Genel, Hukuk

Sigorta Rücu Davası Açmadan Önce Arabuluculuk Zorunlu Mu?

Sigorta Rücu Davası Açmadan Önce Arabuluculuk Zorunlu Mu

Sigorta rücu davası açılmadan önce arabuluculuğa başvurmak her dosyada zorunlu değildir; zorunluluk davanın kime karşı açıldığına göre değişir. Sigorta şirketinin kendi sigortalısına yönelttiği rücu talebi ile kazaya sebep olan üçüncü kişiye yönelttiği rücu talebi, aynı isimle anılmasına rağmen farklı hukuki temellere dayanır. Bu fark, görevli mahkemeyi ve arabuluculuğun dava şartı olup olmadığını doğrudan belirler.

Makale İçeriği

Bir sigorta rücu davası açılmadan önce dört şeyin birlikte belirlenmesi gerekir: talebin dayandığı rücu yolu, görevli mahkeme, arabuluculuk takvimi ve zamanaşımı. Yanlış yolu seçmenin bedeli yalnızca zaman kaybı değildir; iki yıllık rücu zamanaşımı usul tartışması sürerken işlemeye devam eder.

Özet

Sigorta rücu davasında arabuluculuğun dava şartı olup olmadığı, talebin kime yöneltildiğine bağlıdır.

  • Kendi sigortalısına rücu: sigorta sözleşmesinden doğar. Sigortalı gerçek kişiyse tüketici işlemidir, tüketici mahkemesi görevlidir ve 6502 sayılı Kanun m.73/A uyarınca arabuluculuk dava şartıdır.
  • Sigortalı tacir veya şirketse uyuşmazlık ticari davadır; asliye ticaret mahkemesi görevlidir ve TTK m.5/A dava şartını kurar.
  • Üçüncü kişiye halefiyet yoluyla rücu: TTK m.1472 gereği sigortacı sigortalısının haksız fiil alacağını devralır. Davalı gerçek kişiyse ne ticari dava ne tüketici işlemi doğar; kanunen dava şartı arabuluculuk aranmaz.
  • Süreler farklıdır: ticari uyuşmazlıkta arabulucu altı hafta (+2 hafta), diğer dava şartı dosyalarında üç hafta (+1 hafta) içinde sonuçlandırır.
  • Rücu alacağı iki yılda zamanaşımına uğrar (KTK m.109/4); arabuluculuk başvurusundan son tutanağa kadar zamanaşımı durur.

Sigorta Rücu Davası Nedir, Hangi Durumlarda Gündeme Gelir?

Sigorta rücu davası, sigorta şirketinin yaptığı ödemeyi zarardan sorumlu olan tarafa geri yüklemek amacıyla açtığı davadır. Trafik kazaları, iş kazaları ve çeşitli sorumluluk sigortaları bu davaların en sık görüldüğü alanlardır. Dava, sigortacının kendi kasasından çıkan parayı geri alma talebine dayanır; bu nedenle ödeme yapılmadan rücu hakkı doğmaz.

Rücu talebinin iki ayrı kaynağı vardır ve ikisi farklı maddelerde düzenlenmiştir. Birincisi sigorta sözleşmesinden doğar: Karayolları Trafik Kanunu m.95/2 uyarınca ödemede bulunan sigortacı, sözleşmeye ve kanun hükümlerine göre tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir. İkincisi halefiyetten doğar: Türk Ticaret Kanunu m.1472 uyarınca sigortacı tazminatı ödediğinde hukuken sigortalının yerine geçer ve sigortalının sorumlulara karşı sahip olduğu dava hakkı, ödenen bedel kadar sigortacıya intikal eder.

Örneğin zorunlu trafik sigortası kapsamında mağdura ödeme yapan sigorta şirketi, aracı ehliyetsiz veya alkollü kullandırdığı için kendi sigorta ettirenine başvurabilir. Aynı şirket, kazaya karşı taraftaki sürücünün sebep olduğu hâllerde kasko sigortalısına ödediği bedeli, zarar veren üçüncü kişiden halefiyet yoluyla isteyebilir. İki talep de günlük dilde rücu olarak anılır ama usulleri ayrışır.

Rücu davası, sigorta şirketinin mağdura karşı değil, doğrudan zarardan sorumlu kişiye karşı açtığı bir dava türüdür. Bu yönüyle klasik tazminat davalarından ayrılır. Zarar gören kişi bu davanın tarafı değildir; kendisine yapılan ödeme geri alınmaz, talep kusurlu tarafa yöneltilir.

Sigorta rücu davası açmadan önce arabuluculuk başvurusunun zorunlu olup olmadığını gösteren bilgilendirme görseli
Sigorta Rücu Davası Açmadan Önce Arabuluculuk Zorunlu Mu?

Rücu Talebinin İki Ayrı Yolu: Sözleşmesel Rücu ve Halefiyet

Sigorta şirketi iki ayrı kişi grubuna rücu edebilir: sözleşmenin karşı tarafı olan sigorta ettirene ve sözleşmeyle hiçbir ilişkisi bulunmayan zarar verene. Hangi grubun muhatap olduğu, arabuluculuğun dava şartı olup olmadığını da belirler; çünkü dava şartı arabuluculuk, uyuşmazlığın ticari veya tüketici niteliğine bağlanmıştır.

ÖlçütSözleşmesel rücuHalefiyete dayalı rücu
DayanakKTK m.95/2 ve poliçe genel şartlarıTTK m.1472
MuhatapSigorta ettiren / işleten (sözleşmenin tarafı)Zarara sebep olan üçüncü kişi
Talebin kaynağıSigorta sözleşmesiSigortalıdan devralınan haksız fiil alacağı
Tipik örnekAlkollü veya ehliyetsiz kullandırma nedeniyle sigortalıya başvuruKasko ödemesinin ardından kusurlu karşı sürücüye başvuru
Sigortacının hakkının sınırıTazminatı kaldırabileceği veya azaltabileceği oranSigortalıya ödenen bedel kadar

Ayrımın pratik sonucu şudur: halefiyette sigortacı yeni bir hak yaratmaz, mevcut bir hakkı devralır. Sigortalının zarar verene karşı ileri sürebileceği ne varsa sigortacı da onu ileri sürer; zarar verenin sigortalıya karşı sahip olduğu savunmalar da sigortacıya karşı geçerliliğini korur. TTK m.1472/2 ayrıca sigortalının, sigortacıya geçen hakları ihlal edecek şekilde davranması hâlinde sigortacıya karşı sorumlu olacağını düzenler.

