Satılan Aracın Değer Kaybı Talep Edilebilir Mi?
Satılan aracın değer kaybı, aracın devrinden sonra da talep edilebilir; çünkü tazminat alacağı araca değil, kaza anında zarar gören kişinin malvarlığına bağlıdır. Kazanın ardından aracı satmış olmak talep hakkını kendiliğinden sona erdirmez, ancak alacağın kime ait olduğu ve hangi süre içinde ileri sürüleceği kritik önem taşır.
Bu yazıda, aracını sattıktan sonra değer kaybı isteyen araç sahibinin hukuki durumu, 1 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren yeni Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları çerçevesinde ele alınmaktadır. İkinci el araçlarda değer kaybı, hasar kaydı bulunan araçlarda talep imkânı, başvuru süreleri ve ret hâlinde izlenecek yol ayrı başlıklar altında açıklanmıştır.
Özet — Araç satıldıktan sonra değer kaybı talebi mümkündür; belirleyici olan aracın mülkiyeti değil, zararın kimin malvarlığında doğduğudur.
- Değer kaybı alacağı kaza tarihinde araç maliki olan kişiye aittir. Aracın sonradan satılması bu alacağı alıcıya geçirmez. Sigorta şirketinden istenecek alacak ise 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu Ek m.6/2 uyarınca hiç kimseye devredilemez; satış sözleşmesine yazılacak bir devir kaydı sigortacıya karşı sonuç doğurmaz. Yazılı devir (Türk Borçlar Kanunu m.184) ancak kusurlu sürücü ve işletene karşı alacakta gündeme gelir.
- Zamanaşımı Karayolları Trafik Kanunu m.109’a göre zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrenmeden itibaren 2 yıl, her hâlde kaza gününden itibaren 10 yıldır. Yaygın olarak yazılan “kaza tarihinden itibaren 2 yıl” ifadesi eksiktir; satış tarihi süreyi başlatmaz.
- 12 Haziran 2026 tarihli değişiklikle değer kaybı, kaza öncesi ikinci el satış değeri ile onarım sonrası ikinci el satış değeri arasındaki fark dikkate alınarak atanan sigorta eksperince tespit edilir ve hesabın dayanağı olan Ek-1 yürürlükten kaldırılmıştır. Genel Şartların C.11 maddesi gereği bu değişiklikler 1 Temmuz 2026’dan sonra yapılan poliçelere uygulanır.
- Aynı değişiklikle, araç el değiştirdiğinde eski poliçenin 15 günlük geçiş koruması kaldırılmıştır. Noter satışı zaten alıcı adına satış tarihinde geçerli bir trafik sigortası bulunmadan yapılamaz (Tescil Yönetmeliği m.18/1).
- Sigortacı 15 gün içinde yazılı cevap vermezse ya da talebi karşılamazsa Sigorta Tahkim Komisyonu veya mahkeme yolu açılır. Eksper süresinde atanmış ve rapor sigortacıdan kaynaklanmayan bir sebeple tamamlanamamışsa, cevapsızlık tek başına tahkim kapısını açmaz (SEDDK Kurum Sirküleri 2026/02).
Satılan Aracın Değer Kaybı Talep Edilebilir mi?
Evet, talep edilebilir. Satılan aracın değer kaybı, araç elden çıkarılmış olsa dahi istenebilir; kazadan sonra yapılan satış, tazminat isteme hakkını ortadan kaldırmaz. Bunun nedeni basittir: değer kaybı zararı kaza anında doğar. O anda araç kimin mülkiyetindeyse, malvarlığında eksilme meydana gelen kişi odur. Aracın daha sonra el değiştirmesi, geçmişte doğmuş bu alacağı geçersiz kılmaz.
Uygulamada karşılaşılan “araç satıldıysa değer kaybı istenemez” yaklaşımının bugün yürürlükte bir dayanağı bulunmamaktadır. Yürürlükteki Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nda, aracın devredilmesi hâlinde değer kaybı talebinin düşeceğine dair bir hüküm yer almaz. Teminat dışında kalan hâller Karayolları Trafik Kanunu m.92’de sayılmıştır ve “aracın satılmış olması” bunlar arasında değildir. Bu yaklaşımın kaynağı, bugün yürürlükte olmayan eski bir Genel Şartlar ekidir; aşağıda ayrı başlıkta açıklanmıştır.
Buna karşılık satış, talebin varlığını değil ispatını zorlaştırabilir. Araç elden çıktıktan sonra eksper incelemesi ancak yeni malikin izniyle ve onarım tamamlanmış hâliyle yapılabilir; bu nedenle satıştan önce hasar fotoğraflarının, onarım belgelerinin ve varsa eksper raporunun saklanmış olması, sürecin en belirleyici unsurudur. Hasar dosyası satıştan önce sigortacıda açılmış ve eksper atanmışsa ispat sorunu büyük ölçüde ortadan kalkar: kusurlu aracın poliçesi 1 Temmuz 2026’dan sonra yapılmışsa, araç hasarına atanan eksper değer kaybı tutarını da aynı raporda yazar. Aracın hâlen sizde olduğu aşamada nasıl ilerleneceği için araç değer kaybını kimin ödediğini anlatan yazımızı inceleyebilirsiniz.
Eskiden Neden Satılan Araçta Değer Kaybı Alınmaz Deniyordu?
Çünkü bir dönem böyle bir kural gerçekten vardı. 1 Haziran 2015’te yürürlüğe giren Genel Şartların Ek-1’i, “Teminat Dışında Kalan Haller” başlıklı ikinci bölümünde değer kaybı teminatı dışında kalan hâlleri sayıyordu ve dördüncü bent birebir şöyleydi: “Kaza tarihi ile ihbar tarihi arasında araç üzerinde mülkiyet değişikliği olan araçlar ile ilgili talepler.” Bu bent nedeniyle kazadan sonra, hasar sigortacıya bildirilmeden satılan araçlarda değer kaybı talepleri reddedilebiliyordu. “Araç satıldıysa değer kaybı alınmaz” kabulünün mevzuattaki kaynağı bu benttir; bendin ölçüsünün satış değil, satışın ihbardan önce yapılması olduğu da çoğu zaman atlanırdı.
Bu kural üç aşamada ortadan kalktı:
| Tarih | Ne oldu | Satılan araca etkisi |
|---|---|---|
| 2015 Genel Şartları | Ek-1 ikinci bölüm 4. bent yürürlükteydi | Kaza ile ihbar arasında araç satıldıysa değer kaybı teminat dışı sayılıyordu |
| 9 Ekim 2020 | Anayasa Mahkemesinin 17 Temmuz 2020 tarihli, E.2019/40, K.2020/40 sayılı kararıyla iptal edilen KTK m.92/i’nin iptali yürürlüğe girdi | Genel Şartlar ve ekleriyle kanunda sayılmayan bir teminat dışılık yaratma dayanağı kalmadı |
| 4 Aralık 2021 | Ek-1 baştan yazıldı; yeni metinde teminat dışı hâller listesi yer almadı | Bu tarihten sonra yapılan poliçelerde mülkiyet değişikliği bendi yok |
| 1 Temmuz 2026 | Ek-1 tümüyle yürürlükten kaldırıldı | Satış, değer kaybı talebini etkileyen bir ölçüt olarak hiçbir metinde yer almıyor |
Bugün araç bazında değer kaybını teminat dışı bırakan tek kural KTK m.92/l’dir ve o da satışı değil, hasar sebebiyle trafikten çekme veya hurdaya çıkarma işlemini ölçü alır. Eski bendi gerekçe gösteren bir ret yazısı alınırsa, dayanağın yürürlükte olmadığı ve Genel Şartların kanunda sayılmayan bir teminat dışılık yaratamayacağı yazılı itirazda açıkça belirtilmelidir.
Aracı Sattıktan Sonra Değer Kaybını Kim Talep Eder: Satan mı, Alan mı?
Değer kaybını, kural olarak kaza tarihinde araç maliki olan kişi ister; aracı sonradan satmış olması bunu değiştirmez. Aracın satılması mülkiyeti alıcıya geçirir; ancak geçmişte doğmuş bir tazminat alacağını kendiliğinden taşımaz. Alacak araca bağlı değildir; zararın doğduğu anda malik olan kişinin malvarlığına ait bir para alacağıdır.
Alıcının bu alacağı ileri sürüp süremeyeceği, alacağın kimden isteneceğine göre değişir. Türk Borçlar Kanunu m.183 alacaklının, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü kişiye devredebileceğini düzenler; ama aynı madde bunu “Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça” kaydıyla söyler. Sigorta şirketinden istenecek alacakta bu engel kanunun kendisidir: 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu Ek m.6/2, “Tazminat alacağı, sadece hak sahibine veya avukatına ödenir ve birinci fıkrada belirtilen kişiler de dâhil olmak üzere hiç kimseye devredilemez.” der. Bu nedenle noter satış sözleşmesine “değer kaybı alacağı alıcıya devredilmiştir” yazılmış olsa bile alıcı, karşı tarafın trafik sigortacısından değer kaybını kendi adına isteyemez.
Kusurlu sürücü ve işletene karşı alacakta ise Sigortacılık Kanunu uygulanmaz; burada genel kural işler ve devrin geçerliliği m.184 uyarınca “yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.” Sözlü anlaşma bu şartı karşılamaz.
| Durum | Talep hakkı kimde | Dayanak |
|---|---|---|
| Kaza olmuş, araç hâlâ aynı kişide | Malik (kaza anındaki) | KTK m.85, m.91, m.97 |
| Kaza sonrası araç satılmış, devirde alacaktan söz edilmemiş | Satıcı (kaza anındaki malik) | Alacak satışla geçmez |
| Satış sözleşmesine “alacak alıcıya devredildi” yazılmış — talep sigortacıdan | Satıcı; devir kaydı sigortacıya karşı hüküm doğurmaz | 5684 s.K. Ek m.6/2 |
| Aynı yazılı devir — talep kusurlu sürücü/işletenden | Alıcı | TBK m.183-184 |
| Alıcı, aracı hasar kaydıyla ve düşük bedelle almış | Satıcı (zarar onun malvarlığında doğdu) | Kaza satıştan önce |
| Kaza, satıştan sonra olmuş | Yeni malik | KTK m.85, m.97 |
Bu ayrım pratikte sık gözden kaçar. Aracı hasar kaydıyla ve düşük bedelle satın alan kişi, “değer kaybını ben isteyeyim” diye başvurduğunda sigortacı reddeder; çünkü alıcı bu alacağın sahibi değildir ve sigortacıya karşı alacak kendisine devredilemez. Üstelik alıcı, aracı zaten düşmüş değeri üzerinden satın aldığı için ayrıca bir zarara uğramamıştır. Zarar, aracı hasarsız alıp hasarlı satmak zorunda kalan satıcının malvarlığında gerçekleşmiştir.
Sigortadan İstenecek Değer Kaybı Alacağı Alıcıya Devredilebilir mi?
Devredilemez. Ek m.6, 22 Temmuz 2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunla Sigortacılık Kanunu’na eklenmiş ve 28 Temmuz 2020’de yürürlüğe girmiştir. Hüküm, sigorta şirketlerinden ya da Güvence Hesabı’ndan istenecek her tazminat alacağını kapsar ve iki kural koyar:
- Takip yetkisi sınırlıdır (Ek m.6/1): alacak ancak alacaklının bizzat kendisi, kanuni temsilcisi ya da kanuni temsilcinin vekâlet verdiği avukat, alacaklının bizzat vekâlet verdiği eşi, çocukları, annesi, babası, kardeşleri veya avukatı tarafından takip edilebilir.
- Ödeme ve devir yasağı (Ek m.6/2): tazminat yalnız hak sahibine veya avukatına ödenir ve bu listedeki kişiler dahil hiç kimseye devredilemez.
Hükmün sonucu, alacağı devralıp sigortacıdan kendi adına tahsil etmeye çalışan “değer kaybı danışmanlık firmaları” uygulamasının kanuni dayanağının kalmamasıdır; aracın alıcısı da bu listenin dışında kalır. Alıcının satıcıdan aldığı yazılı devir ancak kusurlu sürücü ve işletene yönelik alacakta işe yarar ve pratikte en çok poliçe limitini aşan ya da teminat dışı kalan kısım için önem taşır. Aracı devralan kişiye “notere gidip vekâlet verin, değer kaybını biz alalım” diyen aracıların hukuki durumu için değer kaybında noter vekâleti dolandırıcılığı yazımıza bakılabilir.
Satış Sözleşmesine Ne Yazılmalı?
Satış sözleşmesine “değer kaybı alacağı alıcıya devredilmiştir” kaydı koymak, sigortacıya karşı bir sonuç doğurmaz; başvuruyu yine satıcı yapar ve ödeme yine satıcıya ya da avukatına yapılır. Sözleşmeye yazılması yararlı olan şey, talebin satıcıda kaldığını ve ispat için gereken belgelerin kimde olduğunu açıkça gösteren kayıtlardır:
- Kaza tarihi, hasar dosya numarası ve kazanın satıştan önce gerçekleştiği
- Kazaya ilişkin değer kaybı talebinin satıcıya ait olduğu ve satıcı tarafından sürdürüleceği
- Gerekirse aracın eksper incelemesi için alıcı tarafından belirli bir süre içinde gösterileceği taahhüdü
- Taraflar değer kaybını aralarında paylaşmak istiyorsa, bunun satış bedeline yansıtıldığı ya da satıcının tahsil ettiği tutarın kararlaştırılan kısmını alıcıya ödeyeceği
Son madde bir alacak devri değildir; satıcının alıcıya karşı üstlendiği ayrı bir ödeme borcudur ve sigortacıyı bağlamaz. Alıcı bu taahhüde dayanarak sigortacıya başvuramaz, yalnız satıcıdan isteyebilir. En sade yol, değer kaybı tartışmasını satış bedelinin pazarlığında kapatmaktır.
1 Temmuz 2026 Değişikliği: Araç El Değiştirince Poliçenin 15 Günlük Koruması Kalktı
Araç satışına ilişkin güncel değişikliklerden biri budur ve kaynakların büyük bölümünde hâlâ eski hâliyle anlatılmaktadır. 12 Haziran 2026 tarihli ve 33278 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişikliğin 5. maddesiyle, Genel Şartların C.4 maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi yürürlükten kaldırılmıştır. Değişiklik 1 Temmuz 2026’da yürürlüğe girmiştir.
Kaldırılan cümle şuydu: “Ancak, mevcut sözleşme sigortalının değiştiği tarihten itibaren onbeş gün süresince herhangi bir işleme gerek kalmaksızın ve prim ödenmeksizin yeni işleten için sözleşme yapılana kadar geçerlidir.” Değişikliğin tam metni 12 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Sonuç şudur: C.4’ün kalan cümlesine göre sigortalının değiştiği her durumda mevcut sözleşme “değişim tarihi itibarıyla kendiliğinden sona erer ve ilgiliye gün esasına göre prim iadesi yapılır.” Kaldırılan cümle, eski poliçenin yeni işleten için 15 gün daha geçerli kalmasını sağlıyordu; değişiklikten sonra yapılan poliçelerde bu geçiş süresi yoktur. Aynı düzenleme paketinde Genel Şartların A.2 maddesindeki “sigortalı” tanımı da yeniden yazılmış ve “Poliçe konusu motorlu araçta 2918 sayılı Kanuna göre işleten sayılan kişi” şeklinde belirlenmiştir.
Değişikliğin hangi poliçelere uygulanacağı da Genel Şartların içinde yazılıdır. 4 Aralık 2021 tarihli değişiklikle C.11 maddesine eklenen fıkraya göre “Bu Genel Şartların yürürlük tarihinden sonra yapılan değişiklikler, söz konusu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra akdedilen sözleşmelere uygulanır.” Buna göre 15 günlük cümlenin kaldırılması, 1 Temmuz 2026’dan sonra yapılan ya da yenilenen poliçelerde sonuç doğurur; bu tarihten önce yapılmış ve süresi henüz dolmamış bir poliçede eski cümle poliçe sona erene kadar uygulanmaya devam eder. Trafik poliçeleri çoğunlukla bir yıllık yapıldığı için bu geçiş dönemi büyük ölçüde 2027 yazında kapanır.
Noter Satışında Alıcı Adına Trafik Sigortası Şart mı?
Şarttır. Araçların Satış, Devir ve Tescil Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Yönetmelik m.18/1 (4 Aralık 2024 tarihli değişiklikle), noterin satışı ancak “aracı satış veya devir yoluyla alacak kişi adına satış ve devir tarihi itibarıyla geçerli olmak üzere zorunlu mali sorumluluk sigortasının bulunduğunun tespit edilmesi halinde” yapabileceğini düzenler; trafikten çekilmiş araçlar bu şartın dışındadır. Aynı fıkraya göre noterde yapılmayan satış ve devirler geçersizdir.
Bu nedenle “eski poliçeye güvenen alıcı devirden sonraki ilk günlerde sigortasız kalır” senaryosu noter satışında fiilen doğmaz: alıcının kendi poliçesi satış anında zaten bulunmak zorundadır. 15 günlük cümlenin kaldırılmasının pratik etkisi daha çok satıcı tarafındadır; eski poliçe devir günü sona erer ve kalan günlerin primi gün esasına göre iade edilir. Prim iadesinin nasıl isteneceğini ve satış sonrasında yapılacak diğer işlemleri araç sattıktan sonra sigorta iadesi ve yapılması gerekenler yazımızda ayrıca ele aldık.
Trafik Kazaları Sonrası Değer Kaybı Hakkında Bilinmesi Gerekenler
Değer kaybı, kaza sonrası onarılan bir aracın ikinci el piyasa değerinde meydana gelen düşüştür. Araç orijinal parçalarla ve kusursuz biçimde onarılsa dahi, hasar kaydı sisteme işlendiği için alıcı nezdinde aynı bedeli bulmaz. Bu düşüş, sigortacının maddi zarar teminatı kapsamındadır.
Genel Şartların A.5/a maddesi maddi zararlar teminatını, “zarar gören araçta meydana gelen değer kaybı dahil doğrudan malları üzerindeki azalma” olarak tanımlar. “Doğrudan” ifadesi önemlidir: değer kaybı teminat içinde, aracın kullanılamamasından doğan araç mahrumiyeti ise teminat dışındadır. Karayolları Trafik Kanunu m.92/k gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi dolaylı zararları kapsam dışında bırakır. Mahrumiyet bedeli bu nedenle sigortacıdan değil, kusurlu sürücü ve işletenden istenir.
Teminat Dışında Kalan Hâller
| Hüküm | Kapsam dışı bırakılan | Pratik sonucu |
|---|---|---|
| KTK m.92/g | Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri | Kusur, talebi oranla düşürür; tümden ortadan kaldırmaz |
| KTK m.92/k | Gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması, kira mahrumiyeti | Araç mahrumiyeti sigortadan değil, kusurludan istenir |
| KTK m.92/l | Hasar sebebiyle trafikten çekme veya hurdaya çıkarılma işlemi görmüş araçların değer kaybı | Çekme ya da hurda belgeli araçta değer kaybı sigortacıdan istenemez; kusurlu sürücü ve işletene karşı hak sürer |
| KTK m.92/e | Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar | Sigortacıdan değil, kusurlu sürücü ve işletenden istenir |
| KTK m.92/f | Manevi tazminat talepleri | Yalnız sorumlu kişiden istenir |
Bu tablodaki en çok yanlış aktarılan satır m.92/l’dir. Kanun, “ağır hasar kaydı bulunan araç” demez; teminat dışı bıraktığı, hasar sebebiyle trafikten çekme veya hurdaya çıkarılma işlemi görmüş araçlardır. Aracınızda ağır sayılabilecek bir hasar bulunması, tescil kaydına böyle bir şerh düşülmediği sürece talebinizi sona erdirmez.
Kusur konusunda da benzer bir yanlış yaygındır. Talepte bulunabilmek için “tamamen kusursuz olmak” ya da “daha az kusurlu olmak” şart değildir. m.92/g yalnızca hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen kısmı teminat dışında bırakır. Yüzde elli kusurlu bir sürücü, zararının yüzde ellisi için talepte bulunabilir. Kusur oranının nasıl belirlendiği ve kısmi kusurda talebin nasıl hesaplandığı için kısmi kusurlu sürücünün değer kaybı talebi yazımıza; satıştan sonra alıcının araç sorgusunda değer kaybı ödemesinin görünüp görünmeyeceği için değer kaybının TRAMER kaydına işleyip işlemediğini açıkladığımız yazıya bakabilirsiniz.
İkinci El Araçta Değer Kaybı Talep Edilebilir mi?
İkinci el araçlarda da değer kaybı talep edilebilir. Aracın sıfır ya da ikinci el olması, talep hakkının varlığını etkilemez. Belirleyici olan, kazanın araçta yeni ve bağımsız bir değer düşüşü yaratıp yaratmadığıdır.
İkinci el araçlarda değer kaybı çoğu zaman daha somut biçimde hissedilir; çünkü bu araçlar zaten alım satım piyasasının içindedir ve hasar geçmişi satış bedelini doğrudan etkiler. Kazadan sonra araç “hasarlı” olarak nitelendirilir, alıcılar fiyat düşürür ve satış süresi uzar. Yeni değer kaybı ölçütü de tam olarak bu gerçekliği esas alır: kaza öncesi ile onarım sonrası ikinci el satış değeri arasındaki fark.
İkinci el araçlarda sık karşılaşılan ret gerekçeleri; aracın zaten ikinci el olması, geçmiş hasar kaydı bulunması ve piyasa değerinin düşüklüğüdür. Bu gerekçelerin hiçbiri tek başına hukuki bir ret sebebi oluşturmaz. Genel Şartların A.5/a maddesi aracın yaşını, kullanılmışlık düzeyini ve geçmiş hasar durumunu hesaplamada dikkate alınacak kriterler olarak sayar; talebi ortadan kaldıran engeller olarak değil.
Aracın Yaşı ve Kilometresi Talebi Engeller mi?
Engellemez. Değer kaybı için mevzuatta bir yaş sınırı yoktur; eski Genel Şartlar ekinin (Ek-1) hiçbir sürümünde de yaş katsayısı bulunmuyordu. Kilometrenin etkisi ise iki farklı dönemde iki farklı biçimde işledi:
- 2015-2021 Ek-1 formülü: 15.000 kilometrenin altındaki araçta hesaplanan tutar tam alınıyor, üstünde kilometreye göre kademeli olarak düşürülüyordu. Formül yaklaşık 165.000 kilometrede tutarı matematiksel olarak sıfırladığı için internette “165.000 km üstü araçta değer kaybı alınmaz” kuralı doğdu; bu bir eşik kuralı değil, formülün sonucuydu.
- 4 Aralık 2021 tarihli Ek-1: formül yeniden yazıldı ve kilometre, 1,00 ile 0,70 arasında değişen bir kullanılmışlık katsayısına bağlandı; bu katsayı tutarı azaltır ama sıfırlamaz.
- 12 Haziran 2026 değişikliği: Ek-1 yürürlükten kaldırıldı; aracın yaşı ve kullanılmışlık düzeyi A.5/a maddesinde eksperin dikkate alacağı ölçütler olarak sayıldı.
Bugün yaş ve kilometre hesaba giren kriterlerdir, talebi kesen eşikler değil. Yüksek kilometreli ve yaşlı bir araçta hesaplanan tutar daha düşük olabilir; ancak “araç eski olduğu için değer kaybı çıkmaz” biçimindeki, yalnız yaşa dayanan bir ret Genel Şartların hiçbir sürümünde dayanak bulmaz.
Daha Önce Hasar Kaydı Olan Araçta Değer Kaybı Alınır mı?
Alınır. Geçmişte hasar kaydı bulunması, yeni kazadan doğan değer kaybı talebini ortadan kaldırmaz. Değerlendirmenin konusu, yeni kazanın araçta ek bir değer düşüşü yaratıp yaratmadığıdır. Eski hasarlar yok sayılmaz; bunlar aracın kaza öncesi ikinci el satış değerini zaten düşürmüş kabul edilir ve hesaplama bu düşük değer üzerinden yapılır.
Bu noktada iki durumu ayırmak gerekir. Yeni kaza, daha önce hasar görmemiş bir bölgeyi etkilemişse ek değer düşüşü genellikle daha belirgindir. Aynı bölgenin ikinci kez hasar görmesi hâlinde ise A.5/a’daki “geçmiş hasar durumu” ölçütü devreye girer ve resmî değer kaybı rapor şablonu, aynı parçanın tekrar hasar görmesi gibi hususların raporda açıklanmasını ister; bu durum tutarı düşürebilir, talebi kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Aynı araçta tekrar eden hasarların nasıl değerlendirildiği ayrı bir başlık olarak hasar kaydı olan araçta tekrar değer kaybı talebi yazımızda ele alınmıştır.
Satılan Araçlarda Değer Kaybı Talepleri İçin Hukuki Kriterler
Satılan aracın değer kaybı talebinde aşağıdaki beş ölçüt sırayla değerlendirilir. Bunlar mevzuattan çıkan ölçütlerdir; uygulamada dolaşan “araç satıldıysa hak düşer” türü kabuller bu listede yer almaz.
1. Kaza Tarihi Satıştan Önce Olmalıdır
Talep edilen değer kaybının, aracın hâlâ talep sahibinin mülkiyetindeyken meydana gelen bir kazadan doğması gerekir. Satıştan sonra gerçekleşen bir kazanın zararı yeni malike aittir. Kaza tarihi ile devir tarihi arasındaki sıra, dosyanın ilk kontrol edilen unsurudur.
2. Talep Hak Sahibi Tarafından İleri Sürülmelidir
Sigortacıya yönelen talebi kaza tarihindeki malik ya da Sigortacılık Kanunu Ek m.6/1’de sayılan kişiler (kanuni temsilci, avukat, bizzat vekâlet verilen eş, çocuk, anne, baba, kardeş) takip eder; alacak alıcıya devredilemez ve ödeme yalnız hak sahibine veya avukatına yapılır (Ek m.6/2). Kusurlu sürücü ve işletene karşı alacağı ise alıcı, Türk Borçlar Kanunu m.184’e uygun yazılı bir devir varsa ileri sürebilir; sözlü anlaşma bu şartı karşılamaz.
3. Zamanaşımı Dolmamış Olmalıdır
Karayolları Trafik Kanunu m.109 uyarınca süre, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrenmeden itibaren iki yıl, her hâlde kaza gününden itibaren on yıldır. Dava cezayı gerektiren bir fiilden doğuyor ve ceza kanunu daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa, o süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir; ancak yalnız maddi hasarla sonuçlanan kazada taksirle mala zarar suç olarak düzenlenmediğinden bu uzun süre kural olarak işlemez. İstisnası, sürücünün fiilinin kendi başına suç oluşturduğu hâllerdir (örneğin 1,00 promili aşan alkolle araç kullanma). Aracın satıldığı tarih bu sürelerin hiçbirini başlatmaz.
4. Kusur Durumu Belirlenmiş Olmalıdır
Talep, karşı tarafın kusuru oranında karşılanır. Tam kusursuzluk şart değildir; kendi kusurunuza denk gelen kısım KTK m.92/g uyarınca teminat dışında kalır, kalan kısım istenebilir. Kolluğun düzenlediği kaza tespit tutanağında kusur oranı yazmaz, yalnızca ihlal edilen kural belirtilir (Karayolları Trafik Yönetmeliği m.156); taraflarca doldurulan tutanakta oranı Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi bünyesindeki Tutanak Değerlendirme Komisyonu yüzde 0, 50 ve 100 kademeleriyle belirler. Bu orana bildirimden itibaren 5 iş günü içinde ve bir defaya mahsus olmak üzere, ilave bilgi ve belge sunularak yeniden değerlendirme istenebilir (Genelge 2017/18 m.4/1); süre kaçırılsa da uyuşmazlık Sigorta Tahkim Komisyonu’na veya mahkemeye taşınabilir (m.4/3). Aracın satılmış olması bu itiraz hakkını etkilemez; itirazı kaza tarihindeki malik yapar.
5. Araç Trafikten Çekilmemiş veya Hurdaya Ayrılmamış Olmalıdır
KTK m.92/l, hasar sebebiyle trafikten çekme veya hurdaya çıkarılma işlemi görmüş araçların değer kaybı taleplerini teminat dışında bırakır. Bent “işlemi görmüş” der; yüksek tutarlı hasar kaydı bulunan ama tescil kaydında böyle bir işlem görmemiş araç bu kapsama girmez. Ağır hasar tespit edilen araçlarda tazminatın “trafikten çekilmiştir” kaşeli tescil belgesi ibraz edilmeden ödenmemesi kuralı ise yeni değildir; eski Genel Şartların B.2.3 maddesinde de vardı, 12 Haziran 2026 değişikliği yalnız ağır hasar tespitini Kurumca belirlenen usul ve esaslara bağladı. Teminat dışılık sigortacıyı bağlar; kusurlu sürücü ve işletene karşı talep hakkı devam eder. Konunun ayrıntısı için ağır hasar kaydı bulunan araçta değer kaybı yazımıza bakılabilir.
Değer Kaybı Nasıl Hesaplanır? 1 Temmuz 2026 Sonrası Yeni Ölçüt
Değer kaybı, 12 Haziran 2026 tarihli değişiklikle yeniden yazılan A.5/a maddesine göre, Kurum tarafından belirlenecek usul ve esaslara göre atanacak sigorta eksperi tarafından aracın markası, yaşı, modeli, kullanılmışlık düzeyi, hasar gördüğü kısımları, geçmiş hasar durumu ve aracın kaza tarihinden önceki ikinci el satış değeri ile onarılmasından sonraki ikinci el satış değerinin arasındaki fark dikkate alınarak tespit edilir. Araç hasarına eksper atanmışsa, tespiti yapan eksper değer kaybı tutarına da raporunda yer verir.
Kırılma iki katmanlıdır. İlk katman 5 Kasım 2025 tarihli 2025/25 sayılı Genelgedir: değer kaybı ekspertiz raporu şablonu katsayı tablosundan çıkarılarak piyasa analiz yöntemine geçirildi. İkinci katman 1 Temmuz 2026’dır: hesabın dayanağı olan Ek-1 yürürlükten kaldırıldı. Genel Şartların C.11 maddesi gereği Genel Şartlardaki değişiklik bu tarihten sonra yapılan poliçelere uygulanır; kaza tarihinde karşı aracın poliçesi daha eskiyse eski metnin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılabilir. Satılan araç bakımından önemli sonuç şudur: hesap aracın kaza öncesi ve onarım sonrası piyasa değerine göre yapılır; gerçekleşen satış bedeli tek başına hesabın ölçüsü değildir, ancak onarım sonrası değere ilişkin bir delil olarak dosyaya konabilir.
| Konu | 1 Temmuz 2026 öncesi | Bugün |
|---|---|---|
| Hesap dayanağı | Genel Şartların Ek-1’i (4.12.2021’den sonra: piyasa değeri × rayiç, kullanılmışlık, hasar ve genel katsayılar) | Ek-1 yürürlükten kaldırıldı; ölçüt ikinci el satış değeri farkı (A.5/a) |
| Rapor şablonu | Katsayı tablolu şablon (Genelge 2022/12 eki) | 5 Kasım 2025’ten beri piyasa analiz yöntemine dayanan şablon (Genelge 2025/25) |
| Tespiti yapan | Talep üzerine atanan eksper | Araç hasarına atanan sigorta eksperi aynı raporda yazar |
| Ayrı talep | Değer kaybı “talep edilmesi halinde” tespit ediliyordu | Araç hasarı için başvuran, değer kaybı talebinde de bulunmuş sayılır |
| Yaş ve kilometre | Yaş katsayısı yoktu; kilometre formülde azaltıcıydı (2015-2021 formülünde yaklaşık 165.000 km’de sıfırlanıyordu) | Hesaba giren kriter, kesen eşik değil |
| Hangi poliçeye | — | 1 Temmuz 2026’dan sonra yapılan poliçelere (Genel Şartlar C.11) |
Bu değişikliğin doğrudan sonucu şudur: internette hâlâ yaygın biçimde paylaşılan katsayı formülleri ve yüzde tabloları güncel poliçelerde dayanaksızdır. Aynı düzenlemenin 6. maddesi Ek-1, Ek-2, Ek-3 ve Ek-7’yi birlikte yürürlükten kaldırmıştır; bunlardan değer kaybı hesabına ait olan yalnız Ek-1’dir, Ek-2 ve Ek-3 bedensel zarar (destekten yoksun kalma ve sakatlık) hesaplarına ilişkindir. Kaba bir karşılaştırma yapmak için araç değer kaybı hesaplama aracımızı kullanabilirsiniz; araç yürürlükten kalkan formülün ne sonuç vereceğini de gösterir. Bağlayıcı tutar, dosyaya atanan eksperin tespitiyle, uyuşmazlıkta ise bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkar.
Değişen Parçalar Tutardan Düşülür mü?
Parça değişiminden doğan kıymet artışı hasar tazminatından düşülmez. Bu kural yeni değildir: eski Genel Şartların B.2.1 maddesi de model yılından itibaren 3 yılı geçmeyen araçlardaki parça değişimi için “kıymet artışı meydana gelse dahi bu fark tazminat miktarından indirilemez” diyordu. 12 Haziran 2026 değişikliğiyle parça değişim rejimi yeniden yazılmış ve aynı cümle hem orijinal hem orijinal olmayan parça paragrafının sonuna konmuştur: “Bu fıkranın uygulanması sonucu araçta bir kıymet artışı meydana gelmiş olsa dahi bu fark tazminat miktarından indirilemez.”
Gerçek yenilik sıralama ve ispat yüküdür. Hasar gören orijinal parçanın onarımı mümkün değilse orijinaliyle değiştirilir; yeniden kullanılabilir ya da eşdeğer parçaya ancak hak sahibinin onayı alınırsa veya orijinal parçayla değişim imkânı yoksa geçilir ve onayın ya da imkânsızlığın ispatı sigortacıya aittir. Bu kurallar hasar bedelini ilgilendirir; değer kaybı ayrı bir kalemdir ve parçanın orijinal olup olmadığı, eksperin değer kaybı tespitinde dikkate aldığı unsurlardan biridir.
Araç Satıldıysa Eksper Raporuna İtiraz Edilebilir mi?
Edilebilir; itiraz için aracın elde olması gerekmez. Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliği m.8/1’e göre eksper tespitlerine üç iş günü içinde itiraz edilebilir ve süre, raporun Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi nezdindeki eksper rapor sistemine girişine ilişkin bildirimle başlar. İtiraz üzerine EKSİST üzerinden yeni eksper atanır; bu eksperin raporuna da üç iş günü içinde itiraz edilirse hakem eksper atanır ve hakem eksperin raporu nihai rapor kabul edilir (m.8/2, m.8/6).
Satılan araç bakımından kritik ayrıntı m.8/5’tedir: itiraz üzerine atanan eksper ve hakem eksper, motorlu araç sigortalarında raporunu atamadan itibaren en geç üç iş günü içinde “dosya üzerinden inceleme yaparak” hazırlar. Yani itiraz aşamasında araç yeniden incelemeye sunulmak zorunda değildir; belirleyici olan dosyadaki fotoğraflar, onarım kayıtları ve ilk raporun kendisidir. Üç iş günlük süre kaçırılmışsa itiraz eksperi yolu kapanır, ancak uyuşmazlık Sigorta Tahkim Komisyonu’na ya da mahkemeye götürülebilir; orada tutarı bilirkişi belirler.
Değer Kaybı Şahıstan mı, Sigortadan mı İstenir?
Değer kaybı, kural olarak kusurlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasından istenir. Karşı tarafın poliçesi bu zararı karşılamak üzere yapılmıştır ve başvuru için kusurlu sürücünün rızası aranmaz. Sigortacıya başvuru, dava ya da tahkim yoluna gitmeden önce KTK m.97 uyarınca zaten zorunludur.
Şahsa yönelme, teminatın yetmediği ya da hiç bulunmadığı hâllerde gündeme gelir. Karşı araç sigortasızsa, poliçe limiti zararı karşılamıyorsa veya talep m.92 kapsamında teminat dışıysa, zarar doğrudan kusurlu sürücü ve işletenden genel hükümlere göre istenir. Araç mahrumiyeti ve manevi tazminat gibi kalemler de bu ikinci gruptadır. Sigortasız araç kazasında Güvence Hesabı yalnız bedensel zararları karşılar, değer kaybını karşılamaz; Hesap maddi zararları da ancak sigortacının iflası ya da tüm branşlarda ruhsatının iptali hâlinde öder (5684 s.K. m.14/2).
İki muhatabın karıştırılmaması önemlidir: teminat dışılık talebi ortadan kaldırmaz, yalnızca muhatabını değiştirir. Aynı olayda değer kaybı sigortacıdan, mahrumiyet bedeli kusurlu işletenden istenebilir ve bunlar aynı davada ayrı kalemler hâlinde ileri sürülebilir. Aracı satmış olmak bu tabloyu değiştirmez; sürücüye karşı alacak yazılı olarak devredilmemişse her iki muhataba karşı da talebi kaza tarihindeki malik yürütür. Talebin kime yöneltileceği ve davanın kime açılacağı konusunda değer kaybı davasının kime açılacağını anlatan yazımız ayrıntılıdır.
Araç Değer Kaybını Talep Etmenin Hukuki Süreci ve Önemi
Süreç, kusurlu tarafın zorunlu mali sorumluluk sigortacısına yapılan yazılı başvuruyla başlar. Genel Şartların Ek-6’sına göre araç hasarı ve değer kaybı başvurusunda kaza tespit tutanağının resmî tasdikli sureti ya da taraflar arasında tutulmuş tutanak (varsa ifade ve görgü tespit tutanakları), zarar gören araca ait ruhsat, varsa hasarlı araca ve kaza yerine ilişkin fotoğraf ve görüntüler, banka ve şube adı ile IBAN, ekspertiz yapıldıysa eksper raporu ve varsa doğrulanmış cep telefonu numarası sunulur; gerçek kişiden ayrıca nüfus cüzdanı fotokopisi, imza beyanı ve iletişim bilgileri istenir. Kusurlu aracın poliçesi 1 Temmuz 2026’dan önce yapılmışsa C.11 gereği önceki Ek-6 uygulanır; orada değer kaybı ayrı bir bölümdü ve “değer kaybı talep beyanı” isteniyordu, bu nedenle talebin dilekçede açıkça yazılması bu dosyalarda ayrıca önem taşır. Aracı satmış olan başvurucular için satış sözleşmesi de dosyaya eklenir.
Hukuki Sürecin İlk Adımı: Başvuru
Başvurunun bildirimi, Genel Şartların tebligat ve ihbarlara ilişkin hükümlerine göre şirket merkezine, sözleşmedeki temsilciliğe ya da acenteye yapılır. Bildirim noter eliyle veya taahhütlü mektupla gönderilir; imza karşılığı elden verilen mektup ve telgraf da taahhütlü mektup hükmündedir. Sözleşmede belirlenmiş bir elektronik haberleşme yöntemi varsa o da geçerlidir.
Aracını satmış bir başvurucunun dosyasında bulunması gereken belgeler, aracı hâlâ elinde olan bir başvurucununkinden farklıdır. Araç incelemeye sunulamayacağı için ispat yükü tamamen belgelere kayar:
- Kaza tespit tutanağının resmî tasdikli sureti veya taraflar arasında tutulmuş tutanak
- Kaza tarihinde araç sizin adınıza tescilliyken alınmış ruhsat kaydı (ruhsat alıcıya geçtiyse eski ruhsatın fotokopisi ya da kaza tarihindeki maliki gösteren tescil kaydı)
- Hasarlı araca ve kaza yerine ilişkin fotoğraflar (satıştan önce çekilmiş olmalı)
- Onarım faturası ve servis iş emri (Ek-6 bunları değer kaybı için zorunlu saymaz; araç elden çıktığında onarımın kapsamını gösteren en güçlü belge olur)
- Varsa eksper raporu ya da bağımsız değer tespit raporu
- Satış sözleşmesi ve devir tarihini gösteren tescil belgesi
- Ödemenin yapılacağı banka hesap bilgileri (banka ve şube adı, IBAN)
Teslim tarihinin belgelenmesi, sürecin en çok atlanan adımıdır. KTK m.99 ödeme süresini, belgelerin “sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine iletildiği tarihten” başlatır. Teslim tarihi ispatlanamazsa sürenin dolduğu da gösterilemez ve temerrüt faizi talebi zayıflar. Başvuru metninin nasıl kurulacağı için sigorta şirketine değer kaybı başvuru dilekçesi yazımızdaki örnek yapı kullanılabilir.
Satıştan Önce Hasar Dosyası Açıldıysa Değer Kaybı Ayrıca İstenmeli mi?
Cevap, kusurlu aracın poliçesinin ne zaman yapıldığına bağlıdır. 12 Haziran 2026 tarihli değişiklikle A.5/a maddesine şu cümle eklenmiştir: “Bu teminat kapsamında araç hasarı için başvuruda bulunan hak sahibi, değer kaybı talebinde de bulunmuş kabul edilir.” Aynı maddeye göre bu başvurular hasar bedelini ve değer kaybını birlikte kapsar ve sigortacı hesaplanan değer kaybı tutarını, nihai eksper raporunun kendisine ulaştığı tarihi takip eden iş günü içinde hak sahibine bildirir.
| Kusurlu aracın poliçesi | Hasar başvurusu değer kaybını kapsar mı? | Aracı satmadan önce yapılacak |
|---|---|---|
| 1 Temmuz 2026’dan sonra yapılmış | Evet; hasar başvurusu değer kaybı talebi sayılır, tutar aynı eksper raporunda yer alır | Hasar dosya numarasını ve eksper raporunu saklamak; değer kaybı bildirimini beklemek |
| 1 Temmuz 2026’dan önce yapılmış | Eski A.5/a’ya göre değer kaybı “talep edilmesi halinde” tespit edilir | Değer kaybını yazılı olarak ayrıca talep etmek ve eksper atamasını satıştan önce sağlamak |
İki durumda da en güvenli yol, değer kaybı talebini dilekçede açıkça yazmak ve aracı eksper incelemesi tamamlandıktan sonra satmaktır. Araç onarımdan sonra ve eksper raporundan önce satılırsa, tespit için yeni malikin aracı göstermesi gerekir; bu da satış sözleşmesine eklenecek bir taahhütle güvenceye alınabilir.
Sigortanın Yanıt Süresi
Bu başlıkta en sık yapılan hata, 15 günlük sürenin “ödeme süresi” sanılmasıdır. İki ayrı süre vardır ve farklı sonuç doğururlar: KTK m.97’deki 15 gün yazılı cevap süresidir; KTK m.99’daki 8 iş günü ise ödeme süresidir ve sonunda temerrüt doğar.
| Süre | Dayanak | Neyi başlatır / sonucu |
|---|---|---|
| 8 iş günü | KTK m.99 | Belgeler sigortacıya ulaştıktan sonra ödeme süresi; sonunda temerrüt ve faiz |
| 15 gün | KTK m.97 | Sigortacının yazılı cevap süresi; dolunca dava veya tahkim yolu açılır |
| 15 gün (trafik sigortasında) | KTK m.97 · 5684 s.K. m.30/13 (genel kural 15 iş günü) | Cevap gelmezse Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuru için yeterli süre; eksper süresinde atanmışsa Kurum Sirküleri 2026/02 sınırı |
| 3 iş günü | Sigorta Eksperleri Atama Yön. m.8/1 | Eksper raporuna itiraz; rapor sistemine girişin bildiriminden başlar |
| Takip eden iş günü | ZMSS Gen. Şart. A.5/a | Nihai eksper raporu sigortacıya ulaştıktan sonra değer kaybı tutarının hak sahibine bildirilmesi |
| 2 yıl / 10 yıl | KTK m.109 | Zamanaşımı; öğrenmeden 2, kaza gününden 10 yıl |
Değer Kaybı Ne Zaman Yatar, Faiz Ne Zaman İşlemeye Başlar?
Ödeme, belgelerin sigortacıya ulaşmasından itibaren 8 iş günü içinde yapılmalıdır. Bu sürenin dolmasıyla sigortacı temerrüde düşer ve ödenmeyen tutara faiz işlemeye başlar. Sürenin başlangıcı dilekçenin yazıldığı gün değil, belgelerin şirkete iletildiği gündür; teslimin kaşeli alındı, iadeli taahhütlü gönderi ya da kayıtlı elektronik posta ile belgelenmesi bu nedenle önemlidir. Sigortacı iletilen belgelere haklı olarak itiraz eder ya da haklı olarak yeni bir belge isterse süre, o belgenin iletilmesinden sonra başlar; sigortacı yalnız tazminat hakkını etkileyen bilgi ve belgeleri isteyebilir (Genel Şartlar B.2.1). Araç satıldıysa sigortacının satış sözleşmesini ve kaza tarihindeki maliki gösteren kaydı istemesi bu kapsamda değerlendirilebilir; bu belgeleri baştan dosyaya koymak süreyi korur.
Faiz başlangıcı muhataba göre ayrışır ve bu ayrım sıkça atlanır. Sigortacı bakımından temerrüt m.99’daki sürenin dolmasıyla doğar; kusurlu sürücü ve işleten bakımından ise sorumluluk haksız fiilden kaynaklandığı için başlangıç kaza tarihidir. Aynı dosyada iki muhataba yönelen taleplerde faiz hesabı bu nedenle farklı tarihlerden yürütülür.
Sigorta Şirketi Reddederse: Tahkim mi, Mahkeme mi?
Talep reddedilir ya da 15 gün içinde cevaplanmazsa iki yol açıktır. Birincisi Sigorta Tahkim Komisyonu‘dur. 5684 sayılı Kanun m.30/13, talebin kısmen veya tamamen olumsuz sonuçlandığının belgelenmiş olmasını ya da cevap verilmemiş olmasını yeterli sayar; genel süre 15 iş günüdür, trafik sigortasında ise KTK m.97’deki 15 günlük süre esas alınır. Ancak SEDDK Kurum Sirküleri 2026/02’ye göre sigortacı eksperi süresi içinde atamış ve rapor sigortacıya yüklenemeyecek bir sebeple tamamlanamamışsa, bu durum Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi sistemleri üzerinden belgelendiğinde cevapsızlık tek başına uyuşmazlık sayılmaz; başvuru ön incelemede değerlendirme dışı kalabilir. Hakemler görevlendirildikleri tarihten itibaren en geç dört ay içinde karar verir ve reddedilen talep bakımından aleyhe hükmedilecek vekâlet ücreti, tarifenin beşte biri ile sınırlıdır (m.30/16-17); bu, tahkimin risk avantajıdır.
İkincisi mahkemedir. Dava sigortacıya karşı açılıyorsa ticari dava sayılır ve asliye ticaret mahkemesi görevlidir; bu durumda arabuluculuk dava şartıdır. Dava yalnızca kusurlu sürücü ya da işletene karşı açılıyorsa görevli mahkeme kural olarak asliye hukuktur ve arabuluculuk şartı aranmaz. Tahkime giderken de arabuluculuğa başvurmak gerekmez. Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur (6325 s.K. m.18/A-15).
Sıralamada kritik bir kural vardır: uyuşmazlık tüketici hakem heyetine götürülürse, 5684 s.K. m.30/14 uyarınca aynı uyuşmazlık için Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurulamaz. Bu nedenle mercii seçimi baştan yapılmalıdır. Tahkim sürecinin adımları ve dosya takibi için değer kaybı tahkim süreci yazımız izlenebilir.
Düşük Tutara İmza Attıysanız Yol Kapanmaz
Sigortacının teklif ettiği düşük tutarı kabul etmiş olmak, sanıldığının aksine süreci bitirmez. KTK m.111/2 açıktır: “Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir.” Aynı maddenin birinci fıkrası, kanunun öngördüğü hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmaları geçersiz sayar; bu nedenle “hiçbir talebim kalmamıştır” biçimindeki genel ibra kayıtları da mutlak bir engel oluşturmaz.
Aranan ölçüt, farkın açıkça belli olmasıdır. Bu nedenle ödenen tutar ile bağımsız bir eksper hesabı arasındaki fark somut biçimde ortaya konulmalıdır. Bu iki yıllık süre zamanaşımı değil hak düşürücü süredir: anlaşma tarihinden işler, kesilmez, mahkemece kendiliğinden gözetilir ve uzamış ceza zamanaşımı bu süreyi uzatmaz (Yargıtay 4. HD 25.11.2024, E.2022/15310, K.2024/11520). Süre içinde dava açmak şart değildir; anlaşmanın hükümlerinin kabul edilmediğine dair bir irade açıklaması, örneğin sigortacıya yazılan bakiye tazminat başvurusu da yeterli kabul edilmektedir. Konunun içtihatları için KTK m.111 yetersiz veya fahiş anlaşmalara itiraz yazımıza bakılabilir.
Satılan Araçta Değer Kaybı Zamanaşımı: 2 Yıl mı, 10 Yıl mı?
İkisi birlikte işler. Karayolları Trafik Kanunu m.109/1 iki süre öngörür: zarar gören, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl; her hâlde kaza gününden başlayarak on yıl. Kısa süre zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesine bağlıdır; karşı aracın kimliği ve sigortacısı kaza günü belliyse, kusur oranının sonradan bilirkişi raporuyla netleşmesi başlangıcı kural olarak ileri atmaz. Sorumlunun gerçekten sonradan belirlendiği dosyalarda (örneğin kaçan araç sonradan tespit edildiğinde) başlangıç ileri bir tarihe kayabilir; güvenli hesap kaza gününden yapılır.
Dava cezayı gerektiren bir fiilden doğuyor ve ceza kanunu daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa, m.109/2 uyarınca o süre maddi tazminat talepleri için de geçerli olur. Yalnız maddi hasarla sonuçlanan kazada taksirle mala zarar suç olmadığından bu uzun süre kural olarak uygulanmaz; istisnası sürücünün fiilinin kendi başına suç oluşturduğu hâllerdir. Ayrıca m.109/3 iki yönlü bir koruma getirir: zamanaşımı tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse sigortacıya karşı da kesilmiş olur, sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı da tazminat yükümlüsü bakımından kesilmiş sayılır.
Süreyi kesen ve durduran işlemler ayrıca bilinmelidir. Sigortacıya yazılı başvuru tek başına zamanaşımını kesmez; dava açmak, Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurmak (TBK m.154/2 “hakeme başvurmuşsa”) ve icra takibi keser, sigortacının kısmi ödeme yapması borcu ikrar sayılarak keser (TBK m.154/1). Arabuluculuk bürosuna başvuru ise süreyi keser değil, son tutanağa kadar durdurur (6325 s.K. m.18/A-15). Sürelerin ayrıntısı ve uzamış ceza zamanaşımının hangi hâllerde uygulanabileceği için değer kaybı davalarında uzamış ceza zamanaşımı yazımıza bakılabilir.
Aracın satılmış olması bu süreleri değiştirmez. Sıkça görülen yanılgı, sürenin satış tarihinden başladığının sanılmasıdır; oysa başlangıç noktası kaza ve öğrenme tarihidir. Satış tarihi yalnızca alacağın kime ait olduğunu belirlerken önem taşır. Düşük bir tutara imza atılmışsa KTK m.111/2’deki iki yıllık iptal süresi ayrıca işler ve anlaşma tarihinden başlar.
Sıkça Sorulan Sorular
Satılan bir araç için değer kaybı talep edilebilir mi?
Evet. Değer kaybı zararı kaza anında doğduğu için, aracın sonradan satılmış olması talep hakkını sona erdirmez. Talep, kaza tarihinde araç maliki olan kişiye aittir ve KTK m.109’daki süreler içinde ileri sürülmelidir.
Aracı sattıktan sonra değer kaybını satıcı mı alıcı mı ister?
Satıcı ister; çünkü zarar onun malvarlığında doğmuştur. Sigortacıdan istenecek alacak 5684 sayılı Kanun Ek m.6/2 uyarınca hiç kimseye devredilemediği için alıcı, satış sözleşmesinde devir kaydı olsa bile sigortacıya kendi adına başvuramaz. Alıcı ancak kusurlu sürücü ve işletene karşı alacak, Türk Borçlar Kanunu m.184 uyarınca yazılı olarak kendisine devredilmişse talepte bulunabilir.
Değer kaybı başvurusu nasıl yapılır?
Kusurlu tarafın zorunlu mali sorumluluk sigortacısına yazılı olarak yapılır. Kaza tespit tutanağı, ruhsat, fotoğraflar, varsa eksper raporu ve banka hesap bilgileri sunulur. Sigortacı 15 gün içinde yazılı cevap vermek zorundadır; ödeme süresi ise belgelerin ulaşmasından itibaren 8 iş günüdür.
İkinci el araçta değer kaybı miktarı daha mı düşük olur?
Tutar daha düşük çıkabilir, çünkü hesaplama aracın yaşı, kullanılmışlık düzeyi ve geçmiş hasar durumu dikkate alınarak yapılır. Ancak bunlar talebi ortadan kaldıran engeller değil, hesaba giren kriterlerdir.
Daha önce hasar kaydı olan araçta değer kaybı çıkar mı?
Çıkar. Yeni kazanın araçta ek bir değer düşüşü yaratması yeterlidir. Eski hasarlar aracın kaza öncesi değerini zaten düşürmüş sayılır ve hesaplama bu değer üzerinden yapılır.
Değer kaybı hesabını kim yapar?
Başvuru aşamasında, Kurumca belirlenen usule göre atanan sigorta eksperi yapar. 1 Temmuz 2026’dan sonra yapılmış bir poliçede araç hasarı için zaten bir eksper atanmışsa değer kaybı tutarı aynı raporda yer alır. Rapora 3 iş günü içinde itiraz edilebilir. Bilirkişi hesabı, uyuşmazlık tahkime ya da mahkemeye taşındığında gündeme gelir.
Değer kaybı şahıstan alınır mı?
Önce kusurlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasından istenir. Karşı araç sigortasızsa, poliçe limiti yetmiyorsa veya talep KTK m.92 uyarınca teminat dışındaysa kusurlu sürücü ve işletene yönelinir.
Sigorta şirketi ikinci el araç için ödeme yapmazsa ne olur?
Ret yazısı alındıktan ya da 15 gün içinde cevap verilmediği belgelendikten sonra Sigorta Tahkim Komisyonu’na veya mahkemeye başvurulabilir. Sigortacı eksperi süresinde atamış ve rapor sigortacıdan kaynaklanmayan bir sebeple tamamlanamamışsa cevapsızlık tek başına tahkim için yeterli sayılmaz (Kurum Sirküleri 2026/02). Uyuşmazlık tüketici hakem heyetine götürülmüşse tahkim yolu kapanır.
Aracımı sattım, poliçem ne olur?
Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesi devir tarihinde kendiliğinden sona erer ve işlemeyen döneme ilişkin prim gün esasına göre iade edilir. Eski düzenlemedeki 15 günlük geçiş koruması 1 Temmuz 2026’da kaldırılmıştır; Genel Şartların C.11 maddesi gereği bu, o tarihten sonra yapılan poliçelerde uygulanır. Noter satışı zaten alıcı adına satış tarihinde geçerli bir trafik sigortası bulunmadan yapılamaz (Tescil Yönetmeliği m.18/1).
Düşük tutarı kabul ettim, sonradan itiraz edebilir miyim?
KTK m.111/2 uyarınca, yetersiz olduğu açıkça belli olan anlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren iki yıl içinde iptal edilebilir. Bu süre hak düşürücüdür; uzamış ceza zamanaşımı onu uzatmaz. Ödenen tutar ile bağımsız eksper hesabı arasındaki farkın somut olarak gösterilmesi gerekir.
Aracı alan kişi eski kazanın değer kaybını sigortadan isteyebilir mi?
İsteyemez. Kaza satıştan önce olduysa alacak kaza tarihindeki malike aittir ve sigortacıdan istenecek tazminat alacağı 5684 sayılı Kanun Ek m.6/2 uyarınca hiç kimseye devredilemez. Satış sözleşmesine yazılan bir devir kaydı bu sonucu değiştirmez; ödeme yalnız hak sahibine veya avukatına yapılır.
Kazadan sonra ihbar etmeden aracı satarsam değer kaybı hakkım kaybolur mu?
Bugün yürürlükteki mevzuata göre kaybolmaz. Kaza ile ihbar arasında mülkiyet değişikliği olan araçları değer kaybı teminatı dışında bırakan kural eski Genel Şartların Ek-1’indeydi; 4 Aralık 2021’de Ek-1 yeniden yazılırken bu liste metne alınmadı, 1 Temmuz 2026’da Ek-1 tümüyle kaldırıldı. Sınır KTK m.109’daki zamanaşımıdır; ispat için satıştan önceki fotoğraf ve onarım belgeleri saklanmalıdır.
Araç satıldıysa eksper raporuna itiraz edebilir miyim?
Edebilirsiniz. Eksper tespitlerine, raporun eksper rapor sistemine girişinin bildiriminden itibaren üç iş günü içinde itiraz edilir. İtiraz eksperi ve hakem eksper raporlarını dosya üzerinden inceleyerek hazırladığı için aracın yeniden gösterilmesi şart değildir (Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliği m.8).
Noterde araç satışı için alıcının trafik sigortası şart mı?
Şarttır. Tescil Yönetmeliği m.18/1’e göre noter, aracı alacak kişi adına satış ve devir tarihi itibarıyla geçerli bir zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunduğunu tespit etmeden satışı yapamaz; trafikten çekilmiş araçlar bu şartın dışındadır. Satıcının poliçesi ise devir tarihinde sona erer ve kalan primi gün esasına göre iade edilir.
Değer kaybı kaç yaşındaki araçlar için geçerli?
Yaş sınırı yoktur. Aracın yaşı ve kullanılmışlık düzeyi, Genel Şartların A.5/a maddesinde eksperin değer kaybını tespit ederken dikkate aldığı ölçütler arasında sayılır; tutarı etkiler, talebi engellemez. “165.000 km üstünde değer kaybı alınmaz” kuralı da mevzuatta yoktur; 2015-2021 arasındaki formülün bir sonucuydu.
Kaza ve devir tarihlerinin sıralaması, talebin kimin adına ve hangi muhataba karşı yürütüleceği, kusurlu aracın poliçe tarihi ve zamanaşımının hangi anda başladığı her dosyada değişir. Bu unsurlar birlikte değerlendirilmeden satılan aracın değer kaybı talebinin akıbeti öngörülemez. Dosyanızdaki belgelerin incelenmesi için araç değer kaybı avukatı sayfasındaki iletişim kanalları kullanılabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık kendi belgeleri ve tarihleriyle değerlendirilir; somut dosyanız için bir avukata danışmanız gerekir. Metinde yer alan mevzuat hükümleri yayın tarihi itibarıyla yürürlüktedir.