Hukuk

İş Kazası Tutanağı Nedir? Nasıl Tutulur?

İş Kazası Tutanağı Nedir? Nasıl Tutulur

İş kazası tutanağı, işyerinde meydana gelen bir kazanın oluş şeklini, tanık beyanlarını ve alınan önlemleri yazılı olarak kayda geçiren belgedir; 6331 sayılı Kanun m.14/1’in işverene yüklediği kayıt ve rapor yükümlülüğünün uygulamadaki karşılığıdır. Bu yazıda iş kazası tutanağı nasıl tutulur, tutanakta hangi bilgiler yer alır, bir iş kazası tutanağı örneği nasıl düzenlenir, tutanağı kim tutar, kazanın SGK’ya ve kolluğa hangi sürelerde bildirilmesi gerekir ve iş kazası tutanağı tutulmaması cezası 2026 yılında ne kadardır sorularını mevzuat hükümleriyle birlikte yanıtlıyoruz.

Makale İçeriği

Özet

İş kazası tutanağı, işverenin kazayı kayıt altına alma yükümlülüğünün uygulamadaki karşılığıdır; kazanın iş kazası sayılıp sayılmayacağına ise tutanak değil Sosyal Güvenlik Kurumu, uyuşmazlık hâlinde iş mahkemesi karar verir.

  • Mevzuatta “iş kazası tutanağı” adında matbu bir form yoktur. Zorunlu olan, 6331 sayılı Kanun m.14/1’deki kayıt tutma ve rapor düzenleme yükümlülüğüdür; işyeri tutanağı bunun karşılığıdır.
  • SGK’ya gönderilen belge tutanak değil, iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesidir (5510 m.13/2). “Tutanak olmadan bildirim yapılamaz” bilgisi doğru değildir.
  • İki ayrı bildirim vardır: o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhâl, Kuruma üç iş günü içinde. Kolluğa bildirim ölüm veya ağır yaralanma şartına bağlı değildir.
  • Hastane, kendisine gelen iş kazasını en geç on gün içinde SGK’ya bildirmek zorundadır (6331 m.14/4). Bu nedenle işveren hiç bildirmese bile olay Kuruma ulaşır; işçinin hakkı kaybolmaz.
  • 2026 yılı idari para cezaları: kaydı tutmamak ve raporu düzenlememek 33.326 TL‘den, kazayı üç iş günü içinde bildirmemek 44.443 TL‘den başlar; tutarlar çalışan sayısı ve tehlike sınıfına göre artar.
  • İşverene karşı tazminat davasında zamanaşımı on yıldır (TBK m.417/3 yollamasıyla m.146) ve iş kazası tazminatında arabuluculuk dava şartı değildir (7036 m.3/3).

İş Kazası Tutanağı Nedir?

İş kazası tutanağı, işyerinde meydana gelen veya işle ilgili faaliyetler sırasında gerçekleşen kazaların, hukuki ve idari süreçlerde ispat aracı olarak kullanılması için düzenlenen önemli bir belgedir. İş kazası geçiren bir çalışanın yaşadığı olayın tüm yönleriyle kayıt altına alınmasını sağlayan bu tutanak, hem işveren hem de çalışan için hayati bir öneme sahiptir. İş kazası tutanağı, kazanın detaylarını, tanık ifadelerini, olayın nasıl gerçekleştiğini ve olaya dair diğer tüm bilgileri içermelidir.

İş kazası tutanağının amacı ise yalnızca kazanın kayıt altına alınması değil, aynı zamanda olası hukuki süreçlerde işverenin ve çalışanın haklarını korumaktır. Burada sık yapılan bir hatayı baştan düzeltmek gerekir: olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağına tutanak karar vermez. 5510 sayılı Kanun’un 13. maddesinin üçüncü fıkrası, “Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabilir” der. Yani nitelendirmeyi Sosyal Güvenlik Kurumu, uyuşmazlık hâlinde ise iş mahkemesi yapar. Tutanağın işlevi kararı vermek değil, kararı verecek mercie olayın nasıl gerçekleştiğini gösteren delili taşımaktır. Düzenlenen tutanak ilerleyen süreçte işverenin karşılaşabileceği iddialar için bir savunma aracı olarak değerlendirilebileceği gibi, çalışanın da zararlarının tazmini için kullanılabilir. Unutulmamalıdır ki, bir iş kazası ardından düzenlenmiş tutanak hem idari hem de adli mercilerde yönlendirici bir kanıt teşkil eder.

İş kazası tutanağı nasıl hazırlanmalıdır? Tutanakta, çalışanın kimlik bilgileri, kazanın meydana geldiği saat ve yer, kazanın sebebi, tanıkların ifadeleri ve varsa ilgili görseller mutlaka yer almalıdır. Eksik ya da yanlış bilgi içerdiği takdirde, tutanak geçerliliğini yitirebilir ve hukuki anlamda sorunlar doğurabilir. Bu bağlamda, iş kazası tutanağının usulüne uygun şekilde hazırlanması kritik bir gerekliliktir.

Bir diğer önemli husus, yükümlülüğün hangi kanundan doğduğudur. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 14. maddesinin birinci fıkrası, işverene “bütün iş kazalarının ve meslek hastalıklarının kaydını tutar, gerekli incelemeleri yaparak bunlar ile ilgili raporları düzenler” yükümlülüğünü getirir. İşyerinde tutulan iş kazası tutanağı, işte bu kayıt ve rapor yükümlülüğünün uygulamadaki karşılığıdır. Bildirim ise ayrı bir yükümlülüktür: 5510 sayılı Kanun m.13/2 uyarınca işveren kazayı o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhâl, Sosyal Güvenlik Kurumu’na ise en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde bildirmek zorundadır. İki yükümlülük birbirinin yerine geçmez; ikisinin de ayrı idari para cezası vardır.

Sonuç olarak, iş kazası tutanağı, hem kanunların bir gereği hem de işçiler ile işverenlerin karşılıklı haklarını koruyan resmi bir belgedir. İş kazası tutanağı oluşturulurken dikkat edilmesi gereken birçok detay bulunsa da bu belge, çalışanın haklarına ulaşmasında ve işverenin yükümlülüklerini yerine getirmesinde önemli bir araçtır. “İş kazası tutanağı nasıl tutulur” ve “iş kazası tutanağı örneği” gibi konular ise detaylı bir şekilde ele alınmalıdır çünkü eksik işlemler ciddi sonuçlara yol açabilir.

İş kazası tutanağı nedir ve hangi bilgileri içerir

İş Kazası Tutanağı Nasıl Tutulur?

Bir iş yerinde meydana gelen kazaların doğru bir şekilde kayıt altına alınması, hem işverenin hem de çalışanların yasal haklarını koruma açısından büyük önem taşır. Bu noktada iş kazası tutanağı nasıl tutulur sorusu, iş sağlığı ve güvenliği süreçlerinin en önemli parçası haline gelir. Bu belge, kazanın tüm detaylarını resmi olarak kaydetmek için hazırlanır ve bir olası hukuki süreçte temel bir kanıt niteliği taşır. Peki, doğru bir iş kazası tutanağı nasıl hazırlanır?

İş Kazası Tutanağında Yer Alması Gereken Bilgiler

1. Çalışanın Bilgileri Eksiksiz Olmalıdır:
Kaza geçiren çalışanın adı, soyadı, T.C. kimlik numarası, iş yerindeki pozisyonu, işe başlama tarihi ve iletişim bilgileri gibi temel bilgiler eksiksiz bir şekilde tutanakta yer almalıdır. Bu bilgiler, ilerleyen süreçlerde hem hukuki hem de sigorta işlemleri için son derece önemlidir.

2. Kazanın Detaylı Tanımı Yapılmalıdır:
Tutanakta kazanın tam olarak ne zaman, nerede ve nasıl gerçekleştiği açıkça belirtilmelidir. Örneğin, kazanın meydana geldiği saat, lokasyon ve olay anındaki koşullar (örn: hava durumu, çalışan tarafından kullanılan ekipmanlar) detaylı olarak ifade edilmelidir.

3. Tanık İfadeleri Kayıt Altına Alınmalıdır:
Kazaya tanık olan başka çalışanların ya da ilgili kişilerin ifadeleri, olayın doğru bir şekilde aydınlatılması için tutanağa eklenmelidir. Tanık ifadeleri esnasında tanığın adı, soyadı ve iş yerindeki pozisyonu gibi bilgiler mutlaka belirtilmelidir.

4. Kazadan Sonra Alınan İlk Önlemler:
Kaza sonrasında yapılan ilk yardım işlemleri, kazazedenin hastaneye sevki gibi süreçler detaylı bir şekilde yazılmalıdır. Ayrıca kazada kullanılan koruyucu ekipmanların işlev durumu (örn: baret, eldiven, emniyet kemeri) hakkında bilgi verilmesi önemlidir.

5. Kazanın Fotoğraf ve Krokileri Eklenmelidir:
Kazanın yaşandığı yerin görselleri ve kroki şeklindeki tasvirler tutanakta yer almalıdır. Bu görseller, olayın daha net anlaşılmasını sağlamanın yanı sıra dava süreçlerinde de büyük fayda sağlayacaktır.

6. Tıbbi Müdahale Durumu Belirtilmelidir:
Kaza sonrasında tıbbi müdahalenin yapılıp yapılmadığı ve bu müdahalenin kim tarafından gerçekleştirildiği açık bir şekilde belirtilmelidir. Ayrıca, kaza sonucu herhangi bir uzuv kaybı olup olmadığı da ifadeye eklenmelidir.

İş Kazası Tutanağı Hazırlanırken Dikkat Edilmesi Gerekenler

  • Mevzuat, işyerinde tutulan tutanak için ayrı bir süre öngörmez; süre bildirim içindir (kolluğa derhâl, SGK’ya üç iş günü). Yine de tutanak, tanıkların hafızası tazeyken, mümkünse kaza günü düzenlenmelidir; üç iş günlük bildirim süresi pratikte üst sınırdır.
  • İş kazası tutanağı örneği kullanılarak belgede eksiklik yaşanması önlenebilir.
  • Tutanakta yer alan bilgilerin doğru ve eksiksiz olması, hukuki açıdan tartışmaları en aza indirecektir.
  • Tüm tarafların, işveren, kazazede ve tanıkların imzalarının eksiksiz bir şekilde alınması gereklidir.
  • Tutanaktan sonra durum derhal SGK’ya bildirilmelidir.

Sonuç olarak, iş kazası tutanağının zamanında, eksiksiz ve doğru bilgilerle hazırlanması, hem işverenin hem de çalışanın haklarını korumak adına kritik öneme sahiptir. Eğer iş kazası tutanağı tutulmamışsa ya da eksik bilgilerle hazırlanmışsa, bu durum işveren için ciddi idari yaptırımlara yol açabilir. Bu nedenle, tutanak hazırlama sürecinde tüm detaylara dikkat edilmeli ve yasal mevzuat göz önünde bulundurulmalıdır.

