Hukuk, Tazminat Hukuku

Komşunun Ağacı Evime Zarar Veriyor: Dal Kesme Hakkı, Tazminat ve Ceza

Komşunun Ağacı Evime Zarar Veriyor: Dal Kesme Hakkı, Tazminat ve Ceza

Komşunun ağacı bahçenize sarkıyor, kökleri istinat duvarınızı çatlatıyor ya da dalları çatınızı dövüyorsa, Türk Medeni Kanunu size doğrudan kullanabileceğiniz bir hak tanır: taşan dal ve kökleri kendiniz kesip mülkiyetinize geçirebilirsiniz. Ancak bu hak üç şarta bağlıdır ve şartlar oluşmadan atılan makas, haklı bir talebi bir anda hakkında ceza soruşturması yürütülen bir fiile çevirebilir. Çünkü dikili bir ağaca zarar vermek, kanunda basit değil nitelikli mala zarar verme sayılır ve adli para cezasına çevrilme seçeneği bulunmayan hapis cezası öngörür.

Makale İçeriği

Bu yazı, komşu ağacı uyuşmazlığını sırasıyla üç katmanda ele alıyor: kendi başınıza yapabilecekleriniz, dava yoluyla isteyebilecekleriniz ve karşı tarafın ya da sizin ceza sorumluluğunuz. Metindeki her kural yürürlükteki kanun metninden ve iki Yargıtay kararının tam metninden doğrulanmıştır; 2023’te getirilen ve pek çok kaynağın hâlâ yazmadığı zorunlu arabuluculuk şartı da dâhil.

Üç şart ve iki yol

Taşan dal ve kökleri kesme hakkı üç şarta bağlıdır: dal veya kök sınırınızı aşacak, size zarar verecek ve komşuya istemde bulunup uygun süre tanıyacaksınız. Bu üçü yoksa kesme hakkı doğmaz; kesen kişi TCK m.152/1-(c) uyarınca 1 yıldan 4 yıla kadar hapisle karşılaşır. Dava yolunda ise 28 Mart 2023’ten bu yana arabuluculuk dava şartıdır; arabulucuya gitmeden açılan dava usulden reddedilir. Görevli mahkeme kural olarak asliye hukuk, yetkili mahkeme taşınmazın bulunduğu yerdir. Yargıtay, komşunun kusurunu aramaz ve mahkemenin doğrudan “ağaç kesilsin” dememesini, önce budama ve seyreltmeyi denemesini ister.

Komşunun Ağacı Evime Zarar Veriyor: Kanunun Sorduğu Üç Soru

Komşuluk hukuku, mülkiyet hakkının sınırsız olmadığı fikri üzerine kuruludur. Türk Medeni Kanunu’nun 683. maddesi malike “dilediği gibi kullanma” yetkisi verirken bunu “hukuk düzeninin sınırları içinde” kaydıyla sınırlar. Aynı maddenin ikinci fıkrası ise malike her türlü haksız el atmanın önlenmesini dava etme hakkı tanır. Komşu hakkı başlığı altındaki 737 ile 750. maddeler, bu sınırların ağaç, su, gürültü ve kazı gibi somut hâllerde nasıl işleyeceğini düzenler.

Ağaç uyuşmazlığında kanunun sorduğu ilk soru, ağacın kime ait olduğudur. Cevap, gövdenin durduğu toprağa göre verilir: Medeni Kanun’un 718. maddesinin ikinci fıkrası, arazi mülkiyetinin kapsamına yapılar, bitkiler ve kaynakların da girdiğini söyler. Dalın sizin havanıza, kökün sizin toprağınıza geçmiş olması ağacı ortak mülkiyete çevirmez; ağaç, gövdesinin bulunduğu parselin malikinindir. Kanun bu konuda o kadar nettir ki 729. maddenin ikinci fıkrasında ağaçların ve ormanların üst hakkına bile konu olamayacağını belirtir.

İkinci soru, taşmanın zarar verip vermediğidir. Üçüncü soru ise, komşunuzdan bu durumu gidermesini isteyip istemediğinizdir. Bu üç sorunun cevabı, hangi yola başvurabileceğinizi belirler: kendi elinizle kesme hakkı, dava yoluyla el atmanın önlenmesi ve tazminat, ya da her ikisi.

Dalları sarkan ağaç ile zarar veren ağaç aynı şey değildir

İnternette sık rastlanan anlatım, “dalları sarkan ağaç” ile “zarar veren ağaç”ı aynı kefeye koyar. Kanun koymaz. Medeni Kanun’un 740. maddesinin ilk fıkrası kesme hakkını “komşunun arazisine taşarak zarar veren dal ve kökler” için tanır. Cümledeki “zarar veren” ibaresi süs değil, şarttır. Bahçenizin üzerine uzanan ama hiçbir şeye dokunmayan bir dal, tek başına kesme hakkı doğurmaz.

Yargıtay da aynı ölçütü kullanır. 14. Hukuk Dairesi’nin 2015/8062 esas, 2018/1102 karar sayılı ve 15.02.2018 tarihli kararında, el atmanın önlenmesi davası için “kural olarak zararın doğmuş olması gerekir” denildikten sonra, ileride zarar doğacağı gerekçesiyle açılan davaların reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir. Karar bu kurala tek bir istisna tanır: zarar henüz doğmamış olsa da yakın gelecekte doğması “pek muhtemel veya muhakkak” ise, zarar gören kişinin zararın gerçekleşmesini beklemesi gerekmez; zarar tehlikesinin önlenmesi davası açabilir. Çatlamaya başlamış bir istinat duvarı ya da kurumuş, devrilme riski taşıyan bir gövde bu istisnanın tipik örnekleridir.

Dal ve Kökleri Kendiniz Kesebileceğiniz Tek Hâl: TMK m.740

Medeni Kanun’un 740. maddesi, Türk hukukunda mahkemeye gitmeden kullanılabilen sayılı yetkilerden birini içerir. Maddenin ilk fıkrası şöyledir: “Komşunun arazisine taşarak zarar veren dal ve kökler, onun istemi üzerine uygun bir süre içinde kaldırılmazsa, komşu bu dal ve kökleri kesip kendi mülkiyetine geçirebilir.”

Cümleyi parçalarına ayırdığınızda üç şart görürsünüz. Birincisi taşma: dal veya kök sınırı fiilen aşmış olacaktır. İkincisi zarar: taşma size zarar verecektir. Üçüncüsü istem ve süre: komşunuzdan kaldırmasını isteyeceksiniz ve ona uygun bir süre tanıyacaksınız. Ancak bu süre sonuçsuz kalırsa kesme yetkisi doğar.

Yargıtay’ın yukarıda anılan kararı da maddeyi bu sırayla okur: “Malik tarafından kesilmediği takdirde, komşunun bu dal ve kökleri kesip zaptetmek hakkı doğar” denilirken, öncesinde “ikaz üzerine münasip bir müddet içerisinde bu dal ve köklerin kesilmesi gerekir” cümlesi yer alır. Yani kanun, komşuya önce kendi ağacını düzeltme fırsatı verir; bu fırsat tanınmadan kullanılan makas, hakkın kullanılması sayılmaz.

“Uygun süre” ne kadardır, istem nasıl yapılır?

Kanun “uygun süre” derken gün sayısı vermez. Uygunluk, somut duruma göre belirlenir: budanması on dakika süren ince bir dal ile vinç gerektiren asırlık bir çınar aynı süreye tabi değildir. Mevsim de ölçüye girer; birçok tür için budama dönemi bellidir ve komşudan bu dönemin dışında derhal işlem yapmasını beklemek uygun sayılmayabilir.

İstemin şekli de kanunda yazılı değildir. Sözlü talep de geçerlidir, ancak uyuşmazlık mahkemeye taşındığında ispat yükü istemde bulunduğunu iddia eden tarafta olacağı için noter ihtarnamesi en güvenli yoldur. İhtarnamede ağacın hangi parselde bulunduğunu, hangi dal veya kökün nereye taştığını, hangi zararın doğduğunu ve kaldırma için tanıdığınız süreyi somut biçimde yazmanız gerekir. “Ağacınızı halledin” biçiminde genel bir uyarı, sürenin başladığını kanıtlamaya yetmeyebilir.

