Askerde Yaralanan Askerin Hakları ve Açabileceği İki Ayrı Dava
Askerde yaralanan askerin hakları tek bir tazminat kaleminden ibaret değildir; birbirinden bağımsız işleyen ve ayrı mercilere başvurmayı gerektiren en az dört ayrı hak doğar: 2330 sayılı Kanun kapsamında bir defaya mahsus ödenen nakdi tazminat, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bağlanan vazife malullüğü aylığı, tedavi–protez–bakım giderlerinin karşılanması ve idareye karşı açılan maddi–manevi tazminat davası. Bu kalemlerden birini almak diğerine engel değildir, birinden gelen ret de diğerini kendiliğinden sonuçsuz bırakmaz.
Yaygın yanılgı, “askerde yaralanan herkes gazi olur ve devletten maaş bağlanır” cümlesinde toplanıyor. Oysa mevzuat yaralanmayı meydana geldiği göreve, olayın sebebine ve doğan engellilik derecesine göre üç ayrı rejime bölüyor. Aynı hastanede aynı ameliyatı geçiren iki er, biri sınır hattında çatışmada diğeri kışla içinde bir iş kazasında yaralandıysa, farklı kanunlara tabi olur ve farklı ödemeler alır.
Öne çıkanlar
Askerde yaralanan askerin hakları beş ayrı başlıkta toplanır ve her biri farklı mercide, farklı sürelerle işler.
| Nakdi tazminat | 2330 s.K. m.3: ağır malullükte en yüksek Devlet memuru brüt aylığının 200 katı, diğer engellilik hâllerinde ölüm tazminatının %25–%75’i, yaralanmada %20’yi geçmemek üzere. |
| Vazife malullüğü aylığı | Prim gün sayısı az olsa da 10.800 gün üzerinden hesaplanır; malullük derecesine göre %2 ile %30 arasında zam eklenir. |
| Gazilik | Her vazife malulü gazi değildir. 2847 s.K.’daki malul gazi tanımı harp veya terör kaynaklı yaralanmayı arar. |
| Görevli mahkeme | Aylık uyuşmazlığı ile idareye karşı tazminat davası ayrı yargı kollarında görülebilir; ikisini tek dilekçede birleştirmek dosyayı görevsizlikle geri getirir. |
| Süre | Tam yargı davasında idareye başvuru zorunlu: öğrenmeden itibaren 1 yıl, her hâlde olaydan itibaren 5 yıl. |
Askerde yaralanan askerin hakları nelerdir?
Askerde yaralanan askerin hakları, biri parasal ödemeler biri de statü ve hizmet hakları olmak üzere iki kümede toplanır. Parasal tarafta nakdi tazminat, vazife malullüğü aylığı, emekli ikramiyesi ve idari yargıda hükmedilen maddi–manevi tazminat vardır. Statü tarafında ise tedavi giderlerinin karşılanması, eksilen organların protezle tamamlanması, gerektiğinde yurt dışında tedavi, istihdam hakkı ve gazilik unvanı bulunur.
Bu hakların hepsi aynı anda doğmaz. Belirleyici olan üç ölçüt şudur: yaralanma hangi görev sırasında meydana geldi, sebebi neydi ve sonucunda kalıcı bir engellilik oluştu mu. Kalıcı engelliliği bulunmayan bir yaralanmada nakdi tazminat gündeme gelebilirken vazife malullüğü aylığı bağlanmaz; buna karşılık terör olayı sonucu yaralanıp malul sayılmayanlar için ayrı bir aylık düzenlemesi getirilmiştir.
Yükümlü erler bakımından ayrıca sigortalılık meselesi vardır. 5510 sayılı Kanun’un 6. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, askerlik hizmetini er ve erbaş olarak yapmakta olanlar ile yedek subay ve yedek astsubay okulu öğrencilerini sigortalı saymaz. Bu nedenle bir erin aylığı, memurların tabi olduğu genel hükümlerden değil, aşağıda ele alınan özel maddelerden doğar.
| Hak / ödeme | Dayanak | Başvurulacak merci |
|---|---|---|
| Nakdi tazminat | 2330 s.K. m.3 | Millî Savunma Bakanlığı / İçişleri Bakanlığı |
| Vazife malullüğü aylığı | 5510 s.K. m.47 · 5434 s.K. m.56 | Sosyal Güvenlik Kurumu |
| Maddi ve manevi tazminat | Anayasa m.125 · İYUK m.13 | İdare mahkemesi (önce idareye başvuru) |
| Protez, tedavi, yurt dışı tedavi | 5434 s.K. m.65 · 3713 s.K. m.21/e | SGK ve ilgili bakanlık |
| Malul sayılmayan yaralıya aylık | 3713 s.K. ek m.3 | Sosyal Güvenlik Kurumu |
Her yaralanma aynı hakları doğurmaz: üç ayrı kapsam
Bir yaralanmanın hangi ödemeyi doğuracağını belirleyen ilk soru, olayın 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamına girip girmediğidir. Bu Kanun, herkesi değil, m.2’de sayılan görevleri yürütenleri kapsar: iç güvenlik ve asayişin korunması, kaçakçılığın men, takip ve tahkiki ya da trafik ve yol güvenliğinin sağlanması konularında görevlendirilen Silahlı Kuvvetler mensupları, jandarma ve emniyet personeli, MİT mensupları, bekçiler, orman ve gümrük muhafaza memurları bu kapsamdadır.
İkinci kapsam terör olaylarıdır. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu m.21, görevlerini yaparken terör eylemine muhatap olarak yaralanan, engelli hâle gelen veya ölen kamu görevlileri hakkında doğrudan 2330 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağını söyler ve üstüne kira yardımı, sağlık, bakım, istihdam gibi ek haklar ekler. Erbaş ve erler ile geçici veya gönüllü köy korucuları için m.21/h ayrı bir güvence getirir.
Üçüncü kapsam, askerde yaralanan askerin hakları bakımından en geniş kümedir ve ilk ikisine girmeyen olayları içerir: kışla içindeki iş kazası, tatbikat sırasındaki kaza, hizmete bağlı trafik kazası, göreve bağlı hastalık. Bu olaylarda nakdi tazminat doğmaz; ancak vazife malullüğü şartları oluşmuşsa aylık bağlanır ve idarenin hizmet kusuru varsa tam yargı davası açılabilir. Yaralanmanın hangi kümeye düştüğünü, olay tutanağı ile idari tahkikat dosyasındaki nitelendirme belirler.
- 2330 kapsamı: iç güvenlik, asayiş, kaçakçılıkla mücadele, trafik ve yol güvenliği görevlendirmesi.
- 3713 kapsamı: terör eylemine muhatap olma; 2330’a ek olarak kira, sağlık, bakım ve istihdam hakları.
- Genel vazife malullüğü: göreve bağlı diğer kaza ve hastalıklar; nakdi tazminat yok, aylık ve tazminat davası mümkün.
Nakdi tazminat ne kadar ödenir, kimler alır?
Nakdi tazminat, 2330 sayılı Kanun m.3’te oran olarak belirlenmiştir ve hesabın çıpası en yüksek Devlet memuru brüt aylığıdır (ek gösterge dahil). Ölüm hâlinde kanuni mirasçılara bu aylığın 100 katı ödenir. Yaşamak için gerekli hareketleri yapmaktan aciz ve hayatını başkasının yardımıyla sürdürebilecek şekilde malul olanlara 200 katı verilir. Diğer engelli hâle gelenlere ölüm tazminatının %25’inden %75’ine kadar, yaralananlara ise %20’sini geçmemek üzere engellilik ve yaralanma derecesine göre ödeme yapılır.
Tazminatın tespitine esas alınacak aylık, olay tarihindeki değil tazminat verilmesine dair karar tarihindeki brüt tutardır. Bu ayrım pratikte önemlidir: dosyanın kurumda geçirdiği süre, ödemenin güncel katsayı üzerinden hesaplanmasını sağlar. Kesin sağlık raporunun alınmasının uzayacağı anlaşılırsa m.3/d uyarınca, olay tarihi itibarıyla hesaplanacak miktarın asgari oranı üzerinden avans ödenir; bu imkân uygulamada çoğu zaman hatırlanmaz.
Nakdi tazminat, vazife malullüğü aylığından bağımsızdır ve birinin ödenmesi diğerini engellemez. Ödeme, olayın niteliğine göre Millî Savunma Bakanlığı ya da İçişleri Bakanlığı bünyesindeki komisyonlarca karara bağlanır. Talebin reddi veya eksik hesaplandığı düşünülen ödeme, idari işlem niteliğinde olduğu için idare mahkemesinde iptal davasına konu edilebilir; benzer bir usul idari işlemin iptali davası yazımızda ayrıntılı anlatılmıştır.
| Durum | Nakdi tazminat oranı (2330 m.3) |
|---|---|
| Ölüm | En yüksek Devlet memuru brüt aylığının 100 katı |
| Başkasının yardımına muhtaç ağır malullük | 200 katı |
| Diğer engellilik hâlleri | Ölüm tazminatının %25 – %75’i |
| Engellilik doğurmayan yaralanma | Ölüm tazminatının %20’sini geçmemek üzere |
| Kesin rapor gecikirse | Asgari oran üzerinden avans (m.3/d) |
Kanunun tam metnine 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun üzerinden ulaşılabilir.
Vazife malullüğü aylığı nasıl hesaplanır?
Vazife malullüğü aylığının hesabı iki adımdan oluşur. Önce prim ödeme gün sayısı toplamı belirlenir: 5510 sayılı Kanun m.47, gün sayısı 10.800’e kadar olanlara 10.800 gün üzerinden, fazla olanlara ise toplam gün sayısı üzerinden aylık bağlanacağını söyler. Yani kısa süre çalışmış ya da hiç prim ödememiş bir kişi bile otuz yıla yakın bir hizmet varmış gibi hesaplanan bir tabandan yararlanır.
İkinci adımda malullük derecesine göre aylığa zam yapılır. Zam nispetleri birinci dereceden altıncı dereceye doğru azalır ve bu oranlar kanunda sabittir; kurumun takdirine bırakılmamıştır. Derece tespiti bu yüzden dosyanın en kritik aşamasıdır: bir derece fark, ömür boyu ödenecek aylığın oranını doğrudan değiştirir.
2330 sayılı Kanun kapsamına giren olaylarda ise m.4 gereği bağlanan aylıklar ayrıca %25 artırılarak ödenir. Terör olaylarında 3713 m.21/a, malullere ve hak sahiplerine bağlanacak aylığın, görevdeki emsallerinin aldığı aylıktan az olamayacağı güvencesini ekler; ağır malullük hâlinde en yüksek Devlet memuru aylığı üzerinden 30 yıl hizmet yapılmış gibi emekli ikramiyesi ödenir.
| Malullük derecesi | Aylığa yapılacak zam (5510 m.47) |
|---|---|
| 1. derece | %30 |
| 2. derece | %23 |
| 3. derece | %15 |
| 4. derece | %7 |
| 5. derece | %3 |
| 6. derece | %2 |
Yükümlü erin aylığı neye göre bağlanır?
Yükümlü er sigortalı sayılmadığı için aylığı, memur emekliliği hükümlerinden değil 5434 sayılı Kanun m.56’dan doğar. Bu madde, muvazzaf, yedek ve gönüllü erlerin silah altında bulundukları esnada veya celp ve terhis sevkleri sırasında, yedek subay ve yedek astsubay okulu öğrencilerinin ise okulda ya da hazırlık kıtasında vazife malulü olmaları hâlinde, öğrenim durumlarına göre 657 sayılı Kanun m.36’daki giriş derece ve kademe tutarlarının %70’i üzerinden aylık bağlanacağını düzenler.
Terörle mücadele görevi sırasında yaralanan erbaş ve erler için taban daha yüksektir. 3713 m.21/h, bu kapsamda bağlanacak aylığın; en az dört yıllık yükseköğrenim mezunu olanlar için sekizinci derecenin birinci kademesindeki, diğerleri için onuncu derecenin birinci kademesindeki “Memur” unvanlı kadroda bulunanların emekli keseneğine esas aylıkları üzerinden hesaplanacak vazife malullüğü aylığından düşük olamayacağını hükme bağlar.
Bir başka az bilinen hüküm 5434 m.60’tır: emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı almakta iken her ne sebeple olursa olsun er olarak silah altına alınanlar askerlikte vazife malulü olurlarsa, kendilerine ayrıca erlere mahsus vazife malullüğü aylığı bağlanır. Yani hâlihazırda aylık alıyor olmak, askerlikte doğan aylığı ortadan kaldırmaz; iki aylık birlikte ödenir.
Uygulamada sıkça sayılan OYAK maluliyet yardımı ise erler için doğmaz. OYAK yardımları üyelik esasına dayanır; zorunlu daimi üyelik subay, astsubay ve uzman jandarma gibi kadrolu personel içindir. Yükümlü er statüsünde OYAK üyeliği bulunmadığından, erin dosyasında bu kalem gündeme gelmez.
Vazife malulü ile harp malulü arasındaki fark nedir?
Harp malullüğü, vazife malullüğünün daha ağır sonuçlar bağlanan özel bir türüdür; her harp malulü aynı zamanda vazife malulüdür ama her vazife malulü harp malulü değildir. 5510 sayılı Kanun m.47, harp malullüğünü altı bent hâlinde sayar: harpte fiilen ateş altında; harp bölgelerindeki harekât ve hizmetler sırasında bunların sebep ve etkileriyle; harpte veya harbe hazırlık devresinde düşman silahlarının etkisiyle; askerî harekâtı gerektiren iç tedip ve sınır hareketleri sırasında; emirle uçuş veya dalış görevlerinin sebepleriyle; Anayasa m.92 uyarınca yurt dışına gönderilme hâllerinde vazife malulü olanlar harp malulü sayılır.
Farkın parasal karşılığı iki katmanlıdır. Birincisi, harp malullerine bir üst rütbe ya da kademe karşılığı prime esas kazanç üzerinden aylık bağlanmasıdır; uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş ile erlere bulundukları kademenin üç ilerisindeki kademe esas alınır. İkincisi, malullük derecesine göre belirlenen göstergelerin memur aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunan tutarın “harp malullüğü zammı” olarak aylığa eklenmesidir.
Kanun bir de takdire dayalı artış öngörür: bir harekâtın başarıyla sonuçlanmasını şahsen sağladığı ve örnek tutulacak cesaret ve fedakârlık gösterdiği sıralarda malul olduğu sıralı üstlerince saptananlara, Genelkurmay Başkanlığının uygun görmesi ve ilgili bakanın onayıyla harp malullüğü zammı %25 fazlasıyla bağlanır. Bu ayrım, dosyada olayın nasıl nitelendirildiğinin neden bu kadar önemli olduğunu gösterir.
| Malullük derecesi | Harp malullüğü zammı göstergesi |
|---|---|
| 1. derece | 1.100 |
| 2. derece | 950 |
| 3. derece | 800 |
| 4. derece | 600 |
| 5. derece | 500 |
| 6. derece | 400 |
Askerde sakat kalan asker gazi sayılır mı?
Askerde sakat kalan her asker gazi sayılmaz; gazilik, engellilik oranına değil yaralanmanın sebebine bağlanmış bir statüdür. Mevzuatta iki ayrı gazilik tanımı bulunur ve ikisi de 2847 sayılı Kanun’un ek 1. maddesinde yer alır. Muharip gazilik, fiilen harbe katılmış olmaya dayanır. Malul gazilik ise Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı mensuplarından; sınırların korunması ve güvenliğin sağlanması görevi ile harpte veya devletin bekasını hedef alan terör örgütlerine karşı yurt içi ve yurt dışı mücadelede, düşman veya terörist silahlarının tesiriyle ya da harp bölgesindeki harekât ve hizmetlerin sebep ve tesiriyle yaralanıp tedavi sonucunda engelliliği raporla kesinleşenleri ifade eder.
Bu tanımın pratik sonucu şudur: kışladaki bir iş kazasında, tatbikat sırasında ya da hizmete bağlı trafik kazasında ağır biçimde sakat kalan bir asker vazife malulü sayılır, aylık bağlanır, tedavi ve protez hakları doğar — ancak 2847 sayılı Kanun anlamında malul gazi tanımına girmeyebilir. Rakip içeriklerin çoğu bu iki kavramı eş anlamlı kullandığı için, gazilik beklentisiyle yürütülen dosyalarda beklenmedik ret kararları çıkabiliyor.
Terör olayı sonucu yaralanan erbaş ve erler bakımından ise 3713 m.21/h ile açık bir güvence vardır; bu kapsamdaki maluller hem aylık hem de kanunda sayılan sosyal haklardan yararlandırılır. Statünün kesinleşmesi, olayın terör eylemi olarak nitelendirildiği idari tahkikat ve sağlık kurulu raporlarının uyumuna bağlıdır. Rapor sürecinin işleyişi heyet raporu nasıl alınır yazımızda adım adım açıklanmıştır.
Malul sayılmayan yaralıya aylık bağlanır mı?
Terör eylemi nedeniyle yaralandığı hâlde ilgili mevzuata göre malul sayılmadığı için aylık bağlanamayanlara özel bir hüküm getirilmiştir. 3713 sayılı Kanun’a eklenen ek 3. madde, m.21/1’in (a), (h), (i) ve (j) bentleri kapsamında yaralanmış olup malul sayılmayanlardan talep üzerine derece tespiti yapılanlara, bu dereceler esas alınarak belirlenen gösterge rakamlarının memur aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak tutarda aylık bağlanmasını öngörür.
Aylık, nakdi tazminat karar tarihini takip eden ay başından başlar. Herhangi bir sigortalılık statüsüne tabi çalışması olanlar için bir taban da konulmuştur: bağlanacak ilk aylık, aylık bağlanma şartları aranmaksızın mevcut hizmet süreleri üzerinden hesaplanacak emekli veya yaşlılık aylığının %25 artırımlı tutarından az olamaz. Daha önce aylık bağlanmış olanların aylıkları da aynı oranda artırılır.
Madde, sonradan durum değişirse ne olacağını da düzenler. Bu kapsamda aylık bağlananlardan yaralanmalarına bağlı olarak sonradan malul olduklarına karar verilenler hakkında, karar tarihini takip eden ay başından itibaren m.21 hükümleri uygulanır ve ek 3. maddeye göre bağlanmış aylık kesilir. Tersine, vazife malullüğü aylığı alırken kontrol muayenesi sonucu maluliyeti sona erenlerden bu madde kapsamına girenlere de yeniden aylık bağlanır.
| Tespit edilen derece | Gösterge (3713 ek m.3) |
|---|---|
| 1. derece | 22.382 |
| 2. derece | 20.821 |
| 3. derece | 19.259 |
| 4. derece | 17.698 |
| 5. derece | 16.136 |
| 6. derece | 14.616 |
Gösterge rakamları sabittir; ödenecek tutar, ilgili dönemde geçerli memur aylık katsayısına göre değiştiği için her yıl kendiliğinden güncellenir. Bu nedenle aylığın güncel karşılığı hesaplanırken katsayının yürürlükteki değeri esas alınmalıdır.
Maluliyet derecesini kim belirler, kaç derece vardır?
Vazife malullüğünde derece sayısı altıdır ve dereceler, 1953 tarihli Vazife Malullüklerinin Nevileri ile Dereceleri Hakkında Nizamname’ye ekli cetvelde tanımlanmıştır. Cetvel, hangi tür kayıpların hangi dereceye girdiğini tek tek sayar; cetvelde karşılığı bulunmayan durumların hangi dereceye gireceğini ise kurumun sağlık kurulu belirler. Yani derece, hekimin raporundaki ifadeden değil bu mevzuattaki eşleştirmeden çıkar.
Burada birbirine karıştırılan iki ayrı değerlendirme vardır. Birincisi askerliğe elverişlilik değerlendirmesidir; 7179 sayılı Askeralma Kanunu m.15 uyarınca sağlık muayeneleri Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Sağlık Yeteneği Yönetmeliği’ne göre yapılır ve “askerliğe elverişli değildir” kararlı raporlar Bakanlığın onayıyla kesinleşir. İkincisi ise vazife malullüğü derecesinin tespitidir ve bambaşka bir mevzuata dayanır.
“Askerliğe elverişli değildir” raporu almış olmak, tek başına vazife malullüğü anlamına gelmez; bu rapor kişinin askerlik hizmetine devam edip edemeyeceğini gösterir. Vazife malullüğü için ayrıca rahatsızlığın görevden doğduğunun ve kanundaki istisnalara girmediğinin ortaya konması gerekir. Sağlık kurulu raporu düzenlemeye yetkili kuruluşlar konusunda yetkili sağlık kuruluşları listesi yol gösterir; oran ve derece tartışmalarının nasıl yürüdüğü ise maluliyet oranı ve tazminat yazımızda örneklenmiştir.
Protez, tedavi ve bakım giderlerini kim karşılar?
Harp malulleri bakımından 5434 sayılı Kanun m.65 hâlâ yürürlüktedir ve dört başlıkta somut yardım sayar. Eksilen vücut organları, son usullere göre yapılması mümkün suni organlarla tamamlattırılır; gerekirse tamir ettirilir veya yenisi yaptırılır. Yurt içinde tedavisinin mümkün olmadığı sağlık kurulunca onaylanan raporla anlaşılanlar yurt dışında parasız tedavi ettirilir.
Aynı madde, tarifeli ulaşım araçlarında muvazzaf ordu mensupları gibi ücret alınmasını ve bilet ile yer temininde tercih edilmeyi; yaşamak için gerekli hareketleri kendi kendine yapmaktan aciz ve kimsesiz olanların Harp Malulleri Yurdu’nda parasız barındırılmasını; çocuklarından birinin Devlete ait yatılı orta öğrenim kurumlarında parasız okutulmasını da düzenler.
Terör kaynaklı malullükte 3713 m.21/e paralel bir güvence getirir: maluller kamu kurum ve kuruluşlarına ait bütün hastanelerde muayene ve tedavi edilir, tedavi giderleri duruma göre çalıştıkları kurum, bağlı bulundukları sosyal güvenlik kurumu ya da Millî Savunma veya İçişleri Bakanlığınca karşılanır. Eksilen organların yurt içinde veya yurt dışında en son teknik usullere göre suni organlarla tamamlattırılması da bu bendin kapsamındadır.
Bu kalemler tazminat değildir; ayni ve sürekli haklardır. Dolayısıyla idareye karşı açılan tazminat davasında istenen maddi zarar hesabında, giderleri zaten devletçe karşılanan kalemlerin iki kez talep edilmemesi gerekir. Dosyada hangi giderin hangi mevzuattan karşılandığını baştan ayırmak, bilirkişi aşamasında indirim tartışmasının önüne geçer.
Vazife malullüğü hangi hâllerde verilmez?
5510 sayılı Kanun m.47, malullük görevle bağlantılı olsa bile beş durumda vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmayacağını söyler: keyif verici içki ve her çeşit maddeler kullanmaktan; mevzuat ve emir dışında hareket etmiş olmaktan; yasak fiilleri yapmaktan; intihara teşebbüsten; her ne suretle olursa olsun kendisine veya başkalarına menfaat sağlama ya da zarar verme amacından doğan malullükler bu kapsam dışındadır.
Bu istisnalar uygulamada ret gerekçesi olarak sıkça kullanılır; özellikle “mevzuat ve emir dışında hareket” bendi geniş yorumlanmaya açıktır. Nöbet talimatına aykırılık, silah bakımı sırasındaki kural ihlali ya da izinsiz ayrılma gibi tespitler dosyayı bu bende çekebilir. Buna karşılık idari tahkikat raporundaki nitelendirme kesin delil değildir; tanık beyanları, olay yeri tutanakları ve birlik kayıtlarıyla aksinin ortaya konması mümkündür.
İntihar ve intihara teşebbüs hâlleri kendi içinde ayrı bir tartışma alanıdır; olayın idarenin gözetim yükümlülüğüyle ilişkisi ayrıca değerlendirilir. Bu başlığın ayrıntısını askerde intihar tazminat davası yazımızda ele aldık. Görev başındaki ölüm hâllerinde ailenin hangi haklara sahip olduğu ise görevi başında ölen kamu görevlisinin ailesinin hakları başlığı altında incelenmiştir.
Vazife malullüğü aylığı alırken çalışılabilir mi?
Vazife malullüğü aylığı alan kişinin çalışması, aylığın kesilmesi sonucunu her zaman doğurmaz. 5510 sayılı Kanun m.5/1-c, harp malulleri ile 2330 sayılı Kanuna veya 2330 hükümleri uygulanarak aylık bağlanmasını gerektiren kanunlara göre ya da 5434 m.56 uygulanarak vazife malullüğü aylığı bağlanmış malullerden, sigortalı olarak çalışmaya başlayanların aylıklarının kesilmeyeceğini açıkça düzenler.
Bu kişiler için hangi sigorta kollarının uygulanacağı çalışılan statüye göre değişir: kamu görevlisi olarak çalışanlar hakkında uzun vadeli sigorta kolları, hizmet akdiyle veya bağımsız çalışanlar hakkında iş kazası ve meslek hastalığı sigortası hükümleri işletilir. İkinci gruptakiler talep ederlerse, bildirimi izleyen ay başından itibaren uzun vadeli sigorta kollarına da tabi olabilirler.
Buna karşılık bu istisnanın dışında kalan, yani genel hükümlere göre vazife malullüğü aylığı bağlanmış olanlar 5510 m.4/1-c kapsamında çalışmaya başlarsa aylıkları kesilir ve haklarında uzun vadeli sigorta kolları uygulanır. Çalışmaya başlamadan önce hangi kanuna göre aylık bağlandığının kontrol edilmesi, sonradan doğacak borç bildirimlerini önler.
Askerde yaralanma davası hangi mahkemede açılır?
Askerde yaralanma dosyalarında tek bir dava yoktur; talebin muhatabına göre iki ayrı yargı kolu devreye girer. İdarenin kusuruna ya da kusursuz sorumluluğuna dayanan maddi ve manevi tazminat istemi, Anayasa m.125 gereği idari yargıda tam yargı davası olarak açılır ve davalı ilgili bakanlıktır. Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan vazife malullüğü aylığı bağlanması ya da derecenin düzeltilmesi istemi ise bambaşka bir yola tabidir.
Aylık uyuşmazlığında görevli yargı kolunu belirleyen ölçüt, kişinin 5510 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce 5434 sayılı Kanun’a tabi hizmetinin bulunup bulunmadığıdır. Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 22/09/2025 tarihli, E.2025/427 K.2025/522 sayılı kararına konu olayda; askerlik hizmetini yerine getirirken rahatsızlanan, hakkında “askerliğe elverişli değildir” raporu düzenlenen ve SGK’dan vazife malullüğü aylığı isteyen davacının ilk sigortalılık girişi 2012 yılında olduğu için, uyuşmazlığın 5510 m.47 kapsamında kaldığı ve m.101 karşısında adli yargının görevli bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Buna karşılık 2008 öncesinde 5434’e tabi hizmeti bulunan kamu görevlileri yönünden, sosyal güvenlik mevzuatının uygulanmasından doğan idari işlem ve eylem niteliğindeki uyuşmazlıklarda idari yargının görevi devam eder. Bu nedenle “askerlik dosyaları idare mahkemesinde görülür” şeklindeki genel cümle her dosya için doğru değildir: tazminat davası idari yargıda kalırken, aynı kişinin aylık talebi iş mahkemesinde görülebilir.
Bir başka güncel nokta, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi’nin 2017 Anayasa değişikliğiyle kaldırılmış olmasıdır. Askerî idari uyuşmazlıklar artık genel idare mahkemelerinde görülür; internetteki eski tarihli içeriklerde geçen AYİM başvuru usulleri yürürlükte değildir. Görev sorununun karara bağlandığı ilgili dosyaya Uyuşmazlık Mahkemesi kararı üzerinden ulaşılabilir.
| Talep | Muhatap | Yargı kolu | Süre |
|---|---|---|---|
| Maddi ve manevi tazminat | MSB / İçişleri Bakanlığı | İdare mahkemesi (tam yargı) | Ön başvuru: 1 yıl / 5 yıl |
| Vazife malullüğü aylığı | Sosyal Güvenlik Kurumu | Hizmet geçmişine göre iş mahkemesi veya idare mahkemesi | Ret kararına göre değişir |
| Nakdi tazminat talebinin reddi | İlgili bakanlık | İdare mahkemesi (iptal) | Tebliğden itibaren 60 gün |
Tazminat davası ne kadar sürede açılmalıdır?
İdari eylemden doğan zararlarda dava doğrudan açılmaz; İdari Yargılama Usulü Kanunu m.13 önce idareye başvurmayı şart koşar. Hakları ihlal edilenler, eylemi yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurup haklarının yerine getirilmesini istemek zorundadır.
Başvurunun kısmen veya tamamen reddi hâlinde, ret işleminin tebliğini izleyen günden itibaren dava süresi işler. İdare otuz gün içinde hiç cevap vermezse istek reddedilmiş sayılır ve dava süresi bu sürenin bittiği tarihten başlar. İdare mahkemelerinde dava açma süresi, özel kanununda ayrı süre gösterilmeyen hâllerde altmış gündür. Sıkça karşılaşılan “idarenin cevap süresi 60 gündür” bilgisi yanlıştır; kanun metnindeki süre otuz gündür.
Yaralanmalarda sürenin başlangıcı ayrı bir tartışma doğurur. Tedavi devam ederken zararın kapsamı henüz belli olmadığı için, uygulamada başlangıç anı çoğu zaman engellilik durumunun raporla kesinleştiği tarihe bağlanır. Bu nedenle kesin rapor beklenirken bir yıllık sürenin geçirilmemesi, geç kalınma riskine karşı ihtiyaten başvuru yapılması önerilir.
Dava dilekçesindeki tazminat miktarı sonradan artırılabilir mi?
Artırılabilir. İYUK m.16/4’e eklenen hüküm uyarınca tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar; süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus artırılabilir. Artırım dilekçesi otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir. Bu imkân, bilirkişi raporu sonrası gerçek zararın dilekçedeki rakamı aşması hâlinde dosyayı kurtaran adımdır.
Terhis olduktan sonra vazife malullüğü başvurusu yapılabilir mi?
Yapılabilir. 5510 m.47, vazife malullüğüne sebep olan olayın kamu idaresince en geç on beş iş günü içinde Kuruma bildirilmesini zorunlu tutar; aynı süre içinde bildirimi sigortalı veya hak sahipleri de yapabilir. Süresinde bildirilmeyen hâllerde ise sonradan yapılacak bildirim üzerine, vazife malullüğünün belgelenmesi ve şartların bulunması kaydıyla, Kanun’un zamanaşımı hükümleri dikkate alınarak aylık bağlanır veya bağlanmış aylık düzeltilir. Bu durumda geçmişe dönük aylık farkları Kurumca ilgili kamu idaresine ödettirilir.
Hava değişimi ve istirahat süreleri askerlikten sayılır mı?
Tamamı sayılmaz. 7179 sayılı Askeralma Kanunu m.29, erbaş ve erlerin hava değişimi ve istirahatte geçen sürelerinin, tabi olduğu hizmet süresinin her ayı için bir günlük kısmının askerlik hizmetinden sayılacağını düzenler. Yedek subay ve yedek astsubaylar muvazzaf emsalleri gibi sıhhi izin süresine tabi tutulur ve aynı hesap onlar için de uygulanır. Yaralanma sonrası uzun süreli raporlarda terhis tarihinin nasıl kaydığı bu maddeden hesaplanır.
Dosyanızda hangi yolun açık olduğunu tespit etmek
Askerde yaralanan askerin hakları bakımından kaybedilen imkânların büyük bölümü, yanlış merciye başvurmaktan ya da bir yolun kapandığı sanılarak diğerinin hiç denenmemesinden kaynaklanır. Olay tutanağındaki nitelendirme, sağlık kurulu raporunun tarihi ve kişinin sigortalılık geçmişi bir arada okunduğunda hangi kalemin talep edilebileceği çoğu zaman ilk incelemede belirlenebilir.
Elinizde idari tahkikat raporu, sağlık kurulu raporu ve varsa SGK’nın ret yazısı varsa, süre bakımından hangi adımın önce atılması gerektiğini birlikte değerlendirebiliriz. Askerlik hizmetine bağlı yaralanma ve maluliyet dosyalarında yürütülen çalışmaları tazminat hukuku alanındaki çalışmalarımız başlığı altında derledik. İç hukuk yolları tükendiğinde gündeme gelen başvuru usulü için Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yazımıza da göz atın.
Yaralanma ölümle sonuçlanmışsa hak sahiplerine yapılan ödemeler ayrı bir rejime tabidir; ödeme kalemleri ve aile içi paylaşım askerde ölen askerin ailesinin hakları yazısında anlatıldı.
Sıkça Sorulan Sorular
Askerde yaralanan asker ne kadar tazminat alır?
Tutar kanunda sabit bir rakam olarak değil oran olarak belirlenmiştir. 2330 sayılı Kanun m.3’e göre engellilik doğurmayan yaralanmalarda ödeme, ölüm hâlinde ödenen tazminatın %20’sini geçemez; ölüm tazminatı ise en yüksek Devlet memuru brüt aylığının 100 katıdır. Ağır malullükte oran 200 kata, diğer engellilik hâllerinde %25–%75 aralığına çıkar. Kesin tutar, karar tarihindeki brüt aylığa ve yaralanma derecesine göre hesaplanır.
Askerde sakat kalan asker gazi sayılır mı?
Her sakat kalan asker gazi sayılmaz. 2847 sayılı Kanun’daki malul gazi tanımı, yaralanmanın harpte veya devletin bekasını hedef alan terör örgütlerine karşı mücadelede, düşman ya da terörist silahlarının tesiriyle veya harp bölgesindeki harekât ve hizmetlerin sebep ve tesiriyle meydana gelmesini arar. Kışla içindeki iş kazası gibi olaylarda vazife malullüğü doğabilir, ancak bu tanıma girmeyen hâllerde gazilik statüsü kurulmaz.
Vazife malullüğü aylığı için kaç gün prim gerekir?
Vazife malullüğünde asgari prim gün sayısı şartı aranmaz. 5510 m.47, prim ödeme gün sayısı toplamı 10.800 güne kadar olanlara 10.800 gün üzerinden aylık bağlanacağını düzenler; fazlası olanlarda toplam gün sayısı esas alınır. Aylığa ayrıca malullük derecesine göre %2 ile %30 arasında zam yapılır.
Askerde yaralanma davası hangi mahkemede açılır?
İdareye karşı açılan maddi ve manevi tazminat davası idare mahkemesinde tam yargı davası olarak görülür. SGK’ya karşı vazife malullüğü aylığı istemi ise kişinin 2008 öncesinde 5434 sayılı Kanun’a tabi hizmetinin bulunup bulunmadığına göre değişir; böyle bir hizmeti olmayanlarda uyuşmazlık 5510 m.101 uyarınca iş mahkemesinde görülür. Askerî Yüksek İdare Mahkemesi 2017’de kaldırılmıştır.
Askerde yaralanma tazminat davası ne kadar sürede açılmalıdır?
