Limited Şirket Müdürü Şirket Borcu İçin Kendi Malıyla Sorumlu Olur mu?
Limited şirket müdürünün sorumluluğu, şirketin bir borcunu ödememesiyle kendiliğinden doğmaz; kural olarak müdür, şirketin tedarikçiye, bankaya, kiraya verene veya müşteriye olan borcu için kendi malıyla sorumlu olmaz. Türk Ticaret Kanunu’nun 602. maddesi bunu tek cümleyle söyler: Şirket, borç ve yükümlülükleri dolayısıyla sadece kendi malvarlığıyla sorumludur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da müdürün şirket adına yaptığı sözleşme ve hukuki işlemlerden dolayı şahsen sorumlu olmayacağını, imzalanan sözleşmenin ifa edilmemesinden bizzat şirketin sorumlu olduğunu açıkça yazmıştır (Yargıtay HGK, E.2023/214, K.2023/246, 22.03.2023).
Bu kuralın istisnaları ise sınırlı ve belirlidir: müdürün borca kendi adıyla imza atması, kanundan doğan bir görevini kusurlu biçimde ihlal ederek alacaklıya doğrudan zarar vermesi, şirket adına hareket ederken bizzat haksız bir fiil işlemesi, şirket kabuğunun alacaklıdan mal kaçırmak için kullanıldığının ispatlanması ve vergi ile SGK primi gibi kamu alacakları. Aşağıda bu kapıların her birini, aynı müdürün aynı dosyada bir kalem borçtan kurtulup diğerinden sorumlu tutulabildiği güncel Yargıtay kararları üzerinden anlatıyoruz.
Ana hatlarıyla
- Kısa cevap: Şirketin sözleşmeden doğan borcu için alacaklı, kural olarak müdürün evine, maaşına veya aracına gidemez. Takip de dava da şirkete karşı yürür.
- Müdürü kişisel olarak bağlayan beş durum: kefalet veya aval gibi kendi imzası; TTK 553 kapsamında alacaklıya verilen doğrudan zarar; müdürün bizzat işlediği haksız fiil (TMK m.50/3); tüzel kişilik perdesinin kaldırılması; vergi ve SGK primi gibi kamu alacakları.
- Ne yapmalı: Adınıza bir takip, dava veya ödeme emri geldiyse önce hangi sıfatla geldiğine bakın: kefil, aval veren, haksız fiil faili mi, yoksa “şirketin yöneticisi” olduğunuz için mi? Yalnızca yönetici olduğunuz gerekçesiyle açılan bir alacak davasında Yargıtay, husumet yokluğundan verilen ret kararlarını onamaktadır.
- Dikkat: Alacaklının “şirketten tahsil edemedim” demesi tek başına yetmez; Yargıtay bunu çoğu dosyada dolaylı zarar sayıyor. Ama şirketi borcu ödememek için bilerek atıl bırakmak, kaçak kullanım gibi haksız fiiller ve kendi imzanız bu kalkanı ortadan kaldırır.
Limited Şirket Müdürünün Sorumluluğu Hangi Borçlarda Kişiseldir?
Limited şirket, ortaklarından ve müdürlerinden ayrı bir tüzel kişidir. Türk Medeni Kanunu’nun 50. maddesine göre tüzel kişinin iradesi organları aracılığıyla açıklanır ve organlar, hukuki işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokar. Müdür bir sözleşmeyi şirket unvanı altında imzaladığında borçlu olan şirkettir; müdür sözleşmenin tarafı değil, şirketin iradesini açıklayan organdır.
Hukuk Genel Kurulu’nun 2023 tarihli kararı bu sonucu açık bir dille kurar: Temsil yetkisini haiz limited şirket müdürünün organ sıfatıyla ve şirketi temsilen üçüncü kişilerle yaptığı sözleşmeler şirketi bağlar; müdür tarafından akdedilen sözleşmenin ifa edilmemesinden bizzat şirket sorumlu olur ve şirket müdürü, şirket adına yaptığı sözleşme ve hukuki işlemlerden dolayı şahsen sorumlu olmaz (Yargıtay HGK, E.2023/214, K.2023/246, 22.03.2023). Olay eski 6762 sayılı Kanun döneminde geçmiş olsa da kararın dayandığı organ ilkesi bugün de TMK’nın 50. maddesinde aynen yer alıyor. Aynı kararda müdürün, kanunun saydığı hâllerde şirkete, ortaklara ve şirket alacaklılarına karşı sorumlu olduğu da hatırlatılır; o hâlleri aşağıda tek tek ele alıyoruz.
Kuralın pratikteki karşılığını 2025 tarihli bir dosya iyi gösteriyor. Bir tedarikçi şirket, mal sattığı limited şirketten alacağını tahsil edemeyince şirketin ortağı ve müdürü olan kişiye dava açmıştı. Mahkeme, müdürün satış sözleşmesinin tarafı olmadığını, sözleşmede şahsen sorumluluk üstlendiğini gösteren bir garanti sözleşmesi veya hükmü bulunmadığını ve TTK’nın 553. maddesine göre doğrudan zarar isteme şartlarının da oluşmadığını belirterek davayı husumet yönünden reddetti. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bu sonucu onadı (Yargıtay 11. HD, E.2025/1334, K.2025/6695, 06.11.2025).
| Müdürün kişisel malvarlığına giden yol | Dayanak | Alacaklı neyi ispat etmeli? |
|---|---|---|
| Kefalet, aval, müşterek borçluluk | TBK m.583-584; kambiyo senedindeki şahsi imza | Müdürün borcu kendi adına üstlendiğini gösteren belge |
| Kusurlu yönetimle alacaklıya doğrudan zarar | TTK m.553, m.644/1-a | Zararın şirketin zararından bağımsız olarak doğrudan alacaklıda doğduğu |
| Müdürün bizzat işlediği haksız fiil | TMK m.50/3, TBK m.49 | Fiili müdürün kişisel olarak ve kusurla işlediği |
| Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması | TMK m.2 (dürüstlük kuralı) | Şirketin alacaklıdan mal kaçırmak için kötüye kullanıldığı |
| Vergi ve SGK primi gibi kamu alacakları | 6183 mük. m.35, VUK m.10, 5510 m.88 | İdare bakımından ayrı rejim; özel hukuk alacaklısı bu hükümlere dayanamaz |
Tablonun ilk dört satırı özel hukuk alacaklısının, sonuncusu devletin elindeki yoldur. Bu ayrım önemlidir: Vergi dairesinin müdüre ödeme emri göndermesini sağlayan kurallar, tedarikçinin veya bankanın elinde aynı şekilde bulunmaz.