İş Kazası Tutanağı Örneği

İş kazası tutanağı, işyerinde yaşanan kazalara dair olayın detaylarını ve gelişimini resmi olarak belgelendiren bir dokümandır. Bu belge, hem işverenin hem de çalışanın yasal haklarını koruma ve ileride ortaya çıkabilecek hukuki süreçlerde delil teşkil etmesi açısından kritik bir öneme sahiptir. İş kazası tutanağını hazırlarken dikkat edilmesi gereken bazı temel unsurlar bulunmaktadır ve bu unsurların eksiksiz şekilde belgede yer alması gerekmektedir. İşte standart bir iş kazası tutanağı örneği ve bu örneğin nasıl oluşturulabileceği hakkında ipuçları:

Tutanakta Yer Alması Gereken Bilgiler

Bir iş kazası tutanağı hazırlamadan önce, belgenin etkin ve geçerli olması amacıyla şu bilgilerin eksiksiz olarak yazılması gerektiğini belirtmeliyiz:

  • Kaza Geçiren Çalışanın Bilgileri: Çalışanın adı, soyadı, T.C. kimlik numarası, doğum tarihi, baba adı, ev adresi ve iletişim bilgileri gibi kimlik bilgileri eksiksiz yer almalıdır. (Ayrı bir “sigorta sicil numarası” uygulaması kalmamıştır; sigortalının SGK nezdindeki numarası T.C. kimlik numarasıdır.)
  • Kaza Detayları: Kazanın tarihi, saati, meydana geldiği yer, kazanın iş süreciyle olan bağlantısı ve kazanın nasıl gerçekleştiğine dair detaylı açıklamalar açık ve tutarlı bir şekilde yazılmalıdır.
  • Tanıkların İfadeleri: Olay anında mevcut bulunan tanıkların kimlik bilgileri ile birlikte ayrıntılı ifadelerine de tutanakta yer verilmelidir.
  • Kazaya Ait Görseller: Eğer mümkünse kaza bölgesine ait fotoğraflar ve gerekirse olay yerinin krokisi de tutanak dosyasına eklenmelidir.
  • Kaza Sonuçları: Kazanın çalışanın sağlık durumundaki etkileri (örneğin uzuv kaybı veya hastanede tıbbi müdahale gibi) açıkça ifade edilmelidir.

Standart Bir İş Kazası Tutanağı Örneği

Tutanak aşağıdaki gibi düzenlenebilir:

İŞ KAZASI TUTANAĞI
Tarih: … / … / …
Saat: … : …
Yer: ……………………………….
Kaza Geçiren Çalışanın Adı-Soyadı: ……………………..
Sigorta Sicil No: ………………………………………..
Görevi: ………………………………………………..
İşe Başlama Tarihi: ……………………………………

KAZA DETAYLARI:
Kazanın nasıl yaşandığı, kusur atfetmeden ve yalnızca gözlemlenen olgular yazılarak açıklanmalıdır. Örneğin:
“Çalışan, saat 14:30 civarında forklift ile yapılan taşıma işlemi sırasında yükleme rampasının kenarından düşmüştür. Düşme anında rampada korkuluk bulunmadığı, çalışanın baret taktığı görülmüştür. İlk yardım uygulanmış, kazazede saat 14:50’de ambulansla … Devlet Hastanesine sevk edilmiştir.”
Tutanağa “dikkatsizlik nedeniyle”, “kendi hatası sonucu” gibi kusur nitelemeleri yazılmaz. Kusur oranını tutanak değil, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu belirler; tutanağa erkenden yazılan bir kusur ifadesi işçi aleyhine delil hâline gelir.

TANIK İFADELERİ:
“Ben, tanık [Ad Soyad], olay sırasında çalışıyordum ve kazanın tam olarak nasıl gerçekleştiğini bizzat gözlemledim. Kazanın detayları şöyledir: ………………………………….”

İŞYERİ YETKİLİSİNİN İFADESİ:
“İşveren vekili olarak, iş yerimizde alınan güvenlik önlemleri ve detaylara dair şunları belirtmek isterim: ………………………………….”
İMZALAR

Dikkat Edilmesi Gerekenler

İş kazası tutanağı hazırlanırken belge içeriğinin eksiksiz olmasına ve gerçeği yansıtmasına dikkat edilmelidir. İş kazası tutanağı nasıl tutulur başlığı kadar, tutanağın hangi usullere uyularak doldurulacağı da belirleyicidir. Eksik ya da gerçeğe aykırı bilgiler belgenin ispat gücünü zayıflatır ve ileride hukuki sorun doğurur.

Hem işverenler hem de çalışanlar açısından tutanağın zamanında ve doğru şekilde hazırlanması, iş kazası tutanağı tutulmaması cezası riskinden kaçınmak için zorunludur. Ayrıca bir iş kazası tutanağı örneği aracılığıyla iş analizi yapılabilir ve olası kazaların tekrarını önleyici tedbirler alınabilir.

Kısacası, iş kazası tutanakları doğru bir şekilde hazırlanarak, hem tarafların yasal hakları korunabilir hem de güvenli bir çalışma ortamı sağlanabilir.

İş Kazası Tutanağını Kim Tutar?

İş kazası tutanağını tutma yükümlülüğü işverene aittir. 6331 sayılı Kanun m.14/1-(a), “işveren bütün iş kazalarının ve meslek hastalıklarının kaydını tutar, gerekli incelemeleri yaparak bunlar ile ilgili raporları düzenler” der. Yükümlülüğün muhatabı işveren olmakla birlikte, belgeyi fiilen kimin kaleme aldığı önemli değildir; 5510 sayılı Kanun m.12 uyarınca “işveren deyimi, işveren vekilini de kapsar”.

Uygulamada tutanak çoğunlukla şu kişiler tarafından hazırlanır:

  • İş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi: Kaza incelemesini yürütür, raporu teknik olarak düzenler. 6331 m.4/2 gereğince işyeri dışından hizmet alınması (OSGB) işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
  • İşveren vekili / bölüm amiri: Olayı ilk öğrenen yetkili sıfatıyla tutanağı açar, tanık imzalarını toplar.
  • İş sağlığı ve güvenliği kurulu: Elli ve daha fazla çalışanın bulunduğu ve altı aydan uzun süren işlerde kurul oluşturulması zorunludur (6331 m.22); kaza incelemesi kurul gündemine girer.
  • İnsan kaynakları birimi: Bildirge ve özlük dosyası işlemlerini yürütür.

Buna karşılık kolluk tutanağı polis ya da jandarma tarafından, hastane kaydı sağlık kuruluşu tarafından bağımsız olarak düzenlenir. Bunlar işverenin tuttuğu tutanaktan ayrı belgelerdir ve içerikleri çeliştiğinde mahkeme üçünü birlikte değerlendirir.

Peki işveren tutanak tutmazsa işçi kendisi tutabilir mi? Kanun işçiye böyle bir yükümlülük yüklemez, ancak işçinin kendi beyanını yazıya dökmesine, olayı gören arkadaşlarına imzalatmasına ve tarih atmasına engel de yoktur. Tek taraflı düzenlenen bu belge kesin delil sayılmaz; takdiri delil olarak dosyaya girer ve tanık beyanlarıyla desteklendiğinde önemli bir dayanak oluşturur. Kusur değerlendirmesinin nasıl yapıldığını İş Kazasında Kusur Oranı Nasıl Belirlenir? yazımızda ayrıntılı anlattık.

İş Kazası Tutanağı Zorunlu mu? Kanunen Hangi Belgeler Zorunludur?

Bu sorunun cevabı, yazıların çoğunda atlanan bir ayrımda saklıdır: mevzuatta “iş kazası tutanağı” adında tek tip, matbu bir belge yoktur. Zorunlu olan, işverenin kazayı kaydetmesi ve raporlaması ile kazayı bildirmesidir. İşyerinde tutulan tutanak, bu kayıt ve rapor yükümlülüğünün uygulamadaki karşılığıdır; bu nedenle “tutanak zorunlu mu” sorusunun pratik cevabı evet, ama zorunluluğun kaynağı tutanağın adı değil, 6331 m.14/1’deki kayıt yükümlülüğüdür.

Bir iş kazasından sonra devreye giren belgeler ve yükümlülükler şöyledir:

Belge / yükümlülükKim yerine getirirKimeSüreDayanak
İş kazası kaydı ve inceleme raporu (işyeri tutanağı)İşverenİşyerinde saklanırMevzuatta süre yok6331 m.14/1-(a)
Ramak kala olay raporuİşverenİşyerinde saklanırMevzuatta süre yok6331 m.14/1-(b)
Kolluğa bildirimİşverenO yer yetkili kolluk kuvvetiDerhâl5510 m.13/2-(a)
İş kazası ve meslek hastalığı bildirgesiİşverenSosyal Güvenlik Kurumu3 iş günü5510 m.13/2 · 6331 m.14/2-(a)
Kendi nam ve hesabına çalışanın bildirimiSigortalının kendisiSosyal Güvenlik KurumuEngelin kalktığı günden sonra 3 iş günü (bir ayı aşmamak üzere)5510 m.13/2-(b)
Sağlık kuruluşunun bildirimiHastane / sağlık hizmeti sunucusuSosyal Güvenlik KurumuEn geç 10 gün6331 m.14/4
İş kazası sonrası zorunlu belge ve bildirimler.

Tablodan çıkan iki sonuç, uygulamada en sık yapılan hataları da açıklar. Birincisi, bildirge ile tutanak farklı belgelerdir; SGK’ya gönderilen şey bildirgedir, tutanak bildirgenin eki ya da ön şartı değildir. İkincisi, kolluğa bildirim ölüm ya da ağır yaralanma şartına bağlı değildir; kanun bütün iş kazaları için “derhâl” der. Bildirim sürelerinin ayrıntısı ve uygulamada yapılan hatalar için İş Kazası Bildirimi Nasıl Yapılır? Süreler ve Uygulama Hataları yazımıza bakabilirsiniz.

İş Kazası Tutanağı Neden Tutulur, Ne İşe Yarar?

Tutanak dört ayrı işlev görür ve bu işlevler birbirinin yerine geçmez:

  1. Kanuni kayıt yükümlülüğünü yerine getirir. 6331 m.14/1 işverene bütün iş kazalarının kaydını tutma ve inceleme raporu düzenleme yükümlülüğü yükler; denetimde ilk istenen belge budur.
  2. Bildirgedeki olay anlatımının kaynağını oluşturur. SGK’ya gönderilen bildirgede kazanın oluş şekli anlatılır; bu anlatım işyerinde tutulan tutanaktan beslenir.
  3. Kurum soruşturmasında delil olur. 5510 m.13/3 uyarınca Kurum, olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağına karar verebilmek için denetim memurları ya da Bakanlık iş müfettişleri aracılığıyla soruşturma yaptırabilir. Soruşturmada olay yeri tespitleri, tanık beyanları ve işyeri tutanağı birlikte değerlendirilir.
  4. Tazminat davasında kusur tespitinin dayanağını sağlar. Bilirkişi heyeti kusur dağılımını, kazanın nasıl gerçekleştiğine ilişkin kayıtlar üzerinden yapar. Kaza anına dair yazılı hiçbir kayıt yoksa, olay yıllar sonra yalnızca tanık hafızasıyla kurulmaya çalışılır.

Bu nedenle tutanak yalnızca işvereni koruyan bir belge değildir. İşçi bakımından da, kazanın işyerinde ve iş sırasında gerçekleştiğini gösteren en erken tarihli yazılı kanıttır. Dava aşamasında hangi belgelerin toplanması gerektiğini İş Kazası Geçirdim, Hangi Belgelerle Dava Açabilirim? yazımızda listeledik.

Tutanağı İmzalarken İşçinin Dikkat Etmesi Gereken Beş Nokta

Kaza sonrası imzalanan belgeler, yıllar sonra görülecek davanın en belirleyici delilleri hâline gelir. İşçinin dikkat etmesi gereken noktalar şunlardır:

  • Okumadan imzalamayın. Tutanakta yazılı olay anlatımı, sizin anlattığınızdan farklı olabilir. Özellikle “kendi dikkatsizliği sonucu”, “talimatlara aykırı davranarak”, “koruyucu donanımı takmadığı için” gibi kusur atfeden ifadeler, ilerideki kusur dağılımında doğrudan aleyhinize kullanılır.
  • Katılmadığınız kısma şerh düşün. “İçeriğini kabul etmiyorum, olay şöyle gerçekleşti…” şeklinde el yazısıyla eklenen kısa bir şerh, imzayı geçersiz kılmaz ama beyanınızı kayda geçirir.
  • İmzadan kaçınabilirsiniz. İmzalamamak tutanağı geçersiz kılmaz; tutanağa “imzadan imtina etti” şerhi düşülür. Ancak imzalamamak, içeriğine katılmadığınızı gösteren bir olgudur.
  • “Hiçbir hak ve alacak talebim yoktur” ibaresine dikkat. Bu ibare tazminat hakkınız bakımından ciddi sonuç doğurabilir. Ceza soruşturmasında şikâyetten vazgeçerken şahsi haklardan da vazgeçildiğinin açıklanması hâlinde, TCK m.73/7 uyarınca kişi hukuk mahkemesinde de dava açamaz. Bu nedenle şikâyetten vazgeçme beyanına “şahsi haklarım saklı kalmak kaydıyla” ibaresi eklenir.
  • Bir nüshasını isteyin. İmzaladığınız her belgenin bir örneğini talep edin; verilmiyorsa fotoğrafını çekin ve tarihini not edin.

Kamera kaydı, vardiya çizelgesi ve benzeri delillerin kaza sonrası nasıl korunacağını İş Kazasında Kamera Kaydı Yoksa Dava Nasıl İspatlanır? yazımızda ele aldık.

İş Kazası İfade Tutanağı ve Şahit Tutanağı

İş kazası ifade tutanağı, kazayı gören ya da kazadan hemen sonra olay yerine ulaşan kişilerin beyanlarının yazıya geçirildiği belgedir. Şahit tutanağı da aynı işlevi görür. Mevzuatta bu belgeler için şekil şartı öngörülmemiştir; buna karşılık ispat gücünü belirleyen unsurlar bellidir:

  • Tanığın adı, soyadı, T.C. kimlik numarası, görevi ve iletişim bilgisi
  • Olay anında nerede bulunduğu ve olayı ne şekilde gördüğü (duyduğu bilgi ile gördüğü olgu ayrı ayrı yazılır)
  • Beyanın alındığı tarih ve saat
  • Tanığın kendi el yazısıyla yazdığı ya da okuyup imzaladığına dair ibare

İşyerinde alınan tanık beyanı ile mahkemede dinlenen tanık ifadesi aynı şey değildir. İşyeri tutanağındaki beyan yazılı delil başlangıcı niteliğindedir; mahkeme tanığı ayrıca dinler ve yemin altında alınan beyan esas alınır. Bu nedenle bordro tanığı seçimi önem taşır: olay tarihinde aynı işyerinde çalıştığı sigorta kayıtlarından anlaşılan tanıkların beyanı, işyeriyle bağı ispatlanamayan tanıklara göre daha güçlü değerlendirilir.

Tanık beyanlarının delil olarak tespiti için dava açılmadan önce mahkemeden delil tespiti istenebilir; ayrıntısı İş Kazası Davasında Delil Tespiti Nedir? Ne Zaman Yapılır? yazımızdadır.

İş Kazası Tutanağındaki Yanlış Bilgi Değiştirilebilir mi?

Düzenlenmiş bir tutanak sonradan “silinip yeniden yazılan” bir belge değildir; yanlışlık ek tutanak, düzeltme beyanı ve gerektiğinde Kuruma yapılacak düzeltme bildirimiyle giderilir. Üç ayrı yol vardır:

  1. İşyeri düzeyinde ek tutanak: Hatalı bilgi tespit edildiğinde, ilk tutanağa atıf yapan ve düzeltmeyi gerekçesiyle gösteren ikinci bir tutanak düzenlenir. İlk tutanak dosyadan çıkarılmaz; ikisi birlikte saklanır.
  2. SGK’ya düzeltme bildirimi: Bildirgede yer alan bilgi hatalıysa Kuruma düzeltme talebiyle başvurulur. Burada dikkat edilmesi gereken nokta 5510 m.13’ün son fıkrasıdır: soruşturma sonucunda “yazılı olarak bildirilen hususların gerçeğe uymadığı ve olayın iş kazası olmadığı” anlaşılırsa, yersiz yapılan ödemeler gerçeğe aykırı bildirimde bulunanlardan m.96 hükmüne göre tahsil edilir. Yani bilinçli olarak yanlış bildirim yapmak yalnızca idari değil, mali sonuç da doğurur.
  3. Yargılama sırasında aksinin ispatı: İşyeri tutanağı kesin delil değildir. İçeriğinin gerçeği yansıtmadığı; tanık beyanı, kamera kaydı, hastane kaydı, kolluk tutanağı, vardiya çizelgesi ve bilirkişi incelemesiyle ortaya konabilir. Nihai değerlendirme mahkemeye aittir.

Aynı mantık iş kazası raporu için de geçerlidir. Sağlık kuruluşunun düzenlediği rapordaki teşhis ya da istirahat süresine itiraz, raporun “değiştirilmesi” talebiyle değil, Kurum Sağlık Kurulu ve gerektiğinde Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu nezdindeki itiraz yoluyla ileri sürülür (5510 m.95). Kurum kararına karşı iş mahkemesine başvurma hakkı ayrıca saklıdır.

İş Kazası Tutanağı e-Devlet’te Görünür mü? Nereden Sorgulanır?

İşyerinde tutulan tutanak e-Devlet’te görünmez. Bu belge işverenin kendi kayıtları arasında saklanır; herhangi bir kamu sistemine yüklenmesi öngörülmemiştir. e-Devlet üzerinden görülebilen şey, kazanın SGK’ya bildirilmesi üzerine oluşan kayıtlardır.

  • İş Kazası ve Meslek Hastalığı e-Bildirim: Bildirge bu uygulama üzerinden gönderilir. Uygulamaya erişim işveren tarafındadır; sigortalı bu ekrandan kendi adına bildirim yapamaz.
  • SGK Tescil ve Hizmet Dökümü: Sigortalılık kayıtlarınızı, çalışılan gün sayılarını ve işyeri bilgilerini gösterir. Sigortasız çalıştırma iddiası varsa ilk bakılacak belge budur.
  • İş göremezlik ödeneği ve rapor sorgulama ekranları: Kaza sonrası düzenlenen istirahat raporlarını ve ödenek hareketlerini gösterir.

Kendi dosyanızdaki bildirge örneğini almak isterseniz, bağlı bulunduğunuz SGK sosyal güvenlik il müdürlüğüne / merkezine yazılı başvuru yapmanız gerekir. Dava açılmışsa belgeler mahkeme aracılığıyla da Kurumdan getirtilebilir.

e-Devlet’te kaydı göremiyorsanız bu, kazanın hiç bildirilmediği anlamına gelebilir. Böyle bir durumda işverenin bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediği kabul edilir ve İş Kazası SGK’ya Geç Bildirilirse Ne Olur? Hak Kaybı Yaşanır mı? yazımızda anlattığımız süreç işler; sigortalı doğrudan Kuruma başvurarak olayın iş kazası olarak tescilini isteyebilir.

İş Kazası Tutanağı Kaç Gün Geçerlidir? Dava Açma Süresi Ne Kadar?

Tutanağın “geçerlilik süresi” diye bir kavram mevzuatta yoktur; tutanak bir delildir ve delilin süresi dolmaz. Süre sınırı, tutanak için değil bildirim yükümlülükleri ve dava hakları için söz konusudur. Aşağıdaki tablo, bir iş kazası dosyasındaki bütün süreleri bir arada gösterir:

İşlemSüreBaşlangıcıDayanak
Kolluğa bildirimDerhâlKaza anı5510 m.13/2-(a)
SGK’ya bildirim (işveren)3 iş günüKaza; kaza işverenin kontrolü dışındaki yerde olmuşsa öğrenme tarihi5510 m.13/2
Sağlık kuruluşunun bildirimi10 günVakanın kendisine intikali6331 m.14/4
Ceza soruşturmasında şikâyet6 ayFiili ve failin öğrenildiği günTCK m.73/1-2
İşverene karşı maddi-manevi tazminat davası10 yılZararın doğduğu tarihTBK m.417/3 yollamasıyla m.146
Zarar veren üçüncü kişiye karşı dava2 yıl / her hâlde 10 yılZararı ve faili öğrenme / fiil tarihiTBK m.72
Olayın iş kazası olduğunun tespiti davasıKanunda hak düşürücü süre öngörülmemiştir5510 m.101 · 7036 m.5
İş kazası dosyasında bildirim ve dava süreleri.

Tabloda yer alan on yıllık süre, uygulamada en çok yanlış bilinen noktadır. İşverenin sorumluluğu haksız fiilden değil sözleşmeye aykırılıktan doğar: TBK m.417/3, işverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüğüne aykırı davranışı nedeniyle doğan zararların tazmininin “sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabi” olduğunu söyler. Bu nitelendirmenin sonucu, zamanaşımının iki yıl değil on yıl olmasıdır. Fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa daha uzun olan ceza zamanaşımı uygulanır.

Bir başka kritik ayrım arabuluculuktadır: 7036 sayılı Kanun m.3/3, “iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında” arabuluculuk dava şartının uygulanmayacağını açıkça belirtir. Aynı işçinin kıdem, ihbar ve fazla mesai alacakları bakımından ise dava şartı işlemeye devam eder. Ayrıntı: İş Kazasında Arabuluculuk Zorunlu mu?

İş Tutanağı Nedir? İşyeri Tutanağı ile İş Kazası Tutanağının Farkı

İş tutanağı, “işyeri tutanağı” ya da “işçiye tutanak tutulması” ifadeleriyle anlatılan belge çoğu zaman disiplin tutanağıdır: işçinin bir davranışını tespit edip yaptırım sürecini başlatmak için düzenlenir. İş kazası tutanağıyla ne amacı ne de sonucu bakımından ilgisi vardır. İkisi karıştırıldığında işçi, imzaladığı belgenin ne olduğunu bilmeden hak kaybına uğrayabilir.

Ölçütİş kazası tutanağıDisiplin (işyeri) tutanağı
AmacıKazayı kayıt altına almak, incelemeyi belgelemekİşçinin davranışını tespit edip yaptırım sürecini başlatmak
Dayanağı6331 m.14/14857 m.19 ve m.25/II; işyeri disiplin yönetmeliği
SonucuSGK bildirimi, kusur ve tazminat değerlendirmesiUyarı, kınama, ücret kesintisi ya da haklı nedenle fesih
Bağlı süreTutanak için süre yok; bildirim 3 iş günüHaklı nedenle fesih için 6 iş günü, her hâlde fiilden itibaren 1 yıl (4857 m.26)
Savunma alınmasıZorunlu değil, beyan alınırFesihten önce savunma alınması gerekir (4857 m.19/2)
İş kazası tutanağı ile disiplin tutanağı arasındaki farklar.

Uygulamada bazen ikisi iç içe geçirilir: kaza sonrası düzenlenen tutanakta işçinin “talimata aykırı davrandığı” yazılarak belge, kaza kaydı görünümü altında bir disiplin dosyası hâline getirilir. Böyle bir tutanak hem kusur dağılımında hem de fesih sürecinde işçinin aleyhine kullanılır. Bu nedenle kaza tutanağında yalnızca gözlemlenen olguların yer alması, değerlendirmenin incelemeye bırakılması gerekir.

İş Kazası Polis Tutanağı Tutulmazsa Ne Olur?

Kolluğa bildirim yükümlülüğü işverene aittir ve 5510 m.13/2-(a) bunu “o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhâl” şeklinde ifade eder. İşveren bildirmezse polis ya da jandarma olaydan haberdar olmaz, dolayısıyla kolluk tutanağı da düzenlenmez. Bunun sonuçları şöyle sıralanabilir:

  • Delil kaybı. Kolluk tutanağı, olay yerinin kaza anındaki hâlini tespit eden en tarafsız belgedir. Günler sonra düzenlenen belgeler, değiştirilmiş bir olay yerini anlatır.
  • İşçinin hakkı ortadan kalkmaz. Kolluk tutanağının yokluğu, olayın iş kazası sayılmasına engel değildir. Kaza, hastane kayıtları, tanık beyanları, kamera görüntüleri ve SGK müfettiş incelemesiyle de ispatlanabilir.
  • İşçi kendisi başvurabilir. Kazayı öğrenen sigortalı ya da yakınları kolluğa veya doğrudan Cumhuriyet başsavcılığına başvurarak olayın kayda geçirilmesini isteyebilir.
  • Ölümle sonuçlanan kazalarda soruşturma zaten re’sen başlar. Ölüm olayında adli makamlar bildirimden bağımsız olarak harekete geçer; olay yeri incelemesi ve otopsi işlemleri yürütülür.

Bildirim yükümlülüğünün ihlali, ayrıca kusur değerlendirmesinde işveren aleyhine bir olgu olarak dikkate alınır. Kazayı gizleme yönünde adımlar atıldığını gösteren dosyalarda, işverenin savunması bütünüyle zayıflar.

Hastanede İş Kazası Tutanağı Tutulursa Ne Olur?

Kaza sonrası hastaneye gidildiğinde “bu bir iş kazası” denilmesi, çoğu kişinin sandığından çok daha önemli bir sonuç doğurur: kayıt, işverenden bağımsız olarak Sosyal Güvenlik Kurumuna ulaşır. 6331 sayılı Kanun m.14/4 açıktır: “Sağlık hizmeti sunucuları kendilerine intikal eden iş kazalarını … en geç on gün içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirir.”

Bunun pratik anlamı şudur: işveren kazayı hiç bildirmese bile, hastane kaydı üzerinden olay Kuruma düşer. Dolayısıyla “işveren bildirmedi, hakkım gitti mi” endişesinin mevzuatta karşılığı yoktur. Hastaneye başvururken olayın işyerinde ve iş sırasında gerçekleştiğini açıkça söylemek, dosyanın en erken ve en tarafsız kaydını oluşturur.

Hastanede beyanDoğan sonuç
“İş kazası geçirdim” denirAcil/poliklinik kaydına iş kazası olarak işlenir; sağlık kuruluşu 10 gün içinde SGK’ya bildirir (6331 m.14/4). Tedavi iş kazası sigortası kapsamında değerlendirilir.
“Evde düştüm” gibi gerçeğe aykırı beyanda bulunulurKayıt iş kazası olarak oluşmaz. Sonradan düzeltmek mümkündür ancak ilk beyanla çelişki, dosyanın en zayıf noktası hâline gelir.
Hiçbir açıklama yapılmazKayıt genel hastalık/yaralanma olarak açılır; olayın iş kazası olduğu sonradan tanık ve diğer delillerle ispatlanmak zorunda kalınır.
Hastane başvurusunda yapılan beyanın doğurduğu sonuçlar.

İkinci önemli nokta tedavi giderleridir. 5510 sayılı Kanun m.67/1, sağlık hizmetlerinden yararlanmak için aranan 30 günlük prim ödeme ve prim borcu bulunmaması şartlarını sayarken “iş kazası ile meslek hastalığı hâllerini” bu şartların dışında tutar. Yani iş kazasında, sigortalının prim gün sayısı yetersiz olsa ya da işverenin prim borcu bulunsa dahi sağlık hizmeti verilir.

Uygulamada işçiler kimi zaman “iş kazası dersen işveren ceza alır, sen de işini kaybedersin” denilerek beyanlarını değiştirmeye yönlendirilir. Bu yönlendirmenin sonucu, işçinin iş kazası sigortasından doğan haklarını — geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik geliri, tedavi giderleri ve tazminat talebini — riske atmasıdır. Kaza gerçekten iş kazası ise beyanın gerçeğe uygun verilmesi, işçinin kendi lehinedir.

Hastanede İş Kazası Tutanağı Tutulmazsa Ne Olur?

Hastane bir “tutanak” düzenlemez; yaptığı şey vakayı kendi kayıt sistemine işlemek ve Kuruma bildirmektir. Kayıt iş kazası olarak açılmamışsa hak kaybolmaz, ancak ispat yükü ağırlaşır. Bu durumda yapılabilecekler şunlardır:

  • Aynı hastaneye başvurup olayın iş kazası olduğunu bildiren yazılı beyan vermek ve kaydın düzeltilmesini istemek
  • Doğrudan SGK’ya başvurarak olayın iş kazası olarak tescilini talep etmek; Kurum gerekirse müfettiş incelemesi başlatır (5510 m.13/3)
  • Talep reddedilirse iş mahkemesinde olayın iş kazası olduğunun tespiti davası açmak
  • Olay anına ilişkin tanık, kamera kaydı, mesaj kaydı ve vardiya belgelerini bir an önce toplamak

İş Kazası Tutanağı Tutulursa Ne Olur? Sonraki Adımlar

Tutanağın tutulması sürecin sonu değil başlangıcıdır. Tutanaktan sonra işleyen zincir şöyledir:

AşamaKim yürütürSüreSonuç
1. İşyeri tutanağı ve kaza incelemesiİşveren / İSG uzmanıMevzuatta süre yokKayıt ve rapor yükümlülüğü yerine gelir
2. Kolluğa bildirimİşverenDerhâlKolluk tutanağı düzenlenir
3. Bildirge ile SGK’ya bildirimİşveren3 iş günüDosya Kurumda açılır
4. Kurum incelemesiSGK denetim memuru / iş müfettişiKanunda süre yokOlayın iş kazası sayılıp sayılmayacağına karar verilir
5. Geçici iş göremezlik ödeneğiSGKİstirahat süresinceYatarak tedavide günlük kazancın yarısı, ayaktan tedavide üçte ikisi
6. Sürekli iş göremezlik değerlendirmesiKurum Sağlık KuruluTedavi tamamlandıktan sonraMeslekte kazanma gücü kaybı %10 ve üzeriyse gelir bağlanır
7. Kusur tespiti ve tazminat davasıİş mahkemesi10 yıllık zamanaşımı içindeMaddi ve manevi tazminat
İş kazası tutanağından tazminat davasına uzanan süreç.

Bu zincirde işçi bakımından en sık gözden kaçan aşama dördüncü sıradaki Kurum incelemesidir. Kurumun olayı iş kazası saymaması hâlinde ödenek ve gelir talepleri reddedilir; bu karara karşı iş mahkemesinde dava açılabilir. Tazminat miktarının nasıl hesaplandığını İş Kazaları Sonrası İş Gücü Kaybı Tazminatı Hesaplama, ödenek başvurusunun ayrıntılarını ise İş Kazasında Geçici İş Göremezlik Ödeneği Nasıl Alınır? yazımızda bulabilirsiniz.

Kazanın işyeri dışında gerçekleştiği, servis aracında ya da görevlendirme sırasında meydana geldiği hâllerde değerlendirme değişir; bu ayrımı İşyeri Dışında Geçirilen Kaza İş Kazası Sayılır mı? yazımızda ele aldık. Stajyer ve çırakların durumu için Stajyer İş Kazası Geçirirse Ne Olur? yazımıza bakabilirsiniz.

İş Kazası Tutanağı Tutulmazsa Ne Olur?

İş kazası tutanağı, bir iş kazasının detaylarını kayda geçiren, hem işveren hem de işçi için hayati öneme sahip resmi bir belgedir. Peki, bu belge düzenlenmediği takdirde ne gibi sonuçlarla karşılaşılır? İş kazası tutanağının eksikliği yalnızca işverenin değil, aynı zamanda işçinin de hak kayıpları yaşamasına neden olabilir. İşte bu konuda bilinmesi gereken detaylar:

Yasal Zorunlulukların İhlali ve Cezai Yaptırımlar
İş kazası sonrası iş kazası tutanağı nasıl tutulur sorusuna uygun bir şekilde hareket edilmezse, işveren için ciddi yaptırımlar söz konusu olabilir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na göre, işveren kazayı en geç üç iş günü içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirmekle yükümlüdür. Burada yaygın bir yanlış bilgiyi düzeltmek gerekir: bildirimin yapılabilmesi için tutanak şart değildir. Kanun’un 13. maddesi bildirimin “iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile” yapılacağını söyler; uygulamada bildirge e-Sigorta üzerinden gönderilir. Tutanak, bildirgeyi doldururken olayın anlatımına kaynaklık eden ve dosyaya delil olarak giren belgedir — bildirgenin ön şartı değil. Bildirimin hiç yapılmaması ya da süresinde yapılmaması hâlinde işveren idari para cezasıyla karşılaşır ve doğrudan sorumluluk altına girer.

İşçinin Hak Kaybı
İş kazası tutanağı olmadığı takdirde, kazanın gerçekliği ve detayları hakkında resmi bir ispat yapılamaz. Bu durum, işçi açısından tazminat talebi veya sigorta teminatlarından yararlanmayı güçleştirebilir. Örneğin, iş kazası sonucu kalıcı iş göremezlik veya tedavi masraflarının karşılanması gibi haklar, tutanak eksikliği nedeniyle kaybedilebilir. Bu süreçte işçinin, bir iş kazası raporu almak üzere hastaneye gitmesi ve tıbbi raporla durumu belgelemesi elzemdir.

Hukuki Süreç ve Olası Davalar
İş kazasını belgeleyen bir tutanak olmaması, taraflar arasında yasal süreçlerin karmaşık bir hale gelmesine neden olur. İşveren aleyhine açılacak tazminat davaları sırasında, tutanağın eksikliği bir delil yetersizliği olarak değerlendirilebilir. Aynı şekilde işçi, uğradığı zararları kanıtlayacak belge eksikliği yüzünden maddi ve manevi tazminat davasında zorlanabilir. Ancak burada önemli bir ayrım vardır: tutanağın yokluğu hakkı ortadan kaldırmaz, ispatı zorlaştırır. Tutanak tutulmamışsa olay tanık beyanı, kamera kaydı, hastane kayıtları, vardiya çizelgeleri ve bordro kayıtlarıyla ispatlanabilir; işçi ayrıca iş mahkemesinde olayın iş kazası olduğunun tespiti davası açabilir.

SGK’nın İncelemesi ve Denetim Süreçleri
SGK’nın inceleme ve denetim süreçlerinde de iş kazası tutanağının tutulmaması cezası ile karşılaşılabilir. SGK, iş kazasının detaylarını anlamak ve gerekli yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediğini denetlemek için bu belgeye ihtiyaç duyar. Eksik veya hatalı bilgilendirmeler, kurum tarafından yapılan değerlendirmelerde işverenin kusurlu bulunmasına ve ek yaptırımlara yol açabilir.

Kısacası, iş kazası tutanağı her iki taraf için de hayati bir güvence sağlamaktadır. Bu belge, olası hak kayıplarını önlemek ve yasal yükümlülüklerin yerine getirildiğini kanıtlamak adına bir zorunluluktur. Bu nedenle, iş kazası sonrası hızlıca iş kazası tutanağı nasıl tutulur konusuna göre hareket edilerek doğru bir kayıt süreci işletilmelidir.

İş kazası tutanağı tutulmazsa işveren ve işçi açısından sonuçları

İş Kazası Bildirimi Nasıl Yapılır?

İş kazası meydana geldiğinde, kanunlar gereği işverenin belirli bir süre içinde durumu yetkili mercilere bildirmesi zorunludur. Bu süreçte doğru bir zaman yönetimi ve eksiksiz bir işleme dikkat edilmesi, hem işveren hem de çalışan açısından kritik bir öneme sahiptir. İş kazasının çeşitli aşamalarda doğru bildirilmesi, davalarda delil niteliği taşıyabileceği gibi cezai sorumlulukların oluşmaması için de gereklidir. İş kazası tutanağı nasıl tutulur? ve iş kazası tutanağı örneği gibi detaylara dikkat edilerek bildirim yapılmalıdır.

İlk Bildirim Adımları:
İş kazası gerçekleştiğinde işverenin ilk yapması gereken işlem, kazazede çalışanı derhal tıbbi bir kuruma sevk etmektir. Bunun ardından, iş kazasının aynı gün veya en geç takip eden 3 iş günü içinde Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) bildirilmesi gereklidir. İş kazası tutanağı tutulmaması cezası ile karşılaşmamak adına bu süreye riayet etmek büyük önem taşır.

Başvurunun Yapılması:

  1. SGK’ya Bildirim: İş kazasının bildirimi, e-SGK sistemi üzerinden yapılabilir. Bu işlem sırasında iş kazası tarihine, saatine ve olayın detaylarına dair net bilgilerin eksiksiz girilmesi gereklidir.
  2. Kolluk Kuvvetlerine Bildirim: 5510 sayılı Kanun m.13/2-(a), iş kazasının “o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhâl” bildirilmesini emreder. Bu yükümlülük ölüm veya ağır yaralanma şartına bağlı değildir; kanun bütün iş kazaları için derhâl bildirim öngörür. Polis ya da jandarma olay yerinde inceleme yaparak kendi tutanağını düzenler ve bu tutanak dosyanın en tarafsız delillerinden biri olur.
  3. Kaza Sonrası Belgeler: Bildirim, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği ekinde yer alan iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile yapılır. İşyerinde düzenlenen tutanak, tanık ifadeleri, varsa kamera kaydı ve fotoğraflar ise bildirgenin eki değil, işverenin 6331 m.14/1 uyarınca tutmak zorunda olduğu kaza kaydının parçasıdır; Kurum soruşturma açtığında ve dava aşamasında bu belgeler istenir.

Belirtilmesi Gereken Unsurlar:
Bildirimin detayları, kazanın özelliklerine göre değişebilir. Ancak her durumda bildirimde şu detaylar yer almalıdır:

  • Kazanın meydana geldiği tarih, saat ve yer,
  • Kazaya karışan çalışanın adı, görevi ve sigorta bilgileri,
  • Olayın nedenlerini ve sonuçlarını özetleyen bilgiler,
  • Gerekli belgelerin ekleri: Tanık ifadeleri, kaza fotoğraf ve krokileri gibi.

Bildirime Riayet Etmek Neden Önemlidir?
Eğer işveren, iş kazasını belirtilen sürede SGK’ya bildirmezse hem idari para cezası hem de hukuki maliyetlerle karşılaşabilir. Ayrıca kazazedenin hukuki haklarını talep edebilmesi açısından kazanın zamanında ve doğru bir şekilde kayda geçirilmiş olması gerekir. Unutmamak gerekir ki, iş kazaları bildirilmediği takdirde hem işveren hem de çalışan farklı mağduriyetler yaşayabilir.

Son olarak, iş kazası bildirim formu, SGK’nın sistemine tüm detaylarıyla doğru şekilde yüklenmelidir. Eksik ya da yanlış bilgi verilmesi, ilerleyen dönemlerde cezai yaptırımlar yol açabileceği gibi iş kazasının belgelenmesi açısından da sorunlara neden olabilir. Tüm bu adımları profesyonel bir şekilde yürütmek için, gerektiğinde hukuki desteğe başvurmak önemlidir.

İş Kazasını Bildirmemenin Yaptırımı Nedir?

Bir iş kazası meydana geldiğinde, bu olayın yasal mevzuata uygun şekilde Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve ilgili yetkililere bildirilmesi işverenin en önemli yükümlülüklerinden biridir. Peki, iş kazası bildirimi yapılmadığında işveren nasıl yaptırımlarla karşılaşır? İşte bu durumun hukuki ve mali sonuçlarına dair ayrıntılar:

Yasal Zorunluluk ve Süre Kapsamı
İş kazası bildirimi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.13/2‘de düzenlenmiştir. Bu hükme göre işveren, kazayı en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde SGK’ya bildirmek zorundadır. Sürenin başlangıcıyla ilgili istisna, çok sık yanlış aktarılır: kanun “iş yerinin dışında gerçekleşen kaza” demez, “iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi” der. İkisi aynı şey değildir — işverenin sevk ettiği bir şantiye ya da işverence sağlanan servis aracı işyeri dışındadır ama işverenin kontrolündedir. Yalnızca gerçekten kontrol dışı hâllerde süre, kazanın öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Süre aşılırsa işveren idari para cezasıyla karşılaşır.

Yaptırımlar Nelerdir?
İş kazası bildiriminin yapılmaması durumunda birçok idari ve mali yaptırım devreye girer:

  • İdari Para Cezaları: Ceza 5510 sayılı Kanun’da değil, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 26. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde düzenlenmiştir. Bent üç ayrı ihlali ayrı ayrı cezalandırır: kaza kaydını tutmamak ve raporunu düzenlememek (m.14/1), kazayı üç iş günü içinde SGK’ya bildirmemek (m.14/2) ve sağlık hizmeti sunucusunun kendisine gelen iş kazasını on gün içinde bildirmemesi (m.14/4). Bu cezaları, diğer iş sağlığı ve güvenliği cezalarından farklı olarak doğrudan Sosyal Güvenlik Kurumu verir (m.26/2); tebliğ, itiraz ve tahsilde 5510 sayılı Kanun’un 102. maddesi uygulanır.

İş Kazası Bildirmeme Cezası 2026’da Ne Kadar?

Ceza tutarları her yıl yeniden değerleme oranıyla artar. Aşağıdaki tablo, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının yayımladığı 2026 yılı idari para cezası listesine göre düzenlenmiştir (yeniden değerleme oranı %25,49). Tutarlar işyerinin çalışan sayısına ve tehlike sınıfına göre 6331 m.26/3 uyarınca artırılır; iki ihlal bir arada işlenirse cezalar ayrı ayrı uygulanır. Tutarlar takvim yılına bağlı olduğundan, cari yıl için Bakanlığın güncel listesi esas alınmalıdır.

İşyeri (çalışan sayısı – tehlike sınıfı)Kaydı tutmamak, raporu düzenlememek (m.14/1)Üç iş günü içinde SGK’ya bildirmemek (m.14/2)
10’dan az – az tehlikeli33.326 TL44.443 TL
10’dan az – tehlikeli41.657 TL55.553 TL
10’dan az – çok tehlikeli49.989 TL66.664 TL
10-49 – az tehlikeli33.326 TL44.443 TL
10-49 – tehlikeli49.989 TL66.664 TL
10-49 – çok tehlikeli66.652 TL88.886 TL
50 ve üzeri – az tehlikeli49.989 TL66.664 TL
50 ve üzeri – tehlikeli66.652 TL88.886 TL
50 ve üzeri – çok tehlikeli99.978 TL133.329 TL
Kaynak: 6331 sayılı Kanun m.26/1-(e) ve m.26/3; ÇSGB 2026 yılı idari para cezaları tablosu.

