Hukuk

Araç Değer Kaybı Avukat Ücretini Kim Öder?

Araç Değer Kaybı Avukat Ücretini Kim Öder

Araç değer kaybı avukat ücretini kim öder sorusunun tek bir cevabı yoktur; çünkü ortada tek bir ücret yoktur. Türk hukuku bu dosyalarda birbirinden tamamen ayrı iki kalem tanır: avukatınızla aranızdaki sözleşmeden doğan akdi vekâlet ücreti ve kararla karşı tarafa yüklenen karşı vekâlet ücreti. Birincisini siz ödersiniz, ikincisini kaybeden taraf öder — ama ikincisi 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinin son fıkrası gereği size değil, doğrudan avukata aittir.

Makale İçeriği

Bu ayrımı yapmayan içerikler soruyu yanlış cevaplar. Aşağıda ücretin hangi aşamada, hangi metne dayanarak ve kimin üzerinde kaldığını dört ayrı merci için (sigortaya başvuru, arabuluculuk, Sigorta Tahkim Komisyonu ve mahkeme) tek tek ele alıyor; harç, gider avansı ve noter masrafları dahil bütün kalemleri kanun lafzıyla gösteriyoruz.

Özet

Araç değer kaybı avukat ücretini kim öder derken tek bir kalemden söz edilemez; ödeyici de, alacaklısı da hangi ücreti ve hangi mercii kastettiğinize göre değişir.

  • Akdi ücret: Avukatınızla yaptığınız sözleşmeden doğar, müvekkil öder. Avukatlık Kanunu m.164/2 gereği dava değerinin yüzde yirmi beşini aşamaz; bu bir tavandır, yaygın oran değildir.
  • Karşı vekâlet ücreti: Kaybeden tarafa yüklenir (HMK m.326) ama m.164/son uyarınca avukata aittir; müvekkilin borcu için takas, mahsup ve haciz konusu yapılamaz.
  • Sigorta şirketi: ZMSS Genel Şartları B.2.4 uyarınca karşı taraf lehine hükmedilen dava masrafı ve avukatlık ücretini ödemekle yükümlüdür; hükmolunan tazminat sigorta bedelini aşarsa ödeme oranlanarak yapılır.
  • Tahkimde rejim farklı: 5684 sayılı Kanun m.30/17’ye göre talebi reddedilenler aleyhine hükmedilecek ücret tarifenin beşte biridir; hakem ücretini Komisyon öder ve Harçlar Kanunu uyarınca tahkim yargılamasında karar-ilam harcı alınmaz.
  • Sigortaya ilk başvuru ücretsizdir: Avukatlık Kanunu m.35/3 herkesin kendi işini bizzat takip edebileceğini söyler; avukat gideri asıl olarak uyuşmazlık aşamasında doğar.

Değer Kaybı Avukat Ücretini Kim Öder? Hukuki Dayanak ve Süreç

Değer kaybı dosyasında avukatlık ücretini kimin ödeyeceği, hangi ücretten söz ettiğinize bağlıdır. Kanun iki ayrı kalem tanımlar ve bunların ödeyicisi de, sahibi de farklıdır. Avukatınıza ödediğiniz ücret sözleşmeden doğar ve dosya sonuçlanmasa bile borcunuz olarak kalır. Kararla karşı tarafa yüklenen ücret ise yargılama giderlerinin bir kalemidir ve kaybeden taraftan alınır.

Yargılama giderlerinden sorumluluğun genel kuralını Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 326. maddesi koyar: Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Aynı maddenin ikinci fıkrası, iki tarafın da kısmen haklı çıktığı hâlde giderlerin haklılık oranına göre paylaştırılacağını söyler. Avukatlık ücretinin bu giderler arasında sayıldığını ise m.323/1-(ğ) bendi açıkça belirtir: Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti.

Akdi vekâlet ücreti: avukatınıza ödediğiniz ücret

Akdi ücret, avukatla müvekkil arasındaki sözleşmeden doğar ve müvekkil tarafından ödenir. Avukatlık Kanunu m.163, avukatlık sözleşmesinin serbestçe düzenlendiğini, ancak belli bir hukuki yardımı ve meblağı yahut değeri kapsaması gerektiğini söyler. Yazılı olmayan anlaşmalar genel hükümlere göre ispatlanır; yani sözlü anlaşma geçersiz değildir, sadece ispatı zordur.

Bu ücretin karşı taraftan tahsil edilmesi kural olarak mümkün değildir. Mahkemenin karşı tarafa yüklediği ücret, sizin avukatınıza ödediğiniz miktarın yerine geçmez; tarifeye göre hesaplanan ayrı bir kalemdir ve çoğu dosyada sözleşme ücretinden farklı çıkar. Bu farkın istisnası HMK m.329’dur: kötüniyetli davalı veya hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan taraf, yargılama giderlerinden başka diğer tarafın vekiliyle aralarında kararlaştırılan vekâlet ücretinin tamamı veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebilir. Tarife tavanının üstüne çıkılabilen tek yol budur.

Karşı vekâlet ücreti: kaybeden öder, ama avukata aittir

Değer kaybı davasını kazandığınızda mahkeme, karşı tarafı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden hesaplanan bir vekâlet ücretine mahkûm eder. Bu ücretin kime ait olduğu, konunun en çok yanlış bilinen tarafıdır. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu‘nun 164. maddesinin son fıkrası hiçbir tereddüde yer bırakmaz:

Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.

Buna karşılık HMK m.330, vekille takip edilen davalarda takdir olunacak vekâlet ücretinin taraf lehine hükmedileceğini söyler. İki hüküm çelişmez: karar metninde ücret sizin adınıza yazılır, çünkü davanın tarafı sizsiniz; ancak alacağın sahibi avukattır. Bu yüzden kararda görünen vekâlet ücretini kendi zararınızın karşılığı sanmak yanlıştır.

Haczedilemezlik kuralı da pratik sonuç doğurur: sizin başka bir borcunuz nedeniyle alacaklılarınız bu kalemin üzerine gidemez. Aynı korumanın devamı m.166’dadır; avukatın, kendi çalışması sonucunda karşı taraftan ilam gereğince tahsil edilecek para üzerinde diğer alacaklılara nazaran rüçhan hakkı vardır. Rüçhan sırası vekâletnamenin düzenlenme tarihine göre belirlenir. Konunun ayrıntısı için kazanılan davada vekalet ücretini kim alır yazımıza bakabilirsiniz.

Davayı kaybederseniz kimin avukatlık ücretini ödersiniz

Değer kaybı talebiniz tamamen reddedilirse HMK m.326/1 işler ve karşı tarafın vekâlet ücreti size yüklenir. Bu ücret, kendi avukatınıza ödediğiniz akdi ücretten bağımsızdır; ikisini birden ödersiniz. Tarife de bu ihtimali ayrıca düzenler: AAÜT m.13/4 uyarınca maddi tazminat istemli davanın tamamının reddi durumunda ücret nispi değil, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümündeki maktu tutar üzerinden hükmolunur. 2026 tarifesinde asliye mahkemelerinde takip edilen davalar için bu tutar 45.000,00 TL’dir.

Talebinizin bir kısmı kabul edilirse tablo değişir. Bu durumda hem lehinize hem aleyhinize ücrete hükmedilir; ancak AAÜT m.13/3 önemli bir sınır koyar: Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. Yani kısmi kabul hâlinde aleyhinize hükmedilecek ücret, lehinize hükmedileni aşamaz. Ayrıntı için kaybedilen davada karşı vekalet ücreti yazımıza bakınız.

Hükmedilen ücretin gizli tavanı: talebinizden büyük olamaz

Değer kaybı dosyaları genellikle küçük tutarlıdır ve bu, tarifenin en çok atlanan kuralını devreye sokar. AAÜT m.13/2 tek cümledir ama sonucu büyüktür: Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.

