Aile Hukuku, Hukuk, Tazminat Hukuku

Çocuğum Zarar Gördü, Onun Adına Tazminat Davasını Kim Açar?

Çocuğum Zarar Gördü, Onun Adına Tazminat Davasını Kim Açar

Çocuk adına tazminat davasını, çocuğun velayetine sahip olan anne ve baba açar; anne ve baba evliyse velayeti birlikte kullandıkları için davayı da birlikte açmaları ya da birinin diğerinin onayını alması gerekir. Davanın asıl tarafı anne veya baba değil, zarar gören çocuğun kendisidir. Anne ve baba dava dilekçesinde onun yasal temsilcisi olarak, hukuk dilindeki adıyla “velayeten” yer alır. Ancak bu kuralın önemli bir istisnası var: anne veya baba, çocuğun zarar gördüğü olayın içindeyse, örneğin kazaya karışan aracı kullanan ya da aracın sahibi olan kişiyse, çocuğu bu davada temsil edemez ve çocuğa sulh hukuk mahkemesinden bir temsil kayyımı atanması gerekir.

Makale İçeriği

Çocuğunuz bir trafik kazasında, okulda, bir hastanede veya bir başkasının kusuru yüzünden zarar gördüyse, aklınızdaki ilk soru muhtemelen davayı kimin, kimin adına ve hangi belgelerle açacağıdır. Bu yazıda velayeten dava açmanın kurallarını, boşanmış ailelerde ve evlilik dışı doğan çocuklarda kimin yetkili olduğunu, kayyım atanmasını gerektiren durumları, dava sürerken çocuğun 18 yaşını doldurmasının sonuçlarını ve çocuk adına alınan tazminat parasının nasıl kullanılabileceğini Türk Medeni Kanunu ve Yargıtay kararları üzerinden ele alıyoruz.

Ana hatlarıyla

  • Kim açar: Davacı çocuktur; davayı velayet sahibi anne ve baba onun adına açar. Evli anne babada velayet birlikte kullanılır. Boşanmada velayet kimdeyse, bir ebeveyn öldüyse sağ kalan, evlilik dışı doğan çocukta kural olarak anne yetkilidir.
  • Kim açamaz: Kazada aracı kullanan veya aracın işleteni olan anne ya da baba, çocuğu bu davada temsil edemez. Yargıtay bu durumda çocuğa temsil kayyımı atanmadan verilen kararları bozuyor.
  • Dikkat: Çocuğun küçük olması üçüncü kişilere karşı zamanaşımını durdurmaz. Dava sürerken çocuk 18 yaşını doldurursa davaya kendisi devam eder ve kendi vekâletnamesini vermesi gerekir.

Çocuk Adına Tazminat Davasında Davacı Kimdir?

Çocuk adına tazminat davası açılırken en sık yapılan hata, davayı anne veya babanın kendi davası gibi kurmaktır. Oysa zarar gören çocuktur, tazminat alacağı da çocuğun malvarlığına aittir. Türk Medeni Kanunu’nun 335. maddesi ergin olmayan çocuğun ana ve babasının velayeti altında olduğunu, 342. maddesi ise ana ve babanın velayetleri çerçevesinde “üçüncü kişilere karşı çocuklarının yasal temsilcisi” olduğunu söyler. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 52. maddesi de medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olmayanların davada kanuni temsilcileri tarafından temsil edileceğini düzenler.

Bu yüzden dava dilekçesinde davacı olarak çocuğun adı yazılır, anne ve baba ise onu temsil eden kişiler olarak gösterilir. Erginlik Türk Medeni Kanunu’nun 11. maddesine göre on sekiz yaşın doldurulmasıyla başlar; on sekiz yaşından küçük olan ve evlenmemiş çocuk adına açılan davalarda bu temsil zorunludur.

Velayeten dava ne demek?

Velayeten dava, anne veya babanın çocuğun velayetine sahip olmasından doğan temsil yetkisine dayanarak çocuk adına açtığı davadır. Dilekçede genellikle “küçük … adına velayeten annesi … ve babası …” şeklinde yazılır. Bu ifade, davanın anne ve babanın kendisi için değil, çocuk için açıldığını gösterir.

Asaleten ve velayeten dava ne zaman açılır?

Aynı olaydan anne veya babanın da kendi adına bir talebi varsa dava “asaleten ve velayeten” açılır. Asaleten, kişinin kendi hakkı için davacı olmasıdır. Örneğin Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesinin ikinci fıkrası, ağır bedensel zarar hâlinde zarar görenin yakınlarına da manevi tazminat verilebileceğini düzenler. Çocuğu ağır yaralanan anne ve baba, çocuk adına açılan davada kendi manevi tazminat taleplerini de asaleten ileri sürebilir. Tek dilekçede iki ayrı sıfatın bulunması, hangi talebin kime ait olduğunun ayrı ayrı yazılmasını gerektirir. Çocuğun tazminatı ile ebeveynin kendi tazminatı birbirine karıştırılmamalıdır.

Çocuğun bedensel zarara uğradığı durumlarda hangi tazminat kalemlerinin istenebileceği olaya göre değişir. Trafik kazasında yaralanan çocuk için kalemleri Trafik Kazasında Çocuk Yaralanırsa Ailenin Tazminat Hakları Nelerdir? yazımızda, okulda yaralanan çocuk için hakları Okulda Yaralanan Çocuğun Ailesinin Hakları Nelerdir? yazımızda ayrıca anlattık.

Çocuk Adına Davayı Kim Açabilir?

Çocuk adına davayı kimin açacağı, velayetin kimde olduğuna bağlıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 336. maddesi evlilik devam ettiği sürece anne ve babanın velayeti birlikte kullanacağını, ana ve babadan birinin ölümü hâlinde velayetin sağ kalana, boşanmada ise çocuğun kendisine bırakıldığı tarafa ait olacağını düzenler. 337. madde ise anne ve baba evli değilse velayetin anneye ait olduğunu söyler.

Ailenin durumu Çocuk adına davayı kim açar? Dayanak
Anne ve baba evli Anne ve baba birlikte; biri açarsa diğerinin katılımı veya rızası sağlanır TMK m.336/1, m.342
Anne ve baba boşanmış Velayet kendisine verilen ebeveyn TMK m.336/3
Ebeveynlerden biri ölmüş Sağ kalan ebeveyn TMK m.336/3
Anne ve baba hiç evlenmemiş Kural olarak anne; hâkim velayeti babaya vermişse baba TMK m.337
Velayet ikisinden de kaldırılmış Atanan vasi, vesayet makamının izniyle TMK m.348, m.462/8
Ebeveyn olayda sürücü, işleten veya kusurlu Sulh hukuk mahkemesince atanan temsil kayyımı TMK m.426/2
Çocuk 18 yaşını doldurmuş Çocuğun kendisi TMK m.11

Anne ve baba ikisi birden imza atmak zorunda mı?

Evlilik devam ediyorsa velayet anne ve baba tarafından birlikte kullanıldığı için, çocuk adına açılacak tazminat davasında en güvenli yol ikisinin birlikte davacı tarafta yer almasıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 342. maddesinin ikinci fıkrası, iyiniyetli üçüncü kişilerin eşlerden her birinin diğerinin rızasıyla işlem yaptığını varsayabileceğini söyler. Ancak Yargıtay, dava bakımından bu varsayımla yetinmiyor.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.2016/8374 K.2019/3287 sayılı kararında, anne ve babası evli olan küçük adına davanın yalnız bir ebeveyn tarafından açıldığı dosyada, velayet hakkının anne ve baba tarafından birlikte kullanılması gerektiğini belirterek diğer ebeveynin “açılmış bulunan davaya katılımının veya rızasının” sağlanmasını istedi. Daire bu eksikliği davanın reddi sebebi olarak değil, giderilmesi gereken bir eksiklik olarak gördü ve bozma gerekçeleri arasında saydı. Benzer şekilde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2022/2248 K.2023/6988 sayılı kararında, yaralanan küçük adına yalnız babanın imzaladığı uzlaşma belgesine itibar edilmesini doğru bulmadı; evlilik birliği devam eden anne ve babanın çocuklarını birlikte temsile yetkili olduğunu vurguladı.

Uygulamadaki karşılığı şudur: avukata vekâlet verilecekse vekâletnameyi anne ve baba birlikte vermeli, biri başka şehirdeyse diğerinin yazılı ve noter onaylı muvafakatini almalıdır. Bu küçük işlem, yıllar süren bir davanın usulden bozulmasını önler.

Boşanmış ailede velayet bende değil, çocuğum adına dava açabilir miyim?

Boşanmada velayet çocuğun kendisine bırakıldığı tarafa aittir. Velayeti olmayan anne veya baba, çocuğu yasal olarak temsil etmediği için onun adına velayeten dava açamaz. Bu kişi çocuğun tedavi giderlerini kendi cebinden ödemişse, bu masraflar için kendi adına talepte bulunması ayrı bir konudur ve ödemenin belgelenmesi gerekir. Çocuğun kendi tazminatı için davayı velayet sahibi ebeveyn açar. Velayet sahibi ebeveynin hiç harekete geçmemesi çocuğun menfaatini tehlikeye düşürüyorsa, Türk Medeni Kanunu’nun 346. maddesi hâkime çocuğun korunması için uygun önlemleri alma yetkisi verir.

Velayet sahibi ebeveynin boşanmadan sonra çocuğun malvarlığıyla ilgili ek bir yükümlülüğü de vardır. Türk Medeni Kanunu’nun 353. maddesine göre evlilik sona erince velayet kendisinde kalan eş, hâkime çocuğun malvarlığının dökümünü gösteren bir defter vermek ve bu malvarlığında gerçekleşen önemli değişiklikleri bildirmek zorundadır. Çocuk adına alınan yüklü bir tazminat da bu kapsamda değerlendirilir.

Ebeveynlerden biri vefat ettiyse dava kimin adına açılır?

Anne veya babadan birinin ölümü hâlinde velayet kendiliğinden sağ kalan ebeveyne geçer. Ölüm bir kaza veya tıbbi hata sonucunda gerçekleştiyse, çocuğun kendi destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebi sağ kalan ebeveyn tarafından çocuk adına ileri sürülür. Sağ kalan eş aynı olaydan kendi adına da tazminat isteyebilir.

Burada da aynı uyarı geçerlidir: ölüme yol açan kazada aracı sağ kalan ebeveyn kullanıyorsa, çocuğu o temsil edemez. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2021/12667 K.2022/6693 sayılı kararında, annenin öldüğü ve kazaya babanın tam kusuruyla sebep olduğu dosyada, babanın velayeten açtığı destekten yoksun kalma davasında küçüklere temsil kayyımı atanması gerektiğini belirterek kararı bozdu. Çocukların bu davadaki hakları Çocukların Anne veya Babanın Ölümünden Dolayı Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Alması yazımızda ayrıntılı olarak yer alıyor.

Velayet kimsede değilse çocuk adına kim dava açar?

Velayet anne ve babanın her ikisinden kaldırılmışsa veya her ikisi de ölmüşse çocuğa vasi atanır. Vasinin durumu veliden farklıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 462. maddesinin sekizinci bendi, vasinin dava açabilmesini, sulh olmasını ve tahkime gitmesini vesayet makamının, yani sulh hukuk mahkemesinin iznine bağlar. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2021/10842 K.2023/6189 sayılı kararında, vasinin yalnız vasi kararına dayanarak davada temsil yetkisine sahip olmadığını, kendisine ayrıca husumet izni verilmesi gerektiğini belirtti.

Velayeten Dava Açmak İçin Mahkemeden İzin Gerekir mi?

Velayet sahibi anne ve baba, çocuk adına tazminat davası açmak için sulh hukuk mahkemesinden izin almak zorunda değildir. Dava açma izni, vasiler için konulmuş bir kuraldır ve veli ile vasi arasındaki en önemli farklardan biridir.

Türk Medeni Kanunu’nun 342. maddesinin üçüncü fıkrası bu ayrımı açıkça yapar: “Vesayet makamlarının iznine bağlı hususlar dışında kısıtlıların temsiline ilişkin hükümler velâyetteki temsilde de uygulanır.” Yani vesayet hukukundaki temsil kuralları velayete taşınırken, izin şartları dışarıda bırakılmıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 54. maddesi de izin belgesi şartını yalnızca “davanın açılıp yürütülmesinin belli bir makamın iznine bağlı olduğu hâllerde” arar.

İzin şartının olmaması, velinin sınırsız yetkili olduğu anlamına gelmez. Ebeveyn olayın içindeyse temsil yetkisi menfaat çatışması nedeniyle düşer. Bu durumda mahkemeden izin değil, çocuğa ayrı bir temsilci atanması istenir.

Kazada Aracı Ebeveyn Kullanıyorsa Çocuğa Neden Kayyım Atanır?

Bu, çocuk adına tazminat davasında en çok vakit kaybettiren konudur. Türk Medeni Kanunu’nun 426. maddesinin ikinci bendi, “bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa” vesayet makamının, ilgilisinin isteği üzerine veya kendiliğinden bir temsil kayyımı atayacağını düzenler.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, trafik kazasında yaralanan çocuk adına açılan davalarda bu hükmü son yıllarda istikrarlı biçimde uyguluyor. Dairenin kararlarında tekrarlanan cümle şudur: “Küçüğün menfaati ile yasal temsilcinin menfaati arasında salt soyut bir tehlike olasılığının varlığı da temsil kayyımı atanması için yeterlidir.” Yani somut bir zarar ya da kötü niyet aranmaz; çatışma ihtimali yeterlidir.

Yargıtay menfaat çatışmasını nerede görüyor?

Kararlarda çatışmanın gerekçesi açıkça yazılıyor: ebeveyn kazada kusurluysa, sigorta şirketinin çocuğa ödediği tazminatı sonradan o ebeveynden geri istemesi, yani “hükmedilecek tazminatın rücuen tahsili isteminde bulunulması ihtimali” vardır. Davayı yürüten ebeveyn, çocuğun tazminatının yüksek çıkmasıyla kendi aleyhine doğabilecek bir rücu davası arasında kalır. Kanun, çocuğun bu ikilemin içinde temsil edilmesini istemez.

Yargıtay’ın bu gerekçeyle bozduğu dosyalardan bazıları şöyle:

  • Baba sürücü: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2024/1160 K.2025/8453 sayılı kararında, babanın davaya konu kazada araç sürücüsü olduğu anlaşıldığından çocukla arasındaki menfaat çatışmasının “sabit” olduğunu ve “kanuni temsilci baba, küçüğü temsil edemez” sonucuna vardı.
  • Anne sürücü: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2025/1613 K.2026/313 sayılı kararında, aracı annenin kullandığı kazada aynı gerekçeyle ilk derece mahkemesi kararını bozdu.
  • Anne araç sahibi, baba sürücü: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2021/26964 K.2023/7216 sayılı kararında, aracın malikinin anne, sürücünün baba olduğu ve kusurun ikisine paylaştırıldığı dosyada anne ve babanın küçüğü temsil edemeyeceğini belirtti.
  • Dava başka aracın sigortacısına açılmış: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2022/14156 K.2024/11983 sayılı kararında, dava kazaya karışan diğer aracın sigorta şirketine açılmış olsa da babanın kendi kusuru bulunduğu için rücu ihtimalinin devam ettiğini ve çatışmanın ortadan kalkmadığını kabul etti.

Bu kararların çoğu Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti kararları hakkında verildi. Sigorta şirketine karşı tahkim yolu tercih edildiğinde de kural değişmiyor. Sigorta şirketine başvurunun nasıl yapılacağını Sigorta Tahkim Komisyonuna Nasıl Başvuru Yapılır? yazımızda anlattık.

Kayyım atanmadan açılan davanın sonu ne olur?

Kayyım eksikliği, davanın kaybedilmesine değil ama baştan yeniden yürütülmesine yol açar. Yargıtay bu dosyalarda hükmü bozuyor ve mahkemeden, davacı tarafa kayyım atanması için süre vermesini, kayyımın davaya katılımı sağlandıktan sonra yeniden karar vermesini istiyor. Bu, verilmiş bir tazminat kararının ortadan kalkması ve dosyanın yeniden ilk aşamaya dönmesi demektir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2025/250 K.2026/5654 sayılı kararının konusu olan dosyada, Uyuşmazlık Hakem Heyeti çocuk lehine bir milyon Türk lirası sürekli iş göremezlik tazminatına hükmetmiş, İtiraz Hakem Heyeti ise başvuruyu maluliyet raporu nedeniyle usulden reddetmişti. Davacının temyizi üzerine Yargıtay, aracı babanın kullandığını tespit ederek kararı bu kez kayyım eksikliği nedeniyle bozdu.

İncelediğimiz kararların önemli bir kısmında bozmayı isteyen taraf sigorta şirketiydi; şirketler temsil eksikliğini bir temyiz sebebi olarak ileri sürebiliyor. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2025/10989 K.2026/1636 sayılı kararında ise çocuğun temyiz aşamasında 18 yaşını doldurmuş olmasının da sonucu değiştirmediğini belirtti; yargılama sırasında reşit olmayan ve aracın işleteni olan annesiyle menfaati çatışan çocuğun annesi tarafından temsil edilemeyeceği gözetilmeden davanın sonuçlandırılmasını bozma sebebi saydı.

Çocuğa kayyum atanması nasıl istenir?

Kanunda vesayet makamı sulh hukuk mahkemesidir (TMK m.397). Vesayet işlerinde yetki, çocuğun yerleşim yerindeki vesayet dairelerine aittir (TMK m.411). Temsil kayyımı, çocuğun yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine yapılacak bir dilekçeyle istenir. Dilekçede kazanın veya olayın kısaca anlatılması, ebeveynin olaydaki konumunun açıklanması ve kayyımın hangi iş için, yani hangi tazminat başvurusu, dava ve icra takibi için atanmasının istendiğinin yazılması gerekir.

Kayyım olarak genellikle çocuğa yakın, olayla ilgisi olmayan bir aile üyesi önerilir. Örneğin baba sürücüyse ve anne de aracın sahibiyse, büyükanne, büyükbaba, teyze veya amca kayyım olarak önerilebilir. Mahkeme kimi atayacağını çocuğun menfaatine göre belirler.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.2014/11716 K.2016/9237 sayılı kararındaki olay, bu adımın neden baştan atılması gerektiğini gösterir. Babasının kullandığı ve trafik sigortası bulunmayan araçta yaralanan çocuk için yapılan başvuru, sürücünün çocuğun babası olması gerekçesiyle reddedilmişti. Bunun üzerine sulh hukuk mahkemesi çocuğa kayyım atadı ve dava kayyım tarafından açıldı. İlk derece mahkemesi ise davanın anne ve baba tarafından açılması gerektiğini söyleyerek davayı reddetti. Yargıtay, kesinleşmiş kayyım kararına itibar edilmemesini doğru bulmayarak kararı bozdu.

Kayyım sadece trafik kazalarında mı gerekir?

Hayır. Türk Medeni Kanunu’nun 426. maddesi genel bir hükümdür ve ebeveyn ile çocuğun menfaatinin çatıştığı her işte uygulanır. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2017/3402 K.2018/137 sayılı kararında, mirası reddeden babanın çocuklarıyla menfaatinin çatıştığı bir dosyada çocuklar için baba yönünden kayyım atanmasını ve davanın anne ile kayyım tarafından yürütülmesini istedi. Çocuğun gözetiminden kaynaklanan bir kusurun ebeveyne yüklenebileceği başka olaylarda da aynı soru gündeme gelebilir. Böyle bir ihtimal varsa, davayı açmadan önce kayyım konusunu değerlendirmek, sonradan bozma riskini ortadan kaldırır.

Çocuk Tazminat Davası Kendisi Açabilir mi?

On sekiz yaşından küçük çocuk, kural olarak tazminat davasını kendisi açamaz. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 51. maddesine göre dava ehliyeti medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir; Türk Medeni Kanunu’nun 14. maddesi ise küçüklerin fiil ehliyeti olmadığını söyler.

Bunun sınırlı bir istisnası vardır. Türk Medeni Kanunu’nun 16. maddesi, ayırt etme gücüne sahip küçüklerin “kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada” yasal temsilcinin rızasına ihtiyaç duymadığını düzenler. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2017/1896 K.2019/1112 sayılı kararında, ayırt etme gücüne sahip küçüklerin kural olarak davada yasal temsilcileri tarafından temsil edileceğini, ancak kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili davalarda (boşanma, ayrılık, babalık davaları gibi) dava ehliyetine sahip olduklarını belirtti. Hukuk Genel Kurulu E.2019/452 K.2022/540 sayılı kararında da bu kişilerin “kişilik haklarıyla ilgili davalarda” dava ehliyetine sahip olduğunu ifade etti.

Bedensel zarardan doğan maddi tazminat davaları ise malvarlığına ilişkin davalardır ve bunlarda çocuğu yasal temsilcisi temsil eder. Manevi tazminat talebinin bu istisnaya ne ölçüde gireceği somut olaya göre tartışılabilir. Bu nedenle on sekiz yaşından küçük çocuğun tazminat talebini velayeten veya kayyım aracılığıyla ileri sürmek en güvenli yoldur.

Çocuk tek başına dava açtıysa dava reddedilir mi?

Hemen reddedilmez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2019/452 K.2022/540 sayılı kararında, dava ehliyetinin bulunmadığı esasa girilmeden anlaşılırsa davanın hemen reddedilmeyeceğini, davanın kanuni temsilciye bildirileceğini ve kanuni temsilcinin davaya icazet vermesi için süre verileceğini açıkladı. Kanuni temsilci süre sonunda davaya katılmazsa dava, dava ehliyeti eksikliğinden reddedilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 115. maddesinin ikinci fıkrası da giderilebilir dava şartı eksiklikleri için kesin süre verilmesini öngörür.

Dava Sürerken Çocuk 18 Yaşını Doldurursa Ne Olur?

Tazminat davaları çoğu zaman yıllar sürer ve küçük adına açılan dava bitmeden çocuk ergin olabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2014/604 K.2016/565 sayılı kararında bu durumu şöyle özetledi: “çocuk dava sırasında ergin (reşit) hale gelirse, kanuni mümessilin temsil görevi sona erer ve davaya (ergin olan) çocuk devam eder.”

Bunun pratik sonuçları önemlidir:

  • Vekâletname yenilenmelidir. Anne ve babanın velayeten verdiği vekâletnameye dayanan avukatın, ergin olan çocuğu temsil yetkisi sona erer. Çocuğun aynı avukata kendi adına yeni bir vekâletname vermesi veya avukatın o güne kadar yaptığı işlemlere icazet vermesi gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2017/2769 K.2017/1575 ve E.2015/731 K.2017/1754 sayılı kararlarında, bu belge yoksa ergin olan davacıya vekâletname veya icazet belgesi sunması için imkân tanınmasını istedi.
  • Kararlar çocuğa tebliğ edilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2012/10112 K.2013/3247 sayılı kararında, yargılama sırasında ergin olan davacı yönünden kararın kendisine tebliğ edilmesi gerektiğini belirterek dosyayı geri çevirdi.
  • Anne ve babanın yetkisi biter. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2014/16683 K.2015/97 sayılı kararında, reşit olan çocuğun davadan feragat ettiği dosyada anne ve babanın artık velayet hakkı bulunmadığını ve hükmü temyiz edemeyeceklerini kabul etti.

Tersi durumda da benzer bir kural işler. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.2016/8374 K.2019/3287 sayılı kararında, dava açıldığı tarihte zaten reşit olan bir davacı adına velayeten verilen vekâletnameyle dava açılmasının hatalı olduğunu, ama bu yüzden davanın reddedilemeyeceğini, eksikliğin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 115. maddesine göre giderilmesi gerektiğini belirtti.

Çocuğun Davası İçin Zamanaşımı Beklemez

Pek çok aile, çocuk büyüyünce davayı onun açabileceğini düşünür. Bu varsayım tehlikelidir. Türk Borçlar Kanunu’nun 72. maddesine göre haksız fiilden doğan tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar; fiil ceza kanunlarında daha uzun zamanaşımı öngörülen bir suç oluşturuyorsa o süre uygulanır. Trafik kazalarında Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesi aynı iki yıllık ve on yıllık süreleri öngörür.

Kanunda, çocuğun küçük olmasının üçüncü kişilere karşı zamanaşımını durduracağına dair genel bir hüküm yoktur. Türk Borçlar Kanunu’nun 153. maddesinin birinci bendindeki durma sebebi yalnızca “velayet süresince, çocukların ana ve babalarından olan alacakları için” geçerlidir. Yani çocuğun kendi annesine veya babasına karşı olan alacağında zamanaşımı velayet boyunca işlemez; kazaya sebep olan yabancı bir sürücüye, onun sigortacısına, bir okula veya hastaneye karşı alacak için böyle bir ayrıcalık kanunda yazılı değildir.

Zamanaşımının ne zaman başladığı, zararın ne zaman öğrenildiği gibi konular somut olaya göre tartışılabilir. Örneğin çocuğun kalıcı maluliyeti yıllar sonra kesinleşebilir. Ancak yukarıda değindiğimiz Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2022/14156 K.2024/11983 sayılı kararın konusu olan dosyada, kaza 2013 yılında olmuş, başvuru 2021 yılında yapılmıştı ve sigorta şirketinin ilk savunması zamanaşımıydı. İtiraz Hakem Heyeti başvuruyu zamanaşımı nedeniyle reddetmiş, Yargıtay kararı kayyım eksikliğinden bozduğu için zamanaşımı itirazını o aşamada incelememişti. Çocuğun yaşı hiçbir aşamada savunmayı kendiliğinden ortadan kaldırmadı. Güvenli olan, zararın ortaya çıktığı ilk dönemde harekete geçmektir.

Velayeten Dava Nasıl Açılır?

Velayeten dava, olağan bir tazminat davası gibi açılır; farkı dilekçede tarafların gösterilme biçiminde ve eklenen belgelerdedir. İzlenecek sıra genel olarak şöyledir:

  • Velayet durumunu belgeleyin. Nüfus kayıt örneği anne babanın evli olduğunu, boşanma ilamı velayetin kime verildiğini, ölüm kaydı velayetin sağ kalana geçtiğini gösterir.
  • Menfaat çatışması var mı, kontrol edin. Ebeveynlerden biri olayda sürücü, işleten, araç sahibi veya başka bir şekilde kusurlu sayılabilecek konumdaysa önce sulh hukuk mahkemesinden temsil kayyımı isteyin.
  • Dava öncesi başvuruları tamamlayın. Trafik kazalarında Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesi, dava açmadan önce zorunlu mali sorumluluk sigortacısına yazılı başvuru yapılmasını ve şirketin on beş gün içinde cevap vermesini öngörür. Cevap verilmezse veya talebi karşılamazsa dava veya tahkim yoluna gidilebilir. Diğer olaylarda arabuluculuk gibi dava şartlarının bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilir.
  • Davacı ve temsilciyi doğru yazın. Dilekçede davacı olarak çocuk, temsilci olarak velayet sahibi anne ve baba veya kayyım gösterilir.
  • Görevli mahkemeyi davalıya göre belirleyin. Davalı bir sürücü, sigorta şirketi, özel okul, özel hastane veya bir idare olabilir; görevli mahkeme ve yargı yolu buna göre değişir.

