İbana Gönderilen Para Nasıl Geri Alınır?
İbana gönderilen para nasıl geri alınır belirlenirken bakılacak şey işlemin hangi saniyede yapıldığı değil, karşı tarafın ne yaptığıdır. Para alıcının hesabına geçtikten sonra banka onu tek taraflı olarak geri çekemez; iade ancak alıcının rızasıyla ya da mahkeme kararıyla gerçekleşir. “Bankaya dilekçe verin, geri alırlar” beklentisi bu yüzden çoğu zaman boşa çıkıyor.
Buna karşılık hukuk yolu kapalı değil: yanlış hesaba giden para sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri istenebilir, alıcı parayı harcamışsa ayrıca bir suç gündeme gelir. Hangi yolun işleyeceği, gönderimin hatayla mı yoksa bir aldatma sonucu mu yapıldığına göre değişiyor.
Özetle ne yapmalısınız
- Hemen: Bankaya yazılı başvurun, işlem kaydını ve dekontu saklayın.
- Bankanın yetkisi: Alıcının rızası olmadan hesabından para çekemez.
- Hukuk yolu: Sebepsiz zenginleşmeye dayalı iade davası (TBK m.77).
- Zamanaşımı: Öğrenmeden itibaren 2 yıl, her hâlde 10 yıl (TBK m.82).
- Ceza yolu: Parayı iade etmeyip harcayan kişi TCK m.160 kapsamında, şikâyet üzerine cezalandırılır.
- Dolandırıcılık farklıdır: Baştan hileyle IBAN verildiyse konu m.157/158’e taşınır.
İbana gönderilen para nasıl geri alınır? İlk saatlerde atılacak adımlar
İlk adım bankanızı aramak değil, bankanıza yazılı başvurmak. Telefon kaydı sonradan ispat aracı olarak zayıf kalıyor; internet şubesi üzerinden gönderilen yazılı talep hem tarih hem içerik bakımından kanıt değeri taşıyor. Başvuruda işlem tarihini, tutarı, gönderilen IBAN’ı ve hatanın ne olduğunu açıkça belirtin.
İkinci adım karşı tarafla iletişim kurmayı denemek. Alıcı hatayı fark ettiğinde parayı iade ederse süreç orada biter — pratikte vakaların önemli bir kısmı böyle sonuçlanıyor. Bankalar bu aşamada aracılık edip alıcıya durumu bildirebiliyor, ancak alıcının onayı olmadan işlem yapamıyorlar.
Üçüncü adım delilleri tamamlamak: dekont, hesap ekstresi, bankayla yapılan yazışma, varsa alıcıyla mesajlaşma. Bu üç adım tamamlandıktan sonra hukuki yolun hangisi olacağı netleşir.
Bu aşamada iki şeyi ayırt etmek gerekiyor, çünkü izlenecek yol buna göre değişiyor: hata mı yaptınız, yoksa aldatıldınız mı? Rakamı yanlış girmek, kayıtlı bir IBAN’ı karıştırmak ya da eski bir hesaba göndermek hata kapsamındadır. Buna karşılık karşı taraf sizi belirli bir hesaba ödeme yapmaya ikna ettiyse ortada hata değil aldatma vardır.
Ayrım önemli çünkü ilk ihtimalde sebepsiz zenginleşme hükümleri, ikincisinde haksız fiil ve dolandırıcılık hükümleri devreye giriyor; zamanaşımı süreleri, görevli mahkeme ve ceza yolu her iki senaryoda farklı işliyor.
| Hatalı gönderim | Aldatma sonucu gönderim | |
|---|---|---|
| Ne oldu | IBAN yanlış girildi veya karıştırıldı | Karşı taraf sizi belirli bir hesaba ödemeye ikna etti |
| Hukuki sebep | Sebepsiz zenginleşme (TBK m.77) | Haksız fiil ve dolandırıcılık |
| Ceza yolu | TCK m.160, şikâyete bağlı | TCK m.157/158, resen soruşturulur |
| Suç ne zaman oluşur | Alıcı iade etmeyip tasarrufta bulununca | Aldatma anında |
| İade zamanaşımı | 2 yıl / 10 yıl (TBK m.82) | Haksız fiil zamanaşımına tabi |
Banka Yoluyla Gönderilen Para Nasıl Geri Alınır, Banka Tek Başına Geri Çekebilir mi?
Hayır. Para alıcının hesabına geçtiği anda o hesabın bakiyesinin bir parçası hâline gelir ve banka, müşterisinin rızası olmadan hesabından para çıkaramaz. Bankacılık Kanunu’nun 73. maddesinden doğan sır saklama ve müşteriyi koruma yükümlülüğü de bu yönde. Bankanın yapabileceği şey alıcıyla iletişime geçip iade talebini iletmek; zorlama yetkisi yok.
Aynı mantık ödeme sistemleri mevzuatında da karşımıza çıkıyor: transfer emri belirli bir andan sonra geri alınamaz hâle gelir ve o andan sonra ne katılımcı ne de üçüncü bir kişi tarafından geri alınabilir. Bu kural, sistemin güvenilirliğini korumak için var — aksi hâlde hiçbir havalenin kesinliğinden söz edilemezdi.
Uygulamadaki tek istisna, işlemin henüz tamamlanmamış olduğu çok kısa aralık. Örneğin ileri tarihli ya da kuyrukta bekleyen bir talimat iptal edilebilir. Ama para hesaba geçtiyse bu pencere kapanmış demektir.
Bankanın alıcıya durumu bildirmesi ise bambaşka bir konu ve genellikle yapılıyor: ilgili şube alıcıyla iletişime geçip hatalı bir gönderim bulunduğunu iletebiliyor. Alıcı onay verirse iade birkaç gün içinde tamamlanabiliyor. Onay vermezse banka orada duruyor — ısrar etmesi ya da hesabı kısıtlaması söz konusu değil. Bu nedenle bankadan gelen “girişimde bulunduk, sonuç alamadık” cevabı süreci bitiren değil, hukuki yola geçilmesi gerektiğini gösteren bir aşama olarak okunmalı.
Havale, EFT ve FAST arasında fark var mı?
İade ihtimali bakımından üçü arasında pratik bir fark var, ama bu fark hukuki değil zamansal. Hepsinde para hesaba geçtikten sonra kural aynı: alıcının rızası gerekir.
| İşlem | Ne zaman gerçekleşir | İptal penceresi | Hesaba geçtikten sonra |
|---|---|---|---|
| Havale (aynı banka) | Anında | Pratikte yok | Alıcının rızası şart |
| EFT | Mesai saatleri içinde, gün içi seanslarda | Gönderim gerçekleşmeden önce sınırlı | Alıcının rızası şart |
| FAST | 7/24 anında | Pratikte yok | Alıcının rızası şart |
| İleri tarihli talimat | Belirtilen tarihte | Talimat işlenene kadar iptal edilebilir | — |
Tablodaki asıl mesaj son sütunda: sistem hangisi olursa olsun, sonuç değişmiyor. “FAST ile gönderdim, geri çekilir” bilgisi yanlış; FAST’in hızı iptal kolaylığı anlamına gelmiyor, tersine iptal penceresini daraltıyor.
Alıcı iade etmezse hangi dava açılır?
Sebepsiz zenginleşmeye dayalı iade davası. Türk Borçlar Kanunu’nun 77. maddesi, haklı bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığından zenginleşen kişinin bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlü olduğunu düzenler. Yanlış IBAN’a yapılan gönderimde alıcının parayı alma sebebi bulunmadığından koşul doğrudan gerçekleşir.
İade kapsamı, alıcının iyiniyetli olup olmamasına göre değişiyor. İyiniyetli olmayan — yani paranın kendisine ait olmadığını bilen — zenginleşen, zenginleşmenin tamamını geri vermekle yükümlüdür. Kanun metnini 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu üzerinden inceleyebilirsiniz.
Zamanaşımı kaç yıl?
TBK m.82 iki süre öngörüyor: geri isteme hakkı olduğunu öğrendiğiniz tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren on yıl. Yanlış gönderimde öğrenme anı genellikle hatanın fark edildiği andır.
Bazı kaynaklarda geçen “bir yıl” süresi yürürlükten kalkmış Borçlar Kanunu’na ait. Yürürlükteki metinde kısa süre iki yıldır; bu farkı bilmemek, aslında dava açılabilecek bir dosyada gereksiz vazgeçişe yol açıyor.
Hangi mahkemede, nerede açılır?
Dava, alacak miktarına bakılmaksızın asliye hukuk mahkemesinde görülür ve kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Alıcının adresini bilmiyorsanız dava açılmasına engel değil; mahkeme, banka kayıtları üzerinden kimlik ve adres tespiti yapılmasını sağlayabilir.
Parayı iade etmeyen kişi suç işlemiş olur mu?
Duruma göre. Burada en sık yapılan hata, olayı doğrudan dolandırıcılık saymak. Yanlış gönderimde alıcı bir hile kullanmamıştır; parayı kendi çabasıyla değil, sizin hatanızla ele geçirmiştir. Bu tablonun karşılığı Türk Ceza Kanunu’nun 157 veya 158. maddesi değil, 160. maddesidir.
TCK m.160, “kaybedilmiş olması nedeniyle malikinin zilyedliğinden çıkmış olan ya da hata sonucu ele geçirilen eşya üzerinde, iade etmeksizin veya yetkili mercileri durumdan haberdar etmeksizin, malik gibi tasarrufta bulunan kişi”yi, şikâyet üzerine bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırıyor.
Maddenin kilit ifadesi “malik gibi tasarrufta bulunmak”. Para alıcının hesabında duruyorsa ve alıcı henüz bir şey yapmadıysa suçun unsurları oluşmaz; parayı harcadığı, başka hesaba aktardığı ya da iade talebine rağmen elinde tuttuğu anda tablo değişir. Bu ayrımı bilmek, suç duyurusunun zamanlamasını da belirliyor.
Ne zaman dolandırıcılık olur?
Hile baştan varsa. Karşı taraf sizi kandırarak belirli bir IBAN’a ödeme yaptırdıysa — sahte satıcı, sahte kurum görevlisi, sahte yatırım vaadi — ortada hata değil aldatma vardır ve olay dolandırıcılık kapsamına girer. Bilişim sistemlerinin veya banka hesaplarının araç olarak kullanılması hâli nitelikli dolandırıcılık sayılır; nitelikli dolandırıcılığın şikâyete tabi olup olmadığını ayrı bir yazıda ele aldık.
Aradaki fark yalnızca ceza miktarında değil, usulde de sonuç doğuruyor: m.160 şikâyete bağlıyken dolandırıcılık resen soruşturuluyor.
Para Gönderdim Ürün Gelmedi Ne Yapmalıyım? Bu Bambaşka Bir Durumdur
Bu senaryoda IBAN doğru, gönderim bilinçli. Sorun paranın yanlış yere gitmesi değil, karşı edimin yerine getirilmemesi. Burada iki ayrı ihtimal var ve hangisinde olduğunuz, satıcının en baştaki niyetine bağlı.
- Satıcı gerçek, mal tesliminde gecikme veya uyuşmazlık var: Konu sözleşmeden doğan bir alacak uyuşmazlığıdır; tüketici işlemi ise tüketici hakem heyeti ya da tüketici mahkemesi gündeme gelir.
- Satıcı baştan hayali, ürün hiç yoktu: Bilişim sistemi araç kılınarak işlenmiş dolandırıcılık söz konusudur; suç duyurusu yolu açıktır.
İkisini ayırt etmenin pratik ölçütü, satıcının işlem öncesi ve sonrası davranışı: kayıtlı bir işletme mi, iletişim kanalları çalışıyor mu, aynı hesaba çok sayıda kişi ödeme yapmış mı. Bu sorulara verilen cevaplar hem hangi yolun izleneceğini hem de zararın tazmini için açılacak davanın çerçevesini belirliyor.
Hesabınıza yanlışlıkla para geldiyse ne yapmalısınız?
Bu yazının diğer yüzü. Hesabınıza sebebini bilmediğiniz bir para girdiyse yapılacak en doğru şey ona dokunmamak ve durumu bankaya bildirmek. Parayı harcamak, TCK m.160 bakımından sorumluluk doğurabilir.
İkinci risk daha az bilinir: gelen para bir dolandırıcılık dosyasının parçasıysa hesabınız aracı hesap olarak değerlendirilebilir ve hakkınızda tedbir uygulanabilir. Böyle bir durumda hesap blokesinin nasıl kaldırılacağı ayrı bir konu hâline gelir. Parayı kendiliğinden geri göndermek de her zaman doğru değil — özellikle tutar yüksekse, iadeyi banka kanalıyla ve kayıt altında yapmak gerekiyor.
Hesabınıza beklenmedik girişlerin neden dikkat çektiğini ve bankanın hangi eşiklerde işlem yaptığını banka hesabına yüklü para girişi limiti yazımızda anlattık.
Yakınınıza yanlış gönderdiyseniz durum değişir mi?
Ceza tarafında evet. TCK m.167, malvarlığına karşı suçların belirli yakınlar zararına işlenmesi hâlinde şahsî cezasızlık sebebi öngörüyor: haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşler, üstsoy ve altsoy, bu derecedeki kayın hısımları, evlat edinen ve evlatlık ile aynı konutta yaşayan kardeşler bakımından cezaya hükmolunmuyor.
Maddenin ikinci fıkrasındaki daha uzak yakınlarda ise ceza tamamen kalkmıyor, şikâyet üzerine yarı oranında indiriliyor. Bunun pratik sonucu şu: aile içi hatalı gönderimlerde ceza yolu genellikle sonuç vermez, ama paranın iadesi için hukuk yolu her hâlde açıktır — cezasızlık sebebi borcu ortadan kaldırmıyor.
Alıcının kimliğini nasıl öğrenirsiniz?
Banka, müşterisinin kimlik ve adres bilgilerini size doğrudan veremez; bu bilgiler bankacılık sırrı ve kişisel veri kapsamındadır. Bilgiye ulaşmanın iki meşru yolu var.
- Dava yoluyla: Sebepsiz zenginleşme davasında mahkeme, ilgili bankadan hesap sahibinin kimlik ve adres bilgilerini isteyebilir. Dava, davalının kimliği başlangıçta tam bilinmese de IBAN üzerinden açılabilir.
- Soruşturma yoluyla: Suç duyurusunda bulunulmuşsa Cumhuriyet savcılığı hesap bilgilerini talep eder ve kimlik tespiti soruşturma kapsamında yapılır.
Üçüncü bir yol yok. Sosyal medya üzerinden kişiyi bulup teşhir etmek, iade ihtimalini artırmadığı gibi kendinize karşı ayrı bir hukuki sorumluluk doğurabilir.
Dava açmadan önce ihtarname göndermek işe yarar mı?
Zorunlu değil, ama iki bakımdan işe yarıyor. Birincisi ispat: noter aracılığıyla gönderilen ihtarname, iade talebinin karşı tarafa ulaştığını ve hangi tarihte ulaştığını tartışmasız hâle getiriyor. İkincisi faiz: temerrüdün hangi tarihte oluştuğu, faizin başlangıç anını belirliyor.
Ceza tarafında da dolaylı bir etkisi var. TCK m.160 “iade etmeksizin malik gibi tasarrufta bulunma”yı arıyor; usulüne uygun bir iade talebine rağmen paranın elde tutulması, bu unsurun değerlendirilmesinde somut bir dayanak oluşturuyor. Alıcının “haberim yoktu” savunması, kendisine ulaşmış bir ihtarname karşısında zayıflıyor.
İhtarnamede tutar, gönderim tarihi, IBAN ve iade için verilen süre açıkça yazılmalı. Adres bilinmiyorsa bu aşama atlanabilir; ihtarname zorunlu bir dava şartı değildir.
Alıcı parayı harcadıysa tahsil şansınız kalır mı?
Borç ortadan kalkmaz. Paranın harcanmış olması iade yükümlülüğünü sona erdirmiyor; yalnızca tahsili zorlaştırıyor. Alıcı iyiniyetli değilse — yani paranın kendisine ait olmadığını biliyorsa — zenginleşmenin tamamından sorumlu tutuluyor.
Tahsil ihtimalini artıran birkaç adım var. Dava açarken ihtiyati tedbir ya da alacağın güvenceye alınmasına yönelik talepte bulunmak, alıcının başka malvarlığı bulunuyorsa sonucu değiştirebiliyor. Hüküm alındıktan sonra icra takibi yoluyla maaş, banka hesabı, taşınmaz veya araç üzerinden tahsil yürütülüyor.
Ceza dosyasının paralel yürümesi de pratik bir etki doğuruyor: kovuşturma başlamadan zararı gideren fail için etkin pişmanlık hükümleri indirim sağladığından, iade çoğu zaman ceza dosyasının içinde gerçekleşiyor. Yani ibana gönderilen para nasıl geri alınır planlanırken ceza yolu, sadece cezalandırma değil tahsil aracı olarak da düşünülmeli.
Para kripto borsasına veya ödeme kuruluşuna gittiyse
Hedef bir banka hesabı değil de ödeme kuruluşu, elektronik para kuruluşu ya da kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdindeki bir hesapsa, hukuki çerçeve değişmiyor ama iki nokta ekleniyor.
Birincisi, bu kuruluşlar da 5549 sayılı Kanun kapsamında yükümlü sayılıyor; şüpheli işlem bildirimi ve kimlik tespiti hükümleri onlar için de geçerli. İkincisi, paranın kısa sürede varlığa dönüştürülmesi ihtimali daha yüksek olduğundan hız kritik hâle geliyor: bildirim ve şikâyet ne kadar erken yapılırsa, hesabın dondurulması ihtimali o kadar artıyor.
Bu senaryoda hesabın tedbir altına alınması, sizin lehinize işleyen bir gelişme olabilir; ancak aynı mekanizma yanlışlıkla kendi hesabınızı da kapsayabilir. Böyle bir durumda tedbirin nasıl kaldırılacağı ayrı bir başlık hâline geliyor.
Bu dosyalarda en sık yapılan hatalar
- Sadece telefonla bildirmek. Bankaya yapılan sözlü bildirim sonradan ispatlanamıyor; yazılı kanaldan gitmek gerekiyor.
- Alıcıyla pazarlığa girmek. “Yarısını versen yeter” gibi ifadeler, sonradan alacağın tamamının istenmesini zorlaştırabiliyor.
- Sosyal medyadan teşhir. İade ihtimalini artırmadığı gibi kendinize karşı ayrı bir sorumluluk doğuruyor.
- Suç duyurusunu ertelemek. m.160 şikâyete bağlı bir suç; şikâyet hakkının süreye tabi olduğu unutuluyor.
- Dekontu saklamamak. İşlem kaydı olmadan ne dava ne şikâyet sağlıklı yürüyor.
- Yanlış davayı açmak. Yanlış gönderimde sebepsiz zenginleşme, aldatma varsa haksız fiil ve ceza yolu; ikisinin karıştırılması zaman kaybettiriyor.
Hangi belgeleri hazır etmelisiniz?
- İşlem dekontu — gönderim tarihi, tutar ve alıcı IBAN’ı görünür biçimde
- Hesap ekstresi — işlem öncesi ve sonrası dönemi kapsayacak şekilde
- Bankaya yaptığınız yazılı başvuru ve bankanın cevabı
- Alıcıyla yapılan yazışmalar — iade talebini ve verilen cevabı gösteren mesajlar
- Gönderimin sebebini açıklayan belge — hatalı gönderimde önceki doğru IBAN kaydı, alışverişte ilan veya sipariş kaydı
- Varsa üçüncü kişilerin aynı hesaba ödeme yaptığını gösteren kayıtlar
Bu belgeler hem hukuk davasında hem de suç duyurusunda aynı işi görüyor; ikisini birden yürütecekseniz tek dosyada toplamak zaman kazandırıyor.
Süreç ne kadar sürer?
Net bir takvim vermek doğru olmaz; süre, alıcının tutumuna ve dosyanın yürüdüğü yola göre büyük fark gösteriyor. Yine de aşamaların mantığını bilmek beklentiyi gerçekçi tutuyor.
Alıcı iyiniyetliyse ve hatayı kabul ediyorsa çözüm banka kanalıyla günler içinde gelebiliyor — bu, ibana gönderilen para nasıl geri alınır arayışının en kısa ve en sık gerçekleşen sonucu. Alıcı iade etmiyorsa hukuk davası devreye giriyor ve süre dosya yoğunluğu, tebligat, delil toplama ve gerekiyorsa bilirkişi incelemesine göre uzuyor. Ceza şikâyeti ise soruşturma aşamasında kimlik tespiti ve ifade alma adımlarıyla ilerliyor.
Süreyi kısaltan tek unsur, dosyanın en baştan eksiksiz kurulması: doğru hukuki sebep, doğru mahkeme, tam belge. Eksik açılan bir dava, sonradan tamamlansa bile aylar kaybettiriyor.
Dosyanızı değerlendirmek için
Yanlış gönderim dosyalarında sonucu belirleyen şey tutarın büyüklüğü değil, hangi yolun ne zaman seçildiği oluyor. Hem iade davasının hem de suç duyurusunun aynı anda gündeme geldiği durumlarda ikisinin birbirini nasıl etkileyeceğini planlamak gerekiyor. Bu değerlendirme için ceza hukuku alanındaki çalışmalarımıza bakabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
İbana gönderilen para nasıl geri alınır?
Önce bankaya yazılı başvurulur ve alıcıdan iade istenir. Alıcı iade etmezse sebepsiz zenginleşmeye dayalı iade davası açılır. Banka, alıcının rızası olmadan parayı geri çekemez.
FAST ile gönderilen para geri çekilir mi?
Para alıcının hesabına geçtiyse çekilemez. FAST anlık çalıştığı için iptal penceresi pratikte yoktur; hız, iade kolaylığı anlamına gelmez.
Banka yanlış gönderimden sorumlu mudur?
IBAN’ı siz girdiyseniz ve işlem talimatınıza uygun gerçekleştiyse banka kural olarak sorumlu olmaz. Bankanın kendi işlem hatası varsa durum değişir ve bankaya karşı ayrı bir talep gündeme gelir.
Yanlış hesaba para göndermek suç mu?
Gönderen bakımından suç değildir; hatalı bir işlemdir. Suç, parayı hata sonucu ele geçiren kişinin iade etmeksizin malik gibi tasarrufta bulunmasıyla gündeme gelir.
Parayı harcamayan alıcı ceza alır mı?
TCK m.160 “malik gibi tasarrufta bulunma” arar. Para hesapta duruyorsa ve alıcı bir tasarrufta bulunmadıysa suçun unsurları oluşmaz; iade talebine rağmen elde tutmak ise değerlendirmeyi değiştirir.
Sebepsiz zenginleşme davasında zamanaşımı kaç yıl?
Geri isteme hakkının öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl, her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren on yıl (TBK m.82). Bir yıllık süre yürürlükten kalkmış kanuna aittir.
Alıcının adını bilmiyorum, dava açabilir miyim?
Açabilirsiniz. IBAN üzerinden açılan davada mahkeme, ilgili bankadan hesap sahibinin kimlik ve adres bilgilerini isteyebilir.
Hem dava açıp hem şikâyette bulunabilir miyim?
Evet. Hukuk davası paranın iadesine, ceza şikâyeti fiilin cezalandırılmasına yöneliktir; ikisi birlikte yürütülebilir.
Faiz isteyebilir miyim?
İade talebinde faiz istenebilir. Faizin hangi tarihten işleyeceği, iade talebinin karşı tarafa ulaştığı ana ve temerrüdün oluştuğu tarihe göre belirlenir.
Tanımadığın Birine Para Göndermek Suç Mu?
Tanımadığınız birine para göndermek başlı başına suç değildir; gönderen bakımından hukuki sonuç doğuran şey paranın hangi sebeple gönderildiğidir. Buna karşılık kendi hesabınızı başkasının parasını geçirmesi için kullandırmak ayrı bir risktir: hesabın aracı olarak kullanılması, suç gelirinin aklanmasına ilişkin hükümler bakımından sizi de soruşturmanın tarafı hâline getirebilir.
Eşime yanlışlıkla para gönderdim, ceza davası olur mu?
TCK m.167 uyarınca haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşler bakımından cezaya hükmolunmaz. Ancak paranın iadesi için hukuk yolu açık kalmaya devam eder.
Parayı Hesabına Yatırdım Ürünü Göndermedi, Bu da Yanlış Gönderim Sayılır mı?
Hayır. Orada IBAN doğru, gönderim bilinçlidir. Satıcı gerçekse sözleşmeden doğan bir uyuşmazlık, baştan hayaliyse dolandırıcılık söz konusudur.
Buradaki değerlendirmeler genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyada sonuç, gönderimin nasıl yapıldığına ve elde bulunan belgelere göre farklılaşır. Mevzuat değişebileceğinden işlem tarihindeki hükümlerin ayrıca kontrol edilmesi gerekir. Yanlış gönderim ya da dolandırıcılık şüphesi taşıyan bir işlemle karşılaştıysanız bir avukatla görüşmeniz yararınıza olur. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.