Pratikte şu anlama gelir: 30.000 TL’lik bir değer kaybı talebi tamamen reddedilirse, aleyhinize hükmedilecek maktu ücret 45.000 TL değil, reddedilen miktarla sınırlı olarak 30.000 TL’ye kadar çıkabilir. Aynı şekilde 20.000 TL’lik talebiniz tamamen kabul edilirse, tarifenin maktu tabanına rağmen lehinize hükmedilecek ücret 20.000 TL’yi aşmaz. Küçük tutarlı dosyalarda "maktu ücret tazminatı yutar" endişesinin kanuni cevabı budur.

SenaryoAkdi ücreti kim öderKarşı vekâlet ücretini kim öderKarşı vekâlet ücreti kimin
Talep tamamen kabulSiz (avukatınıza)Sigorta şirketi / işletenSizin avukatınız (m.164/son)
Talep kısmen kabulSiz (avukatınıza)Haklılık oranına göre paylaşılır (HMK m.326/2)Her iki taraf vekiline kendi payı
Talep tamamen retSiz (avukatınıza)SizKarşı tarafın avukatı
Dosya sulhle biterSiz (avukatınıza)Anlaşmada kararlaştırıldığı gibiKarara bağlanmadıysa doğmaz

Sigorta Şirketi Avukatlık Ücretini ve Dava Masraflarını Öder mi?

Öder; ve bunun dayanağı genel yargılama kuralı değil, poliçenin kendi metnidir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.2.4 maddesi, sigortacının bu yükümlülüğünü ve tek sınırını birlikte düzenler:

Dava açılması halinde, sigortalının ihbarı ile sigortacı takip ve idare etmek üzere davaya her aşamada dahil olur. Sigortalı, sigortacının göstereceği avukata gereken vekâletnameyi vermek zorundadır. Sigortacı karşı taraf lehine hükmedilen dava masrafları ile mahkemece hükmedilen karşı taraf avukatlık ücretlerini ödemekle yükümlüdür. Şu kadar ki, hükmolunan tazminat sigorta bedelini geçerse, sigortacı bu masrafları sigorta bedelinin tazminata oranı dahilinde öder.

Bu metnin 14 Mayıs 2015 tarihli ve 29355 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Genel Şartlar’daki hâli, 1 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren değişiklikten etkilenmemiştir. 12 Haziran 2026 tarihli ve 33278 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklik, B.2 maddesinin yalnızca 2.1 ve 2.3 numaralı fıkralarına dokunmuştur; B.2.4 aynen yürürlüktedir.

Poliçe limiti aşılırsa vekâlet ücretine ne olur

İnternette yaygın olan "poliçe limiti dolduysa avukatlık ücreti hiç ödenmez" ifadesi, hükmün lafzını yansıtmaz. B.2.4’ün son cümlesi bir oranlama kuralıdır: hükmolunan tazminat sigorta bedelini geçerse sigortacı masrafları sigorta bedelinin tazminata oranı dahilinde öder. Yani ödeme sıfırlanmaz, orana indirgenir.

Uygulamada bunun değer kaybı dosyalarındaki karşılığı sınırlıdır. Maddi zararlar teminatı limitleri, tek bir aracın değer kaybı talebine göre yüksek kalır; oranlamanın devreye girmesi çoğunlukla aynı kazadan birden çok hak sahibinin talep ileri sürdüğü, limitin bölüşüldüğü dosyalarda görülür. Buna karşılık kuralın varlığını bilmek, sigortacının vekâlet ücretini eksik ödediği hâllerde hangi cümleye dayanacağınızı gösterir.

Sigortacının gösterdiği avukat kimi temsil eder

B.2.4’ün ilk iki cümlesi, hak sahibini değil sigortalıyı yani kusurlu araç işletenini ilgilendirir. Aleyhine değer kaybı davası açılan işleten, durumu sigortacısına ihbar ettiğinde sigortacı davaya dahil olur ve kendi seçtiği avukatı görevlendirir; işleten bu avukata vekâletname vermek zorundadır. Kendi avukatını tutmakta serbesttir, ancak bunun ücreti B.2.4 kapsamında sigortacıdan istenemez.

Aynı maddenin devamı, ceza kovuşturması bakımından farklı bir kural koyar: sigortalı veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişiler aleyhine cezai kovuşturmaya geçilmesi hâlinde sigortacı savunmaya ancak sanığın izniyle katılır ve yalnız seçtiği avukatın giderlerini öder. Yaralanmalı kazalarda ceza dosyası için ayrı avukatlık gideri doğmasının sebebi budur.

Değer Kaybı Avukat Ücreti Hangi Aşamada Doğar? Dört Merci, Dört Ayrı Rejim

Değer kaybı talebi tek bir yolda ilerlemez ve her yolun kendi ücret rejimi vardır. Bu yüzden avukat ücretinin ne kadar tutacağı, dosyanın hangi aşamada bittiğine göre değişir. Dört aşamayı sırayla ve her birinin dayanağıyla birlikte ele almak, hem masrafı öngörülebilir kılar hem de gereksiz gider yapmayı önler.

Birinci aşama, sigortaya başvurudur ve ücretsizdir. ZMSS Genel Şartları A.5/a, 1 Temmuz 2026’dan bu yana araç hasarı için başvuran hak sahibinin değer kaybı talebinde de bulunmuş kabul edileceğini söyler; ayrı dilekçe, ayrı dosya masrafı ya da ayrı eksper ücreti doğmaz. Değer kaybı tespitini, araç hasarına atanan sigorta eksperi kendi raporunda yapar. Bu aşamada avukat zorunlu değildir.

İkinci aşama arabuluculuktur ve yalnızca sigorta şirketine karşı dava açılacaksa gündeme gelir; ücret rejimi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m.16/2’de düzenlenmiştir. Üçüncü aşama Sigorta Tahkim Komisyonudur; 5684 sayılı Kanun m.30/17 burada tarifenin beşte biri kuralını getirir ve Harçlar Kanunu tahkim yargılamasını karar-ilam harcından muaf tutar. Dördüncü aşama mahkemedir ve genel rejim, yani HMK m.323, m.326 ve m.330 ile AAÜT’nin nispi cetveli uygulanır.

AşamaAvukat zorunlu muÜcret dayanağıKaybedince aleyhe ücretHarç
Sigortaya başvuruHayır (Av.K. m.35/3)Yalnız akdi ücretYokYok
ArabuluculukHayırAAÜT m.16/2YokYok
Sigorta Tahkim KomisyonuHayır5684 m.30/17 + AAÜT m.17/2Tarifenin 1/5‘iKarar-ilam harcı alınmaz
MahkemeHayır (ama pratikte zorunlu)HMK m.326-330 + AAÜT 3. kısımTarifenin tamamıBaşvurma + nispi karar-ilam harcı

Tablonun son iki sütunu, değer kaybı dosyalarında tahkimin neden baskın yol hâline geldiğini tek başına açıklar: kaybetme hâlinde üstlenilen risk beşte bire iner ve karar-ilam harcı hiç doğmaz. Merci seçiminin ücretle ilgili boyutunu aşağıda ayrı bir başlıkta ele alıyoruz; sürecin kendisi için araç değer kaybında sigortaya itiraz ve tahkim süreci yazımıza bakabilirsiniz.

Değer Kaybı Avukat Ücreti Ne Kadar ve Nasıl Belirlenir?

Değer kaybı avukat ücretinin tek bir oranı yoktur; iki ayrı hesap yöntemi vardır. Avukatınıza ödeyeceğiniz akdi ücret sözleşmeyle belirlenir ve kanunun koyduğu tavana tabidir. Mahkemenin veya hakemin karşı tarafa yüklediği ücret ise Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin cetveline göre hesaplanır. İkisi aynı rakam değildir ve birbirinin yerine geçmez.

Avukatlık Kanunu m.164/2: yüzde yirmi beş bir tavandır, yaygın oran değildir

Sözleşmeyle kararlaştırılabilecek en yüksek oranı Avukatlık Kanunu m.164/2 belirler: Yüzde yirmibeşi aşmamak üzere, dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabilir. Bu bir üst sınırdır; kanun hiçbir yerde "avukatlar yüzde şu kadar alır" demez. Oran, tavanın altında serbestçe belirlenir.

Tavanı aşan sözleşme baştan geçersiz olmaz. Avukatlık Kanunu m.163/2 buna ayrı bir sonuç bağlar: Avukatlık ücret tavanını aşan sözleşmeler, bu Kanunda belirtilen tavan miktarında geçerlidir. Aynı fıkra, ifa edilmiş sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülemeyeceğini ve bir hükmün geçersizliğinin sözleşmenin tümünü geçersiz kılmayacağını da söyler.

İki sınır daha vardır. Birincisi tabandır: m.164/4’ün ilk cümlesi uyarınca asgari ücret tarifesinin altında vekâlet ücreti kararlaştırılamaz; ücretsiz dava alınması hâlinde durum baro yönetim kuruluna bildirilir. İkincisi m.164/3’tür: yüzdelik sözleşme, dava konusu para dışındaki mal ve haklardan bir kısmının aynen avukata ait olacağı hükmünü taşıyamaz. Yani avukat, davanın ortağı hâline getirilemez.

Sözleşme yoksa ücret nasıl belirlenir: m.164/4 ve yüzde on ile yirmi aralığı

İnternette sıkça karşınıza çıkan "değer kaybı davalarında avukat yüzde on ile yirmi arasında alır" cümlesinin kaynağı, m.164/4’ün yanlış okunmasıdır. Bu aralık serbest sözleşme oranı değil, sözleşme bulunmadığı hâlde mercinin yapacağı takdirin sınırıdır. Hükmün lafzı şöyledir:

Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde; değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilâmın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir.

Fıkranın üç ayrıntısı genellikle atlanır. Birincisi, takdirin matrahı ilamın kesinleştiği tarihteki müddeabih değeridir; dava açılış değeri değil. İkincisi, hesap yalnızca davanın kazanılan bölümü için yapılır. Üçüncüsü, ölçüt avukatın emeğidir; oran otomatik olarak üst sınırdan uygulanmaz. Değeri para ile ölçülemeyen işlerde ise doğrudan tarife uygulanır.

Bu iki hükmü tek cümlede birleştirip "avukatlar yüzde on ile yirmi beş arası alır" demek, iki ayrı rejimi karıştırmaktır. m.164/2 sözleşmenin tavanını, m.164/4 sözleşmesizliğin çözümünü düzenler.

Karşı tarafa yüklenecek ücret: 2026 tarifesinin nispi cetveli

Karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti, 4 Kasım 2025 tarihli ve 33067 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi‘nin üçüncü kısmındaki dilimli orana göre hesaplanır. Değer kaybı talepleri neredeyse tamamen ilk dilime düştüğü için pratikte geçerli oran yüzde 16‘dır.

Dilim (AAÜT üçüncü kısım)Oran
İlk 600.000,00 TL için%16
Sonra gelen 600.000,00 TL için%15
Sonra gelen 1.200.000,00 TL için%14
Sonra gelen 1.200.000,00 TL için%13
Sonra gelen 1.800.000,00 TL için%11
Sonra gelen 2.400.000,00 TL için%8
Sonra gelen 3.000.000,00 TL için%5
Sonra gelen 3.600.000,00 TL için%3
Sonra gelen 4.200.000,00 TL için%2
18.600.000,00 TL’den yukarısı için%1

Cetvelin üzerine iki sınır biner. AAÜT m.13/1, nispi hesabın davanın görüldüğü mahkeme için öngörülen maktu ücretin altına inemeyeceğini söyler; asliye mahkemeleri için bu tutar 2026 tarifesinde 45.000,00 TL’dir. m.13/2 ise ters yönde çalışır ve hükmedilen ücretin kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceğini belirtir. Değer kaybı gibi küçük tutarlı dosyalarda belirleyici olan ikinci kuraldır.

Üçüncü bir tavan da Avukatlık Kanunu m.169’dan gelir: Yargı mercilerince karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti, avukatlık ücret tarifesinde yazılı miktardan az ve üç katından fazla olamaz. Aynı kural AAÜT m.3/1’de tekrarlanır ve ücretin avukata ait olmak üzere yükletileceği burada da açıkça yazılır; belirlemede avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresi gözetilir.

Hangi tarife uygulanır: dava açılış yılı değil hüküm tarihi

Uzun süren dosyalarda sık sorulan bir sorudur. Cevabı hem Avukatlık Kanunu m.168’in son fıkrasında hem AAÜT m.21’de aynıdır: Avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan Tarife esas alınır. Yani 2024’te açılıp 2026’da karara bağlanan bir dosyada 2026 tarifesi uygulanır.

Bozma sonrası verilen kararlarda da AAÜT m.2/3 uyarınca hükmün verildiği tarihteki tarife esas alınır. Tarifeyi Türkiye Barolar Birliği hazırlar ve Adalet Bakanlığı onayıyla yürürlüğe girer; baroların eylül ayında gönderdiği teklifler yalnızca hazırlık aşamasının parçasıdır. Bu nedenle "falanca barosunun asgari ücret tarifesi" ifadesi hukuken yanlıştır, baro listeleri tavsiye niteliğindedir. Dava türlerine göre güncel rakamlar için 2026 avukat vekalet ücreti rehberimize, değer kaybına özgü oran tartışması için araç değer kaybı davalarında avukatlık ücreti ne kadar yazımıza bakabilirsiniz.

Dosya erken biterse ücret ne olur

İki ayrı kural birlikte çalışır ve sonuçları farklıdır. Avukatınıza karşı olan borcunuz bakımından AAÜT m.5/1 nettir: Hangi aşamada olursa olsun, dava ve icra takibini kabul eden avukat, bu Tarife hükümleri ile belirlenen ücretin tamamına hak kazanır. Dosya ilk celsede sulhle bitse de avukatın tarife ücreti tam doğar.

Karşı tarafa yüklenecek ücret bakımından ise AAÜT m.6/1 devreye girer: uyuşmazlık ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse tarife ücretinin yarısına, sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Maddenin son cümlesi bu ayrımı açıkça korur: bu madde, yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanmaz. Sigorta şirketiyle sulh olurken bu iki kalemin ayrı ayrı düşünülmesi gerekir.

Sigorta Tahkim Komisyonunda Araç Değer Kaybı Avukat Ücretini Kim Öder?

Sigorta Tahkim Komisyonu’nda ücret rejimi mahkemeden temelli olarak farklıdır ve fark, kaybeden tarafın lehinedir. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m.30/17 tek cümlelik bir hükümdür ama değer kaybı dosyalarında merci seçimini büyük ölçüde tek başına belirler:

Talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine hükmolunacak vekalet ücreti, Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde belirlenen vekalet ücretinin beşte biridir.

Aynı kural tarifeye de işlenmiştir. AAÜT m.17/2, Sigorta Tahkim Komisyonları’nın asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla üçüncü kısma göre nispi ücrete hükmedeceğini, ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine bu Tarifeye göre hesaplanan ücretin beşte birine hükmedileceğini söyler. Fıkranın son cümlesi tahkime özgü bir tavan daha getirir: hükmedilen vekâlet ücreti kabul veya reddedilen miktarı geçemez.

Tahkimde hakem ücretini kim öder

Başvurandan alınmaz. 5684 m.30/18 hakemlik ücreti, Komisyona başvuru ücreti ve üyeliğe katılma payının Kurumca belirleneceğini düzenledikten sonra tek cümleyle sonucu koyar: hakem ücreti Komisyon tarafından ödenir. Mahkemedeki bilirkişi ücretiyle karıştırılmamalıdır; orada gider avansından karşılanır ve sonuçta taraflardan birine yüklenir.

Başvurandan alınan iki kalem vardır: kademeli başvuru ücreti ve tebligat gideri. Komisyonun yayımladığı güncel tarife şöyledir.

Uyuşmazlık tutarıBaşvuru ücreti
0 – 8.500 TL600 TL
8.501 – 17.000 TL1.200 TL
17.001 – 85.000 TL1.750 TL
85.001 TL ve üzeriTutarın %1,8’i (en az 1.750 TL)
Tebligat gideri (KEP adresi beyan edenler)75 TL
Tebligat gideri (KEP adresi beyan etmeyenler)325 TL

Bu rakamlar 1 Eylül 2026 itibarıyla Komisyonun kendi başvuru ücretleri sayfasından alınmıştır. Tarife sabit değildir: Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik m.11/3, başvuru ücreti ve katılım payının ocak ve temmuz ayları itibarıyla gözden geçirileceğini söyler; 5684 m.30/22 de kanundaki maktu tutarların ÜFE artışını aşmamak üzere artırılabileceğini düzenler. Başvurudan önce Komisyonun ücret sayfasından teyit etmek gerekir. İtiraz başvurusunda da aynı ücret yeniden yatırılır (m.30/12).

Tahkimde karar ve ilam harcı alınmaz

Tahkimin maliyet avantajının ikinci ayağı, çoğu içerikte hiç geçmeyen bir harç kuralıdır. 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (1) sayılı tarifenin III/1-a bendinde, nispi karar ve ilam harcı binde 68,31 olarak belirlendikten hemen sonra 15 Temmuz 2016 tarihli ve 6728 sayılı Kanunla değiştirilen cümle yer alır: Tahkim yargılamasında bu bent hükümlerine göre harç alınmaz.

Sonuç şudur: mahkemede kazandığınız tutarın binde 68,31’i oranında karar-ilam harcı doğar ve bunun dörtte biri dava açılırken peşin yatırılır. Tahkimde bu kalem hiç doğmaz. Küçük tutarlı değer kaybı dosyalarında iki yol arasındaki fark, yalnız vekâlet ücreti riskinden değil harçtan da kaynaklanır.

Kanun, tarife ve yönetmelik arasındaki fark: kazanan taraf lehine hangi ücret

Beşte bir kuralı, talebi reddedilen taraf içindir. Talebi kabul edilen tarafın avukatı lehine hükmedilecek ücret için kanun bir indirim öngörmez; AAÜT m.17/2 de kazanan taraf bakımından asliye maktusunun altında kalmamak kaydıyla nispi ücreti işaret eder. Buna karşılık Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 19 Ocak 2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmî Gazete ile eklenen m.16/13 hükmü farklı bir cümle kurar:

Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.

Üç metin arasında bir uyumsuzluk vardır: kanun ve tarife yalnız reddedilen taraf aleyhine beşte bir derken, yönetmelik hükmü her iki taraf için de ve asliye maktusu üzerinden beşte bir demektedir. Normlar hiyerarşisinde kanun ve ona dayanılarak çıkarılan tarife üstün olduğundan, kazanan taraf lehine hükmedilecek ücretin nispi hesaplanması gerekir. Kararınızda bu kalemin hangi yönteme göre hesaplandığını kontrol etmek, itiraz gerekçesi bakımından önem taşır. Tahkim sürecinin işleyişi için Sigorta Tahkim Komisyonuna nasıl başvuru yapılır yazımıza bakabilirsiniz.

Tüketici hakem heyeti tuzağı ücreti de etkiler

Değer kaybı talebini tüketici hakem heyetine götürmek, tahkimin bütün ücret avantajını kapatır. 5684 m.30/14 kesindir: Mahkemeye ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca Tüketici Sorunları Hakem Heyetine intikal etmiş uyuşmazlıklar ile ilgili olarak Komisyona başvuru yapılamaz. Dosya bir kez oraya gittiğinde beşte bir kuralından ve harç muafiyetinden yararlanma imkânı kalmaz.

Arabuluculuk Aşamasında Avukatlık Ücreti Ne Olur?

Arabuluculuk, değer kaybı dosyalarında yalnızca bir hâlde zorunludur: sigorta şirketine karşı mahkemede dava açılacaksa. Sigortacıya karşı açılan dava, Türk Ticaret Kanunu m.4/1-(a) uyarınca mutlak ticari davadır; m.5/A ise konusu bir miktar para olan ticari alacak ve tazminat davalarında arabuluculuğa başvurmayı dava şartı hâline getirir. Yalnız kusurlu sürücü veya işletene karşı açılan haksız fiil davasında bu şart aranmaz; Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuruda ise hiç gündeme gelmez, çünkü tahkim dava değildir.

Ücret rejimini AAÜT m.16/2 düzenler ve dört ayrı ihtimali ayrı ayrı ele alır. Anlaşma sağlanırsa avukatlık ücreti tarifenin üçüncü kısmına göre hesaplanan tutarın dörtte bir fazlası olarak belirlenir; miktarı 50.000,00 TL’ye kadar olan arabuluculuk faaliyetlerinde ise maktu ücretin dörtte bir fazlası uygulanır ve bu ücret asıl alacağı geçemez. Anlaşmazlıkla sonuçlanırsa avukat tarifenin birinci kısım birinci bölüm altıncı sırasındaki ücrete hak kazanır; 2026 tarifesinde bu tutar 8.000,00 TL‘dir ve yine asıl alacağı geçemez.

Dördüncü ihtimal, pratikte en çok işe yarayan kuraldır. AAÜT m.16/2-(ç) uyarınca arabuluculuk anlaşmazlıkla biter ve taraf aynı vekille dava yoluna giderse, müvekkilin avukatına ödeyeceği asgari ücret, arabuluculuk aşamasında ödenen maktu ücret mahsup edilerek belirlenir. Aynı avukatla devam etmek, bu kalemin ikinci kez ödenmesini önler.

Arabuluculuğun sonucuAvukatlık ücreti (AAÜT m.16/2)Sınır
Anlaşma (konusu para, 50.000 TL üzeri)Üçüncü kısma göre hesaplananın 1/4 fazlasıAsıl alacağı geçemez
Anlaşma (50.000 TL’ye kadar)Maktu ücretin 1/4 fazlasıAsıl alacağı geçemez
Anlaşma (konusu para ile ölçülemeyen iş)Mahkemeye göre maktu ücretin 1/4 fazlası
Anlaşmazlık8.000,00 TL (1. kısım 1. bölüm 6. sıra)Asıl alacağı geçemez
Anlaşmazlık + aynı vekille davaTarifeye göre belirlenirÖdenen maktu ücret mahsup edilir

Arabulucunun kendi ücreti ayrı bir kalemdir ve taraflarca eşit ödenir. Anlaşma sağlanamazsa 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A-13 uyarınca iki saatlik ücret Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır; taraflardan alınmaz. Vekâletnamenizde alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurma yetkisi yoksa avukatınız bu aşamaya hiç giremez ve dosya baştan tıkanır; ayrıntı için araç değer kaybı vekaletname örneği yazımıza bakınız.

Avukatlık Ücreti Dışında Hangi Masraflar Çıkar?

Avukatlık ücreti, dava masrafının yalnızca bir kalemidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.323 yargılama giderlerini dokuz bent hâlinde sayar ve vekâlet ücretini de bunların arasına koyar. Değer kaybı dosyasında hangi kalemin çıkacağını önceden bilmek, tahkim ile mahkeme arasında seçim yaparken belirleyicidir.

KalemDayanakKim yatırırSonuçta kim öder
Başvurma harcı (maktu)492 s.K. (1) s. tarifeDavacı, dava açarkenKaybeden (HMK m.326)
Karar ve ilam harcı (nispi, binde 68,31)492 s.K. (1) s. tarife III/1-aDörtte biri peşin (m.28/a)Kaybeden
Gider avansıHMK m.120Davacı, dava açarkenKaybeden; kullanılmayan kısım iade
Bilirkişi ve keşif ücretiHMK m.323/1-(d),(e) + m.324Delili isteyen tarafKaybeden
Tebligat ve posta gideriHMK m.323/1-(b)DavacıKaybeden
Vekâletname düzenleme gideriHMK m.323/1-(ç)Vekâlet verenKaybeden
Vekâlet ücretiHMK m.323/1-(ğ) + m.330Kaybeden; alacaklısı avukat

Harç ne kadar ve ne zaman ödenir

Nispi karar ve ilam harcı, hüküm altına alınan değer üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanır. Ödeme zamanını 492 sayılı Kanun m.28/(a) belirler: Karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Aynı bentteki yirmide bir oranı yalnızca ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davaları içindir; değer kaybı maddi zarardır ve indirimli orandan yararlanmaz.

Maddenin son cümlesi çoğu kaynakta atlanır ve pratik bir kolaylık sağlar: Bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmez. Yani kalan harcı ödemeden istinafa gidilebilir. Harç tarifelerindeki maktu tutarlar her takvim yılı başında yeniden değerlenir; işlem yapmadan önce güncel tarifeye bakılmalıdır.

Gider avansı: yatırılmazsa delil düşer

Gider avansı, harçtan ayrı bir kalemdir ve dava açılırken yatırılır. Delil bakımından HMK m.324 ayrı bir yükümlülük getirir: taraflardan her biri, ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır; yatırılmazsa talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. Değer kaybı dosyalarında en kritik delil bilirkişi raporu olduğu için, bu avansın kaçırılması dosyayı dayanaksız bırakır.

Buna karşılık kullanılmayan avans cebinizde kalır. HMK m.333 uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra mahkeme kendiliğinden, yatırılan avansın kullanılmayan kısmının iadesine karar verir; bu kararın tebliğ gideri iade edilecek avanstan karşılanır. Ayrıca m.332/1 gereği yargılama giderlerine mahkemece resen hükmedilir; talep etmeyi unutmanız hakkınızı düşürmez. Yine de dilekçenizde yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini açıkça talep etmek doğru olur.

Noter vekâletname ücreti ve avukatın suret yetkisi

Vekâletname düzenleme gideri iki kalemden oluşur: Harçlar Kanunu’na bağlı (2) sayılı tarifeye göre alınan harç ve Adalet Bakanlığı’nın noter ücret tarifesine göre alınan ücret. Her ikisi de her takvim yılı başında değişir; bu nedenle rakam ezberlemek yerine işlem öncesinde noterlikten teyit almak gerekir. Bu gider HMK m.323/1-(ç) kapsamında yargılama giderlerindendir ve kazanmanız hâlinde karşı taraftan istenebilir.

Sık yapılan gereksiz masraf, her kurum için ayrı ayrı noterden suret çıkarmaktır. Avukatlık Kanunu m.56/1 buna gerek bırakmaz: avukat, vekâletname örneğini çıkarıp aslına uygunluğunu kendi imzasıyla onaylayarak kullanabilir ve bu örnekler bütün yargı mercileri, resmi daire ve kurumlar ile gerçek ve tüzel kişiler için resmi örnek hükmündedir. Bir kez düzenlenen vekâletname, sigorta şirketine, Komisyona ve mahkemeye aynı şekilde ibraz edilebilir.

Masrafı karşılayamıyorsanız: adlî yardım

İki ayrı adlî yardım kurumu vardır ve karıştırılır. Birincisi mahkemeden istenir: HMK m.334 uyarınca kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olanlar, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adlî yardımdan yararlanabilir. m.335 kapsamı sayar: tüm yargılama giderlerinden geçici muafiyet, teminattan muafiyet, giderlerin Devletçe avans olarak ödenmesi ve gerekiyorsa ücreti sonradan ödenmek üzere avukat temini. Adlî yardım hükmün kesinleşmesine kadar devam eder.

İkincisi barodan istenir. Avukatlık Kanunu m.176, adlî yardımı avukatlık ücretlerini ve diğer yargılama giderlerini karşılama olanağı bulunmayanlara bu Kanunda yazılı avukatlık hizmetlerinin sağlanması olarak tanımlar. Başvuru, baro merkezindeki adlî yardım bürosuna yapılır (m.177-178); istek sahibi haklılığını delilleriyle kanıtlamak zorundadır. Talebin reddi hâlinde baro başkanına başvurulabilir ve başkanın kararı kesindir.

Avukata Vekalet Vermeden Değer Kaybı Alınabilir mi?

Alınabilir. Avukatlık Kanunu m.35/1 dava açma ve evrak düzenleme tekelini avukatlara verirken, aynı maddenin üçüncü fıkrası kişinin kendi işi bakımından bu tekeli kaldırır: Dava açmaya yeteneği olan herkes kendi davasına ait evrakı düzenleyebilir, davasını bizzat açabilir ve işini takip edebilir. Değer kaybı sürecinin ilk aşaması olan sigortaya başvuru için avukat hiçbir aşamada zorunlu değildir.

1 Temmuz 2026’dan sonra bu aşama daha da sadeleşti. ZMSS Genel Şartları A.5/(a), araç hasarı için başvuran hak sahibinin değer kaybı talebinde de bulunmuş sayılacağını ve araç hasarına eksper atanması hâlinde tespiti yapan eksperin değer kaybı tutarına ilişkin tespitine de raporunda yer vereceğini söyler. Ayrı dilekçe, ayrı dosya açtırma ya da ayrı ekspertiz ücreti gerekmez. Sigortacı, hesaplanan değer kaybı tutarını nihai eksper raporunun kendisine ulaştığı tarihi takip eden iş günü içinde bildirmek zorundadır.

Avukatlık gideri hangi aşamada anlamlı olur

Uyuşmazlık doğduğu anda. Sigortacının teklifi kabul edilebilir düzeydeyse dosya avukatsız kapanır ve hiçbir vekâlet ücreti doğmaz. Teklif reddedilecek ya da eksik bulunacaksa süreç Sigorta Tahkim Komisyonu’na veya mahkemeye taşınır; işte bu aşamada teknik itiraz gerekçesi yazmak, eksper raporunun yöntemini tartışmak ve süreleri yönetmek gerekir.

Tahkimde de avukatla temsil zorunlu değildir. Ancak dosya hakem önüne gittiğinde ücret riski iki yönlü doğar: kendi avukatınızın akdi ücreti ile talebinizin reddi hâlinde karşı tarafa ödeyeceğiniz tarifenin beşte biri. İkinci kalem, mahkemeye kıyasla düşük olduğu için tahkimde temsil riski daha yönetilebilirdir.

Hasar takip şirketi ve alacağınızı devretme teklifi

Avukat olmayan kişi ve şirketlerin, elinde vekâletname bulunsa dahi yapabileceği iş sınırlıdır. Avukatlık Kanunu m.35/1 uyarınca hukuki meselelerde mütalaa vermek, yargı organları önünde hakları dava etmek ve savunmak, adli işlemleri takip etmek ve bu işlere ait bütün evrakı düzenlemek yalnız baroda yazılı avukatlara aittir. İtiraz dilekçesi yazmak, tahkim başvurusu hazırlamak ve hukuki görüş vermek bu tanımın içindedir.

