Bıçakla Yaralamada Şikâyetten Vazgeçilirse Dava Düşer mi?
Nitelikli yaralama şikayete tabi mi? Türk Ceza Kanunu’na göre hayır ve bıçakla yaralama bu nitelikli hallerin başında gelir: mağdur şikâyetinden vazgeçse, taraflar barışsa, hatta mahkemede “şikâyetçi değilim” dense bile dava düşmez. Türk Ceza Kanunu’nun 86. maddesinin üçüncü fıkrası, kasten yaralamanın silahla işlenmesi hâlinde cezanın “şikâyet aranmaksızın” yarı oranında artırılacağını yazar; bıçak da Yargıtay’ın yerleşik kabulüyle silahtan sayılır. Şikâyet aranmayan bir suçta vazgeçmenin davayı düşürme etkisi yoktur.
Vazgeçmenin dosyaya hiçbir etkisi olmadığını söylemek de doğru değildir. Bıçağın kullanıldığı ispatlanamazsa suç basit yaralamaya döner ve vazgeçme davayı düşürür; fail 18 yaşından küçükse kanun ayrıca bir uzlaştırma kapısı açar; mahkeme de barışmayı takdiri indirim ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması değerlendirmesinde hesaba katabilir. Aşağıda kanun maddeleri ve Yargıtay’ın verdiği kararlarla hangi durumda neyin değiştiği anlatılıyor.
Neyi bilmek gerekir
- Kısa cevap: Bıçakla kasten yaralama TCK m.86/3-e kapsamında silahla yaralamadır, şikâyete bağlı değildir. Şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez; Yargıtay bu gerekçeyle verilen düşme kararlarını bozuyor.
- Ne işe yarar: Vazgeçme ve barışma; silahın ispatlanamadığı dosyada davayı düşürür, takdiri indirimde ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında zararın giderildiğini göstermeye yardım eder, mağdurun katılan olmamasıyla temyiz hakkını etkiler.
- Dikkat: Silahla yaralama uzlaştırma kapsamında da değildir (CMK m.253/1-b-1, “üçüncü fıkra hariç”). Aynı olayda aynı kişiye yönelen tehdit veya hakaret de bu yüzden uzlaşmanın dışında kalır. Tek istisna, kanunun çocuk failler için öngördüğü üç yıllık üst sınır kuralıdır.
Nitelikli Yaralama Şikayete Tabi mi?
Nitelikli yaralama şikayete tabi mi diye kanunun lafzına bakıldığında yanıt tek kelimedir: tabi değildir. Kasten yaralama, Türk Ceza Kanunu’nun 86. maddesinde üç katmanlı düzenlenir. Birinci fıkra suçun temel hâlidir: başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası alır. İkinci fıkra hafif yaralamadır: yaralamanın etkisi basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek kadar hafifse ceza altı aydan bir yıl altı aya kadar hapis veya adli para cezasıdır ve kovuşturma mağdurun şikâyetine bağlıdır. Üçüncü fıkra ise nitelikli hallerdir ve şikâyet şartını tamamen kaldırır.
Kanun metni, kasten yaralama suçunun aşağıdaki hallerde işlenmesi durumunda “şikâyet aranmaksızın” cezanın yarı oranında, canavarca hisle işlenmesinde ise bir kat artırılacağını söyler:
- Üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı,
- Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumdaki kişiye karşı,
- Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
- Kamu görevlisinin sahip olduğu nüfuz kötüye kullanılarak,
- Silahla,
- Canavarca hisle.
Bu altı halden biri gerçekleştiğinde savcılık soruşturmayı kendiliğinden yürütür. Mağdurun şikâyetçi olup olmaması, şikâyetini geri alması ya da hiç ifade vermemesi soruşturmanın başlamasını ve sürmesini engellemez. Maddenin güncel metnine mevzuat.gov.tr’deki Türk Ceza Kanunu sayfasından ulaşabilirsiniz.
Bıçakla yaralama takibi şikayete bağlı mı?
Bağlı değildir. Bıçakla yapılan yaralama, üçüncü fıkranın (e) bendindeki “silahla” işlenen yaralamadır. Yaranın hafif ya da ağır olması bu sonucu değiştirmez. Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 19.11.2014 tarihli kararında (E.2014/14152, K.2014/37957) tartışma sırasında bıçak çeken sanığın mağduru baş parmağından, basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek şekilde yaraladığı bir olay incelenmiştir. Yerel mahkeme şikâyet yokluğu gerekçesiyle davayı düşürmüş, Daire bu kararı, eylem bıçakla gerçekleştirildiği için silahla yaralama suçunun şikâyete tabi olmadığını belirterek bozmuştur.
Bıçakla basit yaralama şikayete tabi mi?
İkinci ve üçüncü fıkralar birbirini dışlamaz; birlikte uygulanır. Hafif bir bıçak yarası önce ikinci fıkraya göre değerlendirilir, ardından silah nedeniyle üçüncü fıkranın (e) bendi uygulanır ve ceza yarı oranında artırılır. Üçüncü fıkra uygulandığı anda ikinci fıkradaki şikâyet şartı ortadan kalkar. Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 01.04.2024 tarihli kararında (E.2022/14083, K.2024/2216) maket bıçağıyla mağdurun koluna vurup onu basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek şekilde yaralayan sanık için ilk derece mahkemesi vazgeçme nedeniyle düşme kararı vermiş, bölge adliye mahkemesi bu kararı “silahla yaralama suçunun şikâyete tabi olmadığı” gerekçesiyle kaldırarak m.86/2 ve m.86/3-e’den mahkûmiyet hükmü kurmuş, Yargıtay da sonucu onamıştır.
Bıçakla Yaralamada Şikâyetten Vazgeçme Davayı Neden Düşürmez?
Çünkü vazgeçmenin davayı düşürme gücü kanunda yalnız şikâyete bağlı suçlara tanınmıştır. TCK m.73/4’e göre “kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda” suçtan zarar görenin vazgeçmesi davayı düşürür. Silahla yaralama bu gruba girmez; vazgeçme beyanı dosyaya girer ama savcının veya mahkemenin önünü kesmez. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesindeki düşme kararı da ancak kanunda öngörülen bir düşme sebebi varsa verilebilir.
Yargıtay bu konuda yıllardır aynı çizgidedir ve yerel mahkemelerin “taraflar barıştı” diyerek verdiği düşme kararlarını bozar:
- 3. Ceza Dairesi, 27.03.2019 (E.2018/12359, K.2019/6562): Kira tartışmasında bıçakla mağdurun üzerine yürüyen, komşuların araya girmesiyle eylemi teşebbüste kalan sanık hakkında verilen düşme kararı, silahla yaralamaya teşebbüsün takibinin şikâyete bağlı olmadığı gerekçesiyle bozuldu.
- 3. Ceza Dairesi, 26.01.2021 (E.2020/17017, K.2021/2020): Sanıklardan birinin “silahtan sayılan bıçak” ile mağduru yaraladığı, diğerlerinin eylem ve fikir birliği içinde olduğu olayda şikâyetten vazgeçme nedeniyle verilen düşme kararları bozuldu.
- 1. Ceza Dairesi, 29.04.2024 (E.2022/14317, K.2024/2962): Ceza infaz kurumunda ayna kırığı ve tığ ile yaralanan mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi üzerine verilen düşme kararını bölge adliye mahkemesi kaldırdı ve sanıkları silahla kasten yaralamadan hapis cezasına mahkûm etti; Yargıtay da atılı suçun takibinin şikâyete bağlı olmadığını belirterek mahkûmiyetleri onadı.
Savcılıkta şikâyetçi olmadığını söylemek neyi değiştirir?
Soruşturmanın akışını değiştirmez. Kolluk veya savcılık ifadesinde “şikâyetçi değilim” ya da “barıştık” demek kayda geçer, ama savcı delilleri toplamaya devam eder. Kovuşturmaya yer olmadığına karar verilebilmesi için suçun işlenmediğinin veya yeterli delil bulunmadığının anlaşılması gerekir; mağdurun barışma beyanı bu sebeplerden biri değildir. Adli rapor, kamera kaydı, tanık beyanları ve olay yerinde ele geçirilen bıçak bir arada dava açılmasına yetiyorsa iddianame düzenlenir.
Mahkeme yine de düşme kararı verirse ne olur?
Bu karar kesinleşmeden önce Cumhuriyet savcısının kanun yoluna başvurusuyla kaldırılabilir; bozma kararlarının büyük bölümü savcı temyiziyle gelmiştir. 2016’dan sonra kurulan bölge adliye mahkemeleri de ilk derece mahkemesinin düşme kararını istinaf incelemesinde kaldırıp doğrudan mahkûmiyet hükmü kurabiliyor; yukarıda anılan iki 2024 tarihli kararda olan budur. Kesinleşmiş bir düşme kararına karşı Adalet Bakanlığı kanun yararına bozma yoluna da başvurabilir. Yani vazgeçme üzerine çıkan bir düşme kararı, dosyanın kapandığı anlamına gelmeyebilir.
Mutfak Bıçağı, Maket Bıçağı ve Cam Parçası da Silah Sayılır
Silah sayılır. TCK m.6/1-f silahı beş kalemde tanımlar; bıçak açısından önemli olan ikisidir: saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet (m.6/1-f-3) ile saldırı ve savunma amacıyla yapılmamış olsa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler (m.6/1-f-4). Kama, sustalı çakı gibi aletler birinci gruba; mutfak bıçağı, meyve bıçağı, maket bıçağı, makas, kırık şişe, cam parçası gibi gündelik eşyalar ikinci gruba girer.
Yargıtay kararlarında sopa, ayna kırığı, tığ ve maket bıçağı bu tanım içinde değerlendirilmiştir. Ölçüt aletin ne için üretildiği değil, olayda nasıl kullanıldığı ve doğurabileceği sonuçtur. Bu nedenle “mutfak bıçağıydı, silah değildi” savunması tek başına sonucu değiştirmez. Bıçağın taşınması yasak bir türden olup olmaması ise ayrı bir konudur: öyleyse 6136 sayılı Kanun’dan ayrı bir suç gündeme gelebilir. Bu ihtimal, yaralamadaki silah artırımını ne kaldırır ne de ona bağlıdır.
Bıçak ele geçirilmezse silahla yaralama sayılır mı?
Sayılabilir. Suç aletinin olay yerinde bulunamaması, silahla yaralama nitelendirmesini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. 3. Ceza Dairesi 22.06.2015 tarihli kararında (E.2015/4469, K.2015/21481) ele geçirilemeyen bir sopayla mağdurun başına vuran sanık hakkında, “sopanın silah niteliğinde olup olmadığının belirlenemediği” gerekçesiyle verilen düşme kararını “yasal olmayan gerekçe” diye nitelendirip bozmuştur. Aynı Daire 11.12.2012 tarihli kararında (E.2011/37331, K.2012/42749) ele geçirilemeyen bıçakla yaralama olayında, bıçağın bulunamadığı gerekçesiyle silah artırımı yapılmamasını hatalı bulmuş, ancak aleyhe temyiz olmadığı için bozma yapmamıştır.
Silahın varlığı mağdur ve tanık anlatımları, adli rapordaki yaranın niteliği (kesi, delici alet yarası gibi) ve sanığın savunmasıyla birlikte değerlendirilir. Adli raporda yaranın “kesici delici alet yarası” olarak tarif edilmesi bu yüzden dosyanın seyrini belirleyen belgelerden biridir. Raporun nereden ve nasıl alındığını darp raporu nasıl alınır yazımızda anlattık.
Bıçak yalnızca çekildiyse veya isabet etmediyse ne olur?
Bıçak çekilip yaralama hiç gerçekleşmediyse olay, silahla tehdit (TCK m.106/2-a) olarak değerlendirilebilir; bu suçun cezası iki yıldan yedi yıla kadar hapistir ve şikâyete bağlı değildir. Bıçakla hamle yapılıp isabet etmediyse silahla yaralamaya teşebbüs gündeme gelir ve o da şikâyetsiz yürür.
Bıçak hamlesiyle birlikte yumruk veya tekmeyle tamamlanmış hafif bir yaralama da varsa daireler arasında nitelendirme farkı görülür. 4. Ceza Dairesi 11.11.2014 tarihli kararında (E.2013/3184, K.2014/32601) maket bıçağını mağdurun yüzüne doğru sallayıp isabet ettiremeyen, ardından tekme atan sanık için, vazgeçmenin yalnız tamamlanmış basit yaralamayı düşürebileceğini, bıçakla yaralamaya teşebbüsün vazgeçmeyle düşmeyeceğini belirtmiştir. 3. Ceza Dairesi ise 08.03.2016 tarihli ve oyçokluğuyla verilen kararında (E.2015/33841, K.2016/5957) benzer bir olayda eylemlerin bir bütün olarak tek bir tamamlanmış silahla yaralama suçu oluşturduğunu kabul etmiştir. İki yaklaşımda da ortak sonuç, bıçaklı kısmın vazgeçmeyle düşmemesidir.
Bıçakla Yaralama Uzlaşmaya Tabi mi?
Değildir. Uzlaştırma, şikâyetten vazgeçmeden farklı bir kurumdur ve kanun bazı suçları şikâyete bağlı olmasalar bile uzlaştırma kapsamına almıştır. Ceza Muhakemesi Kanunu m.253/1-b bu suçları tek tek sayarken kasten yaralamayı “üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88” diye gösterir. Silahla yaralama, üçüncü fıkrada düzenlendiği için listenin dışındadır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun tam metni mevzuat.gov.tr üzerinde yer alır.
Yargıtay bu sonucu açık biçimde uygular. 1. Ceza Dairesi 29.03.2021 tarihli kararında (E.2021/6839, K.2021/5367), uzlaştırma yapılmadan hüküm kurulduğu gerekçesiyle istenen kanun yararına bozma talebini, sanığın aslında silahla yaralamadan cezalandırılması gerektiğini ve “kasten silahla yaralama suçunun uzlaşmaya tabi suçlardan olmaması” nedeniyle uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağını belirterek reddetmiştir. 3. Ceza Dairesi de 25.04.2018 tarihli kararında (E.2017/17328, K.2018/7610) silahla kasten yaralamanın m.253/1-b’de sayılan suçlardan olmadığını yazmıştır.
Taraflar özel olarak anlaşıp bir bedel üzerinde uzlaşsa bile bu anlaşma uzlaştırmanın hukuki sonucunu doğurmaz: dava ertelenmez, düşmez ve dosya kapanmaz. Anlaşma, olsa olsa zararın giderildiğinin kanıtı olarak cezanın belirlenmesinde ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarında işe yarar.
Aynı olayda tehdit ve hakaret de varsa uzlaşma yapılır mı?
Yapılmaz, mağdur aynı kişiyse. CMK m.253/3’e göre uzlaştırma kapsamındaki bir suç, kapsam dışındaki bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmişse uzlaşma hükümleri uygulanmaz. Bıçaklı kavgalarda hakaret ve basit tehdit sık görülür; tek başına bakıldığında uzlaşmaya tabi olan bu suçlar, aynı kişiye yönelen silahla yaralamanın yanında uzlaşma dışında kalır. 3. Ceza Dairesi 26.01.2021 tarihli kararında (E.2020/17787, K.2021/2081) silahla yaralamayla birlikte işlenen tehdit, 2. Ceza Dairesi 13.12.2021 tarihli kararında (E.2020/24278, K.2021/21223) mala zarar verme ve hakaret için bu sonuca ulaşmıştır.
Mağdurlar farklıysa durum değişir. 4. Ceza Dairesi 11.06.2020 tarihli kararında (E.2016/6283, K.2020/6491), silahla yaralanan katılan dışındaki kişilere yönelik tehdit ve hakaret suçlarında, 7188 sayılı Kanun’la maddeye eklenen “aynı mağdura karşı” ibaresi nedeniyle uzlaştırma işlemi yapılması gerektiğine hükmetmiştir.
Fail 18 yaşından küçükse uzlaştırma kapısı açılır mı?
Açılabilir. CMK m.253/1-c, mağdurun gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, adli süreçteki çocuklar bakımından üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçları ayrıca uzlaştırma kapsamına alır. 4. Ceza Dairesi 26.09.2019 tarihli kararında (E.2019/4118, K.2019/14549), suça sürüklenen çocuğun üstsoya karşı silahla kasten yaralama suçunun uzlaşma kapsamında bulunduğunu kabul etmiş ve aynı olaydaki tehdit suçu için uzlaştırma yapılmadan hüküm kurulmasını bozma sebebi saymıştır.
Kanunun ölçütü suçun üst sınırıdır. Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilen bir bıçak yarasında üst sınır, bir yıl altı ayın yarı oranında artırılmasıyla iki yıl üç aya çıkar ve üç yılın altında kalır. Temel hâldeki bir yaralamada ise üst sınır dört yıl altı aydır; bu durumda çocuk fail için de uzlaştırma yolu kapanır. Suça sürüklenen çocukların yargılanmasındaki diğer farkları suça sürüklenen çocuk nedir yazımızda ele aldık.
Şikâyetten Vazgeçmenin Yine de İşe Yaradığı Durumlar
Vazgeçme davayı düşürmese de dört noktada sonucu etkileyebilir. Bunları bilmek, hem mağdurun hem de failin vazgeçmeden ne beklemesi gerektiğini doğru tartmasını sağlar.
Silahın kullanıldığı ispatlanamazsa vazgeçme davayı düşürür
Yargılama sonunda bıçağın kullanıldığı kanıtlanamazsa suç, silahsız işlenmiş kasten yaralamaya döner. Yara basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek kadar hafifse bu, şikâyete bağlı m.86/2 suçudur ve önceden yapılmış bir vazgeçme davayı düşürür. 18. Ceza Dairesi 31.10.2018 tarihli kararında (E.2016/15127, K.2018/14063) silahla yaralama ve tehditten açılan davada sanığın silahla yaraladığına dair delil bulunmadığı için basit yaralamadan mahkûm edildiği, tehditten beraat ettiği bir dosyada, hakaret ve basit yaralama suçlarının uzlaşmaya tabi hâle geldiğini ve uzlaştırma yapılmadan hüküm kurulamayacağını belirterek kararı bozmuştur.
Mağdur katılan olmazsa hükmü temyiz edemez
Şikâyetten vazgeçen ve davaya katılmak istemediğini söyleyen mağdur, katılan sıfatı kazanmaz. Bu durumda hükmü kanun yoluna götürme hakkı da olmaz. 4. Ceza Dairesi 11.06.2020 tarihli kararında, duruşmada sanıktan şikâyetçi olmadığını ve davaya katılmak istemediğini beyan eden mağdurun temyiz isteğini bu gerekçeyle reddetmiştir. Vazgeçme, mağdurun yargılamadaki rolünü daraltır; savcılığın rolünü değiştirmez.
Takdiri indirimde barışma ve pişmanlık hesaba katılır
TCK m.62/2, takdiri indirim nedeni olarak failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları ile cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkilerini sayar. Mağdurla barışmak, özür dilemek ve zararı karşılamak bu davranışların içinde değerlendirilebilir; mahkeme cezayı en fazla altıda bir oranında indirebilir. Kanun, failin duruşmada mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutumlarının indirim sebebi sayılmayacağını ayrıca yazar.
Zararın giderilmesi hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yol açar
CMK m.231/6-c, hükmün açıklanmasının geri bırakılması için suçun işlenmesiyle mağdurun uğradığı zararın aynen iade, eski hâle getirme veya tazmin yoluyla tamamen giderilmesini arar. Mağdurun zararının karşılandığını ve başka bir talebi kalmadığını beyan etmesi, bu koşulun gerçekleştiğini gösteren en güçlü delildir. Zarar hemen ödenemiyorsa kanun, denetim süresi içinde aylık taksitlerle ödenmesine de imkân tanır (m.231/9).
Bıçakla Yaralamanın Cezası Ne Kadar?
Ceza, yaranın ağırlığına göre iki farklı aralıkta belirlenir; silah artırımı her iki aralığa da yarı oranında eklenir. Aşağıdaki tablo, 7550 sayılı Kanun’un 4 Haziran 2025’te yürürlüğe giren değişikliğinden sonraki aralıkları gösterir:
| Durum | Temel ceza | Silah artırımıyla ceza aralığı |
|---|---|---|
| Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilen yara (m.86/2 + m.86/3-e) | 6 ay – 1 yıl 6 ay hapis veya adli para cezası | 9 ay – 2 yıl 3 ay |
| Aynı yara, mağdur kadınsa (m.86/2 ikinci cümle) | alt sınır 9 ay | 1 yıl 1 ay 15 gün – 2 yıl 3 ay |
| Basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyen yara (m.86/1 + m.86/3-e) | 1 yıl 6 ay – 3 yıl hapis | 2 yıl 3 ay – 4 yıl 6 ay |
| Eşe, kardeşe veya üstsoya karşı bıçakla | aynı temel ceza | m.86/3 uyarınca yarı oranında artırım |
Hafif yarada kanun hapis ile adli para cezası arasında seçim imkânı verir ve silah artırımı bu seçeneği ortadan kaldırmaz. 1. Ceza Dairesi’nin yukarıda anılan 01.04.2024 tarihli kararında maket bıçağıyla hafif yaralama için m.86/2, 86/3-e, 62 ve 52. maddelere göre 4.000 TL adli para cezası verilmiş ve onanmıştır.
Olay 4 Haziran 2025’ten önce gerçekleşmişse eski ve daha hafif aralıklar uygulanır: o tarihe kadar temel ceza bir yıldan üç yıla, hafif yaralamanın cezası dört aydan bir yıla kadardı. TCK m.7/2 gereği suç tarihindeki kanun ile sonraki kanundan fail lehine olanı uygulanır.
Haksız tahrik (TCK m.29) cezayı dörtte birden dörtte üçe kadar indirebilir; ilk haksız hareketin kimden geldiği bu yüzden bıçaklı kavgalarda araştırılan ilk sorulardandır. Oranları ve şartları haksız tahrik indirimi ne kadar yazımızda, karşılıklı yaralamalarda kimin ceza aldığını karşılıklı kavga cezası yazımızda anlattık.
Bıçakla yaralamaya teşebbüs cezası
Bıçak isabet etmediyse veya fail elinde olmayan nedenlerle eylemi tamamlayamadıysa TCK m.35/2 uygulanır ve tamamlanmış suçun cezasının dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir. İndirim oranını meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı belirler. Fail kendi isteğiyle vazgeçer veya neticenin gerçekleşmesini kendisi önlerse m.36’daki gönüllü vazgeçme gündeme gelir; bu durumda teşebbüsten ceza verilmez, yalnızca tamamlanmış kısım ayrıca suç oluşturuyorsa onun cezası verilir.
Yara kemik kırdıysa veya kalıcı hasar bıraktıysa
Bıçak yarası kemik kırığına, organ işlevinde zayıflamaya, yüzde sabit ize ya da hayati tehlikeye yol açmışsa TCK m.87’deki neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama hükümleri devreye girer ve silah artırımıyla bulunan ceza ayrıca artırılır: kemik kırığı veya çıkıkta hayat fonksiyonlarına etkisine göre yarısına kadar, m.87/1’deki neticelerde bir kat, m.87/2’deki neticelerde iki kat. Bu hallerin hiçbiri şikâyete bağlı değildir ve uzlaştırma kapsamı dışındadır. Kemik kırığında hesabın adım adım nasıl yapıldığını kavgada kemiğini kıran kişiye ne ceza verilir yazımızda anlattık.
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması, Erteleme ve Paraya Çevirme Mümkün mü?
Mümkündür; belirleyici olan kanundaki aralık değil, mahkemenin sonunda verdiği cezadır. CMK m.231/5, hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezasıysa hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına izin verir. Bunun için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması, yeniden suç işlemeyeceği yönünde mahkemede kanaat oluşması ve mağdurun zararının tamamen giderilmesi gerekir (m.231/6). Karar verilirse sanık beş yıllık denetim süresine tabi tutulur (suça sürüklenen çocuklarda bu süre 5395 sayılı Kanun’un 23. maddesine göre üç yıldır); bu sürede kasıtlı yeni bir suç işlemezse dava düşer.
Hafif yaralamada silah artırımıyla alt sınır dokuz ay olduğu için iki yıl eşiğinin altında kalmak kolaydır. Temel hâlde alt sınır iki yıl üç aydır; takdiri indirimle altıda bir oranında indirildiğinde ceza bir yıl on ay on beş güne iner ve eşiğin altına düşer. HAGB kararının adli sicilde nasıl tutulduğunu HAGB kararı sicile işler mi yazımızda bulabilirsiniz.
Cezanın ertelenmesi (TCK m.51) de iki yıl ve altındaki hapis cezalarında mümkündür; fiil sırasında 18 yaşını doldurmamış veya 65 yaşını bitirmiş kişilerde bu sınır üç yıldır. Kısa süreli hapis cezası, yani bir yıl ve altındaki hapis, TCK m.50’ye göre adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilebilir. Bir sınır vardır: suç tanımında hapis ile adli para cezası seçenek olarak öngörülmüşse ve mahkeme hapsi seçmişse, bu hapis artık adli para cezasına çevrilemez (m.50/2).
Bıçakla Yaralamada Tutuklama Kararı Verilebilir
Verilebilir. CMK m.100/3, belirli suçlarda kuvvetli şüphe varsa tutuklama nedeninin “var sayılabileceğini” düzenler ve bu katalogda m.86/3’ün (b), (e) ve (f) bentleri, yani silahla yaralama da yer alır. Bu, şüphelinin kaçma veya delilleri karartma tehlikesinin ayrıca somut olgularla gösterilmesine gerek kalmadan tutuklama istenebileceği anlamına gelir.
Katalogda olmak tutuklamayı zorunlu kılmaz. Aynı maddenin birinci fıkrası, işin önemi ve verilmesi beklenen cezayla ölçülü olmayan tutuklamayı yasaklar; m.101 de adli kontrolün neden yetersiz kalacağının kararda gösterilmesini ister. Hafif bir bıçak yarasında, sabit ikametgâhı olan ve sabıkası bulunmayan bir şüpheli için yurt dışı çıkış yasağı veya imza yükümlülüğü gibi adli kontrol tedbirleri tutuklamanın yerine düşünülmesi gereken seçeneklerdir. Tutuklamaya ve tutukluluğun devamına ilişkin kararlara itiraz edilebilir (m.101/5).
Silahla Yaralama Hangi Mahkemede Görülür, Zamanaşımı Kaç Yıl?
Silahla kasten yaralama davası kural olarak asliye ceza mahkemesinde görülür. Ağır ceza mahkemesi, 5235 sayılı Kanun’un 12. maddesine göre on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlara bakar; silahla yaralamanın üst sınırı dört yıl altı aydır. Yaralama m.87’deki ağır neticelerden birine yol açmışsa üst sınır on yılı aşabilir ve görev ağır ceza mahkemesine geçebilir.
Dava zamanaşımı, beş yıldan fazla olmamak üzere hapis gerektiren suçlarda sekiz yıldır (TCK m.66/1-e). Süre hesaplanırken dosyadaki delillere göre suçun daha ağır nitelikli halleri de dikkate alınır (m.66/3). Şikâyete bağlı suçlardaki altı aylık şikâyet süresi (TCK m.73/1) silahla yaralamada işlemez; olaydan aylar sonra savcılığa başvurulması dosyanın açılmasına engel değildir.
Eşe veya Kardeşe Bıçakla Yaralamada Durum
Nitelikli yaralama şikayete tabi mi sorusu aile içi olaylarda da aynı cevabı alır. Eşe, boşanılan eşe, kardeşe, anne, baba veya çocuğa karşı işlenen yaralama, bıçak kullanılmasa bile m.86/3-a uyarınca şikâyete bağlı değildir. Bıçak da kullanıldıysa (a) ve (e) bentleri birlikte gerçekleşir ve sonuç değişmez: vazgeçme davayı düşürmez, uzlaştırma yapılmaz. Aile içi olaylarda 6284 sayılı Kanun’a göre verilen koruyucu tedbirler de ceza davasından bağımsız yürür. Eşe karşı yaralamanın ayrıntılarını kasten adam yaralamanın cezası yazımızda inceledik.
Yaralama Şikayetten Vazgeçme Dilekçesi Ne İşe Yarar, Neler Yazılır?
Silahla yaralamada vazgeçme dilekçesi davayı düşürmek için değil, mağdurun iradesini kayda geçirmek için verilir. Bu yüzden içeriği dikkatle seçilmelidir. Dilekçede genellikle şu bilgiler yer alır:
- Soruşturma veya dava numarası, olay tarihi ve şüphelinin adı,
- Mağdurun şikâyetinden vazgeçtiği ve davaya katılmak istemediği,
- Varsa zararın karşılandığı ve tarafların barıştığı,
- Maddi ve manevi tazminat haklarının saklı tutulup tutulmadığı.
Son madde en çok hata yapılan noktadır. “Her türlü maddi ve manevi haklarımdan feragat ediyorum” gibi geniş bir cümle, ceza davasını düşürmediği hâlde hukuk mahkemesinde ibra beyanı olarak ileri sürülebilir. Tazminat talebi devam edecekse dilekçede bunun açıkça saklı tutulması daha güvenlidir.
Silahla yaralama tazminat davası vazgeçmeyle kapanır mı?
Tek başına kaldırmaz. TCK m.73/7, şahsi haklardan vazgeçmenin hukuk davasını engelleyeceğini ancak kamu davası vazgeçme nedeniyle düşmüşse ve mağdur vazgeçerken şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamışsa öngörür. Silahla yaralamada dava vazgeçmeyle düşmediği için bu hükmün şartı zaten oluşmaz. TCK m.74/2 de kamu davasının düşmesinin tazminat davasını etkilemediğini söyler. Yaralama nedeniyle manevi tazminatın nasıl belirlendiğini basit yaralamada manevi tazminat miktarı yazımızda anlattık.
İfadeye Çağrıldıysanız veya Bıçaklandıysanız İlk Günler Belirleyicidir
Bıçaklı bir olaydan sonraki ilk günler, dosyanın ileride hangi fıkradan yürüyeceğini belirler. Mağdur açısından adli raporun olay gününe yakın alınması, yaranın kesici delici alet yarası olarak tarif edilmesi ve olay yerindeki kamera kayıtlarının silinmeden istenmesi zamanla yarışır; kayıt cihazları görüntüleri belirli bir süre sonra üzerine yazarak siler. Şüpheli açısından ise ilk ifade, tutuklama talebinin ve suç vasfının şekillendiği andır; bıçağın nereden çıktığı, kimin önce saldırdığı ve meşru savunma koşulları bu aşamada doğru anlatılmazsa sonradan düzeltmek zorlaşır.
Mağdur da şüpheli de olsanız, ifade tarihinden önce delilleri ve olayın akışını bir avukatla gözden geçirmek, vazgeçmenin dosyada gerçekte neyi değiştireceğini görmenizi sağlar. Ceza hukukundaki çalışma alanlarımızı Ankara ceza avukatı sayfasında inceleyebilir, dosyanızı iletişim sayfamız üzerinden iletebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Bıçakla yaralamada şikayetten vazgeçme davayı düşürür mü?
Düşürmez. Bıçakla yaralama TCK m.86/3-e kapsamında silahla yaralamadır ve şikâyete bağlı değildir. Vazgeçme ancak bıçağın kullanıldığı ispatlanamaz ve suç basit yaralamaya dönerse davayı düşürür.
Nitelikli yaralamada şikayetten vazgeçme ne işe yarar?
Davayı düşürmez ama boşa da gitmez. Mağdur katılan olmaz, barışma ve zararın karşılanması takdiri indirimde ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında değerlendirilir. Silah ispatlanamazsa vazgeçme davayı düşürür.
Bıçakla kasten yaralama şikayete tabi mi?
Değildir; nitelikli yaralama şikayete tabi mi diye sorulduğunda bıçak için de yanıt aynıdır. Kanun, silahla işlenen kasten yaralamada cezanın “şikâyet aranmaksızın” artırılacağını yazar. Savcılık, mağdur şikâyetçi olmasa da soruşturmayı yürütür.
Silahla yaralama uzlaşmaya tabi mi?
Değildir. CMK m.253/1-b kasten yaralamayı “üçüncü fıkra hariç” sayar. Fail 18 yaşından küçükse ve suçun üst sınırı üç yılı geçmiyorsa çocuklara özgü uzlaştırma kuralı uygulanabilir.
Silahla yaralama kamu davası mı?
Evet. Şikâyet şartı olmadığı için savcılık kendiliğinden soruşturur ve yeterli şüphe varsa kamu davası açar. Mağdurun barışma beyanı davanın açılmasını engellemez.
Bıçakla yaralama suçu ne kadar ceza alır?
Hafif yarada dokuz aydan iki yıl üç aya, basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyen yarada iki yıl üç aydan dört yıl altı aya kadardır. Kemik kırığı veya kalıcı hasar varsa ceza ayrıca artırılır.
Mutfak bıçağı silah sayılır mı?
Sayılır. TCK m.6/1-f-4, saldırı amacıyla yapılmamış olsa bile fiilen saldırıda kullanılmaya elverişli eşyaları silah kabul eder. Maket bıçağı, cam parçası ve sopa da bu kapsamda değerlendirilmiştir.
Bıçak bulunamazsa silahla yaralamadan ceza verilir mi?
Verilebilir. Yargıtay, suç aletinin ele geçirilmemesini tek başına silah artırımını kaldıran bir sebep saymıyor. Mağdur ve tanık beyanları ile adli rapordaki yaranın niteliği birlikte değerlendirilir.
Bıçakla yaralamada HAGB kararı verilebilir mi?
Verilebilir. Mahkemenin sonunda verdiği ceza iki yıl veya daha azsa, sanığın kasıtlı suçtan sabıkası yoksa ve mağdurun zararı tamamen giderilmişse hükmün açıklanması geri bırakılabilir.
Bıçakla yaralama hangi mahkemede görülür?
Kural olarak asliye ceza mahkemesinde görülür. Yaralama ağır bir neticeye yol açtığı için cezanın üst sınırı on yılı aşıyorsa ağır ceza mahkemesi görevlidir.
Nitelikli yaralama zamanaşımı kaç yıldır?
Silahla yaralamada dava zamanaşımı sekiz yıldır. Altı aylık şikâyet süresi bu suçta işlemez; olaydan sonra geç yapılan başvuru da soruşturmayı başlatır.
Bıçakla yaralamada tutuklama zorunlu mu?
Zorunlu değildir. Silahla yaralama tutuklama nedeninin var sayılabildiği suçlar arasındadır, ama mahkeme ölçülülüğü gözetir ve adli kontrolün yetersiz kalacağını gerekçelendirmek zorundadır.
Bıçaklı bir olay hakkında karar vermeden, özellikle vazgeçme dilekçesi imzalamadan önce avukata danışın; sonucu olayın ayrıntıları ve dosyadaki deliller belirler. Ceza aralıkları ve Yargıtay kararları yayım tarihindeki Türk Ceza Kanunu ile Ceza Muhakemesi Kanunu metnine dayanır ve sonraki kanun değişiklikleriyle eskiyebilir. Yazı genel bilgilendirme amacı taşır.