Tablodaki iki sütunun ayrı olması önemlidir: kayıt ve rapor cezası ile bildirim cezası birbirinin yerine geçmez. İşyerinde hiç tutanak tutmamış ve kazayı da süresinde bildirmemiş bir işveren, aynı olay nedeniyle her iki cezayı birden alabilir. Ayrıca m.14/1 cezası “her bir yükümlülük için ayrı ayrı” uygulanır; kayıt tutmamak ile raporu düzenlememek ayrı yükümlülük sayılır.

Sağlık hizmeti sunucusunun (hastane, sağlık kuruluşu) kendisine gelen iş kazasını on gün içinde SGK’ya bildirmemesi hâlinde uygulanan ceza ise 2026 yılı için 44.443 TL‘dir ve bu ceza çalışan sayısına göre artırılmaz.

  • Geçici İş Göremezlik Ödeneğinin Geri Alınması: İş kazası geçiren sigortalı çalışan için SGK tarafından ödenen geçici iş göremezlik ödeneği, işverenden tahsil edilir. Bu durum, işverenin ek mali yüklerle karşılaşmasına neden olur.
  • Tazminat Davaları ile Karşılaşma Riski: İş kazası bildirimi yapılmadığı durumlarda işçi veya işçinin yakınları, işverene karşı tazminat davası açabilir. Mahkemelerde işverene yüklenen bu tür sorumluluklar sonucunda, oldukça yüksek maddi ve manevi tazminatlar ödenebilir.
  • Hukuki Sorunlar: Bildirim yapılmadığı durumda iş kazasının tespit sürecinde zorluk yaşanabilir. Bu, işverenin hem SGK tarafından idari soruşturma geçirmesine hem de işçinin mağduriyetini artıracak farklı davalarla karşılaşmasına neden olabilir.

Ayrıca Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar
İş kazaları doğru şekilde belgelendirilmiş ve SGK’ya bildirilmiş olmalıdır. İş kazası tutanağı nasıl tutulur ve hangi bilgileri içermesi gerektiğiyle ilgili detaylara uygun hareket edilmelidir. Aksi halde işveren, hem kazanın ispatında hem de hukuki süreçlerde büyük zorluklar yaşayabilir.

Sonuç Olarak
İş kazasını bildirmemenin yaptırımları oldukça ağırdır ve işveren açısından gereksiz maliyetler, cezalar ve hukuki dava süreçlerine zemin hazırlar. Bu nedenle, iş kazası bildiriminin zamanında ve eksiksiz yapılması hem çalışan haklarını hem de işverenin yasalar nezdindeki sorumluluklarını yerine getirmesi için kritik önemdedir. Unutulmamalıdır ki, iş kazası tutanağı örneği ile oluşturulan kayıtların düzenli tutulması, ileride olası yasal durumlarda işverenin lehine delil oluşturacaktır.

İş Kazası Geçiren İşçinin Faydalanabileceği Haklar Nelerdir?

Bir iş kazası gerçekleştiğinde, kazanın mağduru olan işçinin kamu otoriteleri ve yasalar tarafından çeşitli haklarla korunduğunu bilmek önemlidir. Bu haklar, hem ekonomik hem de sağlık yönünden işçinin zarar görmesini en aza indirgeyecek şekilde düzenlenmiştir. İş kazası tutanağı nasıl tutulur, bu süreçte önemli bir paya sahiptir; çünkü bu rapor, işçinin haklarının kanıtlanması ve elde edilmesi için kritik bir belge niteliği taşır. İşçinin faydalanabileceği başlıca haklar şu şekildedir:

1. Geçici İş Göremezlik Ödeneği
İş kazası sonucu çalışamaz duruma gelen sigortalı işçi, iş göremez durumda olduğu süre boyunca Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenek alır. 5510 sayılı Kanun m.18/3 ödeneği ikiye ayırır: yatarak tedavide günlük kazancın yarısı, ayaktan tedavide üçte ikisi. İş kazasında ödenek ilk günden itibaren her gün için ödenir; hastalıkta aranan iki günlük bekleme süresi ve 90 gün prim şartı iş kazasında aranmaz. Bu ayrım, “SGK üçüncü günden itibaren öder” bilgisinin iş kazasına uygulanamayacağı anlamına gelir.

2. Sürekli İş Göremezlik Geliri
5510 sayılı Kanun m.19/1 uyarınca, iş kazası sonucu meslekte kazanma gücünün en az %10’unu kaybettiği Kurum Sağlık Kurulunca tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanır. Oranı hastanenin verdiği rapor değil, Kurum Sağlık Kurulu belirler. Tam iş göremezlikte gelir, aylık kazancın %70’i üzerinden; kısmî iş göremezlikte tam gelir gibi hesaplanıp iş göremezlik derecesi oranında ödenir. Sigortalı başkasının sürekli bakımına muhtaçsa oran %100 uygulanır.

3. Sağlık Giderlerinin Karşılanması
Kaza sonrası işçinin tüm sağlık giderleri, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır. Ameliyat, tedavi, ilaç ve fizik tedavi gibi süreçlerin tüm maliyetleri bu kapsama dahildir.

4. Ölüm Halinde Hak Sahiplerine Ödenek
Eğer iş kazası ölümle sonuçlanırsa, işçinin hak sahipleri, ölüm gelirine hak kazanır. Ayrıca, cenaze masrafları ve hak sahiplerinden biri evleniyorsa evlenme ödeneği gibi yardımlardan da faydalanabilirler.

5. Maddi ve Manevi Tazminat Hakkı
İş kazasının işverenin ihmalkârlığı ya da güvenlik önlemlerindeki eksikliklerden kaynaklanması durumunda, işçi ya da hak sahipleri işverene karşı maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Bu süreçte, iş kazası tutanağı örneği hukuki sürecin bel kemiğini oluşturur.

6. Hukuki Destek ve İfade Hakkı
İş kazası sonrası işçi, hukuki haklarını aramak için bir avukat desteği alabilir ve yasal süreçlerde talep hakkını sonuna kadar kullanabilir. Bu süreçte detaylı bir tutanak hazırlanmış olması, dava sürecinde işçinin lehine delil sağlar.

7. Malullük Aylığı
İş kazası sonucunda çalışma gücünün veya meslekte kazanma gücünün en az %60’ını kaybettiği Kurum Sağlık Kurulunca tespit edilen sigortalı, 5510 sayılı Kanun m.25 uyarınca malullük aylığına hak kazanabilir. Bu eşiği, sürekli iş göremezlik gelirinin %10’luk eşiğiyle karıştırmamak gerekir: %10 ile %60 arasındaki kayıpta gelir bağlanır, aylık bağlanmaz. Ayrıca “erken emeklilik” ayrı bir kurumdur; iş kazası tek başına emeklilik yaşını öne çekmez.

İş kazası tutanağı tutulmaması cezası, işverenin kazayla ilgili yükümlülüğünü yerine getirmediği durumlarda devreye girer ve yukarıda belirtilen haklar, işçi için elde edilebilirliği kolaylaştırır. Tüm bu haklar, işçinin iş kazası sonrası maddi ve manevi kayıplarının önlenmesine yönelik olarak tasarlanmıştır. İşverenlerin sorumluluklarını yerine getirmesi ve işçilerin haklarını tam anlamıyla bilmesi, bu süreçlerin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için hayati önemdedir.

İş kazası geçiren işçinin SGK karşısındaki hakları

Sigortasız İşçi İş Kazası Geçirirse Ne Olur?

Sigortasız işçilerin iş kazası geçirmesi hem işverenler hem de işçiler açısından ciddi hukuki ve mali sonuçlar doğurabilir. İş Kanunu ve Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu (5510 Sayılı Kanun), işverenin işçiyi sigortalı olarak çalıştırmasını bir zorunluluk olarak belirlemiştir. Bu yükümlülüğe uymayan işverenler, hem hukuki yaptırımlarla hem de ciddi mali sonuçlarla karşılaşabilir.

Sigortasız iş kazası durumunda işverenin sorumlulukları
Sigortalı olmadan çalıştırılan bir işçi iş kazası geçirdiğinde, öncelikle kazanın derhal yetkili kurumlara ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) bildirilmesi gerekmektedir. İşveren bunu yapmadığı takdirde, iş kazası tutanağı tutulmaması cezası ile karşılaşıp idari para cezalarına maruz kalabilir. Ayrıca iş kazasında oluşan tüm zararların, SGK müdahalesi olmadan işveren tarafından karşılanması gerekebilir.

Haklar ve işçinin başvurabileceği yollar
Sigortasız işçiler de hukuken korunmaktadır ve buradaki en önemli güvence çoğu kaynakta atlanır: 5510 sayılı Kanun m.23/1, sigortalı işe giriş bildirgesi verilmeden önce meydana gelen iş kazasında bile “ilgililerin gelir ve ödenekleri Kurumca ödenir” der. Yani sigortasız çalıştırılan işçi, geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik geliri ve tedavi giderleri bakımından SGK’ya karşı hak sahibidir; işverenin prim ödememiş olması bu hakları ortadan kaldırmaz. Kurum yaptığı ödemeleri sonradan işverene rücu eder. Bu süreçte işçinin hastaneden aldığı resmi “iş kazası raporu”, kazanın ispatı için kritik bir öneme sahiptir. İşçi aynı zamanda kazadan kaynaklanan zararların tazmini için mahkeme yoluyla tazminat talebinde bulunabilir. Ayrıca iş mahkemesi üzerinden hizmet tespiti (sigortalılık tespiti) davası açarak geçmişe dönük sigorta haklarını da talep edebilir.

İşverenin karşılaşacağı yaptırımlar
Çalışanın sigortasız çalıştırıldığının tespiti durumunda işveren, SGK’ya hem idari para cezası ödemek zorunda kalır hem de işçinin geçmişe dönük sigorta primlerini gecikme cezalarıyla birlikte yatırmakla yükümlü olur. Bunun üzerine 5510 m.23/2 devreye girer: Kurumun yaptığı ve ileride yapacağı her türlü masrafın tutarı ile bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri, “21 inci maddenin birinci fıkrasında yazılı sorumluluk hâlleri aranmaksızın” işverene ödettirilir. Bu ifade uygulamada şu anlama gelir: normal rücu davasında tartışılan kusur ve iş güvenliği mevzuatına aykırılık koşulu burada hiç tartışılmaz; işverenin kusursuz olduğunu ispatlaması sonucu değiştirmez.

Hukuki destek almanın önemi
Sigortasız çalıştırma iddiasının bulunduğu dosyalarda hizmet tespiti, iş kazası tespiti ve tazminat talepleri iç içe geçer; bu nedenle sürecin başında hukuki danışmanlık almak yararlı olur. İş kazası tutanağı örneği üzerinden düzgün bir kayıt oluşturmak ve olayın hemen ardından delilleri toplamak, ilerideki ispat yükünü belirgin biçimde hafifletir.

