliğinden dikkate alamaz (TBK m.161). Dolayısıyla süresi geçmiş bir talep dava konusu yapıldığında, davalı sigorta şirketi ya da sürücü cevap dilekçesinde zamanaşımına dayanmazsa dava esastan görülür ve kabul edilebilir.

Ancak buna güvenmek gerçekçi değildir. Zamanaşımı def’i, savunmanın genişletilmesi yasağı nedeniyle kural olarak cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir; sigorta şirketlerinin hukuk birimleri de bunu istisnasız yapar. Değer kaybı davasına verilecek cevap dilekçesinde zamanaşımı, en sık kurulan savunma kalemidir.

Süre dolduğunda alacağınız yok olmaz, eksik borca dönüşür. Bunun iki somut sonucu vardır. Birincisi, sigorta şirketi zamanaşımına dayanmadan ödeme yaparsa ödediğini “yanlışlıkla ödedim” diyerek geri isteyemez (TBK m.78/2). İkincisi, TBK m.72/2 uyarınca zarar gören, tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa dahi haksız fiil dolayısıyla kendisine doğmuş bir borcu ifadan kaçınabilir; yani karşı taraf sizden bir şey isterse zamanaşımına uğramış alacağınızı savunma olarak kullanmaya devam edebilirsiniz.

Zamanaşımından önceden feragat edilemez (TBK m.160). Kaza sonrası imzalatılan bazı belgelerde yer alan “ileride hiçbir talepte bulunmayacağım” tipi kayıtlar, zamanaşımı süresini peşinen kısaltan bir anlaşma olarak yorumlanamaz.

Sigorta Şirketine Karşı Süre TTK m.1420’ye mi KTK m.109’a mı Tabi?

Zorunlu trafik sigortacısına yöneltilen değer kaybı talebinde KTK m.109 uygulanır. Karışıklığın kaynağı, Türk Ticaret Kanunu m.1420’nin sigorta sözleşmesinden doğan istemler için ayrı bir süre öngörmesidir: alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl.

Çözüm maddenin ikinci fıkrasındadır: “Diğer kanunlardaki hükümler saklıdır.” Karayolları Trafik Kanunu m.109 trafik kazalarından doğan talepler bakımından özel hüküm olduğundan, zarar görenin zorunlu trafik sigortacısına doğrudan yönelttiği değer kaybı talebi bu maddeye tabidir. Aradaki fark önemsiz değildir: TTK’ya göre üst sınır altı yıl, KTK’ya göre on yıldır ve uzamış ceza zamanaşımı yalnızca KTK m.109/2 üzerinden gündeme gelir.

TalepUygulanacak hükümSüre
Zarar görenin zorunlu trafik sigortacısına değer kaybı talebiKTK m.1092 yıl / 10 yıl (suç varsa uzamış süre)
Kusurlu sürücü ve işletene karşı talepKTK m.109 (TBK m.72 genel hüküm)2 yıl / 10 yıl (suç varsa uzamış süre)
Sigortalının kendi kasko poliçesinden talebiTTK m.14202 yıl / 6 yıl
Sigortacının kusurluya rücuuKTK m.109/42 yıl

Araç Mahrumiyet Bedeli ve Kazanç Kaybında Zamanaşımı Ne Kadar?

Süre bakımından bu kalemler değer kaybıyla aynı rejime tabidir: iki yıl, üst sınır on yıl, fiil suç oluşturuyorsa uzamış ceza zamanaşımı. Farklılaşan şey süre değil muhataptır. Araç mahrumiyet bedeli, ikame araç kirası ve ticari araçlarda kazanç kaybı, KTK m.92/k uyarınca “gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi dolaylı zararlar” kapsamında zorunlu trafik sigortasının teminatı dışındadır.

Sonuç şu olur: değer kaybı hem sigortadan hem kusurlu taraftan istenebilirken, mahrumiyet bedeli yalnızca kusurlu sürücü ve işletenden istenir. İkisi aynı dilekçede ayrı kalemler hâlinde talep edildiğinde zamanaşımı da ayrı ayrı işlemez; her ikisi de aynı haksız fiilden doğduğu için süre birlikte hesaplanır. Araç mahrumiyet tazminatının talep usulü bu ayrım üzerine kurulur.

Bir istisnaya dikkat: KTK m.92/l uyarınca hasar sebebiyle trafikten çekme veya hurdaya çıkarılma işlemi görmüş araçların değer kaybı talepleri teminat dışıdır. Bu araçlar bakımından mesele zamanaşımından önce teminat kapsamında düğümlenir; talep sigortacıya değil, genel hükümlere göre kusurlu tarafa yöneltilir.

Düşük Tutara İmza Attım ya da İbraname Verdim: Süre İşler mi?