Sözleşmesel rücuda ise sigortacı, poliçedeki bir ihlale dayanır. Alkollü araç kullanma, ehliyetsiz kullandırma veya aracın ruhsatına aykırı kullanımı gibi hâller poliçe genel şartlarında sayılmıştır. Bu talebin muhatabı sözleşmenin tarafıdır; sürücü ile sigorta ettiren farklı kişilerse, sözleşmesel rücu yalnızca sigorta ettirene yöneltilebilir. Alkollü kazalarda rücu şartlarının nasıl kurulduğu alkollü trafik kazası ve rücu yazısında ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

Arabuluculuk Hangi Davalarda Zorunludur?

Türk hukukunda arabuluculuk, tüm uyuşmazlıklar için değil kanunla sayılan dava grupları için dava şartıdır. Dava şartı, davanın esasının incelenebilmesi için önceden yerine getirilmesi gereken usul koşuludur; eksikliği mahkemece resen gözetilir. Zorunluluğu kuran hükümler tek bir kanunda toplanmamıştır, dört ayrı kanunda dağınık hâlde bulunur.

Dava grubuDayanakKapsam
Ticari davalarTTK m.5/AKonusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları
Tüketici uyuşmazlıklarıTKHK m.73/ATüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklar (beş istisna dışında)
İşçi-işveren uyuşmazlıkları7036 s. Kanun m.3İşçilik alacağı, tazminat ve işe iade talepleri
Kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti, komşu hakkı6325 s. Kanun m.18/B2023 yılında eklenen dört uyuşmazlık grubu

Ticari davalarda dava şartının sınırı TTK m.5/A ile çizilmiştir: kanun, TTK m.4’te ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan yalnızca konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarını kapsama alır. Konusu para olmayan ticari davalar dava şartı arabuluculuğa tabi değildir.

Buradaki belirleyici kavram ticari dava kavramıdır. TTK m.4/1 iki ayrı yol tanımlar: her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalar ile tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın TTK’da ve maddede sayılan diğer düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan davalar. İkinci grup mutlak ticari dava olarak anılır ve tarafların sıfatına bakılmaz.

İş hukuku tarafında kapsamın sınırı için ayrıca bakılması gereken bir istisna vardır: iş kazasından kaynaklanan davalar 7036 sayılı Kanun m.3/3 ile dava şartı arabuluculuğun dışında bırakılmıştır. İş kazasında arabuluculuk zorunlu mu yazısı bu istisnayı ayrıntılandırır; rücu boyutu aşağıda ayrı başlıkta ele alınmıştır. Dava şartı arabuluculuğun genel işleyişine ilişkin resmî bilgilendirmeler ise Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığı sayfasında yayımlanır.

Sigorta Rücu Davalarında Arabuluculuk Şartı Var Mı?

Sigorta rücu davalarında arabuluculuk şartı, davanın kime karşı açıldığına göre değişir. Tek bir cevap yoktur ve “rücu davalarında arabuluculuk zorunludur” biçimindeki genel ifade, dosyaların bir kısmında yanlış sonuca götürür. Kanunun kurduğu ölçüt uyuşmazlığın ticari veya tüketici niteliğidir; talebin rücu olarak adlandırılması tek başına bir sonuç doğurmaz.

Rücu türü ve davalıUyuşmazlığın niteliğiArabuluculuk dava şartıDayanak
Kendi sigortalısına rücu, sigortalı gerçek kişiTüketici işlemiEvetTKHK m.3/l, m.73/1, m.73/A
Kendi sigortalısına rücu, sigortalı tacir veya şirketTicari davaEvetTTK m.4/1, m.5/A
Halefiyet yoluyla üçüncü kişiye rücu, davalı gerçek kişiHaksız fiile dayalı alacakHayırTTK m.1472, m.4/1, m.19/2
Halefiyet yoluyla üçüncü kişiye rücu, davalı tacir ve talep ticari işletmesiyle ilgiliTicari davaEvetTTK m.4/1, m.5/A
İş kazasından kaynaklanan rücuİş mahkemesi uyuşmazlığıHayır7036 s. K. m.3/3

Tablodaki üçüncü satır, uygulamada en çok atlanan durumdur. Halefiyete dayalı rücuda sigortacı, sigortalısının haksız fiil alacağını devralır. Taraflar arasında bir sözleşme bulunmadığı için tüketici işlemi doğmaz; dava TTK m.4/1-a anlamında TTK’da öngörülen bir husustan da doğmaz. TTK m.19/2’nin “taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, diğeri için de ticari iş sayılır” kuralı ise lafzı gereği sözleşmelere ilişkindir; haksız fiil ilişkisine uygulanmaz.

Birinci satır ise doğrudan Yargıtay içtihadına dayanır. 6502 sayılı Kanun m.3/l, tüketici işlemi tanımında sigorta sözleşmelerini açıkça sayar; m.83/2 ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemlerde başka kanunlarda düzenleme bulunmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve görev hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğini belirtir. Bu zincir, sigortacının kendi sigortalısına açtığı rücu davasını tüketici mahkemesine taşır.

Uyuşmazlığın niteliği dosyanın başında belirlenmediğinde, dava açıldıktan sonra yapılan düzeltme çoğu zaman mümkün olmaz: dava şartı eksikliği resen gözetilir ve dava usulden reddedilir. Bu nedenle rücu talebinin muhatabı, dayandığı madde ve davalının sıfatı dava dilekçesi hazırlanmadan önce tespit edilmelidir.

Sigorta rücu davalarında arabuluculuk şartının davalının sıfatına göre değiştiğini anlatan görsel
Sigorta Rücu Davalarında Arabuluculuk Şartı Var Mı?

Sigorta Rücu Davalarında Görevli Mahkeme Hangisidir?

Sigorta rücu davalarında görevli mahkeme, rücu talebinin dayandığı hukuki ilişkiye göre belirlenir. Üç ihtimal vardır: tüketici mahkemesi, asliye ticaret mahkemesi ve asliye hukuk mahkemesi. Görev kuralları kamu düzenindendir; mahkeme görevsizliği resen gözetir ve yanlış mahkemede açılan dava usulden reddedilir.

Dosya tipiGörevli mahkemeÖlçüt
Sigortacının gerçek kişi sigortalısına rücuuTüketici mahkemesiSigorta sözleşmesi tüketici işlemidir (TKHK m.3/l)
Sigortacının tacir sigortalısına rücuuAsliye ticaret mahkemesiSigorta sözleşmesi TTK’da düzenlenmiştir (TTK m.4/1-a)
Halefiyetle gerçek kişi zarar verene rücuAsliye hukuk mahkemesiSigortalının açacağı davada görevli mahkeme sigortacı için de görevlidir
Halefiyetle tacire rücu, talep ticari işletmeyle ilgiliAsliye ticaret mahkemesiHer iki taraf da ticari işletmesiyle ilgili (TTK m.4/1)

Üçüncü satırdaki ilke halefiyetin doğasından çıkar: sigortacı sigortalısının yerine geçtiğine göre, sigortalının açacağı davada hangi mahkeme görevliyse sigortacı için de aynı mahkeme görevlidir. Bir trafik kazasında zarar gören kişi karşı sürücüye asliye hukuk mahkemesinde dava açacaktı; sigortacı da aynı mahkemeye gider.

Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişki görev ilişkisidir. Bu nedenle yanlış tercihin sonucu iş bölümü itirazı değil, görevsizlik kararıdır. Görevsizlik kararı verilirse dosya kendiliğinden görevli mahkemeye gitmez; taraflardan birinin süresi içinde başvurusu gerekir.

Sigorta Rücu Davası Tüketici Mahkemesinde mi Görülür?

Sigorta şirketinin kendi sigortalısı olan gerçek kişiye açtığı rücu davası tüketici mahkemesinde görülür. Yargıtay bu sonucu ZMSS poliçesinden kaynaklanan rücu dosyalarında açıkça ortaya koymuştur; dayanağı sigorta sözleşmesinin tüketici işlemi sayılmasıdır. Aşağıdaki üç karar aynı yöndedir.

KararDosyanın konusuSonuç
Y. 17. HD 05.11.2015, E.2015/13985, K.2015/11730Alkollü sürücü kullanımındaki araç nedeniyle sigortalıya rücuTüketici mahkemesi görevli; ticaret mahkemesi kararı bozuldu
Y. 17. HD 10.03.2016, E.2016/3568, K.2016/3042Ehliyetsiz sürücü kullanımı nedeniyle araç sahibine rücuTüketici mahkemesi görevli; bozma
Y. 17. HD 20.10.2016, E.2016/10499, K.2016/91301,90 promil alkollü sürücü nedeniyle kendi sigortalısına rücuTüketici mahkemesinin görevli olduğu yönündeki karar onandı

Kararların ortak gerekçesi şudur: davalı sigortalı gerçek kişi ile davacı sigorta şirketi arasındaki sözleşme tüketici işlemidir; 6502 sayılı Kanun m.73/1 gereği tüketici işleminden kaynaklı davalara tüketici mahkemeleri bakar; m.83/2 gereği diğer kanunlarda hüküm bulunması bu sonucu değiştirmez. Yerel mahkemelerin “rücuen tazminat davası ticari dava sayılmaz, asliye hukuk görevlidir” yönündeki kararları bu gerekçeyle bozulmuştur.

Bir usul notu: bu kararları veren 17. Hukuk Dairesi 2021 yılında kapatılmış, işleri 4. Hukuk Dairesi’ne devredilmiştir. Kararlar geçerliliğini korur; değişen yalnızca temyiz merciidir. Eski tarihli kaynaklarda 17. HD’ye yapılan atıflar bu nedenle hâlâ karşımıza çıkar.

Görevin tüketici mahkemesi olması, arabuluculuk cephesinde iki sonucu birden doğurur: dava şartı TKHK m.73/A’dan gelir ve tüketici lehine getirilen istisnalar devreye girer. Bunlar aşağıda ayrı başlıklarda ele alınmıştır.

Sigorta Rücu Davalarında Yetkili Mahkeme Neresidir?

Yetki, hangi yer mahkemesinin davaya bakacağını gösterir ve görevden ayrı bir kavramdır. Sigorta rücu davalarında genel yetki kuralı uygulanır: dava, davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılır. Talep haksız fiile dayanıyorsa zararın meydana geldiği yer ile zarar görenin yerleşim yeri mahkemeleri de yetkilidir.

Arabuluculuk başvurusunda yetki ayrıca önem taşır. 6325 sayılı Kanun m.18/A/4 uyarınca başvuru, uyuşmazlığın konusuna göre yetkili mahkemenin bulunduğu yer arabuluculuk bürosuna yapılır. Yanlış büroya yapılan başvuru kendiliğinden geçersiz olmaz; karşı taraf en geç ilk toplantıda yetkiye itiraz edebilir.

Yetki itirazının usulü m.18/A/8’de ayrıntılı düzenlenmiştir: arabulucu büronun yetkisini kendiliğinden dikkate alamaz; itiraz üzerine dosya sulh hukuk mahkemesine gönderilir, mahkeme harç alınmaksızın dosya üzerinden en geç bir hafta içinde yetkili büroyu kesin olarak karara bağlar. İtiraz kabul edilirse kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulabilir ve yetkisiz büroya başvurma tarihi, yetkili büroya başvurma tarihi sayılır.

Son cümledeki kural zamanaşımı bakımından kritiktir: yanlış büro seçimi, iki yıllık rücu süresinin dolmasına yol açmaz; başvuru tarihi korunur. Ancak bu koruma için bir haftalık sürenin kaçırılmaması gerekir.

Arabuluculuğa Başvurulmadan Açılan Rücu Davası Ne Olur?

Dava şartı arabuluculuk kapsamındaki bir rücu davası arabuluculuğa başvurulmadan açılırsa, mahkeme işin esasına girmeden davayı usulden reddeder. Bu ret, talebin haklı veya haksız olduğu anlamına gelmez; yalnızca usul eksikliğine dayanır. Kanun burada iki ayrı senaryo öngörür ve sonuçları farklıdır.

DurumMahkemenin yapacağı işlemSonuç
Arabulucuya hiç başvurulmamışHerhangi bir işlem yapılmaz, süre verilmezDava şartı yokluğundan usulden ret
Başvurulmuş ama son tutanak dilekçeye eklenmemişBir haftalık kesin süre içeren ihtarlı davetiye gönderilirİhtarın gereği yapılmazsa dilekçe karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın usulden ret

Dayanak 6325 sayılı Kanun m.18/A/2’dir. Madde, davacının anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğunu düzenler. Tutanağın sonradan tamamlanabildiği tek hâl ikinci satırdaki durumdur; hiç başvurulmamışsa tamamlama imkânı yoktur.

Usulden ret kararının sigorta şirketi açısından üç sonucu olur. Birincisi zaman kaybıdır. İkincisi yargılama giderleridir; usulden reddedilen davada davacı haksız çıkmış sayılır. Üçüncüsü ve en ağırı zamanaşımı riskidir: rücu alacağı iki yıllık süreye tabidir ve usulden ret kararı bu süreyi yeniden başlatmaz.

Arabuluculuk sürecinin doğru yürütülmesi, taraflara dava açmadan önce uzlaşma imkânı da sunar. Anlaşma sağlanamasa bile süreç tamamlanmış sayılır ve düzenlenen son tutanak, dava dilekçesine eklenerek dava şartını karşılar. Anlaşma sağlanırsa 6325 m.18/5 uyarınca üzerinde anlaşılan hususlarda artık dava açılamaz; anlaşma belgesi m.18/2 uyarınca icra edilebilirlik şerhiyle ilam niteliği kazanır.

Arabuluculuk Başvurusunun Yapılışı ve Süreç Akışı

Dava şartı arabuluculukta başvuru, yetkili mahkemenin bulunduğu yer arabuluculuk bürosuna yapılır; büro kurulmayan yerlerde görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne başvurulur. Arabulucu, komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden büro tarafından belirlenir. Taraflar listede yer alan bir arabulucu üzerinde anlaşırsa o kişi görevlendirilir.

  1. Başvuran taraf, kendisine ve elinde varsa karşı tarafa ait her türlü iletişim bilgisini büroya verir; büro resmî kayıtlardan araştırma yapmaya da yetkilidir (m.18/A/6).
  2. Görevlendirilen arabulucu tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya davet eder. Tarafın avukatı bulunsa bile asıl taraf da bilgilendirilir (m.18/A/7).
  3. Yetkiye itiraz edilecekse en geç ilk toplantıda, yetkiye ilişkin belgeler sunularak yapılır (m.18/A/8).
  4. Görüşmelere taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilir; uzman kişiler de hazır bulundurulabilir (m.15/6).
  5. Süreç anlaşma, anlaşamama, taraflara ulaşılamama veya toplantı yapılamama hâllerinde son tutanakla sona erer (m.18/A/10).

Karşı tarafın adresine ulaşılamaması, rücu dosyalarında sık karşılaşılan bir sorundur. Kanun bu ihtimali başvuranın üzerine bırakmaz: m.18/A/6 uyarınca ilgili kurum ve kuruluşlar, büro tarafından talep edilen bilgi ve belgeleri vermekle yükümlüdür. Arabulucu da m.18/A/7 uyarınca ihtiyaç duyduğunda kendiliğinden araştırma yapabilir.

Arabuluculuk Süreci Ne Kadar Sürer?

Arabuluculuk süreci, uyuşmazlığın niteliğine göre farklı takvimlere tabidir. Ticari uyuşmazlıklar için TTK m.5/A/2’de özel bir süre öngörülmüştür; diğer dava şartı dosyalarında 6325 sayılı Kanun m.18/A/9 uygulanır. İki süre birbirinin yerine geçmez.

UyuşmazlıkTemel süreUzatmaDayanak
Ticari dava (tacir sigortalıya rücu)6 haftaEn fazla 2 haftaTTK m.5/A/2
Tüketici uyuşmazlığı (gerçek kişi sigortalıya rücu)3 haftaEn fazla 1 hafta6325 m.18/A/9
İş uyuşmazlığı3 haftaEn fazla 1 hafta7036 s. K. m.3/10

Süreler arabulucunun görevlendirildiği tarihten başlar, başvuru tarihinden değil. Uzatma yetkisi arabulucuya aittir ve zorunlu hâllerle sınırlıdır. Yetki itirazı yapılmış ve reddedilmişse süreler yeni görevlendirme tarihinden yeniden işler (m.18/A/8).

Dava açıldıktan sonra tarafların birlikte arabulucuya başvurma iradesi de mümkündür. Bu hâlde 6325 m.15/5 uyarınca yargılama üç ayı geçmemek üzere ertelenir ve bu süre tarafların birlikte başvurusuyla üç aya kadar uzatılabilir. Dava öncesi ihtiyari başvuruda ise m.13/2 uyarınca teklife otuz gün içinde olumlu cevap verilmezse teklif reddedilmiş sayılır.

Arabuluculuk Toplantısına Katılmazsanız Ne Olur?

İlk toplantıya geçerli bir mazeret göstermeksizin katılmamanın yaptırımı, 6325 sayılı Kanun m.18/A/11’de düzenlenmiştir. Katılmayan taraf son tutanakta belirtilir ve davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. Ayrıca karşı taraf lehine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir.

Bu yaptırımın rücu dosyalarında bilinmeyen bir istisnası vardır. TKHK m.73/A/2, 6325 m.18/A/11’in tüketici aleyhine uygulanmayacağını açıkça düzenler. Sigorta şirketinin gerçek kişi sigortalısına açtığı rücu dosyası tüketici uyuşmazlığı olduğuna göre, toplantıya katılmayan tüketici bu yaptırıma maruz kalmaz.

Kimin katılmadığıUyuşmazlık tüketici uyuşmazlığıysaUyuşmazlık ticari davaysa
Rücu edilen taraf (tüketici)Yaptırım uygulanmaz (TKHK m.73/A/2)Gider yarısı + vekâlet ücretinin yarısı
Sigorta şirketiGider yarısı + vekâlet ücretinin yarısıGider yarısı + vekâlet ücretinin yarısı
Her iki taraf da katılmamışAçılacak davada yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır (m.18/A/11 son cümle)

Yaptırımın uygulanmaması, toplantıya katılmamanın tercih edilmesi gerektiği anlamına gelmez. Arabuluculuk aşaması, rücu talebinin dayanağını ve hesabını görmek için ilk fırsattır; talebin kapsamına ve kusur oranına yönelik itirazlar bu aşamada ortaya konabilir. Ödeme belgesi, ekspertiz raporu ve kusur tespitine ilişkin belgeler burada istenebilir.

