Okulda Yaralanan Çocuğun Ailesinin Hakları Nelerdir?
Okulda yaralanan çocuğun ailesinin hakları, olayın nasıl gerçekleştiğinden önce okulun türüne göre şekillenir: devlet okulunda uyuşmazlık idari yargıda, özel okulda adli yargıda çözülür ve iki yolda başvuru süresi, husumetin yöneltileceği taraf ile ispat yükü birbirinden farklıdır. Aile, olayın kaydını isteme, delilleri koruma, idareye başvurma, uygun şartlarda maddi ve manevi tazminat talep etme ve ihmal varsa ceza şikâyetinde bulunma haklarına sahiptir. Aşağıda bu hakların her biri; Türk Borçlar Kanunu, İdari Yargılama Usulü Kanunu, Türk Ceza Kanunu ve Millî Eğitim Bakanlığı yönetmelikleri ile okul servisi mevzuatındaki karşılıkları gösterilerek, süreleriyle birlikte açıklanmıştır.
Özet
Okulda yaralanmada hakkın içeriği değil, hangi yargı koluna gidileceği belirleyicidir; süreler de buna göre işler.
- Devlet okulu: hizmet kusuru iddiasıyla tam yargı davası. Dava açmadan önce idareye başvuru zorunludur — öğrenmeden itibaren 1 yıl, her hâlde olaydan itibaren 5 yıl (İYUK m.13). Ret veya 30 gün sessizlikten sonra 60 gün içinde idare mahkemesinde dava açılır (m.7).
- Özel okul: kayıt sözleşmesine aykırılık nedeniyle adli yargıda dava. Burada ispat yükü tersine döner: okul kusursuz olduğunu ispat etmek zorundadır (TBK m.112) ve zamanaşımı 10 yıldır (m.146).
- Öğretmen kişisel olarak dava edilemez: kamu görevlisinin görevini yürütürken doğan zararı için dava ancak idare aleyhine açılır (Anayasa m.129/5, 657 sayılı Kanun m.13).
- Gözetimin saati yazılıdır: nöbet görevi ilk ders başlamadan 30 dakika önce başlar, son ders bitiminden 30 dakika sonra sona erer (MEB Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği m.44/8; Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği m.91/(c)).
- Kamera kaydı için beklemeyin: görüntü silinme riski taşıdığı için sulh hukuk mahkemesinden delil tespiti istenebilir; kaybolma ihtimali varsa hukuki yarar kanunen var sayılır (HMK m.400/2).
- Ceza boyutu ayrı yürür: taksirle yaralama kural olarak şikâyete bağlıdır ve şikâyet süresi fiili ve faili öğrenmeden itibaren 6 aydır (TCK m.89/5, m.73).
Okulun Gözetim Ve Güvenlik Sorumluluğu Neden Önemlidir?
Okulun gözetim ve güvenlik sorumluluğu önemlidir, çünkü tazminat tartışması “kaza oldu” cümlesiyle değil, alınması gereken önlemin alınıp alınmadığı sorusuyla başlar. Bu yükümlülük genel bir nezaket kuralı değildir; yazılı bir düzenlemeye dayanır. Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin “Öğrenci sağlığı ve okul güvenliği” başlıklı 78. maddesi, birinci fıkrasının (a) bendinde “Öğrencilere okul ve çevresinde sağlıklı, güvenli bir eğitim ve öğretim ortamı sağlanması esastır” der. Aynı maddenin ikinci fıkrası, güvenli okul ortamı için iletişim araçları ve güvenlik sistemlerinden yararlanılarak tedbir alınmasını; altıncı fıkrası ise 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve ilgili mevzuat doğrultusunda gerekli iş ve işlemlerin yürütülmesini öngörür.
Ortaöğretim tarafında karşılığı, Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 218. maddesidir: “Güvenli okul ortamının sağlanması, öğretmen ve öğrencilerin fizikî ve psikolojik şiddetten korunması için iletişim araçlarıyla kamera ve alarm sistemlerinden de yararlanılarak gerekli tedbirler alınır. Güvenliğin sağlanmasına yönelik personel görevlendirilir.” Aynı yönetmeliğin 104. maddesi, yatılı ve pansiyonlu okullarda revir düzenlenmesini, diğer okullarda ise acil durumlar için okul yönetiminin kontrolünde ecza dolabı oluşturulmasını zorunlu tutar. İlköğretim yönetmeliğinin 78/1-(d) bendi de okulda ilk yardım dolabı ve ilk yardım çantası bulundurulmasını arar.
Bu düzenlemeler 28 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikle (RG-28/7/2026-33323) genişletildi. Yönetmeliğin 78. maddesine eklenen sekizinci fıkra, okul yönetimince öğrencilere ait kişisel verilerin işlenmesine ilişkin iş ve işlemlerin 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında yürütülmesini; dokuzuncu fıkra ise öğrencilerin korunması kapsamında yönetici ve öğretmenlerce, okul aile birliği ve ilgili kurumlarla iş birliği yapılarak gerekli tedbirlerin alınmasını öngörür. Bu fıkra, güvenlik kamerası kayıtlarının hukuki statüsünü doğrudan etkilediği için aileyi ilgilendiren güncel bir dayanaktır.
Sorumluluk yalnızca fiziksel alanla sınırlı değildir. Nöbet düzeni, öğretmen gözetimi, riskli alanların denetimi, okul araç-gereçlerinin güvenliği ve öğrencinin yaşına uygun koruma önlemleri de bu kapsamda değerlendirilir. Sınıf, koridor, bahçe, spor alanı, laboratuvar, atölye, yemekhane, merdiven ve servis alanı bakımından gerekli önlemlerin alınması beklenir. Yani olayın “kazaydı” denilerek kapanması her zaman yeterli olmaz; asıl soru, bu olayın gerçekten önlenemez olup olmadığıdır.

Okul Gözetim Sorumluluğunun Başladığı ve Bittiği Saatler
Okulun gözetim sorumluluğu, çocuğun okul kapısından girdiği an değil, nöbet görevinin başladığı an devreye girer ve bu saat mevzuatta açıkça yazılıdır. Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği m.44/8’e göre “Nöbet görevi, ilk ders başlamadan 30 dakika önce başlar, son ders bitiminden 30 dakika sonra sona erer. Ancak bu süre, okulun özelliğine göre öğretmenler kurulu kararıyla 15 dakikadan az olmamak kaydıyla kısaltılabilir.” Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin nöbet hükmü de aynı ifadeyi taşır.
Bu ayrıntı pratikte iki yöne birden çalışır. Ders başlamadan 40 dakika önce boş bahçede yaşanan bir yaralanmada okul, nöbetin henüz başlamadığını ileri sürebilir; buna karşılık okul kapısını erken açmış ve öğrencileri içeri almışsa fiilî gözetim üstlenmiş sayılır. Aynı şekilde son dersten 20 dakika sonra servis beklenirken yaşanan olay, kural olarak nöbet süresi içindedir. Bu yüzden dosyada olayın saati, okulun ders başlangıç-bitiş saatleri ve o gün geçerli nöbet çizelgesi birlikte istenir.
| Olayın zamanı / yeri | Gözetim kapsamı | Dayanak |
|---|---|---|
| İlk dersten 30 dakika öncesinden son dersin 30 dakika sonrasına kadar | Nöbet görevi yürürlükte; okul içi gözetim beklenir | İlköğretim Yön. m.44/8 · Ortaöğretim Yön. m.91/(c) |
| Öğretmenler kurulu kararıyla kısaltılmış süre | En az 15 dakika; daha kısası kararlaştırılamaz | İlköğretim Yön. m.44/8 son cümle |
| Teneffüs, yemek arası, koridor ve bahçe | Nöbetçi öğretmen ve nöbetçi müdür yardımcısı gözetiminde | İlköğretim Yön. m.44/1 ve m.44/8 |
| Öğretmeni bulunmayan sınıf | O saatte dersi olmayan nöbetçi öğretmen düzeni sağlar; o da yoksa okul müdürü tedbir alır | İlköğretim Yön. m.44/13 (Ek cümle: RG-17/1/2025-32785) |
| Okul öncesinde etkinlik saatleri dışı | Anaokulu / ana sınıfı öğretmeni kendi devresinde nöbet tutar | İlköğretim Yön. m.44/2 |
| Taşıma merkezi okullar | Taşıma Yoluyla Eğitime Erişim Yönetmeliği kapsamındaki nöbet görevleri de yapılır | İlköğretim Yön. m.44/14 (Ek: RG-28/7/2026-33323) |
Nöbet düzenine ilişkin esasların öğretmenler kurulunda görüşülerek nöbetçi öğretmen görev talimatnamesi hâline getirilmesi ve öğretmenlere yazılı olarak duyurulması da yönetmelik gereğidir (m.44/10). Bu talimatname, dosyada “okulda gözetim nasıl örgütlenmişti” sorusunun yazılı cevabıdır ve idareden istenebilecek belgeler arasındadır.
Okulda Yaralanan Çocuğun Ailesinin Hakları Hangi Kanunlara Dayanır?
Okulda yaralanan çocuğun ailesinin hakları tek bir kanunda toplanmamıştır; sorumluluğun kaynağı, muhatabı ve süresi farklı metinlerden çıkar. Tazminatın içeriği 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu‘nda, devlet okuluna karşı izlenecek usul 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu‘nda, okulun güvenlik yükümlülüğü ise Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği‘nde düzenlenmiştir. Aşağıdaki tablo, bu yazının dayandığı hükümleri tek yerde gösterir; sonraki bölümler her birini ayrı ayrı açıklar.
| Konu | Dayanak | Ne söyler |
|---|---|---|
| İdarenin sorumluluğu | Anayasa m.125 | İdarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolu açıktır; idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür |
| Kamu görevlisine değil kuruma dava | Anayasa m.129/5 · 657 sayılı Kanun m.13 | Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları ancak idare aleyhine açılabilir |
| Görevli yargı kolu | İYUK m.2/1-b | İdari eylem ve işlemlerden kişisel hakları doğrudan zarar görenlerin açtığı dava, tam yargı davasıdır |
| İdareye başvuru zorunluluğu | İYUK m.13 | Öğrenmeden 1 yıl, her hâlde eylemden 5 yıl içinde idareye başvurulur |
| Zararın kalemleri | TBK m.54 | Tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücü kaybı, ekonomik geleceğin sarsılması |
| İdari eylemde hesaplama | TBK m.55/2 | Bu hükümler idari eylem ve işlemlerin yol açtığı bedensel zararlarda da uygulanır |
| Manevi tazminat | TBK m.56 | Bedensel bütünlüğü zedelenen kişiye; ağır bedensel zarar veya ölümde yakınlarına da |
| Özel okulun sorumluluğu | TBK m.112 · m.116 | Kusursuzluğunu okul ispat eder; yardımcı kişilerin fiilinden okul sorumludur |
| Bina ve tesis kusuru | TBK m.69 | Yapı maliki, yapımdaki bozukluk ve bakımdaki eksiklikten doğan zarardan sorumludur |
| Okulun güvenlik yükümlülüğü | MEB İlköğretim Kur. Yön. m.78 · Ortaöğretim Kur. Yön. m.218 | Sağlıklı ve güvenli eğitim ortamı sağlanması esastır; kamera ve alarm sistemlerinden yararlanılır |
| Ceza boyutu | TCK m.89 | Taksirle yaralama; nitelikli hâllerde ceza artar, kural olarak şikâyete bağlıdır |
| Okul servisi | Okul Servis Araçları Yönetmeliği m.4, m.5, m.10-12 | Taşıt nitelikleri, taşımacının yükümlülükleri ve zorunlu sigorta |
Hangi Durumlarda Ailenin Hak Arama Süreci Güçlenir?
Ailenin hak arama süreci, yaralanmanın ağırlığından çok önlenebilirliğin belgelenebildiği durumlarda güçlenir. İdare hukukunda bu tartışmanın adı hizmet kusurudur: kamu hizmetinin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi hâlinde idare, ayrıca bir kişinin kusuru gösterilmeden sorumlu tutulur. Özel okulda ise aynı tartışma sözleşmeye aykırılık başlığı altında yürür. Her iki yolda da ailenin zemini şu durumlarda belirgin biçimde sağlamlaşır:
- Kırık, çıkık, kafa travması, göz yaralanması, ciddi doku zedelenmesi gibi ağır yaralanmalar varsa
- Olay riskli bir alanda gerekli önlem alınmadan gerçekleştiyse (korkuluksuz merdiven, kırık cam, sabitlenmemiş dolap, bakımsız oyun aleti)
- Olay saati nöbet süresi içinde kaldığı hâlde nöbet görevi fiilen yerine getirilmediyse
- Tehlikeli araç, kimyasal veya kesici eşya çocukların erişimine bırakıldıysa
- Okul yönetimi olayı doğru ve zamanında kayıt altına almadıysa
- Aileye geç haber verildiyse ya da hiç haber verilmediyse
- İlk yardım, ecza dolabı veya sağlık yönlendirmesi eksik kaldıysa yahut 112 çağrısı gecikti ise
- Aynı yerde ve aynı biçimde daha önce de olay yaşandığı hâlde tedbir alınmadıysa
- Servis, bahçe, spor salonu, laboratuvar veya atölye gibi kontrollü alanlarda açık bir ihmal görünüyorsa
Binanın kendisinden kaynaklanan zararlarda ayrı ve daha ağır bir sorumluluk devreye girer. Türk Borçlar Kanunu m.69, bina veya diğer yapı eserlerinin malikini “bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle” yükümlü tutar ve bu maddede kurtuluş kanıtı yoktur: malik, gerekli özeni gösterdiğini ispat ederek sorumluluktan kurtulamaz. Düşen tavan sıvası, kopan korkuluk, kırılan cam veya çöken basamak gibi olaylarda bu hüküm doğrudan uygulanır. Buna karşılık TBK m.66’daki adam çalıştıranın sorumluluğunda kurtuluş kanıtı vardır; çalışanı seçerken, talimat verirken ve gözetimde gerekli özeni gösterdiğini ispat eden sorumlu olmaz.
Kusur oranı tartışmalıysa dosyanın kaderini çoğu zaman bilirkişi raporu belirler; rapora itiraz yolları ve kusur oranının nasıl değiştirilebileceği için bilirkişi raporuyla kusur oranının değiştirilip değiştirilemeyeceğini anlatan yazımıza bakabilirsiniz.
Okulda Yaralanma Olduğunda Kime Karşı Dava Açılır?
Devlet okulunda dava öğretmene veya müdüre değil, idareye karşı açılır. Bu bir uygulama tercihi değil, iki ayrı hükmün açık sonucudur. Anayasa m.129/5: “Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir.” 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.13/1 aynı kuralı tekrarlar: “Kişiler kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardan dolayı bu görevleri yerine getiren personel aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine dava açarlar.” İdare, ödediği tazminat için sorumlu personele rücu edebilir; bu iç ilişki aileyi ilgilendirmez.
Bu kuralın sınırı görevden ayrılabilen kişisel kusur hâlidir. Kamu görevlisinin davranışı, görevin yürütülmesiyle bağını koparacak ölçüde kişisel bir kusur oluşturuyorsa (örneğin öğrenciye kasten fiziksel şiddet uygulanması), dava doğrudan o kişiye adli yargıda açılabilir. Ayrımın hangi tarafa düştüğü konusunda adli ve idari yargı arasında uyuşmazlık çıkarsa kararı Uyuşmazlık Mahkemesi verir. Özel okulda ise böyle bir koruma yoktur: muhatap doğrudan okulu işleten gerçek veya tüzel kişidir.
| Yaralanmanın gerçekleştiği yer / durum | Dava açılacak taraf | Yargı kolu |
|---|---|---|
| Devlet okulunda sınıf, koridor, bahçe, spor salonu | Okulun bağlı olduğu kamu tüzel kişiliği (Millî Eğitim Bakanlığı) | İdari yargı — tam yargı davası |
| Özel okulda okul içi alanlar | Okulu işleten gerçek veya tüzel kişi | Adli yargı — tüketici mahkemesi (hizmet sözleşmesine dayalı talepte); salt haksız fiil temelinde asliye hukuk |
| Kamu görevlisinin görevden ayrılabilen kişisel kusuru | Doğrudan kamu görevlisinin kendisi | Adli yargı |
| Okul servisinde yaralanma | Taşımacı, sürücü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı | Adli yargı |
| Yaralamayı başka bir öğrenci yaptıysa | Çocuğun ev başkanı (kural olarak veli) ve ayrıca gözetim kusuru varsa okul | Duruma göre adli veya idari yargı |
| Bina veya tesisin bakımsızlığı | Yapı maliki (devlet okulunda idare, kiralık binada malik ve işleten) | Duruma göre adli veya idari yargı |
Husumeti yanlış yöneltmek idari yargıda davayı bitirmez. İYUK m.15/1-(c), davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması hâlinde mahkemenin “dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek hasma tebliğine” karar vereceğini söyler. Adli yargıda ise yanlış tarafa açılan dava husumet yokluğundan reddedilir; bu, özel okul dosyalarında dilekçe hazırlanırken dikkat edilmesi gereken pratik bir farktır.
Ailenin İlk Hakkı Olayın Nasıl Olduğunu Öğrenmektir
Ailenin ilk hakkı olayın nasıl olduğunu öğrenmektir ve bu hakkın anayasal bir karşılığı vardır. Anayasa m.40/1, hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkese “yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme” hakkı tanır. Bunun kanun düzeyindeki iki aracı, 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun ile 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’dur ve ikisinin süreleri farklıdır.
- Dilekçe hakkı: 3071 sayılı Kanun m.3 uyarınca vatandaşlar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında yetkili makamlara yazılı başvurabilir. Kanunun 7. maddesine göre başvurunun sonucu veya işlemin safahatı hakkında en geç otuz gün içinde gerekçeli cevap verilir.
- Bilgi edinme hakkı: 4982 sayılı Kanun m.11’e göre kurum, istenen bilgi veya belgeye erişimi onbeş iş günü içinde sağlar; belge başka birimden veya başka kurumdan gelecekse süre otuz iş gününe çıkar ve uzatma gerekçesiyle birlikte onbeş iş günü dolmadan yazılı bildirilir. Başvurunun reddi hâlinde m.12 gereği gerekçe ve başvuru yolları da belirtilmek zorundadır.
Sözlü olarak “araştırıyoruz” cevabı alan aile, aynı talebi yazıya döktüğünde karşısında süreye bağlı bir yükümlülük bulur. Bu aşamada okul yönetiminden istenmesi gereken bilgiler şunlardır:
- Olayın yeri, tarihi ve saati
- Olay anında görevli nöbetçi öğretmen ve nöbetçi müdür yardımcısı
- O güne ait nöbet çizelgesi ile nöbetçi öğretmen görev talimatnamesi
- Varsa tanık öğrenciler ve öğretmenler
- Tutulmuşsa olay tutanağı ve ekleri
- Okul içi kamera kaydı olup olmadığı, varsa hangi kamerayı hangi süreyle kapsadığı
- İlk yardım ve sağlık yönlendirmesine ilişkin kayıt, 112 çağrısının saati
- Aileye haber verilme saati ve bunu kimin yaptığı
- Aynı yerde daha önce benzer bir olay bildirilip bildirilmediği
Bu bilgiler ne kadar erken ve ne kadar yazılı alınırsa, sonradan ortaya çıkabilecek çelişkiler o kadar azalır. Olay sonrasındaki ilk saatlerde hangi adımın hangi sırayla atılacağını ayrıntılı anlattığımız çocuğum okulda yaralandı, ilk hangi adımları atmalıyım başlıklı yazımız bu bölümün pratik tamamlayıcısıdır.
Okulda Yaralanan Öğrenci Tutanağı Nedir, Nasıl Alınır?
Okulda yaralanan öğrenci tutanağı, mevzuatta standart bir formu ve zorunlu bir şablonu bulunmayan, olayın okul yönetimince yazılı olarak kayda geçirilmesini ifade eden belgedir. Millî Eğitim Bakanlığı’nın okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim yönetmeliklerinde “öğrenci yaralanma tutanağı” adıyla düzenlenmiş bir belge yoktur; bu metinlerde geçen tutanaklar öğretmenler kurulu, sınav, disiplin ve komisyon tutanaklarıdır. Bu nedenle “okulun düzenlemesi gereken resmî kaza tutanağı” beklentisiyle hareket etmek, aileyi boşuna bekletebilir.
Doğru yol, tutanağın adını aramak yerine kaydın kendisini talep etmektir. Aile, olayın yazılı olarak tespit edilmesini dilekçeyle isteyebilir; okul bu talebe 3071 sayılı Kanun m.7 uyarınca otuz gün içinde gerekçeli cevap vermek zorundadır. Talep, okul müdürlüğüne verilip evrak kaydı numarası alınmalı; cevap gelmezse aynı talep ilçe veya il millî eğitim müdürlüğüne yinelenmelidir. Dilekçede şunların bulunması, cevabın işe yarar olmasını sağlar:
- Öğrencinin adı, sınıfı ve okul numarası
- Olayın tarihi ve saati (nöbet süresi tartışması buradan çözülür)
- Olayın gerçekleştiği kesin yer (hangi koridor, hangi merdiven, bahçenin hangi bölümü)
- Yaralanmanın tarifi ve sevk edilen sağlık kuruluşu
- Olay anında görevli personelin ve tanıkların belirlenmesi talebi
- Kamera kaydının bulunup bulunmadığının bildirilmesi ve kaydın saklanması talebi
- Verilen cevabın yazılı olarak istenmesi
Tutanak tutulmamış olması, olayın ispatlanamayacağı anlamına gelmez. Okulun kendi işleyişinden doğan ve idareden getirtilebilecek pek çok kayıt vardır: nöbet çizelgesi, nöbetçi öğretmen görev talimatnamesi (İlköğretim Yön. m.44/10), e-Okul üzerindeki devamsızlık ve giriş-çıkış verileri, revir veya ecza dolabı kullanım kaydı, 112 çağrı kaydı, hastane acil servis giriş saati ve okul-aile birliği yazışmaları. Bu belgeler, dava açıldıktan sonra mahkemece idareden istenebilir.
| Belge / kayıt | Kimden istenir | Dayanak ve süre |
|---|---|---|
| Olayın yazılı tespiti (tutanak) | Okul müdürlüğü | 3071 s.K. m.3 → m.7: 30 gün gerekçeli cevap |
| Nöbet çizelgesi ve görev talimatnamesi | Okul müdürlüğü / il-ilçe MEM | 4982 s.K. m.11: 15 iş günü (gerekirse 30 iş günü) |
| Kamera kaydı bilgisi ve kopyası | Okul (veri sorumlusu) | KVKK m.11 ve m.13/2: 30 gün |
| Hastane kayıtları ve adli rapor | Sağlık kuruluşu | Hasta ve yasal temsilcisinin talebiyle |
| Soruşturma dosyası ve ön inceleme raporu | Kaymakamlık / valilik | 4483 s.K. kapsamında şikâyetçiye bildirim |
| İdareye tazminat başvurusu | Millî Eğitim Bakanlığı / valilik | İYUK m.13: 1 yıl / 5 yıl, cevapsızlıkta 30 gün |
Tutanak Ve Kamera Kaydı Neden Çok Önemlidir?
Tutanak ve kamera kaydı çok önemlidir, çünkü okulda yaralanma dosyalarında tartışma neredeyse her zaman olayın nasıl olduğu üzerinde düğümlenir ve bu iki kayıt dışındaki her şey beyandır. Kamera görüntüsü, nöbetin fiilen tutulup tutulmadığını, önlemin alınıp alınmadığını ve müdahalenin ne kadar sürdüğünü aynı anda gösterebilen tek delildir.
Okullarda kamera bulundurulması mevzuatta öngörülmüştür: Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği m.218, güvenli okul ortamı için “kamera ve alarm sistemlerinden de yararlanılarak” tedbir alınmasını arar. Ancak bu düzenleme kayıtların ne kadar süreyle saklanacağını belirlemez; saklama süresi okulun kişisel veri saklama ve imha politikasına göre değişir ve uygulamada çoğu zaman haftalarla ölçülür. İlköğretim yönetmeliğinin 78. maddesine 28 Temmuz 2026 değişikliğiyle eklenen sekizinci fıkra, öğrencilere ait kişisel verilerin işlenmesine ilişkin iş ve işlemlerin 6698 sayılı Kanun kapsamında yürütülmesini öngörür; yani kamera kaydı bir kişisel veridir ve talebi KVKK m.11 ile m.13’e tabidir. Veri sorumlusu, talebi en geç otuz gün içinde sonuçlandırmak zorundadır (KVKK m.13/2).
Otuz gün, görüntünün üzerine yazılması için fazlasıyla yeterli bir süredir. Bu yüzden talep dilekçesine mutlaka “kaydın silinmemesi ve muhafaza edilmesi” ibaresi konur ve paralel olarak aşağıdaki bölümde anlatılan delil tespiti yoluna başvurulur. Kamera kaydı hiç elde edilemediğinde dosyanın nasıl ilerlediğini, benzer bir ispat sorununu ele aldığımız kamera kaydı yoksa davanın nasıl ispatlanacağı yazımızda görebilirsiniz.
Kamera Kaydı Silinmeden Ne Yapılmalı? Delil Tespiti Nedir?
Kamera kaydı silinmeden yapılması gereken şey, mahkemeden delil tespiti istemektir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.400/1, tarafların ileride açacakları davada ileri sürecekleri bir vakıanın tespiti amacıyla keşif yapılmasını, bilirkişi incelemesi yaptırılmasını ya da tanık ifadelerinin alınmasını talep edebileceğini düzenler. İkinci fıkra ise ailenin işini kolaylaştıran bir karine kurar: “Kanunda açıkça öngörülen hâller dışında, delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı yahut ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimal dâhilinde bulunuyorsa hukuki yarar var sayılır.” Üzerine yazılarak silinen bir kamera kaydı, bu tanımın tam karşılığıdır.
Talep, dava henüz açılmamışsa esas hakkındaki davaya bakacak mahkemeden veya keşif yapılacak şeyin bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinden istenir (HMK m.401/1). Dilekçede tespiti istenen vakıa, bilirkişiye sorulacak sorular, delillerin kaybolacağı kuşkusunu uyandıran sebepler ve aleyhine tespit istenen kişinin bilgileri yer alır (m.402/1). Mahkemece belirlenen tespit giderleri avans olarak yatırılmadıkça sonraki işlemler yapılmaz (m.402/2). Tespit dosyası, sonradan açılan asıl davanın eki sayılır ve onunla birleştirilir; tarafların her biri bu tutanak ve raporlara dayanabilir (m.405). Ayrıca m.401/3 uyarınca esas davada, delil tespiti yapan mahkemenin yetkisiz ve görevsiz olduğu ileri sürülemez.
Delil tespitinin nasıl işlediğini ve hangi aşamada istenmesi gerektiğini ayrıntılı anlattığımız delil tespiti nedir, ne zaman yapılır yazımız, okul dosyaları için de aynı mantığı taşır. Ceza soruşturması açılmışsa ikinci bir yol daha vardır: 4483 sayılı Kanun m.4/1, Cumhuriyet başsavcılarının soruşturma izni istemeden önce dahi “ivedilikle toplanması gerekli ve kaybolma ihtimali bulunan delilleri” tespit edebileceğini söyler. Yani savcılığa yapılan şikâyet, kamera kaydının korunması bakımından da işlev görür.
Sağlık Belgeleri Neden Saklanmalıdır?
Sağlık belgeleri saklanmalıdır, çünkü tazminatın miktarını belirleyen şey olayın anlatımı değil, zararın belgeyle ölçülen ağırlığıdır. Türk Borçlar Kanunu m.54, bedensel zararları tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak sayar. Bu kalemlerin her biri ancak tıbbi kayıtla ispatlanır. Ayrıca ceza boyutunda TCK m.89’un hangi fıkrasının uygulanacağı da doğrudan rapora bağlıdır; örneğin vücutta kemik kırılması, cezanın yarı oranında artırılmasını gerektiren nitelikli hâldir.
- Acil servis giriş kaydı ve giriş saati
- Muayene raporu ve epikriz
- Röntgen, MR, tomografi, ultrason sonuçları ve görüntü CD’leri
- Kırık, dikiş, operasyon veya alçı belgeleri
- Reçeteler, ilaç ve ortez-protez faturaları
- Kontrol muayenesi raporları ve fizik tedavi seans kayıtları
- Okula devam edememe süresini gösteren istirahat raporu
- Psikolojik destek alındıysa buna ilişkin kayıtlar
- Ulaşım, refakat ve konaklama giderlerine ilişkin belgeler
Adli boyut için ayrıca adli rapor gerekir; darbe veya yaralanmanın ağırlığını tespit eden bu rapor, hastaneye başvuru sırasında istenmezse sonradan almak zorlaşır. Nasıl ve nereden alınacağını darp raporu nasıl alınır yazımızda anlattık. Kalıcı bir etki söz konusuysa süreç maluliyet raporu ile devam eder. Maluliyet oranı çıkmasa bile tazminat hakkının tümden ortadan kalkmadığını maluliyet olmazsa tazminat alınır mı yazımızda ayrıca açıkladık.
Aile Hangi Başvuruları Yapabilir?
Aile, birbirini dışlamayan dört ayrı kanala birden başvurabilir: okul ve millî eğitim idaresine, bilgi edinme merciine, savcılığa ve tazminat için idareye. Bunların sırası önemlidir, çünkü bazıları diğerinin süresini etkiler.
- Okul müdürlüğüne yazılı başvuru. Olayın kayda geçirilmesi, kamera kaydının korunması ve belgelerin verilmesi talep edilir. Yazılı başvuru, ileride “biz böyle bir talep duymadık” savunmasının önüne geçer.
- İlçe / il millî eğitim müdürlüğüne başvuru. Okuldan cevap alınamazsa veya ihmal iddiası varsa idari soruşturma açılması istenir. Aynı talep CİMER üzerinden da iletilebilir; CİMER başvurusu 3071 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilir.
- Bilgi edinme başvurusu. Belirli belgeler için 4982 sayılı Kanun yolu kullanılır; süresi 15 iş günüdür.
- Cumhuriyet başsavcılığına şikâyet. Taksirle yaralama kural olarak şikâyete bağlı olduğundan (TCK m.89/5), altı aylık süre içinde şikâyet edilmelidir (TCK m.73/1).
- İdareye tazminat başvurusu. Devlet okulunda dava açılabilmesi için bu adım zorunludur (İYUK m.13) ve en kritik süre burada işler.
Okul yemekhanesi veya kantininden kaynaklanan bir zehirlenme söz konusuysa dosyanın ispat mantığı değişir; bu özel duruma ilişkin değerlendirmeyi gıda zehirlenmesi tazminat davasında ispat yükü yazımızda ayrıca ele aldık.
Devlet Okulunda Tam Yargı Davası: Başvuru ve Dava Süreci
Devlet okulunda açılacak dava, idari eylemden doğan kişisel zararın giderilmesini konu aldığı için tam yargı davasıdır (İYUK m.2/1-b). Bu davanın kendine özgü bir ön şartı vardır: doğrudan mahkemeye gidilemez, önce idareye başvurulur. İYUK m.13/1 açıktır: “İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir.”
Başvurunun ardından işleyiş şöyledir: istek kısmen veya tamamen reddedilirse işlemin tebliğini izleyen günden itibaren, hiç cevap verilmezse otuz günlük sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi başlar. İdare mahkemesinde dava açma süresi ise altmış gündür (İYUK m.7/1). Bu iki süre üst üste binmez; önce otuz gün beklenir, sonra altmış gün sayılır.
| Aşama | Süre | Dayanak |
|---|---|---|
| İdareye başvuru — öğrenmeden itibaren | 1 yıl | İYUK m.13/1 |
| İdareye başvuru — her hâlde eylemden itibaren | 5 yıl | İYUK m.13/1 |
| İdarenin cevap vermemesi (zımni ret) | 30 gün | İYUK m.13/1 |
| İdare mahkemesinde dava açma | 60 gün | İYUK m.7/1 |
| Adli yargıda açılıp görevden reddedilen dava | İdareye başvuru şartı aranmaz | İYUK m.13/2 |
| Yanlış hasım gösterilmesi | Dava reddedilmez, gerçek hasma tebliğ edilir | İYUK m.15/1-c |
Tazminat hesabının hangi kurallara göre yapılacağı konusunda idari yargı ile adli yargı arasında fark yoktur. Türk Borçlar Kanunu m.55/2 bunu açıkça söyler: “Bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır.” Aynı fıkranın ilk cümlesi ayrıca, rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemelerinin ve ifa amacı taşımayan ödemelerin zarardan indirilemeyeceğini; hesaplanan tazminatın miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesiyle artırılıp azaltılamayacağını düzenler.
Maddi Tazminat Hangi Durumlarda Gündeme Gelir?
Maddi tazminat, çocuğun yaralanması nedeniyle ailenin malvarlığında ölçülebilir bir eksilme doğduğu her durumda gündeme gelir. Türk Borçlar Kanunu m.54 bedensel zararları dört başlıkta sayar ve bu sayım örnekleyicidir; “özellikle” ibaresi listenin kapalı olmadığını gösterir.
| TBK m.54 kalemi | Okul dosyasındaki karşılığı |
|---|---|
| Tedavi giderleri | Ameliyat, alçı, dikiş, fizik tedavi, ilaç, ortez-protez, özel hastane farkı, ulaşım ve refakat giderleri |
| Kazanç kaybı | Çocukta çoğu zaman doğrudan doğmaz; ancak refakat nedeniyle çalışamayan velinin kaybı gündeme gelebilir |
| Çalışma gücünün azalmasından doğan kayıplar | Kalıcı maluliyet varsa, maluliyet oranı üzerinden hesaplanır |
| Ekonomik geleceğin sarsılması | Kalıcı iz, uzuv kaybı veya işlev kaybı nedeniyle çocuğun ileride belirli mesleklere girememesi |
Uygulamada maddi tazminat değerlendirmesi özellikle şu hâllerde güçlenir: özel hastane veya ek tedavi masrafı çıkmışsa, fizik tedavi gerekmişse, aile refakat nedeniyle iş gücü kaybı yaşamışsa, uzun süreli bakım ihtiyacı doğmuşsa ya da kalıcı iz, sakatlık veya gelişimsel etki oluşmuşsa. Zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, TBK m.50/2 uyarınca olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararı hakkaniyete uygun biçimde belirler. Maddi ve manevi tazminatın hangi noktada ayrıştığını maddi ve manevi tazminat arasındaki fark yazımızda karşılaştırmalı olarak açıkladık.
Manevi Tazminat Talep Edilebilir Mi?
Evet, talep edilebilir. Türk Borçlar Kanunu m.56/1, hâkimin “bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebileceğini” düzenler. Bu hakkın sahibi öncelikle çocuğun kendisidir; küçük adına talep yasal temsilcisi tarafından ileri sürülür.
Anne ve babanın kendi adlarına manevi tazminat isteyebilmesi ise ayrı bir şarta bağlıdır. TBK m.56/2, yakınlara manevi tazminat verilebilmesi için ağır bedensel zarar veya ölüm hâli arar. Yani her yaralanmada veliye ayrıca manevi tazminat verilmez; çocuğun zararının ağırlığı bu kapıyı açan ölçüttür. Bu ayrımı baştan kurmak, dilekçede kimin hangi sıfatla ne istediğinin doğru yazılması bakımından önemlidir.
Çocuk bakımından manevi zarar daha geniş değerlendirilir; yaşanan olay fiziksel acıyla sınırlı kalmayabilir. Korku, okuldan çekinme, sosyal kaygı, travma sonrası stres belirtileri, uyku sorunları ve okul başarısındaki düşüş de sürece eşlik edebilir. Bu etkilerin psikolog veya çocuk psikiyatristi raporuyla belgelenmesi, talebin somutlaşmasını sağlar. Manevi tazminatın miktar tartışmasına örnek olarak basit yaralamada manevi tazminat miktarı yazımıza bakabilirsiniz.
Okul Kazalarında Tazminat Miktarını Belirleyen Ölçütler
Okul kazalarında tazminat miktarı için sabit bir tarife, yüzde ya da hazır tablo yoktur; internette dolaşan “şu yaralanmaya şu kadar ödenir” listelerinin kanunda karşılığı bulunmaz. Miktarı belirleyen ölçütler Türk Borçlar Kanunu’nda dağınık hâlde durur ve hâkim bunları birlikte uygular.
- Kusurun ağırlığı (m.51): Hâkim tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.
- Zarar görenin katkısı (m.52): Zarar gören, zararın doğmasında veya artmasında etkili olmuşsa hâkim tazminatı indirebilir, hatta tamamen kaldırabilir. Çocuğun yaşı ve ayırt etme gücü bu değerlendirmede belirleyicidir.
- Zararın ispat edilemeyen kısmı (m.50/2): Miktar tam ispatlanamıyorsa hâkim hakkaniyete uygun olarak belirler.
- Maluliyet oranı: Kalıcı etki varsa çalışma gücü kaybı bu oran üzerinden hesaplanır; rapor dosyanın omurgasıdır.
- Sosyal güvenlik ödemeleri (m.55/1): Rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacı taşımayan ödemeler zarardan indirilemez.
- Manevi tazminatta olayın özellikleri (m.56): Yaralanmanın ağırlığı, tedavi süresi, kalıcı iz, çocuğun yaşı ve olayın yaşandığı ortam birlikte tartılır.
Bu ölçütlerin dosyaya yansıması bilirkişi incelemesiyle olur; hesap raporu ile kusur raporu çoğu zaman ayrı ayrı alınır. Rapora itiraz süresi Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.281/1 uyarınca iki haftadır ve bu süre kaçırıldığında rapordaki hesap hatası sonradan düzeltilemeyebilir.

Devlet Okulu İle Özel Okul Arasında Fark Var Mı?
Evet, fark vardır ve bu fark yalnızca mahkemenin adıyla sınırlı değildir; ispat yükü, zamanaşımı ve sözleşmedeki sorumsuzluk kayıtlarının geçerliliği de değişir. Bu yüzden okulda yaralanan çocuğun ailesinin hakları değerlendirilirken sorulacak ilk soru, okulun hangi hukuk rejimine tabi olduğudur. Devlet okulunda uyuşmazlık kamu hizmetinin yürütülmesinden doğduğu için idari yargıdadır; Anayasa m.125, idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun açık olduğunu ve idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunu düzenler.
Özel okulda ise veli ile okul arasında bir kayıt sözleşmesi vardır ve bu sözleşme okula öğrencinin güvenliğini sağlama borcu yükler. Sonuç üç noktada devlet okulundan ayrılır:
- İspat yükü tersine döner. TBK m.112: “Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.” Yani ailenin okulun kusurunu ispat etmesi değil, okulun kusursuzluğunu ispat etmesi beklenir. Haksız fiilde ise kural terstir; TBK m.50/1 uyarınca zararı ve kusuru ispat yükü zarar görendedir.
- Personelin fiilinden okul doğrudan sorumludur. TBK m.116/1, borçlunun, borcun ifasını yanında çalışanlar gibi yardımcılarına bırakmış olsa bile onların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlü olduğunu söyler. Bu sorumlulukta, adam çalıştıranın sorumluluğundaki (m.66/2) “gerekli özeni gösterdim” kurtuluş kanıtı yoktur.
- Kayıt sözleşmesindeki sorumsuzluk kaydı geçersizdir. TBK m.116/3’e göre uzmanlığı gerektiren bir hizmet, ancak kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun yardımcı kişilerin fiillerinden sorumlu olmayacağına ilişkin anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. Özel okullar 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu m.3 uyarınca “kurum açma izni” almadan öğretime başlayamaz; dolayısıyla kayıt sözleşmesine konulan “okul, öğrencinin uğrayacağı zararlardan sorumlu değildir” türü kayıtlar bu hükme takılır.
| Ölçüt | Devlet okulu | Özel okul |
|---|---|---|
| Yargı kolu | İdari yargı — idare mahkemesi | Adli yargı — tüketici mahkemesi (ücretli eğitim hizmeti bir tüketici işlemidir); talep hizmet sözleşmesi dışında salt haksız fiile dayandırılıyorsa asliye hukuk mahkemesi |
| Davanın türü | Tam yargı davası (İYUK m.2/1-b) | Sözleşmeye aykırılık ve/veya haksız fiil |
| Muhatap | Kamu tüzel kişiliği; personele dava açılamaz (AY m.129/5, 657 m.13) | Okulu işleten gerçek veya tüzel kişi |
| Dava öncesi zorunlu adım | İdareye başvuru (İYUK m.13) | Yok |
| İspat yükü | Hizmet kusuru iddiası davacıda; idare kendi işleyişini açıklamakla yükümlü | Kusursuzluğu okul ispat eder (TBK m.112) |
| Zamanaşımı | İYUK m.13 süreleri (1 yıl / 5 yıl) | Sözleşmede 10 yıl (TBK m.146); haksız fiilde 2 / 10 yıl (m.72) |
| Sorumsuzluk kaydı | Söz konusu değil | Yardımcı kişiler yönünden kesin hükümsüz (TBK m.116/3) |
| Yanlış tarafa dava | Gerçek hasma tebliğ edilir (İYUK m.15/1-c) | Husumet yokluğundan ret |
Okul Servisinde Yaralanma Olursa Ne Değişir?
Okul servisinde yaralanma olursa muhatap değişir: olay artık yalnızca okulun gözetim sorumluluğu içinde değil, taşımacının ve sigortacının sorumluluğu içinde de değerlendirilir. Dayanak, 25 Ekim 2017 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Okul Servis Araçları Yönetmeliği‘dir ve bu yönetmelik taşıtın niteliklerinden taşımacının yükümlülüklerine kadar ayrıntılı kurallar koyar.
Yönetmeliğin 4. maddesi, aracın yaralanma riskini azaltmaya dönük somut şartlar arar. Öğrenci ve çocukların kolayca yetişebileceği camlar ve pencereler sabit olacak, iç düzenlemede demir aksam açıkta olmayacak, varsa “yaralanmaya sebebiyet vermeyecek yumuşak bir madde ile” kaplanacaktır (m.4/1-c). Aracın arkasında iniş-biniş sırasında yakılmak üzere en az 30 cm çapında kırmızı ışık veren ve “DUR” yazısını gösteren bir lamba bulunması zorunludur (m.4/1-b). Taşıtlar temiz, bakımlı ve güvenli durumda tutulur, altı ayda bir bakım ve onarımları yapılır (m.4/1-e) ve yaşları on iki yaşından büyük olamaz (m.4/1-f).
Burada yaygın bir yanlış bilgiyi düzeltmek gerekir. Birçok kaynak, okul servislerinde rehber personel bulundurmanın yürürlükteki bir zorunluluk olduğunu yazar. Oysa bu yükümlülüğü getiren hüküm — Yönetmelik m.5/2-(b) — mevzuat.gov.tr’deki konsolide metinde “Danıştay Sekizinci Dairesinin 2/2/2022 tarihli ve E.:2021/5662 sayılı kararı ile yürütmesi durdurulan bent” şerhiyle yer alır. Aynı maddenin (c) bendindeki bir ibare ile (d) bendi de Danıştay Sekizinci Dairesinin 19/10/2022 tarihli ve E.:2018/3407, K.:2022/5738 sayılı kararıyla iptal edilmiş, (d) bendi 19/8/2025 tarihli değişiklikle yeniden düzenlenmiştir. Bu nedenle servis dosyasında “rehber personel yoktu, o hâlde kural ihlal edildi” denklemi tek başına kurulamaz; mevzuatın o anki hâli kontrol edilmelidir.
Buna karşılık taşımacının aynı fıkranın (a) bendindeki yükümlülüğü yürürlüktedir: öğrenci ve çocukların “oturarak, güvenli ve rahat bir yolculuk yapmalarını sağlayacak tedbirleri alarak” taşımak zorundadır. Sigorta tarafında ise durum nettir: taşımacılar okul servis araçlarına Karayolları Trafik Kanunu’nun öngördüğü zorunlu mali sorumluluk sigortasını yaptırmak zorundadır (Yönetmelik m.10), sigorta şirketleri bu sigortayı yapmakla yükümlüdür (Yönetmelik m.11) ve sigortasız araçla öğrenci taşınamaz; aykırı davranan araçlar hakkında 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.91 uygulanır (Yönetmelik m.12).
Denetim de yönetmelikte düzenlenmiştir: okul servis taşıma faaliyetleri her eğitim-öğretim yılının birinci ve ikinci dönem başlangıcında valilik ve kaymakamlıklarca oluşturulan denetim komisyonu tarafından denetlenir; ayrıca kolluk kuvvetlerince her zaman denetlenebilir (Yönetmelik m.13/1-2). Kurallara aykırılık tespit edilirse özel izin belgesi iptal ettirilir ve iptale konu belge aynı eğitim öğretim yılında yeniden düzenlenemez (Yönetmelik m.13/5). Trafik kazası niteliğindeki servis olaylarında tazminatın hesabı ve sigortadan talep süreci için trafik kazasında çocuk yaralanırsa ailenin tazminat hakları yazımız ayrıntılı bir çerçeve sunar.
Meslek Lisesi Atölyesinde veya Stajda Yaralanma İş Kazası Sayılır Mı?
Evet, sayılabilir ve bu, okul yaralanmaları içinde çoğu ailenin bilmediği en güçlü farktır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.5/(b), 3308 sayılı Meslekî Eğitim Kanunu’nda belirtilen aday çırak, çırak ve işletmelerde meslekî eğitim gören öğrenciler ile “meslekî ve teknik ortaöğretim ile yükseköğrenimleri sırasında staja tabi tutulan öğrenciler, mesleki ve teknik ortaöğretim sırasında tamamlayıcı eğitim ya da alan eğitimi gören öğrenciler” hakkında iş kazası ve meslek hastalığı sigortası uygulanacağını düzenler. Aynı bent, bu kişilerin 4/1-(a) kapsamında sigortalı sayılacaklarını açıkça söyler.
Primleri öğrenci veya ailesi ödemez. 3308 sayılı Kanun m.25, bu öğrencilerin sigorta primlerinin asgari ücretin yüzde ellisi üzerinden Bakanlık bütçesine konulan ödenekten karşılanacağını hükme bağlar. Aynı maddenin ikinci fıkrası ise şunu söyler: “Aday çırak, çırak ve öğrencinin eğitimi sırasında işyerinin kusuru halinde meydana gelecek iş kazaları ve meslek hastalıklarından işveren sorumludur.”
Sonuç şudur: meslek lisesi öğrencisinin okul atölyesinde alan eğitimi sırasında veya işletmedeki staj sırasında yaralanması hâlinde, klasik tazminat yolunun yanına SGK’nın iş kazası mevzuatı da eklenir. Bu, geçici iş göremezlik ödeneği ve kalıcı etki hâlinde sürekli iş göremezlik geliri gibi ayrı haklar doğurabilir. Staj yerindeki kazalarda sorumluluğun nasıl dağıldığını stajyer iş kazası geçirirse ne olur yazımızda ayrıntılı işledik.
Çocuğu Başka Bir Öğrenci Yaraladıysa Kim Sorumlu Olur?
Yaralamayı başka bir öğrenci yaptıysa sorumluluk ikiye ayrılır ve bu iki yol birbirini dışlamaz: bir yanda yaralayan çocuğun ev başkanı, diğer yanda gözetim görevini yerine getirmeyen okul vardır.
Türk Medeni Kanunu m.369, ev başkanını, ev halkından olan küçüğün verdiği zarardan “alışılmış şekilde durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle onu gözetim altında bulundurduğunu veya bu dikkat ve özeni gösterseydi dahi zararın meydana gelmesini engelleyemeyeceğini ispat etmedikçe” sorumlu tutar. Burada da ispat yükü tersine dönmüştür: zarar gören ailenin velinin kusurunu ispat etmesi gerekmez; veli, gözetim görevini yerine getirdiğini ispat etmek zorundadır. Ayrıca TBK m.65, hakkaniyet gerektiriyorsa ayırt etme gücü bulunmayan kişinin verdiği zararın tamamen veya kısmen giderilmesine karar verilebileceğini düzenler.
Ceza tarafında yaş eşikleri belirleyicidir. TCK m.31/1’e göre fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmamış çocukların ceza sorumluluğu yoktur; haklarında ceza kovuşturması yapılamaz, yalnızca çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir. On iki yaşını doldurmuş olup on beş yaşını doldurmamış çocuklarda ise algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneği araştırılır (m.31/2). Ceza sorumluluğunun bulunmaması, hukuk davasındaki tazminat sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; TBK m.74, hâkimin ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle ve beraat kararıyla bağlı olmadığını açıkça söyler. Suça sürüklenen çocuk statüsünün ne anlama geldiğini suça sürüklenen çocuk (SSÇ) nedir yazımızda açıkladık.
Okulun sorumluluğu bu tabloda ayrıca yaşar. Akran şiddeti daha önce bildirilmiş, tekrarlanmış ya da okul yönetiminin bilgisi dâhilindeyse, gözetim ve koruma yükümlülüğünün ihlali gündeme gelir. İlköğretim yönetmeliğinin 78. maddesine 28 Temmuz 2026’da eklenen dokuzuncu fıkra, öğrencilerin korunması kapsamında okul öğrenci davranışlarını değerlendirme kurulu eliyle “olumsuz öğrenci davranışlarının fiil ve suça dönüşmesini engellemek” üzere önceden tedbir alınmasını öngörür. Bu fıkra, tekrarlayan akran şiddeti dosyalarında okulun “haberimiz yoktu” savunmasını zorlaştıran güncel bir dayanaktır.
Öğretmenin veya Okul Yönetiminin İhmali Suç Oluşturur Mu?
Oluşturabilir. Türk Ceza Kanunu m.22/2 taksiri “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi” olarak tanımlar. Nöbet görevinin hiç tutulmaması, riskli bir alanın açık bırakılması veya bilinen bir tehlikeye karşı önlem alınmaması, somut olayın özelliklerine göre taksirle yaralama suçunu gündeme getirebilir.
| TCK m.89 | Hâl | Sonuç |
|---|---|---|
| 1. fıkra | Taksirle vücuda acı verme, sağlığın veya algılama yeteneğinin bozulması | 4 aydan 2 yıla kadar hapis veya adlî para cezası |
| 2. fıkra | Duyu/organ işlevinde sürekli zayıflama, kemik kırılması, konuşmada sürekli zorluk, yüzde sabit iz, yaşamı tehlikeye sokan durum | Ceza yarı oranında artırılır |
| 3. fıkra | İyileşme olanağı bulunmayan hastalık veya bitkisel hayat, duyu/organ işlevinin yitirilmesi, konuşma veya çocuk yapma yeteneğinin kaybı, yüzün sürekli değişikliği | Ceza bir kat artırılır |
| 4. fıkra | Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması | 9 aydan 5 yıla kadar hapis |
| 5. fıkra | Soruşturma ve kovuşturma şikâyete bağlıdır; birinci fıkra kapsamındaki yaralama hariç, suç bilinçli taksirle işlenmişse şikâyet aranmaz | Şikâyet süresi 6 ay (m.73) |
İki ayrı suç tipi daha gündeme gelebilir. TCK m.98, yaşı veya yaralanması dolayısıyla kendini idare edemeyecek durumdaki kimseye hâl ve koşulların elverdiği ölçüde yardım etmeyen ya da durumu derhal ilgili makamlara bildirmeyen kişiyi cezalandırır; 112’nin aranmaması veya ailenin haberdar edilmemesi bu kapsamda tartışılabilir. TCK m.257 ise görevinin gereklerine aykırı hareket ederek veya görevini yapmakta ihmal ve gecikme göstererek kişilerin mağduriyetine neden olan kamu görevlisini cezalandırır.
Devlet okulunda ceza süreci ayrı bir kapıdan geçer. Anayasa m.129/6 ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun m.2 uyarınca, kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlar bakımından ceza soruşturması soruşturma iznine bağlıdır. İzin yetkisi ilçede kaymakama, ilde ve merkez ilçede valiye aittir (m.3/a-b). Cumhuriyet başsavcısı, ihbar veya şikâyeti aldığında ivedilikle toplanması gerekli ve kaybolma ihtimali bulunan delilleri tespit dışında işlem yapmadan izin ister (m.4/1). Soruşturma izni verilmemesi kararına karşı şikâyetçi de itiraz edebilir; itiraz süresi kararın tebliğinden itibaren on gündür ve itirazı kural olarak bölge idare mahkemesi inceler, kararlar kesindir (m.9).
