Hukuk

Kazanılan Davada Vekalet Ücretini Kim Alır? Aidiyet ve Tahsil Yolu

Kazanılan Davada Vekalet Ücretini Kim Alır? Aidiyet ve Tahsil Yolu

Kazanılan davada vekalet ücretini kim alır diye bakıldığında kanundaki yanıt davayı kazanan taraf değil, onun avukatıdır. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.164’ün son fıkrası bunu tereddüde yer bırakmayacak biçimde yazar: dava sonunda kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Mahkeme kararında ücret sizin adınıza hükmedilmiş görünse dahi bu tutar, avukatınıza ödediğiniz ücretten bağımsız olarak onun alacağıdır.

Makale İçeriği

Karışıklık, iki ayrı ücret kaleminin aynı sanılmasından doğar. Avukatınızla imzaladığınız sözleşmeden doğan akdi ücret ile mahkemenin karşı taraftan alıp hükmettiği tarife ücreti farklı hukuki temellere dayanır, farklı kişilere aittir ve farklı yollarla tahsil edilir. Aşağıda bu iki kalemin ayrımını, ücretin nasıl tahsil edildiğini, avukatınızı değiştirmeniz veya karşı tarafla anlaşmanız hâlinde ne olacağını kanun maddeleriyle açıklıyoruz.

Ana hatlarıyla

Kazanılan davada vekalet ücretini kim alır sorusu iki kaleme ayrılarak çözülür: kararla karşı tarafa yüklenen ücret avukatın alacağıdır, avukatla sözleşmeden doğan ücret ise müvekkilin borcudur. İki kalem birbirine sayılmaz.

  • Karşı yan ücreti: Av.K. m.164 son fıkrası uyarınca avukata aittir; takas, mahsup ve haciz konusu olamaz.
  • Kararda kimin adı yazar: HMK m.330 gereği taraf lehine hükmedilir; aidiyet iç ilişkide avukattadır.
  • Nasıl tahsil edilir: Karşı taraf ödemezse ilamlı icra; icra dairesi avukata bildirim yapmadan sonraki aşamalara geçemez (Av.K. m.166/3).
  • Sözleşme yoksa: Ücret, ilamın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin %10 ile %20’si arasında belirlenir (Av.K. m.164/4).
  • Azil hâlinde: Ücretin tamamı ödenir; kusur veya ihmalden azil bunun istisnasıdır (Av.K. m.174/2).

Kazanılan Davada Vekalet Ücretini Kim Alır?

Kazanılan davada vekalet ücretini kim alır belirlenirken ücretin hangi kalem olduğu sonucu değiştirmez: kararla karşı tarafa yüklenen tarife ücreti avukata, avukatla sözleşmeden doğan ücret ise avukata ödenmek üzere müvekkile yüklenmiştir. Yani her iki kalemin de alacaklısı avukattır; farklı olan borçludur. Karşı yan ücretinin borçlusu davayı kaybeden taraf, akdi ücretin borçlusu ise müvekkildir.

Avukatlık Kanunu m.164’ün son fıkrasının ilk cümlesi aidiyeti kurar, ikinci cümlesi bunu korumaya alır: “Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.” Hükmün amacı, avukatın emeğinin karşılığını müvekkilin mali durumundan ve alacaklılarından ayırmaktır. Müvekkilin üçüncü kişilere borcu bulunsa bile bu vekalet ücreti üzerine haciz konulamaz.

Bu düzenlemenin pratik sonucu şudur: davayı kazanan taraf, karşı taraftan tahsil edilen vekalet ücretini kendi kasasına kalacak bir kazanç olarak göremez. Bu tutar avukatın hakkıdır ve müvekkil onu avukata iletmekle yükümlüdür. Uygulamada ilamlı takip doğrudan avukat tarafından yürütüldüğü için tahsilat da genellikle avukatın hesabına yapılır.

Kanun metninde, karşı yan vekalet ücretinin sözleşmeyle müvekkile bırakılmasına izin veren bir hüküm bulunmaz. Maddedeki koruma avukat lehine kurulmuş olduğundan, taraflar arasındaki bir düzenlemenin bu hükmü ne ölçüde etkileyeceği öğretide tartışılmaktadır; ancak kanunun kendisi ücreti doğrudan avukata bağlamıştır. Tarife tutarlarının dava türlerine göre nasıl değiştiğini güncel vekalet ücreti rehberimizde görebilirsiniz.

Kazanılan Davada Avukatlık Ücreti Nasıl Alınır?

Karşı taraf ilamdaki vekalet ücretini kendiliğinden ödemezse tahsil yolu ilamlı icra takibidir. İcra ve İflas Kanunu m.32 uyarınca para borcuna dair ilam icra dairesine verilince icra memuru borçluya icra emri tebliğ eder ve hükmolunan şeyin cinsi ile miktarını göstererek nihayet yedi gün içinde ödenmesini ihtar eder. Bu süre içinde ödeme yapılmazsa cebri icra, yani haciz aşaması başlar.

Takipte avukat lehine özel bir usul güvencesi vardır. Avukatlık Kanunu m.166’nın üçüncü fıkrası, bir ilamın cebri icra yoluyla infazına girişildiğinde icra dairesinin, takip talebinde bulunan tarafın ilamda adı yazılı avukatına icra emriyle aynı zamanda düzenleyeceği bir bildiriyi derhal tebliğ etmesini emreder. Hüküm kesindir: bu bildiri tebliğ edilmedikçe icranın sonraki safhalarına geçilemez.

Tahsilin zamanaşımı süresi de ilamlı takibin kendi rejimine tabidir. İİK m.39, ilama müstenit takibin son muamele üzerinden on sene geçmekle zamanaşımına uğrayacağını düzenler. Süre ilamın verilmesinden değil takipteki son işlemden itibaren işlediği için dosyada işlem yapıldıkça yenilenir; buna karşılık uzun süre işlem yapılmayan dosyalarda zamanaşımı riski doğar.

İlamın icraya konulmasının usulü, hangi icra dairesinin yetkili olduğu ve takipte hangi faizin işletileceği ayrı bir teknik başlıktır. Bu adımları ilam vekalet ücretinin icraya konulması yazımızda ele aldık; uygulanacak faiz oranı için yasal faiz oranı yazımıza bakabilirsiniz.

Karşı Yan Vekalet Ücreti ile Avukata Ödenen Ücret Aynı Şey mi?

Hayır, iki kalem birbirinden bağımsızdır. Akdi vekalet ücreti, Avukatlık Kanunu m.163 uyarınca serbestçe düzenlenen avukatlık sözleşmesinden doğar ve belli bir hukuki yardımı ile meblağı yahut değeri kapsaması gerekir. Karşı yan vekalet ücreti ise sözleşmeden değil doğrudan kanundan ve tarifeden doğar; mahkeme onu resen hükme bağlar.

İki kalemin borçlusu da farklıdır. Akdi ücreti müvekkil, karşı yan ücretini davayı kaybeden taraf öder. Bu nedenle avukatınızla 100.000 TL akdi ücret kararlaştırmanız, mahkemenin karşı taraftan alıp hükmettiği tarife ücretinin de 100.000 TL olacağı anlamına gelmez; mahkeme yalnızca tarifeye bakar. Aşağıdaki tablo iki kalemi karşılaştırır:

ÖlçütAkdi vekalet ücretiKarşı yan vekalet ücreti
KaynağıAvukatlık sözleşmesi (Av.K. m.163)Kanun ve tarife (Av.K. m.164/son, m.169)
BorçlusuMüvekkilDavayı kaybeden taraf
AlacaklısıAvukatAvukat
MiktarıSerbest; tavan dava değerinin %25’iTarife ile tarifenin üç katı arası
Takas ve hacizGenel hükümlere tabiTakas, mahsup ve haciz yasak
Kim hükme bağlarTaraflar; uyuşmazlıkta yetkili merciMahkeme, resen (HMK m.332/1)
İki ücret kaleminin karşılaştırması.

Sık karşılaşılan bir yanılgı da karşı yan ücretinin akdi ücretten düşüleceği düşüncesidir. Kanunda böyle bir mahsup öngörülmemiştir; iki alacak farklı borçlulara karşı ayrı ayrı doğar. Sözleşmenizde mahsup öngörülmüşse bu, tarafların kendi aralarındaki bir düzenleme olur ve karşı tarafın borcunu etkilemez.

Tarifenin işlevi bu noktada iki yönlüdür. 4 Kasım 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 1. maddesine göre tarife hem karşı tarafa yükletilecek ücretin tayininde uygulanır, hem de akdi ücret kararlaştırılmadığı veya geçersiz sayıldığı hâllerde asgari değerin hesaplanmasında dikkate alınır. Tarifenin tam metni Resmî Gazete’nin ilgili sayısında yayımlanmıştır.

Mahkeme Kararında Ücret Sizin Adınıza Yazıyorsa Ne Anlama Gelir?

Kararda ücretin taraf adına yazılması bir usul kuralının sonucudur. HMK m.330, vekil ile takip edilen davalarda mahkemece kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücretinin “taraf lehine” hükmedileceğini düzenler. Bu nedenle hüküm fıkrasında “davacı lehine … TL vekâlet ücretinin davalıdan alınmasına” biçiminde bir ifade yer alır.

Bu ifade aidiyeti değiştirmez. Avukatlık Kanunu m.164 son fıkrası, kararla karşı tarafa yüklenen ücretin avukata ait olduğunu söyleyerek iç ilişkiyi belirler. Yargılama hukuku ücreti tarafın hakkı gibi hükme bağlar, meslek hukuku ise alacağın gerçek sahibini gösterir. İki hüküm çelişmez, farklı ilişkileri düzenler.

Kararda ücretin ne kadar olduğunu ve nasıl paylaştırıldığını görmek için hüküm fıkrasının dökümüne bakılır. HMK m.332’nin ikinci fıkrası, yargılama gideri tutarının, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiğinin ve dökümünün hüküm altında gösterileceğini emreder. Üçüncü fıkra, hükümden sonraki yargılama giderlerinin ilamın altına yazılacağını ekler.

Vekalet ücretinin yargılama giderlerinden biri olduğu HMK m.323’ün (ğ) bendinde açıkça belirtilmiştir. Bu nitelendirme önemlidir: ücret yargılama gideri olduğu için m.332 uyarınca resen hükme bağlanır, ayrıca talep edilmesi gerekmez. Vekil ile takip edilmeyen davalarda ise m.323’ün (g) bendi uyarınca tarafın kendi gündelik, yol ve konaklama giderleri takdir edilir.

Avukatınıza Ücret Ödemediyseniz Karşı Yan Ücreti Sizde Kalır mı?

Kalmaz. Karşı yan vekalet ücreti kanun gereği avukatın alacağı olduğu için, müvekkilin avukata olan akdi ücret borcu ödenmemiş olsa dahi bu tutar müvekkilde kalmaz. Aksine, avukatın alacağını güvenceye alan iki ayrı hüküm daha vardır ve bunlar müvekkilin elindeki değerler üzerinde etkilidir.

Bunlardan ilki hapis hakkıdır. Avukatlık Kanunu m.166’nın birinci fıkrası, avukatın müvekkili tarafından verilen veya onun namına aldığı malları, parayı ve diğer her türlü kıymetleri, avukatlık ücreti ve giderin ödenmesine kadar kendi alacağı nispetinde elinde tutabileceğini düzenler. Yani tahsil edilen bir alacak avukatın elindeyse, ücreti ödenene kadar alacağı oranında bekletebilir.

İkincisi rüçhan hakkıdır ve aşağıdaki bölümde ayrıca ele alınmıştır. Bu iki güvence birlikte değerlendirildiğinde, akdi ücretin ödenmemesi hâlinde avukatın alacağını tahsil etmek için dava açmayı beklemesi gerekmediği görülür; kanun ona doğrudan işleyen mekanizmalar tanımıştır.

Müvekkil birden fazlaysa sorumluluk da genişler. Avukatlık Kanunu m.165, iş sahibinin birden çok olması hâlinde bunlardan her birinin; sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşmayla sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde ise her iki tarafın, avukat ücretinin ödenmesi bakımından müteselsil borçlu sayılacağını düzenler.

Avukatın Rüçhan Hakkı ve Hapis Hakkı

Rüçhan hakkı, avukatın ücret alacağını diğer alacaklılardan önce tahsil edebilmesi anlamına gelir. Avukatlık Kanunu m.166’nın ikinci fıkrası bu hakkı, avukatın kendi çalışması sonucunda müvekkilin muhafaza ettiği veya kazandığı mallar ile davadaki diğer taraftan ilam gereğince tahsil edilecek para yahut alınacak mallar üzerinde tanır.

Hakkın sırası vekaletnamenin tarihine bağlıdır. Aynı fıkra, rüçhan hakkının vekâletnamenin düzenlenme tarihine göre sıra alacağını, vekâletname umumi ise iş sahibi adına ücret konusu işten dolayı ilk yapılan resmi başvurma tarihine göre belirleneceğini söyler. Bu ayrım, genel vekaletname ile özel yetkili vekaletname arasındaki somut sonuçlardan biridir.

İflas hâlinde de koruma devam eder. Maddeye 2001 yılında eklenen cümle, iş sahibinin iflası hâlinde avukatın vekâlet ücreti alacağının da rüçhanlı olduğunu belirtir; ancak İcra ve İflâs Kanunu m.206’nın birinci fıkrası hükmü saklı tutulmuştur. Avukatın ölümü hâlinde mirasçılarına intikal eden ücret alacakları da aynı şekilde rüçhanlıdır.

Hapis hakkı ile rüçhan hakkı birbirinin yerine geçmez. Hapis hakkı elde bulunan değeri alıkoymaya, rüçhan hakkı ise paylaştırmada öne geçmeye ilişkindir. Vekaletnamenin türünün rüçhan sırasını etkilemesi, vekaletname düzenlerken hangi yetkilerin verildiğinin sonradan mali sonuç doğurabileceğini gösterir; bu konuyu genel vekaletname vermenin sakıncaları yazımızda ayrıntılı ele aldık.

Ücret Sözleşmesi Bulunmayan Dosyalarda Alacağın Belirlenmesi

Avukatlık Kanunu m.164’ün dördüncü fıkrası bu durumu ayrıntılı düzenler. Ücretin kararlaştırılmamış olduğu, yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı, sözleşmenin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu yahut ücrete ilişkin hükmün geçersiz sayıldığı hâllerde ölçüt kanunda gösterilmiştir.

Değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde ücret, asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla, ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre, ilâmın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasında bir miktar olarak belirlenir. Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise doğrudan tarife uygulanır.

Bu fıkradaki iki ayrıntı sonucu değiştirir. Birincisi matrahın hesaplandığı an: ölçüt dava açıldığı tarihteki değer değil, ilâmın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değeridir. İkincisi kapsam: yüzde on ile yüzde yirmi arası oran, davanın tamamı için değil “kazanılan bölümü” için uygulanır.

Tarifenin 1. maddesinin ikinci fıkrası bu hesabın yönünü de belirler: tarife, m.164/4 doğrultusunda gerçekleştirilecek akdi ücret belirlemesinde yalnızca asgari değerin hesaplanmasında dikkate alınır, diğer hususlar Avukatlık Kanunu hükümlerine tabidir. Yani tarife bir taban görevi görür, hesabın kendisi kanuna göre yapılır.

Akdi Vekalet Ücretinde Üst Sınır Var mı?

Vardır. Avukatlık Kanunu m.164’ün ikinci fıkrası, yüzde yirmi beşi aşmamak üzere dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesinin avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabileceğini düzenler. Dolayısıyla başarıya bağlı yüzdeli ücretlerde tavan, dava değerinin yüzde yirmi beşidir.

Üçüncü fıkra bir yasak getirir: ikinci fıkraya göre yapılacak sözleşmeler, dava konusu para dışındaki mal ve haklardan bir kısmının aynen avukata ait olacağı hükmünü taşıyamaz. Yani bir taşınmaz davasında “kazanılırsa taşınmazın belli bir payı avukata geçer” biçiminde bir düzenleme yapılamaz.

Tavanı aşan sözleşmeler tümüyle geçersiz olmaz. Avukatlık Kanunu m.163’ün ikinci fıkrası, ücret tavanını aşan sözleşmelerin kanunda belirtilen tavan miktarında geçerli olacağını, ifa edilmiş sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülemeyeceğini ve bir hükmün geçersizliğinin yokluk hâlleri dışında sözleşmenin tümünü geçersiz kılmayacağını düzenler.

Alt sınır ise tarifedir. Aynı maddenin dördüncü fıkrasının ilk cümlesi, avukatlık asgari ücret tarifesi altında vekâlet ücreti kararlaştırılamayacağını, ücretsiz dava alınması hâlinde durumun baro yönetim kuruluna bildirileceğini söyler. Tarifenin 1. maddesinin üçüncü fıkrası da bu tarifenin altında kararlaştırılan akdi ücretlerin tarife hükümleri uyarınca kararlaştırılmış kabul edileceğini ekler.

Davayı Kazandınız ama Karşı Taraf Ödemiyor: Hangi Yol İzlenir?

İlamda hükmedilen tutarlar kendiliğinden ödenmezse izlenecek yol ilamlı icra takibidir. Takip, ilamın icra dairesine verilmesiyle başlar ve borçluya icra emri tebliğ edilir. Ödeme yapılmazsa haciz aşamasına geçilir; borçlunun taşınır ve taşınmaz malları, banka hesapları ve üçüncü kişilerdeki alacakları haczedilebilir.

Borçlunun bu aşamada iki savunma imkânı vardır. İİK m.33 uyarınca icra emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine başvurarak borcun zamanaşımına uğradığı, ertelendiği veya ödendiği itirazını ileri sürebilir; bu iddiaların noterlikçe düzenlenmiş ya da onaylanmış belge veya icra zaptıyla kanıtlanması gerekir.

İkinci imkân icranın geri bırakılmasıdır. İİK m.36’ya göre istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlu, hükmolunan parayı resmî bir mercie depo ettiğini ispat eder ya da icra mahkemesinin kabul edeceği rehin, hisse senedi, tahvil veya muteber banka kefaleti gösterirse, icranın geri bırakılması kararı almak üzere kendisine süre verilir. Devlet ile adli yardımdan yararlananlar teminat göstermez.

Bölge adliye mahkemesi başvuruyu esastan reddederse veya Yargıtay hükmü onarsa, alacaklının istemi üzerine başkaca işleme gerek kalmaksızın teminata konu para alacaklıya ödenir. Maddenin son cümlesi burada da avukatı korur: ilâm alacaklısının teminat üzerinde rüçhan hakkı vardır. İcra dosyası kapandıktan sonra hesap üzerindeki blokenin ne zaman kalktığını ilgili yazımızda açıkladık.

Vekalet Ücretini Tahsil İçin Kararın Kesinleşmesini Beklemek Gerekir mi?

Kural olarak gerekmez. HMK m.350’nin birinci fıkrası istinaf yoluna başvurmanın kararın icrasını durdurmadığını, m.367’nin birinci fıkrası temyiz için aynı sonucu düzenler. Bu nedenle para alacağına ilişkin hükümler, kanun yolu incelemesi sürerken de takibe konulabilir.

İstisnalar iki maddede de aynı biçimde sayılmıştır: kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez. Bu gruplara giren bir hükmün eki niteliğindeki vekalet ücreti de aynı akıbete tabi olur; hükmün tamamı kesinleşmeden infaz edilemez.

Nafaka kararları bakımından ayrı bir hüküm vardır. Hem m.350’nin hem m.367’nin birinci fıkrasının son cümlesi, nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemeyeceğini belirtir. İİK m.36’nın dördüncü fıkrası da nafaka hükümlerinde süre verilemeyeceğini söyler.

İstinaf incelemesinin süresi, tahsil kararını etkileyen pratik bir etkendir; bekleme süresince faiz işlemeye devam eder. Beklenen süreye ilişkin ölçümleri tazminat davasında istinaf süresi yazımızda paylaştık. Davayı kaybeden taraf açısından ödeme yükümlülüğünün ayrıntısını ise kaybedilen davada karşı vekalet ücreti yazımızda ele aldık.

Karşı Tarafla Anlaşarak Davayı Sonlandırırsanız Ücret Ne Olur?

Anlaşma, avukatın ücret alacağını ortadan kaldırmaz. Avukatlık Kanunu m.165, sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşmayla sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde her iki tarafın avukat ücretinin ödenmesi bakımından müteselsil borçlu sayılacağını düzenler. Bu, tarafların avukatları devre dışı bırakarak yaptığı anlaşmalara karşı konulmuş bir güvencedir.

Karşı tarafa yükletilecek tarife ücreti bakımından ise zamanlama belirleyicidir. Tarifenin 6. maddesine göre uyuşmazlık ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse ücretlerin yarısına, sonrasında giderilirse tamamına hükmolunur. Aynı madde bu kuralın yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi ücret sözleşmelerinde uygulanmayacağını da belirtir.

Avukatın ücrete hak kazanma anı ise ayrı bir hükümle güvenceye alınmıştır. Tarifenin 5. maddesinin birinci fıkrası, hangi aşamada olursa olsun dava ve icra takibini kabul eden avukatın tarife hükümleriyle belirlenen ücretin tamamına hak kazanacağını söyler. Dosyanın erken kapanması avukatın tarife ücretini oransal olarak düşürmez.

Arabuluculukla sonuçlanan işlerde tarifenin 16. maddesi devreye girer. Dava şartı arabuluculukta, konusu para olan işlerde anlaşma belgesi imzalanırsa ücret üçüncü kısma göre hesaplanan tutarın dörtte bir fazlası olarak belirlenir; anlaşmazlıkla sonuçlanırsa avukat birinci kısım birinci bölümdeki maktu ücrete hak kazanır ve bu ücret asıl alacağı geçemez.

Avukatınızı Değiştirir veya Azlederseniz Ücret Ne Olur?

Avukatlık Kanunu m.174’ün ikinci fıkrası kuralı açıkça koyar: avukatın azli hâlinde ücretin tamamı verilir. İstisna aynı cümlede yer alır; avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmişse ücretin ödenmesi gerekmez. Yani vekaletnameyi geri almak, ücret borcunu kendiliğinden sona erdirmez.

Bunun karşılığı avukat için de düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasına göre üzerine aldığı işi haklı bir sebep olmaksızın takipten vazgeçen avukat hiçbir ücret isteyemez ve peşin aldığı ücreti geri vermek zorundadır. Avukatlık Kanunu m.171’in birinci fıkrası da avukatın üzerine aldığı işi, yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip etmesini emreder.

İkinci bir avukatı dosyaya katmak isterseniz izlenecek usul m.172’de gösterilmiştir. İş sahibi, ilk anlaşmayı yaptığı avukatın yazılı muvafakatiyle başka avukatları da işin kovuşturma ve savunmasına katabilir. Muvafakat, kendisine tebliğ edilecek bir yazıyla en az bir haftalık süre verilerek istenir; avukat bu süre içinde cevap vermezse muvafakat etmiş sayılır.

Muvafakat verilmezse sonuç ağırdır: vekâlet akdi kendiliğinden sona erer ve iş sahibi, muvafakat etmeyen avukata ücretin tamamını ödemekle yükümlü olur. Muvafakat verilmişse iş sahibi ilk avukatın ücretinden kısıntı yapamaz. Sona erme hâllerinde ücretin akıbeti aşağıdaki tabloda toplanmıştır. Vekalet ilişkisinin sona ermesine dair genel hükümler ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.512 ve devamında düzenlenmiştir; m.512’ye göre uygun olmayan zamanda sözleşmeyi sona erdiren taraf diğerinin zararını gidermekle yükümlüdür.

DurumÜcretin akıbetiDayanak
Müvekkil avukatı azlederÜcretin tamamı ödenirAv.K. m.174/2
Avukat kusur veya ihmalinden azledilirÜcret ödenmesi gerekmezAv.K. m.174/2
Avukat haklı sebep olmadan işi bırakırHiç ücret isteyemez, peşin aldığını geri verirAv.K. m.174/1
İkinci avukata muvafakat verilmezVekâlet sona erer, ücretin tamamı ödenirAv.K. m.172/3
Taraflar anlaşarak dosyayı kapatırHer iki taraf ücretten müteselsil sorumluAv.K. m.165
Müvekkil veya avukat ölür, ehliyetini kaybederVekâlet kendiliğinden sona ererTBK m.513
Vekalet ilişkisi sona erdiğinde ücretin durumu.

Aynı Avukat İkinci Bir Dava İçin Ayrıca Ücret İsteyebilir mi?

İsteyebilir. Avukatlık Kanunu m.173’ün birinci fıkrası, sözleşmede aksine bir hüküm yoksa kararlaştırılan ücretin yalnızca avukatın üzerine almış olduğu işin karşılığı olduğunu; mukabil dava, bağlantı ve ilişki bulunsa bile başka dava ve icra kovuşturmaları veya her türlü hukuki yardımların ayrı ücrete tabi olduğunu düzenler.

Bu hüküm, genel vekaletname verilmiş olsa bile geçerlidir. Vekaletnamenin kapsamının geniş olması ücret ilişkisini genişletmez; her iş için ayrı ücret doğar. Bu nedenle avukatla çalışırken hangi işin sözleşme kapsamında olduğunu yazılı olarak belirlemek, sonradan doğacak tartışmaları önler.

Masraf ve harçlar da ücretten ayrı kalemlerdir. Maddenin ikinci fıkrası, işin yapılması veya sonucunun alınması için gerekli bütün vergi, resim, harç ve giderlerin iş sahibinin sorumluluğunda olduğunu, avukat tarafından ilk istekte ödeneceğini ve bu harcamaların yapılabilmesi için yeterli avansın iş sahibi tarafından verilmiş olması gerektiğini belirtir.

Yolculuk giderleri için de ayrı bir düzenleme vardır: avukatın iş için yapacağı yolculuk masrafları ve bulunduğu yerden ayrılma tazminatı anlaşma gereğince iş sahibi tarafından ayrıca ödenir; bu giderler peşin ödenmedikçe avukat yolculuğa zorlanamaz. Fıkranın son cümlesi bu hükmün aksine sözleşme yapılabileceğini söyler.

İstinaf, Temyiz ve İcra Aşamaları Ayrı Vekalet Ücreti Doğurur mu?

Tarifenin 2. maddesi bu soruyu iki fıkrada karşılıklı olarak cevaplar. Birinci fıkraya göre tarifede yazılı ücret, dava dışındaki işler için hukuki yardım tamamlanıncaya, davada ise kesin hüküm elde edilinceye kadar olan bütün iş ve işlemlerin karşılığıdır; düzenlenen dilekçeler ve yapılan diğer işlemler ayrı ücret gerektirmez.

İkinci fıkra ise istisnayı gösterir: icra takipleriyle Yargıtay, Danıştay ve Sayıştayda temyizen ve bölge idare ile bölge adliye mahkemelerinde istinaf başvurusu üzerine görülen işlerin duruşmaları ayrı ücreti gerektirir. Dikkat edilmesi gereken nokta, ayrı ücreti doğuran şeyin başvurunun kendisi değil duruşma yapılmasıdır.

Bozma sonrasında hangi tarifenin uygulanacağı da aynı maddede düzenlenmiştir. Üçüncü fıkraya göre hangi sebeple olursa olsun temyiz veya istinaf başvurusu üzerine verilen bozma veya kaldırma kararı sonrasında hükmolunan yargı kararlarında, hükmün verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır.

Tavzih talepleri ücret doğurmaz. Birinci fıkranın son cümlesi, hükümlerin tavzihine ilişkin istemlerin ret veya kabulü hâlinde de avukatlık ücretine hükmedilemeyeceğini belirtir. Dava türüne göre iş uyuşmazlıklarında uygulanan ücret kalemlerini iş davası avukat vekâlet ücreti yazımızda, kısmi ve belirsiz alacak davalarındaki matrah farkını belirsiz alacak ve kısmi dava karşılaştırmasında inceleyebilirsiniz.

Karşı Tarafın Kötü Niyeti Ücreti Tarife Tavanının Üstüne Çıkarır mı?

Çıkarabilir. Tarifenin 23. maddesi, kötü niyetli davalı veya hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan tarafın, yargılama giderlerinden başka diğer tarafın vekiliyle aralarında kararlaştırılan vekâlet ücretinin tamamını veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebileceğini düzenler. Bu, tarife tutarının değil akdi ücretin ödetildiği tek hâldir.

Maddede bir denge unsuru da vardır. Vekâlet ücretinin miktarı hakkında uyuşmazlık çıkması veya mahkemece miktarının fahiş bulunması hâlinde, bu miktar doğrudan mahkemece Avukatlık Kanunu ve tarife esas alınarak takdir olunur. Yani akdi ücret sözleşmesinin rakamı otomatik olarak bağlayıcı değildir.

Benzer bir yaptırım HMK m.327’de yargılama giderleri bakımından düzenlenmiştir. Birinci fıkraya göre gereksiz yere davanın uzamasına veya gider yapılmasına sebebiyet vermiş olan taraf, davada lehine karar verilmiş olsa bile karar ve ilam harcı dışında kalan yargılama giderlerinin tamamını veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebilir.

Tarife tavanı normal koşullarda ise üç kattır. Avukatlık Kanunu m.169 ve tarifenin 3. maddesinin birinci fıkrası, yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek ücretin tarifede yazılı miktardan az ve üç katından çok olamayacağını, bu belirlemede avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresinin göz önünde tutulacağını düzenler.

Seri Davalarda ve Sigorta Tahkiminde Ücret

Seri davalarda tarifenin 22. maddesi kademeli bir hesap öngörür. İhtiyari dava arkadaşlığının bir türü olan seri davalarda, toplamda on dosyaya kadar her dosya için tam ücrete; elli dosyaya kadar olanlarda ilk ondan sonraki her dosya için tam ücretin yüzde ellisine; yüz dosyaya kadar olanlarda ilk elliden sonrası için yüzde kırkına; yüzü aşanlarda ise yüzde yirmi beşine hükmedilir.

Bu indirimin uygulanma koşulu maddede gösterilmiştir. Duruşmalı işlerde kademeli ücrete hükmedilebilmesi için dosyalara ilişkin tüm duruşmaların aynı gün aynı mahkemede yapılması gerekir. Duruşmalar farklı günlere veya mahkemelere dağılmışsa indirim uygulanmaz.

Sigorta Tahkim Komisyonu bakımından tarifenin 17. maddesinin ikinci fıkrası özel bir rejim kurar. Komisyon, ikinci kısmın ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla üçüncü kısma göre ücrete hükmeder; ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine tarifeye göre hesaplanan ücretin beşte birine hükmedilir. Hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.

Tüketici uyuşmazlıklarında da özel bir kural vardır. Tarifenin 12. maddesinin üçüncü fıkrası, mevcut olduğu hâlde tüketici hakem heyetine sunulmayan bir bilgi veya belgenin tüketici mahkemesine sunulması nedeniyle kararın iptali hâlinde tüketici aleyhine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini düzenler. Hakem heyeti başvurusunun usulünü tüketici hakem heyeti başvuru dilekçesi yazımızda anlattık.

Vekalet Ücreti Uyuşmazlıklarında İzlenecek Yol

Kazanılan davada vekalet ücretini kim alır tartışmasında uyuşmazlığın hangi ilişkiden doğduğunu ayırmak ilk adımdır. Karşı tarafın ilamdaki ücreti ödememesi bir icra takibi meselesidir; avukat ile müvekkil arasındaki akdi ücret anlaşmazlığı ise Avukatlık Kanunu m.164/4 ölçütleriyle çözülür ve ücret itirazlarını incelemeye yetkili mercinin değerlendirmesine tabidir.

İlamda hükmedilen tutarın doğruluğu ayrı bir inceleme konusudur. Nispi hesabın yanlış dilimden yapılması, tam ret hâlinde maktu yerine nispi ücrete hükmedilmesi, kısmi kabulde tarifenin 13. maddesindeki sınırın gözetilmemesi veya hükmün verildiği yıl yerine dava açıldığı yılın tarifesinin uygulanması kanun yoluna götürülebilecek hatalardır.

Alacağın tahsili aşamasında ise dosyadaki kalemlerin dökümü ve zamanaşımı durumu birlikte değerlendirilir. Tazminat ve alacak dosyalarındaki çalışmalarımız için tazminat hukuku sayfamıza, takip süreçleri için icra hukuku sayfamıza göz atabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Kazanılan davada vekalet ücretini müvekkil mi avukat mı alır?

Avukatlık Kanunu m.164 son fıkrası uyarınca kararla karşı tarafa yüklenen vekâlet ücreti avukata aittir. Müvekkil bu tutarı kendi kazancı olarak alıkoyamaz.

Kararda ücret benim adıma yazıyor, yine de avukatın mı?

Evet. HMK m.330 ücretin taraf lehine hükmedilmesini emreder; aidiyeti belirleyen hüküm ise Av.K. m.164 son fıkrasıdır. Karardaki ifade aidiyeti değiştirmez.

Karşı yan vekalet ücretini avukatıma ödeyeceğim ücretten düşebilir miyim?

Kanunda böyle bir mahsup öngörülmemiştir. İki kalem farklı borçlulara karşı ayrı ayrı doğar; sözleşmenizde mahsup varsa bu yalnızca kendi aranızda geçerli olur.

Ücret sözleşmesi yapmadıysak avukatın alacağı nasıl hesaplanır?

Av.K. m.164/4 uyarınca, kazanılan bölüm için avukatın emeğine göre, ilâmın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin %10 ile %20’si arasında bir miktar belirlenir.

Başarıya bağlı yüzdeli ücretin üst sınırı nedir?

Av.K. m.164/2 uyarınca dava veya hükmolunacak şeyin değerinin yüzde yirmi beşini aşamaz. Tavanı aşan sözleşme m.163/2 gereği tavan miktarında geçerli sayılır.

Avukatımı azledersem ücret ödemek zorunda mıyım?

Av.K. m.174/2 uyarınca azil hâlinde ücretin tamamı verilir. Yalnızca avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmişse ücret ödenmesi gerekmez.

İkinci bir avukat tutabilmek için ilk avukatın izni şart mı?

Av.K. m.172 uyarınca yazılı muvafakat aranır. Bir haftalık sürede cevap verilmezse muvafakat edilmiş sayılır; muvafakat verilmezse vekâlet sona erer ve ücretin tamamı ödenir.

Avukatın hapis hakkı ne anlama gelir?

Av.K. m.166/1 uyarınca avukat, müvekkil adına aldığı para ve kıymetleri ücret ve giderler ödenene kadar kendi alacağı nispetinde elinde tutabilir.

Rüçhan hakkının sırası neye göre belirlenir?

Av.K. m.166/2 uyarınca vekâletnamenin düzenlenme tarihine göre; vekâletname umumi ise iş sahibi adına o işten dolayı ilk yapılan resmi başvurma tarihine göre sıra alır.

Dava erken sonuçlanırsa avukat ücretin tamamını hak eder mi?

Tarifenin 5. maddesine göre hangi aşamada olursa olsun davayı veya takibi kabul eden avukat, tarifeyle belirlenen ücretin tamamına hak kazanır.

İstinaf duruşması ayrı vekalet ücreti doğurur mu?

Tarifenin 2. maddesinin ikinci fıkrasına göre icra takipleri ile temyiz ve istinaf başvurusu üzerine görülen işlerin duruşmaları ayrı ücret gerektirir. Ayrı ücreti doğuran, duruşma yapılmasıdır.

Genel vekaletname verdiysem her davam için ayrı ücret öder miyim?

Av.K. m.173/1 uyarınca kararlaştırılan ücret yalnızca üzerine alınan işin karşılığıdır; bağlantı bulunsa bile başka dava ve icra takipleri ayrı ücrete tabidir.

Karşı taraf kötü niyetliyse akdi ücretimi ondan alabilir miyim?

Tarifenin 23. maddesi bunu mümkün kılar; ancak miktar hakkında uyuşmazlık çıkarsa veya fahiş bulunursa mahkeme tutarı kendisi takdir eder.

Sigorta Tahkim Komisyonunda ücret nasıl belirlenir?

Tarifenin 17. maddesinin ikinci fıkrasına göre asliye mahkemesi maktu ücretinin altına inilmez; talebi kısmen veya tamamen reddedilenler aleyhine ise hesaplanan ücretin beşte birine hükmedilir.

İlam alacağı kaç yılda zamanaşımına uğrar?

İİK m.39 uyarınca ilama müstenit takip, son muamele üzerinden on sene geçmekle zamanaşımına uğrar; dosyada işlem yapıldıkça süre yeniden başlar.

Buradaki açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır, somut bir dosya hakkında hukuki görüş yerine geçmez. Ücretin aidiyeti, hesabı ve tahsil yolu dosyanızın koşullarına ve tarafların sözleşmesine göre değişebileceğinden, işlem yapmadan önce avukatınızla görüşmeniz uygun olur.