Kanuni Temsilci Ödediği Vergiyi Şirketten Geri Alabilir mi?
Kanuni temsilci ödediği vergiyi şirketten geri alabilir mi? Alabilir; bu hak hem 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde hem de 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesinde açıkça yazılıdır. Vergi dairesi şirketten alamadığı borcu müdürden ya da yönetim kurulu üyesinden tahsil ettiğinde, ödeyen kişi o tutarın tamamını borcun asıl sahibi olan şirketten isteme hakkı kazanır.
Hakkın varlığı tartışmasızdır; asıl sorun hakkın kullanılmasındadır. Yargıtay’ın bu konudaki kararlarının büyük bölümü rücu davasının reddiyle ya da eksik inceleme gerekçesiyle bozulmasıyla sonuçlanmıştır. Sebep çoğu zaman aynıdır: ödemenin kimin cebinden çıktığı, şirketin ödeme tarihinde borcu karşılayıp karşılayamayacağı ve borcun şirketten istenip istenmediği ispat edilememiştir. Şirket ödeyemiyorsa diğer ortaklara ve yöneticilere hangi oranda gidileceği de ayrı bir kurala bağlıdır.
Kısa cevap
Evet. VUK m.10/3 ve 6183 mük. m.35/4, borcu ödeyen kanuni temsilciye asıl borçlu şirkete rücu hakkı tanır; talep önce şirkete, borcun tamamı için yöneltilir.
- Ne yapmalı: Ödemeyi kendi hesabınızdan ve adınıza düzenlenen ödeme emrine ya da hacze karşılık yapın; makbuzu, ödeme emrini ve şirket hakkındaki takip belgelerini saklayın, şirkete yazılı talepte bulunun.
- Ortaklara gitmek: Şirketten alınamıyorsa limited şirkette diğer ortaklara pay oranında, anonim şirkette diğer yönetim kurulu üyelerine kural olarak eşit payla rücu edilir (Yargıtay HGK E.2017/53 K.2021/611).
- Dikkat: Şirketin ödeme gücü varken yapılandırma için gönüllü ödenen tutar diğer ortaklardan istenemez. Rücu alacağına beş yıllık zamanaşımının uygulanma ihtimali yüksektir (TBK m.147/4).
Kanuni Temsilci Ödediği Vergiyi Şirketten Geri Alabilir mi?
Evet, alabilir. Vergi Usul Kanunu m.10/2, kanuni temsilcinin vergi ödevlerini yerine getirmemesi yüzünden şirketten alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların temsilcinin malvarlığından alınacağını söyler. Aynı maddenin üçüncü fıkrası bunun karşılığını verir: “Temsilciler veya teşekkülü idare edenler bu suretle ödedikleri vergiler için asıl mükelleflere rücu edebilirler.”
6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesi de aynı sonucu tahsil tarafında kurar. Şirketten tahsil edilemeyen amme alacakları kanuni temsilcilerin şahsi malvarlığından alınır; dördüncü fıkraya göre ise “Temsilciler, teşekkülü idare edenler veya mümessiller, bu madde gereğince ödedikleri tutarlar için asıl amme borçlusuna rücu edebilirler.”
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bu iki hükmü birlikte okuyarak yerleşik bir formül kurmuştur: kanuni temsilciler “ödedikleri kamu alacağının “tamamını” öncelikle asıl mükelleften rücuen talep edebilirler” (11. HD E.2011/4753 K.2011/7389, 14.06.2011; aynı cümle 11. HD E.2021/6627 K.2023/1270, 02.03.2023’te de tekrarlanır). Yani şirkete karşı talep, hisse oranıyla ya da yönetici sayısıyla bölünmez; ödenen tutarın tamamı istenir.
İki kanunun rücu cümlesi arasındaki fark
VUK m.10/3 “ödedikleri vergiler” der; 6183 mük. m.35/4 ise “ödedikleri tutarlar” ifadesini kullanır. İkinci ifade daha geniştir; vergi aslının yanında gecikme zammı, gecikme faizi, idari para cezası ve 6183’e göre takip edilen diğer kamu alacaklarını da kapsar. Vergi dairesi ödeme emrini hangi hükme dayandırmışsa, rücu talebinde de öncelikle o hükmün lafzı esas alınır. Ödeme emrinde dayanak olarak iki hüküm birlikte gösterilmişse, geniş olan 6183 ifadesi talebin kapsamını belirler.
Rücu hakkı kimlere tanınmıştır?
Rücu hakkı, şirket borcunu kanuni temsilci sıfatıyla ödeyen herkese tanınmıştır. Limited şirkette müdür, anonim şirkette temsil ve ilzam yetkisi bulunan yönetim kurulu üyesi bu kapsamdadır. Müdürün şirkette pay sahibi olması gerekmez; Yargıtay, dışarıdan atanmış ve şirkette hiç payı bulunmayan müdürün şirkete ve sonrasında ortaklara rücu edebileceğini kabul etmiştir (11. HD E.2016/12207 K.2018/771, 05.02.2018).
Borcu ödeyen limited şirket ortağı ise ortaklık sıfatıyla 6183 m.35’e göre ödeme yapmıştır. Hukuk Genel Kurulu, bu madde için 6183’te ayrı bir rücu hükmü bulunmadığını tespit etmiş, ancak ortağın da ödediğinin tamamı için şirkete başvurabileceğini açıkça söylemiştir: “Zira kamu alacağının asıl borçlusu limited şirkettir.” (Yargıtay HGK E.2017/53 K.2021/611, 25.05.2021, oybirliği). Şirketin vergi borcundan kimin hangi şartla sorumlu tutulabileceğini şirketin vergi borcundan müdür sorumlu olur mu ve limited şirket ortağı şirketin vergi borcundan sorumlu mu yazılarımızda ayrı ayrı ele aldık.