Bir not daha: Bu yazı müdürün sorumluluğunu anlatıyor. Müdür aynı zamanda ortaksa, ortaklık sıfatından doğan yükümlülükler (taahhüt edilen sermaye payını ödeme ve şirket sözleşmesindeki ek ödeme veya yan edim yükümlülükleri) ayrı bir başlıktır ve müdürlük sıfatına bağlı değildir.
Sözleşme Borcu ile Haksız Fiil Arasındaki Çizgi
Müdürün kişisel sorumluluğunu belirleyen en önemli soru, alacağın nereden doğduğudur. Sözleşmeden doğan bir borç, kural olarak şirketin borcudur. Ancak şirket adına hareket eden müdür, bu sırada bizzat bir haksız fiil işlemişse, mağdur kişi müdüre de gidebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 50. maddesinin üçüncü fıkrası bunu açıkça söyler: Organlar, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak da sorumludur.
Türk Ticaret Kanunu’nun 632. maddesi ise madalyonun diğer yüzünü düzenler: Şirketin yönetimi ve temsili ile yetkilendirilen kişinin, şirkete ilişkin görevlerini yerine getirmesi sırasında işlediği haksız fiilden şirket sorumludur. İki hüküm birbirini dışlamaz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet iddiasıyla açılan bir davada, haksız fiilden dolayı müdürün genel hükümlere göre, şirketin ise TTK’nın 632. maddesine göre sorumlu olabileceğini ve davanın şirket ile müdür aleyhine ayrı ayrı veya birlikte açılabileceğini belirterek, müdür hakkındaki davayı husumetten reddeden kararı bozdu (Yargıtay 11. HD, E.2015/7562, K.2016/2180, 29.02.2016).
Aynı dosyada iki farklı sonuç: su faturası ve kaçak su
Bu çizginin nasıl işlediğini en net gösteren dosyalardan biri, Nisan 2026’da Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin onadığı bir su alacağı davasıdır. Su idaresi, tasfiye hâlindeki bir limited şirketin abonelikten doğan borçlarını şirketten tahsil edemeyince şirketin yöneticisine dava açmıştı. Talep iki kalemden oluşuyordu: ödenmeyen normal tüketim faturaları ve işyerinde tespit edilen kaçak su kullanımının bedeli.
İstinaf mahkemesi bu iki kalemi birbirinden ayırdı. Normal tüketim faturaları abonelik sözleşmesinden doğduğu için idarenin bunları şirketten istemesi gerektiğini, yöneticiden isteyemeyeceğini kabul etti. Kaçak su kullanımını ise haksız fiil olarak nitelendirdi ve tüzel kişinin organı niteliğindeki yöneticinin, tüzel kişi adına ve yararına işlenen haksız fiillerden dolayı tüzel kişiyle birlikte müteselsilen sorumlu olduğunu belirtti. Yeniden yapılan hesapla yönetici, yalnız kaçak su bedeli ve buna bağlı gecikme bedeli olan 26.466,28 TL’den sorumlu tutuldu. Yargıtay, yöneticinin şirket alacaklısına verdiği zararın doğrudan zarar niteliğinde olduğunu da belirterek bu kararı onadı (Yargıtay 3. HD, E.2025/5838, K.2026/2484, 27.04.2026).
Aynı yaklaşım kaçak elektrik dosyalarında da görülür. Tek ortaklı bir limited şirketin, şirketi tek başına temsile yetkili müdürü hakkında Yargıtay, şirketin haksız fiil niteliğindeki kaçak elektrik kullanımı nedeniyle müdürün şirketle birlikte müteselsilen sorumlu olduğunu belirterek, aksi yöndeki kararı elektrik dağıtım şirketi yararına bozdu (Yargıtay 3. HD, E.2025/4851, K.2026/1816, 01.04.2026).
Müdür hangi durumda haksız fiil faili sayılır?
Müdür sıfatı tek başına haksız fiil sorumluluğu doğurmaz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, bir gazete şirketinin reklam servisinin üçüncü kişilere gönderdiği tiraj tablosu nedeniyle açılan manevi tazminat davasında, anonim şirketin yönetim kurulu başkan yardımcısının bu eylemi kişisel olarak ve kusurlu biçimde işlediği kanıtlanmadığı için TMK’nın 50. maddesinin son fıkrasına dayanılarak tazminata mahkûm edilemeyeceğini kabul etti (Yargıtay 11. HD, E.2008/12287, K.2010/7587, 29.06.2010).
Dolayısıyla haksız fiil yolunda alacaklının kurması gereken şey, müdürün eylemle kişisel bağıdır. Kararlardaki örnekler bu bağın nasıl arandığını gösterir: Haksız rekabet teşkil eden e-postayı şirket adına müdürün kendisinin göndermesi (Yargıtay 11. HD, E.2013/18216, K.2014/18514, 27.11.2014) ya da kaçak elektrik dosyasında olduğu gibi şirketi tek başına temsile yetkili tek müdürün yönetimindeki işyerinde kaçak kullanımın tespit edilmesi. Buna karşılık şirketin bir servisinde işlenen ve müdürün kişisel katkısı gösterilemeyen eylem, müdürü kişisel olarak sorumlu kılmaya yetmemiştir.
Kendi İmzanızla Üstlendiğiniz Borçlar Şirketin Değil Sizindir
Müdürü kişisel olarak bağlayan en yaygın yol, kanundan değil müdürün kendi imzasından doğar. Bankalar şirkete kredi açarken genel kredi sözleşmesini müdüre ayrıca kefil veya müşterek borçlu sıfatıyla da imzalatır; tedarikçiler kefaletname ister, teminat bonosuna aval imzası alınır. Bu imzaların altındaki borç artık “şirketin borcu” değil, müdürün kendi borcudur ve şirketin tüzel kişiliği burada bir kalkan oluşturmaz.
Banka kredisine kefil olan müdürün sorumluluğu
Kefalet sözleşmesinin geçerli olması için yazılı şekilde yapılması, kefilin sorumlu olacağı azami miktarın ve kefalet tarihinin belirtilmesi gerekir. Kefil, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatı kendi el yazısıyla yazmak zorundadır (TBK m.583/1). Bu şartlardan biri eksikse kefalet geçersizdir; müdürün ilk bakacağı yer, imzaladığı belgedeki el yazısı kısımlarıdır.
Şirket yöneticileri için önemli bir istisna eşin rızasıyla ilgilidir. Türk Borçlar Kanunu’nun 584. maddesi evli kişinin kefil olabilmesi için kural olarak eşinin yazılı rızasını arar. Ancak 2013’te 6455 sayılı Kanun’la eklenen üçüncü fıkraya göre ticaret şirketinin ortağı veya yöneticisi tarafından şirketle ilgili olarak verilen kefaletlerde eşin rızası aranmaz. Yargıtay bu istisnayı uygulamayan bir istinaf kararını, genel kredi sözleşmesindeki kefaletin değişiklikten sonra verildiğini belirterek bozdu (Yargıtay 11. HD, E.2020/2686, K.2020/5732, 08.12.2020).
İstisnanın iki sınırı vardır. Birincisi zaman bakımındandır: Değişiklikten önce, Şubat 2013’te verilen bir kefalette eşin rızası hâlâ geçerlilik şartı sayıldı (Yargıtay 11. HD, E.2023/761, K.2024/4466, 29.05.2024). İkincisi kişi ve konu bakımındandır: Kredinin ticari kredi olması tek başına yetmez; kefilin şirketin ortağı veya yöneticisi olduğu ve kefaletin şirketle ilgili verildiği ortaya konulmalıdır. Bu bağlantı kurulamayan bir dosyada evli kefilin eşinin rızası bulunmadığı için kefil yönünden dava reddedildi ve karar onandı (Yargıtay 11. HD, E.2020/6973, K.2022/1327, 28.02.2022).
Senette ve çekte imzanın kimi bağladığı
Kambiyo senetlerinde imzanın atıldığı yer ve biçim belirleyicidir. Şirket kaşesi veya unvanı altında, yetkili müdür sıfatıyla atılan imza şirketi bağlar; senedin ön yüzüne ayrıca şahsınız adına attığınız imza ise aval sayılabilir ve sizi senet borçlusu gibi sorumlu kılar. Aval imzasının hangi hâllerde kişisel sorumluluk doğurduğunu, kefaletten farkını ve kefaletten dönme ihtarının işe yaramadığı durumları hisse devreden ortağın sorumluluğunu anlattığımız yazıda kararlarıyla birlikte ayrıntılı olarak ele aldık. Aynı yazıda, gerçek kişinin verdiği kefaletin on yıl sonra kendiliğinden sona ermesi kuralı da (TBK m.598/3) örnek dosyalarla anlatılıyor.
Kısacası müdürlükten ayrılmak, imzaladığınız kefaletleri kendiliğinden sona erdirmez; kefalet, kendi sona erme kurallarına tabidir.
Şirket Alacaklısı Müdüre Doğrudan Dava Açabilir mi?
Kanun, müdürü şirket alacaklılarına karşı tamamen sorumsuz da bırakmaz. Türk Ticaret Kanunu’nun 553. maddesine göre kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludur. Bu hüküm, TTK’nın 644. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendiyle limited şirket müdürlerine de uygulanır.
Ancak maddede geçen “şirket alacaklılarına karşı” ibaresi, her alacaklıya müdürü doğrudan dava etme imkânı vermez. Yargıtay’ın yerleşik çizgisi, alacaklının uğradığı zararın türüne göre iki ayrı yol tanır: doğrudan zarar ve dolaylı zarar.
Alacağınızın tahsil edilememesi neden kural olarak dolaylı zarardır?
Yargıtay 11. Hukuk Dairesine göre yöneticilerin şirketin malvarlığını azaltan veya kötüleştiren kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar; başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, şirket alacaklılarının dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Dolaylı zarar nedeniyle açılan davada alacaklı, hükmedilecek tazminatın kendisine değil, şirkete ödenmesini isteyebilir (Yargıtay 11. HD, E.2016/5162, K.2017/7123, 11.12.2017; E.2016/7730, K.2016/8878, 17.11.2016).
Bu çizgi güncel kararlarda da aynen sürüyor. Bir şirket alacaklısı, borçlu limited şirketin yöneticilerinin eylemleri nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek tazminatı kendisine ödenmek üzere istemişti. Mahkeme, iddia edilen eylemlerin önce borçlu şirketi doğrudan zarara uğratacağını, alacaklının ise bunun sonucu olarak dolaylı zarara uğrayacağını, bu nedenle tazminatı ancak borçlu şirkete verilmek üzere isteyebileceğini belirterek davayı reddetti; Yargıtay kararı onadı (Yargıtay 11. HD, E.2023/5458, K.2024/8745, 05.12.2024). Müdürün şirket taşınmazlarını muvazaalı biçimde elden çıkardığı iddiası da ortaklar bakımından dolaylı zarar sayıldı (Yargıtay 11. HD, E.2021/7360, K.2023/1889, 28.03.2023).
Pratik sonuç şudur: Dolaylı zarar iddiasıyla tazminatı kendi adınıza isteyen dava, esasa girilmeden reddedilebilir. Talebin baştan doğru kurulması, yani tazminatın şirkete ödenmesinin istenmesi gerekir.
Şirketi borcu ödememek için atıl bırakmak doğrudan zarardır
Yargıtay, alacaklının kendi adına dava açabildiği doğrudan zarar hâlini de tanımlamıştır: Şirket yöneticilerinin, şirketin almış olduğu borcu ya da başkaca edim yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla şirketi atıl kılarak acz içine düşürmeleri, üçüncü kişiler yönünden doğrudan zarar niteliğindedir. Bunun dışında kalan ve dolaylı zarar olarak nitelendirilebilecek durumlarda alacaklı, ancak yöneticilerin ödeyeceği tazminatın şirkete verilmesini isteyebilir.
Bu formülün uygulandığı bir dosyada davacı, ortağı ve müdürü davalılar olan şirkete borç para vermiş, parayı geri alamamıştı. Yargıtay, davalıların eylemlerinin şirketin davacıya olan borcunun ödenmemesi için şirketin aciz hâline düşürülmesi niteliğinde olup olmadığının araştırılması gerektiğini belirterek ret kararını davacı yararına bozdu (Yargıtay 11. HD, E.2013/11754, K.2014/16472, 24.10.2014). Aynı formül 2023 tarihli bir onama kararında da aynen yer aldı (Yargıtay 11. HD, E.2022/3142, K.2023/6720, 22.11.2023).
Burada ölçüt, borcun ödenmemiş olması değil, ödememenin bir amaç olarak kurgulanmasıdır. Faaliyetini sürdüren ama ticari başarısızlık nedeniyle borcunu ödeyemeyen bir şirketin müdürü bu kalıba girmez. Örneğin müdürün işyerini kapatması ve şirketin faaliyetine son verilmesi iddiasında, bunun önce şirketi doğrudan zarara uğrattığı, şirket ortağı olmayan davacının zararının ise dolaylı olduğu kabul edildi (Yargıtay 11. HD, E.2022/7508, K.2024/3871, 14.05.2024).
Şirket iflas ederse alacaklılar hangi yolu kullanır?
Dolaylı zarar hâlinde alacaklının elindeki yol TTK’nın 556. maddesidir. Zarara uğrayan şirketin iflası hâlinde, tazminatın şirkete ödenmesini isteme hakkı şirket alacaklılarına da tanınır. Bu istemleri önce iflas idaresi ileri sürer; iflas idaresi davayı açmazsa her pay sahibi veya şirket alacaklısı davayı açabilir. Elde edilen tutar önce dava açan alacaklıların alacaklarının ödenmesine ayrılır, kalan kısım kanundaki sıraya göre dağıtılır.
Yargıtay, limited şirket müdürüne karşı alacaklının açtığı bir davada, zararın dolaylı olduğunu ve şirketin iflası şartı gerçekleşmediği için alacaklının bu yolu da kullanamayacağını belirterek ret kararını sonucu itibarıyla doğru buldu (Yargıtay 11. HD, E.2014/11626, K.2015/7984, 09.06.2015).
Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Müdüre Uzanır mı?
Alacaklıların sıkça başvurduğu bir diğer yol, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması (aralanması) teorisidir. Kanunda ayrı bir maddesi yoktur; dayanağı, Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesindeki dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun tarifine göre tüzel kişiliğin varlığı asıldır ve borcun yükümlüsü olan bir tüzel kişilik bulunurken şirketin ortaklarına ya da başka bir şirkete bu borçtan dolayı gidilemez; ancak tüzel kişiliğin kötüye kullanıldığı istisnai hâllerde perde aralanarak ortakların sorumluluğuna gidilebilir (Yargıtay HGK, E.2023/1138, K.2025/287, 14.05.2025).
Hukuk Genel Kurulu bu teoriye başvurmanın sınırlarını da çizmiştir: Teori istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanmalı, mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve ancak tüzel kişiliğin arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı ve sorumluluk için başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda kullanılmalıdır. Şirketler arasında organik bağ bulunması tek başına yetmez; sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının somut verilerle ispatlanması gerekir (Yargıtay HGK, E.2019/149, K.2022/894, 14.06.2022). 2025 tarihli kararda da adresleri, ortaklık yapıları, yöneticileri ve faaliyet alanları farklı olan, aralarında cari hesap ilişkisi bulunmayan bir şirketin sorumlu tutulması, mal kaçırma kastı somut verilerle ispatlanmadığı için bozuldu.
Bu tablo müdür bakımından iki sonuç doğurur. Birincisi, perdenin kaldırılması kararlarda esas olarak ortaklara ve kardeş şirketlere yönelen bir yoldur; şirkette payı olmayan bir müdürün kişisel sorumluluğu kural olarak bu teoriden değil, yukarıda anlatılan TTK’nın 553. maddesinden veya haksız fiil hükümlerinden doğar. İkincisi, hem ortak hem müdür olan ve şirketi kendi malvarlığından ayırmadan yöneten kişi için risk gerçektir: Şirketin varlıklarını yakınlara veya aynı kişilerin kurduğu yeni bir şirkete aktararak alacaklıdan kaçırma iddiası, mahkemenin araştırmak zorunda olduğu bir vakıadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, iki şirket arasında organik bağ kurulamadığı gerekçesiyle verilen ret kararını, alacağın tahsiline engel olmak amacıyla mal kaçırılıp kaçırılmadığı araştırılmadan karar verildiği için bozdu (Yargıtay 11. HD, E.2022/3657, K.2024/577, 24.01.2024). Şirket mallarının alacaklıdan kaçırmak amacıyla üçüncü kişilere devredildiği durumlarda alacaklının başvurabileceği bir diğer yol tasarrufun iptali davasıdır; bu dava, perdenin kaldırılmasından farklı olarak doğrudan İcra ve İflas Kanunu’na dayanır ve açılabilmesi için kural olarak borçlu hakkında geçici veya kesin aciz belgesi alınmış olması gerekir (İİK m.277).
Usul yönünden de bir uyarı gerekir: Perdenin kaldırılmasına dayanılarak kesinleşmiş alacaklardan ortakların ve yöneticilerin de sorumlu tutulmasını isteyen davada arabuluculuk dava şartı aranmış ve şart yerine getirilmediği için dava usulden reddedilmiştir; ayrıntıları aşağıdaki dava usulü bölümünde anlatıyoruz.
İşçi Alacakları İçin Müdüre Dava Açılabilir mi?
İşçinin kıdem tazminatı, ücret veya fazla çalışma alacağı da kural olarak şirketin borcudur. İş Kanunu’nun 2. maddesi işveren adına hareket eden ve işin, işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kimseleri işveren vekili sayar; ancak aynı madde, işveren vekilinin bu sıfatla işçilere karşı işlem ve yükümlülüklerinden doğrudan işverenin sorumlu olduğunu da söyler. Maddedeki “işveren için öngörülen her çeşit sorumluluk ve zorunluluklar işveren vekilleri hakkında da uygulanır” cümlesi, müdürü işçilik alacaklarının borçlusu hâline getirmez.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işçilik alacağı davasında şirketlerle birlikte dava edilen kişi hakkında, bu kişinin işveren konumunda olmayıp şirket ortağı veya yetkilisi olarak tespit edilmesi hâlinde davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini belirterek kabul kararını bozdu (Yargıtay 9. HD, E.2017/12240, K.2019/18709, 23.10.2019). Başka bir dosyada da Daire, bozmadan sonra verilen kararın başlığında şirket yetkilisinin şirketle birlikte davalı olarak gösterilmesini ayrı bir bozma sebebi yaptı (Yargıtay 9. HD, E.2021/11438, K.2021/15629, 11.11.2021). Aynı dosya, işçinin gerçekte kimin işçisi olduğunun ve birden fazla şirket arasında organik bağ bulunup bulunmadığının ayrıca araştırılması gerektiğini de gösterir. Müdür bir şirketin yetkilisi olmanın ötesinde işçiyi kendi adına çalıştırıyorsa, yani gerçek işveren kendisiyse sorumluluk o sıfattan doğar.
İşçiyle ilgili olup müdürü doğrudan ilgilendiren asıl alan ise SGK primleridir. Prim borcu bir kamu alacağıdır ve aşağıda anlatıldığı gibi özel hukuk kurallarından farklı bir rejime tabidir.
Vergi ve SGK Borçlarında Kural Neden Tersine Döner?
Kamu alacaklarında yasa koyucu, özel hukuktaki “şirketin borcu şirkette kalır” kuralını bilinçli olarak değiştirmiştir. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesine göre tüzel kişilerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin şahsi mal varlıklarından tahsil edilir. Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesi kanuni temsilcileri tüzel kişinin vergi ödevlerinden sorumlu tutar; 5510 sayılı Kanun’un 88. maddesi ise primler süresinde ödenmezse şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkililer ile kanuni temsilcileri işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutar.
Anayasa Mahkemesi, mükerrer 35. maddenin birinci fıkrasının iptali için yapılan itiraz başvurusunu 26 Kasım 2025’te oyçokluğuyla reddetti. Karara göre kanuni temsilcilerin kanunların kendilerine yüklediği ödevleri zamanında ve eksiksiz olarak yerine getirmeleri hâlinde ödenmeyen kamu borçlarından sorumlu tutulamayacakları, sorumluluğun ikincil nitelikte olduğu, kamu alacağının öncelikle tüzel kişiden tahsil edilmeye çalışılması gerektiği ve ödenen tutarlar için asıl borçluya rücu imkânı bulunduğu gözetildiğinde, kural mülkiyet hakkına orantısız bir sınırlama getirmemektedir (AYM, E.2025/55, K.2025/240, 26.11.2025; Resmî Gazete 18.03.2026, sayı 33200). Dört üye karşı oy kullandı.
Kamu borçlarında müdürün sorumluluğu, görev yaptığı dönem, şirket hakkındaki takibin tamamlanıp tamamlanmadığı ve istifanın etkisi gibi kendine özgü sorulara sahiptir. Ortağın durumunu limited şirket ortağının şirketin vergi borcundan sorumluluğunu anlattığımız yazıda, müdürün vergi borcunu şirketin vergi borcundan müdürün sorumlu olup olmadığını anlattığımız yazıda, prim borcunu ise şirketin SGK borcundan kimin sorumlu olduğunu anlattığımız yazıda ayrıntılı olarak ele aldık. Bu yazının konusu olan özel hukuk alacaklıları, bu kamu hukuku hükümlerine dayanarak müdüre gidemez.
Müdür Şirket Borcu Yüzünden Ceza Alır mı?
Borcun ödenmemesi kural olarak suç değildir. Ancak İcra ve İflas Kanunu, ticaret şirketlerinin yöneticileri için özel bir suç tipi öngörür. İİK’nın 333/a maddesine göre ticaret şirketlerinde hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olanlar, alacaklıları zarara uğratmak kastıyla ticari işletmenin borçlarını kısmen veya tamamen ödemeyerek alacaklıları zarara sokarlarsa ve bu eylem başka bir suç oluşturmuyorsa, alacaklının şikâyeti üzerine altı aydan iki yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Suç taksirle işlenirse iki bin güne kadar adli para cezası öngörülür.
“Fiilen yönetim yetkisine sahip olanlar” ifadesi önemlidir: Sicilde müdür görünmeyen ama şirketi gerçekte yöneten kişi de bu hükmün kapsamına girebilir. Bununla birlikte Yargıtay, suçun oluşması için şirketin borcu ödeyebilecek ekonomik güce sahip olmasına karşın borcun kasıtlı olarak ödenmemesini arar. Şikâyetçi, İİK’nın 351. maddesi gereğince dilekçesinde gösterdiği delillerle bağlıdır ve hâkimin kendiliğinden araştırma yükümlülüğü yoktur. Şikâyet dilekçesinde şirketin borcu ödeyebilecek güçte olduğu ve sanığın hangi kasıtlı eylemlerle alacaklıyı zarara uğrattığı somut olarak gösterilmemişse beraat kararı verilmesi gerektiği yönündeki bozma kararları bu nedenle verilmiştir (Yargıtay 12. HD, E.2021/2071, K.2021/2956, 16.03.2021; E.2021/6396, K.2021/10195, 16.11.2021; E.2019/13610, K.2020/791, 04.02.2020).
Şikâyetin süresi de kısadır: İİK’nın 347. maddesine göre bu bapta yer alan fiillerden dolayı şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer. Süre geçtikten sonra yapılan şikâyetlerde Yargıtay, beraat yerine şikâyet hakkının düşmesine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 19. CD, E.2015/3515, K.2015/2375, 04.06.2015). Davalara icra ceza mahkemesi bakar.
İİK’da müdürü ilgilendiren başka hükümler de vardır: Alacaklısını zarara sokmak kastıyla mal kaçırma (İİK m.331) ve tüzel kişilerin idare ve temsiliyle görevli kişilerin, şirketin mevcudunun borçlarını karşılamadığını bildirerek iflas istemeleri gerekirken bunu yapmamaları (İİK m.345/a). Şirketin karşılıksız çıkan çekinin ceza hukuku bakımından kimi sorumlu kıldığı ise Çek Kanunu’na tabi ayrı bir sorudur ve bu yazının kapsamı dışındadır.
Müdüre Karşı Sorumluluk Davası Nerede ve Ne Kadar Sürede Açılır?
TTK’nın 553. maddesine dayanan sorumluluk davaları asliye ticaret mahkemesinde görülür ve sorumlular aleyhine şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde dava açılabilir (TTK m.561). Yöneticinin şirkete hizmet sözleşmesiyle bağlı olması da görevli mahkemeyi değiştirmez: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, iki bölge adliye mahkemesi dairesi arasındaki uyuşmazlığı giderirken, şirkete hizmet akdiyle bağlı olup şirketi yönetmek üzere yetki verilen kişilerin zararlandırıcı eylemlerinden kaynaklanan davaların TTK’nın 553. maddesine dayalı sorumluluk davası olduğunu ve görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğunu kesin olarak karara bağladı (Yargıtay 11. HD, E.2021/5943, K.2022/2413, 25.03.2022).
Dava açmadan önce bir ön şart vardır. TTK’nın 5/A maddesine göre ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Yargıtay, şirket alacaklısının borçlu şirketin ortaklarına ve yöneticilerine karşı açtığı ve tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasıyla kesinleşmiş alacaklardan sorumlu tutulmalarını istediği davayı da bu kapsamda gördü; arabuluculuğa başvurulmadığı için davanın usulden reddine ilişkin kararı onadı (Yargıtay 11. HD, E.2022/5236, K.2024/1585, 28.02.2024).
Süre konusunda TTK’nın 560. maddesi uygulanır: Sorumlulara karşı tazminat isteme hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Fiil aynı zamanda suç oluşturuyor ve ceza kanununa göre daha uzun bir dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da bu süre uygulanır.
Birden fazla müdür veya yönetici aynı zarardan sorumluysa, her biri kusuruna ve durumun gereklerine göre zarar şahsen kendisine yükletilebildiği ölçüde diğerleriyle birlikte müteselsilen sorumlu olur (TTK m.557). Davacı birden çok sorumluyu zararın tamamı için birlikte dava edebilir ve hâkimden her birinin tazminat borcunu ayrı ayrı belirlemesini isteyebilir. Haksız fiil yolunda ise şirket ile müdürün müteselsil sorumluluğu Türk Borçlar Kanunu’nun 61. maddesine dayanır.
Müdürlükten Ayrılmak Geçmiş Dönemin Sorumluluğunu Bitirir mi?
Müdürlükten ayrılmak, ayrıldıktan sonra şirketin yaptığı işlemlerin sorumluluğunu size yüklemez; ama görev süreniz içinde yaptığınız veya yapmanız gerekirken yapmadığınız işlerin sorumluluğunu da kendiliğinden silmez. TTK’nın 553. maddesine dayanan sorumluluk, görev sırasındaki kusurlu ihlale bağlıdır ve 560. maddedeki iki yıllık ve beş yıllık sürelere tabidir. Ayrılma tarihi bu sürelerin başlangıcını değiştirmez; süreler zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden ve fiilin meydana gelmesinden işler.
Ayrılığın üçüncü kişilere karşı ne zaman hüküm doğurduğu da önemlidir. TTK’nın 36. maddesine göre ticaret sicili kayıtları üçüncü kişiler hakkında, tescilin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği günü izleyen iş gününden itibaren hukuki sonuçlarını doğurur. Tescili zorunlu olduğu hâlde tescil edilmemiş bir husus ise ancak üçüncü kişinin bunu bildiği veya bilmesi gerektiği ispat edilirse ona karşı ileri sürülebilir. İstifanızın tescil ve ilan ettirilmesini takip etmek, bu nedenle sonradan “o tarihte artık müdür değildim” diyebilmenin en sağlam yoludur.
Kendi imzanızla verdiğiniz kefaletler ise müdürlükle birlikte bitmez; kendi sona erme kurallarına tabidir. Kamu borçlarında görev dönemi ile borcun doğduğu ve ödenmesi gereken dönemin ilişkisi ayrıca incelenir.
Yargıtay Kararlarında Limited Şirket Müdürünün Sorumluluğu
Aşağıdaki tablo, yazıda andığımız kararları sorumluluğun kaynağına göre bir arada gösteriyor.
| Karar | Olay | Sonuç |
|---|---|---|
| Yargıtay HGK, E.2023/214, K.2023/246, 22.03.2023 | Şirket müdürünün şirket taşınmazını satması üzerine açılan tapu iptali davası | Müdür, şirket adına yaptığı sözleşme ve hukuki işlemlerden dolayı şahsen sorumlu olmaz; sözleşmenin ifa edilmemesinden şirket sorumludur. |
| Yargıtay 11. HD, E.2025/1334, K.2025/6695, 06.11.2025 | Tedarikçi, şirketten tahsil edemediği alacağı için müdür-ortağa dava açtı | Garanti veya şahsi taahhüt yok, doğrudan zarar şartları yok; dava husumetten reddedildi, karar onandı. |
| Yargıtay 3. HD, E.2025/5838, K.2026/2484, 27.04.2026 | Su idaresinin, tasfiyedeki şirketin yöneticisinden fatura ve kaçak su bedeli istemi | Normal tüketim faturası için yönetici sorumlu değil; kaçak su bedelinden (haksız fiil) şirketle birlikte sorumlu. |
| Yargıtay 3. HD, E.2025/4851, K.2026/1816, 01.04.2026 | Tek ortaklı şirketin tek yetkili müdürü, kaçak elektrik | Müdür haksız fiil nedeniyle şirketle müteselsilen sorumlu; aksi yöndeki karar bozuldu. |
| Yargıtay 11. HD, E.2015/7562, K.2016/2180, 29.02.2016 | Marka tecavüzü ve haksız rekabet | Dava şirket ve müdür aleyhine ayrı ayrı veya birlikte açılabilir; müdür hakkında husumet reddi bozuldu. |
| Yargıtay 11. HD, E.2013/11754, K.2014/16472, 24.10.2014 | Şirkete borç para veren alacaklı, müdür-ortaklara karşı | Şirketi borcu ödememek için atıl kılıp acz içine düşürmek doğrudan zarardır; araştırma yapılmadan verilen ret bozuldu. |
| Yargıtay 11. HD, E.2023/5458, K.2024/8745, 05.12.2024 | Alacaklının, borçlu şirket yöneticilerinden tazminatı kendisine istemesi | Zarar dolaylı; tazminat ancak şirkete istenebilir. Ret onandı. |
| Yargıtay 11. HD, E.2014/11626, K.2015/7984, 09.06.2015 | Limited şirket müdürüne karşı alacaklı davası | Dolaylı zararda iflas şartı (TTK m.556) yok; ret sonucu itibarıyla doğru. |
| Yargıtay 11. HD, E.2020/2686, K.2020/5732, 08.12.2020 | Şirket yöneticisinin genel kredi sözleşmesindeki kefaleti | 2013 değişikliğinden sonra verilen kefalette eşin rızası aranmaz; aksi karar bozuldu. |
| Yargıtay 9. HD, E.2017/12240, K.2019/18709, 23.10.2019 | İşçilik alacağı davasında şirket yetkilisi de davalı | İşveren olmayan ortak veya yetkili hakkında dava sıfat yokluğundan reddedilmeli. |
| Yargıtay 12. HD, E.2021/2071, K.2021/2956, 16.03.2021 | İİK m.333/a şikâyeti | Şirketin ödeme gücü ve kasıtlı eylem somut gösterilmemişse beraat gerekir. |
| Yargıtay 11. HD, E.2021/5943, K.2022/2413, 25.03.2022 | Hizmet akdiyle çalışan yöneticilere karşı dava | TTK m.553 davasıdır; görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. |
Kişisel Malvarlığını Korumak İsteyen Müdür Nelere Dikkat Etmeli?
Yukarıdaki kararlardan çıkan pratik sonuçları müdürün günlük işleri üzerinden şöyle sıralayabiliriz:
- İmzanın altına bakın. Şirket adına imzaladığınız her belgede imzanın şirket unvanı veya kaşesi altında, müdür sıfatıyla atıldığından emin olun. Kefil, müşterek borçlu veya aval veren sıfatıyla attığınız imza, şirketten bağımsız bir kişisel borçtur.
- Kefaletin şeklini kontrol edin. Azami miktar, tarih ve müteselsil kefalet ibaresi kendi el yazınızla yazılmamışsa kefalet geçersiz olabilir (TBK m.583). Şirket yöneticisi olarak şirketle ilgili verdiğiniz kefalette eşin rızası aranmadığını unutmayın.
- Kamu borçlarını öncelikli izleyin. Vergi ve prim borçlarında kural tersine döner; bu borçlarda müdür, özel hukuk alacaklılarına karşı sahip olduğu korumaya sahip değildir.
- Haksız fiil riskini ayırın. Kaçak elektrik veya su kullanımı, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet gibi eylemlerde şirket adına hareket etmeniz sizi korumaz; mağdur sizi de dava edebilir.
- Ödeme gücü varken borcu “beklemeye almayın”. Şirketin ödeme gücü varken alacaklıyı zarara uğratmak kastıyla borcun ödenmemesi İİK’nın 333/a maddesi kapsamında suç oluşturabilir; şirketi borcu ödememek için atıl bırakmak ise hukuk davasında doğrudan zarar sayılır.
- Şirket varlıklarını şirket hesabında tutun. Şirkete ait taşınmazların, araçların veya tahsilatların bedelinin şirket kasasına girmemesi, hem şirkete karşı sorumluluk davalarında hem de alacaklıların mal kaçırma iddialarında incelenen başlıca olgulardandır.
- Ayrılırken tescili takip edin. İstifanızın ticaret siciline tescil ve ilan edildiği tarihi belgeleyin; üçüncü kişilere karşı görevin sona erdiği tarih buna bağlıdır.
Adınıza Takip veya Dava Geldiyse Önce Sıfatınızı Belirleyin
Size gelen ödeme emrinde, icra takibinde veya dava dilekçesinde ilk bakılacak şey, borcun size hangi sıfatla yöneltildiğidir. Kefil veya aval veren olarak takip edildiyseniz savunma imzaladığınız belgenin geçerliliği, kapsamı ve süresi üzerinden yürür. Yalnızca şirketin müdürü olduğunuz için şirketin sözleşme borcundan sorumlu tutulmak isteniyorsanız, husumet itirazı ve doğrudan zarar şartlarının bulunmadığı savunması öne çıkar. Haksız fiil iddiası varsa, eylemle kişisel bağınızın bulunup bulunmadığı belirleyicidir. Kamu alacağı için ödeme emri aldıysanız süreler kısadır ve başvurulacak yol alacağın vergi mi prim mi olduğuna göre değişir.
İcra takibine itiraz ve kambiyo senetlerine dayalı takiplerde süreler günlerle ölçülür; belgeleri beklemeden değerlendirmek sonucu doğrudan etkiler. Şirket yönetimi ve sorumluluk davalarında Ankara şirket avukatı olarak dosyanızı inceleyebilir, size yöneltilen talebin hangi sorumluluk yoluna dayandığını birlikte belirleyebiliriz. Görüşme için iletişim bilgilerimizi kullanabilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Limited şirket müdürünün sorumluluğu nedir?
Limited şirket müdürünün sorumluluğu, kanundan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini kusurla ihlal etmesi hâlinde şirkete, ortaklara ve şirket alacaklılarına verdiği zarardan doğar (TTK m.553 ve m.644/1-a). Bu, şirketin her borcundan sorumluluk anlamına gelmez; şirket kendi borçlarından kendi malvarlığıyla sorumludur (TTK m.602).
Limited şirket borcu şahıstan alınır mı?
Kural olarak hayır. Şirketin sözleşmeden doğan borcu için alacaklı, müdürün veya ortağın kişisel malvarlığına başvuramaz. İstisnalar müdürün kendi imzasıyla üstlendiği borçlar (kefalet, aval), alacaklıya doğrudan zarar veren kusurlu yönetim, müdürün bizzat işlediği haksız fiiller ve vergi ile SGK primi gibi kamu alacaklarıdır.
Limited şirket müdürünün üçüncü kişilere karşı sorumluluğu var mı?
Vardır, ama sınırlıdır. Üçüncü kişi, müdürün kusurlu yönetiminden kendi malvarlığında doğrudan bir zarar gördüyse müdüre kendi adına dava açabilir. Zarar önce şirketin malvarlığında doğup alacaklıya yansıyorsa dolaylı zarardır ve tazminat ancak şirkete ödenmek üzere istenebilir; şirket iflas etmişse TTK’nın 556. maddesindeki yol kullanılır.
Ortak olmayan limited şirket müdürünün sorumluluğu farklı mı?
Özel hukuk alacaklıları bakımından fark yoktur. TTK’nın 553. maddesi ortak olup olmadığına bakmaksızın yöneticilere uygulanır. Müdür aynı zamanda ortaksa, ortaklık sıfatından doğan sermaye borcu gibi yükümlülükler ayrıca gündeme gelir.
Limited şirket müdürü işçi alacaklarından sorumlu mu?
Kural olarak hayır. İş Kanunu’nun 2. maddesine göre işveren vekilinin işçilere karşı işlemlerinden doğrudan işveren sorumludur. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işveren olmayan şirket ortağı veya yetkilisi hakkındaki işçilik alacağı davasının sıfat yokluğundan reddedilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Prim borçları ise kamu alacağıdır ve ayrı kurallara tabidir.
Limited şirket müdürünün cezai sorumluluğu var mı?
Borcun ödenmemesi tek başına suç değildir. Ancak şirketin ödeme gücü varken alacaklıyı zarara uğratmak kastıyla borcun ödenmemesi İİK’nın 333/a maddesindeki suçu oluşturabilir. Bu suç şikâyete bağlıdır; şikâyet, fiilin öğrenilmesinden itibaren üç ay ve her hâlde fiilden itibaren bir yıl içinde yapılmalıdır.
Limited şirket müdürünün sorumluluğu kaç yılda zamanaşımına uğrar?
TTK’nın 560. maddesine göre tazminat isteme hakkı, zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde fiilden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Fiil suç oluşturuyor ve ceza kanununda daha uzun dava zamanaşımı öngörülüyorsa o süre uygulanır.
Limited şirketlerde müdürün sorumluluğu ne zaman biter?
Müdürlükten ayrılmak, ayrılıştan sonraki işlemlerin sorumluluğunu size yüklemez; görev sırasındaki işlemler için ise zamanaşımı süreleri işler. Ayrılığın üçüncü kişilere karşı sonuç doğurması için ticaret siciline tescil ve ilanı gerekir. Kefaletler müdürlükle birlikte bitmez.
Şirket müdürüne icra takibi yapılabilir mi?
Şirketin borcu için takip şirkete karşı yapılır. Müdür adına takip ancak müdürün kişisel bir borcu varsa, örneğin kefil veya aval veren olarak imza attıysa ya da hakkında verilmiş bir mahkeme kararı varsa yapılabilir. Kamu alacaklarında ise vergi dairesi ve SGK, kanuni temsilci sıfatıyla müdüre ödeme emri gönderebilir.
Şirket müdürü kefil olurken eşinin rızası gerekir mi?
Ticaret şirketinin ortağı veya yöneticisi tarafından şirketle ilgili olarak verilen kefaletlerde eşin rızası aranmaz (TBK m.584/3). Bu istisna 2013’te eklenmiştir; ondan önce verilmiş kefaletlerde ve kefaletin şirketle ilgisi kurulamayan durumlarda eşin yazılı rızası geçerlilik şartıdır.
Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması müdüre uygulanır mı?
Perdenin kaldırılması, tüzel kişiliğin alacaklıdan mal kaçırmak için kötüye kullanıldığının somut verilerle ispatlandığı istisnai durumlarda ortaklara ve kardeş şirketlere gitmeyi sağlar. Organik bağ tek başına yetmez. Ortak olmayan müdürün kişisel sorumluluğu ise genellikle TTK’nın 553. maddesinden veya haksız fiil hükümlerinden doğar.
Limited şirket müdürü şirketin vergi borcundan sorumlu mu?
Evet, kamu alacaklarında kural farklıdır. Şirketten tahsil edilemeyen veya edilemeyeceği anlaşılan vergi ve benzeri kamu alacakları, 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesine göre kanuni temsilcinin şahsi malvarlığından tahsil edilir. Anayasa Mahkemesi 2025’te bu hükmü Anayasa’ya aykırı bulmadı.
Bu yazıyla ilgili bilmeniz gerekenler
- Limited şirket müdürünün sorumluluğu hakkında burada anlatılanlar, Türk Ticaret Kanunu, Türk Medeni Kanunu, Türk Borçlar Kanunu, İcra ve İflas Kanunu ve İş Kanunu’nun güncel metinleri ile anılan Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarına dayanan genel bilgilendirmedir; hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz.
- Her dosyada sorumluluğun kaynağı, borcun türü, imzalanan belgeler ve tarihler farklıdır; kendi durumunuz için karar vermeden önce belgelerinizle birlikte bir avukata danışmanız gerekir.
- Kamu alacaklarına ilişkin kısa açıklamalar özel hukuk kurallarıyla farkı göstermek içindir; vergi ve prim borçlarının ayrıntısı ayrı yazılarımızdadır.
- Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.
Resmî metinler: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu · 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu · Anayasa Mahkemesinin E.2025/55, K.2025/240 sayılı kararı, Resmî Gazete 18.03.2026