
Alkol veya uyuşturucu gibi keyif verici maddeler, motor becerilerin gerektiği eylemlerde reflekslerin yavaşlamasına, dikkatin çabuk dağılmasına ve dolayısıyla olası kazaların meydana gelmesine sebep olmaktadır. Bu sebeple trafik kuralları akla geldiğinde temel unsurlardan biri de alkol ve keyif verici madde yasağıdır.
Ancak ülkemizde ve dünyada ne yazık ki alkollü araç kullanan ve buna bağlı olarak trafik kazası yapan insan sayısı bir hayli fazladır. Yasağın oldukça net ve anlaşılır olmasına rağmen hem kendi hayatını hem de varsa kontrol ettiği araçtaki diğer yolcuların hayatını riske atan bu şahıslar için oldukça ağır cezai yaptırımlar da uygulanmaktadır. Bu cezaların caydırıcı olması beklenirken, verilen eğitimler ve kamu bilgilendirmeleriyle de her şeyden önce kişinin kendi hayatı için alkollü araç kullanma ihtimalinin önüne geçilmeye çalışılmaktadır.
Alkollü trafik kazalarında aracı idare veya sevk eden alkollü şahısların kazaya sebep olmasına bağlı olarak uygulanan yaptırımlardan biri de rücudur. Buna göre söz konusu kazada herhangi başka faktörlerin bulunmadığı ve kazanın tamamen alkole bağlı olarak gerçekleştiğinin ispatlandığı durumlarda sigorta şirketi, gerçekleştirdiği ödemeyi rücu davası ile geri alma hakkına sahiptir.
Bu durumda, sigortası bulunan ve alkollü araç kullanımı sonucu trafik kazasına sebebiyet veren kişiden rücu talebinden bulunulabilmesi içinse kusur oranlarının tespit edilmesi ve kazanın alkolün etkisinde gerçekleştiğinin kanıtlanması gerekmektedir. Bunun için gerekli olan incelemelerin yapılmasının ardından, diğer olası etkenler de bir bütün olarak değerlendirilir ve sonuçta tazminat ödeyen sigorta şirketi, kusurlu ve alkollü sürücüden rücu talebinde bulunabilir.
Alkollü trafik kazasında sigorta ödemeleri ne şekilde belirlenir?
Devlet tarafından zorunlu olduğu bilinen trafik sigortaları sözleşmelerinde, herhangi bir trafik kazası durumunda atılacak adımlara yönelik birçok açıklayıcı madde bulunmaktadır. Bunlar arasında en fazlasıyla merak edilenlerden biri ise sigortası bulunan sürücünün alkol veya uyuşturucu madde etkisi altında sebep olduğu veya karıştığı trafik kazalarında, meydana gelen masrafın karşılanıp karşılanmayacağıdır.
Buradaki en ayırıcı unsur ise trafik kazasının sebebidir. Öyle ki bazı durumlarda, arabayı sevk veya idare eden kişinin alkollü olmasının yanı sıra trafik kazası yapılmasına yol açan farklı faktörler de mevcut olabilmektedir.
Bu nedenle benzer kazalarda muhakkak inceleme yapma yetkisi bulunan uzmanlara başvurulmakta ve kazanın gerçekleşmesinde rol oynayan diğer tüm unsurlar göz önünde bulundurulmaktadır. Hem kasko hem de trafik sigortası şartlarında, alkol etkisiyle gerçekleşen trafik kazalarında ödeme yapılmasına sıcak bakılmamaktadır.
Ancak bununla birlikte, sigorta şirketlerinin yalnızca kendi kararları doğrultusunda ödeme yapmama hakları da bulunmamaktadır. Dolayısıyla ilgili trafik kazasının uzmanlarca incelenmesi ve kazaya sebebiyet veren durumun ağırlıklı olarak alkol etkisi olduğunun anlaşılması önemlidir. Öte yandan konuyla ilgili sigorta ve kasko şartlarında ise çeşitli farklılıklar görülebilmektedir.
Alkollü kazalar, kasko açısından doğrudan teminat dışı bırakılmaktadır. Trafik sigortasında ise alkolün kazaya etkisi, oransal olarak ele alınmakta ve nihai kararın ardından işlem yapılmaktadır.
Alkollü trafik kazalarında sigorta şirketi ödeme yapar mı?
Alkollü trafik kazalarında sigorta şirketi ödeme yapmaktadır. Şöyle ki; bir trafik kazası şüpheden uzak bir şekilde alkol etkisi ile gerçekleştiyse dahi üçüncü kişilerin hakları korunmaktadır. Zarar gören üçüncü kişiler alkollü sürücünün anlaşma yapmış olduğu sigorta şirketine başvurmakta, tüm zararlarını poliçe limitleri dahilinde tazmin ettirmektedir. Sigorta şirketi bu ödeme nedeniyle araç sürücüsü veya işletenine rücu etmektedir.
Alkollü sürücünün kendi zararlarını sigorta şirketinden tazmin etmesi ise kazanın salt alkol etkisi ile gerçekleşmemiş olması şartına bağlanmıştır. Hava şartları ve teknik arızalar başta olmak üzere bozuk yol yapısı, yaya dikkatsizliği, kazaya karışan diğer araç sürücüsünün hataları veya hız aşımı gibi etkenlere bağlı olarak gerçekleşen bir trafik kazasında, sigorta şirketinin tazminat ödemesi söz konusu olabilmektedir. Kazanın salt alkol etkisi ile gerçekleşmiş olması halinde ise ödeme yapılmamaktır.
Alkollü trafik kazalarında rücu için promil sınırı kaç olmalıdır?
Ülkemizde, alkollü araç kullanımına dair sınırlamalar promil üzerinden belirlenmiş ve sınırı aşan sürücülere uygulanabilecek cezalar da yine promil yüzdeliğine göre kararlaştırılmıştır. Bu sınırlar ehliyet sınıfına ve araç tipine göre değişiklik gösterebilmektedir. Promil sınırının aşıldığı durumlarda gündeme gelebilecek cezalar arasında ise para cezası, ehliyete belirli süreler boyunca el konulması ve aracın trafikten men edilmesi gibi yaptırımlar bulunmaktadır.
Araç sürücüsünün alkolün etkisinde gerçekleştirdiği bir trafik kazasında ise ayrıca sigorta şirketinin rücu hakkı da söz konusu olabilmektedir. Bunun için de yine profil sınırı dikkate alınmaktadır. Buna göre;
- Ehliyeti B sınıfına mensup olan ve hususi araçlar ile trafiğe çıkan sürücüler için alkol promil sınırı yüzde 0,50 olarak belirlenmiştir.
- Kamu hizmeti dahilinde trafikte bulunan veya ticari amaçlar ile sürüş gerçekleştiren; otobüs, kamyon, taksi, minibüs, servis ve benzeri araçların sürücüleri için alkol promil sınırı yüzde 0,20 olarak belirlenmiştir.
Bu oranlar, alkolün etkisi ile gerçekleşen trafik kazalarında, sigorta şirketinin rücu hakkı olup olmadığı belirleyen faktörlerden de biridir. Aynı sürücünün alkollü olarak birden fazla kez yakalanması hâlinde sürücü belgesine el koyma süresi kademeli olarak ağırlaşır; bu kademenin nasıl işlediğini ve hapis cezasının gündeme geldiği hâlleri ikinci kez alkollü araç kullanma cezası yazımızda inceledik.
Sürücünün alkollü olması rücu hakkı için yeterli midir?
Alkol kullanımına bağlı gerçekleşen trafik kazasında, sigorta şirketinin rücu hakkını kullanabilmesi için sürücünün alkollü olması tek başına yeterli bir sebep değildir. Bu hakkın kullanılabilmesi için öncelikli olarak B sınıfı ehliyet sahibi sürücünün 0,50 promil üzerinde alkol almış olması ve akabinde de aşağıdaki durumların karşılanıyor olması gerekmektedir:
- Alkollü sürücünün, trafik kazasına alkolün etkisi sebebiyle yol açmış olması gerekmektedir.
- Elde edilen delillerin raporlarında ve polis tutanaklarında kazanın sürücüdeki alkol etkisi sebebiyle meydana geldiği gösterilmelidir.
- Sigorta poliçesinde, alkollü araç kullanan sürücünün yol açtığı kazada, şirket tarafından rücu hakkının kullanılacağına dair bilgi açıkça bulunmalıdır.
