
İşsizlik maaşım eksik yatmış ne yapmalıyım sorusu tek bir sebebe değil, birbirinden hukuken tamamen farklı üç duruma işaret eder: ödeneğin hesabında fark olması, ödeneğin kesilmesi ve hak sahipliği süresinin kısalmış olması. Hangisiyle karşı karşıya olduğunuz belirlenmeden yapılacak itiraz ya da başvuru sonuç vermez, çünkü üçünün dayanağı da çözümü de ayrıdır.
Ayrımın pratik önemi şu: hesap farkı düzeltme talebiyle giderilir, kesilme kararına karşı 4447 sayılı Kanun’un 54. maddesindeki itiraz yolu işler, süre kısalması ise çoğu zaman zaten kanunun öngördüğü bir sonuçtur ve itiraza konu olmaz. Üstelik ödeneğin “kesilmesi” ile “durdurulması” da aynı şey değildir — biri hak kaybı doğurur, diğeri doğurmaz.
Kısa Yanıt
İşsizlik maaşım eksik yatmış ne yapmalıyım diyen kişinin izleyeceği yol, eksikliğin hangi ihtimalden doğduğuna göre değişir:
- Önce sebebi belirleyin: hesap farkı mı, kesilme mi, süre kısalması mı? Üçünün yolu ayrıdır.
- İtiraz süresi 15 gün: 4447 m.54, işlemin tebliğinden itibaren 15 gün içinde itiraz ve 30 gün içinde sonuçlandırma öngörür.
- İtiraz zorunlu değil: Aynı madde, itiraz yoluna başvurmanın yargı yoluna gitme hakkını ortadan kaldırmadığını söyler.
- Görevli mahkeme iş mahkemesi: 7036 sayılı Kanun m.5/1-b, Türkiye İş Kurumu’nun taraf olduğu uyuşmazlıkları iş mahkemesine bırakır — idare mahkemesine değil.
- Arabuluculuk gerekmez: Zorunlu arabuluculuk işçi-işveren alacaklarına ilişkindir; İŞKUR’a karşı açılan ödenek davası bu kapsamda değildir.
- Kesme ile durdurma farklıdır: Askerlik, hastalık ve analık hâlinde ödenek durdurulur; hak kaybı doğmaz.
İşsizlik Maaşım Eksik Yatmış Ne Yapmalıyım: İlk Adım Sebebi Belirlemek
İşsizlik maaşım eksik yatmış ne yapmalıyım diyen kişilerin karşılaştığı ödemelerin büyük bölümü aslında hatalı değil, kanunun öngördüğü hesap ve kesinti kurallarının sonucudur. 4447 sayılı Kanun’un 50. maddesi hem tutarın nasıl bulunacağını hem hangi kesintinin yapılabileceğini belirlemiştir; beklenenden düşük çıkan bir ödeme çoğunlukla bu kuralların birinden kaynaklanır.
İlk ödemenin kısmi olması
Ödenek, hak sahipliğinin başladığı günden itibaren işler. Fesih ayın ortasına denk geldiğinde ilk ödeme tam ay değil, kalan gün sayısı üzerinden yapılır. Kanunun 50. maddesi ödeneğin “her ayın beşinde aylık olarak” ödeneceğini söylediği için, ilk ödemeden sonraki ödemeler tam aya oturur. İlk ay düşük, sonrakiler beklenen düzeyde geliyorsa ortada bir hata bulunmaz.
Damga vergisi kesintisi
Kanunun 50. maddesi ödeneğin “damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmayacağını” belirtir. Yani tek meşru kesinti damga vergisidir ve binde 7,59 oranındadır. Brüt hesaplanan tutar ile hesaba geçen tutar arasındaki küçük fark bu kesintiden gelir. Aynı fıkra, ödeneğin nafaka borçları dışında haczedilemeyeceğini ve başkasına devredilemeyeceğini de düzenler; nafaka kesintisi dışında bir haciz görülüyorsa bu hukuka aykırıdır.
Üst sınırın devreye girmesi
Günlük ödenek, 50. maddenin birinci fıkrası uyarınca “son dört aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının yüzde kırkı” olarak bulunur. Ancak aynı fıkra bir tavan koyar: hesaplanan tutar “aylık asgari ücretin brüt tutarının yüzde seksenini geçemez.” Yüksek ücretli çalışanlarda hesabın sonucu tavanı aştığı için ödeme tavandan yapılır ve kişi bunu eksiklik olarak algılar. 2026 yılı için brüt asgari ücretin 33.030,00 TL olması nedeniyle ödenek tavanı net 26.223,44 TL, tabanı ise net 13.111,72 TL düzeyindedir.
Süreden düşülen günler
Tutar değil süre eksikse sebep başkadır. Kanun iki yerde hak sahipliği süresinden düşüm öngörür: 48. maddede başvuruda gecikilen süre, 50. maddede ise işe giriş teşvikinden yararlanılan süre. İkincisinde madde açıkça “bu süre başlangıçta belirlenen toplam hak sahipliği süresinden düşülür” der. Bu düşümler bir hata değil, kanunun sonucudur.
30 Günlük Başvuru Süresi Kaçırıldıysa Hak Düşer Mi?
Düşmez. Bu, konuyla ilgili en yaygın yanlış bilgidir. 4447 sayılı Kanun’un 48. maddesi başvuru süresini ve gecikmenin sonucunu birlikte düzenler:
“Sigortalı işsizin, bu maddede belirtilen ödeme ve hizmetlerden yararlanabilmesi için işten ayrılma bildirgesi ile birlikte hizmet akdinin feshedildiği tarihi izleyen günden itibaren otuz gün içinde Kuruma doğrudan veya elektronik ortamda başvurması gerekir. Mücbir sebepler dışında, başvuruda gecikilen süre işsizlik ödeneği almaya hak kazanılan toplam süreden düşülür.”
4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu, m.48
Lafız açık: gecikme hakkı ortadan kaldırmaz, süreyi kısaltır. Kırkıncı günde başvuran kişi hakkını yitirmez; 180, 240 veya 300 günlük hak sahipliğinden on gün düşülür. Mücbir sebep varsa bu düşüm de yapılmaz.
Karışıklığın kaynağı bir terim benzerliğidir. Kanunun 52. maddesinin başlığı “İşsizlik ödeneği ödenmesinde hak düşürücü nedenler” biçimindedir, ancak bu madde başvuru süresini değil ödeneğin kesilme hâllerini düzenler. Başlıktaki “hak düşürücü” ifadesi 48. maddedeki otuz günlük süreye ait değildir. İki maddeyi birbirine karıştıran metinler, kaçırılan sürenin hakkı tamamen bitirdiği sonucuna varmaktadır.
Sürenin başlangıcı da önemlidir: madde “hizmet akdinin feshedildiği tarihi izleyen günden itibaren” der. Fesih günü sayıma dahil edilmez. Prim ve süre şartlarının nasıl işlediği konusunda ayrıntı işsizlik maaşı için kaç gün çalışmak gerektiği başlığı altında ele alınmıştır.
Ödenek Kesildi mi, Durduruldu mu?
Ödemenin hiç gelmediği hâllerde işsizlik maaşım eksik yatmış ne yapmalıyım noktasından çıkıp farklı bir soruya geçilir: işlem bir kesme mi, yoksa durdurma mı? Kanun bu ikisini 52. maddede ayrı ayrı düzenlemiş ve farklı sonuçlara bağlamıştır. Kesme hak kaybı doğurur; durdurma doğurmaz.
