Devremülk İptal Davası: Sözleşmeden Çıkmanın Yasal Yolları
Devremülk iptal davası açmadan önce yanıtlanması gereken tek bir teknik soru vardır: imzalanan sözleşme tapuya işlenmiş bir ayni hak mı veriyor, yoksa yalnızca bir şirkete karşı ileri sürülebilecek kişisel bir tatil hakkı mı? Bu ayrım hangi kanuna dayanılacağını, cayma bildiriminin nasıl gönderileceğini, hangi mahkemenin görevli olduğunu ve arabulucuya başvurmanın gerekip gerekmediğini tek başına değiştirir. Uygulamada kaybedilen dosyaların önemli bir bölümü, talebin yanlış hukuki temele oturtulmasından kaynaklanır.
İkinci belirleyici unsur tarihtir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un devre tatil hükümleri 1 Nisan 2022’de köklü biçimde değiştirildi; aynı düzenleme, o tarihte yapı ruhsatı alınmış projeler için beş yıllık bir geçiş dönemi de öngördü. Bu nedenle “devremülk satışı yasaklandı” cümlesi tek başına doğru değildir: hangi rejimin uygulanacağı, sözleşmenizin tarihine ve taşınmazın yapı ruhsatı tarihine bağlıdır. Aşağıdaki bölümlerde sözleşmenin geçersizlik sebepleri, cayma hakkının süresi ve şekli, aidat yükümlülüğünün sona erdirilmesi, görev-yetki kuralları ve iade talebinin kapsamı ayrı ayrı ele alınmaktadır.
Kısa yol haritası
Devremülk iptal davası tek bir dava türü değildir: devremülkten çıkmanın üç ayrı kapısı vardır ve hangisinin açık olduğu sözleşmenin şekline bağlıdır — cayma, geçersizlik (iptal) ve sözleşmeye aykırılık nedeniyle dönme.
- Cayma süresi 14 gündür, ama bu süre bir yıla uzayabilir: Ön bilgilendirme formu, sözleşme örneği veya cayma formu verilmemişse tüketici 14 günlük süreyle bağlı değildir.
- Devre mülkte cayma bildirimi noter aracılığıyla yapılır: Şahsi hakka dayalı devre tatilde yazılı bildirim yeterlidir; tapulu devre mülkte noterlik şarttır.
- Kuruluş şartını taşımayan sözleşme hak doğurmaz: Devre mülk hakkı ancak mesken nitelikli ve kat mülkiyetine ya da kat irtifakına çevrilmiş yapılarda kurulabilir.
- Cayma süresi içinde para alınamaz: Alınan bedel derhâl iade edilir; tüketiciyi borç altına sokan belgeler tüketici yönünden geçersizdir.
- Kullanmadığınız dönemin aidatını ödemek zorunda olmayabilirsiniz: Şahsi hak sağlayan devre tatilde 90 gün önce bildirim yapılırsa o dönem için hiçbir isim altında bedel istenemez.
Devremülk İptal Davası Hangi Hukuki Sebebe Dayanır?
Uygulamada “devremülk iptal davası” adıyla anılan dava tek bir dava türü değildir. Talebin dayanağı somut olaya göre değişir: sözleşmenin kanunun aradığı kuruluş şartlarını taşımaması nedeniyle kesin hükümsüzlüğünün tespiti, cayma hakkının kullanılmasına rağmen ödenen bedelin iade edilmemesi nedeniyle alacak talebi, taahhüt edilen tesisin hiç yapılmaması ya da vaat edilenden farklı olması nedeniyle ayıplı ifa hükümlerine dayalı dönme ve tapuda tescil yapılmışsa tapu iptali ve tescil talebi bunların başlıcalarıdır.
Bu ayrım şekli bir tasnif değildir; doğrudan sonuç doğurur. Kesin hükümsüzlük iddiası zamanaşımına tabi değildir ve hâkim tarafından resen dikkate alınır. Cayma hakkı ise hak düşürücü süreye bağlıdır. Ayıp hükümlerine dayanan talep, konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda teslim tarihinden itibaren beş yıllık zamanaşımına tabidir. Aynı olayda birden fazla sebep bir arada bulunabilir; bu durumda talebin terditli olarak ileri sürülmesi mümkündür.
Talebin muhatabı da sebebe göre değişir. Satış sözleşmesinin tarafı olan şirket her hâlde davalıdır; ancak ödeme bir kredi kuruluşu tarafından karşılanmışsa bağlı kredi sözleşmesi bakımından kredi verene de bildirim yapılması gerekir. Senet düzenlenmiş ve senetler üçüncü kişiye devredilmişse, icra takibine karşı ayrıca menfi tespit yoluna başvurulması gündeme gelir.
İlk Ayrım: Tapulu Devre Mülk mü, Şahsi Hakka Dayalı Devre Tatil mi?
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 57. maddesine göre devre mülk hakkı, mesken olarak kullanılmaya elverişli bir yapı veya bağımsız bölümün ortak maliklerinden her biri lehine, yılın belli dönemlerinde yararlanma imkânı veren müşterek mülkiyet payına bağlı bir irtifak hakkıdır. Yani devre mülk bir ayni haktır: tapu kütüğünün beyanlar hanesine işlenir, mirasçılara geçer, devredilebilir ve üzerinde bu hakla bağdaşan başka ayni haklar kurulabilir.
Buna karşılık 6502 sayılı Kanun’un 50. maddesinde tanımlanan devre tatil sözleşmesi, bir yıldan uzun süre için kurulan ve tüketiciye bu süre zarfında birden fazla dönem için konaklama imkânı veren sözleşmedir. Burada tüketicinin elde ettiği hak kural olarak şahsi niteliktedir; yalnızca sözleşmenin karşı tarafına yöneltilebilir, tapuya işlenmez. Kanun, devre mülk hakkı veren sözleşmeleri saklı tutmakla birlikte, tüketicilerle mülkiyet payına bağlı ayni hak sağlayan devre tatil sözleşmesi kurulmasını yasaklamıştır.
Elinizdeki belgenin hangi kategoriye girdiğini anlamanın en kesin yolu tapu kaydıdır. Tapu senedi düzenlenmiş ve beyanlar hanesinde devre mülk şerhi varsa ayni hak söz konusudur. Yalnızca şirketle imzalanmış bir sözleşme, “üyelik belgesi”, “kullanım hakkı sertifikası” veya benzeri bir belge varsa hak şahsidir. İkisi arasındaki fark, aşağıdaki tabloda özetlenen bütün usul kurallarını değiştirir.
| Karşılaştırma ölçütü | Tapulu devre mülk (ayni hak) | Devre tatil (şahsi hak) |
|---|---|---|
| Dayanak | 634 sayılı Kanun m.57-65 | 6502 sayılı Kanun m.50 ve Yönetmelik |
| Kuruluş şekli | Tapuda resmî senet, beyanlar hanesine şerh | Yazılı veya mesafeli sözleşme |
| Cayma bildirimi | Noterlikler aracılığıyla | Yazılı olarak veya kalıcı veri saklayıcısı ile |
| Azami süre sınırı | Süre sınırı yok (ayni hak süresizdir) | En fazla on yıl |
| Kullanılmayan dönemin aidatı | Sözleşme ve yönetim planı hükümlerine tabi | 90 gün önce bildirimle bedel istenemez |
| Dönem uzunluğu | En az yedi gün | Kanunda asgari gün sınırı yok |
| Arabuluculuk dava şartı | Taşınmazın aynından doğan talepte uygulanmaz | Hakem heyeti görevi dışındaki uyuşmazlıkta uygulanır |
Devre Mülk Hakkı Nasıl Doğar: Kanunun Aradığı Şartlar
Kat Mülkiyeti Kanunu, devre mülk hakkının kuruluşunu birden fazla şarta bağlamıştır ve bu şartlar birbirinin alternatifi değildir. Birincisi nitelik şartıdır: 58. maddenin ikinci fıkrası uyarınca devre mülk hakkı ancak mesken nitelikli taşınmazlarda kurulabilir. İkincisi hukuki durum şartıdır: taşınmazın kat mülkiyetine veya kat irtifakına çevrilmiş olması ya da müstakil bir yapı olması gerekir. Üçüncüsü süre şartıdır: 59. madde uyarınca dönem süresi yedi günden az olamaz.
Dördüncü şart şekle ilişkindir. 61. maddeye göre dönem süresi, devir ve teslim, yararlanma usulü, yöneticinin seçimi, büyük onarım için ayrılacak dönem ve bakım masrafları gibi hususları içeren devre mülk sözleşmesi bütün hak sahiplerince imzalanır, resmî senede eklenir ve tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilir. Beşinci olarak 60. madde, ana taşınmaz ile bağımsız bölümlerin tapu kütüklerinin beyanlar hanesine devre mülk hakkı kurulduğunun işaret edilmesini ve tapu senedinde bu hususun belirtilmesini emreder.
Bu şartlardan herhangi biri gerçekleşmemişse ortada bir devre mülk hakkı yoktur. Elinizdeki belge, adında “devremülk” geçse dahi ayni hak doğurmaz; olsa olsa şirketle aranızdaki borç ilişkisinin belgesi olur. Bu tespit, iade talebinin hukuki temelini de değiştirdiği için davanın ilk aşamasında yapılmalıdır.
Sözleşmeniz Baştan Geçersiz Olabilir: Kat İrtifakı ve Ruhsat Kontrolü
Devremülk uyuşmazlıklarının önemli bir bölümü, henüz tamamlanmamış hatta inşasına başlanmamış projeler üzerinden yapılan satışlardan doğar. Tanıtım toplantısında gösterilen görseller bir tatil köyünü anlatırken, sözleşmeye konu taşınmaz tapuda çoğu zaman tarla, arsa veya ham toprak olarak kayıtlıdır. Böyle bir taşınmazda kat mülkiyeti ya da kat irtifakı kurulmamış olduğu için devre mülk hakkının doğması hukuken mümkün değildir.
Kontrol iki belgeyle yapılır. Birincisi tapu kaydıdır: taşınmazın cinsi, üzerinde kat irtifakı kurulup kurulmadığı ve beyanlar hanesindeki şerhler buradan görülür. İkincisi yapı ruhsatıdır; ruhsatın alınıp alınmadığı ve tarihi, aşağıda ele alınan geçiş hükmü bakımından da belirleyicidir. Her iki belge de ilgili tapu müdürlüğünden ve belediyeden temin edilebilir; tapu kaydının bir bölümüne e-Devlet üzerinden de erişilebilir.
Kuruluş şartını taşımayan bir sözleşmenin sonucu, sözleşmenin baştan itibaren hüküm doğurmamasıdır. Bu durumda taraflar aldıklarını iade ile yükümlü olur; tüketici ödediği bedeli talep edebilir. Kesin hükümsüzlük iddiası zamanaşımına tabi olmadığından, yıllar önce imzalanmış bir sözleşme bakımından da ileri sürülebilir. Tapu tescili yapılmışsa talep, tapu iptali ve tescil davasıyla birlikte ileri sürülür; bu davanın harç rejimi hakkında tapu iptal ve tescil davasında harç tamamlama başlıklı yazımız ayrıntı içerir.
On Dört Günlük Cayma Hakkı ve Bildirimin Şekli
6502 sayılı Kanun’un 50. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca tüketici, on dört gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin sözleşmeden cayma hakkına sahiptir. Süre, sözleşmenin kurulduğu tarihten itibaren işlemeye başlar. Cayma hakkının kullanılmasıyla birlikte devre tatil, uzun süreli tatil hizmeti sözleşmeleri ve bunlarla birlikte düzenlenen yeniden satım, değişim ve ilgili diğer tüm sözleşmeler kendiliğinden sona erer.
Bildirimin şekli, hakkın türüne göre ayrılır ve bu ayrım 2022 yılında yapılan yönetmelik değişikliğiyle netleştirilmiştir. Yönetmeliğin 8. maddesine göre cayma bildirimi, şahsi hakka konu devre tatil sözleşmelerinde yazılı olarak veya kalıcı veri saklayıcısı ile; devre mülk sözleşmelerinde ise noterlikler aracılığıyla satıcı veya sağlayıcıya yöneltilir. Tapulu bir devre mülkte e-posta ya da adi mektupla gönderilen bildirim, şekil şartını karşılamama riski taşır.
Bildirimin içeriği bakımından tüketici, yönetmelik ekinde yer alan cayma formunu kullanabileceği gibi cayma kararını bildiren açık bir beyanda da bulunabilir. Önemli olan, beyanın cayma süresi dolmadan gönderilmiş olmasıdır; karşı tarafa ulaşma tarihi değil, yöneltme tarihi esas alınır. Bu nedenle gönderi tarihini kanıtlayan belge saklanmalıdır.
“On Dört Gün Geçti” Demeden Önce: Bir Yıla Uzayan Cayma Süresi
Devremülk mağdurlarının en sık yaptığı değerlendirme hatası, on dört günlük sürenin her hâlde geçtiğini varsaymaktır. Oysa Devre Tatil ve Uzun Süreli Tatil Hizmeti Sözleşmeleri Yönetmeliği’nin 10. maddesi açık bir istisna getirmiştir: satıcı veya sağlayıcı ön bilgilendirme yükümlülüğüne, sözleşmenin şekline ilişkin yükümlülüğe ya da cayma formunu verme yükümlülüğüne aykırı davranmışsa, tüketici cayma hakkını kullanmak için on dört günlük süreyle bağlı değildir.
Bu hâlde süre sınırsız değildir ancak çok daha uzundur: aynı maddeye göre süre, her hâlükârda cayma süresinin bittiği tarihten itibaren bir yıl sonra sona erer. Maddenin ikinci fıkrası bir de telafi imkânı tanır; satıcı eksik yükümlülüklerini bu bir yıllık süre içinde gereği gibi yerine getirirse, on dört günlük cayma süresi yükümlülüğün yerine getirildiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar.
Pratikte bu hüküm, ön bilgilendirme formu verilmeyen, sözleşme nüshası bırakılmayan veya cayma formu hiç sunulmayan dosyalarda cayma yolunu yeniden açar. Kanunun 50. maddesinin dördüncü fıkrası ön bilgilendirme formunun sözleşmenin kurulmasından en az bir gün önce verilmesini zorunlu tutar; aynı maddenin beşinci fıkrası ise mesafeli satış dışında tüketicinin kendi el yazısıyla sözleşme tarihini yazmasını ve sözleşmeyi imzalamasını satıcının sağlamasını emreder. Sözleşme tarihi matbu olarak basılmışsa bu şekil şartı yerine getirilmemiş demektir.
Cayma Süresi Dolmadan Alınan Para ve İmzalatılan Senetler
Kanunun 50. maddesinin altıncı fıkrası, cayma hakkını fiilen kullanılabilir kılmak için satıcıya yasak getirir: cayma süresi dolmadan satıcı veya sağlayıcı, tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapmasını veya tüketiciyi borç altına sokan herhangi bir belge vermesini isteyemez. 2022 değişikliğiyle eklenen cümleler yaptırımı da göstermiştir: bu yasağa rağmen bedel alınmışsa alınan bedel tüketiciye derhâl iade edilir ve tüketiciyi borç altına sokan her türlü belge tüketici yönünden geçersizdir.
Bu hüküm, tanıtım toplantısında imza atılan gün peşinat tahsil edilen ve seri hâlde senet imzalatılan dosyalarda doğrudan sonuç doğurur. 2015 tarihli yönetmelikte devre mülk hakkı veren sözleşmeler bu yasağın dışında tutulmuştu; 29 Temmuz 2022 tarihli değişiklikle bu istisna kaldırılmıştır. Dolayısıyla bu tarihten sonra kurulan tapulu devre mülk sözleşmelerinde de cayma süresi içinde ödeme talep edilemez.
Senetler bakımından ikinci bir koruma daha vardır. Kanunun 4. maddesinin beşinci fıkrasına göre tüketici işlemlerinde kıymetli evrak niteliğinde yalnızca nama yazılı ve her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı senet düzenlenebilir; bu hükme aykırı düzenlenen senetler tüketici yönünden geçersizdir. Aynı maddenin altıncı fıkrası, tüketicinin edimlerine karşılık alınan şahsi teminatları adi kefalet saymıştır. Bu iki kural, emre yazılı tek bir bono ile bağlanan ödeme planlarını ve kefalet imzalarını doğrudan etkiler.
2022’de Getirilen Yasaklar: Ön Ödemeli Satış, Üyelik ve Ayni Hak Şartı
24 Mart 2022 tarihli ve 7392 sayılı Kanun’la 6502 sayılı Kanun’un 50. maddesi yeniden yazıldı ve bu değişiklikler 1 Nisan 2022’de yürürlüğe girdi. Getirilen dört yasak şudur. Birincisi, devre mülk hakkı veren sözleşmeler hariç olmak üzere tüketicilerle mülkiyet payına bağlı ayni hak sağlayan devre tatil sözleşmesi kurulamaz. İkincisi, kooperatif veya ticaret şirketi ortaklığı ya da dernek veya vakıf üyeliği suretiyle devre tatil hakkı tanınamaz.
Üçüncüsü, devre tatile konu mal üzerinde ayni hak sahibi olmayanlar devre tatil satışı yapamaz. Dördüncüsü ve uygulamada en çok karşılaşılanı, aynı maddenin sekizinci fıkrasında yer alır: devre mülk hakkı veren sözleşmeler de dâhil olmak üzere tüketicilerle ön ödemeli devre tatil sözleşmesi kurulamaz. Yani inşaatı tamamlanmamış bir tesisin devresini bugünden satıp bedeli taksitle tahsil etme modeli, kural olarak kapatılmıştır. Buna ek olarak şahsi hak sağlayan devre tatil sözleşmeleri en fazla on yıl için kurulabilir.
Yönetmelik de aynı doğrultuda düzenlenmiştir. 29 Temmuz 2022 tarihli değişiklikle eklenen 4/A maddesi, bu beş kuralı yönetmelik düzeyinde tekrar etmiş; ön ödemeli devre tatile ilişkin eski hükümler ve buna bağlı ekler yürürlükten kaldırılmıştır. Bu tabloda dikkat edilmesi gereken nokta, yasakların sözleşmenin kurulmasına ilişkin olmasıdır; daha önce kurulmuş sözleşmelerin akıbeti aşağıdaki geçiş hükmüne göre belirlenir.
Beş Yıllık Geçiş Dönemi: Yapı Ruhsatı Tarihi Neden Belirleyici?
Yukarıdaki yasakların herkese ve her projeye aynı anda uygulandığı yönündeki yaygın bilgi eksiktir. 7392 sayılı Kanun’la 6502 sayılı Kanun’a eklenen geçici 3. maddenin ikinci fıkrası şu istisnayı getirmiştir: maddenin yayımı tarihi itibarıyla yapı ruhsatı alınmış olan devre tatile konu taşınmazlarda, yayım tarihinden itibaren beş yıl süresince ön ödemeli usulle satış da dâhil olmak üzere devre mülk, mülkiyet payına bağlı ayni hak sağlayan devre tatil veya şahsi hak sağlayan devre tatil satışı yapılabilir, kooperatif veya şirket ortaklığı ya da dernek veya vakıf üyeliği suretiyle devre tatil hakkı tanınabilir ve ayni hak sahibi olmayanlar satış yapabilir.
Geçici maddenin yürürlük tarihi 1 Nisan 2022’dir; dolayısıyla beş yıllık geçiş dönemi 1 Nisan 2027 tarihinde dolar. Bu tarihe kadar, yalnızca 1 Nisan 2022 itibarıyla yapı ruhsatı alınmış projeler bakımından eski model satışlar hukuka uygun sayılır. Ruhsatı bu tarihten sonra alınan ya da hiç ruhsatı bulunmayan projelerde ise yasaklar tam olarak uygulanır.
Aynı maddenin üçüncü fıkrası, geçiş kapsamındaki ve daha önce kurulmuş devre tatil sözleşmeleri hakkında idari para cezası hükümleri de dâhil olmak üzere eski Kanun hükümlerinin uygulanacağını, buna ek olarak yeni 50/10 hükmünün de uygulanacağını belirtir. Bu nedenle bir devremülk dosyasında ilk sorulacak sorulardan biri şudur: taşınmazın yapı ruhsatı ne zaman alınmıştır? Bu bilgi olmadan satışın hukuka uygunluğu hakkında sağlıklı bir değerlendirme yapılamaz.
Devre Tatil Satışında Hapis Cezası Öngören Hüküm
6502 sayılı Kanun’un yaptırım rejimi çoğunlukla idari para cezasına dayanır; ancak devre tatil bakımından kanun koyucu bunun ötesine geçmiştir. 77. maddenin dördüncü fıkrasının (b) bendine göre, 50. maddenin ikinci fıkrasına aykırı olacak şekilde tüketicilerle mülkiyet payına bağlı ayni hak sağlayan devre tatil sözleşmesi kuranlar ve buna aracılık edenler, kooperatif veya ticaret şirketi ortaklığı ya da dernek veya vakıf üyeliği suretiyle devre tatil hakkı tanıyanlar, devre tatile konu mal üzerinde ayni hak sahibi olmadığı hâlde satış yapanlar ile sekizinci fıkraya aykırı olarak ön ödemeli devre tatil sözleşmesi kuranlar hakkında üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası uygulanır.
Aynı bende göre bu suçların bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde ayrıca tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. Fıkranın (a) bendi ise 50. maddenin dördüncü, beşinci, altıncı, yedinci, dokuzuncu, onuncu ve on birinci fıkralarındaki yükümlülüklere aykırılık hâlinde her bir işlem veya sözleşme için idari para cezası öngörür; bu cezalar bakımından proje başına yıllık bir üst sınır belirlenmiştir. İdari para cezalarının tutarları her yıl yeniden değerleme oranında güncellendiğinden, güncel rakam için ilgili yıla ait Ticaret Bakanlığı tebliğine bakılmalıdır.
Bu hükmün pratik önemi şudur: hukuka aykırı bir devre tatil satışı yalnızca özel hukuk uyuşmazlığı doğurmaz, aynı zamanda cezai sorumluluk gündeme getirebilir. Ancak yukarıda açıklanan geçici 3. madde istisnası burada da geçerlidir; yapı ruhsatı 1 Nisan 2022’den önce alınmış projelerde geçiş dönemi boyunca yapılan satışlar bu kapsamda değerlendirilmez. Bu nedenle suç duyurusu yoluna gidilmeden önce ruhsat tarihinin belgelenmesi gerekir. Ayrı bir olgu olarak, gerçeğe aykırı vaatlerle imza alınması hâlinde dolandırıcılık suçu bakımından da değerlendirme yapılabilir; bu suçun şikâyete tabi olup olmadığı konusunda nitelikli dolandırıcılık şikâyete tabi mi başlıklı yazımızda ayrıntı bulabilirsiniz.
Yıllık Aidat ve Gider Payı: Doksan Gün Önce Bildirim Kuralı
Devremülk dosyalarında en çok tekrarlanan şikâyet, tesise hiç gidilmediği hâlde her yıl aidat, yıllık gider payı veya “katılım bedeli” adı altında ödeme istenmesidir. 6502 sayılı Kanun’un 50. maddesinin onuncu fıkrası bu noktada tüketiciye somut bir imkân tanır: tüketici, şahsi hak sağlayan devre tatil sözleşmesinden kaynaklanan tatil hakkını belirli bir dönem için kullanmayacağını tatilin başlayacağı tarihten en az doksan gün önce sağlayıcıya bildirirse, o dönem için tüketiciden herhangi bir isim altında bedel talep edilemez.
Yönetmeliğin 17/A maddesi bu kuralı ayrıntılandırır ve hangi kalemleri kapsadığını sayar: bildirim yazılı olarak veya kalıcı veri saklayıcısı ile yapılırsa o dönem için yıllık gider payı, aidat, katılım bedeli, genel idari masraf ve benzeri herhangi bir isim altında bedel istenemez. Maddenin kapsamı isim değil nitelik esaslıdır; sözleşmede farklı bir başlık kullanılmış olması sonucu değiştirmez.
Bu hükmün geriye yürüyen bir yönü de vardır. Yönetmeliğe eklenen geçici 1. madde, 29 Temmuz 2022’den önce kurulan şahsi hak sağlayan devre tatil sözleşmeleri ile Kanun’un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında kurulan sözleşmeler hakkında, yönetmeliğin eski hükümleriyle birlikte 17/A maddesinin de uygulanacağını belirtir. Dolayısıyla eski tarihli bir sözleşmeniz olsa dahi doksan gün kuralından yararlanabilirsiniz. Buna karşılık kural, metninde açıkça yazdığı üzere şahsi hak sağlayan sözleşmelere ilişkindir; tapulu devre mülkte ortak giderler sözleşme, yönetim planı ve Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerine göre belirlenir.
Ortaklığın Giderilmesi Yoluyla Devre Mülkten Çıkılamaz
Tapulu devre mülk, paylı mülkiyete dayandığı için akla ilk gelen çıkış yollarından biri ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davasıdır. Kat Mülkiyeti Kanunu bu yolu kapatmıştır: 63. maddeye göre üzerinde devre mülk hakkı kurulan yapı veya bağımsız bölümün ortak malikleri, aksi sözleşme ile kararlaştırılmamışsa şuyuun giderilmesini isteyemezler. Bu hüküm devre mülk düzeninin işleyişini korumaya yöneliktir; her hak sahibinin dilediği anda satış isteyebilmesi, dönemsel kullanım sistemini işlemez hâle getirirdi.
Aynı Kanun, sistemin işleyişini koruyan başka bir hüküm daha içerir. 64. maddeye göre devre mülk hak sahipleri, dönem süresi sonunda bağımsız bölümü boşaltmaya ve yeni hak sahibine teslime mecburdur. Tahliye gerçekleşmezse, dönem sahiplerinden birinin veya yöneticinin tapu kaydı ile sözleşmeyi ibraz etmesi üzerine mahallin en büyük mülki amirinin emriyle, başkaca bir işleme ve tebligata gerek kalmadan zabıtaca boşalttırılır; idare veya yargı organlarına başvuru bu işlemi durdurmaz.
Bu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, tapulu devre mülkten çıkışın ortaklığın giderilmesi yoluyla değil; sözleşmenin geçersizliği, cayma ya da devir yoluyla aranması gerektiği ortaya çıkar. Devre mülk hakkının bağlı olduğu müşterek mülkiyet payıyla birlikte devredilebileceği ve mirasçılara geçeceği 58. maddede açıkça düzenlenmiştir.
Sözleşmedeki Haksız Şartlar ve Cezai Şart Kayıtları
Devremülk sözleşmeleri kural olarak standart, önceden hazırlanmış metinlerdir. 6502 sayılı Kanun’un 5. maddesi bu tür metinler için özel bir denetim getirir: tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye dâhil edilen ve dürüstlük kuralına aykırı biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe yol açan şartlar haksız şart sayılır ve kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin kalan hükümleri geçerliliğini korur; düzenleyen taraf, o şartlar olmasaydı sözleşmeyi yapmayacağını ileri süremez.
İspat yükü de tüketicinin lehinedir. Bir şart önceden hazırlanmış ve standart sözleşmede yer aldığı için tüketici içeriğine etki edememişse, müzakere edilmediği kabul edilir; aksini iddia eden düzenleyen taraf bunu ispatla yükümlüdür. Ayrıca sözleşme şartlarının açık ve anlaşılır olması gerekir; bir hüküm açık değilse veya birden çok anlama geliyorsa tüketici lehine yorumlanır.
Bu çerçevede sözleşmede sıkça rastlanan “cayma hakkı yoktur”, “ödenen bedel hiçbir şekilde iade edilmez”, “uyuşmazlıkta yalnızca şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemeleri yetkilidir” veya “tüketici sözleşmeyi feshederse toplam bedelin belirli bir oranını cezai şart olarak öder” türünden kayıtlar denetime tabidir. Kanunun 4. maddesinin ikinci fıkrası ayrıca, sözleşmede öngörülen koşulların sözleşme süresi içinde tüketici aleyhine değiştirilemeyeceğini hükme bağlamıştır.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görev bakımından kural nettir: 6502 sayılı Kanun’un 73. maddesine göre tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir. Aynı maddenin ikinci fıkrası önemli bir avantaj tanır: tüketiciler tarafından açılan davalar Harçlar Kanunu’nda düzenlenen harçlardan muaftır. Bu muafiyet, yüksek bedelli devremülk uyuşmazlıklarında dava açma kararını doğrudan etkileyecek ölçüde belirleyicidir.
Yetki konusunda ise talebin niteliğine göre ikili bir ayrım yapılması gerekir. Talep yalnızca ödenen bedelin iadesine, sözleşmenin feshine veya tazminata ilişkinse, 73. maddenin beşinci fıkrası uyarınca dava tüketicinin yerleşim yerindeki tüketici mahkemesinde de açılabilir; genel yetkili mahkeme olan davalının yerleşim yeri mahkemesi de seçilebilir. Buna karşılık talep tapu iptali ve tescil gibi taşınmazın aynına ilişkinse, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun taşınmazın bulunduğu yer mahkemesini kesin yetkili kılan kuralı devreye girer.
Bu ayrım gözden kaçırıldığında dosya yetkisizlikle karşılaşır ve süre kaybı yaşanır. Aynı davada hem tapu iptali hem bedel iadesi talep ediliyorsa, taşınmazın aynına ilişkin talebin kesin yetki kuralına tabi olduğu dikkate alınarak yetkili mahkeme belirlenmelidir. Dava sonunda hükmedilecek vekâlet ücretinin hesabı hakkında güncel avukatlık vekâlet ücreti rehberimiz ayrıntı içerir.
Arabuluculuk Dava Şartı mı? Taşınmazın Aynından Doğan İstisna
6502 sayılı Kanun’un 73/A maddesine göre tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Ancak aynı madde beş istisna sayar ve bunlardan biri devremülk uyuşmazlıklarının önemli bir bölümünü doğrudan ilgilendirir: tüketici işlemi mahiyetinde olan ve taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklarda dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz.
Diğer istisnalar da uygulamada karşımıza çıkar: tüketici hakem heyetinin görevi kapsamında olan uyuşmazlıklar ile hakem heyeti kararlarına yapılan itirazlar için de arabuluculuk dava şartı aranmaz. Buna karşılık tapu tescili söz konusu olmayan, yalnızca ödenen bedelin iadesine ilişkin ve hakem heyetinin görev sınırını aşan bir talepte arabulucuya başvuru zorunludur.
Arabuluculuk ücreti bakımından da tüketici lehine bir düzenleme vardır. Taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya tarafların anlaşması ya da anlaşamaması hâlinde tüketicinin ödemesi gereken arabuluculuk ücreti Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır; bu ücret tarifedeki iki saatlik tutarı geçemez. Dava tüketici lehine sonuçlanırsa arabuluculuk ücreti davalıdan tahsil edilir. Arabuluculuğun dava şartı olduğu hâllerdeki genel işleyiş için arabuluculuğun zorunlu olduğu davalar başlıklı yazımıza bakılabilir.
Tüketici Hakem Heyeti mi, Tüketici Mahkemesi mi?
Başvuru merciini belirleyen ölçüt uyuşmazlığın parasal değeridir. 6502 sayılı Kanun’un 68. maddesi, belirlenen tutarın altındaki uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetlerine başvuruyu zorunlu kılar; bu değerin üzerindeki uyuşmazlıklar için ise hakem heyetine başvuru yapılamaz. Parasal sınır her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında artırılır ve 2026 yılı için 186.000 TL olarak uygulanmaktadır.
Devremülk dosyalarında bu sınır sık sık belirleyici olur. Yalnızca peşinat ve birkaç taksitin iadesi talep ediliyorsa uyuşmazlık çoğu zaman sınırın altında kalır ve hakem heyeti yolu zorunlu hâle gelir. Toplam sözleşme bedelinin iadesi ve tapu iptali birlikte talep ediliyorsa sınır aşılır ve doğrudan tüketici mahkemesine gidilir. Başvurunun hangi hakem heyetine yapılacağı, hangi belgelerin ekleneceği ve karara itiraz usulü hakkında tüketici hakem heyeti başvuru dilekçesi yazımız ayrıntılı bir kılavuz sunar.
Hakem heyeti kararlarının bağlayıcı olduğunu ve icra edilebildiğini de eklemek gerekir. 70. madde uyarınca kararlar tarafları bağlar ve İcra ve İflas Kanunu’nun ilamların yerine getirilmesine ilişkin hükümlerine göre yerine getirilir. Karara karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde tüketici mahkemesine itiraz edilebilir; itiraz kararın icrasını kendiliğinden durdurmaz, ancak talep üzerine hâkim tedbir yoluyla durdurabilir.
Süreler: Cayma, Ayıp ve Zamanaşımı Ayrı Ayrı İşler
Devremülk uyuşmazlıklarında tek bir süreden söz edilemez; talebin dayanağına göre farklı süre rejimleri işler. Cayma hakkı hak düşürücü süreye tabidir ve kural olarak on dört gündür; eksik bilgilendirme hâlinde bu süre cayma süresinin bitiminden itibaren bir yıl sonra sona erer. Ayıba dayalı taleplerde ise 6502 sayılı Kanun’un 12. maddesi uygulanır: ayıplı maldan sorumluluk kural olarak iki yıllık zamanaşımına tabi olmakla birlikte, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallarda bu süre teslim tarihinden itibaren beş yıldır.
Aynı maddenin üçüncü fıkrası önemli bir istisna içerir: ayıp, ağır kusur ya da hile ile gizlenmişse zamanaşımı hükümleri uygulanmaz. Taahhüt edilen tesisin hiç inşa edilmediği ya da tapuda kat irtifakı bulunmadığı hâlde varmış gibi beyan edildiği dosyalarda bu hüküm tartışılabilir. Sözleşmenin kesin hükümsüzlüğü iddiası ise zaten süreye tabi değildir ve hâkim tarafından resen gözetilir.
| Talep türü | Süre | Dayanak |
|---|---|---|
| Cayma hakkı | 14 gün | 6502 m.50/6 |
| Eksik bilgilendirmede cayma | Cayma süresinin bitiminden itibaren 1 yıl | Yönetmelik m.10 |
| Ayıba dayalı talep (tatil amaçlı taşınmaz) | Teslimden itibaren 5 yıl | 6502 m.12/1 |
| Ayıp hile ile gizlenmişse | Zamanaşımı uygulanmaz | 6502 m.12/3 |
| Kesin hükümsüzlüğün tespiti | Süreye tabi değil | Genel hükümler |
| Hakem heyeti kararına itiraz | Tebliğden itibaren 2 hafta | 6502 m.70/3 |
| Devre mülkte cayma sonrası iade | Bildirimin ulaşmasından itibaren 14 gün | Yönetmelik m.9/3 |
Ödenen Bedelin İadesi, Faiz ve Tazminat
Cayma hakkının kullanılması hâlinde iade yükümlülüğü açıkça düzenlenmiştir. Yönetmeliğin 9. maddesine göre, tüketicinin devre mülk hakkı veren sözleşmelerden cayması durumunda iade edilmesi gereken tutar ve tüketiciyi borç altına sokan her türlü belge, cayma bildiriminin satıcı veya sağlayıcıya ulaştığı tarihten itibaren en geç on dört gün içinde geri verilir. Aynı maddeye göre cayma hakkının kullanılmasından önce sunulan hizmet için de tüketiciden bedel talep edilemez.
Sözleşmenin geçersizliği hâlinde iade, sebepsiz zenginleşme ve genel hükümler çerçevesinde istenir. Ayıp hükümlerine dayanan taleplerde ise Kanunun 11. maddesindeki seçimlik haklar devreye girer: sözleşmeden dönme, bedelden indirim, ücretsiz onarım ve ayıpsız misliyle değişim. Dönme veya bedelden indirim seçildiğinde ödenen bedelin tümü ya da indirim tutarı derhâl iade edilir; seçimlik hakların kullanılması nedeniyle doğan tüm masraflar bu hakkı yerine getiren tarafça karşılanır.
Aynı maddenin altıncı fıkrası, tüketicinin seçimlik haklarından biriyle birlikte Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da talep edebileceğini belirtir. Faiz bakımından ise Kanunun 4. maddesinin yedinci fıkrası hatırlanmalıdır: temerrüt hâli de dâhil olmak üzere tüketici işlemlerinde bileşik faiz uygulanmaz. Bu kural, satıcının gecikme faizi hesaplarında sıkça göz ardı edilir.
Devrederek Kurtulmak Neden Çoğu Zaman Çözüm Değil?
Devremülkten çıkmak isteyenlere sıkça önerilen yol, hakkın başkasına devredilmesidir. Tapulu devre mülkte bu hukuken mümkündür; Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 58. maddesi, devre mülk hakkının bağlı olduğu müşterek mülkiyet payıyla birlikte devir ve temlik edilebileceğini ve mirasçılara geçeceğini düzenler. Ancak devir işlemi tapuda yapılacağı için alıcı bulunması, devir masrafları ve taşınmazın gerçek piyasa değeri devreye girer.
Şahsi hak sağlayan devre tatilde ise “yeniden satış” adı verilen ayrı bir sözleşme tipi vardır. Kanunun 50. maddesinin dördüncü fıkrası, satıcı veya sağlayıcının devre tatilin alınıp satılmasında tüketiciye yardımcı olduğu yeniden satış sözleşmeleri için de ön bilgilendirme formu verilmesini zorunlu tutar. Yönetmelik ayrıca, yeniden satış sözleşmesi kapsamında satış işlemi gerçekleşmedikçe tüketiciden ödeme istenemeyeceğini hükme bağlar. Peşin “ilan bedeli”, “portföye alma ücreti” gibi adlarla önden para talep eden uygulamalar bu hükme aykırıdır.
Bu nedenle devir, sözleşmenin baştan geçersiz olduğu ya da cayma yolunun hâlâ açık olduğu dosyalarda ilk tercih olmamalıdır: geçersiz bir sözleşmede ödenen bedelin iadesi istenebilirken, devir hâlinde tüketici hem ödediği bedeli geri alamaz hem de devir masraflarına katlanır. Hangi yolun uygun olduğu, sözleşmenin şekli ve tarihi incelenmeden belirlenemez.
Dava Açmadan Önce Toplanması Gereken Belgeler
Devremülk dosyalarında delil çoğu zaman tüketicinin elindedir ve zamanla dağılır. Toplanması gereken temel belgeler şunlardır: sözleşmenin imzalı nüshası ve ekleri, varsa ön bilgilendirme formu, cayma formu, ödeme belgeleri (dekont, tahsilat makbuzu, kredi kartı ekstresi), imzalanan senetlerin fotokopisi, bağlı kredi kullanılmışsa kredi sözleşmesi, tanıtım toplantısında verilen broşür ve görseller ile satıcıyla yapılan yazışmalar.
İkinci grup belge taşınmaza ilişkindir ve satıcıdan bağımsız olarak temin edilir: tapu kaydı, taşınmazın cinsi ve üzerinde kat irtifakı bulunup bulunmadığı, yapı ruhsatı ve tarihi, varsa yapı kullanma izin belgesi. Yukarıda açıklandığı üzere ruhsat tarihi, uygulanacak rejimi belirlediği için özellikle önemlidir.
Üçüncü olarak, sözleşmenin kuruluş anına ilişkin olgular belgelenmelidir: sözleşme tarihinin tüketicinin el yazısıyla yazılıp yazılmadığı, ön bilgilendirme formunun sözleşmeden en az bir gün önce verilip verilmediği, cayma formunun teslim edilip edilmediği. Bu üç husus, cayma süresinin bir yıla uzayıp uzamadığını doğrudan belirler.
- Sözleşme ve ekleri, ön bilgilendirme formu, cayma formu
- Tüm ödeme belgeleri ve imzalanan senetlerin örnekleri
- Bağlı kredi kullanıldıysa kredi sözleşmesi ve ödeme planı
- Tapu kaydı, kat irtifakı durumu ve yapı ruhsatı tarihi
- Tanıtımda verilen broşür, görsel ve yazılı vaatler
- Satıcıyla yapılan yazışmalar ve varsa noter ihtarnameleri
Devremülk İptal Davasında İzlenecek Sıra
Devremülk iptal davası hazırlığında dosyanın hangi kapıdan yürütüleceği, yukarıda anlatılan tespitlerin sırasıyla yapılmasına bağlıdır. Önce hakkın türü belirlenir: tapu kaydı varsa ayni hak, yoksa şahsi hak rejimi uygulanır. Ardından sözleşmenin kuruluş şartları denetlenir; kat irtifakı, mesken niteliği ve dönem süresi şartlarından biri eksikse kesin hükümsüzlük gündeme gelir.
İkinci aşamada cayma yolunun açık olup olmadığı incelenir. Ön bilgilendirme formu, sözleşme nüshası ve cayma formu verilmemişse bir yıllık uzatılmış süre işler. Cayma yolu açıksa bildirim, hakkın türüne uygun şekilde (devre mülkte noter aracılığıyla) gönderilir. Bağlı kredi varsa bildirimin cayma süresi içinde ayrıca kredi verene de yöneltilmesi gerekir; aksi hâlde kredi sözleşmesi sona ermez.
Üçüncü aşamada talep tutarı hesaplanır ve mercii belirlenir: tutar hakem heyeti sınırının altındaysa hakem heyetine başvurulur, üstündeyse tüketici mahkemesine gidilir. Talep taşınmazın aynına ilişkinse arabuluculuk dava şartı aranmaz ve kesin yetki kuralı uygulanır. Bu sıralamanın atlanması, çoğu dosyada yetkisizlik veya dava şartı yokluğu nedeniyle zaman kaybına yol açar.
Sıkça Sorulan Sorular
Devremülk iptal davası hangi mahkemede açılır?
Tüketici mahkemesinde açılır. Talep yalnızca bedel iadesi veya fesihse tüketicinin yerleşim yerindeki tüketici mahkemesi de seçilebilir. Talep tapu iptali ve tescil gibi taşınmazın aynına ilişkinse taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.
Devremülk iptal davası açarken harç ödenir mi?
6502 sayılı Kanun’un 73. maddesinin ikinci fıkrasına göre tüketiciler tarafından açılan davalar Harçlar Kanunu’nda düzenlenen harçlardan muaftır. Bu muafiyet harçlara ilişkindir; yargılama sırasında doğan diğer giderler ayrıca değerlendirilir.
On dört günlük cayma süresi geçtiyse hiçbir şey yapılamaz mı?
Yapılabilir. Ön bilgilendirme formu, sözleşme nüshası veya cayma formu verilmemişse yönetmeliğin 10. maddesi uyarınca tüketici on dört günlük süreyle bağlı değildir; süre cayma süresinin bittiği tarihten itibaren bir yıl sonra sona erer. Ayrıca sözleşmenin kuruluş şartlarını taşımaması hâlinde kesin hükümsüzlük iddiası süreye tabi değildir.
Cayma bildirimini e-posta ile göndermek yeterli mi?
Şahsi hakka konu devre tatil sözleşmelerinde yazılı bildirim veya kalıcı veri saklayıcısı yeterlidir. Devre mülk sözleşmelerinde ise yönetmeliğin 8. maddesi bildirimin noterlikler aracılığıyla yapılmasını aramaktadır.
Devremülk satışı 2022’de tamamen yasaklandı mı?
Hayır. 1 Nisan 2022’de yürürlüğe giren yasaklar bulunmakla birlikte, aynı düzenlemeyle eklenen geçici 3. maddenin ikinci fıkrası, o tarih itibarıyla yapı ruhsatı alınmış taşınmazlar bakımından beş yıllık bir geçiş dönemi öngörmüştür. Bu dönem 1 Nisan 2027’de dolar.
Ön ödemeli (maketten) devremülk satışı hukuka uygun mudur?
Kural olarak hayır. 6502 sayılı Kanun’un 50. maddesinin sekizinci fıkrası, devre mülk hakkı veren sözleşmeler de dâhil olmak üzere tüketicilerle ön ödemeli devre tatil sözleşmesi kurulamayacağını hükme bağlamıştır. Geçici 3. madde kapsamındaki projeler bu kuralın istisnasıdır.
Kooperatif veya dernek üyeliğiyle satılan tatil hakkı geçerli midir?
Kanunun 50. maddesinin ikinci fıkrası, kooperatif veya ticaret şirketi ortaklığı ya da dernek veya vakıf üyeliği suretiyle devre tatil hakkı tanınamayacağını düzenler. Bu yasağa aykırılık, 77. maddenin dördüncü fıkrası uyarınca cezai sorumluluk da doğurabilir. Geçici 3. madde kapsamındaki taşınmazlar bakımından geçiş dönemi hükümleri saklıdır.
Devremülk aidatını ödemezsem ne olur?
Şahsi hak sağlayan devre tatilde, tatilin başlayacağı tarihten en az doksan gün önce o dönemi kullanmayacağınızı bildirirseniz yıllık gider payı, aidat, katılım bedeli ve benzeri adlar altında bedel talep edilemez. Bildirim yapılmamışsa borç doğar ve icra takibine konu edilebilir. Tapulu devre mülkte ortak giderler sözleşme, yönetim planı ve Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerine göre belirlenir.
Devremülk için ortaklığın giderilmesi davası açabilir miyim?
Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 63. maddesi, aksi sözleşmeyle kararlaştırılmadıkça devre mülk ortak maliklerinin şuyuun giderilmesini isteyemeyeceğini düzenler. Bu nedenle çıkış yolu ortaklığın giderilmesi değil; geçersizlik, cayma veya devir olarak aranır.
Devremülk uyuşmazlığında arabulucuya gitmek zorunlu mu?
Duruma göre değişir. 6502 sayılı Kanun’un 73/A maddesi tüketici mahkemelerinde arabuluculuğu dava şartı saymakla birlikte, taşınmazın aynından doğan tüketici uyuşmazlıklarını ve hakem heyetinin görevi kapsamındaki uyuşmazlıkları bu kapsamın dışında tutar.
İmzaladığım senetler icraya konulursa ne yapabilirim?
Kanunun 4. maddesinin beşinci fıkrası, tüketici işlemlerinde yalnızca nama yazılı ve her taksit için ayrı ayrı senet düzenlenebileceğini, aykırı senetlerin tüketici yönünden geçersiz olduğunu belirtir. Ayrıca cayma süresi dolmadan alınan, tüketiciyi borç altına sokan belgeler de geçersizdir. Takip başlatılmışsa itiraz ve menfi tespit yolları değerlendirilir.
Sözleşmede iade yapılmaz kaydı varsa bu bağlayıcı mı?
Standart sözleşmelerde yer alan ve tüketici aleyhine dengesizlik doğuran şartlar, 6502 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca haksız şart sayılır ve kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin geçerli kalan hükümleri yürürlüğünü sürdürür.
Devremülkü kullanmadım, yine de bedel iadesi isteyebilir miyim?
Talebin dayanağına bağlıdır. Cayma hâlinde, cayma öncesi sunulan hizmet için dahi bedel istenemez. Sözleşmenin geçersizliği hâlinde ödenen bedel genel hükümlere göre iade edilir. Ayıp hükümlerine dayanılıyorsa sözleşmeden dönme veya bedelden indirim seçimlik hakları kullanılabilir.
Bağlı kredi kullandım, kredi borcu da sona erer mi?
6502 sayılı Kanun’un 50. maddesinin yedinci fıkrasına göre bedel bir kredi veren tarafından karşılanıyorsa, cayma bildiriminin cayma süresi içinde ayrıca kredi verene de yöneltilmesi hâlinde bağlı kredi sözleşmesi tazminat veya cezai şart ödeme yükümlülüğü olmaksızın sona erer.
Devremülk hakkımı başkasına devredebilir miyim?
Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 58. maddesi, devre mülk hakkının bağlı olduğu müşterek mülkiyet payıyla birlikte devredilebileceğini ve mirasçılara geçeceğini düzenler. Devir tapuda yapılır. Şahsi hak sağlayan devre tatilde ise yeniden satış sözleşmesi söz konusu olur ve satış gerçekleşmedikçe tüketiciden ödeme istenemez.
Devre mülk hakkı en az kaç günlük olabilir?
Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 59. maddesi, devre mülk hakkının yılın belirli dönemlerine ayrılmasını ve dönemin yedi günden az olmamasını arar. Yedi günün altında düzenlenen dönemler bu şartı karşılamaz.
Dosyanızın Hangi Kapıdan Yürüyeceğini Belirlemek
Devremülk iptal davası bakımından sonucu belirleyen unsur çoğu zaman talebin büyüklüğü değil, dayanağının doğru seçilmesidir. Aynı sözleşme, kuruluş şartları yönünden kesin hükümsüz; bilgilendirme yükümlülüğü yönünden hâlâ caymaya elverişli; taahhüt edilen tesis yönünden ayıplı olabilir. Bu üç kapının hangisinin açık olduğu, ancak sözleşme metni, ön bilgilendirme belgeleri, ödeme kayıtları ve tapu-ruhsat bilgileri birlikte incelendiğinde görülür.
Elinizdeki belgelerin hangi hukuki yola imkân verdiğini değerlendirmek ve süre kaybını önlemek için tazminat ve alacak davaları alanındaki çalışmalarımız hakkında bilgi alabilir, dosyanızı incelettirebilirsiniz. Devremülk sözleşmesinin tarafı olduğunuz şirketle yürüttüğünüz yazışmaları ve ödeme belgelerini saklamanız, hangi yol seçilirse seçilsin ilk ve en önemli adımdır.
Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, hukuki danışmanlık niteliği taşımaz ve somut bir uyuşmazlığa doğrudan uygulanamaz. Devremülk uyuşmazlıklarında sonuç; sözleşmenin tarihi ve şekli, taşınmazın tapu durumu ve yapı ruhsatı tarihi ile eldeki belgelere göre değişir. Mevzuat metinleri için 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu ve Devre Tatil ve Uzun Süreli Tatil Hizmeti Sözleşmeleri Yönetmeliği ile Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması Genel Müdürlüğü kaynaklarına başvurulabilir.