Özel Hastane Malpraktis Görevli Mahkeme Hangisi, Dava Tüketici Mahkemesinde mi Görülür?
Özel hastane malpraktis görevli mahkeme konusundaki en yaygın yanılgı, hasta öldüyse veya ağır yaralandıysa davanın asliye hukuk mahkemesinde açılacağıdır; oysa hasta ile özel hastane arasındaki tedavi ilişkisi bir tüketici işlemidir ve bu ilişkiden doğan tazminat davasına zararın ağırlığından bağımsız olarak tüketici mahkemesi bakar. Dayanak, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun‘un 73. maddesidir; tüketici mahkemesi kurulmamış yerlerde aynı davaya asliye hukuk mahkemesi tüketici mahkemesi sıfatıyla bakar.
Kuralın üç istisnası dava açılmadan önce kontrol edilmelidir. Talebin toplam değeri 2026 yılı için 186.000 TL’nin altındaysa başvuru mahkemeye değil tüketici hakem heyetine yapılır. Vakıf üniversitesinin kendi hastanesinde tazminat istemi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na göre üniversite kamu tüzel kişisi olduğu için idari yargıda görülür; buna karşılık vakıf üniversitesiyle yalnızca işbirliği protokolü bulunan özel hastane, Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 2026 tarihli kararına göre özel hastane olarak kalır. Devlet hastanesi ise bütünüyle ayrı bir yoldur.
Bir bakışta
- Özel hastane, özel tıp merkezi, poliklinik, muayenehane: tüketici mahkemesi (yoksa asliye hukuk, tüketici mahkemesi sıfatıyla)
- Talep 186.000 TL’nin altında (2026): il veya ilçe tüketici hakem heyeti
- Vakıf üniversitesiyle afiliasyon protokollü özel hastane: adli yargı, tüketici mahkemesi
- Vakıf üniversitesinin kendi hastanesi, devlet ve şehir hastanesi: idari yargı, tam yargı davası
- Yanlış mahkeme: görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde dosyanın gönderilmesi istenmezse dava açılmamış sayılır (HMK m.20)
- Harç: tüketici mahkemesinde tüketicinin açtığı dava harçtan muaftır (6502 m.73/2)
Özel Hastane Malpraktis Görevli Mahkeme Hangisidir?
Görevli mahkeme tüketici mahkemesidir. 6502 sayılı Kanun’un 73. maddesinin birinci fıkrası, “Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir.” der. Özel hastanede verilen teşhis ve tedavi hizmeti bu tanımın içine girer; hasta tüketici, hastaneyi işleten şirket ise hizmeti ticari amaçla sunan taraftır.
Tüketici işleminin kanundaki tanımı malpraktis dosyaları için özellikle önemlidir. Kanun’un 3. maddesinin (l) bendi, ticari veya mesleki amaçla hareket edenlerle tüketiciler arasında kurulan “eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi” tüketici işlemi sayar. Yargıtay hasta ile hekim ve hastane arasındaki tedavi ilişkisini vekâlet sözleşmesi, sonucu taahhüt edilen estetik müdahaleyi ise eser sözleşmesi olarak nitelendirir. İki sözleşme türü de tanımda adıyla sayıldığı için hangi niteleme benimsenirse benimsensin görev tüketici mahkemesinde kalır.
Bu sonuç 6502 sayılı Kanun’dan önce de benimseniyordu. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 28.09.2012 tarihli, 2012/21184 Esas, 2012/20509 Karar sayılı kararında, bel ağrısı için başvurulan bir hastanede yanlış teşhis ve tedavi iddiasıyla açılan maddi ve manevi tazminat davasında uyuşmazlığın teşhis ve tedavi hizmetinden kaynaklandığını, davacıların tüketici, davalının hizmet sunucusu olduğunu belirtmiş ve davaya genel mahkemenin değil tüketici mahkemesinin bakması gerektiği gerekçesiyle esastan verilen kararı bozmuştur.
Hasta Neden Tüketici Sayılır?
Kanun tüketiciyi “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi” olarak tanımlar (6502 m.3/1-k). Tedavi olmak için hastaneye giden kişi kendi sağlığı için hareket ettiğinden bu tanımı doğrudan karşılar. Hastanenin anonim şirket olması, hekimin uzman ya da öğretim üyesi olması veya hizmetin pahalı olması sonucu etkilemez.
Bedelin kimin tarafından ödendiği de tanımda bir ölçüt olarak yer almaz. Kanun hizmeti “bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan ya da yapılması taahhüt edilen” iş olarak tanımlar (m.3/1-d); ücretin hastanın cebinden mi, özel sağlık sigortasından mı yoksa SGK ile yapılan anlaşma kapsamında mı karşılandığına göre bir ayrım öngörmez. Bu nedenle SGK anlaşmalı bir özel hastanede yalnızca katılım payı ödenerek yapılan bir ameliyat da metin bakımından tüketici işlemi tanımının dışında kalmaz.
Tanımın sınırı, taraflardan birinin gerçekten tüketici olmasıdır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 16.03.2021 tarihli, 2020/8172 Esas, 2021/2772 Karar sayılı kararında, taraflardan biri tüketici değilse ilişkinin 6502 sayılı Kanun kapsamı dışında kalacağını ve davaya genel mahkemelerin bakacağını vurgulamıştır. Malpraktis dosyasında bu sınır nadiren sorun çıkarır; ancak bir şirketin çalışanları için toplu sağlık taraması satın alması gibi kurumsal sözleşmelerde ayrıca değerlendirilir.
Hastane Şirket Olduğu Hâlde Dava Neden Ticaret Mahkemesinde Görülmez?
Özel hastaneyi işleten şirket tacirdir ve şirketin taraf olduğu pek çok uyuşmazlık asliye ticaret mahkemesinde görülür. Tedavi ilişkisinde bu kural işlemez, çünkü 6502 sayılı Kanun’un 83. maddesinin ikinci fıkrası çatışmayı tüketici lehine çözer: taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler hakkında başka kanunlarda düzenleme bulunması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve Kanun’un görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 10.10.2018 tarihli, 2017/1841 Esas, 2018/6187 Karar sayılı kararında bu kuralı bir sigorta sözleşmesi uyuşmazlığında uygulamış; sigorta sözleşmeleri ticaret hukukunda düzenlenmiş olsa da tüketici konumundaki kişinin açtığı davada ticaret mahkemesinin değil tüketici mahkemesinin görevli olduğuna hükmetmiştir. Aynı mantık hastane şirketine karşı açılan tazminat davası için de geçerlidir.
Doktora Ayrıca Dava Açılırsa Mahkeme Değişir mi?
Değişmez; özel hastanede tedaviyi yürüten hekim ile hastaneyi işleten şirket aynı davada birlikte davalı gösterilebilir ve dava tüketici mahkemesinde görülür. Tüketici işlemi tanımı yalnızca ticari amaçla hareket edeni değil, “onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişileri” de kapsar (6502 m.3/1-l). Hastanede çalışan hekim, hastayla kurulan tedavi ilişkisinde hastane adına hareket eden kişidir.
Yargıtay da özel hastane ile hekimi aynı ilişki içinde değerlendirir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 11.02.2020 tarihli, 2016/26439 Esas, 2020/1797 Karar sayılı kararında, bir özel hastanede gerçekleşen doğumda bebeğin zarar gördüğü iddiasıyla hastane ve doğumu yaptıran doktor aleyhine birlikte açılan davayı, “davalı özel hastane ve doktorun vekillik sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırılık” olarak nitelendirmiştir. Hastanenin hekimin fiilinden sorumluluğu, sözleşme yönünden ifa yardımcısının fiilinden sorumluluğu düzenleyen TBK m.116’ya, haksız fiil yönünden adam çalıştıranın sorumluluğunu düzenleyen TBK m.66’ya dayanabilir (davalının nasıl belirlendiği ayrı bir yazıda anlatılmıştır).
Muayenehanesinde serbest çalışan hekimde durum daha da açıktır: hasta sözleşmeyi doğrudan hekimle kurar, hekim mesleki amaçla hareket eden sağlayıcıdır ve görevli mahkeme yine tüketici mahkemesidir. Aynı değerlendirme diş hekimi muayenehanesi, özel estetik kliniği ve özel tıp merkezi için de yapılır. Estetik müdahalede sözleşmenin eser sözleşmesi sayılması (estetik ameliyatta sonuç garantisi) görev kuralını değiştirmez, çünkü eser sözleşmesi de tüketici işlemi tanımında sayılmıştır.
Hekime tek başına ve yalnızca haksız fiil hükümlerine dayanılarak dava açıldığında görev tartışması çıkabilir. Hasta ile hastanede çalışan hekim arasında ayrı bir sözleşme bulunmadığı ileri sürülerek davanın genel mahkemede görülmesi gerektiği savunulabilir. Bu tartışmaya girmemenin güvenli yolu, hastaneyi ve hekimi aynı dilekçede birlikte davalı göstermek ve talebi tedavi ilişkisine dayandırmaktır.
Hekimin Sigorta Şirketine Doğrudan Dava Açılırsa
Hekimin zorunlu mesleki mali sorumluluk sigortasını yapan şirkete doğrudan başvurma hakkı Türk Ticaret Kanunu m.1478’den doğar. Hasta ile sigorta şirketi arasında bir sözleşme bulunmadığı için bu davanın görevli mahkemesi, hastaneye ve hekime karşı açılan davadan ayrı değerlendirilir ve sigortacının dava dışında bırakılması, hastane ile hekime karşı açılan davanın görev kuralını etkilemez. Sigortacıyı da davaya katmak isteyen hasta, aynı dilekçede birden fazla görev kuralının bir araya gelmesinden doğabilecek usul tartışmasını baştan hesaba katmalıdır.
Hasta Öldüyse veya Ağır Yaralandıysa Dava Asliye Hukukta mı Açılır?
Hayır; ölüm veya kalıcı sakatlık, görevli mahkemeyi kendiliğinden asliye hukuk mahkemesine taşımaz. İnternette sıkça tekrarlanan “ölüm ve bedensel zarar davalarına asliye hukuk bakar” görüşünün kanundaki karşılığı 2012’de ortadan kalktı.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu‘nun ilk hâlinde 3. madde tam olarak bu kuralı koyuyordu: idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün yitirilmesine veya ölüme bağlı maddi ve manevi zararların tazminine ilişkin davalara asliye hukuk mahkemeleri bakacak, ikinci cümleye göre idarenin sorumluluğu dışında kalan sebeplerden doğan aynı tür zararlarda da bu hüküm uygulanacaktı. Anayasa Mahkemesi 16.02.2012 tarihli, 2011/35 Esas, 2012/23 Karar sayılı kararıyla maddenin birinci cümlesini iptal etti; ikinci ve üçüncü cümleleri de uygulanma olanağı kalmadığı gerekçesiyle iptal kapsamına aldı. Bugün HMK’nın 3. maddesinin yerinde yalnızca iptal notu durur.
İptalin sonucu, ölüm ve yaralanma dosyalarında da görevin genel kurallara göre belirlenmesidir. Özel hastanedeki tedavi ilişkisinden doğan zararda bu genel kural, tüketici işlemlerini tüketici mahkemesine bağlayan 6502 m.73’tür. HMK m.2’deki asliye hukuk mahkemesinin genel görevi ise “aksine bir düzenleme bulunmadıkça” işler; 6502 m.73 tam olarak böyle bir aksine düzenlemedir.
Aile Kendi Adına Dava Açtığında Ne Olur?
Hastanın ölümünden sonra açılan dosyalarda iki ayrı talep birlikte bulunur. Birincisi mirasçıların, ölen hastanın sağlığında doğmuş haklarını (tedavi gideri, kazanç kaybı gibi) miras yoluyla ileri sürmesidir; bu talep doğrudan tedavi sözleşmesine dayanır. İkincisi ölen kişinin desteğinden yoksun kalanların destek tazminatı (TBK m.53) ve yakınların manevi tazminatıdır (TBK m.56/2); bunlar yakınların kendi kişiliklerinde doğan haklardır.
İkinci grup talepler için yakınların tedavi sözleşmesinin tarafı olmadığı ileri sürülerek genel mahkemenin görevli olduğu savunulabilir; bu konuda tek yönlü bir kanun hükmü yoktur. Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 2026 kararına konu olayda ölen hastanın eşi ve kızı, destekten yoksun kalma ve manevi tazminat taleplerini tüketici mahkemesinde açmıştı. Ailenin pratik sorunu bu nedenle mahkeme türünden çok sürelerdir: talepler aynı dilekçede birleştirildiğinde ve dava görevsizlik nedeniyle başka bir mahkemeye gönderildiğinde HMK m.20’deki iki haftalık süre kaçırılmadıkça hak kaybı doğmaz.
Tutar 186.000 TL’nin Altındaysa Başvuru Tüketici Hakem Heyetine Yapılır
Değeri belirli bir sınırın altında kalan tüketici uyuşmazlıklarında mahkemeye gidilmez. 6502 sayılı Kanun’un 68. maddesinin birinci fıkrasına göre değeri sınırın altında bulunan uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunludur; sınırın üzerindeki uyuşmazlıklar için ise hakem heyetine başvuru yapılamaz. Sınır her yıl yeniden değerleme oranında artırılır.
2026 yılı için sınır, 23.12.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan parasal sınırlar tebliği ile belirlenmiştir. Tebliğin 3. maddesine göre “2026 yılı için yapılacak başvurularda değeri 186.000 (yüz seksen altı bin) Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda” il veya ilçe tüketici hakem heyetleri görevlidir; tebliğ 1 Ocak 2026’da yürürlüğe girmiştir.
Kalıcı bir sağlık zararı veya ölüm söz konusu olduğunda istenecek tutar bu sınırı kolayca aşar. Sınırın altında kalabilecek talepler daha çok ödenen tedavi bedelinin iadesi, tekrarlanması gereken küçük bir işlemin gideri veya başarısız bir estetik uygulamanın ücreti gibi kalemlerdir. Kanun “uyuşmazlığın değeri”nden söz eder ve manevi tazminatı bu değerin dışında tutan bir ayrım yapmaz. Değer hesaplanırken maddi ve manevi talepler bu nedenle birlikte toplanmalı, toplam sınırın altında kalıyorsa başvurunun hakem heyetine yapılması gerektiği hesaba katılmalıdır.
Hakem Heyeti Kararına İtiraz Nereye Yapılır?
Tüketici hakem heyeti kararları tarafları bağlar ve ilam gibi icraya konulur (6502 m.70/1-2). Kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, hakem heyetine veya tüketicinin yerleşim yerindeki tüketici mahkemesine itiraz edilebilir (m.70/3). İtiraz üzerine tüketici mahkemesinin verdiği karar kesindir (m.70/5). Hakem heyeti kararına yapılan itiraz, arabuluculuk dava şartının da dışında tutulmuştur (m.73/A/1-b).
Hangi Sağlık Kuruluşunda Hangi Mahkeme?
Özel hastane malpraktis görevli mahkeme kuralının sınırını hastanenin tabelası değil, hizmeti sunan kuruluşun hukuki statüsü çizer. Aşağıdaki tablo, hasta tarafının en sık karşılaştığı kuruluş türlerini ve her birinde dava açılacak yeri gösterir.
| Kuruluş | Davalı | Görevli yer | Dava öncesi şart |
|---|---|---|---|
| Özel hastane, özel tıp merkezi, poliklinik | Hastaneyi işleten şirket ve hekim | Tüketici mahkemesi | Arabuluculuk (6502 m.73/A) |
| Muayenehane, serbest hekim, diş hekimi | Hekim | Tüketici mahkemesi | Arabuluculuk |
| Özel estetik kliniği | Klinik işleteni ve hekim | Tüketici mahkemesi | Arabuluculuk |
| Vakıf üniversitesiyle protokollü özel hastane | Hastaneyi işleten şirket | Adli yargı, tüketici mahkemesi | Arabuluculuk |
| Vakıf üniversitesinin kendi hastanesi | Üniversite tüzel kişiliği | İdare mahkemesi | İdareye başvuru (İYUK m.13) |
| Devlet hastanesi, şehir hastanesi, devlet üniversitesi | İlgili idare | İdare mahkemesi | İdareye başvuru (İYUK m.13) |
| Her türden tüketici talebi, 2026’da 186.000 TL altı | Hizmeti sunan | Tüketici hakem heyeti | Yok |
Kamu hastaneleri tarafında dava doktora değil idareye yöneltilir ve idari yargıda tam yargı davası olarak görülür; dava açmadan önce İdari Yargılama Usulü Kanunu m.13’e göre idareye başvurulması gerekir. Bu yolun süreleri ve adımları malpraktis davasının kime karşı açılacağını anlatan yazıda yer alır.
Vakıf Üniversitesi Hastanesi ile Üniversiteyle Anlaşmalı Özel Hastane Aynı Şey Değildir
İki kuruluş aynı tabelayı, aynı logoyu ve aynı öğretim üyelerini paylaşabilir; görevli yargı yolu ise farklıdır. Vakıf üniversiteleri kanunla kurulan kamu tüzel kişileridir ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 13.05.2015 tarihli, 2014/13-566 Esas, 2015/1339 Karar sayılı kararında vakıf üniversitesi hastanesinde yanlış tedavi iddiasıyla açılan davanın idari yargının görevinde olduğunu kabul etmiştir. Danıştay Dergisi’nde 2024’te yayımlanan bir incelemede, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2022 tarihli bir kararında vakıf üniversitesi hastanesine karşı açılan davayı tüketici işlemi olarak değerlendirdiği ve bunun yerleşik uygulamayı belirsizleştirdiği belirtilmiştir; bu nedenle vakıf üniversitesinin kendi hastanesinde yargı yolu, dava açılmadan önce ayrıca değerlendirilmelidir.
Vakıf üniversitesiyle afiliasyon (işbirliği) protokolü imzalayan özel hastane ise üniversitenin parçası hâline gelmez. Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 09.03.2026 tarihli, 2026/120 Esas, 2026/120 Karar sayılı kararı bu ayrımı netleştirmiştir. Mahkeme, protokol kapsamındaki özel hastanenin vakıf üniversitesine bağlı bulunmadığını, kamu tüzel kişiliğine sahip olmadığını ve işbirliği protokolünün özel hastanedeki sağlık hizmetini “tek başına ‘kamu hizmeti’ niteliğine dönüştürmeyeceği”ni belirtmiş; üniversitenin eğitim ve araştırma işlevleri dışındaki sağlık uygulamalarının “özel hukuk (tüketici) kuralları” kapsamında değerlendirileceğine hükmederek davalı özel hastaneye bağlı şirket yönünden adli yargıyı görevli saymıştır. Karar oy çokluğuyla verilmiştir; karşı oy yazan üye, öğretim üyesi sıfatıyla verilen hizmetin kamu hizmeti sayılması gerektiğini savunmuştur.
Kararın konusu olan olay, statü hatasının maliyetini de gösterir. Hastanın 2020’deki ölümü üzerine aile 02.12.2022’de tüketici mahkemesinde dava açmış, tüketici mahkemesi 2024’te hastaneyi vakıf üniversitesi hastanesi sayarak yargı yolu yönünden davayı reddetmiş, aile bu kez idare mahkemesine gitmiş ve dosya ancak 2026’da Uyuşmazlık Mahkemesi kararıyla adli yargıya döndürülmüştür. Esasa hiç girilmeden üç yılı aşkın süre yalnızca “davaya kim bakacak” sorusuyla geçmiştir. Hastanenin vakıf üniversitesine mi ait olduğu, yoksa yalnızca protokolle mi bağlı olduğu, ruhsatı ve işleten şirketin unvanı sorgulanarak dava açılmadan önce belirlenmelidir; özel hastane malpraktis görevli mahkeme tespiti bu sorunun cevabına bağlıdır.
Yanlış Mahkemede Dava Açıldıysa Hak Kaybolur mu?
Kaybolmaz, ama iki haftalık bir süre hakkı korur. HMK m.1’e göre göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir; mahkemenin görevli olması bir dava şartıdır (HMK m.114/1-c) ve mahkeme bunu davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır (HMK m.115/1). Taraflar görevsizliği ileri sürmese de mahkeme görevsizlik kararı verir; tarafların “biz bu mahkemede devam etmek istiyoruz” demesi sonucu değiştirmez.
Görevsizlik kararından sonraki adım HMK m.20’de düzenlenmiştir. Karar kesinse tebliğden, kanun yoluna gidilmeden kesinleşmişse kesinleşmeden, kanun yoluna başvurulmuşsa başvurunun reddine ilişkin kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurularak dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi istenmelidir. Bu talepte bulunulmazsa “dava açılmamış sayılır”. Talep süresinde yapılırsa yeni bir dava açılmaz; dosya görevli mahkemeye gider ve o mahkeme taraflara kendiliğinden davetiye göndererek yargılamayı aynı dosyada sürdürür (HMK m.20/2).
Zamanaşımı bakımından da ayrı bir güvence vardır. Türk Borçlar Kanunu m.158’e göre dava, mahkemenin görevli olmaması nedeniyle reddedilmiş ve bu arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir. Bu ek süre, yanlış mahkemede açılan davanın zamanaşımı süresinin son günlerine denk geldiği dosyalarda belirleyicidir.
Tüketici Mahkemesi ile Asliye Hukuk Arasındaki Ayrım da Bir Görev Meselesidir
Tüketici mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi aynı adliyede, hatta aynı hâkimin önünde olabilir; ayrım yine de biçimsel değildir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 10.03.2015 tarihli, 2015/6703 Esas, 2015/7310 Karar sayılı kararında, 6502 sayılı Kanun kapsamındaki bir uyuşmazlığın “tüketici mahkemesi sıfatıyla görülmesi gerekirken genel mahkeme sıfatıyla görülüp sonuçlandırılması”nı usul ve yasaya aykırı bulmuş ve görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak doğmayacağını vurgulamıştır. Tüketici mahkemesi kurulmamış bir ilçede dava dilekçesinin asliye hukuk mahkemesine “tüketici mahkemesi sıfatıyla” hitaben yazılması bu yüzden gereklidir.
Adli Yargı ile İdari Yargı Arasında Hata Yapılırsa
Özel hastane ile kamu hastanesi arasındaki karışıklık bir görev sorunu değil, yargı yolu sorunudur. Yargı yolunun caiz olması ayrı bir dava şartıdır (HMK m.114/1-b) ve bu hatada dava usulden reddedilir; HMK m.20’deki gönderme mekanizması adli yargı içindeki mahkemeler arasında işler. İdari yargıya geçilecekse İYUK m.13/2, görevsiz adli yargı merciine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi hâlinde idareye başvuru şartının aranmayacağını düzenler. Adli ve idari yargı mercileri arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıktığında ise son sözü Uyuşmazlık Mahkemesi söyler; yukarıdaki 2026 kararı tam olarak böyle bir başvurudan doğmuştur.
Tüketici Mahkemesinde Dava Harçtan Muaf mı?
Evet. 6502 sayılı Kanun’un 73. maddesinin ikinci fıkrasına göre tüketici mahkemeleri nezdinde Bakanlık, tüketiciler ve tüketici örgütleri tarafından açılan davalar, Harçlar Kanunu’nda düzenlenen harçlardan muaftır. Malpraktis dosyasında istenen tutar yüksek olduğunda nispi harç da yüksek olacağından bu muafiyet hastanın dava açma maliyetini önemli ölçüde azaltır.
Muafiyet bütün masrafları kapsamaz. Tebligat, bilirkişi ve tanık giderlerini karşılayan gider avansı harç değildir ve davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması ayrı bir dava şartıdır (HMK m.114/1-g). Davanın kısmen veya tamamen reddi hâlinde karşı taraf lehine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi de muafiyetin dışında kalır.
Arabuluculuk aşamasının maliyeti için de tüketici lehine bir hüküm vardır. Arabuluculuk sonunda taraflara ulaşılamaması, görüşme yapılamaması veya tarafların anlaşıp anlaşamaması hâllerinde tüketicinin ödemesi gereken arabuluculuk ücreti, iki saatlik ücret tutarını geçmemek üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır (6502 m.73/A/3).
Davayı Kendi Şehrinizde Açabilir misiniz?
Açabilirsiniz. 6502 sayılı Kanun’un 73. maddesinin beşinci fıkrasına göre tüketici davaları tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesinde de açılabilir. Ankara’da oturan ve tedavi için İstanbul’daki bir özel hastaneye giden hasta, davayı Ankara’da açma hakkına sahiptir.
Bu yetki seçimlik bir imkândır; diğer yetkili yerleri ortadan kaldırmaz. Genel yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesidir (HMK m.6), sözleşmeden doğan davalar sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir (HMK m.10) ve davalı birden fazla ise dava bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir (HMK m.7/1). Hastane ile başka bir ilde oturan hekim birlikte davalı gösterildiğinde hasta bu seçeneklerden kendisi için uygun olanı kullanır.
Özel Hastaneye Dava Nasıl Açılır? Mahkemeye Gelmeden Önceki Sıra
Doğru mahkemeyi bulmak, dosyanın hazırlık sırasına göre yapılır. Aşağıdaki sıra, özel hastane malpraktis görevli mahkeme sorununu dava açılmadan çözer:
- Statü: Müdahalenin yapıldığı kuruluşun özel hastane mi, vakıf üniversitesi hastanesi mi, protokollü özel hastane mi, kamu hastanesi mi olduğu ruhsat ve işletmeci unvanıyla belirlenir.
- Belgeler: Epikriz, ameliyat notu, onam formları ve faturalar toplanır (gerekli belgelerin listesi).
- Değer: Maddi ve manevi talepler toplanır; 2026’da 186.000 TL’nin altındaysa yol tüketici hakem heyetidir.
- Arabuluculuk: Sınırın üzerindeki taleplerde dava açmadan önce arabulucuya başvurulur.
- Dava: Anlaşma olmazsa son tutanak dilekçeye eklenerek tüketici mahkemesinde dava açılır.
Arabuluculuk bu yazının konusu değildir ama tek cümlesi bilinmelidir: tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır (6502 m.73/A/1); hakem heyetinin görevine giren uyuşmazlıklar ve hakem heyeti kararlarına itirazlar bu şartın dışındadır. Kamu hastanesine karşı açılacak davada arabuluculuk yoktur, onun yerine idareye başvuru şartı işler.
Tüketici mahkemesinde yargılama, HMK’nın Altıncı Kısmı’ndaki basit yargılama usulüne göre yürür (6502 m.73/4). Bu usulde cevap süresi iki haftadır, taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi veremez (HMK m.317) ve kural olarak tahkikat, ön inceleme duruşması dışında iki duruşmada tamamlanır (HMK m.320/3). Dilekçe aşaması kısa olduğu için iddialar ve deliller baştan eksiksiz sunulmalıdır.
Özel Hastane Malpraktis Dava Dilekçesinde Mahkeme Adı Nasıl Yazılır?
Dilekçe, tüketici mahkemesinin bulunduğu yerde “… Tüketici Mahkemesi Hâkimliğine”, bulunmadığı yerde “… Asliye Hukuk Mahkemesi Hâkimliğine (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)” hitabıyla başlar. Davalılar bölümünde hastaneyi işleten şirketin ticaret sicilindeki tam unvanı ve tedaviyi yapan hekimler ayrı ayrı yazılır; hastanenin tabela adı tek başına yeterli değildir. Arabuluculuk son tutanağı dilekçeye eklenir ve harç muafiyetinin 6502 m.73/2’ye dayandığı belirtilir.
Özel Hastane Malpraktis Zamanaşımı Mahkeme Seçimini Etkiler mi?
Zamanaşımı mahkemeyi değiştirmez, ama davanın hangi hukuki sebebe dayandırıldığı süreyi değiştirebilir. Vekâlet sözleşmesinden doğan alacaklar için TBK m.147/5’te beş yıllık zamanaşımı öngörülmüştür; haksız fiilden doğan tazminat istemi ise TBK m.72’ye göre zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde fiilden itibaren on yıl içinde, fiil daha uzun ceza zamanaşımına tabi bir suç oluşturuyorsa o süre içinde ileri sürülebilir. Sürenin başlangıcı ve kesilmesi gibi ayrıntılar doktor hatası davalarında zamanaşımı yazısında anlatılmıştır.
Dosyanızdaki Hastanenin Statüsünden Emin Değilseniz
Tedavi gördüğünüz hastane bir vakıf üniversitesinin adını taşıyorsa, faturayı bir şirket kesmişse veya hekim hem öğretim üyesi hem hastane kadrosunda görünüyorsa, dava dilekçesinden önce statüyü belgeyle tespit etmek gerekir. Ankara’daki tazminat dosyalarında bu tespitin nasıl yapıldığını tazminat hukuku sayfamızda anlattık; elinizdeki epikriz ve faturalarla iletişim sayfamızdan bize yazabilirsiniz.
Bu yazı ne değildir? Somut bir dosya için hukuki görüş değildir, genel bilgilendirme niteliğindedir; 19.10.2026 itibarıyla yürürlükteki 6502, 6100 ve 6098 sayılı Kanunlar ile anılan Yargıtay, Anayasa Mahkemesi ve Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarını özetler ve hakem heyeti sınırı her yıl yeniden belirlenir.
Sıkça Sorulan Sorular
Özel hastane malpraktis görevli mahkeme hangisidir?
Tüketici mahkemesidir. Hasta ile özel hastane arasındaki tedavi ilişkisi 6502 sayılı Kanun’un 3. maddesindeki tüketici işlemi tanımına girer ve Kanun’un 73. maddesi tüketici işlemlerinden doğan davaları tüketici mahkemelerine verir. Tüketici mahkemesi kurulmamış yerlerde dava asliye hukuk mahkemesinde tüketici mahkemesi sıfatıyla görülür.
Malpraktis davası hangi mahkemede açılır?
Hastanenin statüsüne göre belirlenir. Özel hastane, özel klinik ve serbest hekim aleyhine açılan davalar tüketici mahkemesinde; devlet hastanesi, şehir hastanesi, devlet üniversitesi ve vakıf üniversitesinin kendi hastanesi aleyhine açılan davalar idare mahkemesinde tam yargı davası olarak görülür. Talep 2026 için 186.000 TL’nin altındaysa özel tarafta başvuru tüketici hakem heyetine yapılır.
Özel hastaneye dava açarken harç ödenir mi?
Tüketici mahkemesinde tüketicinin açtığı dava Harçlar Kanunu’nda düzenlenen harçlardan muaftır (6502 m.73/2). Tebligat ve bilirkişi giderlerini karşılayan gider avansı ise harç sayılmadığı için yatırılır. Dava reddedilirse karşı taraf lehine vekâlet ücreti ve yargılama gideri riski de muafiyetin dışında kalır.
Tüketici mahkemesi olmayan ilçede dava nereye açılır?
Aynı yerdeki asliye hukuk mahkemesine, tüketici mahkemesi sıfatıyla açılır. Dilekçenin bu sıfatla yazılması ve mahkemenin dosyayı bu sıfatla yürütmesi gerekir. Yargıtay, tüketici mahkemesi sıfatıyla görülmesi gereken bir davanın genel mahkeme sıfatıyla sonuçlandırılmasını bozma sebebi saymıştır.
Talebim 186.000 TL’nin altındaysa mahkemeye gidebilir miyim?
Gidemezsiniz. 6502 m.68/1’e göre değeri sınırın altındaki uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvuru zorunludur ve 2026 başvuruları için sınır 186.000 TL’dir. Hakem heyeti kararına tebliğden itibaren iki hafta içinde tüketici mahkemesine itiraz edilebilir; itiraz üzerine verilen karar kesindir.
Hasta vefat ettiyse aile davayı hangi mahkemede açar?
Ölüm, görevli mahkemeyi kendiliğinden asliye hukuka taşımaz; ölüm ve bedensel zarar davalarını asliye hukuk mahkemesine veren HMK m.3, Anayasa Mahkemesi’nce 2012’de iptal edilmiştir. Özel hastanedeki tedaviden doğan dosyalarda aileler davayı tüketici mahkemesinde açar. Yakınların kendi adlarına istediği destek ve manevi tazminatta görev tartışılabildiği için HMK m.20’deki iki haftalık gönderme süresi izlenmelidir.
Yanlışlıkla asliye hukukta dava açtım, ne olur?
Mahkeme görevsizlik kararı verir. Karar kesinleştikten veya kanun yolu başvurusunun reddi tebliğ edildikten sonra iki hafta içinde dosyanın tüketici mahkemesine gönderilmesini istemeniz gerekir; istemezseniz dava açılmamış sayılır (HMK m.20). Bu arada zamanaşımı dolmuşsa TBK m.158’deki altmış günlük ek süre uygulanır.
Özel hastanede çalışan doktora ayrı dava açılabilir mi?
Açılabilir, ancak hastane ile hekimin aynı davada birlikte davalı gösterilmesi daha güvenlidir. Tüketici işlemi tanımı ticari amaçla hareket edenin adına veya hesabına hareket eden kişileri de kapsar ve Yargıtay özel hastane ile hekimin sorumluluğunu aynı vekâlet ilişkisi içinde değerlendirir. Hekime yalnızca haksız fiile dayanılarak tek başına dava açıldığında görev tartışması çıkabilir.
Vakıf üniversitesi hastanesine dava hangi mahkemede açılır?
Vakıf üniversitesinin kendi hastanesine karşı açılan tazminat davası, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2015 kararına göre idari yargıda görülür. Vakıf üniversitesiyle yalnızca işbirliği protokolü imzalamış özel hastane için ise Uyuşmazlık Mahkemesi 09.03.2026 tarihli kararında adli yargıyı görevli saymış ve sağlık hizmetinin özel hukuk (tüketici) kurallarına tabi olduğunu belirtmiştir.
Özel hastane malpraktis davasında zamanaşımı kaç yıldır?
Dava vekâlet sözleşmesine dayandırıldığında kural olarak TBK m.147/5’teki beş yıllık süre uygulanır. Haksız fiile dayanan talepte süre, zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde fiilden itibaren on yıldır; fiil daha uzun ceza zamanaşımı olan bir suç oluşturuyorsa o süre geçerlidir (TBK m.72).
Özel hastaneye dava açmadan önce arabulucuya gitmek gerekir mi?
Gerekir. Tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır (6502 m.73/A). Talep hakem heyeti sınırının altındaysa arabuluculuk aranmaz, çünkü o durumda başvuru zaten hakem heyetine yapılır.