Rücu Hakkı Hangi Ödemede Doğar, Hangisinde Doğmaz?
Rücu hakkı ancak ödeme kanuni temsilcinin kendi malvarlığından çıktığında doğar. Şirketin kasasından, şirketin banka hesabından ya da şirket adına kullanılan krediden yapılan ödeme, müdürün imzasıyla yapılmış olsa bile şirketin kendi borcunu ödemesidir; bu ödeme için ne şirkete ne de ortaklara rücu edilebilir.
Hukuk Genel Kurulu bu noktayı açıkça vurgulamıştır: şirketin kanuni temsilcisi olan davacının yaptığı ödemelerin “şirketin malvarlığından yapılmış olması hâlinde, yapılan bu ödemeler nedeniyle diğer ortak olan davalı taraftan sermaye payı oranında rücuen alacak talep edilemez.” Kurul, ödemenin kimin malvarlığından çıktığının davanın ilk aşamada açıklığa kavuşturulması gereken konu olduğunu belirtmiştir (HGK E.2017/53 K.2021/611).
Dekontta kimin adı yazıyor?
Rücu davalarında en sık yenilen nokta budur. Ödeme vergi dairesine şirketin vergi numarasıyla yatırıldığı için dekontta çoğu zaman yalnızca şirketin unvanı yer alır. 11. Hukuk Dairesi, ödemenin şirket müdürü tarafından yapıldığı iddia edilen bir dosyada “dekontlarda ödemeyi vergi yükümlüsü adına davacının yaptığına ilişkin herhangi bir işaret bulunmadığı” tespitini yapmış ve davacının ispat yükünü hatırlatarak kabul kararını bozmuştur (11. HD E.2016/12207 K.2018/771).
Başka bir dosyada davalı, dekontlara davacının adının sonradan elle yazıldığını ve bunun paranın davacının malvarlığından çıktığını kanıtlamadığını savunmuş; Daire bu savunmanın araştırılmadan verilen kararı bozmuştur (11. HD E.2015/9128 K.2016/7852, 06.10.2016). Ödeme yapılırken kendi banka hesabınızdan havale yapmak, açıklama alanına adınıza düzenlenen ödeme emrinin tarih ve sayısını yazmak ve vergi dairesinden adınıza tahsilat makbuzu almak, sonradan açılacak davanın en güçlü delilidir.
Banka hesabınıza haciz konulup para çekildiyse
Bu, rücu bakımından en temiz durumdur. Vergi dairesi adınıza ödeme emri düzenleyip hesabınıza haciz koyarak tahsilat yaptıysa, ödemenin sizin malvarlığınızdan çıktığı tartışmasızdır. Yargıtay’ın incelediği bir dosyada anonim şirket yönetim kurulu üyesinin banka hesabından şirketin vergi borcu için 21.485 TL çekilmiştir; uyuşmazlık ödemenin varlığında değil, diğer yöneticiye hangi şartla gidilebileceğinde düğümlenmiştir (11. HD E.2014/8501 K.2014/16502, 30.10.2014).
Şirket Ödeyebilecekken Vergiyi Kendi Cebinizden Ödediyseniz
Bu durumda rücu hakkı şirkete karşı sürer ama diğer ortaklara ve yöneticilere karşı büyük ölçüde kapanır. Hukuk Genel Kurulu’na göre kamu borcunun şirketten tahsili mümkünken bu borcu ödeyen ortak, “ödemiş olduğu miktarı asıl yükümlü olan limited şirketten talep edebilecek olup bu kapsamda diğer ortaklardan rücuen talepte bulunamaz.” Kurul aynı kuralın, şirketten tahsil imkânı bulunan kamu borcunun tamamını ödeyen kanuni temsilci için de geçerli olduğunu eklemiştir (HGK E.2017/53 K.2021/611).
Gerekçe basittir: vergi dairesi bile şirketin malvarlığı yeterliyken ortaklara ya da yöneticilere gidemez. Ödemeyi kendi isteğiyle yapan kişi, diğer ortakları vergi dairesinin dahi yükleyemeyeceği bir yükün altına sokamaz.
Yapılandırmadan yararlanmak için ödeme yapmak
Vergi affı ya da yapılandırma kanunu çıktığında, şirketin ödeme gücü varken indirimden yararlanmak için borcu şahsi hesaptan ödemek sık görülür. Yargıtay’ın 2024 sonunda onadığı bir dosyada şirket ortağı, bir limited ve bir anonim şirketin vergi ve SGK borçlarını yapılandırma fırsatından yararlanmak için ödemiş ve diğer ortaklardan paylarını istemiştir. Bilirkişi raporu şirketlerin alacakları, demirbaşları ve taşıtları bulunduğunu, borcun şirketten tahsilinin mümkün olduğunu göstermiştir; bölge adliye mahkemesi davacının borcu şirketten tahsil etme yoluna gitmeden dava açtığını belirterek davayı reddetmiş, Daire bu kararı oybirliğiyle onamıştır (11. HD E.2024/887 K.2024/9228, 19.12.2024).
Aynı kararda ikinci bir sınır daha çizilmiştir: ödemenin yapıldığı tarihte anonim şirkette yönetim kurulu üyesi olmayan pay sahiplerine bu yolla husumet yöneltilemez. Anonim şirkette sırf pay sahibi olmak, kamu borcu bakımından sorumluluk doğurmaz.
İhtirazi kayıtla ödemek hakkı korur mu?
Tek başına korumaz. Anonim şirket yönetim kurulu üyesinin şirketin vergi borcunu yapılandırarak ve “şirket yönetiminde bulunan tüm üyelerden geri alma, rücu etme hakkı saklı kalmak kaydıyla” ihtirazi kayıtla ödediği bir dosyada ilk derece mahkemesi, vergi dairesinin şirket aleyhine takip yapıp yapmadığının ve ödemenin bir takibin sonuçsuz kalması nedeniyle yapılıp yapılmadığının ispatlanamadığını, 2014 yılı defterleri sunulamadığı için şirketin ödeme gücünün de tespit edilemediğini belirterek davayı reddetmiştir. Bölge adliye mahkemesi bunun resen araştırmaya tabi olmayan bir dava olduğunu ekleyerek istinafı reddetmiş, Yargıtay da kararı onamıştır (11. HD E.2021/17 K.2022/4252, 31.05.2022).
İhtirazi kayıt, ödemenin rızai olmadığını gösterebilir; şirketin o tarihte borcu ödeyemeyecek durumda olduğunu ise kanıtlamaz. Diğer yöneticilere gidilecekse ispat edilmesi gereken bu ikincisidir.
Ödeme emri sonradan iptal edilirse ne olur?
Bu ihtimalde para şirketten değil, vergi dairesinden geri istenir. Adınıza düzenlenen ödeme emrine karşı açtığınız dava lehinize sonuçlanırsa, idare 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.28/1 gereğince kararın gereğini gecikmeksizin yerine getirmek zorundadır ve bu süre kararın idareye tebliğinden itibaren otuz günü geçemez. Tahsil edilen tutarın iadesi, rücu davasından çok daha kısa ve güvenli bir yoldur. Bu yüzden ödeme emrinin hukuka uygunluğu şüpheliyse, önce ödeme emrine karşı dava açılması, sonra rücu yolunun düşünülmesi gerekir.
Ödediğiniz Vergi Cezası ve Gecikme Zammı da Geri İstenebilir mi?
Kural olarak istenebilir. VUK m.333/2, kanuni temsilcilerin sorumluluğunu düzenleyen m.10 hükmünün “vergi cezaları hakkında da uygulanır” olduğunu söyler; m.10/3’teki rücu hakkı da böylece şirket adına kesilen vergi cezalarına uzanır. 6183 mük. m.35/4 zaten “ödedikleri tutarlar” ifadesiyle gecikme zammını ve diğer fer’i alacakları da kapsar. Yargıtay’a gelen rücu davalarının bir kısmı doğrudan vergi cezası ödemesine ilişkindir (11. HD E.2011/6371 K.2012/13158; sahte belge kullanımı nedeniyle kesilen ve uzlaşmayla ödenen usulsüzlük cezası için 11. HD E.2020/6946 K.2022/4124, 26.05.2022). Usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezası şirket adına kesildiğinde, kanuni temsilcinin bu cezalardan sorumluluğu ve ödediği tutarı geri isteme hakkı aynı çerçevede değerlendirilir.
Şirket, cezanın sizin kusurunuzdan doğduğunu ileri sürerse
Burada rücu hakkının karşısına şirketin tazminat hakkı çıkar. TTK m.553/1’e göre yöneticiler, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettiklerinde şirkete verdikleri zarardan sorumludur; TTK m.644/1-a bu hükmü limited şirket müdürlerine de uygular.
- Hukuk Dairesi, 2013-2014 dönemine ait vergi incelemesi sonucunda kesilen ve uzlaşmayla ödenen cezalar nedeniyle şirketin eski müdürüne karşı açtığı davada, zararın tamamının vergi işlemlerinin usule aykırı biçimde takip edilmemesinden kaynaklandığını ve o dönemde şirketin tek yetkili müdürünün davalı olduğunu belirtmiştir. Daireye göre “kesilen cezaya müteakip gerçek vergi tutarı dışındaki ödemeler nedeniyle oluşan şirket zararının tümünden” müdür TTK m.644/1-a ve m.553 uyarınca sorumludur; yalnız usulsüzlük cezasıyla sınırlı sorumluluk kuran karar bozulmuştur (11. HD E.2021/3573 K.2022/8226, 23.11.2022).
Kararın ayrımı önemlidir: vergi aslı şirketin zaten ödemesi gereken borçtur ve müdürün kusurundan doğmaz; ceza ve gecikme kalemleri ise ödevin yerine getirilmemesinin sonucudur. Kanuni temsilci ödediği vergi aslını şirketten rahatlıkla isteyebilir; ceza kalemlerini istediğinde ise şirketin, cezanın müdürün kişisel kusurundan doğduğunu ileri sürerek takas ya da karşı dava yoluna gitmesi beklenmelidir.
SGK prim borcunu ödediyseniz
Sosyal Güvenlik Kurumu alacakları da 5510 sayılı Kanun m.88 yollamasıyla 6183’e göre takip edilir ve aynı madde, tüzel kişi işverenin kanuni temsilcileri ile üst düzey yöneticilerini prim borcundan işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutar. Bu borcu ödeyen yönetici de ödediği tutarı şirketten isteyebilir. Yargıtay, SSK ve vergi borçlarının birlikte tahsil edildiği bir rücu davasında aynı ilkeleri uygulamıştır (11. HD E.2011/4753 K.2011/7389). SGK’nın ödeme emrine karşı dava ise vergi mahkemesinde değil iş mahkemesinde açılır.
Şirketten Alınamazsa Ortaklara ve Diğer Yöneticilere Başvurulabilir mi?
Başvurulabilir; ama iki şart birlikte aranır. Birincisi, ödenen kamu borcunun şirketten tahsil edilememesi ya da edilemeyeceğinin anlaşılmasıdır. İkincisi, başvurulan kişinin de o borçtan kanunen sorumlu olmasıdır. Yargıtay’ın formülüyle: “Kanuni temsilcilerin asıl mükellef dışındaki diğer sorumlulardan talepte bulunabilmesi için öncelikle bu kamu alacağının asıl yükümlüden tahsilinin mümkün olmaması gereklidir.” (11. HD E.2015/7444 K.2016/2505, 07.03.2016).
Sıra da bellidir. Ortak olmayan müdürün ortaklara karşı açtığı davada Daire, “kanuni temsilcinin öncelikle şirkete rücuda bulunması gerektiği, ancak sonuç alamaması durumunda şirket ortaklarına rücu hakkını kullanabileceği” sonucuna varmıştır (11. HD E.2016/12207 K.2018/771).
Limited şirkette ortaklara pay oranında rücu
Limited şirket ortağının kamu borcundaki sorumluluğu ortaklık payına bağlı olduğu için rücu da pay oranında yapılır. Yargıtay’a göre “limited ve kolektif şirketlerde kamu alacağından her ortak kendi payı oranında sorumlu olup bu payı haricindeki ödediği kısım için diğer ortaklara rücu edebilir.” Hukuk Genel Kurulu da aynı sonuca varmıştır: şirketten tahsil imkânı bulunmayan kamu borcunu ödeyen ortak, “yaptığı ödemelerden kendi sermaye pay oranını aşan tutar yönünden diğer ortaklardan rücuen talepte bulunabilir.” (HGK E.2017/53 K.2021/611).
Eşit paylı iki ortaktan birinin, TTK geçici m.7 uyarınca sicilden resen silinen şirketin 48.772 TL vergi borcunu ödediği dosyada mahkeme diğer ortağı 24.386 TL’den, yani yarısından sorumlu tutmuş ve karar onanmıştır (11. HD E.2016/13220 K.2018/2355, 03.04.2018). Ortak olmayan müdür ise ortaklara kendi payı düşülmeksizin, her ortağın payına isabet eden tutar kadar başvurabilir; %10 ortağa karşı açılan davada talep bu orana göre kurulmuştur (11. HD E.2016/12207 K.2018/771).
Anonim şirkette diğer yönetim kurulu üyelerine rücu
Anonim şirkette pay sahiplerinin kamu borcundan sorumluluğu yoktur; sorumluluk temsil yetkisi bulunan yönetim kurulu üyelerine aittir. Borcu ödeyen üye, diğer sorumlu üyelere “anasözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa ancak mütesaviyen”, yani eşit paylarla rücu edebilir (11. HD E.2014/8501 K.2014/16502). Bu kural TBK m.167/1 ile de örtüşür: aksi kararlaştırılmadıkça müteselsil borçlulardan her biri “birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar.”
Burada kritik soru, davalının borcun ait olduğu dönemde gerçekten temsil yetkisine sahip yönetim kurulu üyesi olup olmadığıdır. 11. Hukuk Dairesi, tarafların yönetim kurulu üyesi olup olmadıklarının ve görev sürelerinin araştırılmadığı bir kararı bozmuş, kamu alacağının bu sürelere karşılık gelen miktarının tespitini istemiştir (11. HD E.2011/4753 K.2011/7389). Yönetim kurulu başkanının diğer iki üyeden üçte birer pay istediği daha yeni bir dosyada da önce şirketten talep ve şirketin ödeme gücü araştırılmadığı için karar bozulmuştur (11. HD E.2021/6627 K.2023/1270).
Sorumlulardan biri ödeyemezse onun payı kime kalır?
TBK m.167/3’ün son cümlesine göre “Borçlulardan birinden alınamayan miktarı, diğer borçlular eşit olarak üstlenmekle yükümlüdürler.” Üç yönetim kurulu üyesinden birinin öldüğü ve mirasçılarının mirası reddettiği bir dosyada ilk derece mahkemesi, ödeme yapan üyenin payı düşüldükten sonra davalı üyeyi ödenen tutarın yarısından sorumlu tutmuş ve karar onanmıştır (11. HD E.2009/5199 K.2010/11650, 11.11.2010). Payı alınamayan sorumlunun yükü böylece geride kalanlar arasında paylaştırılmıştır. Mirası reddetmemiş mirasçıların murisin borçlarından hangi ölçüde sorumlu olduğunu ölen kişinin borcu mirasçıya geçer mi yazımızda anlattık.
Şirketin Ödeme Gücü Olmadığını Kim İspat Eder?
Cevap ödemenin nasıl yapıldığına göre değişir ve Yargıtay kararlarındaki ayrışmanın kaynağı da burasıdır. Kural olarak rücu davası açan kişi, şirketten tahsil imkânı bulunmadığını ispat eder. Ancak vergi dairesi şirketi takip edip sonuç alamadığı için doğrudan size yöneldiyse, ispat yükünün yönü tersine dönebilir.
Vergi dairesinin size yönelmesi bir karine midir?
- Hukuk Dairesi, iki ortaklı ve ortakları münferiden yetkili bir limited şirkette vergi borcunun tamamını ödeyen ortak müdürün diğerine karşı açtığı davada, vergi idaresinin alacağı 6183 m.35 çerçevesinde şirketten tahsil edemeyeceğini değerlendirerek ödeme yapan ortağa yöneldiğini dikkate almıştır. Daireye göre bu durumda “davalı yanca, şirketin mal varlığı bulunduğu, kamu idaresine ödenen borcun öncelikle şirketten tahsil edilmesine yönelik savunmasının kanıtlanamaması halinde” hissesini aşan tutarın davalıya rücu edilmesinde hukuka aykırılık yoktur; ret kararı “ispat yükü dağılımına da ilişen” bu husus gözden kaçırıldığı için bozulmuştur (11. HD E.2018/3881 K.2020/3481, 09.07.2020). Bozmaya uyularak verilen kabul kararı onanmıştır (11. HD E.2022/4447 K.2023/4342, 11.07.2023).
Aynı çizgide, şirket defterlerinin kesin süreye rağmen sunulamamasının “tek başına” ret sonucuna götürmeyeceği de kabul edilmiştir (11. HD E.2019/1636 K.2020/4738, 04.11.2020). Daha önce, 2008 değişikliğinden sonra idarenin aciz belgesi almadan da sorumlulara yönelebildiğini, idarenin yönelmesinin kural olarak şirketten tahsil edilemediğini gösterdiğini ve aksini ispat yükünün davalıda olması gerektiğini savunan görüş bir karşı oyda dile getirilmişti (11. HD E.2015/11584 K.2016/8347, 24.10.2016, oy çokluğu).
Buna karşılık ödeme bir takibin sonucu değil de kendi inisiyatifinizle yapıldıysa, yukarıda anlatılan yapılandırma ve ihtirazi kayıt dosyalarında olduğu gibi ispat yükü sizde kalır. Aradaki farkı belirleyen şey, dosyada adınıza düzenlenmiş bir ödeme emri, haciz yazısı ya da tahsil dairesinin size yönelmesini gösteren başka bir belgenin bulunup bulunmadığıdır.
Şirketin bilançosu ödeme gücünü göstermeye yeter mi?
Yetmeyebilir. 11. Hukuk Dairesi, vergi cezasını ödeyen ortağın rücu talebini kabul eden mahkemenin yalnızca bilanço verilerine dayanmasını yeterli görmemiş; şirketin ödeme gücünün bulunmadığının, şirket aleyhine yapılan takipte haczi caiz mal bulunmaması veya malların borcu karşılamaması gibi somut verilerle belirlenmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur (11. HD E.2011/6371 K.2012/13158).
Somut ölçüt olarak kararlarda şu olgular kabul görmüştür: şirketin fiilen iflas etmiş olması ve şirket hakkında haciz varakası düzenlenmiş olması (11. HD E.2015/9832 K.2015/9587, 29.09.2015), şirketin vergi mükellefiyetinin sona ermesi ve mahkemece fesih ve tasfiyesine karar verilmesi (11. HD E.2022/3314 K.2023/2645, 03.05.2023), ortaklar tarafından fiilen tasfiye edilip malvarlığının kalmaması (11. HD E.2015/4412 K.2015/11214, 28.10.2015). 6183 m.3 de “tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı” kavramını, haczedilen mallara biçilen değerin alacağı karşılayamayacağının ya da iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi hâllerle tanımlar.
Hisse Devri Sözleşmesindeki İbra Rücu Hakkını Kapatır mı?
Kapatabilir. Vergi dairesine karşı sonuç doğurmayan devir sözleşmesi, taraflar arasındaki iç ilişkide bağlayıcıdır. VUK m.8/3’e göre vergi sorumluluğuna ilişkin özel sözleşmeler vergi dairelerini bağlamaz; ama bu, sözleşmenin taraflar arasında hükümsüz olduğu anlamına gelmez.
Pay devir sözleşmesinde tarafların birbirini ibra ettiği ve payın tüm hak ve yükümlülükleriyle devredildiği bir dosyada, devralan kişi devirden önceki döneme ait vergi borcunu ödeyip devredenden istemiştir. Mahkeme, devralanın devirden sonra müdür olarak şirketin tüm borç ve alacaklarını bilebilecek konumda bulunduğunu ve sözleşme hükümlerine göre devredenden istekte bulunamayacağını belirterek davayı reddetmiş, karar onanmıştır (11. HD E.2014/16506 K.2015/1690, 11.02.2015).
Ancak sözleşmede yalnızca “tüm hak ve borçlarıyla devredilmiştir” yazması her dosyada aynı sonucu doğurmaz. Sahte belge kullanımı nedeniyle kesilen cezayı ödeyen devralanın eski ortaklara karşı açtığı davada ilk derece mahkemesi bu ifadeye dayanarak davayı reddetmiş, 11. Hukuk Dairesi ise ödeme tarihinde şirketin ödeme gücünün araştırılmadığını belirterek kararı bozmuştur (11. HD E.2020/6946 K.2022/4124). Devir sözleşmesi hazırlanırken devir öncesi vergi borçlarının kime ait olacağının, varsa ibranın kapsamının ve rücu hakkının açıkça yazılması bu belirsizliği ortadan kaldırır.
Bazı kaynaklarda pay devrinde devredenin iki yıl süreyle müteselsil sorumlu olduğu, bunun dayanağının da TBK m.202 olduğu yazılmaktadır. TBK m.202 bir malvarlığının ya da işletmenin devralınmasını düzenler; limited şirket payının devri bir işletme devri değildir. Pay devrinde devreden ile devralanın kamu borcu bakımından müteselsil sorumluluğunun dayanağı 6183 m.35/2’dir ve bu sorumluluk hisse oranıyla sınırlıdır.
Şirket Kapandıysa, Sicilden Silindiyse veya Tasfiyedeyse
Şirketin tüzel kişiliği sona ermişse rücu talebinin muhatabı fiilen ortadan kalkar; bu durum ise diğer sorumlulara gitmenin önünü açar. Şirketten tahsil imkânı kalmadığı için, ortaklara ve yöneticilere başvurmanın ilk şartı kendiliğinden gerçekleşmiş olur.
TTK geçici 7. madde ile resen silinen şirketler
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun geçici 7. maddesi, belirli şartları taşıyan şirketlerin olağan tasfiye usulüne uyulmaksızın sicilden silinmesine imkân tanımıştır. Yargıtay’ın incelediği iki dosyada vergi borcu ödenen şirket bu hükümle sicilden silinmişti; bunlardan birinde eşit paylı ortağa rücu talebi kabul edilmiş ve onanmış (11. HD E.2016/13220 K.2018/2355), ortak olmayan müdürün açtığı diğerinde ise ödemenin davacının malvarlığından yapıldığının ispatı ve rücu şartları yönünden eksik inceleme bulunduğu için karar bozulmuştur (11. HD E.2016/12207 K.2018/771).
Sicilden silinen şirketin ihyası veya yeniden tescili
Silinen şirketin sonradan ortaya çıkan bir malvarlığı varsa, rücu alacaklısı şirketi yeniden hukuk âlemine döndürmeyi isteyebilir; yolu ise şirketin nasıl silindiğine göre ayrılır. Geçici 7. madde ile tasfiye edilmeksizin silinen şirketlerde m.7/15 uygulanır: “Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak (…) mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” Aynı fıkra, bu şirketlerin ortaya çıkabilecek malvarlığının kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceğini de belirtir.
Olağan tasfiyesi tamamlanıp sicilden silinen şirkette ise TTK m.547/1 yolu vardır: tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin zorunlu olduğu anlaşılırsa, “son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar” şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin yeniden tescilini isteyebilir. Rücu alacaklısı olan eski yönetici her iki yolda da alacaklı sıfatını taşır. Şirketin kayıtlarda görünmeyen bir alacağı, taşınmazı ya da banka hesabı varsa, bu yollar diğer ortaklara gitmeden önce değerlendirilmelidir.
Tasfiye memuru olarak ödeme yaptıysanız
Tasfiye memurunun durumu farklıdır. 6183 m.33’e göre tasfiye memurları amme alacaklarını ödemeden ya da ödemek üzere ayırmadan tasfiye sonucu elde edileni dağıtamaz; dağıtırlarsa bu tasarrufların tutarıyla sınırlı olarak şahsen ve müteselsilen sorumlu olurlar. Aynı maddenin son cümlesi rücu yolunu da gösterir: “Bunların ödedikleri borçlar için amme alacağı ödenmeden kendilerine dağıtım yapılmış olanlara rücu hakları mahfuzdur.” Tasfiye memuru olarak borcu ödeyen kişi, bu nedenle tasfiye payını alan ortaklara başvurabilir.
Şirket iflas ettiyse veya konkordato istediyse
Şirket hakkında iflas kararı verildiyse, rücu alacağı iflas masasına kaydettirilir. Konkordato sürecinde ise alacağın konkordato projesi kapsamında bildirilmesi gerekir. Her iki durumda da şirketten tam tahsil ihtimali düşüktür; iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması, diğer sorumlulara gitmenin şartını oluşturan somut bir olgu olarak da işlev görür.
Rücu Davası Nasıl Açılır?
Rücu hakkı vergi dairesinin tahsil yetkileriyle kullanılmaz; ödeme emri düzenleyemez, 6183’e göre haciz koyamazsınız. Talep genel hükümlere göre, ilamsız icra takibi ya da alacak davasıyla ileri sürülür. Yargıtay’a gelen dosyaların büyük bölümü, önce icra takibi başlatılıp borçlunun itirazı üzerine açılan itirazın iptali davası şeklindedir.
Önce şirkete yazılı talepte bulunun
Kararların ortak paydası, talebin önce asıl borçluya yöneltilmesidir. Şirket faaliyetteyse ödeme tutarını, ödeme tarihini ve dayanağı gösteren yazılı bir ihtarname göndermek hem şirketi temerrüde düşürür hem de ortaklara karşı açılacak ikinci aşamadaki davada şirketten sonuç alınamadığını gösterir. Şirket ödemeyi kabul ederse, tutar şirketin defterlerinde size borç olarak kaydedilmelidir.
Görevli mahkeme ve arabuluculuk
Kanun bu davalar için ayrı bir görev hükmü koymamıştır ve Yargıtay’a gelen dosyaların bir kısmı asliye ticaret, bir kısmı asliye hukuk mahkemesinde görülmüştür. Tarafların tacir olmadığını ve davanın asliye hukukta görülmesi gerektiğini ileri süren davalının işbölümü itirazı, bir dosyada temyiz aşamasında sonuç doğurmamıştır (11. HD E.2011/6371 K.2012/13158). Görev bugün dava şartı olduğundan dilekçe verilmeden önce talebin dayanağı ve tarafların sıfatı birlikte değerlendirilmelidir.
Dava asliye ticaret mahkemesinde görülen bir ticari dava niteliğindeyse, TTK m.5/A devreye girer: konusu bir miktar para olan alacak ve itirazın iptali davalarında “dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” Arabuluculuk başvurusu yapılmadan açılan dava bu nedenle usulden reddedilebilir; bu risk, arabulucuya başvurularak baştan ortadan kaldırılabilir.
Hangi belgeler gerekir?
- Adınıza düzenlenen ödeme emri, haciz yazısı veya vergi dairesinin size yönelmesini gösteren diğer belgeler.
- Ödemenin kendi hesabınızdan yapıldığını gösteren banka dekontu ve adınıza düzenlenen tahsilat makbuzu.
- Borcun türünü, dönemini ve kalemlerini gösteren vergi dairesi dökümü; vergi aslı, ceza ve gecikme zammı ayrı ayrı.
- Ticaret sicili kayıtları: temsil yetkisinin başlangıç ve bitiş tarihleri, ortakların pay oranları.
- Şirket hakkındaki takip dosyası, haciz tutanakları, varsa aciz belgesi, iflas ya da tasfiye kararı.
- Şirkete gönderilen ihtarname ve varsa cevabı.
Rücu Alacağında Zamanaşımı ve Faiz Ne Zaman İşler?
Rücu alacağı için zamanaşımı ödeme tarihinden itibaren işlemeye başlar; çünkü TBK m.149’a göre “Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar” ve rücu alacağı ödemeyle muaccel olur. Sürenin kaç yıl olduğu ise tartışmalıdır.
TBK m.146 genel zamanaşımını on yıl olarak belirler. Ancak TBK m.147/4, “bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar” için beş yıllık zamanaşımı öngörür. Kanuni temsilcinin şirkete ve ortaklara karşı rücu alacağı bu tanımın içine girmeye çok elverişlidir. Nitekim eski Borçlar Kanunu döneminde bir ilk derece mahkemesi, ortaklar arasındaki rücu davasında aynı kuralın karşılığı olan BK m.126/4’teki beş yıllık süreyi uygulamış ve karar onanmıştır (11. HD E.2015/4412 K.2015/11214). Rücu davasına mutlak olarak on yıllık süre uygulanacağını söyleyen yayınlar bu hükmü atlamaktadır. Güvenli olan, talebin ödeme tarihinden itibaren beş yıl dolmadan ileri sürülmesidir.
Faiz hangi tarihten istenir?
Faiz için borçlunun temerrüde düşürülmüş olması gerekir. Temlik alan davacının ortağa karşı yürüttüğü takipte ilk derece mahkemesi, takipten önce davalının temerrüde düşürüldüğü ispatlanamadığı için işlemiş faiz talebini reddetmiş ve yalnızca asıl alacak yönünden itirazı iptal etmiş, karar onanmıştır (11. HD E.2022/4447 K.2023/4342). Ödeme yapıldıktan hemen sonra şirkete ve gerekiyorsa ortaklara ihtarname gönderilmesi, faizin ihtarnamedeki süre sonundan itibaren istenebilmesini sağlar. Kararlarda ticari faiz ve avans faizine hükmedilen örnekler de bulunur; hangi faizin uygulanacağı davanın ticari nitelik taşıyıp taşımadığına bağlıdır.
Alacağınızı başkasına devredebilir misiniz?
Devredebilirsiniz. Rücu alacağı sıradan bir para alacağıdır ve temlik edilebilir. Yargıtay’ın 2023’te onadığı iki dosyada rücu alacağını temlik alan kişi, ortağa karşı dava açmış ve talep kabul edilmiştir (11. HD E.2022/3314 K.2023/2645; 11. HD E.2022/4447 K.2023/4342). Temlik, davalının ileri sürebileceği savunmaları ortadan kaldırmaz; şirketin ödeme gücü ve ödemenin kimin malvarlığından çıktığı yine tartışılır.
Yargıtay Kararlarında Kanuni Temsilcinin Rücu Hakkı
Kanuni temsilci ödediği vergiyi şirketten geri alabilir mi sorusuna Yargıtay’ın verdiği cevaplar aşağıda bir arada görülüyor. Kararların tamamı Yargıtay karar arama sisteminde yayımlanmış tam metinlerinden incelenmiştir. Sonuç sütunu, kararın rücu talebi bakımından ne söylediğini gösterir.
| Karar | Olay | Sonuç |
|---|---|---|
| HGK E.2017/53 K.2021/611 (25.05.2021) | %70/%30 ortak ve münferit yetkili müdürler; vergi, SSK, kredi ve muhasebe ödemeleri | Kamu borcu şirketten alınamıyorsa pay oranında rücu; şirketten ödenen ve 6183 dışı borçlar için ortağa gidilemez (bozma, oybirliği) |
| 11. HD E.2016/12207 K.2018/771 (05.02.2018) | Ortak olmayan müdür, %10 ortağa rücu | Önce şirkete, sonuç alınamazsa ortaklara; dekontta davacı adına işaret yok (bozma) |
| 11. HD E.2014/8501 K.2014/16502 (30.10.2014) | AŞ yönetim kurulu üyesinin hesabından çekilen vergi | Önce şirketten talep; AŞ’de yöneticiler arasında eşit pay (bozma, oy çokluğu) |
| 11. HD E.2018/3881 K.2020/3481 (09.07.2020) | %50/%50 ortak müdürler | İdare ortağa yöneldiyse şirketin malvarlığı olduğunu davalı ispatlar (bozma) |
| 11. HD E.2021/17 K.2022/4252 (31.05.2022) | İhtirazi kayıtla ve yapılandırmayla ödeme | Şirketten talep ve ödeme gücü ispatlanamadı; ret onandı |
| 11. HD E.2024/887 K.2024/9228 (19.12.2024) | Yapılandırmadan yararlanmak için ödeme; şirketin malvarlığı var | Önce şirketten istenmeliydi; ret onandı |
| 11. HD E.2011/6371 K.2012/13158 | Vergi cezasını ödeyen %65 ortak müdür | Yalnız bilançoyla ödeme gücü yokluğu kabul edilemez (bozma) |
| 11. HD E.2021/3573 K.2022/8226 (23.11.2022) | Şirketin eski tek yetkili müdüre karşı davası | Cezaya bağlı ödemelerin tamamından müdür TTK m.553 ile sorumlu (şirket lehine bozma) |
| 11. HD E.2014/16506 K.2015/1690 (11.02.2015) | Devir sözleşmesinde ibra, devralan müdür | Devredene rücu edilemez; ret onandı |
| 11. HD E.2016/13220 K.2018/2355 (03.04.2018) | TTK geçici 7 ile silinen şirket, eşit paylı ortak | Yarısı için kabul onandı |
| 11. HD E.2009/5199 K.2010/11650 (11.11.2010) | Üç yöneticiden birinin mirasçıları mirası reddetmiş | Davalı yarısından sorumlu; onama |
| 11. HD E.2015/4412 K.2015/11214 (28.10.2015) | Uzlaşmayla ödeme, fiilen tasfiye edilmiş şirket | Beş yıllık zamanaşımı ve kabul onandı |
Tabloda bozma kararlarının çokluğu dikkat çekicidir. Rücu hakkı konusunda uyuşmazlık neredeyse hiç yoktur; davaların kaybedildiği ya da uzadığı yer, ödemenin kaynağının ve şirketin ödeme gücünün ispatıdır.
Ödeme Emri Elinizdeyse Önce Onu İnceletin
Kanuni temsilci ödediği vergiyi şirketten geri alabilir mi sorusu, ancak ödeme yapıldıktan sonra sorulur; rücu, borcun gerçekten size ait olduğu ve ödendiği hâllerde devreye giren ikinci aşamadır. Adınıza henüz ödeme emri düzenlendiyse ve tebliğ tarihinden itibaren 15 günlük dava süresi dolmadıysa, ilk soru ödemenin nasıl geri alınacağı değil, borcun size hiç yüklenip yüklenemeyeceğidir: şirket hakkında takip yapılmış mı, borç görev döneminize mi ait, temsil yetkiniz var mıydı. Ödemeyi yaptıysanız da makbuzları, ödeme emrini ve şirketin takip dosyasını bir araya getirip rücu talebini şirkete yöneltmeden önce hangi sorumluya hangi oranda gidileceğini hesaplamak gerekir. Bu hesabı ve ödeme emrine karşı açılacak davayı vergi hukuku avukatı sayfamızda anlattığımız çerçevede birlikte değerlendirebiliriz; ortaklar ve yöneticiler arasındaki rücu davasının şirketler hukuku boyutu için Ankara şirket avukatı sayfamıza göz atabilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Kanuni temsilci ödediği vergiyi şirketten geri alabilir mi?
Alabilir. VUK m.10/3 ve 6183 mükerrer m.35/4, borcu ödeyen kanuni temsilciye asıl borçlu şirkete rücu hakkı tanır. Talep, ödenen tutarın tamamı için önce şirkete yöneltilir.
Şirketin vergi borcunu ödeyen müdür ortaklardan parasını isteyebilir mi?
Şirketten tahsil imkânı yoksa isteyebilir. Limited şirkette her ortağa pay oranında başvurulur; şirketin ödeme gücü varken ortaklara gidilemez.
Anonim şirkette borcu ödeyen yönetim kurulu üyesi diğer üyelerden ne kadar isteyebilir?
Esas sözleşmede aksi yoksa eşit paylarla ister. Yalnızca borcun ait olduğu dönemde temsil yetkisi bulunan üyelere gidilebilir; sadece pay sahibi olanlara rücu edilemez.
Vergi cezasını da şirketten geri alabilir miyim?
Kural olarak evet; VUK m.333/2 m.10’u vergi cezalarına da uygular. Ancak şirket, cezanın sizin kusurunuzdan doğduğunu ileri sürerek TTK m.553’e göre tazminat isteyebilir.
Şirket parasıyla ödenen vergi için ortaklara rücu edilebilir mi?
Edilemez. Ödeme şirketin malvarlığından yapılmışsa şirket kendi borcunu ödemiştir; Hukuk Genel Kurulu bu durumda ortaklardan rücuen talep edilemeyeceğini açıkça belirtmiştir.
Yapılandırma için gönüllü ödediğim vergiyi diğer ortaklardan isteyebilir miyim?
Şirketin ödeme gücü varken yapılan ödemede isteyemezsiniz; talebiniz yalnızca şirkete yönelebilir. Yargıtay bu tür bir davanın reddini 2024’te onamıştır.
Rücu davası kaç yıl içinde açılmalı?
Güvenli süre ödeme tarihinden itibaren beş yıldır. TBK m.147/4 müdür ve temsilcilerle ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar için beş yıllık zamanaşımı öngörür.
Rücu davası hangi mahkemede açılır?
Kanunda özel bir görev hükmü yoktur; dosyalar asliye ticaret ve asliye hukuk mahkemelerinde görülmüştür. Dava ticari dava sayılırsa asliye ticarette açılır ve arabuluculuk dava şartıdır.
Şirket kapandıysa ödediğim vergiyi kimden alırım?
Şirketten tahsil imkânı kalmadığı için limited şirkette diğer ortaklara pay oranında, anonim şirkette diğer sorumlu yöneticilere başvurabilirsiniz. Silinen şirketin malvarlığı çıkarsa ihya ya da yeniden tescil istenebilir.
Hisse devrinde eski ortağa rücu edebilir miyim?
Devir sözleşmesinde ibra varsa büyük ihtimalle edemezsiniz. Sözleşmede yalnızca tüm hak ve borçlarıyla devir yazıyorsa, şirketin ödeme gücüne göre sonuç değişebilir.
Dekontta şirketin adı yazıyorsa ödemeyi benim yaptığımı nasıl ispatlarım?
Banka hesap hareketleri, adınıza düzenlenen ödeme emri ve haciz yazısı, vergi dairesinden alınacak tahsilat kaydı ispat aracıdır. Yargıtay dekontta adınıza işaret bulunmamasını ispat eksikliği saymıştır.
Rücu alacağına faiz işler mi?
İşler, ama borçlunun temerrüde düşürülmesi gerekir. Takipten önce ihtarname gönderilmemişse işlemiş faiz talebi reddedilebilir.
Somut dosyanızda sonuç; ödemenin kaynağına, şirketin ödeme tarihindeki malvarlığına, temsil yetkisinin süresine ve ortakların pay oranlarına göre farklılaşabileceği için buradaki anlatım bir hukuki görüş yerine geçmez. Metin, Eylül 2026 itibarıyla yürürlükteki 213 sayılı Vergi Usul Kanunu, 6183 sayılı Kanun, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve Yargıtay kararlarının tam metinlerine dayanılarak hazırlanmıştır.