Dilekçede davacı nasıl yazılır?

Velayeten açılan bir davada davacı kısmı genellikle şu şekilde yazılır:

DAVACI: [Çocuğun adı soyadı] (T.C. Kimlik No: …) — Küçük olduğundan velayeten annesi [ad soyad] ve babası [ad soyad] tarafından temsilen, [adres]

Anne ve baba kendi adlarına da talepte bulunuyorsa davacı kısmı “kendi adına asaleten, küçük [çocuğun adı] adına velayeten” şeklinde kurulur ve talepler dilekçenin sonuç kısmında kişi kişi ayrılır. Kayyım atanmışsa temsilci olarak kayyımın adı ve kayyımlık kararının tarihi ve sayısı yazılır, karar dilekçeye eklenir.

Avukata vekâlet velayeten nasıl verilir?

Çocuk adına avukatla dava açılacaksa vekâletname noterde, anne ve babanın “kendi adına asaleten ve küçük çocuğu … adına velayeten” verdiğini gösterecek şekilde düzenlenir. Evli anne baba için ikisinin birlikte vekâlet vermesi, yukarıda anlattığımız birlikte temsil sorununu baştan çözer. Kayyım atanmışsa vekâleti kayyım, kayyımlık kararına dayanarak verir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, vekil aracılığıyla takip edilen davalarda usulüne uygun düzenlenmiş vekâletnameyi dava şartı olarak sayar.

Çocuk Adına Sigortayla Anlaşma Yapılabilir mi?

Anne ve baba, çocuk adına sigorta şirketiyle veya karşı tarafla anlaşma yapabilir; velayet sahibi için bunun sulh hukuk mahkemesi iznine bağlı olmadığını yukarıda açıkladık. Ancak anlaşmanın çocuğu bağlaması için iki noktaya dikkat etmek gerekir.

Birincisi, anne ve baba evliyse anlaşma ikisinin onayıyla yapılmalıdır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2022/2248 K.2023/6988 sayılı kararında, ceza soruşturması sırasında yaralanan küçük adına yalnız babanın imzaladığı uzlaşma belgesine dayanılarak sonuca gidilmesini doğru bulmadı. İkincisi, ebeveyn kazada kusurluysa, çocuk adına yapılacak anlaşmada da aynı menfaat çatışması söz konusudur ve temsil kayyımının değerlendirilmesi gerekir.

Trafik kazalarında ayrıca Karayolları Trafik Kanunu’nun 111. maddesi devreye girer. Bu madde, tazminat miktarına ilişkin olup “yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan” anlaşmaların yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebileceğini düzenler. Çocuğun maluliyeti henüz netleşmeden düşük bir bedelle imzalanan bir ibraname, bu hükme göre tartışılabilir; ama bunun için de süre sınırlıdır.

Çocuk Adına Alınan Tazminat Parasını Kim Kullanır?

Mahkemenin çocuk lehine hükmettiği tazminat çocuğun malıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 352. maddesi, anne ve babanın velayetleri devam ettiği sürece çocuğun mallarını yönetme hakkına sahip ve bununla yükümlü olduklarını, kural olarak hesap ve güvence vermediklerini söyler. Paranın tahsilini ve yönetimini bu nedenle velayet sahibi ebeveyn yapar.

Bu yönetim yetkisinin sınırlarını kanun ayrıntılı biçimde çizer:

  • Gelirler: 355. maddeye göre çocuk mallarının gelirleri öncelikle çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için, hakkaniyete uyduğu ölçüde de aile ihtiyaçları için harcanabilir. Gelir fazlası çocuk mallarına katılır.
  • Tazminatın kendisi: 356. maddenin birinci fıkrasına göre “olağan ihtiyaçlar gerektirdiği ölçüde sermaye biçiminde ödemeler, tazminatlar ve benzeri edimler çocuğun bakımı için kısmen kullanılabilir.”
  • Diğer mallar: Çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için zorunluluk varsa hâkim, 356. maddenin ikinci fıkrasına göre anne ve babaya, belirlediği miktarlarda çocuğun diğer mallarına başvurma yetkisi tanıyabilir.

Bazı kaynaklarda yer alan “çocuğun tazminatının ana parasına hâkim izni olmadan dokunulamaz” yaklaşımı kanunun lafzıyla tam örtüşmez. Kanun, tazminatın olağan ihtiyaçlar ölçüsünde ve kısmen çocuğun bakımı için kullanılmasına izin verir. Hâkim izni, çocuğun diğer mallarına başvurulması için aranır. Öte yandan bu izin, paranın aile bütçesine serbestçe katılabileceği anlamına da gelmez. Harcama çocuğun bakımı için ve olağan ihtiyaç ölçüsünde olmalıdır.

Hâkim çocuğun parasına ne zaman müdahale eder?

Türk Medeni Kanunu’nun 360. maddesi, anne ve babanın çocuğun mallarını yönetmekte yeterli özen göstermemesi hâlinde hâkimin uygun önlemleri alacağını, özellikle yönetim konusunda talimat verebileceğini, bilgi ve hesabı yeterli görmezse malların tevdi edilmesine veya güvence gösterilmesine karar verebileceğini düzenler. 361. madde ise malların tehlikeye düşmesi başka şekilde önlenemiyorsa yönetimin bir kayyıma devredilebileceğini söyler. Uygulamada çocuk adına alınan yüklü tazminatların çocuk adına açılan ayrı bir hesapta tutulması, hem bu müdahalelerin önüne geçer hem de ileride hesap vermeyi kolaylaştırır.

Çocuk 18 yaşına girince para ne olur?

Türk Medeni Kanunu’nun 362. maddesi, anne ve babanın velayetleri sona erince çocuğun mallarını “hesabıyla birlikte” ergin çocuğa devredeceğini düzenler. Bu nedenle çocuk adına alınan paranın nereye harcandığına ilişkin belgelerin saklanması, ileride çocukla ebeveyn arasında doğabilecek bir uyuşmazlıkta en sağlam dayanaktır.

Hangi Olaylarda Çocuk Adına Tazminat Davası Açılır?

Velayeten dava kuralları olayın türünden bağımsızdır; değişen, davalının kim olduğu ve hangi yargı yolunun kullanılacağıdır. Çocuk adına tazminat davası en sık şu olaylarda gündeme gelir:

  • Trafik kazası: Davalı sürücü, işleten ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısıdır. Sigortacıya dava veya tahkim öncesinde yazılı başvuru zorunludur. Ebeveynin aracı kullandığı kazalarda kayyım konusu baştan çözülmelidir.
  • Okulda yaralanma: Devlet okulunda idareye karşı tam yargı davası, özel okulda okulu işleten kuruma karşı adli yargıda dava açılır. Okuldan sonraki ilk adımları Çocuğum Okulda Yaralandı, İlk Hangi Adımları Atmalıyım? yazımızda sıraladık.
  • Akran zorbalığı: Zorbalığa uğrayan çocuk adına okula, zorbalık yapan çocuğa ve ailesine karşı tazminat yolu açıktır. Ayrıntıları Akran Zorbalığı Mahkemeye Verilir mi? yazımızda bulabilirsiniz.
  • Tıbbi hata: Doğum sırasında veya sonrasında, ameliyatta ya da tedavide zarar gören çocuk adına hastaneye veya idareye karşı dava açılabilir.
  • Başka bir çocuğun verdiği zarar: Zarar veren çocuğun ailesinin sorumluluğu ayrı kurallara bağlıdır. Bu konuyu Çocuğun Suçundan Ailenin Sorumluluğu yazımızda inceledik.

Çocuğun hiç geliri olmadığı için tazminat alamayacağı düşüncesi de yanlıştır. Çalışma gücü kaybı tazminatının çocuk ve öğrenciler için nasıl hesaplandığını Öğrenci Tazminat Alabilir mi? yazımızda anlattık.

Çocuk Adına Açılan Dava Nasıl Takip Edilir?

Çocuk adına açılan davada taraf çocuk olduğu için dosya çocuğun kimlik bilgileriyle kaydedilir; anne ve baba dosyada kanuni temsilci olarak yer alır. Avukatla takip edilen davalarda dosya, avukat tarafından UYAP üzerinden izlenir. Avukat yoksa veli, kanuni temsilci olduğunu gösteren belgelerle mahkeme kalemine başvurarak dosya hakkında bilgi alabilir.

Dosya numarası biliniyorsa duruşma tarihleri ve dosyanın aşaması mahkemeden öğrenilebilir. Dava sürerken çocuğun 18 yaşını doldurması hâlinde, dosyanın takibi ve vekâletname konusunun yukarıda anlattığımız şekilde yeniden düzenlenmesi gerekir.

Çocuk Adına Dava Açmadan Önce Kontrol Listesi

  • Çocuğun velayeti kimde, belgeyle gösterebiliyor musunuz?
  • Anne ve baba evliyse ikisi birlikte mi davacı olacak, değilse diğerinin yazılı muvafakati alındı mı?
  • Ebeveynlerden biri olayda sürücü, araç sahibi veya kusurlu konumda mı? Öyleyse sulh hukuk mahkemesinden temsil kayyımı istendi mi?
  • Zarar ne zaman öğrenildi, iki yıllık süre nerede?
  • Trafik kazasıysa sigorta şirketine yazılı başvuru yapıldı mı?
  • Anne ve babanın kendi adına talepleri var mı, dilekçede çocuğun talepleriyle karışmadan ayrı yazıldı mı?
  • Çocuk dava sırasında 18 yaşını dolduracak mı? Doldurursa kendi vekâletnamesi hazırlanacak mı?

Çocuk adına açılacak davada temsil, kayyım, zamanaşımı ve görevli mahkeme sorularının dosyanın başında doğru kurulması, sonradan yıllar kaybettiren bozma kararlarını önler. Çocuğunuzun uğradığı zarar için dosyanızın değerlendirilmesi amacıyla Ankara tazminat avukatı sayfamızı inceleyebilir, randevu talebinizi iletişim sayfası üzerinden iletebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Çocuk adına davayı kim açabilir?