İş Kazasına İlişkin Davalarda Avukat Desteği

İş kazaları sonrasında hem işçi hem de işveren açısından çeşitli hukuki süreçler ortaya çıkabilir. Bir iş kazası yaşandığında, maddi ve manevi tazminat taleplerinden, sigorta uyuşmazlıklarına kadar pek çok hukuki konu gündeme gelir. Bu gibi süreçlerde hukuki destek almak, doğru bir yol izlenmesi ve hak kayıplarının önüne geçilmesi için son derece önemlidir. İş kazasına ilişkin davalarda avukat desteği, özellikle iş kazası tutanağı nasıl tutulur, iş kazası tutanağı örneği gibi süreçleri doğru bir şekilde yürütmek adına kritik bir rol oynar.

Avukat desteğinin avantajları

Bir iş kazası sonucunda hukuki sürecin sağlıklı yürütülebilmesi için avukatla çalışmak yararlı olur. Avukatın süreçte üstlendiği başlıca işler şunlardır:

  • Hukuki süreçlerin doğru yönetimi: İş kazası sonrası açılabilecek tazminat davalarında yasal düzenlemelerin doğru bir şekilde uygulanması gerekir. Özellikle 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu hükümlerinin bilinmesi ve uygulanması gereklidir. Bu noktada hukuki bilgi eksikliği hak kayıplarına yol açabilir.
  • Hakların korunması: İş kazası sonrasında işverenin veya sigorta şirketinin, işçinin haklarını yeterince karşılamadığı durumlar yaşanabilir. Avukatlar, yasal hakların korunmasını sağlamak ve gerektiğinde mahkemeye başvurarak işçinin haklarını savunmak adına etkili bir araçtır.
  • Delillerin düzgün hazırlanması: İş kazalarında, delillerin eksiksiz ve usulüne uygun hazırlanması davanın seyrini doğrudan etkiler. Özellikle iş kazası tutanağı tutulmaması cezası gibi durumlarla karşılaşılmaması için, hukuki süreçlerin profesyonel olarak takip edilmesi elzemdir.
  • Maddi ve manevi tazminat davaları: İş kazası sonucunda işçiler, kalıcı iş göremezlik, gelir kaybı veya manevi zararlar nedeniyle çeşitli taleplerde bulunabilir. Avukatlar, bu taleplerin doğru şekilde mahkemeye taşınmasını sağlar.

Dava sürecine yönelik profesyonel yaklaşım

Avukatlar, iş kazası davalarında profesyonel bir yaklaşım sergileyerek gerekli bütün belgelerin hazırlanmasını ve dava süreçlerinin yasal çerçevede ilerlemesini sağlar. Özellikle kazanın meydana geldiği sırada tutulan tutanakların doğruluğu, tanık ifadelerinin alınması ve kazaya ilişkin tanımlamaların yapılması gibi her adımda hukuki desteğin önemi büyüktür. Ayrıca işçinin sigorta durumunun incelenmesi ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na yapılacak bildirimler gibi karmaşık adımlarda da rehberlikte bulunurlar.

Hukuki desteğin önemi

Unutmamak gerekir ki bir iş kazası yaşandığında hukuki bilgiye sahip olmadan yapılacak girişimler, hak kayıplarına neden olabilir. Bu nedenle bilgi birikimi ve deneyime sahip bir avukatın süreci yürütmesi, hem doğru bir strateji izlenmesi hem de işçinin veya işverenin mağduriyet yaşamaması açısından gereklidir. Özellikle iş kazalarına yönelik açılacak davalar, yalnızca süreci değil aynı zamanda davanın doğru sonuçlandırılmasını da etkileyecek unsurlar barındırır.

Sonuç olarak iş kazası dosyalarında süre, delil ve hesap kalemleri iç içe geçtiği için sürecin baştan planlanması önemlidir. Kazadan hemen sonra atılan adımlar — tutanak, tanık beyanı, hastane kaydı, kolluk bildirimi — yıllar sonra görülecek davanın sonucunu belirleyen delilleri oluşturur.

İş Kazası Tazminatı Nedir?

İş kazası tazminatı, iş yerinde meydana gelen kazalar sonucu mağdur olan çalışan veya hak sahiplerinin, uğradıkları maddi ve manevi kayıpları telafi etmek amacıyla talep edebildikleri bir hukuki haktır. Çalışanın kaza nedeniyle yaşadığı fiziksel, psikolojik ve ekonomik zararlar, 4857 Sayılı İş Kanunu ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde güvence altına alınmıştır. İş kazası tutanağı nasıl tutulur konusu bu süreçte özellikle önem taşır; doğru ve detaylı bir tutanak tazminat başvurularında önemli bir delil niteliği taşımaktadır.

İş kazası tazminatları genel olarak iki ana başlıkta incelenir:

  1. Maddi Tazminat: Çalışanın iş gücü kaybı, tedavi masrafları, iş göremezlik ödeneği gibi haklarını kapsar. Özellikle sürekli iş göremezlik oranı dikkate alınarak işçinin uğradığı gelir kaybı hesaplanır. Ayrıca, kaza nedeniyle katlanılan tedavi giderleri, yol masrafları gibi zararların giderilmesi de bu kapsamda değerlendirilir.
  2. Manevi Tazminat: Kazanın çalışanın veya yakınlarının psikolojik durumunda yarattığı etkiler göz önünde bulundurulur. Ruhsal acı, elem ve üzüntünün telafisi için manevi tazminat talep edilebilir. Bu tür tazminatlar, zararın büyüklüğüne göre hâkim takdirine bağlı olarak belirlenir.

İş kazası tazminatında sürecin doğru şekilde yönetilmesi büyük önem taşır. İş kazasının oluş şekli, iş kazası tutanağı örneği kullanılarak detaylı ve eksiksiz biçimde belgelenmelidir. Bu belgeler, tazminat miktarının belirlenmesi ve çalışanın haklarının korunması noktasında belirleyici bir rol oynar.

İş kazası tazminatı tutarını etkileyen faktörlere örnek olarak şunlar verilebilir:

  • Çalışanın kazadan önceki maaşı ve sosyal hakları,
  • İş kazası sonucu oluşan işgücü kaybının oranı,
  • Kazanın meydana geliş şekli ve işverenin kusur oranı,
  • Kazaya bağlı olarak ortaya çıkan tedavi ve rehabilitasyon masrafları.

İş kazası tutanağı tutulmaması cezası gibi hukuki yaptırımlardan kaçınmak için iş kazasının hemen ardından yasal yükümlülüklere uygun hareket edilmelidir. İşverenin kazayı kayda geçirmesi, Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) zamanında bildirim yapması ve iş yerindeki diğer tanık ifadeleriyle süreci desteklemesi gerekir.

İş kazası tazminatı talebinde sürecin hukuki niteliği, sunulacak delillerin toplanması ve hesap raporuna itiraz aşamaları teknik bilgi gerektirir; bu nedenle süreci bir avukatla yürütmek yararlı olur. Çalışanların yasal haklarından haberdar olmaları ve süreci titizlikle takip etmeleri önemlidir.

İş kazası tazminat davasında tutanağın delil olarak rolü

İş Kazası Avukatı Nedir?

İş kazası avukatı, uygulamada iş kazasından doğan tazminat ve tespit davalarını takip eden avukatlar için kullanılan bir tanımlamadır. Avukatlık mevzuatımızda ayrı bir uzmanlık dalı ya da branş belgesi bulunmadığını belirtmek gerekir; ifade, avukatın bu alandaki dava deneyimini anlatan günlük dildeki bir kullanımdır. İş kazalarına ilişkin davalar genellikle maddi ve manevi tazminat talepleri, olayın iş kazası olduğunun tespiti, kusur oranının belirlenmesi ve Sosyal Güvenlik Kurumu ile yaşanan uyuşmazlıkların çözümüne yönelik işlemleri içerir.

İş kazası avukatının sorumlulukları ve sunduğu hizmetler şunlardır:

  • Kazada Sorumluluk Tespiti: İş kazalarının işyerindeki güvenlik ihlallerinden mi yoksa çalışan hatasından mı kaynaklandığını araştırarak uygun hukuki dayanakları ortaya koyar. Bu süreçte olayın detayları incelenir ve kazanın hukuki niteliği belirlenir.
  • Tazminat Taleplerinin Takibi: İş kazası sonucunda oluşan maddi ve manevi zararların giderilmesi için tazminat davasının açılmasını ve takibini üstlenir; talep kalemlerinin (iş gücü kaybı, bakıcı gideri, tedavi masrafı, manevi zarar) eksiksiz ileri sürülmesini sağlar.
  • İşveren Yasal Haklarının Korunması: İş kazası avukatları yalnızca işçiler için değil, işverenler için de hukuki destek sunar. İşverenlerin yanlış tutanaklar veya prosedürel hatalar nedeniyle cezai yaptırımlarla karşılaşmaması adına onlara rehberlik eder.
  • Sigorta Süreçlerinin Yönetimi: İş kazasına bağlı sigorta süreçleri ve SGK’ya yapılacak bildirimlerin hukuka uygun şekilde gerçekleştirilmesi için yol gösterir. Yanlış veya gecikmiş bildirimin doğuracağı idari yaptırımların önüne geçilmesi için gerekli yönlendirmeleri yapar.
  • Uzun Vadeli Hak Talepleri: İş kazalarında sakatlık veya sürekli iş göremezlik gibi durumlar söz konusu olduğunda, iş kazası avukatı kanunlar çerçevesinde uzun vadeli hak taleplerini ve sosyal güvenlik gelirlerini güvence altına almanıza yardımcı olur.

İş kazası avukatı ile çalışmak neden önemlidir?

İş kazası dosyaları ceza, sosyal güvenlik ve tazminat hukukunun kesiştiği yerde durur; bu nedenle tek bir yanlış adım birden fazla süreci etkileyebilir. Özellikle iş kazası tutanağı nasıl tutulur, iş kazası tutanağı örneği ve iş kazası tutanağı tutulmaması cezası başlıklarında yapılan hatalar, sonradan telafisi güç sonuçlar doğurur. Kazanın hemen ardından düzenlenen belgelerdeki eksiklikler, yıllar sonra görülen davada ispat sorununa dönüşür.

İş kazası dosyalarında süreler kısa, deliller ise zamanla kaybolan niteliktedir. Kazanın hemen ardından tutulan tutanak, alınan tanık beyanı ve yapılan bildirimler yıllar sonra görülecek davanın sonucunu belirler. Dosyanızın hangi aşamada olduğunu ve hangi delillerin bir an önce toplanması gerektiğini değerlendirmek isterseniz Ankara iş kazası avukatı sayfamızdaki iletişim bilgileri üzerinden görüşebiliriz.

Sıkça Sorulan Sorular

İş kazası tutanağı nedir?

İş kazası tutanağı, işyerinde meydana gelen bir kazanın ayrıntılarını kayıt altına almak amacıyla düzenlenen belgedir. Mevzuatta “iş kazası tutanağı” adında tek tip bir form bulunmaz; tutanak, 6331 sayılı Kanun m.14/1 ile işverene yüklenen “bütün iş kazalarının kaydını tutma ve rapor düzenleme” yükümlülüğünün uygulamadaki karşılığıdır. Bu yönüyle düzenlenmesi işveren için zorunludur ve hukuki süreçte delil işlevi görür.

İş kazası tutanağı nasıl hazırlanır?

İş kazası tutanağı hazırlamak için öncelikle kaza detaylarına ilişkin tüm bilgilerin eksiksiz bir şekilde belgeye eklenmesi gerekir. Tutanakta kaza geçiren çalışanın kimlik bilgileri, görevi, kaza saati ve yeri gibi bilgiler belirtilmelidir. Ayrıca tanıkların ifadeleri, varsa fotoğraf ve video gibi görsel deliller de bu tutanağa eklenir. Tutanak daha sonra taraflar ve tanıklar tarafından imzalanmalıdır.

İş kazası tutanağı ne zaman SGK’ya bildirilmelidir?

SGK’ya bildirilen belge tutanak değil, iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesidir; bildirge en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde e-Sigorta üzerinden gönderilir (5510 m.13/2). Ayrıca kaza o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhâl bildirilir. Süresinde bildirim yapılmazsa 6331 m.26/1-(e) uyarınca idari para cezası uygulanır; tutanak ise işyerinde tutulan kaydın parçası olarak dosyada saklanır.

İş kazası tutanağının tutulmaması ne gibi sonuçlar doğurur?

Kayıt ve rapor yükümlülüğünün yerine getirilmemesi, 6331 m.26/1-(e) uyarınca işverene her bir yükümlülük için ayrı ayrı idari para cezası uygulanmasına yol açar (2026 yılı baz tutarı 33.326 TL). İşçi açısından ise tutanağın yokluğu hakkı düşürmez, ispatı zorlaştırır: olay tanık, kamera kaydı, hastane kaydı ve kolluk tutanağıyla da kanıtlanabilir. Sağlık kuruluşu kendisine gelen iş kazasını zaten on gün içinde Kuruma bildirmekle yükümlüdür.

İş kazası tutanağını kim tutar?

Tutanağı tutma yükümlülüğü işverene aittir (6331 m.14/1). Belgeyi fiilen iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi, işveren vekili ya da insan kaynakları birimi hazırlayabilir; 5510 m.12 uyarınca işveren vekilinin işlemi de işverenin işlemi sayılır. Kolluk ve hastane ise kendi kayıtlarını bağımsız olarak düzenler.

İş kazası tutanağı zorunlu mu?

Mevzuatta “iş kazası tutanağı” adında matbu bir form yoktur; ancak 6331 m.14/1 işverene bütün iş kazalarının kaydını tutma ve inceleme raporu düzenleme yükümlülüğü yükler. İşyerinde tutulan tutanak bu yükümlülüğün karşılığıdır, dolayısıyla pratikte zorunludur. Yerine getirilmemesi hâlinde 6331 m.26/1-(e) uyarınca idari para cezası uygulanır.

İş kazası tutanağı tutulursa ne olur?

Tutanak, işverenin kayıt yükümlülüğünü yerine getirir ve SGK’ya gönderilecek bildirgedeki olay anlatımının kaynağını oluşturur. Ardından kolluğa derhâl, Kuruma üç iş günü içinde bildirim yapılır; Kurum gerekirse müfettiş incelemesi başlatır. Tutanak, kusur tespitinde ve tazminat davasında en erken tarihli yazılı delil olarak kullanılır.

Hastanede iş kazası tutanağı tutulursa ne olur?

Hastane tutanak düzenlemez, vakayı kendi kayıt sistemine işler. 6331 m.14/4 uyarınca sağlık hizmeti sunucuları kendilerine intikal eden iş kazalarını en geç on gün içinde SGK’ya bildirmek zorundadır. Bu nedenle işveren kazayı hiç bildirmese bile olay hastane kaydı üzerinden Kuruma ulaşır ve işçinin hakkı korunur.

İş kazası tutanağı nasıl yazılır?

Tutanakta çalışanın kimlik ve görev bilgileri, kazanın tarihi, saati ve yeri, olayın oluş şekli, tanık beyanları, alınan ilk önlemler ve sevk bilgisi yer alır. Olay anlatımı yalnızca gözlemlenen olgulardan oluşmalı; “dikkatsizlik nedeniyle” gibi kusur nitelemeleri yazılmamalıdır. Kusur oranını tutanak değil, yargılamada alınan bilirkişi raporu belirler.

İş kazası tutanağı kaç gün içinde tutulur?

Mevzuat işyerinde tutulan tutanak için ayrı bir süre öngörmez. Süre bildirim yükümlülükleri içindir: kolluğa derhâl, SGK’ya en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde (5510 m.13/2). Tutanağın bildirgeden önce hazır olması gerektiğinden, uygulamada üç iş günü fiilî üst sınır olarak kabul edilir.

SGK iş kazası tutanağı örneği var mı? Word veya PDF şablon indirilebilir mi?

SGK’nın yayımladığı belge “iş kazası tutanağı” değil, iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesidir; bildirge e-Sigorta üzerinden elektronik olarak doldurulur. İşyerinde tutulan tutanak için ise kanunda şekil şartı bulunmaz, bu nedenle resmî bir Word ya da PDF şablonu yoktur. İnternette dolaşan şablonlar uygulamada geliştirilmiş örneklerdir; içeriği işyerine göre uyarlanmalıdır.

İş kazası tutanağı nereden alınır?

İşyerinde tutulan tutanağın aslı işverenin kayıtlarında saklanır; işçi bir örneğini işverenden yazılı olarak talep edebilir. SGK’ya gönderilen bildirgenin örneği için bağlı bulunulan sosyal güvenlik il müdürlüğüne / merkezine başvurulur. Dava açılmışsa belgeler mahkeme aracılığıyla Kurumdan ve işverenden getirtilebilir.

İş kazası tutanağı e-Devlet’te görünür mü?

İşyerinde tutulan tutanak e-Devlet’te görünmez. e-Devlet üzerinden erişilebilen kayıtlar, SGK’ya yapılan bildirim sonucunda oluşan kayıtlardır: tescil ve hizmet dökümü, istirahat raporları ve iş göremezlik ödeneği hareketleri. Bildirge gönderimi ise işveren tarafındaki e-Bildirim uygulaması üzerinden yapılır.

İş kazası polis tutanağı tutulmazsa ne olur?

Kolluğa bildirim yükümlülüğü işverendedir ve 5510 m.13/2-(a) bunu “derhâl” olarak belirler; ölüm ya da ağır yaralanma şartı aranmaz. Bildirim yapılmazsa kolluk tutanağı düzenlenmez ve önemli bir delil kaybedilir, ancak işçinin hakkı ortadan kalkmaz. Sigortalı ya da yakınları kolluğa veya savcılığa doğrudan başvurabilir.

İş kazası bildirim süresi ne kadar, ne zaman başlar?

İşveren kazayı en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde SGK’ya bildirir. Süre kural olarak kaza tarihinde başlar; yalnızca kaza işverenin kontrolü dışındaki bir yerde meydana gelmişse öğrenme tarihinden itibaren işler. Kendi nam ve hesabına çalışanlarda süre, bir ayı aşmamak üzere rahatsızlığın bildirim yapmaya engel olmadığı günden sonra başlar.

İş kazası raporu değiştirilebilir mi?

Düzenlenmiş bir belge geriye dönük silinip yeniden yazılmaz; hatalı bilgi ek tutanak ve düzeltme bildirimiyle giderilir. Sağlık raporundaki teşhis veya istirahat süresine itiraz ise Kurum Sağlık Kurulu ve Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu nezdinde yapılır (5510 m.95). Kurum kararına karşı iş mahkemesine başvurulabilir.

İş kazasında işveren maaş öder mi?

Aylık (maktu) ücretli işçide ücret kesilmez; 4857 m.48/2 uyarınca SGK’nın ödediği geçici iş göremezlik ödeneği ücretten mahsup edilir, aradaki farkı işveren öder. Günlük, saatlik veya parça başı ücretli işçide ise çalışılmayan gün ücret doğurmaz; işçi yalnızca SGK ödeneğini alır. “İşverenin ödeme zorunluluğu yoktur” şeklindeki genel ifade bu nedenle yanlıştır.

İş kazası geçiren işçi işten çıkarılabilir mi?

İşverenin bildirimsiz fesih hakkı hemen doğmaz. 4857 m.25/I son fıkrası uyarınca bu hak, işçinin devamsızlığının m.17’deki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar; kıdeme göre bu süre 8, 10, 12 veya 14 haftadır. Sürenin dolması hâlinde dahi işçinin kıdem tazminatı hakkı ortadan kalkmaz.

İş kazası geçirdim, şikâyetçi olmadım; sonradan şikâyetçi olabilir miyim?

Taksirle yaralama suçunun soruşturulması kural olarak şikâyete bağlıdır (TCK m.89/5) ve şikâyet süresi, fiili ve failin öğrenildiği günden itibaren altı aydır (TCK m.73/1-2). Bu süre içinde şikâyet hakkı kullanılabilir. Ölümle sonuçlanan olaylarda ise soruşturma şikâyete bağlı olmaksızın re’sen yürütülür. Tazminat davası, ceza şikâyetinden bağımsız olarak ayrıca açılabilir.

İş kazası hangi kanun kapsamında incelenir?

İş kazasının tanımı ve sigorta yardımları 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.13 ve devamında; işverenin kayıt, rapor ve bildirim yükümlülükleri ile idari para cezaları 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda düzenlenmiştir. Tazminat sorumluluğunun kaynağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.417, yargılama usulü ise 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’dur.

İş kazası tutanağı ne işe yarar?

Tutanak dört işlev görür: 6331 m.14/1’deki kayıt ve rapor yükümlülüğünü yerine getirir, bildirgedeki olay anlatımının kaynağını oluşturur, SGK soruşturmasında delil olur ve tazminat davasında kusur tespitinin dayanağını sağlar. İşçi bakımından da kazanın işyerinde ve iş sırasında gerçekleştiğini gösteren en erken tarihli yazılı kanıttır.

İş kazası tazminat davası açma süresi ne kadar?

İşverene karşı açılacak maddi ve manevi tazminat davasında zamanaşımı on yıldır. Bunun nedeni, TBK m.417/3 gereği işverenin sorumluluğunun sözleşmeye aykırılık hükümlerine tabi olması ve dolayısıyla m.146’daki on yıllık sürenin uygulanmasıdır. Zarar veren üçüncü kişiye karşı süre iki yıl, her hâlde on yıldır (TBK m.72); fiil suç oluşturuyorsa daha uzun olan ceza zamanaşımı uygulanır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir olaya ilişkin hukuki tavsiye niteliği taşımaz. İş kazası dosyalarında sonuç, kazanın oluş şekline, kusur dağılımına ve toplanan delillere göre değişir. Kendi durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir