Çocukların Anne veya Babanın Ölümünden Dolayı Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Alması
Destekten yoksun kalma tazminatı, anne veya babasını kaybeden çocuğun bu ölüm yüzünden yoksun kaldığı maddi desteğin karşılığıdır ve dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53. maddesinin 3. bendidir. Kanun, ölüm hâlinde uğranılan zararları sayarken “ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar” ifadesini kullanır; yani tazminatın ölçüsü mirasçılık değil, ölenle aradaki fiilî destek ilişkisidir.
Bu yazıda çocukların hangi hâllerde bu tazminata hak kazandığını evlat türüne göre ayrı ayrı ele alıyoruz: öz evlat, evlatlık, üvey çocuk, henüz doğmamış çocuk, engelli veya bakıma muhtaç evlat, öğrenci evlat ve baba evine dönmüş boşanmış evlat. Ayrıca destek süresinin yaş sınırlarını, tazminatın kimden isteneceğini, dava yolunu ve 1 Temmuz 2026 ile 16 Temmuz 2026 tarihlerinde yürürlüğe giren üç önemli değişikliği kanun metinleri üzerinden açıklıyoruz.
Özet — Anne veya babasını kaybeden çocuk, ölenin sağlığında sağladığı maddi desteğin karşılığını TBK m.53/3 uyarınca talep edebilir; ölçüt kan bağı veya mirasçılık değil, eylemli destek ilişkisidir.
- Destek süresi: Yükseköğrenim yapmayacak çocuklarda yerleşik uygulama erkek evlat için 18, kız evlat için 22 yaştır; yükseköğrenim görüyor ya da görme ihtimali varsa 25 yaşa uzar (4. HD E.2021/13822, K.2022/10501).
- Yaş sınırı aşıldıysa: Yalnızca bekâr olmak ve anne babayla aynı evde oturmak yetmez; fiilî destek ilişkisi ve çalışmayı engelleyen bir durum somut delille ispatlanmalıdır.
- Hak sahipliği geniştir: Evlatlık, üvey çocuk, torun ve sağ doğmak koşuluyla ana rahmindeki çocuk da destekten yoksun kalabilir (TMK m.28/2, m.314, m.338).
- Mirastan bağımsızdır: Mirası reddeden çocuk da bu tazminatı isteyebilir; SGK’dan bağlanan ölüm aylığı tazminattan düşülmez (TBK m.55/1).
- 2026 kırılması: Trafik sigortası genel şartlarının hesaplama eki 1/7/2026’da yürürlükten kalktı; TBK m.55’e faize ilişkin iki yeni fıkra eklendi ve belirsiz alacak davasını düzenleyen HMK m.107 mülga edildi.
Çocukların Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Hangi Kanuna Dayanır?
Dayanak Türk Borçlar Kanunu m.53‘tür, Türk Medeni Kanunu değil. Bu ayrım pratikte önemlidir: pek çok kaynak destekten yoksun kalma tazminatını Medeni Kanun’a bağlar, oysa TMK aile hukuku ilişkilerini (velayet, nafaka, soybağı) düzenler; ölümden doğan tazminat ise haksız fiil sorumluluğunun alanıdır ve Borçlar Kanunu’nda yer alır.
TBK m.53 ölüm hâlinde uğranılan zararları üç kalemde sayar: cenaze giderleri; ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından doğan kayıplar; ve ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar. Çocukların talebi bu üçüncü bende dayanır. Maddenin tam metnine 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu üzerinden ulaşabilirsiniz. Manevi tazminat ise ayrı bir hükümde, TBK m.56/2‘de düzenlenmiştir: “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.”
Medeni Kanun bu tabloya dolaylı olarak girer. TMK m.327 çocuğun bakım, eğitim ve korunma giderlerinin ana ve baba tarafından karşılanacağını; TMK m.328 bu bakım borcunun çocuk ergin olana kadar, eğitimi devam ediyorsa eğitimi sona erinceye kadar süreceğini söyler. Bu maddeler tazminatın dayanağı değildir; desteğin varlığını ve süresini değerlendirirken mahkemenin başvurduğu ölçütlerdir.
Destek kavramının kendisi hukuki değil eylemli bir durumdur. Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımına göre destek, ne hısımlığa ne de nafaka yükümlülüğüne dayanır; ölüm gerçekleşmeseydi olayların olağan akışına göre bu yardımı sağlayacak olan kişi destek sayılır. Bu nedenle nüfus kaydında çocuk görünmek tek başına yetmediği gibi, kan bağı bulunmaması da tek başına engel değildir. Kimlerin hak sahibi sayılabileceğini geniş çerçevede ele aldığımız destekten yoksun kalma tazminatı kimlere ödenir yazımız bu konuyu tamamlar.
| Talep kalemi | Dayanak | Kim isteyebilir |
|---|---|---|
| Destekten yoksun kalma (maddi) | TBK m.53/3 | Fiilen destek alan çocuk (kan bağı şart değil) |
| Cenaze ve defin giderleri | TBK m.53/1 | Gideri fiilen yapan kişi |
| Tedavi giderleri (ölüm hemen gerçekleşmediyse) | TBK m.53/2 | Gideri karşılayan kişi |
| Manevi tazminat | TBK m.56/2 | Ölenin yakınları |
| Ekonomik geleceğin sarsılması | TBK m.54/4 | Yalnız bedensel zarar gören kişi (ölümde uygulanmaz) |
Anne Ve Babaların Çocuklarına Desteği
Anne ve babanın çocuğa sağladığı destek, hukuken hem bir yükümlülük hem de tazminat hesabının çıkış noktasıdır. TMK m.327 bakım, eğitim ve korunma giderlerinin ana babaya ait olduğunu düzenler; m.328 ise bu borcun süresini belirler. Bu yükümlülük ölümle sona erdiğinde geride kalan çocuk, karşılıksız kalan desteğin parasal karşılığını isteyebilir.
Desteğin yalnızca para transferi olması gerekmez. Yargıtay’ın destek tanımına göre eylemli ve düzenli olarak yapılan hizmet edimleri de bir kimsenin destek sayılması için yeterlidir. Çocuğun bakımını üstlenen, ev işlerini gören, torununa bakarak annenin çalışmasını mümkün kılan bir ebeveyn parasal katkı yapmasa bile destektir. Bu, ev hanımı olan annenin ölümünde çocukların tazminat alabilmesinin de hukuki gerekçesidir.
Desteğin süresi çocuğun yaşı, eğitim durumu, yaşadığı yöre, sosyal çevresi ve ailenin ekonomik durumuna göre değişir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi bu ölçütleri şöyle sıralar: “Desteğin çocuklarının bakım ihtiyacından ne zaman kurtulacaklarını tayin etmek çocuğun yaşadığı yöreye, sosyal çevreye, çocuğun özelliklerine, cinsiyetine, ailenin sosyal ve ekonomik durumuna göre değişmektedir.” Bu nedenle her dosyada süre ayrı belirlenir; sabit bir yaş herkese uygulanmaz.
Ölen ebeveynin emekli olması da talebe engel değildir. Yargıtay, 86 yaşındaki emekli bir desteğin ölümünde “emekli maaşı dışında geliri yok, zarar yok” gerekçesiyle verilen ret kararını bozmuş; emekli olmanın ve hak sahiplerine rücu edilemeyen ölüm aylığı bağlanmış olmasının talebe engel oluşturmadığını belirtmiştir. Aynı kararda desteğin yalnızca parasal nitelikte olmasının zorunlu bulunmadığı da vurgulanmıştır.

Anne veya Babası Ölen Çocuk Kaç Yaşına Kadar Destek Tazminatı Alır?
Yerleşik uygulamaya göre yükseköğrenim yapmayacak çocuklarda destek süresi erkek evlat için 18, kız evlat için 22 yaşta sona erer; çocuk yükseköğrenim görüyorsa veya görme ihtimali varsa süre 25 yaşa uzar. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi bu kuralı açık lafızla ifade etmiştir: “Yargıtay’ın yerleşik içtihatları uyarınca normal şartlarda erkek çocuklar 18, kız çocukları 22 yaşına kadar, kız çocuklarının yüksekokul okuyor olması ya da okuması ihtimali varsa 25 yaşına kadar destek tazminatı alabileceklerdir.” (4. HD E.2021/13822, K.2022/10501, 19.09.2022)
Bu yaşlar kanunla konmuş kesin sınırlar değil, aksi ispatlanabilen kabullerdir. Aynı kararın belirttiği gibi asıl ölçüt çocuğun eğitim durumu ve somut koşullarıdır; yaş sınırları yalnızca yükseköğrenim yapmayacağı anlaşılan çocuklar için devreye giren bir varsayımdır. Eğitim devam ediyorsa TMK m.328 uyarınca ana babanın bakım borcu da eğitim sona erinceye kadar sürer ve tazminat süresi buna göre uzar.
| Çocuğun durumu | Destek süresinin sonu | Ölçüt |
|---|---|---|
| Erkek evlat, yükseköğrenim yapmayacak | 18 yaş | Yerleşik kabul (4. HD 2021/13822) |
| Kız evlat, yükseköğrenim yapmayacak | 22 yaş | Yerleşik kabul (4. HD 2021/13822) |
| Yükseköğrenim gören veya görme ihtimali olan evlat | 25 yaş | Yerleşik kabul + TMK m.328 |
| Eğitimi 25 yaştan sonra süren evlat | Eğitimin fiilen bittiği tarih | TMK m.328 (somut olay) |
| Sürekli bakıma muhtaç veya çalışma gücünden yoksun evlat | Yaş sınırı uygulanmaz | Fiilî destek ilişkisi ve ihtiyacın ispatı |
| Yaş sınırını aşmış, çalışabilir durumdaki evlat | Talep kural olarak reddedilir | 4. HD 2021/13822: birlikte oturmak ve bekârlık yetmez |
Tablonun son satırı, uygulamada en çok yanlış bilinen noktadır ve üzerinde durmaya değer. Söz konusu kararda 22 yaşını çoktan aşmış, boşanmış ve annesiyle birlikte yaşayan bir kadının talebi kabul edilmişken Yargıtay hükmü bozmuş ve gerekçesini şöyle kurmuştur: “Destek ile birlikte oturmak ve bekar olmak, tek başına destekten yoksun kalma tazminatı isteme hakkı doğurmaz. Çalışmasını engelleyen bir özrü veya sağlık sorunu olduğu konusunda somut bir kanıt bulunmayan davacının destekten yoksun kaldığı kabul edilemez.”
Yani yaş sınırı aşıldıktan sonra talebi ayakta tutan şey aynı evde yaşamak değil, desteğe duyulan gerçek ve sürekli ihtiyacın delille ortaya konmasıdır. Engellilik durumu, süreklilik gösteren bir sağlık sorunu, çalışma gücünün bulunmaması gibi olguların sağlık kurulu raporu, tedavi kayıtları ve tanık beyanlarıyla desteklenmesi gerekir.
Babası Ölen Çocuğun Hakları Nelerdir?
Babası ölen çocuğun hakları tek bir kalemden ibaret değildir; destekten yoksun kalma tazminatı bunlardan yalnızca biridir. Ölüm bir haksız fiilden veya kazadan kaynaklanıyorsa çocuk aynı anda birden fazla hukuki yola sahiptir ve bunlar birbirini dışlamaz.
- Destekten yoksun kalma tazminatı (TBK m.53/3) — babanın sağlığında sağladığı maddi desteğin karşılığı.
- Manevi tazminat (TBK m.56/2) — ölümün yakınlarda yarattığı acı ve elem için. Maddi tazminattan ayrı bir kalemdir, birinin varlığı diğerini karşılamaz.
- Cenaze ve defin giderleri (TBK m.53/1) — gideri fiilen yapan kişi isteyebilir.
- Miras hakkı — destekten yoksun kalma tazminatından tamamen ayrıdır; mirasın reddi tazminat hakkını ortadan kaldırmaz.
- SGK’dan ölüm aylığı — sosyal güvenlik mevzuatından doğan ayrı bir haktır ve TBK m.55/1 uyarınca tazminattan indirilmez.
- Ceza yargılamasına katılma — ölüm bir suçtan kaynaklanıyorsa çocuk katılan sıfatıyla dosyada yer alabilir. Ancak ceza mahkemesi tazminata hükmedemez; ceza dosyası tazminat davasında yalnızca delil değeri taşır.
Ölüm bir trafik kazasından kaynaklanıyorsa bu haklar ayrıca zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında değerlendirilir. Ölümlü kazada geride kalanların tüm haklarını topluca ele aldığımız trafik kazasında ölen kişinin ailesinin hakları ve ölümlü trafik kazasında yakınların hakları yazılarımız süreci baştan sona anlatır.
Doğmamış Çocuk (Cenin) Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Alabilir mi?
Evet, sağ doğmak koşuluyla alabilir. Babasının ölümü sırasında henüz doğmamış olan çocuk, doğduktan sonra destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilir. Dayanak TMK m.28/2‘dir: “Çocuk hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla, ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde eder.”
Bu hüküm, hak ehliyetini doğum anına değil ana rahmine düşme anına geri götürür. Dolayısıyla baba öldüğünde çocuk henüz doğmamış olsa bile, ölüm anında hak ehliyeti askıda mevcuttur ve sağ doğumla birlikte kesinleşir. Çocuk babasını hiç tanımamış olsa da, babanın hayatta kalması hâlinde ona sağlayacağı desteğin karşılığını talep edebilir; destek ilişkisinin ölçütü geçmişte yaşanmış bir birliktelik değil, olayların olağan akışına göre gelecekte sağlanacak yardımdır.
Uygulamada dikkat edilecek iki nokta vardır. Birincisi, çocuk sağ doğmazsa hak ehliyeti hiç doğmamış sayılır ve talep hakkı da doğmaz. İkincisi, çocuk doğana kadar dava açma imkânı doğmadığından zamanaşımı bakımından dikkatli olunmalı, gerekirse anne kendi talebiyle birlikte dava açıp çocuk için doğum sonrası talep ileri sürmelidir. Küçük adına davayı kimin açacağı konusunu aşağıda ayrı başlıkta ele alıyoruz.
Engelli Bireyler Yönünden Anne Babanın Ölmesi ve Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Engelli bir çocuğun anne veya babasını kaybetmesi hâlinde destek süresi bakımından yaş sınırı uygulanmaz. Erkek evlat için 18, kız evlat için 22 yaş kabulü, çocuğun ergin olduğunda kendi geçimini sağlayabileceği varsayımına dayanır; çalışma gücünden sürekli yoksun bir çocukta bu varsayım geçerli olmadığı için destek ihtiyacı yaşam boyu sürer kabul edilir.
Bu sonuç doğrudan bir kanun maddesinden değil, fiilî destek ilişkisi ölçütünden çıkar. Bu nedenle dosyada ispatlanması gereken şey engellilik oranının kendisi değil, engelin çocuğu ebeveyn desteğine bağımlı kılmasıdır. Engelli sağlık kurulu raporu, sürekli bakım gereksinimini gösteren tıbbi belgeler, varsa vesayet veya kayyımlık kararı ve bakımın fiilen ölen ebeveyn tarafından üstlenildiğini gösteren tanık beyanları bu ispatın omurgasını oluşturur.
Tazminatın hesabında çocuğun kalan yaşam süresi, bakım ihtiyacının düzeyi ve ölen ebeveynin sağladığı katkının kapsamı esas alınır. Bakım hizmeti ücretli bir kişi tarafından karşılanmak zorunda kalınmışsa, bu hizmetin piyasa değeri zararın somut göstergesi olur. Destek yalnız parasal katkıdan ibaret olmadığı için, ölen ebeveynin fiilen verdiği bakım emeği de hesaba dahil edilir.
Engelli çocuğun kendi adına dava açma ehliyeti yoksa dava vasi veya kayyım eliyle açılır; ergin olup kısıtlanmamış engelli birey ise davayı kendi adına açar. Bu ayrım usul bakımından önemlidir, çünkü ehliyetsiz kişi adına açılan dava usulden reddedilebilir.
Bakıma Muhtaç Bireyler Yönünden Anne Babanın Ölmesi ve Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Bakıma muhtaç evlat, yaşamını sürdürebilmek için düzenli olarak başkasının maddi katkısına veya hizmet desteğine bağımlı olan kişidir. Bu kişiler anne veya babalarını kaybettiğinde destek süresi yaşa göre değil, ihtiyacın devam ettiği süreye göre belirlenir. Kronik hastalık, ileri derecede engellilik ya da çalışma gücünü ortadan kaldıran bir sağlık sorunu bu grubun tipik örnekleridir.
İspat yükü talep eden kişidedir ve iki olguya birden yönelir: ölenin fiilen ve düzenli olarak destek sağladığı ile talep edenin bu desteğe gerçek ve sürekli ihtiyaç içinde bulunduğu. Yargıtay’ın destek tanımı bu ikinci şartı açıkça arar. Tek seferlik yardımlar, bayram harçlığı gibi arızi katkılar veya ölümden hemen önce başlamış bir yardım ilişkisi süreklilik ölçütünü karşılamaz.
Ebeveynin katkısı çoğu zaman parasal değildir. Yemek yapmak, ilaç takibi yapmak, hastaneye götürmek, günlük bakımı üstlenmek gibi hizmet edimleri de destektir ve bunların ekonomik karşılığı hesaplanabilir. Bu hizmetlerin ölümden sonra ücretli bakıcıyla karşılanmak zorunda kalınması, zararın miktarını gösteren en somut delillerden biridir; alınan hizmet faturaları ve ödeme belgeleri dosyaya sunulmalıdır.
Bakıma muhtaç kişinin kendisine bağlanmış bir sosyal yardım veya aylık bulunması talebe engel değildir. TBK m.55/1 uyarınca rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri tazminattan indirilemez; bu konuyu aşağıda ayrı başlıkta ayrıntılı ele alıyoruz.
Evlenmemiş Kız Evlat Yönünden Anne Babanın Ölmesi ve Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Evlenmemiş kız evlat için yerleşik kabul 22 yaştır; yükseköğrenim görüyorsa veya görme ihtimali varsa bu süre 25 yaşa uzar. Buradaki en yaygın yanılgı, “evlenmediği ve baba evinde yaşadığı sürece destek devam eder” düşüncesidir. Yargıtay bu yaklaşımı açıkça reddetmiştir.
Kararın konu olduğu olayda 1959 doğumlu davacı, 1940 doğumlu annesinin trafik kazasında ölümü üzerine tazminat talep etmiş; hakem heyeti “boşanmış ve reşit bir kadın olduğu ve tazminat talep etme hakkının bulunduğu” gerekçesiyle talebi kabul etmişti. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi kararı bozarken şunu söyledi: “Davacının, desteğin ölüm günündeki yaşına göre destek alabileceği yaş sınırını geçtiği anlaşıldığından, annesinden destek almadan yaşamını sürdürebileceğinin kabulü gerekir. Destek ile birlikte oturmak ve bekar olmak, tek başına destekten yoksun kalma tazminatı isteme hakkı doğurmaz.” (4. HD E.2021/13822, K.2022/10501, 19.09.2022)
Bu, uygulamada rakip kaynakların çoğunun yanlış aktardığı bir ayrımdır. Doğru formül şudur: 22 (veya öğrenciyse 25) yaşa kadar destek karine olarak kabul edilir; bu yaştan sonra destek ilişkisi ayrıca ispatlanmalıdır. İspatın konusu yalnızca birlikte yaşamak değil, kızın kendi geçimini sağlamasını engelleyen somut bir durumdur; aynı kararın ifadesiyle “çalışmasını engelleyen bir özrü veya sağlık sorunu”.
Yaş sınırı içindeki dönemde ise durum tersidir: kız çocuğunun ayrıca ihtiyaç ispatı yapmasına gerek yoktur, destek ilişkisi hayatın olağan akışından çıkarılır. Bu dönemde tartışma genellikle desteğin miktarı ve ölen ebeveynin gelir düzeyi üzerinde yoğunlaşır.
Yaş sınırı aşılmışsa talebin dayanağı fiilî bağımlılık olacağından, sağlık raporları, engel durumu, sürekli tedavi kayıtları, gelir getirici işte hiç çalışmamış olma ve ölen ebeveynin fiilen bakımı üstlendiğini gösteren belgeler dosyaya eksiksiz sunulmalıdır. Bu belgeler olmadan yalnız nüfus kaydına ve aynı adreste oturmaya dayanan taleplerin reddedilme ihtimali yüksektir.

Üniversite Okuyan Evlat Yönünden Anne Babanın Ölmesi ve Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Yükseköğrenim gören evlatta destek süresi 25 yaşa kadar kabul edilir; eğitimin bu yaştan sonra da sürdüğü ispatlanırsa süre fiilen mezuniyet tarihine uzayabilir. Bu uzamanın kanuni dayanağı TMK m.328’dir: “Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.”
Yargıtay uygulamasında 25 yaş sınırı yalnızca fiilen okuyanlara değil, “okuması ihtimali” bulunanlara da uygulanır. Bu ayrım önemlidir: ölüm anında henüz lise çağında olan ve üniversiteye gitmesi beklenen bir çocuk için de süre 25 yaş üzerinden hesaplanabilir. Ailenin eğitim düzeyi, kardeşlerin öğrenim durumu ve çocuğun okul başarısı bu ihtimalin değerlendirilmesinde kullanılır.
Öğrenci evladın desteği çoğunlukla üç kalemde somutlaşır: barınma (kira, yurt ücreti), beslenme ve eğitim giderleri (harç, kitap, ulaşım). Ölümden sonra bu giderlerin kim tarafından ve nasıl karşılandığı zararın kapsamını gösterir. Öğrenci belgesi, yurt veya kira sözleşmesi, ölen ebeveynden gelen düzenli para transferlerini gösteren banka kayıtları en güçlü delillerdir.
Öğrencinin kısmi zamanlı çalışıyor olması talebi ortadan kaldırmaz. Ölçüt kendi geliriyle geçinip geçinemediği, yani desteğe duyduğu ihtiyacın sürüp sürmediğidir. Aynı şekilde eğitime ara verilmesi veya okulun uzaması, sürenin kendiliğinden kesilmesi sonucunu doğurmaz; mahkeme somut duruma göre değerlendirir.
Hesaplamada ölen ebeveynin gelir düzeyi, öğrencinin tahmini eğitim ve yaşam masrafları ile desteğin oransal payı esas alınır. Ölen kişinin belgelenmiş bir geliri yoksa hesap asgari ücret üzerinden yapılır; çocuklar için tazminat hesabının adım adım işleyişini ölümlü kazada çocuklar için tazminat hesabı nasıl yapılır yazımızda ele aldık.
Erkek Evlat Yönünden Anne Babanın Ölmesi ve Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Erkek evlatta yerleşik kabul 18 yaştır; yükseköğrenim görüyorsa veya görme ihtimali varsa süre 25 yaşa uzar. Kız evlat için 22 yaş kabul edilirken erkek evlatta 18 yaşın esas alınması, erkeğin ergin olduğunda kendi geçimini sağlayacağı varsayımına dayanan bir uygulama kabulüdür; kanunla konmuş bir ayrım değildir ve aksi somut olayda ispatlanabilir.
Burada sık yapılan bir kavram hatasını düzeltmek gerekir: destekten yoksun kalma tazminatı nafaka değildir ve nafaka hükümlerine göre hesaplanmaz. Nafaka, hısımlık ilişkisinden doğan ve TMK m.364 uyarınca “yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek” yakınlara yönelen bir yükümlülüktür. Destek ise eylemli bir durumdur: kişi nafaka borçlusu olmasa da fiilen yardım ediyorsa destektir, nafaka borçlusu olsa da fiilen yardım etmiyorsa destek sayılmaz. İki kurumun şartları, süresi ve hesap yöntemi ayrıdır.
18 yaşını doldurmuş, eğitimini bitirmiş ve çalışabilir durumdaki erkek evladın talebi kural olarak kabul görmez. Ancak çalışma gücünü kaybettiği, sürekli bakıma muhtaç olduğu veya ölen ebeveynin fiilen ve düzenli olarak geçimine katkıda bulunduğu ispatlanırsa süre uzayabilir. Bu ispat, aynı yaş kuralının kız evlat bakımından aşılmasında arananla aynı ölçüde somut olmalıdır.
Aile işletmesi bulunan hâllerde ayrı bir değerlendirme yapılır. Ölen ebeveynin işletmedeki emeği, mesleki bilgisi ve yönetim katkısı düzenli bir destek oluşturuyorsa, bu katkının kesilmesi ekonomik zarar doğurur. Bu durumda ispatın konusu ebeveynin işletmedeki fiilî rolü ve bu rolün ölümden sonra ücretli bir kişiyle karşılanmak zorunda kalınıp kalınmadığıdır.
Hesaplamada erkek evladın yaşı, eğitim durumu, ölen ebeveynin geliri ve desteğin oransal payı esas alınır. Birden fazla çocuk varsa desteğin payı çocuk sayısına ve sağ kalan eşin durumuna göre bölüştürülür; bir çocuğun payının belirlenmesi diğerlerinin talebini etkiler.
Kız Evlat Yönünden Anne Babanın Ölmesi ve Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Kız evlat, anne veya babasının ölümü nedeniyle yoksun kaldığı maddi desteğin karşılığını TBK m.53/3 uyarınca isteyebilir. Talebin sınırlarını belirleyen üç unsur vardır: destek süresi, ölenin gelir düzeyi ve desteğin kıza düşen oransal payı. Aşağıdaki alt başlıklarda bu unsurları ayrı ayrı ele alıyoruz.
Kız Evlat İçin Destek Süresi ve Yaş Kriterleri
Yükseköğrenim yapmayacak kız evlatta süre 22 yaşta sona erer; yükseköğrenim görüyorsa veya görme ihtimali varsa 25 yaşa uzar. Bu süreler mutlak değildir: yaşanan yöre, sosyal çevre, ailenin ekonomik durumu ve çocuğun kendi özellikleri süreyi somut olayda değiştirebilir. Yargıtay bu ölçütleri açıkça saymakta ve sürenin “denetime elverişli şekilde” belirlenmesini aramaktadır.
Evlenmemiş Kız Evlatların Hakları
Evlenmemiş olmak, tek başına destek süresini uzatan bir sebep değildir. Yaş sınırı içinde destek zaten karine olarak kabul edilir; yaş sınırı aşıldıktan sonra ise bekârlık ve aynı evde yaşamak talebi ayakta tutmaya yetmez. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi bu noktayı “Destek ile birlikte oturmak ve bekar olmak, tek başına destekten yoksun kalma tazminatı isteme hakkı doğurmaz” cümlesiyle kesin biçimde ortaya koymuştur.
Engelli ve Bakıma Muhtaç Kız Evlat için Özel Durumlar
Kız evlat engelli veya sürekli bakıma muhtaç ise yaş sınırı uygulanmaz ve destek ihtiyacının yaşam boyu süreceği kabul edilir. Bu sonuç doğrudan bir kanun hükmünden değil, tazminatın dayandığı fiilî destek ölçütünden doğar. Bu nedenle dosyada ispatlanması gereken şey engellilik oranı değil, engelin ebeveyn desteğine bağımlılık yaratmasıdır; sağlık kurulu raporu, sürekli bakım gereksinimini gösteren belgeler ve varsa vesayet kararı bu ispatı sağlar.
Tazminat Hesaplaması ve Hukuki Süreç
Hesap, ölenin sağlığında sağladığı katkının gelecekteki karşılığı üzerinden kurulur. Ölenin geliri belgelenemiyorsa asgari ücret esas alınır. Desteğin kıza düşen payı, sağ kalan eşin ve diğer çocukların durumuna göre oransal olarak belirlenir. Destek ilişkisinin varlığı banka kayıtları, fatura ve ödeme belgeleri, okul kayıtları ile tanık beyanlarıyla ispatlanır; yaş sınırı aşılmışsa buna ek olarak ihtiyaç durumu da delillendirilmelidir.

Çalışmayan, Ailenin Desteği İle Yaşayan Evlat Yönünden Anne Babanın Ölmesi ve Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Çalışmayan ve tamamen ailenin katkısıyla geçinen evlat, bu katkının kesilmesi nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilir; ancak talebin kabulü desteğin düzenli ve sürekli olduğunun ispatına bağlıdır. Yaş sınırı içindeki çocuklarda bu ispat aranmaz, destek karine olarak kabul edilir. Yaş sınırı aşılmışsa ispat yükü tamamen talep edene geçer.
Burada belirleyici olan çalışmama nedenidir. İş bulamamak, tercihen çalışmamak veya öğrenim dışı bir sebeple gelir elde etmemek tek başına destek ilişkisi kurmaz; nitekim Yargıtay, çalışmasını engelleyen bir özrü veya sağlık sorunu somut kanıtla ortaya konmayan yetişkin davacının destekten yoksun kaldığının kabul edilemeyeceğini belirtmiştir. Buna karşılık sağlık sorunu, engellilik veya çalışma gücünün fiilen bulunmaması hâlinde destek ilişkisi ayakta kalır.
Desteğin biçimi tazminat hakkını etkilemez. Nakit yardım kadar barınma sağlamak, mutfak giderlerini üstlenmek, faturaları ödemek de destektir. Bu tür ayni katkıların ispatı için ortak adres kaydı, ölen ebeveyn adına düzenlenmiş abonelik ve fatura kayıtları, market ve kira ödemelerini gösteren banka hareketleri kullanılır.
Hesaplamada ailenin gelir düzeyi, evladın ihtiyaçları ve ölen ebeveynin kalan tahmini yaşam süresi esas alınır. Desteğin süresi, evladın ihtiyacının devam edeceği süre ile ebeveynin desteği sürdürebileceği süreden kısa olanıyla sınırlıdır; ileri yaştaki bir ebeveynin ölümünde bu ikinci sınır çoğu zaman belirleyici olur.
Çalışıyor Olsa Dahi Ailenin Desteği İle (Ev İşleri veya Maddi Destek) Yaşayan Evlat Yönünden Anne Babanın Ölmesi ve Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Kendi geliri bulunan bir evlat da destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilir; çalışıyor olmak tek başına talebi ortadan kaldırmaz. Belirleyici olan, ölen ebeveynin sağladığı katkının evladın yaşam düzenine düzenli bir ekonomik katkı olarak yerleşmiş olup olmadığıdır. Yaş sınırı aşılmışsa bu katkının varlığı ayrıca ispatlanmalıdır.
Uygulamada en sık karşılaşılan örnek ev içi hizmet desteğidir. Torununa bakarak annenin çalışmasını mümkün kılan büyükanne, yemek ve temizlik işlerini üstlenerek hane giderlerini azaltan ebeveyn, ölümünden sonra bu hizmetin ücretli olarak temin edilmesi zorunluluğu doğurur. Yargıtay’ın destek tanımı bu hâli açıkça kapsar: eylemli ve düzenli olarak yapılan hizmet edimleri de kişinin destek sayılması için yeterlidir.
Bu tür taleplerde zararın ölçüsü, kaybedilen hizmetin ikame maliyetidir: aynı işi görecek bir kişiye ödenmesi gereken ücret. Ölümden sonra bakıcı veya yardımcı tutulmuşsa sözleşme ve ödeme belgeleri doğrudan delil oluşturur; tutulmamışsa emsal ücret üzerinden bilirkişi değerlendirmesi yapılır.
Evladın gelirinin yüksek olması talebi zayıflatır ancak kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Değerlendirmede evladın geliri, hane halkının bileşimi, ölen ebeveynin katkısının hane bütçesindeki oransal ağırlığı ve bu katkının süreklilik gösterip göstermediği birlikte ele alınır.
Çocuğunun Bakımıyla İlgilenen Büyükanne veya Büyükbabanın Vefatı Dolayısıyla Maddi Zarar Gören Evlat Yönünden Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Torununun bakımını fiilen üstlenen büyükanne veya büyükbabanın ölümünde, çocuğun anne veya babası kendi adına destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilir. Buradaki zarar dolaylı değil doğrudandır: bakım hizmeti ortadan kalktığı için ebeveyn ya ücretli bakıcı tutmak ya da çalışma düzenini değiştirmek zorunda kalır; her iki hâlde de ölçülebilir bir ekonomik kayıp doğar.
Talebin hukuki dayanağı yine TBK m.53/3 ve destek kavramının eylemli niteliğidir. Destek yalnız parasal katkı değil hizmet edimini de kapsadığından, düzenli olarak torun bakımı üstlenen büyükanne veya büyükbaba destektir. Bu, kan bağının değil fiilî ilişkinin belirleyici olduğu kuralının en somut görünümlerinden biridir.
İspat şu üç unsura yönelir:
- Bakımın düzenli ve sürekli olduğu (arızi yardım yeterli değildir),
- Bakımın ebeveynin çalışma veya gelir düzenini fiilen mümkün kıldığı,
- Ölümden sonra bu hizmetin ücretli olarak karşılanmak zorunda kalındığı veya gelir kaybı doğduğu.
Delil olarak kreş veya bakıcı sözleşmeleri, ödeme belgeleri, iş yeri kayıtlarında ölümden sonra yapılan çalışma saati değişiklikleri, izin ve istifa kayıtları ile aynı adreste oturmayı gösteren nüfus ve adres kayıtları kullanılır. Büyükanne veya büyükbabanın kendi geliri bulunması talebi güçlendirir, çünkü hem hizmet hem parasal katkı boyutunu birlikte kanıtlar.

Evlatlık Alınan Kişi Yönünden Anne Babanın Ölmesi ve Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Evlatlık, evlat edinenin ölümünde öz çocukla aynı şartlarda destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilir. Dayanak TMK m.314‘tür: “Ana ve babaya ait olan haklar ve yükümlülükler evlât edinene geçer. Evlâtlık, evlât edinenin mirasçısı olur.” Miras hukuku bakımından da aynı eşitlik geçerlidir; TMK m.500 uyarınca evlâtlık ve altsoyu evlât edinene kan hısımı gibi mirasçı olur.
Buradaki kritik nokta, evlatlık ilişkisinin mahkeme kararıyla kurulmuş olmasıdır. TMK m.315 uyarınca evlât edinme kararı mahkemece verilir ve evlatlık ilişkisi bu kararla doğar. Halk arasında “manevi evlat” denilen, resmi karara dayanmayan fiilî bakım ilişkileri TMK m.314 kapsamına girmez. Bu, hak sahipliğinin tamamen kapandığı anlamına gelmez; fiilî destek ilişkisi ispatlanabiliyorsa talep TBK m.53/3 üzerinden ayrıca değerlendirilebilir, ancak o hâlde eşitlik karinesinden değil somut ispattan yararlanılır.
Evlatlığın kendi öz ailesindeki mirasçılığı devam eder (TMK m.500/2). Bu, öz anne veya babanın ölümünde de destekten yoksun kalma talebinin gündeme gelebileceği anlamına gelir; ancak burada tekrar fiilî destek ölçütüne dönülür. Evlatlık olarak başka bir aileye verilmiş ve öz ebeveynden fiilen destek almamış bir çocuğun öz ebeveyn ölümüne dayalı talebi, destek ilişkisinin ispatına bağlıdır.
Destek süresi bakımından evlatlığa öz çocukla aynı kurallar uygulanır: yükseköğrenim yapmayacak erkek evlatta 18, kız evlatta 22, yükseköğrenim görende 25 yaş. Dosyaya sunulacak temel belge, evlat edinme kararının kesinleşmiş suretidir; nüfus kaydı tek başına yeterli görülmeyebilir.
Üvey Çocuklar Yönünden Anne Babanın Ölmesi ve Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Üvey çocuk, üvey anne veya babasından fiilen ve düzenli destek aldığını ispatlayabiliyorsa destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilir. Üvey çocukla üvey ebeveyn arasında kan bağı ve kural olarak mirasçılık ilişkisi bulunmaz; buna rağmen talebin mümkün olmasının nedeni, tazminatın ölçütünün mirasçılık değil eylemli destek ilişkisi olmasıdır.
Kanun bu ilişkiye bir de yükümlülük boyutu ekler. TMK m.338: “Eşler, ergin olmayan üvey çocuklarına da özen ve ilgi göstermekle yükümlüdürler.” Bu hüküm, üvey ebeveynin küçük üvey çocuğa yönelik özen borcunu kanun düzeyinde tanır ve destek ilişkisinin varlığı iddiasını güçlendiren bir dayanak oluşturur. Ancak m.338 bir bakım borcu değil özen ve ilgi yükümlülüğü öngördüğünden, tazminat talebi yine fiilî katkının ispatına bağlı kalır.
İspatın konusu tipik olarak şunlardır: aynı çatı altında yaşama, eğitim ve sağlık giderlerinin üvey ebeveyn tarafından karşılanması, çocuğun üvey ebeveynin sigortasından yararlanması, düzenli para transferleri ve hane bütçesine katkı. Okul kayıtlarında veli olarak görünmek, sağlık kayıtlarında refakatçi olarak yer almak da destekleyici delildir.
Ret riski, destek ilişkisinin süreklilik ve düzenlilik ölçütünü karşılamadığı hâllerde doğar. Kısa süreli birlikte yaşama, arızi yardımlar veya ölümden kısa süre önce başlamış bir katkı ilişkisi yeterli görülmez. Bu nedenle dava dilekçesinde ilişkinin başlangıcı, süresi, biçimi ve ekonomik ağırlığı ayrıntılı olarak açıklanmalı ve her unsur ayrı delille desteklenmelidir.
Baba Evinde Yaşayan Boşanmış Erkek veya Kadın Yönünden Anne Babanın Ölmesi ve Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Boşanıp baba evine dönmüş yetişkin bir çocuğun talebi, yalnızca birlikte oturmaya ve bekârlığa dayandırılamaz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tam bu olayı karara bağlamış ve boşanmış, reşit, annesiyle birlikte yaşayan bir kadın lehine verilen tazminat kararını bozmuştur: “Destek ile birlikte oturmak ve bekar olmak, tek başına destekten yoksun kalma tazminatı isteme hakkı doğurmaz. Çalışmasını engelleyen bir özrü veya sağlık sorunu olduğu konusunda somut bir kanıt bulunmayan davacının destekten yoksun kaldığı kabul edilemez.” (4. HD E.2021/13822, K.2022/10501, 19.09.2022)
Bu karar, konuyla ilgili yaygın beklentiyi tersine çevirdiği için önemlidir. Boşanma sonrası ekonomik olarak zorlanmak, nafaka alamamak veya baba evinde barınmak tek başına destek ilişkisi kurmaz. Talebin ayakta kalması için çalışma gücünü fiilen engelleyen bir durumun somut delille ortaya konması gerekir.
Talebin kabul edilebileceği hâller şunlardır: boşanmış çocuğun engelli olması, sürekli tedavi gerektiren bir hastalığının bulunması, çalışma gücünü kaybetmiş olması ya da ölen ebeveynin çocuğun kendi çocuklarına bakarak çalışmasını mümkün kıldığı bir düzenin varlığı. Son ihtimalde talep, yukarıda büyükanne ve büyükbaba başlığında ele aldığımız hizmet desteği çerçevesinde değerlendirilir.
Delil olarak sağlık kurulu raporları, sürekli tedavi kayıtları, SGK hizmet dökümünde çalışma kaydı bulunmaması, nafaka alacağına ilişkin icra takibi ve sonuçsuz kalma kayıtları ile ölen ebeveynin fiilen yaptığı ödemeleri gösteren banka hareketleri kullanılır. Yalnız nüfus kaydına ve ortak adrese dayanan dosyalarda ret riski yüksektir.

Yetişkin Ve Evli Çocukların Destek Tazminatı İsteyebilecekleri Ayrık Durumlar
Yetişkin ve evli çocuklarda kural, destek ilişkisinin sona erdiğidir; talep ancak ayrık hâllerde kabul edilir ve bu hâllerin her biri ayrıca ispatlanır. Yaş sınırı geçildikten sonra hayatın olağan akışından çıkarılan destek karinesi ortadan kalkar, ispat yükü tamamen talep edene geçer.
Uygulamada kabul görebilen başlıca ayrık durumlar şunlardır:
- Çalışma gücünün bulunmaması: Engellilik, sürekli hastalık veya bakıma muhtaçlık hâlinde destek ilişkisi yaşa bakılmaksızın sürer.
- Hizmet desteğinin sürmesi: Ölen ebeveynin torun bakımı, ev işleri veya benzeri düzenli hizmet edimiyle evladın çalışma düzenini mümkün kılması.
- Aile işletmesindeki fiilî katkı: Ölen ebeveynin işletmedeki emeği ve mesleki bilgisinin düzenli bir ekonomik katkı oluşturması.
- Düzenli ve süreklilik gösteren parasal katkı: Ölen ebeveynin evladın hane bütçesine periyodik olarak yaptığı ve belgelenebilen ödemeler.
Bu hâllerin ortak noktası, katkının düzenli, sürekli ve ölçülebilir olmasıdır. Bayram harçlığı, arada bir yapılan yardımlar veya sembolik hediyeler destek sayılmaz. Aynı şekilde “ileride destek olacaktı” beklentisi de tek başına yeterli değildir; olayların olağan akışına göre bu yardımın yakın bir gelecekte sağlanacağının ortaya konması gerekir.
Evli çocuklarda ayrıca eşin gelir durumu ve hane bütçesinin bileşimi değerlendirilir. Eşlerden birinin geliri düşükse ve hane, ölen ebeveynin katkısıyla ayakta duruyorsa talep gerekçelendirilebilir; ancak burada da ispat aynı ölçüde somut olmalıdır.
Boşanmış Ailede Nafaka Ödeyen Babanın Ölümünde Çocuk Ne Yapabilir?
Nafaka yükümlülüğü ölümle sona erer, ancak çocuğun hakkı bitmez: nafaka ödeyen babanın ölümü hâlinde çocuk destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilir. İki kurum birbirinin devamı değildir ve karıştırılmamalıdır. Nafaka, aile hukukundan doğan ve hükümle belirlenen periyodik bir borçtur; destekten yoksun kalma tazminatı ise haksız fiil sorumluluğundan doğar ve sorumlu kişiden ya da sigortacıdan istenir.
Bu ayrımın pratik sonucu şudur: ödenen nafaka miktarı tazminatın üst sınırı değildir, ancak desteğin varlığını ve düzenliliğini ispatlayan güçlü bir delildir. Mahkeme kararıyla belirlenmiş ve düzenli ödenmiş nafaka, destek ilişkisinin en somut kanıtlarından biri sayılır. Buna karşılık nafakanın hiç ödenmemiş olması destek ilişkisini kendiliğinden ortadan kaldırmaz; babanın fiilen başka biçimlerde katkı sağladığı ispatlanabilir.
Velayet annede olsa bile çocuğun talebi kendi şahsında doğar. Küçük çocuk adına davayı velayet sahibi ana veya baba açar; menfaat çatışması varsa kayyım atanması gerekir. Ayrıca ölen babadan SGK ölüm aylığı bağlanması hâlinde bu aylık tazminattan indirilmez (TBK m.55/1).
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Mirastan Bağımsız mıdır?
Evet, tamamen bağımsızdır. Destekten yoksun kalma tazminatı terekeye girmez, miras payına göre bölüşülmez ve mirasçılık sıfatına bağlı değildir. Hak, ölenin malvarlığından geçen bir alacak olarak değil, geride kalan kişinin kendi şahsında doğan bir zarar olarak ortaya çıkar.
Bu ilkenin dört somut sonucu vardır:
- Mirası reddeden çocuk da isteyebilir. Miras reddi tereke ile ilgilidir; destekten yoksun kalma tazminatı terekeye dahil olmadığı için reddin bu talebe etkisi yoktur.
- Mirasçı olmayan kişi de isteyebilir. Üvey çocuk ve torun örneklerinde olduğu gibi, mirasçılık sıfatı bulunmasa da fiilî destek ilişkisi varsa talep mümkündür.
- Miras kalması tazminatı düşürmez. Ölen kişiden mal intikal etmiş olması, destekten yoksun kalma zararını ortadan kaldırmaz veya azaltmaz.
- Her hak sahibi kendi talebinin sahibidir. Sağ kalan eşin imzaladığı bir ibraname veya sulh anlaşması, çocukların kendi taleplerini bağlamaz.
Son maddenin özel bir görünümü, halk arasında “kan parası” denilen elden ödeme ve helalleşme pratiğidir. Karayolları Trafik Kanunu m.111 bu konuda açıktır: Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir; tazminat miktarına ilişkin olup yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar ise yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir. Bu iki yıllık süre anlaşma tarihinden işler ve tazminat zamanaşımından ayrıdır. Konuyu ayrıntısıyla kan parası nedir, kimlerden alınabilir yazımızda ele aldık. Ölenin borçlarının mirasçılara etkisi ise ölen kişinin borcu mirasçıya geçer mi yazımızın konusudur.
SGK’dan Bağlanan Ölüm Aylığı Tazminattan Düşülür mü?
Hayır, düşülmez. TBK m.55/1 bu konuda açık hüküm koymuştur: “Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.”
Bu, uygulamada en çok yanlış bilinen konulardan biridir. Çocuğa babasından ölüm aylığı bağlanmış olması, destekten yoksun kalma tazminatını azaltmaz. Aynı hüküm, ifa amacı taşımayan ödemeleri de kapsar: yardım kampanyası, işyerinin taziye ödemesi veya üçüncü kişilerin iyi niyetle yaptığı katkılar tazminattan indirilemez.
Aynı fıkranın son cümlesi de önemlidir: “Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.” Yani hesap tekniğine göre bulunan rakam, “çok yüksek oldu” veya “çok düşük kaldı” gerekçesiyle serbestçe değiştirilemez. Hakkaniyet indirimi ancak kanunun öngördüğü hâllerde ve kendi şartlarıyla uygulanabilir.
Buna karşılık rücu edilebilen ödemeler farklıdır: sosyal güvenlik kurumu yaptığı ödeme için sorumluya rücu ediyorsa, aynı zararın iki kez tazmini önlenir. Ayrım bu noktada kurulur; her SGK ödemesi otomatik olarak indirim konusu değildir. Aynı şekilde, sigortacı tarafından tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla ödenmiş bir bedel varsa bu, TBK m.55’e 16/7/2026 tarihli 7589 sayılı Kanunla eklenen fıkra uyarınca nominal olarak değil oransal olarak mahsup edilir.
Çocuklar Destekten Yoksun Kalma Tazminatını Kimden İster?
Muhatap, ölümün nasıl gerçekleştiğine göre değişir ve çoğu zaman birden fazladır. Trafik kazasında sigorta şirketi, işleten ve sürücü aynı anda sorumlu olabilir; hak sahibi bunlardan birine, birkaçına veya hepsine karşı dava açabilir. Ancak her muhatap her kalemi ödemez.
| Muhatap | Karşıladığı kalem | Sınır |
|---|---|---|
| Zorunlu mali sorumluluk sigortası (trafik sigortası) | Destekten yoksun kalma (maddi), cenaze gideri | Poliçe limiti; manevi tazminat teminat dışı |
| İşleten (araç sahibi) | Maddi ve manevi tazminatın tamamı | KTK m.85 uyarınca kusursuz sorumluluk |
| Sürücü | Maddi ve manevi tazminatın tamamı | Kusuru oranında (TBK m.49) |
| İşveren (iş kazasında) | Maddi ve manevi tazminatın tamamı | İş sağlığı ve güvenliği yükümlülüğü |
| İdare (idari eylemden doğan ölüm) | Tam yargı davasıyla maddi ve manevi | İdare mahkemesi |
| Güvence Hesabı | Sigortasız veya kaçan araç hâllerinde maddi | Kanunda sayılan hâllerle sınırlı |
Tablodaki en kritik satır sigortadır: manevi tazminat zorunlu trafik sigortası teminatı dışındadır. Poliçe limiti ne olursa olsun acı ve elem karşılığı sigortadan alınamaz; bu kalem doğrudan sürücü, işleten veya teşebbüs sahibinden istenir. Trafik sigortasının hangi zararları karşıladığını trafik sigortası ölümlü kazalarda hangi zararları karşılar yazımızda ayrıntılandırdık; manevi tazminatın kapsamı için ölümlü trafik kazalarında manevi tazminat yazımıza bakabilirsiniz.
Anne veya Babanın Kendi Kusuru Çocuğun Tazminatını Etkiler mi?
Sigortaya karşı yapılan talepte evet, etkiler. Karayolları Trafik Kanunu m.92/(j), 9/6/2021 tarihli 7327 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle eklenmiş olup “Destekten yoksun kalan hak sahibinin, destek şahsının kusuruna denk gelen tazminat talepleri”ni zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı dışında bırakır. Ölen ebeveyn kazada kusurluysa, sigortadan istenebilecek tazminat kusur oranında azalır; tam kusur hâlinde sigortadan talep kalmaz.
Bu noktada yaygın bir yanlış bilgiyi düzeltmek gerekir. Pek çok kaynak bu sınırı 2016 tarihli sigorta genel şartları değişikliğine bağlar. Oysa genel şartlara yollama yapan KTK m.92/(i) bendi Anayasa Mahkemesi’nin 17/7/2020 tarihli, E.2019/40, K.2020/40 sayılı kararıyla iptal edilmiş; sınır 2021 yılında 7327 sayılı Kanun’la doğrudan kanun metnine yazılmıştır. Bugün geçerli dayanak genel şart değil, kanun hükmüdür.
Çok önemli bir sınırlama vardır: bu kural yalnızca sigortacıya karşı geçerlidir. Ölen ebeveynin kusurlu olması, kazadaki diğer kusurlulara, yol idaresine veya üreticiye karşı açılacak davaları kapatmaz. Ayrıca poliçede ferdi kaza teminatı bulunuyorsa bu teminat meblağ sigortası niteliğinde olduğundan kusura bakılmaksızın ödenir ve SGK’dan ölüm aylığı bağlanması hakkı da etkilenmez. Ölenin tam kusurlu olduğu hâllerde açık kalan yolları trafik kazasında ölen kişinin yüzde yüz kusurlu olması yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık.
Çocuğun kendi kusuru söz konusu değilse ona kusur izafe edilemez. Destekten yoksun kalma hakkı çocuğun kendi şahsında doğduğundan, ölen ebeveynin kusurunun sonuçları yalnız yukarıda anlatılan sigorta sınırı çerçevesinde ortaya çıkar.
Dava Açmadan Önce Sigortaya Başvurmak Zorunlu mu?
Trafik kazasından doğan taleplerde evet, zorunludur. KTK m.97 şu düzenlemeyi getirir: “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.”
Bu başvuru bir dava şartıdır; yapılmadan açılan dava usulden reddedilir. Ancak dikkat edilmesi gereken kritik nokta şudur: başvuru zorunlu olmakla birlikte zamanaşımını kesmez. Sigortacının cevap vermesini beklerken zamanaşımı işlemeye devam eder; bu nedenle başvuru ile dava arasındaki süre planlanırken zamanaşımı tarihi ayrıca takip edilmelidir.
Başvuru dilekçesinde talep edilen kalemlerin tek tek yazılması gerekir. Dilekçede yer verilmeyen bir kalem için açılan dava, o kalem bakımından dava şartı yokluğundan reddedilebilir. Bu nedenle başvuruda destekten yoksun kalma tazminatı, cenaze gideri ve varsa diğer kalemler açıkça sayılmalı, belgeler eklenmelidir.
Sigorta şirketine karşı açılacak dava ayrıca arabuluculuk dava şartına tabidir; sigorta işleri Türk Ticaret Kanunu kapsamında mutlak ticari dava sayıldığından ticari davalarda öngörülen arabuluculuk süreci işletilmelidir. Buna karşılık sürücü, işleten veya fail aleyhine açılacak davada arabuluculuk dava şartı bulunmaz. Sigorta yerine tahkim yolu seçilecekse başvuru Sigorta Tahkim Komisyonu’na yapılır.
Çocukların Tazminat Davası Hangi Mahkemede Açılır?
Görevli mahkeme davalıya göre değişir; tek bir cevap yoktur. Aynı olayda sigortacıya karşı asliye ticaret, sürücü ve işletene karşı asliye hukuk mahkemesi görevli olabilir. Bu nedenle dava açılmadan önce muhatabın doğru belirlenmesi usul bakımından belirleyicidir.
| Davalı | Görevli mahkeme | Arabuluculuk dava şartı |
|---|---|---|
| Sürücü / işleten / fail | Asliye hukuk | Hayır |
| Sigorta şirketi (ZMSS) | Asliye ticaret | Evet |
| İşveren (iş kazası) | İş mahkemesi | Hayır (kanunda açık istisna) |
| İdare (idari eylem) | İdare mahkemesi, tam yargı davası | Hayır |
Kamu aracının karıştığı kazalarda sık yapılan bir hata, doğrudan idare mahkemesine başvurmaktır. KTK m.110/1 bunun aksini söyler: “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez.” İdari yargı yolu yalnızca yol kusuru veya eksik işaretleme gibi idari eylemden doğan zararlarda açıktır.
Yetkili mahkeme bakımından hak sahibinin seçim hakkı vardır. KTK m.110/2 uyarınca dava, sigortacının şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi kazanın meydana geldiği yer mahkemesinde de açılabilir. Genel yetki kuralları çerçevesinde davalının yerleşim yeri ve zarar görenin yerleşim yeri mahkemeleri de yetkili olabilir. Yargılamanın kanun yolu aşamasında ne kadar sürdüğüne dair tazminat davası istinaf mahkemesi ne kadar sürer yazımıza bakabilirsiniz.
Küçük Çocuk Adına Tazminat Davasını Kim Açar?
