Hukuk, Tazminat Hukuku

Alo Adalet 135’e Kim Başvurabilir, Hangi Dosyalar Kapsamda?

Alo Adalet 135’e Kim Başvurabilir, Hangi Dosyalar Kapsamda

Alo Adalet 135, 1 Eylül 2026 itibarıyla yalnızca üç adliyede — Ankara Batı, İzmir ve Kayseri — açılan bir başvuru hattıdır; hattın konu edindiği makul sürede yargılanma hakkı ise 81 ilin tamamında geçerlidir ve bu hakkın ihlali karşılığında ödenen manevi tazminatı hat değil, 6384 sayılı Kanun verir. Aradaki fark küçük bir ayrıntı değil: pilot il dışında kalan dosyalar için hat kullanılamaz, ama aynı dosya bakımından tazminat müracaatı bugün yapılabilir.

Makale İçeriği

Konunun üç ayrı katmanı var ve bunlar birbirinin yerine geçmiyor: yargısal süreçlerin ölçüldüğü hedef süre uygulaması, vatandaşın sesini ilgili büroya ulaştıran Alo Adalet 135 hattı ve tazminat doğuran tek yol olan Tazminat Komisyonu müracaatı. Üçünün dayanağı, kapsamı ve sonucu farklıdır. Metnin tamamı bu üç katmanı kanun ve yönetmelik lafzından ayırmakta, her birinin ne verip ne vermediğini madde numarasıyla göstermektedir.

Öne çıkanlar

Alo Adalet 135 bir bildirim kanalıdır; hak doğuran yol 6384 sayılı Kanun’daki Tazminat Komisyonu müracaatıdır.

  • Kapsam: ilk derece mahkemeleri, bölge adliye ve bölge idare mahkemelerinde 5 yılı aşan dava, 3 yılı aşan soruşturma dosyaları.
  • Pilot sınırı: hat 1 Eylül 2026’da yalnız Ankara Batı, İzmir ve Kayseri adliyelerinde açıldı.
  • Hedef süre: ilgili yönetmelik bu süreyi tanımlarken açıkça “ilgilileri için hak doğurmayan” der; aşılması tek başına tazminat sebebi değildir.
  • Tazminat yolu: 6384 sayılı Kanun m.5/A uyarınca yargılama devam ederken Tazminat Komisyonu’na müracaat edilebilir; harç ve damga vergisi alınmaz.
  • Sonuç: Komisyon manevi tazminata hükmedebilir ve kararı kesinleşince dosyaya konu işlem ilgili mercice ivedilikle sonuçlandırılır.

Alo Adalet 135 nedir, hangi dosyalar için açıldı?

Alo Adalet 135, makul yargılama süresini aştığı düşünülen dava ve soruşturma dosyalarına ilişkin vatandaş başvurularının telefonla alınması için kurulan bir çağrı hattıdır. Adalet Bakanlığı’nın duyurusuna göre hizmet 1 Eylül 2026 tarihinde başlamış, ilk aşamada üç adliyeyle sınırlı tutulmuştur. Hattın işlevi başvuruyu kayda almak ve ilgili birime iletmektir; dosya hakkında karar vermek ya da yargılamayı hızlandırmak gibi bir yetkisi bulunmaz.

Hattın arkasındaki idari yapı, Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun 18 Şubat 2026 tarihli ve 2026/280 sayılı ilke kararıyla adalet komisyonları bünyesinde kurulan Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Bürolarıdır. Bu büroların görev ve işleyişinde birliği sağlamak üzere hazırlanan rehber, Adalet Bakanlığı tarafından 19 Ağustos 2026’da yayımlanmıştır. Hatta gelen başvurular bu bürolara iletilir; büro gerekli görürse dosyayı ilgili mahkeme veya Cumhuriyet başsavcılığının değerlendirmesine sunar.

Bakanlığın açıklamalarında büroların çalışma ilkesi olarak mahkemelerin bağımsızlığı, hâkimlik teminatı ve yargısal süreçlere müdahale etmeme vurgulanmıştır. Bu vurgu hattın sınırını da çizer: bir büro, hâkime “bu dosyayı bitir” diyemez. Yapabileceği şey, gecikmenin idari veya organizasyonel bir sebepten kaynaklanıp kaynaklanmadığını tespit etmek ve çözülebilir olanı çözmektir — eksik personel, bilirkişi atamasındaki tıkanma, müzekkerelere cevap gelmemesi gibi.

Hat hangi sorunu çözmek için kuruldu?

Türkiye’de yargılama süreleri, uzun yıllardır Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde yapısal bir sorun olarak nitelendirilmektedir. AİHM’in Ümmühan Kaplan/Türkiye davasında (Başvuru no. 24240/07, 20 Mart 2012) verdiği pilot karar, ihlallerin tek tek başvurulardan değil sistemin kendisinden kaynaklandığını tespit etmiş ve iç hukukta bir çözüm mekanizması kurulmasını istemiştir. 6384 sayılı Kanun bu kararın ardından çıkarılmıştır.

Alo Adalet 135 ise aynı sorunun idari ayağına dokunur. Tazminat, gecikme yaşandıktan sonra devreye giren bir onarımdır; hattın amacı gecikmeyi henüz sürerken görünür kılmaktır. Bu yüzden ikisi rakip değil, farklı anlarda işleyen iki ayrı araçtır ve biri diğerinin yerine geçmez.

Alo Adalet 135’e kim başvurabilir, hangi eşikler aranıyor?

Hattı arayabilmek için üç koşulun bir arada bulunması gerekir: dosyanın tarafı olmak, dosyanın hâlen açık olması ve süre eşiğinin aşılmış olması. Bakanlığın duyurduğu eşikler ilk derece mahkemeleri, bölge adliye mahkemeleri ve bölge idare mahkemelerindeki 5 yılı aşan dava dosyaları ile 3 yılı aşan soruşturma dosyalarıdır. Kapanmış, kesinleşmiş bir dosya için hat kullanılmaz.

Buradaki “taraf” ölçütü dar yorumlanmalıdır. Hukuk davasında davacı ve davalı, ceza yargılamasında sanık, katılan, mağdur ve suçtan zarar gören, idari yargıda davacı ve davalı idare taraf sıfatını taşır. Dosyayla ilgisi olan ama taraf olmayan üçüncü kişilerin — komşu, akraba, tanık — bu hattan başvuru yapması öngörülmemiştir.

Eşiklerin farklı olması tesadüf değildir. Soruşturma evresi, iddianamenin düzenlenmesiyle sona eren ve kural olarak daha kısa sürmesi beklenen bir aşamadır; kovuşturma ve yargılama ise delil toplama, bilirkişi incelemesi ve kanun yolu aşamalarını içerdiği için doğal olarak daha uzundur. Üç yıl bekleyen bir soruşturma dosyası, beş yıl bekleyen bir dava dosyasıyla aynı ağırlıkta bir gecikme işareti sayılmıştır.

Süre hangi tarihten itibaren hesaplanır?

Hattın duyurusunda süre başlangıcı için ayrı bir ölçüt açıklanmamıştır. Buna karşılık hedef süre yönetmeliği, ölçümün nereden başlayacağını açık biçimde düzenler ve pratikte başvurucunun kendi hesabını yapabileceği en sağlam dayanak budur: soruşturmada suç şüphesinin yetkili mercilerce öğrenildiği tarih, ceza mahkemelerinde iddianamenin kabul edildiği tarih, hukuk, idare ve vergi mahkemelerinde davanın esas kaydının yapıldığı tarih.

Dosyanın istinafa gitmiş olması süreyi sıfırlamaz. Bölge adliye ve bölge idare mahkemeleri bakımından ölçüm dosyanın daireye geldiği tarihte başlar; ancak hattın kapsamı zaten bu mahkemeleri de kapsadığı için, ilk derecede geçen süreyle istinafta geçen süre ayrı ayrı değerlendirilebilir. Makul süre incelemesinde ise bakılan şey toplam süredir — bu ikisi karıştırılmamalıdır.

Alo Adalet 135 başvurusu nasıl yapılır, sonuç nasıl bildirilir?

Başvuru, 135 numarası aranarak başlar. Arayan kişinin kimlik ve iletişim bilgileri güvenli doğrulama sürecinden geçirilir; ardından yapay zekâ destekli sesli asistan başvuru bilgilerini sisteme kaydeder. İşlem otomatik sistem üzerinden tamamlanamazsa ya da arayan kişi talep ederse görüşme uzman temsilciye aktarılır. Yazılı dilekçe verme, adliyeye gitme veya avukat tutma zorunluluğu getirilmemiştir.

Kayda alınan başvuru, ilgili adliyedeki Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Bürosu’na iletilir. Büro dosyayı inceler; gerekli gördüğünde ilgili mahkeme ya da Cumhuriyet başsavcılığının değerlendirmesine sunar. Sürece ilişkin bilgilendirme başvurana SMS yoluyla yapılır. Bu bildirim bir karar değil, başvurunun akıbetine dair bilgi notudur.

Soruşturma dosyaları bakımından bildirimin içeriği daha sınırlıdır. Soruşturmanın gizliliği ilkesi gereği, soruşturma dosyasının içeriğine, delil durumuna veya hangi işlemin yapıldığına dair ayrıntı SMS ile paylaşılmaz; başvurunun alındığına ilişkin bildirim yapılmakla yetinilir. Dava dosyalarında ise sürece ilişkin bilgi verilmesi öngörülmüştür.

Hattın çalışma saatleri ve ücreti nedir?

Bakanlığın yayımladığı duyuruda hattın çalışma saatlerine ve arama ücretine ilişkin bir açıklama yer almamaktadır. Kısa numaralarda ücretlendirme operatöre ve tarifeye göre değiştiği için, bu konuda kesin bir bilgi ancak resmî duyuru yayımlandığında verilebilir. Kaynağı belirsiz rakamlara itibar edilmemeli, hattın işleyişine ilişkin bilgi Adalet Bakanlığı’nın kendi duyurularından takip edilmelidir.

Alo Adalet 135 hangi illerde geçerli, diğer illerde ne yapılabilir?

Hat şu an yalnızca Ankara Batı, İzmir ve Kayseri adliyelerinde pilot olarak uygulanmaktadır. Bu üç adliyenin yargı çevresi dışındaki bir dosya için hattan başvuru yapılamaz. Pilot uygulamanın yaygınlaştırılıp yaygınlaştırılmayacağı ve hangi takvimle yaygınlaştırılacağı Bakanlıkça açıklanmamıştır.

Pilot il dışında kalan kişiler için kapı kapalı değildir. Uzun süren dosyaya ilişkin hukuki yol — yani makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle Tazminat Komisyonu’na müracaat — coğrafi bir sınıra tabi değildir ve ülkenin her yerinden kullanılabilir. Bu yolun dayanağı hattın kendisi değil, 6384 sayılı Kanun’dur ve pilot uygulamadan çok önce yürürlüktedir.

Ayrıca hedef süre bilgisinin talep edilmesi, dosyanın bulunduğu mahkemeye yazılı başvuruda bulunulması ve dosya kapsamındaki bekleyen işlemlerin takibi her adliyede mümkündür. Bunlar hattın sağladığı imkânın büyük bölümünü zaten karşılar; hattın getirdiği yenilik, bu talebi telefonla ve tek merkezden yapılabilir hâle getirmesidir.

Hedef süre nedir ve neden hak doğurmayan bir süredir?

Hedef süre, soruşturma, kovuşturma veya yargılamaların tamamlanmasında gözetilen ve Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun görüşü alınarak Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen süredir. Uygulamanın çerçevesini Soruşturma, Kovuşturma veya Yargılama Hedef Sürelerinin Belirlenmesi ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik çizer ve bu yönetmelik 1 Eylül 2017’de yürürlüğe girmiştir. Dayanağı 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 28. maddesidir.

Yönetmeliğin en çok gözden kaçan yeri, hedef süreyi tanımladığı 4. maddesidir. Tanım şöyledir: hedef süre, “soruşturma, kovuşturma veya yargılamaların tamamlanmasında gözetilen, ilgilileri için hak doğurmayan, yargısal süreçleri iyileştirmeyi amaçlayan” süredir. Bu ibare metne sonradan eklenmiş bir kayıt değil, tanımın kendisinin parçasıdır.

Sonuç açıktır: hedef sürenin aşılmış olması, taraf için doğrudan bir talep hakkı, tazminat alacağı veya davayı hızlandırma yetkisi doğurmaz. Yönetmelik metninde tazminat, itiraz ve yaptırım kelimeleri hiç geçmez. Aşım hâlinde ne olacağı 8. maddede düzenlenmiştir ve orada anlatılan şey vatandaşa değil, sisteme dönüktür: gecikme sebebi dosyayı sonuçlandıran hâkim ya da Cumhuriyet savcısı tarafından UYAP’ta ilgili ekrana işaretlenir.

Hedef süre aşılırsa hâkim hakkında ne olur?

Yönetmeliğin 8. maddesine göre hedef sürelere ilişkin ölçümleme bilgileri, performans değerlendirme ve geliştirme formunun doldurulmasında değerlendirmeye esas alınır. Gecikme nedenleri ise Kanun Yolu Değerlendirme Formlarının Düzenlenmesine İlişkin Yönetmelik kapsamında kaydedilir. Yani aşımın muhatabı taraf değil, kurumun kendi denetim mekanizmasıdır.

Buna ek olarak Cumhuriyet başsavcılıkları ve adalet komisyonu başkanlıkları, her yıl ocak ayı sonu itibarıyla gecikme sebepleri ve çözüm önerilerine ilişkin bir rapor hazırlar; bu rapor Hâkimler ve Savcılar Kurulu’na ve Bakanlık Strateji Geliştirme Başkanlığı’na gönderilir. Hedef süreler ise en geç iki yılda bir güncellenir.

Tarafın kendi kaynaklı gecikmesi süreye eklenir mi?

Hayır. Yönetmeliğin 7. maddesinin beşinci fıkrası, taraflara verilecek tevzi formlarına konulacak açıklamanın metnini birebir yazar ve orada şu ifade yer alır: “Taraflardan kaynaklanan sebeplerle meydana gelen gecikmelerin hedef sürenin hesabında dikkate alınmadığı da göz önünde bulundurularak…” Yani duruşmaya gelinmemesi, tebligat adresinin bildirilmemesi, sürekli mazeret sunulması gibi sebeplerle uzayan süre hesaba katılmaz.

Aynı ilke makul süre incelemesinde de geçerlidir. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, süreyi değerlendirirken başvurucunun tutumunu ayrı bir ölçüt olarak ele alır; yargılamanın uzamasına başvurucunun kendisi katkıda bulunmuşsa bu süre aleyhine değil, lehine sayılmaz. Dolayısıyla dosyayı geciktiren tarafın uzun süreden yakınması sonuç doğurmaz.

Adli tatil hedef süreyi durdurur mu?

Durdurmaz. Yönetmeliğin 6. maddesinin ikinci fıkrası tek cümledir ve tereddüde yer bırakmaz: “Tatil günleri sürelerin hesabına dâhil edilir.” Usul kanunlarındaki adli tatil düzenlemeleri sürelerin işlemesini etkilese de, hedef süre ölçümü takvim üzerinden yapılır ve tatil günleri düşülmez.

Hedef süre belgesi nasıl alınır?

Hedef süre bilgisi her dosyada aynı yolla verilmez; yönetmelik dört ayrı usul öngörmüştür ve bunlardan ikisi ancak talep üzerine işler. Soruşturma dosyalarında ilgilinin bizzat sözlü veya yazılı müracaatı hâlinde hedef süreyi içeren belge soruşturma bürosunca verilir ve bu belge ayrıca tebliğ edilmez. Yani istenmezse gelmez.

Ceza mahkemelerinde belge kendiliğinden gönderilir: sanık, müdafi veya kanuni temsilciye iddianame ekinde, şikâyetçi, mağdur, suçtan zarar gören, malen sorumlu veya vekiline ise duruşma gününü bildiren çağrı kâğıdıyla ulaştırılır. Hukuk, idare ve vergi mahkemelerinde hedef süre, dava açılırken tevzi bürosunca UYAP üzerinden düzenlenen tevzi formunda belirtilir; davalı tarafa ise dava dilekçesi ekinde gönderilir.

Bölge adliye ve bölge idare mahkemelerinde ayrım duruşma açılıp açılmamasına göre yapılır. Duruşma açılmayan dosyalarda belge, ilgilinin bizzat sözlü veya yazılı müracaatı üzerine yazı işleri müdürlüğünce verilir ve ayrıca tebliğ edilmez; duruşma açılmasına karar verilmişse çağrı kâğıdıyla gönderilir. İstinaf aşamasındaki dosyasının hedef süresini merak eden kişinin, kendiliğinden gelecek bir belgeyi beklemek yerine yazı işleri müdürlüğünden talep etmesi gerekir.

Dosya türüBelge nasıl verilir?Talep gerekir mi?
Soruşturma dosyasıSoruşturma bürosu verirEvet — sözlü veya yazılı müracaat şart
Ceza mahkemesi (sanık/müdafi)İddianame ekinde gönderilirHayır
Ceza mahkemesi (mağdur/katılan)Duruşma çağrı kâğıdıyla gönderilirHayır
Hukuk, idare, vergi mahkemesiTevzi formunda belirtilir; davalıya dilekçe ekindeHayır
BAM / BİM — duruşma açılmadıysaYazı işleri müdürlüğü verirEvet — sözlü veya yazılı müracaat şart
BAM / BİM — duruşma açıldıysaÇağrı kâğıdıyla gönderilirHayır

Hedef süre ne zaman başlar, ne zaman biter?

Ölçümün başlangıç anı dosyanın türüne göre değişir ve yönetmeliğin 6. maddesinde tek tek sayılmıştır. Soruşturma işlemlerinde süre, suç şüphesinin yetkili mercilerce öğrenildiği tarihte başlar — şikâyet dilekçesinin verildiği ya da ihbarın ulaştığı an. Ceza mahkemelerinde başlangıç iddianamenin kabul edildiği tarihtir; iddianamenin düzenlendiği tarih değil, mahkemece kabul edildiği tarih esas alınır.

