Taksirle Yaralama Suçunda Şikayetten Vazgeçme Davayı Düşürür Mü?
Taksirle yaralama suçunda şikayetten vazgeçme, davayı ancak suç şikayete bağlıysa düşürür. Türk Ceza Kanunu m.89/5 bu konuda tek ölçüt koyar: taksirle yaralamanın soruşturulması ve kovuşturulması kural olarak şikayete bağlıdır; yalnızca fiil hem bilinçli taksirle işlenmiş hem de birinci fıkra kapsamı dışına çıkmışsa şikayet aranmaz. Yani belirleyici olan yaralanmanın ağır olması değil, bu iki şartın birlikte gerçekleşmesidir. Basit taksirle işlenen bir kazada mağdur ölüm tehlikesi geçirecek kadar ağır yaralansa bile dosya şikayete tabidir ve vazgeçme davayı düşürür.
Trafik kazaları, iş kazaları veya günlük hayatta yaşanan çeşitli olaylar sonucunda bir kişinin yaralanması durumunda “taksirle yaralama” suçu gündeme gelir. Bu suç tipi çoğu zaman uzlaştırma, şikayet ve şikayetten vazgeçme kavramlarıyla birlikte değerlendirilir; üçü birbirinin yerine geçmez ve sonuçları da aynı değildir. Aşağıda taksirle yaralama suçunda şikayetten vazgeçme rejimini kanun maddeleri, Yargıtay kararları ve uygulamadaki karşılıklarıyla ele alıyoruz. Maddenin resmî metnine Türk Ceza Kanunu’nun mevzuat.gov.tr üzerindeki tam metninden ulaşabilirsiniz.
Özet
Taksirle yaralama suçunda şikayetten vazgeçme kurumunun davayı düşürüp düşürmediği, TCK m.89/5’teki iki şartın birlikte gerçekleşip gerçekleşmediğine bağlıdır.
- Kural şikayete bağlılıktır. Taksirle yaralamanın soruşturulması ve kovuşturulması TCK m.89/5 uyarınca şikayete tabidir; vazgeçme hâlinde mahkeme CMK m.223/8 uyarınca düşme kararı verir.
- İstisna iki şartı birlikte arar: fiil bilinçli taksirle işlenmiş ve netice m.89/1 dışına çıkmış olmalıdır (kemik kırığı, organ işlevinin zayıflaması, yaşamsal tehlike, birden fazla kişinin yaralanması gibi). Şartlardan biri eksikse dosya yine şikayete tabidir.
- Basit taksirde ağırlık sonucu değiştirmez. Bilinçli taksir yoksa mağdur ağır yaralansa bile vazgeçme davayı düşürür (12. CD E.2015/1209 K.2016/1822).
- Uzlaştırma ayrı bir kurumdur ve TCK m.89’un tamamını kapsar (CMK m.253/1-b-2). Şikayet aranmayan dosyalarda bile uzlaştırma yapılmadan hüküm kurulamaz.
- Tazminat hakkı kendiliğinden sona ermez; ancak TCK m.73/7 uyarınca “şahsi haklarımdan da vazgeçiyorum” beyanı verilirse hukuk mahkemesinde dava açma hakkı da kapanır. Uzlaşmada ise CMK m.253/19 gereği tazminat davası açılamaz.
Taksirle Yaralama Suçu Nedir?
Taksirle yaralama, bir kişinin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması sonucu başka bir kişinin bedenine zarar vermesidir. TCK m.22/2’deki tanım gereği taksir, “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi”dir.
Burada failin kastı yoktur. Yani kişi yaralamak istemez; ihmal, dikkatsizlik veya kurallara uymama nedeniyle zarar meydana gelir. Kastın bulunduğu hâllerde suç TCK m.86’daki kasten yaralamaya dönüşür ve şikayet rejimi tamamen değişir.
Örneğin:
- Trafik kazasında kırık oluşması
- İş kazasında işçinin yaralanması
- Ev içinde ihmal sonucu birinin zarar görmesi
- Hastanede, spor tesisinde veya inşaat alanında alınmayan bir önlem yüzünden başkasının yaralanması
Bu durumlar taksirle yaralama kapsamına girebilir. Fiilin hangi fıkraya girdiği ise doğrudan adli raporla belirlenir; çünkü TCK m.89 cezayı ve şikayet rejimini neticenin ağırlığına göre kademelendirir.
Taksir ile Bilinçli Taksir Arasındaki Fark
İkisi arasındaki tek fark öngörüdür. Basit taksirde fail neticeyi öngörmemiştir. Bilinçli taksirde ise TCK m.22/3’ün lafzıyla “kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi” söz konusudur; fail zararın doğabileceğini görmüş, yine de davranışını sürdürmüştür.
Bu ayrım yalnızca cezayı değil, dosyanın şikayete tabi olup olmadığını da belirlediği için taksirle yaralama şikayetten vazgeçme tartışmasının merkezindedir.
| Ölçüt | Basit taksir | Bilinçli taksir |
|---|---|---|
| Neticeyi öngörme | Öngörmemiştir | Öngörmüş, istememiştir |
| Kanuni dayanak | TCK m.22/2 | TCK m.22/3 |
| Cezaya etkisi | Artırım yok | Ceza üçte birden yarısına kadar artırılır |
| Şikayete etkisi | Her hâlde şikayete tabi | m.89/1 dışındaki neticelerde şikayet aranmaz |
| Adli para cezasına çevirme | Mümkün (TCK m.50/4) | Yasak (TCK m.50/4 son cümle) |
TCK m.22/3’teki artırım “artırılabilir” değil “artırılır” biçiminde yazılmıştır; yani hâkimin takdiri yalnızca oranda, artırımın kendisinde değildir.
Taksirle Yaralama Suçu Şikayete Tabi midir?
Kural olarak evet. TCK m.89/5 şöyledir:
“Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz.”
Bu tek cümle, uygulamada en çok karıştırılan noktayı da çözer: şikayetin aranmaması için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir.
- Fiil bilinçli taksirle işlenmiş olmalıdır.
- Netice birinci fıkra kapsamı dışına çıkmış olmalıdır (m.89/2, m.89/3 veya m.89/4).
Şartlardan biri eksikse dosya şikayete tabi kalır. Basit taksirle işlenen bir fiilde yaralanma ne kadar ağır olursa olsun şikayet şartı devam eder; buna karşılık bilinçli taksir varsa ama yaralanma m.89/1 kapsamındaysa yine şikayet aranır.
| Kusur biçimi | Yaralanmanın niteliği | Şikayete tabi mi? | Vazgeçmenin sonucu |
|---|---|---|---|
| Basit taksir | m.89/1 (hafif) | Evet | Dava düşer |
| Basit taksir | m.89/2 (kemik kırığı, yaşamsal tehlike vb.) | Evet | Dava düşer |
| Basit taksir | m.89/3 (organ kaybı, bitkisel hayat vb.) | Evet | Dava düşer |
| Basit taksir | m.89/4 (birden fazla kişi) | Evet | Dava düşer |
| Bilinçli taksir | m.89/1 (hafif) | Evet | Dava düşer |
| Bilinçli taksir | m.89/2 | Hayır | Dava sürer |
| Bilinçli taksir | m.89/3 | Hayır | Dava sürer |
| Bilinçli taksir | Birden fazla kişi yaralandı, hepsi m.89/1 kapsamında | Evet | Dava düşer |
| Bilinçli taksir | Birden fazla kişi yaralandı, en az biri m.89/1 dışında | Hayır | Dava sürer (m.89/4) |
Tablonun gösterdiği sonuç şudur: dokuz ihtimalin altısında dosya şikayete tabidir. “Ağır yaralanma varsa şikayetten vazgeçmek işe yaramaz” biçimindeki yaygın kanı, kanunun aradığı ikinci şartı (bilinçli taksir) görmezden geldiği için yanlıştır.
Maddenin tam metni şöyledir:
Taksirle yaralama — Madde 89
(1) Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, dört aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Taksirle yaralama fiili, mağdurun;
- a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,
- b) Vücudunda kemik kırılmasına,
- c) Konuşmasında sürekli zorluğa,
- d) Yüzünde sabit ize,
- e) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,
- f) Gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına,
neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, yarısı oranında artırılır.
(3) Taksirle yaralama fiili, mağdurun;
- a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,
- b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,
- c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,
- d) Yüzünün sürekli değişikliğine,
- e) Gebe bir kadının çocuğunun düşmesine,
neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, bir kat artırılır.
(4) Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması halinde, dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(5) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/5 md.) Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz.
Basit Taksirle Yaralama
TCK m.89/1, ikinci ve üçüncü fıkralarda sayılan neticelerin hiçbirinin doğmadığı hâlleri kapsar. Uygulamada adli raporun “basit tıbbi müdahale ile giderilebilir” demesi bu fıkranın en sık görülen göstergesidir; ancak fıkranın sınırını çizen ölçüt raporun bu ifadesi değil, m.89/2 ve m.89/3’teki listelerdir. Kemik kırığı, organ işlev kaybı, yüzde sabit iz veya yaşamsal tehlike yoksa fiil birinci fıkrada kalır.
Birinci fıkra kapsamındaki yaralama, bilinçli taksirle işlense bile şikayete tabidir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi bunu açıkça belirtir: “TCK’nın 89/1. maddesinde tanımlanan taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçunun bilinçli taksirle işlense dahi anılan Kanunun 89/5. maddesi gereğince soruşturma ve kovuşturmasının şikayete tabi olması…” (12. CD E.2021/1615 K.2021/5984, 20.09.2021).
Bu durumda mağdur şikayetçi olmazsa veya şikayetinden vazgeçerse dava düşer.
Nitelikli (Ağır) Yaralama
Netice aşağıdaki sonuçlardan birine yol açmışsa fiil birinci fıkranın dışına çıkar:
- Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi
- Vücutta kemik kırılması
- Konuşmada sürekli zorluk veya konuşma yeteneğinin kaybı
- Yüzde sabit iz ya da yüzün sürekli değişikliği
- Yaşamı tehlikeye sokan bir durum
- İyileşme olanağı bulunmayan hastalık veya bitkisel hayat
- Çocuk yapma yeteneğinin kaybolması
- Gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğması veya düşmesi
Bu neticelerden biri varsa ve fiil bilinçli taksirle işlenmişse suç şikayete tabi olmaktan çıkar; savcılık kamu adına soruşturma yürütür ve iddianame düzenler. Bu durumda mağdurun şikayetten vazgeçmesi davayı kendiliğinden düşürmez.
TCK m.89/4’te düzenlenen “birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma” hâli ise bir ceza fıkrasıdır; şikayet rejimini tek başına değiştirmez. Belirleyici olan, mağdurlardan en az birinin yaralanmasının birinci fıkra kapsamı dışına çıkıp çıkmadığıdır. Bu ayrımı iki Yargıtay kararı yan yana koyduğunda görmek mümkündür: bilinçli taksirle birden fazla kişinin yaralandığı ancak hepsinin basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir düzeyde zarar gördüğü olayda daire suçu “şikayete tabi” saymış (12. CD E.2020/2628 K.2021/1948, 24.02.2021); mağdurlardan birinde kemik kırığı bulunan olayda ise şikayet aranmayacağını belirterek fiili m.89/4’ten nitelendirmiştir (12. CD E.2021/1615 K.2021/5984, 20.09.2021).

Şikayetten Vazgeçme Nedir?
Şikayetten vazgeçme, suçtan zarar görenin daha önce yaptığı şikayeti geri almasıdır. Dayanağı TCK m.73/4’tür: “Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür.”
Bu vazgeçme:
- Soruşturma aşamasında Cumhuriyet başsavcılığına,
- Dava açıldıktan sonra mahkemeye,
- Duruşma sırasında sözlü beyanla,
- Vekil aracılığıyla dilekçeyle
yapılabilir. Ancak vazgeçmenin davaya etkisi suçun niteliğine göre değişir; şikayete tabi olmayan bir dosyada verilen vazgeçme beyanı yargılamayı sona erdirmez, yalnızca cezanın belirlenmesinde dikkate alınabilecek bir olgu hâline gelir.
Şikayetten vazgeçme, şikayette bulunmamaktan da farklıdır. Hiç şikayet edilmemişse TCK m.73/1’deki altı aylık süre işler ve süre dolduğunda kovuşturma imkânı kendiliğinden kalkar; şikayet edilmiş ve sonradan vazgeçilmişse süreye değil, vazgeçme beyanının usulüne bakılır.
Şikayetten Vazgeçme Ne Sonuç Doğurur?
Olay basit taksirle yaralama ise ve mağdur şikayetten vazgeçerse mahkeme davanın düşmesine karar verir. Dayanak CMK m.223/8’dir: kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hâlinde düşme kararı verilir.
- Kamu davası düşer.
- Sanık hakkında mahkûmiyet kurulmaz, ceza verilmez.
- Hüküm kurulmadığı için adli sicile kayıt yapılmaz.
- Dosya kapanır; aynı fiil nedeniyle yeniden kamu davası açılamaz.
Burada önemli bir sınır vardır: CMK m.223/9 uyarınca “derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.” Yani sanığın kusuru hiç bulunmuyorsa mahkeme düşme değil beraat kararı vermek zorundadır. Bu ayrım sanık açısından önemlidir; beraat kararı sonraki tazminat davasında farklı bir delil değeri taşır.
Vazgeçmenin geçerli olması için beyanın kesin, açık ve özgür iradeyle verilmiş olması gerekir. Tereddütlü ifadeler (“şu an şikayetçi değilim ama…”) uygulamada geçerli vazgeçme sayılmayabilir.
Taksirle Yaralamada Kemik Kırığı ve Şikayet Rejimi
Kemik kırığı, TCK m.89/2-b’de sayıldığı için fiili birinci fıkranın dışına çıkarır. Ancak bu tek başına şikayet şartını ortadan kaldırmaz; kanun ayrıca fiilin bilinçli taksirle işlenmiş olmasını arar.
| Durum | Şikayete tabi mi? | Uzlaştırmaya tabi mi? |
|---|---|---|
| Kemik kırığı + basit taksir | Evet | Evet |
| Kemik kırığı + bilinçli taksir (alkol, aşırı hız, kırmızı ışık vb.) | Hayır | Evet |
Tabloda dikkat edilmesi gereken nokta ikinci satırdır: dosya şikayete tabi olmasa bile uzlaştırma yolu açıktır. CMK m.253/1-b-2 taksirle yaralamayı “şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın” uzlaştırma kapsamına aldığı için, kemik kırıklı ve bilinçli taksirli bir dosyada da uzlaştırma işlemi yapılmadan hüküm kurulamaz.
Kırığın hayat fonksiyonlarına etkisi ise ayrı bir konudur. Taksirle yaralamada kanun, kasten yaralamadaki gibi (TCK m.87/3) kırığın etki derecesine göre kademeli bir artırım öngörmez; m.89/2 tek oranda, yarı oranında artırım uygular. Bu nedenle adli raporda kırığın hafif veya orta dereceli sayılması taksirle yaralamada cezanın miktarını doğrudan değiştirmez, ancak temel cezanın alt sınırdan mı üst sınırdan mı belirleneceğine etki eder.
Bilinçli Taksir İle Gerçekleşen Nitelikli Taksirle Yaralamada Şikayetten Vazgeçme Davayı Düşürür Mü?
Hayır. Yaralanma birinci fıkra kapsamının dışındaysa ve fiil bilinçli taksirle işlenmişse suç şikayete tabi olmaktan çıkar; mağdur vazgeçse bile dava devam eder.
Çünkü bu durumda kovuşturma artık mağdurun iradesine değil kamu adına yürütülen takibe bağlıdır. Savcılık, mağdur şikayetçi olmasa bile iddianame düzenler ve mahkeme yargılamayı sürdürür.
Bununla birlikte vazgeçme beyanı dosyada etkisiz kalmaz:
- TCK m.62/2 uyarınca failin “fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları” takdiri indirim nedeni olarak değerlendirilebilir; zararın giderilmiş olması bu değerlendirmenin somut dayanağıdır.
- Zarar tamamen giderilmişse CMK m.231’deki hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarından biri sağlanmış olur.
- TCK m.51/2 uyarınca cezanın ertelenmesi, zararın tamamen giderilmesi koşuluna bağlanabilir.
Yani şikayete tabi olmayan bir dosyada vazgeçme davayı düşürmez ama sanığın cezasının miktarını ve infaz biçimini değiştirebilir.
Trafik Kazalarında Şikayetten Vazgeçme
Trafik kazalarında taksirle yaralama çok sık görülür ve taksirle yaralama şikayetten vazgeçme tartışması en çok bu dosyalarda gündeme gelir. Dosyaların büyük kısmı şikayete tabidir. Belirleyici olan yine iki şarttır:
- Yaralanma m.89/1 kapsamındaysa → dosya şikayete tabidir, kusur biçiminden bağımsız olarak vazgeçme davayı düşürür.
- Yaralanma m.89/2 veya m.89/3 kapsamına giriyorsa ve sürücüde bilinçli taksir varsa → dosya şikayete tabi değildir.
Trafikte bilinçli taksire en sık gerekçe gösterilen davranışlar alkollü araç kullanma, kırmızı ışıkta geçme, hız sınırının belirgin biçimde aşılması, ters yöne girme ve makas atmadır. Bu davranışların her biri otomatik olarak bilinçli taksir sayılmaz; mahkeme somut olayda failin neticeyi öngörüp öngörmediğini değerlendirir.
Uygulamada taraflar sigorta ödemesi veya maddi anlaşma yaptıktan sonra şikayetten vazgeçebilmektedir. Ancak yaralanma birinci fıkra dışındaysa ve bilinçli taksir kabul edilmişse bu vazgeçme ceza davasını sona erdirmez. Kaza sonrası ceza ve tazminat süreçlerinin tamamı için yaralamalı trafik kazası cezaları yazımıza bakabilirsiniz.
Alkollü Sürücüde Şikayetten Vazgeçmenin Sınırı: TCK m.179/3
Şikayetten vazgeçmenin en çok gözden kaçan sonucu şudur: dosya kapanmayabilir, yalnızca suç değişebilir. Alkollü veya uyuşturucu etkisinde araç kullanan sürücü, taksirle yaralama suçundan kurtulsa bile TCK m.179/3’teki trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan yargılanmaya devam eder.
Madde şöyledir: “Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” Bu suç şikayete tabi değildir ve CMK m.253’teki uzlaştırma listesinde de yer almaz.
Yargıtay bu ilişkiyi zarar suçu–tehlike suçu ölçütüyle kurar. 12. Ceza Dairesi, 3. Ceza Dairesi’nin E.2018/6835 K.2019/3235 sayılı ilamını aktararak şunu belirtmiştir: “…sanığın bilinçli taksirle yaralama suçundan cezalandırılmasının mümkün olduğu hallerde, sadece bilinçli taksirle yaralama suçundan cezalandırılması, kovuşturma şartı olan uzlaşmanın gerçekleşmesi nedeniyle taksirle yaralama suçundan cezalandırmanın mümkün olmadığı hallerde ise, sanığın TCK’nın 179. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan cezalandırılmasının gerektiği…” (12. CD E.2020/2628 K.2021/1948, 24.02.2021).
Pratik sonuç şudur: alkollü bir sürücü hakkında mağdur şikayetinden vazgeçtiğinde ya da uzlaşma gerçekleştiğinde taksirle yaralama dosyası kapanır, fakat aynı olay bu kez trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu olarak yargılanır. “Şikayetimi geri çektim, artık ceza almaz” beklentisi bu nedenle çoğu alkollü kaza dosyasında karşılıksız kalır.
Şikayetten Vazgeçme Tazminat Davasını Etkiler mi?
Ceza davasından vazgeçmek, kural olarak tazminat hakkından vazgeçmek anlamına gelmez. Ceza yargılaması ile tazminat yargılaması ayrı kurallara tabidir; biri kamu ceza iddiasını, diğeri özel hukuk alacağını konu alır.
Mağdur:
- Ceza davasındaki şikayetinden vazgeçebilir,
- Buna rağmen maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilir,
- Zorunlu trafik sigortasından tedavi gideri, iş göremezlik ve kalıcı sakatlık tazminatı isteyebilir.
Birinci istisna: Türk Ceza Kanunu m.73/7 uyarınca, şikâyetten vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklayan kişi artık hukuk mahkemesinde de dava açamaz. Bu nedenle tutanağa geçen “hiçbir hak ve alacak talebim yoktur” ifadesi, ceza dosyasını kapatmakla kalmaz, tazminat hakkını da sona erdirir. Hiç şikayetçi olunmaması hâlinde tazminat sürecinin nasıl işlediğini trafik kazasından sonra şikayetçi olunmazsa tazminat alınabilir mi yazımızda ele aldık.
İkinci istisna uzlaşmadır ve sonucu çok daha ağırdır. CMK m.253/19 uyarınca “uzlaşmanın sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır.” Burada şikayetten vazgeçmedeki gibi ayrıca bir beyan aranmaz — uzlaşma raporunun imzalanması tek başına bu sonucu doğurur.
Bu fark uygulamada en çok hak kaybı doğuran noktadır: mağdur, uzlaştırmacının önüne konan metni “nasılsa tazminat davası açarım” diyerek imzaladığında, kanun gereği o zarar kalemleri için dava yolunu kapatmış olur. Yalnızca uzlaşma anında tespit edilemeyen ve sonradan ortaya çıkan zararlar saklı kalır.
Uzlaşma ile Şikayetten Vazgeçme Arasındaki Fark
Bu iki kurum sık sık aynı şeymiş gibi anlatılır; oysa dayanakları, işleyişleri ve sonuçları farklıdır. Şikayetten vazgeçme TCK m.73’te düzenlenen tek taraflı bir irade açıklamasıdır. Uzlaştırma ise CMK m.253-255’te düzenlenen, uzlaştırmacı eliyle yürütülen ve bir kovuşturma şartı oluşturan usuli bir kurumdur.
| Karşılaştırma ölçütü | Şikayetten vazgeçme | Uzlaştırma |
|---|---|---|
| Kanuni dayanak | TCK m.73 | CMK m.253-255 |
| Kapsam | Yalnız şikayete tabi dosyalar | TCK m.89’un tamamı, şikayete bağlı olsun olmasın |
| İradenin yönü | Tek taraflı (mağdur) | İki taraflı (şüpheli + mağdur) |
| Kim yürütür | Savcılık / mahkeme | Uzlaştırma bürosu ve uzlaştırmacı |
| Zorunlu mu | Hayır, mağdurun tercihidir | Evet, kovuşturma şartıdır |
| Edim şartı | Yok | Olabilir (ödeme, onarım, özür vb.) |
| Soruşturmadaki sonucu | Kovuşturmaya yer olmadığı kararı | Edim def’aten ifa edilirse KYOK; taksitliyse kamu davasının açılmasının ertelenmesi |
| Kovuşturmadaki sonucu | Düşme (CMK m.223/8) | Edim def’aten ifa edilirse düşme; taksitliyse durma (CMK m.254/2) |
| Tazminat hakkına etkisi | Kural olarak etkilemez; TCK m.73/7 beyanı verilirse sona erer | Kendiliğinden sona erer (CMK m.253/19) |
| Birden fazla fail varsa | İştirak hâlinde diğerlerini de kapsar (TCK m.73/5) | Yalnız uzlaşan yararlanır (CMK m.255) |
| Tekrarı | Vazgeçme kesindir, geri alınamaz | Sonuçsuz kalırsa tekrar uzlaştırmaya gidilemez (CMK m.253/18) |
Tablonun en kritik satırı tazminat satırıdır. Mağdur açısından şikayetten vazgeçme, tazminat hakkı korunarak ceza dosyasını kapatmanın yoludur; uzlaşma ise kural olarak tazminat hakkını da kapatır. Sanık açısından ise tam tersi geçerlidir: uzlaşma, hem ceza dosyasını hem de tazminat riskini aynı anda bitirdiği için daha güvenli bir çözümdür.
Bir başka fark da edimdir. Uzlaşmada belirlenen edim yerine getirilmezse uzlaşma raporu, CMK m.253/19 son cümlesi uyarınca İcra ve İflas Kanunu m.38 anlamında ilam niteliğinde belge sayılır ve doğrudan icraya konulabilir. Şikayetten vazgeçmede böyle bir güvence yoktur; mağdur, konuşulan parayı alamazsa elinde icra takibine konu edilebilecek bir belge kalmaz.
Taksirle Yaralamada Uzlaştırma Zorunluluğu
Taksirle yaralama, uzlaştırma kapsamındaki suçların kanunda tek tek sayıldığı listede yer alır. CMK m.253/1-b’nin 2 numaralı bendi doğrudan “Taksirle yaralama (madde 89)” der ve bendin girişi bunu “şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın” kaydıyla düzenler.
Bunun pratik sonucu şudur: bilinçli taksirle işlenmiş, kemik kırıklı, şikayete tabi olmayan bir dosyada bile uzlaştırma teklifi yapılmak zorundadır. Uzlaştırma bir kovuşturma şartıdır; yerine getirilmeden kurulan hüküm bozulur.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, alkollü bir sürücünün bilinçli taksirle birden fazla kişiyi yaraladığı olayda mahkûmiyet hükmünü tam bu gerekçeyle bozmuştur: “…sanığa ve müştekilere uzlaşma teklifinde bulunulmadığı anlaşıldığından, 5271 sayılı Kanunun 253 ve 254. maddeleri uyarınca öncelikle uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden…” (12. CD E.2020/2628 K.2021/1948, 24.02.2021).
Uzlaştırma sürecinin işleyişi bakımından kanunun koyduğu süreler şunlardır:
| İşlem | Süre | Dayanak |
|---|---|---|
| Teklife cevap verme | 7 gün; cevap verilmezse teklif reddedilmiş sayılır | CMK m.253/4 |
| Uzlaştırma işlemlerinin tamamlanması | 30 gün | CMK m.253/12 |
| Ek süre | Her biri en fazla 20 gün olmak üzere en çok 2 kez | CMK m.253/12 |
| Teklif reddedilse bile uzlaştıklarını bildirme | En geç iddianamenin düzenlendiği tarihe kadar | CMK m.253/16 |
Süreç boyunca dava zamanaşımı ve kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez (CMK m.253/21). Ayrıca uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar, sonradan hiçbir soruşturma, kovuşturma veya davada delil olarak kullanılamaz (CMK m.253/20) — bu güvence, tarafların müzakerede rahat konuşabilmesi içindir.
Birden fazla mağdur varsa uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir (CMK m.253/7). Tek bir mağdurun reddi, dosyanın tamamı bakımından uzlaştırmayı sonuçsuz bırakır.
Edimin taksitle ödenmesi kararlaştırılırsa soruşturma aşamasında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir; bu kurumun ayrıntıları için kamu davasının açılmasının ertelenmesi yazımıza bakabilirsiniz.
Şikayetten Vazgeçme Ne Zamana Kadar Yapılabilir?
Şikayete tabi suçlarda vazgeçme, hüküm kesinleşinceye kadar yapılabilir. TCK m.73/4’ün ikinci cümlesi bu sınırı açıkça çizer: “hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.”
Buradaki kilit kavram kesinleşmedir, karar verilmesi değil. Yerel mahkeme mahkûmiyet kararı verdikten sonra bile dosya istinafta veya temyizdeyken yapılan vazgeçme sonuç doğurur.
| Aşama | Vazgeçmenin sonucu |
|---|---|
| Soruşturma (savcılıkta) | Kovuşturmaya yer olmadığı kararı |
| Kovuşturma (mahkemede) | Düşme kararı (CMK m.223/8) |
| İstinaf / temyiz aşaması | Hükmün bozulması ve davanın düşmesi |
| Hüküm kesinleştikten sonra | Sonuç doğurmaz, ceza infaz edilir (TCK m.73/4) |
Yargıtay uygulamasında bu sınır somut biçimde görülebilir. Hükümden sonra verilen vazgeçme dilekçesi üzerine 12. Ceza Dairesi mahkûmiyet hükmünü bozmuş ve davanın düşmesine karar vermiştir (12. CD E.2015/1209 K.2016/1822, 11.02.2016). Aynı kararda yaralanma TCK m.89/2-e kapsamındaydı — yani mağdurun yaşamı tehlikeye girmişti; buna rağmen bilinçli taksir bulunmadığı için dosya şikayete tabi sayıldı ve vazgeçme davayı düşürdü.
Mahkeme Şikayetten Vazgeçmeyi Kabul Etmek Zorunda mı?
Suç şikayete tabiyse ve vazgeçme usulüne uygunsa mahkemenin takdir yetkisi yoktur; davanın düşmesine karar vermek zorundadır. CMK m.223/8, kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılmasını bağımsız bir düşme sebebi olarak düzenler ve hâkime “kamu düzeni” gerekçesiyle yargılamayı sürdürme yetkisi tanımaz.
Mahkemenin düşme kararı vermediği hâller kanunla sınırlıdır:
- Suç şikayete tabi değilse: vazgeçme kovuşturma şartını ortadan kaldırmaz, yargılama sürer.
- Sanık vazgeçmeyi kabul etmezse: TCK m.73/6 uyarınca vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez.
- Derhâl beraat kararı verilebilecekse: CMK m.223/9 uyarınca düşme yerine beraat kararı verilir.
- Beyan geçerli değilse: vazgeçme baskı altında alınmışsa, beyan sahibi vazgeçmeye yetkili değilse ya da küçüğün kanuni temsilcisi usulünce beyanda bulunmamışsa mahkeme beyanı geçerli saymaz.
Bunların dışında “olay kamuoyunda ses getirdi”, “kamu düzeni ciddi biçimde etkilendi” gibi gerekçelerle düşme kararından kaçınılamaz; kanunda böyle bir ölçüt yoktur.
Fail Şikayetten Vazgeçmeyi Kabul Etmezse Ne Olur?
Sanığın vazgeçmeyi kabul etmemesi hâlinde dava düşmez, yargılama devam eder. TCK m.73/6’nın lafzı nettir: “Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez.”
Bu hüküm sanığın aleyhine değil, lehine konulmuştur. Suçlamayı hiç kabul etmeyen bir sanık, dosyanın “düşme” ile kapanmasını değil beraat kararıyla sonuçlanmasını isteyebilir; çünkü düşme kararı suçsuzluğu tespit etmez, yalnızca yargılamanın sürdürülemeyeceğini söyler. Beraat kararı ise sonraki tazminat davasında ve idari işlemlerde farklı bir ağırlık taşır.
Uygulamada mahkeme, mağdurun vazgeçme beyanını sanığa tebliğ eder ve kabul edip etmediğini sorar. Yargıtay bu usulü açıkça arar: temyiz aşamasında katılanın vazgeçmesi üzerine sanığa tebligat yapılmış, sanık “vazgeçmeyi kabul etmediğine ilişkin bir bildirimde bulunmadığı” için hüküm bozularak dava düşürülmüştür (12. CD E.2015/1209 K.2016/1822, 11.02.2016).
Uzlaşma bu noktada tamamen farklıdır: uzlaştırma iki taraflı bir kurum olduğu için şüphelinin veya sanığın kabulü kurucu unsurdur; kabul etmezse uzlaştırma sonuçsuz kalır.
Birden Fazla Mağdur Varsa Ne Olur?
Olayda birden fazla mağdur varsa her mağdur ayrı ayrı şikayet ve vazgeçme hakkına sahiptir. TCK m.73/3 bunu doğrular: “Şikayet hakkı olan birkaç kişiden birisi altı aylık süreyi geçirirse bundan dolayı diğerlerinin hakları düşmez.”
Bir mağdur vazgeçse bile diğeri vazgeçmezse dava, vazgeçmeyen mağdur yönünden devam eder. Ancak burada çoğu kaynakta atlanan bir sonuç vardır: vazgeçme, suçun nitelendirmesini değiştirmez.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin kararına konu olayda 1,42 promil alkollü sürücü arkadan çarpmış, beş kişi yaralanmıştı. Dört mağdurun yaralanması basit tıbbi müdahale ile giderilebilir düzeydeydi ve bu mağdurlar şikayetlerinden vazgeçti; bir mağdurda ise kemik kırığı vardı. Yerel mahkeme yalnızca kemik kırığı olan mağdur yönünden hüküm kurdu. Daire bunu bozdu: “…sanığa atılı suçun aynı Kanunun 89/4. maddesinde düzenlenen bilinçli taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin, yazılı şekilde mahkumiyet hükmü tesis edilmesinde isabet görülmediğinden…” (12. CD E.2021/1615 K.2021/5984, 20.09.2021).
Yani şikayetten vazgeçen mağdurlar dosyadan düşse dahi fiil bütün olarak “birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma” suçu sayılmış ve sanık daha ağır olan m.89/4’ten cezalandırılmıştır. Sanık açısından pratik sonuç şudur: birden fazla mağdurlu dosyalarda mağdurların bir kısmıyla anlaşmak, cezayı hafifletmek yerine suçun niteliğini korumaya devam edebilir.
Uzlaştırma bakımından ise kural daha katıdır. CMK m.253/7 uyarınca birden fazla mağduru bulunan bir dosyada uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için mağdurların hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir.
Şikayetten Vazgeçme Ceza İndirimine Yol Açar mı?
Şikayete tabi olmayan bir dosyada mağdurun vazgeçmesi davayı düşürmez, ancak ceza belirlenirken dikkate alınabilir. Dayanak TCK m.62’dir: fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı hâlinde ceza altıda birine kadar indirilir.
Maddenin ikinci fıkrası hangi olguların değerlendirileceğini sayar: failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları ve cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri. Zararın giderilmiş olması ve tarafların barışması bu kapsamda değerlendirilir.
Aynı fıkraya 2022 yılında eklenen cümle önemli bir sınır koyar: “Ancak failin duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışları, takdiri indirim nedeni olarak dikkate alınmaz.” Yani duruşmada gösterilen biçimsel pişmanlık değil, somut olarak zararın giderilmesi gibi davranışlar sonuç doğurur.
Vazgeçmenin ceza dışındaki etkileri de vardır:
- HAGB: CMK m.231 uyarınca zararın tamamen giderilmiş olması hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının koşullarındandır.
- Erteleme: TCK m.51/2 uyarınca cezanın ertelenmesi zararın giderilmesi koşuluna bağlanabilir.
- Temel cezanın belirlenmesi: mahkeme, cezayı alt sınırdan belirlerken tarafların anlaşmış olmasını gerekçe gösterebilir.
İş Kazalarında Taksirle Yaralama ve Şikayet
İş kazalarında da taksirle yaralama suçunda şikayetten vazgeçme rejimi TCK m.89/5’e göre belirlenir; iş kazası olması tek başına dosyayı şikayete tabi olmaktan çıkarmaz. Yaygın olarak dile getirilen “iş kazası ağırsa şikayet aranmaz” ifadesi eksiktir: ağırlık tek başına yetmez, ayrıca bilinçli taksirin da kabul edilmesi gerekir.
İşveren veya iş güvenliği uzmanı yönünden bilinçli taksir tartışması genellikle şu olgular üzerinden yürür: daha önce yazılı olarak bildirilmiş bir riskin giderilmemesi, iş güvenliği uzmanının uyarısına rağmen üretime devam edilmesi, koruyucu ekipmanın hiç temin edilmemiş olması. Bu olgular varsa netice m.89/1 dışına çıktığında dosya şikayete tabi olmaktan çıkar ve işçinin vazgeçmesi ceza sürecini sona erdirmez.
Buna karşılık işçinin dikkatsizliğiyle, öngörülemeyen bir sebeple gerçekleşen ve basit taksir kabul edilen kazalarda yaralanma ağır olsa bile dosya şikayete tabidir.
Ceza süreci ile işverenin hukuki sorumluluğu ayrı yürür. İşçi ceza davasındaki şikayetinden vazgeçse dahi maddi ve manevi tazminat ile SGK’nın rücu alacağı bakımından süreç devam eder; ceza dosyasının düşmesi işverenin tazminat sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Örnek Senaryo
Taksirle yaralama suçunda şikayetten vazgeçme sonucunun aynı olayın küçük bir ayrıntısına göre nasıl değiştiğini üç senaryo üzerinden görmek mümkündür. Üçünde de mağdur şikayetinden vazgeçmektedir.
| Senaryo | Kusur | Yaralanma | Sonuç |
|---|---|---|---|
| Sürücü dalgınlıkla önündeki araca çarpıyor | Basit taksir | Kolda kırık (m.89/2-b) | Dosya şikayete tabi → düşme |
| Sürücü 1,20 promil alkollüyken çarpıyor | Bilinçli taksir | Kolda kırık (m.89/2-b) | Şikayet aranmaz → dava sürer; ayrıca uzlaştırma yapılmalıdır |
| Sürücü 1,20 promil alkollüyken çarpıyor | Bilinçli taksir | Yalnız sıyrık (m.89/1) | Dosya şikayete tabi → düşme; ancak TCK m.179/3 dosyası ayrıca yürür |
Tablonun ikinci ve üçüncü satırı, bilinçli taksirin tek başına yeterli olmadığını gösterir. Üçüncü satır ise şikayetten vazgeçmenin sanığı her zaman tamamen kurtarmadığını: alkollü sürücü taksirle yaralamadan kurtulsa da trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçuyla karşı karşıya kalır.
Taksirle Yaralama Suçunda Bilinçli Taksir Varsa Şikayetten Vazgeçme Ne Sonuç Doğurur?
Taksirle yaralama suçunun bir de “bilinçli taksir” hâli vardır. Bilinçli taksir, TCK m.22/3’ün tanımıyla kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın neticenin meydana gelmesidir; fail riski görmüş, buna rağmen davranışını sürdürmüştür.
Örneğin:
- Hız sınırını ciddi şekilde aşarak araç kullanmak
- Alkollü olarak direksiyona geçmek
- İş güvenliği önlemlerini bilerek almamak
- Uyarılara rağmen riskli davranışı sürdürmek
- Kırmızı ışıkta geçmek veya ters yöne girmek
Bu gibi durumlarda bilinçli taksir gündeme gelir ve ceza üçte birden yarısına kadar artırılır. Maddenin lafzı “artırılır” biçiminde olduğu için artırımın kendisi zorunludur; hâkimin takdiri yalnızca oranı belirlemeye ilişkindir.
Bilinçli taksirin daha az bilinen ve pratikte çok daha ağır olan sonucu ise TCK m.50/4’tedir: “Taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa; bu ceza, diğer koşulların varlığı halinde, birinci fıkranın (a) bendine göre adlî para cezasına çevrilebilir. Ancak, bu hüküm, bilinçli taksir halinde uygulanmaz.” Yani basit taksirde uzun süreli hapis cezası bile paraya çevrilebilirken, bilinçli taksirde bu yol tamamen kapanır.
Şikayetten vazgeçmenin sonucu ise yaralanmanın hangi fıkraya girdiğine bağlıdır. Yaralanma m.89/1 kapsamındaysa bilinçli taksir bulunsa bile dosya şikayete tabidir ve vazgeçme davayı düşürür. Yaralanma birinci fıkranın dışındaysa vazgeçme davayı düşürmez; yalnızca cezanın belirlenmesinde ve HAGB/erteleme değerlendirmesinde etkili olur.

Şikayetten Vazgeçme Sanığın Sabıka Kaydını Etkiler mi?
Basit taksirle yaralama suçunda mağdur şikayetinden vazgeçer ve dava düşerse sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmez. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.4/1 yalnızca kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerinin adli sicile kaydedileceğini söyler; düşme kararı mahkûmiyet olmadığı için sicile hiç girmez.
- Adli sicile ceza kaydı işlenmez.
- Hüküm kurulmadığı için sabıka oluşmaz.
- Arşiv kaydı da doğmaz; çünkü 5352 sayılı Kanun m.9/1 uyarınca arşiv kaydı, önce adli sicile girmiş bir mahkûmiyetin silinmesiyle oluşur. Sicile hiç girmeyen bir karar arşive de giremez.
Dava şikayete tabi değilse ve mahkeme mahkûmiyet kararı verirse tablo değişir. Ancak burada da sonuç, verilen cezanın türüne göre farklılaşır:
| Kararın türü | Adli sicil (sabıka) kaydı | Dayanak |
|---|---|---|
| Düşme (şikayetten vazgeçme) | Kayıt yok | 5352 m.4/1 |
| Beraat | Kayıt yok | 5352 m.4/1 |
| Hükmün açıklanmasının geri bırakılması | Adli sicilde görünmez; kendine mahsus ayrı sisteme kaydedilir | CMK m.231/13, 5352 m.6/1 |
| Adli para cezasına mahkûmiyet | Adli sicile alınmadan doğrudan arşive kaydedilir | 5352 m.9/3 son cümle |
| Hapis cezasının ertelenmesi | Adli sicile alınmadan doğrudan arşive kaydedilir | 5352 m.9/3 son cümle |
| İnfaz edilen hapis cezası | Sicile kaydedilir; infaz bitince silinip arşive alınır | 5352 m.4/1, m.9/1-a |
Tablonun dördüncü satırı uygulamada en çok yanlış bilinen noktadır. Taksirle yaralama suçunda mahkeme adli para cezasına hükmetse bile bu karar adli sicil kaydına alınmaz, doğrudan arşiv kaydına girer. Arşiv kaydı ise sıradan bir sabıka kaydı sorgulamasında görünmez; 5352 m.12/1-c uyarınca arşive alınma koşullarının oluştuğundan itibaren beş yıl geçmesiyle tamamen silinir.
Ayrı bir nokta olarak, düşme kararı adli sicilde görünmese de dosyanın kendisi UYAP’ta kalır ve 7315 sayılı Kanun kapsamındaki arşiv araştırmasında “devam eden veya sonuçlanmış soruşturma ya da kovuşturma” olgusu olarak görülebilir. Bu nedenle “dava düştü, hiçbir yerde görünmez” ifadesi güvenlik soruşturmasına tabi meslekler bakımından doğru değildir.
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) ile Şikayetten Vazgeçme Aynı Şey midir?
Hayır, bu iki kavram farklıdır ve sonuçları da farklıdır. Şikayetten vazgeçme hâlinde dava düşer, hiçbir mahkûmiyet hükmü kurulmaz. HAGB’de ise mahkeme sanığın suçu işlediğini kabul eder, cezayı belirler, ancak hükmü açıklamayarak sanığı beş yıllık denetim süresine tabi tutar.
| Ölçüt | Şikayetten vazgeçme | HAGB |
|---|---|---|
| Hüküm kurulur mu | Hayır, dava düşer | Evet, ancak açıklanmaz |
| Denetim süresi | Yok | 5 yıl (CMK m.231/8) |
| Zararın giderilmesi şartı | Yok | Var (CMK m.231/6) |
| Adli sicil | Kayıt yok | Ayrı sisteme kaydedilir (m.231/13) |
| Kanun yolu | Düşme kararına istinaf | İstinaf (CMK m.231/12) |
| Dosyanın kapanması | Derhâl | Denetim süresi sorunsuz geçerse |
HAGB rejimi 16.07.2026 tarihli 7589 sayılı Kanun’la yeniden yazılmıştır. Bu düzenlemeyle birlikte üç nokta önem kazanmıştır:
- HAGB kararına karşı kanun yolu itiraz değil istinaftır (CMK m.231/12). Eski kaynakların büyük kısmı hâlâ “itiraz” demektedir.
- Zararı derhâl gideremeyen sanık, zararı denetim süresince aylık taksitlerle tamamen ödemek koşuluyla da HAGB’den yararlanabilir (CMK m.231/9).
- Denetim süresi içinde kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha HAGB kararı verilemez (CMK m.231/8).
Taksirle yaralama, HAGB’nin kanunen kapalı olduğu suçlar arasında değildir; belirleyici olan indirimler sonrasında cezanın iki yıl veya altında kalması ve zararın giderilmiş olmasıdır. HAGB kararının iş hayatına ve sicile etkisi için HAGB kararı sicile işler mi yazımıza bakabilirsiniz.
Taksirle Yaralama Suçunda Şikayet Süresi Nedir?
Şikayete tabi olan taksirle yaralama suçunda şikayet süresi altı aydır. TCK m.73/1 bu süreyi hak düşürücü süre olarak düzenler: yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
Sürenin başlangıcı bakımından m.73/2 iki olguyu birlikte arar: şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği gün. İkisinden biri bilinmiyorsa süre işlemeye başlamaz. Kaçan sürücünün sonradan tespit edildiği kazalarda süre, kaza tarihinden değil failin öğrenildiği tarihten işler.
Üç ayrıntı sıklıkla atlanır:
- Zamanaşımı üst sınırdır. m.73/2 süreyi “zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla” işletir; failin çok geç öğrenilmesi süreyi sınırsız uzatmaz.
- Her mağdurun süresi ayrıdır. m.73/3 uyarınca şikayet hakkı olan birkaç kişiden biri süreyi geçirirse diğerlerinin hakları düşmez.
- Şikayet aranmayan dosyada süre işlemez. Bilinçli taksirle işlenen ve m.89/1 dışına çıkan fiillerde kovuşturma şikayete bağlı olmadığı için altı aylık süre uygulanmaz.
Altı ay içinde şikayet edilmezse savcılık kovuşturmaya yer olmadığına karar verir; dava açılmışsa mahkeme düşme kararı verir.
Şikayet Süresi Geçtikten Sonra Dava Zamanaşımı
Şikayet süresinin geçmesi ile dava zamanaşımının dolması farklı sonuçlar doğurur. Altı aylık şikayet süresi yalnızca şikayete tabi dosyaları etkiler; şikayet aranmayan dosyalarda ise sınırı dava zamanaşımı çizer.
TCK m.66/1-e uyarınca beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda dava zamanaşımı sekiz yıldır. TCK m.89’un tüm fıkralarında öngörülen cezaların üst sınırı beş yılı aşmadığı için taksirle yaralama suçunda dava zamanaşımı süresi sekiz yıl olarak uygulanır.
| Fıkra | Ceza üst sınırı | Dava zamanaşımı |
|---|---|---|
| m.89/1 | 2 yıl hapis | 8 yıl |
| m.89/2 (yarı oranında artırım) | 3 yıl hapis | 8 yıl |
| m.89/3 (bir kat artırım) | 4 yıl hapis | 8 yıl |
| m.89/4 | 5 yıl hapis | 8 yıl |
Zamanaşımı, TCK m.66/6 uyarınca suçun işlendiği günden itibaren işlemeye başlar; yani kaza tarihinden. TCK m.72/2 ise iki önemli kural koyar: dava zamanaşımı re’sen uygulanır ve şüpheli, sanık ya da hükümlü bundan vazgeçemez. Sanığın “ben yargılanmak istiyorum” demesi zamanaşımının işlemesine engel olmaz.
Uzlaştırma süreci boyunca zamanaşımının işlemediğini de belirtmek gerekir (CMK m.253/21): süre, ilk uzlaşma teklifinden uzlaştırmacının raporunu büroya verdiği tarihe kadar durur.
Şikayetten Vazgeçme Yazılı mı Olmalıdır?
Şikayetten vazgeçme için kanun belirli bir şekil şartı öngörmez. Beyan:
- Cumhuriyet başsavcılığına yazılı dilekçeyle,
- Mahkeme huzurunda sözlü beyanla (duruşma tutanağına geçirilerek),
- Vekil aracılığıyla — vekâletnamede vazgeçme yetkisinin bulunması koşuluyla,
- Kolluk ifadesi sırasında tutanağa geçirilerek
yapılabilir. Önemli olan beyanın açık ve tereddütsüz olmasıdır. “Şikayetçi değilim” veya “şikayetimden vazgeçiyorum” şeklinde net bir ifade gerekir.
Dilekçede bulunması gereken unsurlar şunlardır:
- Dosyanın numarası (soruşturma veya esas numarası) ve mercii
- Beyan sahibinin kimlik ve iletişim bilgileri
- Sıfatın belirtilmesi (mağdur / katılan / şikayetçi)
- Vazgeçme iradesinin açık ifadesi
- Şahsi haklar konusundaki tercihin ayrıca belirtilmesi
Son madde dilekçenin en kritik satırıdır. Tazminat hakkı korunmak isteniyorsa dilekçeye “şahsi haklarım saklı kalmak kaydıyla şikayetimden vazgeçiyorum” ifadesi yazılmalıdır. Aksine, tutanağa geçen “hiçbir hak ve alacak talebim yoktur” gibi bir cümle TCK m.73/7 uyarınca hukuk mahkemesinde dava açma hakkını da sona erdirir.
Küçük veya kısıtlı mağdurlarda beyanın kanuni temsilci tarafından verilmesi gerekir; velinin beyanı olmadan alınan vazgeçme geçerli sayılmaz.
Vazgeçme Sonradan Geri Alınabilir mi?
Hayır. Şikayetten vazgeçme kesin bir usul işlemidir; beyan bir kez verildikten sonra geri alınamaz. Mahkeme vazgeçme üzerine düşme kararı verdiğinde dosya kapanır ve aynı fiil nedeniyle yeniden dava açılamaz — CMK m.223/7 uyarınca aynı fiil nedeniyle aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm varsa davanın reddine karar verilir.
Bu nedenle vazgeçme kararı aceleyle verilmemelidir. Özellikle şu üç durumda beyandan önce hukuki değerlendirme yapılmalıdır:
- Tedavi süreci devam ediyorsa; zararın nihai boyutu henüz belli değildir.
- Maluliyet oranı belirlenmemişse; kalıcı sakatlık tazminatı hesaplanamaz.
- Kusur oranı bilirkişi raporuyla henüz saptanmamışsa; sigortadan alınabilecek tutar bilinmez.
Aynı katılık uzlaştırma için de geçerlidir: CMK m.253/18 uyarınca uzlaştırmanın sonuçsuz kalması hâlinde tekrar uzlaştırma yoluna gidilemez.
Taksirle Yaralama Suçunda Manevi Tazminat Talebi
Ceza davası ile tazminat süreci birbirinden farklıdır ve ayrı mahkemelerde yürür. Mağdur şikayetten vazgeçse bile manevi tazminat davası açabilir; ceza dosyasının düşmesi haksız fiil sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Manevi tazminat talebi özellikle şu hâllerde gündeme gelir:
- Kalıcı sakatlık veya maluliyet
- Ameliyat ve uzun süren tedavi
- Yüzde sabit iz veya görünür değişiklik
- Psikolojik travma, kaza sonrası araç kullanamama
- Uzun süreli iş göremezlik
Şikayetten vazgeçmek bu hakkı kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Hakkı sona erdiren iki hâl vardır: TCK m.73/7 kapsamında şahsi haklardan da açıkça vazgeçilmesi ve CMK m.253/19 kapsamında uzlaşmanın sağlanması.
Manevi tazminat, zorunlu trafik sigortasının teminatı dışındadır; sigorta şirketinden değil doğrudan sorumlulardan istenir. Maddi zarar kalemleri ise sigortadan talep edilebilir.
Şikayetten Vazgeçme Sigorta Sürecini Etkiler mi?
Trafik kazalarında en çok merak edilen konulardan biri budur. Ceza davasındaki şikayetten vazgeçme, sigorta şirketinin ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Sigorta sorumluluğu ceza dosyasına değil poliçeye, kusur oranına ve zararın kanıtlanmasına bağlıdır.
Mağdur şikayetini geri çekse bile şu kalemler talep edilebilir:
- Tedavi giderleri
- Geçici ve sürekli iş göremezlik zararları
- Araçtaki maddi hasar ve değer kaybı
- Araç mahrumiyet bedeli
Ancak kritik ayrım burada da uzlaşmadadır. Uzlaşma sağlandığında CMK m.253/19 uyarınca tazminat davası açılamaz; bu, sigortadan talep edilecek kalemleri de doğrudan etkiler. Uzlaşma metnine yalnızca “şikayetimden vazgeçiyorum” yazmak ile tazminat konusunda anlaşmaya varmak aynı şey değildir ve metnin içeriği sonradan bağlayıcı olur.
Bir başka nokta: sigorta şirketinin ödeme yapması sanığın ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Sigorta ödemesi zararın giderilmesi bakımından HAGB ve erteleme değerlendirmesinde dikkate alınabilir, ancak dosyanın düşmesini sağlamaz.
Kamu Davası Açıldıktan Sonra Uzlaşma Mümkün mü?
Evet. CMK m.254/1 uyarınca kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğu anlaşılırsa dosya, uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir.
Mahkeme aşamasındaki uzlaşmanın sonucu, 07.11.2024 tarihli 7531 sayılı Kanun’la değiştirilen CMK m.254/2’de düzenlenmiştir ve edimin nasıl ifa edileceğine göre ikiye ayrılır:
| Edimin ifası | Mahkemenin kararı | Sonuç |
|---|---|---|
| Def’aten (tek seferde) yerine getirilirse | Düşme | Dava sona erer |
| İleri tarihe bırakılır, taksite bağlanır veya süreklilik arz ederse | Durma | Durma süresince zamanaşımı işlemez |
| Uzlaşmanın gerekleri yerine getirilmezse | Yargılamaya devam | Dava kaldığı yerden sürer |
Soruşturma aşamasında ise sonuç farklıdır: CMK m.253/19 uyarınca edim def’aten yerine getirilirse kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir; edim taksitli veya sürekliyse kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir.
Taksirle yaralama uzlaştırma kapsamında olduğuna göre, ağır yaralanma hâllerinde de uzlaştırma yolu kapanmaz. Kapsamı daraltan tek hüküm CMK m.253/3’tür ve orada sayılan suçlar (cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, ısrarlı takip, hakaret) arasında taksirle yaralama yoktur.
Taksirle Yaralamada Mahkeme Neye Bakar?
Mahkeme karar verirken şu unsurları inceler:
- Adli rapor: yaralanmanın hangi fıkraya girdiğini belirler; şikayet rejimini doğrudan etkiler.
- Kusur oranı ve kusurun biçimi: basit taksir mi bilinçli taksir mi olduğu tespit edilir.
- Olayın oluş şekli: kaza tespit tutanağı, kroki, kamera görüntüsü, tanık beyanları.
- Failin dikkat ve özen yükümlülüğü: mesleki veya trafik kurallarına aykırılık.
- Mağdurun zararı ve giderilip giderilmediği: ceza miktarı, HAGB ve erteleme bakımından belirleyici.
Şikayetten vazgeçme yalnızca şikayete tabi dosyalarda hükmün türünü belirler. Diğer hâllerde mahkeme kamu adına yargılamaya devam eder ve vazgeçme, cezanın miktarına etki eden bir olgu olarak değerlendirilir. Adli raporun içeriği ve nasıl alındığı için darp raporu nasıl alınır yazımız yol gösterici olabilir.
Birden Fazla Fail Varsa Şikayetten Vazgeçme Ne Sonuç Doğurur?
Bu sorunun cevabı, olayın hangi hukuki kurum çerçevesinde ele alındığına göre değişir ve kanunda üç ayrı hüküm vardır.
| Durum | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| İştirak hâlinde işlenen suçta bir sanık hakkında vazgeçme | Diğerlerini de kapsar | TCK m.73/5 |
| Sanık vazgeçmeyi kabul etmezse | Onu etkilemez, yargılaması sürer | TCK m.73/6 |
| Uzlaşma | Yalnız uzlaşan kişi yararlanır | CMK m.255 |
Taksirli suçlarda iştirak kural olarak söz konusu olmaz; TCK m.22/5 uyarınca birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur ve her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir. Bu nedenle taksirle yaralamada birden fazla sürücünün kusurlu bulunduğu kazalarda mağdur, sürücülerden yalnızca biri hakkındaki şikayetinden vazgeçebilir; dava diğer sürücü yönünden devam eder.
CMK m.255’in kuralı ise uzlaşmaya özgüdür: aralarında iştirak ilişkisi olsun veya olmasın birden çok kişi tarafından işlenen suçlarda ancak uzlaşan kişi uzlaşmadan yararlanır. Yani iki sürücüden biriyle uzlaşılması, diğerinin dosyasını kapatmaz.
Kusur dağılımının ceza sorumluluğuna etkisi ve tali kusurlu sürücünün durumu için trafik kazasında tali kusurlu kişi tazminat alabilir mi yazımıza bakabilirsiniz.
Taksirle Yaralama Suçunda Hapis Cezası Verilir mi?
Evet, ancak fıkraya göre değişir. TCK m.89/1’de ceza seçimliktir: dört aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası. Buna karşılık m.89/4’te seçimlik ceza yoktur; kanun doğrudan dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezası öngörür.
| Fıkra | Netice | Ceza |
|---|---|---|
| m.89/1 | Diğer fıkralara girmeyen yaralama | 4 ay – 2 yıl hapis veya adli para cezası |
| m.89/2 | Kemik kırığı, organ işlevinin sürekli zayıflaması, yüzde sabit iz, yaşamsal tehlike vb. | Birinci fıkra cezası yarı oranında artırılır |
| m.89/3 | Organ kaybı, bitkisel hayat, iyileşmeyen hastalık, yüzün sürekli değişikliği vb. | Birinci fıkra cezası bir kat artırılır |
| m.89/4 | Birden fazla kişinin yaralanması | 9 ay – 5 yıl hapis (adli para cezası seçeneği yok) |
| TCK m.22/3 | Bilinçli taksir | Ceza üçte birden yarısına kadar artırılır |
| TCK m.62 | Takdiri indirim | Altıda birine kadar indirilir |
Cezanın nasıl infaz edileceği ayrı bir konudur:
- Adli para cezasına çevirme: TCK m.50/4 uyarınca taksirli suçlarda hükmolunan hapis cezası uzun süreli olsa bile paraya çevrilebilir; ancak bu imkân bilinçli taksirde uygulanmaz.
- Erteleme: TCK m.51 uyarınca iki yıl veya daha az hapis cezası ertelenebilir.
- HAGB: CMK m.231 koşulları varsa hüküm açıklanmaz.
Şikayetten vazgeçme yalnızca şikayete tabi dosyalarda ceza ihtimalini tamamen ortadan kaldırır. Diğer hâllerde cezanın miktarını ve infaz biçimini etkileyebilir, ancak mahkûmiyeti engellemez.
Kasten Yaralama ile Taksirle Yaralamada Şikayet Rejimi Farkı
Kasten yaralama ile taksirle yaralamanın şikayet rejimleri birbirinin tersi yönde kurulmuştur ve sık sık karıştırılır.
| Ölçüt | Kasten yaralama (TCK m.86) | Taksirle yaralama (TCK m.89) |
|---|---|---|
| Kural | Şikayete tabi değildir; re’sen soruşturulur | Şikayete tabidir |
| İstisna | m.86/2 — etkisi basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek yaralama şikayete tabidir | m.89/5 — bilinçli taksir + m.89/1 dışı netice varsa şikayet aranmaz |
| Nitelikli hâllerde | m.86/3’teki hâllerde şikâyet aranmaksızın ceza artırılır | m.89/2-3-4 tek başına şikayet şartını kaldırmaz |
| Uzlaştırma | Kapsamda (m.86 üçüncü fıkra hariç, m.88) | Kapsamda (m.89’un tamamı) |
Uygulamada en çok karışan nokta “basit tıbbi müdahale” ölçütüdür. Bu ölçüt kasten yaralamada suçun şikayete tabi olup olmadığını belirleyen kanuni ölçüttür (m.86/2). Taksirle yaralamada ise kanun böyle bir ölçüt kullanmaz; şikayet rejimini belirleyen, neticenin m.89/2 ve m.89/3’teki listelere girip girmediğidir. Adli raporun “basit tıbbi müdahale ile giderilebilir” demesi taksirle yaralamada bir gösterge olarak kullanılsa da tek başına kanuni ölçüt değildir.
Kasten yaralamanın cezaları ve şikayet süreci için kasten adam yaralamanın cezası ne kadar yazımıza bakabilirsiniz.
Taksirle Yaralamada Sürücü Belgesinin Geri Alınması
Taksirle yaralama suçunda sürücü belgesi bakımından ayrı bir güvenlik tedbiri öngörülmüştür. TCK m.53/6 uyarınca, trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet hâlinde üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir.
Bu tedbirin üç özelliği vardır:
- Takdiridir: madde “karar verilebilir” der; zorunlu değildir.
- Süre, cezanın tümüyle infazından itibaren işler. Yani hapis veya adli para cezası bittikten sonra başlar.
- Yasaklama hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer.
Buna karşılık TCK m.53/1’deki hak yoksunlukları taksirle yaralamada uygulanmaz; çünkü o fıkra yalnızca kasten işlenen suçtan hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde işler.
Şikayetten vazgeçme sonucu düşme kararı verilirse mahkûmiyet doğmadığı için bu tedbir de gündeme gelmez.
Önemli Bir Nokta: Şikayetten Vazgeçmeden Önce Nelere Dikkat Edilmeli?
Mağdur açısından en kritik hususlar şunlardır:
- Maddi zarar tamamen karşılandı mı? Tedavi, iş göremezlik ve araç hasarı kalemleri ayrı ayrı hesaplandı mı?
- Kalıcı sağlık problemi var mı? Maluliyet oranı belirlendi mi?
- Tazminat hakları güvence altına alındı mı? Dilekçeye “şahsi haklarım saklı kalmak kaydıyla” ifadesi konuldu mu?
- İmzalanacak metin şikayetten vazgeçme mi yoksa uzlaşma raporu mu? İkisinin tazminat sonuçları farklıdır.
- Tedavi süreci sona erdi mi? Sonradan ortaya çıkabilecek zararlar öngörüldü mü?
Sanık açısından ise değerlendirme farklı yürür:
- Dosya gerçekten şikayete tabi mi? Değilse vazgeçme dosyayı kapatmayacaktır.
- Bilinçli taksir isnadı var mı? Varsa hem ceza artacak hem paraya çevirme yolu kapanacaktır.
- Alkollü araç kullanma söz konusu mu? Öyleyse TCK m.179/3 dosyası ayrıca yürüyecektir.
- Uzlaşma, hem ceza hem tazminat riskini birlikte kapattığı için daha kesin bir çözüm sunabilir.
- Kusursuz olunduğu düşünülüyorsa düşme yerine beraat istenebilir (TCK m.73/6, CMK m.223/9).
Sonuç: Taksirle Yaralama Suçunda Şikayetten Vazgeçme Kararında Ölçüt Ne Olmalı?
Taksirle yaralama suçunda şikayetten vazgeçme, her durumda davayı düşüren bir mekanizma değildir. Belirleyici olan tek soru şudur: fiil hem bilinçli taksirle işlendi hem de netice TCK m.89/1 kapsamının dışına çıktı mı? İki şart birlikte gerçekleşmişse dosya şikayete tabi olmaktan çıkar ve vazgeçme davayı düşürmez; şartlardan biri eksikse dosya şikayete tabidir ve vazgeçme düşme kararıyla sonuçlanır.
Bu değerlendirme yapılırken şu üç noktanın gözden kaçırılmaması gerekir. Birincisi, taksirle yaralamanın tamamı uzlaştırma kapsamındadır; şikayet aranmayan dosyalarda bile uzlaştırma yapılmadan hüküm kurulamaz. İkincisi, uzlaşma ile şikayetten vazgeçme tazminat hakkı bakımından tamamen farklı sonuçlar doğurur. Üçüncüsü, alkollü araç kullanmanın söz konusu olduğu dosyalarda taksirle yaralama sona erse bile trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu ayrıca yürür.
Bu nedenle hem mağdur hem de sanık açısından beyanın verileceği aşamada dosyanın hangi fıkraya girdiği, kusurun biçimi ve tazminat kalemlerinin durumu birlikte değerlendirilmelidir. Süreci birlikte yürütmek isterseniz Ankara ceza avukatı sayfamız üzerinden bize ulaşabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Taksirle yaralama suçunda şikayetten vazgeçersem dava kesin olarak düşer mi?
Dosya şikayete tabiyse evet, mahkeme CMK m.223/8 uyarınca düşme kararı verir. Şikayete tabi olmayan dosyalarda ise vazgeçme davayı düşürmez; yalnızca cezanın belirlenmesinde dikkate alınır. Ayrıca sanık vazgeçmeyi kabul etmezse TCK m.73/6 uyarınca dava düşmez ve yargılama devam eder.
Bilinçli taksir varsa şikayetten vazgeçmek ceza davasını sona erdirir mi?
Yaralanmanın hangi fıkraya girdiğine bağlıdır. Yaralanma TCK m.89/1 kapsamındaysa bilinçli taksir bulunsa bile dosya şikayete tabidir ve vazgeçme davayı düşürür. Yaralanma m.89/2, m.89/3 veya m.89/4 kapsamına giriyorsa şikayet aranmaz ve dava sürer.
Şikayetten vazgeçmek tazminat hakkını da ortadan kaldırır mı?
Kural olarak hayır. Ancak TCK m.73/7 uyarınca vazgeçme sırasında şahsi haklardan da vazgeçildiği ayrıca açıklanmışsa hukuk mahkemesinde dava açılamaz. Uzlaşma hâlinde ise ayrıca beyan aranmaz: CMK m.253/19 uyarınca uzlaşmanın sağlanmasıyla tazminat davası açılamaz, açılmış dava feragat edilmiş sayılır.
Şikayetten vazgeçme ne zamana kadar yapılabilir?
Şikayete tabi suçlarda mağdur, hüküm kesinleşinceye kadar şikayetinden vazgeçebilir. Dosya istinafta veya temyizdeyken yapılan vazgeçme de sonuç doğurur. TCK m.73/4 uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme ise cezanın infazına engel olmaz.
Trafik kazasında tarafların anlaşması ceza davasını otomatik olarak bitirir mi?
Hayır. Tarafların kendi aralarında maddi anlaşmaya varması veya sigorta ödemesinin yapılması tek başına ceza davasını sona erdirmez. Anlaşmanın sonuç doğurması için ya usulüne uygun bir şikayetten vazgeçme beyanı ya da uzlaştırma bürosu eliyle yürütülen bir uzlaşma gerekir.
Ağır yaralanmada şikayetten vazgeçmek işe yarar mı?
Evet, fiil basit taksirle işlenmişse yarar. TCK m.89/5 şikayet şartının kalkması için bilinçli taksiri de arar. Yargıtay, yaralanmanın m.89/2-e kapsamında yaşamsal tehlike doğurduğu bir dosyada bilinçli taksir bulunmadığı için vazgeçmeyi geçerli saymış ve davanın düşmesine karar vermiştir (12. CD E.2015/1209 K.2016/1822).
Taksirle yaralama kemik kırığı uzlaşmaya tabi mi?
Evet. CMK m.253/1-b-2 taksirle yaralamayı “şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın” uzlaştırma kapsamına alır. Kemik kırığı bulunan ve bilinçli taksirle işlenmiş bir dosyada şikayet aranmasa bile uzlaştırma işlemi yapılmadan hüküm kurulamaz.
Şikayetten vazgeçtim, sabıka kaydım oluşur mu?
Hayır. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.4/1 yalnızca kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerinin kaydedileceğini düzenler; düşme kararı sicile girmez. Arşiv kaydı da doğmaz, çünkü aynı Kanun m.9/1 uyarınca arşiv kaydı önce adli sicile girmiş bir mahkûmiyetin silinmesiyle oluşur.
Taksirle yaralamada adli para cezası sabıka kaydına işler mi?
Adli sicil kaydına işlemez. 5352 sayılı Kanun m.9/3 son cümlesi uyarınca adli para cezasına mahkûmiyet hükümleri adli sicil kaydına alınmadan doğrudan arşive kaydedilir. Arşiv kaydı ise m.12/1-c uyarınca koşulların oluşmasından itibaren beş yıl geçmesiyle tamamen silinir.
Şikayet süresi altı ay dolduktan sonra dava açılabilir mi?
Şikayete tabi dosyalarda hayır; TCK m.73/1 uyarınca altı ay içinde şikayet edilmezse soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Şikayet aranmayan dosyalarda ise sınırı dava zamanaşımı çizer ve TCK m.66/1-e uyarınca bu süre sekiz yıldır.
Alkollü sürücü hakkındaki şikayetimi geri çekersem hiç ceza almaz mı?
Hayır. Yaralanma m.89/1 kapsamındaysa taksirle yaralama dosyası düşer, ancak alkollü araç kullanma fiili TCK m.179/3’te ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir. Bu suç şikayete tabi değildir ve uzlaştırma kapsamında da yer almaz; altı aydan iki yıla kadar hapis cezası öngörür.
Birden fazla kişi yaralandıysa bir mağdurun vazgeçmesi yeterli mi?
Hayır. Her mağdur ayrı ayrı şikayet ve vazgeçme hakkına sahiptir; bir mağdurun vazgeçmesi yalnızca kendi yönünden sonuç doğurur. Ayrıca Yargıtay, mağdurların bir kısmının vazgeçtiği olayda fiilin bütün olarak TCK m.89/4 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine karar vermiştir (12. CD E.2021/1615 K.2021/5984).
Şikayetten vazgeçme dilekçesinde ne yazmalı?
Dosya numarası, mercii, kimlik bilgileri, sıfat (mağdur/katılan) ve vazgeçme iradesinin açık ifadesi bulunmalıdır. Tazminat hakkı korunmak isteniyorsa “şahsi haklarım saklı kalmak kaydıyla şikayetimden vazgeçiyorum” ifadesi mutlaka yer almalıdır; aksi hâlde TCK m.73/7 devreye girebilir.
Uzlaşma teklifini reddedersem ne olur?
Teklifin reddedilmesi hâlinde soruşturma veya kovuşturma normal seyrinde devam eder. Kendisine teklif yapılan kişi yedi gün içinde kararını bildirmezse teklif reddedilmiş sayılır (CMK m.253/4). Ancak teklif reddedilse bile taraflar en geç iddianamenin düzenlendiği tarihe kadar uzlaştıklarını savcılığa bildirebilirler (CMK m.253/16).
Taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçunun cezası nedir?
Suçun temel hâli TCK m.89/1’de düzenlenir: taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, dört aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu aralık 7571 sayılı Kanun’la 25 Aralık 2025’te yükseltilmiştir; daha eski kaynaklarda geçen “üç aydan bir yıla” ifadesi bugün yürürlükte değildir.
Yaralanmanın ağırlığı cezayı iki kademede artırır. Kemik kırılması, duyu veya organ işlevinin sürekli zayıflaması, konuşmada sürekli zorluk, yüzde sabit iz, yaşamı tehlikeye sokan durum ya da gebe kadının çocuğunun vaktinden önce doğması hâllerinde temel ceza yarısı oranında artırılır (m.89/2). İyileşmesi olanağı bulunmayan hastalık, bitkisel hayat, organ işlevinin yitirilmesi, konuşma veya çocuk yapma yeteneğinin kaybı, yüzün sürekli değişikliği ve çocuğun düşmesi hâllerinde ise ceza bir kat artırılır (m.89/3).
Maddenin dördüncü fıkrası fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması hâlini ayrı düzenler ve cezayı dokuz aydan beş yıla kadar hapis olarak belirler. Bu fıkra da 25 Aralık 2025 değişikliğiyle yükseltilmiştir. Buradaki ölçüt fiilin tekliğidir: tek bir dikkatsizlik birden çok kişiyi yaralamışsa her mağdur için ayrı ceza verilmez, bu fıkra uygulanır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme değişebilir. Dosyanıza ilişkin adım atmadan önce bir avukata danışmanız önerilir.