Bahsi geçen maddeler karşılık bulmazsa veya kazanın tek nedeni sürücünün alkollü olma durumu değilse, sigorta şirketinin rücu hakkı doğmayabilmektedir. Söz konusu koşulların sağlandığı durumlarda ise sigorta şirketi alkollü sürücüden, ödediği hasar miktarını geri talep edebilmektedir. Buna göre rücu hakkı için kısaca, alkollü trafik kazasının olayın münhasıran alkolün etkisi ile gerçekleşmesi gerektiği söylenebilir.
Alkollü kazada sigorta sözleşmesinin tarafı olmayan sürücüye rücu davası açılabilir mi?
Alkollü trafik kazasının gerçekleşmesi durumunda rücu hakkını kullanmak isteyen sigorta şirketi, bu hakkı yalnızca sigorta sahibine yönelik dile getirebilmektedir. Sigortada, sözleşme tarafı olmayan alkollü sürücüye karşı rücu davası açılması söz konusu değildir. Böyle bir durumda açılan dava da husumet yokluğu nedeniyle geçersiz sayılacaktır.
Öte yandan bazı özel durumlarda ise sigorta sözleşmesi tarafı olmayan kişilere rücu davası açılabildiği de bilinmektedir. Özellikle araçların kiralanması veya işyerinden tahsis edilmesi durumlarında gerçekleşen alkollü trafik kazalarında araç kullanımı, araç sahibinin dışında gerçekleşmektedir.
Bu da sigorta şirketlerine araç sahipleri dışındaki araç kullanıcılarına, diğer koşulların uygun olması dahilinde rücu davası açma hakkını vermektedir. Kazadan zarar gören üçüncü kişilere veya asıl araç sahibine tazminat ödeyen sigorta şirketi, bu durumda alkollü sürücüye karşı rücu hakkını kullanarak geri ödeme alabilmektedir.
Alkollü trafik kazalarında üçüncü kişinin hakları nelerdir?
Alkollü sürücünün trafik kazasına yol açması durumunda sigorta şirketleri, hasarı bulunan üçüncü şahısların zararlarını poliçe limiti oranında karşılamakla yükümlüdür. Her ne kadar trafik kazasının sebebi sürücünün alkollü oluşu olsa da sigorta şirketinin üçüncü kişilere tazminat ödemeyi reddetme hakkı bulunmamaktadır. Ancak, zararın karşılanmasından sonra sigorta şirketinin alkollü sürücüden zararı rücu etme hakkı saklıdır.
Böyle bir durumda rücu hakkı sadece alkol kullanımı sebebiyle kazaya neden olduğu ispatlanan sürücü için geçerlidir. İlgini kişinin tespitinin ve suçun resmileşmesinin ardından sigorta şirketi, zamanaşımı dahil 2 yıl içerisinde geri ödeme talep edebilmekte veya rücu davası açabilmektedir.
Zararın teminat dışı olduğu nasıl ispat edilebilir?
Yasal promil sınırı üzerinde alkol alan araç sürücüsünün sebebiyet verdiği trafik kazası sonucunda açılan rücu davasında, sigorta şirketi tarafından zararın teminat dışı olduğu muhakkak kanıtlanmalıdır. Söz konusu kanıt, somut delillere dayandırılmalı, MOBESE kayıtları ve benzeri araçlar incelenmeli, gerekirse bilirkişi raporlarıyla da desteklenmelidir.
Sigorta yapılması sürecinde poliçede yer alacak maddeler arasında alkollü trafik kazası durumunda sigorta geçerliliğine dair sınırlandırmalara mutlaka yer verilmeli ve kapsam dışı konular açıkça belirtilmelidir. Kazanın, sürücünün alkol kullanımına bağlı gerçekleştiği ispat edilemezse veya sürücünün alkollü olmasına rağmen asıl kaza sebebi farklı etkenlere bağlanırsa, bu durumda rücu hakkının doğmadığı bilinmekte ve alkole bağlı gerçekleşen trafik kazasına yönelik rücu davası reddedilmektedir.
Süreçte hangi dallarda uzman bilirkişilerin raporu istenebilir?
Bazı durumlarda bir trafik kazasının, sürücünün alkollü olması sebebiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin kanıtlanabilmesi adına bilirkişi raporlarına başvurulması gerekebilmektedir. Bu uzmanlar, kaza yerinden elde edilen delilleri ve varsa muayene sonuçlarını inceledikten hemen sonra detaylı bir rapor hazırlamakta ve bunun sonucunda da kazanın münhasıran alkolün etkisinde gerçekleştiği kanıtlanabilmektedir.
Söz konusu bilirkişi raporunu hazırlamaya yetkisi bulunan uzmanlar, genellikle nöroloji uzmanı, sigorta uzmanı veya makine mühendisi olmaktadır. Uzmanlık alanlarına göre kazanın sebeplerini, sorumlularını ve kazaya neden olabilecek diğer etkenleri belirleyebilen bu uzmanlar, sürücülerin yanı sıra yol ve trafik koşullarını, araçtaki hasar oranını, kazanın meydana geliş şeklini, çarpışma yeri veya fren izi gibi olay yeri ipuçlarını ve sigorta poliçesine uygunluk esaslarını da göz önünde bulundurmaktadır.
Bu üçlü heyet dışında bazen de kaza inceleme uzmanı, psikiyatrist, adli tıp uzmanı ve trafik uzmanı gibi kişilerin de bilirkişi olabildiği bilinmektedir. Mahkemenin doğru ve objektif bir karar vermesine yardımcı olan bilirkişi raporları sayesinde sigorta şirketinin rücu davası açıp açamayacağı da ortaya çıkmış olur.
Alkollü trafik kazasında rücu için diğer deliller nelerdir?
Sürücünün, alkolün etkisiyle trafik kazası yaptığı durumlarda sigorta şirketinin rücu davası açabilmesi adına en önemli unsurlardan biri elbette ki bilirkişi raporlarıdır. Bunun dışında aşağıdakiler de dahil olmak üzere birtakım delillerden de yararlanılmaktadır:
- Kaza sonrasında hazırlanan kaza tespit tutanağının yanı sıra alkollü sürücüye verilen ve alkollü olduğunun ispatı niteliğinde olan doktor raporu veya alkol oranını gösteren ölçüm sonuçları da rücu davası için destekleyici kanıtlardır.
- Polislerin kaza yerine, kazaya karışan taraflara ve kaza şeklime yönelik beyanları da göz önünde bulundurulmaktadır. Bununla birlikte kaza anını gören tanıkların beyanlarına da başvurulabilir.
Alkollü trafik kazasında zarar görenin (müterafik) kusuru ve zarara katılımı rücu açısından nasıl değerlendirilir?
Alkolün etkisine bağlı gerçekleşen trafik kazasında zarar gören kişinin, bu zararın meydana gelmesinde ne oranda rol oynadığı önemli bir konudur. Bu anlamda zarara katılımı değerlendirilen bu kişinin, zararın meydana gelmesine yol açan fiile bilinçli şekilde razı gelmesi ve bu nedenle de zararın etkisinin artmasına katkı sunmuş olması, tazminat açısından değerlendirilmektedir.
Buna göre, alkollü sürücünün aracına, alkol kullanımından haberdar şekilde binen ve durumu kabul eden zarar görenin olduğu durumlarda, trafik kazası meydana gelirse tazminat hesaplamasından da müterafik kusur indirimi yapılması gerekmektedir.
Bu noktada kusur oranının tespiti için kazaya dair raporlar incelenmekte müterafik kusurun zarar üzerindeki etkisi değerlendirilmektedir. Söz konusu değerlendirme, kazada zarar gören kişinin kendi kusur oranına göre yapılan bir hesaplamayı içermektedir. Müterafik kusurun büyük oranda bulunduğu durumlarda, sigortacının ödediği tazminatın bir kısmı veya tamamı, zarar görenin kusurunun derecesine göre indirilebilmektedir.
Öte yandan sigorta şirketinin, müterafik kusuru bulunan kişinin zarar görmesi nedeniyle ödediği tazminatı geri talep etme hakkı da bulunmaktadır. Ancak bunun kabul edilip edilmemesi, müterafik kusurun boyutuna bağlıdır.