Ergin olmayan çocuk adına davayı velayet sahibi ana veya baba açar. Anne ve babadan biri ölmüşse velayet kural olarak sağ kalan eşe geçer ve dava onun tarafından çocuk adına açılır. Çocuk 18 yaşını doldurmuşsa davayı kendi adına açar; ergin olmakla birlikte kısıtlanmışsa vasi tarafından temsil edilir.
Menfaat çatışması bulunan hâllerde ayrı bir yol izlenir. Sağ kalan eş de aynı olaydan kendi adına tazminat istiyorsa ve çocukla arasında talep bakımından çatışma doğuyorsa, çocuk için kayyım atanması gerekebilir. Aynı ihtiyaç, ölüme sağ kalan eşin kusurunun karıştığı olaylarda daha belirgindir.
Küçük adına elde edilen tazminatın yönetimi de ayrı bir konudur. Ergin olmayan çocuğun malvarlığı velayet hükümleri çerçevesinde yönetilir; önemli işlemlerde vesayet makamının izni aranabilir. Bu nedenle tazminat tahsil edildikten sonra paranın çocuk adına bloke bir hesapta tutulması uygulamada sık başvurulan bir çözümdür.
Ehliyet eksikliği usulden ret sebebidir. Çocuk adına yanlış kişi tarafından açılan dava, eksikliğin tamamlanması için süre verilmesine rağmen giderilmezse reddedilir; bu da zamanaşımı bakımından telafisi güç sonuçlar doğurabilir.
Çocukların Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Nasıl Hesaplanır?
Hesap üç değişken üzerine kurulur: ölenin geliri, desteğin süresi ve çocuğa düşen destek payı. Ölenin belgelenmiş bir geliri yoksa hesap asgari ücret üzerinden yapılır; ev hanımı olan annenin ölümünde de bu yöntem uygulanır, çünkü ev içi emeğin ekonomik karşılığı bulunduğu kabul edilir.
Destek payı, ölenin gelirinin kendisine ve hak sahiplerine dağıtılmasıyla bulunur. Sağ kalan eş ve çocuk sayısı arttıkça her bir çocuğa düşen pay azalır. Süre ise yukarıda açıkladığımız yaş kuralları ile ölenin aktif ve pasif dönem yaşam süresinden kısa olanıyla sınırlanır: ölen kişi ileri yaştaysa çocuğun 25 yaşı beklenmez, ebeveynin tahmini yaşam süresi sınırı belirler.
Bu alanda 2026 yılı önemli bir kırılma getirmiştir ve internetteki pek çok kaynak hâlâ eski rejimi anlatmaktadır.
| Konu | Önceki rejim | Bugün |
|---|---|---|
| Trafik sigortasında hesap yöntemi | Genel Şartların Ek-2’si destekten yoksun kalma hesabını ayrıntılı olarak bağlıyordu (ölüm tablosu, teknik faiz, asgari ücret varsayımı) | Ek-1, Ek-2, Ek-3 ve Ek-7 yürürlükten kaldırıldı (RG 12/6/2026-33278, yürürlük 1/7/2026); tazminat artık TBK’nın haksız fiil hükümlerine göre belirlenir |
| Faiz başlangıcı | Tek bir başlangıç tarihi tartışılıyordu | TBK m.55 ek fıkra (7589/18): kazancın bilindiği döneme olay tarihinden, bilinemediği döneme karar tarihinden kanuni faiz |
| Ara ödemelerin mahsubu | Nominal mahsup tartışmalıydı | Tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla ödenen bedel oransal mahsup edilir (TBK m.55 ek fıkra) |
| Dava türü | Belirsiz alacak davası (HMK m.107) | HMK m.107 mülga (7589/19); dava kısmi dava olarak açılır, HMK m.109/4 ile talep bir defaya mahsus tahkikat sonuna kadar artırılabilir |
| Duruşma aralığı | Kanuni üst sınır yoktu | HMK m.147/3 (7589/21): duruşmalar arasındaki süre üç ayı geçemez (bilirkişi veya istinabe gibi zorunlu hâller gerekçeyle ayrık) |
Dördüncü satır dilekçe stratejisini doğrudan değiştirir. Destekten yoksun kalma davaları uzun süre belirsiz alacak davası olarak açılıyordu; bu dava türü artık mevzuatta yoktur. Dava kısmi dava olarak kurulur ve hesap raporu geldikten sonra talep ıslaha gerek olmaksızın artırılır. Ancak bu artırım hakkı yalnız bir kez kullanılabilir; bilirkişi raporu tartışılmadan kullanılırsa ikinci bir artırım imkânı kalmaz. İki dava türü arasındaki farkı belirsiz alacak davası ve kısmi dava farkı yazımızda, paketin getirdiği diğer değişiklikleri 12. yargı paketi neler getirdi yazımızda inceledik.
Bir uyarı: sigorta genel şartları ve teminat limitleri kaza tarihi itibarıyla uygulanır. Bu nedenle 1/7/2026 öncesinde meydana gelmiş bir kazaya yeni rejim doğrudan uygulanmaz; hangi metnin geçerli olduğu kaza tarihine göre belirlenir. Hesabın somut adımları ve örnek senaryolar için ölümlü trafik kazası tazminat hesaplama yazımıza, faiz oranlarının güncel durumu için yasal faiz oranı yazımıza bakabilirsiniz.
Anne veya Babanın Ölümünde Tazminat Ne Kadar Süre İçinde İstenmelidir?
Zamanaşımı süresi olayın türüne göre değişir ve ölümlü kazalarda uygulamada en çok karıştırılan konudur. Genel kural iki ve on yıl olmakla birlikte, ölüm bir suçtan kaynaklanıyorsa ceza kanunundaki daha uzun süre devreye girer.
| Olay | Süre | Dayanak |
|---|---|---|
| Genel haksız fiil | Öğrenmeden 2, fiilden 10 yıl | TBK m.72/1 |
| Motorlu araç kazası (maddi zarar) | Öğrenmeden 2, kaza gününden 10 yıl | KTK m.109/1 |
| Taksirle öldürme (ölümlü trafik veya iş kazası) | 15 yıl | KTK m.109/2 yollamasıyla TCK m.85/1 ve m.66/1-d |
| Kasten öldürme | 25 yıl | TCK m.81 ve m.66/1-b |
Tablodaki üçüncü satır çoğu dosyada belirleyicidir. Ölümlü trafik kazası taksirle öldürme suçunu oluşturduğundan, KTK m.109/2 uyarınca ceza kanunundaki daha uzun süre maddi tazminat talepleri için de geçerli olur. Buna karşılık “her hâlde 15 yıl” diye genel bir süre yoktur; 15 yıl ceza zamanaşımından gelir ve suç niteliğine bağlıdır.
İki kural daha vardır. Birincisi çapraz kesilme: KTK m.109 uyarınca zamanaşımı tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse sigortacıya karşı da kesilmiş olur, sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı da tazminat yükümlüsü bakımından kesilmiş sayılır. İkincisi, yukarıda değindiğimiz gibi KTK m.97 başvurusu zamanaşımını kesmez. Zamanaşımının ayrıntısını trafik kazası tazminat zamanaşımı yazımızda ele aldık.
Küçük çocuklar bakımından pratik bir not: zamanaşımı çocuğun ergin olmasını beklemez, olayın öğrenilmesiyle işlemeye başlar. Bu nedenle küçük adına dava açma yükümlülüğü velayet sahibindedir ve süre kaçırıldığında çocuğun hakkı zarar görür.
Manevi Tazminat Destekten Yoksun Kalma Tazminatından Ayrı mıdır?
Evet, tamamen ayrı bir kalemdir. Destekten yoksun kalma tazminatı maddi destek kaybını karşılar; ölümün yarattığı acı ve elem ise TBK m.56/2 uyarınca manevi tazminatın konusudur: “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.”
İki kalem arasında üç önemli fark vardır. Birincisi, manevi tazminat için destek ilişkisi aranmaz; ölenin yakını olmak yeterlidir. Yaş sınırını aşmış, ekonomik olarak bağımsız bir evlat destekten yoksun kalma tazminatı alamasa da manevi tazminat isteyebilir. İkincisi, manevi tazminat hesap yöntemiyle değil hâkimin takdiriyle belirlenir. Üçüncüsü ve pratikte en önemlisi, manevi tazminat zorunlu trafik sigortası teminatı dışındadır ve doğrudan sorumlu kişiden istenir.
Bu nedenle ölümlü bir kazada çocuğun talebi iki ayrı muhataba yönelebilir: maddi zarar için sigorta şirketi ve sorumlular, manevi zarar için yalnız sorumlular. İki talep aynı dilekçede birlikte ileri sürülebilir; ancak görevli mahkeme davalıya göre değiştiği için dosyanın kuruluşuna dikkat edilmelidir.
Çocukların Tazminat Talebinde Hangi Belgeler Gerekir?
Dosyanın gücü, destek ilişkisinin ve zararın belgeyle ortaya konmasına bağlıdır. Aşağıdaki liste, çocukların destekten yoksun kalma talebinde en sık aranan belgeleri kalem kalem gösterir.
- Ölüm ve nüfus belgeleri: Ölüm belgesi, vukuatlı nüfus kayıt örneği, mirasçılık belgesi (talep için şart değil, ilişkiyi göstermek için kullanılır).
- Olaya ilişkin belgeler: Kaza tespit tutanağı, ceza soruşturması veya dava dosyası, bilirkişi kusur raporu, olay yeri inceleme raporu.
- Gelir belgeleri: Ölen kişinin SGK hizmet dökümü, maaş bordroları, vergi kayıtları; geliri belgelenemiyorsa meslek odası yazısı ve emsal ücret araştırması.
- Destek ilişkisi delilleri: Düzenli para transferlerini gösteren banka hesap hareketleri, ortak adres kaydı, ölen adına düzenlenmiş fatura ve abonelik kayıtları, tanık listesi.
- Öğrenci evlat için: Öğrenci belgesi, harç ve yurt ödemeleri, kira sözleşmesi.
- Yaş sınırı aşılmışsa: Engelli sağlık kurulu raporu, sürekli tedavi kayıtları, SGK hizmet dökümünde çalışma kaydı bulunmadığını gösteren belge.
- Sigorta yolu için: Poliçe örneği, KTK m.97 kapsamında yapılan yazılı başvuru ve tebliğ belgesi, sigortacının cevabı veya cevapsızlığı gösteren kayıt.
Belgeler arasında en sık atlanan, KTK m.97 başvurusunun kendisidir. Başvuru yapılmadan açılan dava usulden reddedileceği için, dosyanın en başına bu belge ve tebliğ kaydı konulmalıdır. İkinci sık hata, başvuru dilekçesinde talep kalemlerinin tek tek yazılmamasıdır.
Ölümün iş kazasından kaynaklandığı hâllerde dosyaya ayrıca iş kazası bildirimi, iş sağlığı ve güvenliği kayıtları ile SGK müfettiş raporu eklenir; bu sürecin işleyişini iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat nasıl alınır yazımızda anlattık. Kamu görevlisi bir ebeveynin görevi başında ölümü hâlinde ise görevi başında ölen memurun ailesine tazminat ve askerlik hizmeti sırasındaki ölümler için askerde ölen askerin ailesinin hakları yazılarımız ayrı rejimleri açıklar.
Ölümlü kazalarda talep edilebilecek tazminat kalemlerinin tamamını ölümlü trafik kazalarında hangi tazminatlar talep edilir ve ölüm ile sonuçlanan trafik kazalarında tazminat hakları yazılarımızda topluca ele aldık.
Anne veya babasını kaybeden bir çocuğun tazminat dosyası, destek ilişkisinin ispatı ve zamanaşımı takibi bakımından teknik bir çalışma gerektirir. Sürecin hukuki yönünü birlikte değerlendirmek isterseniz trafik kazası avukatı sayfamız üzerinden bize ulaşabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Destekten yoksun kalma tazminatını kimler alabilir?
Ölenin sağlığında fiilen ve düzenli olarak destek sağladığı kişiler alabilir. Eş, çocuklar, anne baba, torun, üvey çocuk ve evlatlık bu kapsama girebilir. Ölçüt mirasçılık veya kan bağı değil, TBK m.53/3 anlamında eylemli destek ilişkisidir.
Destekten yoksun kalma tazminatının şartları nelerdir?
Ölenin fiilen destek sağladığının, bu desteğin düzenli ve sürekli olduğunun ve talep edenin desteğe gerçek ihtiyaç duyduğunun ispatı gerekir. Destek parasal olabileceği gibi bakım, ev işleri veya çocuk bakımı gibi hizmet edimleri biçiminde de olabilir. Tek seferlik yardımlar yeterli değildir.
Anne ve baba çocuklarının ölümü durumunda tazminat talep edebilir mi?
Evet talep edebilirler. Çocuğun ileride anne babasına destek olacağı beklentisi hayatın olağan akışına uygun kabul edildiğinden, çocuğunu kaybeden ebeveynler destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilir. Talep, somut olayın koşullarına göre değerlendirilir.
Destekten yoksun kalma tazminatı nasıl hesaplanır?
Ölenin geliri, desteğin süresi ve hak sahibine düşen destek payı üzerinden hesaplanır. Gelir belgelenemiyorsa asgari ücret esas alınır. 1/7/2026 tarihinden itibaren trafik sigortası genel şartlarının hesap ekleri yürürlükten kalkmış olup tazminat, Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil hükümlerine göre belirlenmektedir.
Anne veya babası ölen çocuk kaç yaşına kadar tazminat alır?
Yükseköğrenim yapmayacak çocuklarda yerleşik uygulama erkek evlat için 18, kız evlat için 22 yaştır. Çocuk yükseköğrenim görüyorsa veya görme ihtimali varsa süre 25 yaşa uzar. Sürekli bakıma muhtaç veya çalışma gücünden yoksun çocuklarda yaş sınırı uygulanmaz.
Evlenmemiş kız evlat evlenene kadar destek tazminatı alır mı?
Hayır, bekârlık tek başına süreyi uzatmaz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, destekle birlikte oturmanın ve bekâr olmanın tek başına destekten yoksun kalma tazminatı isteme hakkı doğurmadığını belirtmiştir. Yaş sınırı aşıldıktan sonra talep, çalışmayı engelleyen somut bir durumun ispatına bağlıdır.
Doğmamış çocuk destekten yoksun kalma tazminatı alabilir mi?
Sağ doğmak koşuluyla alabilir. Türk Medeni Kanunu m.28/2 uyarınca çocuk hak ehliyetini sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde eder. Bu nedenle babasının ölümü sırasında henüz doğmamış olan çocuk, doğduktan sonra tazminat talep edebilir.
Evlatlık destekten yoksun kalma tazminatı alabilir mi?
Evet, öz çocukla aynı şartlarda alabilir. Türk Medeni Kanunu m.314 uyarınca ana ve babaya ait haklar ve yükümlülükler evlât edinene geçer, evlâtlık evlât edinenin mirasçısı olur. Evlatlık ilişkisinin mahkeme kararıyla kurulmuş olması gerekir.
Üvey çocuk destekten yoksun kalma tazminatı alabilir mi?
Fiilî destek ilişkisini ispatlayabiliyorsa alabilir. Kan bağı ve mirasçılık şart değildir, çünkü tazminatın ölçütü eylemli destek ilişkisidir. Türk Medeni Kanunu m.338 eşlerin ergin olmayan üvey çocuklarına özen ve ilgi göstermekle yükümlü olduğunu düzenler.
SGK ölüm aylığı destekten yoksun kalma tazminatından düşülür mü?
Düşülmez. Türk Borçlar Kanunu m.55/1 uyarınca kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler zarardan veya tazminattan indirilemez. Aynı hüküm, hesaplanan tazminatın hakkaniyet düşüncesiyle artırılıp azaltılamayacağını da belirtir.
Mirası reddeden çocuk destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilir mi?
Evet isteyebilir. Destekten yoksun kalma tazminatı terekeye girmez ve miras payına göre bölüşülmez; hak, geride kalan kişinin kendi şahsında doğar. Bu nedenle mirasın reddi tazminat talebini etkilemez.
Ölen anne veya baba kusurluysa çocuk tazminat alabilir mi?
Sigortaya karşı talep, ölenin kusuru oranında azalır. Karayolları Trafik Kanunu m.92/(j), destekten yoksun kalan hak sahibinin destek şahsının kusuruna denk gelen taleplerini teminat dışında bırakır. Ancak bu sınır yalnız sigortacıya karşıdır; diğer kusurlulara, yol idaresine veya üreticiye karşı talep yolu açık kalır.
Dava açmadan önce sigortaya başvurmak zorunlu mudur?
Trafik kazalarında zorunludur. Karayolları Trafik Kanunu m.97 uyarınca dava yoluna gitmeden önce sigorta kuruluşuna yazılı başvuru yapılmalı, kuruluş 15 gün içinde cevap vermezse veya cevap talebi karşılamazsa dava ya da tahkim yoluna gidilebilir. Bu başvuru dava şartıdır ancak zamanaşımını kesmez.
Çocukların tazminat davası hangi mahkemede açılır?
Davalıya göre değişir. Sürücü, işleten veya faile karşı asliye hukuk; sigorta şirketine karşı asliye ticaret mahkemesi görevlidir. İş kazasında iş mahkemesi, idari eylemden doğan ölümlerde idare mahkemesi görevlidir. Kamu aracının karıştığı kazalarda ise KTK m.110/1 uyarınca dava adli yargıda görülür.
Ölümlü kazada tazminat davası kaç yıl içinde açılmalıdır?
Ölümlü trafik kazası taksirle öldürme suçunu oluşturduğundan, ceza zamanaşımına bağlı olarak 15 yıllık süre uygulanır. Genel kural ise öğrenmeden iki, kaza gününden on yıldır. Sigortaya yapılan başvuru bu süreleri kesmez.
Küçük çocuk adına tazminat davasını kim açar?
Ergin olmayan çocuk adına davayı velayet sahibi ana veya baba açar. Anne babadan biri ölmüşse velayet kural olarak sağ kalan eşe geçer. Sağ kalan eşle çocuk arasında menfaat çatışması varsa çocuk için kayyım atanması gerekebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Her dosyanın koşulları farklı olduğundan, somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.