İş Kazaları Sonrası İş Gücü Kaybı Tazminatı Hesaplama
İş gücü kaybı tazminatı hesaplama, işçinin iş kazası sonrası bedeninde kalıcı hâle gelen zararın parayla ölçülmesi işlemidir ve üç veriye dayanır: kaza tarihindeki bakiye ömür, meslekte kazanma gücü kayıp oranı ve işçinin net geliri. Bu üç veri doğru kurulmadan hesaplanan tazminat, Yargıtay denetiminden geçmez.
Uygulamada aynı zarara sürekli iş göremezlik tazminatı, iş gücü kaybı tazminatı, meslekte kazanma gücü tazminatı, beden gücü tazminatı ve efor kaybı tazminatı gibi farklı adlar veriliyor. Yazının tamamında, İş Hukuku ve sosyal güvenlik mevzuatında en sık kullanılan iki ifadeyi — sürekli iş göremezlik tazminatı ve iş gücü kaybı tazminatı — birbirinin yerine kullanacağız; bu adlandırmaların hangisinin hangi kurumu karşıladığını da ayrı bir tabloda göstereceğiz.
Özet
İş gücü kaybı tazminatı, SGK’nın bağladığı gelirden ayrı olarak işverenden istenen bir zarar kalemidir; hesabı bakiye ömür, kayıp oranı ve gelir üçlüsü üzerinde kurulur.
- Bakiye ömür artık TRH 2010 yaşam tablosundan bulunur; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2021 sonunda PMF 1931’den bu tabloya geçti.
- Hesap 60 yaşa kadar aktif, sonrasında bakiye ömrün sonuna kadar pasif dönem olarak ikiye ayrılır; pasif dönem AGİ’siz net asgari ücret üzerinden yürür.
- Sürekli iş göremezlik geliri için Kurum Sağlık Kurulunun tespit ettiği kayıp oranının en az %10 olması gerekir; tam iş göremezlikte gelir bağlama oranı %70, başkasının bakımına muhtaçlıkta %100’dür.
- SGK’nın bağladığı gelirin ilk peşin sermaye değeri, işverenden istenecek tazminattan rücu edilebilen kısmı oranında düşülür; rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ise düşülemez.
- 31 Temmuz 2026’dan sonraki olaylarda faizin başlangıcı kanunla belirlendi: kazancın bilindiği dönem için olay tarihinden, bilinemediği dönem için karar tarihinden işler.
İş Gücü Kaybı Tazminatı Hesaplama Nasıl Yapılır?
İş gücü kaybı tazminatı hesaplama, tek bir çarpma işlemi değil üç aşamalı bir zincirdir: önce zararın tamamı bulunur, sonra kusur indirimi uygulanır, en sonda SGK’nın bağladığı gelirin rücu edilebilen kısmı mahsup edilir. Aşamaların sırası değişirse sonuç da değişir.
| Aşama | Ne yapılır | Nereden gelir |
|---|---|---|
| 1. Zarar | Bakiye ömür boyunca elde edilecek kazançlar toplamı bulunur ve meslekte kazanma gücü kayıp oranıyla çarpılır | TRH 2010 tablosu + Kurum Sağlık Kurulu oranı + net gelir |
| 2. İndirim | Zarar görenin kendi kusuru varsa tazminattan indirilir | TBK m.52 |
| 3. Mahsup | SGK gelirinin rücu edilebilen ilk peşin sermaye değeri düşülür | 5510 m.21 + TBK m.55/1 |
Birinci aşamadaki zarar hesabı da kendi içinde ikiye ayrılır: kaza tarihinden hesap tarihine kadar olan bilinen dönem gerçek verilerle, hesap tarihinden bakiye ömrün sonuna kadar olan bilinmeyen dönem ise yıllık %10 artırım ve %10 iskontoyla hesaplanır. Aktif dönem 60 yaşta biter, pasif dönem bakiye ömrün sonuna kadar sürer. Yazının ilerleyen bölümlerinde bu adımların her birini kanun lafzı ve Yargıtay içtihadıyla tek tek açıyoruz.
İş Kazası Nedir?
İş kazası, işçinin işyerinde veya işin yürütümü nedeniyle bulunduğu yerde meydana gelen ve onu hemen ya da sonradan bedenen veya ruhen engelli hâle getiren olaydır. Bu tanım 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13. maddesinden gelir ve maddenin son cümlesi olayın sonucunu “sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olay” biçiminde tarif eder.
Türk hukukunda iş kazasının tek değil iki tanımı bulunur ve ikisi aynı şeyi söylemez. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 3. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi iş kazasını “işyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen engelli hâle getiren olay” olarak tanımlar. Aradaki fark teknik değil pratiktir: 5510’daki tanım kimin hangi ödemeye hak kazanacağını, 6331’deki tanım ise işverenin hangi olayı kaydetmek ve bildirmek zorunda olduğunu belirler. Bir olay 6331 bakımından iş kazası sayıldığı hâlde 5510 bakımından sigortalılık şartı gerçekleşmediği için sosyal sigorta yardımı doğurmayabilir; tersi de mümkündür.
| Ölçüt | 5510 s.K. m.13 | 6331 s.K. m.3/1-g |
|---|---|---|
| Amacı | Sigorta yardımına hak kazanma | İşverenin kayıt, inceleme ve bildirim yükümlülüğü |
| Kimi kapsar | 5510 kapsamındaki sigortalı | Statüsüne bakılmaksızın çalışan |
| Ölüm ayrıca sayılır mı | Sonuç “engelli hâle getirme” olarak yazılmıştır | Ölüm açıkça sayılmıştır |
| Hâller sayılmış mı | Beş bent hâlinde sayılmıştır | Genel tanım, bent yok |
Sık yapılan bir hata, kazanın iş kazası sayılması için mağdurun İş Kanunu kapsamında işçi olmasının şart olduğunu söylemektir. Ölçüt İş Kanunu değil 5510 kapsamındaki sigortalılıktır: hizmet akdiyle çalışan (4/1-a), kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan (4/1-b) ve kamu görevlisi (4/1-c) sigortalıların tamamı iş kazası hükümlerinden yararlanır. Bağ-Kur’lu bir esnafın kendi işini yürütürken geçirdiği kaza da iş kazasıdır.
İş Kazası Sayılan Haller Nelerdir?
5510 sayılı Kanun’un 13. maddesi iş kazası sayılan hâlleri beş bent hâlinde sayar. Bu sayım sınırlıdır; bir olayın iş kazası sayılması için bentlerden birine girmesi gerekir. Kanun lafzıyla bentler şunlardır:
| Bent | Hâl | Pratikte ne demek |
|---|---|---|
| (a) | Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada | İş yapıyor olması şart değil; yemekhanede, soyunma odasında, avluda geçirilen kaza da girer |
| (b) | İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle; sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle | İşyeri dışında da olsa işin kendisinden doğan kaza |
| (c) | Bir işverene bağlı çalışanın görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda | Görevlendirme, saha ziyareti, şehir dışı görev; asıl iş yapılmasa da süre kapsam içinde |
| (d) | 4/1-(a) kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda | Süt izni süresi çalışma süresi gibi korunur |
| (e) | Sigortalıların işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında | Servis kazası; kendi aracıyla veya toplu taşımayla gidiş dönüş kural olarak kapsam dışıdır |
Bentlerin okunmasında iki nokta ayırt edicidir. Birincisi, (a) bendinde işin yapılıyor olması aranmaz; işyerinde bulunmak yeterlidir. İkincisi, (e) bendinde belirleyici olan taşıtın işverence sağlanmış olmasıdır: işverenin kiraladığı servis aracıyla giderken geçirilen kaza iş kazasıdır, kendi otomobiliyle işe giderken geçirilen kaza kural olarak değildir. Ayrıntılar için iş kazası ve meslek hastalığı tazminat davası yazımıza bakabilirsiniz.
İş Kazasının Bildirilmesi ve İş Kazası Tahkikatı
İş kazasının bildirimi tek bir kuruma ve tek bir süreye bağlı değildir; birbirinden bağımsız işleyen üç ayrı bildirim yükümlülüğü vardır. 5510 sayılı Kanun’un 13. maddesinin ikinci fıkrası ile 6331 sayılı Kanun’un 14. maddesi bu yükümlülükleri farklı kişilere yükler.
| Kim bildirir | Nereye | Süre | Dayanak |
|---|---|---|---|
| İşveren (4/1-a ve m.5 kapsamındaki sigortalılar için) | Yetkili kolluk kuvvetine | Derhal | 5510 m.13/2-a |
| İşveren | Sosyal Güvenlik Kurumuna | Kazadan sonraki 3 iş günü | 5510 m.13/2-a · 6331 m.14/2-a |
| Kendi adına ve hesabına çalışan sigortalı (4/1-b) | Sosyal Güvenlik Kurumuna | Bir ayı geçmemek şartıyla, rahatsızlığının bildirime engel olmadığı günden sonra 3 iş günü | 5510 m.13/2-b |
| Sağlık hizmeti sunucusu (hastane) | Sosyal Güvenlik Kurumuna | En geç 10 gün | 6331 m.14/4 |
Tablodaki son satır uygulamada en çok gözden kaçan hükümdür. İşveren kazayı bildirmese bile, kazazedenin tedavi gördüğü sağlık kuruluşu kendisine intikal eden iş kazasını en geç on gün içinde Kuruma bildirmek zorundadır. Bu nedenle “işveren bildirmedi, hakkım düştü” sonucuna varmak yanlıştır: bildirim süresinin kaçırılması işçinin hakkını değil, işverenin sorumluluğunu etkiler.
Nitekim 5510 sayılı Kanun’un 21. maddesinin ikinci fıkrası, kazanın süresinde Kuruma bildirilmemesi hâlinde bildirim tarihine kadar geçen süre için ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinin işverenden tahsil edileceğini düzenler. Aynı maddenin devamındaki 23. madde daha ağırdır: sigortalı işe giriş bildirgesi süresinde verilmemişse, Kurumca yapılan masraflar ve bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri, “21 inci maddenin birinci fıkrasında yazılı sorumluluk hâlleri aranmaksızın” işverene ödettirilir. Yani sigortasız çalıştırılan işçinin kazasında işverenin kusuru hiç tartışılmaz.
Bildirim üzerine Kurum, olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağını belirlemek için gerektiğinde denetim ve kontrolle yetkilendirilen memurları veya Bakanlık iş müfettişleri aracılığıyla soruşturma yaptırır. Uygulamada İş Kazası Tahkikat Raporu denilen belge bu soruşturmanın ürünüdür ve içinde olayın iş kazası niteliği ile tarafların kusur değerlendirmesi yer alır. Bu rapor açılacak davada güçlü bir delildir; hazırlık ve süre ayrıntıları için iş kazası bildirimi nasıl yapılır ve iş kazası SGK’ya geç bildirilirse ne olur yazılarımıza bakınız. Kaza anında düzenlenen tutanağın nasıl olması gerektiği ise iş kazası tutanağı yazımızda anlatılmıştır.
Soruşturma sonunda bildirilen hususların gerçeğe uymadığı ve olayın iş kazası olmadığı anlaşılırsa, yersiz yapılan ödemeler gerçeğe aykırı bildirimde bulunanlardan 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesine göre geri alınır.
İş Gücü Kaybı Veya Sürekli İş Göremezlik Nedir?
İş gücü kaybı, kişinin bedensel zarar sonucu çalışma gücünün kısmen veya tamamen yitirilmesinden doğan kalıcı kayıptır. Hukuki dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 54. maddesidir; madde bedensel zararları dört kalem hâlinde sayar ve üçüncü sırada “çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar” ifadesine yer verir. Sürekli iş göremezlik, aynı kaybın sosyal güvenlik hukukundaki karşılığıdır.
Bu alandaki en büyük karışıklık terimlerden doğuyor. Halk arasında ve pek çok kaynakta birbirinin yerine kullanılan beş kavram aslında farklı kurumları, farklı mercileri ve farklı ödeme kalemlerini anlatır. Aşağıdaki tablo, yazının geri kalanını okurken elinizin altında bulunması gereken haritadır.
| Terim | Kim öder | Dayanak | Niteliği |
|---|---|---|---|
| Geçici iş göremezlik ödeneği | SGK | 5510 m.18 | İstirahatli günler için günlük ödenek |
| Sürekli iş göremezlik geliri (halk dilinde “iş gücü kaybı maaşı”) | SGK | 5510 m.19 | Kayıp oranı %10 ve üzeriyse bağlanan aylık gelir |
| Sürekli iş göremezlik tazminatı (iş gücü kaybı tazminatı) | İşveren / kusurlu üçüncü kişi | TBK m.54/3 · TBK m.417 | Gerçek zararın karşılığı; SGK gelirinden ayrı |
| Malullük aylığı | SGK | 5510 m.25-26 | Çalışma gücünün en az %60’ının kaybı hâlinde |
| İş kaybı tazminatı | İŞKUR | 4046 m.21 | Özelleştirme nedeniyle işini kaybedene; iş kazasıyla ilgisi yoktur |
Tablodan çıkan en önemli sonuç şudur: SGK’nın bağladığı gelir ile işverenden istenen tazminat aynı şey değildir. SGK geliri, sigorta ilişkisinden doğan ve kusur aranmaksızın bağlanan bir sosyal güvenlik ödemesidir; iş gücü kaybı tazminatı ise haksız fiil ve sözleşmeye aykırılık hukukundan doğar, işverenin kusuru ölçüsünde ödenir ve gerçek zararı karşılamaya yöneliktir. İkisi birbirinin alternatifi değildir; ancak aralarında ileride ayrıntılı anlatacağımız bir mahsup ilişkisi vardır.
Sürekli İş Gücü Kaybı Hangi Durumlar Sonucunda Oluşur?
Sürekli iş gücü kaybı, kişinin bedenindeki kayıp kalıcı hâle geldiğinde doğar. Bu kayıp bir organın tamamen yitirilmesi biçiminde ortaya çıkabileceği gibi, organın işlevini kaybetmesi veya işlevinde kalıcı bozukluk meydana gelmesi biçiminde de gerçekleşir. Parmak, el, ayak, göz, kulak, bacak ve kol kayıpları en görünür örneklerdir; ancak kapsam bunlarla sınırlı değildir.
İç organların zarar görmesi, işitme ve görme kayıpları, omurga yaralanmaları ve sinir hasarları da aynı kapsamda değerlendirilir. Ruhsal alan da kapsam içindedir: kaza sonrası travma sonrası stres bozukluğu, anksiyete bozukluğu, kalıcı bellek kaybı veya sürekli ağır ilaç kullanmak zorunda kalma hâlleri de sürekli iş gücü kaybı doğurabilir. Değerlendirmede belirleyici olan tanının adı değil, fonksiyon kaybının düzeyidir.
Sürekli iş gücü kaybı yalnızca iş kazasından doğmaz; trafik kazası, meslek hastalığı, silahlı yaralama, düşme ve benzeri her türlü haksız fiil aynı sonucu doğurabilir. Ancak kaybın hangi olaydan doğduğu, hangi mevzuatın ve hangi rapor türünün uygulanacağını değiştirir — bu ayrımı bir sonraki başlıkta ele alıyoruz. Omurga ve boyun yaralanmalarında oranların nasıl belirlendiğini omurga yaralanmalarında engellilik dereceleri yazımızda tablo tablo gösterdik.
Geçici İş Göremezlik Nedir?
Geçici iş göremezlik, kazadan doğan iş gücü kaybının kalıcı olmadığı, tedavi süresince devam edip iyileşmeyle sona erdiği durumdur. Bu dönemde kişi çalışamaz, günlük yaşamını sürdürmekte zorlanır ve kazanç kaybına uğrar. Kayıp geçici olduğu için tazminat da yalnızca çalışılamayan süreyle sınırlı hesaplanır.
Geçici iş göremezlik döneminde iki ayrı ödeme devreye girer ve bunlar karıştırılmamalıdır. Birincisi SGK’nın ödediği geçici iş göremezlik ödeneğidir; ikincisi ödeneğin karşılamadığı kayıp için işverenden istenebilen geçici iş göremezlik tazminatıdır. Kurumun ödediği tutar, işverenden istenecek tazminattan düşülür.
Sürekli İş Göremezlik İle Geçici İş Göremezlik Arasındaki Farklar Nelerdir?
İki kurum arasındaki fark yalnızca sürenin uzunluğu değildir; hesap yöntemi, ödeyen kurum ve gerekli belge de değişir.
| Ölçüt | Geçici iş göremezlik | Sürekli iş göremezlik |
|---|---|---|
| Kaybın niteliği | Geçici, tedaviyle sona erer | Kalıcı, bakiye ömür boyunca sürer |
| Gerekli belge | İstirahat raporu | Kurum Sağlık Kurulu kararı / maluliyet raporu |
| SGK ödemesi | Günlük ödenek (m.18) | Aylık gelir (m.19) |
| Eşik | Eşik yok, istirahat yeterli | Meslekte kazanma gücü kaybı en az %10 |
| Tazminat hesabı | Yalnız çalışılamayan gün sayısı | Aktif ve pasif dönem ayrımıyla bakiye ömür boyunca |
| Kayıp oranı kabulü | Yargıtay uygulamasında %100 iş göremez sayılır | Rapordaki oran neyse o |
Tablodaki son satır, bilirkişi raporlarında en sık atlanan noktadır: geçici iş göremezlik döneminde sigortalının %100 oranında iş göremez olduğunun kabulü gerekir. Yani işçinin sürekli kayıp oranı %20 olsa bile, istirahatli geçen günler için hesaplama %20 üzerinden değil tam kayıp üzerinden yapılır. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 24.09.2019 tarihli, 2019/3478 E., 2019/5424 K. sayılı kararı bu kabulü açıkça bozma sebebi olarak sayar.
Sürekli İş Gücü Kayıp Oranı Nasıl Belirlenir? / Maluliyet Nasıl Hesaplanır ?
İş kazasında kayıp oranı, meslekte kazanma gücü kayıp oranı olarak belirlenir ve bunu tespit etmeye yetkili merci Kurum Sağlık Kuruludur. 5510 sayılı Kanun’un 19. maddesi bu yetkiyi açıkça düzenler: Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalı, sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanır.
Burada, internetteki pek çok metnin ve bu yazının önceki sürümünün de düştüğü bir hatayı düzeltmek gerekiyor: iş kazasında uygulanacak mevzuat, trafik kazasında uygulanandan farklıdır. Trafik kazası ve benzeri kurum dışı olaylarda engel oranı Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik’e göre belirlenir; ancak aynı Yönetmeliğin 2. maddesinin üçüncü fıkrası, 5510 sayılı Kanun’a tabi sigortalılara bağlanacak sürekli iş göremezlik geliri, malullük aylığı ve ölüm sigortası aylıkları için istenecek raporların bu Yönetmelik kapsamında değerlendirilemeyeceğini söyler. İş kazasında rejim ayrıdır.
Meslekte kazanma gücü kayıp oranının tespitinde, olay tarihine göre değişen düzenlemeler uygulanır. Doğru tablo şudur:
| Kaza tarihi | Uygulanacak düzenleme |
|---|---|
| 11.10.2008 tarihinden önce | Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü |
| 11.10.2008 tarihinden itibaren | Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği (RG 11.10.2008 – 27021) ve ekindeki cetveller |
2008 tarihli Yönetmelik meslekte kazanma gücü kaybı bakımından hâlâ yürürlüktedir. 28.09.2021 tarihli ve 31612 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Maluliyet ve Çalışma Gücü Kaybı Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 20. maddesiyle yalnızca 2013 tarihli Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği’ni yürürlükten kaldırmış; 19. maddesindeki atıf hükmüyle de yalnızca çalışma gücü kaybı, vazife malullüğü, harp malullüğü ve erken yaşlanma durumlarının tespitine ilişkin atıfları devralmıştır. Meslekte kazanma gücü kaybı bu sayımın dışındadır.
Birden fazla organda ya da birden fazla iş kazası sonucu kayıp varsa oranlar toplanmaz; Balthazard formülüyle birleştirilir. 2021 tarihli Yönetmelik bu formülü tanım maddesinde açıkça anar. Formülün nasıl işlediğini ve neden basit toplamadan farklı sonuç verdiğini Balthazard hesaplama tablosu yazımızda adım adım gösterdik.
Meslekte Kazanma Gücü Kaybı ile Maluliyet Aynı Şey Midir?
Hayır, aynı şey değildir; eşik ve sonuç farklıdır. Meslekte kazanma gücü kaybı, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu kişinin kendi mesleğinde kazanma gücünde meydana gelen azalmayı ifade eder ve %10’dan itibaren sürekli iş göremezlik geliri doğurur. Malullük ise 5510 sayılı Kanun’un 25. maddesinde düzenlenmiştir ve 4/1-(a) ile (b) kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün veya meslekte kazanma gücünün en az %60’ının kaybedildiğinin Kurum Sağlık Kurulunca tespitini gerektirir.
| Meslekte kazanma gücü kaybı | Malullük | |
|---|---|---|
| Eşik | %10 | %60 |
| Sonucu | Sürekli iş göremezlik geliri | Malullük aylığı |
| Sebebi | Yalnız iş kazası / meslek hastalığı | Her türlü hastalık veya kaza |
| Dayanak | 5510 m.19 | 5510 m.25-26 |
25. maddenin ikinci fıkrasında ayrıca sert bir sınır vardır: sigortalının ilk defa çalışmaya başladığı tarihten önce çalışma gücünün %60’ını kaybettiği önceden veya sonradan tespit edilirse, bu engellilik sebebiyle malullük aylığından yararlanamaz.
İş Gücü Kaybı ile Engelli Raporu Arasındaki Fark Nedir?
Engelli sağlık kurulu raporu ile iş kazasına bağlı iş gücü kaybı tespiti iki ayrı rejimdir ve biri diğerinin yerine geçmez. Engelli raporu, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik uyarınca vergi indirimi, engelli kadrosu, ÖTV istisnası gibi hakların kullanılması için düzenlenir ve raporda oran yüzde olarak yazılır. İş kazasına bağlı sürekli iş göremezlik tespitinde ise karar yetkisi SGK’dadır ve rapora oran yazılmaz; karar alanına kararın Sosyal Güvenlik Kurumunca verileceği ibaresi düşülür.
Bunun pratik sonucu şudur: elinizdeki engelli sağlık kurulu raporunu SGK dosyanıza maluliyet belgesi olarak sunamazsınız. Yanlış rejimde alınmış rapor dosyaya sunulduğunda yeniden rapor aldırılır ve süreç uzar. Rapor türlerinin ayrımı ve nereden alınacağı için heyet raporu nasıl alınır yazımıza bakabilirsiniz.
İş Gücü Kaybı Oranına İtiraz Nasıl Yapılır?
Kurum Sağlık Kurulunun verdiği karara itiraz edilebilir. 5510 sayılı Kanun’un 95. maddesinin ikinci fıkrası, meslekte kazanma gücü kaybına ilişkin olarak Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı hâlinde durumun Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanacağını düzenler. 2021 tarihli Yönetmeliğin 17. maddesi de Yüksek Sağlık Kurulu kararlarının Kurum Sağlık Kurullarını bağladığını söyler.
Yüksek Sağlık Kurulu için mevzuatta bağlayıcı bir karara bağlama süresi öngörülmemiştir; dosyanın sonuçlanma süresi kurulun gündemine ve dosyadaki tıbbi belgelerin tamlığına göre değişir. Bu nedenle “kaç günde sonuçlanır” sorusuna mevzuat metninden sabit bir sayı vermek mümkün değildir. Yüksek Sağlık Kurulu kararı da nihai değildir: karara karşı iş mahkemesinde dava açılabilir ve mahkeme, tespiti Adli Tıp Kurumu ihtisas kurulu ya da üniversitelerin adli tıp anabilim dallarından alacağı raporla denetler.
Sürekli İş Göremezlik Tazminatı Hesaplamasında Kullanılan Temel Faktörler Nelerdir?
Tazminat hesabı, birbirini izleyen sekiz tespitin üzerine kurulur. Bunlardan biri eksik veya yanlış kurulduğunda sonuç rakamı da yanlış çıkar; Yargıtay bozmalarının büyük kısmı bu tespitlerdeki eksikliklerden kaynaklanır.
- Zarar ve zarara sebep olan fiil belirlenir. İş kazasında işverenin sorumluluğunun dayanağı Türk Borçlar Kanunu’nun 417. maddesinin ikinci fıkrasıdır: işveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak ve araç gereçleri noksansız bulundurmakla yükümlüdür.
- İlliyet bağı kurulur. Zararı doğuran veya artıran başka bir sebep bulunup bulunmadığı, illiyet bağını kesen bir hâl olup olmadığı araştırılır.
- Tarafların kusuru belirlenir. 6331 sayılı Kanun’un 4. maddesi bu aşamada belirleyicidir: aynı maddenin ikinci fıkrasına göre “işyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması, işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz”; üçüncü fıkrasına göre “çalışanların iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yükümlülükleri, işverenin sorumluluklarını etkilemez”.
- Kaybın kalıcı mı geçici mi olduğu ortaya konur; geçiciyse süresi, kalıcıysa meslekte kazanma gücündeki azalma oranı tespit edilir.
- Olay tarihi belirlenir. Hem uygulanacak yönetmelik hem de bakiye ömür hesabının başlangıcı olay tarihine bağlıdır.
- İşçinin geliri tespit edilir. Geliri belgelenemeyen veya çalışmayan kişiler için asgari ücret esas alınır.
- İndirim ve mahsup kalemleri ayrılır: zarar görenin kendi kusuru (TBK m.52), SGK’nın bağladığı gelirin rücu edilebilir kısmı ve ödenmiş geçici iş göremezlik ödeneği.
- Kazanç kaybı değil iş gücü kaybı esas alınır. Kazadan sonra maaşı hiç düşmemiş bir işçi de tazminat alabilir; ölçüt gelirin azalması değil, aynı işi yapmak için harcanması gereken eforun artmasıdır.
Kusur tespitinin nasıl yapıldığı ve bilirkişi raporlarının hangi ölçütlerle denetlendiği ayrı bir konudur; iş kazasında kusur oranı nasıl belirlenir yazımızda bu süreci ayrıntılı anlattık.
Sürekli İş Göremezlik Tazminatı Hesaplamasında Kullanılan Formüller Nelerdir?
Sürekli iş göremezlik tazminatının hesabı, işçinin olay tarihindeki bakiye ömrü boyunca elde edeceği kazançlar toplamının kayıp oranıyla çarpılması esasına dayanır. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 24.09.2019 tarihli, 2019/3478 E., 2019/5424 K. sayılı kararı, bu hesabın adımlarını bozma gerekçesinde madde madde sayar. Kararın kabul ettiği yöntem şudur:
| Adım | Kural |
|---|---|
| Bakiye ömür | Olay tarihindeki yaşam tablosundan bulunur |
| Gelir | İşçinin günlük net geliri tespit edilir |
| Bilinen dönem | Mevcut veriler esas alınır; iskontolama ve artırma işlemi yapılmaz |
| Bilinmeyen dönem | Yıllık olarak %10 artırılır ve %10 iskontoya tabi tutulur |
| Aktif dönem | 60 yaşına kadar |
| Pasif dönem | 60 yaşından sonra bakiye ömrün sonuna kadar |
| Hesap biçimi | Ortalama yöntemine başvurulmadan her yıl için ayrı ayrı |
| Geçici iş göremezlik dönemi | Sigortalının %100 oranında iş göremez olduğu kabul edilir |
| Pasif dönem geliri | Asgari geçim indirimi dâhil edilmeden asgari ücretin neti |
Bu dokuz satır, iş kazası tazminat hesabının iskeletidir. Bilirkişi raporunda satırlardan biri farklı uygulanmışsa — örneğin pasif dönem brüt asgari ücret üzerinden hesaplanmışsa ya da yıllar tek tek değil ortalama üzerinden alınmışsa — rapora itiraz edilmesi ve ek rapor alınması gerekir.
Bakiye Ömür Nasıl Belirlenir? TRH 2010 ve PMF 1931 Farkı
Bakiye ömür, kişinin olay tarihinden itibaren daha ne kadar yaşamasının beklendiğini gösteren süredir ve yaşam tablosundan okunur. Yargıtay uzun yıllar Fransız kaynaklı PMF 1931 tablosunu kullandı; bu tablo bugünkü Türkiye nüfusunun yaşam beklentisini yansıtmadığı için eleştiriliyordu.
Değişiklik 2021 yılının sonunda geldi. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 02.12.2021 tarihli 2017/(21)10-1179 E., 2021/1563 K. ve 21.12.2021 tarihli 2018/10-1027 E., 2021/1708 K. sayılı kararlarıyla bakiye ömür süresinin belirlenmesinde TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınması gerektiğine hükmetti. Hukuk Genel Kurulu’nun 06.12.2022 tarihli, 2021/575 E., 2022/1660 K. sayılı kararı bu içtihadı tekrarlar ve gerekçesini şöyle kurar: gerçek zarar hesabı özü itibarıyla varsayımlara dayalı bir hesaplama olduğundan, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması gerekliliği karşısında ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 tablosu esas alınmalıdır.
Bu ayrıntı, iki nedenle bilinmesi gereken bir ayrıntıdır. Birincisi, atıf yapılan iki karardan ilki parantez içindeki daire numarasından da anlaşılacağı üzere iş kazası dosyasından gelmektedir; yani içtihat doğrudan bu alanda kurulmuştur. İkincisi, iki tablo arasındaki fark tazminat rakamına doğrudan yansır.
| PMF 1931 | TRH 2010 | |
|---|---|---|
| Kaynağı | Fransız nüfus verisi | Türkiye Hayat Tablosu |
| Yeni doğanın ömrü – kadın | – | 78,02 |
| Yeni doğanın ömrü – erkek | – | 71,93 |
| Başlangıç yaşlarında fark | 15 ilâ 22 yıl (TRH lehine) | |
| Orta yaşlarda | Süreler birbirine yaklaşır | |
| Sonuç | Daha kısa bakiye ömür | Daha uzun bakiye ömür, daha yüksek tazminat |
Bu rakamlar, adı geçen Hukuk Genel Kurulu kararının gerekçesinden alınmıştır. Genç yaşta kaza geçiren bir işçinin dosyasında PMF yerine TRH 2010 kullanılması, tazminatı belirgin biçimde artırır. Hükme esas alınan raporda hangi tablonun kullanıldığı bu nedenle mutlaka kontrol edilmelidir.
Aktif Dönem ve Pasif Dönem Ne Demektir?
Hesap, işçinin bakiye ömrünü ikiye böler. Aktif dönem, kişinin fiilen çalışıp gelir elde ettiği varsayılan dönemdir ve Yargıtay uygulamasında kural olarak 60 yaşına kadar sürer. Pasif dönem, 60 yaşından sonra bakiye ömrün sonuna kadar geçen dönemdir; kişi artık çalışmıyor sayılır ama emek gücünün tümüyle değersizleştiği kabul edilmez.
Pasif dönemde zarar, asgari geçim indirimi dâhil edilmeden asgari ücretin neti üzerinden hesaplanır. Bu, uygulamada en sık hata yapılan kalemdir: pasif dönemin brüt asgari ücret üzerinden ya da AGİ dâhil edilerek hesaplanması bozma sebebidir.
Ev hanımları bakımından ayrı bir kabul vardır. Ev hizmetlerinin niteliği gereği yaşam boyu sürdüğü kabul edildiğinden, ev hanımları için pasif dönem ayrı hesaplanmaz; bakiye ömrün tamamı aktif dönem gibi değerlendirilir. Aynı yaklaşım, emeklilik sonrası fiilen çalışmaya devam ettiği belgelenen kişiler için de tartışılır.
Bilinen Dönem ve Bilinmeyen Dönem Nasıl Hesaplanır?
Aktif ve pasif dönem ayrımından ayrı olarak, hesap bir de bilinen ve bilinmeyen dönem olarak ikiye ayrılır. Bilinen dönem, kaza tarihinden bilirkişi hesabının yapıldığı tarihe kadar geçen süredir; bu dönemde işçinin maaşı, ek ödemeleri ve giderleri belgelerle bellidir. Bu nedenle bilinen dönem iskontolama ve artırma işlemi yapılmadan, gerçek veriler üzerinden hesaplanır.
Bilinmeyen dönem, hesap tarihinden bakiye ömrün sonuna kadar uzanan varsayımsal dönemdir. Burada gelecekteki ücret artışları ile paranın bugünkü değeri arasındaki dengeyi kurmak için işçinin geliri her yıl %10 artırılır ve aynı oranda, %10 iskontoya tabi tutulur. Bu işlem yıllar toplanarak veya ortalama alınarak değil, her yıl için ayrı ayrı yapılır.
Trafik kazası dosyalarında sıkça karşılaşılan progresif rant ve teknik faiz tartışmalarıyla bu yöntem karıştırılmamalıdır. Sigorta tahkim ve trafik kazası dosyalarında hesabın nasıl kurulacağı Yargıtay 4. Hukuk Dairesi içtihadıyla şekillenirken, iş kazasından doğan tazminat davaları iş mahkemelerinde görülür ve yukarıdaki adımlarla hesaplanır. Aynı olay hem iş kazası hem trafik kazası niteliğindeyse, hangi dosyada hangi yöntemin uygulandığına ayrıca dikkat edilmelidir.
Sürekli İş Göremezlik Tazminatı Hesaplamaları Nasıl Yapılır?
Hesap, aşağıdaki sırayla yürür. Sıranın kendisi de önemlidir: kusur indirimi ile SGK mahsubu aynı aşamada yapılmaz ve yer değiştirdiklerinde sonuç değişir.
- Sorumluluk ve kusur durumları ortaya konur. İşverenin sorumluluğu Türk Borçlar Kanunu m.417 ve 6331 sayılı Kanun’dan doğar; kaçınılmazlık hâli 5510 m.21’in son cümlesi gereği ayrıca değerlendirilir.
- Maluliyet oranı belirlenir. Kaza tarihine göre uygulanacak mevzuat seçilir ve meslekte kazanma gücü kayıp oranı bulunur.
- Bakiye ömür TRH 2010 tablosundan okunur.
- Gelir tespit edilir; belgelenemiyorsa asgari ücret esas alınır.
- İşlemiş (bilinen) dönem zararı hesaplanır.
- İşleyecek (bilinmeyen) dönem zararı aktif ve pasif dönem ayrımıyla, her yıl ayrı ayrı hesaplanır.
- İki dönem toplanır ve bulunan tutar maluliyet oranıyla çarpılır.
- Zarar görenin kendi kusuru varsa kusur indirimi uygulanır (TBK m.52).
- Son olarak SGK’nın bağladığı gelirin rücu edilebilir kısmı ile ödenmiş geçici iş göremezlik ödeneği mahsup edilir.
İşlemiş Zarar Dönemi (Mevcut Zarar)
İşlemiş zarar dönemi, kişinin zarara uğradığı tarihten bilirkişi hesabının yapıldığı tarihe kadar geçen sürede uğradığı zararları ifade eder. Bu hesaplama, işleyecek zarar hesabına göre çok daha somut verilerle yapılır; kaza tarihi ile hesap tarihi arasındaki maaş, ilave ücretler ve giderler bellidir. Veriler gerçek olduğu için hakkaniyete aykırı sonuç doğurma ihtimali de düşüktür.
Bu dönemde dikkat edilecek nokta, işlemiş devrenin hesap raporunda kabul edilen tarihten geriye çekilmemesidir. Rapordan sonra yürürlüğe giren asgari ücret farklarının geriye dönük olarak rapora yansıtılması da hatalıdır; yeni bir hesap gerekiyorsa ek rapor alınır.
İşleyecek Zarar Dönemi (Müstakbel Zarar)
İşleyecek zarar dönemi, hesap tarihi ile kişinin varsayımsal yaşam süresinin sonu arasındaki dönemi kapsar. Bu dönem kendi içinde yine ikiye ayrılır: kişinin çalışma yaşamı içinde olduğu kabul edilen aktif dönem ve çalışmayacağı varsayılan pasif dönem. Böylece işçinin gelecekte uğrayacağı kayıplar da bugünden hesaplanıp hükme bağlanır.
Aşağıdaki tablo, iki dönemin hangi veriyle ve hangi yöntemle hesaplandığını yan yana gösterir.
| İşlemiş (bilinen) dönem | İşleyecek (bilinmeyen) dönem | |
|---|---|---|
| Kapsadığı süre | Kaza tarihi – hesap tarihi | Hesap tarihi – bakiye ömrün sonu |
| Veri | Gerçek ücret ve belgeler | Varsayımsal gelir |
| Artırma / iskonto | Uygulanmaz | Yıllık %10 artırım + %10 iskonto |
| Dönem ayrımı | Yok | Aktif (60 yaşa kadar) / pasif |
| Gelir esası | Fiilî net gelir | Aktifte fiilî gelir, pasifte AGİ’siz net asgari ücret |
SGK’nın Ödediği Gelir Tazminattan Düşülür mü?
Bu, iş gücü kaybı tazminatı hesaplamasının en çok hata yapılan kalemidir ve cevabı “evet” ya da “hayır” değil, “rücu edilebilen kısmı kadar”dır. Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesinin birinci fıkrası kuralı açıkça koyar: “Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.”
Rücu edilebilen kısmın ölçüsünü ise 5510 sayılı Kanun’un 21. maddesi belirler. Maddeye göre iş kazası, işverenin kastı veya iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse; Kurumca yapılan ve ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, “sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere” işverene ödettirilir.
Buradaki iki sınır birlikte okunmalıdır. İşverenin Kuruma karşı sorumluluğu için kast veya iş güvenliği mevzuatına aykırılık şarttır; ayrıca ödenecek tutar işçinin işverenden isteyebileceği gerçek zararı aşamaz. Bu nedenle “işveren ilk peşin sermaye değerinin tamamından sorumludur” biçimindeki yaygın ifade yanlıştır: önce kusur, sonra gerçek zarar tavanı karşılaştırması yapılır.
| Kalem | Tazminattan düşülür mü | Dayanak |
|---|---|---|
| Sürekli iş göremezlik gelirinin rücu edilebilen ilk peşin sermaye değeri | Evet | 5510 m.21/1 · TBK m.55/1 |
| Rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri | Hayır | TBK m.55/1 |
| Ödenmiş geçici iş göremezlik ödeneği | Evet, geçici dönem tazminatından | 5510 m.18 · TBK m.55/1 |
| İşverenin ifa amacıyla yaptığı ödeme | Evet, oransal olarak | TBK m.55 (7589 s.K. ile eklenen fıkra) |
| İfa amacı taşımayan yardım ve bağışlar | Hayır | TBK m.55/1 |
Üçüncü kişinin kusuru söz konusuysa oran değişir: 5510 m.21/4 uyarınca zarara sebep olan üçüncü kişilere ve kusuru varsa bunları çalıştıranlara, ilk peşin sermaye değerinin yarısı rücu edilir. Kamu görevlileri ile er ve erbaşların vazifeleri gereği yaptıkları fiiller sonucu meydana gelen kazalarda ise, haklarında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunmadıkça rücu edilmez (m.21/5). Kurumun işverene açtığı rücu davasının ayrıntıları için ayrı yazımıza bakabilirsiniz.
İş Gücü Kaybı Maaşı Ne Kadar? Sürekli İş Göremezlik Geliri Nasıl Hesaplanır?
Halk arasında “iş gücü kaybı maaşı” denilen ödeme, mevzuattaki adıyla sürekli iş göremezlik geliridir ve 5510 sayılı Kanun’un 19. maddesinde düzenlenmiştir. Gelirin miktarı üç veriye bağlıdır: gelir bağlama oranı, sigortalının 17. maddeye göre hesaplanan aylık kazancı ve meslekte kazanma gücü kayıp oranı.
| Durum | Gelir bağlama oranı | Hesap |
|---|---|---|
| Sürekli tam iş göremezlik | %70 | Aylık kazancın %70’i |
| Sürekli kısmî iş göremezlik | %70 üzerinden | Tam gelir gibi hesaplanır, iş göremezlik derecesi oranındaki tutarı ödenir |
| Başka birinin sürekli bakımına muhtaç olma | %100 | Aylık kazancın tamamı üzerinden |
Kanun’un kurduğu formül şudur: kısmî iş göremezlikte önce tam iş göremezlik geliri gibi hesap yapılır, sonra bunun iş göremezlik derecesi oranındaki tutarı sigortalıya ödenir. Örneğin meslekte kazanma gücü kaybı %20 olan bir sigortalıda, önce aylık kazancın %70’i bulunur, sonra bu tutarın %20’si gelir olarak bağlanır.
Gelirin başlangıcı da kanunla belirlenmiştir: sürekli iş göremezlik geliri, geçici iş göremezlik ödeneğinin sona erdiği tarihi, geçici iş göremezlik tespit edilemeden sürekli iş göremezlik durumuna girilmişse buna ait sağlık kurulu raporu tarihini takip eden ay başından başlar.
Burada yaygın bir yanlış bilgiyi düzeltmek gerekir. Sürekli iş göremezlik geliri bağlanabilmesi için prim borcunun bulunmaması şartı, yalnızca kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan (4/1-b) sigortalılar için geçerlidir. 19. maddenin dördüncü fıkrası bu şartı açıkça yalnız o gruba bağlar. Hizmet akdiyle çalışan işçi bakımından böyle bir şart yoktur; işverenin prim borcu bulunması, işçinin gelir hakkını ortadan kaldırmaz. Sürekli iş göremezlik gelirinin ayrıntıları ve güncel uygulaması için sürekli iş göremezlik geliri yazımıza bakabilirsiniz.
Son olarak, aynı sigortalı yeniden iş kazası geçirir veya yeni bir meslek hastalığına tutulursa, engellilik hâllerinin bütünü göz önüne alınarak son kaza sırasındaki kazanç üzerinden gelir hesaplanır; ancak bu yeni gelir ilk gelirinden az çıkarsa sigortalıya ilk kazanç üzerinden ödeme yapılır.
Geçici İş Göremezlik Ödeneği Ne Kadar, Nasıl Hesaplanır?
Geçici iş göremezlik ödeneği, Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla ödenir. İş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için ödenek verilir; hastalık hâlinden farklı olarak burada iki günlük bekleme süresi de, doksan günlük prim şartı da aranmaz.
| Tedavi biçimi | Ödenek tutarı |
|---|---|
| Yatarak tedavi | Günlük kazancın yarısı |
| Ayaktan tedavi | Günlük kazancın üçte ikisi |
Günlük kazanç, 5510 sayılı Kanun’un 17. maddesine göre hesaplanır. Bir sigortalıda iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hâllerinden birkaçı birleşirse ödeneklerin en yükseği verilir. Ayrıca sürekli iş göremezlik geliri bağlanmış sigortalı aynı engellilik nedeniyle yeniden istirahat raporu alırsa, yazılı istek tarihinden itibaren bir günlük ödenek ile aylık gelirin otuzda biri arasındaki fark her gün için ödenir.
Ödeneğin karşılamadığı kayıp, işverenden geçici iş göremezlik tazminatı olarak istenebilir. Hesap basittir: istirahatli gün sayısı × günlük net ücret formülüyle bulunan kayıptan, SGK’nın ödediği ödenek düşülür ve kalan tutar kusur oranıyla çarpılır. Başvuru usulü için iş kazasında geçici iş göremezlik ödeneği nasıl alınır yazımıza bakabilirsiniz.
Efor Kaybı Tazminatı Nedir? Geliri Azalmayan İşçi Tazminat Alabilir mi?
Efor kaybı tazminatı, kazadan sonra geliri hiç azalmayan işçinin de talep edebileceği tazminattır ve iş gücü kaybı tazminatının tam da özünü oluşturur. Türk Borçlar Kanunu’nun 54. maddesi bedensel zarar kalemlerini sayarken kazanç kaybı ile çalışma gücünün azalmasından doğan kayıpları ayrı ayrı, iki farklı bent hâlinde düzenler. Yani kanun bu ikisini baştan birbirinden ayırmıştır.
Yargıtay uygulamasında da sürekli iş göremezlik tazminatı, gelirin azalmasından kaynaklanan bir tazminat türü olarak görülmez. İşçinin maaşı aynı kalsa bile, aynı işi yapabilmek için eskisine oranla daha fazla güç ve efor sarf etmesi gerekiyorsa zarar doğmuştur. Bu nedenle tazminat talep edebilmek için işçinin çalışıyor olması, düzenli veya düzensiz bir gelirinin bulunması şart değildir.
Uygulamada bu noktada üç ayrı yanlış yapılır:
- “Maaşın düşmedi, zararın yok” savunması. Ölçüt gelir değil, iş gücü kaybıdır.
- “Aynı işte çalışmaya devam ediyorsun” savunması. Kanun aynı işi sürdürmeyi değil, sürdürmek için harcanan eforu esas alır.
- “Çalışmıyorsun, kaybın yok” savunması. Çalışmayan kişiler ve ev hanımları için hesap asgari ücret üzerinden yapılır.
Bu kalem, halk dilinde “güç kaybı tazminatı” olarak da anılır. Adı ne olursa olsun hesabın yöntemi aynıdır: bakiye ömür, kayıp oranı ve gelir üçlüsü.
Uzuv Kaybı Tazminatı Nasıl Hesaplanır?
El, kol, parmak, bacak, ayak veya göz kaybı gibi durumlarda hesabın mantığı diğer iş gücü kaybı hesaplarından farklı değildir; değişen tek şey, kayıp oranının cetvelden okunuyor olmasıdır. Kayıp oranı Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği’nin ekindeki cetvellerden, kişinin mesleği de gözetilerek belirlenir.
Uzuv kaybında hesabın üç özelliği vardır:
- Meslek etkilidir. Aynı parmağın kaybı bir piyanist ile bir muhasebeci için aynı meslekte kazanma gücü kaybını doğurmaz; cetveller mesleğe göre farklılaşan değerlendirmeye izin verir.
- Birden fazla uzuv varsa oranlar toplanmaz, Balthazard formülüyle birleştirilir.
- Protez ve yardımcı cihaz giderleri ayrı kalemdir. Tedavi giderleri Türk Borçlar Kanunu m.54/1 uyarınca bağımsız bir zarar kalemi olduğundan, iş gücü kaybı tazminatının içine sıkıştırılmaz.
Uzuv kaybı çoğu zaman bakım ihtiyacı da doğurur. Bakıcı gideri, iş gücü kaybı tazminatından ayrı ve bağımsız olarak istenebilen bir kalemdir; koşulları için iş kazasında bakıcı gideri talep edilebilir mi yazımıza bakınız.
Sürekli İş Göremezlik Tazminatı Hesaplamalarında Yapılan En Yaygın Hatalar Nelerdir?
Aşağıdaki hataların tamamı, Yargıtay bozma kararlarında somut olarak karşımıza çıkan hatalardır. Bilirkişi raporu elinize geçtiğinde bu listeyi bir kontrol listesi gibi kullanabilirsiniz.
- Yanlış yaşam tablosu. Bakiye ömür PMF 1931 üzerinden hesaplanmışsa rapor eskimiştir; Hukuk Genel Kurulu 2021 sonundan itibaren TRH 2010 tablosunu esas alıyor.
- Pasif dönemin brüt ücret ya da AGİ dâhil hesaplanması. Doğrusu asgari geçim indirimi dâhil edilmeden asgari ücretin netidir.
- Ortalama yöntemi kullanılması. Aktif ve pasif dönemde elde edilecek kazançlar ortalama alınarak değil, her yıl için ayrı ayrı hesaplanmalıdır.
- Geçici iş göremezlik döneminde sürekli kayıp oranının uygulanması. Bu dönemde sigortalı %100 iş göremez kabul edilir.
- Kusur indiriminin iki kez uygulanması. Bilirkişi raporunda zarar zaten kusur oranı düşülerek hesaplanmışken mahkemenin hüküm kurarken aynı indirimi tekrarlaması bozma sebebidir.
- Ücret ihtilafı. Dava uzadıkça hesaba esas ücret değişebilir; ancak bozma dışı kalarak kesinleşmiş bir ücret varsa yeniden asgari ücrete dönülemez.
- Hakkaniyet indirimi ile kusur indiriminin karıştırılması. Türk Borçlar Kanunu m.55, hesaplanan tazminatın miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesiyle artırılmasını veya azaltılmasını yasaklar. Buna karşılık zarar görenin kendi kusuru nedeniyle m.52 uyarınca indirim yapılabilir; ikisi farklı kurumlardır.
- Kayıp oranının yanlış rejimden alınması. İş kazasında ölçüt meslekte kazanma gücü kaybıdır; engelli sağlık kurulu raporundaki engel oranı bu yerine geçmez.
- Rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemelerinin tazminattan düşülmesi. TBK m.55/1 bunu açıkça yasaklar.
- Eksik inceleme. Kusur tespiti için keşif yapılmaması, çelişkili bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmemesi ve tanık beyanlarının değerlendirilmemesi, tazminatın yanlış hesaplanmasına yol açar.
Sürekli İş Göremezlik Tazminatı Hesaplaması Yaparken Nelere Dikkat Edilmelidir?
- Kusur incelemesi tam yapılmalıdır. Zarar görenin kusuru varsa hesaplanan tazminattan kusuru oranında indirim yapılır. İşveren tarafında ise 6331 sayılı Kanun’un 4. maddesindeki yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği araştırılır; dış kaynaktan iş güvenliği hizmeti alınmış olması işvereni sorumluluktan kurtarmaz.
- Maluliyet oranı doğru rejimden belirlenmelidir. Kaza tarihine göre uygulanacak düzenleme seçilir ve meslekte kazanma gücü kaybı oranı bulunur.
- Yaşam tablosu ve hesap yöntemi kontrol edilmelidir. TRH 2010 kullanılmış mı, bilinen dönemde iskonto uygulanmamış mı, bilinmeyen dönem her yıl ayrı hesaplanmış mı.
- Aktif ve pasif dönem doğru ayrılmalıdır. Aktif dönem kural olarak 60 yaşa kadardır; ev hanımları için pasif dönem hesaplanmaz.
- Gelir belgelenmelidir. Bordro, banka kaydı ve tanık beyanı birlikte değerlendirilir; belge yoksa asgari ücret esas alınır.
- Kaçınılmazlık ayrıca değerlendirilmelidir. 5510 sayılı Kanun m.21’in birinci fıkrasının son cümlesi, işverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesinin dikkate alınacağını açıkça söyler. Kaçınılmazlık, olayın meydana geldiği tarihte geçerli bilimsel ve teknik tüm önlemlere rağmen zararın önlenememesi hâlidir ve kabulü için nesnel ölçütler aranır.
- Mahsup en sonda yapılmalıdır. Kusur indirimi ile SGK mahsubu ayrı aşamalardır; sıra değişirse sonuç yanlış çıkar.
Hesabın kabaca ne çıkacağını görmek isterseniz sitemizdeki iş göremezlik tazminatı hesaplama aracını kullanabilirsiniz. Araç, yukarıdaki adımların basitleştirilmiş hâlini uygular; dosyanızdaki bilirkişi raporunun yerine geçmez, ancak raporda beklenenden çok farklı bir rakam görürseniz sebebini sorgulamanız için bir işaret olur.
2026’da Değişen İki Kural: Faiz Başlangıcı ve Belirsiz Alacak Davası
16.07.2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun, 31.07.2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi ve iş gücü kaybı tazminatı hesaplamasını iki noktadan doğrudan etkiledi. Bu değişiklikleri işlemeyen her metin bugün eksiktir.
Faiz Ne Zamandan İtibaren İşler?
Aynı Kanun’un 18. maddesiyle Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesine eklenen fıkra, faizin başlangıcını doğrudan kanunla belirledi. Hüküm, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile destekten yoksun kalma zararlarında faizi ikiye ayırır:
| Dönem | Faiz başlangıcı |
|---|---|
| Zarar görenin kazancının bilindiği döneme ilişkin tazminat | Haksız fiilin veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarih |
| Zarar görenin kazancının bilinemediği döneme ilişkin tazminat | Karar tarihi |
Aynı maddeye eklenen ikinci fıkra ise ifa amacıyla yapılan ödemeleri düzenler: tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir. Yani işverenin dava sırasında yaptığı ödeme, nominal tutarıyla değil ödeme tarihindeki oranıyla düşülür.
Bu değişikliğin bir zaman sınırı vardır. 7589 sayılı Kanun’un geçici maddesi, Türk Borçlar Kanunu m.55 değişikliğinin yürürlükten sonra meydana gelen haksız fiillere uygulanacağını söyler. 31.07.2026 tarihinden önceki iş kazalarında faiz, önceki uygulamaya göre değerlendirilir.
Belirsiz Alacak Davası Artık Açılamaz
7589 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesi yürürlükten kaldırıldı. Belirsiz alacak davası, tam da iş kazası tazminatı gibi miktarı dava açılırken kesin olarak bilinemeyen alacaklar için kullanılan bir dava türüydü. Bu nedenle “fazlaya ilişkin haklarımız saklıdır” ya da “belirsiz alacak davası açılır” ifadelerini taşıyan eski metinler bugün yanlıştır.
Yerine gelen düzenleme, aynı Kanun’un 20. maddesiyle HMK m.109’a eklenen dördüncü fıkradır: kısmi davada talep, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın bir defaya mahsus olmak üzere tahkikat sona erinceye kadar artırılabilir; zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden kesilmiş sayılır.
Geçiş hükmü de vardır: mülga m.107, kaldırılma tarihinden önce açılmış davalarda uygulanmaya devam eder. Yani 31.07.2026’dan önce belirsiz alacak davası olarak açılmış dosyalar eski usulle yürür. İki dava türü arasındaki farkı belirsiz alacak davası ve kısmi dava farkı yazımızda ayrıntılı anlattık.
Manevi tazminat bakımından ayrı bir dikkat gerekir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında manevi tazminat bölünemez ve ıslahla artırılamaz; HMK m.109/4 ise açıkça alacağın yalnızca bir kısmının dava edildiği durumlar için yazılmıştır. Bu nedenle güvenli yol, manevi tazminat talebini dava dilekçesinde baştan ve tam olarak belirlemektir.
İş Kazası Tazminat Davasında Zamanaşımı Kaç Yıldır?
İş kazasından doğan tazminat davasında zamanaşımı süresi, davanın kime karşı açıldığına göre değişir ve bu ayrım hak kaybının en sık yaşandığı yerdir.
İşverene karşı açılan davada süre on yıldır. Dayanağı Türk Borçlar Kanunu’nun 417. maddesinin üçüncü fıkrasıdır: “İşverenin yukarıdaki hükümler dâhil, kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir.” Talep sözleşmeye aykırılıktan doğduğu için, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça her alacağın on yıllık zamanaşımına tabi olduğunu söyleyen TBK m.146 uygulanır.
| Kime karşı | Süre | Dayanak |
|---|---|---|
| İşverene | 10 yıl | TBK m.417/3 + m.146 (sözleşmeye aykırılık) |
| Kusurlu üçüncü kişiye | Öğrenmeden 2, her hâlde fiilden 10 yıl | TBK m.72/1 (haksız fiil) |
| Fiil suç oluşturuyorsa | Ceza kanunundaki daha uzun süre | TBK m.72/1 son cümle |
Tablonun son satırı çoğu zaman gözden kaçar. TBK m.72/1’in son cümlesi, tazminatın ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğması hâlinde bu uzun sürenin uygulanacağını söyler. İş kazaları çoğu zaman taksirle yaralama veya taksirle öldürme suçunu oluşturduğundan, uzamış ceza zamanaşımı devreye girebilir ve süre fiilen uzar.
Sürenin başlangıcı da tartışmalıdır. Maluliyet oranı ancak tedavi tamamlandıktan sonra kesinleştiği için, zararın öğrenildiği an olarak kural olarak kesin maluliyet raporunun düzenlendiği tarih esas alınır. Buna rağmen bekleme yerine erken hareket etmek her zaman güvenlidir.
İş Kazası Tazminat Davasında Arabuluculuk Zorunlu mu?
Hayır. Bu, iş hukukundaki genel kuralın açık bir istisnasıdır ve sık sık yanlış bilinir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesinin birinci fıkrası, işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olmasını dava şartı sayar. Ancak aynı maddenin üçüncü fıkrası şu istisnayı koyar:
“İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.”
Yani iş gücü kaybı tazminatı davası doğrudan iş mahkemesinde açılır; önce arabulucuya gitmek gerekmez. Taraflar isterse ihtiyari arabuluculuğa başvurabilir, fakat bu bir zorunluluk değildir. İstisnanın kapsamı tazminat, tespit, itiraz ve rücu davalarıyla sınırlıdır: aynı işçinin kıdem tazminatı, fazla mesai veya ücret alacağı talepleri için arabuluculuk şartı işlemeye devam eder. Konunun ayrıntısı için iş kazasında arabuluculuk zorunlu mu yazımıza bakabilirsiniz.
İş Kazası Sonrası İş Gücü Kaybı Durumunda Hangi Tazminatlar Alınabilir?
İş kazası tek bir tazminat kalemi doğurmaz. Talep edilebilecek kalemler ve dayanakları şunlardır:
| Kalem | Kim talep eder | Dayanak |
|---|---|---|
| Sürekli iş göremezlik (iş gücü kaybı) tazminatı | Yaralanan işçi | TBK m.54/3 |
| Geçici iş göremezlik tazminatı | Yaralanan işçi | TBK m.54/2-3 |
| Tedavi giderleri ve SGK’nın karşılamadığı sağlık harcamaları | Yaralanan işçi | TBK m.54/1 |
| Bakıcı gideri | Bakıma muhtaç işçi | TBK m.54/1 |
| Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar | Yaralanan işçi | TBK m.54/4 |
| Manevi tazminat | İşçi; ağır bedensel zararda yakınları da | TBK m.56 |
| Zarar gören eşyanın tazmini | İşçi | Genel hükümler |
| Destekten yoksun kalma tazminatı | Ölüm hâlinde destek görenler | TBK m.53/3 |
| Cenaze giderleri | Ölüm hâlinde yakınlar | TBK m.53/1 |
Manevi tazminat bakımından TBK m.56’nın ikinci fıkrası özellikle önemlidir: ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat ödenmesine karar verilebilir. Yani ağır yaralanan işçinin eşi ve çocukları da kendi adlarına manevi tazminat isteyebilir. Kalemlerin tümü ve talep sırası için iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat nasıl alınır yazımıza bakınız.
İş Gücü Kaybı Durumunda Hangi Finansal Desteklere Başvurabilirim?
Bu başlık, işverenden istenecek tazminattan ayrı olarak kurumlardan sağlanan ödemeleri kapsar. 5510 sayılı Kanun’un 16. maddesi, iş kazası veya meslek hastalığı sigortasından sağlanan hakları beş kalem hâlinde sayar:
- Sigortalıya, geçici iş göremezlik süresince günlük geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi.
- Sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanması.
- İş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine gelir bağlanması.
- Gelir bağlanmış olan kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesi.
- Ölen sigortalı için cenaze ödeneği verilmesi.
Bunların yanına, kayıp oranı %60’a ulaşmışsa malullük aylığı için başvuru imkânı eklenir (5510 m.25). Ayrıca iş kazası aynı zamanda trafik kazası niteliğindeyse, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında sigorta şirketine de başvurulabilir. Bu kanallar birbirinin alternatifi değildir; ancak aynı zarar iki kez tazmin edilemeyeceği için aralarındaki mahsup ilişkisi gözetilir.
Sürekli İş Göremezlik Maaşı Nedir Ve Nasıl Alınır?
Sürekli iş göremezlik maaşı, mevzuattaki adıyla sürekli iş göremezlik geliri, 5510 sayılı Kanun’un 19. maddesinde düzenlenmiştir. Miktarının nasıl hesaplandığını yukarıda ayrı bir başlıkta anlattık; bu başlık başvuru sürecini ele alıyor. Süreç şu adımlarla yürür:
- Kaza SGK’ya bildirilir ve iş kazası olarak tescil edilir.
- Tedavi ve istirahat süreci tamamlanır; bu süreçte geçici iş göremezlik ödeneği alınır.
- Tedavi bitince Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucusunun sağlık kurulundan rapor alınır.
- Rapor ve dayanağı tıbbi belgeler Kurum Sağlık Kuruluna gönderilir.
- Kurum Sağlık Kurulu meslekte kazanma gücü kayıp oranını tespit eder; oran %10 ve üzerindeyse gelir bağlanır.
- Gelir, geçici iş göremezlik ödeneğinin sona erdiği tarihi ya da sağlık kurulu raporu tarihini takip eden ay başından itibaren başlar.
Gelir bağlandıktan sonra durum sabit değildir. Kanun, gelir bağlanan sigortalının yeniden tedavi ettirilmesi hâlinde meslekte kazanma gücünü ne oranda yitirdiğinin yeniden tespit olunacağını düzenler; iyileşme hâlinde oran düşerse gelir de buna göre değişir.
Sürekli İş Gücü Kaybı Durumunda Çalışanların Psikolojik Desteği Nasıl Sağlanır?
İş kazası yalnızca bedensel zarar bırakmaz. Uzuv kaybı, uzun tedavi süreci, işe dönüp dönememe kaygısı ve maluliyetin getirdiği yeni yaşam koşulları; travma sonrası stres bozukluğu, anksiyete bozukluğu ve depresif bozukluk gibi tabloları tetikleyebilir.
Bunun hukuki karşılığı iki yönlüdür. Birincisi, Türk Borçlar Kanunu’nun 417. maddesinin birinci fıkrası işvereni işçinin kişiliğini korumakla yükümlü kılar; ikinci fıkra ise iş sağlığı ve güvenliği için gerekli her türlü önlemi almayı emreder. Psikolog veya psikiyatri desteğinin sağlanması ve bu yöndeki masrafların karşılanması bu yükümlülüğün kapsamındadır.
İkincisi ve çoğu zaman atlanan yön şudur: ruhsal bozukluk da maluliyet oranına girer. Kaza ile illiyet bağı kurulan psikiyatrik tablolar, iş göremezlik oranının tespitinde ayrıca değerlendirilir. Bu nedenle rapor alınırken yalnızca ortopedik bulguların değil, psikiyatrik değerlendirmenin de dosyaya girmesi gerekir; aksi hâlde oran eksik tespit edilir ve tazminat düşük hesaplanır.
Sürekli İş Göremezlik Durumunda Hangi Yasal Haklara Sahibim?
Bir önceki başlık kurumlardan alınacak ödemeleri kapsıyordu; bu başlık ise işçinin işveren karşısındaki hukuki konumunu ele alır.
- Tazminat davası açma hakkı. İşveren talebi kabul etmezse iş mahkemesinde dava açılır; arabuluculuk şartı aranmaz.
- Delil isteme ve inceleme hakkı. İş kazası tahkikat raporu, işyeri risk değerlendirmesi, iş sağlığı ve güvenliği eğitim kayıtları, kişisel koruyucu donanım zimmet belgeleri dosyaya celbedilebilir.
- Kayıt tutulmasını isteme hakkı. 6331 sayılı Kanun m.14, işverene bütün iş kazalarının kaydını tutma ve rapor düzenleme yükümlülüğü verir; buna aykırılık işveren aleyhine değerlendirilir.
- Uygun işte çalıştırılma hakkı. 6331 m.4/1-(ç) uyarınca işveren, çalışana görev verirken çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu göz önüne almak zorundadır.
- Masrafın kendisine yansıtılmaması hakkı. 6331 m.4/4 açıktır: “İşveren, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin maliyetini çalışanlara yansıtamaz.”
- Üçüncü kişilere başvurma hakkı. Kaza aynı zamanda trafik kazasıysa sigorta şirketine ve kusurlu sürücüye karşı da talep yöneltilebilir.
Dava açarken hangi belgelerin toplanması gerektiğini iş kazası geçirdim hangi belgelerle dava açabilirim, kamera kaydı bulunmayan olaylarda ispatın nasıl kurulacağını ise iş kazasında kamera kaydı yoksa dava nasıl ispatlanır yazımızda anlattık.
İş Gücü Kaybı Raporu Nasıl Alınır?
İş kazasına bağlı iş gücü kaybı raporu, sürecin öznesi bakımından engelli sağlık kurulu raporundan ayrılır. Süreç SGK dosyası üzerinden yürür ve rapor, Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarından alınır. Kayıp oranını yazma yetkisi bu kurullarda değil, Kurum Sağlık Kurulundadır.
- Kazanın iş kazası olarak tescil edilmiş olması gerekir; tescil yoksa önce bu sağlanır.
- Tedavi tamamlanır, kalıcı durum netleşir. Tedavi sürerken alınan raporlar süreli olur.
- SGK, sigortalıyı yetkili sağlık hizmeti sunucusuna sevk eder.
- Sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbi belgeler Kurum Sağlık Kuruluna gönderilir.
- Kurum Sağlık Kurulu meslekte kazanma gücü kayıp oranını karara bağlar.
- Karara itiraz edilirse dosya Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna gider.
Tazminat davasında ise mahkeme, Kurum kararıyla bağlı değildir; maluliyet oranını genellikle Adli Tıp Kurumu ihtisas kurulundan ya da üniversitelerin adli tıp anabilim dallarından alacağı raporla belirler. Bu nedenle dosyada iki farklı oran bulunması olağandır; mahkeme çelişkiyi gidermeden hüküm kuramaz.
Sonuçlanan işlemler ve bağlanan gelir e-Devlet üzerinden SGK hizmetlerinden görüntülenebilir. Ancak rapor sürecinin kendisi e-Devlet üzerinden başlatılmaz; başlangıç noktası her zaman iş kazası tescilidir.
İş Kaybı Tazminatı ile İş Gücü Kaybı Tazminatı Aynı Şey mi?
Hayır; isimleri benzediği için sürekli karıştırılan bu iki kavramın ortak hiçbir yanı yoktur. İş gücü kaybı tazminatı bedensel zarardan doğar. İş kaybı tazminatı ise 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un 21. maddesinde düzenlenen ve özelleştirme nedeniyle işini kaybedenlere İŞKUR tarafından ödenen bir tazminattır.
| İş gücü kaybı tazminatı | İş kaybı tazminatı | |
|---|---|---|
| Sebep | İş kazası / haksız fiil sonucu bedensel zarar | Özelleştirme nedeniyle iş sözleşmesinin sona ermesi |
| Ödeyen | İşveren veya kusurlu üçüncü kişi | Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) |
| Dayanak | TBK m.54/3, m.417 | 4046 s.K. m.21 |
| Tutar | Bakiye ömür, kayıp oranı ve gelire göre hesaplanır | Günlük net asgari ücretin iki katı |
| Süre | Bakiye ömür boyunca hesaplanır, toptan ödenir | Kıdeme göre 90 / 120 / 180 / 240 gün |
| Başvuru | İşverene talep, sonra iş mahkemesi | Sözleşmenin sona erdiği tarihten itibaren 30 gün içinde İŞKUR |
4046 sayılı Kanun’un 21. maddesine göre iş kaybı tazminatı süresi, aynı işverenle hizmet akdinin kesintisiz devam ettiği gün sayısına bağlıdır: 550 günden beri devam edenlere 90 gün, 1.100 günden beri devam edenlere 120 gün, 1.650 günden beri devam edenlere 180 gün, 2.200 günden beri devam edenlere 240 gün. Ayrıca ilgili kanunların öngördüğü I., II. ve III. derece engelli personele bu tutar iki katı olarak ödenir. Görüldüğü gibi bu, iş kazasıyla değil özelleştirmeyle ilgili bir ödemedir.
Sürekli İş Göremezlik Tazminatı Davaları Hangi Mahkemede Açılır? Yetkili ve Görevli Mahkeme Nedir?
İş kazası sebebiyle açılan sürekli iş göremezlik tazminatı davası niteliği itibarıyla bir iş davasıdır. Görevli mahkeme iş mahkemesidir; iş mahkemesi kurulmamış yerlerde davaya asliye hukuk mahkemesi iş mahkemesi sıfatıyla bakar. Yargılamada 7036 sayılı Kanun m.7/1 uyarınca basit yargılama usulü uygulanır.
Yetki bakımından ise iş kazası davalarına özgü bir genişletilmiş yetki kuralı vardır ve bu kural uygulamada en çok işe yarayan hükümlerden biridir. 7036 sayılı Kanun m.6, yetkili mahkemeleri şöyle sıralar:
| Yetkili mahkeme | Dayanak |
|---|---|
| Davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesi | m.6/1 |
| İşin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesi | m.6/1 |
| Davalı birden fazlaysa birinin yerleşim yeri mahkemesi | m.6/2 |
| İş kazasının veya zararın meydana geldiği yer mahkemesi | m.6/3 |
| Zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesi | m.6/3 |
Son satır özellikle önemlidir: işçi, kendi oturduğu yerdeki iş mahkemesinde dava açabilir. Kaza başka bir ilde olmuş, işveren merkezi başka bir ilde bulunuyor olsa bile bu böyledir. Bu hüküm, ağır yaralanmış bir işçinin başka şehirde dava takip etmek zorunda kalmasını önlemek için konulmuştur.
Ayrıca m.6/5 açıktır: bu madde hükümlerine aykırı yetki sözleşmeleri geçersizdir. İş sözleşmesine konulan “uyuşmazlıklarda X ili mahkemeleri yetkilidir” kaydı, iş kazası davasında işçiyi bağlamaz.
Sürekli İş Göremezlik Tazminatı Davasında Avukat Ne Kadar Ücret Alır? Avukat Ücretini Kim Öder?
Avukatlık Kanunu’na göre avukatın ücretsiz iş takip etmesi mümkün değildir; dava takibi veya danışmanlık bir ücret karşılığında yapılır. Ücretin alt ve üst sınırı ise kanunla çizilmiştir.
| Sınır | Kural |
|---|---|
| Taban | Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde belirtilen tutarın altında ücret kararlaştırılamaz |
| Tavan | Sözleşmeyle kararlaştırılan ücret, dava değerinin %25’ini aşamaz |
| Yazılı sözleşme yoksa | Yine en az tarifedeki ücret esas alınır |
| Karşı vekâlet ücreti | Dava kazanılırsa karşı taraftan hükmedilen vekâlet ücreti ayrı bir kalemdir ve avukata aittir |
Tablodaki tavan kuralı sık yanlış aktarılır: %25 sabit bir oran değil, aşılamayacak bir üst sınırdır. Sözleşmede daha düşük bir oran ya da maktu bir tutar kararlaştırılması mümkündür. Avukatlar uygulamada işin niteliğine, değerine ve harcanacak emek ile mesaiye göre ücret belirler.
Ücreti kural olarak müvekkil öder. Dava müvekkil lehine sonuçlanırsa mahkemece karşı taraf aleyhine hükmedilen vekâlet ücreti buna eklenir; bu ikinci kalem, taraflar aksini kararlaştırmadıkça avukata ait olur ve sözleşme ücretiyle karıştırılmamalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
İş gücü kaybı nedir?
İş gücü kaybı, bedensel zarar sonucu kişinin çalışma gücünün kısmen veya tamamen yitirilmesinden doğan kalıcı kayıptır. Türk Borçlar Kanunu m.54/3 bunu bedensel zarar kalemlerinden biri olarak sayar. İş kazasındaki teknik karşılığı meslekte kazanma gücü kaybıdır.
İş gücü kaybı maaşı ne kadar?
Sürekli tam iş göremezlikte, 5510 m.17’ye göre hesaplanan aylık kazancın %70’i oranında gelir bağlanır. Kısmî iş göremezlikte bu tutarın iş göremezlik derecesi oranındaki kısmı ödenir. Sigortalı başka birinin sürekli bakımına muhtaçsa gelir bağlama oranı %100 uygulanır.
İş gücü kaybı tazminatı hesaplama nasıl yapılır?
Olay tarihindeki bakiye ömür TRH 2010 tablosundan bulunur, işçinin günlük net geliri tespit edilir; bilinen dönem iskonto ve artırım yapılmadan, bilinmeyen dönem yıllık %10 artırım ve %10 iskontoyla her yıl ayrı ayrı hesaplanır. 60 yaşa kadar aktif, sonrası pasif dönemdir. Bulunan tutar kayıp oranıyla çarpılır, kusur indirimi ve SGK mahsubu uygulanır.
Sürekli iş göremezlik geliri için kayıp oranı en az yüzde kaç olmalıdır?
En az %10 olmalıdır. 5510 sayılı Kanun m.19, meslekte kazanma gücünün en az %10 oranında azaldığı Kurum Sağlık Kurulunca tespit edilen sigortalının sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanacağını düzenler.
Meslekte kazanma gücü kaybı ile maluliyet aynı mı?
Aynı değildir. Meslekte kazanma gücü kaybı %10’dan itibaren sürekli iş göremezlik geliri doğurur. Malullük ise 5510 m.25 uyarınca çalışma gücünün veya meslekte kazanma gücünün en az %60’ının kaybını gerektirir ve malullük aylığı doğurur.
İş kazası tazminat davasında zamanaşımı kaç yıldır?
İşverene karşı açılan davada on yıldır; dayanağı TBK m.417/3 ile m.146’dır. Kusurlu üçüncü kişiye karşı TBK m.72 uyarınca öğrenmeden itibaren iki, her hâlde fiilden itibaren on yıl uygulanır. Fiil suç oluşturuyorsa ceza kanunundaki daha uzun zamanaşımı işler.
İş kazası tazminat davasında arabuluculuğa başvurmak zorunlu mu?
Zorunlu değildir. 7036 sayılı Kanun m.3/3, iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında arabuluculuk dava şartının uygulanmayacağını açıkça düzenler.
İş kazası davası nerede açılır?
Görevli mahkeme iş mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise davalının yerleşim yeri, işin yapıldığı yer, kazanın veya zararın meydana geldiği yer ya da zarar gören işçinin kendi yerleşim yeri mahkemesidir. 7036 m.6/5 uyarınca buna aykırı yetki sözleşmeleri geçersizdir.
SGK geliri bağlandı, ayrıca işverenden tazminat isteyebilir miyim?
Evet. SGK geliri sigorta ilişkisinden, tazminat ise işverenin kusurundan doğar. Ancak bağlanan gelirin rücu edilebilen ilk peşin sermaye değeri tazminattan mahsup edilir. TBK m.55/1 uyarınca rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ise indirilemez.
Geçici iş göremezlik ödeneği ne kadar?
5510 m.18 uyarınca yatarak tedavilerde günlük kazancın yarısı, ayaktan tedavilerde üçte ikisi ödenir. İş kazasında ödenek her gün için verilir; hastalık hâlindeki iki günlük bekleme süresi ve doksan günlük prim şartı aranmaz.
Maaşım azalmadı, yine de tazminat alabilir miyim?
Evet. TBK m.54, kazanç kaybı ile çalışma gücünün azalmasından doğan kayıpları ayrı bentlerde düzenler. Gelir aynı kalsa bile aynı işi yapmak için daha fazla efor harcanması gerekiyorsa efor kaybı doğmuştur ve tazminat istenebilir.
İşveren kazayı Kuruma bildirmezse hakkım kaybolur mu?
Hayır. 6331 m.14/4 uyarınca sağlık hizmeti sunucuları kendilerine intikal eden iş kazalarını en geç on gün içinde SGK’ya bildirir. Ayrıca 5510 m.21/2, süresinde bildirilmemesi hâlinde ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinin işverenden tahsil edileceğini düzenler.
İş kaybı tazminatı ile iş gücü kaybı tazminatı aynı mı?
Aynı değildir. İş kaybı tazminatı, 4046 sayılı Kanun m.21 uyarınca özelleştirme nedeniyle işini kaybedenlere İŞKUR tarafından ödenen ve günlük net asgari ücretin iki katı tutarındaki tazminattır. İş gücü kaybı tazminatı ise bedensel zarardan doğar ve işverenden istenir.
Hesapta hangi yaşam tablosu kullanılır?
TRH 2010 yaşam tablosu kullanılır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 02.12.2021 tarihli 2021/1563 K. ve 21.12.2021 tarihli 2021/1708 K. sayılı kararlarıyla PMF 1931 yerine TRH 2010 tablosunun esas alınmasına karar vermiştir.
Ev hanımı iş gücü kaybı tazminatı alabilir mi?
Alabilir. Geliri belgelenemeyen kişiler için hesap asgari ücret üzerinden yapılır. Ayrıca ev hizmetlerinin yaşam boyu sürdüğü kabul edildiğinden ev hanımları için pasif dönem ayrı hesaplanmaz; bakiye ömrün tamamı aktif dönem gibi değerlendirilir.
Aktif dönem kaç yaşında biter?
Yargıtay uygulamasında aktif dönem kural olarak 60 yaşında biter; 60 yaşından sonra bakiye ömrün sonuna kadar pasif dönem hesaplanır. Pasif dönemde zarar, asgari geçim indirimi dâhil edilmeden asgari ücretin neti üzerinden bulunur.
Sigortasız çalışırken iş kazası geçirdim, tazminat alabilir miyim?
Evet. 5510 m.23/1 uyarınca işe giriş bildirgesi verilmemiş olsa da gelir ve ödenekler Kurumca ödenir. İkinci fıkra ise bu hâlde Kurumca yapılan masrafların ve bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin, m.21/1’deki sorumluluk hâlleri aranmaksızın işverene ödettirileceğini düzenler.
İşveren iş güvenliği hizmetini dışarıdan alıyordu, yine de sorumlu mu?
Evet. 6331 sayılı Kanun m.4/2 açıktır: işyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması, işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. Aynı maddenin üçüncü fıkrası, çalışanların yükümlülüklerinin de işverenin sorumluluğunu etkilemeyeceğini söyler.
Değerlendirme
İş gücü kaybı tazminatı hesaplamasında sonucu belirleyen şey, çoğu zaman kayıp oranının büyüklüğü değil hesabın hangi adımda yanlış kurulduğudur. Yanlış yaşam tablosu, brüt hesaplanan pasif dönem, ortalama alınan yıllar, iki kez uygulanan kusur indirimi ya da tazminattan düşülmemesi gereken bir sosyal güvenlik ödemesinin düşülmesi — bunların her biri tek başına rakamı ciddi biçimde değiştirir.
Bu nedenle dosyaya giren bilirkişi raporu, sonucundaki rakamla değil adımlarıyla okunmalıdır. Yukarıdaki başlıklarda verdiğimiz kontrol noktaları bu okumayı kolaylaştırmak içindir. Raporunuzdaki adımların dosyanıza doğru uygulanıp uygulanmadığı, iş kazası avukatı desteğiyle tek tek denetlenebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Her iş kazası dosyası kendi kusur dağılımı, maluliyet oranı ve gelir verileriyle değerlendirilir; somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.
Kaynakça
- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu (m.13, 16, 17, 18, 19, 21, 23, 25, 95)
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (m.52, 53, 54, 55, 56, 72, 146, 417)
- 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (m.3, 4, 14)
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu (m.3, 5, 6, 7)
- 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun (m.21)
- 7589 sayılı Kanun (RG 31.07.2026 – 33326; m.18, 19, 20 ve geçici madde)
- Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği (RG 11.10.2008 – 27021)
- Maluliyet ve Çalışma Gücü Kaybı Tespiti İşlemleri Yönetmeliği (RG 28.09.2021 – 31612)
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 06.12.2022, E. 2021/575, K. 2022/1660
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 02.12.2021, E. 2017/(21)10-1179, K. 2021/1563
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 21.12.2021, E. 2018/10-1027, K. 2021/1708
- Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, 24.09.2019, E. 2019/3478, K. 2019/5424