Arabuluculuk Ücretinin Taraflar Arasında Paylaşımı

Arabuluculuk ücretinin kimin üzerinde kalacağı, sürecin nasıl sonuçlandığına bağlıdır. Kanun anlaşma hâli ile anlaşmama hâlini ayırır ve tüketici uyuşmazlıkları için ayrı bir rejim öngörür.

Süreç nasıl bittiÜcreti kim karşılarDayanak
Taraflar anlaştıAksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit; iki saatlik ücretten az olamaz6325 m.18/A/12
Anlaşılamadı, görüşme iki saatin altındaİki saatlik ücret Adalet Bakanlığı bütçesinden6325 m.18/A/13
Anlaşılamadı, görüşme iki saati aştıAşan kısım aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit6325 m.18/A/13
Tüketici uyuşmazlığı, anlaşma veya anlaşamamaTüketicinin ödemesi gereken ücret Adalet Bakanlığı bütçesinden (iki saatlik tutarı geçemez)TKHK m.73/A/3

Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, m.18/A/13 uyarınca yargılama giderlerinden sayılır. Bu nedenle sürecin sonunda açılan davada kimin haklı çıktığı, ücretin nihai olarak kimde kalacağını da etkiler. TKHK m.73/A/4 ise dava tüketici lehine sonuçlanırsa arabuluculuk ücretinin 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil edileceğini düzenler.

Arabuluculuk ücretini karşılayamayacak durumda olan taraf için 6325 m.13/3 ayrı bir yol açar: arabuluculuk bürosunun bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesinin kararıyla adli yardımdan yararlanılabilir; HMK m.334-340 kıyasen uygulanır.

Arabuluculuk Sürecinde Zamanaşımı Durur Mu?

Arabuluculuk sürecinde zamanaşımı durur; ancak sürenin hangi andan itibaren durduğu, sürecin dava şartı mı yoksa ihtiyari arabuluculuk mu olduğuna göre değişir. İki hüküm farklı başlangıç anı belirler ve rücu dosyalarında bu fark iki yıllık süreyi doğrudan etkiler.

SüreçSürenin durduğu dönemDayanak
Dava şartı arabuluculukArabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar; zamanaşımı durur, hak düşürücü süre işlemez6325 m.18/A/15
İhtiyari arabuluculukSürecin başlamasından sona ermesine kadar geçen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesabında dikkate alınmaz6325 m.16/2

Fark şuradadır: dava şartı arabuluculukta koruma büroya başvuru anında başlar. İhtiyari arabuluculukta ise süreç, m.16/1 uyarınca tarafların ilk toplantıya davet edilmesi ve sürecin devam ettirilmesi konusunda anlaşmaya varılıp bunun tutanakla belgelendirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Karşı taraf toplantıya hiç gelmezse ihtiyari süreç başlamamış olur ve zamanaşımı işlemeye devam eder.

6325 m.18/A/16 ayrıca ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarından sonraki dava açma sürelerinin de büroya başvurudan son tutanağa kadar işlemeyeceğini düzenler. Aynı fıkra, başvurudan sonra başvuran taraf aleyhine icra takibi yapılırsa, son tutanaktan itibaren iki hafta içinde İİK m.72 uyarınca menfi tespit davası açma imkânını da düzenler.

Sigorta Rücu Davalarında Zamanaşımı Kaç Yıldır?

Sigorta rücu davalarında zamanaşımı tek bir süreye indirgenemez; talebin dayandığı ilişkiye göre üç ayrı hüküm devreye girer. Rakiplerde sıkça görülen “rücuda zamanaşımı iki yıldır” cümlesi yalnızca bir ihtimali anlatır ve diğer iki rejimi gizler.

TalepSüreBaşlangıçDayanak
Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirine rücuu2 yılKendi yükümlülüğünü tam olarak yerine getirdiği ve rücu edilecek kimseyi öğrendiği günKTK m.109/4
Sigorta sözleşmesinden doğan istemler2 yıl, her hâlde rizikodan itibaren 6 yılAlacağın muaccel olduğu tarihTTK m.1420
Sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri (sorumluluk sigortaları)10 yılSigorta konusu olayTTK m.1482

KTK m.109/4’ün lafzındaki iki koşul birlikte aranır: yükümlülüğün tam olarak yerine getirilmesi ve rücu edilecek kişinin öğrenilmesi. Kısmi ödeme yapılan dosyalarda sürenin ne zaman başladığı bu nedenle tartışmalı hâle gelebilir; ödeme belgelerinin tarihleri dosyanın esasını etkiler.

KTK m.109/3 ayrıca zamanaşımının kesilmesine ilişkin karşılıklı bir kural getirir: zamanaşımı tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse sigortacıya karşı da kesilmiş olur; sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır. Maddenin ikinci fıkrası ise dava cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa ve ceza kanunu daha uzun bir süre öngörmüşse, bu uzamış sürenin maddi tazminat talepleri için de geçerli olacağını düzenler.

Sigorta Şirketi İcra Takibi Başlattıysa Arabuluculuk Gerekir mi?

Arabuluculuk dava şartıdır, takip şartı değildir. Sigorta şirketi rücu alacağı için doğrudan ilamsız icra takibi başlatabilir; bunun için önce arabulucuya başvurmuş olması gerekmez. Rücu dosyalarında sürecin çoğu zaman ödeme emriyle başlamasının sebebi budur.

Ödeme emrine itiraz edilmezse takip kesinleşir ve haciz aşamasına geçilir. İtiraz edilirse takip durur; sigorta şirketinin alacağını elde etmesi için bu kez mahkemeye gitmesi gerekir. İşte arabuluculuk bu aşamada devreye girer: itirazın iptali davası TTK m.5/A’da açıkça sayılan dava türlerinden biridir. Uyuşmazlık ticari dava veya tüketici uyuşmazlığı ise, itirazın iptali davası açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.

AşamaArabuluculuk gerekir miNot
İlamsız icra takibi başlatmaHayırArabuluculuk dava şartıdır, takip şartı değil
İtirazın iptali davasıUyuşmazlık ticari veya tüketici niteliğindeyse evetTTK m.5/A davayı adıyla sayar
Borçlunun menfi tespit davasıUyuşmazlık ticari veya tüketici niteliğindeyse evetTTK m.5/A menfi tespiti de sayar
Halefiyete dayalı takipte itirazın iptali, davalı gerçek kişiHayırTicari dava veya tüketici işlemi doğmaz

Sigorta rücu itirazın iptali davasında arabuluculuk

İtirazın iptali davası, takibe konu alacağın varlığının mahkemece tespitini ve itirazın kaldırılmasını amaçlar. Uyuşmazlık tüketici veya ticari nitelikteyse bu dava da arabuluculuk dava şartına tabidir; arabulucuya başvurulmadan açılırsa esasa girilmeden usulden reddedilir. Halefiyete dayanan ve gerçek kişiye yöneltilen takipte ise böyle bir şart doğmaz.

Sigorta rücu borcu ödenmezse ne olur?

Rücu talebine süresinde itiraz edilmez ve borç da ödenmezse takip kesinleşir. Kesinleşen takipte alacaklı haciz isteyebilir; maaş, banka hesabı ve taşınır-taşınmaz mallar üzerinde haciz işlemleri gündeme gelir. Bu nedenle talebin haksız olduğu düşünülüyorsa beklemek değil, yedi günlük itiraz süresi içinde harekete geçmek gerekir.

Borçlu tarafında da bir imkân vardır. 6325 m.18/A/16’nın 2023 yılında eklenen cümlesi uyarınca, arabuluculuk bürosuna başvurduktan sonra aleyhine uyuşmazlık konusuyla ilgili icra takibi yapılan taraf, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde İİK m.72 uyarınca menfi tespit davası açabilir ve talep etmesi hâlinde m.72/2 hükmü uygulanır. Menfi tespit davasının usulü ayrı bir yazının konusudur.

Sigorta Şirketinin Rücu Talebine Nasıl İtiraz Edilir?

Rücu talebine itirazın yolu, talebin hangi aşamada olduğuna göre değişir. İtiraz süresi kaçırıldığında talebin esasına ilişkin en güçlü savunma bile sonuç doğurmaz; bu nedenle önce aşama tespit edilmelidir.

  • Ödeme emri geldiyse: İİK m.62 uyarınca itiraz, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde dilekçeyle veya sözlü olarak icra dairesine bildirilir. Süresinde yapılan itiraz takibi durdurur. Borca kısmen itiraz ediliyorsa itiraz edilen kısmın cihet ve miktarı açıkça gösterilmelidir.
  • Arabuluculuk daveti geldiyse: itiraz bir dilekçeye bağlı değildir; talebin dayanağı, kusur oranı ve ödeme tutarına ilişkin savunmalar toplantıda ileri sürülür ve tutanağa geçirilir.
  • Dava açıldıysa: savunmalar cevap dilekçesinde ileri sürülür; dava şartı eksikliği, görevsizlik ve zamanaşımı gibi itirazlar bu aşamada gündeme getirilir.

Esasa ilişkin savunmalar bakımından belirleyici olan, talebin hangi rücu yoluna dayandığıdır. Sözleşmesel rücuda sigortacı, poliçedeki bir ihlale dayanmak zorundadır ve ihlalin varlığını ispat yükü sigortacıdadır. Halefiyete dayalı rücuda ise sigortacı sigortalısının hakkını devraldığı için, zarar verenin sigortalıya karşı ileri sürebileceği tüm savunmalar sigortacıya karşı da geçerlidir.

Sigorta rücu davası cevap dilekçesinde neler ileri sürülür?

Cevap dilekçesinde önce usule ilişkin itirazlar, sonra esasa ilişkin savunmalar sıralanır. Usul başlığı altında dava şartı arabuluculuğun yerine getirilip getirilmediği, görevli mahkeme ve zamanaşımı def’i yer alır; esas başlığı altında ise kusur oranı, ödemenin gerçek zararı aşıp aşmadığı ve rücu sebebinin poliçe karşılığı bulunup bulunmadığı tartışılır. Zamanaşımı def’i cevap dilekçesinde ileri sürülmezse sonradan dinlenmeyebilir.

Uygulamada en çok tartışılan üç savunma şunlardır: kusur oranının rücu talebine yansıtılmamış olması, sigortacının ödediği tutarın gerçek zararı aşması ve rücu sebebinin poliçe genel şartlarında karşılığının bulunmaması. Kusur paylaşımı tartışmalı dosyalarda kısmi kusurlu sürücünün talep hakkı konusundaki değerlendirmeler de yol gösterici olur.

Rücu talebine itiraz edilirken karşı tarafın belge sunması istenebilir. Ödeme dekontu veya makbuz, hasar dosyası ve ekspertiz raporu, kusur tespitine esas alınan belgeler ile poliçe ve genel şartların ilgili maddesi, talebin denetlenebilmesi için gereken asgari belgelerdir.

Rücuen Tazminat Davası Şartları Nelerdir?

Rücuen tazminat davasının açılabilmesi için üç unsurun birlikte gerçekleşmesi gerekir: sigortacının ödeme yapmış olması, ödemenin hukuken geçerli bir yükümlülüğe dayanması ve rücu edilecek kişinin sorumluluğunun bulunması. Bu unsurlardan biri eksikse dava esastan reddedilir.

  • Ödeme şartı: TTK m.1472 halefiyeti “sigorta tazminatını ödediğinde” sonucuna bağlar. Ödenmemiş bir tazminat için rücu hakkı doğmaz.
  • Kapsam sınırı: Sigortalının dava hakkı sigortacıya tazmin ettiği bedel kadar geçer. Ödenen tutarı aşan bir talep halefiyete dayandırılamaz.
  • Sözleşmesel rücuda oran sınırı: KTK m.95/2 sigortacıya, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda başvurma hakkı verir; ödenenin tamamı otomatik olarak geri alınmaz.
  • Zarar görene karşı ileri sürülemezlik: KTK m.95/1 uyarınca tazminat yükümlülüğünü kaldıran veya azaltan hâller zarar görene karşı ileri sürülemez. Sigortacı önce mağdura öder, sonra rücu eder.
  • Sigortalının halefiyeti ihlal etmemesi: TTK m.1472/2, sigortalı sigortacıya geçen hakları ihlal edici şekilde davranırsa sigortacıya karşı sorumlu olacağını düzenler.

Sigorta rücu sebepleri nelerdir?

Sözleşmesel rücuda talebin dayanağı poliçe genel şartlarında sayılan ihlallerdir. Trafik sigortasında en sık karşılaşılanlar alkollü araç kullanımı, sürücü belgesiz kullandırma, aracın ruhsatında belirtilen amaç dışında kullanılması ve kazadan sonra yardım yükümlülüğünün yerine getirilmemesidir. Ehliyetsiz sürücüyle yapılan kazada tazminatı kimin ödeyeceği ve şirket aracını başkası kullanırsa kaskonun durumu bu ihlallerin nasıl değerlendirildiğini gösterir.

İş Kazasından Kaynaklanan Rücu Davalarında Arabuluculuk Zorunlu Mu?

İş kazasından kaynaklanan rücu davalarında arabuluculuk zorunlu değildir. Bu, yukarıdaki kuralların bir istisnası değil, kanunun açık hükmüdür. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3/3 şu ifadeyi kullanır: iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında dava şartı arabuluculuğu düzenleyen birinci fıkra hükmü uygulanmaz.

İstisna dört başlığı birden kapsar: maddi tazminat, manevi tazminat, tespit ve itiraz davaları ile rücu davaları. Maddede rücu davalarının ayrıca sayılmış olması önemlidir; kapsam dışılık yorum yoluyla değil kanun lafzıyla kurulmuştur. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun işverene veya üçüncü kişiye yönelttiği rücu talepleri de bu kapsamda değerlendirilir.

Buna karşılık sosyal güvenlik mevzuatından doğan uyuşmazlıklarda başka bir ön koşul devreye girer. 7036 m.4/1 uyarınca dava açılmadan önce Kuruma başvuru zorunludur; Kurumun altmış gün içinde cevap vermemesi hâlinde talep reddedilmiş sayılır ve dava açılabilir. Ayrıntısı SGK rücu davası ve iş kazasında arabuluculuk yazılarındadır.

Buradaki ayrımın pratik önemi şudur: bir trafik kazası aynı anda iş kazası da olabilir. Servis aracının karıştığı kazada veya görev sırasında meydana gelen trafik kazasında, talebin iş kazasına dayandırılıp dayandırılmadığı dava şartını değiştirir. Dosyanın iki nitelikten hangisine oturduğu, dilekçeden önce belirlenmelidir.

Arabuluculuk Yerine Sigorta Tahkim Komisyonuna Gidilebilir mi?

Sigorta Tahkim Komisyonu, sigorta uyuşmazlıklarında mahkemeye alternatif bir yol sunar; ancak rücu davalarında arabuluculuğun yerine geçmez. 6325 sayılı Kanun m.18/A/18, özel kanunlarda tahkime veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun bulunduğu hâllerde dava şartı arabuluculuk hükümlerinin uygulanmayacağını düzenler. Sigorta tahkimi ise zorunlu değil ihtiyaridir.

Tahkim yolunun işleyebilmesi için ayrıca uyuşmazlığın sigorta kuruluşu ile hak sahibi arasında bulunması gerekir. Sigorta şirketinin kendi sigortalısına veya üçüncü kişiye yönelttiği rücu talebi, Komisyon’un olağan başvuru yapısına oturmaz; Komisyon’a başvuru hakkı, kuruluşa başvurusu olumsuz sonuçlanan hak sahibine tanınmıştır.

Komisyon’un başvuru usulü, süreleri ve parasal sınırları ayrı bir konudur. Sigorta Tahkim Komisyonuna nasıl başvuru yapılır, itiraz ve temyiz sınırları ile karara itiraz süreci yazılarında ele alınmıştır.

Sigorta Rücu Davalarında Faiz Türü ve Faiz Başlangıcı

Rücu alacağına uygulanacak faizin türü ve başlangıç tarihi, talebin dayandığı ilişkiye göre belirlenir ve dava dilekçesinde açıkça talep edilmesi gerekir. Faiz türü sonradan ıslah yoluyla değiştirilemediği için, dilekçedeki tercih dosyanın sonuna kadar bağlayıcıdır.

Halefiyete dayalı rücuda sigortacı sigortalısının hakkını devraldığından, sigortalının zarar verenden isteyebileceği faiz rejimi sigortacı için de geçerli olur. Sözleşmesel rücuda ise talep sigorta sözleşmesine dayanır; tarafların sıfatı ticari faiz uygulanıp uygulanmayacağını etkiler. İki hâlde de sigortacının ödeme yaptığı tarih, talebin doğduğu an bakımından belirleyicidir.

Arabuluculuk aşamasının faize etkisi dolaylıdır: süreç zamanaşımını durdurur ancak alacağın muaccel hâle gelmesini kendiliğinden sağlamaz. Faiz talebinin başlangıç tarihi, ödeme ve temerrüt tarihlerine ilişkin belgelerle ortaya konur.

Sigorta Rücu Davalarında Doğru Yol Nasıl Belirlenir?

Sigorta rücu davalarında doğru yol, dava dilekçesi yazılmadan önce dört sorunun sırayla cevaplanmasıyla belirlenir. Bu sıralama hem arabuluculuk şartını hem görevli mahkemeyi hem de uygulanacak zamanaşımını aynı anda ortaya çıkarır.

  1. Talep hangi rücu yoluna dayanıyor? Sözleşmesel rücu mu (KTK m.95/2, poliçe genel şartları), halefiyet mi (TTK m.1472)?
  2. Davalı kim? Sözleşmenin tarafı olan sigorta ettiren mi, sözleşmeyle ilişkisi bulunmayan üçüncü kişi mi?
  3. Davalının sıfatı ne? Gerçek kişi tüketici mi, tacir mi? Talep tacirin ticari işletmesiyle ilgili mi?
  4. Dosya iş kazasına mı dayanıyor? Dayanıyorsa 7036 m.3/3 istisnası devreye girer ve dava şartı aranmaz.

Bu dört cevap birleştiğinde tablo netleşir: tüketici uyuşmazlığında tüketici mahkemesi ve üç haftalık arabuluculuk takvimi, ticari davada asliye ticaret mahkemesi ve altı haftalık takvim, haksız fiile dayalı halefiyette ise asliye hukuk mahkemesi ve dava şartı bulunmayan bir süreç söz konusudur.

Zaman planlaması da aynı aşamada yapılmalıdır. Rücu alacağı iki yıllık zamanaşımına tabidir; arabuluculuk süreci bu süreyi durdurur ancak süreç öncesinde geçen zaman geri gelmez. Ödeme tarihi ile başvuru tarihi arasındaki mesafe, dosyanın en kolay ölçülebilen riskidir.

Rücu talebiyle karşılaşan veya rücu talebinde bulunacak taraf için sürecin doğru kurgulanması, hem usul hatalarını hem de gereksiz yargılama giderlerini önler. Dosyanızdaki rücu talebinin hangi yola dayandığını ve hangi süreçlerin işletilmesi gerektiğini değerlendirmek için Ankara tazminat avukatı sayfamızdaki iletişim kanallarından ulaşabilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular (SSS)

Sigorta rücu davası her durumda arabuluculuğa tabi midir?

Hayır. Dava şartı arabuluculuk, uyuşmazlığın ticari dava veya tüketici uyuşmazlığı olmasına bağlıdır. Halefiyete dayanan ve gerçek kişi zarar verene yöneltilen rücu talebinde bu niteliklerin ikisi de doğmaz; iş kazasından kaynaklanan rücu davaları ise 7036 m.3/3 ile açıkça kapsam dışıdır.

Rücuen tazminat arabuluculuk zorunlu mu?

Rücuen tazminat talebinde arabuluculuk, talebin muhatabına göre zorunlu olur. Sigortacının kendi sigortalısına yönelttiği talepte uyuşmazlık tüketici veya ticari nitelik taşıdığı için dava şartıdır; halefiyetle üçüncü kişiye yöneltilen ve haksız fiile dayanan talepte ise kanunen aranmaz.

Sigorta şirketi kime rücu eder?

Sigorta şirketi iki gruba rücu edebilir. Sözleşmesel rücuda muhatap, poliçedeki ihlalden sorumlu olan sigorta ettirendir (KTK m.95/2). Halefiyette ise muhatap, zarara sebep olan ve sigortalıya karşı sorumlu bulunan üçüncü kişidir (TTK m.1472). Sürücü ile sigorta ettiren farklı kişilerse sözleşmesel rücu yalnızca sigorta ettirene yöneltilebilir.

Sigorta rücu davası tüketici mahkemesinde mi açılır?

Sigortacının gerçek kişi sigortalısına açtığı rücu davası tüketici mahkemesinde açılır. Dayanak, sigorta sözleşmesinin 6502 sayılı Kanun m.3/l uyarınca tüketici işlemi sayılması ve m.73/1 gereği bu davalara tüketici mahkemelerinin bakmasıdır. Yargıtay 17. HD’nin 2015 ve 2016 tarihli kararları bu yöndedir.

Arabuluculuğa başvurulmazsa dava reddedilir mi?

Dava şartı arabuluculuk kapsamındaki davalarda evet. Arabulucuya hiç başvurulmadığı anlaşılırsa, mahkeme herhangi bir işlem yapmaksızın davayı dava şartı yokluğundan usulden reddeder. Yalnızca son tutanağın dilekçeye eklenmediği hâlde bir haftalık kesin süre verilir.

Sigorta rücu davalarında zamanaşımı ne zaman başlar?

Motorlu araç kazalarında rücu hakkı, KTK m.109/4 uyarınca yükümlülüğün tam olarak yerine getirildiği ve rücu edilecek kimsenin öğrenildiği günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. Sigorta sözleşmesinden doğan istemlerde TTK m.1420 uygulanır: iki yıl, her hâlde rizikodan itibaren altı yıl.

Arabuluculuk süreci zamanaşımını durdurur mu?

Dava şartı arabuluculukta 6325 m.18/A/15 uyarınca büroya başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur, hak düşürücü süre işlemez. İhtiyari arabuluculukta ise m.16/2 uygulanır ve süre, sürecin fiilen başladığı andan itibaren hesaba katılmaz.

Arabuluculuk ne kadar sürer?

Ticari uyuşmazlıklarda arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde süreci sonuçlandırır ve bu süre zorunlu hâllerde en fazla iki hafta uzatılabilir (TTK m.5/A/2). Tüketici ve iş uyuşmazlıklarında süre üç hafta olup en fazla bir hafta uzatılabilir.

Arabuluculuk toplantısına katılmazsam ne olur?

Geçerli mazeret olmaksızın ilk toplantıya katılmayan taraf, davada haklı çıksa bile yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur ve karşı taraf lehine AAÜT’ye göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Tüketici uyuşmazlıklarında bu yaptırım, TKHK m.73/A/2 uyarınca tüketici aleyhine uygulanmaz.

Sigorta şirketi icra takibi başlattıysa arabuluculuk gerekir mi?

İlamsız icra takibi başlatmak için arabuluculuğa başvurulmuş olması gerekmez; arabuluculuk dava şartıdır, takip şartı değildir. Ödeme emrine itiraz edilir ve takip durursa, açılacak itirazın iptali davası ticari veya tüketici nitelikteyse o aşamada arabuluculuk dava şartı hâline gelir.

Ödeme emrine itiraz süresi kaç gündür?

İlamsız icra takibinde ödeme emrine itiraz süresi, İİK m.62 uyarınca ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gündür. İtiraz dilekçeyle veya sözlü olarak icra dairesine bildirilir ve süresinde yapılan itiraz takibi durdurur. Süre kaçırılırsa takip kesinleşir ve alacaklı haciz aşamasına geçebilir.

Sigorta şirketi ödediği tutarın tamamını geri alabilir mi?

Otomatik olarak alamaz. Halefiyette sigortacıya geçen hak, TTK m.1472 uyarınca tazmin ettiği bedel kadardır. Sözleşmesel rücuda ise KTK m.95/2, sigortacıya tazminatı kaldırabileceği veya azaltabileceği oranda başvurma hakkı tanır; talep bu oranla sınırlıdır.

İş kazasından kaynaklanan rücu davasında arabuluculuk zorunlu mu?

Zorunlu değildir. 7036 sayılı Kanun m.3/3, iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarını dava şartı arabuluculuk kapsamı dışında tutar. Sosyal güvenlik uyuşmazlıklarında ise m.4/1 uyarınca Kuruma ön başvuru zorunluluğu ayrıca aranır.

Arabuluculukta anlaşılırsa sonradan dava açılabilir mi?

Hayır. 6325 m.18/5 uyarınca arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz. Anlaşma belgesi icra edilebilirlik şerhiyle ilam niteliği kazanır; avukatlar ile arabulucunun birlikte imzaladığı belge ise m.18/4 uyarınca şerh aranmaksızın ilam niteliğindedir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş yerine geçmez. Her dosyanın koşulları farklı olduğundan, rücu talebinin değerlendirilmesi dosyadaki belgelerin incelenmesini gerektirir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir