Genel, Hukuk

Şasi Hasarı Değer Kaybını Nasıl Etkiler?

Şasi Hasarı Değer Kaybını Nasıl Etkiler

Şasi hasarı değer kaybı taleplerinde en belirleyici teknik unsurdur. Çünkü şasi, aracın taşıyıcı ana yapısını oluşturur ve bu bölgede meydana gelen hasarlar ikinci el piyasasında güven algısını doğrudan etkiler. Araç profesyonel şekilde onarılmış olsa bile ekspertiz raporunda şasi işlemine ilişkin kayıt bulunması, satış değerinin düşmesine ve değer kaybı tazminatının daha yüksek hesaplanmasına neden olabilir. Ancak konunun çoğu yazıda hiç anlatılmayan ikinci bir yüzü vardır: şasi hasarı belirli bir eşiği geçtiğinde araç ağır hasarlı sayılabilir, tescil belgesine şerh düşülür ve o andan sonra aynı aracın sonraki kazalarındaki değer kaybı talebi zorunlu trafik sigortası kapsamı dışına çıkar. Yani şasi hasarı bugünkü tazminatı artırırken yarınki hakkı daraltabilir.

Makale İçeriği

Özet

Şasi hasarı, ikinci el değeri en sert düşüren hasar türüdür ve değer kaybı hesabında en güçlü göstergedir. Ancak etkisi tek yönlü değildir:

  • Hesap artık katsayı tablosuyla yapılmıyor. Zorunlu trafik sigortası genel şartlarının Ek-1’i 1/7/2026’da yürürlükten kaldırıldı; değer kaybı piyasa analiz yöntemiyle belirleniyor. İnternetteki “değer kaybı = piyasa değeri × hasar katsayısı × yaş katsayısı” formülleri geçersizdir.
  • Şasi kolları, ağır hasar parça listesinin ilk iki sırasındadır. SEDDK’nın 2025/12 sayılı Genelgesinin Ek-1’ine göre onarım masrafı aracın değerinin %60’ını aşmasa bile sağ/sol ön ya da arka şasi kolundaki hasar, eksperin ağır hasar tespiti yapmasına dayanak olabilir.
  • Ağır hasar ile pert aynı şey değildir. Pert (tam hasar) onarım kabul etmeyen araçtır ve hurda işlemi görür; ağır hasarlı araç onarılabilir ama tescil kaydı “trafikten çekilmiştir” şerhiyle kapatılır.
  • Çekme şerhi geleceği bağlar. Karayolları Trafik Kanunu m.92/l, trafikten çekme veya hurdaya çıkarılma işlemi görmüş araçların değer kaybı taleplerini zorunlu trafik sigortası kapsamı dışında bırakır. Teminat dışı olması talebi yok etmez, yalnızca muhatabı değiştirir: kalem kusurlu sürücü ve işletenden genel hükümlere göre istenir.
  • Süre bir başvuru kolaylığı değil, hak kaybı meselesidir. Zamanaşımı öğrenmeden itibaren 2, kaza gününden itibaren 10 yıldır (KTK m.109).

Trafik kazalarından sonra araç sahiplerinin en çok merak ettiği konulardan biri, hasarın niteliğinin tazminat miktarını ne ölçüde değiştirdiğidir. Özellikle şasi hasarı söz konusuysa, durum sıradan kaporta veya parça değişiminden çok daha farklı değerlendirilir. Çünkü şasi, aracın adeta iskeletidir ve burada meydana gelen bir deformasyon yalnızca estetik bir problem değil, aracın güvenliği ve piyasa algısı açısından da kritik kabul edilir. Bu nedenle araç değer kaybı hesaplamalarında şasi hasarı çoğu zaman belirleyici unsur hâline gelir.

Bir araç boyanabilir, kapı değişebilir ya da tampon yenilenebilir; ancak şasi işlem görmüş bir araca ikinci el piyasasında her zaman daha temkinli yaklaşılır. Alıcılar genellikle şasi düzeltme işlemlerinin aracın dayanıklılığını etkileyebileceğini düşünür. Teknik olarak başarılı bir onarım yapılsa bile ekspertiz raporunda “şasi işlemli” ibaresi yer alır ve bu kayıt aracın satış değerini doğrudan aşağı çeker. Bu nedenle sigorta incelemelerinde şasi hasarı bulunan dosyalar, klasik hasar dosyalarına göre daha detaylı incelenir.

Aşağıdaki bölümler önce terimi netleştiriyor — şase aracın neresidir, raporda geçen “işlemli” ne demektir — sonra şasi hasarının değer kaybı hesabına, ağır hasar eşiğine, tescil kaydına ve satış aşamasına etkisini sırayla, mevzuat dayanaklarıyla ele alıyor.

Şase Nedir, Şasi Arabanın Neresidir?

Şase (şasi), aracın üzerine motorun, süspansiyonun, gövde panellerinin ve koltukların bağlandığı taşıyıcı ana yapıdır. “Şase ne demek araba için” diye sorulduğunda en kısa karşılık budur: aracın iskeleti. Binek otomobillerin büyük çoğunluğunda ayrı bir çelik çerçeve yoktur; gövde ile taşıyıcı yapı tek parça halinde üretilir ve buna monokok (taşıyıcı gövde) denir. Dolayısıyla arabanın şasesi tek bir parça değil, bir grup bölgedir: aracın altında uzunlamasına uzanan kollar, kapı eşiklerinin altındaki taban birleşimleri, direkler ve tavanı taşıyan enine bağlantılar birlikte bu yapıyı oluşturur.

Peki arabanın şasesi neresi, gövdenin hangi noktasına bakmak gerekir? Kısa yanıt: aracın altına. Araba şasesi neresi diye sorulduğunda tarif edilen bölgeler şunlardır: Ön şase kolları motor bölmesinin iki yanında, arka şase kolları bagaj tabanının altındadır; marşpiyel kapı eşiklerinin altında, orta direk ise ön ve arka kapının arasındadır. “Ön şase neresi” ya da “sağ ön şase neresi” diye sorulduğunda kastedilen, motor bölmesinin sağ yanında tampondan kabine doğru uzanan taşıyıcı koldur. Arabada şase neresi denildiğinde bu yüzden tek bir nokta değil, aracın alt iskeletini oluşturan bölge kümesi kastedilir. Araç arka şase ifadesi de aynı mantıkla arkadaki kolları anlatır.

Kamyon, çekici ve bazı arazi araçlarında ise klasik anlamda ayrı bir şase vardır: gövdeden bağımsız, üzerine kabinin ve kasanın oturduğu çelik iskelet. Bu ayrım pratikte önemlidir, çünkü ağır ticari araçlarda kabin ve şase ayrı ayrı değerlendirilir.

Ekspertiz raporlarında ve sigorta yazışmalarında karşınıza çıkan bölge adlarının karşılıkları şöyledir:

TerimAracın neresiNeden önemli
Ön şasi kolu (ön şase)Motor bölmesinin iki yanında, tamponun arkasından kabine doğru uzanan taşıyıcı kollarÖnden çarpmada darbeyi emen ilk yapı; ağır hasar parça listesinin 1. sırası
Arka şasi kolu (arka şase)Bagaj tabanının altında, arka tampondan öne doğru uzanan kollarArkadan çarpmada deforme olur; listenin 2. sırası
PodyeMotor bölmesinde süspansiyon kulesinin oturduğu, amortisör üst yatağını taşıyan bölgeDeformasyonu doğrudan süspansiyon geometrisini bozar
MarşpiyelKapı eşiğinin altında, ön ve arka tekerlek arası boyunca uzanan yan taşıyıcıYandan çarpmada gövdenin bütünlüğünü koruyan yapı
Orta direk (B direği)Ön ve arka kapı arasındaki dikey sütunDevrilme ve yan çarpma güvenliğinin ana unsuru
Ön göğüs sacıMotor bölmesi ile kabini ayıran, torpidonun arkasındaki dikey sacKabine giren darbenin son sınırı
Tavan sacı traversiTavanın altında enine uzanan bağlantı elemanlarıTavan çökmesine karşı yapısal direnç
Şase ucuŞasi kolunun tampon tarafındaki son bölümüHafif çarpmalarda ilk ezilen yer; çoğu “şase ucu işlemli” kaydı buradan doğar

Bu bölge adlarının bir kısmı mevzuatta tanımlı değildir; ekspertiz sektörünün kendi dilidir ve firmadan firmaya değişebilir. Ancak bir kısmı doğrudan mevzuat metnine girmiştir: aşağıda göreceğiniz gibi ön ve arka şasi kolu, marşpiyel, tavan sacı, orta direk, ön göğüs sacı ve tavan traversi, ağır hasar tespitinde dikkate alınan resmî parça listesinde adıyla sayılır. Boya terimlerinin (işlem boyalı, lokal boya, rötuş, frangart) karşılıklarını ise boyama araç değer kaybına neden olur mu başlıklı yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık.

Şase İşlemli Ne Demek? Ekspertiz Raporunda Geçen Şasi Terimleri

“Şase işlemli” ifadesi, ekspertiz raporunda aracın taşıyıcı yapısına müdahale edildiğinin kaydedilmesi anlamına gelir. Burada müdahale geniş bir aralığı kapsar: milimetrik bir ölçüm sapmasının düzeltilmesi de, kesip kaynatma da aynı başlık altında görünebilir. Bu yüzden raporda “işlemli” ibaresini görmek tek başına hasarın ağırlığını göstermez; hangi işlemin yapıldığına bakmak gerekir.

Rapordaki kayıtNe yapılmışAğırlık
Ölçü sapması / tolerans dışıCihaz ölçümünde fabrika değerinden sapma tespit edilmiş, henüz düzeltme yapılmamış olabilirEn hafif kayıt
Şasi düzeltme / doğrultmaDeforme bölge tezgâhta çekilerek fabrika ölçüsüne döndürülmüşOrta
Şase çekmeAynı işlemin yaygın piyasa adıOrta
Punta / kaynak iziSac birleşim noktalarına yeniden kaynak yapılmışOrta-ağır
Şase kesme / parça eklemeDeforme bölüm kesilerek çıkarılmış, yerine yeni parça kaynatılmışEn ağır kayıt
Şase ucu işlemliMüdahale kolun yalnızca tampon tarafındaki uç bölümündeGenellikle sınırlı
Podye işlemliSüspansiyon kulesi bölgesine müdahale edilmişAğır — sürüş geometrisini etkiler

Bölge adı ile işlem türü birleştiğinde karşınıza “sağ ön şase işlemli ne demek” gibi ifadeler çıkar. Karşılığı şudur: sağ öndeki taşıyıcı kola müdahale edilmiştir — hangi müdahale olduğunu ise raporun işlem satırı söyler. Aynı mantıkla “şase bağlantı ayağı ezik” kaydı, kolun gövdeye bağlandığı noktadaki deformasyonu; “şase ucunda işlem” kaydı ise yalnızca tampon tarafındaki uç bölümde yapılan düzeltmeyi anlatır.

Bu ayrım değer kaybı dosyasında doğrudan işe yarar. Eksper raporunda yalnızca “şase işlemli” yazıyorsa ve işlemin niteliği belirtilmemişse, hasarın ağırlığı dosyadan okunamaz hale gelir. Aynı durum ters yönde de geçerlidir: hafif bir uç düzeltmesi “şasi hasarı” başlığı altında raporlandığında, aracın piyasada gereğinden fazla değer kaybetmesine yol açar. Raporun hangi parçaya hangi işlemin yapıldığını satır satır göstermesi bu yüzden önemlidir.

Bir uyarı da terimlerin kendisine dair: ekspertiz sektöründe kullanılan adlandırmalar standart değildir. Aynı bölge bir raporda “şase ucu”, diğerinde “ön şasi kolu ön bölümü”, bir başkasında “traversli bölge” olarak geçebilir. Terimi değil, raporun şemasında işaretlenen bölgeyi okumak gerekir.

Şasi Hasarı Neden Bu Kadar Önemlidir?

Şasi hasarı nedir sorusunun kısa karşılığı şudur: aracın taşıyıcı ana yapısını oluşturan bölgelerde — şasi kolları, marşpiyel, orta direk, ön göğüs sacı, tavan sacı ve traversler — eğilme, ezilme, kırılma ya da sonradan yapılan düzeltme işlemi bulunmasıdır. Kaporta hasarından ayıran şey, müdahalenin yüzeyde değil iskelette olmasıdır.

Şasi; motor, süspansiyon ve gövde bileşenlerinin bağlandığı ana taşıyıcı sistemdir. Bir başka ifadeyle aracın tüm yükünü taşıyan ana yapıdır. Bu bölümde oluşan eğilme, kırılma veya düzeltme işlemi yalnızca o parçayı değil, aracın sürüş geometrisini de etkileyebilir. Direksiyon hizası, yol tutuşu ve darbe emme kapasitesi bu yapı ile bağlantılıdır.

Bu yüzden ikinci el araç piyasasında şasi hasarı, “ağır hasar” algısı oluşturur. Araç ne kadar iyi onarılmış olursa olsun, alıcılar ileride güvenlik riski yaşama ihtimalini düşünür. Bu psikolojik etki bile tek başına piyasa değerini düşürmeye yeterlidir. Değer kaybı incelemelerinde yalnızca fiziksel onarım değil, aracın satış kabiliyeti de dikkate alınır.

Bu algının hukuki bir karşılığı da vardır. Zorunlu trafik sigortası genel şartlarının A.5/a maddesi değer kaybını, aracın “kaza öncesi ile onarım sonrası ikinci el satış değeri farkı” olarak tanımlar ve bu farkın belirlenmesinde dikkate alınacak ölçütleri tek tek sayar: aracın markası, yaşı, modeli, kullanılmışlık düzeyi, hasar gördüğü kısımları ve geçmiş hasar durumu. Yani hasarın hangi bölgede olduğu, piyasa algısının ötesinde, doğrudan mevzuatın aradığı bir ölçüttür. “Boya boyadır, nerede olduğu fark etmez” yaklaşımı bu maddeye aykırıdır; şasi hasarının hesaba daha ağır yansıması da buradan doğar.

Şasi hasarı değer kaybını nasıl etkiler: taşıyıcı yapıda işlem gören aracın ikinci el değer düşüşü

Ekspertiz ve İnceleme Süreci Nasıl İlerler?

Kazadan sonra araç serviste onarıldığında genellikle ilk bakılan konu değişen parçalar olur. Ancak değer kaybı değerlendirmesinde asıl kritik olan, aracın taşıyıcı sistemine müdahale edilip edilmediğidir. Ekspertiz raporunda şasi doğrultma, çekme, punta veya düzeltme işlemi tespit edilirse bu durum hesaplamayı doğrudan etkiler.

Bu noktada teknik inceleme büyük önem taşır. Fotoğraflar, servis kayıtları ve ölçüm raporları birlikte değerlendirilir. Bazı durumlarda araç dışarıdan kusursuz görünebilir; fakat ölçüm cihazları şasi geometrisinde sapma olduğunu gösterebilir. İşte bu tür teknik tespitler, araç hasar farkı tazminatı ve değer kaybı taleplerinin dayanağını oluşturur.

Sürecin kim tarafından ve hangi takvimle yürütüleceği ise serbest bırakılmış değildir. SEDDK’nın 2022/12 sayılı Genelgesi, değer kaybı taleplerinde ekspertiz işlemlerini adım adım düzenler:

  • Eksperi sigorta şirketi atar. Genelgenin 4. maddesinin birinci fıkrasına göre şirket, başvurunun kendisine ulaşmasından itibaren bir iş günü içinde sıralı atama sisteminden eksper görevlendirir.
  • Şirket atamazsa siz atatabilirsiniz. Genelgenin 4. maddesinin ikinci fıkrası, şirketin atama yapmaması hâlinde başvuru sahibinin doğrudan sistemden eksper atatabilmesine imkân tanır. Uygulamada en çok atlanan haktır.
  • Eksper raporunu üç iş günü içinde düzenler (m.5/2).
  • Rapora üç iş günü içinde itiraz edilebilir; itiraz eksperi iki iş günü içinde raporunu verir (m.6/1).
  • Hakem eksper devreye girerse iki iş günü içinde karar verir ve bu rapor nihaidir (m.7).

Aynı genelgede yer alan ve dosyanızı doğrudan ilgilendiren bir kural daha var: yazılı başvurunun mevzuata uygun yapıldığını ispat yükü hak sahibindedir. Yani başvurunuzu hangi tarihte, hangi kanaldan ve hangi belgelerle yaptığınızı gösterebilmeniz gerekir. Bu, aşağıda ele alacağımız süre rejiminin de temelidir.

Ekspertiz raporunun içeriği ise 2025 yılında değişti. SEDDK’nın 2025/25 sayılı Genelgesi ile Değer Kaybı Ekspertiz Raporu şablonu yenilendi; hesabın dayanağı katsayı tablosundan piyasa analiz yöntemine geçti ve rapora “değer kaybına konu parçalar” başlıklı, her parça için işlem türünün ayrı ayrı işaretlendiği bir tablo eklendi. Şasi hasarı bulunan dosyalarda bu tablonun doğru doldurulması, tazminatın matrahını doğrudan belirler.

Şasi Hasarı Aracı Ağır Hasarlı Yapar mı? Resmî Parça Listesi

Bu, şasi hasarının en çok yanlış bilinen sonucudur. İnternetteki içeriklerin büyük bölümü ağır hasar için tek bir ölçüt anlatır: “onarım masrafı aracın değerinin belirli bir yüzdesini aşarsa araç ağır hasarlı sayılır.” Bu yarım bir cevaptır ve özellikle şasi hasarı bulunan dosyalarda yanıltıcıdır.

Yürürlükteki düzenleme, SEDDK’nın 25/4/2025 tarihli ve 2025/12 sayılı “Motorlu Araç Sigortaları Kapsamında Tam Hasara ya da Ağır Hasara Uğramış Araçların Tespiti Hakkında Genelge”sidir. Genelge 1/7/2025 tarihinde yürürlüğe girmiş, 2020/3 sayılı önceki genelgeyi yürürlükten kaldırmıştır. İki ölçüt getirir ve ikincisi şasi hasarı için belirleyicidir.

Birinci ölçüt — oran. Genelgenin 5. maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Onarım masraflarının (KDV dahil) zarar gören aracın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerinin %60’ını aştığının tespiti halinde araç ağır hasara uğramış sayılır.”

İkinci ölçüt — parça. Aynı maddenin üçüncü fıkrası, oran aşılmasa bile ağır hasar tespitine kapı açar: “Onarım masraflarının zarar gören aracın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerinin %60’ını aşmaması, ancak Ek-1’de belirlenen parçaların (araç türüne göre benzer nitelikteki parçaların) en az birinin zarar görmesi durumunda sigorta eksperi tarafından aracın ağır hasara uğrayıp uğramadığına ilişkin tespit yapılabilir.”

Genelgenin Ek-1’indeki parça listesi on bir kalemden oluşur ve ilk iki sırası şasi kollarıdır:

SıraEk-1’de sayılan parça
1Sağ/sol ön şasi kolu
2Sağ/sol arka şasi kolu
3Taban ile birlikte sağ/sol marşpiyel
4Tavan sacı
5Sağ/sol orta direk
6Ön göğüs sacı
7Tavan sacı ön/arka travers
8Elektrikli araç bataryası ve elektrikli araçlarda ana enerji hattı
9Hava yastıkları ve sürücü/yolcu emniyet sistemleri
10Ana elektrik tesisat ve elektronik sistem parçaları
11Kamyon ve çekici türündeki araçların sürücü kabini

Listenin pratik anlamı şudur: şasi kolunda hasar bulunan bir araçta, onarım faturası aracın değerinin %60’ının çok altında kalsa bile eksper ağır hasar tespiti yapabilir. Fıkra “yapılır” değil “yapılabilir” der; yani bu otomatik bir sonuç değil, eksperin somut dosyada değerlendirmesi gereken bir yetkidir. Ancak dosyanızda şasi kolu hasarı varsa bu ihtimalin gündeme gelebileceğini bilerek hareket etmeniz gerekir.

Listeye dair iki ayrıntı daha önemlidir. Genelgenin 8. maddesine göre özel amaçlı taşıtlar ile eksper tarafından Türkiye’de sınırlı sayıda bulunduğu, klasik ya da antika araç niteliğinde olduğu tespit edilen araçlarda oranlara bakılmaksızın tespit yapılabilir. Aynı maddeye göre özel tüketim vergisi istisnası uygulanan araçların (örneğin engelli araçlarının) rayiç değeri, istisna dikkate alınmaksızın belirlenir — bu, ÖTV’siz alınan bir araçta oranın çok daha zor aşılacağı anlamına gelir.

Tespitin usulü de serbest değildir: genelgenin 4. ve 5. maddelerinin ikinci fıkralarına göre hem tam hasar hem ağır hasar tespitinin levhaya kayıtlı sigorta eksperlerince yapılması zorunludur. Eksperler, tam veya ağır hasarlı olarak belirledikleri araçlara ilişkin bilgileri raporun tanzimini takip eden beş iş günü içinde Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezine iletir. Tam ve ağır hasar tespitinin ayrıntılı usulünü tam hasara ya da ağır hasara uğramış araçların tespiti başlıklı yazımızda ele aldık.

Değer Kaybı Hesaplamasında Şasi Hasarının Etkisi

Şasi hasarı bulunan araçlarda değer kaybı genellikle daha yüksek çıkar. Bunun temel nedeni, hasarın aracın ana yapısına işlemiş olmasıdır. Kaporta parçaları değiştirildiğinde araç belirli ölçüde değer kaybeder; fakat şasi işlem görmüşse araç “kazalı araç” kategorisine daha güçlü şekilde girer.

Hesaplamada şu kriterler öne çıkar:

  • Hasarın şasinin hangi bölümünde olduğu
  • Onarım yöntemi (çekme, düzeltme, parça değişimi vb.)
  • Aracın kilometresi ve yaşı
  • Daha önce hasar geçmişinin bulunup bulunmaması
  • Ekspertiz raporundaki teknik tespitler

Özellikle ön şasi kolları, podye ve direk bölgelerinde işlem varsa piyasa değeri düşüşü daha belirgin olur. Çünkü bu bölgeler darbe güvenliği açısından kritik kabul edilir.

Bu kriterler keyfî değildir; zorunlu trafik sigortası genel şartlarının A.5/a maddesinde sayılan ölçütlerin karşılığıdır. Madde, değer kaybı tespitinde aracın markası, yaşı, modeli, kullanılmışlık düzeyi, hasar gördüğü kısımları ve geçmiş hasar durumunun dikkate alınacağını söyler. Şasi hasarının hesaba ağır yansıması, tam da “hasar gördüğü kısımlar” ölçütünün sonucudur.

🔴 Buradaki en yaygın hataya dikkat edin. İnternetteki içeriklerin çoğu değer kaybını onarım faturasının bir yüzdesi gibi anlatır (“şasi hasarında onarım bedelinin %20-30’u kadar değer kaybı alınır” gibi). 2025/25 sayılı Genelge ile yürürlüğe giren ekspertiz raporu şablonunda ise “hasar onarımı için ödenen tutar” ile “piyasa analiz yöntemine göre değer kaybı tespit tutarı” ayrı satırlardır ve ikincisi birincisinden türetilmez. Onarım faturası hasarın ağırlığına dair bir göstergedir; hesabın matrahı değildir. Kaynaksız yüzde aralıkları veren her içerik, resmî şablonun kendisiyle çelişir.

Şasi Hasarında Değer Kaybı Nasıl Hesaplanır? Beş Basamaklı Süzgeç

Hesabın nasıl kurulduğunu bilmek, gelen teklifin doğru olup olmadığını anlamanın tek yoludur. Şasi hasarı değer kaybı hesabını ilgilendiren iki katmanlı bir mevzuat değişikliği, bu alandaki bilginin neredeyse tamamını eskitti.

Birinci kırılma — 5/11/2025. SEDDK’nın 2025/25 sayılı Genelgesi, 2022/12 sayılı Genelgenin ekindeki Değer Kaybı Ekspertiz Raporu şablonunu değiştirdi. Eski şablonda hesap, genel şartların Ek-1’indeki katsayı tablosuna dayanıyordu. Yeni şablonda dayanak piyasa analiz yöntemidir; rayiç değer tek bir ortalamadan değil, kaza tarihi ve güncel piyasa verilerinden, eksperin tespitinden ve ilan platformlarındaki güncel satış ilanlarının ekran görüntülerinden birlikte kurulur.

İkinci kırılma — 1/7/2026. 12/6/2026 tarihli ve 33278 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikle zorunlu trafik sigortası genel şartlarının Ek-1, Ek-2, Ek-3 ve Ek-7’si yürürlükten kaldırıldı. Ek-1, katsayı tablosunun dayanağıydı.

Sonuç açıktır: internette hâlâ dolaşan “Değer Kaybı = Piyasa Değeri × Hasar Boyutu Katsayısı × Yaş/KM Katsayısı” biçimindeki her formül iki kez eskimiştir — şablon 2025’te, dayanak eki 2026’da kalkmıştır. Aynı şekilde “aracın kilometresi 15.000’i geçtiği için değer kaybı azalır” veya “şase kesmede katsayı 0,75’tir” gibi ifadeler mülga bir ekin kalıntısıdır.

Yeni şablonda hesap özeti beş basamaklı bir süzgeç olarak kurulur:

BasamakNe yapılırŞasi hasarındaki anlamı
1Poliçe teminat limiti belirlenirÖdemenin üst sınırı
2Hasar onarımı için ödenen tutar yazılırBilgi satırıdır; değer kaybının matrahı değildir
3Piyasa analiz yöntemine göre değer kaybı tespit tutarı belirlenirŞasi kaydının ikinci el fiyatına etkisi burada ölçülür
4Kusur oranı nispetinde değer kaybı tutarı bulunurKendi kusurunuza denk gelen kısım düşer (KTK m.92/g)
5Sigorta şirketinin sorumluluğu belirlenirPoliçe limitiyle sınırlanmış nihai tutar

Raporun “değer kaybına konu parçalar” tablosunda her parça için ayrı bir satır açılır ve işlem türü kutusu işaretlenir: onarım+boya, değişim+boya, boya, değişim, boyasız onarım ve eski hasar var/yok. Şasi kolu gibi taşıyıcı parçalar bu tabloda kendi satırlarıyla görünmelidir; tek satırda “kaporta onarımı” diye toplanan bir rapor, hasarın ağırlığını gizler.

Hesabın parça bazlı işleyişine dair ayrıntılı bir örneği kapı değişimi nedeniyle araç değer kaybı yazımızda, ticari araçlardaki farkı ise ticari araçlarda değer kaybı hesaplama yazımızda bulabilirsiniz.

Her Şasi Hasarı Aynı Sonucu Doğurur mu?

Hayır. Hafif bir düzeltme işlemi ile ağır deformasyon aynı değerlendirilmez. Bazı kazalarda sadece ölçüm sapması düzeltilir ve aracın güvenliği etkilenmez. Ancak kesme, kaynak veya parça değişimi yapılan durumlarda değer kaybı belirgin şekilde artar. Bu nedenle her dosya kendi teknik verileri üzerinden incelenir.

Farkı yaratan üç unsur vardır. Birincisi bölge: şase ucundaki sınırlı bir düzeltme ile podye veya orta direkteki bir müdahale aynı sonucu doğurmaz. İkincisi işlem türü: doğrultma ile kesip kaynatma arasında hem güvenlik hem piyasa algısı bakımından belirgin fark vardır. Üçüncüsü Ek-1 listesine girip girmediği: şasi kolu, marşpiyel, orta direk, tavan sacı, ön göğüs sacı ve tavan traversi listede sayılan parçalardır ve bunlardaki hasar ağır hasar tespitini gündeme getirebilir.

Buna karşılık sık tekrarlanan bir mutlak cümle yanlıştır: “aynı bölgeden daha önce hasar alındıysa değer kaybı istenemez.” Genel şartlar A.5/a geçmiş hasar durumunu ölçüt listesinde sayar; yani geçmiş hasar hesabı etkiler, talebi ortadan kaldırmaz. Ekspertiz raporu şablonunun kendi notu da bu yöndedir: parça türü ve aynı parçanın tekrar hasar görmesi gibi hususlar dikkate alınarak aracın değer kaybına konu edilip edilmeyeceğine ilişkin açıklama yapılır — yani karar dosya bazındadır.

Şasi Düzeltme (Şase Çekme) İşlemi Araç Satışını Nasıl Etkiler?

Kazadan sonra araç sahiplerinin en çok zorlandığı an genellikle aracı satmak istedikleri dönem olur. Çünkü şasi düzeltme işlemi yapılmış bir araç, ilanda ne kadar temiz görünürse görünsün ekspertiz kontrolünde mutlaka ortaya çıkar. Günümüzde alıcıların büyük çoğunluğu aracı satın almadan önce detaylı ekspertize götürür ve raporda “şasi işlemli” ibaresi yer aldığında pazarlık doğrudan fiyat üzerinden başlar.

Bu durum yalnızca küçük bir indirim anlamına gelmez; çoğu zaman aracın piyasadaki emsallerine göre ciddi oranlarda daha düşük bedelle satılmasına neden olur. İşte değer kaybının mantığı da tam olarak buradan doğar. Araç kullanılabilir olsa bile piyasa algısı değişmiştir.

Satış aşamasında çoğu araç sahibinin gözden kaçırdığı bir hukuki ayrıntı daha vardır: değer kaybı alacağı araca değil kişiye bağlıdır. Alacak, kaza tarihinde aracın maliki olan kişiye aittir; aracın satılması mülkiyeti devreder ama geçmişte doğmuş tazminat alacağını kendiliğinden taşımaz. Alıcının kendi adına talepte bulunabilmesi için alacağın yazılı biçimde devredilmiş olması gerekir — Türk Borçlar Kanunu m.184, alacağın devrinin geçerliliğini yazılı şekil şartına bağlar. Noter satış sözleşmesinde bu konuya değinilmemişse, aracı satın alan kişi kendi adına değer kaybı isteyemez.

Aracı sattıktan sonra başvuracaksanız ispat yükü tamamen belgeye kayar; çünkü araç elden çıktıktan sonra eksper incelemesi yapılamaz. Dosyada kaza tespit tutanağının tasdikli sureti, kaza tarihinde aracın kendi adınıza tescilli olduğunu gösteren kayıt, satıştan önce çekilmiş hasar fotoğrafları, onarım faturası veya iş emri ve varsa eksper raporu bulunmalıdır.

Şase İşlemli Araç Alınır mı? Alıcının Hukuki Durumu

Bu sorunun teknik cevabı ile hukuki cevabı ayrıdır ve ikisini birlikte okumak gerekir.

Aynı soru piyasada farklı biçimlerde de sorulur: şase ezik araba alınır mı, şase ucunda işlem olan araba alınır mı, sol şase ucu işlemli araç alınır mı ya da şase de işlem görmüş araç alınır mı. Hepsinin cevabı aynı iki ölçüte dayanır: işlemin bölgesi ve işlemin türü.

Teknik tarafta belirleyici olan, işlemin hangi bölgede ve hangi yöntemle yapıldığıdır. Şase ucunda sınırlı bir düzeltme ile podyede ya da orta direkte yapılmış bir müdahale aynı risk düzeyinde değildir. Kesme–kaynak yapılmış, ölçüleri hâlâ tolerans dışında olan ya da onarım sonrası lastik aşınması, direksiyon kaçırması gibi belirtiler gösteren bir araçta çekince yerindedir. Buna karşılık usulüne uygun doğrultulmuş, ölçüleri fabrika değerine dönmüş bir aracın kullanımında teknik bir engel bulunmayabilir. Karar verirken raporun şemasına, ölçüm değerlerine ve işlem türüne bakılmalıdır; yalnızca “şase işlemli” ibaresine değil.

Hukuki tarafta ise kritik nokta şudur: şase işlemi bildirilmişse ve siz bunu bilerek aldıysanız, sonradan bu gerekçeyle satıcıya başvurmanız güçleşir. Türk Borçlar Kanunu m.222’ye göre satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcının bildiği ayıplardan sorumlu değildir. Yani ekspertiz raporunu görerek, “şase işlemli” kaydını bilerek ve fiyatına yansıtarak alan kişi, sonradan aynı kayda dayanamaz.

Tersi durumda, yani şase işlemi gizlenerek satış yapılmışsa alıcının elinde güçlü bir zincir vardır:

  • TBK m.219 — Satıcı, bildirdiği niteliklerin bulunmamasından ve kullanım amacı bakımından değerini azaltan ayıplardan, bu ayıpları bilmese bile sorumludur.
  • TBK m.221 — Satıcı ayıbı ağır kusuruyla gizlemişse, sorumluluğu kaldıran ya da sınırlayan anlaşma kesin hükümsüzdür. Sözleşmeye yazılan “görüldüğü gibi satılmıştır” kaydı bu hâlde satıcıyı kurtarmaz.
  • TBK m.223 — Alıcı, teslimden sonra aracı gözden geçirir; gizli ayıp sonradan ortaya çıkarsa hemen bildirmelidir.
  • TBK m.225 — Ayıbı ağır kusuruyla gizleyen satıcı, “süresinde bildirilmedi” savunmasını yapamaz.
  • TBK m.227 — Alıcının dört seçimlik hakkı vardır: sözleşmeden dönme, bedel indirimi, ücretsiz onarım, ayıpsız benzeriyle değiştirme. Tazminat isteme hakkı saklıdır. Pratikte en çok kullanılanı bedel indirimidir.
  • TBK m.231 — Zamanaşımı iki yıldır; ancak ağır kusurlu satıcı bu süreden yararlanamaz.

Aracı bir galeriden ya da ticari satıcıdan aldıysanız işlem tüketici işlemi sayılır ve uyuşmazlık tüketici hakem heyeti veya tüketici mahkemesine taşınır. Aynı mantığın kilometre müdahalesindeki uygulaması için kilometresi düşürülmüş araç yazımıza bakabilirsiniz.

⚠️ Buradaki yolu, aşağıda anlatacağımız sigorta tahkim yoluyla karıştırmayın: satıcıya karşı açılan ayıp davası ile sigortacıya karşı yürütülen değer kaybı talebi iki ayrı hukuki ilişkidir ve birbirinin yerine geçmez.

Şasi Hasarı ile Ağır Hasar (Pert) Arasındaki Fark

Şasi hasarı olan her araç pert sayılmaz. Ancak burada yaygın bir terim karışıklığı vardır ve düzeltilmesi gerekir: “ağır hasar” ile “pert” aynı şey değildir. Rakip içeriklerin büyük bölümü ikisini “ağır hasarlı (pert)” biçiminde tek kelimede birleştirir; oysa bunlar iki ayrı statü, iki ayrı tescil işlemi ve iki ayrı belgedir.

Tam hasar (pert)Ağır hasar
ÖlçütOnarım masrafı (KDV dahil) aracın kaza tarihindeki değerini aşacak ve aynı zamanda eksper raporuyla aracın onarım kabul etmez hâle geldiği tespit edilecek — iki şart birlikte (2025/12 m.4/1)Onarım masrafı (KDV dahil) aracın değerinin %60’ını aşacak; ya da oran aşılmasa bile Ek-1’deki parçalardan en az biri zarar görmüşse eksper tespit yapabilir (m.5/1 ve m.5/3)
Araç onarılabilir miHayırEvet, onarımı mümkün kabul edilir
Tescil işlemiHurdaya çıkarma (Tescil Yönetmeliği m.44)Trafikten çekme (Tescil Yönetmeliği m.43)
Tazminat için gereken belgeHurda tescil belgesi ibraz edilmeden tazminat ödenmez (m.4/3)“Trafikten çekilmiştir” kaşeli tescil belgesi ibraz edilmeden tazminat ödenmez (m.5/5)
Yeniden tescilEdilemez (m.44/6)Edilebilir — noter başvurusu, çekmeden sonra yapılmış geçerli muayene, zorunlu trafik sigortası ve önceki plakanın tahsisi ile (m.43/2)

Tabloda görülen en önemli ayrım şudur: pert bir onarım imkânsızlığı kararıdır, ağır hasar ise bir onarım ağırlığı kararıdır. Ağır hasarlı araç tamir edilir ve usulüne uygun işlemlerle yeniden trafiğe çıkabilir; pert araç çıkamaz.

Buradan iki sık rastlanan yanlış da düzelir. Birincisi: “onarım masrafı aracın değerinin %70’ini aşarsa pert olur” — mevzuatta pert için oransal eşik yoktur; oranla çalışan ölçüt (%60) ağır hasar içindir. İkincisi: “ağır hasar kayıtlı araç zaten hurda değeri üzerinden ödeme aldığı için değer kaybı alamaz” — hurda değeri üzerinden ödeme tam hasarda yapılır; ağır hasarda araç onarılabilir sayılır. İki kurum birbirine karıştırılmaktadır.

Şasi hasarında ise araç çoğu durumda onarılır ve trafiğe döner. Ancak kritik fark şudur: pert kayıtlı araçların değeri resmî kayıt nedeniyle düşer, şasi hasarlı araçların değeri ise güven algısı nedeniyle düşer. Yani biri kayıt kaynaklı, diğeri yapısal risk algısından doğan değer kaybıdır. Bu nedenle bazı durumlarda pert olmayan ama şasi işlem görmüş bir araç, piyasada pert araç kadar zor satılabilir. Pert hâlinde ödemenin nasıl hesaplandığını araç pert olursa ödeme nasıl hesaplanır yazımızda ele aldık.

Ağır Hasar Kaydı Sonraki Kazadaki Değer Kaybı Hakkını Kapatır mı?

Bu, şasi hasarının en az bilinen ama en ağır sonucudur ve yalnızca bugünü değil aracın tüm geleceğini ilgilendirir.

Zincir şöyle işler. Şasi kolunda hasar bulunan araçta eksper ağır hasar tespiti yapar. 2025/12 sayılı Genelgenin 5. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarına göre sigorta şirketi, ağır hasarlı belirlenen araçlar için “trafikten çekilmiştir” belgesinin alınmasını gecikme olmaksızın sağlar; araç sigortalıya ya da şirkete terk edilmişse bu kaşeli tescil belgesi ibraz edilmeden tazminat ödenmez. Tescil Yönetmeliğinin 43. maddesine göre trafikten çekilen aracın tescil kaydı yeniden trafiğe çıkarılmasına kadar kapatılır, tescil belgesi üzerine “trafikten çekilerek tescil kaydı kapatılmıştır” şerhi işlenir ve plaka geri alınarak iptal edilir.

İşte kilit halka burada: Karayolları Trafik Kanunu m.92/l, “hasar sebebiyle trafikten çekme veya hurdaya çıkarılma işlemi görmüş araçların değer kaybı tazminatı talepleri”ni zorunlu trafik sigortası kapsamı dışında bırakır. Yani ağır hasar tazminatını alabilmek için tescil belgesine çekme şerhi düşürülen araç, sonraki kazasında sigortacıya karşı değer kaybı isteyemez hâle gelir.

Bu maddenin lafzına dikkat etmek gerekir: bent “işlemi görmüş” der. Ölçüt SBM’deki hasar kaydı değil, tescil belgesindeki şerhtir. Yüksek tutarlı bir hasar kaydı bulunan ama trafikten çekme ya da hurda işlemi görmemiş bir araç bu bendin kapsamı dışındadır ve değer kaybı isteyebilir. Rakip içeriklerin çoğu cevabı “araç zaten değerini kaybetmişti” biçiminde ekonomik bir gerekçeyle verir; hiçbiri m.92/l’yi anmaz.

🔑 Ancak teminat dışılık, hakkın yokluğu demek değildir. KTK m.92 yalnızca sigortacıyı bağlayan bir teminat listesidir. Kusurlu sürücü ve işletene karşı talep, KTK m.85/1 ve Türk Borçlar Kanunu m.49 uyarınca açık kalmaya devam eder. “Bu araç artık değer kaybı alamaz” diyen her içerik hak kaybettirir; doğru cümle şudur: teminat dışılık talebi ortadan kaldırmaz, muhatabı değiştirir.

Konunun ayrıntısını pert kaydı olan aracın sonraki kazalarında değer kaybı tazminatı başlıklı yazımızda ele aldık.

Onarımın Yetkili Serviste Yapılması Değer Kaybını Azaltır mı?

Araç sahipleri çoğu zaman şu soruyu sorar: “Yetkili serviste yaptırırsam değer kaybı olmaz mı?” Yetkili servis onarımı aracın teknik açıdan daha doğru şekilde toparlanmasını sağlayabilir, ancak değer kaybını tamamen ortadan kaldırmaz. Çünkü değer kaybı yalnızca onarım kalitesine değil, hasarın aracın geçmişine işlenmesine bağlıdır.

Ekspertiz raporunda şasi işlem kaydı yer aldığı sürece alıcı açısından risk algısı devam eder. Yetkili servis faturası yalnızca güveni bir miktar artırır ve pazarlık payını sınırlayabilir. Fakat piyasa değeri yine de hasarsız bir araç seviyesine dönmez.

Mevzuat tarafında da bunu doğrulayan bir ölçüt vardır. Ekspertiz raporu şablonundaki gerçek zarar ilkesi paragrafı, değer kaybı belirlenirken aracın yıpranma payının ve “hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliğinin (orijinal olup olmadığı)” dikkate alınacağını söyler. Yani orijinal parça ve usulüne uygun onarım hesabı etkiler; ancak ölçüt listesinde “hasar gördüğü kısımlar” ve “geçmiş hasar durumu” da yer aldığı için onarım kalitesi tek başına kaydı silmez.

Pratik sonuç şudur: yetkili servis tercihi değer kaybı talebinizi zayıflatmaz, aksine dosyanızı güçlendirir. Servis iş emri, kullanılan parçaların orijinal olduğunu gösteren fatura ve ölçüm çıktıları, eksper raporuna itiraz etmeniz gerektiğinde en somut dayanaklardır.

Onarımın yetkili serviste yapılması şasi hasarında değer kaybını azaltır mı

Şasi Hasarı Sonrası Ekspertiz Raporu Neden Kritik Bir Belgedir?

Değer kaybı sürecinde en belirleyici belgelerden biri ekspertiz raporudur. Çünkü bu rapor yalnızca hasarı değil, hasarın aracın hangi noktalarında olduğunu teknik olarak gösterir. Sigorta incelemesi yapılırken sadece fotoğraflar değil, ölçüm değerleri de dikkate alınır. Şasi doğrultma ölçümleri, podye kontrolleri ve direk incelemeleri raporda yer alıyorsa bu durum değer kaybı talebini güçlendirir.

Ayrıca ileride araç satışı sırasında da alıcılar aynı raporu görmek ister. Yani ekspertiz raporu sadece sigorta süreci için değil, aracın gelecekteki ticari değeri için de önemli bir referanstır.

Raporun bir maliyet kalemi olmadığını da bilmek gerekir. Genel şartlar A.5/a uyarınca değer kaybı tespitini Kurum usulüne göre atanan sigorta eksperi yapar ve araç hasarı için zaten eksper atanmışsa, aynı eksper değer kaybı tutarına ilişkin tespitine de raporunda yer verir. Yani ayrı bir değer kaybı raporu ücreti ödemeniz gerekmez. Kendi bağımsız eksperinizi görevlendirirseniz masraf size ait olur; ancak dava açılması hâlinde bu gider Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.323 uyarınca yargılama gideri sayılır.

Şasi hasarı bulunan dosyalarda raporda mutlaka aranması gereken başlıklar şunlardır: hasarlı her parçanın ayrı satırda gösterilmesi ve işlem türü kutusunun işaretlenmesi, şasi ölçüm değerlerinin fabrika toleransıyla karşılaştırılması, eski hasar var/yok kaydı ve piyasa analizinde kullanılan emsal ilanların rapora eklenmesi. Bu başlıklardan biri eksikse rapor, tazminatın matrahını gösteremez hâle gelir.

Ekspertiz Raporundaki Şasi Tespitine İtiraz Edilebilir mi?

Edilebilir ve süreler kısadır. 2022/12 sayılı Genelgenin kurduğu zincirde rapora üç iş günü içinde itiraz edilir; itiraz üzerine görevlendirilen eksper raporunu iki iş günü içinde düzenler. Taraflar bu rapora da katılmazsa devreye hakem eksper girer ve iki iş günü içinde verdiği rapor nihai olur.

Şasi hasarı bulunan dosyalarda itirazın en sık dayandığı üç nokta şunlardır:

  • Parça satırının toplulaştırılması. Şasi kolu, podye veya orta direk gibi taşıyıcı parçalar “kaporta onarımı” başlığı altında tek satırda gösterilmişse, hasarın ağırlığı hesaba yansımaz.
  • İşlem türünün yanlış işaretlenmesi. Kesme–kaynak yapılmış bir parçanın “boyasız onarım” ya da “boya” kutusunda gösterilmesi, tazminatı belirgin biçimde düşürür.
  • Piyasa analizinin dayanaksız kalması. Yeni şablon, emsal ilanların ekran görüntüsü veya çıktısının rapora eklenmesini öngörür. Emsal gösterilmeden verilen bir rayiç, itiraza açıktır.

İtiraz sürecinin 1/7/2026 sonrası işleyişini değer kaybı eksper raporuna itiraz başlıklı yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık.

Araç Yaşı ve Kilometresi Şasi Hasarında Sonucu Değiştirir mi?

Evet, oldukça değiştirir. Yeni ve düşük kilometreli bir araçta şasi hasarı oluşması değer kaybını ciddi biçimde artırır. Çünkü bu tür araçlar piyasada “hasarsız” beklentisiyle alıcı bulur. Beklenti ne kadar yüksekse değer düşüşü de o kadar büyük olur.

Buna karşılık yüksek kilometreli ve yaşı ilerlemiş araçlarda değer kaybı yine oluşur ancak oranı daha düşük hesaplanabilir. Bunun nedeni, aracın zaten belirli bir kullanım geçmişine sahip olmasıdır. Kısacası aynı hasar iki farklı araçta aynı sonucu doğurmaz; araç özellikleri değerlendirmeyi doğrudan etkiler.

⚠️ Ancak burada eskimiş bir bilgiye dikkat edin. İnternette hâlâ “15.000 kilometrenin altındaki araçlarda değer kaybı tam ödenir, üstünde kilometreye bölünerek azalır” biçiminde bir formül dolaşır. Bu formül, zorunlu trafik sigortası genel şartlarının 1/7/2026’da yürürlükten kaldırılan Ek-1’inden gelmektedir ve bugün hiçbir bağlayıcılığı yoktur. Bugün yaş ve kilometre, sabit bir katsayı olarak değil, A.5/a’da sayılan “yaşı, modeli, kullanılmışlık düzeyi” ölçütleri içinde ve piyasa analizinin bir girdisi olarak dikkate alınır. Yani kilometre tazminatı otomatik olarak azaltan bir çarpan değil, emsal araç fiyatlarını belirleyen bir veridir.

Ekspertiz raporu şablonundaki gerçek zarar ilkesi paragrafı da yıpranma payını aracın kilometresi, metal komponentlerin yoğunluğu, korozyon dozajı ve geçmiş hasarları nedeniyle orijinalliğin yitirilip yitirilmediği üzerinden tarif eder. Şasi hasarının özellikle yeni araçlarda ağır sonuç doğurması da buradan gelir: orijinallik iddiası en güçlü olan araçta, taşıyıcı yapıya yapılan müdahale bu iddiayı doğrudan zedeler.

Şasi Hasarında Değer Kaybını Kimden İstersiniz?

Değer kaybı talebinin muhatabı tek bir kişi değildir; birbirini dışlamayan üç ayrı hukuki temel vardır.

  • Karşı aracın zorunlu trafik sigortacısı. KTK m.91/1, zorunlu trafik sigortasını işletenin m.85/1’deki sorumluluğunun karşılanması için zorunlu kılar. Sigortacının ödediği aslında işletenin borcudur ve ödeme poliçe limitiyle sınırlıdır.
  • İşleten. KTK m.85/1’e göre işleten ve bağlı olduğu teşebbüs sahibi müştereken ve müteselsilen sorumludur. Maddenin son fıkrası önemlidir: işleten, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur. Bu hüküm, “aracı ben kullanmıyordum” savunmasını etkisiz kılar.
  • Sürücü. TBK m.49 uyarınca kusura dayalı haksız fiil sorumluluğu işletenle birlikte yürür.

İspat yükü bakımından kritik bir ayrım vardır. KTK m.85/2’ye göre motorlu araç, motorlu olmayan bir kişi veya şeye zarar verirse işleten kusursuz sorumludur; ancak iki motorlu aracın karıştığı kazada zarar gören, kazanın oluşumunda işletene ilişkin bir kusurun varlığını ya da araçtaki bozukluğu ispat etmek zorundadır. Şasi hasarından doğan değer kaybı dosyalarının tamamı bu ikinci gruba girer; bu yüzden kaza tespit tutanağı, kusur incelemesi ve varsa kamera kaydı dosyanın omurgasını oluşturur.

Kolluk tutanağına dair yaygın bir hataya da değinmek gerekir: Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 156. maddesinin (a) bendinin üçüncü alt bendi açıktır — “Tutanak düzenleyenler, tutanakta taraflar için kusur oranı belirtmeksizin sadece kazanın oluşumunda kimin hangi trafik kuralını ihlal ettiğini belirtirler.” Dilekçede “karşı tarafın %100 kusurlu olduğu tutanakta belirtilmiştir” kalıbını kullanmak bu nedenle çoğu dosyada gerçeğe aykırıdır. Kusur oranını eksper, hakem ya da mahkeme belirler.

Kendi kusurunuz varsa tazminat oranlı düşer; bunun dayanağı da açıktır: KTK m.92/g, hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat taleplerini teminat dışı sayar. Şasi hasarında kusur oranına yapılan itirazın kanuni dayanağı bu benttir.

Şasi Hasarı Olan Araçta Değer Kaybı Talebi Ne Zaman Yapılmalı?

En doğru zaman, onarım tamamlandıktan hemen sonrasıdır. Çünkü süreç uzadıkça delillere ulaşmak zorlaşır. Servis kayıtları kaybolabilir, fotoğraflar silinebilir veya kusur tartışmaları karmaşık hâle gelebilir.

Onarım biter bitmez; onarım faturaları, servis iş emirleri, kaza tutanağı ve fotoğraflar bir araya getirilerek başvuru hazırlanmalıdır. Erken yapılan başvuru, dosyanın daha sağlıklı incelenmesini sağlar ve olası itiraz süreçlerini de kolaylaştırır.

Bunun yanında bilinmesi gereken bir hukuki sınır vardır ve pratik tavsiyelerden çok daha bağlayıcıdır: zamanaşımı. KTK m.109’a göre zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde kaza gününden itibaren on yıl içinde talepte bulunması gerekir. On yıllık sürenin başlangıcı öğrenme değil, kaza günüdür. Fiil aynı zamanda suç oluşturuyor ve ceza kanunu daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa o süre uygulanır.

Ayrı bir dilekçe vermeniz gerekip gerekmediği de sık sorulur. Genel şartlar A.5/a, araç hasarı için başvuruda bulunan hak sahibinin değer kaybı talebinde de bulunmuş sayılacağını söyler; yani ayrı bir dilekçe kanunen zorunlu değildir. Buna karşılık KTK m.97 dava veya tahkim öncesinde yazılı başvuru şartı koyar ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m.30/13 talebin kısmen ya da tamamen olumsuz sonuçlandığının belgelenmiş olmasını arar. Sonuç olarak dilekçe, talebi doğuran belge değil, hak arama kapısını açan ispat belgesidir — ve verilmesi güçlü biçimde tavsiye edilir.

Şasi Hasarı Değer Kaybında Süreler ve Zamanaşımı

Bu damarda en çok karıştırılan konu sürelerdir. Rakip içeriklerin neredeyse tamamı “sigorta 15 gün içinde ödeme yapmalıdır” der; oysa 15 gün ödeme değil cevap süresidir. Beş ayrı süre vardır ve her biri farklı bir sonuç doğurur:

SüreDayanakNe başlatır / sonucu
1 iş günüZMSS Gen. Şart. A.5Nihai eksper raporu ulaştıktan sonra sonucun hak sahibine bildirilmesi
8 iş günüKTK m.99Belgelerin sigortacıya ulaştığı tarihten itibaren ödeme süresi. Sonunda temerrüt doğar → yasal faiz
15 günKTK m.97Sigortacının başvuruyu yazılı cevaplama süresi. Cevap yoksa ya da talebi karşılamıyorsa dava veya tahkim yolu açılır
15 iş günü5684 s.K. m.30/13Yazılı cevap gelmezse Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru için yeterli. Ret belgelenirse süre beklenmez
2 yıl / 10 yılKTK m.109Zamanaşımı: öğrenmeden itibaren 2, kaza gününden itibaren 10 yıl

Süreyi başlatan olay dilekçenin yazılması değil, dosyanın sigortacıya ulaşmasıdır — m.99 açıkça “belgeleri ilettiği tarihten” der. Bu nedenle teslim tarihini belgelemek ayrı bir başlık hak eder: noter, iadeli taahhütlü posta, kayıtlı elektronik posta ya da dosya numarası verilmiş bir e-posta yanıtı bu işi görür. Genel şartların C.5 maddesi bildirimin şirket merkezine, sözleşmedeki temsilciliğe veya acenteye noter eliyle ya da taahhütlü mektupla yapılmasını öngörür; imza karşılığı elden verilen mektup ve telgraf da taahhütlü mektup hükmündedir. Yalnızca “e-posta atın” tavsiyesi bu yüzden eksiktir.

Sık yapılan ikinci hata da şudur: “ret kararına karşı 15 gün içinde tahkime başvurmalısınız.” Böyle bir hak düşürücü süre yoktur; sınırı belirleyen KTK m.109 zamanaşımıdır.

Son olarak düşük bir teklifi kabul etmiş olmak yolu kapatmaz. KTK m.111/2, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşma veya uzlaşmaların yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebileceğini söyler. Maddenin birinci fıkrası ise kanunun öngördüğü hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmaları geçersiz sayar; “hiçbir talebim kalmamıştır” tipi genel ibra metinleri bu nedenle sınırsız koruma sağlamaz. Bu iki yıl, m.109 zamanaşımından ayrı ve ek bir süredir ve anlaşma tarihinden işler.

Talebiniz Reddedilirse: Sigorta Tahkim Komisyonu mu, Dava mı?

Yazılı başvurunuz reddedilirse ya da KTK m.97’deki 15 günlük süre cevapsız geçerse iki yol açılır.

Sigorta Tahkim Komisyonu. 5684 sayılı Kanunun 30. maddesine dayanır. Zorunlu sigortalarda şirket tahkim sistemine üye olmasa dahi hak sahibi bu yoldan yararlanabilir. Hakem dört ay içinde karar verir (m.30/16). Yolun en belirgin avantajı m.30/17’dedir: talebin reddi hâlinde aleyhe hükmedilecek vekâlet ücreti, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin beşte biri kadardır. Ayrıca hakem ücretini Komisyon öder (m.30/18). Tahkime giderken arabuluculuk şartı aranmaz, çünkü bu şart yalnızca davaya bağlıdır.

⚠️ Mercii seçimi geri dönüşsüzdür. 5684 s.K. m.30/14: “Mahkemeye ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca Tüketici Sorunları Hakem Heyetine intikal etmiş uyuşmazlıklar ile ilgili olarak Komisyona başvuru yapılamaz.” Yani sigortacıya karşı önce tüketici hakem heyetine gitmek, tahkim yolunu kapatır. “Tüketici hakem heyetine başvurun” tavsiyesi bu dosyalarda hak kaybettirici olabilir.

Dava. Sigortacı davalıysa uyuşmazlık TTK m.4/1-a uyarınca mutlak ticari davadır; görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir ve TTK m.5/A gereği arabuluculuk dava şartıdır (arabulucu altı hafta, gerekirse iki hafta ek süre ile yürütür). Yalnızca sürücü ve işletene karşı haksız fiil davası açılıyorsa görevli mahkeme asliye hukuktur ve arabuluculuk şartı aranmaz. Yetki bakımından KTK m.110 üç seçenek sunar: sigortacının şubesi, sözleşmeyi yapan acente ve kazanın meydana geldiği yer.

🔴 Sık rastlanan bir yanlışı da düzeltelim: “davacının yerleşim yeri mahkemesi” KTK’da yetkili yer olarak sayılmamıştır. Buna güvenerek açılan dava yetki itirazıyla karşılaşabilir.

Parasal sınırlar tahkimde yolun devamını belirler. Sigorta Tahkim Komisyonunun duyurduğu ve 22/1/2026 tarihinden itibaren geçerli olan sınırlara göre uyuşmazlık miktarı 35.000 TL ve üzeri olan hakem kararlarına karşı Komisyon nezdinde itiraz yoluna başvurulabilir — bu tutarın altındaki kararlar kesindir. 122.000 TL ve üzeri uyuşmazlıkların en az üç kişiden oluşan hakem heyetiyle çözümü zorunludur. 383.000 TL’yi aşan uyuşmazlıklarda itiraz hakem heyeti kararına karşı Yargıtay nezdinde temyiz yolu açıktır — burada sık yapılan bir hatayı düzeltmek gerekir: kanun yolu istinaf değil, doğrudan temyizdir. 19/3/2026 tarihli değişiklikle itiraz ve temyiz bakımından başvurunun yapıldığı tarihteki, heyet teşekkülü bakımından heyetin teşekkül edeceği tarihteki sınır esas alınır. Bu tutarlar ÜFE oranında artırılabildiği için (m.30/22) başvurudan önce Komisyonun güncel duyuru ve ücret sayfasından teyit edilmelidir.

Başvuru ve dava aşamalarındaki masrafların ayrıntılı dökümünü araç değer kaybı başvuru, hesaplama, tahkim ve dava yazımızda bulabilirsiniz.

Şasi Hasarı Gizlenebilir mi? Sonradan Ortaya Çıkarsa Ne Olur?

Bazı araç sahipleri satış sırasında şasi işlemini belirtmemeyi tercih edebilir. Ancak modern ekspertiz cihazları şasi ölçümünü milimetrik olarak tespit edebildiği için bu durum genellikle ortaya çıkar. Satış sonrası alıcı hasarı öğrenirse ayıplı mal iddiası gündeme gelebilir ve bu durum satıcı açısından hukuki sorunlara yol açabilir. Bu nedenle şasi hasarı bulunan araçlarda şeffaf davranmak en güvenli yaklaşımdır.

“Hukuki sorun” ifadesinin somut karşılığını bilmek gerekir. Şasi işlemini bilerek gizleyen satıcı bakımından tablo şudur:

  • Alıcı, TBK m.227’deki dört seçimlik haktan birini kullanabilir: sözleşmeden dönme, bedel indirimi, ücretsiz onarım veya ayıpsız benzeriyle değiştirme. Ayrıca tazminat isteme hakkı saklıdır.
  • Sözleşmeye konulan sorumsuzluk kaydı işe yaramaz: TBK m.221, ayıbı ağır kusuruyla gizleyen satıcının sorumsuzluk anlaşmasını kesin hükümsüz sayar.
  • Satıcı “süresinde bildirmedin” savunmasını da yapamaz (TBK m.225).
  • İki yıllık zamanaşımı satıcıyı korumaz: TBK m.231, ağır kusurlu satıcının bu süreden yararlanamayacağını açıkça söyler.

Buna karşılık şasi işlemini ilan ve satış sırasında açıkça bildirmek satıcıyı büyük ölçüde korur, çünkü TBK m.222 uyarınca alıcının bildiği ayıplardan satıcı sorumlu olmaz. Pratik sonuç: şeffaflık yalnızca etik bir tercih değil, satıcı için en güçlü hukuki savunmadır.

Şase Ezik Olursa ya da Şasede İşlem Olursa Ne Olur?

Bu iki soru pratikte aynı kapıya çıkar ve cevabı üç aşamalıdır.

Teknik sonuç. Şasede ezilme veya eğilme, aracın ölçü değerlerinin fabrika toleransı dışına çıkması demektir. Bu durum düzeltilmezse lastiklerde düzensiz aşınma, direksiyonun bir tarafa kaçması, kapı ve bagaj boşluklarında açıklık farkı gibi belirtiler görülür. Daha önemlisi, deforme olmuş bir taşıyıcı yapı yeni bir kazada darbeyi tasarlandığı gibi ememez.

Kayıt sonucu. Düzeltme yapıldığında işlem ekspertiz raporuna geçer ve araç “şase işlemli” olarak anılmaya başlar. Bu kayıt silinmez; aracın her el değiştirmesinde yeniden görünür.

Hukuki sonuç. Kusurlu bir üçüncü kişinin sebep olduğu kazadan kaynaklanıyorsa, ezik ve düzeltme işlemi değer kaybı talebinin dayanağıdır. Ancak hasar Ek-1’de sayılan bir parçadaysa — şasi kolları listenin ilk iki sırasındadır — eksperin ağır hasar tespiti yapma ihtimali de doğar. Bu ihtimal gerçekleşirse tescil kaydına çekme şerhi düşer ve yukarıda anlattığımız KTK m.92/l sonucu devreye girer.

Bu nedenle şasede işlem gören bir araçta atılması gereken ilk adım, eksper raporunun hangi parçaya hangi işlemin yapıldığını ve ağır hasar değerlendirmesinin yapılıp yapılmadığını açıkça göstermesini talep etmektir.

Neden Şasi Hasarı Değer Kaybında En Güçlü Göstergedir?

Değer kaybı aslında sadece bir tamir meselesi değildir; güven meselesidir. Alıcı, aracın gelecekte sorun çıkarma ihtimalini fiyatına yansıtır. Şasi hasarı da tam olarak bu güveni etkileyen faktördür.

Bu nedenle sigorta incelemelerinde kapı, çamurluk veya tampon değişimi çoğu zaman sınırlı etki yaratırken, şasi işlemi doğrudan aracın piyasa değerini aşağı çeker. Araç kullanılabilir durumda olsa bile ikinci el değeri düşer ve değer kaybı talebinin hukuki dayanağı burada oluşur.

Bu güçlü göstergenin mevzuattaki karşılığını yazı boyunca üç ayrı yerde gördük: genel şartlar A.5/a hasar gören kısımları ölçüt listesine koyar; 2025/12 sayılı Genelgenin Ek-1’i şasi kollarını ağır hasar parça listesinin başına yerleştirir; KTK m.92/l ise çekme şerhi düşen aracın sonraki değer kaybı talebini sigorta teminatının dışına çıkarır. Şasi hasarının “en güçlü gösterge” olması bir piyasa sezgisi değil, bu üç metnin birlikte okunmasının sonucudur.

Bir şasi hasarı değer kaybı dosyasında haklarınızı doğru kullanabilmek için eksper raporunun parça bazlı düzenlenmesi, ağır hasar değerlendirmesinin şeffaf yapılması ve sürelerin kaçırılmaması belirleyicidir. Sürecin hangi aşamasında olursanız olun, dosyanızı bir araç değer kaybı avukatı ile değerlendirmek, hem tazminatın doğru hesaplanması hem de gelecekteki haklarınızın korunması bakımından yararlı olacaktır.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Şasi hasarı olan araçta değer kaybı daha mı yüksek olur?

Genellikle evet. Şasi hasarı, aracın taşıyıcı sistemini etkilediği için ikinci el piyasasında daha ciddi bir değer düşüşüne neden olabilir. Bunun mevzuattaki dayanağı, zorunlu trafik sigortası genel şartlarının A.5/a maddesinin değer kaybı ölçütleri arasında aracın “hasar gördüğü kısımları” ifadesine yer vermesidir. Yani hasarın hangi bölgede olduğu, hesabın dışında bir ayrıntı değil, doğrudan içindedir.

Şasi düzeltme işlemi yapılan araç değer kaybı alabilir mi?

Evet. Şasi düzeltme veya doğrultma işlemi uygulanmış araçlar da gerekli şartların bulunması hâlinde değer kaybı talep edebilir. Hesaplama, hasarın kapsamına ve aracın özelliklerine göre yapılır. Talebi ortadan kaldıran tek hâl, aracın hasar sebebiyle trafikten çekme veya hurdaya çıkarılma işlemi görmüş olmasıdır (KTK m.92/l); bu hâlde de talep yalnızca sigortacıya karşı kapanır, kusurlu sürücü ve işletene karşı açık kalır.

Yetkili serviste onarım yapılması değer kaybını ortadan kaldırır mı?

Hayır. Yetkili serviste yapılan kaliteli onarım, aracın teknik açıdan güvenli şekilde kullanılmasına katkı sağlayabilir; ancak şasi işlem kaydı ikinci el piyasa değerini etkileyebileceğinden değer kaybını tamamen ortadan kaldırmaz. Buna karşılık orijinal parça kullanımı ve servis belgeleri, ekspertiz raporuna itiraz etmeniz gerektiğinde dosyanızı güçlendirir.

Şasi hasarı olan her araç pert sayılır mı?

Hayır. Şasi hasarı bulunan her araç pert değildir. Pert (tam hasar) kararı için SEDDK’nın 2025/12 sayılı Genelgesinin 4. maddesi iki şartı birlikte arar: onarım masrafının (KDV dahil) aracın kaza tarihindeki değerini aşması ve eksper raporuyla aracın onarım kabul etmez hâle geldiğinin tespiti. Şasi hasarı tek başına pert kaydı anlamına gelmez. Ancak şasi kolu hasarı, aynı Genelgenin 5. maddesi kapsamında ağır hasar tespitini gündeme getirebilir; ağır hasar ise pertten farklı bir statüdür.

Şasi hasarı sonrası değer kaybı başvurusu ne zaman yapılmalıdır?

En uygun zaman, aracın onarım işlemleri tamamlandıktan sonra gerekli belgelerin hazırlanmasıdır. Kaza tespit tutanağı, ekspertiz raporu, servis kayıtları, onarım faturaları ve hasar fotoğrafları ile yapılacak zamanında bir başvuru, sürecin daha sağlıklı ilerlemesine yardımcı olur. Hukuki üst sınır ise KTK m.109’daki zamanaşımıdır: zararı ve sorumluyu öğrenmeden itibaren iki yıl, her hâlde kaza gününden itibaren on yıl.

Şase işlemli ne demek?

Ekspertiz raporunda aracın taşıyıcı yapısına müdahale edildiğinin kaydedilmesi anlamına gelir. Bu müdahale milimetrik bir ölçü düzeltmesinden kesme–kaynak işlemine kadar geniş bir aralığı kapsar. Bu nedenle “işlemli” ibaresi tek başına hasarın ağırlığını göstermez; raporun hangi parçaya hangi işlemi yazdığına bakmak gerekir.

Arabanın şasesi neresi, araba şasesi nedir?

Binek araçların çoğunda gövde ile taşıyıcı yapı tek parça üretildiği için şase ayrı bir parça değil, bir bölgeler bütünüdür: aracın altında uzunlamasına uzanan ön ve arka şasi kolları, kapı eşiklerinin altındaki marşpiyel ve taban birleşimi, orta direkler, ön göğüs sacı ile tavanı taşıyan traversler. Yani aracın şasesi neresi diye bakarken tek bir parça değil, alt iskeleti oluşturan bu bölgeler aranır. Kamyon ve çekicilerde ise gövdeden bağımsız, üzerine kabinin oturduğu ayrı bir çelik iskelet bulunur.

Araçta podye nedir, şase podye neresidir?

Podye neresi diye sorulduğunda kastedilen, motor bölmesinde süspansiyon kulesinin oturduğu, amortisörün üst yatağını taşıyan bölgedir. Araçta podye nedir diye bakarsanız: tekerleğin üstünde kalan ve süspansiyonun gövdeye bağlandığı noktadır; bu yüzden ekspertizde “şase podye” başlığı altında da geçebilir. Bu bölgedeki deformasyon doğrudan süspansiyon geometrisini etkilediği için “podye işlemli” kaydı, şasi hasarları içinde ağır sayılan kayıtlardandır. Kullanıcılar podyeyi sıklıkla direkle karıştırır; terimi değil, raporun şemasında işaretlenen bölgeyi okumak gerekir.

Şase işlemli araç alınır mı?

Karar, işlemin bölgesine ve yöntemine bakılarak verilmelidir. Usulüne uygun doğrultulmuş, ölçüleri fabrika değerine dönmüş bir araçta teknik engel bulunmayabilir; kesme–kaynak yapılmış ya da ölçüleri hâlâ tolerans dışında olan araçta çekince yerindedir. Hukuken kritik nokta şudur: işlem size bildirilmiş ve siz bunu bilerek almışsanız, TBK m.222 uyarınca sonradan aynı kayda dayanarak satıcıya başvuramazsınız. Gizlenmişse dört seçimlik hakkınız doğar.

Şase ezik olursa ne olur?

Ezilme, aracın ölçü değerlerinin fabrika toleransı dışına çıkması demektir ve düzeltilmezse lastik aşınması, direksiyon kaçırması ve boşluk farkı gibi belirtiler doğurur. Düzeltme yapıldığında işlem ekspertiz raporuna geçer ve kayıt kalıcı olur. Kusurlu bir üçüncü kişinin sebep olduğu kazadan kaynaklanıyorsa bu kayıt değer kaybı talebinin dayanağıdır.

Şasi hasarı aracı ağır hasarlı yapar mı?

Yapabilir. SEDDK’nın 2025/12 sayılı Genelgesinin 5. maddesinin üçüncü fıkrasına göre onarım masrafı aracın değerinin %60’ını aşmasa bile, Ek-1’de sayılan parçalardan en az birinin zarar görmesi hâlinde eksper ağır hasar tespiti yapabilir. Sağ/sol ön şasi kolu ve sağ/sol arka şasi kolu, bu listenin ilk iki sırasındadır. Fıkra “yapılabilir” dediği için sonuç otomatik değildir; eksperin somut dosyadaki değerlendirmesine bağlıdır.

Şasi hasarında değer kaybı yüzde kaç olur?

Sabit bir yüzde yoktur ve yüzde veren içeriklere temkinli yaklaşmak gerekir. 1/7/2026 itibarıyla genel şartların katsayı tablosunu içeren Ek-1’i yürürlükten kaldırılmış, hesap piyasa analiz yöntemine bağlanmıştır. Ayrıca ekspertiz raporu şablonunda “hasar onarımı için ödenen tutar” ile “değer kaybı tespit tutarı” ayrı satırlardır; ikincisi birincisinden türetilmez. Yani değer kaybı, onarım faturasının bir yüzdesi olarak hesaplanmaz.

Ağır hasar kaydı olan araç sonraki kazasında değer kaybı alabilir mi?

Sigortacıya karşı alamaz. KTK m.92/l, hasar sebebiyle trafikten çekme veya hurdaya çıkarılma işlemi görmüş araçların değer kaybı taleplerini zorunlu trafik sigortası kapsamı dışında bırakır. Ancak ölçüt SBM’deki hasar kaydı değil, tescil belgesindeki şerhtir; işlem görmemiş araç bu bendin kapsamında değildir. Teminat dışı olması da talebi yok etmez: kusurlu sürücü ve işletene karşı KTK m.85/1 ve TBK m.49 uyarınca talep açık kalır.

Şasi hasarı olan aracı satarken bildirmek zorunda mıyım?

Bildirmemek satıcıyı ağır bir riske sokar. TBK m.219 satıcıyı, aracın değerini azaltan ayıplardan bilmese bile sorumlu tutar. Ayıbı ağır kusuruyla gizleyen satıcı bakımından sorumsuzluk kaydı kesin hükümsüzdür (m.221), “süresinde bildirilmedi” savunması yapılamaz (m.225) ve iki yıllık zamanaşımından yararlanılamaz (m.231). Buna karşılık işlemi açıkça bildirmek, m.222 uyarınca satıcı için en güçlü savunmayı oluşturur.

Şasi hasarında değer kaybı için ayrı dilekçe vermek zorunda mıyım?

Kanunen zorunlu değildir: genel şartlar A.5/a, araç hasarı için başvuruda bulunan hak sahibinin değer kaybı talebinde de bulunmuş sayılacağını söyler. Ancak KTK m.97 dava veya tahkim öncesi yazılı başvuru şartı koyar ve 5684 s.K. m.30/13 talebin olumsuz sonuçlandığının belgelenmiş olmasını arar. Bu nedenle dilekçe artık talebi doğuran değil, hak arama kapısını açan ispat belgesidir ve verilmesi tavsiye edilir.

Değer kaybı başvurusu ve ekspertiz ücretli mi?

Sigorta şirketine başvuru ücretsizdir; harç, dosya bedeli veya damga vergisi alınmaz. Ekspertiz masrafını ise sigortacı üstlenir: genel şartlar A.5/a uyarınca eksperi Kurum usulüne göre sigortacı atar ve araç hasarı için atanan eksper, değer kaybı tutarına ilişkin tespitine de raporunda yer verir. Dolayısıyla ayrı bir değer kaybı raporu ücreti doğmaz. Kendi bağımsız eksperinizi görevlendirirseniz masraf size ait olur, ancak dava hâlinde yargılama gideri olarak talep edilebilir.

Yasal uyarı: Bu yazı şasi hasarı değer kaybı konusunda genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki görüş ya da tavsiye niteliği taşımaz. Her dosya kendi belgeleri, kusur durumu ve ekspertiz tespitleri üzerinden değerlendirilir. Metinde anılan mevzuat hükümleri yazının hazırlandığı tarihte yürürlüktedir; tutar ve tarifeler yıl içinde değişebilir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir