Ceza Hukuku

Başkasının Yerine İmza Atmak: Cezası, Rıza Savunması ve TCK 206 Farkı

Başkasının Yerine İmza Atmak: Cezası, Rıza Savunması ve TCK 206 Farkı

Başkasının yerine imza atmak, belgenin türüne göre iki farklı suça vücut veren bir fiildir: resmi bir belgeye başkası adına atılan imza TCK 204 kapsamında iki yıldan beş yıla kadar hapis, özel bir belgeye atılan imza ise TCK 207 kapsamında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası gerektirir. Fiilin suç oluşturup oluşturmadığını belirleyen ikinci ölçüt, imza sahibinin rızasının bulunup bulunmadığı ve bu rızanın ne zaman açıklandığıdır.

Makale İçeriği

Uygulamada en çok karıştırılan nokta, bu fiilin memura yapılan yalan beyandan ayrılmasıdır. Belgeyi kişinin kendisi düzenlediğinde sahtecilik, gerçek bir belgeye yalan bilgi beyan ettiğinde ise TCK 206 gündeme gelir ve ceza aralığı büyük ölçüde değişir. Aşağıda her iki suçun sınırları, rızanın hangi koşullarda sonuç doğurduğu ve imza incelemesinin nasıl yapıldığı kanun metnine ve Yargıtay kararlarına dayanılarak açıklanmaktadır.

Ana hatlarıyla

Başkasının yerine imza atmak fiilinde belirleyici olan dört başlık:

  • Belgenin türü: resmi belgede 2-5 yıl, özel belgede 1-3 yıl; çek ve senette ise TCK 210 gereği resmi belge hükümleri uygulanır.
  • Rıza: fiilden önce açıklanmış ve taraflar arasındaki ilişki bu rızayı ciddi kabule elverişliyse suç kastı bulunmadığı sonucuna varılabilir.
  • Kullanma şartı: resmi belgede düzenlemek tek başına yeterlidir; özel belgede ayrıca kullanılması aranır.
  • Yalan beyan farkı: belge gerçek, beyan yalansa TCK 206 uygulanır — üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası.

Başkasının Yerine İmza Atmak Suç Mudur?

Başkasının yerine imza atmak kural olarak belgede sahtecilik suçunu oluşturur. Bir belgeye o belgeyi imzalama yetkisi bulunmayan kişinin bir başkasının adını ve imzasını atması, belgenin düzenleyeni konusunda gerçeğe aykırılık yaratır; bu da sahteciliğin özüdür.

Suçun oluşması için belgenin başkalarını aldatacak nitelikte olması gerekir. İmzanın taklit edilmeye dahi çalışılmadığı, açıkça farklı bir el yazısıyla atıldığı ve ilk bakışta anlaşıldığı hâllerde aldatma kabiliyeti bulunmadığı sonucuna varılabilir. Bu değerlendirme belgenin kendisi üzerinden yapılır.

Fiilin hangi maddeye gireceğini ise belgenin türü belirler. Belgenin resmi mi özel mi olduğu, ceza aralığını ve suçun tamamlanma anını birlikte etkiler. Suçun genel unsurları için resmi belgede sahtecilik suçu yazısındaki açıklamalara bakılabilir.

Resmi Evrakta Başkasının Yerine İmza Atmanın Cezası Nedir?

Resmi evrakta başkasının yerine imza atmanın cezası, TCK 204/1 uyarınca iki yıldan beş yıla kadar hapistir. Tapu senedi, noterde düzenlenen belge, resmi tutanak, nüfus işlemlerine ilişkin belge veya kamu kurumuna verilen resmi form gibi belgelere başkası adına atılan imza bu kapsamda değerlendirilir.

Failin kamu görevlisi olması ve imzanın görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu belgeye atılması hâlinde ceza TCK 204/2 uyarınca üç yıldan sekiz yıla kadar hapse yükselir. Belge, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli nitelikteyse ceza ayrıca yarı oranında artırılır.

Resmi belgede suç, belgenin düzenlenmesiyle tamamlanır; ayrıca kullanılması aranmaz. Bu nedenle “imzaladım ama hiçbir yere vermedim” savunması resmi belge bakımından sonuç doğurmaz. Aynı savunma, aşağıda açıklanacağı üzere özel belgede farklı değerlendirilir.

İmza atılan belgeUygulanan maddeCeza
Tapu senedi, noter belgesi, resmi tutanakTCK 204/12-5 yıl hapis
Kamu görevlisinin yetkili olduğu belgeTCK 204/23-8 yıl hapis
Çek, bono, poliçe, hisse senedi, vasiyetnameTCK 210/1 yollamasıyla 2042-5 yıl hapis
Sözleşme, makbuz, dilekçe gibi özel belgeTCK 2071-3 yıl hapis
Yetkili memura sözlü yalan beyanTCK 2063 ay-2 yıl hapis veya adli para

Özel Belgeye Başkasının Yerine İmza Atmanın Sonucu

Özel belgede sahtecilik TCK 207’de düzenlenmiştir ve bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası gerektirir. Kişiler arasında düzenlenen sözleşmeler, makbuzlar, adi borç kâğıtları ve özel yazışmalar bu kapsamdadır.

Kanun burada ek bir koşul arar: belgenin sahte olarak düzenlenmesi veya değiştirilmesi ve kullanılması birlikte gerçekleşmelidir. Düzenlenip hiç kullanılmayan bir özel belge bakımından suç tamamlanmaz. Bu asimetri, resmi ve özel belge ayrımının savunmadaki en somut sonucudur.

TCK 207/2 ise sahte özel belgeyi bu özelliğini bilerek kullanan kişiyi de aynı ceza aralığına tabi tutar. Belgeyi düzenlemeyen ancak sahte olduğunu bilerek ibraz eden kişi de bu hükümle karşılaşır; bilmeden kullananda ise kast unsuru gerçekleşmez.

Senet, Çek ve Bonoya Atılan İmza Neden Daha Ağır Cezalandırılır?

TCK 210/1, özel belgede sahtecilik suçunun konusunun emre veya hamile yazılı kambiyo senedi, emtiayı temsil eden belge, hisse senedi, tahvil veya vasiyetname olması hâlinde resmi belgede sahtecilik hükümlerinin uygulanacağını düzenler. Çek, bono ve poliçe kambiyo senedi olduğu için bu kapsamdadır.

Sonuç şudur: bir senede başkası adına atılan imza, özel belge kategorisinde değerlendirilmesine rağmen bir yıldan üç yıla kadar değil, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası gerektirir. Bu, uygulamada en sık şaşırtan noktalardan biridir çünkü senet taraflar arasında düzenlenen bir belgedir.

Hükmün sınırı da vardır. Senet, kanunun aradığı zorunlu unsurları taşımadığı için kambiyo senedi vasfını kaybetmişse TCK 210 uygulanmaz ve belge yeniden özel belge hükümlerine tabi olur. Bu nedenle savunmada senedin şekil şartlarının incelenmesi doğrudan ceza aralığını etkiler.

“İzni Vardı” Savunması Suçu Ortadan Kaldırır Mı?

Rıza savunması belirli koşullarda sonuç doğurur. Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 09.07.2018 tarihli, 2016/10920 E. ve 2018/6376 K. sayılı kararında, “özellikle iki kişi arasındaki ilişkiler, böyle bir rızanın varlığını ciddi olarak kabule elverişli olduğu takdirde, bu rızaya dayanarak başkasının imzasını atan kimsede suç kastının varlığı kabul olunamaz” denilmiştir.

Karara konu olayda sanık, birlikte iş yaptığı katılana ait çekleri katılan adına imzalamış; savunmasında akrabalık bağını, işyerini birlikte işlettiklerini ve sonradan işi kendisinin devraldığını ileri sürmüştür. Daire, aynı kararda rızanın fiilin işlenmesinden önce açıklanmasının zorunlu olduğunu da vurgulamıştır.

Buradaki hukuki mekanizma önemlidir: rıza bir hukuka uygunluk sebebi olarak değil, kastın yokluğu olarak işler. Belgede sahtecilik suçlarında korunan değer kamu güveni olduğu için imza sahibinin rızası suçun konusu üzerinde serbestçe tasarruf yetkisi vermez; rıza yalnızca failin zarar verme bilinç ve iradesiyle hareket etmediğini göstermeye yarar.

Rızanın Sonuç Doğurması İçin Aranan Koşullar

Rızanın kabul edilmesi için ilk koşul zamandır: rıza fiilden önce açıklanmış olmalıdır. Sonradan verilen onay, yani icazet, geçmişe etkili biçimde kastı ortadan kaldırmaz. İmza atıldıktan sonra “ben zaten razıydım” denmesi tek başına yeterli sayılmaz.

İkinci koşul, rızanın ciddi biçimde kabule elverişli olmasıdır. Yargıtay burada taraflar arasındaki ilişkinin niteliğine bakar: akrabalık, ortaklık, uzun süreli ticari ilişki veya fiilî işletme devri gibi durumlar rızanın varlığını inandırıcı kılar. Rıza açık olabileceği gibi zımnî de olabilir; yazılı olması şart değildir.

Üçüncü koşul, zararın yönüdür. Zarar yalnızca imza sahibine değil, üçüncü kişilere veya kamuya yöneliyorsa rıza savunması sonuç vermez. Bankaya, kamu kurumuna veya vergi dairesine ibraz edilen belgelerde bu nedenle rıza iddiası tek başına yeterli olmaz.

Eşin, Kardeşin veya İş Ortağının Yerine İmza Atmak

Yargıtay, kimin yerine imza atıldığına göre kategorik bir kural kurmaz. Aile bağı veya ortaklık ilişkisi tek başına suçu ortadan kaldırmaz; bu ilişkiler yalnızca rızanın ciddi biçimde kabule elverişli olup olmadığı değerlendirmesinde dikkate alınır.

Eşin yerine atılan imzada belirleyici olan, belgenin türü ve zararın kime yöneldiğidir. Aile içi bir yazışmada atılan imza ile tapu müdürlüğüne veya bankaya verilen bir belgeye atılan imza aynı sonuca varmaz. İkinci hâlde muhatap üçüncü kişi veya kamu kurumu olduğu için rıza savunması genellikle yeterli görülmez.

İş ortağı veya işveren adına atılan imzada ise fiilî yetki devrinin belgelenip belgelenemediği önem taşır. Uzun süreli ticari ilişki, ortak hesap kullanımı, işin fiilen devri gibi olgular dosyada somutlaştırıldığında rıza savunması dayanak kazanır. Kamu görevlisinin imzasının taklidi ise doğrudan kamu güvenini hedef aldığı için bu tartışmaya girmez.

Vekâletname Varsa İmza Atmak Suç Olur Mu?

Vekâletname bulunan hâllerde imzanın nasıl atıldığı belirleyicidir. Vekil, kendi adını ve imzasını atarak vekil sıfatıyla işlem yapıyorsa ortada sahtecilik yoktur; bu, temsil ilişkisinin olağan işleyişidir. Belgede vekilin kimliği görünür.

Buna karşılık vekil, vekâletname bulunsa dahi temsil ettiği kişinin adını ve imzasını taklit ederek belgeyi imzalarsa belgenin düzenleyeni konusunda gerçeğe aykırılık doğar. Yetkinin varlığı, imzanın kime ait göründüğü sorununu ortadan kaldırmaz.

Vekâletnamenin kapsamının aşıldığı hâller de ayrıca değerlendirilir. Vekâletnamede yer almayan bir işlem için imza atılması, temsil yetkisinin bulunmadığı anlamına gelir ve fiil sahtecilik kapsamında incelenir. Bu nedenle vekâletnamenin hangi işlemleri kapsadığı dosyaya eklenmelidir.

Başkasının Yerine İmza Atmak Yargıtay Kararları Neye Göre Sonuca Varıyor?

Başkasının yerine imza atmak Yargıtay kararlarında üç ölçüt üzerinden ele alınır. Birincisi belgenin niteliğidir: belgenin resmi mi özel mi olduğu, kambiyo senedi vasfını taşıyıp taşımadığı öncelikle tespit edilir; nitelendirme değişikliği doğrudan ceza aralığını değiştirir.

İkinci ölçüt aldatma kabiliyetidir. İmzanın taklide elverişli olup olmadığı, belgenin bütünüyle inandırıcı görünüp görünmediği belgenin kendisi üzerinden objektif olarak değerlendirilir. Üçüncü ölçüt ise kasttır; rıza savunmasının zamanı ve taraflar arasındaki ilişkinin niteliği bu başlıkta incelenir.

Kararlarda ayrıca belgenin aslının dosyaya getirtilmesi, mukayeseye esas imza örneklerinin usulüne uygun alınması ve iğfal kabiliyetinin gerekçede tartışılması aranır. Bu usul eksiklikleri, esasa ilişkin değerlendirme yapılmadan kararın denetlenmesini engeller. Eksikliğin kanun yolu aşamasında nasıl giderildiğine ilişkin çerçeve için istinaf başvurusu ve süresi yazısına bakılabilir.

Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Nedir?

Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan, TCK 206’da düzenlenmiştir: bir resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kişi üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Burada belge gerçektir; yalan olan, belgeye geçirilen beyandır.

Suçun oluşması için üç şart aranır. Beyanın o belgeyi düzenlemeye yetkili kamu görevlisine yapılmış olması, beyan üzerine hukuki sonuç doğuran bir resmi belgenin düzenlenmiş bulunması ve belgenin beyanın doğruluğunu ispat edici güçte olması gerekir. Beyan üzerine hiçbir belge düzenlenmemişse suç oluşmaz.

Kanun bu suç için hapis ile adli para cezasını seçimlik öngörmüştür. Hâkim doğrudan adli para cezasına hükmedebilir; ancak hapis cezasına hükmetmişse TCK 50/2 gereği bu ceza artık adli para cezasına çevrilemez. Seçimlik ceza kuralının pratik sonucu budur.

TCK 206 ile TCK 204 Arasındaki Fark Nedir?

Ayrımın kısa formülü şudur: TCK 204’te belge yalandır, TCK 206’da belge gerçektir ama beyan yalandır. Birinci hâlde kişi belgeyi kendisi düzenler, değiştirir veya sahte belgeyi kullanır; ikinci hâlde belgeye hiç dokunmaz, kamu görevlisini araç olarak kullanır.

Ceza farkı büyüktür: TCK 204/1’de iki yıldan beş yıla kadar hapis, TCK 206’da üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmüştür. Bu nedenle nitelendirmenin doğru yapılması savunmanın en önemli aşamasıdır.

Ayrımın asıl kilidi ise çoğu kaynakta atlanan bir noktadır: memurun araştırma yükümlülüğü. Kamu görevlisi salt beyanla yetiniyorsa belgenin ispat gücü beyandan doğar ve TCK 206 oluşur. Buna karşılık memur beyanın doğruluğunu araştırmakla yükümlüyse belgenin ispat gücü memurun incelemesinden kaynaklandığı için bu suç oluşmaz; olay başka hükümler çerçevesinde değerlendirilir.

Yalan Beyanda Ceza ve Usul Sonuçları

TCK 206’nın üst sınırı iki yıl olduğu için bu suç, TCK 204’te bulunmayan bazı imkânları beraberinde getirir. CMK 171/2’ye göre kamu davasının açılmasının ertelenmesi üst sınırı üç yıl veya daha az hapsi gerektiren suçlarda mümkündür; yalan beyan bu kapsama girerken resmi belgede sahtecilik girmez. Erteleme süresi sonunda verilecek karar için kovuşturmaya yer olmadığına dair karar yazısındaki açıklamalar izlenebilir.

Aynı şekilde hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme bakımından da yalan beyan suçu daha geniş bir alana sahiptir; iki yıllık sınır bu suçta üst sınırla örtüşür. Dava zamanaşımı ise TCK 66 uyarınca sekiz yıldır.

Kamu görevlisinin kendisinin bilerek gerçeğe aykırı belge düzenlemesi hâli ise TCK 206 kapsamında değildir. Bu fiil, TCK 204/2’de “gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen kamu görevlisi” ifadesiyle ayrıca cezalandırılmıştır ve ceza üç yıldan sekiz yıla kadar hapistir.

Aynı Kişi Adına Birden Fazla Belgeye İmza Atılmışsa Ceza Nasıl Belirlenir?

Birden fazla belgeye imza atıldığında ceza tek bir kurala göre değil, fiillerin zamanına göre belirlenir. TCK 43/1, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı suçun birden fazla işlenmesi hâlinde tek ceza verileceğini, bu cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılacağını düzenler.

Maddenin aradığı “değişik zamanlar” koşulu, uygulamada belirleyici bir ayrım doğurur. Belgeler aynı anda düzenlenmiş veya birlikte ibraz edilmişse zaman farkı bulunmadığından zincirleme suç hükümleri işletilmez; bu hâlde tek suçtan hüküm kurulur ve belge sayısı temel cezanın alt sınırdan uzaklaşarak belirlenmesinde dikkate alınır.

Zincirleme suçun kabulü sanık lehinedir: her belge için ayrı ceza yerine tek ceza verilir ve artırım oranı sınırlıdır. Ayrıca TCK 66/6 uyarınca zincirleme suçlarda dava zamanaşımı son suçun işlendiği günden başlar; seri hâlinde düzenlenen belgelerde en eski fiil de bu tarihe bağlanarak değerlendirilir. Bu suçun diğer suçlarla birleşmesi hâlinde nasıl ceza verildiği nitelikli dolandırıcılık şikayete tabi mi yazısındaki içtima açıklamalarıyla birlikte değerlendirilebilir.

İmza İnkârı ve Bilirkişi İncelemesi

İmzanın kendisine ait olmadığını ileri süren kişi bakımından süreç, mukayeseye esas imza örneklerinin toplanmasıyla başlar. Örnekler genellikle duruşmada huzurda alınır; ayrıca kişinin daha önce imzaladığı resmi belgelerden örnekler getirtilir.

İnceleme belgenin aslı üzerinden yapılır. Fotokopi üzerinden yürütülen değerlendirme, hem sahteliğin hem de aldatma kabiliyetinin denetlenmesini güçleştirdiği için yetersiz kabul edilir. Rapor, örneklerin sayısı veya niteliği yetersizse “inceleme için yeterli materyal bulunmadığı” sonucuyla dönebilir.

Bilirkişi raporu hâkimi bağlamaz; taraflar rapora itiraz edebilir, ek rapor veya yeni bir heyetten inceleme talep edebilir. Raporlar arasında çelişki varsa mahkemenin bu çelişkiyi gidermesi ve hangi rapora neden üstünlük tanıdığını gerekçelendirmesi beklenir. Savunmanın bu aşamadaki ayrıntıları resmi belgede sahtecilik suçundan beraat yazısında ele alınmıştır.

İmza İddiasıyla Karşılaşan Kişinin İzleyeceği Yol

İmzasının taklit edildiğini düşünen kişinin ilk adımı, belgenin aslının hangi kurumda bulunduğunu ve hangi tarihte kime verildiğini tespit etmektir. Suç duyurusu dilekçesinde bu bilgilerin gösterilmesi, savcılığın belgeyi celbetmesini ve inceleme yaptırmasını hızlandırır.

Hakkında imza iddiasıyla soruşturma yürütülen kişi bakımından ise ifade öncesinde dosyanın incelenmesi belirleyicidir. Belgenin türü, imzanın hangi sıfatla atıldığı ve varsa rızanın ne zaman verildiği ilk beyanda netleşmelidir; sonraki aşamalarda bu beyanın değiştirilmesi güçtür.

Dosyanızın aşamasına uygun bir yol haritası oluşturmak için Ankara ceza avukatı sayfasındaki çalışma alanlarını inceleyebilir, süreçle ilgili adımları buradan değerlendirebilirsiniz. Suç duyurusu aşaması için savcılığa verilecek şikâyet dilekçesi örneği yazısı yol gösterici olabilir. Kanuni dayanağın tam metnine 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu üzerinden ulaşılabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Başkasının yerine imza atmak suç mudur, cezası nedir?

Suçtur. Resmi belgeye atılan imza TCK 204/1 uyarınca iki yıldan beş yıla kadar, özel belgeye atılan imza ise TCK 207 uyarınca bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası gerektirir.

Başkasının yerine rızasıyla imza atmak suç mudur?

Rıza fiilden önce açıklanmışsa ve taraflar arasındaki ilişki bu rızayı ciddi biçimde kabule elverişliyse suç kastının bulunmadığı sonucuna varılabilir. Zarar üçüncü kişilere veya kamuya yöneliyorsa rıza savunması sonuç vermez.

Eşimin yerine imza atarsam ne olur?

Aile bağı tek başına suçu ortadan kaldırmaz. Belirleyici olan belgenin türü ve zararın kime yöneldiğidir; tapu, banka veya kamu kurumuna verilen belgelerde rıza savunması genellikle yeterli görülmez.

Senede başkası adına imza atmanın cezası nedir?

Çek, bono ve poliçe gibi kambiyo senetlerinde TCK 210/1 gereği resmi belgede sahtecilik hükümleri uygulanır; ceza iki yıldan beş yıla kadar hapistir. Senet kambiyo vasfını taşımıyorsa özel belge hükümlerine dönülür.

Vekâletnamem varken müvekkilimin imzasını atabilir miyim?

Vekil, kendi adını ve imzasını atarak vekil sıfatıyla işlem yapmalıdır. Vekâletname bulunsa bile temsil edilenin imzasının taklit edilmesi belgenin düzenleyeni konusunda gerçeğe aykırılık doğurur.

İmzayı atan kişi ile imza atılan kişi birlikte cezalandırılır mı?

İmzanın atılmasına karar veren, azmettiren veya yardım eden kişiler iştirak hükümlerine göre sorumlu olabilir. Sorumluluk, kişinin fiile katkısının niteliğine göre belirlenir.

Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun cezası nedir?

TCK 206’ya göre üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Ceza seçimliktir; hâkim doğrudan adli para cezasına hükmedebilir.

Memura yanlış bilgi vermek her zaman suç mudur?

Hayır. Beyan üzerine hukuki sonuç doğuran resmi bir belge düzenlenmemişse suç oluşmaz. Ayrıca memur beyanın doğruluğunu araştırmakla yükümlüyse belgenin ispat gücü beyandan doğmadığı için TCK 206 uygulanmaz.

İmzanın bana ait olmadığını nasıl ispatlarım?

Belgenin aslı üzerinden imza incelemesi yaptırılır. Mukayeseye esas örnekler duruşmada huzurda alınabileceği gibi daha önce imzalanmış resmi belgelerden de getirtilir.

İmza taklidi yapılan belge kullanılmamışsa suç oluşur mu?

Resmi belgede suç düzenlemeyle tamamlanır, kullanma aranmaz. Özel belgede ise düzenleme yanında kullanma da şart olduğundan, hiç kullanılmayan belge bakımından suç tamamlanmaz.

Başkasının yerine imza atmak şikâyete tabi midir?

Belgede sahtecilik suçları şikâyete tabi değildir; savcılık fiili öğrendiği anda resen soruşturma başlatır. Şikâyetten vazgeçmek davayı düşürmez.

Bu suçta hükmün açıklanmasının geri bırakılması mümkün müdür?

Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az olduğunda ve diğer koşullar bulunduğunda mümkündür. Sahtecilik, CMK 231’in 2026’da yeniden yazılan metnindeki yasak suçlar listesinde yer almaz.

İmza atılan belge sahte kabul edilirse ne kadar sürede zamanaşımına uğrar?

TCK 204/1 bakımından dava zamanaşımı sekiz yıldır. Kamu görevlisinin işlediği hâlde ise süre on beş yıla çıkar.

Sahte imzalı belgeyle işlem yapılmışsa ayrıca dolandırıcılıktan da ceza verilir mi?

TCK 212 gereği sahte belgenin başka bir suçun işlenmesi sırasında kullanılması hâlinde hem sahtecilikten hem de o suçtan ayrı ayrı cezaya hükmolunur.

Bu metin genel bilgilendirme amacı taşır; somut bir olayın değerlendirilmesinde hukuki tavsiye yerine geçmez. Belgenin türü, imzanın atıldığı koşullar ve delil durumu her dosyada farklı sonuç doğurabilir. Mevzuat değişebileceğinden güncel durumu bir avukatla görüşmeniz önerilir. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.