Ceza dosyası ile tazminat dosyası birbirinden bağımsız yürür. TBK m.74, hâkimin kusur ve ayırt etme gücü değerlendirmesinde ceza hukuku hükümleriyle ve ceza hâkiminin beraat kararıyla bağlı olmadığını; ceza hâkiminin kusur değerlendirmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararının da hukuk hâkimini bağlamadığını düzenler. Şikâyetten vazgeçmenin tazminat hakkına etkisi ise ayrı bir konudur ve taksirle yaralamada şikâyetten vazgeçme yazımızda ele alınmıştır.
Okulda Yaralanmada Zamanaşımı: Üç Ayrı Süre Rejimi
Okulda yaralanmada tek bir zamanaşımı süresi yoktur; hangi rejimin işlediği okulun türüne ve talebin dayanağına göre değişir. Bu yüzden “iki yıl geçti, hakkım düştü” yargısı çoğu dosyada yanlıştır.
| Rejim | Süre | Başlangıç | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Devlet okulu — idareye başvuru | 1 yıl | Eylemi öğrenme | İYUK m.13/1 |
| Devlet okulu — mutlak süre | 5 yıl | Eylem tarihi | İYUK m.13/1 |
| Özel okul — sözleşmeye aykırılık | 10 yıl | Borcun muaccel olması | TBK m.146 |
| Haksız fiil — olağan süre | 2 yıl | Zararı ve yükümlüyü öğrenme | TBK m.72/1 |
| Haksız fiil — mutlak süre | 10 yıl | Fiil tarihi | TBK m.72/1 |
| Uzamış (ceza) zamanaşımı | 8 yıl | Suçun işlendiği gün | TBK m.72/1 son cümle + TCK m.66/1-e |
| Ceza şikâyeti | 6 ay | Fiili ve faili öğrenme | TCK m.73/1-2 |
Tablodaki en kritik satır sondan ikincisidir. TBK m.72/1’in son cümlesi şöyledir: “Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.” Taksirle yaralama suçunun cezası TCK m.89/1’de dört aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası olarak belirlendiği için, TCK m.66/1-(e) uyarınca dava zamanaşımı sekiz yıldır. Bu da tazminat talebinin iki yıl yerine sekiz yıllık süreye tabi olması sonucunu doğurur. Ceza davası hiç açılmamış olması ya da takipsizlik veya beraat kararı verilmiş olması, kural olarak bu uzamış süreyi ortadan kaldırmaz.
Uzamış ceza zamanaşımının pratikte nasıl uygulandığını, aynı hükmün başka bir uyuşmazlık türündeki karşılığını anlattığımız uzamış ceza zamanaşımı yazımızda görebilirsiniz. Zamanaşımının bir def’i olduğunu, yani hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmadığını da eklemek gerekir (TBK m.161).
Çocukların Okuldaki Hakları Nelerdir?
Çocukların okuldaki hakları, yaralanma dosyasında da doğrudan işe yarayan yazılı dayanaklardır; çünkü ihlal edilen her hak, gözetim yükümlülüğünün somut bir parçasını gösterir. Anayasa m.42, kimsenin eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamayacağını, ilköğretimin kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunlu ve Devlet okullarında parasız olduğunu düzenler. Bu çerçevenin altındaki haklar yönetmeliklerde somutlaşır.
- Güvenli ve sağlıklı ortam hakkı: Okul ve çevresinde sağlıklı, güvenli bir eğitim ortamı sağlanması esastır (İlköğretim Kur. Yön. m.78/1-a). Derslik, laboratuvar, yemekhane, uyku odası ve yatakhane gibi yerlerde ısı, ışık ve havalandırmanın sağlık şartlarına uygun olması için önlem alınır (m.78/1-b).
- Gözetim altında bulunma hakkı: Nöbet görevi ilk ders başlamadan 30 dakika önce başlar, son ders bitiminden 30 dakika sonra sona erer (m.44/8).
- İlk yardıma erişim hakkı: Okulda ilk yardım dolabı ve çantası bulundurulur (m.78/1-d); yatılı okullarda revir, diğer okullarda ecza dolabı oluşturulur (Ortaöğretim Kur. Yön. m.104).
- Şiddetten korunma hakkı: Çalışanların ve öğrencilerin fiziki ve psikolojik şiddetten korunması için güvenlik sistemlerinden yararlanılarak tedbir alınır (m.78/2).
- Görüntüsünün korunması hakkı: Okul içi ve dışı etkinliklerde çekilen görüntüler sosyal medya ve haberleşme gruplarında paylaşılamaz; ancak veliden ve rehberlik öğretmeni gözetiminde öğrenciden yazılı izin alınması kaydıyla yayımlanabilir (m.78/7). Kişisel verilerin işlenmesi 6698 sayılı Kanun kapsamında yürütülür (m.78/8, Ek: RG-28/7/2026-33323).
- Disiplin sürecinde savunma hakkı: Disiplin kuruluna sevk edilen öğrencilerin yazılı ve gerektiğinde sözlü savunmaları alınır, sözlü savunmalar tutanağa geçirilir; çağrı yazılı ve imza karşılığı yapılır (Ortaöğretim Kur. Yön. m.194).
- Sağlık durumuna uygun muamele hakkı: Diyabet, tansiyon, kanser, çölyak ve benzeri süreğen hastalığı olan öğrencilere, uzaktan sağlık takibi amacıyla sınırlı olmak üzere cep telefonlarına erişimde kolaylık sağlanır (m.78/1-f).
Veli tarafında ise bilgi alma hakkı vardır: Anayasa m.40 kapsamında yetkili makama geciktirilmeden başvurabilme, 3071 sayılı Kanun kapsamında otuz gün içinde gerekçeli cevap alma ve 4982 sayılı Kanun kapsamında belgeye erişme hakları bir arada kullanılır.
Okul Kazalarında Yapılması Gerekenler: İlk Üç Gün
Okul kazalarında yapılması gerekenler, dosyanın ilerideki gücünü ilk üç günde belirler. Aşağıdaki sıralama, yukarıdaki bölümlerde tek tek açıklanan hukuki dayanakların pratik karşılığıdır.
- Aynı gün: Çocuğu sağlık kuruluşuna götürün, acil servis giriş saatinin kayda geçtiğinden emin olun ve gerekiyorsa adli rapor talep edin.
- Aynı gün: Okula yazılı dilekçe verip evrak kayıt numarası alın; dilekçede olayın saatini, yerini ve kamera kaydının saklanması talebini açıkça yazın.
- İlk 48 saat: Tanık öğrenci ve öğretmenlerin adlarını not edin; çocuğun kendi anlatımını, yönlendirmeden ve tarih düşerek yazıya geçirin.
- İlk 48 saat: Kamera kaydı verilmiyorsa sulh hukuk mahkemesinden delil tespiti talebinde bulunun (HMK m.400).
- İlk 72 saat: Nöbet çizelgesi ve görev talimatnamesi için bilgi edinme başvurusu yapın (4982 s.K. m.11).
- İlk hafta: Masraf belgelerini tek dosyada toplamaya başlayın; ulaşım ve refakat giderleri dâhil.
- Altı ay dolmadan: İhmal iddiası varsa Cumhuriyet başsavcılığına şikâyette bulunun (TCK m.73).
- Bir yıl dolmadan: Devlet okulunda idareye tazminat başvurusu yapın (İYUK m.13).
Bu adımların her birinin gerekçesini ve olay anındaki ayrıntılarını çocuğum okulda yaralandı, ilk hangi adımları atmalıyım yazımızda adım adım anlattık.
Aile En Çok Hangi Hataları Yapıyor?
Bu tür olaylarda ailelerin yaptığı hataların neredeyse tamamı kayıt eksikliğinden ve yanlış yola gitmekten doğar. En sık görülenler şunlardır:
- Olayı sadece sözlü anlatımla bırakmak, dilekçe vermemek ve evrak kayıt numarası almamak
- Kamera kaydının korunmasını talep etmemek, delil tespiti yolunu hiç düşünmemek
- Sağlık belgelerini dağınık bırakmak, ulaşım ve refakat giderlerini belgelemeye değer görmemek
- Çocuğun psikolojik etkilenmesini kayıt altına almamak
- Devlet okulu–özel okul ayrımını baştan yapmamak ve yanlış yargı kolunda dava açmak
- Devlet okulunda doğrudan öğretmene dava açmaya çalışmak (Anayasa m.129/5 buna izin vermez)
- İdareye başvuru şartını atlayıp doğrudan idare mahkemesine gitmek (İYUK m.13)
- Taksirle yaralamada altı aylık şikâyet süresini kaçırmak
- “İki yıl geçti” diyerek tazminat hakkının düştüğünü sanmak; uzamış ceza zamanaşımını hesaba katmamak
- Bilirkişi raporuna iki haftalık sürede itiraz etmemek
Okulda yaralanan çocuğun ailesinin hakları, aynı olayda hem idari yargıyı hem ceza yargılamasını hem de sigorta ilişkisini birlikte çalıştırabilen, süreleri birbirinden farklı işleyen bir dosya doğurur. Çocuğunuzun dosyasında hangi yolun açık olduğunu ve hangi sürenin işlemekte olduğunu değerlendirmek için tazminat hukuku alanındaki çalışmalarımızı inceleyebilir, iletişim sayfamız üzerinden bize ulaşabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Okulda yaralanan öğrenci için tutanak tutulması zorunlu mu?
Millî Eğitim Bakanlığı yönetmeliklerinde “öğrenci yaralanma tutanağı” adıyla düzenlenmiş zorunlu bir form yoktur. Ancak aile, olayın yazılı olarak tespit edilmesini dilekçeyle talep edebilir ve okul bu başvuruya 3071 sayılı Kanun m.7 uyarınca en geç otuz gün içinde gerekçeli cevap vermek zorundadır. Tutanak tutulmamış olması olayın ispatlanamayacağı anlamına gelmez; nöbet çizelgesi, e-Okul kayıtları, 112 çağrı kaydı ve hastane giriş saati mahkemece idareden getirtilebilir.
Okul kazalarında tazminat kimden istenir?
Devlet okulunda tazminat, öğretmenden veya müdürden değil okulun bağlı olduğu kamu tüzel kişiliğinden istenir; Anayasa m.129/5 ve 657 sayılı Kanun m.13 bu davaların ancak idare aleyhine açılabileceğini söyler. Özel okulda muhatap, okulu işleten gerçek veya tüzel kişidir. Servis kazasında ise taşımacı, sürücü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı muhatap olur.
Okulda yaralanan çocuk için hangi mahkemeye başvurulur?
Devlet okulunda idare mahkemesinde tam yargı davası açılır (İYUK m.2/1-b). Özel okulda ise dava adli yargıdadır. Ücret karşılığı verilen eğitim bir tüketici işlemi olduğundan, okulun sözleşmeden doğan yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmemesine dayanan taleplerde görevli mahkeme tüketici mahkemesidir (6502 sayılı Kanun m.73/1; m.83/2 uyarınca başka kanunlarda düzenleme bulunması görev hükümlerinin uygulanmasını engellemez). Bu yolda tüketici harçtan muaftır (m.73/2) ve davasını kendi yerleşim yerinde açabilir (m.73/5); dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması ise dava şartıdır (m.73/A). Talep, sözleşme ilişkisinden bağımsız biçimde salt haksız fiile dayandırılıyorsa asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Adli yargıda açılıp görev yönünden reddedilen bir tam yargı davasında, sonradan idari yargıda açılacak davada idareye başvuru şartı aranmaz (İYUK m.13/2).
Okulda yaralanmada dava açma süresi ne kadar?
Devlet okulunda önce idareye başvurulur: öğrenmeden itibaren bir yıl, her hâlde olaydan itibaren beş yıl (İYUK m.13/1). İdare otuz gün içinde cevap vermezse istek reddedilmiş sayılır ve bu tarihten itibaren altmış gün içinde dava açılır. Özel okulda sözleşmeye dayanan talep on yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m.146); haksız fiile dayanan talep ise iki yıl ve her hâlde on yıldır (TBK m.72/1), fiil suç oluşturuyorsa uzamış ceza zamanaşımı uygulanır.
Öğretmene doğrudan dava açabilir miyim?
Devlet okulunda kural olarak açamazsınız. Anayasa m.129/5, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının ancak idare aleyhine açılabileceğini düzenler; idare ödediği tazminatı sonradan personele rücu edebilir. Bunun istisnası, davranışın görevden ayrılabilen kişisel bir kusur oluşturduğu hâllerdir. Özel okulda ise böyle bir sınır yoktur.
Okul kamera kaydını vermezse ne yapılır?
İki yol birlikte işletilir. Birincisi, okul veri sorumlusu sıfatıyla KVKK m.11 ve m.13 kapsamında başvuruyu en geç otuz gün içinde sonuçlandırmak zorundadır. İkincisi ve daha etkilisi, sulh hukuk mahkemesinden delil tespiti istemektir; HMK m.400/2, delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı ihtimali varsa hukuki yararın var sayılacağını söyler. Kamera kayıtları üzerine yazılarak silindiği için bu koşul okul dosyalarında çoğunlukla gerçekleşir.
Teneffüste yaralanan öğrenciden okul sorumlu mudur?
Teneffüs, nöbet görevinin kapsamındadır; ilköğretim yönetmeliği nöbetçi öğretmenin görevini ders saatleri dışını da kapsayacak biçimde düzenler ve özel eğitim öğretmenleri için nöbetin teneffüs ve yemek saatlerinde sürdüğünü açıkça belirtir (m.44/12). Sorumluluğun doğması için ayrıca gözetim görevinin somut olayda yerine getirilmemiş olması ve bu eksiklikle zarar arasında bağ bulunması gerekir.
Okul servisinde rehber personel bulundurmak zorunlu mu?
Bu yükümlülüğü getiren hüküm, Okul Servis Araçları Yönetmeliği m.5/2-(b)’dir; ancak konsolide metinde bu bent, Danıştay Sekizinci Dairesinin 2/2/2022 tarihli ve E.2021/5662 sayılı kararıyla yürütmesi durdurulan bent şerhiyle yer alır. Bu nedenle “rehber personel yoktu” iddiası tek başına bir mevzuat ihlali gerekçesi olarak kurulamaz. Taşımacının öğrencileri oturarak, güvenli ve rahat biçimde taşıma yükümlülüğü ise (m.5/2-a) yürürlüktedir.
Meslek lisesi atölyesinde yaralanan öğrenci SGK’dan hak alabilir mi?
Alabilir. 5510 sayılı Kanun m.5/(b), mesleki ve teknik ortaöğretim sırasında staj, tamamlayıcı eğitim ya da alan eğitimi gören öğrencileri iş kazası ve meslek hastalığı sigortası bakımından 4/1-(a) kapsamında sigortalı sayar. Primler 3308 sayılı Kanun m.25 uyarınca Bakanlık bütçesinden karşılanır. Bu durumda tazminat yolunun yanında SGK’nın iş kazası hakları da gündeme gelir.
Çocuğumu başka bir öğrenci yaraladı, kimden tazminat isterim?
Öncelikle yaralayan çocuğun ev başkanından. Türk Medeni Kanunu m.369, ev başkanını ev halkından küçüğün verdiği zarardan sorumlu tutar ve gözetim görevini yerine getirdiğini ispat yükünü ona yükler. Okulun gözetim kusuru da varsa okula karşı ayrıca talepte bulunulabilir. On iki yaşını doldurmamış çocuğun ceza sorumluluğu yoktur (TCK m.31/1); bu, tazminat sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Bir öğrencinin okuldaki hakları nelerdir?
Anayasa m.42 eğitim ve öğrenim hakkını güvenceye alır. Yönetmelik düzeyinde öğrencinin; sağlıklı ve güvenli bir eğitim ortamında bulunma, nöbet düzeni içinde gözetim altında olma, ilk yardıma erişme, fiziki ve psikolojik şiddetten korunma, görüntüsünün izinsiz paylaşılmaması ve disiplin sürecinde savunma hakkı vardır. Bu haklar sırasıyla İlköğretim Kurumları Yönetmeliği m.78, m.44 ve Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği m.194 ile m.218’de düzenlenmiştir.
Okulda bir arkadaşımız yaralandığında neler yapmalıyız?
İlk iş, yaralanan öğrenciyi yerinden oynatmadan en yakın öğretmene veya nöbetçi öğretmene haber vermektir. Okul yönetimi durumu velisine bildirmek ve gerekiyorsa 112’yi aramakla yükümlüdür; yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi TCK m.98 kapsamında suç oluşturabilir. Olayı gören öğrencilerin gördüklerini doğru biçimde aktarması, sonraki aşamalarda tanık beyanı olarak önem taşır.
Okulda yaralanmada aileye ayrıca manevi tazminat verilir mi?
Her olayda verilmez. Türk Borçlar Kanunu m.56/1 manevi tazminatı öncelikle bedensel bütünlüğü zedelenen kişiye tanır; m.56/2 ise yakınlara manevi tazminat verilebilmesi için ağır bedensel zarar veya ölüm hâli arar. Bu nedenle hafif yaralanmalarda talep çocuk adına ileri sürülür, velinin kendi adına talebi ise zararın ağırlığına bağlıdır.
Okul kayıt sözleşmesindeki sorumsuzluk kaydı geçerli olur mu?
Yardımcı kişilerin fiilleri yönünden geçerli olmaz. TBK m.116/3, uzmanlık gerektiren ve ancak kanun veya yetkili makam izniyle yürütülebilen bir hizmette, borçlunun yardımcı kişilerin fiillerinden sorumlu olmayacağına ilişkin anlaşmayı kesin olarak hükümsüz sayar. Özel öğretim kurumları 5580 sayılı Kanun m.3 uyarınca kurum açma izni almadan öğretime başlayamadığından, okul bu hükmün kapsamındadır.
Bu metin genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; okulun türü, olayın yeri ve saati ile sağlık raporlarının içeriği dosyadan dosyaya değiştiğinden, somut olayınıza ilişkin hukuki değerlendirme yerine geçmez.