
İş kazası sonrası iş gücü kaybı tazminatı hesaplama (sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplama) konusu iş kazası sonrası işçi ve işverenin en çok merak ettiği konulardandır. İş hayatında, iş güvenliği ve sağlığı noktasında yaşanan aksaklıklardan, işverenin veya işçinin ihmalinden/dikkatsizliğinden dolayı pek çok iş kazası yaşanmaktadır. İş kazası neticesinde ise vefat, yaralanma gibi olumsuz durumlar meydana gelmektedir.
İşçi, iş kazası sonucunda yaralanmış; bu yaralanma sonucunda çalışma gücünde/iş gücünde/meslekte kazanma gücünde/beden gücünde kalıcı olarak azalma meydana gelmişse burada işçiye tazminat ödenmesi gerekmektedir.
Bu tazminata sürekli iş göremezlik tazminatı, iş gücü kaybı tazminatı, meslekte kazanma gücü tazminatı, beden gücü tazminatı gibi tanımlamalar yapılsa da yazımızda İş Hukuku mevzuatında en sık kullanılan ifade olan sürekli iş göremezlik tazminatı ve iş gücü kaybı tazminatı ifadelerini kullanacağız.
İş Kazası Nedir?
İş kazası, işçinin işyerinde yahut iş nedeniyle bulunduğu yerde yaşadığı beklenmedik bir hata sonucu ortaya çıkan, işçinin bedeninde kalıcı veya geçici iz bırakan yahut can ve mal kaybına yol açan olumsuz durumları ifade etmektedir. Bir kazanın iş kazası olarak tanımlanabilmesi için kazanın mağdurunun İş Kanunu kapsamında çalışan bir işçi olması yahut kazanın sigortalının kendi adına yürüttüğü iş nedeniyle gerçekleşmesi gerekmektedir.
İş Kazası Sayılan Haller Nelerdir?
Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 13. Maddesinde iş kazası tanımlanmış, gerçekleşen kazanın hangi durumlarda iş kazası sayılacağı açıklanmıştır.
Buna göre iş kazası işyerinde gerçekleşebileceği gibi;
- İşverenin işçiyi görevlendirdiği yerde yahut bu yere giderken,
- İşverenin yürüttüğü iş nedeniyle, sigortalı kendi adına çalışıyorsa söz konusu iş nedeniyle bulunduğu yerde,
- İşçi, iş yeri servisi ile işe gidip geliyorsa bu esnada,
- Kadın işçinin emzirme için kendisine verilen izin süresi içerisinde,
- İşin yürütülmesi esnasında gerçekleşen kazalar iş kazası olarak tanımlanmıştır.
İş Kazasının Bildirilmesi ve İş Kazası Tahkikatı
Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 13. Maddesinde işverenin iş kazasını bildirim süresi ve iş kazası tahkikatının amaç ve mahiyeti açıklanmıştır. Buna göre işveren iş kazası gerçekleştikten sonra kolluk kuvvetlerine derhal, Kuruma 3 iş günü içinde; sigortalı kendi hesabına çalışıyorsa bir ay içinde (kazanın etkisi geçtikten sonra üç iş günü içerisinde) iş kazasını bildirmelidir. Bildirimin Kolluk Kuvvetleri ve Kuruma yapılması gerekmektedir.
Kurum, iş kazası olarak bildirilen olayı yetkilendirdiği memurlar veya Bakanlık iş müfettişleri aracılığı ile araştırmaktadır. Araştırma sonunda rapor hazırlanmakta, bildirilen olayın iş kazası olup olmadığı, kusura ilişkin detaylar raporda yer almaktadır. İş Kazası Tahkikat Raporu olarak adlandırılan bu rapor işçinin açacağı davalarda da kullandığı önemli bir delil niteliğindedir.
İş Gücü Kaybı Veya Sürekli İş Göremezlik Nedir?
6098 sayılı TBK’nin 54. Maddesinde bedensel zararlar açıklanmış; maddenin 3. Fıkrasında Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.(1) bedensel zararlardan biri olarak düzenlenmiştir. Bedensel zarara uğranılması sonucu çalışma gücünün kısmen ya da tamamen kaybı nedeniyle kişinin uğramış olduğu kalıcı zarar iş gücü kaybı yahut sürekli iş göremezlik zararı olarak adlandırılmaktadır.
Yukarıda da ifade edildiği gibi bu zararı ifade eden birçok tanımlama mevcuttur: sürekli iş göremezlik tazminatı, iş gücü kaybı tazminatı, meslekte kazanma gücü tazminatı, beden gücü tazminatı bunlardan bazılardır. Ancak sürekli iş göremezlik ifadesi, sürekli iş göremezlik tazminatı ifadesi SGK tarafından ödenen iş göremezlik ödeneği ile karıştırılabilmektedir. İş göremezlik ödeneği, SGK tarafından iş kazası, meslek hastalı gibi durumlarda işçiye ödenen rakamı ifade etmektedir.
Sürekli İş Gücü Kaybı Hangi Durumlar Sonucunda Oluşur?
Sürekli iş gücü kaybı kişinin bedenindeki kalıcı olan kayıpları ifade etmektedir. Bu kayıp belli bir veya birden çok organın kaybı olarak (parmak, el, ayak, göz, kulak, bacak, kol) karşımıza çıkabileceği gibi, organın işlevsiz hale gelmesini yahut işlevinde bozukluklar meydana gelmesi olarak da gerçekleşmektedir.
Kişinin iç organlarının zarar görmesi de aynı kapsamda değerlendirilmektedir. Kişinin haksız eylem sonucu psikolojisinin yara alması, ağır ilaçlar kullanmak zorunda kalması, hayatının geri kalanını akıl sağlığından yoksun olarak geçirmesi yahut hafıza kaybı gibi durumlarda geçmişinden kopuk yaşamak durumunda kalması da sürekli iş gücü kaybı olarak değerlendirilmektedir.
Sürekli iş gücü kaybı trafik kazası, iş kazası, meslek hastalıkları, silahlı yaralamalar gibi haksız eylemler sonucu ortaya çıkabilmektedir.
Geçici İş Göremezlik Nedir?
Geçici iş gücü kaybı, kişinin bedeninde gerçekleşen zararın ve iş gücü kaybının kalıcı olmadığını ifade etmektedir. Kişi gerçekleşen haksız eylem nedeniyle geçici olarak günlük hayatını idame ettirmekte zorlanmakta ve çalışamamaktadır. Kişinin çalışamaması sonucu, geçici iş gücü kaybına uğraması sonucu geçici olarak kazanç kaybı yaşamasına geçici iş göremezlik zararı denmektedir.
Sürekli İş Göremezlik İle Geçici İş Göremezlik Arasındaki Farklar Nelerdir?
Sürekli iş göremezlik durumunda kişi kalıcı olarak iş gücü kaybına maruz kalırken geçici iş göremezlik durumunda yaşanan iş gücü kaybı geçicidir. Yani geçici iş göremezlik süresi geçtikten, kişi iyileştikten sonra eksisi gibi çalışmakta, eksi çalışma düzenine aynen devam etmekte, aynı iş için daha fazla efor sarfetmesine gerek kalmamaktadır.
Sürekli iş göremezlik durumunda ise kişi yaşadığı sakatlıktan dolayı ya aynı işi devam ettirememektedir yahut aynı işi çok daha fazla efor harcayarak yapabilmektedir. Kişi geçici iş göremezlik için çalışmadığı süreler için tazminat alabilmekte iken sürekli iş göremezlik durumunda kişinin aktif çalışma süresi boyunca kayıp yaşadığı değerlendirilerek tazminatı hesaplanmaktadır.
Sürekli İş Gücü Kayıp Oranı Nasıl Belirlenir? / Maluliyet Nasıl Hesaplanır ?
İş gücü kayıp oranı (maluliyet, iş göremezlik derecesi) belli Hastanelerin Adli Tıp Anabilim Dalı yahut Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenmektedir. Adli Tıp uzmanlarınca maluliyet oranı belirlenirken kişinin kaza geçirdikleri tarih nazara alınmakta, kaza tarihine göre uygulanacak yönetmelik belirlenmekte ve maluliyet oranı hesaplanmaktadır.
Güncel uygulamalara ve Yargıtay Kararlarına göre maluliyet belirlenmesinde;
- 10.2008 tarihinden evvel gerçekleşen kazalarda; Sosyal Sigorta sağlık İşlemleri Tüzüğü esas alınmalıdır.
- 10.2008 ile 31.08.2013 tarihleri arasında gerçekleşen kazalarda; Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği esas alınmalıdır.
- 09.2013 ile 31.05.2015 tarihleri arasında gerçekleşen kazalarda; Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği esas alınmalıdır.
- 06.2015 ile 19.02.2019 tarihleri arasında gerçekleşen kazalarda; Özürlük Ölçütü Sınıflandırılması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik esas alınmalıdır.
- 02.2019 tarihinden sonra gerçekleşen kazalarda; Erişkinler İçin Engellik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik esas alınmalıdır.
Sürekli İş Göremezlik Tazminatı Hesaplamasında Kullanılan Temel Faktörler Nelerdir?
- Evvela zarar ve zarara sebebiyet veren haksız fiil belirlenmelidir.
- Zarar ve haksız fiil arasında illiyet bağı doğru tespit edilmelidir. İlliyet bağını kesen bir durum var mı? Zarara sebep olabilecek yahut zararı artıracak başka bir sebep meydana gelmiş mi araştırılmalıdır.
- Tarafların kusuru belirlenmelidir. Kusura dayalı yahut kusursuz sorumluluk halleri araştırılmalıdır.
- Zararın kalıcı mı geçici mi olduğu ortaya konmalıdır.
- Zarar geçici ise ne kadar süre ile etkisinin devam ettiği araştırılmalı, zarar kalıcı ise kişinin çalışma gücündeki azalma belirlenmelidir.
- Zararın maddi karşılığı hesaplanmalıdır.
- Haksız fiil tarihi uygulanacak olan Yönetmeliklere etki edeceğin zarar tarihi de tespit edilmelidir.
- Tazminat talep eden kişinin hali hazırdaki işi; kişi çalışmıyorsa iş geçmişi, iş potansiyeli, ev işlerine katkısı nazara alınmalıdır.
- Kişinin kazanç kaybı değil, iş gücü kaybına göre tazminat hesaplanmalıdır.
Sürekli İş Göremezlik Tazminatı Hesaplamasında Kullanılan Formüller Nelerdir?
Sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplamasında hali hazırda TRH 2010 tablosu uygulanmaktadır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 31.05.2023 tarih, E: 2022/2265 K: 2023/7314;
“Somut olayda; davacının hak kazanabileceği iş gücü kaybı tazminatının hesaplanması için alınan ve … ve … tarafından da karara esas kabul edilen aktüer raporunda; TRH 2010 Yaşam Tablosu’na göre ve % 1,65 teknik faiz uygulanarak, 18 yaşından sonraki dönem için tazminat hesabı yapıldığı; hakem heyetince de bu hesaba göre karar verildiği anlaşılmaktadır. Dairemizin yerleşik uygulamaları gereği, hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılması yerinde olmakla birlikte %1,65 teknik faiz ve işleyecek devre bakımından “devre başı ödemeli belirli süreli rant” yöntemi kullanılması doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle; davacı için, TRH 2010 Yaşam Tablosu’na göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, %1,65 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından progresif rant formülü kullanılmak suretiyle ve kaza tarihinden itibaren tazminatın belirlenmesi için bilirkişiden ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirmeyle yazılı biçimde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.”(2)
TRH 2010 Tablosu artık tüm adli ve idari makamlarca kabul edilmiş, tablonun uygulanması gerektiği Yargıtay’ın istikrarlı kararlarıyla yerleşik içtihat haline gelmiştir. TRH 2010 dışında uygulanacak olan rant sistemi (rant yöntemi) konusunda ise hala farklı kararlar verildiği görülmektedir. %1,65 teknik faiz ve işleyecek devre bakımından “devre başı ödemeli belirli süreli rant” yöntemi Hakem Heyetlerince sık kullanılan bir yöntem olmakla birlikte yukarıda verilen Yargıtay Kararında da görüldüğü gibi bu yöntemin doğru olmadığına dair, %1,65 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından progresif rant formülünün uygulanması gerektiğine dair güncel kararlar verilmektedir.
Sürekli İş Göremezlik Tazminatı Hesaplamaları Nasıl Yapılır?
- Evvela tarafların kusur durumları, sorumluluk durumları ortaya konmalıdır.
- Kimse kendi kusurundan faydalanamaz ilkesi gereği işçimin kusuru hesaplanacak olan tazminat miktarına orantılanmalı ve indirim konusu yapılmalıdır.
- Kişinin haksız fiil nedeniyle uğradığı zarar tespit edilmelidir. Yani kişi iş kazası sonrası yüzde kaç malul olmuştur, çalışma gücünde yüzde kaç azalma olmuştur hesaplanmalıdır.
- Kişinin geliri tespit edilmelidir. Ancak geliri olmayan, çalışmayan kişiler için asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmalıdır.
- Kaza tarihi ve maluliyet hesabında uygulanacak mevzuat doğru belirlenmeli ve maluliyet hesabı yapılmalıdır.
- İndirim uygulanması gerektiren haller araştırılmalı ve hesaplanacak olan tazminattan düşürülmelidir. (Örneğin kusur halleri, Sgk tarafından ödenen, ödenecek olan ücretler.)
- Açıklanan tüm hususlar birlikte değerlendirilerek kişinin işlemiş zarar dönemi (mevcut zararları) için ayrı bir hesaplama yapılmalı ve işleyecek zarar dönemi (müstakbel zararları) için ayrı bir hesaplama yapılmalıdır.
- İşlemiş Zarar Dönemi (Mevcut Zarar)
Kişinin zarara uğradığı tarihten bilirkişilerce hesaplama yapılması tarihine kadar geçen sürede uğradığı zararları ifade etmektedir. Bu hesaplama işleyecek zarar hesabına göre daha somut verilerle yapılmaktadır. Kişinin kaza tarihindeki ve hesaplama yapılan tarih arasındaki maaşı, ilave ücretleri, giderleri bellidir. Hesaplama somut ve gerçekçi verilerle yapıldığından hakkaniyete aykırı olması ihtimali de daha düşüktür.
- İşleyecek Zarar Dönemi (Müstakbel Zarar)
Tazminat hesaplanmasında dikkate alınacak diğer dönem de işleyecek zarar dönemidir. Burada hesaplama tarihi ile kişinin farazi yaşama süresi içerisindeki dönem dikkate alınmaktadır. Bu dönem de kendi içerisinde yine ikiye ayrılmaktadır. Kişinin aktif çalışma yaşamının içinde olduğu, çalıştığı dönem (bu da farazidir) aktif dönem olarak tanımlanmakta; kişinin çalışmayacağı, emekli olacağı dönem ise pasif dönem olarak tanımlanmaktadır. Bu yöntemle işçinin işleyecek dönemdeki zararları farazi bir hesaplamayla ortaya konarak müstakbel zararların da ödenmesi sağlanmaktadır.
Sürekli İş Göremezlik Tazminatı Hesaplamalarında Yapılan En Yaygın Hatalar Nelerdir?
- TRH 2010 Tablosu artık tüm adli ve idari makamlarca kabul edilmiş, tablonun uygulanması gerektiği Yargıtay’ın istikrarlı kararlarıyla yerleşik içtihat haline gelmiştir. TRH 2010 dışında uygulanacak olan rant sistemi (rant yöntemi) konusunda ise hala farklı kararlar verildiği görülmektedir. %1,65 teknik faiz ve işleyecek devre bakımından “devre başı ödemeli belirli süreli rant” yöntemi Hakem Heyetlerince sık kullanılan bir yöntem olmakla birlikte yukarıda verilen Yargıtay Kararında da görüldüğü gibi bu yöntemin doğru olmadığına dair, %1,65 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından progresif rant formülünün uygulanması gerektiğine dair güncel kararlar verilmektedir.
- Özellikle dava açıldıktan sonra (davaların uzun sürmesinden kaynaklı olarak) hesaplamaya esas olacak ücret konusunda ihtilaflar yaşanmaktadır. Zira dava devam ederken kişinin geliri değişebilmektedir. Asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamalarda gelir değişimi söz konusu olabilmektedir. Bu durumda geliri değişmeden önce hesaplanan tazminat miktarı hatalı olmaktadır. Ve güncel maaşa göre tekrar hesaplama yapılmalıdır.
- Türk Borçlar Kanun madde 55’te tazminat hesabında hakkaniyet indirimi yapılmasının önünü kesmiştir. Yani hesaplanan tazminat miktarının yüksek olması dolayısıyla tazminat sorumlusunun zor duruma düşeceği, yaşamını idame ettiremeyeceği gerekçesi ile hâkim indirim yapamayacaktır. Ancak tazminat talep eden kişinin kusurundan kaynaklanan sebepler indirim vesilesi yapılabilmektedir. Örneğin emniyet kemeri takmayan yolcunun yahut sürücün tazminat hesaplamasında indirime gidilmektedir. Yapılacak bu indirim ölçülü ve hakkaniyete uygun olmalıdır. Bu noktada yaşanan hatalar çoğu zaman Yargıtay tarafından gidermektedir.
- İş gücü kaybı ve sürekli iş göremezlik tazminatı alabilmek ve talep edebilmek için kişinin çalışıyor olması, düzenli veya düzensiz bir geliri olması şartı yoktur. Ancak uygulamada bu konuda çelişkiye düşüldüğü görülmektedir. Yargıtay mezkûr tazminatı gelirin azalmasından kaynaklanan bir tazminat türü olarak görmemektedir. Kişinin geliri değişmese de çalışırken eskisine oranla daha fazla güç- efor sarf etmesi gerekeceğinden efor kaybı, güç kaybı noktasında araştırma yapılarak tazminatın buna göre hesaplanması gerekmektedir.
- Bazı dava dosyalarında kusur tespiti için keşif yapılması gerekmekte ancak mahkeme keşif yapmayarak kusur için detaylı araştırma yapmayı ihmal edebilmektedir. Yahut alınan bilirkişi raporları arasında çelişki varsa Mahkeme bu çelişkiyi gidermeli, ek raporlar almalıdır. Hem tarafların kusur durumuna ilişkin hem kişinin geliri varsa bunun tespitine ilişkin tanık beyanları da oldukça kıymetlidir. Bu noktada yaşanan aksaklıklar hakkaniyete aykırı sonuçlara sebep olabilmektedir. Zira eksik inceleme ile karar verilmesi durumunda tazminat miktarı doğru hesaplanmayacaktır.
Sürekli İş Göremezlik Tazminatı Hesaplaması Yaparken Nelere Dikkat Edilmelidir?
- Tarafların kusur durumlarına dair inceleme ve araştırma yapılmalıdır. Bu araştırma sonucunda zarara uğrayan kişinin kusuru varsa hesaplanan tazminat miktarın kusuru oranında indirim yapılmalıdır.
- Maluliyet Oranı doğru belirlenmelidir. Yukarıda da belirtildiği gibi kaza tarihine göre uygulanacak Yönetmelikler değişiklik arz etmektedir. Bu tarihler ve uygulanacak yönetmelikler doğru belirlendikten sonra tazminat isteminde bulunan kişinin maluliyeti, iş göremezlik derecesi belirlenecektir.
- Uygulanacak formüller doğru belirlenmelidir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi; TRH 2010 yaşam tablosu ile birlikte %1,65 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından progresif rant formülünün uygulanması gerektiğine dair güncel kararlar verilmektedir.
- Kişinin aktif iş görme dönemi ile pasif dönemi doğru belirlenmelidir. Yargıtay çoğu zaman aktif iş görme dönemini kişinin emeklilik tarihine göre belirlemektedir. Bu da kişinin sigortalılık başlangıç tarihine, yaptığı mesleğe göre değişmektedir. Yargıtay bazı durumlarda da 60 yaşı baz almaktadır. Ev hanımların ise pasif dönemi bulunmamaktadır. Ev işlerinin devamlılık arz edeceği düşünüldüğünden ev hanımları için pasif dönem hesaplaması yapılmamaktadır.
- Kişinin geliri belirlenmelidir. Kişinin güncel maaşına göre toplam tazminat hesaplaması yapılmalıdır. Ancak çocuk yaştaki kişiler için, emeklilik döneminde olan kişiler için, ev hanımları için çoğu zaman asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmaktadır.
- İşyerinde ve işçinin işyerinde çalışıyor sayıldığı durumlarda meydana gelen, ancak tarafların kusurundan kaynaklanmayan, kaçılması imkânsız olaylar neticesinde işçinin zarar görmesi halinde Yargıtay işverenin bir miktar tazminat ödemesine dair kararlar vermektedir.
İş Kazası Sonrası İş Gücü Kaybı Durumunda Hangi Tazminatlar Alınabilir?
- Sürekli iş göremezlik tazminatı alınabilmektedir.
- İşçinin Hastane masrafları, SGK tarafından karşılanmayan giderleri işveren tarafından karşılanmalıdır.
- İşçi bakıma muhtaç bir halde ise bakıcıya ihtiyaç duyduğu döneme ilişkin olarak bakıcı masrafları ödenmelidir.
- İşçi geçici olarak kazanç kaybına uğradığı döneme ilişkin olarak geçici iş göremezlik tazminatı alabilmektedir.
- İşçinin kendisine ait bir malı iş kazası sonrası zarar gördü ise bunun tazmini de talep edebilir.
- İşçi manevi tazminat talep edebilir.
İş Gücü Kaybı Durumunda Hangi Finansal Desteklere Başvurabilirim?
- İş kazasından sonra kazanın ihbar edilmesi ve işçinin rapor alması halinde (evvela geçici iş göremezlik daha sonra ise maluliyet) SGK tarafından bir takım ödemeler yapılmaktadır. İşçi geçici iş göremezlik raporu alarak SGK ‘dan geçici iş göremezlik aylığı alabilmekte; yaşadığı kazadan sonra sürekli iş göremez hale gelmesi halinde ise sürekli iş göremezlik ödeneği alabilmektedir. Ayrıca şartları varsa erken emeklilik için başvuru yapabilmektedir.
- İşçi, iş kazasından sonra işverene başvurarak geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı, tedavi giderlerini, bakıcı masraflarını, manevi zararlarını işverenden isteyebilmektedir. İşverenin iş kazasını veya işçinin taleplerini kabul etmemesi halinde işçi dava açarak söz konusu alacaklarını tahsil edebilmektedir.
- İş kazasının aynı zamanda trafik kazası niteliğinde olması halinde işçi, sigorta şirketlerine ve kazaya sebep olan kişilere karşı tazminat davası açabilmekte, haklarını bu kişilerden de talep edebilmektedir.
Sürekli İş Göremezlik Maaşı Nedir Ve Nasıl Alınır?
Sürekli iş göremezlik maaşı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Üçüncü Bölümde madde 19’da düzenlenmiştir. Mezkûr Kanun 19. Maddesi hem sürekli iş göremezlik şartlarını düzenlemiş hem hesaplama yöntemlerini düzenlemiştir.
Söz konusu hükümlere göre işçinin iş kazası yahut meslek hastalığı sebebiyle sürekli iş göremez hale gelmesi, bu oranın en az %10 oranında olması halinde ve bunu raporlarla ispatlayabilmesi halinde iş göremezlik gelirine hak kazanacaktır. Sürekli iş göremezlik geliri (maaşı) kişinin mesleğine göre, meslekteki kazanma gücünün azalış oranına göre belirlenmektedir.
Bu yüzde onluk oranın gelir bağlandığı sürece devam etmesi şarttır. Kişinin tedavi olarak maluliyetinde azalma olması halinde bu durum gelire de yansıyacaktır.
Ancak söz konusu gelirin bağlanabilmesi için işçinin genel sağlık sigortası dahil olmak üzere tüm primlerinin, borçlarının ödenmiş olması şarttır.
Sürekli İş Gücü Kaybı Durumunda Çalışanların Psikolojik Desteği Nasıl Sağlanır?
İşçi geçirdiği iş kazası neticesinde elini, bacağını, ayağını, gözünü veya herhangi bir uzvunu kaybedebilmektedir. Yahut işçi uzuv kaybı yaşamasa bile maluliyet oranı nedeniyle yaşamını devam ettirmekte ciddi zorluklarla karşılaşabilmektedir. Ayrıca kazanın travmatik etkileri, tedavi sürecinde yaşanan zorluklar, işçinin tekrar işe dönüp dönememe yönündeki endişeleri, hayatın maluliyet nedeniyle getireceği yeni zorluklar işçide hem travma sonrası stres bozukluğuna hem anksiyete bozukluklarına sebep olabilmektedir.
Bu durumda işveren psikolojik sağlığı bozulan işçiye gereken desteği vermekle yükümlüdür. İşveren, işçinin psikolog veya psikiyatri desteği almasını sağlamalıdır. İşçinin bu yöndeki maddi zararlarını karşılamalıdır. İşçi yaşadığı manevi ızdırapların karşılığını manevi tazminat olarak da tahsil etmelidir.
Sürekli İş Göremezlik Durumunda Hangi Yasal Haklara Sahibim?
- İş kazasından sonra kazanın ihbar edilmesi ve işçinin rapor alması halinde (evvela geçici iş göremezlik daha sonra ise maluliyet) SGK tarafından bir takım ödemeler yapılmaktadır. İşçi geçici iş göremezlik raporu alarak SGK ‘dan geçici iş göremezlik aylığı alabilmekte; yaşadığı kazadan sonra sürekli iş göremez hale gelmesi halinde ise sürekli iş göremezlik ödeneği alabilmektedir. Ayrıca şartları varsa erken emeklilik için başvuru yapabilmektedir.
- İşçi, iş kazasından sonra işverene başvurarak geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı, tedavi giderlerini, bakıcı masraflarını, manevi zararlarını işverenden isteyebilmektedir. İşverenin iş kazasını veya işçinin taleplerini kabul etmemesi halinde işçi dava açarak söz konusu alacaklarını tahsil edebilmektedir.
- İş kazasının aynı zamanda trafik kazası niteliğinde olması halinde işçi, sigorta şirketlerine ve kazaya sebep olan kişilere karşı tazminat davası açabilmekte, haklarını bu kişilerden de talep edebilmektedir.
Sürekli İş Göremezlik Tazminatı Davaları Hangi Mahkemede Açılır? Yetkili ve Görevli Mahkeme Nedir?
İş kazası sebebiyle açılan sürekli iş göremezlik tazminatı davası mahiyeti itibariyle bir iş davasıdır. İş davaları kural olarak İş Mahkemelerinde, İş Mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde ise İş Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmektedir. Yetkili Mahkeme ise davalının yerleşim yeri (davanın açıldığı tarihteki) veya kazanın gerçekleştiği yer İş Mahkemesidir.
Sürekli İş Göremezlik Tazminatı Davasında Avukat Ne Kadar Ücret Alır? Avukat Ücretini Kim Öder?
Avukatlık Kanunu’na göre, avukatların ücretsiz iş takibi yasal olmayıp bir ücret karşılığında dava takip etmesi veya danışmanlık yapması zorunludur. Ancak müvekkil avukat arasında imzalanan sözleşme ile belirlenecek olan ücretin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin altında olmaması gerekmektedir.
Taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmasa dahi avukatın en az Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde belirtilen ücreti alması gerekmektedir. Dolayısıyla iş kazası nedeniyle danışmanlık istenmesi halinde, belirli bir davanın takibinin istenmesi halinde avukat ve müvekkilin bir ücret kararlaştırması ve bu ücretin mezkûr mevzuatta belirlenen ücretin üstünde olması gerekmektedir.
Avukatlar bu şartlar çerçevesinde genel olarak kendilerine tevdi edilen işin niteliğine, değerine, harcayacakları emek ve mesaiyle göre bir ücret belirlemektedir.
Avukatın ücretini yukarıda yazılı koşullarda müvekkili ödemelidir. Ayrıca avukat dava sonunda kararlaştırılan (davanın müvekkili lehine sonuçlanması halinde hükmedilen) avukatlık ücretini de almaya hak kazanmaktadır.
KAYNAKÇA
- 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 31.05.2023 tarih, E: 2022/2265 K: 2023/7314





