Şirket Etkinliğinde İş Kazası: Halı Saha ve Turnuvada Kaza
Şirket etkinliğinde iş kazası tartışması neredeyse her dosyada aynı noktada düğümlenir: şubeler arası turnuvada kopan çapraz bağ ya da holdingin geleneksel şenliğinde yaşanan çarpışma iş kazası mıdır, yoksa “kendi isteğiyle gidilen” bir maçta yaşanmış sıradan spor sakatlanması mı? İşveren tarafının savunması hazırdır: kaza iş yerinde olmamıştır, mesai saatleri içinde değildir, katılım gönüllüdür. Oysa belirleyici olan maçın nasıl oynandığı değil, organizasyonun kime ait olduğudur. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi bu meseleyi son üç yılda birbirine benzeyen ama sonuçları ters çıkan dosyalarda defalarca ele aldı ve mahkemelere tek tek sayılmış somut bir araştırma listesi bıraktı.
Ana hatlarıyla
Şirketin düzenlediği halı saha maçı, turnuva, şenlik veya piknikte geçirilen kaza iş kazası sayılabilir. Belirleyici ölçüt katılımın gönüllü olup olmaması değildir; Yargıtay, etkinliğin işverenin iş organizasyonu içinde yapılıp yapılmadığına bakar. Çalışanların o gün idari izinli sayılması, mesailerin etkinliğe göre düzenlenmesi, saha kirasının şirketçe ödenmesi ve ulaşımın şirket aracıyla sağlanması “gönüllüydü” savunmasını tek başına çürütebilir. Dosyalar çoğunlukla hukuki nitelendirmeden değil ispattan kaybedilir.
Şirket Etkinliğinde İş Kazası Ne Demektir?
Burada konuşulan olay, iş yerinde makine başında geçirilen klasik bir kaza değil. İşverenin ya da bağlı olduğu grubun düzenlediği bir sosyal veya sportif etkinlik sırasında meydana gelen zararlandırıcı olay söz konusu. Uygulamada en sık üç görünümü var: şubeler ya da bölümler arası futbol turnuvaları, holding bünyesindeki “spor şenliği” tarzı çok branşlı organizasyonlar ve personel pikniği türü toplu etkinlikler.
Bu olayların hukuki sorunu şu: kaza iş yerinde olmamıştır, çoğu zaman mesai saatleri içinde de değildir ve kişi o sırada kendi işini yapmamaktadır. İşveren tarafı bu üç noktayı birleştirip “olay iş kazası değildir” savunmasını kurar. Sosyal Güvenlik Kurumu da birçok dosyada aynı çizgide durur ve olayı iş kazası saymayı reddeder.
Oysa sigortalının o sahada bulunmasının sebebi çalıştığı şirkettir. Takım şirket adına kurulmuştur, rakip şirketin takımıdır, forma şirketindir, sahayı şirket tutmuştur. İşte kanunun ve içtihadın çözmeye çalıştığı gerilim tam olarak budur.
Kanun Ne Diyor: 5510 Sayılı Kanun’un 13. Maddesindeki Beş Bent
İş kazasının tanımı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13. maddesinde yapılmıştır. Madde, iş kazasını tek bir cümleyle tanımlamaz; beş ayrı hâli sayar:
- (a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
- (b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle (sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle),
- (c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
- (d) Emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
- (e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında
meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.
Halı Saha, Turnuva ve Piknik Kanunda Geçiyor mu?
Hayır. Ve bu, meselenin neden bu kadar çekişmeli olduğunu tek başına açıklar. 5510 sayılı Kanun’un tam metninde müsabaka kelimesi hiç geçmez; turnuva geçmez; sosyal faaliyet geçmez; piknik geçmez. Aynı kelimeler 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile 4857 sayılı İş Kanunu metinlerinde de bulunmaz.
Yani halkın kullandığı kelimelerin hiçbiri kanunda yoktur. Kanun olayı değil, hâli tarif eder. Bu yüzden şirket etkinliğinde iş kazası bulunup bulunmadığı kanun metninde kelime aranarak belirlenemez; olayın 13. maddedeki beş bentten hangisine oturduğu tartışılarak belirlenir.
