Satılan Aracın Değer Kaybı Talep Edilebilir Mi?
Satılan aracın değer kaybı, aracın devrinden sonra da talep edilebilir; çünkü tazminat alacağı araca değil, kaza anında zarar gören kişinin malvarlığına bağlıdır. Kazanın ardından aracı satmış olmak talep hakkını kendiliğinden sona erdirmez, ancak alacağın kime ait olduğu ve hangi süre içinde ileri sürüleceği kritik önem taşır.
Bu yazıda, aracını sattıktan sonra değer kaybı isteyen araç sahibinin hukuki durumu, 1 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren yeni Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları çerçevesinde ele alınmaktadır. İkinci el araçlarda değer kaybı, hasar kaydı bulunan araçlarda talep imkânı, başvuru süreleri ve ret hâlinde izlenecek yol ayrı başlıklar altında açıklanmıştır.
Özet — Araç satıldıktan sonra değer kaybı talebi mümkündür; belirleyici olan aracın mülkiyeti değil, zararın kimin malvarlığında doğduğudur.
- Değer kaybı alacağı kaza tarihinde araç maliki olan kişiye aittir. Aracın sonradan satılması bu alacağı alıcıya geçirmez; geçmesi için Türk Borçlar Kanunu m.184 uyarınca yazılı bir alacak devri gerekir.
- Zamanaşımı Karayolları Trafik Kanunu m.109’a göre zararı ve sorumluyu öğrenmeden itibaren 2 yıl, her hâlde kaza gününden itibaren 10 yıldır. Yaygın olarak yazılan “kaza tarihinden itibaren 2 yıl” ifadesi eksiktir.
- 1 Temmuz 2026’dan itibaren değer kaybı, kaza öncesi ikinci el satış değeri ile onarım sonrası ikinci el satış değeri arasındaki fark esas alınarak, atanan sigorta eksperince tespit edilir. Eski katsayı tabloları yürürlükten kaldırılmıştır.
- Aynı değişiklikle, araç el değiştirdiğinde eski poliçenin 15 günlük geçiş koruması kaldırılmıştır; sözleşme devir tarihinde kendiliğinden sona erer.
- Sigortacı 15 gün içinde yazılı cevap vermezse ya da talebi karşılamazsa Sigorta Tahkim Komisyonu veya mahkeme yolu açılır.
Satılan Aracın Değer Kaybı Talep Edilebilir mi?
Evet, talep edilebilir. Satılan aracın değer kaybı, araç elden çıkarılmış olsa dahi istenebilir; kazadan sonra yapılan satış, tazminat isteme hakkını ortadan kaldırmaz. Bunun nedeni basittir: değer kaybı zararı kaza anında doğar. O anda araç kimin mülkiyetindeyse, malvarlığında eksilme meydana gelen kişi odur. Aracın daha sonra el değiştirmesi, geçmişte doğmuş bu alacağı geçersiz kılmaz.
Uygulamada karşılaşılan “araç satıldıysa değer kaybı istenemez” yaklaşımının kanuni bir dayanağı bulunmamaktadır. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nda, aracın devredilmesi hâlinde değer kaybı talebinin düşeceğine dair bir hüküm yer almaz. Teminat dışında kalan hâller Karayolları Trafik Kanunu m.92’de sınırlı sayıda sayılmıştır ve “aracın satılmış olması” bunlar arasında değildir.
Buna karşılık satış, talebin varlığını değil ispatını zorlaştırabilir. Araç elden çıktıktan sonra eksper incelemesi yapılamaz; bu nedenle satıştan önce hasar fotoğraflarının, onarım belgelerinin ve varsa eksper raporunun saklanmış olması, sürecin en belirleyici unsurudur. Aracın hâlen sizde olduğu aşamada nasıl ilerleneceği için araç değer kaybını kimin ödediğini anlatan yazımızı inceleyebilirsiniz.
Aracı Sattıktan Sonra Değer Kaybını Kim Talep Eder: Satan mı, Alan mı?
Değer kaybı alacağı, kural olarak kaza tarihinde araç maliki olan kişiye aittir. Aracın satılması mülkiyeti alıcıya geçirir; ancak geçmişte doğmuş bir tazminat alacağını kendiliğinden taşımaz. Alacak, araca bağlı bir hak değil, kişiye bağlı bir talep hakkıdır.
