Ceza Hukuku

Cinsel İstismarda Kamu Davası Nasıl Düşer? Düşme ile Beraat Farkı

Cinsel İstismarda Kamu Davası Nasıl Düşer? Düşme ile Beraat Farkı

Cinsel istismarda kamu davası nasıl düşer denildiğinde akla gelen ihtimallerin çoğu aslında düşme değildir. Ceza Muhakemesi Kanunu düşmeyi, beraatı, ceza verilmesine yer olmadığını, mahkûmiyeti ve davanın reddini ayrı hüküm türleri olarak düzenler. Delil yetersizliği bunlardan düşme değil beraat sebebidir; kamu davası ise yalnızca kanunda sayılan sebeplerle düşer.

Bu ayrım pratikte önemlidir, çünkü iki karar farklı sonuçlar doğurur ve farklı yollarla elde edilir. Aşağıda önce hüküm türleri ayrıştırılıyor, sonra çocukların cinsel istismarında şikâyetin rolü, zamanaşımının ne zaman işlemeye başladığı ve beraat kararlarının hangi gerekçelere dayandığı ele alınıyor.

Kısaca

Kamu davasının düşmesi ile beraat, sonuçları farklı iki ayrı hükümdür.

  • Düşme sebepleri: Sanığın ölümü, genel af, dava zamanaşımı ve şikâyete bağlı suçlarda vazgeçme.
  • Delil yetersizliği: Düşme değil, CMK m.223/2-e uyarınca beraat sebebidir.
  • Şikâyet: Çocukların cinsel istismarı kural olarak resen soruşturulur.
  • Zamanaşımı: Üstsoy veya nüfuz sahibi kişilerce işlenen suçlarda çocuğun 18 yaşını bitirdiği günden başlar.

Cinsel İstismarda Kamu Davası Nasıl Düşer?

Cinsel istismarda kamu davası nasıl düşer belirlenirken başvurulacak hüküm CMK m.223/8’dir. Bu fıkraya göre Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hâllerinde davanın düşmesine karar verilir.

Aynı fıkra bir de durma kararını düzenler: soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa, gerçekleşmesini beklemek üzere durma kararı verilir ve bu karara itiraz edilebilir. Yani şartın hiç gerçekleşmeyeceği anlaşılırsa düşme, henüz gerçekleşmediyse durma kararı verilir.

Düşme sebeplerinin kaynağı Türk Ceza Kanunu’dur ve sayılıdır. Mahkemenin takdirine bırakılmış genel bir düşme yetkisi yoktur; bu nedenle “delil bulunamadığı için dava düştü” biçimindeki ifadeler hukuken yanlıştır.

Düşme ile Beraat Aynı Karar Değildir

CMK m.223/1, duruşmanın sona ermesinin ardından verilebilecek hükümleri sayar: beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşme. Bunlar birbirinin yerine geçmez; her biri farklı şartlara bağlıdır ve farklı sonuçlar doğurur.

Beraat kararının sebepleri ikinci fıkrada sayılmıştır: yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması, suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, failin kast veya taksirinin bulunmaması, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması ve yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması. Delil yetersizliği son bende girer.

DurumVerilecek hükümDayanak
Suçun işlendiği sabit olmuyor (delil yetersizliği)BeraatCMK m.223/2-e
Suçun sanık tarafından işlenmediği sabitBeraatCMK m.223/2-b
Sanığın ölümüDüşmeTCK m.64/1
Genel afDüşmeTCK m.65/1
Dava zamanaşımının dolmasıDüşmeTCK m.66
Şikâyete bağlı suçta vazgeçmeDüşmeTCK m.73/4
Yaş küçüklüğü, akıl hastalığıCeza verilmesine yer olmadığıCMK m.223/3-a

Tablodaki ayrım, aynı dosyada hangi sonucun hedeflendiğini belirler. Kanun metinleri 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu üzerinden incelenebilir.

Kanunda Sayılan Düşme Sebepleri Nelerdir?

Birinci sebep sanığın ölümüdür. TCK m.64/1 uyarınca sanığın ölümü hâlinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir; ancak niteliği itibarıyla müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak bunların müsaderesine hükmolunabilir.

İkinci sebep genel aftır. TCK m.65/1’e göre genel af hâlinde kamu davası düşer, hükmolunan cezalar bütün neticeleriyle birlikte ortadan kalkar. Özel af ise davayı düşürmez; yalnızca cezanın infazına ilişkin sonuçlar doğurur ve cezaya bağlı hak yoksunlukları özel affa rağmen devam eder.

Üçüncü sebep dava zamanaşımı, dördüncüsü ise şikâyete bağlı suçlarda şikâyetten vazgeçmedir. Bu iki başlık aşağıda ayrı ayrı ele alınıyor. Bunlara ek olarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen dosyalarda denetim süresinin başarıyla tamamlanması da davanın düşmesiyle sonuçlanır.

Çocuğun Cinsel İstismarı Şikayete Tabi Mi?

Çocuğun cinsel istismarı şikayete tabi mi diye bakıldığında kural nettir: hayır. TCK m.103’te düzenlenen çocukların cinsel istismarı suçu resen soruşturulur; savcılık fiili ihbar, tutanak, bildirim veya başka herhangi bir yoldan öğrendiğinde şikâyet beklemeksizin harekete geçer.

Kanunun bu kurala getirdiği tek istisna maddenin birinci fıkrasının son cümlesindedir: sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. İki şart birliktedir; biri eksikse şikâyet aranmaz.

Bu nedenle mağdur tarafın şikâyetçi olmaması ya da sonradan şikâyetinden vazgeçmesi, kural olarak soruşturmayı durdurmaz. Suça sürüklenen çocuğun durumu ve yaş kademelerine göre ceza sonuçları çocuğun çocuğa cinsel istismarı yazısında ele alınmıştır.

Hangi Cinsel Suçlarda Şikâyet Aranır?

Cinsel dokunulmazlığa karşı suçların tamamı aynı usule tabi değildir. Bazı hükümlerde şikâyet soruşturma şartıdır, bazılarında ise fiil resen takip edilir. Aşağıdaki tablo kanun metinlerindeki ifadelere dayanır.

HükümTakip usulü
TCK m.102/1 — cinsel saldırı (sarkıntılık dâhil)Mağdurun şikâyeti üzerine
TCK m.102/2 — vücuda organ veya cisim sokmaResen; eşe karşı işlenmişse şikâyete bağlı
TCK m.103 — çocukların cinsel istismarıResen; istisna: sarkıntılık + fail çocuk
TCK m.104/1 — reşit olmayanla cinsel ilişkiŞikâyet üzerine
TCK m.104/2-3 — evlenme yasağı, koruyucu aile hâlleri“Şikâyet aranmaksızın”
TCK m.105/1 — cinsel tacizMağdurun şikâyeti üzerine

Tabloda dikkat çeken hüküm m.102/2’dir: kural resen takip olmakla birlikte, fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde soruşturma ve kovuşturma mağdurun şikâyetine bağlanmıştır. Cinsel taciz suçundaki şikâyet ve süre ayrıntıları telefonla cinsel taciz yazısında ele alınmıştır.

Şikâyetten Vazgeçme Ne Zaman Sonuç Doğurur?

TCK m.73/4, kovuşturma yapılabilmesi şikâyete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesinin davayı düşüreceğini belirtir. Aynı fıkranın devamı kritik bir sınır çizer: hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.

Vazgeçmenin zamanı bu yüzden belirleyicidir. Hüküm kesinleşmeden önce yapılan vazgeçme davayı düşürürken, kesinleşmeden sonra yapılan beyan infazı durdurmaz. Ayrıca m.73/6 uyarınca kanunda aksi yazılı olmadıkça vazgeçme, onu kabul etmeyen sanığı etkilemez.

İştirak hâlinde işlenen suçlarda m.73/5 devreye girer: sanıklardan biri hakkındaki şikâyetten vazgeçme diğerlerini de kapsar. Yedinci fıkra ise şahsi hakları ilgilendirir; kamu davasının düşmesi vazgeçmeden ileri gelmiş ve vazgeçen kişi şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamışsa, artık hukuk mahkemesinde dava açamaz.

Zamanaşımı Dolarsa Dava Düşer mi?

Düşer. TCK m.66, kanunda başka türlü yazılmış hâller dışında kamu davasının belirli sürelerin geçmesiyle düşeceğini hükme bağlar. Süreler, suçun kanunda öngörülen cezasının üst sınırına göre belirlenir.

Maddenin dördüncü fıkrası bu noktayı açıkça düzenler: sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur. Üçüncü fıkra ise sürenin hesabında dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâllerinin de dikkate alınacağını belirtir. Bu nedenle zamanaşımı, hükmedilen cezaya göre değil, iddianameye konu hükmün kanuni ceza aralığına göre hesaplanır.

Zamanaşımı kesilebilir. TCK m.67/2 uyarınca şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması, sorguya çekilmesi, tutuklama kararı verilmesi, iddianame düzenlenmesi veya mahkûmiyet kararı verilmesi zamanaşımını keser. Kesilme hâlinde süre yeniden işlemeye başlar; ancak dördüncü fıkra uyarınca kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayabilir.

Aile İçi İstismarda Zamanaşımı Ne Zaman İşlemeye Başlar?

Bu, zamanaşımı tartışmalarının en çok atlanan noktasıdır. TCK m.66/6, zamanaşımının kural olarak suçun işlendiği günden işlemeye başlayacağını belirttikten sonra özel bir hâl ekler: çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda zamanaşımı, çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar.

Bu düzenlemenin sonucu şudur: fiil çocuk beş yaşındayken işlenmiş olsa bile, zamanaşımı süresi çocuk on sekiz yaşına gelene kadar işlemez. Süre o tarihte başlar. Böylece mağdurun yetişkin olduktan sonra şikâyette bulunması imkânı korunmuş olur.

Hükmün uygulanabilmesi için failin üstsoy olması ya da çocuk üzerinde hüküm ve nüfuz sahibi bulunması gerekir. Ayrıca aynı maddenin altıncı fıkrası, teşebbüs hâlinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günü, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği günü ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günü başlangıç olarak belirler.

Mağdurla Evlenmek Davayı Düşürür mü?

Düşürmez. İnternette dolaşan bazı listelerde “mağdurun veya sanığın medeni durumunun değişmesi” bir düşme sebebi olarak sayılmaktadır; bu bilgi yürürlükteki kanuna dayanmamaktadır.

Söz konusu kalıp, mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu döneminde yer alan ve mağdurla evlenme hâlinde davanın veya cezanın ertelenmesini öngören düzenlemenin izidir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda cinsel suçlar bakımından mağdurla evlenmeye bağlanan böyle bir düşme veya erteleme sebebi bulunmamaktadır.

Düşme sebepleri yukarıda sayıldığı gibi kanunda sınırlı olarak gösterilmiştir: sanığın ölümü, genel af, dava zamanaşımı ve şikâyete bağlı suçlarda vazgeçme. Bu listede yer almayan bir olgu, ne kadar sık tekrarlanırsa tekrarlansın davayı düşürmez.

Cinsel İstismarda Delil Yetersizliği Yargıtay Kararları Neye İşaret Ediyor?

Cinsel istismarda delil yetersizliği Yargıtay kararları incelendiğinde ortaya çıkan ilk tespit, bu hâlin düşme değil beraat sonucu doğurduğudur. CMK m.223/2-e, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması hâlinde beraat kararı verileceğini düzenler.

Denetimin yoğunlaştığı başlıklar bellidir. Mağdur beyanının alınma usulü, beyanlar arasındaki istikrar, beyanın olayın oluşuna uygunluğu ve beyanı destekleyen başka delil bulunup bulunmadığı ayrı ayrı değerlendirilir. Çocuk mağdurların ifadelerinin özel usullerle ve uzman eşliğinde alınması gerektiği, bu usule aykırılıkların hükme etkisi bakımından tartışma konusu olur.

İkinci başlık, fiilin hukuki niteliğinin doğru belirlenip belirlenmediğidir: sarkıntılık ile istismar ayrımı, nitelikli hâllerin gerçekleşip gerçekleşmediği ve mağdurun yaşının kesin tespiti bu kapsamdadır. Somut bir dosyada hangi kararın emsal oluşturacağı olayın özelliklerine göre değişir; genel bir kural çıkarılması yerine dosyanın kendi delil durumu esas alınır.

Yargıtay’da Cinsel İstismarda Beraat Edenler Hangi Gerekçelerle Beraat Ediyor?

Yargıtay’da cinsel istismarda beraat edenler bakımından gerekçeler CMK m.223/2’deki beş bende dağılır. Uygulamada en sık karşılaşılan iki bent, suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması ile işlendiğinin sabit olmamasıdır. İkisi arasındaki fark önemlidir: birincisi olumsuz bir tespit, ikincisi ise ispat edilememe hâlidir.

Bir diğer bent, yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olmasıdır. Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda bu bent, özellikle mağdurun on beş yaşını bitirmiş olduğu ve cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedenin bulunmadığı dosyalarda gündeme gelebilir; zira TCK m.103/1-b bu unsurları arar.

Kast unsurunun bulunmaması da ayrı bir beraat sebebidir. Mağdurun yaşı konusundaki hata bakımından TCK m.30 hükümleri devreye girebilir; fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen kimse kasten hareket etmiş sayılmaz. Bu iddianın kabulü, somut verilerle desteklenmesine bağlıdır.

Soruşturma Aşamasında Dosya Nasıl Kapanır?

Cinsel istismarda kamu davası nasıl düşer sorusu kovuşturma aşamasına ilişkindir; henüz dava açılmamışsa farklı bir kurum devreye girer. CMK m.172/1 uyarınca Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.

Bu karar bir düşme hükmü değildir, çünkü ortada açılmış bir dava yoktur. Karar suçtan zarar görene ve önceden ifadesi alınmış ya da sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir; kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. Suçtan zarar gören, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.

Kararın kesinleşmesi dosyayı kalıcı olarak kapatmaz. İkinci fıkra uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe aynı fiilden dolayı dava açılamaz. Yani yeni delil ve hâkim kararı birlikte bulunduğunda soruşturma yeniden açılabilir.

Uzlaştırma ve Etkin Pişmanlık Uygulanır mı?

Uzlaştırma yolu bu suçlarda kapalıdır. CMK m.253/3, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda ve hakaret suçunda uzlaştırma yoluna gidilemeyeceğini açıkça hükme bağlar.

Hükmün devamı bir genişletme getirir: uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde de uzlaştırma hükümleri uygulanmaz. Yani cinsel bir suçla birlikte işlenen ve normalde uzlaştırmaya tabi olan fiil de bu yoldan çıkar.

Etkin pişmanlık ise ancak kanunun açıkça öngördüğü suçlarda uygulanabilir. Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar bakımından TCK’da etkin pişmanlığa ilişkin özel bir hüküm bulunmadığından, bu kurumun uygulanma imkânı yoktur. CMK m.223/4’te sayılan ceza verilmesine yer olmadığı hâlleri arasında etkin pişmanlık geçse de, bu ancak ilgili suç tipinde böyle bir hüküm varsa sonuç doğurur.

HAGB Verilirse Dava Düşer mi?

Denetim süresi başarıyla tamamlanırsa düşer. CMK m.231/10 uyarınca denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesi kararı verilir.

Ancak bu kurumun uygulanabilmesi için hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezası olması gerekir. TCK m.103’teki ceza aralıkları bu sınırın belirgin biçimde üzerinde olduğundan, çocukların cinsel istismarı suçunda uygulama alanı pratikte doğmaz. Buna karşılık cinsel taciz gibi ceza aralığı düşük hükümlerde koşullar oluşabilir.

Kurumun kapsamı 2026’da yeniden düzenlenmiştir. Yürürlükteki metne göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümler; işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar hakkında uygulanmaz. Denetim süresi beş yıldır ve bu süre içinde dava zamanaşımı durur. Kararın sicile etkisi HAGB ve adli sicil yazısında ele alınmıştır.

Dosyanın Aşamasına Göre Yapılabilecekler

Hangi hükmün hedeflendiği, dosyanın hangi aşamada olduğuna ve delil durumuna göre değişir. Soruşturma aşamasında delillerin toplanması ve usule uygun alınması, kovuşturma aşamasında ise hukuki nitelendirmenin doğruluğu öne çıkar.

Zamanaşımı, şikâyet süresi ve kesilme hâlleri gibi süreye bağlı başlıklar dosyanın başında hesaplanmalıdır. Mahkûmiyet sonrası aşamalar için ise infaz hesabı ayrı bir başlıktır ve cinsel istismarda yatar hesabı yazısında ele alınmıştır. Dosyanızın durumuna göre değerlendirme için ceza hukuku alanındaki çalışmalarımızı inceleyebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Cinsel istismarda kamu davası nasıl düşer?

Yalnızca kanunda sayılan sebeplerle düşer: sanığın ölümü, genel af, dava zamanaşımının dolması ve şikâyete bağlı suçlarda vazgeçme. CMK m.223/8, TCK’da öngörülen düşme sebeplerinin varlığı hâlinde düşme kararı verileceğini belirtir.

Delil yetersizliği davayı düşürür mü?

Düşürmez. Delil yetersizliği CMK m.223/2-e kapsamında “yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması” hâlidir ve beraat kararı verilmesini gerektirir. Düşme ile beraat farklı hükümlerdir.

Çocuğun cinsel istismarı şikayete tabi mi?

Kural olarak değildir, resen soruşturulur. Tek istisna, fiilin sarkıntılık düzeyinde kalması ve failin çocuk olmasıdır; bu hâlde mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyeti aranır.

Mağdur şikâyetinden vazgeçerse dava düşer mi?

Yalnızca suç şikâyete bağlıysa düşer. Resen takip edilen hâllerde vazgeçme davayı etkilemez. Ayrıca hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.

Cinsel saldırıda şikâyet aranır mı?

TCK m.102/1’deki temel hâl ve sarkıntılık mağdurun şikâyetine bağlıdır. İkinci fıkradaki nitelikli hâl resen takip edilir; ancak bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde soruşturma ve kovuşturma yine şikâyete bağlanmıştır.

Şikâyet süresi ne kadardır?

Altı aydır. TCK m.73/2 uyarınca süre, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar ve dava zamanaşımı süresini geçemez.

İştirak hâlinde bir sanıktan vazgeçilirse ne olur?

TCK m.73/5 uyarınca iştirak hâlinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikâyetten vazgeçme diğerlerini de kapsar. Vazgeçmenin tek bir sanıkla sınırlandırılması mümkün değildir.

Zamanaşımı süresi neye göre belirlenir?

Hükmedilen cezaya göre değil, suçun kanunda yer alan cezasının üst sınırına göre belirlenir. TCK m.66/3 uyarınca dosyadaki delillere göre nitelikli hâller de bu hesapta göz önünde bulundurulur.

Aile içi istismarda zamanaşımı ne zaman başlar?

TCK m.66/6 uyarınca çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda zamanaşımı, çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar.

Zamanaşımı kesilirse süre yeniden mi başlar?

Kesilme hâlinde süre yeniden işlemeye başlar. Ancak TCK m.67/4 uyarınca zamanaşımı süresi, ilgili suç için kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayabilir.

Mağdurla evlenmek cezayı kaldırır mı?

Kaldırmaz. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda cinsel suçlar bakımından mağdurla evlenmeye bağlanan bir düşme veya erteleme sebebi bulunmamaktadır. Bu bilgi mülga 765 sayılı Kanun dönemine ait bir kalıntıdır.

Bu suçlarda uzlaştırma yapılır mı?

Yapılmaz. CMK m.253/3, şikâyete bağlı olsa bile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaştırma yoluna gidilemeyeceğini düzenler. Aynı kural ısrarlı takip ve hakaret suçları için de geçerlidir.

Etkin pişmanlık uygulanır mı?

Uygulanmaz. Etkin pişmanlık ancak kanunun ilgili suç tipi için açıkça öngördüğü hâllerde sonuç doğurur; cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar bakımından böyle bir hüküm bulunmamaktadır.

HAGB kararı davayı düşürür mü?

Denetim süresi kasten yeni suç işlenmeden ve yükümlülüklere uygun geçirilirse, CMK m.231/10 uyarınca açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilir.

HAGB için ceza sınırı nedir?

Hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezası olması gerekir. Bu nedenle TCK m.103’teki ceza aralıklarında uygulama alanı pratikte doğmaz.

Beraat ile düşme arasındaki fark nedir?

Beraat, isnadın esastan sonuçlandırılmasıdır ve CMK m.223/2’de sayılan hâllerde verilir. Düşme ise davanın esası incelenmeden, kanunda sayılan bir sebeple sona ermesidir. İkisi ayrı hüküm türleridir.

Bu metin genel nitelikte bilgi sunar, somut dosyaya ilişkin hukuki tavsiye yerine geçmez. Hüküm türleri ve süreler dosyanın delil durumuna göre değiştiğinden, işlem yapmadan önce bir avukatla görüşülmesinde yarar vardır. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir