Memnu Hakların İadesi Kaç Günde Sonuçlanır? Şartlar
Memnu hakların iadesi kaç günde sonuçlanır konusunda kanunda belirlenmiş bir süre yoktur. 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu’nun 13/A maddesi yasaklanmış hakların geri verilmesini düzenlerken başvuru şartlarını, yetkili mahkemeyi ve kanun yolunu gösterir; mahkemenin ne kadar sürede karar vereceğine ilişkin hiçbir hüküm içermez. Bu nedenle net gün sayısı veren kaynaklar, kanuna değil kendi gözlemlerine dayanır.
Süreyi belirleyen üç değişken vardır: dosyanın evrak üzerinden mi yoksa duruşma açılarak mı incelendiği, üç yıllık bekleme şartının doğru hesaplanıp hesaplanmadığı ve kararın kesinleşip arşive işlenmesi. Bu üç adım tamamlanmadan sonuç doğmaz.
Kısaca Şöyle
- Karar süresi: kanunda yok; mahkemenin inceleme biçimine göre değişir.
- Bekleme şartı: infazın tamamlanmasından itibaren 3 yıl; infaza başka bir nedenle son verilmişse kesinleşmeden itibaren 5 yıl (hapis cezası + 3 yıldan az olamaz).
- Kapsam: yalnızca TCK dışındaki kanunların bağladığı hak yoksunlukları.
- Kapsam dışı: TCK m.53’ün beşinci ve altıncı fıkralarındaki yasaklar saklıdır.
- Sonuç: karar kesinleşince adlî sicil arşivine kaydedilir ve arşiv süresini 30 yıldan 15 yıla indirir.
Memnu Hakların İadesi Kaç Günde Sonuçlanır?
13/A maddesinin dördüncü fıkrası mahkemeye iki seçenek tanır: kararını dosya üzerinde inceleme yaparak ya da Cumhuriyet savcısını ve hükümlüyü dinlemek suretiyle verebilir. Bu tercih doğrudan süreyi belirler; dosya üzerinden verilen kararlar tek celsede bile sonuçlanabilirken, dinleme yapılacaksa duruşma günü verilmesi gerekir.
Süreyi etkileyen ikinci unsur, mahkemenin şartların gerçekleştiğini doğrulamak için yazışma yapmasıdır. İnfazın ne zaman tamamlandığı, hükümlünün bu süre içinde yeni bir suç işleyip işlemediği ve varsa derdest dosyaları ilgili birimlerden sorulur. Adlî sicil ve infaz kayıtlarının güncel olmaması, sürecin en sık uzama sebebidir.
Üçüncü unsur karardan sonra başlar. Beşinci fıkraya göre karara karşı, hükümle ilgili olarak Ceza Muhakemesi Kanunu’nda öngörülen kanun yoluna başvurulabilir. Altıncı fıkra ise kararın kesinleşmesi hâlinde adlî sicil arşivine kaydedileceğini söyler. Yani karar verilmiş olması tek başına yetmez; sonucun kayda yansıması için kesinleşme gerekir.
Masraflar bakımından da açık bir hüküm vardır: yedinci fıkraya göre bu yola başvurulması nedeniyle oluşan bütün masraflar hükümlü tarafından karşılanır. Talep reddedilse dahi bu kural değişmez; yapılan yazışma ve tebligat giderleri başvurana aittir.
Memnu Hakların İadesi Kaç Günde Sonuçlanır: Süreyi Belirleyen Etkenler
Kanunda süre bulunmadığına göre, gerçekçi bir beklenti kurmanın yolu süreci uzatan ve kısaltan unsurları ayırmaktan geçer.
- İnceleme biçimi: dosya üzerinden karar verilmesi en hızlı yoldur. Cumhuriyet savcısının ve hükümlünün dinlenmesine karar verilirse duruşma günü beklenir.
- Kayıtların güncelliği: infazın tamamlandığı tarihin adlî sicile işlenmemiş olması, mahkemenin ilgili başsavcılıkla yazışmasını gerektirir.
- Derdest dosya kontrolü: bekleme süresi içinde yeni bir suç işlenip işlenmediği araştırılır; başka yerlerde derdest soruşturma varsa yanıt beklenir.
- Talebin kurgusu: hangi kanundan doğan hangi yoksunluğun giderilmesinin istendiği açıkça gösterilmemişse mahkeme eksiklik giderilmesini isteyebilir.
- Kesinleşme: karar verildikten sonra kanun yolu süresinin geçmesi ve kararın arşive işlenmesi ayrı bir zaman alır.
Bu listede kişinin doğrudan etkileyebileceği tek kalem dördüncüsüdür. Başvuruya infazın tamamlandığını gösteren belgenin, güncel adlî sicil kaydının ve iyi hâli ortaya koyan bilgilerin eklenmesi, mahkemenin yapacağı yazışma sayısını azaltır.
Buna karşılık kaydın hiç güncellenmemiş olması hâlinde önce düzeltme yoluna gidilmesi gerekebilir; bu durumda memnu hakların iadesi kaç günde sonuçlanır beklentisi de doğal olarak uzar. Kayıt düzeltmesinin nasıl istendiğini adlî sicil ve arşiv kaydı işlemleri yazımızda ele aldık.
Başvurunun Şartları: İki Ayrı Süre Rejimi
Kanun, cezanın nasıl sona erdiğine göre iki farklı bekleme süresi öngörür. Bu ayrım çoğu kaynakta tek bir “üç yıl” kuralına indirgenir; oysa ikinci ihtimalde süre çok daha uzun olabilir.
| Durum | Bekleme süresi | Başlangıç |
|---|---|---|
| Ceza infaz edilerek tamamlandı | 3 yıl | İnfazın tamamlandığı tarih |
| İnfaza genel af veya etkin pişmanlık dışında bir nedenle son verildi | 5 yıl — ancak hapis cezası + 3 yıldan az olamaz | Hükmün kesinleştiği tarih |
İkinci satırdaki alt sınır kuralı önemlidir. Örneğin dört yıllık bir hapis cezasının infazına başka bir hukuki nedenle son verilmişse, beş yıllık süre yetmez; kişinin cezası olan dört yıla üç yıl eklenerek bulunan yedi yıllık sürenin geçmesi gerekir.
Birinci ihtimalde ise iki şart birlikte aranır: mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık sürenin geçmiş olması ve kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ile hayatını iyi hâlli sürdürdüğü konusunda mahkemede kanaat oluşması. İkinci şart, mahkemeye değerlendirme alanı bırakır; bu nedenle başvuruda iyi hâli ortaya koyan belgelerin sunulması yerinde olur.
İki rejim arasındaki farkın sebebi de anlaşılabilirdir. İnfazın fiilen tamamlandığı hâllerde kişi cezasının karşılığını çekmiş sayılır ve kanun daha kısa bir bekleme öngörür. İnfaza başka bir hukuki nedenle son verildiğinde ise cezanın tamamı çekilmiş olmaz; kanun bu durumda hem daha uzun bir süre arar hem de sürenin cezanın miktarına bağlı olarak uzamasını sağlayan bir alt sınır koyar. Böylece uzun cezalarda kısa bir bekleme süresiyle sonuç alınmasının önüne geçilmiştir.
İnfazın ne zaman tamamlanmış sayıldığı sorusu, koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik uygulanan dosyalarda ayrıca hesaplanır. Bu hesabın nasıl yapıldığını hapis cezasının infaz süresi yazımızda ele aldık.
Hangi Yasaklar Geri Verilebilir, Hangileri Verilemez?
13/A maddesinin birinci fıkrası kapsamı iki kez sınırlar. Birincisi, yol yalnızca Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunlukları için açıktır. İkincisi, Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı tutulmuştur.
| Yoksunluk | Kaynağı | Geri verilebilir mi |
|---|---|---|
| Kamu görevini üstlenme yasağı (TCK m.53/1-a) | Mahkûmiyetin kanuni sonucu | Gerekmez; infazın tamamlanmasıyla kendiliğinden kalkar |
| Memuriyet engeli (657 m.48) | Özel kanun | Kapsamda |
| Seçilme engeli (2839 m.11) | Özel kanun | Kapsamda |
| Hakkın kötüye kullanılmasıyla işlenen suçta infaz sonrası ek yasak (TCK m.53/5) | Mahkeme kararı | Saklı tutulmuştur |
| Taksirli suçta meslek/sanat veya sürücü belgesi yasağı (TCK m.53/6) | Mahkeme kararı | Saklı tutulmuştur |
Birinci satır sık sık gözden kaçar. Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinin ikinci fıkrasına göre kişi, mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz. Süre infazla dolduğu için, TCK kaynaklı bu yoksunluk bakımından ayrıca geri verme kararı almaya gerek yoktur. Yola başvurulmasının anlamı, özel kanunlardan doğan ve infazla sona ermeyen yasaklardadır.
Kanun metni, geri verme kararının hangi suçlar bakımından sonuç doğuracağı konusunda katalog ayrımı yapmaz. Uygulamada bazı mahkûmiyetlerde kararın memuriyete dönüş sağlamadığı yönünde değerlendirmeler bulunmakla birlikte, bu ayrım kanun metninden değil idari uygulamadan ve yargı kararlarından doğar. Bu nedenle sonucun peşinen taahhüt edilmesi doğru olmaz; her dosya kendi kararı ve kendi mahkûmiyet niteliği üzerinden değerlendirilmelidir. Memuriyet bakımından hangi mahkûmiyetlerin engel sayıldığını ceza mahkûmiyetinin memuriyete etkisi yazımızda inceledik.
Muhtar Seçilmeye Engel Olan Suç Ve Cezalar
Muhtar seçilme şartları 2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun’un 31. maddesinde düzenlenmiştir. Madde; en az altı aydan beri o mahalle veya köyde oturmuş olmayı, on sekiz yaşını doldurmuş olmayı, okuryazarlığı ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’nun 11. maddesindeki sakıncaları taşımamayı arar.
Dolayısıyla muhtarlıkta engel listesi, milletvekilliği için öngörülen listeyle aynıdır. 2839 sayılı Kanun’un 11. maddesi şunları sayar: ilkokul mezunu olmayanlar, kısıtlılar, askerlikle ilişiği olanlar, kamu hizmetinden yasaklılar ve taksirli suçlar hariç, toplam bir yıl veya daha fazla hapis ya da süresi ne olursa olsun ağır hapis cezasına hüküm giymiş olanlar. Maddenin (f) bendi ise “affa uğramış olsalar bile” ifadesiyle yüz kızartıcı suçlar, kaçakçılık, ihaleye fesat, Devlet sırlarını açığa vurma ve terör eylemlerinden mahkûm olanları kapsar.
Memuriyet ölçütüyle karıştırılmaması gereken iki fark
İki düzenleme benzer görünse de aynı değildir ve fark sonucu değiştirebilir.
- “Toplam” ibaresi: 2839 sayılı Kanun “toplam bir yıl veya daha fazla hapis” der. 657 sayılı Kanun ise “kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla” ifadesini kullanır. Birinde toplam, diğerinde tek mahkûmiyet esas alınır.
- Kasıt yerine taksir vurgusu: Seçim mevzuatı “taksirli suçlar hariç” diyerek dışlama yapar; memuriyet mevzuatı ise “kasten işlenen” diyerek kapsamı olumlu biçimde tanımlar. Sonuç çoğu olayda örtüşse de metinlerin kuruluşu farklıdır.
Uygulamada dikkat edilmesi gereken bir nokta daha vardır. Muhtarlık, il genel meclisi üyeliği ve belediye meclisi üyeliği için 2972 sayılı Kanun ayrı maddelerde düzenleme yapar; 9. madde belediye başkanlığı ile meclis üyeliklerini, 31. madde ise muhtar ve ihtiyar meclisi üyeliğini konu alır. İkisinde de ölçüt aynıdır: 2839 sayılı Kanun’un 11. maddesindeki sakıncaları taşımamak. Muhtarlıkta ek olarak, en az altı aydan beri o mahalle veya köyde oturuyor olma ve okuryazarlık şartı aranır; ilkokul mezuniyeti şartı bu görev için ayrıca aranmaz.
Ayrıca 2839 sayılı Kanun’un 11. maddesi, mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun terminolojisini korumaktadır: metinde “ağır hapis”, “inancı kötüye kullanma”, “dolanlı iflas” ile Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitabının birinci babına ve 536-537. maddelerine yapılan atıflar yer alır. Bu kavramların 2005’te yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun’da birebir karşılığı bulunmaz; uygulamada bentler yeni kanundaki karşılıkları üzerinden değerlendirilir. Seçilme yeterliliği bakımından Anayasa’nın 76. maddesinin doğrudan uygulanacağı da göz önünde tutulmalıdır.
Kanun metinlerine 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu bağlantısından ulaşabilirsiniz.
Kararın Hangi Alanlarda Sonuç Doğurduğu
Geri verme kararı, kendiliğinden işleyen genel bir “temiz sayfa” yaratmaz. Etkisi, hangi kanunun hangi yoksunluğu bağladığına göre alan alan değerlendirilir.
- Kamu görevi: 657 sayılı Kanun’un 48. maddesindeki engel özel kanundan doğduğu için kapsamdadır. Ancak kararın her mahkûmiyette aynı sonucu doğurup doğurmadığı, idarenin değerlendirmesine ve yargı kararlarına bağlıdır.
- Seçilme hakkı: 2839 sayılı Kanun’daki engeller de özel kanundan doğar. Anayasa’nın 76. maddesindeki düzenlemenin doğrudan uygulanacağı ayrıca göz önünde tutulur.
- Meslek ve ruhsat mevzuatı: silah ruhsatı, özel güvenlik görevliliği, avukatlık ve noterlik gibi alanlarda engel kendi kanunlarında düzenlenmiştir; her biri ayrı ayrı değerlendirilir.
- Ticari ve mesleki sıfatlar: vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti yöneticiliği gibi yasaklar Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinden doğar ve infazın tamamlanmasıyla zaten sona erer.
Son maddedeki ayrım en çok gözden kaçandır. Bir kişi “dernek yöneticisi olamıyorum” diyerek başvurduğunda, aslında infazın tamamlanmasıyla kalkmış bir yasaktan söz ediyor olabilir. Böyle bir durumda yapılacak iş yeni bir mahkeme kararı almak değil, güncel adlî sicil belgesiyle durumu ortaya koymaktır. Aynı şekilde, kamu kurumu niteliğindeki bir meslek kuruluşunun iznine tabi mesleklerde de yasağın kaynağının hangi düzenleme olduğu önce belirlenmelidir.
Yetkili Mahkeme ve Başvurunun Yapılışı
Üçüncü fıkra, hükümlüye seçim hakkı tanır: karar, hükümlünün veya vekilinin talebi üzerine hükmü veren mahkeme ya da hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkeme tarafından verilir.
Bu seçim pratikte önemlidir. Yıllar önce başka bir şehirde verilmiş bir hüküm nedeniyle başvuracak kişi, dosyayı ikametgâhındaki aynı derecedeki mahkemeye yöneltebilir. “Aynı derecedeki mahkeme” ifadesi, hükmü veren mahkemenin derecesini esas alır; asliye ceza mahkemesinin verdiği hüküm için ikametgâhtaki asliye ceza mahkemesi yetkilidir.
Talebin hükümlü veya vekili tarafından yapılması gerekir; mahkeme kendiliğinden karar veremez. Başvuruda mahkûmiyetin hangi kanundan doğan hangi yoksunluğu doğurduğunun açıkça gösterilmesi, incelemeyi hızlandıran unsurlardan biridir.
Birden fazla mahkûmiyeti bulunan kişilerde her hüküm ayrı ayrı değerlendirilir. Üç yıllık süre, giderilmesi istenen yoksunluğu doğuran mahkûmiyetin infazının tamamlanmasından itibaren işler; başka bir dosyadan devam eden infaz varsa, “yeni bir suç işlememiş olma” şartı bakımından bu durum da incelenir. Bu nedenle başvuru öncesinde kişinin tüm dosyalarının güncel durumunun çıkarılması, ret riskini azaltan en pratik adımdır.
