Park Halindeki Aracıma Çarpıp Kaçtılar Ne Yapmalıyım?
Aracıma çarpıp kaçtılar diyen sürücünün önünde iki ayrı sorun vardır: zararı kimin ödeyeceği ve kaçan sürücünün nasıl bulunacağı. İkisi birbirine bağlı gibi görünse de hukuken ayrı yollardan yürür. Kaçan sürücü bulunursa onun zorunlu trafik sigortası devreye girer; bulunamazsa devreye giren şey çoğu kaynakta yazıldığı gibi Güvence Hesabı değildir. Aracın onarım bedeli, değer kaybı ve kullanım kaybı bakımından bu ayrım her şeyi belirler.
İnternetteki anlatımların önemli bir kısmı bu noktada hatalıdır. “Sigortasız ya da kaçan araçların hasarını Güvence Hesabı karşılar” cümlesi kanunun lafzına aykırıdır; Hesabın kendi resmî açıklaması da bunun tersini söyler. Aynı şekilde “çarpıp kaçan sürücü mala zarar verme suçundan yargılanır” cümlesi de Türk Ceza Kanunu’nun taksire ilişkin temel kuralıyla çelişir. Bu yazı, olayın ilk saatlerinden tazminatın tahsiline kadar geçen süreci kanun maddeleriyle kurar ve yaygın üç hatayı tek tek düzeltir.
Kısa cevap
Kurallara uygun park etmiş aracınıza çarpan sürücü, Karayolları Trafik Kanunu m.84/(l) uyarınca asli kusurlu sayılır. Sürücü kaçmışsa m.81/1-(e) uyarınca araca yazılı bilgi bırakmak ve zabıtaya haber vermek zorundaydı; bunu yapmadan ayrılması 46.000 TL idari para cezasını gerektirir (m.81/3, 7574 s.K.). Plakayı tespit edebilirseniz talebiniz karşı tarafın ZMSS sigortacısına yöneltilir. Plaka hiç bulunamazsa Güvence Hesabı yalnızca bedensel zararları karşılar; aracınızın hasarı ve değer kaybı Hesap kapsamına girmez (5684 s.K. m.14/2-a). Bu ihtimalde kalan yol kendi kasko poliçenizdir. Kamera kaydı sizde olmasa bile mahkeme, üçüncü kişinin elindeki kaydı HMK m.221 uyarınca getirtebilir; dava açılmadan önce HMK m.400 ile delil tespiti istenebilir ve karşı taraf belli değilse bile bu talep geçerlidir.
Aracıma Çarpıp Kaçtılar Ne Yapmalıyım? İlk Saatlerde Yapılacaklar
Aracıma çarpıp kaçtılar diyen sürücünün ilk yapması gereken, hasarı onarmak değil olayı belgelemektir. Kaçan sürücü tespit edilemediğinde dosyanın kaderini belirleyen şey, olaydan sonraki ilk saatlerde toplanan kayıtlardır. Bu yüzden aracı hareket ettirmeden önce hasarlı bölge, aracın park konumu, çevredeki kamera açıları ve varsa yere düşen parçalar fotoğraflanmalıdır.
İkinci adım kolluğa haber vermektir. Park hâlindeki araca çarpıp kaçma olayında karşı taraf ortada olmadığı için taraflar arasında doldurulan anlaşmalı tutanak düzenlenemez; tutanağı kolluk düzenler. Bu bildirim yalnızca ceza soruşturması için değil, sigorta dosyası ve ileride açılacak dava için de dayanak oluşturur.
Üçüncü adım çevredeki kayıtların kaybolmasını önlemektir. Site, işyeri ve belediye kameralarının saklama süreleri sistemden sisteme değişir ve çoğu zaman kısadır; kayıtlar dolan disk üzerine yeniden yazılır. Kaydın kendiliğinden silinmesi hâlinde geriye dönülemez; bu yüzden kayıt talebi olayın ertesi günü yazılı olarak yapılmalıdır. Nasıl yapılacağını aşağıda ayrı bir başlıkta anlatıyorum.
Park Halindeki Araca Çarpma Kim Suçlu?
Park halindeki araca çarpma kim suçlu tartışması, kanunda açıkça karara bağlanmıştır. Karayolları Trafik Kanunu’nun 84. maddesi, sürücülerin hangi hâllerde asli kusurlu sayılacağını on iki bent hâlinde saymıştır ve son bent şudur: “Park için ayrılmış yerlerde veya taşıt yolu dışında kurallara uygun olarak park edilmiş araçlara çarpma.”
Bu hüküm, park hâlindeki aracın sürücüsü orada olmadığı için kusur tartışmasını baştan keser. Aracınız park için ayrılmış bir yerde ya da taşıt yolu dışında kurallara uygun biçimde duruyorsa, çarpan sürücü kural olarak asli kusurludur. Kusur oranının bilirkişi tarafından ayrıca hesaplanması gerekmez; kanun bu hâli doğrudan asli kusur saymıştır.
Maddenin son fıkrası bir istisna kurar: aynı kazada bu hareketlerden birden fazlası varsa ya da kaza sayılan hâller dışındaki bir kural ihlalinden doğmuşsa, kusur oranı yönetmelikteki esaslara göre tespit edilir. Uygulamada bu fıkra, park eden aracın da kurallara aykırı durduğu dosyalarda işler. Bir sonraki başlık tam olarak bunu anlatıyor.
Park Halindeki Araca Çarpma Kusur Maddesi: KTK m.84 ve m.61
Park halindeki araca çarpma kusur maddesi sorusunun tek bir cevabı yoktur; iki madde birlikte okunur. Birincisi yukarıda aktardığım KTK m.84/(l), ikincisi KTK m.61‘dir. m.61, taşıt yolu üzerinde park etmenin yasak olduğu hâlleri on beş bent hâlinde sayar: duraklamanın yasaklandığı yerler, geçiş yolları önü veya üzeri, yangın musluklarına beş metre mesafe, durak levhalarına on beş metre mesafe, kurallara uygun park etmiş araçların çıkışını engelleyen yerler, yaya yolları, engelli araçlarına ayrılmış yerler ve diğerleri.
Bu iki madde bir ölçüt zinciri kurar. m.84/(l) çarpan sürücüyü asli kusurlu sayarken “kurallara uygun olarak park edilmiş” kaydını arar; o kaydın karşılığı m.61’dir. Yani kusur tartışması “çarpan dikkatsiz miydi” sorusundan çok, “park kurala uygun muydu” sorusu üzerinden yürür.
Pratik sonuç şudur: fotoğraflarınız yalnızca hasarı değil, aracın nerede durduğunu da göstermelidir. Park yerini gösteren çizgiler, kaldırım, levhalar ve aracın bunlara göre konumu, kusur değerlendirmesinde hasarın kendisi kadar önemlidir. Kusur oranına sonradan itiraz süreci ayrı bir konudur; trafik kazası kusur oranına itiraz yazısında ayrıntılı anlattım.
Hatalı Park Etmiştim: Kusur Bana da Verilir mi?
Verilebilir. Yargıtay’ın yerleşik uygulaması, hatalı park edilmiş bir araca çarpılan olaylarda park eden sürücüye de kusur verilebileceği yönündedir. Somut bir örnek, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2018/775 E., 2018/4838 K. sayılı ve 09.05.2018 tarihli kararına konu olan dosyadır.
Olayda alkollü bir sürücü park hâlindeki araca çarpmış; mahkeme çarpan sürücüyü %75, park eden sürücüyü ise %25 kusurlu bulmuştur. Park edene kusur verilmesinin sebebi, aracın “6 metre genişliğindeki dar yol virajında taşıt yolu üzerinde sol şeritte (ters yönde)” bırakılmış olmasıdır. Karar, sigorta şirketinin alkol sebebiyle açtığı rücu davasının reddine ilişkin olup, kazanın salt alkolün etkisiyle meydana gelmediği gerekçesiyle onanmıştır.
Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var. İnternetteki bazı yazılar bu tür kararlardan yola çıkıp “hatalı parkta kusur %75-%25 paylaşılır” biçiminde sabit bir oran verir. Böyle bir kural yoktur. Anılan oran, o dosyanın bilirkişi incelemesiyle belirlenmiş somut kusur dağılımıdır. Başka bir dosyada oran bambaşka çıkabilir; hatta park kurala uygunsa park edene hiç kusur verilmez.
Hatalı Park Halindeki Araca Çarpma Yargıtay Kararı Ne Söyler?
Yukarıdaki karar, park halindeki araca çarpma yargıtay kararı arayan okuyucunun aradığı ölçütü verir: kusur, aracın nerede durduğuna göre paylaştırılır. Kararda park eden sürücüye kusur verilmesinin gerekçesi dar yol, viraj ve ters yön gibi somut unsurlardır; “hatalı park” etiketi tek başına yeterli görülmemiştir.
Kararın ikinci öğrettiği şey munhasırlık ölçütüdür. Sigorta şirketi, sürücünün alkollü olması sebebiyle ödediği tazminatı geri istemiş; mahkeme kazanın salt alkolün etkisiyle meydana gelmediğini, park hâlindeki aracın konumunun da kazaya katkı sağladığını tespit ederek davayı reddetmiş ve Yargıtay bu kararı onamıştır. Yani hatalı park, zarar görenin aleyhine sonuç doğurabildiği gibi, rücu davasında sürücünün lehine de sonuç doğurabiliyor.
Aracıma Çarpıp Kaçtılar, Plakasını Aldım: Hangi Yolu İzlemeliyim?
Aracıma çarpıp kaçtılar plakasını aldım diyen sürücünün dosyası, sıradan bir maddi hasarlı kaza dosyasına dönüşür. Plaka üzerinden aracın zorunlu mali sorumluluk sigortası tespit edilir ve talep doğrudan o sigorta şirketine yöneltilir. Sürücünün olay yerinden kaçmış olması, zarar görenin sigortacıya başvurma hakkını ortadan kaldırmaz.
Başvuru yazılı yapılır. KTK m.97, dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruyu zorunlu kılar ve şirketin başvuru tarihinden itibaren on beş gün içinde yazılı cevap vermemesi ya da cevabın talebi karşılamaması hâlinde zarar görenin dava açabileceğini veya tahkime başvurabileceğini düzenler.
Belgeler tamamlandıktan sonra ödeme süresi de kanunla belirlenmiştir. KTK m.99 uyarınca sigortacılar, genel şartlarla belirlenen belgelerin merkez veya kuruluşlarına ulaştığı tarihten itibaren sekiz iş günü içinde poliçe sınırları içindeki tutarı hak sahibine ödemek zorundadır. Bu süre, belgelerin eksiksiz ulaştığı tarihten işler; eksik belge süreyi başlatmaz.
Aracıma Çarpıp Kaçtılar, Plakasını Alamadım: Zararı Kim Öder?
Aracıma çarpıp kaçtılar plakasını alamadım diyen sürücünün karşısındaki tablo farklıdır. Sorumlu araç belli olmadığı için yöneltilecek bir ZMSS poliçesi de yoktur. Bu noktada akla ilk gelen kurum Güvence Hesabı’dır ve internetteki yazıların büyük kısmı burada hatalı bilgi verir.
Kanunun lafzı nettir. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m.14/2-(a), Hesaba “sigortalının tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar için” başvurulabileceğini söyler. Güvence Hesabı Yönetmeliği m.9/1-(a) aynı hükmü tekrar eder ve “sigortalının veya sigortayı yaptırmakla sorumlu olanın tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar” der. Her iki metinde de kapsam bedensel zararla sınırlıdır.
Sonuç şudur: kaçan sürücü hiç bulunamazsa aracınızın onarım bedeli, değer kaybı ve kullanım kaybı Güvence Hesabı’ndan alınamaz. Bu ihtimalde geriye iki yol kalır: kendi kasko poliçeniz ve sürücünün sonradan tespit edilmesi hâlinde ona yöneltilecek talep. İkisini de aşağıda ayrı ayrı anlatıyorum.
Güvence Hesabı ve Araç Hasarı: Kapsam Dışında Kalan Zarar
Ödemez. Bu, yazının en çok yanlış bilinen noktası olduğu için ayrı bir başlık açmayı gerekli gördüm. Güvence Hesabı’nın kendi resmî sitesinde de kurumun işlevi sakatlık tazminatı ve destekten yoksun kalma tazminatı ödemek olarak tanımlanır; araç hasarı gibi maddi zararlar kapsam dışındadır.
Kanunun tek istisnası, sigorta şirketinin iflası ya da bütün branşlarda ruhsatının iptalidir. m.14/2-(c) bu hâlde Hesabın “maddî ve bedensel zararlar” için sorumlu olduğunu söyler. Yani aracınıza çarpan sürücü belli ama sigorta şirketi batmışsa maddi zarar Hesaptan istenebilir; sürücü hiç bulunamamışsa istenemez. Fark, bentlerin lafzındadır.
Kanun bir kapı daha bırakmıştır. m.14/2’nin son cümlesi, Cumhurbaşkanına “gerekli görülen hallerde, eşyaya gelecek zararların kısmen veya tamamen Hesaptan karşılanmasına” karar verme yetkisi tanır. Yani maddi zararların kapsama alınması teorik olarak mümkündür; ancak bu, yürürlükteki bir hak değil, kullanılmadıkça sonuç doğurmayan bir yetkidir. Böyle bir karar bulunmadığı sürece kapsam bedensel zararla sınırlı kalır.
Güvence Hesabı Şartları ve Teminat Limitleri
Güvence Hesabı şartları Yönetmeliğin 9. maddesinde beş bent hâlinde sayılmıştır: sigortalının tespit edilememesi, sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu zararlar, zorunlu teminat limitleri ile poliçedeki teminat arasındaki fark, sigorta şirketinin iflası veya ruhsat iptali, çalınmış ya da gasp edilmiş aracın karıştığı kazalarda işletenin sorumlu tutulmadığı hâller. İlk, ikinci, üçüncü ve beşinci bentte kapsam yine yalnızca bedensel zarardır.
Teminat limiti bakımından Hesap bağımsız bir tavan taşımaz; Yönetmelik m.17/1 uyarınca Hesap, “zorunlu sigorta teminatı sınırları içinde yaptığı ödemeler ile borçtan kurtulur” ve bu tutarları aşan zararlar zarara sebebiyet veren veya hukuken sorumlu olanlarca karşılanır. Yani sınır, o yıl için geçerli ZMSS teminat tutarıdır.
Aynı olayda birden çok kişi zarar görmüşse ayrı bir kural işler. Yönetmelik m.18/1, taleplerin toplamı teminat tutarını aşıyorsa her bir zarar görenin talebinin, teminat tutarının alacaklar toplamına oranına göre indirime tabi tutulacağını düzenler. Bu, garame paylaşımıdır; erken başvuran tamamını alıp diğerlerini açıkta bırakamaz.
Güvence Hesabı Kime Bağlı, Kim Yönetir?
Güvence hesabı kime bağlı merakının karşılığı kanunun ilk fıkrasında duruyor: Hesap, Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği nezdinde oluşturulur (5684 s.K. m.14/1). Yani bağımsız bir kamu kurumu değil, Birlik bünyesinde işleyen ve kanunla kurulmuş bir fondur; yönetimi Yönetim Komitesi eliyle yürütülür.
Hesabın gelirleri de kanunla belirlenmiştir. m.14/3 uyarınca kapsamdaki zorunlu sigortalar için tahsil edilen toplam primlerin yüzde biri oranında sigorta şirketlerince, safi primlerin yüzde ikisi oranında ise sigorta ettirenlerden tahsil edilen katılma paylarından oluşur. Başvuruda aranacak belgeleri ise Yönetmelik m.15/1 uyarınca Yönetim Komitesi belirler ve belgeler Hesabın internet sitesinde duyurulur; bu yüzden belge listesi kanunda değil, kurumun kendi duyurusunda aranır.
Güvence Hesabı Teminat Limitleri Nasıl Belirlenir?
Güvence hesabı teminat limitleri bağımsız bir cetvelle değil, o yıl için geçerli zorunlu sigorta teminat tutarlarıyla belirlenir. Yönetmelik m.17/1’in lafzı bunu açıkça söyler: Hesap, zorunlu sigorta teminatı sınırları içinde yaptığı ödemelerle borçtan kurtulur.
Limitin aşıldığı durumda alacak yok olmaz, muhatap değişir. Aynı fıkra, teminat tutarlarını aşan zararların “zarara sebebiyet veren veya hukuken sorumlu olanlarca” karşılanacağını düzenler. Sorumlu kişi tespit edilemediği sürece bu kısım fiilen tahsil edilemez; tespit edildiğinde ise doğrudan ona yöneltilir.
Güvence Hesabı Kararına İtiraz: Tahkim ve Dava Yolu
Güvence hesabı kararına itiraz, başvurunun tamamen ya da kısmen reddedilmesi hâlinde gündeme gelir. Yönetmelik m.15/2, Hesap tarafından yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda reddedilen başvuruların ilgililere yazı ile bildirileceğini düzenler. Bu yazı, itiraz sürecinin başlangıç belgesidir ve saklanmalıdır.
İtirazın kanuni yolu tahkimdir ve dayanağı çoğu kaynakta atlanır. 5684 sayılı Kanun m.30/1, Sigorta Tahkim Komisyonunun “sigorta sözleşmesinden veya Hesaptan faydalanacak kişiler ile Hesap arasında doğan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla” kurulduğunu açıkça söyler. Yani Güvence Hesabı ile aranızdaki uyuşmazlık, kanun gereği tahkim sisteminin kapsamındadır. Aynı fıkranın 2013 yılında eklenen cümlesi, zorunlu sigortalardan kaynaklanan uyuşmazlıklarda ilgili kuruluş sisteme üye olmasa dahi hak sahibinin tahkimden faydalanabileceğini düzenler.
Dava yolu seçilirse iki ayrıntı önemlidir. Yönetmelik m.19, Hesaptan talepte bulunan hak sahiplerinin zarar sorumlusuna karşı açtıkları davaları Hesaba bildirmek zorunda olduğunu; Hesabın da bu davalara müdahil olabileceğini veya ödemelerini durdurabileceğini söyler. m.17/2 ise Hesabın ödediği tazminat miktarınca zarar görenin yerine geçtiğini düzenler; bu yüzden sorumluya karşı yürütülen süreç Hesabı da doğrudan ilgilendirir.
Aracıma Çarpıp Kaçtılar: Kasko Teminatının Sınırları
Aracıma çarpıp kaçtılar kasko diye arayan sürücü için kural olarak cevap evettir, ama poliçeye bağlıdır. Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları A.1, aracın motorlu veya motorsuz araçlarla çarpışmasını ve gerek hareket gerek durma hâlindeyken sigortalının iradesi dışında araca gelen ani ve harici etkileri teminat kapsamına almıştır. Park hâlindeki aracın çarpılması bu tanımın içindedir.
Genel Şartların A.5 maddesi teminat dışı hâlleri sayar: savaş ve benzeri olaylar, nükleer riskler, sürücü belgesiz kullanım, alkol veya uyuşturucu etkisinde kullanım, sigortalının ya da birlikte yaşadığı kişilerin kasıtlı zararları, istiap haddinin aşılması ve diğerleri. Dikkat edilirse bu listede “çarpan aracın tespit edilememesi” diye bir bent yoktur. Yani karşı tarafın kaçmış olması, kasko teminatını tek başına ortadan kaldırmaz.
Poliçenizde kararlaştırılmış muafiyet varsa ödeme ona göre yapılır; A.6 uyarınca muafiyetler poliçeye en az on dört punto büyüklüğünde harflerle yazılmak zorundadır. Hasarsızlık indiriminin kaybı ise Genel Şartlarda düzenlenmemiştir; bu tamamen poliçe özel şartlarının konusudur ve şirketten şirkete değişir. Kaskodan onarım yaptırmak, sürücü sonradan bulunduğunda ona karşı ileri sürülecek hakları da kendiliğinden ortadan kaldırmaz; sigortacı ödediği tutar kadar halef olur.
Çarpıp Kaçan Araç Kasko Dosyasında Nelere Dikkat Edilir?
Çarpıp kaçan araç kasko dosyasında iki nokta belirleyicidir. Birincisi ihbar: poliçenizde yazılı süre içinde şirkete bildirim yapılmalı ve olayın kolluğa bildirildiğini gösteren belge dosyaya eklenmelidir. Kolluk kaydı bulunmayan dosyalarda şirketler çoğu zaman ek araştırma yapar.
İkincisi kusur bilgisinin yokluğudur. Karşı taraf belli olmadığı için kusur oranı belirlenemez; bu, kasko teminatını etkilemez çünkü kasko sigortalının kendi aracındaki hasarı karşılar ve kural olarak kusur şartına bağlı değildir. Buna karşılık poliçedeki muafiyet ve özel şartlar uygulanmaya devam eder.
Park Halindeki Araca Çarpma Sigorta Karşılar mı?
Park halindeki araca çarpma sigorta karşılar mı diye sorulduğunda önce hangi poliçenin konuşulduğu belirlenir. Çarpan sürücü belliyse onun zorunlu trafik sigortası aracınızın onarımını ve değer kaybını poliçe limitiyle karşılar. Sürücü belli değilse o poliçe devreye giremez.
Kendi poliçeniz bakımından cevap ise kaskonun kapsamına göre verilir. Zorunlu trafik sigortanız kendi aracınızdaki hasarı karşılamaz; o poliçe üçüncü kişilere verdiğiniz zararlar içindir. Bu ayrım, dosyaların erken aşamasında en sık karıştırılan noktadır. Trafik kazası sonrası onarım ve sigorta işleyişinin tamamını trafik kazası sonrası araç tamiri ve sigorta işlemleri yazısında topladım.
Çarpıp Kaçan Araç Nasıl Bulunur?
Çarpıp kaçan araç nasıl bulunur diye sorulduğunda tek kelimelik karşılık şudur: kayıt. Uygulamada dört kaynak işe yarar: yol ve kavşaklardaki kent güvenlik yönetim sistemi kameraları, site ve işyeri kameraları, çevredeki araçların araç içi kamera kayıtları ve görgü tanıkları. Bunların hiçbiri kendiliğinden size ulaşmaz; talep edilmesi gerekir.
İkinci kaynak grubu maddi izlerdir. Çarpma noktasında kalan boya sürüntüsü, kırılan far parçası veya tampon parçası, aracın marka ve modelinin belirlenmesinde kullanılabilir. Bu parçalar temizlenmeden fotoğraflanmalı ve kolluğa teslim edilmelidir; aracı yıkatmak ya da hemen onarıma göndermek bu izleri yok eder.
Üçüncüsü zamanlamadır. Kayıtların üzerine ne zaman yeniden yazılacağı sistemin kapasitesine bağlıdır ve bu süre çoğu zaman sanılandan kısadır. Bu yüzden kayıt talebi olaydan sonraki ilk günlerde yapılmalıdır. Kaydın üçüncü kişide olması bir engel değildir; bir sonraki başlık bunun kanuni yolunu gösteriyor.
Kamera Kaydı Bende Yok: Mahkeme Getirtebilir mi?
Getirtebilir. Bu, dosyaların çoğunda bilinmediği için kullanılmayan bir imkândır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.221, mahkemenin “üçüncü kişi veya kurumun elinde bulunan bir belgenin taraflarca ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu olduğuna karar verirse, bu belgenin ibrazını” emredeceğini düzenler. Belediye, site yönetimi, işyeri ya da bir kamu kurumu elindeki kayıt bu hükmün kapsamındadır.
Aynı madde ibraz emrine uymayanlar için de sonuç bağlar: belgeyi ibraz edemeyen kişi bunun sebebini delilleriyle açıklamak zorundadır, açıklama yeterli görülmezse tanık olarak dinlenebilir. Yani “bizde yok” demek tek başına dosyayı kapatmaz.
Dava açılmadan önce de yol vardır. HMK m.400, ileride açılacak davada ileri sürülecek bir vakıanın tespiti için keşif, bilirkişi incelemesi veya tanık dinlenmesi istenebileceğini düzenler ve delilin kaybolma ihtimali varsa hukuki yararın var sayılacağını söyler. Talep, dava açılmamışsa esas davaya bakacak mahkemeden ya da delilin bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinden istenir (m.401).
Bu yolun çarpıp kaçma dosyaları için asıl değerli tarafı m.402/1‘in son cümlesidir: “Tespit talebinde bulunan, durum ve koşulların imkân vermemesi nedeniyle, aleyhine tespit yapılacak kişiyi gösteremiyorsa talebi geçerli sayılır.” Yani çarpan sürücü henüz bilinmiyorken bile delil tespiti istenebilir. Delil toplamanın bütün araçlarını trafik kazası tazminatında delil toplama rehberi yazısında topladım.
Çarpıp Kaçan Araç Nereye Şikayet Edilir?
Çarpıp kaçan araç nereye şikayet edilir sorusunun ilk cevabı kolluktur: yerleşim yerinde 155 Polis İmdat, jandarma bölgesinde 156. Bildirim telefonla yapılabilir, ancak dosyanın kalıcı hâle gelmesi için olay yerinde tutanak düzenlenmesi istenmelidir.
İkinci kanal yazılı başvurudur. Kolluğa verilecek dilekçede olayın tarihi ve saati, aracın park konumu, hasarın niteliği, çevredeki kamera konumları ve varsa tanık bilgileri yer almalıdır. Kamera kayıtlarının temini talebinin dilekçede açıkça yazılması, kayıtların silinmesini önleyen en pratik adımdır.
Üçüncü kanal, sürücünün sonradan tespit edilmesi hâlinde işler. Sürücü bulunduğunda hem idari para cezası süreci hem de tazminat süreci başlar. Olay yerinden ayrılmanın cezai boyutunu ayrı bir yazıda ele aldım: kazadan sonra olay yerini terk etmenin cezai sonuçları.
Park Halindeki Araca Çarpma Tutanak Örneği: Anlaşmalı Tutanak Tutulabilir mi?
Park halindeki araca çarpma tutanak örneği arayan sürücülerin çoğu, iki sürücünün doldurduğu anlaşmalı tutanağı kastediyor. Karşı taraf kaçtıysa bu tutanak düzenlenemez. Yalnız Maddi Hasarla Sonuçlanan Trafik Kazalarında Taraflarca Doldurulacak Kaza Tespit Tutanaklarına İlişkin Genelge (2017/18), anlaşmalı tutanağın düzenlenemeyeceği hâlleri sayarken ilk sıraya “kazaya bir aracın karışması” hâlini koymuştur.
Sebebi basittir: bu tutanak iki sürücünün beyanı ve imzası üzerine kuruludur. Karşı taraf ortada yokken form tamamlanamaz. Bu durumda tutanağı kolluk düzenler ve dosya resmî tutanak üzerinden yürür. Aynı Genelgenin m.5.1 hükmü ise tutanak formlarının kıymetli evrak olmadığını, formdaki bilgilerin herhangi bir belgeye yazılıp imzalanmasıyla da tutanak düzenlenebileceğini söyler.
Tutanağın sonradan düzeltilmesi ayrı bir konudur ve sınırları vardır. Hangi hatanın maddi hata sayıldığını, hangisinin kusur itirazı olduğunu kaza tutanağı yanlış tutulduysa nasıl düzeltilir yazısında; tutanağın elektronik ortamda düzenlenmesini ise e-Devlet kaza tutanağı yazısında ayrıntılandırdım.
Çarpıp Kaçan Araç Cezası Ne Kadar?
Çarpıp kaçan araç cezası 2026 yılı itibarıyla 46.000 Türk lirası idari para cezasıdır. Dayanağı KTK m.81/3‘tür ve fıkra, 12/2/2026 tarihli 7574 sayılı Kanunun 27. maddesiyle yeniden yazılmıştır. Hüküm, anlaşma hâli dışında maddi hasarlı, ölümlü veya yaralanmalı kazalarda zabıtanın iznini almadan zaruret dışında olay yerinden ayrılan sürücüleri kapsar.
Fıkra, ölümlü veya yaralanmalı kazalar için ayrıca bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörür; bu sürücülerin sürücü belgesi iki yıl süreyle geri alınır ve belgenin iadesi için Kanun kapsamında verilen idari para cezalarının tamamının tahsil edilmiş olması şarttır. Salt maddi hasarlı kazalarda ise hapis cezası söz konusu değildir; yaptırım idari para cezasıdır.
Çarpan sürücünün ihlal ettiği yükümlülük yalnızca “durmamak” değildir. KTK m.81/1-(e), sürücüsü veya sahibi bulunmayan bir araca zarar veren sürücünün ilgilileri bulmasını, bulamıyorsa durumu tespit etmesini, zarar verilen şeyin üzerine yazılı bilgi bırakmasını ve en kısa zamanda ilgili zabıtaya bilgi vermesini zorunlu kılar. Park hâlindeki araca çarpıp not bırakmadan ayrılmak, doğrudan bu bendin ihlalidir.
Park Halindeki Araca Çarpma Cezası Hangi Hâllerde Kesilir?
Park halindeki araca çarpma cezası, çarpma fiilinin kendisinden değil ayrılma biçiminden doğar. Sürücü durup not bırakır ve zabıtaya haber verirse m.81/1-(e) yükümlülüğünü yerine getirmiş olur; bu hâlde idari para cezası gündeme gelmez, yalnızca tazminat sorumluluğu doğar.
Not bırakılmadan ayrılmışsa ceza süreci sürücünün tespitine bağlıdır. Ceza, kamera kaydı ya da tanık beyanıyla kimliği belirlenen sürücüye kesilir; tespit yapılamadığı sürece yaptırım fiilen uygulanamaz. Bu da kayıtların erken talep edilmesini yalnızca tazminat için değil, ceza süreci için de gerekli kılar.
Park Halindeki Araca Çarpma Mala Zarar Verme Suçu mudur?
Hayır, kural olarak değildir ve bu, internetteki yazıların en sık tekrarladığı hatadır. Birçok kaynak park hâlindeki araca çarpmayı TCK m.151 kapsamında “taksirle mala zarar verme” diye niteliyor. Böyle bir suç tipi kanunda yoktur.
TCK m.22/1 açıktır: “Taksirle işlenen fiiller, kanunun açıkça belirttiği hallerde cezalandırılır.” Mala zarar verme suçunu düzenleyen m.151/1 ise “başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hale getiren veya kirleten kişi, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası” der; kanunda bu suçun taksirli hâli düzenlenmemiştir. Yani dikkatsizlikle çarpıp hasar veren sürücü mala zarar verme suçundan cezalandırılmaz.
Aynı yazılarda geçen iki atıf daha hatalıdır. Kimi kaynaklar cezayı “TCK m.389”a bağlar; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun son maddesi 345. maddedir, 389. madde diye bir hüküm yoktur. Kimileri TCK m.179 trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu gösterir; oysa bu suçun taksirli hâlini düzenleyen m.180 yalnızca deniz, hava ve demiryolu ulaşımını kapsar, karayolunu kapsamaz. Çarpıp kaçmanın karşılığı ceza kanununda değil, yukarıda aktardığım KTK m.81/3’tedir.
Çarpıp Kaçan Araç İçin Suç Duyurusunda Bulunulur mu?
Çarpıp kaçan araç suç duyurusu, olayın niteliğine göre anlam kazanır. Fiil kasten işlenmişse, yani sürücü aracınıza bilerek zarar vermişse, mala zarar verme suçu gündeme gelir ve bu suç şikâyete bağlıdır. Şikâyet süresi genel hükümlere tabidir ve failin öğrenilmesinden itibaren işler.
Kazada yaralanma varsa tablo değişir. Yaralanmalı kazada olay yerinden ayrılan sürücü için KTK m.81/3 hapis cezası öngörür; ayrıca taksirle yaralama suçu bakımından ayrı bir soruşturma yürütülür. Bu ihtimalde kolluğa yapılan bildirim zaten soruşturmayı başlatır.
Salt maddi hasarlı ve taksirli bir çarpmada ise savcılığa yapılacak başvuru çoğu zaman ceza soruşturmasıyla değil, sürücünün kimliğinin tespitiyle sonuçlanır. Bu tespit sizin için değerlidir: kimliği belirlenen sürücünün zorunlu trafik sigortası devreye girer ve dosya tazminat yoluna döner.
Çarpıp Kaçan Araç Suç Duyurusu Dilekçesinde Neler Bulunur?
Çarpıp kaçan araç suç duyurusu dilekçesi, kolluğa verilen ihbar dilekçesinden farklı olarak fiilin kasten işlendiğine dair olguları içermelidir: aracın tahrip biçimi, önceki husumet, aynı araca tekrarlanan zarar gibi. Bu olgular yoksa dosya taksirli bir trafik olayı olarak değerlendirilir.
Dilekçede olayın tarihi, yeri, hasarın niteliği, kamera kayıtlarının bulunduğu yerler ve tanık bilgileri yer alır. Failin kimliği bilinmiyorsa bu, başvurunun önünde engel değildir; soruşturma “faili meçhul” olarak açılır ve kayıtlar üzerinden yürütülür.
Çarpıp Kaçan Araç Değer Kaybı Ödenir mi?
Sürücü tespit edilebiliyorsa evet. Değer kaybı, aracın onarıldıktan sonra ikinci el piyasa değerinde meydana gelen azalmadır ve zorunlu mali sorumluluk sigortasının maddi zararlar teminatı içindedir. Sürücü hiç bulunamıyorsa, yukarıda açıkladığım sebeple Güvence Hesabı’ndan istenemez; bu kalem de maddi zarardır.
Değer kaybının hesaplanma yöntemi 1 Temmuz 2026’da değişti. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında 12 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete ile yapılan değişiklik, değer kaybını aracın markası, yaşı, modeli, kullanılmışlık düzeyi, hasar gördüğü kısımları, geçmiş hasar durumu ile kaza öncesi ve onarım sonrası ikinci el satış değerleri arasındaki farka bağladı ve tespiti atanacak sigorta eksperine bıraktı. Aynı değişiklikle eski katsayı tabloları yürürlükten kaldırıldı.
Park Halindeki Araca Çarpma Değer Kaybı Nasıl İstenir?
Park halindeki araca çarpma değer kaybı talebi, aracın onarımından ayrı bir kalemdir ve kusur oranına göre indirime tabidir. Kurallara uygun park etmiş bir araçta karşı taraf asli kusurlu sayıldığı için indirim kural olarak gündeme gelmez; hatalı park hâlinde ise kusurunuz oranında düşülür.
Talep, karşı tarafın sigortacısına yapılan başvuruda kendiliğinden kapsanır. Buna karşılık aracın onarımda kaldığı günler için istenen kullanım kaybı bakımından böyle bir karine yoktur; o kalemin dilekçede adıyla yazılması gerekir.
Aynı düzenlemenin pratik bir kolaylığı daha var: araç hasarı için başvuruda bulunan hak sahibi, değer kaybı talebinde de bulunmuş sayılır. Yani ayrı bir dilekçe vermek gerekmez. Eksper raporuna itiraz usulünü değer kaybı eksper raporuna itiraz yazısında, itiraz sonrası tahkim yolunu ise araç değer kaybında sigortaya itiraz ve tahkim süreci yazısında adım adım anlattım.
Araç Hasar Tazminatı Nasıl Alınır?
Araç hasar tazminatı nasıl alınır konusu, sürücünün tespit edilip edilmediğine göre iki ayrı yol izler. Aşağıdaki tablo, hangi ihtimalde hangi muhatabın ve hangi kalemin devrede olduğunu gösteriyor.
| Durum | Muhatap | Karşılanan zarar | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Plaka tespit edildi | Karşı tarafın ZMSS sigortacısı | Onarım + değer kaybı (poliçe limitiyle) | KTK m.91, m.97, m.99 |
| Plaka tespit edildi, zarar limiti aşıyor | Sürücü ve işleten | Limiti aşan kısım | KTK m.85/1, TBK m.49 |
| Plaka hiç tespit edilemedi | Kendi kasko poliçeniz | Poliçe kapsamındaki hasar (muafiyet düşülerek) | Kasko GŞ A.1, A.6 |
| Plaka yok, bedensel zarar var | Güvence Hesabı | Yalnızca bedensel zararlar | 5684 m.14/2-a, Yön. m.9/1-a |
| Sigorta şirketi iflas etti | Güvence Hesabı | Maddi ve bedensel zararlar | 5684 m.14/2-c |
Başvuruya eklenecek belgeler ZMSS Genel Şartlarının Ek-6 listesinde sayılmıştır: kaza tespit tutanağının resmî tasdikli sureti veya taraflar arasında tutulmuş tutanak, varsa ifade ve görgü tutanakları, mağdur araca ait ruhsat, varsa hasarlı araca ve kaza yerine ilişkin fotoğraflar, banka hesap bilgileri ve ekspertiz yapıldıysa eksper raporu.
Bu listedeki “varsa” kayıtları önemlidir. Fotoğraf ya da eksper raporu bulunmaması başvuruyu geçersiz kılmaz; mevzuat bu belgeleri koşullu saymıştır. Buna karşılık banka hesap bilgisinin bildirilmemesi ödemeyi fiilen durdurur, çünkü tahakkuk eden tazminat ödenecek hesabı bekler.
Araç Hasar Tazminatı Nedir, Hangi Kalemleri Kapsar?
Araç hasar tazminatı, kaza sebebiyle araç üzerinde doğan zararın giderilmesi talebidir ve tek kalemden ibaret değildir. Onarım bedeli çekirdeği oluşturur; buna aracın onarım sonrası ikinci el değerindeki azalmayı karşılayan değer kaybı ve şartları varsa aracın kullanılamadığı günlere ilişkin talepler eklenir.
Kalemlerin hepsi aynı poliçeden karşılanmaz. Onarım ve değer kaybı zorunlu mali sorumluluk sigortasının maddi zararlar teminatı içindedir; kullanım kaybı gibi dolaylı sayılan kalemler ise Genel Şartların teminat dışı saydığı gruba girer ve kural olarak doğrudan sorumludan istenir.
Araç Hasar Tazminatı Hesaplama Nasıl Yapılır?
Araç hasar tazminatı hesaplama, üç veriyi birleştirir: gerçek onarım bedeli, kusur oranı ve poliçe limiti. Onarım bedeli eksper raporu ya da bilirkişi incelemesiyle belirlenir; bulunan tutar karşı tarafın kusuru oranında talep edilir ve poliçe limitini aşan kısım sigortacıdan istenemez.
Değer kaybı ayrı bir yöntemle hesaplanır. 1 Temmuz 2026’dan itibaren ölçüt, aracın kaza öncesi ve onarım sonrası ikinci el satış değerleri arasındaki farktır; markası, yaşı, modeli, kullanılmışlık düzeyi, hasar gören kısımları ve geçmiş hasar durumu birlikte değerlendirilir. Poliçe limitinin aşıldığı hâllerde aşan kısım için muhatap, aracın işleteni ve sürücüsüdür.
Araç Hasar Tazminat Davası: Görevli ve Yetkili Mahkeme
Araç hasar tazminat davası, talebin kime yöneltildiğine göre farklı mahkemelerde görülür. Davalı sigorta şirketiyse sigorta sözleşmesi Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlendiği için uyuşmazlık mutlak ticari dava sayılır ve asliye ticaret mahkemesi görevlidir; bu durumda TTK m.5/A uyarınca arabuluculuk dava şartıdır.
Davalı yalnızca sürücü veya işletense ilişki haksız fiile dayanır; görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir ve arabuluculuk dava şartı aranmaz. Aynı dosyada hem sigortacıya hem sürücüye yönelen taleplerde bu ayrım gözden kaçarsa dava usulden reddedilebilir.
Yetki bakımından KTK m.110/2 üç seçenek tanır: sigortacının şubesinin bulunduğu yer, sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer ve kazanın meydana geldiği yer. Genel yetki kuralı da ayrıca uygulanır. Buna karşılık “zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi” diye bir seçenek KTK’da yoktur; birçok kaynakta geçen bu bilgi hatalıdır.
Sigorta şirketine karşı dava açmadan önce Sigorta Tahkim Komisyonu yolu da açıktır. Tahkim, mahkemeye göre daha kısa sürdüğü için maddi hasar dosyalarında sıkça tercih edilir ve arabuluculuk şartı aranmaz.
Park Halindeki Araca Çarpma Dava Süreci Nasıl İşler?
Park halindeki araca çarpma dava süreci, kural olarak sigortacıya yapılan yazılı başvurunun sonuçsuz kalmasıyla başlar. Başvuru yapılmadan açılan dava, KTK m.97’deki şart yerine getirilmediği için usulden reddedilebilir; bu yüzden ilk adım her zaman yazılı başvurudur.
Dava aşamasında ispat yükü zarar görendedir. Kusur, kamera kaydı, tutanak ve bilirkişi incelemesiyle belirlenir; zararın miktarı ise aracın onarım faturaları, eksper raporu ve gerekirse mahkemece alınacak bilirkişi raporuyla saptanır. Tahkim yolu seçilmişse aynı deliller Komisyon dosyasına sunulur.
Park Halindeki Araca Çarpma Tazminat Talebi Kime Yöneltilir?
Park halindeki araca çarpma tazminat talebinin muhatabı üç kişidir ve bunlar birbirini dışlamaz: karşı tarafın sigortacısı poliçe limitiyle, aracın işleteni KTK m.85/1 uyarınca kusursuz sorumluluk esasıyla, sürücü ise TBK m.49 uyarınca kusuru ölçüsünde sorumludur.
Uygulamada talep önce sigortacıya yöneltilir, çünkü tahsil en hızlı oradan yapılır. Poliçe limitinin yetmediği ya da poliçenin hiç bulunmadığı hâllerde işleten ve sürücü birlikte dava edilir; bu durumda görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.
Sigortaya Kaç Gün İçinde Bildirilmeli?
İnternette en sık tekrarlanan cümlelerden biri “kazayı beş gün içinde sigortaya bildirin”dir. Bu süre, kural olarak kasko poliçesinin ihbar süresiyle ilgilidir ve zorunlu trafik sigortası bakımından doğru değildir.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.1.1-(a), sigortalının sorumluluğunu gerektirecek bir olayı “haberdar olduğu andan itibaren on gün içinde” sigortacıya ihbar etmesini öngörür. Dikkat edilmesi gereken nokta, bu yükümlülüğün sigortalıya, yani kazaya sebep olan tarafa ait olmasıdır.
Zarar gören sıfatıyla siz, karşı tarafın sigortacısına doğrudan başvurursunuz ve bu başvuru KTK m.97’ye tabidir; on günlük ihbar süresi sizin hakkınızı düşürmez. Kendi kasko poliçenizden yararlanacaksanız o zaman poliçenizde yazılı ihbar süresine uymanız gerekir. Sürelerin hangisinin size, hangisinin karşı tarafa ait olduğunu karıştırmamak, hak kaybının en sık sebeplerinden birini ortadan kaldırır.
Zamanaşımı: İki Yıllık ve On Yıllık Süreler
KTK m.109/1, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin taleplerin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her hâlde kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağını düzenler.
Çarpıp kaçma dosyalarında bu hükmün özel bir anlamı vardır: iki yıllık süre, tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten işler. Sürücü üç yıl sonra tespit edilirse iki yıllık süre o tarihte başlar; ancak on yıllık azami süre kaza gününden itibaren işlemeye devam eder.
m.109/2, fiil cezayı gerektiriyor ve ceza kanunu daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa bu sürenin maddi tazminat talepleri için de geçerli olacağını söyler. Salt maddi hasarlı ve taksirli bir çarpmada fiil suç oluşturmadığı için bu uzama işlemez. Buna karşılık kazada ölüm veya yaralanma varsa uzamış süre devreye girer: Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2015/12321 E., 2018/6746 K. sayılı ve 04.07.2018 tarihli kararında, plakası ve modeli tespit edilemeyen aracın çarpması sonucu ölümle sonuçlanan bir kazada uzamış on yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle hüküm onanmıştır.
m.109/3 çapraz kesilme kuralını getirir: zamanaşımı tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse sigortacıya karşı da kesilmiş olur, tersi de geçerlidir. Sürelerin ayrıntısını trafik kazası tazminat zamanaşımı yazısında topladım.
Sürücü Sonradan Bulunduğunda Dosyanın Seyri
Kaçan sürücünün sonradan tespit edilmesi, dosyanın bütün dengesini değiştirir. Artık yöneltilecek bir ZMSS poliçesi vardır ve talep doğrudan o sigortacıya iletilir. Kasko poliçenizden onarım yaptırmış olmanız buna engel değildir; sigortacınız ödediği tutar kadar sizin yerinize geçer.
Güvence Hesabı’ndan bedensel zarar için ödeme alınmışsa Hesap da boş durmaz. Güvence Hesabı Yönetmeliği m.16/1-(b), “sorumlunun sonradan belli olması halinde bu kişilere veya yükümlü sigorta şirketine” rücu edileceğini düzenler. Yani Hesabın ödemesi nihai değil, geçicidir.
Hak sahibine düşen bir yükümlülük de vardır. Yönetmelik m.19, Hesaptan talepte bulunan hak sahiplerinin, zarar sorumlusuna karşı açtıkları davaları Hesaba bildirmek zorunda olduğunu söyler. m.20 ise sorumludan tahsilat yapılması hâlinde sebepsiz zenginleşmeye yol açan tutarın beş iş günü içinde Hesaba iade edilmesini öngörür.
Otopark ve Site İçinde Çarpıp Kaçma: Sorumluluk Zinciri
Olay kapalı otoparkta, alışveriş merkezi otoparkında ya da site içinde gerçekleşmişse sorumluluk zinciri genişler. Çarpan sürücünün sorumluluğu ortadan kalkmaz; buna ek olarak otoparkı işletenin özen yükümlülüğü tartışılır. Ücretli otoparklarda bu ilişki vedia benzeri bir sözleşme olarak değerlendirilir ve “araçlarda meydana gelen zararlardan sorumlu değildir” yazılı levhalar tek başına sorumluluğu kaldırmaz.
Kapalı alanlarda kamera bulunma ihtimali yüksektir ve bu, çarpıp kaçan aracın tespit şansını artırır. Kayıt talebinin yazılı yapılması ve işletmeden kaydın saklanmasının istenmesi, aynı gün atılması gereken adımdır. Talep reddedilirse yukarıda anlattığım HMK m.221 yolu devreye girer.
Sitelerde durum biraz farklıdır: site yönetimiyle malik arasındaki ilişki kat mülkiyeti mevzuatına dayanır ve yönetimin sorumluluğu, ortak yerlerin gözetimine ilişkin yükümlülüklerin ihlali ölçüsünde doğar. Otopark işletenin sorumluluğunun sınırlarını AVM otoparkında zarar gören aracın zararlarını AVM karşılar mı yazısında tartıştım.
Aracıma Çarpıp Kaçtılar Dilekçe Örneği: Başvuruda Ne Yazmalı?
Aracıma çarpıp kaçtılar dilekçe örneği arayan sürücülerin ihtiyacı hazır bir metinden çok, dilekçenin taşıması gereken bilgilerdir. Hazır şablonlar çoğu zaman dosyanın kendi özelliklerini taşımadığı için eksik kalır. Kolluğa verilecek dilekçede şunlar bulunmalıdır:
- Olayın tarihi, saati ve aracın park edildiği yerin açık adresi
- Aracın plakası, marka ve modeli ile hasarın bulunduğu bölge
- Aracın park konumunun kurallara uygunluğunu gösteren açıklama
- Çevredeki kameraların konumu ve kayıtların temini talebi
- Varsa tanık bilgileri ve olay yerinde bulunan araç parçalarına ilişkin tespit
- Kaçan sürücünün tespiti hâlinde şikâyetçi olunup olunmadığı
Park Halindeki Araca Çarpma Dilekçe Örneği Neleri İçermeli?
Park halindeki araca çarpma dilekçe örneği ararken hazır metni kopyalamak yerine dilekçenin üç bölümünü kurmak daha güvenlidir: olay anlatımı, dayanak ve talep. Olay anlatımında aracın park konumu ve hasarın yeri; dayanakta KTK m.84/(l) ile m.81/1-(e); talepte ise istenen kalemler ayrı satırlar hâlinde yazılır.
Aynı yapı, sigorta şirketine verilecek beyan için de geçerlidir. Şirkete sunulan beyanda kusur değerlendirmesine etki edecek her unsur — park çizgileri, levhalar, aracın çarpma açısı — açıkça belirtilmelidir; sonradan itiraz aşamasında bu bilgileri eklemek çok daha zordur.
Sigorta şirketine verilecek başvuru dilekçesi ise farklı bir mantıkla kurulur. Orada talep edilen kalemler ayrı ayrı ve adıyla yazılmalıdır: onarım bedeli, değer kaybı, varsa kullanım kaybı. Değer kaybı bakımından yukarıda anlattığım karine işler; buna karşılık kullanım kaybı gibi kalemler için böyle bir karine yoktur ve dilekçede açıkça istenmezse değerlendirmeye alınmayabilir. İkame araç ve mahrumiyet bedelinin şartlarını ikame araç bedeli talebinde bulunmak için araç kiralamak şart mı yazısında ayrı ayrı ele aldım.
Bu Konuda İnternette Dolaşan Üç Yanlış
Bu yazıyı hazırlarken konuya ayrılmış sayfaları karşılaştırdım. Üç hata neredeyse her yerde tekrarlanıyor ve üçü de okuyucuyu yanlış yönlendiriyor.
| Yaygın iddia | Gerçek | Dayanak |
|---|---|---|
| “Kaçan araç bulunamazsa hasarı Güvence Hesabı öder” | Hesap yalnızca bedensel zararı karşılar; araç hasarı kapsam dışıdır | 5684 m.14/2-a · Yön. m.9/1-a |
| “Çarpıp kaçan sürücü taksirle mala zarar verme suçundan cezalandırılır” | Mala zarar vermenin taksirli hâli suç değildir | TCK m.22/1, m.151/1 |
| “Hatalı parkta kusur %75-%25 paylaşılır” | Sabit oran yoktur; anlaşmalı tutanak değerlendirmesinde yalnız %0, %50, %100 vardır, ara oranlar bilirkişiyle belirlenir | KTK m.84/son · Genelge 2017/18 m.3.2 |
Dördüncü bir hata daha var ve teknik olduğu için gözden kaçıyor: bazı sayfalar cezayı Türk Ceza Kanunu’nun 389. maddesine dayandırıyor. 5237 sayılı Kanunun son maddesi 345. maddedir; 389. madde diye bir hüküm yoktur. Bu tür atıflar, yazının dayanağının hiç kontrol edilmediğini gösterir.
Adım Adım Yol Haritası
Aşağıdaki sıra, dosyanın hangi aşamasında ne yapılması gerektiğini özetliyor.
| Sıra | Adım | Süre |
|---|---|---|
| 1 | Aracı hareket ettirmeden hasarı, park konumunu ve çevreyi fotoğraflayın | Aynı saat |
| 2 | 155 / 156’ya bildirin, tutanak düzenlenmesini isteyin | Aynı gün |
| 3 | Kamera kayıtlarının saklanmasını yazılı olarak talep edin | 1-2 gün |
| 4 | Plaka tespit edildiyse karşı tarafın ZMSS sigortacısına yazılı başvurun | Belgeler tamamlanınca |
| 5 | Cevap gelmezse veya yetersizse tahkime ya da davaya başvurun | Başvurudan 15 gün sonra |
| 6 | Plaka tespit edilemediyse kasko poliçenizden ihbarda bulunun | Poliçedeki süre içinde |
| 7 | Sürücü sonradan bulunursa talebi ZMSS sigortacısına yöneltin | Öğrenmeden itibaren 2 yıl |
Bu adımların hiçbiri avukat zorunluluğu doğurmaz; ancak kusur tartışmalı, hasar yüksek ya da sigorta şirketi talebi reddetmişse dosyanın hukuki destekle yürütülmesi hak kaybını önler.
Sıkça Sorulan Sorular
Aracıma çarpıp kaçtılar, ne yapmalıyım?
Önce aracı hareket ettirmeden hasarı ve park konumunu fotoğraflayın, sonra 155 veya 156’ya bildirip tutanak düzenlenmesini isteyin. Aynı gün çevredeki kamera kayıtlarının saklanmasını yazılı olarak talep edin; kayıtlar saklama süresi dolduğunda üzerine yeniden yazılır ve geri getirilemez.
Çarpıp kaçan araca ne yapılır?
Aracı yerinden oynatmadan fotoğraflayın, kolluğa bildirip tutanak düzenletin ve çevredeki kamera kayıtlarının saklanmasını yazılı olarak isteyin. Plakayı tespit edebildiyseniz talebinizi karşı tarafın zorunlu trafik sigortasına, edemediyseniz kendi kasko poliçenize yöneltin.
Çarpıp kaçan aracı şikayet nereye yapılır?
Şikâyet, olayın gerçekleştiği yere göre polise (155) veya jandarmaya (156) yapılır. Telefonla yapılan bildirim yeterli değildir; olay yerinde tutanak düzenlenmesini istemek ve kamera kayıtlarının teminini yazılı dilekçeyle talep etmek gerekir.
Çarpıp kaçan araç bulunamazsa hasarımı kim öder?
Sorumlu araç hiç tespit edilemezse aracınızın hasarı için başvurulacak zorunlu sigorta yoktur. Güvence Hesabı bu ihtimalde yalnızca bedensel zararları karşılar. Geriye kendi kasko poliçeniz kalır.
Güvence Hesabı araç hasarını öder mi?
Ödemez. 5684 sayılı Kanunun 14. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, sigortalının tespit edilememesi hâlinde yalnızca kişiye gelen bedensel zararları kapsar. Tek istisna, sigorta şirketinin iflası veya bütün branşlarda ruhsat iptalidir; o hâlde maddi zarar da karşılanır.
Park halindeki araca çarpma kim suçlu sayılır?
Kurallara uygun park edilmiş araca çarpan sürücü, Karayolları Trafik Kanunu m.84/(l) uyarınca asli kusurlu sayılır. Park kurallara aykırıysa park eden sürücüye de kusur verilebilir.
Hatalı park etmiştim, tazminat alamaz mıyım?
Alabilirsiniz; ancak tazminat kusurunuz oranında indirilir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2018/775 E., 2018/4838 K. sayılı kararına konu dosyada, dar yol virajında ters yönde park eden sürücü %25 kusurlu bulunmuştur.
Park halindeki araca çarpma mala zarar verme suçu mudur?
Kural olarak değildir. TCK m.22/1 uyarınca taksirle işlenen fiiller ancak kanunda açıkça belirtilen hâllerde cezalandırılır ve mala zarar vermenin taksirli hâli kanunda düzenlenmemiştir. Fiil kasten işlenmişse m.151 gündeme gelir ve suç şikâyete bağlıdır.
Çarpıp kaçan araç cezası ne kadar?
Anlaşma hâli dışında olay yerinden zaruret olmaksızın ayrılan sürücüye 46.000 TL idari para cezası verilir. Dayanak KTK m.81/3’tür ve fıkra 12/2/2026 tarihli 7574 sayılı Kanunla değiştirilmiştir.
Çarpıp kaçan sürücüye hapis cezası verilir mi?
Salt maddi hasarlı kazada hapis cezası öngörülmemiştir. Ölümlü veya yaralanmalı kazada olay yerinden ayrılan sürücüye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir ve sürücü belgesi iki yıl süreyle geri alınır.
Çarpıp kaçan araç nasıl bulunur?
Kent güvenlik kameraları, site ve işyeri kameraları, çevredeki araçların kayıtları ve görgü tanıkları üzerinden. Ayrıca çarpma noktasında kalan boya sürüntüsü ile kırılan parçalar aracın marka ve modelinin belirlenmesinde kullanılabilir.
Kamera kaydı bende yok, mahkeme getirtebilir mi?
Getirtebilir. HMK m.221 uyarınca mahkeme, üçüncü kişi veya kurumun elindeki belgenin ispat için zorunlu olduğuna karar verirse ibrazını emreder. İbraz edemeyen kişi sebebini delilleriyle açıklamak zorundadır.
Dava açmadan kamera kaydı için ne yapılabilir?
HMK m.400 uyarınca delil tespiti istenebilir. Delilin kaybolma ihtimali varsa hukuki yarar var sayılır. Üstelik m.402/1 uyarınca, koşullar imkân vermediği için aleyhine tespit yapılacak kişi gösterilemiyorsa talep yine geçerli sayılır.
Anlaşmalı kaza tutanağı doldurabilir miyim?
Karşı taraf kaçtığı için dolduramazsınız. 2017/18 sayılı Genelge, kazaya tek aracın karıştığı hâllerde anlaşmalı tutanak düzenlenemeyeceğini açıkça belirtir; tutanağı kolluk düzenler.
Kasko çarpıp kaçma hasarını karşılar mı?
Kural olarak karşılar. Kasko Genel Şartları A.1, aracın çarpışmasını ve durma hâlindeyken iradesi dışında gelen ani ve harici etkileri teminata alır; teminat dışı hâlleri sayan A.5’te “çarpan aracın tespit edilememesi” diye bir bent yoktur. Poliçedeki muafiyet tutarı ödemeden düşülür.
Kaskodan onarım yaptırırsam tazminat hakkım gider mi?
Gitmez. Sigortacınız ödediği tutar kadar sizin yerinize geçer; sürücü sonradan bulunduğunda onun sigortacısına yönelme imkânı devam eder. Kaskodan karşılanmayan kalemler için de talepte bulunabilirsiniz.
Çarpıp kaçan araç değer kaybı ödenir mi?
Sürücü tespit edilebiliyorsa karşı tarafın zorunlu trafik sigortasından ödenir. 1 Temmuz 2026’dan itibaren araç hasarı için başvuran hak sahibi, değer kaybı talebinde de bulunmuş sayılır; ayrı dilekçe gerekmez.
Sigortaya kaç gün içinde bildirmek gerekir?
ZMSS Genel Şartları B.1.1-(a)’daki on günlük ihbar süresi kazaya sebep olan sigortalıya aittir. Zarar gören sıfatıyla karşı tarafın sigortacısına yapılan başvuru KTK m.97’ye tabidir. Kendi kaskonuz için poliçenizdeki ihbar süresi geçerlidir.
Sigorta şirketi ödeme yapmazsa ne olur?
KTK m.97 uyarınca yazılı başvurudan itibaren on beş gün içinde cevap gelmezse ya da cevap talebi karşılamazsa dava açılabilir veya Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulabilir. Belgeler tamamsa ödeme süresi KTK m.99 uyarınca sekiz iş günüdür.
Dava hangi mahkemede açılır?
Davalı sigorta şirketiyse asliye ticaret mahkemesinde ve arabuluculuk dava şartı tamamlanarak; yalnız sürücü veya işletene karşı açılacaksa asliye hukuk mahkemesinde. Yetkili yer KTK m.110/2’ye göre sigortacının şubesi, acentenin bulunduğu yer veya kazanın olduğu yerdir.
Tazminat talebi kaç yıl içinde ileri sürülmeli?
Maddi zararlarda süre, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde kaza gününden itibaren on yıldır. Sürücü sonradan tespit edilirse iki yıllık süre öğrenme tarihinde başlar.
Sürücü sonradan bulunursa Güvence Hesabı ödediğini geri ister mi?
İster. Güvence Hesabı Yönetmeliği m.16/1-(b), sorumlunun sonradan belli olması hâlinde bu kişilere veya yükümlü sigorta şirketine rücu edileceğini düzenler. Ayrıca m.20 uyarınca sorumludan tahsilat yapılırsa fazla ödeme beş iş günü içinde Hesaba iade edilir.
Site otoparkında çarpıp kaçma olursa yönetim sorumlu olur mu?
Çarpan sürücünün sorumluluğu devam eder. Yönetimin sorumluluğu ise ortak yerlerin gözetimine ilişkin yükümlülüklerin ihlal edilip edilmediğine göre değerlendirilir; kamera kayıtlarının talep edilmesi bu dosyalarda ilk adımdır.
Aracınıza çarpıp kaçan sürücünün tespit edilip edilmemesi, dosyanın hangi hukuki yoldan yürüyeceğini baştan belirler. Kusur tartışmalı, hasar yüksek ya da sigorta şirketi talebinizi reddetmişse, süreleri kaçırmadan ilerlemek için trafik ve sigorta uyuşmazlıkları alanındaki çalışmalarımız sayfasını inceleyebilir, dosyanız için bize ulaşabilirsiniz.
Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Anılan kanun maddeleri ve tutarlar yayın tarihi itibarıyla yürürlüktedir; somut dosyanıza ilişkin değerlendirme için bir avukata başvurunuz. Mevzuatın güncel metnine mevzuat.gov.tr üzerinden, kaza tespit tutanağı sorgulamasına ise turkiye.gov.tr üzerinden ulaşabilirsiniz.