handan sayan ozgul

12. Yargı Paketi Neler Getirdi? 7589 Sayılı Kanunla Değişen Maddeler

12. Yargı Paketi Neler Getirdi? 7589 Sayılı Kanunla Değişen Maddeler

12. Yargı Paketi Neler Getirdi? 7589 Sayılı Kanunla Değişen Maddeler

Yargı Paketi neler getirdi, hangi kanunları değiştirdi ve hangi dosyaları etkiliyor: 7589 sayılı Kanun, 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı. 12. Yargı Paketi neler getirdi diye bakıldığında ortaya çıkan tablo kamuoyu beklentisinden farklı: metinde genel af, toplu infaz indirimi veya denetimli serbestlik düzenlemesi yok. Buna karşılık on üç ayrı kanunda, 27 madde ve on fıkralık bir geçici maddeyle, günlük uygulamayı doğrudan değiştiren düzenlemeler var.

Paketin tamamının yayım günü yürürlüğe girdiği yönündeki yaygın bilgi eksik. Kanunun yürürlük maddesi üç ayrı tarih öngörüyor: maddelerin büyük bölümü 31 Temmuz 2026’da devreye girdi, üç madde yayımdan üç ay sonra uygulanmaya başlayacak, bir madde ise 23 Temmuz 2026’dan itibaren geçerli sayılıyor. Hangi kuralın dosyanıza uygulanacağını belirleyen asıl mekanizma da bu tarihler ile geçici maddedeki geçiş hükümleridir.

Bir bakışta

Kanun kimliği7589 sayılı Kanun · Kabul: 16/7/2026 · RG: 31/7/2026, Sayı 33326
Af / infaz indirimiYok. Denetimli serbestlik süresine de dokunulmadı.
En geniş ceza değişikliğiTCK 158’e eklenen 4. fıkra: katkısı yalnızca hesap/IBAN vermekle sınırlı kalanlarda ceza yarı oranında indirilir.
HAGBCMK 231’in 5-14. fıkraları yeniden yazıldı; işkence, eziyet ve görev sebebiyle kötü muamele suçlarında HAGB yasaklandı.
Hukuk yargılamasıBelirsiz alacak davası (HMK 107) kaldırıldı, kısmi dava güçlendirildi; duruşma araları üç ayla sınırlandı.
Para tarafıKanuni faiz, reeskont oranının yüzde sekseni olarak hesaplanacak; tazminat faizinin başlangıcı değişti.
YürürlükÜç ayrı tarih: 23/7/2026 (bir madde), 31/7/2026 (çoğunluk), 31/10/2026 (üç madde).

Yazıda hangi başlıklar var?

12. Yargı Paketi Neler Getirdi? On Üç Kanunda 27 Maddelik Değişiklik

12. Yargı Paketi neler getirdi sorusunun en kısa cevabı şu: kanun, ceza yargılamasından icra hukukuna, idari yargıdan borçlar hukukuna kadar on üç kanunu aynı anda değiştiren bir usul reformu. Adı “Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ve ağırlık merkezi ceza indirimleri değil, yargılamanın hızlandırılması ile kanun yollarının yeniden kurgulanması.

Değişen kanunları ve her birinin size dokunduğu noktayı tek tabloda topladık:

Değişen kanunİlgili maddePratikte ne değişti
İcra ve İflâs Kanunu (2004)m.114Miras kalan taşınmazın satışında birinci artırma yalnızca mirasçılar arasında; ihale bedelini yatırmayana idari para cezası
Noterlik Kanunu (1512)m.55Noterlik evrakının mahkeme ve savcılığa güvenli elektronik imzayla gönderilmesi, ücretsiz
Danıştay Kanunu (2575)geçici m.27Geçiş süresi dört yıl uzatıldı; ilgili fıkra 23/7/2030’a kadar uygulanmayacak
Bölge İdare / İdare / Vergi Mahkemeleri Kanunu (2576)m.7Tek hâkimle görülecek dava türleri yeniden sayıldı; parasal ibare 486.000 TL’ye güncellendi
İdari Yargılama Usulü Kanunu (2577)m.45, m.46İstinafta bozup gönderme halleri sınırlandı; yeniden verilen karara temyiz yolu açıldı
Adli Tıp Kurumu Kanunu (2659)m.26İhtisas kurulu başkan ve üyelerine dört yıllık görev süresi
Hâkimler ve Savcılar Kanunu (2802)m.10, m.63Hâkim-savcı yardımcılığı sınav esasları; gereksiz bilirkişi ataması disiplin sebebi
Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun (3095)m.1Kanuni faiz, reeskont oranının yüzde sekseni
Türk Medenî Kanunu (4721)m.440, m.444Vesayet ve tereke satışları elektronik satış portalına taşındı
Türk Ceza Kanunu (5237)m.158Hesap/IBAN kullandırma fiiliyle sınırlı iştirakte yarı oranında indirim
Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)m.80, m.231, m.247, m.308Örnek kayıtlarının imhası, HAGB’nin yeniden düzenlenmesi, kaçak sanık güvencesi, Başsavcı itiraz süresi
Türk Borçlar Kanunu (6098)m.55Beden gücü kaybı ve destekten yoksun kalma tazminatında faiz başlangıcı ve mahsup kuralı
Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100)m.107, 109, 147, 149, 166, 168, 362Belirsiz alacak davası kaldırıldı, kısmi dava güçlendirildi, duruşma arası sınırlandı

Kanunun tam metni için birincil kaynağa bakmak isterseniz: 7589 sayılı Kanun — Resmî Gazete, 31 Temmuz 2026.

12. Yargı Paketi Ne Zaman Yürürlüğe Girdi? Üç Ayrı Tarih Var

Kanunun yürürlük maddesi tek bir tarih değil, üç tarih belirliyor. Bu ayrım önemsiz bir teknik ayrıntı değil; bir işlemin hangi kurala tabi olacağını doğrudan bu tarihler belirliyor. Özellikle vesayet ve tereke satışlarında, üç ay sonra devreye girecek kural bugün uygulanmaz.

Yürürlük tarihiKapsadığı maddelerKonusu
23 Temmuz 2026 (geriye etkili)m.3Danıştay Kanunu geçici m.27’deki süre uzatımı
31 Temmuz 2026 (yayım günü)Yukarıdakiler dışındaki tüm maddelerHAGB, TCK 158/4, belirsiz alacak davası, kanuni faiz, idari yargı, icra dahil paketin gövdesi
31 Ekim 2026 (yayımdan üç ay sonra)m.11, m.12, m.22TMK 440 ve 444’teki elektronik satış portalı zorunluluğu ile HMK 149’daki e-duruşma imza kuralı

Üç ay ertelenen maddelerin ortak özelliği teknik altyapı gerektirmesi: vesayet altındaki kişiye ait taşınmazın satışının Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’ne entegre elektronik satış portalında yapılması ve ses-görüntü nakli yoluyla duruşmaya katılanlar bakımından elle imza hükümlerinin uygulanmaması. Bu üç madde 31 Ekim 2026’ya kadar eski hâliyle işleyecek.

12. Yargı Paketinde Genel Af, İnfaz İndirimi veya Denetimli Serbestlik Var mı?

Yayımlanan kanun metninde genel af, özel af, toplu infaz indirimi veya denetimli serbestlik süresini genişleten bir hüküm bulunmuyor. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, 7589 sayılı Kanunla değiştirilen on üç kanun arasında yer almıyor; dolayısıyla koşullu salıverilme oranları ve denetimli serbestlik süreleri aynen sürüyor.

Bununla birlikte paket, infazda bulunan belirli bir grup için sonuç doğurabiliyor. Bu, aftan tamamen farklı bir mekanizma: TCK 158’e eklenen indirim fıkrası ve geçici maddedeki etkin pişmanlık imkânı, yalnızca dolandırıcılık suçuna katkısı hesap veya IBAN kullandırmakla sınırlı kalan kişileri kapsıyor ve zararın giderilmesi şartına bağlı. Af beklentisi ile bu düzenlemenin karıştırılmaması gerekiyor; ayrıntısını bir sonraki başlıkta açıyoruz.

Af ve infaz başlığının tamamını — genel af ile özel af farkı, af çıkması için gereken anayasal şartlar, koşullu salıverilme ve denetimli serbestlikte güncel durum ve af beklemek yerine bugün kullanılabilecek hukuki yollar — ayrı bir yazıda topladık: 12. Yargı Paketi genel af ve infaz düzenlemesi ve kavramsal çerçeve için genel af nedir başlıklı incelememize göz atabilirsiniz. Bir önceki pakette hangi taleplerin karşılanmadığını ise 11. Yargı Paketi değerlendirmemizde bulabilirsiniz.

IBAN’ını veya Banka Hesabını Kullandıranlara Ceza İndirimi Nasıl Uygulanacak?

TCK 158’e eklenen dördüncü fıkraya göre, dolandırıcılık suçuna iştiraki yalnızca kendisine veya başkasına ait ödeme aracını ya da hesabın kullanılmasını sağlayan bilgileri vermek fiiliyle sınırlı kalan kişinin cezası yarı oranında indirilir. Fıkra hem nitelikli dolandırıcılığı (TCK 158) hem de basit dolandırıcılığı (TCK 157) kapsıyor.

Fıkranın gövdesindeki kritik kelime “sınırlı olması”. İndirim, katkının başka hiçbir aşamaya uzanmadığı hâllere özgü. Bu ayrımı doğru kurmak, dosyanın sonucunu doğrudan belirliyor.

Ceza indiriminden kimler yararlanamaz?

Katkısı hesap veya kart vermenin ötesine geçen kişi bu fıkranın kapsamı dışında kalır. Kanun metninin lafzına göre indirim, iştirakin “vermek fiiliyle sınırlı” olmasını arıyor. Buna göre paranın çekilmesi, başka hesaplara aktarılması, mağdurla iletişime geçilmesi veya organizasyon içinde başka bir rol üstlenilmesi hâlinde fiil artık salt hesap kullandırmakla sınırlı sayılmaz. Bu değerlendirme her dosyada delil durumuna göre mahkemece yapılır; hesabın kime, hangi şartlarda ve ne karşılığında verildiği belirleyici olur.

Kripto hesabını kullandıranlar da kapsamda mı?

Evet. Fıkra, banka ve aracı kurum hesaplarının yanında ödeme hizmeti sağlayıcıları ile kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesapları da açıkça sayıyor. Kripto borsasındaki hesabını ya da cüzdan erişim bilgilerini başkasına veren kişi bakımından da aynı indirim rejimi geçerli. Bu, uygulamada sıkça karşılaşılan ancak eski metinde karşılığı bulunmayan bir boşluğu kapatıyor.

Dosyası istinafta veya Yargıtay’da olanlar ne yapacak?

Geçici maddeye göre bu kişilerin dosyaları kendiliğinden ele alınıyor. Kanun yolu incelemesindeki dosyalardan yeni fıkranın uygulanacağı sanıkların bölge adliye mahkemesi ceza dairelerindeki dosyaları hakkında bozma kararı verilir ve dosya ilk derece mahkemesine gönderilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar da gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir. Yani indirim, yeniden yapılacak yargılamada ilk derece mahkemesince değerlendirilecek.

Cezası infaz edilenler zararı öderse tahliye olur mu?

Doğrudan tahliye sonucu doğuran bir hüküm yok; yol, etkin pişmanlıktan geçiyor. Hükmü kesinleşmiş ve infaz aşamasında olan, hakkında daha önce TCK 168 uygulanmamış hükümlüler, mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde mağdurun zararını aynen iade veya tazmin yoluyla tamamen giderirse TCK 168/2’deki etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabiliyor.

Burada çok yanlış anlaşılan bir nokta var: geçici madde, bu altı aylık süre boyunca “mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemeyeceğini” açıkça söylüyor. Yani ödeme süreci infazı durdurmuyor; hükümlü cezasını çekmeye devam ederken ödemeyi tamamlamak zorunda. Aynı imkân, kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla hüküm verilmiş olup kanun yoluna başvurulmadığı için sonradan kesinleşen hükümler bakımından da geçerli.

Hesabını kullandırmanın cezai sonuçlarını ayrıntılı ele aldığımız IBAN kullandırma cezası yazımız ile adına habersiz işlem yapılanlar için hazırladığımız haberim olmadan adıma kredi çekilmiş rehberimiz bu bölümün tamamlayıcısıdır. Zararın tazmini tarafında ise dolandırıcıya tazminat davası açılıp açılamayacağını inceledik.

HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması) Neden Yeniden Yazıldı?

7589 sayılı Kanun, CMK 231’in beşinci ila on dördüncü fıkralarını bütünüyle yeniden kaleme aldı. Bu yeniden yazımın arkasında, çoğu haberde geçmeyen somut bir sebep var: Anayasa Mahkemesi, 31 Aralık 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan kararıyla HAGB’yi düzenleyen bu fıkraları iptal etmiş, iptalin doğuracağı boşluk nedeniyle kararın yürürlüğünü yayımından dokuz ay sonrasına ertelemişti. Süre 2026 sonbaharında doluyordu. Yeni düzenleme, o tarihte HAGB kurumunun tümüyle dayanaksız kalmasını önlüyor.

Bu çerçeve, yaygın bir yanlış anlamayı da düzeltiyor. “HAGB baştan sona değişti” değerlendirmesi, fıkraların teknik olarak yeniden yazılmış olmasından kaynaklanıyor; oysa kurumun omurgası korundu. HAGB’nin bugünkü hâlini şekillendiren birçok kural, aslında 2024 yılında 7499 sayılı Kanunla gelmişti ve 7589 onları metne yeniden taşıdı.

HAGB şartları değişti mi?

Temel şartlar korundu. Yeni metne göre HAGB kararı verilebilmesi için hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, mahkemenin yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varması ve mağdurun veya kamunun uğradığı zararın tamamen giderilmesi gerekiyor. Denetim süresi yine beş yıl.

Zararı derhâl karşılayamayan sanık için kolaylık da yerinde duruyor: zararın denetim süresi boyunca aylık taksitlerle tamamen giderilmesi koşuluyla da HAGB kararı verilebiliyor. Ayrıca yeni metinde HAGB kararında hükmolunan hapis cezasının ertelenemeyeceği ve kısa süreli olsa bile seçenek yaptırımlara çevrilemeyeceği açıkça yazıyor.

Hangi suçlarda HAGB verilemeyecek?

Paketin HAGB alanındaki asıl yeniliği bu. On dördüncü fıkraya göre HAGB hükümleri; işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar hakkında uygulanmaz. Bu yasak, Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesinde öne çıkan cezasızlık eleştirisini doğrudan karşılayan hüküm niteliğinde.

HAGB kararına itiraz mı, istinaf mı edilecek?

İstinaf. Yeni on ikinci fıkraya göre HAGB kararına karşı istinaf yoluna başvurulabiliyor; bölge adliye mahkemesince verilen kararlar hakkında ise CMK 286 hükümleri uygulanıyor. Karar ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmişse temyiz yolu açık.

Burada da bir düzeltme gerekiyor: istinaf yolu 7589 ile gelmedi, 2024 düzenlemesinin ürünü. 7589’un eklediği şey, incelemenin kapsamını tanımlayan cümle: istinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir. Kanun yolları arasındaki farkları ayrıntılı ele aldığımız mahkeme kararının bir üst mahkemeye taşınması yazımız bu ayrımı örneklerle açıyor.

Denetim süresinde yeni suç işlenirse ne olur?

Mahkeme hükmü açıklar; ancak sonuç otomatik değil. On birinci fıkra, yükümlülüklerini yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendiren mahkemeye üç seçenek tanıyor: cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine karar verebilir, koşulları varsa hapis cezasını erteleyebilir veya seçenek yaptırımlara çevirebilir. Bu değerlendirmenin sonunda yeni bir mahkûmiyet hükmü kurulur ve bu hükme itiraz edilebilir; itiraz mercii yalnızca bu fıkradaki koşullarla sınırlı inceleme yapar.

Denetim süresi içinde kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir kez daha HAGB kararı verilemiyor. Denetim süresi sorunsuz tamamlanırsa açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılıyor ve davanın düşmesine karar veriliyor.

HAGB kaydı nerede tutulacak, kimler görebilecek?

HAGB kararı, bu kararlara mahsus ayrı bir sisteme kaydediliyor. On üçüncü fıkraya göre bu kayıtlar ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde ve yalnızca maddede belirtilen amaçla kullanılabiliyor. Denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağı da aynı metinde yer alıyor.

HAGB’de konuDurum
İki yıl ceza eşiğiKorundu
Beş yıllık denetim süresiKorundu
Zararın giderilmesi şartı (taksitle ödeme dahil)Korundu
Sanığın kabulü şartıAranmıyor — 2024’te (7499) kaldırılmıştı
Kanun yolu: istinaf2024’te gelmişti; 7589 inceleme kapsamını tanımladı
İhlalde cezanın yarısına kadar infaz edilmemesiKorundu
İşkence, eziyet ve görev sebebiyle kötü muamelede HAGB yasağı7589 ile geldi
Kayıtların ayrı sisteme işlenmesi ve erişimin sınırlanması7589 ile geldi

Belirsiz Alacak Davası Kaldırıldı mı?

Evet. HMK’nın belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesi yürürlükten kaldırıldı. Ancak bu, alacağını tam olarak belirleyemeyen davacının korumasız kaldığı anlamına gelmiyor; kanun koyucu aynı ihtiyacı kısmi dava üzerinden karşılayan bir düzenleme getirdi. Kaldırmanın gerekçesi, hangi alacakların belirsiz alacak davasına konu olabileceği konusundaki tereddütlerin birbiriyle çelişen kararlara ve uzayan yargılamalara yol açmasıydı.

Devam eden belirsiz alacak davaları ne olacak?

Derdest davalar etkilenmiyor. Geçici maddenin onuncu fıkrası, yürürlükten kaldırılan 107. maddenin kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam olunacağını söylüyor. Yani 31 Temmuz 2026’dan önce açılmış bir belirsiz alacak davası, kendi kuralları içinde görülmeye devam eder; talebin sonradan artırılması, hukuki yarar tartışması ve zamanaşımı sonuçları eski rejime tabidir.

Kısmi davada talep miktarı nasıl artırılacak?

HMK 109’a eklenen dördüncü fıkra, alacağın yalnızca bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusunun aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabileceğini düzenliyor. Kritik cümle ise devamında: bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.

Bu son cümle, uygulamada yıllardır sorun üreten bir noktayı kapatıyor. Kısmi dava açıp sonradan ıslahla talebini artıran davacı, artırılan kısım için karşı tarafın zamanaşımı def’iyle karşılaşabiliyordu. Yeni fıkra, artırılan kısım bakımından zamanaşımını dava tarihine bağladığı için bu riski ortadan kaldırıyor.

KarşılaştırmaIslah (HMK 176 vd.)Yeni kısmi dava artırımı (HMK 109/4)
Kaç kez yapılabilirBir kezBir defaya mahsus
Zaman sınırıTahkikat bitimine kadarTahkikatın sona ermesine kadar
Artırılan kısımda zamanaşımıDef’i ileri sürülebiliyorduDava tarihinden kesilmiş sayılır
İddianın genişletilmesi yasağıIslahla aşılırYasağa tabi değil

İşçilik alacaklarında ne değişiyor?

Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ve yıllık izin ücreti gibi alacaklar belirsiz alacak davasının en yoğun kullanıldığı alandı; çünkü işçi çoğu zaman ücretini, çalışma süresini veya prim gün sayısını dava açarken kesin olarak bilemiyor. Yeni rejimde bu davalar kısmi dava olarak açılacak ve bilirkişi raporuyla miktar netleştikten sonra talep tek seferde artırılacak. Zamanaşımının dava tarihine bağlanması, işçi lehine olan asıl güvence.

Hesaplama tarafını merak edenler için kıdem tazminatı hesaplama ve ihbar tazminatı hesaplama araçlarımız ile kıdem tazminatı gecikme faizi yazımız yararlı olacaktır. Sürecin dava boyutu için işçi alacakları sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Duruşmalar Arasındaki Süre Artık Üç Ayı Geçemeyecek

HMK 147’ye eklenen üçüncü fıkra, duruşmalar arasındaki sürenin üç aydan daha uzun olamayacağını hükme bağlıyor. Vatandaşın yargılama süreleriyle ilgili en somut şikâyetine doğrudan yanıt veren düzenleme bu.

Kural mutlak değil. Aynı fıkra, işin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde hâkimin gerekçesini belirterek daha uzun bir süre belirleyebileceğini söylüyor. Yani üç ay bir üst sınır; istisnası ise gerekçe gösterme yükümlülüğüne bağlanmış durumda. Uygulamada bu fıkranın etkisini belirleyecek olan da hâkimlerin bu gerekçelendirmeyi ne kadar sıkı yapacağı olacak.

Kanuni Faiz Oranı Nasıl Hesaplanacak?

3095 sayılı Kanun’un 1. maddesi değiştirildi ve kanuni faiz, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden hesaplanacak şekilde yeniden kuruldu. Söz konusu reeskont oranı 30 Haziran günü, önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan orandan beş puan veya daha çok farklıysa, yılın ikinci yarısında 30 Haziran’da belirlenen oranın yüzde sekseni geçerli oluyor.

Değişikliğin özü şurada: eski metin de aynı referansı, yani kısa vadeli kredi işlemlerinde uygulanan reeskont oranını esas alıyordu. Eklenen tek unsur “yüzde sekseni” ibaresi. Sonuç olarak kanuni faiz, referans oran değişmese bile beşte bir oranında indirilmiş oluyor. Bu, sözleşmede faiz kararlaştırılmamış her alacak için geçerli bir daralma anlamına geliyor ve alacaklının aleyhine sonuç doğuruyor.

Somut bir hesap yaparken güncel reeskont oranına bakmak gerekir; oran her yıl değiştiği için buradaki formülü sabit bir yüzde olarak okumamak önemli. Güncel oranlar Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından ilan edilir. Kanunun tam metnine ise mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşabilirsiniz.

İş Göremezlik ve Destekten Yoksun Kalma Tazminatında Faiz Ne Zaman Başlayacak?

Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesine eklenen fıkralarla, bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatlarında faizin başlangıcı ikiye ayrıldı. Zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat toplamına haksız fiil tarihinden; kazancının bilinemediği döneme ilişkin tazminat toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletiliyor.

Uygulamada bu, geleceğe yönelik hesaplanan kalemlerde faizin kaza tarihinden değil hüküm tarihinden başlaması sonucunu doğuruyor. Bir önceki başlıktaki kanuni faiz indirimiyle birlikte okunduğunda, trafik kazası ve iş kazası tazminatlarında faiz yükü iki koldan daralmış oluyor: hem oran düştü hem de faizin işlemeye başladığı süre kısaldı. İki maddeyi ayrı ayrı değil birlikte değerlendirmek gerekiyor.

Sigortanın peşin ödediği tutar tazminattan nasıl düşülecek?

Aynı maddeye eklenen ikinci fıkraya göre, bu tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir. Peşin ödemenin hangi tarihteki tazminata ve hangi oranda sayılacağı uzun süredir tartışmalıydı; fıkra bu mahsubu ödeme tarihine bağlayarak netleştiriyor.

Hangi kazalara uygulanacak?

Yalnızca yeni olaylara. Geçici maddenin dokuzuncu fıkrası, TBK 55’teki değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanacağını, daha önce meydana gelen olaylar bakımından maddenin eski hükümlerinin uygulanmaya devam edeceğini söylüyor. Yani 31 Temmuz 2026’dan önceki bir kazadan doğan tazminat davanızda faiz rejimi değişmiyor.

Tazminat kalemleri ve hesaplama mantığı için destekten yoksun kalma tazminatı sayfamıza, kaza sonrası izlenecek yol için trafik kazası sayfamıza bakabilirsiniz. Maddi hasar tarafındaki uygulamayı ise yol kusurundan doğan araç hasarı tazminatı yazımızda örnekledik.

Miras Kalan Taşınmazın Satışında Mirasçılara Öncelik Geldi

İcra ve İflâs Kanunu’nun 114. maddesine eklenen cümlelerle, ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) satışlarında mirasçılar lehine bir öncelik kuruldu. Tüm maliklerin taşınmazı miras yoluyla edindiği ve mirasçılar dışında üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmadığı taşınmazlarda, satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilirse birinci artırma sadece malik olan mirasçılar arasında yapılıyor. Bu usul bir defaya mahsus uygulanıyor.

Düzenlemenin amacı, aile taşınmazının üçüncü kişilere düşük bedelle geçmesini önlemek ve mirasçılara önce kendi aralarında çözme imkânı tanımak. Bu satışlar bakımından bir de önemli bir geçiş kuralı var: değişiklikler, yürürlükten önce ilanı yapılmış açık artırmalara uygulanmıyor; bu artırmalar eski hükümlere göre tamamlanıyor.

Birinci artırmada muhammen bedelin tamamı şartı

Elektronik satış portalındaki teklif eşikleri de buna göre ayarlandı. Haczedilen malın satışında genel eşik muhammen kıymetin yüzde ellisiyken, ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde birinci artırmanın sadece malik olan mirasçılar arasında yapıldığı durumlarda teklifin muhammen kıymetin yüzde yüzünü geçmesi gerekiyor. İkinci artırmada eşik yeniden yüzde elliye iniyor; ayrıca teklifin, o malla güvence altına alınan ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamı ile paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını da geçmesi aranıyor.

Artırmaya katılırken teminat kimden alınmıyor?

Aynı maddede artırmaya katılma teminatına ilişkin kural da yeniden yazıldı. Satış talep eden ve artırmaya katılmak isteyen alacaklı, en geç artırma süresinin bitiminden önceki iş günü mesai bitimine kadar satışı yapan icra dairesine başvurursa, alacağın teminatı karşıladığı miktar kadar kendisinden teminat alınmıyor. Açık artırmalarda Hazine ise teminat göstermekten muaf tutuluyor.

İhale bedelini yatırmayana idari para cezası

En yüksek teklifi verip süresi içinde ihale bedelini yatırmayan alıcıya, teklif ettiği bedelin yüzde beşi oranında idari para cezası veriliyor; ceza satışı yapan icra dairesince veya satış memurunca uygulanıyor ve tahsili için tahsil dairesine bildiriliyor. Ayrıca alınan teminat iade edilmiyor: ortaklığın giderilmesinde satış masrafları düşüldükten sonra paydaşlara payları oranında ödeniyor, bedeli yatırmayan kişi paydaşsa teminatın tamamı diğer pay sahiplerine dağıtılıyor. Bu düzenleme, artırmayı sonuçsuz bırakmayı bir maliyete bağlıyor.

Mirasın borç boyutunu ölen kişinin borcu mirasçıya geçer mi yazımızda ele almıştık; icra takibi ve satış sürecinin genel işleyişi için icra hukuku sayfamıza bakabilirsiniz.

İdari Yargıda Tek Hâkim Sınırı ve Kanun Yolları Nasıl Değişti?

İdari yargıda üç ayrı değişiklik var: tek hâkimle görülecek davaların listesi genişledi, istinafta kararı kaldırıp dosyayı geri gönderme halleri sayıldı ve kaldırma üzerine yeniden verilen kararlara temyiz yolu açıldı.

Tek hâkim sınırı gerçekten 25 bin liradan 486 bin liraya mı çıktı?

Bu rakam yanıltıcı okunmaya çok müsait. 2576 sayılı Kanun’un 7. maddesindeki “yirmi beş bin” ibaresi “dört yüz seksen altı bin” olarak değiştirildi; ancak bu maddedeki parasal sınırlar zaten her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanıyordu. Yani 25.000 TL kanun metnindeki nominal rakamdı, 2026’da fiilen uygulanan sınır çoktan bu seviyeye yaklaşmıştı. Değişiklik büyük ölçüde metni güncel uygulamaya eşitliyor; “sınır on dokuz kat arttı” yorumu doğru değil.

Asıl değişiklik rakamda değil, listede. Yeni birinci fıkra, düzenleyici işlemlere karşı açılanlar hariç olmak üzere tek hâkimle çözümlenecek davaları yeniden sayıyor:

  • Konusu 486.000 TL’yi aşmayan iptal davaları ve tam yargı davaları
  • İlköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim öğrencileri hakkında disiplin cezası ile sınıf geçme, not tespiti, yurt, kredi ve burs işlemlerine karşı açılan davalar (uzaklaştırma ve ilişik kesme sonucu doğuranlar hariç)
  • Kamu görevlileri hakkındaki geçici görevlendirme, yolluk, lojman ve izin işlemlerine karşı açılan davalar
  • Kamu görevlilerine verilen uyarma cezasına karşı açılan davalar
  • Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının üyeleri hakkında verdiği disiplin cezalarına karşı açılan davalar (mesleki faaliyeti geçici veya sürekli engelleyenler hariç)
  • 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un uygulanmasından doğan davalar

Buradaki ikinci ila altıncı sıradaki davalar, parasal sınıra bakılmaksızın tek hâkime veriliyor. Öğrenci disiplin davası, memurun uyarma cezası veya yolluk uyuşmazlığı artık kurul kararıyla değil tek hâkim kararıyla sonuçlanacak. Bu değişiklik, yürürlükten sonra açılan davalar bakımından uygulanıyor.

İstinafta bozup geri gönderme hangi hâllerde mümkün?

İYUK 45’in beşinci fıkrası, bölge idare mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp dosyayı geri gönderebileceği hâlleri sınırlı sayıda saydı: ilk inceleme ve usule ilişkin nihai kararlar, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkemece ya da reddedilmiş/yasaklanmış hâkimce bakılmış olması, dilekçe reddi gerekirken esas hakkında karar verilmesi, dosyanın eksik veya yanlış hasımla tekemmül ettirilmesi, talep hakkında karar verilmemesi veya eksik hüküm, keşif ya da bilirkişi incelemesi yapılmaması ve duruşma yapılmaması. Fıkra açıkça, bu haller dışında kaldırma ve geri gönderme kararı verilemeyeceğini söylüyor.

Son iki hâlde bir esneklik de tanınmış: keşif/bilirkişi ve duruşma eksikliğini bölge idare mahkemesi kendisi giderip karar verebiliyor. Amaç, dosyanın mahkemeler arasında gidip gelmesini azaltmak.

Kaldırma üzerine yeniden verilen karar temyiz edilebilir mi?

Evet, bu yeni bir imkân. İYUK 46’ya eklenen ikinci fıkraya göre, birinci fıkra kapsamında olmayan davalarda bölge idare mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırması üzerine yeniden verdiği kararlar, tebliğinden itibaren otuz gün içinde Danıştay’da temyiz edilebiliyor. Fıkra ayrıca temyiz yolunun kapalı olduğu dava türlerini sayıyor: tek hâkimle görülen davalar, çiftçi mallarının korunması, taşınmaz zilyetliğine tecavüzün önlenmesi ve yabancılar/uluslararası koruma mevzuatından kaynaklanan davalar ile yalnızca vekâlet ücreti ve yargılama giderine ilişkin kararlar. Aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi ise yürürlükten kaldırıldı.

Bu noktada iki farklı yorum dolaşıyor: kimi özetler temyiz yolunun “daraltıldığını”, kimi “genişletildiğini” söylüyor. İkisi de tek başına eksik. Madde 46’da aynı anda iki şey oldu: birinci fıkranın (c) bendi yürürlükten kaldırılarak doğrudan temyize tabi dava türlerinden biri listeden çıkarıldı, buna karşılık ikinci fıkrayla daha önce kesin olan bir karar grubuna temyiz yolu açıldı. Sonuç, kapsamın daralması değil yeniden çizilmesi: doğrudan temyiz listesi kısaldı, kaldırma üzerine yeniden karar verilen dosyalar ise ilk kez temyize taşınabilir hâle geldi.

Danıştay’ın yapısına ilişkin bir düzenleme de pakette yer aldı: 2575 sayılı Kanun’un geçici 27. maddesindeki “on yıl” ibaresi “on dört yıl” olarak değiştirilerek geçiş süresi dört yıl uzatıldı ve maddenin ilgili fıkrasının 23 Temmuz 2030 tarihine kadar uygulanmayacağı hükme bağlandı. Bu madde, 23 Temmuz 2026 tarihinden itibaren geçerli sayılıyor.

Benzer bir açılım hukuk yargılamasında da yapıldı: HMK 362’ye eklenen üçüncü fıkrayla, bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu kabul edip yeniden esas hakkında verdiği kararın parasal sınırın üzerindeki kısmı temyiz edilebiliyor. Kamuoyunda “atlamalı temyiz” başlığıyla tartışılan beklentinin karşılığı, paketin nihai metninde bu iki fıkra oldu.

Ceza Muhakemesinde Başka Neler Değişti?

HAGB dışında CMK’da üç ayrı değişiklik daha var; üçü de sanık ve şüpheli hakları bakımından somut sonuç doğuruyor.

Kaçak sanık sorgulanmadan mahkûm edilebilir mi?

Hayır. CMK 247’nin üçüncü fıkrası değiştirildi: kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabiliyor, ancak daha önce sorgusu yapılmamışsa mahkûmiyet ve ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemiyor. Güvenlik tedbirine karar verilmesi hâlinde kaçak sanık veya müdafii, savunma hakkının kullanılmak istendiğini belirterek yargılamanın yenilenmesini talep edebiliyor. Bu düzenleme, savunma alınmadan mahkûmiyet kurulmasının önüne geçen bir güvence.

Beraat edenin örnek kayıtları ne zaman imha edilecek?

CMK 80’de yapılan değişiklikle, beden muayenesi ve örnek alma sonuçları kimlik bilgilerinden arındırılmış şekilde mahsus bir sisteme kaydediliyor. Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesi hâllerinde bu bilgiler derhâl; diğer hâllerde mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren yirmi yıl geçmesiyle Cumhuriyet savcısı huzurunda yok ediliyor ve durum tutanağa geçiriliyor.

Bilgisi sisteme kaydedilen kişi, bu süre içinde verinin saklanmasını gerektiren amacın ortadan kalkması veya haklı bir nedenin bulunması hâlinde hâkim veya mahkemeden bilgilerin silinmesini talep edebiliyor. Kayıtlar ancak yürütülen bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla mahkeme, hâkim veya savcı kararıyla kullanılabiliyor; bu kararlara karşı itiraz yolu da düzenlenmiş durumda.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz süresi kaç ay oldu?

Bir aydan üç aya çıkarıldı. CMK 308’e göre Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, ceza dairelerinin yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları hariç tüm kararlarına karşı, dosyanın kendisine teslim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebiliyor. Sanığın lehine itirazda süre aranmıyor. Bu değişiklik, yürürlükten sonra teslim edilen dosyalar hakkında uygulanıyor.

Noterlik, Adli Tıp, Vesayet ve Hâkimlik Mesleğine İlişkin Düzenlemeler

Paketin daha az konuşulan ama dosya süresini doğrudan etkileyen bölümü burası.

Noter evrakı mahkemeye nasıl gönderilecek?

Noterlik Kanunu’nun 55. maddesi yeniden yazıldı. Mahkeme, sulh ceza hâkimliği, Cumhuriyet başsavcılığı veya soruşturmaya yetkili resmî daire noterlik evrakının onaylı örneğini istediğinde, noter evrakın aslını elektronik ortamda tarayıp güvenli elektronik imzayla imzalayarak oluşturduğu onaylı örneği ilgili mercie elektronik ortamda gönderiyor. Evrakın aslı istenirse noter bir örneğini çıkarıp aslına uygunluğunu onaylıyor, onaylı örneği kendinde saklayıp aslını gönderiyor. Bu işlemler için yevmiye numarası verilmiyor ve posta ile yol masrafı dışında harç, vergi ve değerli kâğıt ücreti dahil hiçbir ücret alınmıyor.

Adli tıp ihtisas kurullarında dört yıllık görev süresi

Adli Tıp Kurumu Kanunu’nun mülga 26. maddesi yeniden düzenlendi. İhtisas kurulu başkan ve üyeliklerine atanmak için tıpta veya diş hekimliğinde uzmanlık belgesi ya da alanında doktora derecesi şartı getirildi; başkan ve üyeler ile grup ve ihtisas dairesi başkanlarının görev süresi dört yıl olarak belirlendi. Geçici maddeye göre yürürlük tarihi itibarıyla dört yıl veya daha fazla görev yapmış olanların görevi sona eriyor, daha az süre görev yapanlar kalan süreyi tamamlıyor.

Gereksiz bilirkişi ataması artık disiplin sebebi

Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 63. maddesine eklenen bentle, mesleğin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurmak disiplin hükümleri arasına alındı. Dosyaların bilirkişi sırasında beklemesi yargılama süresini uzatan en bilinen sebeplerden biri; düzenleme bu alışkanlığa doğrudan bir yaptırım bağlıyor. Aynı kanunun 10. maddesinde hâkim ve savcı yardımcılarının eğitim konuları ile yazılı ve sözlü sınav esasları da ayrıntılı biçimde düzenlendi.

Vesayet altındaki kişinin taşınmazı nasıl satılacak?

Türk Medenî Kanunu’nun 440 ve 444. maddeleri değiştirilerek satışlar Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’ne entegre elektronik satış portalına taşındı. Satış portalda açık artırmayla yapılıyor ve ihale vesayet makamının onamasıyla tamamlanıyor; onama kararının ihale gününden başlayarak on gün içinde verilmesi gerekiyor. Bu iki madde yayımdan üç ay sonra, yani 31 Ekim 2026’da yürürlüğe girecek ve daha önce ilanı yapılmış açık artırmalara uygulanmayacak.

12. Yargı Paketinde Beklenip de Çıkmayan Düzenlemeler Hangileri?

12. Yargı Paketi neler getirdi listesi kadar, neleri getirmediği de önemli. Teklif süreci boyunca kamuoyunda konuşulan birçok başlık nihai metne girmedi; yayımlanan kanunda karşılığı olmayan beklentiler şunlar:

Beklenen düzenlemeKanundaki karşılığı
Genel af veya özel afYok
Toplu infaz indirimiYok
Denetimli serbestlik süresinin uzatılmasıYok
Belirli tutarın üzerindeki tapu işlemlerinde avukat zorunluluğuYok
Noter yardımcılığı kurumunun kurulmasıYok
Boşanma davalarına özgü ayrı bir usul düzenlemesiYok
Adli yargıda geniş kapsamlı atlamalı temyizKısmen — HMK 362/3 ve İYUK 46/2 ile sınırlı bir temyiz yolu
Arabuluculuk ve uzlaştırmanın kapsamının genişletilmesiYok

Teklif metninde yer alan bir düzenlemenin komisyon veya Genel Kurul aşamasında metinden çıkarılması olağan bir süreç. Bu nedenle haber kaynaklarındaki “geliyor” başlıklarıyla Resmî Gazete’de yayımlanan metni ayırt etmek gerekiyor; bağlayıcı olan yalnızca yayımlanan kanundur.

Değişiklikler Devam Eden Dosyalara Uygulanacak mı?

Kısmen. Kanunun geçici 1. maddesi on fıkra hâlinde hangi değişikliğin hangi dosyalara uygulanacağını tek tek belirliyor. Bu geçiş hükümleri, çoğu okuyucunun asıl merak ettiği soruya, yani “benim dosyam etkilenir mi” sorusuna cevap veren kısım.

DeğişiklikDevam eden dosyalara etkisi
İİK 114 (izale-i şüyu satışı)Yürürlükten önce ilanı yapılmış açık artırmalara uygulanmaz
TMK 440 ve 444 (vesayet satışı)Yürürlükten önce ilanı yapılmış açık artırmalara uygulanmaz
2576 m.7 (idari yargıda tek hâkim)Yürürlükten sonra açılan davalarda uygulanır
İYUK 46 (temyiz)Yürürlükten sonra bölge idare mahkemelerince verilen kararlara uygulanır
TCK 158/4 (hesap kullandırma indirimi)Kanun yolundaki dosyalarda bozma; infazdakilere altı aylık etkin pişmanlık imkânı
CMK 308 (Başsavcı itirazı)Yürürlükten sonra teslim edilen dosyalara uygulanır
TBK 55 (tazminat faizi)Yürürlükten sonra meydana gelen haksız fiillere uygulanır
HMK 107 (belirsiz alacak davası)Daha önce açılan davalarda uygulanmaya devam eder
Adli tıp görev süresiDört yıl ve üzeri görev yapanların görevi sona erer

Tabloda görülen ortak mantık şu: usule ilişkin değişiklikler kural olarak yeni dosyalara, sanık lehine olan ceza hükmü ise devam eden ve hatta kesinleşmiş dosyalara uygulanıyor. Bu ayrımı yapmadan “yeni kanun benim dosyama da uygulanır” varsayımıyla hareket etmek, süre kaçırmaya yol açabilir.

Dosyanız Bu Değişikliklerden Etkileniyorsa Sıradaki Adım

Paketin pratik etkisi, dosyanızın hangi aşamada olduğuna göre tamamen değişiyor. Hesap veya IBAN kullandırma iddiasıyla açılmış bir dosyada indirim ve etkin pişmanlık takvimi işlemeye başlamış olabilir; buna karşılık trafik kazası tazminatınızda kaza tarihi 31 Temmuz 2026’dan önceyse faiz rejimi hiç değişmemiştir. Bu nedenle ilk yapılacak iş, dosyanızın tarihini ve aşamasını yeni geçiş hükümleriyle karşılaştırmak. Kısacası 12. Yargı Paketi neler getirdi diye genel bir liste okumak yerine, “benim dosyama ne getirdi” diye bakmak çok daha sağlıklı bir başlangıç noktası.

Dosyanızın hangi kurala tabi olduğunu birlikte tespit etmek isterseniz, ceza dosyaları için ceza hukuku, tazminat ve faiz uyuşmazlıkları için tazminat hukuku, işçilik alacakları için iş hukuku çalışma alanlarımızı inceleyin. Büro hakkında genel bilgi ve iletişim için Ankara avukat ve hukuki danışmanlık sayfamız başlangıç noktanız olabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

12. Yargı Paketi Resmî Gazete’de ne zaman yayımlandı?

7589 sayılı Kanun, 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı. Kanun TBMM Genel Kurulunda 16 Temmuz 2026’da kabul edilmişti.

12. Yargı Paketinde af var mı?

Yayımlanan metinde genel af, özel af, toplu infaz indirimi veya denetimli serbestlik süresini genişleten bir hüküm yok. İnfaz mevzuatı olan 5275 sayılı Kanun, paketle değiştirilen kanunlar arasında yer almıyor.

Paketin tamamı 31 Temmuz 2026’da mı yürürlüğe girdi?

Hayır. Maddelerin büyük bölümü yayım günü yürürlüğe girdi; ancak 11, 12 ve 22. maddeler yayımdan üç ay sonra, yani 31 Ekim 2026’da uygulanmaya başlayacak. Danıştay Kanunu’na ilişkin 3. madde ise 23 Temmuz 2026’dan itibaren geçerli sayılıyor.

IBAN’ını kullandıran herkes yarı oranında ceza indiriminden yararlanır mı?

Hayır. İndirim, kişinin suça katkısının yalnızca hesabı ya da ödeme aracını vermek fiiliyle sınırlı kaldığı hâllerde uygulanır. Paranın çekilmesi, aktarılması veya organizasyon içinde başka bir rol üstlenilmesi durumunda bu sınır aşılmış olur ve indirim uygulanmaz.

Kripto borsasındaki hesabını kullandıranlar da kapsamda mı?

Evet. Fıkra; banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesapları birlikte sayıyor. Kripto hesabının kullanılmasını sağlayan bilgileri veren kişi de aynı indirim rejimine tabi.

Cezası infaz edilenler zararı öderse tahliye olur mu?

Doğrudan tahliye getiren bir hüküm yok. İnfaz aşamasındaki hükümlü, mahkemenin ihtarından itibaren altı ay içinde mağdurun zararını tamamen giderirse etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilir. Kanun, bu süre içinde zarar tamamen giderilinceye kadar infazın ertelenemeyeceğini veya durdurulamayacağını açıkça belirtiyor.

HAGB kaldırıldı mı?

Hayır, kurum yürürlükte. CMK 231’in 5 ila 14. fıkraları yeniden yazıldı ve iki yıl ceza eşiği, beş yıllık denetim süresi ile zararın giderilmesi şartı gibi temel unsurlar korundu.

Hangi suçlarda artık HAGB kararı verilemiyor?

İşkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele sayılabilecek suçlarda HAGB hükümleri uygulanmıyor. Bu yasak 7589 sayılı Kanunla getirildi.

HAGB kararına karşı hangi kanun yoluna başvurulur?

İstinaf yoluna başvurulur; bölge adliye mahkemesi kararları hakkında CMK 286 hükümleri uygulanır. Karar ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmişse temyiz yolu açıktır. İnceleme, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden yapılır.

Belirsiz alacak davası kaldırıldıysa açtığım dava ne olacak?

Etkilenmez. Geçici madde, yürürlükten kaldırılan HMK 107’nin kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam edeceğini düzenliyor. Yeni açılacak davalarda ise kısmi dava ve HMK 109/4’teki talep artırımı yolu kullanılacak.

Kısmi davada talebimi kaç kez artırabilirim?

Aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere, tahkikatın sona ermesine kadar artırabilirsiniz. Bu artırım iddianın genişletilmesi yasağına tabi değildir ve zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.

Duruşmalar arasındaki süre kesin olarak üç ay mı?

Üç ay üst sınır olarak belirlendi, ancak mutlak değil. Bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde hâkim, gerekçesini belirterek daha uzun bir süre belirleyebilir.

Kanuni faiz oranı düştü mü?

Hesaplama yöntemi değişti ve sonuç itibarıyla oran daraldı. Kanuni faiz artık referans alınan reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden hesaplanıyor. Somut oran için ilgili yılın Merkez Bankası reeskont oranına bakmak gerekir.

Trafik kazası tazminatımda faiz ne zaman işlemeye başlar?

Yeni kurala göre kazancın bilindiği döneme ilişkin tazminat toplamına haksız fiil tarihinden, kazancın bilinemediği döneme ilişkin tazminat toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir. Bu kural yalnızca 31 Temmuz 2026’dan sonra meydana gelen olaylara uygulanır.

Miras kalan taşınmazın satışında mirasçı olmayanlar artırmaya katılabilir mi?

Birinci artırmaya katılamazlar. Tüm maliklerin taşınmazı miras yoluyla edindiği ve üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmadığı taşınmazlarda birinci artırma yalnızca malik olan mirasçılar arasında yapılır ve bu usul bir defaya mahsustur. Bu artırmada teklifin muhammen kıymetin tamamını geçmesi gerekir.

Bu içerik, 7589 sayılı Kanun’un Resmî Gazete’de yayımlanan metni esas alınarak hazırlanmış genel bir bilgilendirmedir; belirli bir uyuşmazlık hakkında görüş niteliği taşımaz. Mevzuat hükümleri zaman içinde değişebilir, yargı kararlarıyla farklı yorumlanabilir ve her dosyanın koşulları birbirinden ayrılır. Kendi durumunuz için adım atmadan önce bir avukatla görüşmenizi öneririz. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.

Son Yazılar

1107, 2026
Sigorta Tahkim Komisyonu Bilirkişilik Yönetmeliği

Sigorta Tahkim Komisyonu Bilirkişilik Yönetmeliği; amaç, kapsam ve etik ilkelerden mesleki sorumluluğa kadar detaylı düzenlemeleri içeriyor. Bu yazımızda, yönetmelik maddelerine dair kapsamlı bir rehber sunuyoruz. Dürüstlük, tarafsızlık, gizlilik gibi temel ilkelerle birlikte, bilirkişi seçimi, başvuru süreçleri ve eğitim zorunluluklarına dair bilgilere ulaşabilirsiniz. Uzmanlık ve yönetmelikler hakkında merak ettiklerinizi bu yazıda bulabilirsiniz.

2707, 2026
Çekişmeli Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Çekişmeli boşanma davası, eşlerin boşanmada ya da velayet, nafaka, tazminat gibi sonuçlarda anlaşamadığı durumda tek taraflı açılabilir. Dava, dilekçenin aile mahkemesine sunulup harç ve gider avansının yatırılmasıyla başlar; dilekçeler, ön inceleme ve tahkikat aşamalarından geçer. Mal paylaşımı ise boşanma kararı kesinleştikten sonra ayrı dava ile görülür.

2807, 2026
Çocuğa Verilen Nafaka Hangi Durumlarda Kesilir? 18 Yaş, Evlilik ve İptal Şartları

Çocuğa verilen nafaka; erginlik, evlenme ve ölüm hâllerinde kendiliğinden sona erer. Velayetin değişmesi veya çocuğun kendi gelirini kazanması gibi sebeplerde ise nafakanın kaldırılması davası açılması gerekir. Kanunda kız-erkek ayrımı yoktur, annenin yeniden evlenmesi çocuğun nafakasını düşürmez ve 18 yaşından sonra eğitimi süren çocuk kendi adına yardım nafakası davası açmalıdır.

Go to Top