Estetik Ameliyatta Doktor Sonucu Garanti Etmiş Sayılır mı?
Estetik eser sözleşmesi, yalnızca daha iyi görünmek amacıyla yapılan bir ameliyatta hasta ile doktor arasında kurulan ilişkinin hukuki adıdır ve bu nitelendirmenin en önemli sonucu, doktorun ameliyatın sonucunu garanti etmiş sayılmasıdır. Yargıtay bu kuralı yıllardır aynı cümleyle tekrarlıyor; Hukuk Genel Kurulu da 2022 tarihli bir kararında, bilirkişilerin “doktorun kusuru yok, gelişen durum doğal bir komplikasyon” dediği bir dosyada doktor ile hastaneyi sorumlu tuttu ve hükmedilen manevi tazminatı az buldu. Ne var ki “garanti” kelimesi, hastanın zihnindeki görüntünün birebir gerçekleşeceği anlamına gelmiyor. Garanti edilen şey, muayenede konuşulup ameliyat planına yazılan hedefe uygun, ayıpsız bir sonuçtur.
Bu sınırı Yargıtay’ın kendi kararları çiziyor. Aynı daire, ameliyattan sonra belirgin deformite bulunmadığı fotoğraflarla desteklenen bir estetik ameliyat dosyasında hastanın davasının reddini onadı; derinin zamanla gevşemesi yüzünden görüntünün bozulduğu başka bir dosyada da sonucu “tatminkâr ve kabul edilebilir” bulan raporu yeterli saydı. Buna karşılık protezin çıkarılmak zorunda kalındığı, burunda delik oluştuğu ya da planlanan şeklin hiç elde edilemediği dosyalarda, onam formu imzalanmış ve kusur raporu temiz olsa bile ret kararlarını bozdu. Yazının geri kalanı bu iki grubu birbirinden ayıran ölçütleri, ispat yükünü, onam formundaki “sonuç garanti edilmez” cümlesinin gerçek ağırlığını ve memnuniyetsizliğin ne zaman, nasıl bildirilmesi gerektiğini kanun metinleri ve karar tam metinleri üzerinden ele alıyor.
Kısaca
| Garantinin içinde kalanlar | Garantinin dışında kalanlar |
|---|---|
| Muayenede kararlaştırılan ve ameliyat planına yazılan hedefe ulaşılması | Bilirkişinin kabul edilebilir bulduğu küçük asimetriler ve kişisel beğeni farkları |
| Sonucun ayıpsız olması; delik, çökme, protez kaybı gibi bozuklukların bulunmaması | Başarılı sonucun yıllar içinde hastanın doku yapısına bağlı olarak değişmesi |
| Komplikasyon riskinin önceden anlatılması ve gelişen komplikasyonun doğru yönetilmesi | Açık uyarıya rağmen hastanın kendi talimatıyla ortaya çıkan sonuç (TBK m.476) |
| Kusursuzluğunu ispat edemeyen doktorun zarardan sorumlu olması (TBK m.112) | Tedavi amaçlı müdahaleler; burada sonuç değil özen borcu vardır (vekâlet) |
Estetik Ameliyat Eser Sözleşmesi midir?
Evet, amacı yalnızca görünümü değiştirmek olan bir ameliyat, Yargıtay’ın yerleşik kabulüne göre eser sözleşmesidir. Türk Borçlar Kanunu’nun 470. maddesi eser sözleşmesini “yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme” olarak tanımlar. Burun estetiğinde, meme büyütmede, karın germede ya da kalçaya protez yerleştirmede hastanın satın aldığı şey bir tedavi değil, belirli bir görüntüdür. Doktor bu görüntüyü ortaya çıkarmayı üstlenir, hasta da karşılığında ücret öder. Yargıtay’ın estetik dosyalarında kullandığı standart ifade, eser sözleşmesinin konusunun “istenilen ve kararlaştırılan amaca uygun güzel bir görünüm sağlanması ve sürecin sağlıklı bir şekilde neticelendirilmesi” olduğudur.
Hukuk Genel Kurulu 2 Kasım 2022 tarihli ve E.2020/284, K.2022/1423 sayılı kararında bu nitelendirmeyi açıkça benimsedi. Dosyada kalçalarına silikon protez taktıran bir hastanın ameliyattan sonra enfeksiyon geçirdiği ve protezlerin ikinci bir ameliyatla çıkarıldığı anlatılıyordu. Genel Kurul, eser sözleşmesi yapılmasının nedenini “bu sözleşmenin niteliği gereği yüklenici tarafından üstlenilen edim sonucunun da garanti edilmesinden” kaynaklanması olarak açıkladı. Aynı kararda yüklenicinin, işi üstlenirken uzmanlığını en iyi biçimde değerlendirmek, kendini yeterli görmüyorsa o işi üstlenmekten kaçınmak zorunda olduğu da vurgulandı.
Bu nitelendirme yalnızca akademik bir sınıflandırma değildir. Estetik eser sözleşmesi kabul edildiği anda üç şey birlikte değişir: doktorun borcunun içeriği (özen değil sonuç), ispat yükünün dağılımı ve hastanın sonuç tutmadığında kullanabileceği haklar. Aynı ameliyatı vekâlet sözleşmesi saymak, hastaya doktorun hangi tıbbi kuralı çiğnediğini ispat etme yükünü bırakır; eser sözleşmesi saymak ise tartışmayı ortaya çıkan sonucun kendisine taşır.
Estetik operasyon eser sözleşmesi, tedavi amaçlı ameliyat vekâlet sayılır
Bir hastalığı teşhis etmek ya da tedavi etmek için yapılan tıbbi müdahalede ilişki vekâlet sözleşmesidir. TBK’nın 502. maddesi vekâleti, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi üstlendiği sözleşme olarak tanımlar; 506. madde ise vekilin işi “sadakat ve özenle” yürütmekle yükümlü olduğunu söyler. Tedavide doktor iyileşmeyi değil, tıbbın gerektirdiği özeni göstermeyi borçlanır. Çünkü hastalığın seyri doktorun kontrolünde değildir.
Farkın sonuca nasıl yansıdığını Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 24.09.2025 tarihli ve E.2025/664, K.2025/4268 sayılı kararı gösteriyor. Sinüzit, burun tıkanıklığı ve baş ağrısı şikâyetiyle ameliyat olan, şikâyetleri geçmeyip başka bir hastanede yeniden ameliyat olan hastanın tazminat davası reddedilmiş, Daire bu kararı onamıştır. Gerekçede Adli Tıp Kurumu ve bilirkişi raporlarının uyumlu olduğu, gelişen durumun komplikasyon olarak nitelendirildiği ve raporlara göre müdahalenin estetik amaçlı olmadığı açıkça yazılmıştır. Aynı burun bölgesinde yapılan bir ameliyat, amacı tedavi olduğu için sonuç garantisinin dışında kalmıştır.
Hem nefes hem görünüm için yapılan burun ameliyatında hangi hükümler uygulanır?
Septorinoplasti gibi hem nefes yolunu açmayı hem de burnun şeklini değiştirmeyi hedefleyen ameliyatlarda belirleyici olan, ilişkide hangi amacın ağır bastığıdır. Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 19.11.2018 tarihli ve E.2018/4953, K.2018/4526 sayılı kararında, rinoplasti ve septoplastinin birlikte yapıldığı bir dosyada ilişkinin “estetik yönü ağır basan bir ilişki” olduğuna, bunun da ameliyat notundaki plan bölümünden anlaşıldığına karar verildi. Plan bölümünde burnun “önemli derecede küçültüleceği”, “yüze uygun bir burun yapılacağı”, burun ucunun “hafif kaldırılacağı” yazıyordu; nefes alma sorununun giderilmesi ise bu hedeflerin yanında sayılmıştı.
Bu nedenle karma bir ameliyatta dosyanın kaderini çoğu zaman ilk muayene kaydı, ameliyat notu ve hastanın başvuru sebebi belirler. Hasta kliniğe “burnumun şeklinden memnun değilim” diyerek başvurmuşsa ve planın büyük kısmı görünüme ilişkinse eser sözleşmesi hükümleri uygulanır. Başvuru sebebi yalnızca nefes darlığı ise ve şekil değişikliği bu tedavinin zorunlu bir parçasıysa vekâlet hükümleri gündeme gelir. Sitemizdeki başarısız burun ameliyatı sonrası dava yazısında burun ameliyatlarına özgü sorunları ayrıca ele aldık.
Doktor Sonucu Garanti Etmiş Sayılır mı?
Evet. Yargıtay’ın estetik dosyalarında bozma kararlarının neredeyse tamamında yer alan cümle şudur: “Yüklenici, hangi yöntemi kullanırsa kullansın eserin ayıpsız olarak ortaya çıkması gerekmekte olup, diğer bir deyişle eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmektedir.” Bu ifade kapatılan 15. Hukuk Dairesinin kararlarında başlamış, dosyaları devralan 6. Hukuk Dairesinin 2022-2026 arasındaki kararlarında da aynen sürdürülmüştür. Hukuk Genel Kurulu’nun 2022 kararı ise aynı sonucu “yüklenici üstlendiği edimin sonucunu garanti etmiş sayılmalıdır” diye ifade etmiştir.
Buradaki “sayılır” kelimesi önemlidir. Doktorun ameliyattan önce “size garanti veriyorum” demesi gerekmez; garanti, sözleşmenin niteliğinden doğar. Doktor ya da hastane “hiçbir zaman sonuç vaat etmedik” diyerek bu sonucu değiştiremez. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 18.05.2026 tarihli ve E.2025/2933, K.2026/2173 sayılı kararına konu burun ameliyatı dosyasında davalılar temyiz dilekçesinde doktorun “hiçbir şekilde davacının burun görüntüsüne ilişkin taahhüt, garanti vermediğini, sonuç vaat etmediğini” ileri sürmüş; Daire, hasta lehine verilen kararı onamıştır.
Garantinin bir başka boyutu da “sürecin sağlıklı neticelendirilmesi”dir. Yani garanti yalnızca ameliyat masasındaki işi değil, iyileşme sürecini ve bu süreçte ortaya çıkan sorunların yönetimini de kapsar. Kalçaya protez takılan hastanın enfeksiyon nedeniyle protezlerini kaybettiği Hukuk Genel Kurulu dosyasında davalı hastane, enfeksiyonun hastanın evde uymadığı hijyen kurallarından kaynaklandığını savunmuştu. Genel Kurul yine de davalıların eser sözleşmesi kapsamındaki edimlerini “tam ve eksiksiz ifa etmeyerek ayıplı eser oluşturdukları” sonucuna ulaştı.
Garanti edilen sonucu ne belirler?
Estetik eser sözleşmesinde garanti edilen sonuç, hastanın ameliyattan sonra hayal ettiği görüntü değil, taraflar arasında kararlaştırılan hedeftir. Bu hedef çoğunlukla üç belgede somutlaşır: ilk muayene kaydı, ameliyat notundaki plan bölümü ve varsa ameliyat öncesi fotoğraflar ya da görsel planlama çalışmaları. Yukarıda anılan 2018 tarihli kararda Daire, plan bölümüne dayanarak “Plan bölümünde açıkça yapılacak işler ve sonuç garanti edilmektedir” demiştir.
6. Hukuk Dairesinin 25.02.2026 tarihli ve E.2025/986, K.2026/713 sayılı kararı aynı fikri başka bir açıdan kuruyor. Daire, doktorun ameliyattan önce hastayı muayene ederek işlemi buna göre planladığını ve edimini “taahhüt ettiği görüntü üzerinden ifa etmesi gerektiğini” belirtti. Kısacası hastanın elinde muayenede neyin konuşulduğunu gösteren bir kayıt ne kadar netse, garantinin sınırı da o kadar net çizilir.
Sözlü konuşmalar da önemlidir ama ispatı zordur. Muayene sırasında gösterilen örnek fotoğraflar, mesajlaşmalar, klinik ile yapılan yazışmalar ve ödeme belgeleri, kararlaştırılan hedefin delili olarak kullanılabilir. Reklamda ya da sosyal medya tanıtımında verilen sözlerin sözleşmenin içeriğini nasıl etkilediği ise ayrı bir konudur ve ayrı bir yazıda ele alınacaktır.
Ayıplı Sonuç ile Kabul Edilebilir Sonuç Arasındaki Çizgi
Sonuç garantisi, her memnuniyetsizliğin tazminata dönüşeceği anlamına gelmez. Yargıtay’ın hasta aleyhine verilen kararları onadığı dosyalarda ortak nokta, bilirkişilerin sonucu nesnel ölçülerle “kabul edilebilir” bulmasıdır. Garantinin çiğnenip çiğnenmediği, hastanın beğenisine göre değil, ortaya çıkan sonucun ayıplı olup olmadığına göre belirlenir. Eserin ayıplı sayılması için ise sonucun ya kararlaştırılan hedeften uzaklaşması ya da hastanın vücudunda sağlıklı bir durumla bağdaşmayan bir bozukluk bırakması gerekir.
6. Hukuk Dairesinin 18.12.2024 tarihli ve E.2023/3351, K.2024/4934 sayılı kararı bu çizginin kabul edilebilir tarafındaki tipik örnektir. Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulu ile estetik, plastik ve rekonstrüktif cerrahi alanında uzman üç akademisyenden oluşan bilirkişi kurulu, hastada “belirgin bir deformite izlenmediğini”, bir revizyon ameliyatının gerekli olmadığını bildirmişti. Bu tespit ameliyat öncesi ve sonrası fotoğraflarla desteklenmiş, aydınlatılmış onam formunda olası sonuç ve komplikasyonların anlatıldığı da görülmüştü. Daire davanın reddini onadı.
6. Hukuk Dairesinin 21.05.2026 tarihli ve E.2025/3014, K.2026/2257 sayılı kararı ise zaman boyutunu gösteriyor. Meme ameliyatı dosyasında bilirkişi heyeti, ameliyatla elde edilen sonucun “tatminkâr ve kabul edilebilir” olduğunu, sonradan ortaya çıkan görüntünün hastanın deri yapısının gevşek, deri altı yağ dokusunun çok az olmasından kaynaklandığını ve bunun önceden öngörülemeyeceğini bildirmişti. Bölge adliye mahkemesi bu rapora dayanarak istinaf başvurusunu reddetti, Yargıtay da maddi tazminat yönünden kararı onadı. Bu gerekçe Yargıtay’ın değil bölge adliye mahkemesinindir; ancak onama, garantinin başarıyla ortaya çıkmış bir sonucun yıllar içinde hastanın kendi doku yapısıyla değişmesini kapsamadığı yönündeki okumayı destekler.
Çizginin öbür tarafında ise küçük görünen bir fark bile sonucu değiştirebilir. 25.02.2026 tarihli 6. Hukuk Dairesi kararında bilirkişi raporu burunda “kabul edilebilir sınırda asimetri” bulunduğunu ve estetik anlamda ayıp olmadığını söylemişti. Ancak aynı raporda burun septumunda 1,5 cm’lik bir delik bulunduğu ve kapatılması için yeni bir ameliyat gerektiği de yazıyordu. Daire, asimetrinin kabul edilebilir olmasının sonucu kurtarmadığına, ameliyat neticesinin ayıplı olduğuna karar verdi.
| Sonucun durumu | Dosyadaki tespit | Karar |
|---|---|---|
| Belirgin deformite yok, revizyon gerekmiyor | ATK ve üç akademisyen raporu, öncesi-sonrası fotoğraflar, onam formunda komplikasyonlar yazılı | Ret onandı (6. HD E.2023/3351, K.2024/4934) |
| Başlangıçta kabul edilebilir, zamanla değişen görüntü | Deri gevşekliği ve doku yapısı, önceden öngörülemez | Maddi tazminat yönünden ret onandı (6. HD E.2025/3014, K.2026/2257) |
| Kabul edilebilir asimetri, ama septumda delik | Deliğin kapatılması için yeni ameliyat gerekiyor, doktor bildirimini ispatlayamadı | Ret bozuldu (6. HD E.2025/986, K.2026/713) |
| Protezler enfeksiyon nedeniyle çıkarıldı | İki üniversite heyeti kusur yok dedi | Ret oy çokluğuyla bozuldu (6. HD E.2023/11, K.2024/2179) |
| Göğüslerde şekil bozukluğu, amaçlanan dik duruş yok | İki ameliyattan sonra ağrılı kitleler ve asimetri | Ret bozuldu (15. HD E.2018/182, K.2019/930) |
| Altı ameliyata rağmen beklenen sonuç yok | ATK: “beklenir sonuca ulaşılamadığı” | Ret bozuldu (15. HD E.2018/4953, K.2018/4526); sonrasında tazminat hükmü onandı (6. HD E.2022/3074, K.2024/368) |
Tablodaki son satır, bir dosyanın bu çizgide nasıl ilerlediğini de gösteriyor. 1996’da yapılan burun ameliyatından sonra yıllar içinde altı ameliyat geçiren hastanın davası önce reddedilmiş, 15. Hukuk Dairesi 2018’de bu kararı bozmuş, ilk derece mahkemesi bozmaya uyarak 36.317,77 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminata hükmetmiş, 6. Hukuk Dairesi de 29.01.2024 tarihinde bu hükmü onamıştı. Davalılar temyizde onam formlarında hekimin bir sonuç garantisinde bulunmadığının yazılı olduğunu ileri sürmüş, bu savunma sonucu değiştirmemişti.
Komplikasyon Gelişirse Garanti Ortadan Kalkar mı?
Kendiliğinden kalkmaz. Estetik davalarında doktor ve hastanelerin en sık başvurduğu savunma, ortaya çıkan durumun “her türlü özene rağmen gelişebilecek bir komplikasyon” olduğudur. Bu savunma tedavi amaçlı müdahalede çoğu zaman dosyayı bitirir, çünkü orada doktorun borcu sonuç değil özendir. Eser sözleşmesinde ise Yargıtay’ın formülü farklıdır: “Komplikasyonlarda ise aydınlatma yükümlülüğü ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılması yine yüklenicinin sorumluluğundadır.”
Kapatılan 15. Hukuk Dairesinin 06.06.2018 tarihli ve E.2018/478, K.2018/2408 sayılı kararı bu formülün uygulamasıdır. Hastanın burnundaki şekil bozukluğu tıbben komplikasyon olarak tanımlanmıştı; Daire buna rağmen, eser sözleşmesinin niteliği gereği sonucun doktor tarafından garanti edilmesi nedeniyle bu bozukluğun doktorun sorumluluğunda olduğunu kabul etti. 6. Hukuk Dairesi 07.02.2023 tarihli ve E.2022/855, K.2023/457 sayılı kararında aynı gerekçeyi neredeyse aynı cümlelerle tekrarladı.
Aydınlatma ve komplikasyon yönetimi neden bu kadar belirleyicidir?
Komplikasyon savunmasının dinlenebilmesi için iki şartın birlikte sağlanması gerekir. Birincisi, o komplikasyon ihtimalinin ameliyattan önce hastaya anlaşılır biçimde anlatılmış olmasıdır. Hasta Hakları Yönetmeliği‘nin 15. maddesi hastaya verilecek bilgiler arasında “muhtemel komplikasyonları” açıkça sayar; 31. madde de rıza alınırken hastanın tıbbi müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında bilgilendirilip aydınlatılmasının esas olduğunu söyler. İkincisi, komplikasyon geliştiğinde doktorun onu zamanında fark etmesi, doğru tedavi etmesi ve hastayı bu süreçte yalnız bırakmamasıdır.
15. Hukuk Dairesinin 03.07.2018 tarihli ve E.2018/3043, K.2018/2820 sayılı kararında Adli Tıp raporu, memeler arasındaki hafif asimetriyi ameliyatın “beklenen bir komplikasyonu”, protezlerin yana kaymasını da “herhangi bir ihmal ve kusur izafe edilemeyen” bir komplikasyon olarak nitelendirmişti. Daire bu raporu yeterli görmedi. İlk ameliyattan önce aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, hasta kayıtlarının tam tutulmadığını, komplikasyon yönetiminin de yeterli olmadığını tespit ederek ret kararını bozdu. Yani komplikasyon adı verilen bir durum, anlatılmamış ve iyi yönetilmemişse doktoru korumaz.
Kusur yok raporuna rağmen oy çokluğuyla verilen bozma kararı
Bu konudaki en öğretici karar, 6. Hukuk Dairesinin 13.06.2024 tarihli ve E.2023/11, K.2024/2179 sayılı kararıdır. Göğüs protezi takılan hastada protez çevresinde sıvı birikmiş, enfeksiyon gelişmiş, protezler önce çıkarılıp temizlenerek yeniden takılmış, sonunda tamamen çıkarılmıştı. Dosyada üç ayrı rapor vardı: Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulu, Hacettepe Üniversitesi’nden üç öğretim üyesi ve İstanbul Üniversitesi’nden üç öğretim üyesi. Üçü de bu durumun her türlü tedbire rağmen gelişebilecek bir komplikasyon olduğunu, hastanın imzaladığı onam formunda bu ihtimallerin açıkça yazıldığını ve komplikasyonun standartlara uygun yönetildiğini söylüyordu.
Daire çoğunluğu yine de kararı bozdu. Gerekçe, yapılan ilk ameliyatta ve sonraki ameliyatta “taahhüt edilen sonuç gerçekleşmediği ve protezlerin çıkarıldığı”, müdahalenin hasta yararına sonuç vermediği ve raporların eser sözleşmesi niteliğini değerlendirmediğiydi. Kararın altında bir muhalefet şerhi bulunuyor: karşı görüşe göre uzman heyet raporlarında davalılara yüklenebilecek bir kusur yoktu, olayda kusursuz sorumluluk hâlleri de bulunmadığından ret kararı onanmalıydı.
Bu iki görüş arasındaki gerilim, “doktor sonucu garanti etmiş sayılır mı” sorusunun asıl cevabını da barındırıyor. Çoğunluğa göre garanti, kusur tartışmasından önce gelir: taahhüt edilen sonuç ortaya çıkmamışsa eser ayıplıdır. Karşı görüşe göre ise garanti kusursuz sorumluluk demek değildir; her türlü özene rağmen gelişen komplikasyon doktora yüklenemez. Hukuk Genel Kurulu’nun 2022 kararı da oy çokluğuyla verilmiş, Genel Kurul’daki karşı görüş benzer biçimde doktorun kusursuzluğunu öne çıkarmıştı. Bugün her iki yüksek yargı düzeyinde de çoğunluk görüşü hasta lehinedir; ancak bu görüşün oy çokluğuyla kurulduğunu bilmek, bilirkişi raporlarının dosyada neden bu kadar dikkatle ele alınması gerektiğini açıklar.
Onam Formunda Sonuç Garanti Edilmez Yazıyorsa Ne Olur?
Onam formundaki bu tür bir cümle, eser sözleşmesinin niteliğini ve doktorun sorumluluğunu tek başına ortadan kaldırmaz. Estetik kliniklerinin kullandığı onam formlarının önemli bir kısmında “hekim tarafından herhangi bir sonuç garantisi verilmemiştir” ya da “sonuç kişiden kişiye farklılık gösterebilir” gibi ifadeler yer alır. Hastalar da bu cümleyi imzaladıkları için dava haklarını kaybettiklerini düşünür. İncelediğimiz kararlardan davalıların bu savunmayı açıkça ileri sürdüğü iki dosyada da (6. HD E.2022/3074, K.2024/368 ve E.2025/2933, K.2026/2173) hasta lehine verilen hüküm onanmıştır.
Kanun tarafında belirleyici hüküm Türk Borçlar Kanunu‘nun 115. maddesidir. Maddenin birinci fıkrasına göre borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. Üçüncü fıkra ise daha da ileri gider: “Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun ya da yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun hafif kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.” Hekimlik, kanunun izin verdiği kişilerce yapılabilen bir meslektir. Bu nedenle onam formuna konulan ve doktorun kusurundan doğacak sorumluluğu önceden kaldırmayı amaçlayan her kayıt, en hafif kusur bakımından bile geçersizdir.
Sorumsuzluk kaydı ile aydınlatma metni aynı şey değildir
Onam formunun hukuki işlevi, doktoru sorumluluktan kurtarmak değil, hastayı bilgilendirmektir. Formda yazan komplikasyon listesi, o komplikasyonun gerçekleşmesi hâlinde doktorun hastayı önceden uyardığını gösteren bir delildir. Bu delil, komplikasyon savunmasının dinlenebilmesinin ilk şartını karşılar ama ikinci şartı, yani komplikasyonun doğru yönetildiğini kanıtlamaz. “Sonuç garanti edilmez” cümlesi ise bir risk anlatımı değil, sözleşmenin konusunu daraltma girişimidir ve yukarıdaki kararlar bu girişimin hasta aleyhine sonuç doğurmadığını gösteriyor.
Buna karşılık formda belirli bir riskin somut olarak anlatılmış olması, o riskin gerçekleştiği durumda hastanın “bilmiyordum” savunmasını zayıflatır. Onam formunun davayı engelleyip engellemediği sorusunu ayrıntılarıyla estetik ameliyat öncesi imzalanan onam formu yazımızda ele aldık.
Onam formunun size ait nüshası elinizde mi?
Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 26. maddesine göre rıza formu iki nüsha olarak imza altına alınır, bir nüshası hastanın dosyasına konulur, diğeri hastaya veya kanuni temsilcisine verilir. Form, bilgilendirmeyi yapan ve müdahaleyi gerçekleştirecek sağlık meslek mensubu tarafından da imzalanır ve verilen bilgilerin doğruluğundan o kişi sorumludur. Size nüsha verilmemişse, hastaneden hasta dosyanızın tamamını isterken onam formlarını da açıkça talep etmeniz gerekir. Formun ameliyat günü, sedasyon altında ya da ameliyathane kapısında imzalatılmış olması aydınlatmanın yeterliliğini tartışmaya açar.
Estetik Eser Sözleşmesinde İspat Yükü Kimde?
Estetik eser sözleşmesinde ispat yükü iki taraf arasında bölünür ve bu bölünme hastanın lehine işler. Hasta, bir sözleşme kurulduğunu, amacın estetik olduğunu ve ortaya çıkan sonucun kararlaştırılan hedefe uymadığını ya da ayıplı olduğunu gösterir. Doktor ise sorumluluktan kurtulmak için kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmek zorundadır. TBK’nın 112. maddesi bu kuralı açıkça koyar: “Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.”
6. Hukuk Dairesinin 04.06.2024 tarihli ve E.2023/10, K.2024/1946 sayılı kararı ayrıca şunu belirtiyor: eser sözleşmelerinde yüklenicinin ayıptan TBK’nın 475. maddesine göre sorumlu olması için kusurlu bulunması gerekmez. Aynı kararda Daire, taahhüt edilen sonucun bilime göre gerçekleşmesi mümkün değilse doktorun işi kabul ederken hastayı uyarma yükümlülüğü bulunduğunu, işi kabul etmişse sonucu da taahhüt etmiş sayılacağını ve sonuç gerçekleşmezse ücrete hak kazanamayacağını söyledi.
Hastanın dosyaya koyması gerekenler
- Ameliyatın estetik amaçlı olduğunu gösteren ilk muayene kaydı, randevu yazışmaları ve başvuru sebebi
- Ameliyat notu, özellikle plan bölümü ve ameliyatta ne yapıldığının kaydı
- Ameliyat öncesi ve sonrası fotoğraflar; mümkünse aynı açıdan, tarihli ve farklı dönemlerde çekilmiş olanlar
- Onam formlarının hastaya verilen nüshası ve tüm kontrol muayenelerinin kayıtları
- Sonrasında başka bir hekime yapılan muayene, rapor ve düzeltme ameliyatı belgeleri
- Doktor ve klinikle yapılan mesajlaşmalar, ödeme makbuzları ve faturalar
Doktorun ve hastanenin ispat etmesi gerekenler
Doktor, ameliyatın tıbbi standartlara uygun yapıldığını, komplikasyon riskinin önceden anlatıldığını, gelişen komplikasyonun doğru yönetildiğini ve ortaya çıkan sorunun hastaya bildirildiğini ispatlamak zorundadır. 25.02.2026 tarihli kararda Daire, doktorun burunda oluşan delikle ilgili “ihbar yükümlülüğünü de yerine getirdiğini ispatlayamadığını” ayrıca vurgulamıştır. 15. Hukuk Dairesinin 2018 tarihli kararında ise davalıların “illiyet bağını kesen bir savunmada bulunmadıkları gibi, davacının kusurunu da kanıtlayamadıkları” belirtilmişti. Hastanın kontrol randevularına gelmemesi, ameliyat sonrası talimatlara uymaması ya da sigara yasağını çiğnemesi gibi durumlar sorumluluğu azaltabilir; ama bunu ispat etmek doktora ve hastaneye düşer.
Doktor ile hastane arasındaki sorumluluk paylaşımı, doktorun hastanenin kadrolu hekimi olup olmadığına ve hastanın kiminle sözleşme yaptığına göre farklılaşabilir. Hukuk Genel Kurulu dosyasında hastane, hekimin kendi hastası olduğunu ve yalnızca yatak, bakım ve teknik destek verdiğini savunmuş, buna rağmen tazminattan müteselsilen sorumlu tutulmuştu. Kime dava açılacağı sorusunu malpraktis davası kime karşı açılır yazısında ayrıca inceledik.
Hastanın kendi talebi ve ısrarı sonucu değiştirir mi?
Değiştirebilir, ama yalnızca doktor hastayı açıkça uyarmışsa. TBK’nın 476. maddesine göre eserin ayıplı olması, yüklenicinin açıkça yaptığı ihtara karşın işsahibinin verdiği talimattan doğmuşsa işsahibi ayıptan doğan haklarını kullanamaz. Estetikte bu, doktorun “bu kadar büyük protez dokunuza uygun değil” ya da “ikinci ameliyat için erken” dediği hâlde hastanın ısrar etmesi durumudur.
Ancak uyarının açık ve ispatlanabilir olması gerekir. 03.07.2018 tarihli 15. Hukuk Dairesi kararına konu dosyada hasta, ilk ameliyattan sonra göğüslerini yeterli bulmayıp daha büyük protez istemiş, doktor bunun için erken olduğunu söylemiş ve bu durum yazılı onama geçirilmişti. Daire yine de ilk ameliyattan önceki aydınlatmanın yetersiz olduğunu ve kayıtların eksik tutulduğunu gözeterek doktoru sorumlu gördü. Hastanın sonraki talebi, önceki ameliyattaki eksikliği ortadan kaldırmamıştı.
Kusur Yok Diyen Bilirkişi Raporu Dosyayı Bitirir mi?
Bitirmez; estetik davalarında ret kararlarının en sık bozulma sebebi tam olarak budur. Bilirkişi raporları çoğunlukla doktorun davranışını, yani tıbbi standartlara uyup uymadığını inceler. Estetik eser sözleşmesinde ise asıl soru ortaya çıkan sonucun ayıplı olup olmadığıdır. Rapor bu soruyu cevaplamıyorsa, “doktorun atfı kabil kusuru yoktur” cümlesi ne kadar kesin olursa olsun karar için yeterli sayılmaz.
Karın germe ve meme ameliyatı geçiren hastanın dosyası bunun en uzun örneklerinden biridir. Ameliyat 2014’te yapılmış, ilk derece mahkemesi komplikasyon gerekçesiyle davayı reddetmişti. Kapatılan 15. Hukuk Dairesi 09.11.2020 tarihli ve E.2020/1808, K.2020/2925 sayılı kararıyla bu kararı bozdu; “hekimin eylemine ilişkin olarak hukuka uygun bir tıbbi müdahale gerçekleştirildiği yönündeki görüş yeterli” değildi. Mahkeme bozmaya uyup yeni raporlar aldı ve davayı yine reddetti. 6. Hukuk Dairesi 26.02.2025 tarihli ve E.2023/4376, K.2025/734 sayılı kararıyla dosyayı ikinci kez bozdu: raporlarda atfı kabil bir kusur bulunmadığının belirtilmesi, müdahale eser sözleşmesinin konusu olduğu için yeterli değildi.
Bilirkişi kuruluna sorulması gereken sorular
2025 tarihli bozma kararı, bilirkişiden hangi soruların cevaplanmasının istenmesi gerektiğini de sayar. Bu sorular estetik dosyalarının neredeyse tamamında kullanılabilecek bir kontrol listesidir:
- Hastanın hem estetik açıdan hem de sağlıklı bir vücuda sahip olma yönünden beklentisi karşılandı mı?
- Doktor edimini tam olarak yerine getirdi mi?
- Ortaya çıkan sonuç itibarıyla ayıp var mı?
- Gelişen durum bir komplikasyonsa, bu konuda aydınlatma yapıldı mı ve komplikasyon doğru yönetildi mi?
Raporu kimin hazırlayacağı da önemlidir. 2020 tarihli bozma kararı, raporun aralarında akademik kariyere sahip, üniversitelerden seçilecek, estetik, plastik ve rekonstrüktif cerrahi uzmanı üç kişilik bir kurul tarafından ve gerektiğinde hasta muayene edilerek hazırlanmasını istemişti. Tek bir hekimin dosya üzerinden yazdığı, hastayı hiç görmediği bir rapora itirazın somut dayanağı bu ölçüttür. Adli Tıp Kurumu raporlarına itirazın usulünü Adli Tıp Kurumu raporuna itiraz yazımızda anlattık.
Sonuç Tutmadığında Kanunun Tanıdığı Haklar
Garantinin çiğnendiği, yani sonucun ayıplı olduğu anlaşıldığında hasta, estetik eser sözleşmesinden doğan seçimlik haklardan birini kullanabilir ve bunun yanında genel hükümlere göre tazminat isteyebilir. TBK’nın 475. maddesi bu hakları üç başlıkta toplar: eser kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplıysa sözleşmeden dönme, eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masrafı gerektirmiyorsa bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere eserin ücretsiz onarılmasını isteme. Maddenin son fıkrası, işsahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı olduğunu söyler.
Estetik ameliyatta bu hakların uygulanması, bir eşyanın ayıbından farklı sorular doğurur. Ödenen ücretin geri istenmesi, ücretin tamamının mı yoksa bir kısmının mı iade edileceği ve bunun hangi davada talep edileceği ayrı bir yazının konusudur; burada yalnızca 15. Hukuk Dairesinin 04.03.2019 tarihli ve E.2018/182, K.2019/930 sayılı kararında amaçlanan sonucun gerçekleşmediği bir meme protezi dosyasında ödenen bedelin iadesi ile manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğine karar verildiğini belirtmekle yetiniyoruz. Düzeltme ameliyatının masrafına gelince, 15. Hukuk Dairesi 17.01.2018 tarihli ve E.2017/2616, K.2018/71 sayılı kararında sonucun garanti edildiği gözetildiğinde komplikasyonların düzeltilmesi için doktorun ekstra bedel istemesinin doğru olmadığını söylemiştir.
Manevi tazminat, estetik davalarının çoğunda en önemli kalemdir, çünkü zarar çoğu zaman görünümde ve kişinin kendine bakışındadır. Hukuk Genel Kurulu 2022 kararında, fiziksel görünümüyle bağlantılı bir meslekten kazanç sağlayan hastanın yaşadığı ruhsal çöküntüyü, yatarak tedavi gördüğü süreyi ve ikinci ameliyatı birlikte değerlendirip 5.000 TL’lik manevi tazminatı az buldu. Maddi tazminat ise ameliyat ve tedavi giderlerini, düzeltme ameliyatının maliyetini, çalışılamayan günlerin kazanç kaybını ve varsa kalıcı etkileri kapsar. Tazminat kalemlerinin tamamını hatalı estetik sonrası tazminat yazımızda topladık.
Memnuniyetsizliği Ne Zaman ve Nasıl Bildirmelisiniz?
Sonuçtan memnun değilseniz bunu doktora ve kliniğe yazılı olarak, geciktirmeden bildirmelisiniz. Eser sözleşmesinde işsahibinin gözden geçirme ve bildirim külfeti vardır. TBK’nın 474. maddesine göre işsahibi, eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır. 477. madde ise bildirimin yapılmamasının sonucunu söyler: işsahibi gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse eseri kabul etmiş sayılır; ayıp sonradan ortaya çıkarsa durumu gecikmeksizin bildirmek zorundadır.
Estetik ameliyatta “teslim” ve “uygun süre” kavramlarının tam olarak hangi ana denk geldiği tartışmalıdır. Ödem ve iyileşme süreci aylar alabilir; doktorlar da nihai sonucun belirginleşmesi için beklenmesini ister. Bu bekleme süresi makuldür. Sorun, sonuç belirginleştiği hâlde memnuniyetsizliğin yalnızca sözlü olarak, kontrol muayenesinde söylenip kayda geçmemesidir. Böyle bir durumda doktor, hastanın sonucu kabul ettiğini ileri sürebilir. Bu yüzden memnuniyetsizliği klinikle yazışarak, mümkünse noter aracılığıyla ya da en azından kayda geçen bir mesajla bildirmek gerekir. 477. madde kabulden sonra bile yüklenicinin kasten gizlediği ve usulüne göre gözden geçirmede fark edilemeyecek ayıplardan sorumluluğunun devam ettiğini söyler.
Dava açma süresi bakımından TBK’nın 478. maddesi, taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde ayıp nedeniyle açılacak davaların teslimden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrayacağını, yüklenicinin ağır kusuru varsa bu sürenin eserin niteliğine bakılmaksızın yirmi yıl olacağını düzenler. TBK’nın 147. maddesinin 6. bendi ise yüklenicinin ağır kusuru dışındaki eser sözleşmesinden doğan alacaklar için beş yıllık zamanaşımı öngörür. Hangi sürenin uygulanacağı talebin niteliğine ve kusurun derecesine bağlı olduğundan, süre hesabını en kısa ihtimale göre yapmak en güvenli yoldur. Zamanaşımının başlangıcı ve tüketici hakem heyeti ile arabuluculuk aşamaları estetik ameliyat hatalarında tazminat sayfamızda ayrıca yer alıyor.
Estetik Ameliyat Eser Sözleşmesi Örneği Ararken Bakılacak Maddeler
Estetik ameliyat eser sözleşmesi örneği arayan hastalar genellikle imzalayacakları ya da imzaladıkları metnin kendilerini koruyup korumadığını görmek ister. Hazır bir metin bu soruya cevap vermez; çünkü sonuç garantisi sözleşmedeki bir maddeden değil, sözleşmenin niteliğinden doğar ve hazır metin sizin muayenenizde neyin konuşulduğunu bilemez. Önemli olan, sizin dosyanızdaki belgelerin hangi bilgileri taşıdığıdır. Ameliyattan önce ya da sonra elinizdeki belgeleri şu gözle okumanız yararlı olur:
- Hedef: Ameliyatla neyin amaçlandığı somut olarak yazılmış mı? “Burun küçültülecek, uç kaldırılacak” gibi bir plan, “estetik burun ameliyatı” genel ifadesinden çok daha güçlü bir delildir.
- Yöntem ve malzeme: Kullanılacak protezin tipi ve hacmi, uygulanacak teknik, ameliyatı kimin yapacağı belli mi?
- Riskler: Komplikasyonlar genel bir cümleyle mi geçiştirilmiş, yoksa sizin ameliyatınıza özgü olarak tek tek mi sayılmış?
- Sorumsuzluk kayıtları: “Hiçbir sonuç garanti edilmez” ya da “hekim hiçbir koşulda sorumlu tutulamaz” gibi kayıtlar, TBK’nın 115. maddesi karşısında doktorun kusurundan doğan sorumluluğunu kaldırmaz.
- Takip ve düzeltme: Kontrol muayenelerinin takvimi, düzeltme ameliyatının hangi hâllerde ve hangi koşullarla yapılacağı yazılı mı?
- Ücret ve taraflar: Ödeme kime yapılıyor, fatura kimin adına düzenleniyor, sözleşme hastaneyle mi doktorla mı kuruluyor?
- Nüsha: İmzaladığınız formların bir nüshası size verildi mi?
Güzellik salonlarında ve kliniklerde imzalatılan paket sözleşmelerinde benzer sorunların nasıl ortaya çıktığını güzellik salonunda işlemden zarar gördüm, kim sorumlu yazısında anlattık. Ameliyat öncesinde doktorla yapılan görüşmede hedefin yazıya geçirilmesini istemek, sonradan çıkabilecek bir uyuşmazlıkta en değerli delili baştan oluşturmak demektir.
Sonucunuz Konuşulandan Farklıysa İlk Adımlar
Estetik bir ameliyatın ardından sonucun muayenede konuşulandan farklı çıktığını düşünüyorsanız, ilk iş hasta dosyanızın tamamını, onam formlarını ve ameliyat notunu hastaneden yazılı olarak istemek, sonucu tarihli fotoğraflarla belgelemek ve memnuniyetsizliğinizi doktora ve kliniğe yazılı olarak bildirmektir. Başka bir plastik cerrahın muayenesi ve varsa raporu, hem sonucun ayıplı olup olmadığını hem de düzeltme ameliyatının gerekip gerekmediğini gösterir.
Bu belgeler bir araya geldiğinde asıl değerlendirme başlar: ilişkinin eser sözleşmesi mi vekâlet mi sayılacağı, ortaya çıkan durumun kabul edilebilir bir sonuç mu, ayıp mı, yoksa anlatılmış ve doğru yönetilmiş bir komplikasyon mu olduğu, hangi sürelerin işlemeye başladığı. Estetik ameliyat dosyalarında hastaların vekili olarak yürüttüğümüz çalışmaların kapsamını estetik ameliyat hatalarında tazminat avukatı sayfamızda bulabilir, belgelerinizi birlikte gözden geçirmek için iletişim sayfamız üzerinden randevu talep edebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Estetik ameliyatta doktor sonucu garanti eder mi?
Yalnızca görünümü değiştirmek için yapılan ameliyatlarda Yargıtay ilişkiyi eser sözleşmesi sayar ve doktorun sonucu garanti etmiş sayıldığını kabul eder. Garanti edilen şey, muayenede kararlaştırılan hedefe uygun ve ayıpsız bir sonuçtur; bilirkişinin kabul edilebilir bulduğu küçük farklar bu garantinin dışında kalır.
Estetik operasyon eser sözleşmesi sayılır mı?
Amacı estetik olan operasyonlar eser sözleşmesi sayılır. Burun estetiği, meme büyütme ve küçültme, karın germe, yüz germe ve kalça protezi gibi işlemler bu kapsamdadır. Hastalığı tedavi amacı taşıyan müdahaleler ise vekâlet sözleşmesidir.
Hem nefes darlığı hem şekil için yapılan burun ameliyatı eser sözleşmesi midir?
Hangi amacın ağır bastığına bakılır. Başvuru sebebi ve ameliyat planı ağırlıklı olarak görünüme ilişkinse eser sözleşmesi, yalnızca nefes yolunun açılması hedefleniyorsa vekâlet hükümleri uygulanır. İlk muayene kaydı ve ameliyat notundaki plan bölümü bu soruda belirleyicidir.
Onam formunda sonuç garanti edilmez yazıyor, yine de dava açabilir miyim?
Açabilirsiniz. Bu cümle, ilişkinin estetik eser sözleşmesi niteliğini değiştirmez. TBK’nın 115. maddesi, izinle yürütülen uzmanlık mesleklerinde hafif kusurdan bile sorumlu olunmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşmayı kesin olarak hükümsüz sayar. Formun asıl önemi, hangi komplikasyonların size anlatıldığını göstermesidir.
Bilirkişi doktorun kusuru yok dedi, dava biter mi?
Bitmez. Eser sözleşmesinde rapor yalnız doktorun davranışını değil, ortaya çıkan sonucun ayıplı olup olmadığını, hastanın beklentisinin karşılanıp karşılanmadığını ve komplikasyonun doğru yönetilip yönetilmediğini de incelemelidir. Yargıtay bu soruları cevaplamayan raporlara dayanılarak verilen ret kararlarını bozmaktadır.
Komplikasyon denilen her durumdan doktor sorumlu mudur?
Her durumdan değil. Komplikasyon ihtimali önceden açıkça anlatılmış ve gelişen komplikasyon doğru yönetilmişse sorumluluk tartışmalı hâle gelir. Ancak Yargıtay’ın çoğunluk görüşü, taahhüt edilen sonucun hiç ortaya çıkmadığı dosyalarda, örneğin protezlerin tamamen çıkarıldığı durumlarda, komplikasyon savunmasını yeterli görmemektedir.
Bilirkişinin kabul edilebilir bulduğu ama beğenmediğim bir sonuç için tazminat alabilir miyim?
Tek başına beğenmemek yeterli olmaz. Ölçüt, sonucun kararlaştırılan hedefe uyup uymadığı ve ayıplı olup olmadığıdır. Muayenede somut bir hedef konuşulmuş ve kayda geçmişse, sonucun bu hedeften uzaklaştığını gösteren fotoğraf ve raporlar sizin lehinize değerlendirilir.
Doktor sonucu sözlü olarak garanti etti ama yazılı bir şey yok, ne olur?
Sonuç garantisi zaten sözleşmenin niteliğinden doğduğu için yazılı bir garanti belgesine ihtiyaç yoktur. Tartışma, garanti edilen hedefin ne olduğu noktasında çıkar. Bu hedefi mesajlaşmalar, muayene kayıtları, ameliyat notu ve gösterilen örnek fotoğraflarla ispatlamak gerekir.
Sonuçtan memnun değilsem ne zamana kadar bildirmeliyim?
Kanun “uygun bir süre” ve sonradan ortaya çıkan ayıplar için “gecikmeksizin” bildirim ister (TBK m.474 ve m.477). İyileşme sürecinin tamamlanmasını beklemek makuldür; ancak sonuç belirginleştiğinde memnuniyetsizliği yazılı olarak bildirmek, sonucu kabul etmiş sayılma riskini ortadan kaldırır.
Hastane de sonucu garanti etmiş sayılır mı?
Yargıtay kararlarında doktor ile ameliyatın yapıldığı özel hastane çoğunlukla birlikte ve müteselsilen sorumlu tutulmaktadır. Hukuk Genel Kurulu dosyasında hastanenin kadrolu olmayan hekimden gözetim beklenemeyeceği yönündeki karşı görüş çoğunlukça benimsenmedi ve hastane de sorumlu kaldı. Sorumluluğun kapsamı sözleşmenin kiminle kurulduğuna göre farklılaşabilir.
Estetik ameliyat eser sözleşmesi örneği nereden bulunur?
Hazır bir sözleşme örneği sizin durumunuzu değerlendirmeye yetmez, çünkü garanti sözleşmedeki bir maddeden değil sözleşmenin niteliğinden doğar. Kendi belgelerinizde hedefin, yöntemin, risklerin ve takip sürecinin nasıl yazıldığına bakmanız daha yararlıdır.
Bu yazı ne değildir? Somut bir dosya için verilmiş hukuki görüş değildir. Türk Borçlar Kanunu, Hasta Hakları Yönetmeliği ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Hukuk Dairelerinin tam metinleri incelenen kararları esas alınarak 30 Eylül 2026 itibarıyla hazırlanmış genel bilgilendirmedir. Kanun metinleri ve yargı içtihatları zamanla değişebileceğinden, kendi ameliyatınızla ilgili karar vermeden önce belgelerinizle birlikte bir avukatla görüşmeniz sağlıklı olur. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.