Çocuk adına davayı velayet sahibi anne ve baba açar. Evli anne babada velayet birlikte kullanılır, boşanmış ailede velayet kimdeyse o, ebeveynlerden biri öldüyse sağ kalan, evlilik dışı doğan çocukta kural olarak anne açar. Ebeveyn olayda sürücü veya kusurluysa çocuğa temsil kayyımı atanır.

Velayeten dava ne demek?

Velayeten dava, anne veya babanın velayet hakkından doğan temsil yetkisine dayanarak çocuk adına açtığı davadır. Davacı çocuktur; anne ve baba dilekçede onu temsil eden kişiler olarak yer alır.

Çocuk adına dava açmak için anne ve babanın ikisinin de imzası gerekir mi?

Anne ve baba evliyse velayeti birlikte kullanırlar. Yargıtay, davanın tek ebeveyn tarafından açıldığı dosyalarda diğer ebeveynin davaya katılımının veya rızasının sağlanmasını istemektedir. Bu nedenle vekâletnameyi ikisinin birlikte vermesi en güvenli yoldur.

Boşandık, velayet bende değil; çocuğum adına dava açabilir miyim?

Hayır. Çocuk adına velayeten dava, velayet kendisine bırakılan ebeveyn tarafından açılır. Velayeti olmayan ebeveyn, kendi cebinden ödediği tedavi giderleri gibi kendi zararları için ayrıca kendi adına talepte bulunabilir.

Çocuğa kayyum atanması ne demek?

Kayyum, hukuk dilindeki yazımıyla kayyım, belirli bir işi görmek için atanan temsilcidir. Anne veya babanın menfaati çocuğun menfaatiyle çatışıyorsa, sulh hukuk mahkemesi o iş için çocuğa temsil kayyımı atar. Kayyım çocuğu yalnız atandığı işte, örneğin tazminat davasında temsil eder.

Kazada aracı ben kullanıyordum, çocuğum adına davayı yine ben mi açarım?

Hayır. Yargıtay, aracı kullanan veya aracın işleteni olan ebeveynin, rücu ihtimali nedeniyle çocukla menfaatinin çatıştığını ve çocuğu temsil edemeyeceğini kabul ediyor. Davadan önce çocuğun yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesinden temsil kayyımı atanmasını istemeniz gerekir.

Çocuk tazminat davasını kendisi açabilir mi?

On sekiz yaşından küçük çocuk tazminat davasını kural olarak kendisi açamaz; yasal temsilcisi açar. Ayırt etme gücüne sahip küçükler kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kendileri kullanabilir, ancak bedensel zarardan doğan tazminat davalarında güvenli yol velayeten dava açılmasıdır.

Dava sürerken çocuk 18 yaşını doldurursa ne olur?

Anne ve babanın temsil yetkisi sona erer ve davaya çocuk kendisi devam eder. Velayeten verilen vekâletname de geçerliliğini yitirdiği için çocuğun avukata kendi adına vekâletname vermesi veya yapılan işlemlere icazet vermesi gerekir.

Çocuk adına dava açmak için mahkemeden izin almak gerekir mi?

Velayet sahibi anne ve baba için gerekmez. Türk Medeni Kanunu, vesayet makamının iznine bağlı işleri velayetteki temsilin dışında bırakır. İzin şartı, velayetin kaldırıldığı veya anne babanın öldüğü durumlarda atanan vasi için geçerlidir.

Çocuğum adına alınan tazminat parasını kullanabilir miyim?

Tazminat çocuğun malıdır. Kanun, tazminatın olağan ihtiyaçlar ölçüsünde ve kısmen çocuğun bakımı için kullanılmasına izin verir. Çocuğun diğer mallarına başvurmak için hâkim izni gerekir. Çocuk ergin olunca para, hesabıyla birlikte kendisine devredilir.

Çocuk büyüyene kadar dava açmak için bekleyebilir miyim?

Beklemek risklidir. Çocuğun küçük olması, kazaya sebep olan kişiye veya sigortacısına karşı zamanaşımını kanunen durdurmaz. Zamanaşımı yalnızca çocuğun kendi anne ve babasından olan alacakları için velayet süresince işlemez.

Çocuk adına sigorta şirketiyle anlaşma yapabilir miyim?

Velayet sahibi anne ve baba çocuk adına anlaşma yapabilir; evliyseler bunu birlikte yapmaları gerekir. Ebeveyn kazada kusurluysa anlaşmada da menfaat çatışması doğar. Trafik kazalarında açıkça yetersiz bedelle yapılan anlaşmalar iki yıl içinde iptal edilebilir.

Çocuk adına açılan dava nasıl sorgulanır?

Dosya çocuğun kimlik bilgileriyle kayıtlıdır. Avukatla takip edilen davayı avukat UYAP üzerinden izler. Avukat yoksa veli, kanuni temsilci olduğunu gösteren belgelerle mahkeme kalemine başvurarak dosya hakkında bilgi alabilir.


Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır, belirli bir olay için hukuki görüş yerine geçmez. Kimin temsil yetkisine sahip olduğu, kayyım atanmasının gerekip gerekmediği ve zamanaşımının başlangıcı somut olayın kayıtlarına göre belirlenir. Anlatılan kararlar kendi olaylarına bağlıdır. Metin, 1 Ekim 2026 itibarıyla yürürlükte olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile Yargıtay karar arama sisteminde yayımlanan kararlara dayanmaktadır. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.