Kestiğiniz dallar ve odun kimin olur?

Maddenin çoğu kaynakta atlanan kısmı burasıdır. 740. madde, kesme yetkisini tanırken kesilen parçanın akıbetini de düzenler: komşu bu dal ve kökleri “kesip kendi mülkiyetine geçirebilir“. Yani usulüne uygun biçimde kestiğiniz dallar sizindir; komşunuza iade etmek zorunda değilsiniz, komşunuz da “odunum” diye geri isteyemez. Buna karşılık şartlar oluşmadan kesilen dallarda böyle bir mülkiyet kazanımı söz konusu olmaz.

Kök kesmek için de istem şartı var mı?

Bazı kaynaklar, kökler bakımından uyarı ve süre şartının aranmadığını, kök zarar veriyorsa haber vermeden kesilebileceğini yazar. Kanun metni bunu desteklemez. 740. maddenin ilk fıkrası “dal ve kökler” ifadesiyle her ikisini aynı cümlede, aynı şarta bağlamıştır; kökler için ayrı ve şartsız bir rejim öngörülmemiştir. Bu ayrımın bazı yabancı hukuk düzenlerinde bulunması, Türk Medeni Kanunu’nda da bulunduğu anlamına gelmez. Uygulamada da kök kesiminin sonuçları çoğu zaman daha ağırdır: taşıyıcı kök kesildiğinde ağaç kurur ve bu, hakkın kullanılması değil, ağacın yok edilmesi sayılır.

Komşunun Ağacından Meyve Yemek Hakkınız Var mı?

740. maddenin ikinci fıkrası, kesme hakkının yanına bir de seçenek koyar: “Ekilmiş veya üzerine yapı yapılmış arazisine dalların taşmasına katlanan komşu, bu dallarda yetişen meyvaları toplama hakkına sahip olur.”

Burada iki ayrıntı vardır. Birincisi, hak “katlanan” komşuya tanınmıştır. Yani dalı kesmeyi seçerseniz meyve hakkınız doğmaz; kanun size iki seçenek sunar ve ikisini birden kullanamazsınız. İkincisi, bu hak her arazi için değil, yalnızca ekilmiş veya üzerine yapı yapılmış arazi için geçerlidir. Boş, ekilmemiş ve üzerinde yapı bulunmayan bir parsele taşan dalın meyvesi, dalın sahibinindir.

Sık karıştırılan bir nokta da şudur: fıkra “dallarda yetişen” meyveden söz eder, kendiliğinden bahçenize düşen meyveden değil. Uygulamada bu ikisi çoğu zaman aynı sonuca varsa da, kanunun tanıdığı hak dalda duran meyveyi toplamaya ilişkindir ve bu hak ancak yukarıdaki iki şart birlikte gerçekleştiğinde doğar.

Ağaç Kökü Ev Temeline Zarar Verir mi? Hukuken İzlenecek Yol

Ağaç kökü ev temeline zarar verir mi sorusunun hukuki cevabı, teknik cevabından ayrıdır: hukuk, kökün zarar verip vermediğini bilirkişiye sorar. Kavak, söğüt ve çınar gibi yüzeysel ve yayılgan kök sistemine sahip türlerde temel, istinat duvarı, kanalizasyon hattı ve bahçe duvarı zararları sık görülür. Ancak bir çatlağın nedeninin ağaç kökü mü, zemin oturması mı yoksa yapının kendi kusuru mu olduğu, ancak keşif ve uzman incelemesiyle belirlenir.

Bu noktada Medeni Kanun’un 730. maddesi devreye girer. Madde, mülkiyet hakkını yasal kısıtlamalara aykırı kullanan malik karşısında zarar görene veya zarar tehlikesiyle karşılaşana üç talep hakkı birden verir: durumun eski hâle getirilmesi, tehlikenin giderilmesi ve uğranılan zararın giderilmesi. Yani yalnızca tazminat değil, kaynağın ortadan kaldırılması da istenebilir.

Ağaç kökü binaya zarar verir mi: zararı nasıl kanıtlarsınız

Zararın ve nedensellik bağının ispatı zarar görene düşer. En etkili araç, dava açılmadan önce yapılacak delil tespitidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 400. maddesi, ileride açılacak davada ileri sürülecek bir vakıanın tespiti için keşif yapılmasını, bilirkişi incelemesi yaptırılmasını veya tanık dinlenmesini talep etme imkânı tanır; 401. madde bu talebin, taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinden istenebileceğini söyler. Delil tespiti, kökün kesildiği ya da duvarın onarıldığı andan sonra bir daha kurulamayacak olan tabloyu kayda geçirir.

Tespit sırasında alınan bilirkişi raporu, sonraki davada esas alınabilir. Raporun sonucuna katılmıyorsanız itiraz hakkınız vardır; bilirkişi raporuna itirazın süresi ve usulü konusunda bilirkişi raporuna nasıl itiraz edileceğine ilişkin yazımızı inceleyebilirsiniz. Fotoğraf, video ve tanık beyanı da delildir; ancak kök zararı gibi teknik konularda tek başına fotoğrafın ikna ediciliği sınırlıdır.

Komşunun Ağacı Nereye Şikayet Edilir?

Komşunun ağacı evime zarar veriyor nereye şikayet edilir sorusunun tek bir cevabı yoktur, çünkü “şikâyet” kelimesi üç ayrı yolu birden karşılar ve üçü farklı sonuç verir.

Birincisi idari yoldur: belediye. Belediyeler, kendi sınırları içindeki ağaç kesimi ve budaması konusunda düzenleme yapabilir, park ve bahçelerdeki ağaçlardan sorumludur. Ancak iki özel mülk arasındaki bir uyuşmazlıkta belediyenin yetkisi sınırlıdır; belediye komşunuzu ağacını budamaya zorlayamaz, size tazminat da ödetemez. Kamuya ait bir alandaki ağaç söz konusuysa ya da ağaç yola veya elektrik hattına zarar veriyorsa belediyeye veya ilgili kuruma başvuru sonuç verebilir.

İkincisi cezai yoldur: savcılık. Bu yol yalnızca ortada bir suç varsa işler. Komşunuzun ağacının kendiliğinden büyümesi suç değildir; ama sizin ağacınızı kesmesi ya da sizin izinsiz onunkini kesmeniz suçtur.

Üçüncüsü ve asıl yol hukuk yoludur: arabuluculuk ve ardından dava. El atmanın önlenmesi, eski hâle getirme ve tazminat talepleri yalnızca bu yolla sonuçlanır. Komşu uyuşmazlıklarının şikâyet, ceza ve dava ayaklarının birlikte nasıl işlediğini rahatsız eden komşu karşısında izlenecek yollar başlıklı yazımızda ayrıntılı biçimde ele aldık.

Belediye ve zabıta neyi çözer, neyi çözmez

Zabıta, kamu düzenine ilişkin kabahatlerde yetkilidir; iki komşu arasındaki mülkiyet uyuşmazlığında hakem değildir. Bir dalın sizin çatınıza dayanması, zabıtanın tutanakla çözebileceği bir konu olmaktan çok, mahkemenin keşifle karar vereceği bir konudur. Buna karşılık ağaç, yaya yolunu kapatıyor, trafik işaretini gizliyor veya kamuya açık bir alanda tehlike yaratıyorsa belediyeye yapılacak başvuru hem daha hızlıdır hem de masrafsızdır.

Dava Açmadan Önceki Zorunlu Adım: Komşu Hakkında Arabuluculuk

Bu, pek çok kaynağın hâlâ yazmadığı ve atlandığında davanın esasına hiç girilmeden reddedilmesine yol açan adımdır. 7445 sayılı Kanun’la 28 Mart 2023’te Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na eklenen 18/B maddesinin birinci fıkrası, dört uyuşmazlık türünde dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasını dava şartı hâline getirmiştir. Bu listenin (ç) bendi açıktır: “Komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklar.”

Komşunun ağacından doğan el atmanın önlenmesi ve tazminat talepleri bu kapsamdadır. Dolayısıyla doğrudan mahkemeye başvurursanız, mahkeme dava şartı yokluğundan davanızı usulden reddeder; harç ve vekâlet ücreti yükü size kalır. Doğru sıra, önce arabuluculuk bürosuna başvurmak, sürecin anlaşmazlıkla sonuçlanması hâlinde son tutanağı dava dilekçesine eklemektir.

Arabuluculukta anlaşırsanız ne olur

Arabuluculuk yalnızca bir formalite değildir; komşuluk uyuşmazlıklarında çoğu zaman mahkemeden daha hızlı ve daha kalıcı sonuç verir, çünkü taraflar aynı sokakta yaşamaya devam edecektir. Anlaşma hâlinde düzenlenen belge, 18/B maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca icra edilebilirlik şerhi alınmak zorundadır ve bu şerh, taşınmazla ilgili anlaşma belgelerinde taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinden alınır. Mahkeme, anlaşmanın içeriğini arabuluculuğa ve cebri icraya elverişlilik yönünden denetler.

7531 sayılı Kanun’la 7 Kasım 2024’te eklenen beşinci fıkra ise daha ileri gider: taşınmazın devrine veya üzerinde sınırlı ayni hak kurulmasına ilişkin anlaşma belgesinin tarafı, icra edilebilirlik şerhinden sonra tapu müdürlüğünden doğrudan tescil talep edebilir ve tapuda resmî senet düzenlenmeksizin işlem yapılır. Sınır düzeltmesi veya geçit hakkı gibi çözümlerin masaya geldiği komşu uyuşmazlıklarında bu hüküm pratik bir kolaylıktır.

Hangi Mahkeme: Sulh Hukuk mu, Asliye Hukuk mu?

Bu sorunun cevabı kaynaklarda sıklıkla yanlış verilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 4. maddesi, sulh hukuk mahkemelerinin görevlerini sayar: kiralanan taşınmazların tahliyesi dâhil kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar, taşınır ve taşınmaz malların paylaştırılması ve ortaklığın giderilmesi, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik davalar ve kanunların sulh hukuk mahkemesini görevlendirdiği davalar. Komşuluk hukukundan kaynaklanan el atmanın önlenmesi ve tazminat davaları bu listede yoktur.

Liste dışında kalan dava, Kanun’un 2. maddesindeki genel kural gereği asliye hukuk mahkemesinde görülür. Nitekim bu yazıda incelenen iki Yargıtay kararında da ilk derece mahkemesi asliye hukuk mahkemesidir: 14. Hukuk Dairesi’nin 2018/1102 sayılı kararının künyesinde mahkeme “Asliye Hukuk Mahkemesi”, 7. Hukuk Dairesi’nin 2025/2874 sayılı kararında ilk derece mahkemesi “Gürgentepe Asliye Hukuk Mahkemesi” olarak geçer.

Sulh hukuk mahkemesinin devreye girdiği iki ayrı hâl vardır ve bunlar karıştırılmamalıdır: delil tespiti talebi (HMK m.401), arabuluculuk anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi (HUAK m.18/B) ve kat mülkiyetine tabi bir yapıda hâkimin müdahalesi istemi (Kat Mülkiyeti Kanunu m.33).

Yetkili mahkeme: taşınmazın bulunduğu yer

Görev ile yetki ayrı konulardır. HMK’nın 12. maddesi, taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesini kesin yetkili kılar. Kesin yetki, tarafların anlaşmasıyla değiştirilemez ve mahkemece kendiliğinden gözetilir. Bu nedenle komşu ağacı davasını kendi oturduğunuz ilde değil, taşınmazın bulunduğu yerde açmanız gerekir.

Kiracıysanız Komşunun Ağacı İçin Dava Açabilir misiniz?

Komşuluk hukukunun 730, 737 ve 740. maddeleri yetkiyi “malik”e tanır. Oturduğunuz evin maliki değilseniz bu maddelere dayanamazsınız; ancak hukuken elinizde başka bir dayanak vardır: zilyetlik.

Medeni Kanun’un 973. maddesine göre bir şey üzerinde fiilî hâkimiyeti bulunan kimse onun zilyedidir; kiracı, kiralanan taşınmazın fer’î zilyedidir. 983. madde ise şunu söyler: “Saldırıda bulunan, şey üzerinde bir hak iddia etse bile; zilyetliği saldırıya uğrayan, ona karşı dava açabilir.” Aynı madde davanın kapsamını da belirler: saldırının sona erdirilmesi, sebebinin önlenmesi ve zararın giderilmesi. Yani kiracı, bahçeye sarkan dalın kaldırılmasını ve uğradığı zararın giderilmesini bu yoldan isteyebilir.

Bu davanın iki önemli farkı vardır. Birincisi görevdir: HMK m.4’ün (c) bendi, taşınır ve taşınmaz mallarda sadece zilyetliğin korunmasına yönelik davaları sulh hukuk mahkemesinin görevine verir. Yani malikin açacağı komşuluk hukuku davası asliye hukukta, kiracının açacağı zilyetliğin korunması davası sulh hukukta görülür.

İkincisi ve daha kritik olanı süredir. 984. madde, gasp ve saldırıdan doğan dava hakkının, zilyedin fiili ve failini öğrenmesinden başlayarak iki ay ve her hâlde fiilin üzerinden bir yıl geçmekle düşeceğini söyler. Bunlar zamanaşımı değil hak düşürücü sürelerdir; kaçırıldığında hak tümüyle ortadan kalkar. Bu nedenle kiracıysanız, durumu mülk sahibine de bildirip malik sıfatıyla dava açmasını istemek çoğu zaman daha sağlam bir yoldur.

Mahkeme Ağacın Kesilmesine Karar Verir mi?

Davayı kazanmanız, ağacın kesileceği anlamına gelmez. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2015/8062 esas, 2018/1102 karar sayılı kararı bu konuda üç kademeli bir ölçüt koyar ve doğrudan kesme kararını açıkça yasaklar: “tüm ağaçların kesilmesine ilişkin hüküm kurulmamalı” denildikten sonra, zararın “ağaç dallarının budanması veya seyreltilmesi ile giderilebiliyorsa bu önlemlere, buna rağmen davacının zararı önlenemiyorsa ağaçların kökten kesilmesine veya sökülmesine karar verilmelidir” denmiştir.

Kademeler sırasıyla budama, seyreltme ve son çare olarak kesme veya sökmedir. Mahkeme, hangi kademenin yeterli olduğunu keşif ve bilirkişi incelemesiyle belirler. Bu, hem ağacı korumaya hem de zararı gidermeye çalışan bir ölçüdür; dolayısıyla “ağacın tamamen kesilmesi mümkün değildir” biçimindeki yaygın anlatım da eksiktir. Budama ve seyreltme zararı gidermiyorsa mahkeme kökten kesme veya sökme kararı verebilir.

Bu kademeli yaklaşım, dava dilekçenizi de etkiler. Talebinizi yalnızca “ağacın kesilmesi” biçiminde kurarsanız, mahkeme daha hafif bir önlemi yeterli gördüğünde talebiniz kısmen reddedilmiş sayılabilir ve yargılama giderleri bu orana göre paylaştırılır. Talebi el atmanın önlenmesi olarak kurup, giderim biçimini mahkemenin takdirine bırakmak daha güvenlidir.

Komşunun Kusuru Aranır mı?

Komşuluk hukuku davalarının en önemli özelliği burada ortaya çıkar. Yargıtay’ın anılan kararı açıktır: “Komşuluk hukukundan kaynaklanan elatmanın önlenmesi davalarında davalının kusurlu olması aranmaz. Davalının kusurlu olup olmaması, kasıtlı hareket edip etmemesi, elatmanın önlenmesi davasına etkili değildir. Yeter ki, davalının eylemi ile davacının zararı arasında illiyet bağı bulunsun. Davalının hiçbir kusuru olmasa dahi, elatmanın önlenmesine, eski hale getirme ve tazminata hükmedilebilir.”

Bu, pratikte şu anlama gelir: komşunuzun ağacı siz oraya taşınmadan önce dikilmiş olsa da, kendisi ağacın kök yapısını bilmese de, budama için elinden geleni yapmış olsa da sorumluluğu doğar. Tartışılacak tek konu, zarar ile ağaç arasındaki nedensellik bağıdır.

Kararın aynı paragrafındaki ikinci cümle de önemlidir: “Kural olarak davacının zararının doğmaması için bir önlem almaması da elatmanın önlenmesi davasını etkilemez.” Yani komşunuz, “kök bariyeri yaptırsaydın bu olmazdı” savunmasını tek başına sonuç alacak bir itiraz olarak ileri süremez.

Ağaç Manzaramı Kapatıyor: Dava Konusu Olur mu?

Manzara kapatma, komşu ağacı uyuşmazlıklarının en tartışmalı başlığıdır. Medeni Kanun’un 737. maddesi, komşuları olumsuz etkileyecek taşkınlığı yasaklarken örnek olarak duman, buğu, kurum, toz, koku, gürültü ve sarsıntıyı sayar; manzara ve gölge bu sayımda geçmez. Bu nedenle salt “manzaram kapandı” gerekçesiyle açılan bir davanın kabul edilmesi zordur ve komşunun ağacını bu gerekçeyle kesmek hiçbir hâlde hukuka uygun değildir.

Ancak gölgenin hiçbir zaman dikkate alınmadığını söylemek de doğru olmaz. Yargıtay’ın 2018/1102 sayılı kararı, davalının ağaçlarının “gölge yapmak suretiyle davacının taşınmazı üzerindeki bitkilere, katlanma sınırını aşacak şekilde zarar verdiği” keşif ve bilirkişi raporuyla belirlenirse önlem alınması gerektiğini söyler. Ölçüt, gölgenin estetik rahatsızlık vermesi değil, somut bir zarara yol açmasıdır: seranın ürün vermemesi, bahçedeki bitkilerin kuruması, güneş panelinin verim kaybı gibi. 737. maddedeki “hoş görülebilecek derece” ölçüsü de yerel âdete ve taşınmazın niteliğine göre belirlenir; kırsal bir bahçe ile kent içindeki bir parselde aynı sonuç çıkmayabilir.

Komşunun Ağacı İçin Hangi Tazminatı İsteyebilirsiniz?

Medeni Kanun’un 730. maddesi üç talebi birlikte sunar ve bunlar birbirinin alternatifi değildir. Eski hâle getirme, zarar veren durumun fiziken ortadan kaldırılmasını; tehlikenin giderilmesi, henüz zarara dönüşmemiş riskin bertaraf edilmesini; zararın giderilmesi ise parasal tazminatı ifade eder.

Parasal tazminatın kapsamına, onarım giderleri (çatlayan duvarın tamiri, tıkanan hattın açılması), zarar gören ürün ve bitkilerin değeri, yapılan zorunlu masraflar ve varsa kullanım kaybı girer. Tazminat borcuna genel hükümler uygulanır: Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi haksız fiil sorumluluğunun genel kuralını, 58. maddesi ise kişilik hakkının zedelenmesi hâlinde manevi tazminatı düzenler. Ağaç uyuşmazlıklarında manevi tazminat istisnai olup, olayın kişilik hakkını zedeleyecek ağırlığa ulaşması gerekir.

Kaçınılmaz taşkınlıkta denkleştirme bedeli

730. maddenin ikinci fıkrası, kolay fark edilmeyen bir kapı açar: “Hâkim, yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan zararların uygun bir bedelle denkleştirilmesine karar verebilir.” Aynı esnekliği 737. maddenin üçüncü fıkrası da saklı tutar. Bu, komşunun davranışı hukuka aykırı sayılmasa bile, katlanmak zorunda kaldığınız zarar için parasal bir denkleştirme isteyebileceğiniz anlamına gelir. Bölgedeki yerleşik tarım düzeninin gerektirdiği bir ağaçlandırmadan doğan sınırlı zararlar bu fıkranın tipik uygulama alanıdır.

Zamanaşımı: Kaç Yıl İçinde Dava Açmalısınız?

Tazminat talebi haksız fiil hükümlerine tabi olduğundan, Türk Borçlar Kanunu’nun 72. maddesindeki süreler uygulanır: zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl.

Maddenin çoğu kaynakta atlanan son cümlesi, ağaç uyuşmazlıklarında sonucu değiştirebilir: “Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.” Komşunuz ağacınızı kesmişse fiil, Türk Ceza Kanunu’nun 152. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındadır ve cezanın üst sınırı dört yıl hapistir. Türk Ceza Kanunu’nun 66. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren suçlarda dava zamanaşımını sekiz yıl olarak belirler; aynı maddenin dördüncü fıkrası sürenin cezanın üst sınırına göre hesaplanacağını söyler. Sonuç olarak, kesilen ağaç için tazminat isteminde uygulanacak süre iki yıl değil sekiz yıldır.

Zararın sürekli olduğu hâllerde, örneğin kökün her yıl duvarı biraz daha çatlattığı durumlarda, sürenin başlangıcı bakımından zararın hangi anda öğrenilmiş sayılacağı ayrı bir tartışmadır ve somut olaya göre değerlendirilir. Bu nedenle ihtarname tarihini ve zararın fark edildiği tarihi belgelemek önemlidir.

Komşunun Ağacını Kesmenin Cezası Nedir?

Komşunun ağacını kesmenin cezası, pek çok kişinin sandığından ağırdır. Türk Ceza Kanunu’nun 151. maddesi, mala zarar vermenin temel hâlini düzenler: başkasının malını yıkan, tahrip eden, yok eden veya kullanılamaz hâle getiren kişi, mağdurun şikâyeti üzerine dört aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır.

Ağaç söz konusu olduğunda ise 152. madde devreye girer. Maddenin birinci fıkrasının (c) bendi, suçun “Devlet ormanı statüsündeki yerler hariç, nerede olursa olsun, her türlü dikili ağaç, fidan veya bağ çubuğu hakkında” işlenmesini nitelikli hâl saymış ve cezayı bir yıldan dört yıla kadar hapis olarak belirlemiştir. Bu düzenlemenin üç sonucu vardır ve üçü de aleyhe sonuçtur.

Birincisi, ceza artmıştır. İkincisi, temel hâldeki “veya adli para cezası” seçeneği nitelikli hâlde yoktur; kanun doğrudan hapis cezası öngörür. Üçüncüsü ve en önemlisi, 151. maddedeki “mağdurun şikâyeti üzerine” kaydı 152. maddede bulunmaz; nitelikli hâl şikâyete bağlı değildir, savcılık öğrendiğinde kendiliğinden soruşturma başlatır.

Fiil Dayanak Yaptırım Şikâyet şartı
Başkasının malına zarar verme (temel hâl) TCK m.151/1 4 aydan 3 yıla hapis veya adli para cezası Var
Dikili ağaç, fidan veya bağ çubuğuna zarar verme TCK m.152/1-(c) 1 yıldan 4 yıla hapis Yok
Devlet ormanından ağaç kesme, sökme, boğma 6831 s. Kanun m.91/1 3 aydan 5 yıla hapis ve 1.000 güne kadar adli para cezası Yok
Orman fidanı kesme 6831 s. Kanun m.91/2 Birinci fıkradaki ceza bir kat artırılır Yok
Orman ağacını motorlu araç veya gereçle kesme 6831 s. Kanun m.91/4 Ceza bir kat artırılır (fidanda uygulanmaz) Yok

Buna karşılık 740. maddenin şartları gerçekleşmişse kesme fiili suç oluşturmaz. Türk Ceza Kanunu’nun 26. maddesinin birinci fıkrası “Hakkını kullanan kimseye ceza verilmez” der; Medeni Kanun’un verdiği kesme yetkisini şartlarına uyarak kullanan kişi bu hükümden yararlanır. Kritik nokta, şartların gerçekten oluşmuş olmasıdır: zarar yoksa veya istem ve süre adımı atlanmışsa hakkın kullanılmasından değil, mala zarar vermeden söz edilir. Mala zarar verme suçunun temel ve nitelikli hâlleri arasındaki farkları mala zarar verme suçunun cezasını anlattığımız yazıda ayrıntılı bulabilirsiniz.

Ağaç dalı kesmek suç mu?

Dal kesmek ile ağacı kesmek, ceza hukuku bakımından farklı sonuçlar doğurabilir. Taşan ve zarar veren bir dalın, istem ve süre şartı yerine getirildikten sonra kesilmesi hakkın kullanılmasıdır. Buna karşılık ağacın yaşamasını sağlayan ana dalların kesilmesi, gövdenin boğulması veya kök sisteminin tahrip edilmesi, sonucu itibarıyla ağacı yok etmeye yönelikse 152. madde kapsamında değerlendirilir. Ölçüt, kesilen parçanın adı değil, fiilin ağaç üzerindeki etkisidir.

Şikâyetten vazgeçersem dava düşer mi?

Türk Ceza Kanunu’nun 73. maddesi, şikâyete bağlı suçlarda vazgeçmenin davayı düşüreceğini söyler. Ancak bu kural yalnızca şikâyete bağlı suçlar için geçerlidir. Dikili ağaca zarar verme, 152. maddedeki nitelikli hâl olduğundan şikâyete bağlı olmadığı için vazgeçme tek başına davayı düşürmez. Uzlaşma ve etkin pişmanlık kurumları ayrı değerlendirilir. Aynı maddenin yedinci fıkrası ayrıca şunu hatırlatır: şikâyetten vazgeçerken şahsi haklardan da vazgeçildiği açıklanmışsa, artık hukuk mahkemesinde dava açılamaz. Bu nedenle karakolda veya savcılıkta imzalanan vazgeçme beyanının metni dikkatle okunmalıdır.

Bahçedeki Ağaçları Kesebilir miyim? Kendi Ağacınızın Rejimi

Kendi bahçenizdeki ağacı kesmek, ilk bakışta tamamen size ait bir karar gibi görünür. Orman mevzuatı bu alanı ayrıntılı biçimde düzenlediği için tablo daha karmaşıktır.

Başlangıç noktası, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 1. maddesidir: tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır, ancak madde bu kuralın istisnalarını uzun bir liste hâlinde sayar. Listenin (G) bendi, orman sınırları dışında olup yüzölçümü üç hektarı aşmayan sahipli arazilerde tabii olarak yetişen ağaçları orman saymaz. 7255 sayılı Kanun’la 28 Ekim 2020’de eklenen (K) bendi ise daha geniştir: orman sınırları dışında, alan büyüklüğüne bakılmaksızın sahipli arazilerde ekim ve dikim yoluyla yetiştirilen her nevi ağaç orman sayılmaz. Yani kendi elinizle diktiğiniz ağaçlar, alan ne olursa olsun orman rejimine girmez; buna karşılık geniş bir arazide kendiliğinden yetişmiş ağaç topluluğu için üç hektar sınırı önem kazanır.

Ağaç kesme izni nasıl alınır?

Orman sayılmayan yerlerdeki ağaçlardan nasıl yararlanılacağı, aynı Kanun’un 116. maddesinde düzenlenmiştir ve madde iki farklı rejim kurar.

Birinci rejim (A fıkrası), parkları, sahipli arazide civardaki ormanlarda tabii olarak yetişmeyen türleri ve meyveli ağaçları kapsar. Bu yerlerden sahipleri, zatî ihtiyaçları ve pazar satışları için hiçbir kayıt ve şarta tâbi olmadan kesim ve taşıma yapabilir. Bahçesindeki erik veya ceviz ağacını kesmek isteyen bir malik, orman mevzuatı bakımından bu fıkra kapsamındadır.

İkinci rejim (B fıkrası), yukarıda anılan (F), (G) ve (K) bentlerindeki yerleri kapsar. Buralardan sahiplerinin yapacak ve yakacak ihtiyaçları, mahalli orman idaresine haber vermek ve bir tutanakla belgelendirilmek suretiyle karşılanabilir; pazar satışı amaçlı kesimler ise keşif, damga ve nakliye işlemlerine tabidir. Dikkat edilmesi gereken nokta, kendi diktiğiniz ağaçları orman saymayan (K) bendinin bu ikinci rejime tabi olmasıdır. Yani “kendi diktiğim ağacı istediğim gibi keserim” yaklaşımı her tür için geçerli değildir.

Bu, yalnızca orman mevzuatının çizdiği çerçevedir. Belediye sınırları içinde ağaç kesimi ve budaması, ayrıca ilgili belediyenin imar uygulamaları ve meclis kararlarıyla düzenlenebilir; uygulama belediyeden belediyeye değiştiği için kesim öncesinde bağlı bulunduğunuz belediyeden bilgi almanız yerinde olur.

Ağaç budama için izin gerekir mi?

Budama, ağacın yok edilmesine yönelmediği sürece kesimden farklı değerlendirilir; orman mevzuatındaki kesim rejimi bakımından belirleyici olan, işlemin ağacın hayatiyetini sona erdirip erdirmediğidir. Buna karşılık ortak yerdeki bir ağaçta budama da tek başına yapılabilecek bir işlem değildir ve belediyeler kendi sınırları içinde budamaya ilişkin usul belirleyebilir. Komşunuza ait ağaçta ise budama yetkiniz, yalnızca taşan ve zarar veren kısımla ve 740. maddedeki şartlarla sınırlıdır.

İzinsiz ağaç budama cezası var mıdır?

Sonucu itibarıyla ağacı kurutan, gövdeyi boğan veya yaşamasını engelleyen bir budama, adı budama olsa da mala zarar verme olarak değerlendirilir. Ölçüt işlemin adı değil, ağaç üzerindeki etkisidir. Ortak yerdeki ağaçta rızasız yapılan budama ise Kat Mülkiyeti Kanunu bakımından hâkimin müdahalesi ve tazminat sebebidir.

İzinsiz ağaç kesmenin cezası

Orman Kanunu’nun 116. maddesine aykırı kesimde idari para cezası öngörülmüştür; ceza, kesilen ağacın dikili kabuklu gövde hacmine göre hesaplanır ve beş metreküpü aşan her metreküp için artar. Bu tutarlar 2020 yılında belirlenmiş olup her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında güncellendiğinden, güncel rakamı işlem sırasında orman idaresinden teyit etmek gerekir.

Devlet ormanından ağaç kesilmesi ise idari değil adli yaptırıma tabidir. Kanun’un 91. maddesi, dikili ağaç kesenler, kökünden sökenler veya hayatiyetini sona erdirecek şekilde boğanlar için üç aydan beş yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezası öngörür; suçun konusu fidan ise ceza bir kat artırılır, kesimde motorlu araç ve gereç kullanılmışsa yine bir kat artırılır.

Apartmanda ve Sitede Ağaç: Kat Mülkiyeti Rejimi

Ağaç, kat mülkiyetine tabi bir yapının bahçesindeyse tablo tümüyle değişir. Bu durumda uyuşmazlık iki komşu parsel arasında değil, aynı anagayrimenkulün kat malikleri arasında doğar ve Kat Mülkiyeti Kanunu uygulanır.

Kanun’un 19. maddesinin ikinci fıkrası, kat maliklerinden birinin bütün kat maliklerinin beşte dördünün yazılı rızası olmadıkça ortak yerlerde inşaat, onarım ve tesis yaptıramayacağını söyler. Bahçe, yönetim planında aksi belirtilmedikçe ortak yerdir; dolayısıyla bahçedeki bir ağaca tek başına müdahale etmek bu fıkraya aykırılık oluşturur. Aynı maddenin üçüncü fıkrası, her kat malikinin anagayrimenkule ve diğer bağımsız bölümlere kusuruyla verdiği zarardan sorumlu olduğunu belirtir.

Uyuşmazlığın çözüm yolu da farklıdır. Kanun’un 33. maddesi, borç ve yükümlerini yerine getirmeyen kat maliki veya onun bağımsız bölümünden sürekli yararlanan kişi yüzünden zarar gören kat malikine, anagayrimenkulün bulunduğu yerin sulh mahkemesine başvurup hâkimin müdahalesini isteme hakkı tanır. Hâkim, ilgilileri dinledikten sonra kanuna, yönetim planına ve bunlarda hüküm yoksa genel hükümlere ve hakkaniyet kurallarına göre derhal karar verir; kararı belirlenen sürede yerine getirmeyene aynı mahkemece idari para cezası verilir. Ortak yerlerdeki müdahalelerin kat mülkiyeti rejiminde nasıl ele alındığını cam balkon ve komşu izni yazımızda, ortak tesisattan doğan zararların rejimini ise su kaçağı tazminat davası yazımızda inceledik.

Apartmanda izinsiz ağaç kesmenin cezası

Kat mülkiyeti rejimi, ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Ortak bahçedeki bir ağacın diğer kat maliklerinin rızası olmadan kesilmesi, hem Kat Mülkiyeti Kanunu bakımından hâkimin müdahalesi ve tazminat sebebidir hem de ağaç üzerinde paydaş olmayan üçüncü kişiler bakımından Türk Ceza Kanunu’nun 152. maddesi kapsamında değerlendirilebilir. Yönetici, kat malikleri kurulunun kararı olmaksızın kendiliğinden ağaç kesimi yaptıramaz.

Ormana Bitişik Arazide TMK m.740 Uygulanmaz

Medeni Kanun’un 740. maddesinin üçüncü fıkrası tek cümledir ama kapsamı belirler: “Komşu ormanlar hakkında bu hükümler uygulanmaz.” Yani taşan dalın kaynağı komşu bir orman ise, dal ve kökleri kesme yetkisi doğmaz; ormanın hukuki rejimi devreye girer.

Bu ayrımın ceza hukukundaki karşılığı da vardır. Türk Ceza Kanunu’nun 152. maddesinin (c) bendi, nitelikli mala zarar vermeyi düzenlerken “Devlet ormanı statüsündeki yerler hariç” kaydını koyar. Yani kapsam dışında kalan, genel olarak “orman” değil, Devlet ormanı statüsündeki yerlerdir; buralarda işlenen fiiller için 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 91. maddesindeki özel hükümler uygulanır. Bu maddenin gönderme yaptığı 14. madde de “Devlet ormanlarında” yasak fiilleri sayar. Ormana bitişik bir parselde yapılacak her kesimden önce, ağacın orman sınırları içinde mi dışında mı olduğunun kadastro ve orman kadastrosu kayıtlarından teyit edilmesi bu nedenle şarttır.

Bahçe Sınır Ağaçları: Ölçüt Fiilî Sınır Değil Kadastral Sınır

Komşu ağacı davalarının görünmeyen tuzağı, sınırın nerede olduğudur. Yıllar içinde çekilen teller, örülen duvarlar ve dikilen çitler çoğu zaman tapu planındaki sınırla örtüşmez. Medeni Kanun’un 719. maddesi bu konuda nettir: tapu planları ile arazi üzerindeki işaretler birbirini tutmazsa, asıl olan plandaki sınırdır.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2018/1102 sayılı kararında hüküm tam da bu sebeple bozulmuştur. Yerel mahkeme, tarafların taşınmazları arasındaki fiilî sınıra göre inceleme yapmış; Daire ise “tarafların taşınmazlarının kadastral sınırları gözetilerek davacının kadastral parsel sınırları içerisinde kalan ürünler bakımından” değerlendirme yapılması gerektiğini belirterek kararı bozmuştur. Dolayısıyla dava açmadan önce parsel sınırının aplikasyonla belirlenmesi, hem hangi ağacın kimin olduğunu hem de zararın kimin arazisinde doğduğunu netleştirir. Sınır ve tapu kaydına ilişkin uyuşmazlıklarda izlenecek yollar için tapu iptal ve tescil davası yazımıza bakabilirsiniz.

Medeni Kanun’un 720. maddesi ayrıca her arazi malikine, komşusunun istemi üzerine belirsiz sınırların belirlenmesine katkıda bulunma yükümlülüğü getirir. Yani komşunuz “sınır zaten belli” diyerek aplikasyona katılmayı reddedemez.

Komşu, ağacın altındaki alanı fiilen kullanıyor ve bu kullanım sizin parselinize taşıyorsa, el atmanın önlenmesi talebinin yanına haksız işgal tazminatı da eklenebilir; bu talebin şartlarını ecrimisil davası yazımızda ele aldık.

Bitki Dikerken Sınıra Ne Kadar Mesafe Bırakılmalı?

Sık sorulan bu sorunun cevabı, birçok kaynağın verdiği kadar kesin değildir. Medeni Kanun’un 741. maddesi, komşu taşınmaz maliklerinin bitki dikerken uymak zorunda oldukları kuralların özel kanunlarla belirleneceğini söyler. Yani Medeni Kanun’un kendisi bir metre ölçüsü vermez; konuyu özel düzenlemeye bırakır.

Bu durumda genel geçer bir “şu kadar metre” kuralı aramak yerine iki ölçüte bakılır. Birincisi, varsa konuya ilişkin özel düzenleme ve yerel âdettir. İkincisi ve asıl olanı, 737. maddedeki hoşgörü sınırıdır: dikim, taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel âdete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan bir etki doğuruyorsa, mesafe ne olursa olsun komşuluk hukukuna aykırılık gündeme gelir. Uygulamada mahkemeler, ağacın türünü, olgunluktaki boyutunu ve kök yapısını bilirkişi aracılığıyla değerlendirir.

Dava Değeri Düşükse İstinafa Gidebilir misiniz?

Komşu uyuşmazlıklarında talep edilen tazminat çoğu zaman küçük tutarlıdır ve bu, davayı kaybeden tarafta “karar kesin, yapacak bir şey yok” izlenimi doğurur. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2025/1090 esas, 2025/2874 karar sayılı ve 28.05.2025 tarihli kararı bu izlenimi düzeltmektedir.

Olayda davacı, komşuluk hukukundan kaynaklanan men’i müdahale ve ecrimisil talebiyle dava açmış, ilk derece mahkemesi davayı reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi ise dava değerini dikkate alarak istinaf başvurusunu kesinlikten reddetmiştir. Yargıtay bu kararı bozmuştur. Gerekçe şudur: talep komşuluk hukukundan kaynaklanan men’i müdahale ve ecrimisil istemine ilişkin olduğundan, komşuluk hukukundan kaynaklanan davalarda dava değeri inceleme sonucu tespit edilir; bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi’nin işin esasını inceleyerek karar vermesi gerekirdi.

Karar, uygulamada doğrudan sonuç doğuran bir bilgidir: komşuluk hukuku davanız düşük değerli göründüğü için istinaf başvurunuz kesinlik sınırından reddedilmişse, bu ret kararı tartışılabilir. Aynı karar, komşuluk hukuku uyuşmazlıklarının bugün Yargıtay’ın 7. Hukuk Dairesi’nde görüldüğünü de gösterir; daha eski tarihli kaynaklarda geçen 14. Hukuk Dairesi künyeleri, dairenin kapanması nedeniyle güncel yapıyı yansıtmaz.

Sık Rastlanan Dört Yanlış Bilgi

Bu konuda yayımlanan içeriklerde tekrar eden hatalar, okuyucuyu yalnızca yanlış bilgilendirmekle kalmaz; yanlış adım attırır. Aşağıdaki dördü, yazının hazırlanması sırasında kaynaklarda fiilen karşılaşılan ifadelerdir.

Yaygın ifade Neden yanlış
“Kökler için uyarı ve süre şartı aranmaz, bildirim yapmadan kesebilirsiniz.” TMK m.740/1 “dal ve kökler” ifadesiyle her ikisini aynı cümlede, aynı şarta bağlar. Kökler için ayrı ve şartsız bir rejim yoktur.
“Yargıtay, zarar olmasa bile taşmanın tek başına kesme hakkı verdiğini kabul eder.” Maddenin lafzı “taşarak zarar veren” dal ve köklerden söz eder. 14. HD 2018/1102 sayılı karar da “kural olarak zararın doğmuş olması gerekir” der.
“Komşuluk hukuku davası sulh hukuk mahkemesinde açılır.” HMK m.4’te sayılan sulh hukuk görevleri arasında komşuluk hukuku yoktur; genel kural gereği asliye hukuk mahkemesi görevlidir. İncelenen iki kararda da ilk derece mahkemesi asliye hukuktur.
“Ağacın tamamen kesilmesine karar verilemez.” 14. HD 2018/1102: budama veya seyreltme zararı gideremiyorsa “ağaçların kökten kesilmesine veya sökülmesine karar verilmelidir”.

Bu listeye beşinci bir madde eklemek gerekirse o da eksikliktir: incelenen kaynakların hiçbiri, 2023’ten beri yürürlükte olan zorunlu arabuluculuk şartından söz etmemektedir. Oysa bu adım atlandığında dava esasa girilmeden reddedilir.

Süreç Özeti: Hangi Adım Ne Zaman

Sıra Adım Dayanak Not
1 Zararı ve taşmayı belgeleyin HMK m.400-402 Fotoğraf, video; teknik zararda delil tespiti
2 Parsel sınırını aplikasyonla belirletin TMK m.719, m.720 Fiilî sınır değil kadastral sınır esastır
3 Noter ihtarnamesiyle istemde bulunun, uygun süre tanıyın TMK m.740/1 Süre sonuçsuz kalırsa kesme yetkisi doğar
4 Süre içinde giderilmezse taşan dal ve kökleri kesin TMK m.740/1 Kesilen parça kesenin mülkiyetine geçer
5 Zarar sürüyor veya tazminat isteniyorsa arabulucuya başvurun HUAK m.18/B/1-(ç) Dava şartıdır; atlanırsa dava usulden reddedilir
6 Anlaşma olmazsa dava açın TMK m.683/2, m.730; HMK m.2, m.12 Asliye hukuk; taşınmazın bulunduğu yer kesin yetkili
7 Ağaç kesilmişse ceza şikâyetinde bulunun TCK m.151, m.152/1-(c) Nitelikli hâlde şikâyet şartı aranmaz

Sıkça Sorulan Sorular

Komşunun ağacı evime zarar veriyor, nereye şikayet edebilirim?

Tek bir merci yoktur. Kamuya ait alandaki ağaç veya kamusal tehlike varsa belediye, ağaç kesilmiş ve suç oluşmuşsa savcılık, el atmanın önlenmesi ve tazminat için ise önce arabuluculuk, ardından asliye hukuk mahkemesi devreye girer.

Komşunun ağacını kesmek suç mu?

TMK m.740’ın üç şartı (taşma, zarar, istem ve uygun süre) gerçekleşmeden kesilirse evet. Dikili ağaca zarar verme, TCK m.152/1-(c) uyarınca nitelikli mala zarar verme sayılır.

Komşunun ağacını kesmenin cezası nedir?

Bir yıldan dört yıla kadar hapis cezasıdır. Temel hâlden farklı olarak adli para cezasına çevrilme seçeneği kanunda öngörülmemiştir.

Ağaç dalı kesmek suç mu?

Şartları oluşmuş taşkın dalın kesilmesi hakkın kullanılmasıdır ve TCK m.26/1 gereği cezalandırılmaz. Ancak kesim ağacın yaşamasını engelleyecek boyuttaysa nitelikli mala zarar verme gündeme gelir.

Dalları sarkan ağaç için hemen makas kullanabilir miyim?

Hayır. Sarkma tek başına yetmez; dalın size zarar vermesi ve komşuya istemde bulunup uygun süre tanımanız gerekir.

Komşuma kaç gün süre vermeliyim?

Kanun gün sayısı belirlemez, “uygun süre” der. Uygunluk; ağacın büyüklüğüne, işin niteliğine ve mevsime göre değerlendirilir. İhtarnamede tanınan sürenin makul olması önemlidir.

İhtarname göndermek zorunda mıyım?

Kanun şekil şartı aramaz, sözlü istem de geçerlidir. Ancak istemde bulunulduğunun ispatı size ait olduğundan noter ihtarnamesi en güvenli yoldur.

Kestiğim dalları komşuma vermek zorunda mıyım?

Hayır. TMK m.740/1, usulüne uygun kesilen dal ve köklerin kesenin mülkiyetine geçeceğini açıkça düzenler.

Komşunun ağacından meyve yemek hakkım var mı?

Dalların taşmasına katlanıyorsanız ve araziniz ekilmiş veya üzerine yapı yapılmışsa, o dallarda yetişen meyveleri toplama hakkınız doğar. Dalı kesmeyi seçerseniz bu hak doğmaz.

Ağaç kökü ev temeline zarar verir mi, bu dava konusu olur mu?

Olur. Kök kaynaklı yapı zararları TMK m.730 kapsamında eski hâle getirme, tehlikenin giderilmesi ve tazminat taleplerine konu olur. Nedensellik bağının bilirkişi incelemesiyle ortaya konulması gerekir.

Ağaç kökü binaya zarar verir mi iddiasını nasıl ispatlarım?

Dava öncesi delil tespiti yoluyla keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırarak. Onarım yapıldıktan sonra tablo bozulacağı için tespitin erken yapılması önemlidir.

Komşunun kusuru olmasa da sorumlu olur mu?

Olur. Yargıtay 14. HD 2018/1102 sayılı kararına göre komşuluk hukukundan kaynaklanan el atmanın önlenmesi davalarında kusur aranmaz; eylem ile zarar arasında illiyet bağı bulunması yeterlidir.

Mahkeme ağacın kesilmesine karar verir mi?

Doğrudan değil. Önce budama veya seyreltme değerlendirilir; bunlar zararı gidermiyorsa kökten kesme veya sökme kararı verilir.

Ağaç manzaramı kapatıyor, dava açabilir miyim?

Salt manzara kapatma TMK m.737’de sayılan taşkınlıklar arasında yer almaz. Gölge, bitkilere veya kullanıma katlanma sınırını aşan somut bir zarar veriyorsa dava konusu olabilir.

Komşuluk hukuku davasında hangi mahkeme görevlidir?

Kural olarak asliye hukuk mahkemesi. HMK m.4’teki sulh hukuk görev listesinde komşuluk hukuku bulunmaz.

Davayı nerede açmam gerekir?

Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde. HMK m.12 bu yetkiyi kesin yetki olarak düzenler.

Dava açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mu?

Evet. HUAK m.18/B/1-(ç) uyarınca komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklarda arabuluculuk dava şartıdır.

Arabulucuya gitmeden dava açarsam ne olur?

Mahkeme, dava şartı yokluğu nedeniyle davayı usulden reddeder; yargılama gideri ve vekâlet ücreti yükü doğar.

Komşu ağacı davasında zamanaşımı kaç yıl?

Tazminat istemi kural olarak TBK m.72’ye göre iki ve on yıllık sürelere tabidir. Ağacın kesilmesi gibi suç oluşturan fiillerde TCK m.66/1-(e)’deki sekiz yıllık ceza zamanaşımı uygulanır.

Bahçedeki ağaçları kesebilir miyim?

Meyveli ağaçlar ve orman sayılmayan bazı yerler bakımından orman mevzuatı kayıt aramaz (6831 s. K. m.116/A). Kendi diktiğiniz ağaçlar ise m.116/B rejimindedir ve mahalli orman idaresine haber verilmesi gerekir. Belediye düzenlemeleri ayrıca gözetilmelidir.

Ağaç kesme izni nasıl alınır?

Kesimin hangi rejime girdiği önce belirlenir. Orman idaresine bildirim gereken hâllerde tutanak düzenlenir; pazar satışı amaçlı kesimlerde keşif, damga ve nakliye işlemleri yapılır. Belediye sınırları içinde ayrıca yerel düzenlemelere bakılır.

İzinsiz ağaç kesmenin cezası ne kadar?

Orman sayılmayan yerlerde 6831 s. K. m.116 uyarınca hacme göre hesaplanan idari para cezası uygulanır; tutarlar her yıl yeniden değerleme oranında güncellenir. Devlet ormanında kesim ise m.91 uyarınca üç aydan beş yıla kadar hapis ve adli para cezasını gerektirir.

Apartmanda izinsiz ağaç kesmenin cezası var mı?

Ortak bahçedeki ağaç, kat maliklerinin beşte dördünün yazılı rızası olmadan kesilemez (KMK m.19/2). Aykırılık hâlinde sulh mahkemesinden hâkimin müdahalesi istenebilir; ayrıca ceza sorumluluğu doğabilir.

Site yönetimi bahçedeki ağacı kesebilir mi?

Yönetici, kat malikleri kurulunun kararı olmadan ortak yerdeki ağaca kendiliğinden müdahale edemez.

Komşu ormandan taşan dalları kesebilir miyim?

Hayır. TMK m.740/3, komşu ormanlar hakkında bu hükümlerin uygulanmayacağını açıkça belirtir.

Bahçe sınır ağaçları kime aittir?

Ağaç, gövdesinin bulunduğu parselin malikinindir (TMK m.718/2). Sınır tartışmalıysa ölçüt fiilî sınır değil tapu planındaki kadastral sınırdır (TMK m.719).

Sınıra ağaç dikerken kaç metre mesafe bırakmalıyım?

TMK m.741, bu kuralların özel kanunlarla belirleneceğini söyler; Medeni Kanun’da genel bir metre ölçüsü yoktur. Değerlendirme, m.737’deki hoşgörü sınırına ve yerel âdete göre yapılır.

Dava değerim düşük, istinafa gidebilir miyim?

Yargıtay 7. HD 2025/2874 sayılı karara göre komşuluk hukukundan kaynaklanan davalarda dava değeri inceleme sonucu tespit edileceğinden, istinaf başvurusu kesinlik sınırından reddedilemez.

Kiracı komşunun ağacı için dava açabilir mi?

Açabilir. Kiracı fer’î zilyet olduğundan TMK m.983’e dayanarak saldırının sona erdirilmesini, sebebinin önlenmesini ve zararının giderilmesini isteyebilir. Bu dava HMK m.4/1-(c) uyarınca sulh hukuk mahkemesinde görülür.

Zilyetliğin korunması davasında süre ne kadar?

TMK m.984 uyarınca fiili ve faili öğrenmeden itibaren iki ay, her hâlde fiilden itibaren bir yıldır. Bunlar hak düşürücü sürelerdir ve kaçırıldığında hak ortadan kalkar.

Komşuluk hukuku davalarına hangi Yargıtay dairesi bakıyor?

Güncel yapıda 7. Hukuk Dairesi. Eski kaynaklarda geçen 14. Hukuk Dairesi künyeleri, dairenin kapanması nedeniyle mevcut düzeni yansıtmaz.

Ağaç kesmek suç mu, kendi ağacım olsa bile mi?

Kendi mülkünüzdeki ağaç bakımından mala zarar verme suçu oluşmaz; orada sınırı orman ve belediye mevzuatı çizer. Başkasına ait dikili ağaç söz konusu olduğunda ise fiil TCK m.152/1-(c) kapsamındadır.

Komşunun ağacının dalları çatıma değiyor, ne yapabilirim?

Önce zararı belgeleyin, ardından noter ihtarnamesiyle kaldırılmasını isteyip uygun süre tanıyın. Süre sonuçsuz kalırsa yalnızca taşan ve zarar veren dalları kesebilirsiniz.

Komşunun ağacı kesilebilir mi?

Tamamının kesilmesine ancak mahkeme karar verebilir ve bu, budama veya seyreltmenin zararı gidermediği hâllerde son çare olarak uygulanır. Kendi kesme yetkiniz taşan dal ve kökle sınırlıdır.

Ağaç kökü bina temeline zarar verir mi, komşudan tazminat isteyebilir miyim?

Kök kaynaklı yapı zararı ispatlandığında TMK m.730 uyarınca eski hâle getirme ve tazminat istenebilir. Zararın kökten kaynaklandığı bilirkişi incelemesiyle ortaya konmalıdır.

Ağaç kökü eve zarar verir mi iddiasında komşunun kusuru şart mı?

Şart değildir. Yargıtay, komşuluk hukukundan doğan bu davalarda kusur aranmadığını, eylem ile zarar arasında illiyet bağı bulunmasının yeterli olduğunu kabul eder.

Komşunun ağacı rahatsız ediyor ama zarar vermiyorsa ne olur?

Rahatsızlık tek başına yetmez. TMK m.737’deki ölçüt, taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel âdete göre hoş görülebilecek derecenin aşılmasıdır; bu sınır aşılmadıkça dava sonuç vermez.

Komşu bahçe ağaçları için kim sorumludur?

Ağaç, gövdesinin bulunduğu parselin malikine aittir ve sorumluluk ona düşer. Kat mülkiyetine tabi bir yapının ortak bahçesindeki ağaçta ise sorumluluk kat malikleri kuruluna aittir.

Bahçedeki ağaçlar çok büyümüş, komşum kesmemi isteyebilir mi?

Ağacınız komşunun arazisine taşıp zarar veriyorsa, sizden kaldırmanızı isteyebilir. İstem üzerine uygun sürede gidermezseniz komşu, taşan dal ve kökleri kendisi kesebilir.

Komşuluk hukuku ağaç uyuşmazlıklarında hangi maddeler uygulanır?

Temel maddeler TMK m.683, m.730, m.737 ve m.740’tır. Sınır uyuşmazlığı varsa m.719 ve m.720, kat mülkiyeti söz konusuysa KMK m.19 ve m.33 devreye girer.

İzinsiz ağaç kesme şikayeti nereye yapılır?

Başkasına ait ağaç kesilmişse cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur. Orman alanında kesim varsa orman işletme müdürlüğüne ve savcılığa bildirilir.

Ormandan izinsiz ağaç kesmenin cezası nedir?

6831 sayılı Kanun’un 91. maddesi uyarınca üç aydan beş yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezasıdır; fidan söz konusuysa veya motorlu araç kullanılmışsa ceza bir kat artırılır.

Ağaç kesme izni nereden alınır?

Orman sayılmayan yerlerdeki kesimlerde bildirim ve tutanak işlemleri mahalli orman idaresinde yapılır. Belediye sınırları içinde ayrıca ilgili belediyenin düzenlemesine bakılması gerekir.

Belediyenin izinsiz ağaç kesmesi durumunda ne yapılabilir?

Kesim idarenin bir işlem veya eylemine dayanıyorsa uyuşmazlık idari yargıda görülür; idarenin hizmet kusuru bulunduğu hâllerde tam yargı davası gündeme gelir. Özel mülkteki ağacın idarece kesilmesi hâlinde ayrıca ceza sorumluluğu da tartışılabilir.

Sonuç: Sıra Doğru Kurulursa Sonuç Değişir

Komşu ağacı uyuşmazlıklarında kaybedilen davaların önemli bölümü hukuki haksızlıktan değil, sıranın yanlış kurulmasından kaynaklanır: istemde bulunmadan makas kullanmak, zararı belgelemeden dava açmak, arabuluculuk adımını atlamak veya davayı görevsiz mahkemede açmak. Kanunun tanıdığı haklar güçlüdür; ancak her biri kendi şartına bağlanmıştır.

Elinizdeki durumun hangi rejime girdiğini, yani iki komşu parsel arasındaki bir uyuşmazlık mı, kat mülkiyeti meselesi mi, yoksa orman mevzuatını ilgilendiren bir konu mu olduğunu baştan belirlemek, sonraki bütün adımları doğru kurar. Somut durumunuza ilişkin değerlendirme için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilir, çalışma alanlarımızı çalışma alanlarımız sayfasından inceleyebilirsiniz.


Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık kendi somut koşulları içinde değerlendirilir; ağacın türü, sınırın konumu, zararın niteliği ve tarafların sıfatı sonucu değiştirebilir. Adım atmadan önce bir avukata danışmanız önerilir.

Metinde anılan mevzuata mevzuat.gov.tr üzerinden, Yargıtay kararlarına ise karararama.yargitay.gov.tr üzerinden ulaşabilirsiniz.