52. madde dört kesme sebebi sayar. Ancak maddenin devamı bu dördü ikiye böler: yalnızca (c) ve (d) bentlerinde “kesilme gerekçesinin ortadan kalkması halinde, işsizlik ödeneği ödenmesine yeniden başlanır.” (a) ve (b) bentleri bu iyileştirmenin dışındadır.
| Bent | Sebep | Sebep ortadan kalkarsa |
|---|---|---|
| (a) | Kurumca teklif edilen, mesleğe uygun ve ikamet edilen yerin belediye mücavir alanı içindeki işi haklı bir nedene dayanmaksızın reddetmek | Yeniden başlanmaz |
| (b) | Ödenek alınan sürede gelir getirici bir işte çalıştığının veya yaşlılık aylığı alındığının tespiti | Yeniden başlanmaz |
| (c) | Kurumca önerilen meslek geliştirme, edindirme ve yetiştirme eğitimini haklı neden göstermeden reddetmek veya kabul edip devam etmemek | Yeniden başlanır |
| (d) | Haklı bir nedene dayanmaksızın Kurumun çağrılarını zamanında cevaplamamak, istenen bilgi ve belgeleri süresinde vermemek | Yeniden başlanır |
(c) ve (d) bentlerinde ödemeye yeniden başlanması sınırsız değildir. Madde, “bu suretle yapılacak ödemenin süresi başlangıçta belirlenmiş olan toplam hak sahipliği süresinin sonunu geçemez” kaydını koyar. Yani kesinti döneminde geçen günler telafi edilmez.
Durdurma hâlleri: askerlik, hastalık, analık
Aynı madde ayrı bir fıkrada şunu düzenler: “Muvazzaf askerlik dışında herhangi bir nedenle silah altına alınanlarla hastalık ve analık nedeniyle geçici işgöremezlik ödeneği almaya hak kazanan sigortalı işsizlerin işsizlik ödeneklerinin ödenmesi bu durumların devamı süresince durdurulur.”
Burada kullanılan fiil “kesilir” değil “durdurulur”dur ve bu tercih sonucu değiştirir. Durum sona erdiğinde ödeme kaldığı yerden sürer. Bu üç hâlde ödeneğin gelmemesi bir hak kaybı değildir; ayrıca 52. madde geçici işgöremezlik ödeneği bakımından 50. maddedeki sınırı da hatırlatır — bu ödeneğin miktarı işsizlik ödeneği miktarından fazla olamaz.
Çalışma tespitinin kimler tarafından yapıldığı
(b) bendindeki “gelir getirici işte çalışma” tespiti bakımından 52. madde, Kurum müfettişleri ve sigorta müfettişlerinin yanına 2011 yılında yapılan bir ekle sosyal güvenlik denetmenleri ile sosyal güvenlik kontrol memurlarını da eklemiştir. Kısa süreli veya deneme amaçlı bir sigortalı çalışmanın kayda girmesi bu kapsamda tespit edilebilir ve ödeneğin kesilmesine yol açar.
Fazla Ödenen Tutar Geri İstenir Mi?
Kanunun 50. maddesi bu konuda ölçütü kusura bağlamıştır: “Sigortalının kusurundan kaynaklandığı belirlenen fazla ödemeler yasal faizi ile birlikte geri alınır.” Buradaki belirleyici unsur fazlalığın varlığı değil, fazlalığın kimin kusurundan doğduğudur. Kurumun hesap hatasından kaynaklanan bir fazla ödemede bu koşul gerçekleşmez.
Aynı fıkraya 2008 yılında eklenen cümle bir istisna getirir: “Ölen sigortalı işsizlere ait fazla ödemeler geri tahsil edilmez.” Mirasçılardan talep edilen bir geri ödeme söz konusuysa bu hüküm doğrudan uygulanır.
Geri ödeme talebine karşı yapılacak işlem, aşağıda ele alınan itiraz ve dava yoluyla aynıdır; kusurun bulunmadığının ortaya konması gerekir.
İŞKUR İşlemine İtiraz: 15 Günlük Süre
Ödeneğin reddi, kesilmesi ya da eksik hesaplanmasına karşı izlenecek idari yol 4447 sayılı Kanun’un 54. maddesinde düzenlenmiştir. Madde, kesin bir süre ve karşılığında bir sonuçlandırma süresi öngörür:
“İşsizlik sigortası uygulamasına ilişkin işlemlere karşı sigortalıların ve işverenlerin yapacakları itirazlardan Sosyal Sigortalar Kurumuna verilen görevlerle ilgili olanlar adı geçen Kuruluşa, diğerleri ise Kuruma yapılır. İtirazların, işlemin tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde yapılması ve 30 gün içinde sonuçlandırılması zorunludur. Yapılan itirazlar daha önce yapılmış bulunan işlemlerin uygulanmasını geciktirmez. İtiraz yoluna başvurulmuş olması ilgililerin yargı yoluna başvurma haklarını ortadan kaldırmaz.”
4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu, m.54
Fıkradan üç sonuç çıkar. Birincisi, itiraz için 15 günlük bir süre vardır ve bu süre işlemin tebliğ tarihinden başlar. İkincisi, itiraz yapılmış olması işlemin uygulanmasını durdurmaz — kesilmiş bir ödenek itiraz süresince ödenmeye başlamaz. Üçüncüsü ve en önemlisi, itiraz dava hakkını tüketmez: madde bunu “yargı yoluna başvurma haklarını ortadan kaldırmaz” ifadesiyle açıkça söyler.
Aynı maddenin ilk fıkrası işveren yönünden bir yükümlülüğü de yaptırıma bağlamıştır: 48. maddede öngörülen işten ayrılma bildirgesini Kuruma vermeyen işverenlere “her bir fiil için ayrı ayrı” idari para cezası verilir. Ödenek başvurusu bildirgenin verilmemesi nedeniyle sonuçlanmıyorsa, bu eksiklik işverenin yükümlülüğüdür ve sigortalının hakkını ortadan kaldırmaz.
Kanun metninin tamamı 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu üzerinden incelenebilir.
Dava Açılacaksa Hangi Mahkeme Görevli, Arabuluculuk Gerekir Mi?
İŞKUR bir kamu kurumu olduğu için ödenek uyuşmazlığının idare mahkemesine ait olduğu düşünülür. Bu doğru değildir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. maddesi, iş mahkemelerinin görev alanını sayarken (b) bendinde şunu düzenler: “İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara” ilişkin dava ve işlere bakar.
İşsizlik ödeneği uyuşmazlığında davalı Türkiye İş Kurumu olduğu için görevli mahkeme iş mahkemesidir. Bendin başındaki istisna da dikkat gerektirir: idari para cezalarına itirazlar bu kapsamdan çıkarılmıştır. Yani işverene 54. madde uyarınca kesilen idari para cezasına itiraz ile sigortalının ödenek uyuşmazlığı farklı yollara tabidir.
Zorunlu arabuluculuk bu davada uygulanmaz
Aynı kanunun 3. maddesi zorunlu arabuluculuğun kapsamını şöyle çizer: “Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” Kapsam işçi veya işveren alacağıyla sınırlıdır. İşsizlik ödeneği bir işveren alacağı değil, Fondan yapılan bir sosyal güvenlik ödemesidir; İŞKUR da işveren konumunda değildir. Bu nedenle İŞKUR’a karşı açılacak ödenek davasında arabuluculuk dava şartı bulunmaz.
Zorunlu idari başvuru şartı da yalnızca SGK için öngörülmüştür
7036 sayılı Kanun’un 4. maddesi, sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda “dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurulması zorunludur” hükmünü getirir ve bu başvuruya altmış gün içinde cevap verilmezse talebin reddedilmiş sayılacağını söyler. Maddede yalnızca Sosyal Güvenlik Kurumu anılmıştır; kanun koyucu 5. maddenin (b) bendinde iki kurumu “Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumu” biçiminde birlikte sayarken 4. maddede yalnızca birini saymayı tercih etmiştir.
Bu iki hüküm bir arada okunduğunda, İŞKUR işlemine karşı 4447 m.54’teki 15 günlük itirazın bir dava ön şartı olarak değil, seçimlik bir idari yol olarak kurulduğu görülür — nitekim 54. madde de yargı yolunun saklı olduğunu ayrıca belirtmektedir. Yine de somut bir uyuşmazlıkta süreler ve izlenecek sıra, işlemin niteliğine ve tebliğ tarihine göre değiştiği için dosyanın önceden değerlendirilmesi gerekir.
| Uyuşmazlık | Muhatap | Zorunlu arabuluculuk | Zorunlu idari başvuru | Görevli mahkeme |
|---|---|---|---|---|
| Kıdem, ihbar, ücret alacağı | İşveren | Var (7036 m.3) | — | İş mahkemesi (m.5/1-a) |
| İşsizlik ödeneğinin reddi veya kesilmesi | Türkiye İş Kurumu | Yok | Yok (m.4 yalnızca SGK’yı sayar) | İş mahkemesi (m.5/1-b) |
| 5510 sayılı Kanun kaynaklı uyuşmazlık | SGK | Yok | Var, 60 gün (m.4/1) | İş mahkemesi (m.5/1-b) |
| İdari para cezasına itiraz | Kurum | Yok | — | İş mahkemesi görevi dışında (m.5/1-b istisnası) |
Yetki bakımından 7036 sayılı Kanun’un 6. maddesi, davalının yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesini yetkili kılar. Kanun metni 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu üzerinden görülebilir.
İşe İade Davası Kazanılırsa Geriye Dönük Ödeme Yapılır Mı?
Yapılır. Ödeneğin hiç bağlanmadığı ya da yanlış fesih kaydı nedeniyle reddedildiği hâllerde en güçlü hukuki sonuç buradan doğar. 4447 sayılı Kanun’un 50. maddesine 2014 yılında eklenen cümle şudur: “4857 sayılı İş Kanununun 21 inci maddesi gereği işe iade davası nedeniyle yatırılan primlerin son günü esas alınarak işsizlik ödeneği hak sahipliği belirlenir ve işsiz geçen dönem için ödeme yapılır.”
Hükmün iki ayağı var. Birincisi hak sahipliğinin belirlenmesinde esas alınacak tarih değişir: işe iade davası nedeniyle yatırılan primlerin son günü esas alınır. İkincisi, işsiz geçen dönem için ödeme yapılır — yani ödenek geriye dönük olarak hesaplanır. Havuzda sıkça sorulan “geriye dönük toplu ödeme” bu hükmün pratik karşılığıdır.
Bu yol yalnızca feshin geçersizliği ileri sürülebildiği hâllerde açıktır. Şartların neler olduğu ve sürelerin nasıl işlediği konusunda işe iade davasının şartları ayrıca değerlendirilmelidir. Feshin niteliği tartışmalıysa, ayrılmanın kayıtlara nasıl geçtiği belirleyici olur; haklı nedenle istifa hâlinde dosyanın nasıl kurulduğu bu noktada önem kazanır.
Ödenek Alırken Bildirim Yükümlülüğü
Ödeneğin kesilmesine yol açan durumların bir kısmı, bildirilmesi gereken bir değişikliğin zamanında bildirilmemesinden doğar. 52. maddenin (d) bendi, Kurumun çağrılarını zamanında cevaplamamayı ve istenen bilgi ve belgeleri süresinde vermemeyi kesme sebebi sayar. Kurum uygulamasında işe başlama, yaşlılık aylığı bağlanması, istirahat, silah altına alınma, yurt dışına çıkış, adres değişikliği ve mahkeme kararıyla işe iade gibi durumların on beş gün içinde bildirilmesi beklenir.
Bu bentteki kesmenin iyileştirilebilir olduğunu hatırlamak gerekir: (d) bendi, gerekçenin ortadan kalkması hâlinde ödemeye yeniden başlanan iki bentten biridir. Eksik bilgi tamamlandığında ödeme kaldığı yerden devam eder, ancak toplam hak sahipliği süresinin sonu aşılmaz.
Ödeneğin ikinci kez talep edildiği durumlarda süre hesabı ayrı bir mantıkla işler; kalan hak ile yeni hak arasındaki ayrım 2. kez işsizlik maaşı alma şartları başlığı altında incelenmiştir. Ödeneğin hangi fesih biçimlerinde doğduğu ise hangi durumlarda işsizlik maaşı alınabileceği konusunun kapsamındadır.
Ödenek Uyuşmazlığında Dosyanın Kurulması
İşsizlik maaşım eksik yatmış ne yapmalıyım aşamasında belirleyici olan üç belge vardır: işten ayrılma bildirgesi, prim ve hizmet dökümü, Kurumun tebliğ ettiği işlem yazısı. Bu üçü bir arada okunduğunda hem eksikliğin sebebi hem hangi yolun işletileceği ortaya çıkar. İşlem yazısındaki tebliğ tarihi 15 günlük itiraz süresinin başlangıcı olduğu için ilk bakılacak veri budur. İşçilik alacakları ve sosyal güvenlik uyuşmazlıklarında yürüttüğümüz iş hukuku çalışmalarımıza göz atabilirsiniz.
Ödenek uyuşmazlığı çoğu zaman tek başına gelmez; aynı fesihten kıdem ve ihbar tazminatı talepleri de doğar. Bu kalemler için kıdem tazminatına kimlerin hak kazandığı ve kıdem tazminatı hesaplama sayfaları başlangıç noktası olabilir. Ödeneğin tutar ve süre esaslarının tamamı ise işsizlik maaşının ne olduğu ve ne kadar ödendiği başlığında yer alıyor.
Sıkça Sorulan Sorular
İşsizlik maaşı eksik yatarsa nereye başvurulur?
4447 sayılı Kanun’un 54. maddesi, işsizlik sigortası uygulamasına ilişkin itirazlardan Sosyal Sigortalar Kurumuna verilen görevlerle ilgili olanların o kuruluşa, diğerlerinin ise Kuruma yapılacağını düzenler. Ödeneğin hesabı ve ödenmesi İŞKUR’un görev alanında olduğu için itiraz İŞKUR’a yapılır.
İtiraz süresi kaç gündür?
15 gündür ve işlemin tebliğ tarihinden itibaren işler. Aynı madde itirazların 30 gün içinde sonuçlandırılmasının zorunlu olduğunu da belirtir. İtiraz, daha önce yapılmış işlemlerin uygulanmasını geciktirmez.
İtiraz etmeden doğrudan dava açabilir miyim?
4447 m.54, itiraz yoluna başvurulmuş olmasının yargı yoluna başvurma hakkını ortadan kaldırmadığını belirtir. 7036 sayılı Kanun’un 4. maddesindeki zorunlu idari başvuru şartı ise yalnızca Sosyal Güvenlik Kurumu için öngörülmüştür; maddede Türkiye İş Kurumu sayılmamıştır. Somut olayda süreler işlemin niteliğine göre değiştiği için dosyanın önceden değerlendirilmesi gerekir.
İŞKUR’a karşı dava iş mahkemesinde mi idare mahkemesinde mi açılır?
İş mahkemesinde. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.5/1-b, idari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanun’un geçici 4. maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Türkiye İş Kurumu’nun taraf olduğu uyuşmazlıkları iş mahkemelerinin görevine bırakmıştır.
Ödenek davasında arabulucuya gitmek zorunlu mu?
Hayır. 7036 m.3, zorunlu arabuluculuğu kanuna veya iş sözleşmesine dayanan işçi ya da işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade davalarıyla sınırlamıştır. İşsizlik ödeneği bir işveren alacağı olmadığı ve İŞKUR işveren konumunda bulunmadığı için bu dava şartı uygulanmaz.
30 günlük başvuru süresini kaçırdım, hakkım tamamen bitti mi?
Bitmedi. 4447 m.48, mücbir sebepler dışında başvuruda gecikilen sürenin ödenek almaya hak kazanılan toplam süreden düşüleceğini söyler. Gecikme hakkı ortadan kaldırmaz, süreyi kısaltır; mücbir sebep varsa düşüm de yapılmaz.
Ödeneğim kesildi, sebep ortadan kalkarsa yeniden başlar mı?
Yalnızca 52. maddenin (c) ve (d) bentlerinde. Eğitimi reddetme veya çağrılara cevap vermeme sebebiyle kesilen ödenek, gerekçe ortadan kalkınca yeniden ödenmeye başlar. Teklif edilen işi reddetme (a) ve ödenek alırken çalıştığının tespiti (b) bentlerinde bu iyileştirme öngörülmemiştir.
Askerlik veya doğum nedeniyle ödenek kesilir mi?
Kesilmez, durdurulur. 52. madde, muvazzaf askerlik dışında silah altına alınanlar ile hastalık ve analık nedeniyle geçici işgöremezlik ödeneğine hak kazananların ödeneğinin bu durumların devamı süresince durdurulacağını düzenler. Durum sona erdiğinde ödeme kaldığı yerden sürer.
Ödenekten yapılan kesinti hukuka uygun mu?
4447 m.50, ödeneğin damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmayacağını belirtir. Tek meşru kesinti damga vergisidir. Aynı fıkra, ödeneğin nafaka borçları dışında haczedilemeyeceğini ve devredilemeyeceğini de düzenler.
Fazla ödenen ödenek her hâlde geri istenir mi?
Hayır. 4447 m.50, yalnızca “sigortalının kusurundan kaynaklandığı belirlenen” fazla ödemelerin yasal faiziyle geri alınacağını söyler. Ayrıca ölen sigortalı işsizlere ait fazla ödemelerin geri tahsil edilmeyeceği açıkça düzenlenmiştir.
İşveren işten ayrılma bildirgesini vermezse ne olur?
Bildirgeyi düzenleyip 15 gün içinde Kuruma göndermek 4447 m.48 uyarınca işverenin yükümlülüğüdür. Bu yükümlülüğe uymayan işverene m.54 uyarınca her bir fiil için ayrı ayrı idari para cezası verilir. Bildirgenin verilmemesi sigortalının ödenek hakkını ortadan kaldırmaz.
İşe iade davasını kazandım, ödenek geriye dönük ödenir mi?
Ödenir. 4447 m.50, işe iade davası nedeniyle yatırılan primlerin son günü esas alınarak hak sahipliğinin belirleneceğini ve işsiz geçen dönem için ödeme yapılacağını düzenler. Bu hüküm 2014 yılında maddeye eklenmiştir.
İlk ay ödenek düşük geldi, hata mı var?
Genellikle hata değildir. Ödenek hak sahipliğinin başladığı günden itibaren işlediği için, fesih ayın ortasına denk geldiğinde ilk ödeme kalan gün sayısı üzerinden yapılır. Sonraki ödemeler her ayın beşinde tam ay olarak gerçekleşir.
Yukarıdaki açıklamalar 4447 ve 7036 sayılı Kanunların yürürlükteki metinlerine dayanan genel bilgilendirme niteliğindedir; belirli bir başvurunun sonucu prim kayıtlarına, fesih belgelerine ve tebliğ tarihine göre farklılaşır. Kurum uygulaması ve mevzuat değişebildiğinden, itiraz veya dava yoluna gitmeden önce dosyanın bir avukatla birlikte incelenmesi önerilir. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.