Bu durumda karşınıza zamanaşımından ayrı, ek bir süre çıkar. KTK m.111/2 şöyle der: “Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir.” Bu iki yıl, m.109’daki zamanaşımından bağımsızdır ve anlaşma tarihinden işler.

Aynı maddenin birinci fıkrası daha da kapsamlıdır: “Bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir.” Kaza sonrası imzalatılan “hiçbir talebim kalmamıştır” tipi genel ibra metinleri, kanunun tanıdığı sorumluluğu peşinen ortadan kaldıramaz. Aranan ölçüt farkın açıkça belli olmasıdır; ödenen tutar ile bağımsız eksper hesabı arasındaki fark somut olarak gösterilmelidir.

İki süreyi birlikte düşünmek gerekir. Kaza üzerinden bir yıl geçtikten sonra düşük bir tutara imza attıysanız, zamanaşımı bakımından bir yılınız kalmış olabilir ama iptal talebi bakımından anlaşma tarihinden itibaren iki yıllık ayrı bir süreniz vardır. Hangisinin daha elverişli olduğu dosyanın takvimine göre değişir.

Trafik Cezası Zamanaşımı ile Değer Kaybı Zamanaşımı Aynı Şey mi?

Hayır, tamamen farklı iki rejimdir ve sık karıştırılır. Trafik cezası dediğimiz idari para cezası bir kabahat yaptırımıdır; değer kaybı ise özel hukuktan doğan bir tazminat alacağıdır. Birinin süresi diğerini etkilemez.

İdari para cezalarında süre 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.20’de düzenlenir. Maddeye eklenen özel cümle, Karayolları Trafik Kanunu’ndaki idari para cezaları bakımından ayrı bir ölçüt getirir: cezayı gerektiren fiilin işlendiği tarihi takip eden takvim yılının son günü bitimine kadar idari para cezası verilerek tebliğ edilmezse idari yaptırım kararı verilemez, verilmiş olanlar düşer. Yani bir trafik cezasının kesilebilmesi için tanınan süre, tazminat talebindeki iki yıllık süreyle hiçbir biçimde örtüşmez.

İki rejim yalnızca tek noktada birleşir. Kabahatler Kanunu m.20/5 uyarınca kabahati oluşturan fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa, suça ilişkin dava zamanaşımı hükümleri uygulanır. Alkollü araç kullanma buna tipik örnektir: fiil hem idari yaptırım hem TCK m.179/3 kapsamında suç doğurur ve bu noktada değer kaybı talebinizin süresi de sekiz yıla çıkar.

Trafik cezası (idari para cezası)Değer kaybı talebi
NiteliğiKabahat yaptırımıÖzel hukuk alacağı
Süre kuralıKabahatler K. m.20 (fiili takip eden takvim yılının sonu)KTK m.109 (2 yıl / 10 yıl)
Muhatabıİdare ↔ sürücüZarar gören ↔ sigortacı, sürücü, işleten
Ceza ödenmezse tazminat hakkı düşer mi?Hayır — iki süreç birbirinden bağımsızdır

Ceza Davası Sürerken Değer Kaybı Davası Açılabilir mi?

Evet, açılabilir. Ceza davasının sonuçlanmasını beklemek zorunlu değildir ve beklemek çoğu zaman aleyhe sonuç doğurur. Hukuk hâkimi ceza dosyasını bekletici mesele yapabilir, fakat bu davanın açılmasına engel değildir; üstelik dava açmak zamanaşımını kesen işlemlerden biridir (TBK m.154/2).

Ceza mahkemesinin kararının hukuk davasına etkisi TBK m.74’te sınırlanmıştır. Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı ve ayırt etme gücü konusunda ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı hukuk hâkimini bağlamaz.

Pratik sonuç: ceza dosyasında takipsizlik verilmesi ya da beraat kararı çıkması, değer kaybı talebinizin reddedileceği anlamına gelmez. Ceza hukukundaki kusur ölçütleri ile haksız fiil sorumluluğundaki ölçütler aynı değildir; trafik kazalarında işletenin sorumluluğu ayrıca kusura bağlı olmayan bir sorumluluk türüdür.

2026’da Değer Kaybı Zamanaşımını Etkileyen Ne Değişti?

Zamanaşımı sürelerini belirleyen KTK m.109 metni 2026’da değişmedi; iki yıl ve on yıl olduğu gibi duruyor. Buna karşılık talebin doğuşunu, ispatını ve dava içindeki artırımını etkileyen üç düzenleme değişti ve bunlar süre hesabını dolaylı biçimde etkiliyor.

  • Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları (Resmî Gazete: 12.06.2026, yürürlük 1 Temmuz 2026): Araç hasarı için başvuran hak sahibi değer kaybı talebinde de bulunmuş sayılıyor; değer kaybı, kaza öncesi ile onarım sonrası ikinci el satış değeri farkı üzerinden atanacak sigorta eksperince tespit ediliyor. Eskiden kullanılan katsayı tabloları yürürlükten kaldırıldı. Talebin doğduğu anın erkene çekilmesi, “zararı öğrenme” tartışmasını da etkiliyor.
  • HMK m.107’nin mülga edilmesi ve m.109/4’ün eklenmesi (7589 sayılı Kanun, Resmî Gazete: 31.07.2026): Belirsiz alacak davası kalktı; kısmi davada talep artırımı bir defaya mahsus olmak üzere tahkikatın sonuna kadar yapılabiliyor ve artırılan kısım bakımından zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılıyor.
  • Parça değişim rejimi: Yeni Genel Şartlar’da orijinal parça kuralı, eşdeğer parçaya geçişte ispat yükünün sigortacıda olması ve kıymet artışının tazminattan indirilememesi düzenlendi. Bu, talebin tutarını büyütürken dava içindeki artırım ihtimalini de artırıyor — dolayısıyla HMK m.109/4 ile birlikte okunmalı.

1 Temmuz 2026 sonrası uygulamanın bütünü ayrı bir başlık altında ele alınmayı hak eder. Zamanaşımı bakımından akılda tutulması gereken tek cümle şu: süreler değişmedi, ama sürenin ne zaman başladığını ve dava içinde nasıl korunduğunu belirleyen kurallar değişti.

Konunun bedensel zarara ilişkin yönü — maluliyet, destekten yoksun kalma ve manevi tazminatta sürenin nasıl işlediği — trafik kazası tazminatında zamanaşımı başlığında; fiilin suç oluşturup oluşturmadığı tartışmasının salt maddi hasarlı kazalardaki görünümü ise maddi hasarlı trafik kazalarında ceza zaman aşımının uygulanması yazısında ayrıca işlenmiştir.

Sık Sorulan Sorular

Değer kaybı zamanaşımı kaç yıldır?

Kural olarak iki yıldır. KTK m.109/1 uyarınca süre, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl, kaza gününden itibaren ise her hâlde on yıldır. Kazaya yol açan fiil suç oluşturuyorsa ceza kanunundaki daha uzun süre uygulanır.

Araç değer kaybı zamanaşımı süresi ne zaman başlar?

İki yıllık süre, zararın ve sorumlunun birlikte öğrenildiği tarihte başlar. Değer kaybında zarar çoğu zaman onarım tamamlandığında ve ekspertiz raporu düzenlendiğinde somutlaştığı için başlangıç kaza gününden sonraya kayabilir. On yıllık üst sınır ise kaza gününden itibaren işler.

Uzamış zamanaşımı nedir?

Haksız fiilden doğan tazminat talebinin, o fiil aynı zamanda suç oluşturduğunda ceza kanunundaki daha uzun süreye tabi olmasıdır. Dayanağı TBK m.72/1 ile KTK m.109/2’dir. Talep böylece iki yıl yerine sekiz ya da on beş yıl içinde ileri sürülebilir.

Uzamış ceza zamanaşımı nedir ve hangi maddeye dayanır?

Tazminat talebine uygulanan ceza kanunu süresidir ve kaynağı TCK m.66’daki dava zamanaşımıdır. TCK m.68’deki “ceza zamanaşımı” ise kesinleşmiş cezanın infazıyla ilgilidir ve tazminat talebinin süresini belirlemez.

Sadece maddi hasarlı kazada uzamış ceza zamanaşımı uygulanır mı?

Hayır. Taksirle mala zarar verme Türk Ceza Kanunu’nda suç olarak düzenlenmemiştir; mala zarar verme suçu yalnızca kasten işlenir. Kazada yaralanma, ölüm ya da alkollü araç kullanma gibi ayrı bir suç yoksa süre iki yıldır.

Kazada başkası yaralandı, ben yaralanmadım. Değer kaybı sürem uzar mı?

Evet. KTK m.109/2 ölçütü fiile bağlar, zarar görenin suçun mağduru olup olmadığına değil. Aynı fiilden bir kişi yaralanmışsa, hiç yaralanmayan araç malikinin değer kaybı talebi de sekiz yıllık süreye tabi olur.

Değer kaybı için sigorta şirketine başvurmak zamanaşımını keser mi?

Hayır. Yazılı başvuru TBK m.154’te sayılan kesme sebepleri arasında yer almaz; KTK m.97 uyarınca dava ve tahkim yolunu açan bir ön şarttır. Süreyi kesen işlemler dava, tahkim başvurusu, icra takibi ve sigortacının kısmi ödeme yapmasıdır.

Sigorta kısmi ödeme yaparsa süre yeniden başlar mı?

Evet. Kısmi ifa TBK m.154/1 anlamında borcun ikrarıdır ve zamanaşımını keser; m.156/1 uyarınca kesilmeyle birlikte yeni bir süre baştan işlemeye başlar. Ödeme dekontunun tarihi bu nedenle dosyada saklanmalıdır.

Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuru zamanaşımını keser mi?

Evet. TBK m.154/2 hakeme başvurmayı kesme sebebi sayar. Ayrıca hakem kararına bağlanan borçta yeni süre m.156/2 uyarınca her zaman on yıl olur.

Sürücüye dava açtım, sigortaya karşı sürem korunur mu?

Korunur. KTK m.109/3 uyarınca zamanaşımı tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse sigortacıya karşı da kesilmiş olur; bağlantı çift yönlüdür, sigortacı bakımından kesilen süre sürücü ve işleten bakımından da kesilmiş sayılır.

Zamanaşımı süresi dolduktan sonra dava açılabilir mi?

Açılabilir. Zamanaşımı def’idir; TBK m.161 uyarınca ileri sürülmedikçe hâkim kendiliğinden dikkate alamaz. Karşı taraf cevap dilekçesinde def’i ileri sürerse dava reddedilir, ancak alacak eksik borç olarak varlığını sürdürür.

Kısmi dava açıp bedeli sonradan artırırsam zamanaşımı sorun olur mu?

Olmaz. HMK m.109/4 uyarınca talep bir defaya mahsus olmak üzere tahkikatın sonuna kadar artırılabilir ve zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Belirsiz alacak davasını düzenleyen HMK m.107 ise 31.07.2026 tarihinde yürürlükten kaldırılmıştır.

Görevsiz mahkemede dava açtım, süre doldu. Ne olur?

TBK m.158 bu hâl için altmış günlük ek süre tanır. Dava görev veya yetki yönünden reddedilmiş ve bu arada zamanaşımı dolmuşsa, alacaklı altmış gün içinde haklarını kullanabilir.

Araç mahrumiyet bedeli ve kazanç kaybında zamanaşımı kaç yıldır?

Süre değer kaybıyla aynıdır: iki yıl, üst sınır on yıl, fiil suç oluşturuyorsa uzamış süre. Fark muhataptadır; bu kalemler KTK m.92/k uyarınca zorunlu trafik sigortasının teminatı dışında olduğundan yalnızca kusurlu sürücü ve işletenden istenir.

Trafik cezası zaman aşımı ile değer kaybı zamanaşımı aynı mıdır?

Değildir. Trafik cezalarında Kabahatler Kanunu m.20 uygulanır ve KTK’daki idari para cezaları fiilin işlendiği tarihi takip eden takvim yılının son günü bitimine kadar tebliğ edilmezse düşer. Değer kaybı ise KTK m.109’daki tazminat zamanaşımına tabidir.

Ceza davası devam ederken değer kaybı davası açılabilir mi?

Açılabilir ve açılması süreyi kestiği için genellikle daha güvenlidir. TBK m.74 uyarınca hukuk hâkimi ceza hâkiminin beraat kararıyla ve kusur değerlendirmesiyle bağlı değildir.

Süre Hesabınızı Tahminle Değil Dosya Üzerinden Kurun

Değer kaybı zamanaşımında yanlış giden şey genellikle sürenin kendisi değil, sürenin hangi tarihte başladığı ve hangi işlemle korunduğu konusundaki varsayımlardır. “Kaza oldu, sekiz yılım var” da, “iki yıl geçti, artık yapacak bir şey yok” da aynı sıklıkta hataya götürür. İkisinin arasındaki farkı belirleyen üç somut veri vardır: kazada bedensel zarar doğup doğmadığı, sürücünün fiilinin ayrıca suç oluşturup oluşturmadığı ve dosyada süreyi kesen bir işlem bulunup bulunmadığı.

Bu üç veriyi kaza tespit tutanağı, ekspertiz raporu, sigorta yazışmaları ve varsa ceza soruşturması evrakı üzerinden birlikte okumak gerekir. Süre dolmuş görünse bile kısmi ödeme, tahkim başvurusu ya da kusurluya karşı açılmış bir dava tabloyu değiştirebilir. Dosyanızdaki tarihleri bir araya getirdiğinizde hangi sürenin işlediği çoğu zaman tartışmasız biçimde ortaya çıkar.

Kaza tarihinizin üzerinden ne kadar geçtiğinden bağımsız olarak, talebinizin hâlâ ayakta olup olmadığını değerlendirmek için araç değer kaybı avukatı sayfamızdaki iletişim kanallarından ulaşabilirsiniz.

Bu yazıdaki bilgiler yürürlükteki mevzuata dayanmakta olup genel bilgilendirme amaçlıdır. Zamanaşımı hesabı her dosyada kazanın niteliğine, tarafların sıfatına ve dosyadaki işlemlere göre değiştiğinden, somut talebinizin süresi ancak evrakınız incelenerek belirlenebilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir