Adi Ortaklık Dava Açabilir mi, Ortaklık Adına Dava Nasıl Açılır?
Adi ortaklık dava açabilir mi diye bakıldığında tablo nettir: tüzel kişiliği olmayan adi ortaklığın davada taraf ehliyeti yoktur, bu yüzden dava ortaklık adına değil, ortaklığı oluşturan bütün ortaklar adına birlikte açılır. Faturada, sözleşmede veya vergi levhasında “… Adi Ortaklığı” yazması bu sonucu değiştirmez; mahkeme taraf ehliyetini dava şartı olarak kendiliğinden inceler ve ortaklık adına açılan davayı usulden reddedebilir.
Ortaklardan biri tek başına dava açmışsa dava hemen kaybedilmiş sayılmaz; burada “adi ortaklık dava açabilir mi” sorusu yerini “eksik taraf nasıl tamamlanır” sorusuna bırakır. Yargıtay, davayı açan ortağa diğer ortakların muvafakatini getirmesi için süre verilmesini arar; muvafakat gelmezse dava aktif husumet yokluğundan reddedilir. İcra takibinde ise kural daha serttir: alacaklı ortaklık adına başlatılmış bir takibin taraf eksikliği, sonradan açılan itirazın iptali davasında kural olarak tamamlanamaz.
Bir bakışta
- Taraf ehliyeti yok: Adi ortaklık tüzel kişi olmadığı için davacı da davalı da olamaz (HMK m.50); davada taraf, ortakların kendisidir.
- Ortaklar birlikte açar: Ortaklık mal ve alacakları ortaklara elbirliğiyle ait olduğundan (TBK m.638/1) ortaklığın hakkı için açılan davada ortaklar mecburi dava arkadaşıdır (HMK m.59-60).
- Tek ortak açtıysa: Mahkeme diğer ortakların muvafakati için süre verir; muvafakat gelmezse dava usulden reddedilir.
- Ortaklığa karşı dava: Konu para alacağıysa ortaklar müteselsil sorumlu olduğundan bir, birkaç veya bütün ortaklar davalı gösterilebilir; konu para dışındaysa hepsine birlikte dava açılır.
- İcra takibi: Takip talebinde alacaklı ya da borçlu olarak ortaklık değil ortaklar yazılır; takipteki eksiklik itirazın iptali davasında kural olarak giderilemez; borçlu ortakların tamamı takibe itiraz ederek husumeti kabul etmişse Hukuk Genel Kurulu eksikliği giderilmiş saymıştır.
Adi Ortaklık Dava Açabilir mi?
Adi ortaklık kendi adına dava açamaz; adi ortaklık dava açabilir mi meselesini, usul kanununun taraf ehliyetini kime tanıdığı belirler. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu‘nun 50. maddesine göre davada taraf ehliyeti, medeni haklardan yararlanma ehliyetine bağlıdır. Medeni haklardan yararlanma ehliyeti gerçek kişilere ve tüzel kişilere tanınır. Adi ortaklık ise ticaret siciline tescil edilen bir şirket değil, Türk Borçlar Kanunu’nun 620. maddesinde tanımlanan bir sözleşme ilişkisidir; ortaklardan ayrı bir kişiliği yoktur.
Bu nedenle adi ortaklık dava ehliyeti tartışması aslında bir taraf ehliyeti tartışmasıdır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 20.05.2026 tarihli, 2026/290 Esas, 2026/3220 Karar sayılı kararı bunu açık biçimde söyler: adi ortaklığın hak ehliyeti olmadığından davalarda taraf ehliyeti de yoktur; adi ortaklıkla ilgili icra takiplerinin alacaklı ve borçlu tarafında ortaklar yer almalıdır. Aynı karar, ortaklık aleyhine borçlu sıfatıyla takip yapıldığı için itirazın iptali davasının dava şartı yokluğundan usulden reddini onamıştır.
Taraf ehliyeti, HMK m.114/1-d uyarınca bir dava şartıdır. Mahkeme dava şartlarını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır, taraflar da eksikliği her zaman ileri sürebilir (HMK m.115/1). Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2022/9531 Esas, 2023/2427 Karar sayılı kararında da ortaklığın taraf ehliyeti bulunmadığı, bu hususun kamu düzenine ilişkin olduğu ve mahkemece re’sen gözetileceği vurgulanmıştır. Karşı taraf itiraz etmese bile hâkim bu eksikliği kendisi görür.
Adi Ortaklık Davada Taraf Olabilir mi?
Ne davacı ne davalı olarak taraf olabilir. Adi ortaklık davaları her iki yönde de ortaklar üzerinden yürür: ortaklığın bir alacağı varsa ortaklar davacı, ortaklığın bir borcu varsa ortaklar davalı olur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 06.05.2025 tarihli, 2024/1200 Esas, 2025/2619 Karar sayılı kararındaki ifadeyle, adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından dava açma ve icra takibi gibi adli işlemlerde aktif ve pasif taraf olma yeteneği bulunmamaktadır.
Aynı kural yalnız dava için değil, mahkeme önüne gelen başka başvurular için de geçerlidir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 06.04.2026 tarihli, 2026/1608 Esas, 2026/1270 Karar sayılı kararında adi ortaklık adına yapılan konkordato başvurusunun taraf ehliyeti yokluğundan usulden reddini onamıştır. Ortaklığın adı dilekçenin başında durduğu sürece sonuç değişmez.
Ortaklığın Adı ve Vergi Numarası Neden Yetmez?
Adi ortaklıklar bir ad kullanabilir, vergi dairesinde kayıt açtırabilir, fatura kesebilir ve ihale sözleşmesi imzalayabilir. Bu görünüm, ortaklığın bir “şirket” gibi davaya girebileceği izlenimini yaratır. Oysa vergi kaydı vergi hukukunun kendi ihtiyacıdır; Hukuk Muhakemeleri Kanunu taraf ehliyetini vergi numarasına değil hak ehliyetine bağlar.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2024/1200 Esas sayılı kararındaki olayda alışveriş merkezini işleten adi ortaklık, kendi adıyla kesilen kira faturasına dayanarak takip başlatmış ve “faturayı ortaklık kesti, takibi de ortaklık yapar” savunmasında bulunmuştur. Daire bu savunmayı kabul etmemiş; ortaklık adına başlatılan takibe dayanan itirazın iptali davasının usulden reddini onamıştır. Ortaklığın vergi kimliği ve adının hukuki yolu açıp açmadığı konusundaki genel çerçeve, adi ortaklık nedir ve şirketten farkı ne yazımızda anlatılmıştır.
Adi Ortaklık Adına Dava Nasıl Açılır?
Adi ortaklık adına açılması düşünülen dava, ortakların tamamı davacı gösterilerek açılır. Dava dilekçesinin davacı kısmında her ortak ayrı ayrı yazılır: gerçek kişi ortak için ad, soyad, T.C. kimlik numarası ve adres; şirket ortak için ticaret unvanı, vergi numarası, MERSİS numarası ve adres. Ortaklığın adı dilekçede ancak açıklama olarak geçebilir, örneğin “davacılar, … Adi Ortaklığını oluşturan ortaklar” şeklinde.
Pratik sıra şöyledir:
- Ortakları belirleyin: Ortaklık sözleşmesini, vergi dairesine verilen işe başlama bildirimini ve ortak değişikliği varsa onu gösteren belgeleri toplayın. Davanın açıldığı tarihteki bütün ortaklar davacı tarafta yer almalıdır.
- Her ortaktan yetki alın: Avukatla dava açılacaksa vekaletname her ortak tarafından verilir. Şirket ortaklar için vekaletnameyi şirketin yetkili temsilcisi imzalar.
- Uyuşmazlığın niteliğini belirleyin: Dava ortaklığın bir üçüncü kişiden alacağına mı, ortaklık malına mı, yoksa ortaklar arasındaki bir anlaşmazlığa mı ilişkin? Davacı ve davalı tarafın kim olacağı buna göre değişir.
- Görevli mahkemeyi ve arabuluculuğu kontrol edin: Ortaklar ve karşı taraf tacirse ve uyuşmazlık ticari işletmeleriyle ilgiliyse dava ticari dava sayılır; para alacağında dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır.
Ortaklığa yapılacak tebligatın kime ve hangi adrese gönderileceği ayrı bir sorudur; bunu adi ortaklık tebligatı yazımızda ele aldık. Burada bilinmesi gereken, dava açan tarafın da karşı tarafın da tek tek ortaklar olduğudur.
Adi Ortaklık Dava Dilekçesinde Taraflar Nasıl Yazılır?
Taraflar kısmı dava şartının görüldüğü yerdir. “Davacı: … İnşaat Adi Ortaklığı” diye başlayan bir dilekçe, ortakların kimliğini hiç göstermediği için dava açılırken taraf ehliyeti eksik bir dilekçedir. Doğru yazım, ortakları tek tek davacı göstermek ve ortaklığın adını yalnız bağlam olarak eklemektir.
Davalı taraf için de aynı özen gerekir. Karşı taraf adi ortaklıksa dilekçeye ortaklığın adı değil, davalı gösterilecek ortakların kimlik ve adres bilgileri yazılır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2021/7381 Esas, 2021/12600 Karar sayılı kararında aktarılan önceki bozmada, ortak girişim olarak iş alan şirketlere ayrı ayrı tebligat çıkarılarak taraf teşkili sağlanması istenmiş, yargılama bu şekilde tamamlanmıştır.
Vekaletnameyi Kim Verir?
Vekaletname ortaklık adına değil, her ortak adına verilir. Ortaklığı temsilen tek bir vekaletname düzenlenmesi, ortaklık sözleşmesinde bir ortağa geniş yetki tanınmış olsa bile risklidir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 29.05.2025 tarihli, 2024/326 Esas, 2025/2318 Karar sayılı kararında, sözleşmeyle tam yetkili kılınan ortağın “ortaklığı ve her iki ortağı temsilen” verdiği vekaletnameyle açılan birleşen davanın usulden reddi oy çokluğuyla onanmıştır; karşı oy yazısı bu vekaletnamenin geçerli sayılması gerektiğini savunmuştur.
Buna karşılık dava ortaklık adına tek vekaletnameyle açılmış, ortaklar yargılama sırasında ayrı ayrı vekaletname sunmuşsa tablo değişebilir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 01.03.2022 tarihli, 2021/3455 Esas, 2022/1085 Karar sayılı kararında, ortakların sonradan verdiği ayrı vekaletnameleri davaya muvafakat olarak kabul etmiş, taraf teşkilinin sonradan tamamlandığını belirterek aktif husumet yokluğundan verilen ret kararını bozmuştur. Dava aşamasında tanınan bu tamamlama imkânı icra takibinde aynı şekilde işlemez; bu fark aşağıda ayrıca ele alınmıştır.
Yönetici Ortak Tek Başına Dava Açabilir mi?
Yönetici ortağın olağan işleri yürütme yetkisi, dava açma yetkisini kendiliğinden kapsamaz. Türk Borçlar Kanunu’nun 630. maddesine göre yönetici ortaklar ile diğer ortaklar arasındaki ilişki vekâlet hükümlerine tabidir. Vekâlet hükümlerinden TBK m.504/3 ise vekilin özel olarak yetkili kılınmadıkça dava açamayacağını, sulh olamayacağını, hakeme başvuramayacağını ve konkordato talep edemeyeceğini düzenler.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/1200 Esas sayılı kararında bu iki hükmü birleştirmiş ve dava açmanın özel yetki gerektiren işlerden olduğunu, yönetici ortağın diğer ortaklardan o davaya ilişkin özel yetki alması gerektiğini belirtmiştir. Kararın ifadesiyle bu yetki her bir ortak tarafından ortaklık sözleşmesiyle veya sonradan yazılı bir vekâletle açık, belirgin ve özel olarak verilebilir. Olaydaki ortaklık yönetimine takip yapma ve itirazın iptali davası açma konusunda böyle bir özel yetki verilmediği tespit edilmiştir.
TBK m.637/3 de aynı yöndedir: yönetim görevi verilen ortağın ortaklığı üçüncü kişilere karşı temsil yetkisi var sayılır, ancak önemli tasarruf işlemleri için yetkinin bütün ortakların oybirliğiyle verilmiş ve yetki belgesinde açıkça yazılmış olması şarttır. Dava açmak isteyen yönetici ortak için güvenli yol, her ortaktan o davayı kapsayan yazılı bir yetki almak ya da ortakların hepsini doğrudan davacı göstermektir.
Adi Ortaklık Mecburi Dava Arkadaşlığı: Ortaklar Neden Birlikte Hareket Eder?
Ortakların birlikte dava açma zorunluluğu, ortaklık malvarlığının yapısından gelir. TBK m.638/1’e göre ortaklık için edinilen veya ortaklığa devredilen şeyler, alacaklar ve ayni haklar ortaklık sözleşmesi çerçevesinde elbirliği hâlinde bütün ortaklara aittir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirli payları yoktur, her birinin hakkı malvarlığının tamamına yayılır. Bir ortak bu bütünden “kendi payını” ayırıp tek başına dava edemez.
HMK m.59, maddi hukuka göre bir hakkın birden fazla kişi tarafından birlikte kullanılması ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde mecburi dava arkadaşlığı bulunduğunu düzenler. HMK m.60’a göre mecburi dava arkadaşları ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine ancak birlikte dava açılabilir. Adi ortaklık mecburi dava arkadaşlığı, bu iki maddenin TBK m.638/1 ile birleşmesinden doğar.
Bu kural adi ortaklık dava arkadaşlığı türleri arasında önemli bir ayrım yaratır. HMK m.57’deki ihtiyari dava arkadaşlığında davalar birbirinden bağımsızdır ve her dava arkadaşı ayrı hareket eder (HMK m.58). Mecburi dava arkadaşlığında ise dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır. Tek istisna kanunun kendisindedir: duruşmaya gelen dava arkadaşlarının yaptığı usul işlemleri, usulüne uygun davet edildiği hâlde gelmeyenler bakımından da hüküm ifade eder.
Ortaklığın kararlarının kural olarak oybirliğiyle alınması da (TBK m.624/1) aynı mantığın parçasıdır. Ortaklığın hakkını mahkemeye taşımak, ortaklığın geleceğini etkileyen bir karardır; kanun bu kararı ortaklardan birinin tek başına vermesine izin vermez. Sözleşmede oy çokluğu kararlaştırılmışsa çoğunluk ortak sayısına göre hesaplanır (TBK m.624/2); ama bu, davanın bütün ortaklar adına açılması gereğini ortadan kaldırmaz.
Ortaklardan Biri Tek Başına Dava Açarsa Ne Olur?
Tek ortağın açtığı dava kendiliğinden reddedilmez; mahkeme önce eksikliğin giderilmesi için süre verir. HMK m.115/2 uyarınca dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkünse hâkim bunun tamamlanması için kesin süre verir, süre içinde giderilmezse davayı usulden reddeder. Adi ortaklıkta bu süre, dava dışı ortakların açılan davaya muvafakat vermesi içindir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 12.01.2026 tarihli, 2025/2263 Esas, 2026/104 Karar sayılı kararı güncel çizgiyi gösterir. Olayda bir kamu işini konsorsiyum olarak üstlenen ortaklardan biri tek başına borçlu olmadığının tespiti, teminat mektuplarının iadesi ve tazminat istemiştir. Daire, adi ortaklardan birinin dava açabilmesi için diğer ortağın muvafakat vermesi ya da birlikte dava açılması gerektiğini belirtmiş; davacıya muvafakat için süre verilmesini, muvafakat sağlanırsa esasa girilmesini, sağlanmazsa aktif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddini istemiş ve kararı bozmuştur.
Süre verildiği hâlde muvafakat gelmezse sonuç ret olur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 01.11.2023 tarihli, 2023/1065 Esas, 2023/3018 Karar sayılı kararında, pilot ortaklı bir ortaklığın imzaladığı sözleşmeden doğan davada, kesin süre içinde dava dışı ortağın muvafakatinin sağlanamadığını tespit ederek davanın reddini onamıştır.
Diğer Ortak Muvafakat Vermezse Dava Kurtarılabilir mi?
Bu konuda Yargıtay daireleri arasında farklı görüşler vardır. Bir görüşe göre muvafakat vermeyen ortak davalı tarafa alınarak taraf teşkili tamamlanabilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/1200 Esas sayılı kararında, birlikte dava açılmadığı takdirde dava dışındaki ortaktan muvafakat alınması, muvafakat vermeyen ortak olursa onun hakkında da dava açılması suretiyle taraf ehliyetinin tamamlanması gerektiğini belirtmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/3455 Esas sayılı kararı da muvafakat etmeyen ortağa husumet yöneltilmesine imkân tanınmadan davanın reddinin, ortaklardan bir kısmının hak arama özgürlüğünü diğerlerinin insafına bırakacağını vurgulamıştır.
Diğer görüşe göre yalnız muvafakat için süre verilir. 6. Hukuk Dairesinin 2025/2263 Esas sayılı 2026 kararında çoğunluk bu yolu seçmiş, karşı oy yazısı ise muvafakat vermeyen ortak hakkında birleştirme talepli dava açılması için de süre verilmesi gerektiğini savunmuştur. Pratik sonuç şudur: diğer ortağın muvafakat vermeyeceği baştan biliniyorsa, onu davalı tarafta gösteren veya birleştirme talep eden bir yapı kurmak ve bunun gerekçesini dilekçede açıkça yazmak, davanın yalnız süre beklenerek reddedilmesi riskini azaltır. Dava hangi dairenin incelemesine gideceğine göre farklı sonuç verebilir.
Ortaklık Adına Açılan Dava Sonradan Düzeltilebilir mi?
Davada düzeltme imkânı icra takibine göre daha geniştir. HMK m.124/1 taraf değişikliğini kural olarak karşı tarafın açık rızasına bağlar; ancak maddi hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi karşı tarafın rızası aranmaksızın kabul edilir (HMK m.124/3). Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa hâkim bu talebi rıza aramadan kabul edebilir (HMK m.124/4). Ortaklığın adının yazıldığı bir dilekçede ortakların gösterilmesi bu hükümler çerçevesinde talep edilebilir.
Bunun yanında ortakların yargılama sırasında davaya muvafakat vermesi ya da ayrı ayrı vekaletname sunması da eksikliği giderebilir; yukarıda anılan 6. Hukuk Dairesi 2021/3455 Esas sayılı kararı bunun örneğidir. HMK m.115/3 ayrıca, esasa girilmeden fark edilmemiş ve ileri sürülmemiş bir dava şartı noksanlığı hüküm anında giderilmişse davanın baştaki noksanlık yüzünden usulden reddedilemeyeceğini öngörür.
Adi Ortaklığa Karşı Dava Kime Açılır?
Adi ortaklığa karşı dava, ortaklığın kendisine değil ortaklara açılır; kaç ortağın davalı gösterileceği ise davanın konusuna bağlıdır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 07.10.2021 tarihli, 2021/760 Esas, 2021/693 Karar sayılı kararında bu ayrımı açıkça yapmıştır: davanın konusu paradan başka bir şey ise dava bütün ortaklara karşı birlikte açılır (mecburi dava arkadaşlığı); davanın konusu para ise ortaklar bu borçtan müteselsil sorumlu olduğundan ortaklardan birine, bazılarına ya da tümüne karşı dava açılabilir.
Bu ayrımın dayanağı TBK m.638/3’tür: ortaklar, birlikte veya bir temsilci aracılığıyla üçüncü kişiye karşı ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumludur. Müteselsil borçta alacaklı borcun tamamını dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir (TBK m.163/1). Aynı kararda, ortak şirketlerden bazıları ticaret sicilinden terkin edilmiş olduğu için davanın taraf teşkili yapılmadığı gerekçesiyle tümden reddi bozulmuş, terkin edilmemiş ortaklar yönünden yargılamaya devam edilmesi istenmiştir. Para alacağında ortakların sorumluluğunun kapsamı, iç ilişkide kimin ne kadar ödeyeceği ve ortağın kişisel malvarlığına başvurma ayrı bir yazının konusudur.
Konu para değilse durum farklıdır. Ortaklık malının teslimi, bir sözleşmenin feshinin tespiti veya ortaklığa ait bir hakkın kaldırılması gibi taleplerde hüküm bütün ortaklar bakımından tek olmak zorundadır; bu davalarda ortakların tamamı davalı gösterilir. Örneğin bir şirket ortaklığının feshinde kimin davalı olacağı sorusu da bu mantıkla cevaplanır; adi ortaklıkta davalının neden diğer ortaklar olduğu şirketin feshi davası kime karşı açılır yazımızda ayrıca anlatılmıştır.
Davalı Ortakların Yetkili Mahkemesi
Davalı birden fazla olduğunda dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir (HMK m.7/1). Ancak davalılardan biri yalnızca kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirilmek amacıyla davaya dahil edilmişse, o davalının itirazı üzerine onun hakkındaki dava ayrılarak yetkisizlik kararı verilir (HMK m.7/2). Sözleşmeden doğan davalar sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir (HMK m.10); hangi mahkemenin seçileceği, davalı ortakların adresleri ve sözleşmenin ifa yeri birlikte değerlendirilerek belirlenir.
Adi Ortaklık İcra Takibi Nasıl Yapılır?
Adi ortaklık icra takibi, takip talebinde ortaklığın değil ortakların gösterilmesiyle yapılır. Taraf ehliyeti kuralı icra takibinde de aynen geçerlidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/1200 Esas sayılı kararında adi ortaklığın alacaklarının tahsili için yapacağı icra takiplerinde mecburi takip arkadaşlığı gereği bütün ortakların birlikte hareket etmesi gerektiğini açıkça belirtmiştir.
Adi Ortaklık İcra Takibi Başlatılabilir mi, Ortaklık Adına Takip Geçerli mi?
Ortaklığın adıyla, ortaklık alacaklı gösterilerek başlatılan takip usule aykırıdır. Doğru yol, takip talebinin alacaklı kısmına bütün ortakları yazmak ve her ortağın vekaletnamesini dosyaya koymaktır. Yönetici ortak takibi başlatacaksa, dava açmada olduğu gibi her ortaktan özel yetki almalıdır.
Bu hatanın sonradan düzeltilmesi davadaki kadar kolay değildir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 21.03.2023 tarihli, 2022/8875 Esas, 2023/1857 Karar sayılı kararıyla onanan bölge adliye mahkemesi kararında, takibin adi ortaklık adına başlatıldığı, sonradan ortaklar adına ayrı ayrı vekaletname sunulmasının bu eksikliği gidermeyeceği belirtilmiştir.
Adi Ortaklık Aleyhine İcra Takibi
Ortaklığın borcu için takip, borçlu kısmına ortakların yazılmasıyla yapılır. Ortaklığı borçlu gösteren bir takip, ortaklık yönünden iptal edilir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2022/9531 Esas sayılı kararında taraf ehliyeti yokluğunun kamu düzenine ilişkin olduğu ve mahkemece re’sen gözetileceği vurgulanmıştır; Hukuk Genel Kurulu’nun 2024/787 Esas sayılı kararındaki olayda da bölge adliye mahkemesi iş ortaklığı yönünden takibi bu gerekçeyle iptal etmiştir.
Para alacağında ortaklar müteselsil sorumlu olduğu için (TBK m.638/3) alacaklının takibi bir ortağa, birkaç ortağa veya hepsine yöneltebileceği kabul edilir; takip hangi ortağa yöneltilmişse ödeme emri de o ortağın adına düzenlenir. Ancak bu konu tartışmalıdır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 27.11.2025 tarihli, 2025/6437 Esas, 2025/7702 Karar sayılı kararıyla, ortaklık borcu için ortaklardan yalnızca biri ve ortaklık dışından bir şirket aleyhine başlatılan takipte bütün ortakların takipte gösterilmesi gerektiği gerekçesiyle takibi iptal eden bölge adliye mahkemesi kararını oy çokluğuyla onamıştır; karşı oy, ortaklar arasında ihtiyari takip arkadaşlığı bulunduğunu savunmuştur. Bu nedenle güvenli yol, takibi bütün ortaklara yöneltmektir. Şirket borcu nedeniyle ortağın kişisel malvarlığına gidilip gidilemeyeceği ise ortaklık türüne göre değişir; limited şirketteki farklı rejim şirket borcu yüzünden ortağın evine haciz gelir mi yazımızda anlatılmıştır.
Takipteki Taraf Eksikliği İtirazın İptali Davasında Giderilir mi?
Alacaklı tarafta kural olarak giderilmez; adi ortaklık uyuşmazlıklarında telafisi en zor hata takip aşamasında yapılandır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/1200 Esas sayılı kararında, dava açılırken davacı tarafta bütün ortakların yer almaması hâlinde bu eksikliğin muvafakat veya davaya dahil etme yoluyla giderilebileceğini, ancak itirazın iptali davasının dayanağı olan icra takibinde ortakların tamamının yer almaması hâlinde bu noksanlığın giderilmesinin mümkün olmadığını belirtmiştir. Gerekçe, itirazın iptali davasının icra takibiyle organik bağıdır: dava, takibin devamını sağlamak için açılır ve takibin kendisi usule aykırıysa dava onu kurtaramaz.
Borçlu tarafta ise Hukuk Genel Kurulu daha esnek bir sonuca varmıştır. Kurul 13.09.2023 tarihli, 2022/920 Esas, 2023/806 Karar sayılı kararında, takip talebinde borçlunun adi ortaklık adıyla ve ortaklardan birinin adı ile “ve ortağı” ibaresi eklenerek gösterildiği, ödeme emrinin ortaklığa tebliğ edildiği bir olayda, ortakların tamamı ödeme emrine itiraz ederek husumetin kendilerine yöneltildiğini kabul ettiği için eksik takip şartının giderildiğini ve itirazın iptali davasında taraf teşkilinin sağlandığını oy çokluğuyla kabul etmiştir. Bu sonuç, dürüstlük kuralına aykırı olmayan veya kabul edilebilir bir yanılgıya dayanan ve bütün ortakların takibe katıldığı hâllerle sınırlıdır. Ortaklık adına tebliğ edilen ödeme emrinin diğer sonuçlarını adi ortaklık tebligatı yazısında anlattık.
Aynı sonuç borçlu taraf için de geçerlidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/290 Esas sayılı kararında adi ortaklık aleyhine borçlu sıfatıyla takip yapıldığı için açılan itirazın iptali davasının dava şartı yokluğundan usulden reddini onamıştır. Ortaklığın alacağını tahsil etmek veya ortaklıktan alacağını almak isteyen kişi için en kritik an, takip talebinin yazıldığı andır.
Ortaklığın Üçüncü Kişideki Alacağına Haciz Konulabilir mi?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun son kararına göre, ortaklık adına gönderilen müzekkereyle doğrudan konulamaz. Hukuk Genel Kurulu 18.06.2025 tarihli, 2024/787 Esas, 2025/367 Karar sayılı kararında, iş ortaklığının borcu nedeniyle ortaklığın başka bir takip dosyasındaki alacağına haciz müzekkeresi gönderilmesini değerlendirmiştir. Kurul çoğunluğu, ortakların elbirliği malvarlığını oluşturan mal ve haklar üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri payları bulunmadığını, maddi hukuka göre devredilemeyen hak ve alacakların haczedilemeyeceğini belirtmiş; adi ortaklığın yaptığı iş nedeniyle üçüncü kişi nezdindeki ya da başka bir takip dosyasındaki alacaklarına doğrudan müzekkere ile haciz konulamayacağına hükmetmiştir.
Aynı kararda, taraf kısmına tüzel kişiliği bulunmayan adi ortaklığın yazıldığı haciz müzekkeresinin şeklen de usulsüz olduğu vurgulanmıştır. Karar oy çokluğuyla verilmiştir; karşı oy yazısı, ortaklığın kendi ticari borcu için ortaklık malvarlığına haciz konulabileceğini kabul eden Hukuk Genel Kurulu’nun 26.03.2019 tarihli, 2017/763 Esas, 2019/344 Karar sayılı kararına dayanmıştır. Alacaklı açısından bu, ortaklık malvarlığına giden yolun daraldığı, ortakların kişisel malvarlığına yönelik takibin önem kazandığı anlamına gelir.
Adi Ortaklık Alacak Davası ve Ortaklar Arasındaki Davalar
Adi ortaklık alacak davası iki farklı biçimde karşımıza çıkar ve ikisinin tarafları farklıdır. Ortaklığın üçüncü bir kişiden alacağı varsa (müşteriden iş bedeli, kiracıdan kira, idareden hakediş), bu alacak ortaklara elbirliğiyle ait olduğundan dava bütün ortaklar tarafından birlikte açılır. Yukarıda anlatılan muvafakat ve taraf teşkili kuralları bu davalar için geçerlidir.
Uyuşmazlık ortaklar arasındaysa tablo değişir. Bu davalarda bir ortak, ortaklık ilişkisinden doğan kişisel hakkını diğer ortağa veya ortaklara karşı ileri sürer. Davacı, hakkını ileri süren ortak; davalı, o hakka karşı yükümlü olan ortak veya ortaklardır.
Ortaklar Arası Alacaklar: Gider, Kâr Payı ve Tasfiye Payı
Ortaklar arasındaki başlıca talepler kanunda tek tek düzenlenmiştir:
- Gider ve borç: Ortaklık işleri için gider yapan veya borç üstlenen ortağa diğer ortaklar karşı sorumludur; ortaklığa avans olarak para veren ortak, verdiği günden itibaren faiz isteyebilir (TBK m.627).
- Emek karşılığı: Yükümlü olmadığı hâlde ortaklık işleri için emek harcayan ortak, hakkaniyete uygun bir karşılık isteyebilir (TBK m.627/3).
- Özen borcu ihlali: Kusuruyla zarar veren ortak, bu zararı başka işlerde ortaklığa sağladığı menfaatlerle mahsup edemeden gidermekle yükümlüdür (TBK m.628/2).
- Hesap ve kâr payı: Yönetici ortaklar yılda en az bir defa hesap vermek ve kazanç paylarını ortaklara ödemekle yükümlüdür; hesap döneminin uzatılmasına ilişkin anlaşma kesin olarak hükümsüzdür (TBK m.630/3).
- Ayrılan ortağın payı: Ortaklıktan çıkan veya çıkarılan ortağa, ortak sıfatının sona erdiği tarihteki tasfiye payı ödenir; pay mali işlerde uzman bir kişiye hesaplattırılır (TBK m.634).
Kâr payı ve hesap verme davalarında ilk adım bilgiye ulaşmaktır; yönetici ortak hesap göstermiyorsa hesap verme yükümlülüğünün ifası istenir. Şirketlerde bu hakkın nasıl kullanıldığı ortağın bilgi alma hakkı yazımızda anlatılmıştır. Ortaklığın sona ermesinden sonraki tasfiye, tasfiye payının dağıtımı ve tasfiye görevlisinin atanması ise ayrı bir sürecin konusudur; TBK m.644/4 tasfiye usulüne ve her ortağa dağıtılacak paya ilişkin uyuşmazlıkların ilgililerin istemi üzerine hâkim tarafından çözüleceğini öngörür.
Hangi Mahkemede Açılır, Arabuluculuk Şart mı?
Adi ortaklık davalarında görevli mahkeme, uyuşmazlığın ticari dava olup olmamasına göre belirlenir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu‘nun 4. maddesine göre her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari davadır ve TTK m.5/1 uyarınca bu davalara asliye ticaret mahkemesi bakar. Ortakları ve karşı tarafı tacir olan, ticari işletmeleriyle ilgili bir işten doğan uyuşmazlık bu nedenle asliye ticaret mahkemesinde görülür. Ticari dava niteliği taşımayan uyuşmazlıklarda genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.
Ortakların tacir olup olmadığı her zaman açık değildir. TTK m.12/3’e göre bir ticari işletme açmış gibi, adi bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur. Bu hüküm, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı sorumluluğa ilişkindir. Davanın ticari dava sayılıp sayılmayacağı ise TTK m.4/1’deki ölçütle, yani her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olup olmadığına bakılarak ayrıca değerlendirilir. Asliye ticaret ile asliye hukuk arasındaki ilişki görev ilişkisidir (TTK m.5/3).
Adi Ortaklık Alacak Davası Arabuluculuk Şartına Tabi mi?
Dava ticari dava niteliğindeyse ve konusu bir miktar paraysa, evet. TTK m.5/A’ya göre ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Arabulucu başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır; bu süre zorunlu hâllerde en fazla iki hafta uzatılabilir (TTK m.5/A/2).
Arabuluculuk aşamasında da taraflar ortaklardır. Ortaklığın alacağı için yapılacak başvuruda bütün ortakların başvurucu olarak yer alması, dava açılırken ortaya çıkacak taraf ehliyeti sorununun arabuluculuk aşamasında başlamasını önler. Ticari dava sayılmayan uyuşmazlıklarda TTK m.5/A uygulanmaz; bu davalarda başka bir özel kanunun dava şartı arabuluculuk öngörüp öngörmediği ayrıca kontrol edilir. Arabuluculuğun dava şartı olduğu davalarda başvuru ve son tutanak sırası menfi tespit davası yazımızda örnekleriyle anlatılmıştır.
İhale, Tahkim ve Konkordatoda Aynı Kural Geçerli mi?
Geçerlidir; adi ortaklık dava açabilir mi sorusuna verilen olumsuz cevap yalnız dava ve icra takibiyle sınırlı değildir. Kamu ihalelerinde sık görülen iş ortaklıkları ve konsorsiyumlar da borçlar hukuku bakımından çoğunlukla adi ortaklıktır. 6. Hukuk Dairesinin 2025/2263 Esas sayılı kararındaki uyuşmazlık, bir kamu kurumunun lojistik depolarını işletme işini konsorsiyum olarak üstlenen ortaklardan birinin tek başına açtığı davaydı; Daire, konsorsiyumun diğer ortaklarının muvafakatini aramıştır.
Tahkimde de sonuç aynıdır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 29.04.2026 tarihli, 2026/1633 Esas, 2026/1796 Karar sayılı kararıyla, başvurunun adi ortaklık tarafından yapıldığı ve ortaklığı oluşturan şirketler adına düzenlenmiş vekâletname sunulmadığı gerekçesiyle hakem kararını iptal eden bölge adliye mahkemesi kararını onamıştır. Konkordato başvurusu için de 2026/1608 Esas sayılı karar aynı yönde verilmiştir. Hangi yola başvurulursa başvurulsun, başvurucu sıfatı ortaklara aittir.
Adi Ortaklık Taraf Ehliyeti Yargıtay Kararları
| Karar | Konu | Sonuç |
|---|---|---|
| HGK 2024/787 E. 2025/367 K. (18.06.2025) | Ortaklığın üçüncü kişideki alacağına müzekkereyle haciz | Doğrudan haciz konulamaz; ortaklık adına müzekkere usulsüz (oy çokluğu) |
| 3. HD 2026/290 E. 2026/3220 K. (20.05.2026) | Adi ortaklık aleyhine borçlu sıfatıyla takip | İtirazın iptali dava şartı yokluğundan usulden reddedildi, onandı |
| 6. HD 2026/1633 E. 2026/1796 K. (29.04.2026) | Adi ortaklık adına tahkim başvurusu | Hakem kararının iptali onandı |
| 6. HD 2026/1608 E. 2026/1270 K. (06.04.2026) | Adi ortaklık adına konkordato | Usulden ret onandı |
| 6. HD 2025/2263 E. 2026/104 K. (12.01.2026) | Tek ortağın açtığı dava | Muvafakat için süre; yoksa ret (oy çokluğu, bozma) |
| 6. HD 2024/326 E. 2025/2318 K. (29.05.2025) | Ortaklığı temsilen tek vekaletname | Birleşen davanın usulden reddi onandı (oy çokluğu) |
| 12. HD 2025/6437 E. 2025/7702 K. (27.11.2025) | Ortaklık borcu için bir ortağa ve dışarıdan şirkete takip | Bütün ortakların gösterilmesi gerektiği gerekçeli iptal onandı (oy çokluğu) |
| 3. HD 2024/1200 E. 2025/2619 K. (06.05.2025) | Ortaklık adına takip ve itirazın iptali | Alacaklı taraftaki eksiklik davada giderilemez; onandı |
| HGK 2022/920 E. 2023/806 K. (13.09.2023) | Ödeme emri ortaklığa tebliğ, tüm ortaklar itiraz etti | Eksik takip şartı giderilmiş sayıldı (oy çokluğu) |
| 3. HD 2023/1065 E. 2023/3018 K. (01.11.2023) | Kesin sürede muvafakat gelmedi | Ret onandı |
| 12. HD 2022/8875 E. 2023/1857 K. (21.03.2023) | Takipten sonra ayrı vekaletname sunulması | Eksiklik giderilmedi; onandı |
| 6. HD 2021/3455 E. 2022/1085 K. (01.03.2022) | Ortakların sonradan ayrı vekaletname vermesi | Muvafakat sayıldı; ret kararı bozuldu |
| 6. HD 2021/760 E. 2021/693 K. (07.10.2021) | Ortaklığa karşı para alacağı davası | Ortaklardan biri, bazıları veya tümü davalı olabilir; bozma |
Bu kararlar birlikte okunduğunda iki çizgi belirginleşir. Birincisi, dava aşamasında Yargıtay taraf eksikliğini tamamlatmaya açıktır; muvafakat, sonradan verilen vekaletname veya taraf değişikliği yoluyla dava kurtarılabilir. İkincisi, icra takibinde bu esneklik yoktur; takibin başında yapılan taraf hatası, takibe dayanan sonraki davaları da düşürür.
Ortaklık Adına Takip veya Dava Başlatmadan Önce
Ortaklığınızın bir alacağını tahsil etmek, ortaklığa karşı bir hakkınızı aramak ya da ortağınızla aranızdaki hesabı mahkemeye taşımak istiyorsanız, ilk iş ortakların tam listesini ve her birinin yetki belgesini masaya koymaktır. Takip talebi bir kez ortaklık adına yazıldığında itirazın iptali aşamasında geri dönüş yoktur; dava açılmışsa da muvafakat vermeyecek bir ortak, davanın süre beklenerek düşmesine yol açabilir. Dosyanızdaki taraf yapısını, yetki belgelerini ve görevli mahkemeyi birlikte incelemek için Ankara şirket avukatı sayfamızdaki çalışma alanlarımıza bakabilir, görüşme için iletişim sayfasından bize yazabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Adi ortaklık dava açabilir mi?
Açamaz. Tüzel kişiliği olmadığı için taraf ehliyeti yoktur (HMK m.50). Ortaklığın hakkı için dava, bütün ortaklar davacı gösterilerek açılır.
Adi ortaklık dava ehliyeti var mı?
Yoktur. Buradaki eksiklik aslında taraf ehliyetidir; taraf ehliyeti dava şartıdır (HMK m.114/1-d) ve mahkeme bunu davanın her aşamasında kendiliğinden inceler.
Adi ortaklık davada taraf olabilir mi?
Ne davacı ne davalı olabilir. Davacı veya davalı tarafta ortaklar yer alır; ortaklığın adı dilekçede yalnız açıklama olarak geçebilir.
Ortaklardan biri tek başına dava açabilir mi?
Kural olarak açamaz. Açmışsa mahkeme diğer ortakların muvafakati için süre verir; muvafakat gelirse yargılama sürer, gelmezse dava aktif husumet yokluğundan reddedilir.
Diğer ortak muvafakat vermezse ne yapılır?
Yargıtay daireleri arasında görüş ayrılığı vardır. Bazı kararlar muvafakat vermeyen ortağın davalı gösterilerek taraf teşkilinin tamamlanmasını kabul eder; güncel bir oy çokluğu kararı ise yalnız muvafakat için süre verilmesini yeterli görür.
Adi ortaklık adına icra takibi yapılabilir mi?
Ortaklık adıyla yapılamaz. Takip talebinde alacaklı olarak bütün ortaklar gösterilir. Ortaklık adına başlatılan takipteki eksiklik, sonradan açılan itirazın iptali davasında kural olarak giderilemez.
Adi ortaklık aleyhine icra takibi kime yapılır?
Ortaklara yapılır. Para alacağında ortaklar müteselsil sorumlu olduğundan takibin bir, birkaç veya bütün ortaklara yöneltilebileceği kabul edilir; ancak 2025 tarihli oy çokluğuyla verilmiş bir karar bütün ortakların gösterilmesini aradığı için güvenli yol takibi hepsine yöneltmektir. Ödeme emri her ortak adına ayrı düzenlenir.
Adi ortaklığa karşı dava kime açılır?
Konu para alacağıysa ortaklardan birine, bazılarına veya tümüne; konu para dışında bir şeyse bütün ortaklara birlikte açılır.
Yönetici ortak ortaklık adına dava açabilir mi?
Ancak özel yetkisi varsa. Dava açmak özel yetki gerektiren bir iştir (TBK m.504/3, m.630); bu yetki her ortak tarafından sözleşmede veya yazılı vekâletle açıkça verilmelidir.
Adi ortaklık alacak davası arabuluculuğa tabi mi?
Uyuşmazlık ticari dava niteliğindeyse ve konusu bir miktar paraysa, dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır (TTK m.5/A).
Adi ortaklığın alacağına haciz konulabilir mi?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2025 tarihli kararına göre ortaklığın üçüncü kişideki veya başka takip dosyasındaki alacağına, ortaklık adına gönderilen müzekkereyle doğrudan haciz konulamaz.
Okumadan önce bilinmesi gerekenler
- Bu metin, Ekim 2026 itibarıyla yürürlükte olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri ile Yargıtay kararlarından derlenmiş genel bilgilendirme niteliğindedir; somut dosya için hukuki görüş yerine geçmez.
- Taraf teşkili ve muvafakat konusunda Yargıtay daireleri arasında görüş ayrılığı bulunduğundan, aynı olay farklı dairede farklı sonuç verebilir.
- Dava veya takip başlatmadan önce ortaklık sözleşmenizi, ortakların yetki belgelerini ve süreleri bir avukatla birlikte gözden geçirmeniz önerilir.