Tam yargı davasından önce idareye başvuru zorunludur. İYUK m.13’e göre başvuru, eylemin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yapılmalıdır. Başvurunun reddi üzerine ya da otuz gün içinde cevap verilmemesi hâlinde, altmış günlük dava açma süresi içinde idare mahkemesine başvurulur.
Terhis olduktan sonra vazife malullüğü başvurusu yapılabilir mi?
Yapılabilir. Olayın on beş iş günü içinde bildirilmemiş olması hakkı ortadan kaldırmaz; 5510 m.47, sonradan yapılacak bildirim üzerine vazife malullüğünün belgelenmesi ve şartların bulunması hâlinde zamanaşımı hükümleri dikkate alınarak aylık bağlanacağını öngörür. Geçmişe dönük aylık farkları Kurumca bildirimi geciktiren kamu idaresinden tahsil edilir.
Vazife malullüğü başvurusu reddedilirse ne yapılır?
Ret gerekçesi belirleyicidir. Görevle nedensellik bağının kurulamadığı gerekçesiyle verilen retlerde birlik kayıtları, görevlendirme belgeleri ve tanık beyanları toplanır; derecenin düşük tespit edildiği hâllerde daha kapsamlı sağlık kurulu raporu ve uzman görüşü ile itiraz edilir. İtirazın da reddi hâlinde, ret işleminin niteliğine ve kişinin hizmet geçmişine göre yetkili yargı yerinde dava açılır.
Nakdi tazminat ile vazife malullüğü aylığı birlikte alınabilir mi?
Evet. Nakdi tazminat bir defaya mahsus ödemedir ve 2330 m.3’e dayanır; vazife malullüğü aylığı ise sürekli ödemedir ve aynı Kanun’un 4. maddesi ile 5510 m.47’ye dayanır. İkisi farklı hukuki sebeplerden doğduğu için birinin ödenmesi diğerini engellemez. 2330 kapsamındaki olaylarda bağlanan aylıklar ayrıca %25 artırımlı ödenir.
Askerde yaralanan er OYAK yardımı alabilir mi?
OYAK yardımları üyelik esasına dayandığı için yükümlü er statüsünde bu kalem doğmaz. Zorunlu daimi üyelik subay, astsubay ve uzman jandarma gibi kadrolu personel içindir; uzman erbaşlar isteğe bağlı üye olabilir. Bu nedenle “yaralanan askerin hakları” listelerinde sayılan OYAK maluliyet yardımı, yalnızca üyeliği bulunan personel bakımından gündeme gelir.
Vazife malullüğü aylığı alırken çalışmak aylığı keser mi?
Harp malulleri ile 2330 sayılı Kanun veya 5434 m.56 uygulanarak aylık bağlananların aylıkları, sigortalı çalışmaya başlamaları hâlinde kesilmez. Bu kişiler için çalıştıkları statüye göre uzun vadeli sigorta kolları ya da iş kazası ve meslek hastalığı sigortası hükümleri uygulanır. Bu istisna dışında kalan vazife malullerinin aylıkları, kamu görevlisi olarak çalışmaya başladıklarında kesilir.
Protez ve yurt dışı tedavi masraflarını kim öder?
Harp malulleri bakımından 5434 m.65 uygulanır: eksilen organlar suni olanlarla tamamlattırılır, gerektiğinde tamir edilir veya yenilenir; yurt içinde tedavisi mümkün olmayanlar sağlık kurulu raporuna dayanarak yurt dışında parasız tedavi ettirilir. Terör kaynaklı malullükte 3713 m.21/e uyarınca tedavi giderleri ilgili kurum, sosyal güvenlik kurumu ya da Millî Savunma veya İçişleri Bakanlığınca karşılanır.
Malul sayılmayan yaralıya aylık bağlanır mı?
Terör eylemi nedeniyle yaralanıp malul sayılmadığı için aylık bağlanamayanlar 3713 ek m.3 kapsamındadır. Talep üzerine derece tespiti yapılanlara, dereceye karşılık gelen gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı kadar aylık bağlanır. Sigortalı çalışması olanlarda bu aylık, hesaplanacak emekli veya yaşlılık aylığının %25 artırımlı tutarından az olamaz.
Vazife malullüğü aylığı vefat hâlinde aileye geçer mi?
Geçer. 5510 m.47, vazife malullüğü aylığı almakta iken veya aylık bağlanması gerekirken ölenlerin hak sahiplerine, şartların bulunması hâlinde harp malullüğü zammı da dahil olmak üzere prim ödeme gün sayısına bakılmaksızın ölüm aylığı bağlanacağını düzenler. 3713 ek m.3 kapsamındaki aylıklar da vefat hâlinde hak sahiplerine ölüm aylığı olarak intikal eder.
Bu metin genel bilgilendirme amacı taşır; belirli bir dosyaya ilişkin hukuki görüş yerine geçmez. Askerlik hizmetine bağlı yaralanma ve maluliyet mevzuatı sık değişmekte, uygulamada olayın nitelendirilmesi sonucu doğrudan etkilemektedir. Adım atmadan önce dosyanızdaki belgelerle birlikte bir avukata danışmanız yerinde olur. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.