Alıcının bu alacağı ileri sürebilmesi için ayrıca devredilmiş olması gerekir. Türk Borçlar Kanunu m.183 alacaklının, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü kişiye devredebileceğini düzenler. Ancak m.184 açıktır: “Alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.” Yani noter satış sözleşmesinde konuya hiç değinilmemişse, alıcı değer kaybını kendi adına isteyemez.
| Durum | Talep hakkı kimde | Dayanak |
|---|---|---|
| Kaza olmuş, araç hâlâ aynı kişide | Malik (kaza anındaki) | KTK m.85, m.91 |
| Kaza sonrası araç satılmış, devirde alacaktan söz edilmemiş | Satıcı (kaza anındaki malik) | TBK m.183 – devir yok |
| Satış sözleşmesinde alacak yazılı olarak devredilmiş | Alıcı | TBK m.184 – yazılı devir |
| Alıcı, aracı hasar kaydıyla ve düşük bedelle almış | Satıcı (alıcı zaten indirimli almıştır) | TBK m.183 |
| Kaza, satıştan sonra olmuş | Yeni malik | KTK m.85 |
Bu ayrım pratikte sık gözden kaçar. Aracı hasar kaydıyla ve düşük bedelle satın alan kişi, “değer kaybını ben isteyeyim” diye başvurduğunda sigortacı haklı olarak reddeder: alıcı, aracı zaten düşmüş değeri üzerinden satın aldığı için ayrıca bir zarara uğramamıştır. Zarar, aracı hasarsız alıp hasarlı satmak zorunda kalan satıcının malvarlığında gerçekleşmiştir.
Satış Sözleşmesine Ne Yazılmalı?
Tarafların iradesi alacağın alıcıya geçmesi yönündeyse, bunun devir sözleşmesinde açıkça ve yazılı olarak belirtilmesi gerekir. Uygulamada tek satırlık bir kayıt yeterli olur: kazaya ilişkin değer kaybı tazminatı alacağının, tarih ve dosya bilgisi belirtilerek alıcıya devredildiği yazılır. Aksi hâlde alıcının başvurusu, alacaklı sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle reddedilir.
1 Temmuz 2026 Değişikliği: Araç El Değiştirince Poliçenin 15 Günlük Koruması Kalktı
Araç satışı konusundaki en önemli güncel kırılma budur ve kaynakların büyük bölümünde hâlâ eski hâliyle anlatılmaktadır. 12 Haziran 2026 tarihli ve 33278 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikle, Genel Şartların C.4 maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi yürürlükten kaldırılmıştır. Değişiklik 1 Temmuz 2026’da yürürlüğe girmiştir.
Kaldırılan cümle şuydu: “Ancak, mevcut sözleşme sigortalının değiştiği tarihten itibaren onbeş gün süresince herhangi bir işleme gerek kalmaksızın ve prim ödenmeksizin yeni işleten için sözleşme yapılana kadar geçerlidir.” Değişikliğin tam metni 12 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Sonuç şudur: 1 Temmuz 2026’dan itibaren araç el değiştirdiğinde eski poliçe, yeni işleten için 15 günlük bir geçiş süresi tanımamaktadır. Sözleşme devir tarihi itibarıyla kendiliğinden sona erer ve işlemeyen günlere ilişkin prim, gün esasına göre iade edilir. Aynı düzenleme paketinde Genel Şartların A.2 maddesindeki “sigortalı” tanımı da yeniden yazılmış ve “Poliçe konusu motorlu araçta 2918 sayılı Kanuna göre işleten sayılan kişi” şeklinde belirlenmiştir.
Bu iki değişiklik birlikte okunduğunda, aracı devralan kişinin trafik sigortasını devir günü yaptırması gerektiği ortaya çıkar. Devirden sonraki ilk günlerde meydana gelen bir kazada, eski poliçeye dayanarak koruma bekleyen alıcı sigortasız duruma düşer ve karşı tarafın zararından kendi malvarlığıyla sorumlu olur.

Trafik Kazaları Sonrası Değer Kaybı Hakkında Bilinmesi Gerekenler
Değer kaybı, kaza sonrası onarılan bir aracın ikinci el piyasa değerinde meydana gelen düşüştür. Araç orijinal parçalarla ve kusursuz biçimde onarılsa dahi, hasar kaydı sisteme işlendiği için alıcı nezdinde aynı bedeli bulmaz. Bu düşüş, sigortacının maddi zarar teminatı kapsamındadır.
Genel Şartların A.5/a maddesi maddi zararlar teminatını, “zarar gören araçta meydana gelen değer kaybı dahil doğrudan malları üzerindeki azalma” olarak tanımlar. “Doğrudan” ifadesi önemlidir: değer kaybı teminat içinde, aracın kullanılamamasından doğan araç mahrumiyeti ise teminat dışındadır. Karayolları Trafik Kanunu m.92/k gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi dolaylı zararları kapsam dışında bırakır. Mahrumiyet bedeli bu nedenle sigortacıdan değil, kusurlu sürücü ve işletenden istenir.
Teminat Dışında Kalan Hâller
| Hüküm | Kapsam dışı bırakılan | Pratik sonucu |
|---|---|---|
| KTK m.92/g | Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri | Kusur, talebi oranla düşürür; tümden ortadan kaldırmaz |
| KTK m.92/k | Gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması, kira mahrumiyeti | Araç mahrumiyeti sigortadan değil, kusurludan istenir |
| KTK m.92/l | Trafikten çekme veya hurdaya çıkarılma işlemi görmüş araçların değer kaybı | Pert kayıtlı araçta değer kaybı istenemez |
| KTK m.92/e | Motorlu araçta taşınan eşyanın zararı | Ayrı hukuki yol gerekir |
| KTK m.92/f | Manevi tazminat talepleri | Yalnız sorumlu kişiden istenir |
Bu tablodaki en çok yanlış aktarılan satır m.92/l’dir. Kanun, “ağır hasar kaydı bulunan araç” demez; teminat dışı bıraktığı, hasar sebebiyle trafikten çekme veya hurdaya çıkarılma işlemi görmüş araçlardır. Aracınızda ağır sayılabilecek bir hasar bulunması, tescil kaydına böyle bir şerh düşülmediği sürece talebinizi sona erdirmez.
Kusur konusunda da benzer bir yanlış yaygındır. Talepte bulunabilmek için “tamamen kusursuz olmak” ya da “daha az kusurlu olmak” şart değildir. m.92/g yalnızca hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen kısmı teminat dışında bırakır. Yüzde elli kusurlu bir sürücü, zararının yüzde ellisi için talepte bulunabilir. Kusur oranının nasıl belirlendiği ve tutanağın bu konudaki sınırı için değer kaybının TRAMER kaydına işleyip işlemediğini açıkladığımız yazıya bakabilirsiniz.
İkinci El Araçta Değer Kaybı Talep Edilebilir mi?
İkinci el araçlarda da değer kaybı talep edilebilir. Aracın sıfır ya da ikinci el olması, talep hakkının varlığını etkilemez. Belirleyici olan, kazanın araçta yeni ve bağımsız bir değer düşüşü yaratıp yaratmadığıdır.
İkinci el araçlarda değer kaybı çoğu zaman daha somut biçimde hissedilir; çünkü bu araçlar zaten alım satım piyasasının içindedir ve hasar geçmişi satış bedelini doğrudan etkiler. Kazadan sonra araç “hasarlı” olarak nitelendirilir, alıcılar fiyat düşürür ve satış süresi uzar. Yeni değer kaybı ölçütü de tam olarak bu gerçekliği esas alır: kaza öncesi ile onarım sonrası ikinci el satış değeri arasındaki fark.
Sigorta şirketlerinin ikinci el araçlarda en sık ileri sürdüğü ret gerekçeleri; aracın zaten ikinci el olması, geçmiş hasar kaydı bulunması ve piyasa değerinin düşüklüğüdür. Bu gerekçelerin hiçbiri tek başına hukuki bir ret sebebi oluşturmaz. Genel Şartların A.5/a maddesi aracın yaşını, kullanılmışlık düzeyini ve geçmiş hasar durumunu hesaplamada dikkate alınacak kriterler olarak sayar; talebi ortadan kaldıran engeller olarak değil.

Aracın Yaşı ve Kilometresi Talebi Engeller mi?
Engellemez. 1 Temmuz 2026 öncesindeki uygulamada yaş ve kilometre, belirli eşiklerde hesabı fiilen sıfırlayan katsayılar olarak işletiliyordu. Yeni düzenlemede bunlar hesaba giren kriterlerdir, talebi kesen eşikler değil. Yüksek kilometreli ve yaşlı bir araçta hesaplanan tutar daha düşük olabilir; ancak “araç eski olduğu için değer kaybı çıkmaz” biçimindeki bir ret, güncel Genel Şartlar karşısında dayanaksızdır.
Daha Önce Hasar Kaydı Olan Araçta Değer Kaybı Alınır mı?
Alınır. Geçmişte hasar kaydı bulunması, yeni kazadan doğan değer kaybı talebini ortadan kaldırmaz. Değerlendirmenin konusu, yeni kazanın araçta ek bir değer düşüşü yaratıp yaratmadığıdır. Eski hasarlar yok sayılmaz; bunlar aracın kaza öncesi ikinci el satış değerini zaten düşürmüş kabul edilir ve hesaplama bu düşük değer üzerinden yapılır.
Bu noktada iki durumu ayırmak gerekir. Yeni kaza, daha önce hasar görmemiş bir bölgeyi etkilemişse ek değer düşüşü tartışmasızdır. Aynı bölgenin ikinci kez hasar görmesi hâlinde ise tutar, önceki hasarın etkisi düşülerek hesaplanır; talep yine reddedilmez. Aynı araçta tekrar eden hasarların nasıl değerlendirildiği ayrı bir başlık olarak hasar kaydı olan araçta tekrar değer kaybı talebi yazımızda ele alınmıştır.
Satılan Araçlarda Değer Kaybı Talepleri İçin Hukuki Kriterler
Satılan aracın değer kaybı talebinde aşağıdaki beş ölçüt sırayla değerlendirilir. Bunlar mevzuattan çıkan ölçütlerdir; uygulamada dolaşan “araç satıldıysa hak düşer” türü kabuller bu listede yer almaz.
1. Kaza Tarihi Satıştan Önce Olmalıdır
Talep edilen değer kaybının, aracın hâlâ talep sahibinin mülkiyetindeyken meydana gelen bir kazadan doğması gerekir. Satıştan sonra gerçekleşen bir kazanın zararı yeni malike aittir. Kaza tarihi ile devir tarihi arasındaki sıra, dosyanın ilk kontrol edilen unsurudur.
2. Alacak Devredilmemiş Olmalı ya da Yazılı Olarak Devredilmiş Olmalıdır
Talebi satıcı ileri sürüyorsa alacağın devredilmemiş olması, alıcı ileri sürüyorsa Türk Borçlar Kanunu m.184’e uygun yazılı bir devir bulunması gerekir. Sözlü anlaşma bu şartı karşılamaz.
3. Zamanaşımı Dolmamış Olmalıdır
Karayolları Trafik Kanunu m.109 uyarınca süre, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrenmeden itibaren iki yıl, her hâlde kaza gününden itibaren on yıldır. Fiil aynı zamanda suç oluşturuyor ve ceza kanunu daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa, o süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.
4. Kusur Durumu Belirlenmiş Olmalıdır
Talep, karşı tarafın kusuru oranında karşılanır. Tam kusursuzluk şart değildir; kendi kusura denk gelen kısım KTK m.92/g uyarınca teminat dışında kalır, kalan kısım istenebilir. Kaza tespit tutanağında kusur oranı yazmaz, yalnızca ihlal edilen kural belirtilir; oran sigortacı ya da yargılama aşamasında belirlenir.
5. Araç Trafikten Çekilmemiş veya Hurdaya Ayrılmamış Olmalıdır
KTK m.92/l, hasar sebebiyle trafikten çekme veya hurdaya çıkarılma işlemi görmüş araçların değer kaybı taleplerini teminat dışında bırakır. Ayrıca 1 Temmuz 2026’dan itibaren, eksper raporuyla ağır hasar tespit edilen araçlarda tazminat, “trafikten çekilmiştir” kaşeli tescil belgesi ibraz edilmeden ödenmez.
Değer Kaybı Nasıl Hesaplanır? 1 Temmuz 2026 Sonrası Yeni Ölçüt
Değer kaybı artık tek bir ölçüte bağlanmıştır: aracın kaza tarihinden önceki ikinci el satış değeri ile onarılmasından sonraki ikinci el satış değeri arasındaki fark. Genel Şartların A.5/a maddesi bu farkın; aracın markası, yaşı, modeli, kullanılmışlık düzeyi, hasar gördüğü kısımları ve geçmiş hasar durumu dikkate alınarak, Kurum tarafından belirlenecek usul ve esaslara göre atanacak sigorta eksperi tarafından tespit edileceğini düzenler.
| Konu | 1 Temmuz 2026 öncesi | Bugün |
|---|---|---|
| Hesap yöntemi | Rayiç değer × hasar boyutu katsayısı × kilometre katsayısı | İkinci el satış değeri farkı |
| Katsayı tabloları | Ek-1, Ek-2, Ek-3, Ek-7 | Yürürlükten kaldırıldı |
| Tespiti yapan | Ayrıca görevlendirilen eksper | Araç hasarına atanan sigorta eksperi (aynı rapor) |
| Ayrı dilekçe | Talep için gerekli sayılıyordu | Araç hasarı için başvuran, değer kaybı talebinde de bulunmuş sayılır |
| Yaş ve kilometre | Belirli eşikte hesabı sıfırlayabiliyordu | Hesaba giren kriter, kesen eşik değil |
Bu değişikliğin doğrudan sonucu şudur: internette hâlâ yaygın biçimde paylaşılan katsayı formülleri ve yüzde tabloları artık dayanaksızdır. Ek-1, Ek-2, Ek-3 ve Ek-7 aynı düzenlemenin 6. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. Kaba bir ön fikir edinmek için araç değer kaybı hesaplama aracımızı kullanabilirsiniz; bağlayıcı tutar, dosyaya atanan eksperin tespitiyle ortaya çıkar.
Değişen Parçalar Tutardan Düşülür mü?
Düşülmez. Aynı düzenlemeyle parça değişim rejimi yeniden yazılmış ve iki fıkra da aynı cümleyle bitirilmiştir: onarım sırasında araçta bir kıymet artışı meydana gelmiş olsa dahi bu fark tazminat miktarından indirilemez. “Parçalar yenilendi, araç değer kazandı” gerekçesiyle yapılan kesintinin dayanağı kalmamıştır. Ayrıca orijinal parçanın onarımı mümkün değilse kural orijinaliyle değiştirmektir; eşdeğer ya da yeniden kullanılabilir parçaya geçilebilmesi için hak sahibinin onayı aranır ve bu şartın ispatı sigortacıya aittir.
Değer Kaybı Şahıstan mı, Sigortadan mı İstenir?
Değer kaybı, kural olarak kusurlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasından istenir. Karşı tarafın poliçesi bu zararı karşılamak üzere yapılmıştır ve başvuru için kusurlu sürücünün rızası aranmaz. Sigortacıya başvuru, dava ya da tahkim yoluna gitmeden önce KTK m.97 uyarınca zaten zorunludur.
Şahsa yönelme, teminatın yetmediği ya da hiç bulunmadığı hâllerde gündeme gelir. Karşı araç sigortasızsa, poliçe limiti zararı karşılamıyorsa veya talep m.92 kapsamında teminat dışıysa, zarar doğrudan kusurlu sürücü ve işletenden genel hükümlere göre istenir. Araç mahrumiyeti ve manevi tazminat gibi kalemler de bu ikinci gruptadır.
İki muhatabın karıştırılmaması önemlidir: teminat dışılık talebi ortadan kaldırmaz, yalnızca muhatabını değiştirir. Aynı olayda değer kaybı sigortacıdan, mahrumiyet bedeli kusurlu işletenden istenebilir ve bunlar tek dilekçede ayrı kalemler hâlinde ileri sürülür. Talebin kime yöneltileceği ve davanın kime açılacağı konusunda değer kaybı davasının kime açılacağını anlatan yazımız ayrıntılıdır.
Araç Değer Kaybını Talep Etmenin Hukuki Süreci ve Önemi
Süreç, kusurlu tarafın zorunlu mali sorumluluk sigortacısına yapılan yazılı başvuruyla başlar. Başvuruda kaza tespit tutanağı, araç ruhsatı, varsa hasarlı araca ve kaza yerine ilişkin fotoğraflar, ekspertiz yapıldıysa eksper raporu ve ödemenin yapılacağı banka hesap bilgileri sunulur. Aracı satmış olan başvurucular için satış sözleşmesi de dosyaya eklenir.
Hukuki Sürecin İlk Adımı: Başvuru
Başvurunun bildirimi, Genel Şartların tebligat ve ihbarlara ilişkin hükümlerine göre şirket merkezine, sözleşmedeki temsilciliğe ya da acenteye yapılır. Bildirim noter eliyle veya taahhütlü mektupla gönderilir; imza karşılığı elden verilen mektup ve telgraf da taahhütlü mektup hükmündedir. Sözleşmede belirlenmiş bir elektronik haberleşme yöntemi varsa o da geçerlidir.
Aracını satmış bir başvurucunun dosyasında bulunması gereken belgeler, aracı hâlâ elinde olan bir başvurucununkinden farklıdır. Araç incelemeye sunulamayacağı için ispat yükü tamamen belgelere kayar:
- Kaza tespit tutanağının resmî tasdikli sureti veya taraflar arasında tutulmuş tutanak
- Kaza tarihinde araç sizin adınıza tescilliyken alınmış ruhsat kaydı
- Hasarlı araca ve kaza yerine ilişkin fotoğraflar (satıştan önce çekilmiş olmalı)
- Onarım faturası ve servis iş emri
- Varsa eksper raporu ya da bağımsız değer tespit raporu
- Satış sözleşmesi ve devir tarihini gösteren tescil belgesi
- Ödemenin yapılacağı banka hesap bilgileri (banka ve şube adı, IBAN)
Teslim tarihinin belgelenmesi, sürecin en çok atlanan adımıdır. KTK m.99 ödeme süresini, belgelerin “sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine iletildiği tarihten” başlatır. Teslim tarihi ispatlanamazsa sürenin dolduğu da gösterilemez ve temerrüt faizi talebi zayıflar. Başvuru metninin nasıl kurulacağı için sigorta şirketine değer kaybı başvuru dilekçesi yazımızdaki örnek yapı kullanılabilir.
Sigortanın Yanıt Süresi
Bu başlıkta en sık yapılan hata, 15 günlük sürenin “ödeme süresi” sanılmasıdır. İki ayrı süre vardır ve farklı sonuç doğururlar: KTK m.97’deki 15 gün yazılı cevap süresidir; KTK m.99’daki 8 iş günü ise ödeme süresidir ve sonunda temerrüt doğar.
| Süre | Dayanak | Neyi başlatır / sonucu |
|---|---|---|
| 8 iş günü | KTK m.99 | Belgeler sigortacıya ulaştıktan sonra ödeme süresi; sonunda temerrüt ve faiz |
| 15 gün | KTK m.97 | Sigortacının yazılı cevap süresi; dolunca dava veya tahkim yolu açılır |
| 15 iş günü | 5684 s.K. m.30/13 | Cevap gelmezse Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuru için yeterli süre |
| 1 iş günü | ZMSS Gen. Şart. A.5 | Nihai eksper raporu ulaştıktan sonra sonucun hak sahibine bildirilmesi |
| 2 yıl / 10 yıl | KTK m.109 | Zamanaşımı; öğrenmeden 2, kaza gününden 10 yıl |
Değer Kaybı Ne Zaman Yatar, Faiz Ne Zaman İşlemeye Başlar?
Ödeme, belgelerin sigortacıya ulaşmasından itibaren 8 iş günü içinde yapılmalıdır. Bu sürenin dolmasıyla sigortacı temerrüde düşer ve ödenmeyen tutara faiz işlemeye başlar. Sürenin başlangıcı dilekçenin yazıldığı gün değil, belgelerin şirkete iletildiği gündür; teslimin kaşeli alındı, iadeli taahhütlü gönderi ya da kayıtlı elektronik posta ile belgelenmesi bu nedenle önemlidir.
Faiz başlangıcı muhataba göre ayrışır ve bu ayrım sıkça atlanır. Sigortacı bakımından temerrüt m.99’daki sürenin dolmasıyla doğar; kusurlu sürücü ve işleten bakımından ise sorumluluk haksız fiilden kaynaklandığı için başlangıç kaza tarihidir. Aynı dosyada iki muhataba yönelen taleplerde faiz hesabı bu nedenle farklı tarihlerden yürütülür.
Sigorta Şirketi Reddederse: Tahkim mi, Mahkeme mi?
Talep reddedilir ya da 15 gün içinde cevaplanmazsa iki yol açıktır. Birincisi Sigorta Tahkim Komisyonu‘dur. 5684 sayılı Kanun m.30/13, talebin kısmen veya tamamen olumsuz sonuçlandığının belgelenmiş olmasını ya da 15 iş günü içinde cevap verilmemiş olmasını yeterli sayar. Hakemin karar süresi dört aydır ve reddedilen talep bakımından aleyhe hükmedilecek vekâlet ücreti, tarifenin beşte biri ile sınırlıdır; bu, tahkimin risk avantajıdır.
İkincisi mahkemedir. Dava sigortacıya karşı açılıyorsa ticari dava sayılır ve asliye ticaret mahkemesi görevlidir; bu durumda arabuluculuk dava şartıdır. Dava yalnızca kusurlu sürücü ya da işletene karşı açılıyorsa görevli mahkeme asliye hukuktur ve arabuluculuk şartı aranmaz. Tahkime giderken de arabuluculuğa başvurmak gerekmez.
Sıralamada kritik bir kural vardır: uyuşmazlık tüketici hakem heyetine götürülürse, 5684 s.K. m.30/14 uyarınca aynı uyuşmazlık için Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurulamaz. Bu nedenle mercii seçimi baştan yapılmalıdır. Tahkim sürecinin adımları ve dosya takibi için değer kaybı tahkim süreci yazımız izlenebilir.
Düşük Tutara İmza Attıysanız Yol Kapanmaz
Sigortacının teklif ettiği düşük tutarı kabul etmiş olmak, sanıldığının aksine süreci bitirmez. KTK m.111/2 açıktır: “Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir.” Aynı maddenin birinci fıkrası, kanunun öngördüğü hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmaları geçersiz sayar; bu nedenle “hiçbir talebim kalmamıştır” biçimindeki genel ibra kayıtları da mutlak bir engel oluşturmaz.
Aranan ölçüt, farkın açıkça belli olmasıdır. Bu nedenle ödenen tutar ile bağımsız bir eksper hesabı arasındaki fark somut biçimde ortaya konulmalıdır. Bu iki yıllık süre, m.109’daki zamanaşımından ayrı ve ek bir süredir; anlaşma tarihinden itibaren işler.
Satılan Araçta Değer Kaybı Zamanaşımı: 2 Yıl mı, 10 Yıl mı?
İkisi birlikte işler. Karayolları Trafik Kanunu m.109/1 iki süre öngörür: zarar gören, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl; her hâlde kaza gününden başlayarak on yıl. Kısa süre öğrenmeye bağlı olduğu için, kusur oranının bilirkişi raporuyla netleştiği ya da sorumlunun sonradan belirlendiği dosyalarda başlangıç ileri bir tarihe kayabilir.
Kaza aynı zamanda suç oluşturuyorsa ve ceza kanunu daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa, m.109/2 uyarınca o süre maddi tazminat talepleri için de geçerli olur. Ayrıca m.109/3 çapraz bir koruma getirir: zamanaşımı tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse sigortacıya karşı da kesilmiş sayılır. Sürelerin ayrıntısı ve uzamış ceza zamanaşımının hangi hâllerde uygulanabileceği için değer kaybı davalarında uzamış ceza zamanaşımı yazımıza bakılabilir.
Aracın satılmış olması bu süreleri değiştirmez. Sıkça görülen yanılgı, sürenin satış tarihinden başladığının sanılmasıdır; oysa başlangıç noktası kaza ve öğrenme tarihidir. Satış tarihi yalnızca alacağın kime ait olduğunu belirlerken önem taşır.

Sıkça Sorulan Sorular
Satılan bir araç için değer kaybı talep edilebilir mi?
Evet. Değer kaybı zararı kaza anında doğduğu için, aracın sonradan satılmış olması talep hakkını sona erdirmez. Talep, kaza tarihinde araç maliki olan kişiye aittir ve KTK m.109’daki süreler içinde ileri sürülmelidir.
Aracı sattıktan sonra değer kaybını satıcı mı alıcı mı ister?
Kural olarak satıcı ister; çünkü zarar onun malvarlığında doğmuştur. Alıcının isteyebilmesi için alacağın Türk Borçlar Kanunu m.184 uyarınca yazılı olarak kendisine devredilmiş olması gerekir.
Değer kaybı başvurusu nasıl yapılır?
Kusurlu tarafın zorunlu mali sorumluluk sigortacısına yazılı olarak yapılır. Kaza tespit tutanağı, ruhsat, fotoğraflar, varsa eksper raporu ve banka hesap bilgileri sunulur. Sigortacı 15 gün içinde yazılı cevap vermek zorundadır; ödeme süresi ise belgelerin ulaşmasından itibaren 8 iş günüdür.
İkinci el araçta değer kaybı miktarı daha mı düşük olur?
Tutar daha düşük çıkabilir, çünkü hesaplama aracın yaşı, kullanılmışlık düzeyi ve geçmiş hasar durumu dikkate alınarak yapılır. Ancak bunlar talebi ortadan kaldıran engeller değil, hesaba giren kriterlerdir.
Daha önce hasar kaydı olan araçta değer kaybı çıkar mı?
Çıkar. Yeni kazanın araçta ek bir değer düşüşü yaratması yeterlidir. Eski hasarlar aracın kaza öncesi değerini zaten düşürmüş sayılır ve hesaplama bu değer üzerinden yapılır.
Değer kaybı hesabını kim yapar?
Başvuru aşamasında, Kurumca belirlenen usule göre atanan sigorta eksperi yapar. Araç hasarı için zaten bir eksper atanmışsa değer kaybı tutarı aynı raporda yer alır. Bilirkişi hesabı, uyuşmazlık tahkime ya da mahkemeye taşındığında gündeme gelir.
Değer kaybı şahıstan alınır mı?
Önce kusurlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasından istenir. Karşı araç sigortasızsa, poliçe limiti yetmiyorsa veya talep KTK m.92 uyarınca teminat dışındaysa kusurlu sürücü ve işletene yönelinir.
Sigorta şirketi ikinci el araç için ödeme yapmazsa ne olur?
Ret yazısı alındıktan ya da 15 gün içinde cevap verilmediği belgelendikten sonra Sigorta Tahkim Komisyonu’na veya mahkemeye başvurulabilir. Uyuşmazlık tüketici hakem heyetine götürülmüşse tahkim yolu kapanır.
Aracımı sattım, poliçem ne olur?
1 Temmuz 2026’dan itibaren zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesi devir tarihinde kendiliğinden sona erer ve işlemeyen döneme ilişkin prim gün esasına göre iade edilir. Eski düzenlemedeki 15 günlük geçiş koruması kaldırılmıştır; aracı devralanın poliçesini devir günü yaptırması gerekir.
Düşük tutarı kabul ettim, sonradan itiraz edebilir miyim?
KTK m.111/2 uyarınca, yetersiz olduğu açıkça belli olan anlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren iki yıl içinde iptal edilebilir. Ödenen tutar ile bağımsız eksper hesabı arasındaki farkın somut olarak gösterilmesi gerekir.
Kaza ve devir tarihlerinin sıralaması, satış sözleşmesinde alacak devrine yer verilip verilmediği ve zamanaşımının hangi anda başladığı her dosyada değişir. Bu üç unsur birlikte değerlendirilmeden satılan aracın değer kaybı talebinin akıbeti öngörülemez. Dosyanızdaki belgelerin incelenmesi için araç değer kaybı avukatı sayfasındaki iletişim kanalları kullanılabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık kendi belgeleri ve tarihleriyle değerlendirilir; somut dosyanız için bir avukata danışmanız gerekir. Metinde yer alan mevzuat hükümleri yayın tarihi itibarıyla yürürlüktedir.