Kanunun ceza hükümleri iki ayrı modeli hedefler. m.63/3, avukatlık yapma yetkisi olmadığı hâlde muvazaalı yoldan alacak devralarak ve kanunların tanıdığı başka hakları kötüye kullanarak avukata ait yetkileri kullananlar için bir yıldan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezası öngörür. Bu, tam olarak "alacağınızı bize devredin, tahsilatı biz yapalım" modelinin karşılığıdır. m.48 ise ikinci modeli kapatır: Avukat veya iş sahibi tarafından vadolunan veya verilen bir ücret yahut da herhangi bir çıkar karşılığında avukata iş getirmeye aracılık edenler ve aracı kullanan avukatlar altı aydan bir yıla kadar hapisle cezalandırılır. Madde hem aracıyı hem yönlendirilen avukatı cezalandırır.

Bu tür belgelerde asıl risk ücrette değil ibradadır. Belgede ahzu kabz ile birlikte sulh ve ibra yetkisi de varsa, aracı kişi sizin adınıza düşük bir tutara anlaşıp sigortacıyı ibra edebilir; bu durumda değer kaybı, araç mahrumiyeti ve hasar fark bedeli gibi ayrı kalemler zarar görür. Karayolları Trafik Kanunu m.111/1 bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmaları geçersiz sayar; m.111/2 ise yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli anlaşmaların yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebileceğini söyler. Bu iki yıl, m.109’daki zamanaşımından ayrı ve ek bir süredir.

Değer Kaybı Parası Avukatın Hesabına mı Yatar?

Tazminatın avukatın hesabına yatabilmesi, vekâletnamede ahzu kabz yani parayı alma ve teslim alma yetkisinin bulunmasına bağlıdır. Bu yetki yoksa sigorta şirketi ödemeyi doğrudan hak sahibine yapar; avukat tahsilat işlemini yürütemez. Vekâletname metninde yer alması gereken yetkiler için araç değer kaybı vekaletname örneği yazımıza bakabilirsiniz.

Ahzu kabz yetkisi verilmiş olması, paranın avukatta kalacağı anlamına gelmez. Avukatlık Kanunu m.166/1 avukata yalnızca sınırlı bir tutma hakkı tanır: avukat, müvekkili tarafından verilen veya onun namına aldığı malları, parayı ve diğer kıymetleri, avukatlık ücreti ve giderin ödenmesine kadar kendi alacağı nispetinde elinde tutabilir. Alacağını aşan kısmı bekletemez.

Karşı vekâlet ücreti ise zaten sizin paranız değildir. m.164/son gereği bu kalem avukata ait olduğundan, tahsil edilen toplam içinde ayrı bir kalem olarak avukatta kalır. Aynı fıkra bu ücretin iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemeyeceğini, haczedilemeyeceğini söyler; yani sizin başka bir borcunuzdan dolayı bu tutara haciz konulamaz. Dosya sonunda ödemenin dökümünü, tahsil edilen tazminat, karşı vekâlet ücreti, yargılama gideri iadesi ve akdi ücret kalemleri ayrı ayrı gösterilecek şekilde istemek doğru olur.

Değer Kaybını Kim Öder? Avukat Ücretinden Önceki Soru

Avukat ücretinin kime yükleneceği, tazminatın kimden isteneceği belirlendikten sonra anlam kazanır. Değer kaybında karşınızda birbirini dışlamayan üç muhatap vardır ve hangisine yöneldiğiniz hem görevli mahkemeyi hem arabuluculuk şartını hem de vekâlet ücreti rejimini değiştirir.

Sigortacı, Karayolları Trafik Kanunu m.91/1 uyarınca işletenin m.85/1’deki sorumluluğunun karşılanması için zorunlu tutulan poliçeyle sorumludur; sorumluluğu poliçe limitiyle sınırlıdır. İşleten, m.85/1’e göre bağlı olduğu teşebbüs sahibiyle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur; aynı maddenin son fıkrası işleteni sürücünün kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu tutar. Sürücü ise Türk Borçlar Kanunu m.49 uyarınca haksız fiil hükümlerine göre sorumludur.

Muhatap seçimi ücret bakımından şu sonuçları doğurur: sigortacıya karşı dava mutlak ticari dava olduğu için asliye ticaret mahkemesinde görülür ve arabuluculuk dava şartı işler; yalnız sürücü veya işletene karşı açılan dava asliye hukuk mahkemesinde görülür ve arabuluculuk aranmaz. Tahkim yolu ise yalnızca sigortacıya karşı açıktır. Muhatap zincirinin ayrıntısı için araç değer kaybı davası kime açılır yazımıza bakabilirsiniz.

Değer Kaybı Avukatıyla Çalışmanın Avantajları

Değer kaybı dosyasında avukatla çalışmanın karşılığı, sonucun garanti edilmesi değildir; hiçbir avukat sonuç taahhüt edemez. Karşılığı, dosyanın kaybedildiği teknik noktaların önceden kapatılmasıdır. Aşağıdaki başlıklar, bu dosyalarda hakkın fiilen eridiği somut yerleri gösterir; her biri belirli bir kanun maddesine bağlıdır ve her biri hak sahibinin kendi başına da kontrol edebileceği hususlardır.

Merci seçimi geri dönülemez sonuçlar doğurur

Değer kaybı talebini tüketici hakem heyetine götürmek, 5684 m.30/14 uyarınca Sigorta Tahkim Komisyonu yolunu kapatır. Bu, yalnızca usul tercihi değil; beşte bir vekâlet ücreti kuralından, harç muafiyetinden ve hakem ücretinin Komisyonca ödenmesinden vazgeçmek anlamına gelir. Doğru merci sıralamasını dosya açılmadan önce kurmak, sonradan telafi edilemeyen tek karardır.

Süreyi başlatan olay dilekçe değil, belgelerin tesliminden

Karayolları Trafik Kanunu m.99, sigortacının ödeme süresini belgeleri sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü olarak belirler. Bu sürenin dolduğunu gösteremezseniz temerrüt ve dolayısıyla faiz talebi de kurulamaz. Teslim tarihini belgeleyen kayıt (kaşeli alındı, iadeli taahhütlü, KEP) dosyanın en sık atlanan parçasıdır.

Karışan üç süre daha vardır: m.97’deki on beş gün sigortacının yazılı cevap süresidir, ödeme süresi değildir; 5684 m.30/13’teki on beş iş günü cevapsızlık hâlinde Komisyona başvuru için yeterli sayılan süredir; m.109’daki iki yıl ve on yıl ise zamanaşımıdır ve on yıl kaza gününden işler.

İki motorlu araç kazasında ispat yükü hak sahibindedir

Karayolları Trafik Kanunu m.85/2, motorlu araçların birbirine verdiği zararlarda kusursuz sorumluluğu devre dışı bırakır: zarar gören, kazanın oluşumunda işletene veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilere ilişkin bir kusurun varlığını ya da araçtaki bozukluğu ispat etmek zorundadır. Değer kaybı dosyalarının tamamı bu gruba girer. Kusur tespiti bu yüzden dosyanın merkezindedir.

Buna bağlı yaygın bir hata da kolluk tutanağına dayanmaktır. Karayolları Trafik Yönetmeliği m.156/(a)-3 uyarınca kolluk tutanağında kusur oranı yazmaz; yalnızca ihlal edilen kural yazılır. Dilekçede "karşı tarafın yüzde yüz kusurlu olduğu tutanakta belirtilmiştir" kalıbı, çoğu dosyada gerçeğe uymaz ve savunma tarafından kolayca çürütülür.

Kusur indiriminde üç ayrı rejim vardır

Kendi kusurunuz oranındaki indirimin nasıl uygulanacağı, muhataba göre değişir ve bu ayrım tazminatın miktarını doğrudan etkiler. Sigortacıya karşı KTK m.92/(g) işler: hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri teminat dışıdır; indirim kanunen ve kendiliğinden uygulanır. İşletene karşı m.86/2 uygulanır ve hâkim, zarar görenin kusurunu ispat eden davalı bakımından tazminat miktarını indirebilir. Sürücüye karşı ise Türk Borçlar Kanunu m.51 ve m.52 çerçevesinde hâkim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.

Fark şudur: sigortacı bakımından indirim otomatiktir, mahkemede ise takdirlidir. Kanun "indirilir" değil "indirebilir" der; kusur oranı mekanik bir çarpan değildir.

Düşük tutara imza atmak yolu kapatmaz

Sigortacının teklifini kabul edip ibraname imzalamış olmak, çoğu kişinin sandığının aksine dosyayı kesin olarak kapatmaz. KTK m.111/2 açık bir iptal imkânı tanır: Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir. Aranan ölçüt, farkın açıkça belli olmasıdır; ödenen tutar ile bağımsız hesap arasındaki fark somut olarak gösterilmelidir.

Aynı maddenin birinci fıkrası daha da geniştir: bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. "Hiçbir talebim kalmamıştır" tipi genel ibra metinleri, kanunun tanıdığı sorumluluğu peşinen ortadan kaldıramaz.

Değer Kaybı Avukatı Ankara: Bölgesel Hizmetlerin Önemi

Değer kaybı dosyasında şehir sorusunu belirleyen şey, avukatın hangi ilde bulunduğu değil yetki kuralıdır. Dosyanın hangi yerde açılabileceğini kanun ve poliçe metni belirler; avukatın bulunduğu il bu listeyi genişletmez ya da daraltmaz. Çorlu, Tekirdağ, İzmir veya Ankara farkı, yetkili mercilerin listesinde değil dosyanın fiilen nereden yürütülebileceğindedir.

Yetkili mahkeme: kanun ile poliçe metni aynı şeyi söylemiyor

Karayolları Trafik Kanunu m.110/2, motorlu araç kazalarından doğan hukuki sorumluluk davaları için üç yer sayar: sigortacının merkez veya şubesinin bulunduğu yer, sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer ve kazanın meydana geldiği yer. Genel yetki kuralı gereği davalının yerleşim yeri mahkemesi de her hâlde açıktır.

ZMSS Genel Şartları’nın C.7 maddesi ise aynı listeye bir seçenek daha ekler ve bu ayrım kaynakların neredeyse tamamında atlanır:

Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın meydana geldiği yer mahkemesinde ya da zarar görenin ikametgâhının bulunduğu mahkemede de açılabilir. Uyuşmazlığın çözümü için Sigorta Tahkim Komisyonuna da başvurulabilir.

Yani zarar görenin ikametgâhı seçeneği Kanun metninde değil, poliçenin ayrılmaz parçası olan Genel Şartlar’da yer alır. Kazayı başka bir ilde geçirmiş olsanız da kendi ilinizdeki mahkemede dava açabilmenizin dayanağı budur. Görevli mahkeme ise davalıya göre belirlenir: sigortacı davalıysa asliye ticaret, yalnız sürücü veya işleten davalıysa asliye hukuk mahkemesi.

Tahkimde başvuru yeri daha da esnektir

Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik m.16/1’e göre başvuru, başvuru yapan kişinin ikametgâhının bulunduğu ya da rizikonun gerçekleştiği yerdeki büroya veya doğrudan Komisyonun elektronik ortamına yapılabilir. Elektronik başvuru imkânı sayesinde dosyanın hangi ilden yürütüldüğü pratikte belirleyici olmaktan çıkar; hakemler yalnızca kendilerine verilen evrak üzerinden karar verir, duruşma yapılmaz.

Başka ildeki bir avukatla çalışmanın önünde de engel yoktur. Avukatlık Kanunu m.56/1 uyarınca avukatın kendi imzasıyla onayladığı vekâletname örneği bütün yargı mercileri ve kurumlar için resmi örnek hükmündedir; m.171/2 ise vekâletnamede genel yetki varsa yeniden vekâlet almaya gerek kalmadan işin başka bir avukatla birlikte veya başka bir avukata verilerek takip ettirilebileceğini düzenler. Bu yetkilerin metinde açıkça bulunması gerekir.

Ücret şehre göre değişir mi

Karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti bakımından değişmez. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Türkiye genelinde tek metindir ve Türkiye Barolar Birliği’nce hazırlanıp Adalet Bakanlığı onayıyla yürürlüğe girer (Av.K. m.168). Baroların internet sitelerinde yayımladığı listeler tavsiye niteliğindedir ve mahkemenin hükmedeceği ücreti belirlemez.

Akdi ücret ise sözleşmeyle belirlendiği için serbesttir; ancak serbestlik iki yönden sınırlıdır. Alt sınır tarifedir (m.164/4 ilk cümle), üst sınır ise dava değerinin yüzde yirmi beşidir (m.164/2). Bu iki sınır her ilde aynıdır.

Avukatlık Ücretine İtiraz: Nereye Başvurulur?

Avukatınızla ücret konusunda uyuşmazlığa düşerseniz gidilecek yol, sözleşmenin durumuna göre değişir. Yazılı bir ücret sözleşmesi varsa uyuşmazlık genel hükümlere göre çözülür. Sözleşme yoksa, belirgin değilse, tartışmalıysa veya ücrete ilişkin hükmü geçersiz sayılmışsa Avukatlık Kanunu m.164/4 devreye girer ve ücret, ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından yüzde on ile yüzde yirmi arasında belirlenir.

Bu noktada yaygın bir bilgi eskimiştir. Avukatlık Kanunu m.167, avukat ile müvekkil arasındaki anlaşmazlıkların baro hakemliğiyle çözülmesini düzenliyordu; ancak bu madde Anayasa Mahkemesi’nin 3 Mart 2004 tarihli, E.2003/98 ve K.2004/31 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Bugün "ücret uyuşmazlığı baro hakem kuruluna götürülür" diyen kaynaklar yürürlükten kalkmış bir hükme dayanmaktadır.

Avukatı azlederseniz ya da avukat işi bırakırsa ücret ne olur

Avukatlık Kanunu m.174 iki yönü ayrı ayrı düzenler ve sonuçlar birbirinin tersidir. Avukat işi haklı bir sebep olmaksızın bırakırsa hiçbir ücret isteyemez ve peşin aldığı ücreti geri vermek zorundadır. Buna karşılık müvekkil avukatı azlederse ücretin tamamı verilir; şu kadar ki avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmişse ücret ödenmesi gerekmez.

Maddenin üçüncü fıkrası da pratiktir: anlaşmaya göre peşin verilmesi gereken ücret ödenmezse avukat işe başlamakla zorunlu değildir ve bundan doğabilecek sorumluluk iş sahibine aittir. Avukat değiştirmeyi düşünüyorsanız, azil ve istifanın usulü ile sürelerini (HMK m.81-83) dosyanın aşamasıyla birlikte değerlendirmek gerekir.

Meslek kuralı ihlali iddiası: baroya bildirim

Ücret miktarına ilişkin uyuşmazlık ile meslek kuralı ihlali iddiası ayrı yollardır. Ücret alacağının miktarı yargılamanın konusudur; buna karşılık avukatın meslek kurallarına aykırı davrandığı iddiası bağlı bulunduğu baroya bildirilir. Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği m.12 uyarınca ihlal herhangi bir şekilde tespit edilirse baro re’sen disiplin soruşturması açar; bildirim için ayrıca menfaat ilişkisi aranmaz.

Sıkça Sorulan Sorular

Araç değer kaybı avukat ücretini kim öder?

İki ayrı ücret vardır. Avukatınıza ödediğiniz akdi ücreti siz ödersiniz; kararla karşı tarafa yüklenen vekâlet ücretini ise kaybeden taraf öder. İkinci kalem Avukatlık Kanunu m.164/son uyarınca size değil doğrudan avukata aittir ve iş sahibinin borcu nedeniyle takas, mahsup veya haciz konusu yapılamaz.

Araç değer kaybı avukat ücreti ne kadardır?

Sabit bir oran yoktur. Avukatlık Kanunu m.164/2 sözleşmeyle kararlaştırılacak ücrete dava değerinin yüzde yirmi beşi oranında bir tavan koyar; bu bir üst sınırdır, uygulanan oran değildir. Alt sınır ise Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’dir, tarifenin altında ücret kararlaştırılamaz.

Araç değer kaybında avukat yüzde kaç alır?

Kanunda böyle bir yüzde belirlenmemiştir. İnternette sık geçen yüzde on ile yirmi aralığı, Avukatlık Kanunu m.164/4’ten gelir ve serbest sözleşme oranı değildir; yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı veya geçersiz sayıldığı hâllerde yetkili mercinin yapacağı takdirin sınırıdır. Matrah da ilamın kesinleştiği tarihteki dava değeridir ve hesap yalnızca kazanılan bölüm için yapılır.

Değer kaybı parası avukatın hesabına mı yatar?

Yalnızca vekâletnamede ahzu kabz yetkisi varsa. Bu yetki yoksa sigorta şirketi ödemeyi doğrudan hak sahibine yapar. Yetki verilmiş olsa bile avukat, Avukatlık Kanunu m.166 uyarınca parayı ancak kendi alacağı nispetinde elinde tutabilir; alacağını aşan kısmı bekletemez.

Sigorta şirketi avukatlık ücretini öder mi?

Öder. ZMSS Genel Şartları B.2.4 uyarınca sigortacı, karşı taraf lehine hükmedilen dava masrafları ile mahkemece hükmedilen karşı taraf avukatlık ücretlerini ödemekle yükümlüdür. Tek sınır oranlamadır: hükmolunan tazminat sigorta bedelini geçerse bu masraflar sigorta bedelinin tazminata oranı dahilinde ödenir.

Sigorta Tahkim Komisyonunda vekâlet ücreti nasıl hesaplanır?

5684 sayılı Kanun m.30/17 uyarınca talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine hükmolunacak vekâlet ücreti, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde belirlenen ücretin beşte biridir. Kazanan taraf lehine ise tarifenin üçüncü kısmına göre nispi ücrete hükmedilir; hükmedilen ücret her hâlde kabul veya reddedilen miktarı geçemez.

Tahkimde hakem ücretini başvuran mı öder?

Hayır. 5684 sayılı Kanun m.30/18 hakem ücretinin Komisyon tarafından ödeneceğini açıkça belirtir. Başvurandan alınan kalemler kademeli başvuru ücreti ile tebligat giderinden ibarettir. Ayrıca Harçlar Kanunu’na bağlı tarife uyarınca tahkim yargılamasında karar ve ilam harcı alınmaz.

Araç değer kaybı avukatsız alınabilir mi?

Alınabilir. Avukatlık Kanunu m.35/3 uyarınca dava açmaya yeteneği olan herkes kendi işini bizzat takip edebilir. Sigortaya başvuru aşamasında avukat zorunlu değildir; ZMSS Genel Şartları A.5/a gereği araç hasarı için başvuran hak sahibi değer kaybı talebinde de bulunmuş sayılır ve ayrı dilekçe ya da ayrı ekspertiz ücreti doğmaz.

Değer kaybı için avukata vekâletname vermek zorunlu mu?

Avukatla çalışacaksanız zorunludur; HMK m.77 uyarınca vekâletnamesini vermeyen avukat dava açamaz ve yargılamayla ilgili hiçbir işlem yapamaz. Metinde ahzu kabz, sulh, ibra ve alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurma yetkilerinin bulunması önemlidir; bu sonuncusu olmadan arabuluculuk aşamasına girilemez.

Davayı kaybedersem karşı tarafa ne kadar avukatlık ücreti öderim?

Maddi tazminat istemli davanın tamamen reddi hâlinde AAÜT m.13/4 uyarınca maktu ücrete hükmolunur; 2026 tarifesinde asliye mahkemeleri için bu tutar 45.000,00 TL’dir. Ancak m.13/2 gereği hükmedilen ücret reddedilen miktarı geçemez, dolayısıyla küçük tutarlı dosyalarda ödenecek ücret talep ettiğiniz miktarla sınırlı kalır.

Araç değer kaybı davası masrafları nelerdir?

Başvurma harcı, nispi karar ve ilam harcı, gider avansı, tebligat ve posta gideri, bilirkişi ile keşif ücreti, vekâletname düzenleme gideri ve vekâlet ücreti. Bunların tamamı HMK m.323’te yargılama gideri olarak sayılır ve m.326 uyarınca kural olarak aleyhine hüküm verilen taraftan alınır.

Yatırdığım gider avansının kalanı iade edilir mi?

Edilir. HMK m.333 uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra mahkeme kendiliğinden, yatırılan avansın kullanılmayan kısmının iadesine karar verir. Ayrı bir talep gerekmez; kararın tebliğ gideri iade edilecek avanstan karşılanır.

Arabuluculuk aşamasında avukatlık ücreti doğar mı?

Doğar. AAÜT m.16/2 uyarınca anlaşma sağlanırsa ücret tarifeye göre hesaplananın dörtte bir fazlasıdır; anlaşmazlıkla sonuçlanırsa 2026 tarifesinde 8.000,00 TL’dir. Anlaşmazlık hâlinde aynı vekille dava açılırsa bu maktu ücret sonraki ücretten mahsup edilir.

Avukatlık ücreti uyuşmazlığı baro hakem kuruluna götürülür mü?

Hayır, bu bilgi eskimiştir. Baro hakemliğini düzenleyen Avukatlık Kanunu m.167, Anayasa Mahkemesi’nin 3 Mart 2004 tarihli, E.2003/98 ve K.2004/31 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Ücret alacağı uyuşmazlıkları genel hükümlere göre çözülür; meslek kuralı ihlali iddiası ise ayrıca baroya bildirilir.

Araç değer kaybı nedir?

ZMSS Genel Şartları A.5/a’ya göre değer kaybı, aracın kaza tarihinden önceki ikinci el satış değeri ile onarılmasından sonraki ikinci el satış değeri arasındaki farktır. Tespit, Kurum tarafından belirlenen usule göre atanan sigorta eksperince; aracın markası, yaşı, modeli, kullanılmışlık düzeyi, hasar gördüğü kısımları ve geçmiş hasar durumu dikkate alınarak yapılır.

Değer Kaybı Dosyanızda Ücret Planını Baştan Kurun

Araç değer kaybı avukat ücretini kim öder tartışmasında asıl belirleyici olan oran değil, mercii seçimidir. Sigortaya başvuru ücretsizdir; tahkimde karar-ilam harcı doğmaz ve kaybetme riski tarifenin beşte biriyle sınırlıdır; mahkemede ise hem harç hem tam tarife devreye girer. Bu üç ihtimali dosya açılmadan önce yan yana koymak, sonradan telafisi olmayan tek karardır.

Talebinizin tutarını önceden görmek için araç değer kaybı hesaplama sayfamızı kullanabilir, sigortacının savunma ekseninde nasıl hareket ettiğini görmek için araç değer kaybı davası cevap dilekçesi yazımızı inceleyebilirsiniz. Trafik kazasından doğan diğer tazminat kalemlerinde ücretin nasıl hesaplandığı için trafik kazası tazminat davalarında avukatlık ücretleri yazımıza bakabilirsiniz. Dosyanızın hangi aşamada olduğunu ve hangi yolun uygun düştüğünü birlikte değerlendirmek isterseniz araç değer kaybı avukatı sayfamızdaki iletişim kanallarını kullanabilirsiniz.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir uyuşmazlık hakkında hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat, tarifeler ve içtihat zamanla değişebildiğinden, işlem yapmadan önce güncel durumu bir avukatla görüşerek değerlendirmenizi öneririz. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir