Trafik Kazasında Tali Kusurlu Kişi Tazminat Alabilir Mi?
Trafik kazasında tali kusurlu olan kişi tazminat alabilir; kusur payı hakkı ortadan kaldırmaz, yalnızca hesabı etkiler. Buna karşılık konuyla ilgili yaygın bilginin büyük kısmı hatalıdır ve bunun ölçülebilir bir kanıtı vardır: 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu‘nun yürürlükteki tam metninde ve Karayolları Trafik Yönetmeliği’nde “tali kusur” ifadesi bir kez bile geçmez. Kanunun tanımladığı tek kategori asli kusurdur; o da bir oran değil, m.84’te tek tek sayılmış on iki hâldir. Aşağıda tali kusurun gerçek hukuki karşılığını, kusur oranının hangi kurala göre belirlendiğini, tazminatın üç ayrı rejimde nasıl indirildiğini ve tali kusurlu sürücünün ceza sorumluluğunu birincil mevzuat metinlerine dayanarak açıklıyoruz.
Özet
Tali kusur kanunda tanımlı bir terim değildir; KTK m.84’teki asli kusur hâlleri dışında kalan kural ihlallerine uygulamada verilen addır. Tazminat hakkını kaldırmaz, tutarını etkiler.
- Sabit bir oran yoktur. “Tali kusur %25’tir” ifadesinin kanunda, yönetmelikte ya da herhangi bir resmî cetvelde karşılığı bulunmaz.
- Kusur oranı üç ayrı rejimde işler: sigortacıya karşı kendiliğinden (KTK m.92/g), işletene karşı ispat şartıyla (m.86/2), sürücüye karşı hâkimin takdiriyle (TBK m.51-52).
- Tali kusurlu sürücü üçüncü kişiye karşı zararın tamamından sorumlu olabilir — KTK m.88/1 müteselsil sorumluluk getirir, paylaştırma iç ilişkide yapılır.
- Ceza hukukunda asli-tali ayrımı yoktur. TCK m.22/5 uyarınca herkes kendi kusurundan sorumludur ve ceza kusura göre ayrı ayrı belirlenir; az kusur cezayı kaldırmaz, miktarını düşürür.
- Kolluğun tuttuğu tutanakta kusur oranı yazmaz (KTY m.156/a-3); oran, yargılamada bilirkişi incelemesiyle belirlenir.
Trafik Kazasında Tali Kusur Nedir ve Nasıl Belirlenir?
Trafik kazasında tali kusur, kazanın oluşumunda ikinci derecede etkili olan kural ihlalini anlatan uygulama terimidir. Hukuki karşılığı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 84. maddesinde sayılan asli kusur hâllerinin dışında kalan ihlallerdir. Kanun bu ihlalleri isimlendirmez; yalnızca bunların varlığı hâlinde kusur oranının nasıl belirleneceğini düzenler.
Ayrımın kaynağı KTK m.84’ün son fıkrasıdır. Fıkra birebir şöyledir: “Ancak, kazada bu hareketlerden herhangi biri, kazaya karışan araç sürücülerinden birden fazlası tarafından yapılmış veya kaza bu hareketler dışında kurallarla, yasaklamalara, kısıtlamalara ve talimatlara uyulmaması nedenlerinden doğmuşsa, karayolunu kullananlar için kusur oranı yönetmelikte belirtilen esaslara göre tespit edilir.” Yani asli kusur listesine girmeyen bir ihlal söz konusuysa kanun bir oran vermez, konuyu yönetmeliğe havale eder. Uygulamanın bu boşluğa verdiği ad tali kusurdur.
Tali kusurlu ne demek?
Tali kusurlu, kazanın meydana gelmesinde bir kural ihlaliyle katkısı bulunan ancak bu ihlali kanunun asli kusur saydığı on iki hâlden biri olmayan sürücü demektir. Kelimenin sözlük anlamı da bunu doğrular: tali, ikincil ve bağlı olan anlamına gelir. Hukukta “tali” sıfatı, asıl olanın yanında yer alan ve ona bağlı bulunan unsurları nitelemek için kullanılır.
Tali kusurlu olmak, kusursuz olmak değildir. Kazaya katkı vardır, bu katkı belgelenmiştir ve tazminat hesabında dikkate alınır. Ancak asli kusurlu tarafa göre ağırlığı düşüktür. Uygulamada aynı kavram için tali derecede kusurlu, alt düzeyde tali kusur ve zaman zaman yanlış biçimde tali suçlu ifadeleri de kullanılır. Bunların tamamı aynı durumu anlatır; ancak “suç” kelimesi yanıltıcıdır, çünkü salt maddi hasarlı bir kazada ceza hukuku anlamında suç oluşmaz.
Tali kusur kanunda tanımlı mıdır?
Hayır. Bu, tahmin değil ölçülebilir bir tespittir. 2918 sayılı Kanun’un yürürlükteki tam metni ile Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin tam metni tarandığında “tali kusur” ifadesi her ikisinde de sıfır kez geçer. Buna karşılık “asli kusur” ifadesi Kanun’da üç, Yönetmelik’te altı yerde bulunur ve her seferinde m.84 ile KTY m.157’deki sayılı listeye gönderme yapar.
Bu tespitin pratik sonucu şudur: tali kusur için “kanunda öngörülen oran” diye bir şey yoktur. Kusur oranını, kanunun kendisi değil, KTY m.157/b uyarınca yapılan değerlendirme belirler. İnternetteki içeriklerin büyük bölümünde geçen “asli kusur %75, tali kusur %25” tablosunun mevzuatta hiçbir dayanağı bulunmaz. Bu oranlar tekil dosyalarda bilirkişi raporlarına yansımış olabilir; ancak kural hâline getirilemez.
Asli Kusur Sayılan 12 Hâl (KTK m.84)
Asli kusur bir oran değil, bir hâldir. Kanun bunları tek tek sayar ve liste kapalıdır; sayılmayan bir davranış, ne kadar ağır olursa olsun asli kusur hâline getirilemez. Aynı liste Karayolları Trafik Yönetmeliği m.157/a’da birebir tekrarlanır.
| Bent | Asli kusur hâli (KTK m.84) |
|---|---|
| a | Kırmızı ışıklı trafik işaretinde veya yetkili memurun dur işaretinde geçme |
| b | Taşıt giremez işareti bulunan karayoluna ya da bölünmüş yolda karşı yönün şerit, rampa ve bağlantı yollarına girme |
| c | İkiden fazla şeritli taşıt yollarında karşı yönden gelen trafiğin kullandığı şerit veya yol bölümüne girme |
| d | Arkadan çarpma |
| e | Geçme yasağı olan yerlerde geçme |
| f | Doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapma |
| g | Şeride tecavüz etme |
| h | Kavşaklarda geçiş önceliğine uymama |
| i | Kaplamanın dar olduğu yerlerde geçiş önceliğine uymama |
| j | Manevraları düzenleyen genel şartlara uymama |
| k | Yerleşim birimleri dışında taşıt yolu üzerinde zorunlu hâller dışında park etme veya duraklama ve her durumda gerekli tedbirleri almama |
| l | Park için ayrılmış yerlerde veya taşıt yolu dışında kurallara uygun park edilmiş araçlara çarpma |
Listede dikkat çeken bir eksik vardır: aşırı hız asli kusur hâlleri arasında sayılmamıştır. Hız ihlali KTK m.51’e göre ayrıca idari para cezasını ve belirli dilimlerde sürücü belgesinin geri alınmasını gerektirir, ancak kendiliğinden asli kusur doğurmaz. Buna rağmen pek çok kaynak “aşırı hız asli kusurdur” der. Kanun metni bunu doğrulamaz.
Asli kusur ile tali kusur arasındaki fark nedir?
İki kavram arasındaki fark yalnızca ağırlık farkı değildir; ikisi farklı hukuki niteliktedir. Asli kusur kanunla belirlenmiş bir hâl, tali kusur ise değerlendirmeyle ulaşılan bir sonuçtur.
| Ölçüt | Asli kusur | Tali kusur |
|---|---|---|
| Kanuni dayanak | KTK m.84 / KTY m.157/a — adıyla düzenlenmiş | Kanunda ve yönetmelikte adı geçmez; m.84 son fıkrasının kapsadığı alandır |
| Niteliği | Sayılı hâl (12 bent, liste kapalı) | Değerlendirme sonucu ulaşılan nitelendirme |
| Oran | Kanun oran vermez | Kanun oran vermez; sabit yüzde yoktur |
| Nasıl belirlenir | Davranış listedeyse doğrudan | KTY m.157/b: kurallar, iz ve deliller, taraf ve tanık ifadeleri birlikte değerlendirilir |
| Örnek | Kırmızı ışıkta geçme, arkadan çarpma, geçiş önceliğine uymama | Hız sınırını aşma, güvenli takip mesafesini korumama, hava ve yol şartlarına uygun hız seçmeme |
| Tazminata etkisi | Kural olarak daha yüksek kusur payı | Daha düşük kusur payı; talep hakkı devam eder |
Tali kusur örnekleri nelerdir?
Tali kusur örnekleri, KTK’nın kural maddelerinde düzenlenen ancak m.84 listesine girmeyen ihlallerden oluşur. Aşağıdaki davranışlar uygulamada sıklıkla tali kusur olarak nitelendirilir:
- Hızını yol, hava, görüş ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak (KTK m.52/1-b)
- Öndeki aracı izlerken güvenli mesafe bırakmamak (m.52/1-c)
- Kavşağa, dönemece, yaya geçidine veya tepe üstüne yaklaşırken hızını azaltmamak (m.52/1-a)
- Dönüş ve şerit değiştirmelerde işaret vermemek ya da işareti zamanında sonlandırmamak (m.67/1-c)
- Aracın bakımını yaptırmamaktan doğan teknik eksiklikler (fren, lastik, aydınlatma)
- Yorgun veya dikkati dağınık biçimde araç kullanmak
- Kaza sonrası zararı büyüten davranışlar (aracı güvenli yere çekmemek, uyarı işareti koymamak)
Bu listedeki hiçbir davranış için kanun bir yüzde belirlememiştir. Aynı ihlal, kazanın oluş biçimine göre bir dosyada düşük bir kusur payı doğururken başka bir dosyada belirleyici sayılabilir. Örneğin güvenli takip mesafesini korumamak tek başına tali kusur değerlendirmesine yol açabilirken, sonuçta arkadan çarpma gerçekleşmişse artık m.84/1-d kapsamında asli kusur söz konusudur.
Alt düzeyde tali kusur ne demek?
Alt düzeyde tali kusur, bilirkişi raporlarında ve sigorta değerlendirmelerinde kusur katkısının çok sınırlı olduğunu anlatmak için kullanılan bir ifadedir. Mevzuatta böyle bir kategori yoktur; teknik raporun kendi dilidir. Anlatmak istediği şey, sürücünün bir kural ihlali bulunmakla birlikte bu ihlalin kazanın oluşumundaki payının düşük kaldığıdır.
Uygulamada aynı amaçla hafif kusur, düşük dereceli kusur ve sekizlik ölçekte ifade edilen 8’de 2 kusur gibi anlatımlarla da karşılaşılır. Bu ölçeklerin hiçbiri kanunda düzenlenmemiştir; raporu düzenleyen kurumun tercihidir. Rapordaki ifade ne olursa olsun, hukuken bağlayıcı olan mahkemenin benimsediği kusur dağılımıdır.
Trafik kazasında tali kusur nasıl belirlenir?
Kusur belirlemesinin usulü Karayolları Trafik Yönetmeliği m.157/b’de düzenlenmiştir. Hüküm birebir şöyledir: “Adli mevzuat ve yargılama hükümleri saklı kalmak üzere, trafik kazalarına karışanların kusur durumları; 2918 sayılı Kanun ve bu Yönetmelikte belirtilen kurallar, şartlar, hak ve yükümlülükler ile asli kusur sayılan haller dikkate alınarak belirlenir.”
Aynı bent, değerlendirmede kullanılacak delilleri de sayar: kaza mahallinde tespit edilen iz ve deliller, kazaya karışanların olay hakkındaki ifadeleri ve varsa tanık ifadeleri. Fren izleri, çarpışma noktası, araçların son konumu, hasar dağılımı ve varsa kamera kayıtları bu kapsamda değerlendirilir. Dikkat edilmesi gereken nokta şudur: yönetmelik bir oran cetveli içermez. “Şu ihlal şu yüzdeye karşılık gelir” diyen resmî bir tablo mevcut değildir.
Bendin başındaki “adli mevzuat ve yargılama hükümleri saklı kalmak üzere” ibaresi ayrıca önemlidir: kolluğun yaptığı tespit yargıyı bağlamaz. Mahkeme, dosyayı kendi bilirkişisine inceletir ve kusur dağılımını bağımsız olarak belirler.
Kaza tespit tutanağında kusur oranı yazar mı?
Kolluğun düzenlediği kaza tespit tutanağında kusur oranı yazmaz. Karayolları Trafik Yönetmeliği m.156/a-3 bunu açıkça emreder: “Tutanak düzenleyenler, tutanakta taraflar için kusur oranı belirtmeksizin sadece kazanın oluşumunda kimin hangi trafik kuralını ihlal ettiğini belirtirler.” Tutanakta gördüğünüz şey bir oran değil, bir kural ihlali kaydıdır.
Bu nedenle “tutanakta tali kusurlu yazıyor” ifadesi hukuken eksiktir. Tutanak, hangi maddenin ihlal edildiğini gösterir; bu ihlalin asli kusur listesinde olup olmadığını ve kazadaki ağırlığını değerlendirmek ayrı bir aşamadır. Tutanağın nasıl sorgulanacağı ve içeriğine nasıl itiraz edileceği konusunda kaza tespit tutanağı sorgulama ve itiraz yazımızda ayrıntılı bir anlatım bulabilirsiniz.
Kusur oranı %25, %50, %75 gibi neden farklı çıkıyor?
Aynı kaza için iki farklı yerden iki farklı oran duyulmasının sebebi, birbirinden bağımsız iki ölçeğin bulunmasıdır. Anlaşmalı tutanakla yürüyen ve Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi sistemi üzerinden değerlendirilen dosyalarda kusur yalnızca %0, %50 veya %100 olarak ifade edilir; ara değer verilmez. Yargılamada ise bilirkişi bu ölçekle bağlı değildir ve %20, %25, %30 gibi ara oranlar belirleyebilir.
Bu yüzden “sigortada %50 çıktı, mahkemede %25 dendi” durumu bir çelişki değil, iki ayrı rejimin doğal sonucudur. Belirli yüzdelerin tazminat sürecine etkisini ayrıntılı görmek isterseniz yüzde 50 kusur ve yüzde 75 kusur yazılarımızı inceleyebilirsiniz.
Kural ihlali yaptığı hâlde asli kusurlu sayılmayan sürücü
Yönetmeliğin çok az bilinen bir hükmü, kural ihlali yapmış bir sürücünün asli kusurlu sayılmasını engeller. KTY m.157/a’nın son fıkrası şöyledir: sürücülerin veya yayaların kural dışı hareketleri ya da taşıtların teknik arızaları bir başka sürücüyü tehlikeye düşürmüş ve bu sürücü, oluşması muhtemel bir kazayı önlemek, can ve mal güvenliğini korumak amacıyla temel kurallardan birini ihlal etmeye mecbur kalmış ve bütün tedbirlere rağmen kazaya neden olmuşsa, asli kusurlu sayılamaz.
Bu hüküm, kendisine aniden dönen bir aracın önünde manevra yapmak zorunda kalan veya karşı şeride geçmek dışında seçeneği kalmayan sürücüler bakımından belirleyicidir. Zorunluluk hâlinin dosyaya girmesi için olayın nasıl geliştiğinin somut delillerle ortaya konması gerekir: kamera kaydı, tanık beyanı, fren izi ve araçların çarpışma açısı bu noktada belirleyici olur.
Trafik Kazasında Tali Kusurlu Kişinin Hakları Nelerdir?
Trafik kazasında tali kusurlu sayılan kişi, kusuru bulunduğu için hak kaybına uğramaz. Kazada zarar gördüyse tazminat isteyebilir, kusur tespitine itiraz edebilir, dosyaya delil sunabilir ve sigorta sürecinin her aşamasında taraf sıfatıyla hareket eder. Kusur payı yalnızca alacağın miktarını etkiler; talep hakkının kendisini ortadan kaldırmaz. Hakkı tamamen kaldıran tek durum tam kusurdur.
Tali Kusurluların Tazminat Hakkı
Tali kusurlu kişi, kazada uğradığı maddi zararın kendi kusur payı dışında kalan bölümünü talep edebilir. Bu talep üç ayrı muhataba yöneltilebilir ve her birinde hukuki dayanak farklıdır: zorunlu mali sorumluluk sigortasını yapan sigortacıya KTK m.91/1, araç işletenine m.85/1, sürücüye ise Türk Borçlar Kanunu m.49 uyarınca başvurulur. Bu üç sorumluluk birbirini dışlamaz; işletenin sorumluluğu kusursuz sorumluluktur ve m.85 son fıkrası uyarınca işleten, sürücünün kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.
Talep edilebilecek maddi zarar kalemleri araç hasarı, onarım sonrası oluşan değer kaybı, tedavi ve sağlık giderleri, geçici veya sürekli iş göremezlikten doğan kazanç kaybı ile ölüm hâlinde destekten yoksun kalma tazminatıdır. Bunların hangisinin sigortadan, hangisinin doğrudan sorumlulardan isteneceği aşağıda ayrıca ele alınmıştır.
Önemli bir ayrıntı, iki motorlu aracın karıştığı kazalarda ispat yüküyle ilgilidir. KTK m.85/2 uyarınca motorlu araç, motorlu olmayan bir kişiye ya da şeye zarar verdiğinde işletenin sorumluluğu kusursuz sorumluluktur; buna karşılık iki motorlu aracın çarpışmasında zarar gören taraf, kazanın oluşumunda karşı işletene veya onun sorumlu olduğu kişilere ilişkin bir kusurun varlığını ispat etmek zorundadır. Tali kusurlu sürücünün açtığı dosyaların büyük çoğunluğu bu ikinci gruba girer.
Tali Kusurluların Manevi Tazminat Hakları
Tali kusurlu kişi manevi tazminat da isteyebilir; ancak bu talebin muhatabı sigorta şirketi değildir. KTK m.92/f uyarınca manevi tazminata ilişkin talepler zorunlu mali sorumluluk sigortasının kapsamı dışındadır. Manevi tazminat, kusurlu sürücüye ve araç işletenine karşı genel hükümlere göre açılan davada istenir. Bu ayrımı bilmeden yapılan başvurular sigorta şirketinden ret cevabı alır ve süreç gereksiz yere uzar.
Manevi tazminatta kusur oranı otomatik bir çarpan değildir. Türk Borçlar Kanunu m.56, hâkimin manevi tazminata hükmederken olayın özelliklerini gözetmesini öngörür ve maddede alt ya da üst sınır yoktur. Kusur, hâkimin dikkate aldığı ölçütlerden yalnızca biridir; yaralanmanın ağırlığı, kalıcı iz, tedavi süreci ve tarafların ekonomik durumu birlikte değerlendirilir. Zorunlu trafik sigortasının manevi tazminat karşısındaki konumu için ZMSS manevi tazminatı karşılar mı yazımıza bakabilirsiniz.
Kaza Tespit Tutanağı ve Kusur İtirazı Hakkı
Tali kusurlu kişi, kusur tespitinin hatalı olduğunu düşünüyorsa buna itiraz edebilir. Ancak burada yaygın ve ciddi bir bilgi hatası vardır: kolluğun düzenlediği kaza tespit tutanağına karşı kanunda düzenlenmiş müstakil bir iptal ya da itiraz yolu bulunmaz. Tutanak bir idari karar değil, bir delildir; ona yönelik itiraz da bir usul işlemi değil, ispat faaliyetidir.
Bu nedenle tutanağın iptali istemiyle açılan davalar hukuki yarar yokluğundan usulden reddedilir. İtiraz, dosyanın hangi aşamada olduğuna göre soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısına, dava açılmışsa hâkime yöneltilir. Kanal, Ceza Muhakemesi Kanunu m.234/1-a-1’deki “delillerin toplanmasını isteme” hakkıdır: yeni bilirkişi incelemesi, kamera kaydının getirtilmesi veya tanık dinlenmesi bu yolla talep edilir.
Sulh ceza hâkimliği bu iş için görevli değildir. Sulh ceza hâkimliği, Kabahatler Kanunu m.27/1 uyarınca idari para cezalarına karşı yapılan başvuruları inceler. Kusur oranı ve tazminat uyuşmazlığı ise hukuk yargısının konusudur: sigortacıya karşı asliye ticaret, yalnızca sürücü ve işletene karşı asliye hukuk mahkemesinde görülür. Ayrıntılı adımlar için trafik kazası kusur oranına itiraz yazımızı inceleyebilirsiniz.
Sigorta Şirketleri ile İlişkiler
Sigorta tarafında en sık karıştırılan konu, hangi poliçenin kimin zararını karşıladığıdır. Zorunlu mali sorumluluk sigortası (trafik sigortası), sigortalının kendi aracındaki hasarı karşılamaz; aracın işletilmesinden dolayı üçüncü kişilere verilen zararı teminat altına alır. Dolayısıyla tali kusurlu sürücü kendi aracındaki hasar için kendi trafik poliçesine başvuramaz.
Doğru kanal şudur: tali kusurlu sürücü kendi aracındaki hasarı, kusur payı dışında kalan kısım için karşı tarafın trafik sigortasından ister. Kasko poliçesi varsa hasarı kendi kaskosundan da onartabilir; bu durumda kasko şirketi ödediği tutar için karşı tarafa rücu eder. Kaskodan yararlanmış olmak, karşı tarafın kusuruna denk gelen değer kaybı talebini ortadan kaldırmaz.
| Zarar kalemi | Muhatap | Dayanak |
|---|---|---|
| Karşı tarafın aracındaki hasar | Kendi trafik sigortanız | KTK m.91/1 |
| Kendi aracınızdaki hasar (kusur payınız dışı) | Karşı tarafın trafik sigortası | KTK m.91/1 + m.92/g |
| Kendi aracınızdaki hasarın tamamı | Kendi kasko poliçeniz | Kasko Genel Şartları |
| Değer kaybı | Karşı tarafın trafik sigortası | ZMSS Genel Şartları A.5/a |
| Manevi tazminat | Sürücü ve işleten (sigorta değil) | KTK m.92/f |
| Araç mahrumiyeti, kazanç kaybı | Sürücü ve işleten (sigorta değil) | KTK m.92/k |
| Tedavi ve sağlık giderleri | Sosyal Güvenlik Kurumu | KTK m.98 |
Tedavi giderleri satırı özellikle önemlidir. KTK m.98, trafik kazası nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağını düzenler; sigorta şirketleri ve Güvence Hesabı bu kaleme karşılık Kuruma katkı payı aktarır. “Tedavi masraflarını sigorta öder” bilgisi bu değişiklikten sonra geçerliliğini yitirmiştir. Ayrıntı için trafik kazasında tedavi giderlerini kim öder yazımıza bakabilirsiniz.
Kusuru tartışmalıyken sigortadan gelen teklifi kabul etmek
Kusur oranı henüz kesinleşmeden yapılan ödeme tekliflerini imzalamak, çoğu kişinin sandığı gibi yolu kapatmaz. KTK m.111/1 uyarınca bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Aynı maddenin ikinci fıkrası ise tazminat miktarına ilişkin olup yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmaların, yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebileceğini öngörür.
Bu iki yıllık süre, KTK m.109’daki zamanaşımı süresinden ayrı ve ek bir süredir; anlaşma tarihinden itibaren işler. Aranan ölçüt farkın açıkça belli olmasıdır; bu da ödenen tutar ile bağımsız bir hesabın karşılaştırılmasıyla ortaya konur. Bu nedenle ödeme kabul edilirken ödeme dekontunun, yazışmaların ve varsa ekspertiz raporunun saklanması gerekir.
Tali Kusurlu Kişinin Tazminat Alma Koşulları
Tali kusurlu bir kişinin tazminat alabilmesi için üç koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir: ortada tazmin edilebilir bir zarar bulunmalı, bu zarar ile kaza arasında nedensellik bağı kurulmalı ve karşı tarafta sorumluluk doğuran bir durum tespit edilmelidir. Kusur payı, bu üç koşul sağlandıktan sonra devreye giren bir hesap unsurudur; koşulların yerine geçmez.
Zarar şartı: neyin tazmin edileceği
Tazminatın konusu, kaza sonucu malvarlığında meydana gelen gerçek azalmadır. Araç hasarı, onarım sonrası değer kaybı, tedavi giderleri, geçici iş göremezlik döneminde uğranılan kazanç kaybı, sürekli maluliyet hâlinde çalışma gücü kaybından doğan zarar ve ölüm hâlinde destekten yoksun kalma tazminatı bu kapsamdadır. Zararın varlığı iddia edilen değil, belgelenen bir olgudur.
Dolaylı zararlar bakımından ise sigortacı ile diğer sorumlular arasında keskin bir ayrım vardır. KTK m.92/k gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi dolaylı zararları teminat dışı bırakır. Bu, talebin yok olduğu anlamına gelmez; yalnızca muhatabı değiştirir. Araç mahrumiyet bedeli ve ikame araç gideri, kusurlu sürücü ile işletenden genel hükümlere göre istenir.
Nedensellik bağı ve zararı artıran davranışlar
Zararın kazadan doğmuş olması gerekir. Kazayla ilgisi kurulamayan kalemler tazminat hesabına girmez. Bunun yanında, zarar gören kişinin kendi davranışıyla zararı artırdığı hâller ayrıca değerlendirilir. Emniyet kemerinin takılmamış olması veya motosiklette kask kullanılmaması, kazanın oluşumuna değil ama sonucun ağırlığına etki eden davranışlar olarak müterafik kusur kapsamında ele alınabilir.
Bu değerlendirmenin sınırları için emniyet kemeri takmamanın tazminata etkisi ve kask takmamanın kusur oranına etkisi yazılarımız ayrıntılı bir çerçeve sunar.
Karşı tarafta sorumluluk doğuran durum
Karşı tarafın tam kusursuz olduğu bir kazada tali kusurlu kişinin talebi karşılıksız kalır. İşleten bakımından bu noktada KTK m.86/1’deki kurtuluş beyyinesi devreye girer: işleten, kendisinin ve eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın mücbir sebepten ya da zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan doğduğunu ispat ederse sorumluluktan kurtulur.
Buradaki ölçüt “kusur” değil “ağır kusur”dur. Tali kusur ise tanımı gereği ağır kusurun karşıtıdır. Bu yüzden tali kusurlu sürücüye karşı m.86/1 savunmasının başarı şansı düşüktür; karşı taraf ancak indirim isteyebilir. İndirimin nasıl işlediği aşağıdaki bölümde ayrıca ele alınmıştır.
Başvuru sırası ve süreler
Sigortacıya karşı dava veya tahkim yoluna gitmeden önce yazılı başvuru zorunludur. KTK m.97, sigortacının başvuruyu yazılı olarak cevaplaması için 15 gün tanır; bu sürenin sonunda ya da olumsuz cevap hâlinde dava ve tahkim yolu açılır. 5684 sayılı Kanun m.30/13 uyarınca Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurmak için talebin kısmen veya tamamen olumsuz sonuçlandığının belgelenmesi ya da 15 iş günü cevapsız kalması yeterlidir.
Ödeme süresi ayrı bir kalemdir: KTK m.99 uyarınca sigortacı, genel şartlarla belirlenen belgelerin merkez veya kuruluşlarından birine iletildiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde ödemeyi yapmak zorundadır. Sürenin dolmasıyla temerrüt doğar ve yasal faiz işlemeye başlar. Bu üç sürenin sık sık birbirine karıştırıldığını belirtmek gerekir: 15 gün cevap, 15 iş günü tahkim kapısı, 8 iş günü ödeme.
Dosyada bulunması gereken belgeler
- Kaza tespit tutanağının onaylı sureti veya taraflar arasında düzenlenen anlaşmalı tutanak
- Kaza tarihinde aracın kendi adınıza tescilli olduğunu gösteren ruhsat kaydı
- Olay yerinde ve onarım öncesinde çekilmiş hasar fotoğrafları
- Onarım faturası veya servis iş emri
- Yaralanma varsa hastane kayıtları, epikriz ve varsa maluliyet raporu
- Kazanç kaybı iddia ediliyorsa ücret bordroları veya gelir belgeleri
- Banka hesap bilgileri ve başvurunun sigortacıya ulaştığını gösteren teslim kaydı
Teslim kaydının önemi genellikle gözden kaçar. KTK m.99’daki sekiz iş günü, belgelerin sigortacıya ulaştığı tarihten işlemeye başlar. Teslim tarihi belgelenmezse sürenin dolduğu da gösterilemez ve temerrüt faizi talebi dayanaksız kalır. Bu nedenle başvurunun noter, iadeli taahhütlü mektup, kayıtlı elektronik posta ya da kaşeli alındı belgesiyle yapılması gerekir.
Tali Kusurun Tazminat Üzerindeki Hukuki Etkileri
Trafik kazasında tali kusurlu bulunmanın tazminata etkisi tek bir kuralla açıklanamaz. İnternetteki içeriklerin neredeyse tamamı bunu “kusurunuz kadar düşülür” cümlesiyle özetler; oysa kanun, muhataba göre birbirinden farklı üç rejim öngörmüştür. İndirimin kendiliğinden mi uygulanacağı, kimin ispat edeceği ve hâkimin takdir yetkisinin bulunup bulunmadığı bu üç rejimde ayrı ayrı düzenlenmiştir.
| Muhatap | Dayanak | İndirim nasıl işler |
|---|---|---|
| Sigortacı (ZMSS) | KTK m.92/g | Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen talepler teminat dışıdır. Kanunen ve kendiliğinden uygulanır, takdir yoktur. |
| Araç işleteni | KTK m.86/2 | İşleten, zarar görenin kusurunu ispat ederse hâkim tazminat miktarını indirebilir. İspat yükü ödeyecek olandadır. |
| Sürücü (haksız fiil) | TBK m.51 ve m.52 | Hâkim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir; kapsamı belirlerken özellikle kusurun ağırlığını gözetir. |
Tablodaki ayrımın iki pratik sonucu vardır. Birincisi, sigorta şirketine karşı kusur indirimi tartışmaya açık değildir: m.92/g kanuni bir teminat dışılık hâli getirdiği için sigortacı bu kısmı ödemez. İkincisi, işletene ve sürücüye karşı açılan davada indirim otomatik değildir; kanun “indirilir” değil “indirebilir” demektedir ve KTK m.86/2 ispat yükünü açıkça tazminatı ödeyecek olana yüklemiştir. Zarar görenin kusuru ispatlanmadıkça indirim gündeme gelmez.
Tali kusur oranı tazminattan otomatik olarak düşülür mü?
Yalnızca sigortacıya karşı olan talepte otomatiktir. KTK m.92/g, hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen talepleri teminat kapsamı dışında bıraktığı için sigorta şirketi bu kısmı ödemekle yükümlü değildir ve bunun için ayrıca bir savunma ileri sürmesine gerek yoktur.
Buna karşılık sürücü ve işletene karşı açılan davada indirim hâkimin takdirindedir. Türk Borçlar Kanunu m.52 hâkime tazminatı indirme yetkisinin yanında tamamen kaldırma yetkisi de tanır; m.51 ise tazminatın kapsamını belirlerken “özellikle kusurun ağırlığının” gözetileceğini söyler. Tali kusur, tanımı gereği hafif kusurdur; bu da indirimin sınırlı kalmasını destekleyen bir olgudur.
Yüzde 25 kusur ne demek? Örnek hesap
Yüzde 25 kusur, zararın dörtte birinin kişinin kendi davranışından kaynaklandığının kabul edildiği anlamına gelir. Bu oranın kanuni bir zorunluluğu yoktur; bir dosyada bilirkişi tarafından belirlenmiş olabilir. Böyle bir dosyada 400.000 TL’lik bir maddi zarar bulunduğunu varsayalım:
- Karşı tarafın trafik sigortasından: 300.000 TL. Kalan 100.000 TL, m.92/g uyarınca teminat dışıdır ve sigortadan istenemez.
- Karşı taraf sürücü ve işletenden: Talep, poliçe limitini aşan kısım ve teminat dışı kalemler bakımından açık kalır; hâkim m.86/2 ve TBK m.52 uyarınca kusur payını gözeterek indirim yapabilir.
- Manevi tazminat: Sigortadan hiç istenemez (m.92/f); doğrudan sürücü ve işletene yöneltilir, miktarı hâkim belirler.
Hesabın kritik noktası, oranın kendisinin bir veri değil bir sonuç olmasıdır. Bu nedenle tazminat sürecinde asıl mücadele rakamın çarpımında değil, oranın tespitinde verilir. Yüzde yüz kusur hâlinin sonuçları için yüzde yüz kusurlu olan kişi tazminat davası açabilir mi yazımıza bakabilirsiniz.
Poliçe limiti ve kusur oranı birlikte nasıl işler?
Kusur indirimi tek süzgeç değildir. Sigortacının ödeyeceği tutar önce kusur payına, sonra poliçe teminat limitine göre sınırlanır. Zarar limitin üzerindeyse aşan kısım sigortadan tahsil edilemez; bu kısım için muhatap yine sürücü ve işletendir. Bu nedenle sigorta ödemesinin yetersiz kaldığı dosyalarda talep sona ermez, yön değiştirir.
Ayrıca poliçeden kaynaklanan eksiklikler zarar görene karşı ileri sürülemez. KTK m.95/1 bunu açıkça düzenler: sigorta sözleşmesinden veya sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünü kaldıran ya da azaltan hâller zarar görene karşı ileri sürülemez; sigortacının rücu hakkı saklıdır. Sigortalının bir yükümlülüğü ihlal etmiş olması, mağdurun alacağını etkilemez.
Kusur oranı yargılamada nasıl değişebilir?
Kusur dağılımı, dosyaya sunulan delillerle değişebilen bir tespittir. Bilirkişi raporuna itiraz edilebilir, ek rapor veya yeni bilirkişi heyeti talep edilebilir. Türk Borçlar Kanunu m.74 uyarınca hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin beraat kararıyla ve kusur değerlendirmesiyle bağlı değildir; ceza dosyasında kusursuz kabul edilmiş olmak hukuk davasında aynı sonucu garanti etmez, tersi de geçerlidir.
Sürecin aşamaları ve itiraz yolları için bilirkişi raporuyla kusur oranı değiştirilebilir mi ve kazada kusur oranı ne zaman kesinleşir yazılarımızı inceleyebilirsiniz.
Tali Kusurlu Sürücü Ceza Alır mı?
Trafik kazasında tali kusurlu bulunan sürücü ceza alabilir. Ceza hukukunda asli kusur ve tali kusur diye bir ayrım yoktur; bu ayrım trafik mevzuatına özgüdür ve idari nitelik taşır. Ceza sorumluluğunun ölçütü Türk Ceza Kanunu m.22’deki taksir kurallarıdır. Az kusurlu olmak cezayı ortadan kaldırmaz, cezanın miktarını belirler.
İki fıkra bu sonucun dayanağıdır. TCK m.22/4: “Taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna göre belirlenir.” TCK m.22/5: “Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda, herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur. Her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir.” Yani karşı tarafın daha ağır kusurlu olması, tali kusurlu sürücünün sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; iki fail de kendi payından yargılanır.
Tali kusur cezası nedir?
“Tali kusur cezası” adında müstakil bir suç ya da ceza kalemi yoktur. Uygulanacak hüküm, kazanın sonucuna göre belirlenir. Salt maddi hasarlı kazada ceza sorumluluğu doğmaz; taksirle mala zarar verme Türk Ceza Kanunu’nda suç olarak düzenlenmemiştir. Yaralanma veya ölüm varsa aşağıdaki hükümler devreye girer.
| Sonuç | Hüküm | Ceza aralığı |
|---|---|---|
| Taksirle yaralama | TCK m.89/1 | 4 ay – 2 yıl hapis veya adli para cezası |
| Nitelikli netice (kemik kırığı, duyu kaybı vb.) | TCK m.89/2 ve m.89/3 | Yarı oranında veya bir kat artırım |
| Birden fazla kişinin yaralanması | TCK m.89/4 | 9 ay – 5 yıl hapis |
| Taksirle öldürme | TCK m.85/1 | 2 – 6 yıl hapis |
| Birden fazla kişinin ölümü veya ölüm ile yaralanma birlikte | TCK m.85/2 | 2 – 15 yıl hapis |
| Bilinçli taksir | TCK m.22/3 | Ceza üçte birden yarısına kadar artırılır |
| Sürücü belgesinin geri alınması | TCK m.53/6 | 3 ay – 3 yıl |
Taksirle yaralama cezalarının alt ve üst sınırları 7571 sayılı Kanun’la 25.12.2025 tarihinde artırılmıştır; m.89/1 için önceki aralık 3 ay – 1 yıl, m.89/4 için 6 ay – 3 yıl idi. Bu tarihten önce yazılmış içeriklerde hâlâ eski rakamlar yer alır. Ayrıntı için yaralamalı trafik kazası cezaları ve ölümlü trafik kazası cezası kaç yıl yazılarımıza bakabilirsiniz.
Tali kusurlu kişi beraat edebilir mi?
Beraat, kusursuzluk hâlinde verilir. Tali kusur ise kusurun varlığını kabul eden bir nitelendirmedir; bu nedenle tek başına beraat sebebi değildir. Ancak dosyada kusurun bulunmadığı ya da nedensellik bağının kurulamadığı sonucuna varılırsa beraat kararı verilebilir. Bu değerlendirme, tazminat davasındaki kusur dağılımından bağımsız yürür.
Ceza yargılamasında sonucu değiştirebilecek bir başka hüküm TCK m.22/6’dır: taksirli hareket sonucu meydana gelen netice, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede onu mağdur etmişse ceza verilmez. Kendi yakınını kaybeden veya ağır yaralanan sürücü bakımından uygulama alanı bulur. Yargı kararlarındaki çerçeve için taksirle ölüme neden olma ve beraat yazımızı inceleyebilirsiniz.
Şikâyet ve uzlaştırma tali kusurda nasıl işler?
Taksirle yaralama, TCK m.89/5 uyarınca kural olarak şikâyete bağlıdır; birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç olmak üzere fiil bilinçli taksirle işlenmişse şikâyet aranmaz. Taksirle öldürme ise şikâyete bağlı değildir, resen soruşturulur.
Uzlaştırma bakımından da ayrım nettir: Ceza Muhakemesi Kanunu m.253/1-b-2 taksirle yaralamayı uzlaştırma kapsamına alır, ancak taksirle öldürme bu listede yer almaz; ölümlü kazada uzlaşma yolu kapalıdır. Uzlaşma sağlanması hâlinde m.253/19 uyarınca, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya sonradan ortaya çıkan zararlar dışında o suç nedeniyle tazminat davası açılamaz. Bu nedenle uzlaşma metninin içeriği tazminat hakkı bakımından belirleyicidir.
Ceza dosyası tazminat davasını etkiler mi?
Etkiler ancak bağlamaz. TCK m.74/2 uyarınca kamu davasının düşmesi, şahsi hak davasını etkilemez; şikâyetten vazgeçmek tazminat hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Buna karşılık TCK m.73/7, şikâyetten vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış olan kişinin hukuk mahkemesinde de dava açamayacağını düzenler. Tutanağa geçirilen “hiçbir hak ve alacak talebim yoktur” kalıbı bu sonucu doğurur.
Ceza dosyasının varlığı zamanaşımı bakımından da önem taşır; kaza cezayı gerektiren bir fiilden doğuyorsa tazminat talepleri için uzamış süre uygulanır. Bu konu aşağıda ayrı bir başlıkta ele alınmıştır.
Tali Kusurlu Tazminat Öder mi?
Tali kusurlu kişi tazminat öder. Üstelik ödeyeceği tutar, çoğu kaynağın anlattığının aksine her zaman kusur payıyla sınırlı değildir. Kazada zarar gören bir üçüncü kişi varsa — örneğin araçtaki yolcu, yaya ya da yol kenarındaki bir malın sahibi — sorumluluk müteselsildir.
KTK m.88/1 bunu açıkça düzenler: “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” Müteselsil sorumluluk, zarar görenin alacağının tamamını dilediği borçludan isteyebilmesi anlamına gelir. Yüzde 25 kusurlu sürücü, yolcunun zararının tamamından sorumlu tutulabilir.
Ödedikten sonra ne olur: iç ilişkide paylaştırma
Kusur oranı burada devreye girer. KTK m.88/2 uyarınca birden fazla kişinin sorumlu olduğu durumlarda, bunlar arasındaki ilişki bakımından zarar, olayın bütün şartları değerlendirilerek paylaştırılır; özel durumlar ve özellikle araçların işletme tehlikeleri başka türlü paylaştırmayı haklı göstermedikçe işletenler kusurları oranında zarara katlanır.
Yani zarar görene karşı tam ödeme yapan tali kusurlu, ödediği tutarın kendi payını aşan kısmı için diğer sorumluya rücu eder. Bu rücu talebi KTK m.109/4 uyarınca, yükümlülüğün tam olarak yerine getirildiği ve rücu edilecek kişinin öğrenildiği günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. Süre kaza gününden değil, ödeme gününden işler.
Tali kusurlunun sigortası ne kadarını öder?
Tali kusurlu sürücünün zorunlu mali sorumluluk sigortası, onun üçüncü kişilere verdiği zararı poliçe limiti dahilinde karşılar. Sigortacının ödemesi işletenin borcunun ifasıdır; KTK m.91/1, bu sigortayı işletenin m.85/1’deki sorumluluğunun karşılanması için zorunlu kılar. Limitin aşıldığı noktada sorumluluk yeniden işletene ve sürücüye döner.
Manevi tazminat, araç mahrumiyeti ve kazanç kaybı gibi kalemler ise m.92/f ve m.92/k uyarınca teminat dışıdır. Bu kalemlerde sigorta devreye hiç girmez; tali kusurlu sürücü ve işleten doğrudan muhataptır. Karşı tarafın sigortasız olduğu hâller ise ayrı bir rejime tabidir; ayrıntı için karşı taraf sigortasız çıkarsa ne yapılır yazımıza bakabilirsiniz.
Aynı kişi hem alacaklı hem borçlu olabilir mi?
Olabilir ve uygulamada sık görülür. Tali kusurlu sürücü, kendi zararı bakımından alacaklı, karşı tarafın ve varsa üçüncü kişilerin zararı bakımından borçludur. İki talep ayrı hukuki temellere dayanır ve ayrı ayrı hesaplanır; biri diğerinden kendiliğinden mahsup edilmez.
Bu ikili konum, kusur oranının neden bu kadar önemli olduğunu da açıklar: oran hem alacağı azaltır hem borcu artırır. Bir puanlık değişiklik iki yönde birden sonuç doğurur. Kısmi kusurun değer kaybı talebine etkisi için kısmi kusurlu sürücü değer kaybı talep edebilir mi yazımızı inceleyebilirsiniz.
Tali Yol ile Tali Kusur Aynı Şey midir?
Hayır, bu ikisi birbiriyle hiç ilgisi olmayan iki ayrı kavramdır ve karıştırılmaları ciddi yanlış sonuçlara yol açar. Tali yol bir yer, tali kusur bir nitelendirmedir. Kanun tali yolu tanımlar, tali kusuru tanımlamaz; üstelik tali yolla ilgili en tipik ihlal, tali kusur değil asli kusur doğurur.
KTK m.3’teki tanım şöyledir: “Tali yol: Genel olarak üzerindeki trafik yoğunluğu bakımından, bağlandığı yoldan daha az önemde olan yoldur.” Aynı maddede anayol da tanımlanır: anatrafiğe açık olan ve kendisini kesen karayolundaki trafiğin, bu yolu geçerken veya bu yola girerken ilk geçiş hakkını vermesi gerektiği işaretlerle belirlenmiş karayoludur. Yani ayrım yolun trafik yoğunluğuna ve işaretlemeye dayanır, sürücünün kusuruna değil.
Tali yoldan ana yola çıkan sürücü her zaman kusurlu mudur?
Her zaman değil, ancak geçiş önceliği kuralı açıktır. KTK m.57/b-5 uyarınca trafik zabıtası, işaret levhası veya ışıklı işaret cihazı bulunmayan kavşaklarda tali yoldan anayola çıkan sürücüler, anayoldan gelen araçlara geçiş hakkı vermek zorundadır. Bu kurala uyulmaması hâlinde ortaya çıkan durum, KTK m.84/1-h’deki “kavşaklarda geçiş önceliğine uymama” hâline girer.
Sonuç şudur: tali yoldan çıkarken geçiş önceliğine uymayan sürücü tali değil asli kusurludur. “Tali yoldan çıktım, o hâlde tali kusurluyum” çıkarımı, kelime benzerliğinden doğan bir yanılgıdır ve kanunun sonucu tam tersidir. Buna karşılık kavşak işaretlerle düzenlenmişse ya da anayoldan gelen araç kendi kural ihlalini yapmışsa değerlendirme değişir; KTY m.157/a son fıkrasındaki zorunluluk hâli de burada uygulanabilir.
Tali yoldan çıkan araca çarpmak: kusur kimdedir?
Bu senaryoda kusur tek yönlü değildir. Tali yoldan çıkan sürücü geçiş önceliğine uymamışsa m.84/1-h kapsamındadır. Ancak anayoldan gelen sürücü de KTK m.57/a uyarınca kavşağa yaklaşırken şartlara uygun biçimde yavaşlamak, dikkatli olmak ve geçiş hakkı olan araçların geçmesine imkân vermekle yükümlüdür; ayrıca m.52/1-a kavşağa yaklaşırken hızın azaltılmasını emreder.
Anayoldan gelen sürücü bu kurallara uymamışsa — örneğin kavşağa hız kesmeden girmişse — kendisine de kusur izafe edilebilir. İşte bu ikinci kusur, m.84 listesinde yer almadığı için uygulamada tali kusur olarak nitelendirilir. Kavşak kollarının yoğunluk bakımından farklı olduğu işaretlerle belirlenmemişse m.57/c-2 devreye girer: motorlu araçlardan soldaki, sağdan gelen araca geçiş hakkı verir.
Sağdan gelen araç her zaman haklı mıdır?
Hayır. “Sağdan gelen üstündür” kuralı mutlak değildir; KTK m.57/c’de koşullu olarak düzenlenmiştir. Kural, ancak kavşak kollarının trafik yoğunluğu bakımından farklı oldukları işaretlerle belirlenmemişse uygulanır. Kavşakta levha, ışık ya da zabıta varsa öncelik onların düzenlediği biçimde belirlenir.
Aynı maddede sıralama da nettir: geçiş üstünlüğüne sahip araçlar, doğru geçen tramvaylar, bölünmüş yola çıkanlar bakımından o yoldan geçen araçlar, dönel kavşakta içerideki araçlar ve bir iz veya mülkten çıkanlar bakımından karayolundan gelen araçlar önceliklidir. Sağdan gelen aracın üstünlüğü bu sıralamanın en sonunda, yalnızca diğer ölçütlerin bulunmadığı hâlde devreye girer.
Kaza Tespit Tutanağındaki 84/1-d, 52/1-b Gibi Kodlar Ne Anlama Gelir?
Tutanakta gördüğünüz kodlar, ihlal edildiği tespit edilen Karayolları Trafik Kanunu hükmünün madde, fıkra ve bent numarasıdır. Örneğin 84/1-d, Kanun’un 84. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine yani arkadan çarpma hâline karşılık gelir. Bu kodlar bir kusur oranı değil, bir kural ihlali kaydıdır.
Kodun 84 ile başlaması, ihlalin asli kusur hâllerinden biri olduğunu gösterir. 46, 47, 52, 57, 67 gibi başka madde numaralarıyla başlıyorsa, ihlal Kanun’un kural maddelerinden birine ilişkindir ve asli kusur listesinde yer almaz; bu durumda kusur oranı m.84 son fıkrası uyarınca yönetmelik esaslarına göre değerlendirilir. Uygulamada tali kusur denilen sonuç genellikle bu ikinci gruptan doğar.
| Tutanaktaki kod | Karşılığı | Sonuç |
|---|---|---|
| 84/1-a | Kırmızı ışıkta veya yetkili memurun dur işaretinde geçme | Asli kusur |
| 84/1-d | Arkadan çarpma | Asli kusur |
| 84/1-e | Geçme yasağı olan yerde geçme | Asli kusur |
| 84/1-f | Doğrultu değiştirme manevrasını yanlış yapma | Asli kusur |
| 84/1-g | Şeride tecavüz etme | Asli kusur |
| 84/1-h | Kavşaklarda geçiş önceliğine uymama | Asli kusur |
| 84/1-j | Manevraları düzenleyen genel şartlara uymama | Asli kusur |
| 84/1-l | Kurallara uygun park edilmiş araca çarpma | Asli kusur |
| 52 (hız kuralları) | Hızı şartlara uydurmama, takip mesafesi bırakmama, kavşağa yaklaşırken yavaşlamama | Asli kusur listesinde yok — değerlendirmeyle belirlenir |
| 46 (şerit kuralları) | Yanlış şeritten sürme, şerit değiştirme kurallarına uymama | Asli kusur listesinde yok |
| 47 (işaretlere uyma) | Zabıta işareti, trafik ışığı, levha ve yer işaretlemelerine uymama | Asli kusur listesinde yok (kırmızı ışık ihlali ayrıca 84/1-a’dır) |
| 57 (kavşak kuralları) | Kavşağa yaklaşırken dikkat ve geçiş hakkı yükümlülüğü | Geçiş önceliği ihlali 84/1-h’ye taşınır |
| 67 (manevra kuralları) | Manevra ve işaret verme yükümlülükleri | Genel şartlara uymama 84/1-j’ye taşınır |
Tabloyu okurken iki noktaya dikkat edilmelidir. Birincisi, tutanak formlarında fıkra ve bent numaralandırması kurumdan kuruma küçük farklılıklar gösterebilir; kesin karşılık için kodun yanında yazılı olan kural adı esas alınmalıdır. İkincisi, kodun asli kusur listesinde bulunması kusur oranını doğrudan vermez; yalnızca değerlendirmenin başlangıç noktasını belirler. Kusur oranı yine KTY m.157/b’ye göre tespit edilir.
İş Kazasında Tali Kusur Ne Demek?
İş kazasında tali kusur, trafik mevzuatındaki tali kusurdan farklı bir çerçevede değerlendirilir. Karayolları Trafik Kanunu m.84’teki asli kusur listesi burada uygulanmaz; kusur, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatındaki yükümlülüklere göre belirlenir. Ortak olan tek şey, kusurun oransal olarak paylaştırılması ve tazminattan indirim yapılabilmesidir.
İş kazası dosyalarında işveren, işçi ve varsa üçüncü kişiler arasında kusur dağılımı yapılır. İşçinin kendi dikkatsizliğinden kaynaklanan katkı — koruyucu ekipmanı kullanmaması, talimata aykırı davranması gibi — genellikle tali kusur olarak nitelendirilir. Ancak burada işverenin yükümlülüğünün kapsamı belirleyicidir: işveren yalnızca ekipman sağlamakla değil, kullanımını denetlemekle de yükümlüdür. Denetim yapılmamışsa işçinin ihmali işverenin sorumluluğunu kaldırmaz.
İş kazasında kusur oranı kim tarafından belirlenir?
Sosyal Güvenlik Kurumu, gelir bağlama ve rücu işlemleri bakımından kendi incelemesini yapar; mahkeme ise tazminat davasında bilirkişi incelemesiyle bağımsız bir kusur dağılımı belirler. İki değerlendirme farklı çıkabilir ve mahkemenin tespiti tazminat bakımından esastır. Ayrıntılı süreç için iş kazasında kusur oranı nasıl belirlenir yazımızı inceleyebilirsiniz.
Trafik kazası aynı zamanda iş kazası olursa
Servis aracında, görev sırasında ya da işverenin sağladığı taşıtla meydana gelen trafik kazaları hem trafik kazası hem iş kazası niteliği taşıyabilir. Bu durumda iki sorumluluk rejimi birlikte işler: zarar gören hem karşı tarafın trafik sigortasına ve işletenine hem de işverene yönelebilir. Kusur değerlendirmesi her iki cephede ayrı ayrı yapılır ve trafikteki tali kusur nitelendirmesi iş kazası dosyasındaki kusur dağılımını kendiliğinden belirlemez.
Zamanaşımı bakımından da fark vardır: iş kazasından doğan tazminat talepleri sözleşmeye aykırılık esasına dayandığı için Türk Borçlar Kanunu m.146 uyarınca on yıllık süreye tabidir; haksız fiilin iki yıllık süresi burada uygulanmaz. İş kazası tazminat sürecinin tamamı için iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat yazımıza bakabilirsiniz.
Tali Kusurlu Kişi Davayı Ne Zamana Kadar Açabilir?
Zamanaşımı süresi kusur oranına göre değişmez; kazanın sonucuna göre değişir. KTK m.109/1 uyarınca motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her hâlde kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.
İkinci fıkra ise uzamış süreyi düzenler: dava cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı öngörmüşse, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Fıkranın ölçütü fiildir, mağdur sıfatı değil. Kazada bir başkası yaralanmışsa, hiç yaralanmayan araç malikinin maddi tazminat talebi de uzamış süreye tabi olur.
| Durum | Süre | Başlangıç | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Salt maddi hasarlı kaza | 2 yıl | Zararı ve sorumluyu öğrenme | KTK m.109/1 |
| Üst sınır | 10 yıl | Kaza günü | KTK m.109/1 |
| Kazada yaralanma varsa | 8 yıl | Kaza günü | m.109/2 + TCK m.66/1-e |
| Kazada ölüm varsa | 15 yıl | Kaza günü | m.109/2 + TCK m.66/1-d |
| Rücu talebi | 2 yıl | Ödemenin tamamlanması ve rücu edileceğin öğrenilmesi | KTK m.109/4 |
| Yetersiz anlaşmanın iptali | 2 yıl | Anlaşma tarihi | KTK m.111/2 |
Salt maddi hasarlı kazada uzamış süre uygulanmaz. Taksirle mala zarar verme Türk Ceza Kanunu’nda suç olarak düzenlenmediği için ortada cezayı gerektiren bir fiil yoktur ve süre iki yıl / on yıl olarak kalır. “Kaza oldu, demek ki sekiz yılım var” beklentisi bu nedenle yanlıştır.
KTK m.109/3 ayrıca çapraz kesilme getirir: zamanaşımı tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse sigortacıya karşı da kesilmiş olur; sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır. Buna karşılık KTK m.97 uyarınca sigortacıya yapılan yazılı başvuru zamanaşımını kesmez; zorunludur ancak dava ve tahkim kapısını açmakla sınırlı bir işlevi vardır. Ayrıntılı çerçeve için trafik kazası tazminat zamanaşımı yazımıza bakabilirsiniz.
Son olarak, zamanaşımı bir def’idir, itiraz değildir. Türk Borçlar Kanunu m.161 uyarınca ileri sürülmedikçe hâkim resen dikkate alamaz. Süre dolduğunda hak da sona ermez; TBK m.78/2 uyarınca borç eksik borca dönüşür ve ödenen geri istenemez.
Tali Kusur Tespitine İtiraz Edilebilir mi?
Edilebilir. Kusur tespiti kesin bir belge değil, delillerle çürütülebilir bir değerlendirmedir. İtirazın hangi kanaldan yürüyeceği, dosyanın hangi aşamada olduğuna bağlıdır ve bu kanallar birbirinin yerine geçmez.
- Anlaşmalı tutanakla yürüyen dosyada: Sigorta şirketinin kusur değerlendirmesine itiraz edilir. Kazaya karışan iki aracın sigortacısı aynı şirketse itiraz, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi bünyesindeki Tutanak Değerlendirme Komisyonu’na ve bir defaya mahsus yapılır.
- Ceza soruşturması varsa: Cumhuriyet savcısına, CMK m.234/1-a-1 kapsamında delillerin toplanması talebiyle başvurulur; yeni bilirkişi incelemesi bu yolla istenir.
- Dava açılmışsa: Bilirkişi raporuna süresinde itiraz edilir, ek rapor ya da yeni heyet talep edilir.
- Dava henüz açılmamışsa: Delil kaybolma tehlikesi varsa HMK m.400 uyarınca delil tespiti istenir; m.400/2 uyarınca bu hâlde hukuki yarar var sayılır.
Kolluğun trafik birimine yapılan başvurunun sınırı da bilinmelidir. 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun m.6/b uyarınca yargı mercilerinin görevine giren konularla ilgili dilekçeler incelenemez. Kusur, yargının görev alanında olduğundan trafik şube müdürlüğüne yapılan başvuru yalnızca plaka, isim, tarih ve yer gibi maddi hataların düzeltilmesi bakımından işler.
İtiraz sürecinin ne kadar sürdüğü ve hangi aşamada kesinleştiği konusunda kusur oranına itiraz edince süreç kaç gün sürer yazımız ayrıntılı bir zaman çizelgesi sunar. Kusur oranının hangi kanaldan sorgulanacağı için ise trafik kazası kusur oranı sorgulama yazımıza bakabilirsiniz.
Tali Kusurlu Dosyalarda Sürecin Doğru Yürütülmesi
Tali kusur nitelendirmesi, dosyanın kaybedildiği anlamına gelmez; aksine üzerinde en çok tartışılabilecek alanı işaret eder. Kusur oranı bir veri değil bir değerlendirme sonucu olduğu için, delillerin zamanında toplanması ve doğru mercie sunulması sonucu doğrudan değiştirir. Kaza yerinde çekilen fotoğraflar, kamera kayıtlarının süresi dolmadan istenmesi ve tanık bilgilerinin kayda geçirilmesi bu nedenle sürecin en kritik adımlarıdır.
Süreç yürütülürken üç ayrı takvimin birlikte işlediği unutulmamalıdır: sigortacıya başvuru ve cevap süreleri, ceza soruşturmasının kendi akışı ve tazminat talebinin zamanaşımı. Bunlardan birinin kaçırılması diğerlerini de etkileyebilir. Kaza sonrası izlenmesi gereken sıra için trafik kazasından sonra yapılması gerekenler yazımıza bakabilirsiniz.
Kusur dağılımının tartışmalı olduğu, yaralanma bulunan ya da tazminat tutarının yüksek olduğu dosyalarda sürecin bir trafik kazası avukatı ile yürütülmesi, delil tespiti ve bilirkişi raporuna itiraz aşamalarında zaman kaybını önler. Karşı tarafın asli kusurlu bulunduğu dosyalarda ise asli kusurlu olduğu belirlenen kişinin tazminat hakkı yazımız karşı cepheyi ele almaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular
Tali kusurlu kişi tazminat alabilir mi?
Evet, alabilir. Tali kusur tazminat hakkını ortadan kaldırmaz, yalnızca miktarını etkiler. Sigortacıya karşı kendi kusura denk gelen kısım KTK m.92/g uyarınca teminat dışıdır; işletene ve sürücüye karşı ise indirim otomatik değildir, m.86/2 uyarınca kusurun ispatı gerekir ve hâkim tazminatı indirebilir. Talep hakkını tamamen ortadan kaldıran tek durum tam kusurdur.
Trafik kazasında tali kusur nasıl belirlenir?
Karayolları Trafik Yönetmeliği m.157/b uyarınca kusur durumu; Kanun ve Yönetmelikteki kurallar, şartlar, hak ve yükümlülükler ile asli kusur sayılan hâller dikkate alınarak belirlenir. Değerlendirmede kaza yerindeki iz ve deliller, tarafların ifadeleri ve varsa tanık beyanları kullanılır. Yönetmelikte oran cetveli bulunmaz; oran, yargılamada bilirkişi incelemesiyle tespit edilir ve kolluğun tespiti mahkemeyi bağlamaz.
Tali kusurlu kişi sigorta kapsamında nasıl tazminat alır?
Kendi aracındaki hasarı, kusur payı dışında kalan kısım için karşı tarafın zorunlu mali sorumluluk sigortasından ister. Kendi trafik poliçesi bu zararı karşılamaz; o poliçe üçüncü kişilere verilen zarar içindir. Kasko poliçesi varsa hasar kendi kaskosundan da onarılabilir. Manevi tazminat, araç mahrumiyeti ve kazanç kaybı ise KTK m.92/f ve m.92/k uyarınca teminat dışıdır ve doğrudan sürücü ile işletenden istenir.
Tali kusurlu ceza alır mı?
Kazada yaralanma veya ölüm varsa alabilir. Ceza hukukunda asli ve tali kusur ayrımı yoktur; TCK m.22/5 uyarınca birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda herkes kendi kusurundan sorumlu olur ve her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir. Az kusurlu olmak sorumluluğu kaldırmaz, cezanın miktarını etkiler. Salt maddi hasarlı kazada ise ceza sorumluluğu doğmaz.
Tali kusur oranı yüzde kaçtır?
Kanunda veya yönetmelikte belirlenmiş bir tali kusur oranı yoktur. İnternette yaygın olan yüzde 25 rakamının mevzuatta hiçbir dayanağı bulunmaz. Oran her dosyada ayrı belirlenir. Anlaşmalı tutanakla yürüyen ve Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi sistemi üzerinden değerlendirilen dosyalarda ölçek yalnızca yüzde 0, yüzde 50 ve yüzde 100 değerlerinden oluşur; yargılamada ise bilirkişi ara oran belirleyebilir.
Tali kusurlu tazminat öder mi?
Öder. Üstelik zarar gören bir üçüncü kişi varsa sorumluluk müteselsildir: KTK m.88/1 uyarınca üçüncü kişinin uğradığı zarardan birden fazla kişi sorumluysa bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Bu durumda düşük kusurlu sürücü zararın tamamından sorumlu tutulabilir. Kusur oranı, m.88/2 uyarınca sorumlular arasındaki iç ilişkide paylaştırma yapılırken devreye girer ve ödeyen taraf diğerine rücu eder.
Asli kusur ne demek, tali kusurdan farkı nedir?
Asli kusur, KTK m.84’te tek tek sayılan on iki hâlden birinin gerçekleşmesidir; kırmızı ışıkta geçme, arkadan çarpma ve kavşakta geçiş önceliğine uymama bunlardandır. Liste kapalıdır ve aşırı hız bu listede yer almaz. Tali kusur ise bu listeye girmeyen kural ihlallerini anlatan uygulama terimidir; kanunda ve yönetmelikte adı hiç geçmez. Asli kusur bir hâl, tali kusur bir nitelendirmedir.
Tali kusurlu sürücünün ehliyeti alınır mı?
Ölümle sonuçlanan kazalarda öngörülen idari yaptırım tali kusurluya uygulanmaz. KTK m.118, sürücü belgesinin bir yıl süreyle geri alınmasını ölümle sonuçlanan trafik kazalarına asli kusurlu olarak sebebiyet veren sürücüler bakımından öngörür. Buna karşılık ceza mahkemesi, taksirli suçtan mahkûmiyet hâlinde TCK m.53/6 uyarınca sürücü belgesinin üç aydan üç yıla kadar geri alınmasına hükmedebilir; bu yaptırım kusurun derecesine göre değil mahkûmiyete göre işler.
Tali suçlu ne demek?
Trafik mevzuatında tali suçlu diye bir kavram yoktur; halk arasında tali kusurlu yerine kullanılan yanlış bir ifadedir. Karışıklığın sebebi kusur ile suçun aynı şey sanılmasıdır. Kusur, kazanın oluşumundaki kural ihlalini anlatır ve tazminat hukukunun konusudur. Suç ise ancak yaralanma veya ölüm gibi bir netice varsa gündeme gelir. Salt maddi hasarlı bir kazada kusur vardır ama suç yoktur.
Kaza tespit tutanağında tali kusurlu yazar mı?
Yazmaz. Karayolları Trafik Yönetmeliği m.156/a-3 birebir şöyledir: tutanak düzenleyenler, tutanakta taraflar için kusur oranı belirtmeksizin sadece kazanın oluşumunda kimin hangi trafik kuralını ihlal ettiğini belirtirler. Tutanakta yer alan şey bir oran veya nitelendirme değil, ihlal edilen maddenin kaydıdır. Bu kaydın asli kusur listesine girip girmediği ve kazadaki ağırlığı ayrı bir değerlendirmenin konusudur.
Tali yoldan ana yola çıkan sürücü tali kusurlu mudur?
Hayır, tam tersi olabilir. KTK m.57/b-5 uyarınca işaret veya ışık bulunmayan kavşaklarda tali yoldan anayola çıkan sürücüler anayoldan gelen araçlara geçiş hakkı vermek zorundadır. Bu kurala uyulmaması KTK m.84/1-h kapsamındaki kavşakta geçiş önceliğine uymama hâline girer ve asli kusur doğurur. Tali yol bir yer adıdır; tali kusurla kavramsal bağlantısı bulunmaz.
İş kazasında tali kusurlu ne demek?
İş kazasında tali kusur, işçinin kazanın oluşumuna sınırlı ölçüde katkı sağlayan davranışını anlatır. Değerlendirme trafik mevzuatına göre değil iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerine göre yapılır; KTK m.84’teki asli kusur listesi burada uygulanmaz. İşverenin ekipman sağlama yanında kullanımı denetleme yükümlülüğü de bulunduğundan, işçinin ihmali tek başına işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Tali kusurda manevi tazminat istenebilir mi?
İstenebilir, ancak muhatap sigorta şirketi değildir. KTK m.92/f uyarınca manevi tazminata ilişkin talepler zorunlu mali sorumluluk sigortasının kapsamı dışındadır; talep kusurlu sürücüye ve araç işletenine yöneltilir. Türk Borçlar Kanunu m.56 hâkime olayın özelliklerine göre takdir yetkisi tanır ve maddede alt ya da üst sınır bulunmaz. Kusur, hâkimin değerlendirdiği ölçütlerden yalnızca biridir.
Tali kusurlu dosyada dava nerede açılır?
Sigorta şirketi davalıysa dava asliye ticaret mahkemesinde görülür ve TTK m.5/A uyarınca arabuluculuk dava şartıdır. Yalnızca sürücü ve işletene karşı açılıyorsa görevli mahkeme asliye hukuktur ve arabuluculuk şartı aranmaz. Yetki bakımından KTK m.110 üç seçenek sunar: sigortacının şubesinin bulunduğu yer, sözleşmeyi yapan acentenin bulunduğu yer veya kazanın meydana geldiği yer. Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuruda arabuluculuk gerekmez.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kusur oranı her dosyada olayın kendi koşullarına göre belirlendiğinden, somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.