Hukuk, idare ve vergi mahkemelerinde ölçüm davanın esas kaydının yapıldığı tarihte başlar. Bölge adliye ve bölge idare mahkemelerinde ise dosyanın daireye geldiği tarih esas alınır; dosyanın ilk derece mahkemesinden gönderildiği tarih değil, ilgili dairenin kaydına girdiği tarih belirleyicidir.

Bitiş anı çoğu kişinin sandığından geç gelir. Yönetmelik, kovuşturma ve yargılamalarda ölçümün gerekçeli kararın yazımı ile son bulacağını söyler. Duruşmada kısa karar açıklanmış olması ölçümü bitirmez; gerekçeli karar yazılana kadar süre işlemeye devam eder. Soruşturma evresinde ise ölçüm, soruşturmayı bitiren kararla — iddianame veya kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla — sona erer.

AşamaSüre başlangıcıSüre bitişi
SoruşturmaSuç şüphesinin yetkili mercilerce öğrenilmesiSoruşturmayı bitiren karar
Ceza mahkemesiİddianamenin kabulüGerekçeli kararın yazımı
Hukuk / idare / vergi mahkemesiDavanın esas kaydının yapılmasıGerekçeli kararın yazımı
Bölge adliye / bölge idare mahkemesiDosyanın daireye gelmesiGerekçeli kararın yazımı

Kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki bu farkın pratik sonucu büyüktür. Gerekçeli kararın yazılmasını beklemek dosyanın toplam süresini aylarca uzatabilir ve bu süre hem hedef süre ölçümüne hem de makul süre değerlendirmesine dâhildir. Kavramın ayrıntısını gerekçeli karar yazıldı ne demek yazımızda ele aldık.

Alo Adalet 135 ile Tazminat Komisyonu arasındaki fark nedir?

Fark, birinin idari diğerinin hukuki olmasıdır. Alo Adalet 135 bir bildirim kanalıdır: başvuruyu kayda alır, ilgili büroya iletir, sonucu SMS ile bildirir. Tazminat Komisyonu müracaatı ise kanunla kurulmuş bir hak arama yoludur: sonucunda tazminata hükmedilebilir, karara karşı mahkemeye itiraz edilebilir ve kesinleşen karar dosyaya konu işlemin ivedilikle sonuçlandırılması yükümü doğurur.

İkisinin kapsamı da örtüşmez. Hat yalnızca üç pilot adliyede, yalnızca açık dosyalarda ve yalnızca belirlenen eşikler aşıldığında kullanılabilir. Tazminat Komisyonu müracaatı ise ülke genelinde geçerlidir, hem devam eden hem kesinleşmiş süreçler için yapılabilir ve süre eşiği kanun metninde sayısal bir sınır olarak yazılmamıştır — makul sürenin aşılıp aşılmadığı her dosyada ayrıca değerlendirilir.

Bu ayrımı görmeyen kişi, hattı aradığı için tazminat başvurusunu ihmal edebilir. Oysa hattın verdiği SMS bildirimi hiçbir hak kaybını önlemez ve hiçbir süreyi durdurmaz. Uzun süren dosyada asıl kritik olan, 6384 sayılı Kanun’un öngördüğü müracaat süresinin kaçırılmamasıdır.

ÖlçütHedef süreAlo Adalet 135Tazminat Komisyonu
DayanakHedef Süre Yönetmeliği (1/9/2017)HSK 2026/280 ilke kararı + Bakanlık rehberi6384 sayılı Kanun
Kapsadığı yerÜlke geneliAnkara Batı, İzmir, KayseriÜlke geneli
Hak doğurur mu?Hayır — yönetmelik açıkça belirtirHayır — bildirim kanalıdırEvet — tazminat talebi
SonucuÖlçüm ve iç raporlamaBüroya iletim, SMS bilgilendirmeManevi tazminat kararı
İtiraz yoluYokYokAnkara Bölge İdare Mahkemesi
MasrafYokDuyurulmadıHarç ve damga vergisinden müstesna

Makul sürede yargılanma hakkı nedir, makul sürede yargılanma hakkı kaç yıl?

Makul sürede yargılanma hakkı, Anayasa’nın 36. maddesindeki adil yargılanma hakkının ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinin bir unsurudur. Hak, davanın belirli bir sürede bitirilmesini değil, gereksiz gecikme olmadan sonuçlandırılmasını güvence altına alır. Bu yüzden kanunda “şu kadar yıl geçerse ihlal olur” biçiminde bir tarife yoktur.

Uygulamada bir ölçüt yine de vardır ve dört başlıkta toplanır: davanın karmaşıklığı, başvurucunun tutumu, yetkili makamların tutumu ve uyuşmazlığın başvurucu bakımından taşıdığı önem. Taraf sayısı, bilirkişi incelemesi, keşif, dosyaların birleştirilmesi, delil toplamadaki güçlükler karmaşıklık başlığında değerlendirilir. Aynı süre, basit bir alacak davasında ihlal sayılırken karmaşık bir organize suç dosyasında sayılmayabilir.

Sayısal eşiğin kanunda bulunmaması, uygulamada hiçbir eşik olmadığı anlamına gelmez. İlk derece yargılamasının beş yılı aşması, kural olarak makul sürenin aşıldığına işaret eden bir gösterge olarak kabul edilmektedir. Alo Adalet 135 için belirlenen beş yıllık dava eşiğinin bu göstergeyle örtüşmesi tesadüf değildir; hattın süre ölçütü, mevcut içtihadi eşiğin idari karşılığıdır.

Ceza davalarında makul sürede yargılanma hakkı nasıl değerlendirilir?

Ceza yargılamasında süre, iddianamenin kabulünden değil, kişiye suç isnadında bulunulduğu andan itibaren işler. Şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılma, gözaltına alınma veya hakkında arama kararı uygulanması bu anı başlatabilir. Bu yüzden ceza dosyalarında değerlendirmeye giren süre, mahkemedeki dosya numarasının aldığı tarihten belirgin biçimde önce başlar.

Sanığın tutuklu olması, sürenin makul sayılıp sayılmayacağı bakımından ayrı bir ağırlık taşır. Tutukluluk devam ederken geçen süre, hürriyetin kısıtlanması nedeniyle daha sıkı bir özen yükümü doğurur; aynı süre tutuksuz yargılanan bir sanık bakımından farklı değerlendirilebilir. Uzun süren soruşturmalarda ise zamanaşımı riski ayrıca gözetilmelidir.

Makul sürede yargılanma hakkı Anayasa Mahkemesi tarafından nasıl tanımlandı?

Anayasa Mahkemesi, makul süre değerlendirmesini bireysel başvuru döneminin başından itibaren dört ölçüt üzerinden yapmıştır: davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği. Bu ölçütler AİHM içtihadından alınmış ve iç hukuka aktarılmıştır.

Ölçütlerin uygulanmasında en çok tartışılan başlık, yargı teşkilatının yapısal sorunlarının devlete atfedilip atfedilemeyeceğidir. Yerleşik yaklaşım, iş yükü ve personel yetersizliği gibi yapısal gerekçelerin ihlali ortadan kaldırmadığı yönündedir; devletin yargı sistemini makul sürede karar verebilecek şekilde örgütleme yükümü vardır. Alo Adalet 135 ve Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Büroları da bu yükümün idari karşılığını üretme çabası olarak okunabilir.

İhlal değerlendirmesinde hangi süre dikkate alınır?

Değerlendirmeye konu olan, yargılamanın toplam süresidir. İlk derecede geçen süre, istinafta geçen süre, temyiz aşaması ve gerekirse bozma sonrası yeniden yargılama tek bir bütün olarak hesaplanır. Dosya bir aşamada hızlı ilerlemiş olsa bile, toplamda ulaşılan süre ölçüte aykırıysa ihlal gündeme gelir.

Süre, ceza yargılamasında kişiye suç isnadında bulunulduğu andan, hukuk yargılamasında ise davanın açıldığı tarihten itibaren işler. İdari yargıda başlangıç dava dilekçesinin verildiği tarihtir. Bitiş, kararın kesinleştiği tarihtir; icra edilmemiş bir kararda ise icra süreci de değerlendirmeye dâhil edilebilir — nitekim 6384 sayılı Kanun, mahkeme kararlarının geç, eksik veya hiç icra edilmemesini ayrı bir başvuru sebebi olarak sayar.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nereye başvurulur?

Bugün itibarıyla doğru adres Adalet Bakanlığı Tazminat Komisyonudur. Dayanak, 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun’un 2. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendidir: ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla manevi tazminat istemli müracaatlar Komisyon’un görev alanındadır.

Bu düzenleme kanuna 2 Mart 2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun’la eklenmiş, 12 Mart 2024’te yürürlüğe girmiştir. Aynı değişiklikle kanunun adı da değişmiştir. Eski ad “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun” idi; bugün yürürlükteki ad “Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun”dur. Eski adla arama yapan kişi, kanunun kapsamının genişlediğini fark etmeyebilir.

Genişlemenin özü şudur: 2024 öncesinde Komisyon esas olarak AİHM’e yapılmış başvuruları ele alıyordu; 7499 sayılı Kanun’la birlikte, AİHM’e hiç başvurmamış kişiler de doğrudan Komisyon’a müracaat edebilir hâle gelmiştir. Uzun süren dosyası olan bir kişinin önce Strazburg’a gitmesi artık gerekmez.

Kanunun tam metni için Resmî Gazete’de yayımlanan güncel hâline bakılabilir: 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun.

Makul sürede yargılanma ilkesi hangi hükümlere dayanır?

Makul sürede yargılanma ilkesi, Anayasa’nın 141. maddesinin son fıkrasındaki “davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması” yükümü ile 36. maddedeki adil yargılanma hakkının birleştiği noktada durur. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi de davanın “makul bir süre içinde” görülmesini güvence altına alır ve Sözleşme, Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca iç hukukun parçasıdır.

İlke, hızın kaliteden üstün tutulması anlamına gelmez. Delillerin toplanması, bilirkişi incelemesinin yapılması ve tarafların iddialarını ortaya koyabilmesi için gereken süre makul sürenin içindedir. İhlal, yargılamanın gerektirdiği süreden değil, hiçbir işlem yapılmadan geçen ölü dönemlerden ve tekrarlanan usul hatalarından doğar.

Tazminat Komisyonu ne zaman kuruldu, nereye bağlı?

Komisyon, 9 Ocak 2013 kabul tarihli ve 19 Ocak 2013 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 6384 sayılı Kanun’la kurulmuştur. Kuruluş sebebi, AİHM’in Türkiye’deki yargılama sürelerini yapısal bir sorun olarak tespit etmesi ve iç hukukta etkili bir başvuru yolu oluşturulmasını istemesidir. Komisyon idari bir kurul olup Adalet Bakanlığı bünyesinde çalışır; sekretarya hizmetleri Bakanlık tarafından yürütülür ve giderleri Bakanlık bütçesinden karşılanır.

Bir mahkeme değildir. Kararları yargısal karar niteliği taşımaz; bu yüzden kararlara karşı kanun yolu değil, ayrı bir itiraz yolu öngörülmüştür. Buna karşılık kararlarının bir sonucu doğrudan yargı mercilerini bağlar: kesinleşen kararın bir örneği müracaata konu işlemin yapıldığı adli veya idari mercie gönderilir ve işlem henüz sonuçlanmamışsa ilgili merci tarafından ivedilikle sonuçlandırılır.

Bu son hüküm — kanunun 8. maddesi — çoğu yazıda atlanır ama devam eden dosyası olan kişi için asıl değeri taşıyan hükümdür. Tazminat parasal bir onarımdır; ivedilik yükümü ise dosyanın kendisine dokunur.

Tazminat komisyonu ne iş yapar, tazminat komisyonu ne zaman yürürlüğe girecek?

Komisyon, kendisine yapılan müracaatları inceleyip tazminat ödenip ödenmeyeceğine ve ödenecekse miktarına karar verir. Bir uyuşmazlığı esastan çözmez, mahkeme kararını denetlemez, hüküm kurmaz. İşlevi, yargılamanın süresinden doğan zararın giderilmesiyle sınırlıdır.

Yürürlük sorusu ise sık sorulmakla birlikte güncelliğini yitirmiştir: Komisyon 2013’ten bu yana faaliyettedir ve doğrudan müracaat imkânını getiren düzenleme 12 Mart 2024’te yürürlüğe girmiştir. Bekleyen bir yürürlük tarihi bulunmamaktadır; bugün müracaat edilebilir. Beklenen tek şey, kapsamın Cumhurbaşkanı kararıyla başka ihlal alanlarına genişletilip genişletilmeyeceğidir.

Tazminat Komisyonu kimlerden oluşur?

Kanunun 4. maddesine göre Komisyon, Bakanlığın merkez teşkilatı ile bağlı ve ilgili kuruluşlarında çalışan hâkim ve savcılar arasından Adalet Bakanı tarafından atanan dokuz kişiden oluşur. Başkan da bu üyeler arasından Bakan tarafından belirlenir. İş durumuna göre Komisyon, üç üyeden oluşan heyetler hâlinde de çalışabilir; heyet başkanlarını Bakan, heyetlerin oluşumu ile iş bölümünü Başkan belirler.

Toplantı ve karar yeter sayısı da maddede yazılıdır: Komisyon asgari yedi üyeyle, heyetler üye tam sayısıyla toplanır ve kararlar üye tam sayılarının salt çoğunluğuyla verilir. Üyelere, müracaatlar sonuçlandırılıncaya kadar kural olarak başka bir görev verilmez. İş yoğunluğu nedeniyle Bakan, Komisyon bünyesinde ilave heyetler oluşturmak üzere üye ataması yapabilir; bu üyeler üye tam sayısına dâhil edilmez.

Tazminat Komisyonu hangi davalara bakar, görev alanı nedir?

Komisyon’un görev alanı kanunun 2. maddesinde üç ayrı fıkra hâlinde çizilmiştir ve bunları karıştırmamak gerekir. Birinci fıkra AİHM’e yapılmış başvuruları kapsar: yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığı ya da mahkeme kararının geç, eksik veya hiç icra edilmediği iddiasıyla Strazburg’a taşınmış dosyalar.

Üçüncü fıkra, 2024 değişikliğinin getirdiği asıl genişlemedir ve doğrudan müracaatları kapsar. Bu fıkranın (a) bendi makul sürede sonuçlandırılmama iddiasıyla manevi tazminat istemini, (b) bendi ise Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca koruma tedbirleri nedeniyle oluşan maddi ve manevi her türlü zararın tazminini kapsar. İkinci fıkra ise Cumhurbaşkanı kararıyla kapsamın başka ihlal alanlarına genişletilebilmesine ilişkindir.

Kapsam dışında bırakılan bir alan da açıkça sayılmıştır: kanunun 2. maddesinin dördüncü fıkrası, idari nitelikteki soruşturmalardan kaynaklanan başvurular hakkında bu kanun hükümlerinin uygulanmayacağını söyler. Uzun süren bir disiplin soruşturması nedeniyle Komisyon’a gidilmesi bu hüküm karşısında sonuç doğurmaz.

Makul süre ihlalinde maddi tazminat istenebilir mi?

İstenemez. Kanunun 2. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi yalnızca manevi tazminat der; maddi zarardan söz etmez. Buna karşılık aynı fıkranın (b) bendi, koruma tedbirleri bakımından “maddi ve manevi her türlü zararın tazmini” ifadesini kullanır. İki bendin lafzı arasındaki bu fark bilinçlidir ve uygulamada da bu şekilde işler.

Pratik sonucu şudur: yargılamanın uzaması yüzünden uğranılan gelir kaybı, kira kaybı ya da paranın değer kaybı gibi kalemler makul süre müracaatında talep edilemez. Bu tür zararlar ancak asıl davanın içinde, faiz ve güncelleme kurumları yoluyla karşılanabilir.

Makul sürede yargılanma hakkı tazminat komisyonu başvuru süresi ne kadar?

Kanunun 5/A maddesi, doğrudan müracaat için iki ayrı zaman dilimi tanır. Birincisi süreç devam ederken: soruşturma, kovuşturma veya yargılama sürerken herhangi bir anda müracaat edilebilir. İkincisi süreç bittikten sonra: bunların kesin bir kararla sonuçlandığının öğrenilmesinden itibaren bir ay içinde müracaat yapılır.

Devam eden dosyada süre sınırı bulunmaması, dosyası hâlâ açık olan herkes için kapıyı açık tutar. Alo Adalet 135’in hedef kitlesi de tam olarak budur: hâlâ açık ve uzun süredir bekleyen dosyalar. Yani hattı arayabilecek durumdaki bir kişi, aynı anda Tazminat Komisyonu’na da müracaat edebilecek durumdadır — ve ikisi birbirini engellemez.

Bir aylık süreyi haklı bir mazeret nedeniyle kaçıranlar için ek imkân tanınmıştır: mazeretin kalktığı tarihten itibaren on beş gün içinde ve mazereti belgeleyen delillerle birlikte müracaat edilebilir. Mazeretin belgelenmesi zorunludur; beyanla yetinilmez.

Müracaat türüKanuni dayanakSüre
Makul süre — süreç devam ederkenm.5/A f.1Süre sınırı yok
Makul süre — süreç bittikten sonram.5/A f.1Kesin kararın öğrenilmesinden itibaren 1 ay
Makul süre — haklı mazeret hâlim.5/A f.1 son cümleMazeretin kalkmasından itibaren 15 gün
Koruma tedbirleri (CMK m.142/2)m.5/B f.1Kesinleşmenin tebliğinden 3 ay, her hâlde kesinleşmeyi izleyen 1 yıl
AİHM’e başvurmuş olanlarm.5 f.2Kabul edilemezlik kararının tebliğinden 1 ay

Makul sürede yargılanma hakkı başvuru süresi devam eden dosyada nasıl işler?

Devam eden dosyada süre hiç işlemez; kanun bu hâl için bir başlangıç ya da bitiş anı öngörmemiştir. Yargılama sürdüğü müddetçe müracaat hakkı da sürer. Bu, dosyası on yıldır bekleyen kişinin de bugün müracaat edebileceği anlamına gelir — geçmişte müracaat etmemiş olması hak kaybı doğurmaz.

Süre baskısı yalnızca dosya kesin kararla sonuçlandığında doğar ve o an bir aylık süre işlemeye başlar. Bu yüzden devam eden dosyada beklemenin bir maliyeti vardır: karar kesinleştiğinde bir ay içinde harekete geçilemezse yol kapanır. Aynı müracaatın süreç devam ederken yapılması hem süre riskini ortadan kaldırır hem de kanunun 8. maddesindeki ivedilik sonucunu gündeme getirir.

Kesin karar ne demektir, hangi an esas alınır?

Kanun, sürenin “kesin bir kararla sonuçlandığının öğrenilmesinden” itibaren işleyeceğini söyler. Yani ölçüt kararın verildiği tarih değil, ilgilinin bunu öğrendiği tarihtir. Uygulamada bu tarih genellikle tebligatla belgelenir; tebligat yoksa dosyanın UYAP üzerinden görüntülendiği tarih gibi başka delillerle ispatlanması gerekir.

Bir aylık süre kısa olduğu için, kararın kesinleşmesini bekleyen kişinin dosyayı düzenli takip etmesi önem taşır. Dosya durumunun izlenmesine ilişkin pratik ayrıntıları istinaf dosya durumu açık ne kadar sürer yazımızda ele almıştık.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlali dilekçe örneği ve dilekçede bulunması gerekenler

Kanun, dilekçenin biçimini değil içeriğini düzenler ve bu içerik 5/A maddesinin ikinci fıkrasında sayılmıştır. Müracaat eden kişinin dilekçesinde açık kimlik ve adresini, zarara uğradığı işlemi, zararın nitelik ve niceliğini belirtmesi ve bunların belgelerini dilekçesine eklemesi gereklidir. Matbu bir form zorunluluğu getirilmemiştir.

İnternette dolaşan dilekçe örneklerinin çoğu bu üç unsuru karşılamakla birlikte, dosyaya özgü olan kısmı boş bırakır. Oysa Komisyon’un değerlendireceği asıl mesele sürenin neden makul olmadığıdır: hangi aşamada ne kadar beklenildiği, hangi duruşmanın hangi sebeple ertelendiği, bilirkişi raporunun ne kadar geciktiği, dosyanın hangi tarihler arasında hiçbir işlem görmediği. Bu kronoloji dilekçenin en değerli bölümüdür.

Eksik dilekçe doğrudan reddedilmez. Kanunun 5/A maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Komisyon, bilgi ve belgelerin yetersizliği durumunda eksikliğin bir ay içinde giderilmesini ve aksi hâlde istemin reddedileceğini ilgiliye bildirir. Eksiklik süresinde tamamlanmazsa müracaat reddolunur. Yani ilk hamlede kusursuz olmak şart değildir, ama gelen yazıya süresinde cevap vermek şarttır.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlali tazminat komisyonu dilekçe örneği neleri içermeli?

Hazır bir örneğin üzerine yazılacaksa, o örnekte mutlaka bulunması gereken altı unsur vardır: müracaat edenin kimlik ve adres bilgileri, dosyanın esas numarası ve bulunduğu merci, yargılamanın başladığı tarih, dosyanın geçirdiği aşamaların tarih sırasıyla dökümü, gecikmenin hangi aşamalarda yoğunlaştığı ve talep edilen manevi tazminat. Kanun ilk üçünü açıkça arar; kalan üçü ise müracaatın ikna gücünü belirler.

Dilekçeye eklenmesi gereken belgeler de bu unsurları desteklemelidir: dava dilekçesi veya iddianame örneği, duruşma tutanakları, bilirkişi raporu talep ve teslim tarihlerini gösteren belgeler, dosyanın UYAP üzerinden alınan safahat dökümü. Beyan tek başına yeterli değildir; kanun 5/A maddesinde belgelerin dilekçeye eklenmesini şart koşar.

Tazminat komisyonu başvuru formu zorunlu mu?

Doğrudan müracaatlar için kanun matbu form şartı getirmez; 5/A maddesi dilekçe der ve dilekçede bulunması gerekenleri sayar. Komisyon Başkanlığı kendi sayfasında başvuru dilekçesi örnekleri yayımlamaktadır; bunlar zorunlu form değil, kolaylık sağlayan şablonlardır.

Buna karşılık AİHM’e başvurmuş olanların müracaatında ek belge şartı vardır: kanunun 5. maddesinin birinci fıkrası, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru tarihini ve numarasını gösteren resmî kayıt kabul mektubunun, başvuru formunun ve diğer ilgili belgelerin dilekçeye eklenmesini arar. İki müracaat türünün belge listesi aynı değildir.

Müracaat nereye teslim edilir?

Müracaat doğrudan Komisyon’a yapılabileceği gibi, kanunun 5. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Cumhuriyet başsavcılıkları aracılığıyla da yapılabilir. Bu ikinci yol taşrada yaşayanlar için önemlidir: başsavcılık müracaat evrakını derhal Komisyon’a gönderir ve bu durumda başsavcılığa yapılan müracaat tarihi esas alınır. Süre bakımından bir kayıp doğmaz.

Kanunun 5. maddesinin beşinci fıkrası, müracaatın elektronik ortamda da yapılabileceğini söyler ve usul ile esasların Bakanlıkça belirleneceğini ekler. Bu hüküm de 7499 sayılı Kanun’la eklenmiştir. Komisyon Başkanlığı’nın kendi duyurusuna göre UYAP Avukat Portal ve UYAP Vatandaş Portal bu iş için kullanıma açılmıştır.

Tazminat Komisyonu başvurusu harca tabi mi, vekâlet ücreti veriliyor mu?

Müracaat harca ve damga vergisine tabi değildir. Kanunun 5. maddesinin altıncı fıkrası açıktır: “Müracaatlara ilişkin düzenlenecek kâğıtlar damga vergisinden, yapılacak işlemler harçlardan müstesnadır.” Bu hüküm, 5/A maddesinin dördüncü fıkrasındaki atıf yoluyla makul süre müracaatlarına da uygulanır. Aynı muafiyet ödeme aşamasında da geçerlidir: 7. maddenin beşinci fıkrası, ödemeye ilişkin kâğıtları ve işlemleri de muaf tutar.

Vekâlet ücretine gelince: 6384 sayılı Kanun’un metninde vekâlet, avukat ve ücret kelimeleri hiç geçmez. Kanun ne lehe vekâlet ücretine hükmedilmesini düzenler ne de aleyhe bir yükümlülük öngörür. Bu konuda internette dolaşan rakamların kanun metninde bir karşılığı bulunmamaktadır.

Avukatla temsil zorunlu değildir; kişi müracaatını bizzat yapabilir. Ancak sürenin neden makul olmadığını dosya kronolojisiyle ortaya koymak, gecikmenin hangi kısmının yargı makamlarına hangi kısmının tarafa atfedilebileceğini ayırmak teknik bir çalışmadır. Müracaatın kalitesi doğrudan sonucu etkiler.

Tazminat Komisyonu ne kadar sürede karar verir?

Kanunda yazılı olan dokuz aylık süre, sanılanın aksine her müracaat için geçerli değildir. 7. maddenin birinci fıkrası şöyledir: “Komisyon, 2 nci maddenin birinci ve ikinci fıkraları kapsamında yapılan müracaatlar hakkında dokuz ay içinde karar vermek zorundadır.” Yani süre, AİHM’e yapılmış başvurulara ve Cumhurbaşkanı kararıyla kapsama alınan ihlal alanlarına ilişkindir.

Makul sürede yargılanma iddiasıyla yapılan doğrudan müracaatlar ise 2. maddenin üçüncü fıkrasına dayanır ve bu fıkra dokuz aylık sürenin kapsamı dışındadır. Kanun bu tür müracaatlar için bir azami karar süresi öngörmemiştir. “Komisyon dokuz ayda karar vermek zorunda” biçimindeki genelleme, maddenin lafzıyla örtüşmez.

Bir istisna daha vardır: Anayasa Mahkemesi’nde derdest olan bazı bireysel başvurulara ilişkin geçici 2. madde kapsamındaki müracaatlarda dokuz aylık süre on altı ay olarak uygulanır. Ayrıca Komisyon, usul ekonomisini gözeterek benzer nitelikteki müracaatları birleştirerek karara bağlayabilir.

Karar nasıl verilir, hangi ölçütlere bakılır?

Komisyon, kanunun 7. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin emsal kararlarını da gözetmek suretiyle müracaat konusunda gerekçeli olarak karar verir. Bu hüküm, Komisyon’un kendi başına ölçüt üretmediğini, yerleşik içtihada bağlı olduğunu gösterir. Dolayısıyla müracaat dilekçesinde emsal kararlara atıf yapmak yerinde olur.

Değerlendirme aşamasında Komisyon, gerekli gördüğü araştırmaları yapmaya veya üyelerden birine yaptırmaya ya da Cumhuriyet başsavcılıklarından bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmeye yetkilidir. Kamu kurum ve kuruluşları ile yargı mercileri, Komisyon’un ihtiyaç duyduğu her türlü bilgi ve belgeyi gecikmeksizin göndermek zorundadır.

Tazminat Komisyonu ne kadar tazminat öder, manevi tazminat miktarı nasıl belirlenir?

Kanunda sabit bir tarife yoktur. Miktar, her dosyada ayrı ayrı takdir edilir ve takdirde Anayasa Mahkemesi ile AİHM’in emsal kararları gözetilir. Belirleyici unsurlar gecikmenin süresi, gecikmenin hangi aşamada yoğunlaştığı, uyuşmazlığın başvurucu bakımından taşıdığı önem ve başvurucunun sürece kendi katkısıdır.

Aynı dosyada birden fazla taraf bulunması ya da müracaat edenin Komisyon önünde bekleyen başka bir müracaatının olması, takdir edilen miktarı aşağı çeken unsurlar arasında sayılmaktadır. Uygulamada hükmedilen tutarların, gecikmenin yarattığı ekonomik kaybın karşılığı olmadığı — ki zaten kanun maddi zararı kapsam dışı bırakmıştır — akılda tutulmalıdır. Bu bir onarım değil, sembolik ağırlıkta bir giderim kalemidir.

Ödeme takvimi ise kanunda nettir: ödenmesine karar verilen tazminat, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde Bakanlık tarafından ödenir. Kanunda tazminata faiz işletilip işletilmeyeceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır; faiz kelimesi kanun metninde hiç geçmez.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlali tazminat miktarı neye göre değişir?

Takdiri aşağı çeken ve yukarı taşıyan unsurlar ayrıştırılabilir. Yukarı taşıyanlar: gecikmenin uzunluğu, dosyanın hiç işlem görmediği kesintisiz dönemler, uyuşmazlığın başvurucu için taşıdığı özel önem — nafaka, işe iade, velayet, sağlık gibi bekletilemez konular bu başlıkta değerlendirilir. Aşağı çekenler: gecikmenin bir kısmının başvurucudan kaynaklanması, dosyanın gerçekten karmaşık olması ve aynı dosyada çok sayıda taraf bulunması.

Uygulamada hükmedilen tutarların sınırlı kaldığı, enflasyon karşısında güncellenmediği yönünde eleştiriler dile getirilmektedir. Bu eleştirinin hukuki karşılığı, kanunun manevi tazminatı maddi zarardan ayırmasıdır: manevi tazminat uğranılan ekonomik kaybın karşılığı olarak değil, hakkın ihlal edilmiş olmasının tanınması olarak belirlenir. Miktar beklentisi bu çerçeveye göre kurulmalıdır.

Tazminat Komisyonu kararına itiraz nasıl yapılır?

İtiraz süresi, kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gündür ve itiraz Komisyon aracılığıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne yapılır. Doğrudan mahkemeye verilen dilekçe usulüne uygun değildir; dilekçe Komisyon’a sunulur ve Komisyon, itiraz dilekçesini müracaata ilişkin diğer tüm belgelerle birlikte derhal itiraz merciine gönderir.

İtiraz öncelikli işlerden sayılır ve üç ay içinde karara bağlanır. Mahkeme, Komisyon kararını yerinde görmezse dosyayı geri göndermekle yetinmez; işin esası hakkında kendisi karar verir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir — bu kararlara karşı başka bir kanun yoluna gidilemez.

İtiraz merciinin bölge idare mahkemesi olması, Komisyon kararının idari işlem niteliğinde görülmesinin sonucudur. Buna karşılık koruma tedbirleri bakımından farklı bir düzenleme vardır: Komisyon ile ağır ceza mahkemesi arasında görev konusunda anlaşmazlık çıkarsa, görevin tespiti için kesin karar verilmek üzere Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’ne başvurulur. İki merci birbirine karıştırılmamalıdır.

Tazminat komisyonu kararına itiraz dilekçesi örneği nasıl hazırlanır?

İtiraz dilekçesi, ret kararına karşı yazılıyorsa kararın hangi sebebe dayandığını ve bu sebebin neden yerinde olmadığını göstermelidir. Kanunun 6. maddesindeki dört ret sebebinden hangisine dayanıldığı kararda yazılıdır; itiraz da o sebebi hedef almalıdır. Miktara itiraz ediliyorsa, takdirin hangi ölçüt bakımından eksik değerlendirme içerdiği somut olarak ortaya konur.

Dilekçenin muhatabı Ankara Bölge İdare Mahkemesi’dir ama teslim yeri Komisyon’dur; başlıkta mahkeme, sunum yerinde Komisyon gösterilir. On beş günlük süre tebliğ tarihinden işlediği için tebliğ tarihini gösteren belgenin dilekçeye eklenmesi yerinde olur. İtiraz üzerine verilen karar kesin olduğundan, ileri sürülecek bütün iddiaların bu dilekçede toplanması gerekir.

Tazminat Komisyonu haksız tutuklama tazminatına da bakıyor mu?

Evet — ama tamamına değil, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142. maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren istemlere. 6384 sayılı Kanun’un 5/B maddesi bu istemleri Komisyon’un görev alanına almış, geçici 3. maddenin dördüncü fıkrasıyla da bu tür müracaatların 1 Haziran 2024 tarihinden sonra yapılabileceğini düzenlemiştir. Düzenlemeden önce açılmış dosyalar eski usule tabidir.

Süre bakımından bu istemler makul süre müracaatından ayrılır: müracaat, karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde yapılır. Komisyon, tazminat istemlerini ve tazminatın geri alınmasını değerlendirirken CMK’nın 141, 143 ve 144. maddelerini uygular.

Görev sınırının aşılması hâlinde dosya kaybolmaz. Ağır ceza mahkemesinin görevine girdiği hâlde Komisyon’a yapılan istemler ağır ceza mahkemesine gönderilir; Komisyon’un görev alanına giren ve girmeyen istemler birlikte yapılmışsa Komisyon, görev alanına girmeyenleri ayırarak ağır ceza mahkemesine gönderir. Her iki hâlde de Komisyon’a yapılan istem tarihi esas alınır. Konunun ayrıntısını haksız tutuklama nedeniyle tazminat talebi yazımızda inceledik.

Makul sürede yargılanma hakkı ihlali Anayasa Mahkemesi’ne taşınabilir mi?

Bu sorunun cevabı 2023’ten sonra değişmiştir. Anayasa Mahkemesi, Keser Altıntaş başvurusunda (B. No: 2023/18536, 25/7/2023) makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiasıyla yapılan başvuruların incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden bulunmadığına karar vermiş ve başvuruyu düşürmüştür. Gerekçede, bu konuda verilen ihlal kararı sayısının elli beş bini aştığı ve kararların artık insan haklarının korunmasına katkı sağlamadığı vurgulanmıştır.

Uygulamadaki karşılığı şudur: makul süre iddiasını doğrudan Anayasa Mahkemesi’ne taşımak, incelenmeyen bir başvuruyla sonuçlanma riski taşır. Mevcut mekanizmanın kapsamına giren başvurular bakımından gidilecek yer Tazminat Komisyonu’dur. Bireysel başvurunun genel usulünü Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru nasıl yapılır yazımızda anlattık.

Anayasa mahkemesi makul sürede yargılanma hakkı başvurusu hangi hâllerde hâlâ mümkün?

Düşme kararı, makul süre iddiasının bireysel başvuruya hiç konu olamayacağı anlamına gelmez. Anayasa Mahkemesi’nin gerekçesi, mevcut mekanizmanın — yani Tazminat Komisyonu yolunun — kapsamına giren başvurular bakımından incelemeyi sürdürmeyi haklı kılan bir neden görmemesine dayanır. Komisyon yolunun kapsamı dışında kalan, ona müracaat edilemeyen bir durum varsa tablo değişir.

Uygulamadaki güvenli sıra şudur: önce Tazminat Komisyonu’na müracaat edilir, Komisyon kararına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz edilir, bu yol tüketildikten sonra kalan bir ihlal iddiası varsa bireysel başvuru gündeme gelir. Bu sıra izlenmeden yapılan başvuru, başvuru yollarının tüketilmemesi sebebiyle kabul edilemez bulunma riski taşır.

Kanun da bu geçişi öngörmüştür. Geçici 3. madde, Anayasa Mahkemesi’nde inceleme süreci devam eden bireysel başvurular ile düşme kararı verilen başvurular bakımından Komisyon’a müracaat yolunu açmış ve bunun için üç aylık süre tanımıştır. Aynı maddenin (c) bendi, doğrudan AİHM’e yapılmış başvuruları da kapsar. Strazburg yolunun genel çerçevesi için AİHM bireysel başvuru ve AİHM hangi davalara bakar yazılarımıza bakılabilir.

Tazminat Komisyonu dosya sorgulama UYAP üzerinden yapılabilir mi?

Komisyon Başkanlığı’nın duyurusuna göre UYAP Avukat Portal ve UYAP Vatandaş Portal kullanıma açılmıştır; müracaat ve dosya takibi bu portallar üzerinden yürütülebilmektedir. Kanuni dayanak, müracaatın elektronik ortamda da yapılabileceğini söyleyen ve usul ile esasların belirlenmesini Bakanlığa bırakan 5. maddenin beşinci fıkrasıdır.

Kanun metninde UYAP ya da e-Devlet kelimeleri geçmez; elektronik başvurunun ayrıntıları kanunla değil, idari düzenlemeyle belirlenmiştir. Bu nedenle portal üzerindeki ekran adları, alan başlıkları ve işlem adımları zaman içinde değişebilir. Ekranda görülen bir ifadeden hukuki sonuç çıkarmadan önce, ilgili aşamanın kanundaki karşılığına bakmak gerekir.

Portalın sağladığı en pratik imkân, müracaat evrakının ulaştığının ve dosyaya kayıt tarihinin görülebilmesidir. Süre hesabı bakımından bu tarih önem taşır; özellikle Cumhuriyet başsavcılığı aracılığıyla yapılan müracaatlarda esas alınacak tarih başsavcılığa verildiği tarih olduğu için, iki kayıt arasındaki farkın belgelenebilir olması yarar sağlar.

Üyeye tevzi edildi ve yeni esas alındı ne demek?

Bu ifadeler kanunda tanımlanmış hukuki terimler değil, dosya takip ekranlarında kullanılan işlem adlarıdır. “Üyeye tevzi edildi”, müracaatın Komisyon içinde bir üyeye ya da heyete havale edildiğini gösterir. Kanunun 4. maddesi Komisyon’un iş durumuna göre üç üyeden oluşan heyetler hâlinde çalışabileceğini ve iş bölümünün Başkan tarafından belirleneceğini söyler; ekrandaki bu kayıt, o iş bölümünün dosyaya yansımasıdır.

“Yeni esas alındı” ise müracaatın kaydının açıldığını ve dosyaya esas numarası verildiğini ifade eder. Bu, müracaatın kabul edildiği anlamına gelmez; yalnızca işleme alındığını gösterir. Kabul veya red kararı, kanunun 6. maddesindeki sebeplerin değerlendirilmesinden sonra verilir.

Ekran kayıtlarına dayanarak sonuç tahmini yapmak yanıltıcı olabilir. Kanun, müracaatın hangi hâllerde reddedileceğini 6. maddede saymıştır: kabul edilebilirlik şartlarının taşınmaması, süresinde müracaat edilmemiş olması, müracaat edenin hukuki menfaatinin bulunmaması ve müracaatın kanunun 2. maddesi kapsamına girmemesi. Dosya durumu ne yazarsa yazsın, sonucu belirleyen bu dört ölçüttür.

Tazminat Komisyonu emsal kararlar için başvurulacak kaynaklar

Komisyon kararları için yargı kararlarındakine benzer, kamuya açık ve aranabilir bir karar bankası bulunmamaktadır. Buna karşılık Komisyon’un dayanacağı ölçütler kamuya açıktır: kanunun 7. maddesinin ikinci fıkrası Komisyon’u Anayasa Mahkemesi ve AİHM’in emsal kararlarını gözetmekle yükümlü kıldığı için, asıl kaynak bu iki mahkemenin içtihadıdır.

Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru kararları kendi karar bilgi bankasından, AİHM kararları ise Mahkeme’nin içtihat veri tabanından taranabilir. Makul süre ölçütünün nasıl uygulandığını görmek isteyen kişi, kendi dosyasına benzeyen bir yargılama türünü — iş davası, tapu iptali, ceza yargılaması — anahtar alarak arama yapmalıdır; süre tek başına değil, dosyanın niteliğiyle birlikte değerlendirildiği için benzer nitelikli kararlar daha isabetli bir fikir verir.

Makul sürede yargılanma hakkı emsal karar ve AYM kararı nasıl aranır?

Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru kararları, Mahkeme’nin kendi karar bilgi bankasında başvuru numarası, karar tarihi ve ihlal edildiği ileri sürülen hak üzerinden taranabilir. Makul süre için aranacak hak başlığı “adil yargılanma hakkı” altındaki “makul sürede yargılanma hakkı” alt başlığıdır. Arama sonucunda çıkan kararlarda dikkat edilecek yer sonuç değil, sürenin nasıl bölümlendiğidir.

AİHM kararları için Mahkeme’nin içtihat veri tabanı kullanılır; Sözleşme’nin 6. maddesi ve “length of proceedings” anahtarı üzerinden Türkiye’ye ilişkin kararlar süzülebilir. Aranan şey emsalin sonucundan çok ölçütün uygulanma biçimidir: aynı süre, farklı nitelikteki iki dosyada farklı sonuç verebildiği için, kendi dosyasına en yakın nitelikteki karara ulaşmak gerekir.

Komisyon’un itiraz üzerine verilen kararları bakımından bir kaynak daha vardır: Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin bu itirazlarda verdiği kararlar. Bunlar Komisyon uygulamasının denetlendiği yer olduğu için, ölçütün sınırlarını göstermek bakımından değerlidir.

Türkiye’de en uzun süren dava ve beş yıl eşiği

Tek bir dosyanın rekor süresi üzerinden yapılan tartışmalar dikkat çekicidir ama hukuken bir ölçüt üretmez. Makul süre değerlendirmesinde karşılaştırma ölçütü başka dosyaların süresi değil, o dosyanın kendi niteliğine göre makul sayılabilecek süredir. On yıl süren karmaşık bir dosyada ihlal bulunmayabilirken, altı yıl süren basit bir dosyada ihlal bulunabilir.

Beş yıl eşiğinin anlamı da budur. Bu süre kanunda yazılı bir sınır değil, ilk derece yargılamalarında makul sürenin aşılmış olabileceğine işaret eden bir göstergedir. Alo Adalet 135’in beş yıllık dava eşiğini benimsemesi, idari başvuru kanalını bu göstergeyle hizalama tercihidir; hattın eşiği aşılmadığı için başvuru alınmaması, o dosyada makul sürenin aşılmadığı anlamına gelmez.

Tersi de doğrudur: hattın eşiği aşılmış olsa bile ihlal otomatik olarak doğmaz. Gecikmenin sebebi tarafın kendi tutumuysa, dosya gerçekten karmaşıksa ya da yargılama sürekli işlem görüyorsa Komisyon ihlal bulmayabilir. Eşik bir kapı değil, bir işarettir.

Bir dava ne kadar sürer, süreyi hangi unsurlar belirler?

Süre, mahkemenin türüne, uyuşmazlığın konusuna, delil durumuna ve bulunulan aşamaya göre değişir. Bilirkişi incelemesi veya keşif gereken dosyalar, yalnızca belge üzerinden karara bağlanabilecek dosyalardan belirgin biçimde uzun sürer. Aynı şekilde tanık sayısı, tebligat sorunları ve dosyanın başka bir dosyanın sonucunu beklemesi süreyi doğrudan etkiler.

Kanun yolu aşaması ayrı bir katman ekler. İstinaf incelemesinin ne kadar süreceği dairenin iş yüküne ve duruşma açılıp açılmamasına göre değişir; temyiz aşaması bunun üzerine binen ek bir süredir. Bu aşamaların işleyişini istinaf nedir, istinaf başvurusu ve süresi ve mahkeme kararının bir üst mahkemeye taşınması yazılarımızda ele aldık.

Konu bazlı süre beklentileri için ayrı yazılarımız var: tazminat davası ne kadar sürer, tazminat davası istinaf mahkemesi ne kadar sürer. Ceza tarafında dosyanın uzun süre kanun yolunda beklemesinin ayrı bir sonucu daha vardır — zamanaşımı — ve bunu Yargıtay’da bekleyen dosya zaman aşımı yazımızda inceledik.

Uzun süren dosyada başvurulabilecek diğer yollar nelerdir?

Alo Adalet 135 dışında da idari kanallar vardır ama her birinin sınırı farklıdır. En basiti, dosyanın bulunduğu mahkemeye ya da Cumhuriyet başsavcılığına yazılı dilekçe vererek bekleyen işlemin yapılmasını talep etmektir. Bilirkişi raporunun gelmemesi, müzekkereye cevap alınamaması, dosyanın duruşmasız beklemesi gibi somut gecikmelerde bu dilekçe çoğu kez en hızlı sonuç veren yoldur.

Hâkimler ve Savcılar Kurulu’na şikâyet ayrı bir yoldur ve amacı farklıdır: bu yol disiplin denetimine ilişkindir, dosyayı hızlandırmaz. Soyut bir memnuniyetsizlik ya da kararın beğenilmemesi şikâyet konusu yapılamaz; ileri sürülen iddianın somut olgu ve belgelerle desteklenmesi gerekir. Genel idari şikâyet kanalı olan CİMER de mahkeme kararlarına ve yargısal takdire müdahale aracı değildir; işleyişini CİMER şikâyeti hakkında bilmeniz gerekenler yazımızda anlattık.

Soruşturma aşamasında bekleyen dosyalar için ise ayrı bir usul işler. Soruşturmanın makul sürede sonuçlandırılmaması hâlinde başvurulabilecek yollar, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi hâlindeki itiraz usulünden farklıdır; bu ayrımı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar yazımızda ele aldık. Kamu davasının hangi anda açılmış sayıldığı da süre hesabını doğrudan etkiler; bunun için kamu davası nedir yazımıza bakılabilir.

Kamu hizmeti hatlarının işlevi neden karıştırılıyor?

Kısa numaralı hatlar hızlı erişim sağladıkları için çoğu kez hak arama yolu sanılır. Oysa bu hatların ortak özelliği, bir talebi kayda alıp yetkili birime iletmeleridir; hukuki sonucu doğuran şey hattın kendisi değil, arkasındaki mevzuattır. Aynı ayrımı sigorta alanındaki ihbar hattı için de kurmuştuk: Alo 193 sigorta hasar ihbar hattı.

Alo Adalet 135 bakımından bu ayrım daha da önemlidir, çünkü hattın konusu olan hakkın kendine ait bir süresi vardır. Hattı arayıp sonuç bekleyen kişi, kesinleşmiş bir dosyada bir aylık müracaat süresini kaçırabilir. Hat bir hatırlatıcı değildir ve süreleri korumaz.

Tazminat Komisyonu Başkanlığı iletişim ve adres bilgileri

Komisyon Başkanlığı, Adalet Bakanlığı’nın kendi sayfasında yayımladığı bilgilere göre Milli Müdafaa Caddesi No: 8, Kat: 5, Bakanlıklar, Kızılay/Ankara adresinde bulunmaktadır; iletişim numarası olarak 0312 549 59 33 duyurulmuştur. Güncel bilgi için Başkanlığın resmî internet sayfası esas alınmalıdır.

Müracaatın mutlaka bu adrese elden teslim edilmesi gerekmez. Kanunun 5. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Cumhuriyet başsavcılıkları aracılığıyla yapılan müracaatlarda başsavcılığa verilen tarih esas alındığı için, bulunulan yerdeki adliyeden müracaat etmek süre bakımından bir kayıp doğurmaz. Elektronik müracaat imkânı da bu yükü hafifletmektedir.

Telefonla yapılan görüşmeler müracaat yerine geçmez. Kanun, müracaatın imzalı bir dilekçeyle ve belirtilen bilgi ve belgelerle birlikte yapılacağını düzenlemiştir. Telefon görüşmesi yalnızca bilgi alma amacı taşır; süre koruyucu bir etkisi bulunmaz.

Dosyanız beş yılı aştıysa hangi sırayla ilerlemeli?

İlk iş, dosyanın kronolojisini çıkarmaktır: dava ne zaman açıldı, hangi tarihlerde hangi işlem yapıldı, hangi aralıklarda dosya hiç hareket görmedi, gecikmelerin hangileri taraflardan hangileri yargı makamlarından kaynaklandı. Bu tablo hem hedef süre değerlendirmesinin hem de makul süre müracaatının temelidir; çıkarılmadan atılan her adım eksik kalır.

İkinci adım, hangi yolun hangi sonucu vereceğini ayırmaktır. Bekleyen somut bir işlem varsa mahkemeye yazılı talep; pilot illerdeyseniz idari bildirim için hat; tazminat ve ivedilik sonucu için 6384 sayılı Kanun kapsamında Tazminat Komisyonu müracaatı. Bunlar birbirinin alternatifi değil, aynı anda kullanılabilen araçlardır ve biri diğerinin süresini durdurmaz.

Dosyanızın süresi ve gecikme sebeplerinin nasıl değerlendirileceği konusunda bir okuma yaptırmak isterseniz Ankara tazminat avukatı sayfamız üzerinden büromuza yazın; müracaat süresi kesinleşmiş dosyalarda bir ayla sınırlı olduğu için değerlendirmeyi geciktirmemekte yarar var.

Sıkça Sorulan Sorular

Alo Adalet 135 nedir?

Alo Adalet 135, makul yargılama süresini aştığı düşünülen dava ve soruşturma dosyalarına ilişkin vatandaş başvurularının telefonla alındığı çağrı hattıdır. Başvurular Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Bürolarına iletilir; hat dosya hakkında karar vermez ve yargılamayı doğrudan hızlandırmaz.

Alo Adalet 135 hangi illerde başladı?

Hizmet 1 Eylül 2026 tarihinde Ankara Batı, İzmir ve Kayseri adliyelerinde pilot olarak başlamıştır. Bu üç adliyenin yargı çevresi dışındaki dosyalar için hattan başvuru yapılamaz; yaygınlaştırma takvimi açıklanmamıştır.

Alo Adalet 135’e kimler başvurabilir?

Dosyanın tarafı olan ve dosyası hâlen açık bulunan kişiler başvurabilir. Eşik, ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye ve bölge idare mahkemelerinde beş yılı aşan dava dosyaları ve üç yılı aşan soruşturma dosyalarıdır.

Makul sürede yargılanma hakkı kaç yıl?

Kanunda sayısal bir süre yazılı değildir. Değerlendirme davanın karmaşıklığı, başvurucunun tutumu, yetkili makamların tutumu ve uyuşmazlığın başvurucu için taşıdığı önem ölçütlerine göre yapılır. İlk derece yargılamasının beş yılı aşması ise makul sürenin aşılmış olabileceğine işaret eden bir gösterge sayılmaktadır.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nereye başvurulur?

Adalet Bakanlığı Tazminat Komisyonu’na müracaat edilir. Dayanak, 6384 sayılı Kanun’un 2. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ile müracaat usulünü düzenleyen 5/A maddesidir. Müracaat Cumhuriyet başsavcılıkları aracılığıyla da yapılabilir.

Tazminat komisyonu ne zaman kuruldu?

Komisyon, 9 Ocak 2013 kabul tarihli ve 19 Ocak 2013 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 6384 sayılı Kanun’la kurulmuştur. Kanunun adı 2 Mart 2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun’la “Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun” olarak değiştirilmiştir.

Tazminat komisyonu kimlerden oluşur?

Komisyon, Adalet Bakanlığı merkez teşkilatı ile bağlı ve ilgili kuruluşlarında çalışan hâkim ve savcılar arasından Adalet Bakanı tarafından atanan dokuz kişiden oluşur. İş durumuna göre üç üyeden oluşan heyetler hâlinde de çalışabilir; kararlar üye tam sayılarının salt çoğunluğuyla verilir.

Tazminat komisyonu hangi davalara bakar?

Yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmaması, mahkeme kararlarının geç veya eksik icrası ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142. maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki koruma tedbiri tazminatları görev alanındadır. İdari nitelikteki soruşturmalardan kaynaklanan başvurular kanunen kapsam dışıdır.

Tazminat komisyonu ne kadar sürede karar verir?

Kanundaki dokuz aylık süre, 2. maddenin birinci ve ikinci fıkraları kapsamındaki müracaatlar için öngörülmüştür. Makul sürede yargılanma iddiasıyla yapılan doğrudan müracaatlar 2. maddenin üçüncü fıkrasına dayandığı için bu sürenin kapsamı dışındadır ve kanunda bunlar için azami karar süresi belirlenmemiştir.

Tazminat komisyonu ne kadar tazminat öder?

Sabit bir tarife bulunmaz; miktar her dosyada ayrı takdir edilir ve takdirde Anayasa Mahkemesi ile AİHM’in emsal kararları gözetilir. Makul süre ihlalinde yalnızca manevi tazminata hükmedilebilir. Ödenmesine karar verilen tutar, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde ödenir.

Tazminat komisyonu kararına itiraz nasıl yapılır?

Tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde, Komisyon aracılığıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz edilir. İtiraz öncelikli iş sayılır ve üç ay içinde karara bağlanır. Mahkeme Komisyon kararını yerinde görmezse işin esası hakkında karar verir; itiraz üzerine verilen kararlar kesindir.

Tazminat komisyonu vekalet ücreti veriyor mu?

6384 sayılı Kanun’un metninde vekâlet ücretine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır; kanun ne lehe hükmedilecek bir ücret ne de aleyhe bir yükümlülük düzenler. Müracaat için avukatla temsil de zorunlu değildir. Buna karşılık müracaat harç ve damga vergisinden müstesnadır.

Tazminat komisyonu üyeye tevzi edildi ne demek?

Müracaatın Komisyon içinde bir üyeye ya da heyete havale edildiğini gösteren işlem kaydıdır. Kanunun 4. maddesi, Komisyon’un iş durumuna göre üç üyeden oluşan heyetler hâlinde çalışabileceğini ve iş bölümünün Başkan tarafından belirleneceğini düzenler. Bu kayıt, sonuç hakkında bir işaret vermez.

Tazminat komisyonu dosya sorgulama nasıl yapılır?

Komisyon Başkanlığı’nın duyurusuna göre UYAP Avukat Portal ve UYAP Vatandaş Portal bu amaçla kullanıma açılmıştır. Elektronik müracaatın kanuni dayanağı 6384 sayılı Kanun’un 5. maddesinin beşinci fıkrasıdır; usul ve esaslar Bakanlıkça belirlendiği için ekran ve adımlar zaman içinde değişebilir.

Tazminat komisyonu adli tatilde çalışır mı?

6384 sayılı Kanun’da adli tatile ilişkin bir hüküm yer almaz; kanun metninde bu ifade hiç geçmez. Komisyon bir mahkeme değil, Adalet Bakanlığı bünyesinde çalışan idari bir kuruldur. Süre hesabına ilişkin tereddüt hâlinde müracaatın beklenmeden yapılması en güvenli yoldur.

Bu metin genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; belirli bir dosya hakkında hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Alo Adalet 135 pilot uygulaması yeni başladığı için işleyişine ilişkin ayrıntılar Adalet Bakanlığı duyurularıyla değişebilir, mevzuat da zaman içinde güncellenebilir. Dosyanızın süresi ve gecikme sebepleri kendi koşullarına göre değerlendirileceğinden, adım atmadan önce bir avukatla görüşmenizi öneririz. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.