Hangi Bent Uygulanır: (a) mı, (b) mi, (c) mi?
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin E.2023/10059 K.2023/10615 sayılı, 01.11.2023 tarihli kararında kanunun okunuş biçimi açıkça yazılıdır: “5510 sayılı Kanun’da iş kazası sayılan hâllerden (b) bendi dışında kazanın yapılan işle ilgisi aranmamaktadır.”
Bu cümlenin pratik sonucu büyüktür. Olay (a) bendine, yani “işyerinde bulunma” hâline oturuyorsa, kazanın yapılan işle ilgisinin bulunup bulunmadığı tartışılmaz bile. Fabrikanın kendi spor tesisinde oynanan bir maç bu yüzden dışarıdaki halı sahadan farklı bir zeminde değerlendirilir; çünkü 5510 sayılı Kanun’un 11. maddesi işyerini eklentileriyle birlikte tanımlar.
Etkinlik dışarıda yapılmışsa gündeme (c) bendi gelir: işçi görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmiş midir? Ulaşım şirket servisiyle sağlanmışsa ayrıca (e) bendi devreye girer. İşyeri dışında geçirilen kazaların genel çerçevesini ve işyeri kavramının sınırlarını ayrıntılı biçimde ele aldığımız İşyeri Dışında Geçirilen Kaza İş Kazası Sayılır mı? başlıklı yazımızda bu bentlerin her biri örnekleriyle karşılaştırılmıştır.
Belirleyici Ölçüt: Gönüllülük Değil, Organizasyonun Kime Ait Olduğu
Bu damarda savunmanın değişmez cümlesi şudur: “Çalışan turnuvaya gönüllü katıldı, şirketin bir emri ya da zorlaması yoktu.” Kararların tamamında bu cümle geçer. Ve kararların çoğunda bu cümle davayı kurtarmaz.
Gönüllülük Tek Başına İş Kazası Vasfını Kaldırır mı?
Kaldırmaz. Bunu en net gösteren dosya, 10. Hukuk Dairesi’nin E.2024/3957 K.2024/5143 sayılı, 09.05.2024 tarihli kararıdır. Olayda bir holdingin her yıl geleneksel olarak yaptığı “spor şenlikleri” kapsamında futbol müsabakası oynanmış, boya operatörü yardımcısı olarak çalışan işçi rakip takımın oyuncusuyla çarpışarak dizinden sakatlanmıştır.
İlk derece mahkemesinin tespiti şaşırtıcıdır: takımda yer alacak çalışanların belirlenmesinde gönüllülük esas alınmıştı; başvuranlar arasından eleme yapılarak kadro kurulmuştu. Mahkeme buna rağmen olayı iş kazası saydı. Gerekçe, gönüllülüğün yanındaki diğer olgulardı: müsabakaya katılan çalışanların mesaileri turnuva saatlerine göre belirlenmişti, bu çalışanlar idari izinli kabul edilmişti ve etkinlik alanına gidiş gelişleri şirketçe sağlanmıştı. Karar Yargıtay’ca onandı.
Aynı yönde bir başka dosyada, E.2024/11780 K.2025/2044 sayılı, 17.02.2025 tarihli kararda hem Kurum hem iki ayrı şirket “kaza halı sahada, mesai saatleri dışında, çalışanların gönüllü organize olduğu bir müsabakada oldu” diyerek temyize gitti. Yerel mahkemenin iş kazası kabulü onandı.
Sonuç şudur: gönüllülük, olayı işverenin organizasyonundan koparmaya yetmiyor. Yetmesi için etkinliğin gerçekten işverenden bağımsız olması, yani çalışanların kendi aralarında kurduğu bir faaliyet olması gerekiyor.
Yargıtay’ın Aradığı Sekiz Somut Delil
Bu damardaki en kullanışlı karar, 10. Hukuk Dairesi’nin E.2023/10059 K.2023/10615 sayılı kararıdır. Olayda tanık beyanları birbiriyle çelişiyordu: davacı tanıkları “amirlerin sözlü emriyle turnuvaya katılacaklar belirlendi” derken, davalı ve kamu tanıkları “gönüllülük esasına göre oynayanlar belirlendi” diyordu. Bilirkişi raporunun kendi içinde bile çelişki vardı; bir alt bentte “işçinin asıl görevi dışında futbol takımında da görevlendirilmesi gibi bir durum söz konusudur”, başka bir alt bentte “işveren gönüllülük çerçevesinde şirket içinde sosyal aktivite olarak futbol müsabakası için futbol takımı oluşturmuştur” yazıyordu.
Daire, eksik incelemeyle hüküm kurulduğunu belirterek kararı bozdu ve mahkemenin yapması gereken araştırmayı madde madde saydı:
- Sigortalının işveren tarafından turnuvada görevlendirildiğine dair deliller toplanmalı.
- Böyle bir turnuvanın olup olmadığı, müsabakaya katılan şirketlerin bilgileri, çizelgeler ve varsa müsabaka kayıtları getirtilmeli.
- Gerek bölümler arasında gerekse grup şirketleri arasında turnuvaların hangi tarihten itibaren başladığı belirlenmeli.
- Şirketçe oluşturulan takım kadrosunun çalışanlar arasından ne suretle belirlendiği araştırılmalı.
- Olay gününde halı saha kirası ve diğer giderlerin kim tarafından karşılandığı tespit edilmeli.
- Çalışanların sahaya gidiş gelişi için servis ve şoför tahsis edilip edilmediği sorulmalı.
- Bu kapsamda sigortalının şirketin iş organizasyonu içerisinde görevlendirilip görevlendirilmediği ortaya konmalı.
- Kazanın olduğu ileri sürülen yerde o gün işyeri çalışanlarından kimlerin bulunduğu tespit edilerek yeteri kadar bordro tanığı re’sen belirlenmeli ve ayrıntılı beyanları alınmalı.
Bu liste, dava açmadan önce toplanacak belgelerin de listesidir. Saha faturası, turnuva fikstürü, idari izin yazısı, servis görevlendirmesi ve duyuru e-postası, “gönüllüydü” savunmasına verilecek en somut cevaptır.
Aynı Sorunun Dört Farklı Cevabı: Kararlar Yan Yana
Bu damarda karar başlıklarına bakarak sonuç çıkarmak yanıltıcıdır; aynı ifade hem kabul hem ret gerekçesinde geçebilir. Aşağıdaki tablo, gerekçeleri tek tek okunmuş dosyaları karşılaştırır.
| Karar | Tarih | Olay | Sonuç |
|---|---|---|---|
| 10. HD E.2023/10059 K.2023/10615 | 01.11.2023 | Halı saha turnuvası antrenmanı; tanık beyanları ve bilirkişi raporu “görevlendirme” ile “gönüllülük” arasında çelişkili | Eksik inceleme nedeniyle bozma; sekiz maddelik araştırma listesi verildi |
| 10. HD E.2024/3957 K.2024/5143 | 09.05.2024 | Holding “spor şenlikleri”; kadro gönüllülükle kuruldu ama çalışanlar idari izinli sayıldı, mesai etkinliğe göre düzenlendi, ulaşım şirketçe sağlandı | İş kazası sayıldı, onama |
| 10. HD E.2024/11780 K.2025/2044 | 17.02.2025 | Halı saha maçı, mesai saatleri dışında, katılım gönüllü | İş kazası sayıldı, onama |
| 10. HD E.2024/8134 K.2024/10473 | 06.11.2024 | Voleybol turnuvası; hastane kaydında olay “futbol oynarken” diye geçmiş, Kurum denetim raporu iş kazası saymamış | İş kazası sayılmadı, onama |
| 10. HD E.2023/639 K.2023/1084 | 13.02.2023 | İki ayrı hastanedeki kendi beyanı “halı sahada maç yaparken düştüm” şeklinde; işle bağ kurulamadı | İspat ekseninde tartışıldı |
Tablonun söylediği tek cümlelik ayrım şudur: iş kazası vasfını ortadan kaldıran şey gönüllülük değil, organizasyonun işverene ait olmadığının ortaya konmasıdır. Ve iki dosyada dava esastan değil, belgeler yüzünden kaybedilmiştir.
Halı Saha Maçında Kalp Krizi: 2025 Tarihli Karar Gerçekte Ne Dedi?
Bu damarın en çok aktarılan dosyası, şirketler arası halı saha turnuvasında kalp krizi geçiren bir çalışanın ölümüne ilişkindir. 10. Hukuk Dairesi E.2024/13196 K.2025/11283 sayılı, 03.07.2025 tarihli kararına konu olayda sigortalı, çalıştığı şirketin şubeleri arasında düzenlenen futbol turnuvasında 18.03.2016 tarihinde oyuncuyken rahatsızlanmış ve dört buçuk ay süren tedavinin ardından 30.07.2016’da vefat etmiştir.
Yargıtay İş Kazası Niteliğini Tartışmadı
Bu kararın en sık yanlış aktarılan yönü budur. Olayın iş kazası sayılması, dosyada çekişme konusu bile değildi. Sosyal Güvenlik Kurumu tahkikat raporunda olayı iş kazası saymış, ilk derece mahkemesi de bu kabulle hüküm kurmuştu. Daire kararında iş kazası niteliğine dair tek bir tartışma yoktur.
Dairenin çözdüğü uyuşmazlık kusurun nasıl belirleneceğiydi. Karar, bir kazanın iş kazası sayılıp sayılmayacağına dair yeni bir ölçüt getirmiyor; kusur raporunun nasıl alınacağına dair yerleşik kuralları hatırlatıyor.
Bozma Hangi Tarafın Lehine Oldu?
Bu sorunun cevabı da beklenenin tersidir. Dosyada bilirkişi heyeti işvereni %60, sigortalıyı %20 kusurlu bulmuş, kalan %20’yi ise “kaçınılmazlık” saymıştı. Hesap bilirkişisi bu %20’yi işveren kusuruna ekleyerek %80 üzerinden tazminat hesaplamıştı.
Daire, kalp krizi nedeniyle ölüm olaylarında bünyesel faktör değerlendirmesi yapılması gerektiğini, bünyesel faktör oranının işveren kusuruna eklenemeyeceğini belirterek hem kaçınılmazlık değerlendirmesini hem de %20’nin işveren kusuruna eklenmesini hatalı buldu. Bu tespitin pratik sonucu, işveren kusurunun %80’den aşağı inebilmesi, yani tazminatın azalabilmesidir. Bozma, davacı ailenin değil davalı tarafın lehine sonuç doğurmaya elverişlidir.
Kararda ayrıca, işverene verilen %60 kusurun ayrıştırma yapılmadan doğrudan diğer davalıya atfedilmesi de hatalı bulunmuştur.
Bu Ölçüt Yeni mi?
Değil. “Kaçınılmazlık payının işveren kusuruna eklenmesi hatalıdır” cümlesi Yargıtay kararlarında en az 2017’den beri aynı biçimde kuruluyor; aynı ifade 10. Hukuk Dairesi’nin 30.10.2017 tarihli E.2015/19967 K.2017/7397 sayılı kararında da, sonraki yıllarda verilen kararlarda da yer alıyor. Bünyesel faktörün kusur dağılımındaki rolüne ilişkin kararlar ise 2015’e kadar geriye gidiyor ve bu ifadeyi taşıyan karar sayısı yüzlerle ölçülüyor. Kararın kendi metninde “içtihat değişikliği” ya da “yerleşik uygulamadan dönülmüştür” biçiminde bir ibare bulunmuyor.
Kalp krizinin iş kazası sayılma şartları, kaçınılmazlık ile bünyesel faktör arasındaki fark ve bilirkişi heyetinin kimlerden oluşması gerektiği ayrı bir tartışma alanıdır; bu konuyu İşyerinde Kalp Krizi Geçirmek İş Kazası Sayılır mı? başlıklı yazımızda kararlarıyla birlikte ele aldık.
Spor Tesisi İşletmecisi de Sorumlu Tutulabilir mi?
Şirket etkinliklerinde kaza çoğu zaman şirkete ait olmayan bir tesiste olur. Bu durumda tesis işletmecisinin ayrı bir sorumluluğu doğar mı sorusu gündeme gelir.
Yönetmelikteki Yükümlülükler
Halı saha maçındaki ölüm dosyasında bölge adliye mahkemesi, Özel Beden Eğitimi ve Spor Tesisleri Yönetmeliği’ne dayanarak tesisi işleten derneği de sorumlu tuttu. Yönetmeliğin 24. maddesi tesiste ilk yardım için gereken ilaç ve malzemelerin eksiksiz olarak ilk yardım dolabında bulundurulmasını, çalışmalara katılan kişilerin spor çalışmalarına kabullerinden önce doktor muayenesinden geçmiş olduklarını belgelemesini, her kişi için sağlık dosyası düzenlenmesini ve en az üçer aylık aralıklarla sağlık muayenesi yaptırılmasının istenmesini öngörüyor. Aynı Yönetmeliğin 25. maddesi ise tesislerden yararlanmak isteyenlerden istenecek belgeleri sayıyor; (d) bendi sağlık raporu istiyor ve parantez içinde “tek doktordan yeterli olacaktır” diyor.
Bölge adliye mahkemesi bu hükümlerden yola çıkarak tesis işletmesinin yükümlülüğü bulunduğu ve yerine getirilmemesi hâlinde sorumluluk doğacağı sonucuna vardı.
Yönetmeliğin İki Sınırı Gözden Kaçıyor
Metne yakından bakıldığında iki sınırlama görülür ve ikisi de bu tür dosyalarda belirleyicidir.
Birincisi, Yönetmeliğin 24. maddesi her branş için doktor muayenesi aramaz; aradığı belgelendirme “spor branşının özelliğine göre federasyonlarınca zorunlu görülen dallarda” geçerlidir. Yani yükümlülüğün kapsamı branşa göre değişir.
İkincisi ve daha önemlisi, Yönetmeliğin kapsam maddesi (15.10.2010 tarihli değişiklikle) kendisini gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri ile spor kulüpleri tarafından kurulan ve işletilen tesislerle sınırlar. Yönetmeliğin 25. maddesindeki belge listesi de “tesislerden yararlanmak isteyen kişilerden” istenecek belgelerdir; yani bir tesis-kullanıcı ilişkisini varsayar. Bir şirketin çalışanlarını topluca sahaya götürdüğü bir turnuvada bu ilişkinin kurulup kurulmadığı başlı başına tartışmalıdır.
Yargıtay Bu Gerekçeyi Neden Bozdu?
Daire bu yaklaşımı iki ayrı sebeple hatalı buldu. Birincisi tam da yukarıdaki noktadır: yönetmelik hükümlerinin somut olayda uygulanıp uygulanmayacağı, yönetmeliğin uygulama alanı ve kapsamı ilgili Bakanlıktan sorulmadan ortaya konulamaz. İkincisi sorumluluğun paylaştırılmasına ilişkindir: iş kazasından kaynaklanan tazminat davalarında sorumluluğu bulunduğu tespit edilen kişilerin kusur oranları ayrı ayrı belirlenmelidir; işverene verilen kusur oranı, ayrıştırma yapılmaksızın bir başka davalıya atfedilemez.
Bu tespit, birden fazla davalının bulunduğu her dosya için geçerlidir. Organizasyonu yapan şirket, tesisi işleten kuruluş ve varsa ayrı bir organizatör firma için tek bir kusur oranı belirlenip paylaştırılması usule aykırıdır.
İşverenin Etkinlik Öncesi Yükümlülükleri
Etkinlik iş organizasyonu içinde kabul edildiğinde, işverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülükleri de o etkinliğe taşınır. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi işverene, mesleki risklerin önlenmesi dâhil her türlü tedbiri alma, organizasyonu yapma, risk değerlendirmesi yapma ve yaptırma yükümlülüğü yüklemektedir.
Aynı maddenin (ç) bendi bu damarda özellikle önemlidir: işveren, çalışana görev verirken çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu göz önüne almak zorundadır. Turnuvada görevlendirme de bir görevlendirmedir.
Risk Değerlendirmesi Etkinliği Kapsar mı?
Halı saha ölümüne ilişkin dosyada hükme esas alınan bilirkişi raporunun ilk tespitlerinden biri, düzenlenen spor turnuvasına dair risk analizi çalışmasının yapılmamış olmasıydı. Rapor ayrıca, işverenin spor müsabakası için görevlendirdiği çalışanın sağlık altyapısını ortaya koymak amacıyla karşılaşma öncesi muayene ve tetkik yaptırması gerektiğini belirtmişti.
Somut olayda sigortalının vefatından yaklaşık on ay önce atipik göğüs ağrısı şikâyetiyle hastaneye başvurduğu, kardiyak açıdan değerlendirildiği ve çalışmasında sakınca bulunmadığı belirtilerek taburcu edildiği dosyaya yansımıştı. Bilirkişi, adı konmuş bir rahatsızlığın ortanın üzerinde bir eforda hayati tehlike yaratabileceğinin öngörülmesi gerektiği görüşündeydi.
İlk Yardım ve Ambulans
Dava dilekçelerinde tekrar eden bir iddia, müsabaka sırasında ilk yardım ekibi ve ambulans bulunmadığı, bu yüzden en yakın hastaneye özel imkânlarla ulaşıldığıdır. Etkinliğin işveren organizasyonu içinde kabul edilmesi hâlinde acil durum hazırlığı da işverenin yükümlülük alanına girer; tesis tarafında ise yukarıda anılan yönetmeliğin ilk yardım malzemesine ilişkin hükmü gündeme gelir.
Sağlık raporuyla ilgili itiraz ve dava yollarını, raporun içeriğine hangi sürede ve nereye itiraz edileceğini Sağlık Raporundan Elenenler: İtiraz Süresi ve Dava Yolu yazımızda ayrıca anlattık.
İspat: Dava Delille Kazanılır, Anlatımla Değil
Bu damarın en sert gerçeği şudur: şirket etkinliğinde iş kazası iddiasıyla açılan ve kaybedilen davaların sebebi hukuki nitelendirme değil, ispat eksikliğidir.
Kayıtlardaki Tek Kelime Dosyayı Çevirebilir
Voleybol turnuvası dosyasında (E.2024/8134 K.2024/10473) davacı, olayın iş yerinde voleybol oynarken meydana geldiğini savundu. Ancak hastane çıkış özetinin hikâye kısmında olayın futbol oynarken meydana geldiği yazıyordu. Davacı tarafın “hayatın olağan akışında futbol yerine voleybol yazılması olağandır” savunması sonucu değiştirmedi; Kurum denetim raporu da olayı iş kazası saymamıştı ve ret kararı onandı.
Bir başka dosyada (E.2023/639 K.2023/1084) sigortalının iki ayrı hastanede verdiği kendi beyanı “spor yaralanması, halı sahada maç yaparken düşerek yaralandım” şeklindeydi ve dosyada bunun aksini gösteren tek delil davacının öz kardeşinin tanıklığıydı.
Pratik sonuç: kaza anında hastaneye verilen ilk beyan, aylar sonra düzeltilmesi çok zor bir kayda dönüşür. Olayın şirket turnuvasında meydana geldiği ilk başvuruda söylenmelidir.
Tanık Seçimi
Yargıtay, bu tür dosyalarda bordro tanıklarının re’sen belirlenmesini ve ayrıntılı beyanlarının alınmasını istiyor. Yakın akrabaların tanıklığı, tek delil olarak kaldığında sonuç doğurmuyor. Sahada bulunan diğer çalışanların kimliği, o günün devam çizelgesi ve fikstür üzerinden tespit edilebilir.
Toplanacak Belgeler
- Turnuva duyurusu, fikstür, müsabaka kayıtları ve katılımcı listesi
- Etkinlik günü için verilen idari izin yazısı veya mesai düzenlemesi
- Halı saha kira sözleşmesi ve fatura, malzeme/forma giderleri
- Servis görevlendirmesi, şoför tahsisi, ulaşım kayıtları
- Takım kadrosunun nasıl belirlendiğine dair yazışma
- Kaza anına ilişkin hastane kayıtları ve ilk başvuru beyanı
- Varsa etkinliğe ilişkin risk değerlendirmesi ve alınan sağlık raporları
Etkinlikte Kaza Olursa Hangi Haklar Doğar?
Olay iş kazası sayıldığında iki ayrı hak kümesi devreye girer. Birincisi Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan doğan sosyal sigorta hakları: geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik geliri ve ölüm hâlinde hak sahiplerine bağlanan gelir. İkincisi işverene karşı açılacak maddi ve manevi tazminat davasıdır; bu davada Kurumca karşılanmayan zarar talep edilir.
Maluliyet oranının nasıl belirlendiği ve heyet sürecinin işleyişi için SGK Maluliyet Raporu Kaç Günde Çıkar? yazımıza, Kurumun işverene yönelttiği rücu alacağının sınırları için SGK Rücu Davasında İşveren Kurumun Ödediğinin Tamamını Ödemez yazımıza bakabilirsiniz.
Kim Davalı Olur?
Şirket etkinliğinde meydana gelen kazada husumetin kime yöneltileceği çoğu zaman tek bir isimle sınırlı değildir. Uygulamada dört muhatap gündeme gelir:
| Muhatap | Sorumluluğun kaynağı | Dikkat edilecek nokta |
|---|---|---|
| İşveren şirket | İş sözleşmesinden doğan gözetme borcu, 6331 sayılı Kanun m.4 ve m.5 | Etkinliğin iş organizasyonu içinde olduğu ispatlanmalı |
| Organizasyonu yapan grup şirketi / dernek | Etkinliği fiilen düzenleyen sıfatı | İşveren olmaması tek başına sorumluluğu kaldırmaz; kusur ayrı belirlenmeli |
| Tesis işletmecisi | Tesis mevzuatından doğan yükümlülükler | Yönetmeliğin kapsamı ilgili Bakanlıktan sorulmalı |
| Karşı oyuncu / üçüncü kişi | Haksız fiil sorumluluğu | Üçüncü kişinin kusuru, koşulları varsa illiyet bağını kesebilir |
Son satır özellikle önemlidir. Yargıtay’ın bu damarda tekrarladığı yerleşik formüle göre işvereni sorumluluktan kurtaracak olan durum, iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleriyle oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmektir; bu bağ üç hâlde kesilebilir: mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusuru.
Şirkete ait araçla yapılan ulaşım sırasında meydana gelen zararlarda ayrıca farklı bir sorumluluk rejimi işler; bu konuyu Şirket Aracıyla Kaza Yapan İşçi Hasarı Öder mi? yazımızda inceledik.
Sık Yapılan Beş Hata
- “Gönüllü katıldım, hakkım yok” diye başvurmamak. Kararların çoğunda gönüllülük tek başına sonucu değiştirmemiştir.
- Hastaneye ilk beyanı eksik vermek. “Maç yaparken düştüm” ile “şirket turnuvasında maç yaparken düştüm” arasındaki fark, yıllar sonra dosyayı belirler.
- Belgeleri etkinlikten sonra toplamaya çalışmak. Fikstür, izin yazısı ve saha faturası zamanla ulaşılamaz hâle gelir.
- Tek tanıkla, üstelik yakın akrabayla yetinmek. Bordro tanığı aranan bir dosyada aile tanığı sonuç doğurmuyor.
- Kusur raporuna itiraz etmemek. Raporda “kaçınılmazlık” ile “bünyesel faktör” kavramlarının karıştırılması, tazminat tutarını doğrudan etkileyen bir hatadır.
Dosyanızı Değerlendirmeye Nereden Başlamalı
Şirket etkinliğinde meydana gelen bir kazada ilk adım, olayın Kuruma iş kazası olarak bildirilip bildirilmediğini ve varsa tahkikat raporunun sonucunu öğrenmektir. İkinci adım, etkinliğin işveren organizasyonu içinde yapıldığını gösteren belgeleri bir arada toplamaktır. Üçüncü adım ise kusur raporunun kavramları doğru kullanıp kullanmadığının kontrolüdür.
Sürecin hangi aşamasında olursanız olun, dosyanızdaki belgelerle birlikte değerlendirme yapılması gerekir. Hukuki destek için Ankara İş Kazası Avukatı sayfamız üzerinden büromuza ulaşabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Şirket etkinliğinde iş kazası sayılır mı?
Sayılabilir. Belirleyici olan etkinliğin işverenin iş organizasyonu içinde yapılıp yapılmadığıdır. Çalışanların idari izinli sayılması, mesailerin etkinliğe göre düzenlenmesi, giderlerin şirketçe karşılanması ve ulaşımın şirketçe sağlanması bu yönde değerlendirilen olgulardır.
Halı saha maçında sakatlanan işçi iş kazası tazminatı alabilir mi?
Maç işverenin düzenlediği bir turnuva veya etkinlik kapsamındaysa ve bu durum belgelerle ortaya konabiliyorsa alabilir. Yargıtay bu dosyalarda turnuva çizelgesi, saha kirasının kim tarafından ödendiği ve servis tahsisi gibi somut noktaların araştırılmasını istemektedir.
Turnuvaya gönüllü katıldım, yine de iş kazası sayılır mı?
Gönüllülük tek başına iş kazası vasfını ortadan kaldırmaz. İncelenen kararlarda kadro gönüllülük esasına göre kurulmuş olmasına rağmen, etkinliğin işveren organizasyonu içinde yapıldığı anlaşıldığı için olaylar iş kazası sayılmıştır.
Şirket pikniğinde meydana gelen kaza iş kazası mıdır?
Piknik kelimesi kanunda geçmez; olay 5510 sayılı Kanun’un 13. maddesindeki hâllerden birine oturuyorsa iş kazası sayılır. Ölçüt futbol turnuvasındakiyle aynıdır: etkinliğin işverene ait bir organizasyon olup olmadığı araştırılır.
Mesai saatleri dışında yapılan etkinlikte kaza iş kazası olur mu?
Olabilir. 17.02.2025 tarihli bir Yargıtay kararına konu dosyada kaza halı sahada ve mesai saatleri dışında meydana gelmişti; yerel mahkemenin iş kazası kabulü onandı. Mesai saati dışında olmak tek başına belirleyici değildir.
Şirket etkinliğinde kalp krizi geçiren işçinin ölümü iş kazası sayılır mı?
Sayılabilir. 2025 tarihli bir kararda şirketler arası halı saha turnuvasında kalp krizi geçirip sonradan vefat eden sigortalının olayı, Kurum tahkikatı ve mahkeme kararıyla iş kazası kabul edilmiş, Yargıtay bu niteliği tartışma konusu yapmamıştır.
Kaçınılmazlık oranı işveren kusuruna eklenir mi?
Eklenmez. Yargıtay, kaçınılmazlık payının işveren kusuruna eklenmesini hatalı bulmaktadır. Ayrıca kalp krizi vakalarında bünyesel faktör ile kaçınılmazlık ayrı kavramlardır ve bünyesel faktör işverene hiçbir oranda yüklenemez.
Spor tesisi işletmecisi iş kazasından sorumlu tutulabilir mi?
Tutulabilir, ancak sorumluluğu kendi mevzuatından doğar ve kusuru ayrı belirlenmelidir. Yargıtay, Özel Beden Eğitimi ve Spor Tesisleri Yönetmeliği’nin somut olayda uygulanıp uygulanmayacağının ilgili Bakanlıktan sorulması ve kusur oranlarının ayrı ayrı tespit edilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Şirket servisiyle etkinlik alanına giderken kaza olursa ne olur?
5510 sayılı Kanun’un 13. maddesinin (e) bendi, sigortalıların işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında meydana gelen olayları iş kazası saymaktadır. Servis tahsisi hem bu bent hem de organizasyonun işverene ait olduğunun göstergesi bakımından önem taşır.
İş kazası bildirimi yapılmazsa dava açılamaz mı?
Açılabilir. Kuruma bildirim yapılmamış olması, olayın iş kazası olduğunun tespiti için dava açılmasına engel değildir. Bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında karara varılabilmesi için Kurum soruşturma yapabilir; bu soruşturmanın sonucu da mahkemece denetlenir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Her dosyanın koşulları farklıdır; somut durumunuz için hukuki destek almanız önerilir.