Kararın kapsamının da talep kadar olacağı unutulmamalıdır. Mahkeme, istenmeyen bir yoksunluk hakkında kendiliğinden karar vermez; bu nedenle birden fazla alanda sonuç doğması isteniyorsa talebin buna göre kurulması gerekir.
Talep Reddedilirse İzlenecek Yol
Ret kararı çoğu zaman esasa değil şartlara ilişkindir ve kalıcı bir engel oluşturmaz. Üç tipik ret sebebi vardır ve her birinin karşılığı farklıdır.
| Ret sebebi | Ne anlama gelir | Yapılacak |
|---|---|---|
| Bekleme süresi dolmamış | Hesap hatası ya da erken başvuru | Doğru tarihi belirleyip süre dolunca yeniden başvurmak |
| Yeni suç işlenmiş | İkinci şart gerçekleşmemiş | Yeni dosyanın durumuna göre sürelerin baştan değerlendirilmesi |
| Yoksunluk TCK’dan doğuyor | Talep konusu bu yolun kapsamında değil | İnfazın tamamlandığını gösteren belgeyle doğrudan ilgili kuruma başvurmak |
Üçüncü satır, boşa yapılan başvuruların önemli bir kısmını açıklar. Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinden doğan yoksunluklar infazın tamamlanmasıyla kendiliğinden sona erdiğinden, bunlar için mahkeme kararı almaya gerek yoktur. Böyle bir talep reddedildiğinde asıl mesele, kişinin karşılaştığı engelin gerçekte hangi kanundan kaynaklandığının saptanmasıdır.
Karara karşı kanun yoluna başvurulması ise ayrı bir imkândır. Beşinci fıkra, hükümle ilgili olarak Ceza Muhakemesi Kanunu’nda öngörülen kanun yolunun açık olduğunu belirtir. Kanun yolu süresi kaçırıldığında karar kesinleşir; bu, şartlar sonradan gerçekleştiğinde yeniden başvurulmasına engel değildir.
Kararın Adlî Sicil Üzerindeki Etkisi
Geri verme kararının en somut sonucu, arşiv kaydının silinme süresinde ortaya çıkar. 5352 sayılı Kanun’un 12. maddesine göre Anayasa’nın 76. maddesi ile Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetlerde arşiv kaydı; yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşuluyla on beş yılda, bu karar alınmaksızın otuz yılda silinir.
Yani karar, kaydın silinme süresini yarı yarıya kısaltır. Sürelerin nasıl hesaplandığını ve hangi mahkûmiyetin hangi kovaya girdiğini arşiv kaydının silinme süreleri yazımızda tablo hâlinde verdik. Kaydın bu aşamada kimler tarafından görülebileceği ise ayrı bir konudur; bunu arşiv kaydına erişim yetkisi yazımızda ele aldık.
Kararın kayda işlenmesi kesinleşmeye bağlı olduğundan, on beş yıllık sürenin uygulanabilmesi için kararın yalnızca verilmiş değil kesinleşmiş de olması gerekir.
Sürelerin başlangıcı bakımından da bir incelik vardır. On beş ve otuz yıllık süreler, geri verme kararının tarihinden değil, kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten işler. Bu nedenle infazın tamamlanmasından yıllar sonra alınan bir karar, geçmişe etkili biçimde on beş yıllık rejimi devreye sokar; süre baştan yeniden başlamaz. Uygulamada bu, uzun süre önce infazı biten dosyalarda kararın alınmasıyla birlikte silinme şartının kısa sürede oluşmasına yol açabilir.
Buna karşılık on beş yıllık kova yalnızca hak yoksunluğu doğuran mahkûmiyetler için geçerlidir. Böyle bir yoksunluk doğurmayan mahkûmiyetlerde arşiv kaydı zaten beş yılda silineceğinden, geri verme kararı bu bakımdan ek bir kazanım sağlamaz.
Başvuru Öncesinde Netleşmesi Gerekenler
Bu dosyalarda başvurunun reddedilme sebepleri genellikle esasa değil hesaba ilişkindir: infazın tamamlandığı tarihin yanlış alınması, ikinci süre rejiminin gözden kaçırılması ya da giderilmek istenen yoksunluğun aslında Türk Ceza Kanunu’ndan doğuyor olması. Ret kararı kesin bir engel oluşturmasa da yeni bir başvuru yine masraf ve zaman demektir. Hangi yoksunluğun hangi kanundan doğduğunu ve sürelerin doğru işleyip işlemediğini değerlendirmek için ceza hukuku alanındaki çalışmalarımızı inceleyebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Memnu hakların iadesi kaç günde sonuçlanır, kanunda bir süre var mı?
Kanunda mahkemenin karar süresine ilişkin bir hüküm yoktur. Süre, dosyanın evrak üzerinden mi yoksa duruşmalı olarak mı incelendiğine ve şartların doğrulanması için yapılan yazışmalara göre değişir.
Karar sabıka kaydını siler mi?
Karar kaydı silmez; arşiv kaydına işlenir ve kaydın tamamen silinme süresini otuz yıldan on beş yıla indirir.
Başvuru için avukat zorunlu mu?
Talep hükümlü tarafından da yapılabilir. Kanun, talebin hükümlü veya vekili tarafından yapılabileceğini belirtir.
Ret kararına itiraz edilebilir mi?
Karara karşı, hükümle ilgili olarak Ceza Muhakemesi Kanunu’nda öngörülen kanun yoluna başvurulabilir.
Üç yıl dolmadan başvurursam ne olur?
Şart gerçekleşmediği için talep reddedilir. Süre dolduktan sonra yeniden başvurulmasına engel yoktur; masraflar yine hükümlüye ait olur.
HAGB kararı verilmişse bu yola başvurmak gerekir mi?
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında açıklanmış bir mahkûmiyet hükmü bulunmadığından, mahkûmiyete bağlı hak yoksunlukları da doğmaz. Denetim süresinin ihlali hâlinde tablo değişebilir.
Karar tüm yasakları birden kaldırır mı?
Kapsam, Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların bağladığı yoksunluklarla sınırlıdır. TCK’nın 53. maddesinin beşinci ve altıncı fıkralarındaki yasaklar saklı tutulmuştur.
Adlî para cezası için de başvurulabilir mi?
Madde, mahkûm olunan cezanın infazının tamamlanmasını esas alır ve ceza türü bakımından ayrım yapmaz. Belirleyici olan, o mahkûmiyetin başka bir kanunda hak yoksunluğu doğurup doğurmadığıdır.
Denetim süresi devam ederken başvurulabilir mi?
Üç yıllık süre infazın tamamlanmasından sonra işlemeye başlar. Denetim süresi devam ediyorsa infaz henüz tamamlanmamıştır.
Yeni bir suç işlersem başvuru hakkı tümüyle kalkar mı?
Kanun, bekleme süresi içinde yeni bir suç işlenmemiş olmasını arar. Bu şart gerçekleşmediğinde talep reddedilir; sürelerin yeniden değerlendirilmesi gerekir.
Muhtar adayı olmak için hangi kanuna bakılır?
2972 sayılı Kanun’un 31. maddesi, 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’nun 11. maddesindeki sakıncaları taşımama şartını arar. Bu nedenle engel listesi seçim mevzuatından okunur.
Kararı aldıktan sonra kuruma ayrıca başvurmak gerekir mi?
Karar, ilgili işlemi kendiliğinden doğurmaz. Yoksunluğun giderilmesini istediğiniz kuruma karar örneğiyle başvurulması ve o kurumun kendi mevzuatına göre değerlendirme yapması gerekir.
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve somut bir başvuru hakkında hukuki görüş niteliği taşımaz. Adlî sicil ve seçim mevzuatı ile idari uygulama değişebildiğinden, başvuru öncesinde güncel metinlerin ve sürelerin ayrıca kontrol edilmesi gerekir. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.